Ağzı Olan Ama Anüsü Olmayan 500 Milyon Yıllık Canlının Sırrı Çözüldü

Bilim insanları, ağzı olan ancak anüsü bulunmayan mikroskopik, omurgalı bir yaratığın evrimsel gizemini çözdüklerini açıkladı. Bilim insanlarının, fosiller üzerindeki incelemeleri sürüyor.

500 milyon bu küçük fosil 2017’de ilk keşfedildiğinde, bu deniz canlısının insanoğlunun bilinen en eski atası olabileceği belirtilmişti.

Latince adı Saccorhytus coronarius olan yaratık, geçici olarak deutorostom (ilk ağızdan bağımsız gelişmiş ağzı bulunan) canlılar grubuna konulmuştu. Bunlar insanlar da dahil, omurgalı canlıların ilkel ataları.

Şimdi yapılan yeni bir araştırmaysa Saccorhytus’un tamamen farklı bir canlı grubuna konulması gerektiğini gösterdi.

Çin ve İngiltere’deki araştırmacılar, yaratığın çok ayrıntılı röntgen analizini yaptı ve örümcekler ile böceklerin ataları olan ectozoan grubuna dahil edilmesi gerektiğini söylediler.

Bu evrimsel kafa karışıklığının bir nedeni de hayvanda anüs bulunmamasıydı.

Saccorhytus’u ayrıntılı araştıran uzmanlardan Bristol Üniversitesi’nden Emily Carlisle BBC’ye yaptığı açıklamada, “Biraz kafa karıştırıcı, çoğu ectozoanın anüsü vardır. Peki bunun niye yoktu?” dedi.

Emily Carlisle, “ilginç bir seçeneğin” tüm bu grubun daha önceki atalarının anüsü olmaması ve Saccorhytus’un bundan sonra evrimleşmesi olduğunu belirtti ve ekledi:

“Belki kendi evrimi sırasında anüs kaybolmuştur, belki de ihtiyacı yoktur çünkü tek bir noktada kalıp, tek bir delikle her şeyi halledebiliyordur.”

Ancak Saccorhytus’un yaşam ağacındaki yerinin değiştirilmesinin asıl nedeni, ilk bakışta ağzın etrafındaki deliklerin solungaç olarak algılanmasıydı. Bu deutorostomlarda görülen ilkel bir özellik.

Uzmanlar, güçlü röntgen cihazlarıyla 1 milimetrelik yaratığı daha yakından incelediklerinde bunların aslında kopmuş omurgaların yuvaları oldukların fark etti.

Bu fosilleri inceleyen bilim insanları her bir hayvanı yaşam ağacının bir yerine koymaya çalışıyor ve böylece de nereden gelip, nasıl evrimleştikleri konusunda bir resim sunuyor.

Carlisle “Saccorhytus okyanus dibinde yaşıyor, omurgaları yerinde kalabilmesini sağlıyordu” dedi ve ekledi:

“Orada öylece durduğunu sanıyoruz. Bazıları günümüzde yaşayanlara benzeyen, çoğu da uzaylı gibi görünen hayvanların arasında, çok garip bir ortamda.”

Galler’de bulunan kayalardaki fosiller üzerinde inceleme sürüyor.

Carlisle’a göre “Bu ortamla ilgili öğreneceğimiz çok şey var. Paleontoloji araştırmaları yaptıkça ne kadar çok bilinmeyen olduğu fark ediliyor. Bu yaratık ve yaşadığı ortam hakkında şimdilik sadece yüzey kazınıyor.”

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Kur Korumalı Mevduata Geçen Şirketlere Kredi Kolaylığı

Bankaların döviz mevduatlarını, Kur Korumalı Mevduata (KKM) dönüştürme hedeflerini gerçekleştirebilmek için KKM’ye geçen şirketlere kredi kolaylığı sağladığı öğrenildi.

Dünya gazetesinden Şebnem Turhan’ın bankacılık kaynaklarına dayandırdığı haberine göre bankalar, ticari kredi başvurusunda bulunan müşterilerine döviz mevduatını KKM’ye dönüştürmesi durumunda bunu teminat olarak kabul edeceğini bu yöntemi izlediğinde ise avantajlı kredi faizi oranları vereceğini belirtiyor.

Döviz mevduatını KKM’ye çeviren müşterilerine kamu bankaları yüzde 14, özel bankalar ise yüzde 17-18 ticari kredi faizi uygulamaya başladı. Bu durum da bankalar arası döviz mevduatı geçişini hızlandırdı.

Döviz mevduatını KKM’ye döndürdüğünde bunu kredi için teminat kabul eden bankalar mevduat faizi uygulaması konusunda da avantajlı durumda bulunuyor. Öyle ki dövizden KKM’ye dönüşen hesaplarda bankacılık sektörü güncel TL mevduat faiz oranı yüzde 22-23 seviyesinde olsa bile yüzde 17’den fazla faiz uygulayamıyor. Yönetmelik gereği KKM faizi politika faizi olan yüzde 14’ün üç puan üzerine kadar verilebiliyor.

Aradaki kur farkı da Merkez Bankası tarafından karşılandığı için bankalar bu sistemle faiz oranlarını da güncel faizden daha düşük olarak müşterisine sunabiliyor. Böylelikle hem dövizden dönüşüm hedefinin tutturulması kolaylaşıyor, hem kredi ile kaynak yaratılmış oluyor hem de düşük faiz oranları ile maliyetleri de azalmış oluyor.

TCMB 30 Haziran’da zorunlu karşılık ve ihbarlı döviz hesaplarında uygulanan yüzde 1,5 seviyesindeki komisyon oranının yüzde 5 seviyesine yükseltilmesine karar vermişti.. Ayrıca, dönüşüm oranı gerçek ve tüzel kişiler için ayrı ayrı yüzde 10’a ulaşamayan bankalardan iki katı oranında komisyon alınması uygulamasının kaldırıldığı aktarılmıştı.

KKM nedir?

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nca, her gün saat 11.00’de dolar, euro ve sterlin üzerinde alış kuru duyurulmaktadır.

Kur dönüşüm miktarı miktarı oranlanırken vade nihayetindeki TCMB dolar, euro ve sterlin alış kuru ile ilk zamanda yürürlükte olan TCMB USD, EUR ve GBP alış kuru arasındaki oransal ayrım göz önünde bulundurulacaktır.

KKM TL Hesabı ile alakalı bütün tediyeler Türk Lirası cinsinden yapılır. Açılışta her zaman TCMB tarafından duyurulan USD, EUR ve GBP döviz kuru dikkate alınır.

KKM hesabı nasıl açılır?

Kur Korumalı Mevduat Hesabı, hali hazırda müşterisi olduğunuz bankanın mobil internet bankacılığı ya da bankanın uygulamaları üzerinden açılabilir.

Aynı zamanda bank şubesine giderek KKM hesabı başvurusunda bulunabilirsiniz. Kur Korumalı Mevduat TL hesabı açtırmak için müşterisi olduğunuz banka önemli değildir. Dilediğiniz bankada bu işlemi gerçekleştirebilirsiniz.

Paylaşın

ABD’de Türkiye’ye S-400 Tepkisi: Yaptırımların Açık İhlali Olur

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Senatosu’nun Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Bob Menendez Türkiye’nin Rusya’dan bir parti daha S-400 alacağına ilişkin Rus haber ajansı TASS’ta yayımlanan habere tepki gösterdi.

Menendez “Türkiye’nin Rus savunma sektörüyle ilişkilerinin genişlemesi büyük bir hata olur” dedi.

Demokrat Senatör Menendez, VOA Türkçe’nin aktardığı yazılı açıklamasında, “Türkiye’nin Rusya’dan bir başka S-400 füze savunma sistemi satın almayı değerlendirdiği haberleri konusunda son derece endişeliyim” diyerek, bunun Amerika’nın Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Yasası’nın (CAATSA) açık bir ihlali olacağını vurguladı.

Menendez, “Rusya Ukrayna’yı zalim ve yasa dışı şekilde işgal etmeye devam ederken Türkiye’nin Vladimir Putin gibi bir savaş suçlusuyla askeri işbirliğini tamamen reddederek, NATO’ya, bölgesel barış ve güvenliğe yönelik taahhüdünü güçlü şekilde gösterme sorumluluğu ve fırsatı var” ifadelerini kullandı.

‘Türkiye’nin rotasını değiştireceğini umuyorum’

Senatör Menendez, “Yunanistan’ın hava sahasında düşmanca ihlallerin devam etmesi ve İsveç ile Finlandiya’nın NATO üyeliklerinin geciktirilmesinin gölgesinde, Türkiye’nin rotasını değiştirmesini ve bölgede yapıcı bir ortak olarak savunma ittifakına karşı sorumluluklarını yerine getirmesini umuyorum” dedi.

Menendez, “Amerika net olmalı. Türkiye’nin Rus savunma sektörüyle ilişkilerinin genişlemesi Avrupa’da NATO müttefiklerimiz ve ortaklarımızın güvenliğini tehlikeye atacak büyük bir hata olur” ifadelerini kullandı.

Rus haber ajansında böyle bir haberin yer alması, Amerika ve Türkiye arasında F-16 savaş uçağı alımı ve modernizasyonu konusunda teknik görüşmelerin dördüncüsünün Washington’da yapıldığı bir döneme rastladı.

Savunma Sanayi Başkanlığı ise Rus haber ajansında yer alan haberden yaklaşık beş saat sonra yaptığı iki cümlelik açıklamasında, ‘‘Yeni bir gelişme söz konusu değil. İlk gün yapılan anlaşmaya göre süreç devam etmektedir’’ ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

AYM, Fiyat İstikrar Komitesi Kararnamesini İptal Etti

Anayasa Mahkemesi (AYM), 30 Haziran 2021’de yayımlanan Fiyat İstikrar Komitesi kuruluşuna ilişkin Cumhurbaşkanı kararnamesinin anayasaya aykırılığı gerekçesiyle iptaline dair gerekçeli kararı yayımlandı.

AYM’nin Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yer alan 1 Haziran tarihli kararına göre, Fiyat İstikrar Komitesi’nin oluşumu ve görevlerini içeren Cumhurbaşkanı kararnamesinin iptal istemi Engin Altay, Özgür Özel, Engin Özkoç ve 132 milletvekili tarafından yapıldı.

Başvuruyu inceleyen yüksek mahkeme, Cumhurbaşkanı kararnamesi ile düzenlenen Fiyat İstikrar Komitesi’nin kuruluş ve işleyişinin kanunla düzenlemesi gerektiğine vurgu yaparak, söz konusu kararnamenin tümünü anayasaya aykırı olması gerekçesiyle oy çokluğuyla iptal etti.

Fiyat istikrarının sağlanması amacıyla kurulan ve Hazine ve Maliye Bakanı başkanlığında bugüne kadar toplantılar yapan Fiyat İstikrar Komitesi’nin varlığı böylece kaldırılmış oldu.

Fiyat İstikrarı Komitesi Nedir?

Fiyat İstikrarı Komitesi, fiyat istikrarının kalıcı olarak tesis edilmesi ve sürdürülmesini sağlamak amacıyla Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kurulmuştu.

Fiyat İstikrarı Komitesinin, Hazine ve Maliye Bakanlığının koordinasyonunda, Hazine ve Maliye Bakanı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, Sanayi ve Teknoloji Bakanı, Tarım ve Orman Bakanı, Ticaret Bakanı, Strateji ve Bütçe Başkanı ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanından oluşmaktadır.

Fiyat İstikrarı Komitesinin görev ve yetkileri ise şöyle; Para ve maliye politikaları arasındaki eşgüdümü gözetmek suretiyle fiyat istikrarını sağlamaya yönelik yapısal politika önerileri geliştirmek. Fiyat istikrarını tehdit eden riskleri izleyerek alınması gereken tedbirleri belirlemek ve ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından uygulanmasını sağlamaya yönelik kararlar almak. Kamu tarafından belirlenen ya da yönlendirilen fiyatların, fiyat istikrarı odağında uygulanmasını sağlamaya yönelik kararlar almak.

Paylaşın

CHP, Ödenemeyen Elektrik Faturaları İçin Fon Kuracak

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, iktidara gelmeleri halinde abonelerin elektriğini kesmek yerine öncelikle voltajını düşüreceklerini, ödenmeyen faturaların bedelini karşılayacak bir fon kuracaklarını söyledi.

Dünya’dan Mehmet Kara’ya konuşan CHP Enerji Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, partisinin enerji meselesine bakışını ve iktidara gelmeleri halinde neler yapacaklarını anlattı.

Türkiye’nin enerjide dışa bağımlı hale geldiğini belirten Kaya, “Yenilenebilir enerjiye, dışa bağımlı olmadığımız yatırımlara yeteri kadar destek verilmedi. Mış gibi yapıldı. Sonunda dışa bağımlı, fiyatların çok yüksek olduğu bir noktadayız. Üstüne üstlük neredeyse tamamı özelleştirilmiş sektör vatandaşı müşteri gibi gördü ve sonuç pahalılık. Bir özel şirket kâr amaçlı hareket eder. Kamunun rolü net belli değilse bütün fiyat, zam, sıkıntı vatandaşın sırtına biner.” dedi.

Kaya, “Siz yönetime gelirseniz nasıl çözeceksiniz?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

Plansız, programsız enerji politikaları nedeniyle neredeyse tamamı özelleşmiş, kamunun rolünün ortadan kalkmış olduğu bir sistemde, insan hakkı olan enerjiye ulaşmanın neredeyse zor olduğu, faturaların ödenemez durumda olduğu bir noktaya geldik. Türkiye’de enerji faturaların bu kadar yüksek olmasının en önemli nedeni kamunun rolünü ortadan kalkmış olması. 85 milyon nüfusumuzun 85 milyon müşteri olarak gösterilmesi.

Biz şunu söylüyoruz: Asgari enerjiye erişim, temel bir insan hakkıdır. Doğal bir haktır. Temel bir hak olan enerjiye ulaşım hakkı kapsamında enerji faturalarını ödeyemeyen vatandaşlarımızın kış aylarında elektrik ve doğalgazı kesilmeyecek.

Bütün dünyada, gelişmiş ülkelerde var bu. Eğer insan hakkıysa enerjiye ulaşılması, ödenebilir şartlarda olması gerekiyorsa; o zaman vatandaşın parası yok diye karanlığa mahkum edilemez. Bu kadar. Ne yapılır? Bir uyarı anlamında voltaj düşüklüğü yapılır. Başka ne yapılır? Bir enerji fonu aracılığıyla sistem oluşturulur ve bu sistem üzerinden o enerji faturaları ödenir.

Sanayi tarifesinde farklı uygulamalar yapacağız. Sanayicimiz enerji faturalarında sürprizlerle karşı karşıya kalmayacak. Şu anda Türkiye’de üreticimizin, sanayicimizin en büyük sıkıntısı enerji fiyatlarındaki bilinmezlik, öngörülemezlik ve istikrarsızlık. Bunu ortadan kaldıracağız ki; sanayicimiz yeteri kadar üretim yapsın, büyüsün, istihdamı artırsın ve ülke kalkınsın.

Paylaşın

Cezayir’de Orman Yangınları: 26 Kişi Hayatını Kaybetti

Cezayir’de Ağustos ayının başından bu yana 106 noktada çıkan orman yangınlarında 2 bin 500 hektardan fazla ormanlık ve makilik alan yandı. Et-Tarif ile Setif kentlerindeki orman yangınlarında 26 kişi yaşamını yitirdi.

Kuzey Afrika ülkesi Cezayir’de Ağustos ayının başından bu yana devam eden orman yangınlarında can kaybı artıyor.

Ülkenin et-Tarif ile Setif kentlerindeki yangınlarda 26 kişi yaşamını yitirdi. Cezayir İçişleri Bakanı Kemal Belcud’un resmi devlet televizyonunda yaptığı açıklamaya göre, Cezayir-Tunus sınırındaki et-Tarif kentinde 24 kişi, kuzeydeki Setif kentinde ise iki kişi yaşamını yitirdi.

Cezayir’deki hava sıcaklıklarının son haftalarda 47 derecenin üzerinde seyrettiğini kaydeden Belcud, Ağustos ayının başından bu yana birçok şehirde 106 farklı noktada orman yangınları çıktığını söyledi.

Yangın söndürme çalışmaları hakkında da bilgi veren Belcud, yangınlara binlerce personelin havadan ve karadan müdahale ettiğini söyledi.

The Guardian’ın aktardığına göre, bu ay şimdiye kadar 2 bin 500 hektarın üzerinde ormanlık ve makilik alan yandı.

Jandarma, yangınlar sebebiyle pek çok yolu araç ve yaya trafiğine kapatırken konuyla ilgili açıklama yapan sivil koruma kurumu, 14 idari bölgede toplam 39 yangının devam ettiğini, 16 yangının tespit edildiği et-Tarif’in ise yangınlardan en kötü etkilenen bölge olduğunu kaydetti.

Yangınlarda onlarca kişi de yaralanırken Cezayir medyası 350 kişinin yangınların etkili olduğu Suk Ahras’tan tahliye edildiğini yazdı.

Cezayir’de orman yangınları ve iklim krizi

Cezayir’in kuzey kentlerinde bir haftayı aşkın süredir devam eden orman yangınlarıyla mücadele, 45 dereceyi geçen sıcak hava dalgası ve güneyden gelen sıcak rüzgarların da etkisiyle giderek zorlaşıyor.

Dün (16 Ağustos) açıklanan can kayıpları ile birlikte bu yaz orman yangınları sebebiyle hayatını kaybedenlerin sayısı 30’a yükseldi.

Afrika’nın yüzölçümü en büyük ülkesi olmasına rağmen yalnızca 4,1 milyon hektar ormanlık alanı bulunan Cezayir’in özellikle kuzey kesiminde her yıl orman yangınları yaşanıyor. Fakat iklim krizinin etkisi bölgede yaşanan orman yangınları sorununu daha da kötüleştiriyor.

2021 yılında Cezayir’in kuzeyinde çıkan orman yangınlarında da en az 90 kişi hayatını kaybetmiş, 100 bin hektarın üzerinde ormanlık alan yanmıştı.

Paylaşın

Kabil’de Camiye Bombalı saldırı: Onlarca ölü

Afganistan’ın başkenti Kabil’in Hayırhane semtinde yer alan Sıddıki Camii’ne akşam namazı sırasında bombalı saldırı düzenlendi. Saldırıda çok sayıda kişinin öldü ve yaralandığı bilgisi paylaşıldı.

Haber Merkezi/ Saldırı sonrası açıklamada bulunan Kabil Emniyet Müdürlüğü Sözcüsü Halid Zadran, olay yerine çok sayıda güvenlik ve ilk yardım ekibinin sevk edildiğini söyledi.

AP ajansı, görgü tanıklarına dayandırdığı haberinde, aralarında önde gelen din adamı Molla Emir Muhammed Kabuli’nin de bulunduğu en az 10 kişinin yaşamını yitirdiğini bildirdi. Ayrıca AP, saldırının bir intihar eylemcisi tarafından gerçekleştirildiğini belirtti.

Reuters’a konuşan bir Taliban yetkilisi, en az 35 kişinin yaralandığını ve bu kişiler arasında hayatını kaybedenlerin de olabileceğini söyledi.

Öte yandan Katar merkezli Al Jazeera, olayda yaklaşık 20 kişinin yaşamını yitirdiğini aktardı.

Saldırının düzenlendiği Khair Khana bölgesindeki Kabil Acil Hastanesi de ilk aşamada 27 yaralının hastaneye tedavi için getirildiğini duyurdu. Yaralılar arasında biri 7 yaşında olmak üzere beş çocuk da var.

Saldırıyı henüz üstlenen hiçbir grup olmadı. Ancak bu saldırı, Taliban’ı destekleyen bir din adamının Kabil’de canlı bombayla hedef alınıp öldürüldüğü saldırıdan bir hafta sonra gerçekleşiyor. Geçen hafta yapılan saldırıyı IŞİD üstlenmişti.

Taliban Sözcüsü Zabihullah Mücahid, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, kayıplara ilişkin bilgi vermezken olayı kınadı. Mücahid, faillerin en kısa süre içerisinde bulunacağını iddia etti.

Afganistan ve Taliban

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

Paylaşın

Ağustos Böcekleri ‘Aşırı Sıcaklar’ Nedeniyle Sessizliğe Büründü

Ölümü ve yeniden doğuşu temsil ettiğine inanılan ağustos böcekleri aşırı sıcak hava dalgaları nedeniyle sessizliğe büründü. Dünyada 2500 ağustos böceği türü bulunmakta.

Fransa’nın Provence bölgesinde ağustos böcekleri sessizliğe büründü. Uzmanlar bunu aşırı sıcak hava dalgasına bağlıyor.

Guardian gazetesinin konuyla ilgili haberine göre, France 3 televizyonuna konuşan tarım ve iklim uzmanı Serge Zaka, “Ağustos böceklerinin öğleden sonra hava sıcaklığı gölgede 36 dereceyi aştığında hemen hemen hiç ses çıkarmadığını gözlemledik. Sıcakta vücut ısılarını düzenleyemedikleri için şarkı söyleyemiyorlar” dedi.

Erkek ağustos böcekleri, dişileri çekmek için karınlarındaki ince bir zarı titreştirerek ses çıkarıyor.

Zaka’ya göre, yaz aylarındaki sıcaklık artışının süreklilik kazanması halinde Provence bölgesindeki ağustos böcekleri başka yerlere göçebilir.

“İklim değişikliği nedeniyle bölgedeki canlı türleri muhtemelen değişecektir. Ağustos böcekleri Rhone Vadisi’nin kuzeyine gidecek, Pireneler’de ve Alpler’in güneyindeki yüksek bölgelere çıkacaktır.”

Ağustos böcelleri Prvonce bölgesinin simgesi haline gelmiş ve yüz yıllar boyunca edebiyat eserlerinde de yer almış durumda.

Antik Yunanlar, ölümü ve yeniden doğuşu temsil ettiğine inandıkları bu böceklerle ilgili şiirler yazmıştı.

Provence folkloruna göre, Tanrı bölge halkını öğleden sonra yattıkları uykudan uyandırsın diye ağustos böceklerini gönderdi.

La Fontaine’in yazdığı ağustos böceği ile karınca hikayesinde, karıncanın bütün yaz boyunca çalışıp kış için yiyecek depoladığı dönemi ağustos böceğinin sadece şarkı söyleyerek geçirmesi nedeniyle aç kaldığına değinilir.

Dünyada 2500 ağustos böceği türünün olduğu, Provence bölgesindeki türün dört yıllık ömrünün çoğunu yer altında geçirdiği belirtiliyor.

120 desibele kadar çıkardıkları sesle ağustos böcekleri en gürültücü böcekler olarak biliniyor.

Sıcaklık 22 derecenin altına düştüğünde veya yağmur yağdığında, karın zarları elastikiyetini yitiriyor ve ses çıkaramıyorlar.

Paylaşın

Maymun Çiçeği Vaka Sayısı Bir Haftada Yüzde 20 Arttı

Dünyadaki maymun çiçeği vaka sayısı 36 bin 412’ye yükselirken, virüs nedeniyle yaşanan ölümlerin sayısı 12 oldu. Son 7 günde yaklaşık 7 bin 500 yeni vaka belirlenirken, haftalık vaka sayısı yüzde 20 artmış oldu.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, basın toplantısında maymun çiçeği ve Kovid 19 salgınları ile ilgili güncel verileri paylaştı.

DSÖ’nün İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan merkezinde basına konuşan Ghebreyesus, yılbaşından bu yana virüsün endemik olduğu ülkeler de dahil 92 ülkede maymun çiçeği vakalarının görüldüğünü aktardı.

Buna göre, 16 Ağustos itibariyle dünyadaki toplam vaka sayısı 36 bin 412 ve virüs nedeniyle yaşanan ölümlerin sayısı 12 oldu.

Haftalık olarak bakıldığında vakaların en çok son bir haftada görüldüğünü kaydeden Ghebreyesus, son 7 günde yaklaşık 7 bin 500 yeni vakanın belirlendiğini ve haftalık vaka sayılarının yüzde 20 arttığını söyledi.

Aşılama çalışmaları ile ilgili de bilgi paylaşan DSÖ Genel Direktörü, “maymun çiçeğine karşı mevcut çiçek aşılarının etkili olabileceğini ancak aşı tedarikleri ve etkililik oranlarına dair verilerin çok sınırlı olduğunu” ifade etti.

Kovid 19: Ölümlerde yüzde 35 artış

Ghebreyesus, Kovid 19 salgını ile ilgili güncel gelişmeleri de paylaştı. Buna göre, son bir haftada dünyada Kovid 19 kaynaklı yaklaşık 15 bin can kaybı kayıtlara geçti. Salgının “endişe verici olmayı sürdürdüğünü” söyleyen Ghebreyesus, ölü sayısının bir haftada yüzde 35 arttığını belirtti.

Artan Kovid 19 ölümlerinin “kabul edilemez” olduğunu söyleyen Ghebreyesus, “Biz bu salgından yorulduk ama virüs bizden yorulmadı” dedi.

DÖS Genel Direktörü Ghebreyesus, son haftalardaki Kovid 19 artışlarına Omicron’un BA.5 alt varyantlarının yol açtığı bilgisini paylaşarak, virüsün evriminin daha iyi takip edilebilmesi için ülkelere “test ve genom sıralaması kapasitelerini azaltmama” çağrısında bulundu.

Türkiye’deki durum

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın 2 Ağustos tarihli açıklamasına göre, Türkiye’de bu tarih itibariyle beş maymun çiçeği vakası görülmüştü.

Kovid 19 salgınında 1-7 Ağustos 2022 haftasına ilişkin resmi verileri açıklayan Sağlık Bakanlığı, 16 Ağustos itibariyle bir haftada 380 kişinin Kovid 19 sebebiyle yaşamını yitirdiğini duyurdu. Bir önceki hafta Kovid 19 sebebiyle yaşamını yitirenlerin sayısı 337’ydi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Demirtaş’tan AK Partili Turan’a ‘Diktatörlük’ Yanıtı: Saçmalamayın Lütfen

Selahattin Demirtaş, AK Partili Bülent Turan’ın “diktatörlük olsa seçim mi olur?” sözleri ile ilgili, Kaftancıoğlu hakkında açılan soruşturma haberini paylaşarak, “Eğer bu ülkede diktatörlük olsaydı diktatör dediğiniz için hakkınızda hemen soruşturma açılırdı. Var mı öyle bir şey? Saçmalamayın lütfen!” notuyla cevap verdi.

Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan’ın “diktatörlük olsa seçim mi olur?” sözleri ile ilgili paylaşım yaptı.

Selahattin Demirtaş Bülent Turan’a, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkında açılan soruşturma haberini paylaşarak, “Eğer bu ülkede diktatörlük olsaydı diktatör dediğiniz için hakkınızda hemen soruşturma açılırdı. Var mı öyle bir şey? Saçmalamayın lütfen!” notuyla cevap verdi.

Ne olmuştu?

Canan Kaftancıoğlu, İstanbul Planlama Ajansı’nda CHP’nin 81 il gençlik kolları başkanına yaptığı konuşmasında “Hep ne diyoruz? Gençlik gelecek. Bazen bunu cümlenin gidişine göre kullanıyoruz ama sizlerden bir ablanız olarak tek bir isteğim var ki, siz zaten hissediyorsunuz. Hissetmeseniz bu cesarette olamazdınız zaten. Partimize, partimizin ilkelerine, gençliğinize, kendinize ve sizlerin hayallerini hedefleri hâline getiren genel başkanımıza, genel başkanımızın sizlere sunduğu imkanlar ve sizin genel başkanımıza, partimize oluşturduğunuz ve artırdığınız enerjiye güvenerek belki de dünya tarihinde bir ilki başaracağız. Demokrasi yoluyla bir diktatörü bu ülkeden göndereceğiz” ifadelerini kullanmıştı. İstanbul Başsavcılığı Kaftancıoğlu hakkında soruşturma başlatmıştı.

AK Partili Bülent Turan ise Kaftancıoğlu’nun sözlerine karşılık şunları söylemişti: “Mahkeme kararıyla küfürbazlığı tescil olan bir eski il başkanı bugün Sayın Erdoğan’a utanmadan sıkılmadan ‘diktatörü göndereceğiz’ demiş. Bir defa diktatör olsa seçim mi olur? Diktatör olsa sen bu küfürleri edebilir misin?”

Paylaşın