‘Altılı Masa’dan Koalisyon Protokolü Kararı

Altılı masanın gündemindeki protokolün, seçilecek cumhurbaşkanın yetkilerini nasıl kullanacağı, fiili parlamenter sistemin nasıl uygulanacağı, cumhurbaşkanı yardımcılıkları, bakanlıklar ve üst kurulların çalışma şekillerine ilişkin ayrıntıların yer alacağı belirtiliyor.

Kısa Dalga’dan Mahmut Aydın’ın haberine göre; Güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş ve ortak cumhurbaşkanı adayı belirlemek için altı muhalefet partisinin (CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Demokrat Parti) bir araya gelerek oluşturduğu ‘altılı masa’nın son toplantısında liderlerin “koalisyon protokolünün” ayrıntılarını görüştükleri öğrenildi.

Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde altıncı kez buluşan liderler, temmuz ayında yapılan toplantıdan sonra hazırlıkları yürütülen parlamenter sisteme geçiş sürecinin ilkelerinin belirleneceği “koalisyon protokolü”nü ele aldılar. Görüşmelerde liderler, protokolün partilerinin yetkili organlarında ele alınmasını da kararlaştırdı.

Paylaşın

Guardian: Erdoğan, Suriye’de Diplomasiye Başvurmak Zorunda Kaldı

Birleşik Krallık’ın önde gelen gazetelerinden Guardian, Türkiye – Suriye yakınlaşmasını değerlendirdi. Analizde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la ilişkilere dair 19 Ağustos’ta yaptığı açıklamanın, “10 yıldan uzun süredir devrilmesini savunduğu Esad rejimini stabilize etmeye yönelik yeni bir politika” olduğu öne sürüldü.

Erdoğan, açıklamasında siyasette dargınlığa yer olmadığını ve diyaloğun açık tutulması gerektiğini belirterek, “Bizim Esed’i yenmek, yenmemek gibi bir derdimiz yok ki” demişti.

Haberde, Türkiye’nin son yıllarda Rusya’nın İdlib’e düzenlediği saldırılara sert şekilde karşı çıktığı fakat son dönemde bu tavrından vazgeçtiği de savunuldu.

Ayrıca Erdoğan’ın mayıstan beri Suriye’ye düzenlenebilecek bir askeri operasyona dair açıklama yaptığı, Suriyeli sığınmacıların burada oluşturulacak “güvenli bölgelere” yerleştirilmesinin hedeflendiği, mayısta 1 milyon sığınmacının geri gönderilmesiyle ilgili planların duyurulduğu hatırlatıldı.

Ancak Erdoğan’ın 5 Ağustos’taki Soçi Zirvesi’nde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den bu hamle için destek alamadığı, bu nedenle diplomasi yolunu tercih etmek zorunda kaldığı iddia edildi.

Erdoğan, geçen ay İran’ın başkenti Tahran’da düzenlenen zirvede de Tel Rıf’at ve Münbiç’teki PKK, PYG ve YPG’nin bölgeden çıkarılması gerektiğini ve bunun için Türkiye’nin operasyon düzenlemeyi hedeflediğini söylemiş fakat Rusya’dan veya İran’dan destek alamamıştı.

Haberde, Ankara’nın Şam politikasındaki değişimin, Türkiye’deki milyonlarca sığınmacının Suriye’ye gönderilmesine neden olabileceği endişelerini de beraberinde getirdiği savunuldu.

Lübnan’ın başkenti Beyrut’tan kimliğini paylaşmayan bir üst düzey istihbarat yetkilisi, Guardian’a açıklamasında “Türk tarafının gönderdiği mesaj net. PKK’nın üstesinden gelmek istiyorlar ve Esad’ın da şimdi bununla ilgili bir kozu var. Fakat tüm pazarlıklar Putin üzerinden yapılıyor, o yüzden şansını fazla zorlamamalı” dedi.

Öte yandan istihbarat yetkilileri, Türk hükümetinin yakın zamanda Esad’la doğrudan iletişime geçeceğini düşünmediklerini de belirtti.

Demokratik Suriye Meclisi Yürütme Kurulu Başkanı İlham Ahmed ise dünkü açıklamasında, Türkiye’nin Suriye hükümetiyle yakınlaşma çabalarıyla ilgili “Şam ve Ankara arasındaki ilişkilerin normalleşmesi mevcut krizi derinleştirir” demişti.

Erdoğan’la Esad’ın Özbekistan’da görüşeceği söylentileri de gündeme gelmişti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bugünkü açıklamasında iddiaları yalanlayarak böyle bir görüşmenin gerçekleşmeyeceğini belirtti.

Çavuşoğlu, iki hafta önce Ankara’da düzenlenen 13. Büyükelçiler Konferansı’nda, 10 ay önce Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad’la görüştüğünü açıklamıştı.

Bağlantısızlar Hareketi’nin Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da düzenlenen toplantısında ayaküstü konuştuklarını belirten Çavuşoğlu, Mikdad’a “Suriye’nin tek çıkar yolunun siyasi uzlaşı olduğunu, muhalif Suriyelilerle rejim arasında bir barışın sağlanması gerektiğini, Türkiye’nin böyle bir durumda buna destek olabileceğini söylediğini” ifade etmişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Rusya-Ukrayna Savaşı: En Az 972 Çocuk Hayatını Kaybetti

Birleşmiş Milletler (BM) Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) İcra Direktörü Catherine Russell, 24 Şubat’ta Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle başlayan savaşta hayatını kaybeden çocuklara ilişkin bir açıklama yaptı.

Russell, dün (22 Ağustos) yayınlanan yazılı açıklamasında, yaklaşık 6 aydır devam eden savaşta bine yakın çocuğun öldürüldüğünü ya da yaralandığını kaydetti. Russell, “barışa olan acil ihtiyacı” vurguladı.

“Tüm savaşlarda olduğu gibi, yetişkinlerin pervasız kararları bir kez daha çocukları büyük bir riske atıyor” diyen Russell, “Çocukların zarar görmesi ile sonuçlanmayan bu türde hiçbir silahlı operasyon yoktur” dedi.

Savaşın başından bu yana hayatını kaybeden çocuklar ile ilgili verilere de değinen UNICEF İcra Direktörü, bu süreçte en az 972 çocuğun öldürüldüğü ya da yaralandığını kaydetti. Bu, günde beşten fazla çocuğun savaş kaynaklı şiddet sebebiyle ölmesi ya da yaralanması demek.

Öte yandan, Russell’ın da altını çizdiği üzere, gerçek sayısının doğrulanmış bu sayıdan “çok daha yüksek olduğuna inanılıyor.”

“Her 10 okuldan biri zarar gördü”

Russell ayrıca hayatını kaybeden veya yaralanan çocukların çoğunun patlayıcı silah kullanımı sebebiyle zarar gördüğünü kaydetti.

UNICEF, bunların yanı sıra Ukrayna’daki hemen her çocuğun “derinden acı verici olaylara maruz kaldığını” belirtti:

“Şiddetten kaçanlar, ailelerinin dağılması, istismar, cinsel sömürü, diğer saldırılar ve insan kaçakçılığı riski ile karşı karşıya.”

Ukrayna’da tırmanan şiddet ve çatışmaların eğitim sistemine de büyük zarar verdiğini kaydeden UNICEF, ülkedeki her 10 okuldan birinin zarar gördüğünü veya tamamen yok olduğunu açıkladı: “Okullar çatışmanın taraflarınca hedef alındı ve kullanıldı; bu da ailelerin çocuklarını okula göderme konusunda güvende hissetmedikleri anlamına geliyor.”

6 ayda 5 binin üzerinde sivil ölümü

Öte yandan, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin (OHCHR) verilerine göre, 21 Ağustos itibariyle Rusya-Ukrayna savaşında 5 bin 587 sivil hayatını kaybetti, 7 bin 890 sivil yaralandı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

HDP’li Gülüm’den Bakan Özer’e: Bilim Emekçisi Kadınların Kıyafetlerine Karışmayın

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, Milli Eğitim Bakan Mahmut Özer’e, “Bilimin ışığında bir demokratik bir üniversite inşa etmek, yemek zamları ve barınma sorunu gibi temel sorunları çözmek yerine neden kadınların kılık kıyafeti gündem yapıldı?” diye sordu.

HDP Milletvekili Züleyha Gülüm, Anadolu Üniversitesi’ndeki Kadın Çalışanlara Yönelik Kıyafet Dayatmasına ilişkin soru önergesi verdi. Bakan Özer’in yanıtlamasını istediği önergede Gülüm, şunları belirtti:

– Eskişehir Anadolu Üniversitesi tarafından üniversite çalışanlarına gönderilen bir yazıda “Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık Kıyafetine Dair Yönetmelik” hükümlerine uyulması gerektiği belirtilmiştir.

– Kadın çalışanlardan “Kolsuz ve çok açık yakalı gömlek, bluz veya elbise ile strech, kot ve benzeri pantolonlar, terlik tipi (sandalet) ayakkabı giymemeleri, etek boyunun dizden yukarı ve eteğin yırtmaçlı olmaması” istenmiştir. Erkek personelin kılık kıyafeti için de “Elbiseler temiz, düzgün, ütülü ve sade; ayakkabılar kapalı, temiz ve boyalı giyilir. Sandalet veya atkılı ayakkabı giyilmez. Bina içinde ve görev mahallinde baş daima açık bulundurulur”

– Bu yazı bilim emekçileri tarafından, özellikle de kadın bilim emekçileri tarafından tepki ile karşılanmıştır. Üniversite yönetimince erkek egemen baskı ve denetimin bir tezahürü olan Yönetmeliğin ‘hatırlatılması’ kadınların karşı karşıya kaldığı toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklı baskıyı daha da arttıracağı, cinsiyetçi uygulamaları daha da derinleştireceği kaygısını doğurmaktadır.

– Zira kişilik haklarını ihlal eden bu tarz yaklaşım ve uygulamaların, kadınların, kıyafetleri nedeniyle parklarda, otobüslerde veya sokaklarda sıkça karşılaştıkları erkek şiddetini ve eğitim kurumlarındaki cinsiyetçiliği de derinleştireceği açıktır.

– Sermayeden, siyasi ve cinsiyetçi baskılardan bağımsız öğrencilerin ve akademisyenlerin kendilerini özgürce ifade edebilecekleri bir üniversite geleneği inşa etmek, yemek zamları ve barınma sorunu gibi temel sorunları çözmek yerine kıyafet konusunun gündeme getirilmesi eleştirilmektedir.

Gülüm’ün yanıtlanmasını istediği sorular şöyle:

– Anadolu Üniversitesi tarafından personele gönderilen kılık kıyafete ilişkin yazı bilginiz dahilinde mi?

– Bilimin ışığında bir demokratik bir üniversite inşa etmek, yemek zamları ve barınma sorunu gibi temel sorunları çözmek yerine neden kadınların kılık kıyafeti gündem yapıldı?

– Personelin çalışma alanında karşılaştığı sorunlara çözüm üretmek yerine kadınlar bedenlerine müdahale etmek erkek egemen aklın göstergesi değil mi?

– Sermayenin ve siyasi iktidarın denetimi altına alınmaya çalışan, kadınların ne giyip ne giymeyeceklerine müdahale ederek kişilik haklarının ihlal edildiği üniversitelerin özerk, bağımsız ve bilimsel olma hüviyetinden söz edilebilir mi?

Paylaşın

Kriz Ve Dönüm Noktalarında Dolar Kuru Ve Enflasyon Nasıl Değişti?

3 Kasım 2002 seçimlerinde tek başına iktidara gelen AK Parti hükümetteki 20. yılını tamamlamak üzere. AK Parti son 20 yılda “e-muhtıra”dan kapatma davasına, Gezi Parkı olaylarından 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarına ve 15 Temmuz darbe girişiminden Kovid 19 salgınına kadar ciddi krizlerle karşı karşıya kaldı.

Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti bu dönüm noktalarında ekonomide istikrarı büyük ölçüde korumayı başardı. Ancak Merkez Bankası’nın faiz indirmeye başlamasından ve “yeni ekonomi modeli”ne geçilmesinden bu yana ekonomik göstergeler iyice kötüleşti. Dolar kuru 18 liraya kadar çıkarken Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı yıllık enflasyon da yüzde 80’e ulaştı. Peki, son 20 senede kriz ve dönüm noktalarında Dolar kuru ve enflasyon nasıl değişti?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve TÜİK verilerinden yararlanarak AK Parti dönemindeki krizlerde Amerikan Doları kuru ve enflasyonunun seyrine baktık. Dolar kuru Merkez Bankası’nın aylık ortalama verisini yansıtıyor. Buna göre AK Parti’nin iktidara geldiği Kasım 2002’de 1 dolar 1,61 TL ediyordu. Dolar kuru uzun yıllar istikrarlı seyretti. Yıllık enflasyon ise Kasım 2002’de yüzde 31,8 idi. Aralık 2021’e kadar enflasyon bir daha yüzde 30’ları görmemişti.

Kur Ekim 2016’ya kadar 3 lirayı görmedi. Bu süreçte AK Parti hükümetleri ciddi krizlerle mücadele etti. 2007 yılında “367 krizi” olarak bilinen Anayasa Mahkemesi’nin cumhurbaşkanlığı seçimine dair kararı ve “e-muhtıra” olarak anılan Genelkurmay’ın gece yarısı açıklaması bu süreçlerden biriydi. Bu dönemde Dolar kuru 1,36 TL idi. AK Parti’ye kapatma davası açıldığında ise Dolar kuru 1,24 iken enflasyon yüzde 9,2 idi.

2008 küresel ekonomik krizi Türkiye’yi “teğet geçerken” Dolar kuru ve enflasyon mevcut seviyelerini korudu. 2013 ortasında Gezi Parkı olayları yaşandığında da Dolar kuru hala 2 liranın altındaydı. Yıllık enflasyon ise sadece yüzde 8,3 idi.

AK Parti iktidarının en zor dönemlerinden olan hükümetin ‘kumpas’ olarak nitelendirdiği 17-25 Aralık soruşturmaları döneminde Dolar kuru 2,06; enflasyon ise yüzde 7,4 idi. AK Parti’nin meclis çoğunluğunu kaybettiği 7 Haziran 2015 seçimlerinde Dolar kuru 2,71; enflasyon yüzde 7,2 seviyesindeydi.

15 Temmuz’da Dolar kuru 3 liranın altındaydı

15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi döneminde Dolar kuru hâlâ 3 liranın altındaydı. Dolar kuru 2,96 iken enflasyon yüzde 8,8 idi. Dolar kuru ancak Ekim 2016’da 3 lira barajını aştı.

“Başkanlık sistemi”nin başlangıcı olarak kabul edilen 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimleri döneminde Dolar kuru 4,64 olurken enflasyon yüzde 15,4 idi. Amerikalı rahip Brunson’un tahliye olduğu Ekim 2018’de ise dolar kuru 5,87 lirayı görmüştü. Kur, Covid-19 salgınının başladığı Mart 2020’de ise 6,33 lira; enflasyon ise yüzde 11,9 idi.

Merkez Bankası’nın faiz indirimine başladığı Eylül 2021’de ise Dolar kuru 8,53; enflasyon ise yüzde 19,6 idi.

Yeni ekonomi modeli: Dolar ve enflasyon uçtu

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 30 Kasım 2021’de ilan ettiği “yeni ekonomi modeli” sonrası ise Dolar kuru uçarken enflasyon da rekor üstüne rekor kırdı. Kasım 2021’de Dolar kuru 10,54; enflasyon ise yüzde 21,3 idi. Ancak 22 Ağustos itibariyle Ağustos 2022 Dolar kuru ortalaması 17,99 lira olurken; son açıklanan Temmuz 2022 yıllık enflasyon yüzde 79,6 oldu.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Tüketici Güven Endeksi Ağustosta Arttı

Tüketici Güven Endeksi ağustos ayında 4,2 puan artışla 72,2 oldu. Endeks Haziran’da 63 ile, tarihin en düşük seviyesine gerilemişti. Türkiye’de tüketiciler en son Nisan 2006’da iyimser olmuş, endeks 100,7’yi görmüştü. O tarihten sonra endeks bir daha 100’ü geçemedi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Tüketici Güven Endeksi Ağustos 2022 verilerini açıkladı. Buna göre, tüketici güven endeksi, ağustosta geçen aya göre yüzde 6,1 arttı. Temmuzda 68 olan endeks, ağustosta 72,2 olarak kayıtlara geçti.

Mevcut dönemde hanenin maddi durumu endeksi temmuzda 46,4 iken ağustosta yüzde 16 artışla 53,8 oldu. Gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi endeksi ise temmuzda 67,2 iken ağustosta 72,2’ye çıktı.

Temmuzda 70,9 olan gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durum beklentisi endeksi yüzde 2,7 yükselişle bu ay 72,8 olarak gerçekleşti. Gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi endeksi de temmuzda 87,7 iken ağustosta yüzde 2,4 artışla 89,8’e yükseldi.

Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor. Yüzde 93,4 değerinde veri ise piyasanın hâlâ pozitif bir bakış açısına sahip olmadığını ortaya koyuyor.

Ekonomik güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Ekonomik güven endeksi, tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bir bileşik endekstir. Endeks, mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörleri güven endekslerinin alt endekslerinin ağırlıklandırılarak birleştirilmesinden oluşmaktadır.

Ekonomik güven endeksi hesaplamasında, her bir sektörün ağırlığı o sektörün normalleştirilmiş alt endekslerine eşit dağıtılarak uygulanmakta, güven endekslerine doğrudan uygulanmamaktadır. Bu kapsamda tüketici, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerine ait toplam 20 alt endeks hesaplamada kullanılmaktadır.

Ekonomik güven endeksinin hesaplamasında kullanılan alt endeksler her ayın ilk iki haftasında derlenen veriler kullanılarak hesaplanmaktadır. Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği göstermektedir.

Paylaşın

“ABD, Rusya Nedeniyle TÜSİAD’a Yaptırım Mektubu Gönderdi” İddiası

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Soçi’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le yaptığı görüşmede daha derin ekonomik işbirliğinin sinyalini vermesinin ardından, Amerikan yönetiminin Moskova ile ilişkiler konusunda Türkiye üzerindeki baskıyı artırdığı belirtildi.

Wall Street Journal gazetesi, ABD Hazine Bakanlığı’nın ‘Rusya yaptırımlarının delinmemesi’ konusunda Ankara’yı uyarmasının ardından TÜSİAD’a da bir mektup gönderdiğini yazdı.

İddiaya göre mektupta, Rusya’daki kurum ve şahıslara Ukrayna’daki savaş nedeniyle uygulanan yaptırımların delinmesi halinde TÜSİAD üyesi şirketlere ABD tarafından yaptırım uygulanabileceği belirtildi. Wall Street Journal, Joe Biden yönetiminin özellikle de Soçi görüşmesi sonrasında, NATO müttefiki olan Türkiye üzerinde Rusya ile ilişkileri konusundaki baskıyı giderek artırdığını yazdı.

Habere göre, 22 Ağustos tarihinde ABD Hazine Bakanı Yardımcısı Wally Adeyemo tarafından Türkiye’deki Amerikan Şirketler Derneği’ne ve TÜSİAD’a birer mektup gönderildi. Mektupta, yaptırımlara tabi olan Ruslarla iş yapan Türk şirketlerinin ABD yaptırımlarına maruz kalabileceği belirtildi.

‘Kendileri de risk altında’

Wall Street Journal’a göre mektupta, “ABD’nin yaptırım listesinde olan kişilere maddi destek sağlayan şahıslar veya kurumların kendileri de Amerikan yaptırımı riski altındadır” denildi. Mektupta, Türk bankalarının bir yandan Amerikan bankalarıyla ilişki içindeyken bir yandan da yaptırım listesinde bulunan Rus bankalarıyla aynı ilişkilere sahip olamayacağı belirtildi; “Yaptırımlara tabi olan Rus aktörlerle ilişkiler, Türk mali kurumlarını ve şirketlerini yaptırım riski altına sokabilir” ifadeleri kullanıldı.

Wall Street Journal, “Yazılı uyarılar, Ukrayna’daki topyekûn işgal sonrasında Rusya’ya dayatılan uluslararası yaptırımlara Türk kurumlarının da uyması için ABD tarafından ortaya konulan çabalarda bir tırmanış” yorumunu yaptı.

‘Biden yönetimi uyarıların tonunu yükseltti’

Gazeteye konuşan kaynaklar, ABD’li yetkililerin özel görüşmelerinde “Türkiye’nin yaptırım altındaki Rus varlıkları için güvenli bir sığınak haline gelmesinden” duydukları endişeyi uzun süredir dile getirdiğini, Biden yönetiminin son günlerde Türkiye hükümetinin bu yaptırımlara uyması talebini daha yüksek sesli şekilde dillendirdiğini söyledi.

Wall Street Journal, söz konusu mektup hakkında Dışişleri Bakanlığı’na yönelttikleri sorulara yanıt alamadıklarını da yazdı.

Ne olmuştu?

ABD Hazine Bakanı Yardımcısı Adeyemo, geçen hafta Hazine ve Maliye Bakanı Yardımcısı Yunus Elitaş’la bir telefon görüşmesi gerçekleştirmişti. Washington’dan yapılan açıklamada, Adeyemo’nun Elitaş’a, “Rus kurum ve kişilerin, Ukrayna işgali nedeniyle getirilen Batı yaptırımlarını aşmak için Türkiye’yi kullanmaya çalıştıkları” konusunda uyarıda bulunduğu belirtilmişti.

(Kaynak: Kısa Dalga)

Paylaşın

NASA, Jüpiter’in Büyüleyici Görüntüsünü Paylaştı

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, Güneş Sistemi’nin en büyük gezegeni olan Jüpiter’in daha önce görülmemiş detaylarını içeren yeni bir görüntüsünü yayınladı. NASA, James Webb Uzay Teleskobu’nun Jüpiter’in daha önce hiç olmadığı şekilde auroralarını gösteren görüntüler çektiğini aktardı. 

İnsanlığın şu ana kadar geliştirdiği en büyük ve güçlü uzay teleskobu olan James Webb Uzay Teleskobu, uzayın derinliklerinden çektiği fotoğraflarla Dünya’ya benzersiz görüntüler sunmaya ve evrenin yapısına ilişkin bilgiler aktarmaya devam ediyor.

NASA’dan yapılan açıklamada, James Webb Uzay Teleskobu’nun Jüpiter’in daha önce hiç olmadığı şekilde auroralarını gösteren görüntülerini çektiği aktarıldı. 27 Temmuz 2022’de kaydedilen görüntüde, gaz devinin Dünya gezegenini yutacak büyüklükte olan büyük kırmızı lekesi ve gezegenin auroları görülüyor.

Büyük bir gaz devi olan Jüpiter’in auroraları, gezegenin kuzey ve güney kutuplarının ötesine uzanıyor. Gökyüzünde dönen ışık desenleri olan auroralar güneşten gelen yüklü parçacıkların bir gezegenin atmosferi ile manyetik alanının etkileşime girdiğinde oluşuyor.

Jüpiter’in görüntülerini değerlendiren California Üniversitesi’nden astronom Imke de Pater, “Dürüst olmak gerekirse, gerçekten bu kadar iyi olmasını beklemiyorduk” dedi.

James Webb Uzay Teleskobu

Kızılötesi astronomiye yönelik bir uzay teleskobu olan James Webb, şu ana kadar uzaya gönderilmiş en güçlü teleskoptur. Hubble Uzay Teleskobu’nun kısmen ardılı olacak şekilde planlanan James Webb, NASA öncülüğünde ve ESA ile CSA’nın desteğiyle geliştirilmiştir. Aralık 2021’de fırlatılmış ve Ocak 2022’de yörüngesine girmiştir.

Adını 2002’de NASA’nın Apollo programından sorumlu müdürü olan James E. Webb’ten alan JWST, 6,5 metre genişliğinde altın kaplama bir aynayla donatılan kızılaltı bir teleskoptur. Bu ayna, 13.5 milyar ışık yılı uzağı, yani evrenin ilk yıldızlarının oluştuğu zamanı görmesini olanaklı kılmaktadır.

JWST, NASA’nın başkanlığında 15 farklı devletin, Avrupa Uzay Ajansı ve Kanada Uzay Ajansı’nın ortak yürüttüğü bir projedir. Kızılötesi ışığı gözlemlemek için ayarlanmış olan 6,5 metrelik bu teleskop, Dünya’dan neredeyse 1,5 milyon kilometre uzaklıkta yörüngeye yerleştirilmiştir. Bu uzaklık, Dünya ile Ay arasındaki uzaklığın dört katı kadardır.

Paylaşın

İcra Dosyalarında Patlama: 25 Milyona Yaklaştı

2021 sonunda 22 milyon 571 bin olan icra dosyası sayısı, bu ay itibarıyla 24 milyon 77 bin 828’e yükselirken, 1 Ocak’tan bu yana icra dosyası sayısı 1.5 milyondan fazla arttı. Günlük icra dosyası sayısı ortalama 6 bin 700.

Ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve işsizlik yurttaşı zora soktu. Ay sonunu güçlükle getiren yurttaş borç ödeme sıkıntısı da yaşamaya başladı. Yurttaşın artan borçları muhtarlıklara ulaşan icra bildirimlerine de yansıdı. Muhtarlıklar da icra evraklarıyla doldu taştı.

CHP Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur’un açıkladığı verilere göre, 2021 sonunda 22 milyon 571 bin olan icra dosyası sayısı, bu ay itibarıyla 24 milyon 77 bin 828’e çıktı. 1 Ocak’tan bu yana geçen 225 günde icra dosyası sayısı 1.5 milyondan fazla arttı. Günlük icra dosyası sayısı ortalama 6 bin 700’e geliyor.

Görünen de fazla

İstanbul’daki muhtarlar icra dosyalarındaki artışa ilişkin Cumhuriyet’ten Cengiz Karagöz’e konuştu.

Küçükçekmece’ye bağlı Atakent Mahallesi Muhtarı Halime Toktanlı, sene başından beri icra evrakları sayısının giderek yükseldiğine dikkat çekti. Toktanlı şunları söyledi:

“Normal zamanda muhtarlığa gelen evrak sayısı ayda 200-400 arasında değişiyor. Aralarında trafik cezaları, ihtarnameler ve icra evrakları bulunuyor. Özellikle icra evraklarında ciddi bir artış söz konusu. Günde yaklaşık 30 icra evrakı geliyor. Bu sayı da postacıların adresinde bulamadığı kişilerin evrakı. Onları biz teslim alıyoruz, normal sayı daha fazla.”

Yardım başvurusu arttı

Beyoğlu’na bağlı Ömer Avni Mahallesi Muhtarı Ayşen Bingöl, “Üç dönemdir bu mahallede muhtarlık yapıyorum. Burası hem nüfusu az  hem de gelir düzeyi belli bir seviyenin üzerinde olan kişilerin yaşadığı bir mahalle. Buna karşın günde yaklaşık 10 icra evrakı geliyor” dedi.

Beykoz’a bağlı Göztepe Mahallesi Muhtarı Arzu Kuşdili ise sene başından beri 200’e yakın icra evrakı geldiğini belirtti. Kuşdili, “İcra evraklarında son aylarda ciddi bir artış söz konusu. Sosyal yardım almak için başvurular da arttı. İlk muhtar olduğum dönemde yaklaşık 35 kişi sosyal yardım talebinde bulunmuştu. Şimdi neredeyse 140 kişi sosyal yardım talebinde bulunmuş” diye konuştu.

Paylaşın

Karamollaoğlu İstedi, Bildiride ‘Birliktelik’ Vurgusu Yapıldı

6’lı Masa’nın ilk tur görüşmeleri önceki gün tamamlandı. Toplantıya ev sahipliği yapan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, bir süre önce yaptığı “Yeni sistemde ittifaklara gerek kalmadı” yönündeki açıklaması nedeniyle ortaya atılan “Masa’da çatlak var” söylentilerini bertaraf etmek için yayınlanacak bildiride özellikle ‘Birliktelik’ vurgusu yapılmasını istedi.

Sözcü’den Başak Kaya’nın haberine göre bunun üzerine bildiride, “Siyasi iktidarın ortaklarının ve varlıklarını iktidarın varlığına adamış medyanın, tüm siyasi mühendislerin çabalarına, hakaretlerine, isnatlarına ve iftiralarına rağmen milletimize umut olmanın verdiği güç ile” vurgusu yapıldı.

Açıklamada ayrıca “Bugünden itibaren seçim öncesi, dönemi, sonrası olmak üzere önümüzdeki süreçlerde istişareye önem veren anlayışımızla birlikte yol yürümeye devam etme kararlılığında olduğumuzun altını tekrar çizmek isteriz” ifadesi yer aldı.

Açıklamanın tamamı şöyle: 

“Toplumun her bir kesimini ve 85 milyon insanımızı en geniş yelpazede temsil eden altı siyasi parti olarak Cumhuriyetimizin 2. yüzyılına yaraşır bir Türkiye’yi inşa etmek ve vatandaşlarımızın tüm problemlerine çözüm oluşturmak amacıyla başlattığımız “Liderler Buluşmaları”nın birinci turunu, bugün Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirdiğimiz 6. toplantımızla tamamlıyoruz.

Siyasette istişareyi, nezaketi, centilmenliği ve iş birliğini ilke olarak benimsemiş partilerin Genel Başkanları olarak;

Ülkemizi hızla felakete sürükleyen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin doğal sonuçlarına, yani; ekonomide iflasa, iç ve dış politikada itibarsızlaşmaya, kamu kurum ve kadrolarındaki çürümeye, yaşanan sosyolojik ve psikolojik çöküntüye dur demek için ilk kez 12 Şubat 2022 tarihinde bir araya gelerek ortaya koyduğumuz kararlılığımızla milletimize umut olduk.

O tarihten sonra Türkiye’de artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı anlaşılmış ve milletimiz tarafından “6’lı Masa” olarak adlandırılan iş birliğimiz, kararlılıkla bugünkü aşamasına gelmiştir.

Bilinmelidir ki bugün, 12 Şubat’tan çok daha kararlı ve umutluyuz!

Siyasi iktidarın, ortaklarının, varlıklarını iktidarın varlığına adamış medyanın tüm siyasi mühendisliklerine, çabalarına, hakaretlerine, isnatlarına ve iftiralarına rağmen milletimize umut olmanın verdiği güçle 28 Şubat 2022 tarihinde “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metnimizi” geniş katılımlı bir organizasyonla kamuoyu ile paylaştık.

Kurduğumuz komisyonlarla, ortaya koyduğumuz ilkeleri tek tek hayata geçirme hazırlıklarımızın hukuki ve toplumsal alt yapılarını güçlendirecek adımlar attık.

Bu çerçevede; geçtiğimiz süreç içinde “Temel İlkeler ve Hedefler”, “Seçim Güvenliği” ve “Bazı Ekonomik Kurumların Reformu” komisyonlarının metinlerini kamuoyu ile paylaştık. Diğer komisyon çalışma ve raporlarını da gözden geçirdik.

Ayrıca son toplantımızdan bu yana kamuoyunun gündeminde olan güncel ekonomik, iç ve dış siyasi gelişmeleri de değerlendirdik.

Ortak sorunlarımız karşısında ortak sorumluluklarımızın ağırlığını hepimiz omuzlarımızda hissediyor ve iş birliği kararlılığımızı da bu sorumluluk bilinciyle sürdürüyoruz.

Bugünden itibaren seçim öncesi, seçim dönemi, seçim günü ve seçim sonrası olmak üzere önümüzdeki tüm süreçlerde istişareye önem veren anlayışımızla birlikte yol yürümeye devam etme kararlılığında olduğumuzun altını tekraren çizmek isteriz.

‘Mücadelemiz ve iş birliğimiz, hedef ve ilkelerimiz doğrultusunda devam edecek’

Ülkemizi, hemen her alanda içine sürüklendiği bu krizlerden düzlüğe çıkarana ve her bir insanımızın rahat bir nefes alacağı günleri birlikte kurana dek; mücadelemiz ve iş birliğimiz, hedef ve ilkelerimiz doğrultusunda devam edecektir.

Şu hususu da özellikle kamuoyuna beyan etmek isteriz ki, son dönemlerde yoğunlaşan partilerimize yönelik baskı ve şiddet uygulamaları mücadele kararlığımızı asla sarsamayacaktır.

Milletimizin bunca senedir uğradığı hayal kırıklıklarının farkındayız. Bu hayal kırıklıklarını gidermek üzere insanımızın beklenti ve taleplerini karşılayacak liyakatli kadrolarla ve etkin politikalarla milletimizin karşısına çıkacağız.

Milletimiz emin olsun; ortak Cumhurbaşkanı adayımız hem “Türkiye Cumhuriyeti’nin 13. Cumhurbaşkanı” hem de sadece bu masa etrafında bir araya gelen siyasi partilere oy verenlerin değil, “Herkesin Cumhurbaşkanı” olacaktır.

Milletimiz müsterih olsun; bu karanlık günlerin bitmesine çok az kaldı.

Bu topraklarda;

  • Toplumsal kutuplaşma son bulacak; toplumsal barış hâkim olacak.
  • Öfke ve nefret dili kaybedecek; nezaket ve karşılıklı saygı kazanacak.
  • Demokrasi ve hukukun üstünlüğü tesis edilecek.
  • Ahlaki yozlaşma ve manevi tahribatın önüne set çekecek etkin politikalar geliştirilecek.
  • Rüşvet, torpil, iltimas gidecek; adalet, dürüstlük ve liyakat gelecek.
  • Hak eden hak ettiğini eksiksiz alacak.
  • İsraf ve hayat pahalılığı son bulacak; üretim esas alınacak.
  • Geniş halk kitlelerinin yoksullaşmasına yol açan bir avuç rantiyeciye kaynak aktarımına son verilecek.

Şimdi, karamsarlığa kapılma zamanı değildir! Zaman, her geçen gün umudu büyütme zamanıdır.

Çünkü biz kazanacağız, Türkiye kazanacak! Biz kazanacağız, 85 milyon insanımız kazanacak!

Bu vesileyle milletimizin özgürlüğü, birliği ve beraberliği önünde hiçbir engelin duramayacağını simgeleyen 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehit ve gazilerimizi minnet ve tazimle anıyoruz.

Bu inanç ve kararlılıkla iş birliğimizin çok daha güçlü bir şekilde devam edeceğini ve bir sonraki toplantımızı 2 Ekim 2022 Pazar günü saat 14.00’da CHP Genel Merkezinde gerçekleştireceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız…”

Paylaşın