Patronlar Kulübü TÜSİAD’dan İktidara Sert Eleştiriler

TÜSİAD Başkanı Orhan Turan, “Bakan Mehmet Şimşek’in ekonomi programına destek veriyorsak da, ekonomide her şeyin yolunda olduğunu söyleyemeyiz. Enflasyonla mücadelenin hızlanması gerekiyor.” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Artık daha hızlı netice almalıyız. Yoksa stres birikiyor. Enflasyonla mücadelenin maliyetine katlanmak zorlaşıyor. Hem girişimciler için hem çalışanlar için. Sanayici çok zorlanıyor. İhracatçı kan ağlıyor. İthalatın cazibesi artıyor.”

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Orhan Turan, TÜSİAD Olağan Genel Kurul toplantısında konuştu. Orhan Turan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle: “Depremlerde, yangınlarda, iş kazalarında çok sayıda vatandaşımızı kaybediyoruz. Demek ki, hata, suistimal ve kayırmacılık çok yaygın.

Eleştirel ifadelere ve habercilik faaliyetlerine açılan soruşturma haberleri, çok sıklaştı. 10 küsur sene önceki olaylara, şimdi yeni soruşturmalar açılıyor. Tutuklu milletvekillerine, siyasi parti liderlerine ve belediye başkanlarına sürekli yenileri ekleniyor.

Disiplinsizlik suçuyla teğmenler hakkında ihraç kararı alınıyor. Fakat, deprem, yangın taciz, kadın cinayeti, iş kazası, gibi kamuoyunda infial yaratan nice olayda, ya suçlular bulunmuyor ya da kısa sürede serbest kalıyorlar. Kamuoyu vicdanında suç ve ceza arasında orantısızlık kanaati oluşuyor.

İster seçimle, ister atamayla gelen kamu görevlilerinin görevlerinden alınmasının, yeni örneklerine şahit oluyoruz. Üstelik, yeni yasal düzenlemelerle, kamu görevlilerinin Devlet Denetleme Kurulu tarafından görevden alınması ve TMSF’nin şirketlere kayyum olarak atanması mümkün oluyor.

Yolsuzluk, dolandırıcılık, karaborsa haberlerinin ardı arkası kesilmiyor. Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, galiba artık şirket kurmaktan daha kolay. Kadın cinayetlerinin de, çocuk tacizlerinin de sonu gelmiyor. Nedir bu tırmanma? Biz niye bu hale geldik?

Hangisini ele alsak günlerce, belki de aylarca konuşmak gerekiyor. Tüm bu sorunların arkasında, hukuka olan güvenin sarsılması var. Hep söyledik. Hep söyleyeceğiz. Modern devletin temelinde hukukun üstünlüğü vardır. Tüm vatandaşlar kanun önünde eşittir.

Devlet de hukukla bağlıdır. Her kademede yönetim keyfi değil, hukuk kurallarına göre yapılır. Burada sorun varsa her yerde sorun çıkar. Hukuka güven kalmazsa güvensizlik, istikrarsızlık ve belirsizlik her yere sirayet eder. Sistemik risk oluşur. Günü kurtarmak mümkün olsa da yarınlar tehlike altına girer.

Bakın biz sanayici ve iş insanlarıyız. TÜSİAD üyesiyiz. Ama her şeyden önce insanız, bu ülkenin vatandaşıyız. İnsani değerleri ekonomik değerlerin önüne koyarız. Çocuklarımıza, torunlarımıza daha büyük bir miras değil, daha iyi bir gelecek bırakmak isteriz.

Daha iyi bir geleceği, hukuka güven olmadan kuramayız. Hukukun üstünlüğünü, hemen ve tam olarak tesis etmeden; Ne Ekonomide, ne toplumda, ne iç, ne de dış politikadaki sorunlar çözülebilir.

Ayrıca toplumsal kutuplaşmanın yerini, toplumsal uyuma bırakması, siyasette yumuşama ve siyasi alanın genişlemesi, sorunlarımızın çözümünü mutlaka kolaylaştıracaktır. Bu noktada, terör sorununun kalıcı olarak ortadan kalkması en büyük dileğimizdir.

Ancak şunu da görelim: izlenmekte olan sürecin başarısı ile, hukuk devleti ve demokratik standartların iyileştirilmesi arasında birbirini besleyen karşılıklı bir etkileşim vardır. Biri olmadan diğeri eksiktir. Hukukun üstünlüğünü tesis edersek, tüm sorunlarımızı konuşarak, ortak akılla çözebiliriz.

Sayın Bakan Mehmet Şimşek’in ekonomi programına destek veriyorsak da, ekonomide her şeyin yolunda olduğunu söyleyemeyiz. Enflasyonla mücadelenin hızlanması gerekiyor. Artık daha hızlı netice almalıyız. Yoksa stres birikiyor. Enflasyonla mücadelenin maliyetine katlanmak zorlaşıyor. Hem girişimciler için hem çalışanlar için.

Sanayici çok zorlanıyor. İhracatçı kan ağlıyor. İthalatın cazibesi artıyor. Başka ülkelerde hammaddeyi daha ucuza alan, krediye daha ucuza erişen, enerji ve işçilik maliyetinin toplam maliyetler içindeki payı daha düşük olan rakiplerimizle biz nasıl rekabet edebiliriz?, Bunun matematiği nedir?, Verimlilik farkı bu makası kapamaya yeter mi?

Peki bugün, işimizi nasıl devam ettireceğiz?, Devam ettiremezsek çalışanlarımız ne olacak?, Nüfus artış hızının dramatik biçimde azaldığının farkındayız. Peki bunun verimlilikte çok daha büyük bir artışı gerektirdiğinin ne kadar farkındayız?

Çalışan sayısı artmadan, nitelik yükselmeden, verimlilik hızlanmadan, katma değer artmadan nasıl büyüyeceğiz? Bunu açıklayan bir teori var mı? Hem sanayici mutsuz hem çalışanlar. Hem büyük işletmeler zorlanıyor hem KOBİ’ler. Hem Batıdaki girişimciler yakınıyor hem Doğudakiler. Peki kimin yüzü gülüyor?

Özdemir Asaf ‘Her şeyi zamana bıraktık, zamanımız var mı bilmeden…’ demişti. Artık zamanımızın kalmadığını biliyoruz. Yıllardan beri iklim değişikliğine hazırlanalım diyoruz. Teknolojik dönüşümü kaçırmayalım diyoruz.

Jeostratejik risklere karşı önlem alalım diyoruz. İşgücümüzü ve gençlerimizi çağın ihtiyaçlarına göre yetiştirelim diyoruz. İşgücü açığını kapatmak için önce kadınlarımızı işgücüne katalım diyoruz. Ticaret savaşlarına hazırlanalım, ithalatın değil, ihracatın cazip olduğu bir ekosistem oluşturalım diyoruz. Tarım ve hayvancılığın stratejik önemini hatırlayalım diyoruz.

Dünyada büyük bir değişim yaşanıyorken, önümüzde bir sıçrama fırsatı olduğunu görüyoruz. Bundan yararlanalım diyoruz. Ama enerjimiz boşa gidiyor. Dünyadaki değişimi yakalayamıyoruz. Artık hiçbir şeyi zamana bırakamayız. Bunun için zamanımız kalmadı. Bir an önce enflasyonla mücadelede kalıcı başarıyı sağlayalım. Para politikasını maliye politikasıyla ve yapısal reformlarla destekleyelim.

Sanayiye mutlaka nefes aldırılması lazım. Yatırım, üretim ve ihracat desteklenmeli. Dediğim gibi, neler yapılması gerektiğini defalarca söyledik; ayrıca bugün paylaştığımız bir kitapçık haline getirdik. Çünkü ‘sussak gönlümüz razı değil’.”

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu’nun Kampanya Çalışmaları Başladı

CHP’nin cumhurbaşkanı adayının Ekrem İmamoğlu olacağına kesin gözüyle bakılırken, İmamoğlu cephesinde hem ön seçim süreci hem de cumhurbaşkanlığı seçimi için çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 23 Mart’ta yapacağı ön seçimle cumhurbaşkanı adayının kim olacağını netleştirecek. Mansur Yavaş’ın ön seçimde aday olmayacağını belirtmesinin ardından CHP’nin cumhurbaşkanı adayının Ekrem İmamoğlu olacağına kesin gözüyle bakılıyor.

İmamoğlu cephesinde hem ön seçim süreci hem de cumhurbaşkanlığı seçimi için çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre; Ön seçim takviminin netleşmesiyle birlikte İmamoğlu’nun adaylığını ilan edeceğini belirten parti kurmayları “İmamoğlu 23 Mart’a kadar ön seçimin adayı olarak sahada olacak, kent gezileri düzenleyecek” dedi.

Ön seçimin sonuçlanmasının ardından İmamoğlu’nun adaylığı kesinleşince cumhurbaşkanı adayı olarak çalışmalarının ve kampanyasının başlayacağını belirten kurmaylar, bu kampanyanın hazırlıklarının da devam ettiği bilgisini verdi.

İmamoğlu’nun kampanya çalışmalarını yürüten “güçlü bir ekip” olduğunu kaydeden İmamoğlu’na yakın kurmaylar, kampanya programından vaatlere kadar her başlıkta çalışma yürütüldüğünü söyledi.

Ekrem İmamoğlu’nun ekonomiden turizme, diplomasiden yargıya her alanda çalıştığı masalar olduğunu ve bu masalarda akademisyenler, siyasetçiler ve alanında uzman kişilerin emek verdiğini belirten kurmaylar, “Ekrem İmamoğlu her anlamda nitelikli ekiplerle çalışmalar yürütüyor” dedi.

Cumhurbaşkanlığı seçimi çalışmaları boyunca Ekrem İmamoğlu’nun salon buluşmalarından halk buluşmalarına pek çok çalışma yapacağını anlatan kurmaylar, “Türkiye İttifakı” benzeri bir yapının oluşması için tüm siyasi partilerle temas kuracağını ancak taban ittifakının daha hayati olduğunu kaydetti.

Adaylığının kesinleşmesinin ardından İmamoğlu’nun vaatlerini içeren iktidar programını açıklayacağını belirten kurmaylar, “Açıklanan politikalarda taban ittifakını göreceğiz” dedi.

Ekrem İmamoğlu’nun adaylık sürecinde, cumhurbaşkanı seçilmesi halinde birlikte çalışacağı bakanları açıklayıp açıklamayacağını sorduğumuz kurmaylar, bunun için erken olduğunu ifade ederek yanıt verdi.

İmamoğlu’na yakın bir kurmay, “Kabineyi hemen açıklamaz. Ama partisinin kadrolarıyla sınırlı bir ekiple de çalışmaz. Tüm Türkiye’nin adayı olma iddiasıyla yolan çıkan bir kişi kadrosunu CHP ile sınırlı tutmaz” dedi.

İmamoğlu’nun Türkiye yönetimi ile parti yönetiminin ayrışmasını istediğini de ekleyen kurmay, “Partiyi yöneten ile devleti yönetenin aynı kişi olmaması gerektiğini düşünüyor” diye konuştu.

İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanlığı gibi görevleri varken adaylık iddiası ile yola çıkmasının eleştiri sebebi olduğunu hatırlattığımız kurmaylar, “Ekrem Bey, bir kişinin birden fazla şapkayı aynı anda taşımaması gerektiğini düşünüyor. ‘Bütün güç bende olsun’ gibi bir tartışmanın içine girmez. Adil, demokratik, kurumsal olmayan bir işin peşine hiçbir zaman düşmedi. Bunun planlamasını da zamanla ortaya koyacaktır” ifadelerini kullandı.

Ekrem İmamoğlu’nun adaylık sürecine dair çalışmalarını planlı, programlı ve profesyonelce yürüttüğünü kaydeden kurmaylar, “Ekrem Bey her şeye hazır. Seçilmesi halinde ilk gün kaç kararname imzalayacağı bile belli” değerlendirmesini yaptı.

CHP yönetiminin öncelikli gündemi ise ön seçim. Ön seçim sürecinin Türkiye geneline hitap eden bir kampanya olarak yürütmek üzere hazırlıklar yapan CHP yetkilileri, “Ön seçim değil erken seçim” benzeri bir şiarla hareket edeceklerini ve sloganda erken seçim vurgusunun mutlaka olacağını ifade etti. Ön seçimin teknik işleyişine ilişkin tüm detayların cuma günü kamuoyuyla paylaşılacağı belirtildi.

“Mansur Yavaş, adaylık iddiasından vazgeçmedi”

Öte yandan ön seçimde aday olmayacağı kesinleşen Mansur Yavaş’ın CHP’den ayrılmayı düşünmediği ve partide oluşan birlik görüntüsüne zarar vermeyeceği belirtildi.

Yavaş’a yakın isimler Yavaş’ın adaylık iddiasından vazgeçmediğinin de altını çizdi. Yavaş’ın süreci izleyeceği, anketlere, kamuoyunun tercihlerine göre kararını vereceği belirtildi.

Paylaşın

Devlet Bahçeli’den Donald Trump’ın Gazze Planına Tepki

MHP Lideri Devlet Bahçeli, Donald Trump’ın Gazze’nin ABD tarafından kontrol edilmesi ve Filistin halkının farklı bir yere yerleştirilmesi önerisine tepki göstererek, “Emperyalist azgınlığa karşı kanımızla, canımızla duvar çekmeliyiz” dedi.

Haber Merkezi / Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Berat Kandili” vesilesiyle  sosyal medya hesabından bir açıklamada bulundu. Açıklamasında ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze planına tepki gösteren Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

“İnsanlık kalıcı barış ve huzura hayli susamış, hakikat ve hakkaniyet çağrıları daha da şiddetlenmiştir. İnsanlığın bilcümle pençesine düştüğü manevi buhranlar ve maddi buzlanmalar maalesef görüş açılarını daraltmakla kalmamış heves ve heyecanları da darboğaza sürüklemiştir.

İşin özünde hayat dediğimiz kısmen müşahhas kısmen mücerret nitelikli karmaşık döngü kapsamında felah ve ferah ümitleri bir türlü beklenen ve hak edilen seviyelere de sıçrayamamıştır. Dürüst ve samimi bir hissiyatla ihata edilmiş geniş çaplı bir vicdan muhasebesi yapılmadan daha iyi, daha insani bir dünyanın arayış adımları çöl kuraklığındaki serap gibi kaybolup gidecektir.

Filistinli kardeşlerimizi Gazze’den sürüp çıkarma dayatması karşısında sessiz ve suskun kalmak küresel emperyalizmin vesayetine rıza göstermek, esaret zincirine gönüllü kafa uzatmaktır. Mazlumları toprağından koparmak, toprağı da üzerinde yaşayan hak sahiplerinden ayırmak bedeli ve vebali çok ağır bir suç ve skandaldır.

Böylesi bir gözü dönmüş aymazlığın bölgesel ve küresel volkan ağzının patlayışına çanak tutma riski hem çok fazla hem de sonuçları itibariyle dehşet atmosferini beslemesi kaçınılmazdır. Geldiğimiz bu aşamada 5 Ağustos 2024 tarihinde önerdiğim ‘Kudüs Paktı’ teklifi mutlaka değerlendirilmeli, bölgesel huzur ve güvenlik kuşağının teessüs ve tecellisi süratle temin edilmelidir.

Gazze’nin Filistin’den kopartılması halinde ne bölge ülkeleri ne de dünyanın tamamı dirlik ve istikrar bulamayacaktır. Gazze, Gazzelilerindir. Gazze toprağı emlak değildir, imara açılacak arsa değildir, nitekim şehit kanlarıyla sulanmış ve sahiplenilmiştir. İki devletli çözümden başka her yol ise uçurumdur. Harici ve dahili hiçbir mihrak bunun hilafına tarihin, coğrafyanın ve egemenliğin açık gerçeklerini güce ve zora dayalı olsa bile çiğneyemeyecektir.

“Hiçbir ülke yanlış hesap yapmamalı”

İslam ülkeleri aslına, kendine, köküne dönmelidir. Ürdün Kralı’nın aciz ve boyun eğmiş haline bakıp da bu teslimiyetin hakim olduğuna dair hiç kimse, hiçbir ülke yanlış hesap yapmamalıdır.

Tövbe ve istiğfarla geçireceğimiz bu mübarek gecede Cenab-ı Allah’tan niyazım; Müslüman gönüllere daha çok hidayet nasip etmesi, tefrika, tezvirat ve fitne tehdidinden cümlemizi muhafaza etmesidir. Günahlardan arına arına, dua ve ibadetlerin kudretine sığına sığına; akıl, fikir ve iman sıcaklığının lütfuyla aramızdaki soğuklukları gidermeli; haksızlığa ve emperyalist azgınlığa karşı kanımızla, canımızla duvar çekmeliyiz.

Bu duygularla aziz milletimizin, Türk-İslam aleminin Berat Gecesi’ni tebrik ediyor, Cenab-ı Allah’ın rahmetini, mağfiretini, ihsanını ve gufranını diliyorum. Beraatımıza ve beraberliğimize vesile olması temennilerimle Berat Gecemiz mübarek olsun diyorum.”

ABD Başkanı Trump’ın çıkarı ne?

Ortadoğu, Trump’ın oğulları Eric ve Donald Junior tarafından yönetilen gayrimenkul ve otelcilik devi “Trump Organization” için giderek daha önemli bir pazar haline geldi. Trump Organization, son birkaç yılda Suudi Arabistan merkezli emlak şirketi Dar Global ile birkaç anlaşmaya imza attı.

Dar Global Suudi Arabistan’ın Cidde ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai kentlerinde “Trump Tower” markalı iki gökdelen projesi duyururken, Umman’da Trump markalı lüks bir otel ve golf tesisinin inşaatı sürüyor. Dubai’de 2005 yılında konutlar ve lüks bir otelden oluşan “Trump Tower” projesi duyurulmuş ancak küresel ekonomik zorluklar nedeniyle 2011 yılında inşaattan vazgeçilmişti.

Trump’ın halihazırda Dubai’de 2017 yılında açılmış bir golf kulübü bulunuyor. Golf kulübü projesi, Hüseyin Sajwani tarafından yönetilen emlak şirketi DAMAC ortaklığıyla geliştirilmişti. Sajwani Ocak 2025’te Trump ile basın toplantısında şirketinin ABD’de yeni veri merkezleri inşa etmek için “en az” 20 milyar dolar yatırım yapacağını söyledi.

Umman, Cidde ve Dubai’deki yeni anlaşmalar Trump Organization’un gökdelenleri tasarlayıp yönetmesini kapsıyor, ancak mülk sahipliğini içermiyor. Şirketin anlaşmaları temelde marka kullanım hakkıyla ilgili. Trump ailesi kendi isimlerinin kullanılması karşılığında milyonlarca dolar kazanıyor.

Kushner’den Trump’ın oğullarına kadar ailenin farklı üyeleri Ortadoğu’nun şirket için artan önemine dair defalarca açıklamalarda bulundu. Cidde anlaşmasının duyurulmasından kısa süre önce Eric Trump İngiliz Financial Times gazetesine verdiği demeçte” bölgede kesinlikle yeni projelerimiz olacak. Bölge inanılmaz bir büyüme gösteriyor ve bu kısa sürede durmayacak” demişti.

Paylaşın

Sahadan Çekilen Adana Demirspor Hükmen Mağlup

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Galatasaray karşısında 30. dakikada sahadan çekilen Adana Demirspor’u 3 – 0 hükmen mağlup saydı ve üç puan silme cezası verdi.

Haber Merkezi / Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) kararlarını yayınladı.

Galatasaray karşısında 30. dakikada sahadan çekilen Adana Demirspor’u hükmen mağlup saydı ve üç puan silme cezası verdi.

Kararın, “Futbol Müsabaka Talimatı’nın 24/1-a ve 23/4. maddeleri” uyarınca alındığı belirtildi.

Galatasaray, bu kararla Süper Lig’de puanını 60’a çıkararak ikinci sıradaki rakibi Fenerbahçe ile aralarındaki altı puanlık farkı korudu.

Ne olmuştu?

Süper Lig’in 23. hafta maçında Galatasaray ile Adana Demirspor,  Ali Sami Yen’de karşı karşıya gelmişti. Müsabakanın 12. dakikasında Galatasaray, Alvaro Morata’nın penaltıdan attığı golle 1-0 öne geçmişti.

Müsabaka ev sahibi ekibin üstünlüğüyle devam ederken 30. dakikada Yusuf Barasi sakatlık nedeniyle topsuz alanda kendisini yere bırakmıştı. Bu sırada Adana Demirsporlu futbolcular ile teknik direktör Mustafa Alper Avcı arasında bir görüşme yapılmıştı.

Bunun ardından önce Adana Demirsporlu futbolcular, sonra da hakem dörtlüsü soyunma odasına gitmişti. Bir süre beklemenin ardından Galatasaraylı futbolcular da sahadan ayrılmıştı.

Yaklaşık 25 dakika sonra statta yapılan anonsta, “Adana Demirspor takımı sahadan çekildiği için maç hakem tarafından tatil edilmiştir” denilmişti.

Paylaşın

Trump, Putin İle Ukrayna Savaşını Sona Erdirmek İçin Anlaştı

ABD Devlet Başkan Donald Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile, Ukrayna’daki savaşı bitirmek için “hemen müzakerelere başlama” konusunda anlaştıklarını söyledi.

Haber Merkezi / Donald Trump, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’yi de görüşme hakkında bilgilendireceklerini ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini açıkladı.

Trump, Putin ile, Ukrayna’daki savaşı sona erdirmek için “derhal müzakerelere başlanması” konusunda anlaştıklarını ifade etti.

Donald Trump, “Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski’yi arayarak görüşme hakkında kendisini bilgilendireceğiz, ki ben de bunu hemen şimdi yapacağım” dedi.

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Vladimir Putin ile Donald Trump arasında gerçekleşen telefon görüşmesini doğruladı.

Peskov, “Çok uzun bir telefon görüşmesiydi, neredeyse bir buçuk saat sürdü” diye ekledi.

Kremlin Sözcüsü, Putin’in “çatışmanın temel nedenlerine değinilmesi gerektiğini” söylediğini de aktardı. Dmitri Peskov, Putin’in Trump’ı Moskova’ya davet ettiğini de ifade etti.

Paylaşın

Bakırhan’dan Bahçeli’ye: Türkiye’nin Size İhtiyacı Var

Kalp kapakçığı ameliyatı geçiren Devlet Bahçeli’yi arayan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Bahçeli’ye “Barış ve kardeşlik çalışmaları konusunda Türkiye’nin size ihtiyacı var” dedi.

Haber Merkezi / Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, kalp kapakçığı değişten Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye geçmiş olsun dileklerini iletti.

DEM Parti’den yapılan açıklamada, “Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan, kısa süre önce ameliyat olan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi telefonla arayarak geçmiş olsun dileklerini iletti. Bahçeli’nin sağlık durumunu soran Bakırhan, ‘Barış ve kardeşlik çalışmaları konusunda Türkiye’nin size ihtiyacı var’ dedi” ifadelerine yer verildi.

Devlet Bahçeli, geçtiğimiz perşembe günü Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nde kalp ameliyatı oldu. Bahçeli, iki gün sonra taburcu oldu.

Paylaşın

Yoksulluk Sınırı 76 Bin Lirayı Aştı; Asgari Ücret 22 Bin Lira

Ocak ayında, dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı yani açlık sınırı 22 bin 75 liraya yükseldi. Bu, gıda için yapılması gereken minimum tutardır.

Haber Merkezi / Açlık sınırı üzerinden hanehalkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama sonuçlarına göre ise yoksulluk sınırı 76 bin 358 lira oldu. 2025 yılı için belirlenen asgari ücret 22 bin 104 liraydı.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM), Açlık ve Yoksulluk Sınırı Ocak 2025 Dönem Raporu’nu açıkladı.

Rapordan öne çıkan bölümler şöyle: “TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) harcama gruplarına göre endeks rakamları, 2003 yıllı madde fiyatları ile İstanbul Halk Ekmek, zincir market cari ay internet fiyatları ve BİSAM Beslenme Kalıbı üzerinden yapılan hesaplamaya göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı Ocak 2025 için 22 bin 75 liradır.

Bu harcama tutarı sadece gıda için yapılması gereken minimum tutardır. Açlık sınırı üzerinden hanehalkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama sonuçlarına göre ise yoksulluk sınırı 76 bin 358 lira olarak gerçekleşmiştir.

Sağlıklı ve dengeli beslenmek için her aile ferdinin alması gereken kalori miktarı farklılık göstermektedir. Yetişkin bir erkeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 6.180 liradır. Bu değer yetişkin bir kadın için 5.839, 15-18 yaş bir genç için 6.161, 4-6 yaş arası bir çocuk için 3.895 liradır.

Sağlıklı bir biçimde beslenmenin toplam aile bütçesine maliyeti ise 22 bin 75 lira olarak tespit edilmiştir. Bu tutar söz konusu ailenin sadece gıda için yapması gereken zorunlu harcama tutardır. Eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma, ulaşım gibi giderler ile birlikte bir ailenin yapması gereken harcama tutarı 76 bin 358 liraya ulaşmaktadır.

Tek başına yaşayan bir kişinin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için yapması gereken mutfak harcamaları ile yaşamını idame ettirmek için yapması gereken barınma, ulaşım, eğitim, sağlık vb. harcamalarının toplam tutarı ise en az 35.459 lira olmalıdır. Buna göre tek başına yaşayan bir kişi için yoksulluk sınırı 35 bin 459 lira olarak tespit edilmiştir.

Günlük harcamalarda Ocak 2025 dönemi için en yüksek maliyet grubunu 207,46 liralık harcama gereksinimi ile meyve sebze grubu oluşturmaktadır. İkinci en yüksek maliyetli harcama grubu 196,43 liralık harcama gereksinimi ile süt ve süt ürünleri olmuştur.

Et, tavuk ve balık grubu için yapılması gereken minimum harcama tutarı ise 140,71 liradır. Ekmek için yapılması gereken harcama tutarı günlük 69.83 liradır. Katı yağ ve sıvı yağ ise 37,43 lira masraf yapılması gereken ürün grubudur. Yumurta için 15,87, şeker, bal, reçel ve pekmez için ise 17,41 lira harcama yapılması gerekmektedir.

Daha dar bir gruplandırmaya göre harcamalarda meyve ve sebze yüzde 28,2 ile ilk sıradayken, süt ve süt ürünleri grubununun payı yüzde 26,6’dır. Et, yumurta ve kurubaklagil grubunun payı ise yüzde 26,1 olarak tespit edildi. Ekmek, makarna vb.’nin toplam içindeki payı yüzde 11,74, diğer gıda harcamalarının toplam içindeki payı ise yüzde 7,45 oldu.”

Paylaşın

Babacan, “Filistin” Üzerinden İktidara Yüklendi

Yeni Yol’un grup toplantısında konuşan DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, Türkiye’nin Filistin konusunda daha etkili bir dış politika yürütmesi gerektiğini ifade etti.

“Tarih, zalimleri de, zulme ortak olanları da, bu zulme sessiz kalanları da affetmeyecektir” diyen Babacan, Türkiye’nin sadece kendi çıkarlarını gözeten bir anlayıştan uzaklaşması gerektiğini söyledi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol grup toplantısında konuştu. Hükümeti Filistin konusunda yetersiz adımlar atmakla suçlayan Babacan, Türkiye’nin artık mazlumların yanında duramayan bir ülke haline geldiğini söyledi.

Konuşmasına “Gazze Gazzelilerindir” ifadeleriyle başlayan Babacan, Gazze’nin bağımsız bir Filistin devleti için direnenlerin toprağı olduğunu vurguladı. İsrail’in Gazze’yi bir “açık hava hapishanesine” çevirdiğini belirten Babacan, Filistinlilerin yıllardır süren direnişinin hiçbir zaman sona ermediğini dile getirdi.

“Kaybedeceksiniz, hâlâ anlamadınız mı?” diyerek İsrail’e seslenen DEVA Partisi Lideri Babacan, Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) İsrail’i soykırımla suçlamasının tarihi bir dönemeç olduğunu söyledi.

Hükümetin Gazze konusunda geç kaldığını dile getiren Babacan, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin 29 Aralık 2023’te İsrail’e karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı davaya Türkiye’nin ancak 7 Ağustos 2024’te müdahil olduğunu belirtti. “7 ay 10 gün boyunca neyi beklediniz?” diye soran Ali Babacan, bu süre içinde 18 bin Filistinlinin daha hayatını kaybettiğini ifade etti.

Babacan, Türkiye’nin Filistin için daha aktif bir politika yürütmesi gerektiğini belirterek “Zamanında güçlendirdiğimiz ekonomiye sırtını dayayıp ‘van minüt’ demek kolaydı. Şimdi zor, yapamıyorlar” sözleriyle iktidarın ekonomik zorluklar nedeniyle dış politikada etkisiz kaldığını savundu.

Ali Babacan, İsrail’in sadece Gazze’deki yıkım ve ölümlerle yetinmediğini, aynı zamanda Filistinlileri kendi topraklarından sürmeye çalıştığını belirtti. Batı ülkelerinin Mısır ve Ürdün’e baskı yaparak “Gazze’de yaşayan 2 milyon Filistinliyi alın, kendi topraklarınıza yerleştirin” dediğini aktaran Babacan, iki ülkenin bu taleplere direndiğini ancak Türkiye’nin de bu süreçte destek olması gerektiğini vurguladı.

“Türkiye, hem Mısır’a hem de Ürdün’e destek çıkmak zorunda” diyen Babacan, hükümeti bu konuda yeterli adımı atmamakla eleştirdi. “7 Ekim’den beri Türkiye’de iktidar bu konuda üzerine düşeni maalesef yapmadı, yapmıyor” ifadelerini kullanan Babacan, İsrail ile ticaretin aylar boyunca devam ettiğini, ancak protestoların ardından sonlandırıldığını hatırlattı.

Grup toplantısında konuşmasını sürdüren Ali Babacan, Türkiye’nin Filistin konusunda etkili bir dış politika yürütmesi gerektiğini belirtti. “Tarih, zalimleri de, zulme ortak olanları da, bu zulme sessiz kalanları da affetmeyecektir” diyen Babacan, Türkiye’nin sadece kendi çıkarlarını gözeten bir anlayıştan uzaklaşması gerektiğini ifade etti.

DEVA Partisi Lideri Babacan, “Dünya susabilir, bazıları çıkar hesapları yapabilir. Ama biz, insanlık onurunu ayakta tutmak için mücadelemizi sürdüreceğiz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Paylaşın

Ramazan Öncesi “Kırmızı Ete” Zam

İstanbul Kasaplar Odası Başkanı Aydın Tüfekçi, karkas et fiyatlarında 15 liralık artışın yaşandığını, bununda tüketiciye 20 – 30 lira arasında yansımasının olacağını söyledi.

Ramazanda et fiyatını sabitlemesi şokunu atamayan kasap esnafı şimdi de artan karkas et fiyatı şokunu yaşıyor. Bazı zincir marketlerin Et ve Süt Kurumu (ESK) ile anlaşarak etin kilosunu 399 TL’den satmasına tepkiler sürüyor. Yerli besici karkas et fiyatlarında artış taleplerini sosyal medya aracılığıyla dillendirmeye başladılar.

İstanbul Kasaplar Odası Başkanı Aydın Tüfekçi, Ekonomim.com’dan Veysel Ağdar‘a yaptığı açıklamada, “Besicilerin et fiyatı artacak beklentisi ile mezbahaya hayvanını kesime göndermedi. Bu da piyasada arz sıkıntısı yarattı. Karkas etin bölgesel bazda kilosu 15 TL artırıldı. 13 Şubat itibariyle de kasaplar uygulamaya başlayacak” dedi. Tüfekçi, karkas ete gelen 15 liralık fiyat artışının tüketiciye yansımasının 20-30 lira olacağını sözlerine ekledi.

Karkas etin kendilerine maliyetin 420 TL olduğunu kaydeden Prestij Et Evi sahibi Samed Burultay, meslek odasının yaptığı bilgilendirme ile 13 Şubat itibariyle karkas etin kilosunun kendilerine 435 TL’ye geleceğini söyledi.

Zaten Ramazanda fiyat sabitlemesi, nedeniyle haftalık 1,5 tonluk satış hacminin yarı yarıya düştüğünü kaydeden Burultay, “Bir hafta önce kilosunu 700 TL’ye sattığım eti 600 TL’ye indirdim yüzüne bakan olmadı. ESK’nın ithal et vermesi küçük esnafın işlerini baltaladı. Karkasın bize maliyeti belli buna işçi, kira ve diğer girdi maliyetlerini koyarsak en az 650-700 TL’ye satmamız gerekiyor” diye konuştu.

Karkas ete yarından itibaren gelecek 15 TL fiyata artışının kendi satış fiyatına 25-35 TL yansıtacağını vurgulayan Burultay, eti ucuzlatmak için ithalatın teşvik edilmesi yerine, yerli üreticiyi destekleyecek projelerin geliştirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Dervişoğlu: Erdoğan Ölene Kadar Seçilmeyi Planlıyor

Partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, “Erdoğan, bir daha seçilmeyi, ölene kadar seçilmeyi adım adım planlamaktadır. Çekindiği bir şey yoktur. Kural, anayasa, kanun tanımamaktadır” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Müsavat Dervişoğlu’nun açıklamalarından satır başları şu şekilde: “Bakınız, tablo ortadadır. Ekonomideki kötü gidişat durdurulamaz noktaya varmaktadır. 2024 yılı sonu itibariyle bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sayısı kabaca 5 milyona ulaşmıştır. Aileleri de hesaba katarsak 20 milyondan fazla insanımız kredi kartı borç batağındadır. Sadece kredi kartı borcundan ötürü yasal takibe alınanların sayısı 2023 yılına göre geçen yola ortanla iki katı artmış ve 1,5 milyon kişiye yaklaşmıştır.

Bireysel kredi borcundan dolayı 1 milyon 200 bin kişiye ulaşmıştır. Vatandaşımıza reva görülen şudur: Kredi kartı ve kredi borcu sarmalında vatandaş didinecek, Hayatta kalmaya çalışacak, Bu saray azınlığı da refah içinde kalacak Vatandaşımızınsa üzerine düşen görev şudur: Bu iktidara güle güle demek! Eğer cümleten bunu yapamazsak, bu rakamların da iki katını telaffuz edeceğiz. Bu gelmekte olan bir afettir. Tıpkı deprem gibi, bağıra bağıra gelmektedir.

Geçen hafta geçirdikleri Devlet Denetleme Kurulu Kanunundan, yani kayyım yetkisini genelleştirdikleri düzenlemeden sonra, şimdi de Siber Güvenlik yasası diye, yeni bir istibdat yasası çıkartıyorlar. Söz konusu yasa teklifi ile Cumhurbaşkanı’na bağlı, Siber Güvenlik Kurulu Başkanlığına olağanüstü yetkiler verilmektedir. Olağanlaşmış sürekli bir istisna halinde olağanüstü yetkili bir iktidar yaratmak için, bir adım daha ilerlemek istemektedir. Getirilen yasa teklifi ile diğer yasal düzenlemelerde de olduğu gibi, yargı organı yine devre dışı bırakılmak, Saraydan tek tuşla işleri halletmek istemektedirler. Çünkü Bunlar OHAL bağımlısıdır.

Erdoğan ve avanesi, sonsuza kadar sürdürmek istedikleri OHAL ve istibdat rejimini, çocuğunuzun evdeki bilgisayarına, sizin aile mesajlaşma grubunuza kadar sokmak istemektedir. Emin olun hepiniz birer potansiyel suçlu, potansiyel terörist, potansiyel tutuklusunuz. Belediye başkanı, Parti genel başkanı, gazeteci, hoca, avukat, İş adamı, sanatçı aydın hiç farketmez. Korku düzenleri için her an kendinizi hapishanelerde bulabilirsiniz.

Ülkemizin nüfus ve vatandaşlık bilgilerini, kimlik, mal-mülk, banka bilgilerini, vatandaşın soyunu sopunu, tahlillerini, hastalık geçmişini e-devlet üzerinde koruyamayıp, dünyadaki suç çetelerinin ve dolandırıcıların eline teslim edenler, adına siber güvenlik dedikleri bu yasayla, Sözüm ona internet ve diğer dijital mecraları koruyacaklar öyle mi? Ben bu gülünecek gerekçeye gülemiyorum çünkü durum çok vahim ve bunların niyetleri çok şeytancadır.

“Erdoğan ölene kadar seçilmeyi planlıyor”

Bugün vatandaşın haklı erken seçim arzusunu dillendirerek bunun talebini yaratmanın umuduna yaslananlara da sesleniyorum. Erdoğan, bir daha seçilmeyi, ölene kadar seçilmeyi adım adım planlamaktadır. Çekindiği bir şey yoktur. Kural, anayasa, kanun tanımamaktadır.

Milletten utanmamakta, Allah’tan da korkmamaktadır. İktidarsız bir an bile nefes alamayacak kaybedecek çok şeyi olan bir dikta rejimi karşısında, geçmişte yaptığınız gibi, bunlar “atı alıp Üsküdar’ı geçerken” Arkasından sessizce el sallamaya hazırlananlara sesleniyorum: Umut, safdilce ayakta tutulamaz. Böyle devam ederse ve muhalefet aklını başına almaz ise, önümüzdeki seçim süreci, demokratik bir ülkenin, olağan şartları içerisinde milli iradenin tecelli ettiği bir şekilde olmayacaktır.”

Paylaşın