Uzaydaki Kayıp Gizemli Maddenin Sırrın Çözüldü

Bilim insanları uzayda yok olmuş gibi görünen gizemli ve kayıp maddeyi sonunda tespit etti: Bulgunun gezegenler hakkında bildiklerimizin çoğunda muazzam etkileri olabilir.

Yıldızlar büyürken, etraflarında bol miktarda karbonmonoksit bulunur. Karbonmonoksit, yeni gezegenlerin hayata başladığı ön gezegen disklerinde parlar ve bilim insanlarınca kolayca tespit edilebilir.

Fakat bilim insanları son yıllarda bu karbonmonoksit kütlelerinin büyük bir kısmının eksik olduğunu buldu.

Araştırmacılar bu disklerde ne kadar karbonmonoksit olması gerektiğini hesaplayıp bunu gözlemleriyle karşılaştırdıklarında, hesaplar tutmuyor gibi görünüyordu.

Ama anlaşılan o ki bilim insanları bu gizemi çözdü. Araştırmacılar, kayıp maddenin disklerin içindeki buz oluşumlarında saklandığını söylüyor.

Araştırmayı yöneten NASA Hubble bursiyeri Diana Powell, “Bu, gezegenleri oluşturan disklerdeki çözülmemiş en büyük gizemlerden biri olabilir” dedi.

Gözlemlenen sisteme bağlı olarak, karbonmonoksit seviyeleri olması gerekenden üç ila 100 kat daha az görünüyor; hesaplar muazzam oranda tutmuyor.

Kayıp maddenin gizemi sadece kendi özelinde önemli bir inceleme alanı değil. Karbonmonoksit aynı zamanda bize evrenin diğer kısımları hakkında da bilgi verir. Bu nedenle ölçümünde yaşadığımız herhangi bir sorun, diskleri ve oluşturdukları gezegenlere dair anlayışımızı etkileyebilir.

Dr. Powell, “Karbonmonoksit esasen diskler hakkında bildiğimiz her şeyi (kütle, bileşim ve sıcaklık gibi) tanımlayıp takip etmek için kullanılıyor” dedi.

Bu, disklerden yaptığımız çıkarımların çoğunun hatalı ve belirsiz olduğu anlamına gelebilir çünkü bileşiği yeterince iyi anlamıyoruz.

Dr. Powell kayıp karbonmonoksiti bulma çabasında maddenin bir halden diğerine geçme modellerini kullandı, örneğin katının sıvıya dönüşürken erimesi gibi. Bu tür modeller uzak gezegenleri incelemek için kullanılır fakat buzun parçacıklar üzerinde nasıl oluştuğunu anlamamıza da sağlar.

Bu modeli uyarlayan Dr. Powell, karbonmonoksitin zamanla nasıl değiştiğini anlamaya çalıştı. Daha sonra modeli, üzerinde ayrıntılı olarak çalışılan bazı disklerdeki gerçek karbonmonoksit gözlemleriyle karşılaştırdı ve birbirleriyle uyumlu çıktılar.

İleri araştırmalarda modeli daha fazla denemek için NASA’nın James Webb Uzay Teleskobu kullanılabilir. Ayrıca model nihayetinde disklerdeki buzu da tespit edebiliyor.

Bulgular, Nature Astronomy akademik dergisinde yayımlanan “Yüzey enerjisinin etkilediği buz oluşumuyla ön gezegen disklerindeki gaz halindeki CO’nun tükenmesi” (Depletion of gaseous CO in protoplanetary disks by surface-energy-regulated ice formation) başlıklı yeni bir makalede açıklandı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Gıda Krizi Sürerken Tahıl Şirketleri Rekor Gelir Elde Etti

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve kuraklık yüzünden dünyanın dört bir yanında gıda krizi yaşanırken, önde gelen tahıl şirketlerinin gelirlerini katlayarak artırması “vurgun ve spekülasyon” tartışmalarına yol açıyor.

Dünyanın dört bir yanında fakir ülkelerde gıda güvenliği konusunda riskler her geçen gün artarken, gelirlerini katlayan önde gelen tahıl şirketlerine olağanüstü vergiler dayatılması da tartışılan öneriler arasında.

İngiliz The Guardian gazetesinin araştırmasına göre, dünya tahıl piyasasını yıllardır kontrol eden 4 büyük şirket, gelirlerinde son dönemde rekor artış sağladı.

En az 2024 yılına kadar talebin arzı geçmesini öngören bu şirketler, önümüzdeki iki yıl içinde daha da yüksek satışlara ve gelirler elde etmeyi planlıyor.

BM’nin Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), bu yıl içinde gıda fiyatlarında yüzde 20 artış öngörürken, Dünya Gıda Programına göre dünyada 345 milyon kişi gıda güvenliğinden yoksun yaşıyor.

Dünya Gıda Programı, Covid-19 salgını öncesi bu rakamı 135 milyon kişi olarak açıklamıştı.

Uluslararası Sürdürülebilir Gıda Sistemleri Uzmanlar Paneli Eş-Başkanı ve aynı zamanda BM yoksullukla mücadele özel raportörü olan Olivier De Schutter, küresel tahıl şirketlerine yönelik sert eleştirilerini şu şekilde dile getirdi: “Açlığın bu kadar arttığı bir dönemde küresel emtia devlerinin rekor karlar elde etmesi açıkça adaletsiz bir durum. Bu gıda sistemlerimizin korkunç bir suçu. Daha da kötüsü, bu şirketler ilk etapta açlık krizini önlemek için daha fazlasını yapabilirdi.”

Küresel tahıl piyasasını kim elinde tutuyor?

The Archer-Daniels, Midland Company, Bunge, Cargill ve Louis Dreyfus isimli şirketler küresel tahıl ticaretinin yüzde 70 ila 90’ını kontrol ediyor.

Bu şirketleri suçlamayı sürdüren De Schutter, “Küresel tahıl piyasaları, enerji piyasalarından bile daha yoğun ve daha az şeffaf. Bu nedenle sektörde büyük bir vurgunculuk riski bulunuyor.” ifadesini kullandı.

Bu yılki gıda fiyatlarındaki artışın, küresel tahıl rezervlerinin bol olduğu tahmin edilmesine rağmen gerçekleştiğini, ancak şirketlerin ne kadar tahıl bulundurduklarını göstermek için yeterli şeffaflık olmadığını, bu şirketleri zamanında stoklarını boşaltmaya zorlamanın hiçbir yolu bulunmadığına dikkat çeken De Schutter, “Tahıl devlerinin ne yaptığına bakmalıyız. Krizi önlemek için ne yaptıklarını ve şimdi ne yapabilecekleri konusunda onları sorgulamalıyız.” dedi.

Küresel tahıl şirketleri krizde ne kazandı?

Cargill, 31 Mayıs’ta sona eren yıl için gelirlerinde yüzde 23 artırarak, 165 milyar dolara çıkardı. Archer-Daniels-Midland şirketi, yılın ikinci çeyreğinde tarihinin en yüksek karına ulaştı. Sales, Bunge şirketi, yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın ikinci çeyreğine oranla gelirlerini yüzde 17 artırdı. Louis Dreyfus ise 2021 yılında bir önceki yıla oranla karını yüzde 80 artırdığını açıkladı.

Derecelendirme kuruluşu Moody’s şirketinde analizci olarak çalışan John Rogers, arz kısıtlamalarının ve talebin yeniden canlanmasının gıda fiyatlarını artırmasının ve daha yüksek karlara yol açmasının şaşırtıcı olmadığını belirterek şu görüşleri dile getirdi: “Aşırı büyüklükteki karlar için bu şirketlerin gizlice anlaştıklarını düşünmüyorum. Çok daha fazla şirket küresel tahıl pazarlarından artan oranda bir pay alıyor. Ben bu şirketlerin ahlaksız davrandıkları inancında değilim. Onlar kasıtlı olarak fiyatları artırmıyor.”

Tahıl şirketlerinin karlarının genel olarak arttığını, ancak marjlarının yüzde olarak belirgin bir şekilde artmadığını kaydeden Rogers, “Bu nispeten verimli bir pazar, bu insanların fiyatları artırabileceğini düşünmüyorum.” dedi.

Bununla birlikte yayınlanmamış Sivil Toplum Kuruluşu (STK) raporlarına atıfta bulunan The Guardian, bu şirketlerin kar marjlarını da artırdığını yazdı.

Bu raporlara göre, Archers,Daniels, Midland şirketleri yılın ilk çeyreğinde kar marjlarını, geçen yılın ilik çeyreğine oranla yüzde 3,36’dan yüzde 4,46’ya çıkardı. Cargill ise kar marjını yüzde 2,5’tan yüzde 3,2’ye yükseltti.

Tahıl şirketlerine küresel vergi uygulanmalı mı?

Uluslararası hayır kuruluşu Bond’un politika müdürü Sandra Martinsone, fakirlere daha iyi yardım edebilmek ve gıda pazarındaki dengesizliği giderebilmek için küresel tahıl şirketlerine vergi konulmasını gerektiğini bildirdi.

Sandra Martinsone, ”Büyük tarımsal gıda şirketleri, emtia ticaretinde, azalan arz ve artan talepten açıkça yararlanıyor. Arz, talepten önemli ölçüde düşük olduğunda, fiyat artışı için alan imkan sağlıyor. Buğday ve diğer emtialar borsalarda işlem gördüğü ve bu nedenle fiyatlar dalgalandığından spekülatif borsalarda bu durum daha da kötüleşiyor.” diyerek endişelerini dile getirdi.

Uluslararası hayır kuruluşu Oxfam; yine tahıl şirketlerine kazandıkları yüksek karlar yüzünden vergi kesilmesini isteyen kurumlar arasında yer alıyor.

Oxfam danışmanı Alex Maitland, “Spekülasyonun gıda fiyatlarındaki artışlarda bir itici güç olabileceğine dair endişeler var. Bence açlığa ve açlığa neden olan her şey ahlak dışı.” diyerek tepkisini dile getirdi.

Aşırı kazanç elde ettiği düşünülen şirketlere vergi koyulmasını destekleyen İngiltere’deki Yeşil Parti temsilcisi Natalie Bennett, “Kısa vadeli bir önlem olarak, gıda tekelini elinde bulunduranlara bu vergiyi koymak için ortada güçlü gerekçeler var.” dedi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

TÜSİAD, ABD’den Uyarı Mektubu Aldığını Doğruladı

Türk Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (TÜSİAD),, bugün Wall Street Journal (WSJ) gazetesinde yayımlanan ve ABD Hazine Bakan Yardımcısı Adewale Adeyemo’nun, Türk iş insanlarını yaptırım uygulanan Ruslarla iş yapmaları durumunda ABD’nin kısıtlamaları kapsamına girme riskiyle karşı karşıya kalacağı konusunda uyardığı belirtilen haberine ilişkin yazılı açıklamada bulundu.

Açıklamada, “24 Şubat’ta Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısını takip eden günlerde ABD ve AB başta olmak üzere 30’dan fazla ülke Rusya’ya yönelik yaptırım kararları almıştır. Bugün çeşitli basın organlarında yer aldığı üzere, ABD Hazine Bakanı Yardımcısı Adewale Adeyemo’nun, Rusya’ya yönelik yaptırımlar kapsamında, yaptırım uygulanan kişi ve kuruluşlar ile kurulabilecek ilişkilerin Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlere de yaptırım riski olarak yansıyabileceğine yönelik mektubu TÜSİAD’a da iletilmiştir. İlgili mektup, TÜSİAD tarafından, Dışişleri Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı ile paylaşılmıştır” ifadelerine yer verildi.

Wall Street Journal gazetesi, ABD Hazine Bakanlığı’nın ‘Rusya yaptırımlarının delinmemesi’ konusunda Ankara’yı uyarmasının ardından TÜSİAD’a da bir mektup gönderdiğini yazdı.

İddiaya göre mektupta, Rusya’daki kurum ve şahıslara Ukrayna’daki savaş nedeniyle uygulanan yaptırımların delinmesi halinde TÜSİAD üyesi şirketlere ABD tarafından yaptırım uygulanabileceği belirtildi. Wall Street Journal, Joe Biden yönetiminin özellikle de Soçi görüşmesi sonrasında, NATO müttefiki olan Türkiye üzerinde Rusya ile ilişkileri konusundaki baskıyı giderek artırdığını yazdı.

Habere göre, 22 Ağustos tarihinde ABD Hazine Bakanı Yardımcısı Wally Adeyemo tarafından Türkiye’deki Amerikan Şirketler Derneği’ne ve TÜSİAD’a birer mektup gönderildi. Mektupta, yaptırımlara tabi olan Ruslarla iş yapan Türk şirketlerinin ABD yaptırımlarına maruz kalabileceği belirtildi.

‘Kendileri de risk altında’

Wall Street Journal’a göre mektupta, “ABD’nin yaptırım listesinde olan kişilere maddi destek sağlayan şahıslar veya kurumların kendileri de Amerikan yaptırımı riski altındadır” denildi. Mektupta, Türk bankalarının bir yandan Amerikan bankalarıyla ilişki içindeyken bir yandan da yaptırım listesinde bulunan Rus bankalarıyla aynı ilişkilere sahip olamayacağı belirtildi; “Yaptırımlara tabi olan Rus aktörlerle ilişkiler, Türk mali kurumlarını ve şirketlerini yaptırım riski altına sokabilir” ifadeleri kullanıldı.

Wall Street Journal, “Yazılı uyarılar, Ukrayna’daki topyekûn işgal sonrasında Rusya’ya dayatılan uluslararası yaptırımlara Türk kurumlarının da uyması için ABD tarafından ortaya konulan çabalarda bir tırmanış” yorumunu yaptı.

‘Biden yönetimi uyarıların tonunu yükseltti’

Gazeteye konuşan kaynaklar, ABD’li yetkililerin özel görüşmelerinde “Türkiye’nin yaptırım altındaki Rus varlıkları için güvenli bir sığınak haline gelmesinden” duydukları endişeyi uzun süredir dile getirdiğini, Biden yönetiminin son günlerde Türkiye hükümetinin bu yaptırımlara uyması talebini daha yüksek sesli şekilde dillendirdiğini söyledi.

Wall Street Journal, söz konusu mektup hakkında Dışişleri Bakanlığı’na yönelttikleri sorulara yanıt alamadıklarını da yazdı.

Ne olmuştu?

ABD Hazine Bakanı Yardımcısı Adeyemo, geçen hafta Hazine ve Maliye Bakanı Yardımcısı Yunus Elitaş’la bir telefon görüşmesi gerçekleştirmişti. Washington’dan yapılan açıklamada, Adeyemo’nun Elitaş’a, “Rus kurum ve kişilerin, Ukrayna işgali nedeniyle getirilen Batı yaptırımlarını aşmak için Türkiye’yi kullanmaya çalıştıkları” konusunda uyarıda bulunduğu belirtilmişti.

Paylaşın

Suriye: İlişkilerin Yeniden Tesisi İçin Türkiye Suriye’den Çekilmeli

Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad, Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile Moskova’da yaptığı görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Ankara ile Şam arasındaki ilişkilerin yeniden tesis edilmesi için Türkiye’nin Suriye’den çekilmesi gerektiğini söyledi.

Haber Merkezi / Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad, Moskova’daki görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Faysal Mikdad, basın toplantısında, Ankara ile Şam arasındaki ilişkilerin yeniden tesis edilmesi için Türkiye’nin Suriye’den çekilmesi gerektiğini söyledi.

Mikdad, “Türk askerlerinin Suriye’den çekilmesi için harcanacak çabalar, Suriye’deki durumu istikrara kavuşturmanın tek yoludur. Biz herhangi bir şart koşmayacağız, ancak ilişkilerin savaşın başlangıcından önceki haline dönmesi için Suriye topraklarında Türk işgalinin bitmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Sergey Lavrov ise , Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde yeni askeri harekat için hazırlık yapması bağlamında söz konusu bölgede yeni askeri faaliyetlerin başlamasına izin verilmemesi gerektiğini belirtti.

Lavrov, “Önemli olan, yeni askeri faaliyetlere izin verilmemesi, daha önce Suriye ile Türkiye arasındaki ilişkilerde bulunan siyasi ilkeler temelinde diplomatik kanallar üzerinden anlaşma sağlanması” ifadelerini kullandı.

İsrail’in hava saldırılarına kınama

İsrail’in Suriye’ye yönelik hava saldırılarını kınadığını da dile getiren Lavrov, “İsrail’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına ve her şeyden önce Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duymasını talep ediyoruz” dedi.

Paylaşın

Babacan: Beştepe Ekonomik Krizi Rüyasında Bile Çözemez

Ankara’da partisinin il başkanları toplantısında konuşan DEVA Partisi Lideri Babacan, ekonomik krize değinerek, “Ekonomik krizi Beştepe mi çözecek? Mümkün değil. Beştepe ekonomik krizi rüyasında bile artık çözemez. Beştepe ve çevresindekilere kriz dokunmuyor. Krizden çıkış planı bizim elimizde. Biz çözeceğiz. Kriz ortamını en geç 6 ay içinde rahatlatırız. Enflasyonu en geç 2 yıl içinde tek haneye indireceğiz” dedi.

Haber Merkezi / Ekonomiden sorumlu olduğu dönemi “Kriz çözme tecrübemize tüm dünya şahit” sözleriyle savunan Babacan, “Krizden çıkış planı elimizde” dedi. Babacan, Akkuyu Nükleer Santrali üzerinden hükûmete seslendi, “Yanlış işleri günü geldiğinde açığa çıkartırız” dedi. Babacan seçimlere ilişkin de iddialı konuştu: Gazete manşetlerinde ‘AK Parti’ye veda, Türkiye’ye DEVA’ yazacak.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Ankara’da partisinin il başkanları toplantısında şu ifadeleri kullandı: 

“Seçimlere, kendi adımızla sanımızla, kendi şanımızla namımızla ve eylem planlarımızla gireceğiz. Vatandaşlarımız mührü DEVA’nın damlasına vuracak. DEVA’nın damlası da seçime damgayı vuracak. Ya başaracağız ya başaracağız. Başka bir seçeneğimiz yok. DEVA’nın başarısı, Türkiye’nin başarısı demek. Seçimin ertesi günü gazete manşetlerinde ‘AK Parti’ye veda, Türkiye’ye DEVA’ yazacak. Bu değişim, Türkiye’nin hayrına olacak.

Ekonomik krizi Beştepe mi çözecek? Mümkün değil. Beştepe ekonomik krizi rüyasında bile artık çözemez. Beştepe ve çevresindekilere kriz dokunmuyor. Krizden çıkış planı bizim elimizde. Biz çözeceğiz. Kriz ortamını en geç 6 ay içinde rahatlatırız. Enflasyonu en geç 2 yıl içinde tek haneye indireceğiz.

Bizim kriz çözme tecrübemize tüm dünya şahit. El alemin ‘Model ülke Türkiye’, ‘ilham kaynağı Türkiye’, ‘turbo ülke Türkiye” dediği dönemde ülke ülke gezip yaptıklarımızı anlattık. Başka ülkeler bizden ders aldılar. 2014’te Dünya Bankası, Türkiye’nin en parlak döneminin tecrübesinin kitabını yayınladı. Hem iktidara hem de ders alması gereken başka çevrelere tavsiye ediyorum. Türkiye demokrasiyle, insan haklarıyla, özgürlüklerle, hukukla, adaletle beraber bir ekonomik başarıyı nasıl elde etmiş, okusunlar. Burada çok tecrübe var.

“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz”

Mutlak yoksulluğu sıfırladık. 34 yıl yüksek seyreden enflasyonu 2 senede tek haneye indirdik. Paradan 6 sıfırı attık. Döviz kurlarında yıllarca istikrar sağladık. Bıraktığımızda dolar kuru 2 lira 90 kuruştu. Millî gelirimizi 12.500 dolara taşıdık. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Kim ne derse desin. Kim ne iddia ederse etsin. Rakamlar ortada. Bakmayın boş konuşanlara. Devletin Hazinesini, Merkez Bankası’nı, rezervlerle, yedek akçelerle doldurduk.

Tüm başarılara imza atarken hamdolsun boğazımızdan bir gram bile haram lokma geçmedi. Türkiye’nin dört bir yanında alnımız açık, başımız dik geziyorsak o gün yaptıklarımızla ilgili her zaman hesap vermeye hazır olduğumuz için. Bazıları o kadar rahat değil. Şimdiden hazırlıklarını yapıyorlar.  İktidardakilerin bir kısmı da iktidara yakın çevreler de ilk seçimde iktidarın değişeceğini görüyorlar, şimdiden kendileriyle ilgili bir çıkış planlaması yapıyorlar. Ama o kadar kolay olmayacak. Zaten bağımsız yargı kendi süreçlerini başlatır. Her türlü denetimler olur. İdari, yasama denetimleri olur.

‘İnşaat mı, sanayi mi?’ kavgası yaşadık. Sayın Erdoğan ile benim aramdaki kavga. Basın arşivlerine bakın. Babacan diyor ki: ‘Beton, taş, toprak… Bütün kaynaklar buraya gidiyor. Yarın bu iş ülkeyi krize sokacak.’ Önce sanayi, yatırım, istihdam, üretim, ihracat dedik.  Ne yaptılar? Ülkenin itibarının en yüksek olduğu, çok düşük maliyetlerle dünyanın her yerinden kaynak bulduğu dönemde o kaynakları kısa sürede emsal değişikliğiyle rant oluşturacak projelere yönelttiler. Kayıt dışı, vergi yok, haksız, hukuksuz, neye göre paylaşıldığı belli olmayan bir rant. Yolsuzluğun ve rüşvetin en çok döndüğü alanlardan biridir. Fakat maalesef o rant ve gözü dönmüşlük bizim verdiğimiz bu mücadelede karşı cepheyi galip kıldı.

İsrafın ve borçlanmanın çok hızlı arttığı dönemlerde açık açık çıktık, ‘Bu gidiş doğru değil. Yavaşlayın. Tasarruf şart’ dedik. ‘İtibardan tasarruf olmaz’ dedi. ‘Fren Ali’ dediler. Zamanında Fren Ali’nin söylediklerine kulak verselerdi, bugün memleket el alemin 3-5 milyar dolarına muhtaç hale gelmezdi. Cumhurbaşkanı ülke ülke bazılarının önünde ilkelerinden vazgeçmek zorunda kalmazdı.

Rusya’yla neler dönüyor, anlamıyoruz. Karanlıkta neler yapılıyor, bilmiyoruz. Akkuyu termik santralindeki son gelişmeler, Erdoğan’ın bir anda çark edip Esad’la görüşme arayışına girmesi, eş zamanlı olarak Merkez Bankası’na giren ve kaynağı resmen açıklanmayan 12 milyar dolar civarında rakam… Özellikle Akkuyu Nükleer Santraliyle alakalı hükûmeti uyarmak istiyorum. Eğer bu ülkenin, devletin, milletin çıkarlarını 3-5 kuruşa değişip yanlış işler yapıyorsanız günü geldiğinde biz bütün bunları açığa çıkartırız. Bu millete gösteririz.

“İnsanlar bir dairenin banyosunu, mutfağını paylaşıyor”

Kiralar uçtu. İnsanlar İstanbul’da oda paylaşıyor. Yaşamak için bir dairenin banyosunu, mutfağını paylaşıyorlar. Türkiye’yi 2022 yılında getirdikleri nokta bu. Ekonomi yönetiminin başında olduğumuz dönemde, orta gelirliler, muhitine göre 5-10 yıllık maaşlarının toplamıyla bir daire alma imkânına sahipti. Sayın Erdoğan’ın konut paketlerine sığmayacak hayalleri gerçekleştirdik.

Bu yıl 850 bin öğrenci üniversiteye girmeye hak kazandı. Örgün sistemdeki toplam öğrenci sayısı ise 3 milyon 800 bin. Rakamları yuvarlayarak söylüyorum, tüm Türkiye’deki yurt kapasitesi ise 700 bin KYK, 300 bin özel, toplam 1 milyon civarında. Bu yetmiyor. Bazı şehirlerde kesinlikle yetmiyor. İstanbul’da kiralar 5 bin liradan başlıyor, 10 bin, 15 bin lira…

Diyelim ki gencimiz Ankara Üniversitesi’ne geldi. Hukuk, kamu yönetimi, iktisat, bir bölümü kazandı. Kampüse en yakın yer Cebeci’deki bir dairenin kirası 4 bin liradan aşağı değil. Diyelim ki ODTÜ. Mühendislik okuyacak. Türkiye’nin en güzel üretimlerinde imzası olacak. ODTÜ çevresinde 5 bin liranın altında kiralık yer bulmak çok zorlaştı. Ben, gençlere yaşatılan bu dramı içime sindiremiyorum. ‘Barınacak yer bulamıyoruz’ diyen gençleri gördükçe kahroluyorum. Türkiye gençlerini açıkta bırakan bir ülke olmaz, olamaz.

Kurulduğumuz günden beri Türkiye’nin tüm ihtiyaçlarına yanıt ürettik. DEVA Partisi’yle Türkiye siyasetine eylem planlarımızı armağan ettik. Eylem planlarımızın her birisi Türkiye’nin nefes borusudur. Ayrıca siyasi hayatımıza eylem planları hazırlama geleneğini de biz kazandırdık.”

Paylaşın

NASA Paylaştı: İşte Kara Deliğin Sesi

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), ‘uzayda ses olmadığını zannedenler için’ mayıs ayında kaydettiği ve insan kulağıyla duyulabilecek hale getirdiği kara delik sesini sosyal medya hesabından yeniden paylaştı.

Pazar günü yaptığı paylaşımda NASA mayıs ayında kaydedilen bir kara delik sesini yeniden yayınlayarak şu ifadelere yer verdi:

“Uzayda ses olmadığını zannetmemizin nedeni, çoğu uzayın bir boşluk olması ve ses dalgalarının yayılmasına imkan tanımamasıdır. Bir galaksi kümesinde o kadar çok gaz vardı ki, biz gerçek bir sesi yakalayabildik. Bu kayıtta ses, bir kara deliği duyabilmemiz için amplifiye edilip başka seslerle birlikte yeniden düzenlendi.”

Ses kaydında çıkardığı titreşimlere yer verilen gökada kümesi, Dünya’dan 200 milyon ışıkyılı uzaklıkta yer alan, sıcak gazla dolu ve 11 milyon ışık yılı genişliğindeki Perseus gökada kümesi. Veriler ise NASA’nın Chandra X-ray Gözlemevi’nden mayıs ayındaki Kara Delik Haftası’nda elde edildi.

NASA, ses kaydının yakalandığına dair yaptığı ilk açıklamada, “Gökbilimciler, kara deliğin yaydığı basınç dalgalarının, kümenin sıcak gazında bir notaya çevrilebilecek dalgalanmalara neden olduğunu keşfettiler. Bu aslında insanların orta C’nin 57 oktav altında duyamayacağı bir nota” demişti.

Kara Delik nedir?

Kara delik; astrofizikte, çekim alanı her türlü maddesel oluşumun ve ışınımın kendisinden kaçmasına izin vermeyecek derecede güçlü olan, büyük kütleli bir gök cismidir. Kara delik, uzayda belirli nicelikteki maddenin bir noktaya toplanması ile meydana gelen bir nesnedir de denilebilir. Bu tür nesneler ışık yaymadıklarından kara olarak nitelenirler.

Kara deliklerin “tekillik”leri nedeniyle, üç boyutlu olmadıkları, sıfır hacimli oldukları kabul edilir. Kara deliklerin içinde ise zamanın yavaş aktığı veya akmadığı tahmin edilmektedir. Kara delikler Einstein’ın genel görelilik kuramıyla tanımlanmışlardır. Doğrudan gözlemlenememekle birlikte, çeşitli dalga boylarını kullanan dolaylı gözlem teknikleri sayesinde keşfedilmişlerdir. Bu teknikler aynı zamanda çevrelerinde sürüklenen oluşumların da incelenme olanağını sağlamıştır.

Örneğin, bir kara deliğin potansiyel kuyusunun (uzay-zaman kavisi) çok derin olması nedeniyle yakın çevresinde oluşacak yığılma diskinin üzerine düşen maddeler diskin çok yüksek sıcaklıklara erişmesine neden olacak, bu da diskin (ve dolaylı olarak kara deliğin) yayılan x-ışınları sayesinde saptanmasını sağlayacaktır. Günümüzde, kara deliklerin varlığı, ilgili bilimsel topluluğun (astrofizikçiler ve kuramsal fizikçilerden oluşan) hemen hemen tüm bireyleri tarafından onaylanarak kesinlik kazanmış durumdadır.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Kul Hakkı Yiyenlerle Asla Helalleşmeyeceğiz

Partisinin Niğde’de düzenlediği grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Kul hakkı yiyenlerle asla helalleşmeyeceğiz. Öyle bir şey yok. Yüce yaratanın huzuruna bile kul hakkıyla kimse çıkamaz. Çıkmamalı” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yaz süreci boyunca aldığı karar doğrultusunda partisinin Grup Toplantısı’nı bu hafta Niğde’de yaptı. Kılıçdaroğlu’nun Grup Toplantısı’ndaki konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

Salonumuz dar. Aslında Niğde için çok daha güzel, görkemli; atmosferi iyi olan bir salona ihtiyaç var. İnşallah o bize nasip olur ve buraya güzel bir salon yaparız.

Paylaşın

Rusya’dan Suriye Çıkışı: Yeni Askeri Harekat Kabul Edilemez

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad’la görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, Suriye’de yeni bir askeri harekatın ‘kabul edilemez’ olduğunu söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde yeni askeri harekat için hazırlık yapması bağlamında söz konusu bölgede yeni askeri faaliyetlerin başlamasına izin verilmemesi gerektiğini belirtti.

Suriye’de yeni bir askeri harekatın ‘kabul edilemez’ olduğunu belirten Lavrov, Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad’la Moskova’daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Sputnik’in aktardığına göre Lavrov, “Önemli olan, yeni askeri faaliyetlere izin verilmemesi, daha önce Suriye ile Türkiye arasındaki ilişkilerde bulunan siyasi ilkeler temelinde diplomatik kanallar üzerinden anlaşma sağlanması” ifadelerini kullandı.

İsrail’in hava saldırılarına kınama

İsrail’in Suriye’ye yönelik hava saldırılarını kınadığını da dile getiren Lavrov, “İsrail’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına ve her şeyden önce Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duymasını talep ediyoruz” dedi.

Paylaşın

Sahipleri Eve Gelen Köpeklerin ‘Mutluluktan Ağladığı’ Keşfedildi

Yeni bir araştırma, sahipleri eve döndüğünde köpeklerin “mutluluk gözyaşları döktüğünü” ortaya koydu. Araştırma ekibi şimdi de köpekler diğer köpek dostlarıyla yeniden bir araya geldiğinde “ağlayıp ağlamadıklarını” araştırıyor.

Independent Türkçe’nin Current Biology bilimsel dergisinden aktardığına göre, çalışma, köpeklerin mutlu oldukları durumlarda gözyaşı döktüğünü ortaya koydu ancak araştırmacılar köpekler olumsuz duygularla karşılaştığında ne olduğunu test etmedi.

Araştırmanın baş yazarı Profesör Takefumi Kikusui’nin aklına bu çalışmayı yürütmek, 6 yıl önce doğuran kanişinin doğumdan hemen sonra gözlerinde yaşlar olduğunu fark edince gelmiş.

“Bu bana oksitosinin gözyaşlarını artırabileceği fikrini verdi” açıklamasını yapan Kikusui, köpeklerin gözlerinin gözyaşı ürettiğini ancak gözyaşlarının insanlarınkiyle aynı şekilde akmadığını da ekledi.

Japonya’daki Azabu Üniversitesi’ndeki araştırmacı, aynı zamanda köpeklerin sahiplerine kavuştuklarında gözlerinde daha fazla yaş olduğunu keşfetti.

Kikusui, bir köpeğin gözündeki gözyaşlarının taban seviyesinin, köpek yeni biriyle tanıştığında değişmediğini, bu nedenle köpeğin tanıdığı birini görmeye tepki olarak “gözyaşlarının” arttığını buldu.

Çalışma sırasında araştırmacılar, köpeklerin gözlerine oksitosin koydu ve bu gözyaşlarında artışa neden oldu. Bu durum, genellikle “aşk hormonu” olarak bilinen oksitosinin, köpek sahibini gördüğünde daha yüksek seviyelerde seyrettiği teorisini destekledi.

Önceki çalışmalar köpekler ve sahipleri oynadığında oksitosin salgılandığını bulmuştu fakat bu, köpeklerde oksitosin ve gözyaşı seviyelerini ilişkilendiren ilk çalışma.

Kikusui, “Hayvanların, sahiplerine kavuşmak gibi sevinç dolu durumlarda gözyaşı döktükleri keşfini hiç duymamıştık ve hepimiz bunun dünyada bir ilk olacağı için heyecanlıydık” dedi.

Köpekler insanların dostu haline geldi ve yakın bağlar kurabiliyoruz. Bu süreçte sahiple etkileşim sırasında gözleri dolan köpeklerin, sahipleri tarafından daha fazla ilgi görmesi de mümkün.

Araştırma ekibi şimdi de köpekler diğer köpek dostlarıyla yeniden bir araya geldiğinde “ağlayıp ağlamadıklarını” araştırıyor.

Paylaşın

Avrupa’nın Yarısı Kuraklık Tehdidi Altında

Avrupa Kuraklık Gözlem Dairesi’nin hazırladığı ilgili rapora göre, 10 Ağustos itibarıyla kıtanın yüzde 47’lik bölümü kuraklık tehlikesi altında. Avrupa’nın yüzde 17’lik kısmında ise söz konusu tehdidin çok ağır ve endişe verici boyutta olduğu bildirildi.

Uzmanlar tarafından hazırlanan bir rapor Avrupa’nın nerede ise yarısının kuraklık tehdidi alında olduğunu ortaya koydu. Avrupa Kuraklık Gözlem Dairesi’nin hazırladığı ilgili rapora göre, 10 Ağustos itibarıyla kıtanın yüzde 47’lik bölümü kuraklık tehlikesi altında. Avrupa’nın yüzde 17’lik kısmında ise söz konusu tehdidin çok ağır ve endişe verici boyutta olduğu bildirildi.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’na bağlı bir kurum olan Kuraklık Gözlem Dairesi, yaşanan kuraklığın tarımda pek çok ürünün hasadını son derece olumsuz etkilediğini; bunların içinde de en fazla etkilenenlerin mısır, soya fasulyesi ve ayçiçeği olduğunu aktardı.

Dairenin Pazartesi günü kamuoyu ile paylaştığı raporda, Avrupa’nın pek çok bölgesini sene başından bu yana etkisi altına alan kuraklığın, Ağustos ayı başından itibaren daha da ağırlaştığı ve kötüleştiği bildirildi. Buna sebep olarak, yağısların azalması ve Mayıs ayından bu yana yaşanan sıcak hava dalgaları gösteriliyor. Kuraklık nedeniyle ayrıca bir yandan nehirler kururken, diğer yandan enerji santrallerinde de aksaklıklar yaşandığı raporda yer aldı.

Kuraklıktan etkilenen Avrupa ülkeleri

Avrupa Kuraklık Gözlem Dairesi’nin raporuna göre, kuraklık tehlikesinin en fazla arttığı Avrupa ülkeleri, İtalya, İspanya, Portekiz, Fransa, Almanya, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, Romanya, Macaristan, Sırbistan’ın kuzeyi, Ukrayna, Moldova, İrlanda ve Birleşik Krallık. 2022 yılının henüz bahar aylarında kuraklık tehlikesi yaşayan İtalya’nın kuzeyi, Fransa’nın güneydoğusu ve Macaristan ile Romanya’daki bazı bölgelerde durumun daha da kritik bir hale geldiği söz konusu raporda vurgulanırken, özellikle Akdeniz’in batısında hava sıcaklığının Kasım ayına kadar mevsim normallerinin üzerinde seyredeceği öngörüsünde bulunuldu.

Son günlerde görülen yağışların Avrupa’nın bazı bölgelerindeki kuraklığı bir nebze azaltmış olabileceği de belirtilirken, bazı bölgelerde ise bu yağışlarla birlikte gelen fırtınaların, yağışların olumlu etkisini azaltan zararlara ve kayıplara yol açtığı bildirildi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın