Babacan’dan İş Dünyasına Sert Sözler: Sus Pus Oldular, Etkileri Sıfır

İş dünyasına sert eleştirilerde bulunan DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, “Siyaset üzerinde baskı, medya üzerinde baskı, STK’lar üzerinde baskı, sanat camiası üzerinde baskı, iş dünyasını zaten sanmıyorum iş dünyası suspus… Bir zamanların en etkili kuruluşları, diyelim ki TOBB, diyelim ki TÜSİAD, bir açıklama yaparlardı baya etkili olurlardı. Şu anda sıfır etki” dedi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi  Genel Başkanı Ali Babacan, Ekol TV’de Pınar Işık Ardor ile “Kontrol Noktası” programında gündemi değerlendirdi. Babacan, AK Parti’nin temel ilke ve değerlerinde sapmalar olduğunu vurgulayarak, yanlışın içinde ve yanında durmadıklarını, DEVA Partisi’ni kurduklarını belirtti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının İmamoğlu’na hapis ve siyasi yasak talebiyle iddianame hazırlamasına tepki gösteren Babacan, “Partimiz 9 Mart’ta tam beş yılı dolduracak. ‘Hukuksuzluğa itirazımız var’ dedik, ‘Adaletsizliğe itirazımız var’ dedik. ‘Rasyonalite dışı, akılcı olmayan ekonomi yönetimine itirazımız var’ dedik. ‘Ülkemizdeki fakir fukaralığa itirazımız var’ dedik ve DEVA Partisi’ni kurduk. Şu anda bambaşka bir yolda yürüyoruz. Türkiye’nin çözülmesi gereken sorunlarının temelinde hukuk ve adaletin olması gerektiğini düşünüyoruz. Bahsediyorsunuz ya… Acaba siyasi yasak gelir mi, şudur, budur… Adaletin tam işlediği bir ülkede, yargının tarafsız ve bağımsız çalıştığı bir ülkede aslında bu soruların olmaması lazım. İnsanların yargıya güvenmesi lazım. ‘Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin yargısına teslim olurum, eminim ki çok hızlı ve adil karar çıkar buradan’ diye insanların güvenmesi lazım. Ama şu anda böyle bir şey maalesef mümkün değil” ifadelerini kullandı.

İktidarın korku ile ülke yönetmeye çalıştığını kaydeden Babacan, “Maalesef ülkemizde giderek artan bir oranda bu baskı iklimi ağırlaşıyor. Bundan Türkiye kazanmaz, tam tersine Türkiye gittikçe gençlerin soğuduğu, gençlerin umutlarını kesmeye başladığı ve kendi ülkesindeki gençlerin başka ülkelerde hayat kurmaya hazırlandığı bir ülke haline gelir. Onun için biz çok üzülüyoruz, aynı zamanda çok kızıyoruz. Bu büyük ve güzel ülkenin çok daha iyi yönetilmeye layık olduğunu düşünüyoruz. Bir iktidar başarı üretecek ve umut verecek… Başarı üretemeyince, umut veremeyince korku ile bu ülkeyi yönetmeye çalışıyorsanız bu iktidarın artık kullanım süresi dolmuştur, miadı dolmuştur ve bir an önce bir değişim o ülkede artık şarttır” diye konuştu.

Yeni Yol oluşumuna yeni partilerin de dahil olabileceği sinyalini veren Babacan, iktidar ve muhalefete alternatif oluşturacaklarının altını çizdi. Babacan, şu ifadeleri kullandı: “AK Parti ve MHP’nin içinde olduğu ama başka partilerin de içinde olduğu bir iktidar blogu var şu anda. Bir de ana muhalefet var. Yeni Yol’un özü vatandaşlarımızı iktidar ile ana muhalefet arasına sıkıştırıp bırakmamak, Türkiye’de ‘Ya onu seçeceksin ya onu seçeceksin, başka da çaren yok’ gibi bir çaresizlikten Türkiye’yi kurtarmak. Asıl amacımız bu. Yani bir zamanlar AK Parti’ye, iktidar partisine destek vermiş ama artık onların hiçbir konuda çözüm üretemediğini gören ve artık aidiyeti azalmış milyonlarca dindar muhafazakâr vatandaşımız var Türkiye’de.

Yine merkez sağda arayışı olan insanlar var. Rahmetli Özal’ı hayırla yad eden, Rahmetli Demirel’i Menderes’i hayırla yad eden ve o günlerle ilgili güzel şeyler hatırlayan milyonlarca vatandaşımız var. Bir de gençler var. Bütün bu insanlara baktığımızda aslında bir yandan iktidar partisi ile ilgili bağlarını önemli ölçüde zayıflatmışlar. Ama elleri de CHP’nin altı okunun altına gitmiyor. Tam da bu kitle için biz diyoruz ki ‘Buradayız. Biz varız. Türkiye çaresiz değil. Türkiye bu iki kutuplu siyasete mahkûm değil. Türkiye için yeni bir yol mümkün’ diyoruz. Yeni Yol’un aslında çıkış noktası budur.”

Babacan, 2023 Mayıs seçimlerine yönelik yöneltilen bir soru üzerine de şu yanıtı verdi: “Biz DEVA Partisi olarak CHP’den gelen aşırı ısrar sonucunda ortak listelerden seçime girdik. Gidip de biz kimseden ricacı olmadık. O günkü siyasi tabloya baktı CHP. O gün Genel Başkan dedi ki, ‘Cumhurbaşkanlığı kazanabiliriz ama Meclis’te çoğunluğu sağlayamıyoruz. Çünkü bu tarafta iki parti var AK Parti, MHP seçime giren partiler açısından. Burada Altılı Masa, Altı Parti. Dolayısıyla ortak listelerden girmezsek oylar bölünüyor ve küsuratları kaybediyoruz. Mecliste çoğunluğu sağlayamıyoruz.’ Biz ısrarlı talep üzerine girdik ve milletvekillerimizin her biri hak ederek seçildi. DEVA Partisi’nin adayının olduğu her bir yerde CHP’nin önceki seçimlere göre oyu yükseldi. Dolayısıyla biz kendimiz hak ederek milletvekillerimizi kazandırmış olduk. Ve bu şekilde de Meclis’teki çalışmalarımız devam ediyor.”

Devletin harcadığı bir kuruşun bile dikkatli harcanması gerektiğini vurgulayan Babacan, aksi takdirde enflasyonu tek haneye indirmenin mümkün olmadığını söyledi. Babacan, “Mesela şu andaki en önemli sorunlardan bir tanesi israf değil mi? Bu israfı nasıl önleyeceğiz? Çok basit diyorum. 28 tane ülkenin uyguladığı bir ihale yasası var; kamu alımları yasası var. Avrupa Birliği’ne üye 28 ülke aynı mevzuatla devlet parası harcıyor. Diyorum ki tasarruf istiyorsanız getirin onu aynen Türkiye’de uygulayın. Niye uygulamıyorsunuz? Bakın uygulayın, göreceksiniz. Örnek veriyorum, 2 milyon liraya mal olan deprem konutu bugün Türkiye’de 1 milyona mal olacak. Bunu uygulayın” dedi.

İhale yasasını değiştirme çağrısını yineleyen Babacan, “Tam 33 tane fasıl vardır Avrupa Birliği müktesebatında. Bu 33 fasılın bir tanesi tamamen kamu alımlarıdır. Yani bütün ülkeler 33 konuda ortak politika uygular. Ortak politikalardan bir tanesi de kamu alımlarıdır. Yani ihale yasasıdır. Mesela Sayın Şimşek, Sayın Yılmaz bunu gayet iyi bilir Uygulayabilirler mi? Mümkün değil yani. Ellerini uzattıkları anda ellerine vururlar. Cık dokunma oraya derler. Geri çekilmek zorundalar. Neden peki? Çünkü orada büyük bir menfaat şebekesi var. Avrupa Birliği’nin ihale yasasını Türkiye’de uygulamamanın ve böyle adrese teslim, ihale vermenin oluşturduğu büyük bir menfaat şebekesi var. İyi tanıdığım iki arkadaşımız bu menfaat şebekesinin o çemberini kırıp da bir şey yapamazlar. Oralara dokunamazlar, giremezler” ifadelerini kullandı.

“İş dünyası suspus; TOBB ve TÜSİAD’in etkisi sıfır”

“Hükûmet başarı üretemiyor şu anda. Yani bu ülkeyi yöneten hükümet başta Sayın Erdoğan olmak üzere ülkenin sorunlarını çözecek kapasitesini kaybetmiş durumda. Türkiye’de şu sorun çözüldü, öyle diyorsunuz ama şurada da iyiye gidiyoruz diyebileceğimiz bir alan Türkiye’de hemen hemen kalmadı. Başarı üretemeyince artık millete başarı sunamayınca ne yapıyor, kendisine karşı çıkabilecek, rakip olabilecek, muhalefet yapabilecek kim varsa onlar üzerinde baskı üretmeye başlıyor. Ve bu baskı da gittikçe artıyor. Siyaset üzerinde baskı, medya üzerinde baskı, STK’lar üzerinde baskı, sanat camiası üzerinde baskı, iş dünyasını zaten sanmıyorum iş dünyası suspus… Bir zamanların en etkili kuruluşları, diyelim ki TOBB, diyelim ki TÜSİAD, bir açıklama yaparlardı baya etkili olurlardı. Şu anda sıfır etki…”

Paylaşın

Erdoğan: Dünya İhracatından Aldığımız Payı İkiye Katladık

Türkiye – Malezya İş Forumu’nda konuşan Erdoğan, “Son 20 yılda altyapıya 300 milyar dolara yakın yatırım yaptık, ihracatımız 20 yılda 20 kattan fazla arttı, dünya ihracatından aldığımız payı ikiye katladık” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmî temaslarda bulunmak üzere ziyaret ettiği Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’daki programı kapsamında, Putrajaya Uluslararası Kongre Merkezi’nde düzenlenen, Türkiye-Malezya İş Forumu kapanış oturumuna katılarak bir konuşma yaptı.

Türkiye Malezya arasındaki bağların 500 yıllık köklü bir tarihi bulunduğuna işaret eden Erdoğan, geçmişten gelen bu sağlam temel üzerinde bugün iki ülke her alanda mükemmel ilişkiler tesis ettiklerini, iş birliğini kapsamlı stratejik ortaklık düzeyine çıkardıklarını ifade etti ve iş dünyasının bu güçlü ortaklığın lokomotifi konumunda olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, devamında şunları kaydetti: “Üç kıtanın kesiştiği noktada yer alan bir ülke olarak bölgemizde ve dünyada etkili iktisadi ve ticari ortaklıklar kurmaya büyük önem atfediyoruz.  Türkiye ekonomisi, bölgemizdeki çatışmalara, savaşlara ve 2023 yılında yaşadığımız asrın felaketi olan büyük depreme rağmen büyümesini sürdürüyor. Son 20 senede yıllık ortalama yüzde 5 dolaylarındaki büyüme oranını yakalayabilen az sayıda ülkelerden biriyiz.

Yine son 20 yılda altyapıya 300 milyar dolara yakın yatırım yaptık, ihracatımız 20 yılda 20 kattan fazla arttı, dünya ihracatından aldığımız payı ikiye katladık. Şeffaf öngörülebilir ve yatırımcı dostu politikalarımız sayesinde son 20 yılda 270 milyar dolara yakın uluslararası doğrudan yatırım çektik, Türkiye’deki yabancı sermayeli şirket sayısı 6 binden 80 binin üzerine çıktı.”

Yatırımcılara çağrı

Türkiye’ye güvenen, inanan, ülkemizin potansiyeline yatırım yapan girişimciler, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da pişman olmayacaklardır” diyen Erdoğan, şunları söyledi:

“Türkiye, konumu, ekonomisi, altyapısı ve teşvik uygulamalarıyla Malezyalı yatırımcılar için önemli. Suriye’de çatışmaların son bulmasıyla burada da ciddi yatırımların olduğunu görüyoruz. İki ülke el ele vererek buradaki fırsatları değerlendireceğiz. Türkiye’yi üretim merkezi olarak değerlendirmeleri için üreticileri davet ediyorum.”

Paylaşın

İsrail, 34 Filistinli İşçiyi “İşkence Ederek” Öldürdü

Arap İşçi Sendikası, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te başlattığı saldırının ardından, İsrail güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınan Filistinli işçilerden 34’ünün işkenceyle öldürüldüğünü duyurdu.

Merkezi Nasıra’daki (Nazareth) Arap İşçi Sendikası’nın hukuk danışmanı Vehbi Badarneh, Arab48 haber kuruluşuna yaptığı açıklamada sendikanın derlediği tanıklıklara göre, 8 Ekim 2023’ten beri kayıp olan ve kendilerinden haber alınamayan Gazzeli 46 Filistinli işçinin akıbetlerine konusunda İsrail polis ve ordu makamlarına yönelik sorularına yanıt aldıklarını söyledi.

Buna göre İsrail Hapishane Hizmetleri, Filistin sendikasına, gözaltı merkezlerinde “meçhul koşullar altında veya kalp krizinden” 34 işçinin öldüğünü doğrulayan muğlak bir yanıt verdi.

Badarneh, 7 Ekim 2023’e kadar Gazzeli 18 bin Filistinlinin çalışma izniyle İsrail’de olduklarını ancak saldırıdan sonra İsrail yetkililerinin işgal altındaki Batı Şeria ve Gazze’den Filistinlilerin çalışma izinlerini kaldırdıklarını söyledi.

Vehbi Badarneh, Batı Şeria’dan gelenlerin nispeten daha kolay geri döndüklerini ancak kuşatma altındaki Gazze’den gelecek işçiler için durumun çok daha zor olduğunu söyledi.

Badarneh, Arab48’e verdiği demeçte, “İsrail ile Gazze arasındaki ‘Gazze Cebi’ denilen sınır bölgesinde bir kargaşalık hali ve bilgi karmaşası vardı, duvarlar aşılıp yıkıldıktan sonra kimin işçi kimin karşıdan gelenler olduğunu bilen yoktu.” dedi ve ekledi:

“Bu kargaşa nedeniyle Gazzeli işçiler dağıldı, kimileri Gazze’ye dönmekten korktu, kimileri Batı Şeria’ya sığındı, ve kimileri de Gazze Cebi’ndeki olaylara misilleme olarak askeri kontrol noktalarında gözaltına alındı, tutuklandı ve vahşice ve korkunç muamelelere maruz kaldılar.”

Vehbi Badarneh’e göre, Gazzeli yüzlerce işçi, aralarında Gazze’den kaçırılan Filistinlilerin uğradıkları işkenceler nedeniyle adı çıkan Sde Teiman ve Ofer gözaltı merkezlerinin de olduğu İsrail’in kurduğu cezaevlerine aktarıldılar.

Badarneh, Arap İşçi Sendikası’nın başlangıçta yakınlarıyla iletişimlerini kaybetmiş Filistinlilerden çok sayıda istek ve şikayet aldıklarını söyledi. Badarneh, “Bu şikayetlerin sayısı yüzlere ulaştığında, sorunun ciddi olduğunu ve bireysel vakalarla sınırlı olmadığını gördük” diye ekledi.

Sendika bazı İsrailli yetkililer ve devlet kuruluşlarıyla iletişime geçseler de bilgi edin me istekleri ilgisizlikle karşılandı ve önemsenmedi. Ancak grup çabalarını ısrarla sürdürmeye devam ettikçe bazı kapılar aralanmaya başladı.

Vehbi Badarneh, “Çalmadık tek bir kapıyı bile bırakmadık” dedi ve ekledi: “Evet, Yüksek Mahkeme’ye de gittik ve sonunda İsrail gazetesi Haaretz konuyla ilgili bir haber yayımladı.”

Haber üzerinde çalışan gazeteciye bir İsrail ordu sözcüsünce kontrol noktalarında öldürülen kimi işçilerin cesetlerinin Erez kontrol noktası üzerinden gömülmek üzere Gazze’ye nakledildiği söylendi.

“Korkunç işkence yöntemleri açığa çıktı”

Batı Şeria’ya sığınan ve Eriha’da Filistin askeri okulunda barındırılan Gazzeli kimi işçilerin kaçırılmalara ilişkin verdikleri bilgilere göre, o dönemde görgü tanıklarının anlatımları ve video kliplerle de doğrulandığı şekilde gözaltına alınan Filistinli işçiler vahşice dövüldüler, güysileri çıkarılarak soyuldular ve çeşitli işkence yöntemlerine maruz kaldılar.

Sendika bu bilgilere dayanarak, kayıp Filistinli işçilerin İsrail gözaltı merkezlerinde işkenceyle öldürüldüğü sonucuna vardı. Sendika daha sonra ellerindeki bilgileri Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) İsrail aleyhine şikayetler kapsamına alınması için Avrupa’daki sendikalara iletti.

Badarneh, İsrail tarafından seyahat etmeleri önüne engeller çıkarılan “Gazzeli işçilerin, tüm zorluk ve kısıtlamalara rağmen, Uluslararası Çalışma Örgütü önünde ifade vermek üzere Cenevre’ye çağrıldıklarını” ekledi.

Middle East Eye (MEE) Kasım 2023’te söyleşi yaptığı işçilerin anlatımlarının Badarneh’in söyledikleriyle bire bir çakıştığını belgeledi.

Bir işçi MEE’ye Kasım 2023’te verdiği söyleşide “İşkence gördük, kimse bize merhamet etmedi. Paramızı ve giyeceklerimizi aldılar, işkenceler sırasında bizi üç gün boyunca çıplak bıraktılar. Açtık, tekmelediler ve yumrukladılar, başımıza bastılar, ve hala bu acılar sürüyor” demişti.

Aynı ay, Euro-Med İnsan Hakları Gözlemcisi, Gazze’den binlerce işçinin dört haftalık esaretleri sırasında İsrail güçleri tarafından “korkunç işkence biçimlerine” maruz kaldığını ortaya koymuştu.

Euro-Med, “Tanıklıkların, işçilerin birkaç gün boyunca yiyecek ve su olmadan bırakıldıklarını, işkence gördüklerini, elektrik akımına maruz bırakıldıklarını ve yakıldıklarını, ayrıca cinsel tacize uğradıklarını ve vücutlarına işenerek kasıtlı aşağılandıklarını ve benzeri görülmemiş kötü muameleye maruz kaldıklarını gösterdiğini” bildirdi.

Kuruluş çok sayıda Filistinli işçinin de işverenlerinin kötü muamelesine uğradığını ücretlerinin ödenmesinin reddedildiğini, üzerlerine tükürüldüğünü, aşağılama ve hakaretlere maruz bırakıldıklarını da belirtti.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

CHP’ye “Şaibeli Kurultay” İncelemesi: Özgür Özel Genel Başkan Seçilmişti

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Özgür Özel’in CHP genel başkan seçildiği kurultay hakkında inceleme başlattı. Başsavcılık, Kemal Kılıçdaroğlu ve Akif Hamzaçebi’yi ifadeye çağırdı.

Haber Merkezi / Kurultayın ilk gününde yapılan genel başkanlık seçiminde, Manisa Milletvekili ve CHP Grup Başkanı Özgür Özel, ikinci turda 812 delegenin oyunu alarak (yüzde 59,44) CHP Genel Başkanı seçilmişti.

Özel, önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı verdiği mücadelede zafer elde ederken, kurultay süreci boyunca çeşitli tartışmalar gündeme gelmişti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 4 – 5 Kasım 2023 tarihlerinde Ankara Spor Salonu’nda yapılan 38. Olağan Kurultayı hakkında “şaibe” incelemesi başlattı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi: “‘Ankara’da gerçekleşen Cumhuriyet Halk Partisi Kurultayında ‘kurultay günü para karşılı oy kullandırıldığı’ şeklinde Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan ihbar üzerine yetkisizlik kararıyla evrakın yetki itibariyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımıza gönderilmesini müteakip Başsavcılığımızca 2024 yılı Ocak ayında soruşturma başlatılmıştır.

Soruşturmaya konu olayla ilgili basın organlarında ve sosyal medyada yapmış oldukları açıklamaları nedeniyle Kemal Kılıçdaroğlu ve Akif Hamzaçebi tanık sıfatıyla ifadeye çağrılmıştır. Soruşturmaya titizlikle devam edilmektedir. Kamuoyuna saygı ile duyulur.”

Kurultayın ilk gününde yapılan genel başkanlık seçiminde, Manisa Milletvekili ve CHP Grup Başkanı Özgür Özel, ikinci turda 812 delegenin oyunu alarak (yüzde 59,44) CHP Genel Başkanı seçilmişti. Özel, önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı verdiği mücadelede zafer elde ederken, kurultay süreci boyunca çeşitli tartışmalar gündeme gelmişti.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Özel’in genel başkan seçildiği CHP’nin 38. Olağan Genel Kurultay’ı için “şaibe” iddiasında bulunmuştu.

Erdoğan, daha önce de birçok kez ortaya attığı bu iddiayı son olarak partisinin Manisa İl Kongresin’de dillendirmiş ve “2 sene öncesini hatırlayın. Eski genel başkanlarını yere göğe sığdıramıyorlardı. Sürekli övgü yağmuruna tutuyorlardı. Türkiye’yi kurtaracak adam dedikleri Bay Kemal’i bir günde istenmeyen adam ilan ettiler. Şaibeli bir kurultayla Bay Kemal’i partiden tehcir ettiler” demişti.

Kemal Kılıçdaroğlu da katıldığı televizyon yayınında “Sükut ikrardan gelir” diyerek CHP yönetiminin açık ve net açıklama yapması gerektiğini söylemişti. Kılıçdaroğlu, iddiaların hatırlatılması üzerine CHP yönetiminin açıklama yapması gerektiğini belirtmiş, “Yapmıyorsanız, sükut ikrardan gelir o zaman başka bir şey var demektir burada.” demişti.

Özel, Erdoğan’ın ‘CHP’nin kurultayı şaibeli’ sözlerine yanıt verilmesi gerektiğini iddia eden Kılıçdaroğlu’na şu yanıtı vermişti:

“Sayın Erdoğan’ın bir siyasi partinin içini karıştırmak için söylediği sözlere yanıt vermeye kalksak… 14 yıldır, Sayın Erdoğan bundan önceki kurultayımıza da, Sayın Kemal Bey’in geldiği kurultaya, olmadık şeyler söylüyordu. ‘Şöyle geldiniz, böyle geldiniz.’ Bir gün cevap verdik mi? Kemal Bey buna bir gün cevap verdi mi? Buna cevap mı verilir?

Ben, Sayın Erdoğan’ın böyle bir sorusunu hani duyduğumu, buna zaman harcadığımı söylesem bu, Atatürk’ün kurduğu partinin dünden bugüne emek vermişlerin, emeklerine ve bugün 1 milyon 600 bin üyesine ayıp etmiş olur. Yani bunlar ciddiye alınacak şeyler mi arkadaşlar?”

Paylaşın

Zelenski, Putin İle Müzakere Şartlarını Açıkladı

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, yaklaşık üç yıldır süren savaşı sona erdirmek için Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile müzakerelere başlamaya hazır olduğunu yineledi.

Haber Merkezi / Volodimir Zelenski, Birleşik Krallık merkezli bir televizyona verdiği röportajda, “ABD ve Avrupa’nın bizi yalnız bırakmayacağı ve bize destek vermeye devam edeceği teyit edilirse her türlü müzakereye hazırım” dedi.

Zelenski ayrıca, savaşın net çözümler olmadan durdurulmasının “herkes için bir yenilgi” olacağı uyarısında bulundu.

Volodimir Zelenski, “Sadece savaşı bitirmek değil, aynı zamanda Putin’in bize karşı bir fırsata sahip olmamasını garanti altına almak bizim ve hatta Donald Trump için hayati önem taşıyor” diye ekledi.

Volodimir Zelenski ayrıca, ülkede devam eden sıkıyönetimi gerekçe göstererek, 2024 seçimlerinin ertelenmesi kararını savundu.

Zelenski, Ukraynalıların çoğu, seçimlerin yapılması sıkıyönetimin askıya alınmasını gerektireceği ve Rusya’nın bu durumu kendi lehine kullanma fırsatı sağlayacağı için kararı desteklediğini söyledi.

Trump, Putin ile görüştü

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna’daki savaşı sona erdirmek için Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile telefonda görüştüğünü söyledi.

Trump,, Putin’in savaş alanındaki ölümleri “umursadığına” inandığını söyledi ancak Rus liderin çatışmayı sona erdirmek için somut bir taahhütte bulunup bulunmadığını ifade etmedi.

ABD Başkanı Trump savaşı sona erdirmek için bir planı olduğunu açıkladı ancak ayrıntılara girmeyi reddetti: “Umarım hızlı olur. Her gün insanlar ölüyor. Ukrayna’daki bu savaş çok kötü . Bu lanet şeyi sona erdirmek istiyorum.”

Trump, işgalin başlamasından bu yana yaklaşık 1 milyon Rus askerinin ve 700 bin Ukrayna askerinin öldürüldüğünü tahmin etmişti. Bu tahmin, Ukraynalı yetkililerin veya bağımsız analistlerin sunduğu sayıların çok üzerinde.

Paylaşın

Tükenmişlik Sendromu İle Nasıl Başa Çıkılır?

Masanızda oturmuş, uzun ve yorucu bir iş gününe daha başlamaya hazırlanıyorsunuz. Ancak biriken işleri kontrol altına almak için kendinizi bir türlü motive edemiyorsunuz.

Haber Merkezi / Bir şeylerin yanlış olduğunu biliyorsunuz ama tam olarak ne olduğunu bilmiyorsunuz. Uzun süre aşırı oranda strese maruz kalmak bitkin düşmenize veya “tükenmiş” hissetmenize neden olabilir.

Tükenmişlik durumu, bunalmış, endişeli, hayal kırıklığına uğramış veya yorgun hissetmenin ötesine geçebilir. Kas gerginliği, baş ağrısı veya sindirim sorunları gibi fiziksel etkiler bile yaşayabilirsiniz.

Tükenmişliğin en yaygın belirtilerinden bazıları:

Fiziksel veya duygusal yorgunluk
Hayal kırıklığı, sabırsızlık ve sinirlilik
Odaklanma ve konsantre olmada zorluk
Çalışma motivasyonu kaybı
Önemli olan şeylere karşı umutsuzluk veya anlamsızlık hissi
Gerçeklikten kaçma arzusu
İzole olma isteği
İlişkilerde zorluk
Uyku sorunu
Hastalığa karşı artan duyarlılık
Başa çıkmak için yiyecek, uyuşturucu veya alkol kullanımı

Tükenmişliğin en yaygın nedenlerinden bazıları:

Ağır iş yükü
Uzun çalışma saatleri
İş kaynaklı görevlerde son tarihler üzerinde asgari kontrol
İş beklentileri konusunda netlik eksikliği
Sıkıcı ve/veya monoton çalışma düzeni
Yüksek baskı altında performans göstermek zorunda kalmak
İşlevsiz ortamlara ve/veya insanlara maruz kalma

Örneğin, tükenmişlik şunlardan kaynaklanabilir:

Aşırı başarılı veya işkolik olmak
İnsanları memnun etmek (ya da her şeye “evet” demek)
Mükemmeliyetçi olmak
Karamsar veya alaycı olmak
Arkadaşlar, aile veya meslektaşlarla yakın, destekleyici ilişkilerin eksikliği

Tükenmişlikle nasıl başa çıkılır?

Endişeleriniz hakkında aileniz, arkadaşlarınız, meslektaşlarınız veya bir terapistle konuşarak sorunla başa çıkma stratejileri keşfedin. Birisi sizi dinlemek için müsait olmadığında, düşüncelerinizi ve hislerinizi ifade etmenize yardımcı olması için kendi kendinize konuşmayı veya günlük tutmayı deneyin.

Zihninizin ve vücudunuzun düzgün bir şekilde işlemesi için yeterince uyuyun. Ayrıca yatma ve uyanma saatine uyduğunuzdan, uyku ortamınızı optimize ettiğinizden ve yatmadan önce gevşemek için sağlıklı bir rutin oluşturduğunuzdan emin olun.

Gün boyunca ruh halinizi ve enerji seviyenizi yüksek tutmaya yardımcı olmak için besin açısından zengin yiyecekler tüketin. Örneğin, B12 vitamini, ruh halinizi düzenlemeye yardımcı olan bir kimyasal olan serotoninin metabolize edilmesinde önemli bir rol oynar.

Kaygıyı, depresyonu ve olumsuz ruh hallerini azaltmaya yardımcı olmak için düzenli egzersiz yapın. Egzersiz ayrıca öz saygıyı ve düşünme, öğrenme ve yargılama gibi bilişsel işlevleri  de artırabilir.

Gerektiğinde diğerlerinin isteklerine “hayır” diyebilmenizi sağlayan sınırlar belirleyin. Sağlıklı sınırlar, zamanınızı ve enerjinizi daha iyi yönetmeniz için önemlidir.

Her şeyi tek başınıza yapmak zorunda kalmamak için çevrenizden destek alın. Yardım isteyerek iş yükünüzü ve ilişkilerinizi yönetmenize yardımcı olabilirsiniz.

Profesyonel ve kişisel hayatınız sıkıntılıysa, tükenmişliğinizin kökenine inebilmeniz ve uygun bir eylem planı geliştirmek için birlikte çalışabilmeniz için bir terapistle görüşmeyi düşünün.

Tükenmişlikle mücadele etmek, hayatın zorluklarıyla başa çıkamayacağınız anlamına gelmez; sadece daha sağlıklı bir denge bulmanıza yardımcı olacak yeni bir stratejiye ihtiyacınız olduğu anlamına gelir.

Paylaşın

“Abdullah Öcalan’ın Çağrısı 15 Şubat’a Yetişmeyebilir” İddiası

MAK Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Kulat, İmralı’da tutuklu bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısının 15 Şubat’a yetişmeyebileceğini öne sürdü.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin meclis toplantısında Abdullah Öcalan’ın önümüzdeki günlerde ‘tarihi bir çağrı yapmaya hazırlandığını’ açıklamıştı.

TGRT televizyonunda katıldığı programda açıklamalarda bulunan Kulat; “Aldığım kulis bilgilerine göre İmralı’dan gelecek çağrı 23 Şubat’tan sonra yapılacak. Çünkü ayın 23’ünde AK Parti’nin Genel Kongresi var” dedi.

Kulat şunları söyledi: “İmralı’dan yapılacak açıklama AK Parti’nin kongresinden sonra yapılacak. Kongrenin bu açıklamayla gölgelenmesini istemiyorlar. Ankara’dan aldığım kulis bilgilerine göre Abdullah Öcalan çok net ve kesin bir dille, PKK’yı lağvetme ve silah bırakma çağrısı yapacak.

Terör örgütü PKK’nın 4 ya da 5 ayağından bahsediliyor. Zamanlama olarak 25 yıl meselesi önemli, bunun kadar önemli olan kısım da Suriye’de yaşanan değişim de çok önemli. PKK’nın İran, Irak, Suriye, Avrupa ve siyasi ayağı DEM Parti ve uzantıları var. Türkiye’de olası bir Cumhurbaşkanlığı seçiminde DEM Parti seçmeninin de kilit bir noktada olduğunu da unutmamak gerekir.

Şu anda endişeli iyimserler ile endişeli kötümserlerin arasında bir durumundayız. Türkiye’nin çoğunun ruh hali şu anda böyle. Bu ülkede azıcık vatanını seven terörün bitmesini ister. Endişelerimiz var. Daha önce çözüm sürecini atlattık ve aynı handikapa düşmek istemiyoruz.”

Abdulkadir Selvi de doğruladı

Öte yandan gazeteci Abdulkadir Selvi de bugünkü köşe yazısında çağrının 15 Şubat’a yetişmesi ihtimalinin oldukça zayıf olduğunu hatta Şubat ayının dahi net olmadığını ifade etti. Yorumunun kaynağı olarak ise net bir tarih belirlenmemesine bağlayan Selvi şu ifadeleri kullandı:

“Suriye’deki teröristbaşı Mazlum Abdi, Öcalan’ın 15 Şubat’ta çağrı yapacağını açıklayınca, 15 Şubat tarihine yönelik bir beklenti oluştu. Neden 15 Şubat? Biliyorsunuz, Öcalan 15 Şubat 1999 tarihinde Kenya’da yakalanarak Türkiye’ye getirilmişti. Ama 15 Şubat tarihi net değil. Hatta 15 Şubat tarihinde çağrı yapılması ihtimali zayıf. Şubat ayının sonuna doğru bir beklenti var ama şubat ayı da net değil. Çünkü bir tarih belirlenmedi. Önemli olan tarih değil sonuç almak.”

Ne olmuştu?

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin meclis toplantısında PKK lideri Öcalan’ın önümüzdeki günlerde ‘tarihi bir çağrı yapmaya hazırlandığını’ açıklamıştı. Bakırhan; Öcalan’ın Kürt sorununun köklü kalıcı çözümü için demokratik bir Türkiye’nin inşası için önümüzdeki günlerde tarihi bir çağrı yapmaya hazırlandığını” belirterek “iktidarı da tarihi çözümde rolünü oynamaya çağırıyoruz, artık top Erdoğan’da” ifadelerini kullanmıştı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

600 Bin Emeklinin Maaşı Kesilecek

SGK, sahte şirketler aracılığıyla ya da çalışmadan “çalışıyor” gibi göstererek emekli edilen yaklaşık 600 bin kişinin emekli maaşları iptal etmek için harekete geçti.

Sosyal Sigortalar Kurumu (SGK), sahte çalışmalar üzerinden emekli edilen milyonlarca kişinin maaşını durdurmayı planlıyor. SGK, usulsüz yollarla emekli maaşı bağlanan kişileri tespit etmek için harekete geçti.

Sahte şirketler aracılığıyla ya da çalışmayan kişileri “çalışıyor” gibi göstererek emekli edilenlerin maaşları iptal edilecek ve bugüne kadar yapılan ödemeler faiziyle geri talep edilecek.

Bu durum yalnızca Türkiye’de değil, Avrupa’da yaşayan Türkleri de etkileyebilir. Yurtdışında yaşayan ve emekli maaşı alan 600 binin üzerinde Türk’ün maaşı da iptal edilecek.

Birkaç yıl önce başlayan uygulama, seçimler yaklaşırken durdurulmuştu.

SGK’nın eski genel müdürleri, yurtdışındaki Türkleri çalışıyormuş gibi gösterdikleri sahte şirketler kurarak emekli ettikleri belirlendi.

Bu kişiler, Türkiye’deki yakınlarına şirket kurdurtup, yurtdışındaki Türklerin bu şirketlerde çalışıyormuş gibi gösterildi.

Yurtdışındaki avukat, doktor, mühendis gibi meslek sahiplerinin, temizlik şirketlerinde çalışıyor gibi gösterilerek sigorta numarası aldığı, böylece yüksek maaşla emekli olduğu belirtildi.

Bu yöntemle, yurtdışında yaşayan Türklere yıllık milyarlarca TL ödeme yapıldığı tahmin ediliyor.

Sahte şirketler üzerinden emekli olanlar, emeklilik hakları yeniden incelenmeye alındı.

Sahte emeklilik yapan eski genel müdürler hakkında ise soruşturma açılmadığı ifade ediliyor. yurtdışındaki Türkler, sahte şirketler aracılığıyla yüksek maaş alarak emekli olmuştu.

Şimdi ise bu kişilerin maaşları iptal edilecek ve yapılan ödemeler geri talep edilecek. İşlemler 10 yıl geriye dönük olarak incelenecek ve bu kişiler hakkında hukuki süreç başlatılacak.

(Kaynak: Cumhuriyet)

Paylaşın

Donald Trump, Yine ABD’nin Gazze’ye “Çökeceğini” Söyledi

ABD Başkanı Donald Trump, yine ABD’nin Gazze’yi “devralacağını” ve “sahipleneceğini” söyledi. Donald Trump, söz konusu planın bölgeyi “Orta Doğu’nun Rivierası”na dönüştürebileceğini ifade etti.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçtiğimiz hafta Birleşmiş Milletler’e “Filistin halkını ve devredilemez haklarını koruma” çağrısında bulunarak, Trump’ın yapmak istediğinin “uluslararası hukukun ciddi bir ihlali” olacağının altını çizdi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, Gazze’nin kontrolünü ele geçirme planını yineleyerek, Orta Doğu’daki diğer devletlerin savaştan harap olmuş bölgenin bazı kısımlarını yeniden inşa etmelerine izin verebileceğini belirtti.

Pazar günü New Orleans’taki Super Bowl’a giderken Air Force One uçağında gazetecilere açıklamalarda bulunan Trump, “Gazze’yi satın almaya ve sahiplenmeye kararlıyım. Orayı yeniden inşa etme konusunda, Orta Doğu’daki diğer devletlere oranın bazı bölümlerini inşa etmeleri için verebiliriz,” ifadelerini kullandı.

Donald Trump, “Başkaları bunu bizim himayemiz altında yapabilir. Ama biz orayı sahiplenmeye, almaya ve Hamas’ın geri dönmemesini sağlamaya kararlıyız. Geriye dönülecek hiçbir şey yok. Burası bir yıkım alanı. Geri kalanı da yıkılacak,” diye ekledi.

Trump yerleşim bölgesini “dünyanın herhangi bir yerinde yaşamak için en tehlikeli yer” olarak nitelendirdi ancak “burayı gelecekte birileri tarafından geliştirilmesi için çok iyi bir yer haline getireceğiz” dedi.

Donald Trump, “Diğer ülkelerin buranın bir kısmını geliştirmesine izin vereceğiz. Çok güzel olacak. İnsanlar dünyanın her yerinden gelip orada yaşayabilir” ifadelerini kullandı ve ekledi: “Ama biz Filistinlilerle ilgileneceğiz. Onların güzel, uyum ve barış içinde yaşamalarını ve öldürülmemelerini sağlayacağız.”

ABD Başkanı, Gazze’nin kontrolünü ele geçirme planınıyaklaşık bir hafta önce İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Beyaz Saray’da yaptığı görüşmenin ardından açıklamıştı.

O zaman yerinden edilen Filistinlilerin Gazze’ye geri dönmek istemeyeceğini söylemişti. Pazar günü gazetecilere yaptığı açıklamada Trump, Arap ülkelerinin kendisiyle görüştükten sonra Filistinlileri almayı kabul edeceklerini belirterek, Filistinlilerin seçme şansları olması halinde Gazze’yi terk edeceklerinde ısrar etti.

Donald Trump, “Gazze’ye dönmek istemiyorlar. Onlara daha güvenli bir bölgede bir ev verebilirsek – Gazze’ye dönmekten bahsetmelerinin tek nedeni bir alternatiflerinin olmaması,” dedi Trump. “Bir alternatifleri olsa Gazze’ye dönmek istemezler” dedi.

Trump’ın Filistinlileri yeniden yerleştirme ve Gazze’yi “Orta Doğu’nun Rivierası” haline getirme planı dünya çapında liderler ve yetkililer tarafından yaygın bir şekilde kınandı.

Ürdün, Suudi Arabistan, Fransa, İspanya, İrlanda, Almanya, Türkiye, İran ve Brezilya gibi ülkeler zorla yerinden edilmeye karşı olduklarını dile getirdiler. Avustralya, Rusya ve Çin ise iki devletli çözümün tek yol olduğunu vurguladı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ise “her türlü etnik temizlikten kaçınmanın elzem olduğunu” söyledi.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçtiğimiz hafta Birleşmiş Milletler’e “Filistin halkını ve devredilemez haklarını koruma” çağrısında bulunarak, Trump’ın yapmak istediğinin “uluslararası hukukun ciddi bir ihlali” olacağının altını çizdi.

Trump: Bir noktada sabrımızı kaybedeceğiz

Trump pazar günü ayrıca, İsrail ile Hamas arasındaki ateşkes hakkında da konuştu ve Filistinli militan grup tarafından serbest bırakılan son üç İsrailli rehinenin görüntülerini izledikten sonra anlaşmaya yönelik sabrını kaybetmeye başladığını vurguladı.

Trump gazetecilere, “Bugün geri dönen rehineleri izledim ve Holokost’tan kurtulanlara benziyorlardı. Korkunç durumdaydılar. Bir deri bir kemik kalmışlardı” dedi ve ekledi: “Buna daha ne kadar katlanabileceğimizi bilmiyorum… bir noktada sabrımızı kaybedeceğiz. Bunu izlediğimde, top sürmeye devam etmemiz gereken bir anlaşmamız olduğunu biliyorum ancak onlar gerçekten kötü durumdalar.”

Donald Trump ayrıca, Rusya’nın Ukrayna’da devam etmekte olan geniş çaplı işgalini sona erdirmekten de bahsetti ve savaş başladığında başkan olsaydı bunun asla gerçekleşmeyeceğini iddia etti.

Trump, “Bıktım artık. Şöyle diyelim, bu kadar yeter. Ve daha pek çok konuşma yapmayı bekliyorum. Bu savaşı sona erdirmek zorundayız,” dedi ve ekledi: “Asla olmamalıydı, ben başkan olsaydım asla olmazdı.”

Trump pazar günü yaptığı açıklamada, Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile Moskova’nın Ukrayna’daki savaşını sona erdirme konusunda bir ya da daha fazla telefon görüşmesi yaptığını açıkladı.

Paylaşın

CHP’de Adaylık Tartışmaları: Mansur Yavaş Önseçime Katılmayacak

Mansur Yavaş’ın, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ile yaptığı görüşmede, “Ön seçime katılmayacağım. Ön seçim tek başına bir kriter olmamalı. Alternatif seçenekler de masada bulunmalı” dediği öne sürüldü.

Yavaş’ın, “Önseçimin şimdiden partililer arasında büyük bir ayrışmaya yol açacağını düşünüyorum. Bunun belirtileri de kendini göstermeye başladı” ifade ettiği iddia edildi. Yavaş’ın ayrıca, ön seçimin tek başına kullanıldığı bir mekanizmanın da sağlıklı sonuçlar doğurmayabileceğine işaret ettiği öne sürüldü.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş dün Ankara’da bir araya geldi.

Basına kapalı gerçekleşen görüşme yaklaşık iki buçuk saat sürdü. Görüşme sonrası Özel, toplantıdan bir fotoğraf paylaştı ve “Birlikteyiz, hep birlikte olacağız. Hep beraber kazanacağız. Türkiye kazanacak.” ifadelerini kullandı. Yavaş ve İmamoğlu Özel’in gönderisini yeniden paylaştı.

Kulis bilgisi paylaşan ANKA, GazeteDuvar, Sözcü gibi gazeteler toplantıda Özel ve İmamoğlu’nun partinin cumhurbaşkanı adayının belirlenmesine ilişkin ön seçim yapılacağı kararını yenilediğini kaydetti. Bunun için bugün Parti Meclisi’nin toplanacağını anımsattı.

Gazeteler, Yavaş’ın, ön seçime kategorik olarak karşı olmadığını ancak kendi kararının, parti üyelerinin katılacağı ön seçimde yer almamak yönünde olduğunu belirtti. Yavaş’ın su konuşmasına yer verdi:

“Ön seçime katılmayacağım. Ön seçim tek başına bir kriter olmamalı. Alternatif seçenekler de masada bulunmalı. Hepsi bizim partililerimiz bizim üyelerimiz, verecekleri karara saygımız elbette vardır ancak ben gündemin bu olduğunu düşünmüyorum. Ancak bunun şimdiden partililer arasında büyük bir ayrışmaya yol açacağını düşünüyorum. Bunun belirtileri de kendini göstermeye başladı.”

Yavaş ayrıca, ön seçimin tek başına kullanıldığı bir mekanizmanın da sağlıklı sonuçlar doğurmayabileceğine işaret ettiğini belirten gazeteler kamuoyuna yansıyan bazı anketlerden örnekler verdiğini, aday belirlemek için ön seçim dışındaki mekanizmaların da değerlendirilmesi gerektiğini söylediğini aktardı.

Ayrıca Yavaş’ın aday belirleme sürecinin erken olduğunu, gündemin ön seçim tartışmalarıyla meşgul edilmemesi gerektiğini söylediğini geçti.

Yavaş’ın “Bizim gündemimiz açlık ve yoksulluk olmalı. İnsanlar perişan. İktidarı biz ancak bu gündemle devirebiliriz. Bu konuda çalışma yapıp halka bozulan ekonomiyi düzeltebileceğimiz konusunda güven vermeli ve önceliğimiz bu olmalı” sözlerini aktardı.

CHP’de erken seçim tartışması

31 Mart 2024 yerel seçimlerinde birinci parti olan CHP son aylarda erken seçim çağrılarını sıklaştırmış durumda.

İstanbul’daki Esenyurt ve Beşiktaş belediyelerine yapılan operasyonlar ve İstanbul Büyükşehir Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na açılan soruşturmalar da bu süreci hızlandırdı.

İmamoğlu’na açılan iki soruşturma sonrası CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin cumhurbaşkanı adayını belirleyeceklerini söylemişti. Geçen hafta partisinin grup toplantısında cumhurbaşkanı adayının CHP üyeleri tarafından belirleneceğini belirtti.

Ekrem İmamoğlu 30 Ocak Perşembe günü bir video yayımladı. CHP’nin cumhurbaşkanı adayını belirlemek için ön seçim süreci başlatmasının “devrimsel” bir nitelik taşıdığını belirtti.

“Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, partimiz için son derece demokratik bir Cumhurbaşkanı adayı belirleme süreci başlattı. CHP’nin tam 1,6 milyon üyesi ön seçimlerde partimizin adayını belirleyecek. Ülkemiz tarihinde ilk defa yapılacak olan bu demokratik uygulama, yakın geleceğimiz adına tam bir devrimdir” dedi.

İmamoğlu, partinin aldığı bu kararı desteklediğini ifade ederek ‘erken seçim’ vurgusu da yaptı: “Bu dibe vuruştan kurtulmanın tek yolu erken seçimdir. Sandık gelir, herkes boyunun ölçüsünü alır. Bu yoldan da dönmeyeceğim.”

Mansur Yavaş 3 Şubat Pazartesi günü yaptığı açıklamada cumhurbaşkanı adaylığı tartışmalarına ilişkin, ‘Aday belirlemenin çok erken olduğu düşüncesindeyim. Seçim tarihi belli değil. O zamana kadar Türkiye’de şartlar değişir” dedi.

Ülkedeki ekonomik sıkıntıların öncelik olduğunu ifade eden Yavaş, ”Ben öncelik olarak şu ekonomik sıkıntı varken adayların birbirinin enerjisini yormaması, toplumun bununla uğraşmaması kanaatindeyim. Bütün siyasi partilerin, özellikle muhalefetin hep birlikte bugün yaşanan derin yoksulluğa sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

Özgür Özel 6 Şubat’ta Sözcü TV’de “Geçen pazartesi akşamı Mansur Yavaş ile verimli bir görüşme yaptık. Ön seçime bir itirazı yok. Girer mi girmez mi bilmiyorum. Mansur başkanın partiye ve ülkeye kaybettirmek gibi bir niyeti hiç yok” dedi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın