WFP: Dünyada Gıda Güvensizliği Çekenlerin Sayısı İkiye Katlandı

Dünya Gıda Programı (WFP), dünyada 2019 yılından bu yana akut gıda güvensizliği çekenlerin sayısının iki misli artarak 345 milyona çıktığı uyarısında bulundu. Kovid 19 salgını, küresel ısınma ve çatışmalar, akut gıda güvensizliğinin artmasının en önemli nedenleri arasında gösteriliyor.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre, WFP Bölge Müdürü Corinne Fleischer, Reuters’e yaptığı açıklamada, salgın öncesi 135 milyon kişinin akut gıda güvensizliğinin kurbanı olduğunu belirterek, bu rakamın küresel ısınma ve çatışmalarla birlikte hızla yükseldiğini ve daha fazla artmasından endişe duyulduğu uyarısında bulundu.

Çevre faktörleri ve bunun getirdiği kuraklık sonucu ortaya çıkan gıda krizinin, çatışmaları körüklediği ve kitlesel göçü de tetiklediği biliniyor.

Durumun giderek kötüleştiği ve ‘dünyanın buna artık dayanma gücü kalmadığını” ifade eden Fleischer, “Şimdi iklim değişikliği ve çatışmalar nedeniyle dünya genelinde 10 misli daha fazla yer değiştirme görüyoruz ve elbette bunlar birbiriyle doğrudan bağlantılı. Bu nedenle, Kovid’in, iklim değişikliğinin ve Ukrayna’daki savaşın bileşik etkisi konusunda biz gerçekten endişeliyiz.” dedi.

Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın Ukrayna savaşının olumsuz etkilerini çok fazla hissettiğini hatırlatan Fleischer, bu bölgelerini tahıl ithalatına olan bağımlılıklarına dikkati çekti.

Bu konuda Yemen’den örnek veren Fleischer, Yemen’in ithal ettiği yüzde 90 oranındaki gıdanın yüzde 30’unu Karadeniz bölgesinden geldiğini hatırlatarak, savaşın bu ülke üzerindeki etkisini vurguladı.

Fleischer, WFP olarak acil gıdaya gereksinim duyan 16 milyon kişiden sadece 13 milyonuna gıda desteği verebildiklerini, bu kişilere gerekli mali kaynak olmaması yüzünden sadece yarım günlük yemek tedarik edebildiklerini söyledi.

Batılı bağış yapan ülkelerin yaşadıkları ekonomik krizler ve salgın dışında gıda fiyatlarındaki yüzde 45 oranındaki artışın, acil gıda yardımına ihtiyacı olanların bu gereksinimlerini karşılanmasında en önemli engel olarak görülüyor.

Petrol fiyatlarındaki artışla birlikte gelirlerini artıran Irak’ta yaşayanların bile akut gıda güvensizliği yaşadığını kaydeden Fleischer, “Irak’ın 5,2 milyon ton buğdaya ihtiyacı var. Ancak bu ülke 2,3 milyon buğday üretiyor ve gerisini ithal etmek zorunda. Devletin yardımlarına rağmen, kuraklık ve su sıkıntısı Irak’ın dört bir yanındaki küçük toprak sahiplerinin geçimini tehlikeye atıyor.” dedi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Saray Da Sureti Haktan Görünenler De İyi Dinlesin…

İktidarın faiz politikasını eleştiren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Dünya faizleri yukarı çekiyor, Merkez Bankamız faizi indiriyor… Peki sonrasında ne oluyor? Türk Lirası’nın değeri düşüyor dövizin fiyatı artıyor. Erdoğan yoksuldan alıp varsıla veriyor” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yayımladığı ve “saray da sureti haktan görünenler de iyi dinlesin…” notunu düştüğü bir video ile iktidarın faiz politikasını eleştirdi.

Kılıçdaroğlu, “Dünya faizleri yukarı çekiyor, Merkez Bankamız faizi indiriyor… Peki sonrasında ne oluyor? Türk Lirası’nın değeri düşüyor dövizin fiyatı artıyor. Erdoğan yoksuldan alıp varsıla veriyor” dedi. Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:

“Faiz artıran ülkeler, yatırımcıları ve dolayısıyla dövizi kendi ülkelerine çağırıyor. Faizi düşürenler de yatırımcıya ve dövize ‘gelme’ demiş oluyor. Açıkça söylemek gerekirse dışardan gelmesi zaruri olması gereken dövize ulaşmamızı bizzat Merkez Bankamız zorlaştırıyor. Dövizi kıt hale getiriyor.”

Merkez Bankası’nın düşük faiz oranıyla bankalara kredi verdiğini, bankaların da ucuza aldığı krediyi tüketiciye piyasa fiyatına sattığını belirten Kılıçdaroğlu, bunun sonucunu “Bankalar için yüzde 400 kâr artışı, sizler için sefalet. Erdoğan en savunmasız kitlenin, hayatta kalmak için kredi almak zorunda olan kitlenin son parasını da alıyor” sözleriyle paylaştı.

Bankaların, ödeme şansı kalmayan insanların borçlarını varlık şirketlerine sattıklarını savunan Kılıçdaroğlu, “Kârı yüzde 400 artmış o bankalar en garibanın borcunu tefeciye satıyor. Yeter ki kendi bilançoları düzelsin” diye konuştu.

“Bu sisteme su taşıyan hiç kimseyle masaya oturmam” diyen Kılıçdaroğlu şöyle devam etti.

“Benim derdim sadece saray iktidarıyla değil halkı fakirleştiren herkesledir… İster beşli çete olsun ister finans devleri, Bay Kemal için hepiniz aynısınız. Halkın ekmeğine dokunduysanız sizlerle oturmam. Sizlerle pazarlık yapmam. Sizin desteğinizi alacağıma siyaseti bugün bırakır giderim. Halktan çalınanı telafi etmem için önce sizin soyduklarınızı tahsil etmem lazım. Hiçbirinizin gözünün yaşına bakmayacağım.”

“Borçlarınız nedeniyle avukatlar tarafından aranacaksınız. Size, ailenize zarflar gönderecekler, tehdit edecekler. Bunlar çetecidir, bunlar mafyadır, bunlar engerekler ve çıyanlardır. Bunlar aşınıza göz koyanlardır. Sakın ödemeyin. Seçimden sonra onlarla ben konuşacağım. Ödemeyin.”

Paylaşın

SP Lideri Karamollaoğlu: Türkiye Maalesef ‘Titanic’ Gibi Batıyor

Haftalık basın toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulunan SP Lideri Karamollaoğlu, ekonomiye ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Ülke AK Parti iktidarının uyguladığı politikalar nedeniyle Titanic gemisi gibi batıyor. Bir gaflet içindeler” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / 6’lı masa birinci turunun son toplantısına değinen Karamollaoğlu, “Hem Türkiye Cumhuriyeti’nin 13’üncü cumhurbaşkanı hem de herkesin cumhurbaşkanı olacak bir adayın belirlenmesi elbette bu masanın uhdesindedir. Meclis’te çoğunluğu oluşturacak olanlar da bu masanın etrafında bir araya gelen 6 siyasi partinin milletvekilleri olacaktır” dedi.

Karamollaoğlu, iktidarın Suriye politikalarına ilişkin ise, “Kalıcı barış, geçici günlük siyasi kazançlara kurban edilmemelidir. Bu kapsamda AK Parti iktidarının, Tel Aviv’e gösterdiği hoşgörünün hiç olmazsa binde birini de Şam’a göstermesi gerekir kanaatindeyiz.” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin genel merkezinde haftalık basın toplantısı düzenledi. Karamollaoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Hoşgörüyü elden bırakmayacağız: Muhterem arkadaşlarım tarihi olaylar sadece övgüyle anılacak olaylar değil ders çıkarılacak olaylardır. Unutmayalım ki zaferin ardından adaleti, merhameti ve hoş görüyü elden bırakmayarak bin yıldır var olduğumuz gibi var olmaya devam edeceğiz. Sultan Alparslan’a tam yüzyıl evvel düşmanı bu topraklardan atma emri veren Gazi Mustafa Kemal Paşa ve şehitleri rahmetle anıyorum.

Geçtiğimiz hafta peş peşe bizi derin üzüntüye boğan haberlerle Gaziantep ve Mardin’deki kazalarda hayatını kaybedenlere Allahtan rahmet yaralananlara Allahtan acil şifalar diliyorum. Son zamanlarda maalesef maliyetlerin artması sebebiyle araçların bazı bakımlarının yapılmadığına dair haberler var. Otobüs kamyon, TIR gibi araçların bakımlarını zamanında yaptırmazsanız aracın freni tutmaz, katliama benzer kazalara şahit oluruz. Bunun için gerekli tedbirler mutlaka alınmalı, işletmeler eğer zorlanıyorsa bir takım destek çalışmaları yürütülmelidir.

Yakından takip edilen bir diğer konu da ev sahipliğimizde burada genel merkezimizde gerçekleştirme imkanı bulduğumuz 6’ınca toplantımız. Öncelikle genel başkanlara teşekkürü borç biliyorum. Yaklaşık 6 ay önce başlattığımız sürecin sonunda çok daha kararlı ve umutluyuz. Kimsenin şüphesi olmasın 6 ay sonra bugünkünden çok daha güçlü ve beklentileri karşılayacak projelerle çıkacağımızı ifade etmek isterim. Rotamız belli, 85 milyon insanımızın hep beraber umut dolu yarınlara ulaşmasıdır.

İktidar sarhoşluğu başından beri var ancak son zamanlarda kendileri rahat olanlar vatandaşında rahat olduğunu zannediyorlar. Erdoğan iktidarının akıl dışı politikalarıyla ülkemiz her gün biraz daha batıyor, çöküyor. Eğer gereken tedbirler alınmazsa farklı bir sonuç doğmaz. Bu kadar duyarsızlık bu kadar şikayete karşı kulaklarını tıkayan bir iktidara şahit olmadım. Sırf iktidarı yıpratmak için şikayet edildiğini zannediyorlar.

Bu iktidar gidicidir. Bunu sadece bir tahmin olarak söylemiyorum. Maalesef bu ülke batıyor, ancak hiç kimse ümitsizliğe kapılmasın. Biz bu dümenin başına geçmekte kararlıyız. Ve bu gemiyi sağlam bir yere oturtacağız. Sayın Cumhurbaşkanımız kendini devlet ile özdeşleştirmiş ‘ben devletim’ diyor, olmaz. Maalesef yolsuzluk ve adaletsizlik kural haline gelmiştir. Sayın Erdoğan’ın Türkiye’mizi gemi metaforuyla açıklayacaksak bu gemi batarsa hepimiz sıkıntı çekeriz.

Dış politika çok önem taşıyor son zamanlarda İktidarın yıllardır takip ettiği Suriye politikasının ne kadar hatalı olduğu bugün kendileri tarafından da kabul edildi. 10 yıl gecikmeyle bu duruma gelseler bile iktidara teşekkürü bir borç biliyorum. Geçmişteki hatalar tekrarlanmamalı, kalıcı barış geçici günlük siyasetlere kurban edilmemelidir. Herzog kırmızı halılarla karşılanabiliyorsa hem Filistin hem Suriye başbakanı aynı muameleye tabi tutulmalıdır.

ABD Başkanları istedi diye Esad’ı düşman bildik, şimdi de Putin istedi diye Esad ile görüşmemelidir Türkiye. Büyük Ortadoğu projesiyle biz hedefteyiz. Allah rızası için uyanın, gerçekleri görün. Gerçekleri görmezseniz bu problemlere çözüm üretemezsiniz. Bundan dolayıdır ki bizim ısrarla üzerinde durduğumuz konu var İslam alemi şahsiyetli bir dış politika benimsemelidir. Bütün bunlar içinde bulunduğumuz sıkıntıları bize göstermesi açısından önem arz ediyor. İktidara yol göstermeye çalışıyoruz ancak biliyoruz ki iktidar ısrar ve inatla söylediklerimize kulak asmayacak. Problemlerimizin kalıcı çözümü ancak iktidar değişikliğiyle mümkün olacaktır. Biz bunu gördük milletimizin de bu gerçeği fark ettiği kanaatindeyiz.”

Paylaşın

HDP Öncülüğünde Kurulan ‘Yedili İttifak’ İsmini Belirleyecek

HDP, TİP, EMEP, TÖP, EHP, HE ve Sosyalist Meclisler Federasyonu’nun yer aldığı ‘yedili ittifak’ masasının isminin yarın yapılacak toplantıda netleşmesi bekleniyor. Masa genişleme çalışmalarına da devam edecek.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) “en geniş demokrasi ittifakı” arayışı ile başlattığı toplantılarda sona gelindi.

Yarın toplanacak HDP ve bileşenleri ile Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Halkevleri (HE) ve Sosyalist Meclisler Federasyonu toplantıda yol haritası ile ittifakın adını karara bağlayacak.

Halkevleri’nin yarın toplantıya katılıp katılmayacağı ise henüz netleşmedi.

T24’ün aktardığına göre; ittifakı geniş bir toplantıyla kamuoyuna eylül ayında duyuracaklarını açıklayan Tuncer Bakırhan, “Yarınki toplantıda Türkiye’nin temel meselelerini, ittifakın adını, nasıl genişleyeceğimizi karara bağlamaya çalışacağız. Eylül ayında da bir aksilik olmazsa İstanbul’da deklere edeceğiz” dedi.

7’li masa yeni ismiyle kendisini deklere ettikten sonra genişleme çalışmalarına devam edecek. Sadece siyasi partileri, siyasi kurumları değil, kadınları, çevrecileri, inanç gruplarını da temsil eden bir genişleme çalışmalarına eylül ayından sonra devam edecek.

7’li masanın geçen günlerde kendisini deklere eden, seçim ve seçim sonrası için işbirliğini hedefleyen Sosyalist Güç Birliği (TKP, TKH, Sol Parti ve Devrim Hareketi) ile ortak zeminde buluşma arayışları da olacak.

Paylaşın

AK Parti Seçim Startını Verdi!

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün partisinin bazı genel başkan yardımcıları ile bakanlarını parti genel merkezine çağırdı. Böylece Erdoğan başkanlığında yapılan ilk toplantı ile AK Parti seçim hazırlıklarına resmen başladı.

NTV’nin aktardığına göre, toplantıda seçim beyannamesi ve seçim manifestosunun içeriği üzerinde çalışmalar yapılırken yol haritası belirlendi.

AK Parti’nin seçime ilişkin atacağı adımlar ise, şöyle sıralandı:

– Beyannamede vurgu 2053 ve 2071 vizyonları olacak. 20 yıllık AK Parti iktidarında yapılanlara dikkat çekilerek, yeni vaatler sıralanacak. Ekonomiden dış politikaya, sağlıktan eğitime hangi alanda neler yapılacağı anlatılacak

– Seçim çalışmaları kapsamında da Genel Merkez’de tüm birimler kendi alanlarına ilişkin atılması gereken adımları tespit edecek

– Teşkilat Başkanlığı yapılacak miting programları ve teşkilatların saha çalışmalarına ilişkin program hazırlayacak

– Seçim İşleri Başkanlığı da sandık müşahitleri ve görevlilerinin tespiti ve bunların eğitimi için hazırlıklarını yapacak

– Tanıtım ve Medya Başkanlığı da seçim sloganları, müzikler ve görsel içerikler üzerine çalışma yapacak

– Meclis’te hangi yasal düzenlemelere öncelik verileceği de değerlendirilen konular arasında

– AK Parti ve MHP’nin ayrı ayrı hazırlayacağı seçim beyannemelerinin ardından Cumhur İttifakı’nın ortak seçim stratejisi de ortaya çıkacak.

Erdoğan, dün AK Parti Genel Merkezi’nde partisinin bazı genel başkan yardımcıları ile bir araya geldi. Toplantıda ayrıca Ticaret Bakanı Mehmet Muş, AK Parti Genel Başkanvekilleri Binali Yıldırım ve Numan Kurtulmuş ile AK Parti Grup Başkanı İsmet Yılmaz yer aldı.

Paylaşın

Rusya’dan Dikkat Çeken Açıklama: Ukrayna’daki İlerlemeyi Bilerek Yavaşlattık

Ukrayna’daki “operasyonu” kasıtlı olarak yavaşlattıklarını açıklayan Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, bu yavaşlama kararının gerekçesini de, sivil kayıpları azaltma çabası olarak ifade etti.

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Özbekistan’daki Şangay İş Birliği Örgütü’nün Savunma Bakanları toplantısında konuştu.

Ukrayna’da insancıl hukuka uyduklarını savunan Şoygu, “Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin komuta noktaları, hava alanları, depolar, müstahkem mevkiler ve savunma sanayi tesisleri dahil olmak üzere askeri altyapı tesislerine yüksek hassasiyetli silahlarla saldırılar düzenleniyor. Aynı zamanda sivil kayıpları önlemek için her türlü çaba gösteriliyor. Bu kesinlikle ilerleyişi yavaşlatıyor ama biz bunu bilinçli olarak yapıyoruz” diye konuştu.

Savunma Bakanı Şoygu, Rusya’nın resmi haber ajansı TASS’da yer alan açıklamalarında, Rus birliklerinin, “kurtarılmış bölgelerde barışçıl yaşamı tesis etmek için sistematik bir çalışma yürüttüğünü”, Ukrayna birliklerinin ise “yakıp yıkma taktikleri uyguladığını, uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve terörist gibi davrandığını” savundu.

“Konutlarda, okullarda, hastanelerde ve anaokullarında ateş mevzileri kuruyor, buralara tanklar ve toplar konuşlandırıyor ve sivilleri canlı kalkan olarak kullanıyorlar” diyen Bakan, Kiev’in sivillere ve sivil altyapı tesislerine mümkün olduğunca fazla zarar vermek amacıyla yerleşim yerlerini kasıtlı olarak bombaladığını ve Lepestok anti-personel kara mayınları attığını öne sürdü.

Ayrılıkçılar savaşa ikna edilemiyor iddiası

Rus birlikleri, savaşın ilk haftalarında başkent Kiev’den püskürtüldükten sonra Ukrayna’nın merkezinde belirgin bir ilerleyiş kaydedemedi. İngiltere Savunma Bakanlığı, istihbarat verilerine dayandırdığı açıklamasında Rus ordusunun personel sıkıntısı yaşadığını ve Rusya yanlısı ayrılıkçıları savaşmaya devam etmeye ikna edilemediğini öne sürmüştü.

Londra, Moskova’nın Ukrayna savaşını hâlâ “özel operasyon” olarak tanımlamasını da ordudaki personel sıkıntısında etkili olan faktörlerden biri olarak nitelendirmişti. Genel seferberlik ilan edilmeden devletin vatandaşlarını orduya katılmaya çağırmak için yasal bir zemini bulunmuyor. Bu da orduyu yardımcı birliklere bağımlı kılıyor.

Paylaşın

24 Tavşan, Tarihin En Büyük Biyolojik İstilasını Gerçekleştirdi

Avustralya’da yapılan bir araştırma, İngiliz sömürgeciliğinin ve insanların doğa üzerindeki etkisinin yeni bir boyutu ortaya koydu. Araştırmaya göre, kıtaya 1859 yılında İngiliz bir yerleşimci tarafından getirilen sadece 24 adet yaban tavşanı, “ülkenin en yıkıcı biyolojik istilalarından birine” yol açtı.

Tarihi kayıtların incelendiği araştırmada, 1859 yılında İngiliz yerleşimci Thomas Austin tarafından kır-taya getirilen 24 yaban tavşanının, bugün Avustralya’da bulunan yaklaşık 200 milyon tavşanın ataları olduğu saptandı. Austin’in, Avustralya’da normalde görülmeyen bu tavşanları Melbourne’da yetiştirdiği, hayvanların sayısının sadece üç yıl içinde binlerle ölçüldüğü belirtildi.

Avustralya’ya özgü olmayan bu tavşanlar ‘istilacı’ bir tür olarak görülürken, çiftçiler de çok hızlı çoğalan bu tavşanların ekinlerine ve topraklarına zarar verdiğini, bu durumun ciddi erozyona ve başka çevre sorunlarına yol açtığını söylüyor.

‘Tarihte bilinen en ikonik ve yıkıcı biyolojik istilalardan biri’

Araştırmada da, “Biyolojik istilalar çevresel ve ekonomik bozulmaların önemli bir sebebi. Avustralya’nın Avrupa tavşanı tarafından sömürgeleştirilmesi de, tarihte bilinen en ikonik ve yıkıcı biyolojik istilalardan biri” denildi.

Oxford Üniversitesi’nde araştırmacı ve söz konusu çalışmanın başyazarlarından biri olan Joel Alves, “Bulgularımıza göre, Avustralya’nın başka yerlerine de çeşitli tavşanlar getirilmiş olsa da, etkileri bugün hâlâ hissedilen bu yıkıcı biyolojik istilayı tetikleyen şey, tek bir grup İngiliz tavşanıydı. Bu olay tek başına Avustralya’da devasa bir felaketi tetikledi; tarihte, dışarıdan getirilen bir memelinin daha hızlı kolonileştiği bir vaka yok” dedi.

200 milyon tavşanın atası

Araştırmaya göre, Avustralya’ya 1788’de giden ilk İngiliz koloni gemilerinde de beş tavşan bulunuyordu. Sonraki 70 yıl boyunca da en az 90 kez kıtaya tavşan götürüldü. Ancak Avustralya’da hakim tür olan tavşanların izi, 1859’da İngiliz yerleşimci Thomas Austin tarafından götürülenlerde bulundu.

Ülkedeki 200 milyon yaban tavşanı ile bu hayvanlar arasında ilişki kurulurken, araştırmacılar, “Tüm zamanların en ikonik biyolojik istilalarından birini ateşleyen şey, küçük bir grup yaban tavşanının genetik kodlarıydı” dedi.

Söz konusu tavşanların yabani olmaları sayesinde Avustralya’nın zorlu koşullarında hayatta kalabildiği belirtilirken, araştırmada “Bu bulgular önemli çünkü biyolojik istilalar küresel biyoçeşitliliğe karşı önemli bir tehdit ve eğer bunları önlemek istiyorsanız, başarılı olmalarını sağlayan şeyi anlamanız gerekir” denildi. “Bu olay, tek bir kişinin veya az sayıda kişinin eylemlerinin, çevre üzerinde yıkıcı bir etkiye yol açabildiğinin bir hatırlatması” ifadeleri kullanıldı.

(Kaynak: Kısa Dalga)

Paylaşın

Araştırma: Fazla Haber Okumak Hasta Ediyor

Yeni bir araştırmaya göre haber okumaya fazla kaptırmak, hem fiziksel hem de zihinsel açıdan hasta edebilir: Haber bağımlılarının yüzde 61’i fiziksel rahatsızlıklardan mustarip.

ABD’deki Teksas Teknoloji Üniversitesi’nden araştırmacılar, haberleri takıntılı şekilde takip eden yurttaşların sağlık durumunu inceledi.

Hakemli bilimsel dergi Health Communication’da yayımlanan bulgular, bu kişilerin kaygı ve stres de dahil olmak üzere, hem zihinsel hem de fiziksel sağlık sorunlarından mustarip olma riskinin daha yüksek olduğunu gösterdi.
Bulgulara göre, son gelişmeleri sürekli kontrol edenler, “önemli ölçüde daha fazla fiziksel rahatsızlıktan” şikayetçi oldu.

Araştırma ekibi, son gelişmelerden sürekli haberdar olma isteğinin, insanları kısır döngüye sokabileceğini ifade etti.

Ekibe göre bu kişiler pandemi, Rusya-Ukrayna savaşı ve iklim krizi gibi küresel olaylara dair haberler karşısında güçsüz ve sıkıntılı hissedebiliyor.

Araştırmada 1100 ABD’li yetişkinle çeşitli anketler yapıldı. Anket soruları arasında “Haberlere o kadar kaptırıyorum ki dünyayı unutuyorum”, “aklım sık sık haberlerle ilgili düşüncelerle meşgul” gibi ifadeler yer alıyordu. Katılımcılardan bu ifadelerin kendileri için ne kadar doğru olduğunu belirtmeleri istendi.

Daha sonra katılımcılara yorgunluk, ağrı, dikkat eksikliği ve mide-barsak rahatsızlıkları, stres veya kaygı gibi sorunlardan mustarip olup olmadıkları soruldu.

Katılımcıların yaklaşık yüzde 16,5’i (yaklaşık 6 kişiden 1’i) ciddi derecede sorunlu haber tüketimi kategorisine girdi. Bu yetişkinler orta, minimal ve problemsiz haber tüketimi sınıfında yer alanlara kıyasla daha fazla rahatsızlık çekiyordu.

Orta derecede sorunlu kategorisine girenlerse toplam sayının yüzde 27,3’ünü oluşturdu. Bu kişiler de alt kategorilerdekilere göre kıyasla önemli ölçüde daha fazla rahatsızlıktan mustaripti.

Araştırmada ayrıca, haber bağımlılarının yüzde 61’inin fiziksel rahatsızlık deneyimlediği tespit edildi.

Makalenin ortak yazarı Bryan McLaughlin, “Haberlerde görülen bu olaylara tanık olmak, bazı insanların sürekli alarm durumunda kalmasına sebebiyet verebilir” diye konuştu: Gelişmeleri izleme motivasyonunu aşırı hale getirebilir ve dünyayı karanlık ve tehlikeli bir yer gibi gösterebilir.

Araştırma ekibi, “sorunlu haber tüketimi” diye niteledikleri bu davranışı bir tür bağımlılık diye tanımladı.

Bu bağımlılığın belirtileri arasında kişinin haberlerle aşırı meşgul olması, aynı zamanda haberleri okumanın ve izlemenin kaygıyı azalttığını düşünmesi yer alıyor.

McLaughlin’, “bu bireylerin, duygusal sıkıntılarını hafifletmek için günün her saatinde haberlere bakmayı saplantı haline getirdiğini” belirtiyor: Ancak bunun bir faydası olmuyor ve haberleri ne kadar çok kontrol ederlerse, yaşamlarının diğer yönleri de bundan etkilenmeye başlıyor.

Ekip, haber tüketimi ve rahatsızlıklar arasındaki ilişkiyi daha net biçimde belirleyebilmek için ileri araştırmalara ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Uykusuzluk İnsanları Bencil Ve Asosyal Yapıyor

ABD’deki Berkeley’den (Kaliforniya Üniversitesi) uzmanlar, uykusuz kalmanın insanları daha bencil ve asosyal yaptığını belirledi: Ne kadar az uyursan o kadar bencil olursun.

PLOS Biology adlı hakemli bilimsel dergide yayımlanan bulgulara göre yetersiz uyku, bireylerin bir başkasına yardım etme ihtimalini kötü yönde etkiliyor.

Araştırmacılar, 24 kişiyi 8 saatlik uykudan ve uykusuz bir gecenin ardından sonra inceledi. Katılımcıların başkasına el uzatma isteğinde, yorgun olduklarında yüzde 78’lik bir düşüş olduğu ortaya kondu.

Bu kişilerin beynini inceleyen uzmanlar uykusuz kalmayı, beynin sosyallikle ilgili bölgesinde aktivitenin azalmasıyla ilişkilendirdi.

Ekip, 2001-2016’da ABD’de yaz saati uygulamasından önce ve sonra yapılan 3 milyonu aşkın bağışı da inceledi. Zira yaz saati uygulaması, daha kısa uyku anlamına geliyor. Yaz saati uygulamasına geçildikten sonra bağışların yüzde 10 azaldığı belirlendi.

100’den fazla kişide 3-4 gün boyunca yapılan çalışmada, bencilliği ölçmede uyku kalitesinin uyku miktarından daha önemli olduğu bulundu.

Araştırmayı yöneten sinirbilimci Eti Ben Simon, “Uykuda sadece bir saatlik kayıp bile başkasına yardım etme tercihini etkilemek için fazlasıyla yeterliydi” ifadesini kullandı.

Araştırma ekibinde yer alan bir diğer sinirbilimci Matthew Walker şöyle konuştu:

Uyku kaybının asosyal davranışları tetiklediğini ve insanların, doğuştan gelen birbirlerine yardım etme arzusunu azalttığını keşfettik.

“Yani bir bakıma ne kadar az uyursan o kadar az sosyal ve çok bencil olursun” diyen Walker, yeterli uyku alındığında başkalarına yardım eli uzatma arzusunun geri kazanıldığını vurguladı.

Paylaşın

Yunanistan, Göçmenleri Durdurmak İçin Sınır Duvarını Genişletiyor

Yunanistan’daki merkez sağ hükümet, daha önce ülkeye mülteci geçişlerini engellemek için inşa edilen çelik bariyerleri kademeli olarak uzatma kararı aldı. Buna göre, söz konusu çelik bariyerler Meriç Nehri boyunca Türkiye-Yunanistan sınırının tamamını kapsayacak şekilde uzatılacak.

Yunanistan Ulusal Güvenlik Konseyi, Başbakan Kiryakos Miçotakis başkanlığında bir araya geldi. Konsey toplantısının gündeminde, deniz ve kara sınırlarından ülkeye geçen mülteciler vardı.

Yunanistan devlet haber ajansı AMNA’nın aktardığına göre, toplantıda, Yunanistan’ın daha önce ülkeye mülteci geçişlerini engellemek için inşa ettiği çelik bariyerleri kademeli olarak uzatma kararı aldı.

Buna göre, söz konusu çelik bariyerler Meriç Nehri boyunca Türkiye-Yunanistan sınırının tamamını kapsayacak şekilde uzatılacak.

Ulusal Güvenlik Konseyi, Türkiye-Yunanistan sınırının hangi bölümlerindeki çitlerin inşasına öncelik verileceğini ayrıca değerlendirecek. Bunun yanı sıra Meriç’teki sınır devriyeleri de arttırılacak.

Söz konusu karar, Dışişleri, Savunma, Vatandaşı Koruma, Göç ve İltica, Gemicilik, İklim Değişikliği ve Sivil Koruma Bakanlarının yanı sıra Ulusal İstihbarat Teşkilatı ve Genelkurmay Başkanlarının katıldığı toplantıda alındı.

“Bariyer, 80 kilometre daha uzatılacak”

Göç ve İltica Bakanı Notis Mitarakis, geçen hafta SKAI Radyo kanalına verdiği mülakatta, Türkiye ile Yunanistan sınırındaki Meriç bölgesinde bulunan çitlerin 80 kilometre daha uzatılacağını açıklamıştı.

Atina, mültecilerin geçişini engellemek amacıyla Türkiye ile Yunanistan arasındaki kara sınırına 40 kilometre uzunluğunda çelik bariyer örmüş, variyerin inşa süreci Ağustos 2021’de tamamlanmıştı.

Türkiye ve Yunanistan’ın toplam 212 kilometrelik kara sınırı bulunuyor. İki ülkenin sınırı Meriç Nehri yatağı boyunca uzanıyor.

Yunanistan’ın The Greek Herald haber sitesinin aktardığına göre, geçtiğimiz hafta Yunanistan polisinin yayınladığı istatistikler 2022 yılında toplam 7 bin 484 mültecinin ülkeye “yasadışı” yollardan girdikleri gerekçesiyle gözaltına alındı. Bu kişilerin 3 bin 554’ü Meriç sınırındandı.

Paylaşın