Kılıçdaroğlu: Beşli Çetenin Burnundan Getireceğim

Samsun’un Bafra ilçesindeki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Ben bu ülkenin beşli çetesine talip değilim. Ben bu ülkenin fakirine, sorunlarına talibim. Herkesin sorunlarını çözme konusunda irade ortaya koyarsak o zaman ülke gerginlikten kurtulur. Sorunu bilmek yetmez. Nasıl çözeceğini de anlatmak lazım. Çiftçinin sorununu biliyorum” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, “Burada yıllarca çalışan şeker fabrikasının kapısına kilit vurulduğunu da biliyorum. 34 yıl sonra Türkiye ilk defa şeker ithal etti. Hepsi vardı, çetelere çalıştılar. Beşli çetelerin burnundan getireceğim. Paraları götürüyorlar, tamamını getireceğim. Bay Kemal de bunu seyredecek, yemezler. Tamamını geri getireceğim. Benim davam haramilerden bu milleti temizleme, ayıklama davasıdır. O nedenle benim mücadelem sizin mücadelenizdir” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, konuşmasında, ‘cumhurbaşkanı adaylığı’ tartışmasına değinerek, “Bize ‘Niçin cumhurbaşkanı adayınızı göstermiyorsunuz?’ diyorlar. Önce biz hangi konularda görüş birliğine vardık bunun üstüne konuşmamız lazım” dedi ve ekledi:

“Birliktelikte ne yapacağız, neler yapılacak, hangi komisyonları kuracağız, önce bunları tespit edeceğiz, ardından cumhurbaşkanı adayımızı seçeceğiz ve kamuoyuna duyuracağız. 13. cumhurbaşkanı Millet İttifakı’nın seçtiği cumhurbaşkanı adayı olacak.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısını Samsun’un Bafra ilçesinde gerçekleştirdi. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Türkiye’nin yeni bir iklime ihtiyacı var. Kavgadan uzak durmaya, barışmaya, beraber olmaya, mücadele etmeye hepimizin ihtiyacı var. Çok ayrıştık, çok kamplaştık. Komşumuzun kimliğini sorgulamaya başladık. Buradan Türkiye’yi çekip çıkarmamız lazım. Ben Türkiye’de bu iklimi yaratmaya talibim ve mutlaka yaratacağım.

Vezirköprü ve Bafra’da da bizim oyumuz çok düşük ama kabahati arayacaksak bizde. Gelmedik, sofranıza oturmadık. Ankara’da laflar ettik. Olmuyor. Olması gereken gideceksin vatandaşın ayağına. Bir derdi var mı yok mu onu parlamentoya taşıyacaksın.

Yeni bir iklim var. Bu iklimin altında hepimiz huzur içinde yaşamak istiyoruz. Bu iklimi yaratmaya çalışıyorum. Toplumla helalleşmek istedik. Kusurumuz, yanlışımız var dedik ama erdemli insan hatadan ders çıkaran insandır. O nedenle geldik, birlikteyiz.

“Beşli çetelerin burnundan getireceğim”

Ben bu ülkenin beşli çetesine talip değilim. Ben bu ülkenin fakirine, sorunlarına talibim. Herkesin sorunlarını çözme konusunda irade ortaya koyarsak o zaman ülke gerginlikten kurtulur. Sorunu bilmek yetmez. Nasıl çözeceğini de anlatmak lazım. Çiftçinin sorununu biliyorum. Burada yıllarca çalışan şeker fabrikasının kapısına kilit vurulduğunu da biliyorum. 34 yıl sonra Türkiye ilk defa şeker ithal etti. Hepsi vardı, çetelere çalıştılar. Beşli çetelerin burnundan getireceğim. Paraları götürüyorlar, tamamını getireceğim. Bay Kemal de bunu seyredecek, yemezler. Tamamını geri getireceğim. Benim davam haramilerden bu milleti temizleme, ayıklama davasıdır. O nedenle benim mücadelem sizin mücadelenizdir.

Olay, bir parti olayı olmayı çoktan aşmış. Olay bir Türkiye olayı. Burada güçlü bir milliyetçi damar olduğunu da biliyorum. Bizim 6 okumuzdan birisinin ‘Milliyetçilik’ olduğunu hiç kimse unutmasın. İlk bir hafta içinde Katar ordusuna verilen Tank-Palet fabrikasını alıp Türk ordusuna vereceğiz. Bizim milliyetçiliğimiz onlarınki gibi değil. Bütün askeri hastaneleri açacağız. Süleyman Şah Türbesi’ni kaçırdılar. Bir hafta içinde kendi toprağımıza getireceğiz.

Adalet en büyük sorunumuzdur. Ülkeye adaletin gelmesi lazımdır. Geçen gün öğretmenler bir hak talebinde bulunuyorlar. Öğretmenler yerde sürükleniyor olmaz, öğretmenin yerde sürüklendiği bir ülke olmaz. Öğretmen başımızın tacıdır. ‘Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum’ diyorsa Hz. Ali, biz öğretmenlere değer vermek zorundayız.

“13. Cumhurbaşkanı Millet İttifakı’nın seçtiği cumhurbaşkanı adayı olacak”

Bir Millet Masası kurduk ama sayı 6 kişi. Altımız ortak hareket ediyoruz. 6 lider bir araya geldik. Zaman zaman gazetelerde, iktidar kanadının televizyon kanallarında ‘o bunu söyledi, bu bunu söyledi, masa dağıldı’ bunların hepsi hikaye. Bize niçin cumhurbaşkanı adayınızı göstermiyorsunuz diyorlar. Önce biz hangi konularda görüş birliğine vardık bunun üstüne konuşmamız lazım. Birliktelikte ne yapacağız, neler yapılacak, hangi komisyonları kuracağız önce bunları tespit edeceğiz ardından cumhurbaşkanı adayımızı seçeceğiz ve kamuoyuna duyuracağız. 13. Cumhurbaşkanı Millet İttifakı’nın seçtiği cumhurbaşkanı adayı olacak.

Kılıçdaroğlu ile ilgili size pek çok şey anlatabilirler. Bir şeyden emin olmanızı isterim. Kılıçdaroğlu’nun mücadele ettiği kişiler kul hakkı yiyen kişilerdir. Onlarla mücadele etmek benim için şereftir, onurdur.”

Paylaşın

HDP’den Sedat Peker’in İddialarıyla İlgili Araştırma Önergesi

Halkların Demokratik Partisi (HDP), “organize suç örgütü liderliği ile olmaktan” hakkında yakalama kararı olan Sedat Peker’in rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla ilgili Meclis araştırması açılmasını istedi.

HDP Grup Başkanvekilleri Meral Danış Beştaş ve Saruhan Oluç’un imzasıyla verilen araştırma önergesinde, “Savcıların sessiz kalması, aynı zamanda TCK’da düzenlenen görevi ihmal suçunun işleniyor olmasına da işaret etmektedir. İddialar vahimdir ve araştırılması elzemdir. Aksi durum Meclis’in saygınlığına da büyük gölge düşürecektir” denildi.

“Savcılar sessiz kalıyor, ihmal suçu işliyor”

Önergenin gerekçesinde, Peker’in iddiaları üzerine savcıların harekete geçmediği, buna karşın toplamsal öfkenin büyüdüğü vurgulandı.

Şöyle denildi:

“Rüşvet ve haksız zenginleşme, yolsuzluk ve hırsızlık yapıldığı iddiaları arasında SPK başkanlarından milletvekillerine, çeşitli düzeylerdeki bürokratlardan gazetecilere, Cumhurbaşkanı danışmanlarından siyasi parti yöneticilerine kadar çeşitli isimler söz konusu edilmektedir.

İddialar karşısında savcıların harekete geçmemeleri, iktidarın yargı üzerindeki baskı ve yönlendirmesi olduğu kanaati toplumda yaygınlaşmaktadır.

Savcıların sessiz kalması, aynı zamanda TCK’da düzenlenen görevi ihmal suçunun işleniyor olmasına da işaret etmektedir. İddialar vahimdir ve araştırılması elzemdir. Aksi durum Meclis’in saygınlığına da büyük gölge düşürecektir.”

Paylaşın

Babacan’dan Dikkat Çeken ‘Ortak Aday Ve Seçim’ Açıklaması

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Aksaray’da esnaf ziyaretinde bulundu. Sarıyahşililerle çay sohbetinde bir araya gelen Babacan kendisine yönetilen soruları yanıtladı.

Babacan’ın esnaf ziyaretleri sırasında oto galeri ve yakıt istasyonu sahibi bir esnaf, “Kurtarın artık bizi. Yeter yani, usandık artık. Sen gittin ülkenin başından, berbat ettiler Ali Bey. Valla bıktık, usandık. Adama arabayı satıyorsun, üç gün sonra alamıyorsun. Geçen sene 317 bin TL’ye araba verdim, şimdi 650 bin TL. Toplama adamları getirip ekonominin başına koyuyorlar. Bu ülkenin ekonomisini senden başkası düzeltemez” dedi.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, Ali Babacan ise esnafa, “Bizim dönemimizde ekonomi niye iyiydi, biliyor musunuz? Bütün kurumlara biz dürüst ve ehil insanları getirdik, işin başına koyduk. İşi bilenlerle çalıştık. İstişare ettik. İşi bilenleri uzaklaştırdılar. Hukuk ve adalet düzelmeden ekonomi de düzelmez” yanıtını verdi.

“Önceliğimiz mutabakat ve ortak adayın ilk turda açık ara kazanması”

Babacan, “Cumhurbaşkanı adayı mısınız?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Önümüzdeki ilk hedef, altı partinin ortak bir cumhurbaşkanı adayı belirlemesi. Çünkü ilk turda açık ara kazanmak istiyorsak, bu ancak partilerin işbirliğiyle yürür. 2018 seçiminde Sayın Erdoğan partilerle işbirliği yapmasaydı seçilemiyordu. Çünkü 50+1 gerekiyordu. Biz 50+1’i değil, açık farkı hedefliyoruz. İlk turda ve açık farkla kazanmak istiyorsak bunun yolu ortak adaydan geçiyor.

Ortak aday konusunda henüz görüşmedik. Niyetimiz ortak aday belirleyebilmek. Ama ortak aday belirleyemezsek o konuda bir uzlaşma olmazsa, o zaman her partinin genel başkanı doğal bir cumhurbaşkanı adayıdır. Dolayısıyla eğer altılı masada uzlaşma olmazsa ben de DEVA Partisi’nin Cumhurbaşkanı adayıyım. İşin tabiatı zaten böyle. Ama önceliğimiz mutabakat ve ortak adayın ilk turda açık ara kazanması.”

Paylaşın

Eğitim Harcamaları Yüzde 300 Arttı

Emeğiyle yaşayan yurttaşlar hayat pahalılığı ile mücadele ederken, fahiş artışlara yeni eğitim-öğretim yılının açılmasına kısa bir zaman kala okul maliyetleri de eklendi: Öğrencilerin eğitim harcamaları bir yılda katlanarak arttı.

Geçen yıl ortalama 181 liraya mal olan ana sınıfı öğrencisinin temel kırtasiye gideri bu yıl 496 liraya, 283 lira olan ilkokul öğrencisinin kırtasiye gideri 775 liraya, 217 lira olan ortaokul öğrencisinin kırtasiye gideri 619 liraya, 261 lira olan lise öğrencisinin kırtasiye gideri de 718 liraya yükseldi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere, öğrencilerin ihtiyaçlarındaki zam oranlarını kalem kalem hesapladı ve fahiş artışlara dikkat çekerek, “Geçen yıla göre maliyetleri hesapladık acı tabloyla karşılaştık, anne babalar da kara kara düşünüyor” dedi.

Sözcü’den Deniz Ayhan’ın haberine göre zincir marketlerin geçen yılki ve bu yılki kataloglarında yer alan fiyatları baz alarak ana sınıfından liseye kadar öğrenci masraflarını ayrı ayrı tablolar halinde raporlaştıran Tutdere, “Anaokulunda yüzde 188, ilkokulda yüzde 194, ortaokulda yüzde 202, lisede yüzde 198 oranında artış var” bilgisini paylaştı.

Yüzde 300’e varan zam

Öğrencilerin kıyafet, ayakkabı gibi ihtiyaçları da zamlardan etkilendi. CHP’li Tutdere, “Türkiye İstatistik Kurumu’nun madde sepetinde yer alan 2021 Ağustos fiyatları ile bugünün fiyatlarını karşılaştırdığımızda yüzde 525 gibi fahiş bir artış olduğu görülüyor” derken, “Ana sınıfında okul kıyafetleri, eşofman takımı, spor ayakkabı, klasik ayakkabı gibi en temel ihtiyaçlar bile geçen yıl 515 lirayken bu yıl bin 457 lira 99 kuruş oldu. Veliler bu fahiş artışlar karşısında ne yapacak?” diye sordu.

Paylaşın

Japonya Başbakanı, Partisinin Kiliseyle Bağını Keseceğini Açıkladı

Japonya Başbakanı Kişida Fumio, partisinin eski Başbakan Şinzo Abe suikastine neden olduğu düşünülen Moon Tarikatı’yla bağlarını keseceğini açıkladı. Kişida, kamuoyunun güvenini zedelediği için özür diledi. 

Dini grupların yasalara uyması gerektiğini belirten Kişida, siyasilerin sosyal sorunları olan gruplara karşı çok daha dikkatli davranması gerektiğini söyledi.

Kişida çarşamba günü düzenlenen basın toplantısında, “Liberal Demokrat Parti’nin başkanı olarak, partimin tarikat ile geniş bağlantılarına ilişkin basında çıkan haberlerle kamuoyunda şüphe ve endişeye mahal verdiğim için açık gönüllülükle özür dilerim.” ifadelerini kullandı.

Başbakan, kabinesiyle tarikat ile geçmişten gelen bağlantıların gözden geçirilmesi ve bağların koparılması konusunda anlaşma sağlandığını bildirdi.

Abe suikastinin tarikat ile bağlantısı

Kişida’nın genel başkanlığını yaptığı Liberal Demokrat Parti ile Moon Tarikatı olarak da bilinen Birleştirme Kilisesi (Unification Church) arasındaki ilişkiler aynı partiden Abe’nin temmuz ayında uğradığı saldırı sonrası gündeme gelmişti.

Şinzo Abe suikastinde şüpheli Tetsuya Yamagani polise, Abe’yi öldürme sebebinin partisinin kilise ile olan bağlantısı olduğunu söylemişti. Yamagani, annesinin kiliseye yaptığı büyük miktarlardaki bağışların hayatını mahvettiğini öne sürmüştü.

Abe suikasti sonrasında yaşananlar ülkede Moon Tarikatı ve iktidar partisi arasındaki ilişkiye dair tartışma başlattı.

1954 yılında Güney Kore’de kurulan Moon Tarikatı birkaç yıl sonra Japonya’ya gelmiş ve muhafazakar milletvekillerinin “Komünizm ile savaşma” hedefine destek vererek onlarla yakın ilişkiler geliştirmişti. Şinzo Abe’nin dedesi Eski Japonya Başbakanı Nobusuke Kişi, tarikatın Tokyo’da siyasi ayağının kurulmasında etkili olan önemli bir figürdü.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

DİSK: İşçilerin Büyümeden Aldığı Pay Son 20 Yılın Dibinde

TÜİK’in açıkladığı büyüme rakamları sonrası Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) “Gelir dağılımında büyük bozulma! Emeğin payı son 20 yılın dibinde” başlıklı bir rapor yayımladı.

Haber Merkezi / Emeğin kaybettiği sermayenin kazandığı vurgulanan raporda öne çıkan başlıklar şöyle:

  • 2020 2. çeyrekte emeğin payı yüzde 36,8 iken 2022 2. çeyrekte yüzde 25,4’e düştü.
  • Sermaye payı 2020-2022 arasında yüzde 42,8’den yüzde 54’e çıktı.
  • 2022 2. çeyrekte cari fiyatlarla sermaye gelirleri yüzde 134,7 büyürken emeğin geliri yüzde 66,4 arttı.
  • Sermaye ortalama büyümeden daha hızlı büyürken, emek ortalama büyümenin çok altında kaldı.
  • Sermaye gelirleri 2 yılda emeğin 2 katı kadar arttı.
  • 2 yıl içinde emeğin pastadaki payı 11,6 puan azaldı.
  • Covid-19, yüksek enflasyon ve ekonomik kriz bölüşüm ilişkilerini kötüleştirdi.

İşgücü ödemeleri DİSK-AR hesaplamasında GSYH içinde emeğin payı olarak, net işletme artığı ise sermayenin payı olarak ifade ediliyor.

TÜİK: Ekonomi yüzde 7,6 büyüdü

TÜİK verilerine göre Türkiye ekonomisi 2. Çeyrekte yüzde 7,6 büyüdü. Ekonomistler yüzde 7,5 büyüme bekliyordu. İlk çeyrekte büyüme yüzde 7,3 olmuştu.

Büyümeye hanehalkı harcamaları 13,6 puan katkı verirken, net ihracatın katkısı 2,7 puan, yatırım harcamalarının katkısı ise 1,2 puan oldu.

İkinci çeyrekte finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 26,6, hizmet faaliyetleri yüzde 18,1, sanayi yüzde 7,8; artarken, inşaat sektörü yüzde 10,9 azaldı.

Paylaşın

Türkiye, Yunanistan’la Yaşanan ‘S-300 Gerginliğini’ NATO’ya Taşıyacak

Milli Savunma Bakanlığının (MSB), Yunanistan’ın, “Ege ve Doğu Akdeniz’de görev uçuşu gerçekleştiren Türk jetlerine Rus yapımı S-300 Hava Savunma Sistemi ile yaptığı tacizin radar kayıtlarını”, NATO Genel Sekreterliği ve ittifak üyesi ülkelerin savunma bakanlıklarına göndermeye hazırlandığı bildirildi.

Ajanslar daha önce Akdeniz’de uluslararası hava sahasında görev uçuşlarını gerçekleştiren Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı F-16’lar’ın 23 Ağustos’ta “Girit Adası’nda konuşlu Yunanistan’a ait Rus yapımı S-300 Hava Savunma Sistemi tarafından taciz edildiğini, S-300 sistemine ait hedef takip ve füze güdüm radarının Rodos Adası batısında 10 bin feet irtifada görev uçuşundaki F-16’ya yerden havaya füze kilidi atıldığını” duyurmuştu.

Yunanistan’ın bu açıklamaları reddetmesi üzerine radar kayıtlarının NATO’ya gönderilmesi için harekete geçildiği bildirildi.

Bakan Akar’dan açıklama

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, “Sürekli gerginliği artırmaya çalışan komşumuzun bu yaptığının görülmesi lazım anlaşılması ve anlatılması lazım. Bu kadar aleni şımarıklık bu kadar pervasızlık kabul edilemez” açıklamasında bulunmuştu.

Erdoğan’dan tepki

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe’de düzenlenen 30 Ağustos Zafer Bayramı konseri öncesi yaptığı konuşmada, Ege’de Yunan S-300’lerin Türk savaş uçaklarını tacizi nedeniyle Yunanistan ve ABD’ye tepki göstermişti.

‘Yunan siyasetçilerin yanlışta ısrar ettiğini’ söyleyen Erdoğan, “Yunanistan, bizim ne askeri, ne ekonomik, ne siyasi olarak dengimiz ve muhatabımız değildir” demişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO’nun en büyük gücü ABD’nin, Türkiye’nin tamamen kendi güvenlik ihtiyaçları için olduğunu defaatle ifade ettiği S-400 sistemleri almasını, güya kendi uçaklarına tehdit olarak gördüğünü belirterek, “Demek ki mesele Rus hava savunma sistemleri ile Amerikan askeri ürünlerinin birlikte kullanılması değil, bizatihi ve mahsusan Türkiye’dir” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Hizmet Enflasyonu Yüzde 90’a Yükseldi

Hizmet üretimi enflasyonu temmuzda bir önceki aya göre yüzde 7,42, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 60,15, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 90,56 ve on iki aylık ortalamalara göreyse yüzde 66,53 artış gösterdi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), temmuz ayına ilişkin Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) verilerini açıkladı.

Buna göre; hizmet üretimi enflasyonu temmuzda bir önceki aya göre yüzde 7,42, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 60,15, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 90,56 ve on iki aylık ortalamalara göreyse yüzde 66,53 artış gösterdi.

Bir önceki yılın aynı ayına göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 121,28, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 81,72, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 56,29, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 77,05, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 60,93, idari ve destek hizmetlerde yüzde 80,34 artış gerçekleşti.

Bir önceki aya göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 4,20, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 6,82, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 7,58, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 9,59, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 10,23, idari ve destek hizmetlerde yüzde 17,11 artış gerçekleşti.

H-ÜFE sektörlerinden bilimsel araştırma ve geliştirme hizmetleri yüzde 21,65, hukuk ve muhasebe hizmetleri yüzde 30,46, telekomünikasyon hizmetleri yüzde 34,05 ile endekslerin en az arttığı alt sektörler oldu. Buna karşılık posta ve kurye hizmetleri yüzde 159,96, su yolu taşımacılığı hizmetleri yüzde 142,01, hava yolu taşımacılığı hizmetleri yüzde 127,90 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Aylık azalış gösteren tek alt sektör yüzde 25,38 ile programcılık ve yayıncılık hizmetleri olarak belirlendi. Buna karşılık istihdam hizmetleri yüzde 38,23, bina ve çevre düzenleme (peyzaj) hizmetleri yüzde 20,31, posta ve kurye hizmetleri yüzde 17,38 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler olarak sıralandı.

Paylaşın

CHP Ve HDP ‘Öğretmenlere Sert Polis Müdahalesini’ Meclis’e Taşıdı

HDP ve CHP, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasının “Taban maaş hakkımız geri verilsin” talebiyle Ankara’da gerçekleştirdiği buluşma ve Milli Eğitim Bakanlığına yürüme girişimlerine yapılan sert polis müdahalesini Meclis gündemine taşıdı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Gülistan Kılıç-Koçyiğit, önergesinde şunları belirtti:

“Öğretmenlere yönelik şiddeti sert biçimde kınıyoruz. Polisin orantısız ve kanunsuz güç kullandığı eylemde 9 eğitim emekçisi kötü muameleyle gözaltına alınmıştır.

‘Asıl suç İçişleri Bakanlığı’nın’

İnsanca yaşam talep eden, emeğinin karşılığını isteyen öğretmenlere biber gazı ile saldıran polisin, nefret ve şiddet dolu tutumu haklı olarak pek çok insanı rahatsız etmiş ve tepkilere neden olmuştur.

Gösterilen tepkiler sonrasında şiddeti, sokaktaki işkenceyi savunan İçişleri Bakanı bu şiddetin birinci dereceden sorumlusudur. İçişleri Bakanı polis şiddetini örtbas etmeye, eğitimciye karşı gerçekleştirilen saldırıyı unutturmaya ve elbette şiddete karşı bir arada yaşama arzusu içinde olan kesimleri hedefine almaya niyetli bir şekilde, eğitimci bir kadının partimizin bayrağıyla çektirdiği umut dolu fotoğrafını ‘suç’ olarak adlandırmıştır.

Asıl suç, bu ülkenin yasalarında ve imzacısı olduğu uluslararası sözleşmelerde belirtilen masumiyet karinesinin ayaklar altına alınmasıdır, hak arama mücadelesinin kriminalize edilmesidir.

Asıl suç, İçişleri Bakanlığı’nın emrindeki polislerin barışçıl protestolarda eylemcilere yönelik gösterdiği işkence pratikleridir. Partimizin değerlerini benimsemiş her bir yurttaş, bu ülkede yasalarla korunan eşitlik ilkesine haizdir.

Bir bakan tarafından eğitimci bir kadının fotoğrafının paylaşılması cinsiyetçi, tekçi ve eril sistemin sürdürülmesinin amaçlandığını göstermektedir. Milyonlarca insanı temsil eden HDP üzerinden eğitim emekçilerini hedef almak hiç kimsenin haddi değildir.

Bizler farklılıkları ile bir arada yaşayan halklar bahçesini tüm engellemelere rağmen yaşatmaya devam edeceğiz. Eğitim emekçilerinin talebi talebimizdir.”

CHP suç duyurusu yaptı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Lale Karabıyık da şöyle dedi:

“Bugün, CHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Muharrem Erkek, öğretmenlerimize yönelik “Al bunu” ifadelerini kullanan polis hakkında işkence ve kötü muamele nedeniyle suç duyurusunda bulundu. Öğretmenlerimize yönelik bu muamele, görevi kötüye kullanmaktır.

Bu şahsın daha önceki eylemlerde de provokatif davranışlarının olduğu, kötü muamelelerde bulunduğu bilinmektedir. Öğretmenlerimize yönelik bu muamele asla kabul edilemez.

Diğer taraftan, Bakan Süleyman Soylu’nun öğretmenlere ve öğrencilere sahip çıkmadığı, korumadığı da ortadadır. Öğretmenlerimiz, çalıştıkları okullarda ciddi mağduriyetler yaşamaktadır.

Eğitim sistemindeki sistemsizliğe, yaşadıkları sorun ve zorluklara karşın evlatlarımızı yetiştirmek için heyecanla görev yapan, çocuklarımızı ve geleceğimizi emanet ettiğimiz kıymetli öğretmenlerimiz, çalıştıkları özel okullarda, adil olmayan şartlarda ders vermekte, kimi durumlarda asgari ücretin altında aylıklar ile sözleşmelerinden kaynaklı olarak tazminat hakkı da olmadan ders vermektedir.”

Paylaşın

TBMM’de 56 Milyar Liralık Ceza Affı Hazırlığı

2023 seçimleri için geri sayım sürerken, seçim öncesi yapılacak yasal düzenlemelerde, dar gelirliler, gençler, çiftçiler gibi geniş kitleleri doğrudan ilgilendiren alanlar dikkat çekiyor.

Meclis’in çalışmalarına başlayacağı 1 Ekim’e kadar hazırlıkların yapılması ve bazı alanlarda kanun gerektiren düzenlemelerin bir bölümünün torba teklifle Meclis’e sunulması bekleniyor. 2023 bütçe mesaisi başlamadan Ekim ayında milyonları ilgilendiren bir dizi düzenlemenin torba yasayla hayata geçirilmesi planlanıyor.

Dünya’dan Canan Sakarya’nın haberine göre ilk etapta Meclise gelmesi beklenen düzenlemeler arasında öğrenim kredileri bulunuyor. Son 11 yılda 7 kez yapılandırılan KYK öğrenim kredilerinin geri ödemelerinde yeni bir adım daha atılacak. Cumhurbaşkanı tarafından KYK öğrenim kredilerinin geri ödemelerinde enflasyon farkı veya faiz uygulaması olmaksızın sadece alınan anaparanın geri ödenmesini şeklinde açıklanan düzenleme kanunla yapılacak. Cumhurbaşkanının öğrenim kredisi alan 3 milyon 157 bin gencin bulunduğunu ve 26 milyar liralık yükün kaldırılacağını, önümüzdeki yıldan itibaren kredi ödemesi başlayacak öğrencilerin artık sadece aldıkları kredi miktarından sorumlu olacaklarını açıklamıştı. Buna ilişkin kanun düzenlemesi sonbaharda torba yasayla gelecek. Öğrencileri ilgilendiren bir diğer düzenlemeyi intörn hekim ve diş hekimlerine asgari ücret tutarı kadar ödeme yapılması oluşturuyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca bu ödemenin yapılabilmesi için yasal düzenlemeye ihtiyaç bulunduğu belirterek, Meclisin açılacağı 1 Ekim’e işaret etti. Bu okullardaki son sınıf öğrenciler, ödeme için Meclis’ten çıkacak yasayı bekliyor.

30 milyar liralık icra ve haciz kalkacak

Hükümetin üzerinde çalıştığı Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin duyurduğu dar gelirlilere dönük destek paketi için de yasal düzenleme gerekiyor. Hazırlanan paketle yaklaşık 6 milyon dar gelirli vatandaşın 15 Ağustos öncesine ait icra ve haciz işlemi başlatılmış 30 milyar lira tutarındaki borçları silinecek. Adalet, Hazine ve Maliye, Enerji ve Tabii Kaynaklar ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlıkları’nın ortak çalışma yürüttüğü destek paketi, yeni yasama döneminin başlayacağı 1 Ekim’de Meclise sunulmuş olacak, komisyon ve genel kurul süreçleri hızla tamamlanarak yürürlüğe konulacak.

Enflasyon düzenlemesi için istişare süreci

2023 sonuna ertelenen enflasyon düzeltmesi uygulamasının öne çekilmesi için iş dünyasından gelen talepler de ekonomi yönetiminin gündeminde. Geçtiğimiz günlerde Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’yi ziyaret eden Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran enflasyon nedeniyle işletmelerin sermayeleri eridiği halde sürekli kar ediyor gibi göründüğünü belirterek, bu süreçte, işletmeler için enflasyon muhasebesinin zorunluluk halini aldığını söyledi. Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati ise reel sektörün sıkıntı yaşamasını istemediklerini, bu nedenle görüş alarak karar verdikleri söyledi. Bakan Nebati’nin bu açıklaması enflasyon düzenlemesinde yeni bir adım atılabileceğinin işareti olarak değerlendirildi. Enflasyon düzeltmesini öne çekilmesi için kanun değişikliği gerekiyor.

Arabuluculukta kapsam genişliyor

İşçi-işveren, ticari uyuşmazlıklarda uygulanan arabuluculuğun kapsamının ev sahibi-kiracı arasındaki kira anlaşmazlıklarını da kapsayacak şekilde genişletilmesi için de yasal düzenleme gerekiyor. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, kira, kat mülkiyeti ve komşuluk hukukundan kaynaklı uyuşmazlıkların arabuluculuğun konusu haline getirileceğini, bu ihtilafların kısa sürede ve daha az masrafla çözüme kavuşturulacağını düzenlemenin Meclis açıldığında gündeme geleceğini açıklamıştı. Kira, kat mülkiyeti ve komşuluk hukukundan kaynaklı uyuşmazlıklarda zorunlu hale getirilecek arabuluculukla, yılda yaklaşık 64 bin dosyanın mahkemelere gitmeden çözüme kavuşturulması hedefleniyor.

Fiyat İstikrar Komitesi’ne yasal düzenleme

Anayasa Mahkemesi’nin Fiyat İstikrar Komitesi’nin kurulmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ni iptal etmesinin ardından bu konuda da yasayla yeni bir düzenlemeye gidilecek. Ekim ay1nda Meclis in açılmasıyla birlikte sunulması beklenen yasa teklifi nde bununla ilgili bir maddenin yer alması bekleniyor. CHP, Kararnamenin anayasa aykırı olduğunu belirterek, AYM’ye başvurmuştu. AYM, oy çokluğu ile anayasaya aykırılık kararı vererek, iptal etti. İptal gerekçesinde “kanunla düzenlenmesi gereken konularda Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkarılamaz” denildi.

Paylaşın