İran’da Bir İlk: Süper Lig Maçında Tribünler Kadınlara Açıldı

İran Spor ve Gençlik Bakanlığı Güvenlik Genel Müdürü Mecid Şehidi, kadınların, Süper Lig maçlarını tribünden seyretme yasağının kaldırıldığını duyurdu. Kadınlara 500 bilet ayrıldığı belirtiliyor

İran medyasına göre, Şehidi, bugün başkent Tahran’daki Azadi Stadyumu’nda İstiklal-Misi Kerman takımları arasında oynanacak futbol maçına kadın seyircilerin de katılımını sağlamak üzere tüm hazırlıkların yapıldığını söyledi.

“İlk kez Süper Lig maçlarından biri kadın seyircilerin katılımıyla gerçekleştirilecek” diyen Şehidi, gerekli düzenleme ve tadilatlar yapıldıktan sonra diğer stadyumlara da kadın taraftarların alınacağını dile getirdi.

Şehidi, Süper Lig maçlarında kadın seyirci sayısını artırmayı planladıklarını ifade etti.

Azadi Stadyumu’nda bugünkü müsabakayı izlemek üzere 28 bin taraftarın yer alacağı tribünlerde kadınlara 500 bilet ayrıldığı belirtiliyor.

“Mavi Kız”dan üç yıl sonra tribünler kadınlara açıldı

İran’da kadınlar, 1979 devriminden sonra ilk kez 16 Ekim 2018’de İran -Bolivya karşılaşmasını izlemek üzere stadyuma alınmış, fakat maçı izlemek için seçilen sadece 100 kadın tribünlerden seyredebilmişti.

Ülkede en çok taraftara sahip takımlardan İstiklal futbol takımının kadın taraftarı Seher Hudayari, Mart 2019’da takımının Asya Şampiyonlar Ligi’nde Birleşik Arap Emirlikleri’nden El Ayn’la oynayacağı maçı seyretmek için Tahran’daki Azadi Stadyumu’na kılık değiştirerek girmeye çalıştığı sırada engellenmiş ve gözaltına alınmıştı.

Çıkarıldığı mahkemede hapse mahkum edilen Hudayari, karara tepki göstererek mahkeme önünde kendini ateşe vermişti. İstiklal Kulübü’nün forma rengi nedeniyle “Mavi Kız” olarak anılan Hudayari, yanıklar nedeniyle 29 yaşında hayatını kaybetti.

Olay üzerine Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) kadın taraftarların stadyuma alınması için İran’a çağrıda bulundu, ve kontrol etmek için heyet yollayacağını açıkladı. 2022 Dünya Kupası elemelerinde oynanan İran-Kamboçya maçını 3 bin 500 kadın seyirci tribünlerden seyretti.

O tarihten itibaren İran’da kadınların milli maçların tribünlerden seyredilmesine zaman zaman izin veriliyor, ancak Süper Lig maçlarını stadyumdan izlemesi bu iznin dışında tutuluyordu.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Şarkıcı Gülşen Tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlamasıyla soruşturma başlatılan Şarkıcı Gülşen Bayraktar Çolakoğlu, tutuklandı.

Haber Merkezi / İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Gülşen’in sahnede imam hatip liselilere yönelik sarf ettiği sözlerinden dolayı TCK’nın 216. maddesi kapsamında resen soruşturma başlatmıştı.

Savcılık tarafından yapılan açıklamada, “Gülşen’in kolluk görevlilerince mevcutlu olarak hazır edilmesi” talimatı verildiği belirtilmişti.

Talimatın ardından Gülşen, Beşiktaş’taki evinde gözaltına alınmıştı. Gülşen’in ifadesi alınmak üzere adliyeye götürüldüğü kaydedilmişti. Gülşen ifadesinin ardından tutuklama talebiyle adliyeye getirilmişti.

Şarkıcı Gülşen tutuklanmasından önce sosyal medyada şu açıklamayı yapmıştı:

“Uzun yıllardır birlikte çalıştığım çalışma arkadaşlarım ile iş ve çalışma ortamında yapmış olduğum bir espri toplumu kutuplaştırmayı hedefleyen kimseler tarafından öne çıkarılarak yayınlanmıştır. Sözlerimin ülkemizdeki kutuplaştırmayı hedefleyen kötü niyetli kimselere malzeme vermiş olmasından dolayı üzgünüm.

İnandığım özgürlüğü savunurken, eleştirdiğim radikal uca kendimin savrulduğunu görüyorum. Videodaki söylemimden rahatsızlık duyan ve incinen herkesten özür diliyorum. Daha başka bir dil bulmalıydım; bulacağım…”

Gülşen kimdir?

29 Mayıs 1976 Çapa’da tarihinde dünyaya gelen Gülşen, Şehremini Anadolu Lisesi’ni bitirmiştir. Lisenin ardından ise İstanbul Teknik Üniversitesi’nde konservatuvara girse de aynı esnada barlarda da çalıştığı için eğitimini yarıda bırakmıştır. 1995’te sahne aldığı bir barda keşfedilerek albüm teklifi alan isim Raks Müzik ile albüm anlaşması imzalamıştır.

1996 yılında ilk albümü Be Adam ile çıkış yaparak adından söz ettirse de evliliğine odaklanması sonucunda birkaç sene müzikal kariyerini geri plana atmıştır. 2004 yılında dördüncü albümü Of… Of… ile daha büyük bir çıkış yapmış ve aynı adlı hit şarkıyla hem Altın Kelebek hem de Kral TV Video Müzik Ödülü kazanmıştır.

MÜ-YAP sertifikalı Yurtta Aşk Cihanda Aşk (2006) albümünden sonra satış başarılarını sürdürerek Beni Durdursan mı? (2013) albümüyle Türkiye’de yılın en çok satanı olmuştur, bunu senenin en çok satan ikinci albümü olan Bangır Bangır (2015) takip etmiştir.

“Yurtta Aşk Cihanda Aşk”, “Bi’ An Gel”, “Yeni Biri”, “Sözde Ayrılık”, “Yatcaz Kalkcaz Ordayım”, “Kardan Adam”, “İltimas”, “Bangır Bangır” ve “Bir İhtimal Biliyorum” şarkılarıyla Türkiye Resmî Listesi’nde haftalarca bir numarada kalmıştır.

Şarkılarının yanında müzik eleştirmenlerinden olumlu geri dönüşler alan şarkı yazarı kimliğiyle de öne çıkmış olan şarkıcı Gülşen, özellikle kariyerinin erken döneminden sonra kendi yazdığı şarkıları seslendirmeye başlamıştır ve meslektaşları için liste başarıları yakalayan pek çok hit şarkı hazırlamıştır.

2015′ yılında YouTube’da en çok izlenen Türk şarkıcı olurken sonraki sene tek bir video klibi iki yüz milyonun üzerinde izlenmiş olan ilk Türk şarkıcı olma unvanına erişmiştir. Gülşen, bugüne dek altı Altın Kelebek ve dokuz Kral Türkiye Müzik Ödülü dahil olmak üzere pek çok farklı ödül kazanmıştır.

Paylaşın

Solda Yeni İttifak: Emek Ve Özgürlük

Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) temsilcileri, TİP’in ev sahipliğinde İstanbul’da bir araya geldi.

Toplantıya, EHP Sözcüsü Özge Akman ile Merkez Komite üyesi Hakan Öztürk; EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ile Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan; HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ile Mithat Sancar, Eş Başkan Yardımcıları Tuncer Bakırhan, MYK üyesi Sultan Özcan; SMF Sözcüsü Barış Kayaoğlu ile MYK üyeleri Mahir Gürz, Erdal Ataş; TİP Genel Başkanı Erkan Baş, TİP Sözcüsü Sera Kadıgil ve Genel Başkan Yardımcısı Doğan Ergün; TÖP Sözcüsü Perihan Koca, Sözcüler Kurulu üyesi Pelin Kahiloğulları ile  TÖP MK üyesi Tamer Doğan katıldı.

Bu toplantıda siyasi gelişmelerle ilgi değerlendirmelerin yanı sıra, ittifakın isminin ve yol haritasının, hazırlanacak deklarasyonun kamuoyuna açıklanmasının yöntem ve tarihinin belirlenmesi gündeme alındı. Toplantı sonrası yapılan ortak açıklamada ise şu ifadeler kullanıldı:

“25 Ağustos’ta İstanbul’da, ülkemizin bugününde ve yarınında eşitlik, özgürlük, kardeşlik, barış ve demokrasi temelinde bir değişimi yaratacak birlikteliği vurgulamak, siyasal ve toplumsal iradeyi güçlendirmek, kararlı duruşumuzu, mücadelemizi, dayanışmayı ve umudu büyüten yürüyüşümüzü şekillendirmek üzere bir kez daha bir araya geldik.

Aylar süren emeklerimizin sonucunda;

Türkiye’nin tüm kentlerinde, sokaklarında ve meydanlarında, tarlalarında ve fabrikalarında, okullarında ve üniversitelerinde, her alanda mücadeleyi büyütmek; Emekçilerin, işçilerin, kadınların, gençlerin, çiftçilerin ve üreticilerin taleplerini ve mücadelelerini ortaklaştırmak üzere sürdürdüğümüz ittifak çalışmasını tamamlama aşamasına geldik.

Yaşadığımız ve her gün daha da derinleşen ekonomik, sosyal ve siyasal kriz karşısında toplumsal adalet, eşitlik ve güçlü demokrasi temelinde değişim mücadelesini ortaklaştıracak bu ittifakın mücadele ilkelerini, siyasal program çerçevesini, seçimler öncesini ve sonrasını kapsayan yol haritasını eylül ayında kamuoyuyla paylaşma kararına vardık.

Tarihsel sorumluluğumuzun farkındayız ve buna uygun davranma konusunda kararlıyız.

İttifakımız; AKP-MHP iktidarının halk düşmanı politikalarına direnen, bu düzenden ve iktidardan kurtulmak; sorumlulardan hesap sormak isteyen tüm kesimlerin, siyasal ve toplumsal muhalefet güçlerinin katılımı, katkısı ve desteğiyle büyüyecektir.

İttifakımız; bir yol arkadaşlığı, bir mücadele arkadaşlığı olacaktır.

İnsanca çalışılacak ve yaşanacak bir düzen için; halkın egemenliğine dayanan bir güçlü demokrasi için; Kürt sorununda barışçıl ve demokratik bir çözüm için; kadınlar, gençler ve dezavantajlı grupların eşitliği ve özgürlüğü için; doğanın ve kültürel varlıklarımızın korunması için hep birlikte mücadele edeceğiz.

Çağrımız tüm emekçilere, demokrasi, hak, hukuk, özgürlük, eşitlik mücadelesini yürüten bütün toplumsal hareketler, kurum, kuruluş ve yurttaşlaradır.

Hep beraber sorumluluk alalım. Yangın yerine çevrilen ülkeyi ortak talepler ve birlikte mücadele anlayışıyla özgür ve demokratik bir şekilde yeniden inşa edelim.

Emek, barış, özgürlük ve demokrasi değerleri temelinde, halkın egemen olduğu bir toplumsal ve siyasal düzeni kurmanın, ezilen ve sömürülen tüm toplum kesimlerinin gücüyle mümkün olduğunu biliyoruz.

Herkesi bu anlayış ve çağrı doğrultusunda ortak ve birlikte mücadeleye davet ediyoruz. Tek adam iktidarına, sermayenin ve zulmün düzenine karşı hep birlikte başaracağız.

‘Emek ve Özgürlük İttifakı’

Kurumlarımızın girişimiyle, Eylül ayı sonunda kitlesel bir halk buluşması ve en geniş demokrasi güçleriyle birlikte Emek ve Özgürlük İttifakı’nın kuruluşunun ilan edilmesine karar verilmiştir.”

(Kaynak: İleri Haber)

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Swap Hariç Net Rezervi Eksi 51,6 Milyar Dolar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından Haftalık Para ve Banka İstatistikleri yayımlandı. Buna göre, 19 Ağustos itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri, 1 milyar 72 milyon dolar azalışla 71 milyar 488 milyon dolara indi. 

Haber Merkezi / Brüt döviz rezervleri, 12 Ağustos’ta 72 milyar 560 milyon dolar seviyesindeydi. Net rezervlerde de gerileme görüldü. TCMB net rezervleri 19 Ağustos haftasında 13,9 milyar dolar oldu. Bir önceki hafta net rezervler 15,7 milyar dolar olarak gerçekleşmişti.

Söz konusu dönemde altın rezervleri de 416 milyon dolar azalarak 41 milyar 177 milyon dolardan 40 milyar 762 milyon dolara indi.

Böylece Merkez Bankası’nın toplam rezervleri, 19 Ağustos haftasında bir önceki haftaya göre 1 milyar 488 milyon dolar düşüşle 113 milyar 738 milyon dolardan 112 milyar 250 milyon dolara geriledi. Swap hariç net rezervler ise aynı dönemde eksi 51,6 milyar dolar oldu.

Öte yandan bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 19 Ağustos haftasında 25,8 milyar lira artarak 8 trilyon 55,7 milyar liraya yükseldi.

Aynı dönemde bankalardaki TL cinsi mevduat yüzde 3,29 artışla 3 trilyon 522 milyar 388 milyon 916 bin lira, yabancı para (YP) cinsinden mevduat ise yüzde 1,22 azalışla 4 trilyon 195 milyar 792 milyon 892 bin lira oldu.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

İnsanoğlunun İlk Akrabası İki Ayak Üzerinde Yürüyordu

Yeni bir araştırmada, ‘insanoğlunun bilinen en yakın akrabasının’ yaklaşık yedi milyon yıl önce hem iki ayak üzerinde durduğu hem de ağaçlara tırmandığı ileri sürüldü. Araştırma, Nature dergisinde dün yayımlandı.

Afrika ülkesi Çad’da 2001 yılında bulunan ve insanoğlunun bilinen en eski türlerinden birine (Sahelanthropus tchadensis) ait kafatası üzerinde yapılan çalışmalar bilinen insanoğlunun ilk temsilcilerinin yaşını bir milyon geriye attı.

“Toumai” adı verilen ve neredeyse eksiksiz olan kafatasının ait olduğu sanılan türün omurganın konumundan dolayı iki ayak üzerinde durduğuna işaret ettiği düşünülmüştü. Fakat bu sav, kemiklerin sayı ve nitelik olarak yetersizliğinden ötürü bilim insanları arasında şiddetli tartışmaları beraberinde getirdi. Bazı bilim insanları ise Toumai’nin yalnızca eski bir maymun türü olduğunu ve insanoğlunun akrabası olmadığını savundu.

Çalışmada bir grup araştırmacı Toumai kafatasının çıkarıldığı yerde bulunan oyluk kemiği ile iki kol kemiği ayrıntılı biçimde inceledi.

Fransız paleontoloji evrim laboratuvarı PALEVOPRI, CNRS araştırma enstitüsü, Poitiers Üniversitesi ve Çad’dan bilim insanlarının katıldığı çalışmanın yazarlarından paleontoloji uzmanı Franck Guy bulguları bir basın toplantısı ile kamuoyuyla paylaştı.

Guy “Kafatası bize Sahelanthropus’un insan soyunun bir parçası olduğunu söylüyor” dedi ve kemikler üzerine yapılan bu yeni araştırmanın onun “hareket ederken, iki ayak üzerinde durmayı tercih ettiğini gösterdiğini” belirtti. Guy Sahelanthropus’un duruma göre davrandığını ve ağaçlarda gezindiğini de sözlerine ekledi.

Kemiklerin Toumai’ye ait olduğu doğrulanamadı

Ancak 2001 yılında binlerce başka fosil ile birlikte bulunan bulunan kol ve bacak kemiklerinin Toumai kafatasına ait olduğu doğrulanamadı.

Yıllarca kemikler üzerinde yapılan test ve ölçümlerin ardından büyük maymun türleri ve diğer insanlara maymunlardan daha yakın olan insansı primatların fosilleriyle yapılan karşılaştırmalarda 23 özellik belirlendi.

Araştırmanın yazarlarından Guillaume Daver bu özelliklerin diğer primatlardan ziyade insansı türlere daha yakın olduğu sonucuna vardıklarını açıkladı. Örneğin, ön kol kemiğinde goril ya da şempanzelerdeki gibi elin arkasına yüklendiğine dair bir kanıta rastlanmadı.

Ormanlık, palmiyelik alan ve tropik savanlardan oluşan alanlarda yaşayan Sahelanthropus için hem yürüyebilmek hem de ağaçlara tırmanabilmek avantaj yaratıyor.

İnsanların şempanzelerden ayrı evrimleşerek ve bugünkü hale dönüşmesinde yürüme kabiliyetinin etkili olduğu iddiası sıklıkla dile getiriliyor. Ancak araştırmacılar Sahelanthropus’u insan yapan özelliğin çevreye adapte olma kabiliyeti olduğunu vurguluyor.

“İki ayak üzerinde yürümenin günümüzde bütün insanoğlu temsilcilerinde görüldüğünü belirten paleontoloji uzmanı Jean-Renaud Boisserie yine de bunun “kesin olarak insanoğlunu tanımlayan sihirli bir özellik olmadığı”  görüşünü ifade ediyor.

İnsanoğlunun soyağacı “çalı gibi”

Fransa Doğa Tarihi Ulusal Müzesi’nde paleontoloji uzmanı olarak çalışan Antoine Balzeau “bu çok önemli çalışmanın Toumai ve bu nedenle ilk insanlar hakkında daha bütüncül bir resim çizdiğine dikkat çekti.

Balzeau çalışmanın insanoğlunun soyağacının insanların kabiliyetlerinin birbiri ardına iyileştiği basit bir resim şeklinde değil, bir “çalı” gibi olduğuna dair teorileri güçlendirdiğinin de altını çizdi.

Ancak başka bilimsel çalışmalar araştırmanın olağanüstü iddialarının olağanüstü kanıtlar gerektirdiğini belirterek eleştiri getirdi. Araştırmacılar Çad’daki güvenlik koşullarının elvermesi halinde önümüzdeki yıl çalışmalarına devam etmek istiyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Şampiyonlar Ligi’nde Gruplar Belli Oldu

Avrupa futbolunun kulüp düzeyindeki en önemli organizasyonu UEFA Şampiyonlar Ligi’nde gruplar, Haliç Kongre Merkezi’nde yapılan kura çekimi ile belli oldu. Grup maçları, 6-7 Eylül’de başlayıp 1-2 Kasım’da sona erecek.

Haber Merkezi / UEFA Şampiyonlar Ligi’nde 2022-2023 sezonu grup kuralarının çekimi İstanbul’da Haliç Kongre Merkezi’nde yapıldı.

Geçen sefer Real Madrid’in şampiyon olduğu UEFA Şampiyonlar Ligi’nin finali, 10 Haziran 2023’te İstanbul’daki Atatürk Olimpiyat Stadı’nda oynanacak.

Şampiyonlar Ligi’nde grup maçları, 6-7 Eylül’de başlayıp 1-2 Kasım’da sona erecek. Gruplarında ilk iki sırayı alacak takımlar tur atlayacak. Grup üçüncüleri ise yollarına UEFA Avrupa Ligi’nde devam edecek.

A Grubu:

  • Ajax
  • Liverpool
  • Napoli
  • Rangers

B Grubu

  • Porto
  • Atletico Madrid
  • Leverkusen
  • Club Brugge

C Grubu

  • Bayern Münih
  • Barcelona
  • Inter
  • Viktoria Plzen

D Grubu

  • Frankfurt
  • Tottenham
  • Sporting Lizbon
  • Marsilya

E Grubu

  • Milan
  • Chelsea
  • Salzburg
  • Dinamo Zagreb

F Grubu

  • Real Madrid
  • Leipzig
  • Shakhtar
  • Celtic

H Grubu

  • PSG
  • Juventus
  • Benfica
  • Maccabi Haifa

G Grubu

  • Manchester City
  • Sevilla
  • Dortmund
  • Kopenhag
Paylaşın

ABD’nin Uyarı Mektubu İş Dünyasını Tedirgin Etti

ABD Hazine Bakanı Yardımcısı Wally Adeyemo’nun Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) gönderdiği mektupla, ‘Rusya’ya yönelik yaptırımlar kapsamında, yaptırım uygulanan kişi ve kuruluşlar ile kurulabilecek ilişkilerin Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlere de yaptırım riski olarak yansıyabileceği’ uyarısında bulunması, iş dünyasını endişelendirdi. 

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, ihracat yaptıkları ve dış ticaret fazlası verdikleri her ülkenin kendileri için değerli olduğunu belirterek, ABD’nin mektubu için “Umuyorum ki sorun derinleşmez. Ama sonuçta her ülke gereksinimlerini bir noktadan karşılanmak durumunda. Türkiye o bölgeye yakın bir coğrafya ve eskiden beri çok güzel işbirlikleri var, hem ticari hem de siyasi anlamda. Şu anda hiçbir hazır giyimciden Türk ihracatçısından bize böyle bir geri bildirim gelmedi. İleriye dönük bakılınca kafada ABD ve AB Rusya’dan dünya kadar petrol ve gaz alıyor, nasıl bir ambargodur?’ diye soruluyor umarım ki o tür şeyler nüksetmez” dedi.

İKMİB: Risk söz konusu

Dünya gazetesinin haberine göre, İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Başkanı Adil Pelister ise Rusya’nın en çok ihracat yaptıkları 11’inci ülke olduğuna dikkat çekti. Rusya’ya kimya sektörü ihracatının Ocak-Temmuz 2022 döneminde 514,8 milyon dolar olarak gerçekleştiği bilgisini paylaşan Pelister, değer bazında yüzde 72,75’lik artışın söz konusu olduğunu söyledi. Pelister, yaptırım konusunun gündeme gelmesi halinde sadece Rusya’ya ihraca yapan firmaların değil, onlarla iş yapan şirketlerin de etkileneceğini ifade etti.

ÇİB: İki taraftan da zarara uğruyoruz

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Hazırgiyim ve Konfeksiyon Sektör Meclisi Başkanı Şeref Fayat tüm sektörlerin temkinli olması gerektiğini vurgularken; Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Başkan Yardımcısı Uğur Dalbeler “Özellikle Türkiye’de Rus kütüğünden inşaat çeliği üreten firmalarımıza yaptırım gelecek. Bu Kanada ile başladı diğer AB ülkeleri ve ABD’de soruşturma başlatabilir. Böyle bir durumda sektörümüz çok büyük zarar görür. Özellikle Rus ürünlerinin boykot edilmesi ve herhangi bir üründe kullanılmasının yasaklanması iç piyasa ve ihracatta işleri daha da zorlaştırır Şimdi bu durumda Rusya’dan hammadde ve ara malı alamıyoruz. Gidip daha pahalıya farklı ülkelerden alıyoruz. Ürünü üretiyoruz ama bu seferde satamıyoruz. Çünkü aynı ürünü Ruslar yarı fiyatına satıyor. İki taraftan da zarara uğruyoruz. Şirketlerimiz gün geçtikçe rekabet gücünü kaybediyor. İç piyasada siparişler durgun ihracatta durgun son çeyrekte. İhracatımız 8 ayın sonu itibariyle miktarda yüzde 8,5 düştü” değerlendirmesinde bulundu.

TASD: Rusya en önemli pazar

Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Berke İçten, savaş öncesi Rusya’nın 1 numaralı pazarları olduğunu belirterek, “Şu anda ikinci sırada ama ticaret paralar biraz yavaş da gelse devam ediyor. AYMOD fuarında da yoğun bir katılım görüyoruz İtalyan ayakkabı firmaları Rus müşteriler ile buluşabilmek için bizim fuarımıza geliyor neticede. O da bir anlamda ambargonun delinmesi oluyor. Temkinliyiz Rusya’ya uygulanan yaptırımların Batı tarafından uzun süreceğini öngörüyoruz. Ambargo konusunu risk olarak değerlendiriyoruz ama şu an fiili bir durum yok. Bu ticaretin de bir yolunu bularak devam edeceğini öngörüyorum” dedi.

Paylaşın

11 Yılda 3 Bin 330 Kadın Erkekler Tarafından Katledildi

KCDP verilerine göre son 11 yılda 3 bin 330 kadın erkekler tarafından katledildi. Kadın cinayetlerine ilişkin açıklama yapan TKDF de Beyza Doğan cinayetini hatırlatarak kadın cinayetlerindeki cezasızlık politikasına dikkat çekti ve İstanbul Sözleşmesi için mücadele edileceğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilirken; koruma kararları ve şikâyetlere rağmen her gün en az bir kadın erkekler tarafından katlediliyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun (KCDP) verilerine göre, 2010-2021 yılları arasından 3 bin 330 kadın erkekler tarafından katledildi.

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) tarafından yapılan açıklamaya göre geçen ay 32 kadın erkekler tarafından katledildi. Federasyon tarafından yapılan yazılı açıklamada, ağustos ayının başından bu yana ise 12 kadının vahşice katledildiği vurgulandı.

Beyaz Doğan cinayeti hatırlatıldı

Açıklamada, bu ayın başında 35 kez şikâyet edilen Salim Tekin adlı erkeğin 16 yaşındaki Beyza Doğan’ı katlettiği hatırlatılarak, “Öncesinde failini 35 kez şikâyet etmesine rağmen aynı fail tarafından vurularak öldürülen 16 yaşındaki çocuğun hesabını kim verecek?” diye soruldu.

‘Kadınların katledilmesine göz yumuluyor’

BirGün’de yer alan habere göre “Ülkenin her yerinden vahşice işlenmiş kadın cinayetleri haberlerinin gelmediği gün yok” denilen açıklamada, “Eşini öldürüp sosyal medya hesabından gururla paylaşım yapan kadın katillerini cesaretlendiren, ‘Mevcut yasalar yeterli, İstanbul Sözleşmesi’ne gerek yok’ diye bas bas bağıran, şiddeti özendiren, koruma kararlarının ihlal edilmesini görmezden gelerek yaptırım uygulamayan, failleri her aşamada aklayan zihniyet ve destekçileri; her geçen gün daha çok kadının ölmesine neden oluyor. Kağıt üzerinde kalan ve korumayan ‘koruma kararları’ kadınların hayatına mal oluyor. Önleme politikalarının yok edildiği bu süreçte kadınların katledilmesine göz yumuluyor, cezasızlık politikasıyla failler cesaretlendiriliyor” ifadeleri kullanıldı.

‘İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz’

Federasyon açıklamasında İstanbul Sözleşmesi vurgusunda da bulunarak “Eğer İstanbul Sözleşmesi ve koruyucu, önleyici tedbir kararları uygulansaydı birçok kadın hayatta olacaktı. Kadınlar kimsenin malı, namusu değildir. Kadınların hakları, karar alma yetileri, toplumun ve çalışma yaşamının her alanında eşit bireyler olarak var olmaları mücadelemiz devam edecek. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz” denildi.

BM’den çağrı

Danıştay 10. Dairesi, İstanbul Sözleşmesi’nin feshi talebini reddederken; Birleşmiş Milletler’den (BM) 3 uzman da konuya ilişkin görüşlerini Danıtay’a sundu. Türkiye’ye sözleşmeye dönüş çağrısı yapılırken, “Türkiye’nin gidişatı tersine çevirmesi ve tarihin doğru tarafında yer alması için çok geç değil” ifadeleri kullanıldı.

Paylaşın

İkinci El Otomobilde Eylül Paniği

İkinci el otomobil ticareti yapanları yeniden uyaran ve 15 Eylül tarihine dikkat çeken Ticaret Bakanlığı, 21 gün sonra, noterlere kilometre bilgisinin verileceği ve satışla ilgili tüm işlemlerin bakanlıkça da izleneceğini belirtti.

Ticaret Bakanlığı, 16 Ağustos’ta Bakanlıkça yapılan ikinci el araç satışına ilişkin düzenlemenin uygulama esaslarına ilişkin bilgi verdi.

Bakanlık tarafından yapılan açıklamaya göre, ticari faaliyet kapsamında otomobil ve arazi taşıtlarının pazarlanması veya satışı ancak ilk tescil tarihinden itibaren 6 ay ve 6 bin kilometre geçmiş olması koşuluyla yapılabilecek.

Bu kuralın tek istisnasını, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edenler adına 16 Ağustos 2022’den önce tescil edilen otomobil ve arazi taşıtlarının bu kişiler tarafından 15 Eylül 2022’ye kadar pazarlanması ve bir defaya mahsus satışı oluşturuyor.

Kayıtlı bir işletmesinin veya yetki belgesinin bulunup bulunmadığına veya esas iştigal konusuna bakılmaksızın ticari faaliyet kapsamında otomobil ve arazi taşıtı satışı yapan tüm gerçek ve tüzel kişileri kapsayan düzenlemenin uygulanmasını temin etmek üzere 15 Eylül 2022’den itibaren Ticaret Bakanlığınca denetimlere ağırlık verilecek ve tespit edilen aykırılıklar için idari para cezası uygulanacak.

Kilometre bilgisi zorunlu

Yetki belgesi olsun ya da olmasın ticari faaliyet kapsamında otomobil ve arazi taşıtı satışı yapan herkesin, her bir satıştan en fazla 3 gün önce ekspertiz raporu alma ve bu raporu noter satışı sırasında notere ibraz etme yükümlülüğü bulunacak. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyenler hakkında Ticaret Bakanlığı’nca idari para cezası kesilecek.

Satış sözleşmesinde taşıtın kilometre bilgisine yer verilmesi zorunlu

Noterlerin, satış sırasında ekspertiz raporundaki kilometre bilgisine satış sözleşmesinde yer verme, satış sırasında notere ekspertiz raporu ibraz edilmemesi durumunda ise alıcı ve satıcının taşıtın kilometre bilgisine ilişkin beyanına yer verme yükümlülüğü olacak.

Ticaret Bakanlığınca yapılan düzenlemeyle ilk tescil tarihinden itibaren 6 ay ve 6 bin kilometre geçmeyen otomobil ve arazi taşıtlarının ticari faaliyet kapsamında pazarlanması da yasaklandığından, geçiş süreci için son tarih olan 15 Eylül 2022’den itibaren ilan siteleri üzerinden verilen otomobil ve arazi taşıtı ilanları da takip edilecek ve tespit edilen aykırılıklar cezalandırılacak.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Nebati’ye: Gece Gece Panikle Bana Yazmışsınız…

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati arasındaki atışmalar devam ediyor. Kılıçdaroğlu: Rahat olabilirsiniz, milletimizin derdi çözülsün, tek laf etmem demiştim zaten.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu dün yaptığı açıklamada kredisini ödeyemeyen vatandaşların borçlarını, yüksek faizle tahsil etmeleri karşılığında varlık şirketlerine satan bankaları hedef aldı ve bu şirketlere ödeme yapılmaması için çağrıda bulundu.

Bu açıklamanın ardından iktidar dar gelirlilere destek paketini açıkladı. Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati de sosyal medya hesabından Kılıçdaroğlu’na, “Sayın @kilicdarogluk Anlaşılan siyasi beklentileriniz uğruna hesapsızca konuşmakta ve adeta bir piyasa manipülatörü gibi davranmakta ısrarcısınız” ifadesini kullandı.

Bakan Nebeti’nin açıklaması sonrası Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından “Sayın Nebati, gece gece panikle bana yazmışsınız, gazetelerinize gece yarısı manşet değiştirtmişsiniz. Oysa rahat olabilirsiniz, milletimizin derdi çözülsün, tek laf etmem demiştim zaten. Yeni hedef EYT ve Öğretmenler olmalıdır. Haydi bakalım…” paylaşımı yaptı.

CHP liderinin paylaşımının ardından Nebati de Twitter hesabından şu paylaşımı yaptı:

“Sayın Kılıçdaroğlu, bizim panikle yaptığımız hiçbir işimiz yok, sadece sizin rol kapma girişimlerinizi deşifre ediyoruz. 27 Temmuz’dan bu yana Adalet Bakanlığı’mız ile birlikte dar gelirli vatandaşlarımıza dönük devam eden çalışmalarımız kamuoyunun zaten malumudur. Sizin de çok iyi bildiğiniz üzere EYT ve öğretmenlerimiz konusunda da ilgili bakanlıklarımızla koordineli çalışmalarımız uzun süredir devam ediyor. Anlaşılan bizi yakından takip ediyorsunuz. Bizi izlemeye devam edin.”

Ne olmuştu?

CHP lideri Kılıçdaroğlu, dün AK Parti iktidarının uyguladığı faiz politikalarının sonuçlarını anlattığı bir video paylaşım yapmıştı. Kılıçdaroğlu, “Sevgili halkım, bu borçlar nedeniyle avukatlar tarafından aranacaksınız. Size, ailenize zarflar gönderecekler. Tehdit edecekler. Bunlar tefecidir, mafyadır. Bunlar engerekler ve çıyanlardır. Bunlar aşınıza ve ekmeğinize göz koyanlardır. Sakın, sakın ödemeyin. Seçimden sonra onlarla ben konuşacağım, ben. Ödemeyin” demişti.

Kılıçdaroğlu’nun bu videosunun ardından NTV, hükümetin üstünde çalıştığı dar gelirlilere yönelik destek paketiyle ilgili bir haber yayımlamıştı.

Bu pakete göre 6 milyona yakın vatandaşın icra takibine düşen 30 milyar lira civarındaki borcu tasfiye edilecek. Bu haberin ardından Nebati, sosyal medyada Kılıçdaroğlu’nu etiketleyerek bazı mesajlar paylaştı. Bakanın ifadeleri özetle şöyle:

“Anlaşılan siyasi beklentileriniz uğruna hesapsızca konuşmakta ve adeta bir piyasa manipülatörü gibi davranmakta ısrarcısınız.

Öte yandan bilmelisiniz ki kulislerden medet umarak rol kapmaya dönük her yeni manevranız, tüm milletimizde bir kez daha dejavu duygusuna sebep oluyor.

Altı boş vaatlerinizle yaptığınız “araba almayın” çağrınıza; makroekonomik dengelerimizi sağlamlaştıran Kur Korumalı Mevduat’a yaptığınız fütursuz saldırılara ve nice diğer çarpıtmalarınıza bugün bir yenisini daha eklemişsiniz. Şimdi de “borçlarınızı ödemeyin” diyorsunuz.

Bu açıklamalarınızı ne hikmetse daha bir gün evvel dar gelirli vatandaşlarımız için yakında 2 farklı destek paketi açıklayacağımızı, bu çalışmalarımızda son aşamaya geldiğimizi TV ekranlarında belirtmemizden hemen sonra aceleyle yapıyorsunuz.”

Paylaşın