Akşener’den ‘Mansur Yavaş İçin İmza Topluyor’ İddiasına Yanıt

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara Büyükşehir Belediyesi Mansur Yavaş’ı Cumhurbaşkanlığı’na aday göstermek için imza topladığı iddialarını yalanladı: Eylül ayı geldiğinde birileri İYİ Parti’yi linç etmek için harekete geçiyor. Kim yapıyor, nasıl yapıyor, neyi amaçlıyor anlamaya çalışıyoruz.

Sözcü’den Deniz Zeyrek, bugünkü köşe yazısında Akşener ile yaptığı görüşmeye yer verdi. Zeyrek’in yazısının bir kısmı şöyle:

“Işık hızıyla yayılan “İYİ Parti Yavaş’ı aday yapacak” bilgisini doğru kabul etmek zor değildi. Ancak gazetecilik “teyit etme” ihtiyacı olan bir meslekti. O yüzden ben de mesajları görür görmez (Çarşamba gecesi) Meral Akşener’i aradım.

Sorumu kitabın ortasından sordum: “Mansur Yavaş’ı aday yapmak için imza toplama kampanyası mı başlatıyorsunuz.”

Meral Hanım tereddüt etmeden yanıt verdi: “Yalan haber. Bakın yanlış bile demiyorum, yalan diyorum.”

“Peki nedir bu gelişmeler: HDP’ye bakanlık tartışması, Buğra Kavuncu ve Yavuz Ağıralioğlu’nun açıklamaları, Kılıçdaroğlu’nun HDP’ye bakanlık konusundaki sessizliği…” Akşener, gelişmeleri izlediğine dikkat çekerek şunu söyledi:

“Eylül linçi başladı. Daha önce de benzer şeyler olmuştu. Eylül ayı geldiğinde birileri İYİ Parti’yi linç etmek için harekete geçiyor. Kim yapıyor, nasıl yapıyor, neyi amaçlıyor anlamaya çalışıyoruz.”

İstanbul’un AK Parti’nin kalesi gibi görünen muhafazakâr semtlerine yaptığı ziyarette gördüğü ilgiye dikkat çeken Akşener, partisinin sahada yükselişe geçtiği zamanlarda böyle bir linç ortamı yaratılmaya çalışıldığına da dikkat çekti.

Akşener’i yakalamışken İmamoğlu ve Yavaş ziyaretlerini de sordum. “İBB’ye Ekrem Bey seçildikten sonra hiç gitmemiştim. Bu hafta bir açılışlarına katılacağım. Öncesinde makamda ziyaret etmek istedim. Aynı şekilde Ankara’da da açılışlar var ve öncesinde Mansur Bey’i ziyaret edeceğim” karşılığını verdi.

Kendisine bu tür sorunlu dönemlerde Kılıçdaroğlu’yla sık sık ve doğrudan görüştüğünü ve birlikte ortamı yumuşattıklarını anımsattım ve bu kez bunun olup olmadığını sordum. Sessiz kalmayı tercih etti. Meral Hanım’ın sessizliğinden anladım ki bu kez ciddi bir iletişimsizlik olmuş.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Trabzonspor’dan Avrupa Ligi’ne Kötü Başlangıç

UEFA Avrupa Ligi H Grubu’ndaki ilk maçında Ferencvaros ile Trabzonspor karşı karşıya geldi. Groupama Arena oynana karşılaşma ev sahibi Ferencvaros’un 3-2 üstünlüğüyle sona erdi.

Haber Merkezi / Ferencvaros’a galibiyeti getiren golleri Tokmac Nguen (2) ve Adama Traore kaydederken. Trabzonspor’un golleri ise Maxi Gomez ve Umut Bozok attı.

Karşılaşmadan dakikalar

5. dakikada Vecsei’nin pasında, savunmanın arkasında topla buluşan Nguen, gelişine vuruşla meşin yuvarlağı filelere gönderdi: 1-0.

16. dakikada Larsen’in bileğine basan Frencevaros oyuncusu Civic, Video Yardımcı Hakem (VAR) uyarısı sonrası kırmızı kartla oyun dışında kaldı.

24. dakikada Bakasetas’ın ceza alanı dışından sert şutunda, kaleci Dibusz sol direk dibinden yatarak topu güçlükle çıkardı.

25. dakikada ceza alanı içi sol çaprazında kaleciyle karşı karşıya kalan Gomez’in şutunda, Dibusz yatarak tehlikeyi önledi.

26. dakikada ceza yayı üzerinden Gomez’in şutunda kaleci Dibusz, sol tarafına yatarak topu kornere çelmeyi başardı.

30. dakikada sol çaprazdan araya gönderilen topta, arka direkte topla buluşan Traore karşı karşıya kaldığı pozisyonda topu ağlara gönderdi.

29. dakikada Nguen’in solda yerden pasına hareketlenen Traore, kaleci Muhammet Taha Tepe’nin yanından dokunarak topu filelere gönderdi: 2-0.

39. dakikada Bakasetas, orta alandan kaptığı topla ilerleyerek meşin yuvarlağı sağ çaprazdaki Gomez’e bıraktı. Bu futbolcu da şık bir vuruşla topu filelere gönderdi: 2-1

44. dakikada Nguen, kullandığı penaltı atışında topu kaleci Muhammet Taha Tepe’nin ters köşesinden filelere yolladı: 3-1.

51. dakikada Wingo’nun ceza sahası dışından sert şutu üst direğe çarparak auta çıktı.

58. dakikada Eren Elmalı’nın yerden ceza sahası dışına gönderdiği topa Bakasetas’ın gelişine vuruşunda meşin yuvarlak kaleci Dibuzs’da kaldı.

66. dakikada Besic’in pasıyla ceza sahası içinde topu göğsüyle yumuşatarak önüne alan Traore’nin vuruşunu kaleci Taha Tepe kornere çıkardı.

69. dakikada Yusuf Yazıcı’nın yerden sert şutunda yerden seken topu kaleci Dibusz, kornere çıkardı.

71. dakikada ceza sahası içinde Gomez’in pasında meşin yuvarlağı bekletmeden vuran Umut Bozok’un şutunda top kaleci Dibusz’un solundan ağlarla buluştu. 3-2

Stat: Groupama Arena
Hakemler: Fabio Maresca, Giovanni Baccini, Davide Imperiale

Ferencvaros: Dibusz, Wingo, Samy Mmaee, Knoester, Civic, Besic (Kovacevic dk. 90 ?), Vecsei (Laidouni dk. 76) Zachariassen, Traore, Tokmac Nguen (Gojak dk. 76), Frank Boli (Botka dk. 20)

Trabzonspor: Taha Tepe, Larsen, Bartra, Hugo (Eren Elmalı dk. 46), Denswil (Djaniny dk. 73), Gbamin (Hamsik dk. 46), Bakasetas, Abdulkadir Ömür (Umut Bozok dk. 60), Bardhi (Yusuf Yazıcı dk. 46), Trezeguet, Gomez

Goller: Tokmac Nguen (dk. 5 ve 44 pen.), Traore (dk. 29) (Ferencvaros), Gomez (dk. 39), Umut Bozok (dk. 71) (Trabzonspor)

Kırmızı kart: Civic (dk. 15) (Ferencvaros)

Paylaşın

Fenerbahçe, Dinamo Kiev’i Uzatmalarda Yıktı

UEFA Avrupa Ligi B Grubu ilk maçında Dinamo Kiev ile Fenerbahçe karşı karşıya geldi. Şükrü Saraçoğlu’nda oynanan karşılaşmayı Fenerbahçe 2-1 kazandı. Fenerbahçe’ye galibiyeti getiren golleri 35. dakikada Gustavo Henrique ile 90+2. dakikada Michy Batshuayi kaydetti.

Haber Merkezi / Ukrayna ekibinin golünü ise 64. dakikada Viktor Tsygankov attı. Fenerbahçe, B Grubu’ndaki ikinci hafta maçında 15 Eylül Perşembe günü deplasmanda Fransa temsilcisi Rennes ile karşılaşacak.

Gruptaki diğer karşılaşmada ise Rennes deplasmanda AEK Larnaca’yı 2-1 yendi.

Karşılaşmadan dakikalar

25. dakikada hızlı gelişen Fenerbahçe atağında Rossi’nin pasıyla sağda topla buluşan Ferdi Kadıoğlu’nun sert ortasında, savunmada Burda meşin yuvarlağı son anda kornere uzaklaştırdı.

34. dakikada ceza sahası dışı sol çaprazda topu alan Ezgjan Alioski’nin yerden şutunda kaleci Buschchan meşin yuvarlağı kornere çeldi.

35. dakikada Diego Rossi’nin sol taraftan kullandığı köşe vuruşunda ceza sahası içinde Gustavo Henrique’nin kafa vuruşunda top ağlara gitti. 1-0

64. dakikada Dinamo Kiev beraberlik golünü buldu. Soldan Buyalskiy’nin ortasında ceza sahası içinde Tsygankov’un vuruşunda, top ağlarla buluştu: 1-1.

72. dakikada rakip yarı sahanın ortalarında sağ taraftan Shepeliev’in ortasına ön direkte Buyalskiy’nin kafa vuruşunda, kaleci Altay topu kornere çeldi.

90. dakikada soldan Lincoln Henrique’nin ortasına altı pasın sağında iyi yükselen Valencia’nın kafa vuruşunda, top üst ağlarda kaldı.

90+2. dakikada Ferdi Kadıoğlu’nun sağ taraftan kullandığı uzun taç atışından defanstan seken topu arka direkte önünde bulan Michy Batshuayi’nin vuruşunda meşin yuvarlak ağlara gitti. 2-1

Stat: Şükrü Saraçoğlu

Hakemler: Tamas Bognar, Balazs Buzas, Peter Kobor (Macaristan)

Fenerbahçe: Altay Bayındır, Gustavo Henrique, Szalai, Peres, Ferdi Kadıoğlu, Arao, Crespo (Dk. 83 Mert Hakan Yandaş), Alioski (Dk. 83 Lincoln Henrique), Rossi (Dk. 69 İrfan Can Kahveci), King (Dk. 69 Valencia), Pedro (Dk. 68 Batshuayi)

Dinamo Kiev: Bushchan, Kedziora, Burda, Syrota, Dubinchak (Dk. 59 Vivcharenko), Tsygankov, Sydorchuk, Shaparenko (Dk. 67 Shepeliev), Kabaiev, Garmash (Dk. 88 Kravchenko), Buyalskiy

Goller: Dk. 35 Gustavo Henrique, Dk. 90+2 Batshuayi (Fenerbahçe), Dk. 64 Tsygankov (Dinamo Kiev)

Paylaşın

İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth Hayatını Kaybetti

İngiltere’nin en uzun süre tahtta kalan hükümdarı Kraliçe 2. Elizabet, 96 yaşında hayatını kaybetti. Londra Buckingham’daki Kraliyet Sarayı’nda bayraklar yarıya indirildi.

Haber Merkezi / Kraliyet ailesinin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Kraliçe Elizabeth’in, İskoçya’daki Balmoral Kalesi’nde hayatını kaybettiği belirtildi.

Açıklamada, “Kraliçe bu öğleden sonra Balmoral’da huzur içinde yaşamını yitirdi.” ifadesi kullanıldı. Açıklamada, ayrıca, Kraliçenin naaşının yarın başkent Londra’ya götürüleceği belirtildi.

Kraliçe 2. Elizabeth’in ölümüyle, en büyük oğlu eski Galler Prensi Charles İngiltere’nin yeni kralı ve devlet başkanı oldu.

Buckingham Sarayı’nın açıklamasında Kral ve eşinin bu gece Balmoral’da kalacakları, yarın Londra’ya dönecekleri ifade edildi.

Kralice 2. Elizabeth 21 Nisan 1926 Kral VI. George ve Kraliçe Elizabeth olacak olan York Dükü ve Düşesi’nin büyük kızı olarak Londra’da dünyaya geldi. Çocukluğu boyunca evde özel eğitim gördü.

Babası, ağabeyi VIII. Edward’ın tahttan çekilmesiyle 1936’da kral oldu ve kendisi o tarihten itibaren olası varis konumuna geldi.

II. Dünya Savaşı sırasında orduda görev almaya başladı. 1947’de Edinburgh Dükü Philip ile evlendi ve Charles, Anne, Andrew ve Edward adlarını verdikleri dört çocukları oldu.

Paylaşın

Altılı Masa Adayının İsmi Neden Önemli?

Muhalefetteki partileri bir araya getiren ve seçim ittifakına dönüşme ihtimali olan altılı masanın Cumhurbaşkanlığı seçimi için göstereceği ortak adayın kim ve nasıl birisi olması gerektiğine ilişkin tartışmalar sürüyor.

Erkene alınmaması durumunda Haziran 2023’de düzenlenecek olan seçimlerde CHP, İYİ Parti, Saadet, DEVA, Gelecek Partisi ve Demokrat Parti’nin oluşturduğu altılı masanın adayı ile ilgili tartışmalar kamuoyunda “kim olmalı” noktasında öne çıkıyor. Masa bileşenleri ise bu oluşumu daha çok bir “kadro hareketi” olarak görüyor ve muhtemel adayın yanı sıra seçim sonrası güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüşün nasıl olabileceğine yönelik hazırlıklarını da sürdürüyor.

Altılı masayı oluşturan partiler ortaya kadrosuyla birlikte çıkacak olan adayın seçim sonrası dönüşüme ayak uydurabilecek ve buna uzlaşı içinde liderlik edebilecek, gerektiğinde elindeki güçlü yetkilerden vazgeçebilecek ve sadece altılı masa seçmeninden değil diğer partilerden de oy alabilecek bir isim olması gerektiğinde birleşiyor.

Bu kapsamda Ankara kulislerinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı bir süredir yüksek ihtimal olarak değerlendiriliyor. Son günlerde İYİ Parti lideri Meral Akşener’in “kazanacak aday” çıkışı ile HDP ve İYİ Parti arasındaki gerilim türü gelişmeler ise altılı masanın aday denklemini etkileyebilecek faktörler olarak görülüyor.

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in “HDP’ye bakanlık verilebilir” açıklamasıyla altılı masadaki adaylık tartışmaları hızlanmıştı. İYİ Parti, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ismini kulislerde daha fazla dillendirmeye başlamıştı. Akşener bugün de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu ziyaret ediyor.

Muhtemel adaylar kimler?

Şu ana kadar altılı masa için ortak aday olarak Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nun isimleri dillendiriliyor.

Çeşitli kurumların anketlerine ilişkin sonuçlar parti merkezlerinde karşılaştırmalı değerlendirilirken muhtemel adayların alabileceği oy oranları, toplumun hangi kesimlerinden oy alabilecekleri ve seçim sonrasındaki sistem dönüşümüne uyumu gibi etkenler önemli görülüyor.

Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi, Bilim Akademisi Üyesi Prof. Ersin Kalaycıoğlu ise siyaset biliminde “kazanacak aday” diye bir olgunun olmadığına işaret ediyor. Kalaycıoğlu, adaya eğer anketlere göre karar veriliyorsa bu yöntemin çok bilimsel olmayacağını, çünkü anketlere ilişkin şüpheler bulunduğunu belirtiyor.

Yöneylem’in son anketine göre CHP’nin oyları AKP’nin önüne geçerken katılımcıların yüzde 64,9’u “parlamenter sistem” dedi. “Önümüzdeki Pazar Cumhurbaşkanlığı seçimleri olsa Erdoğan’a mı muhalefet adayına mı oy verirsiniz?” sorusuna ise katılımcıların yüzde 55,6’sı “muhalefet adayı” şeklinde yanıt verdi.

İstanbul Politik Araştırmalar Enstitüsü (İstanPol) Genel Direktörü ve Siyaset Bilimci Seren Selvin Korkmaz’a göre de altılı masanın adayının “Türkiye muhalefetinin ortak paydasıyla hareket edebilecek ve ülkeyi düzlüğe çıkarabilecek, ortak aklı temsil eden bir lider” olması gerekiyor. Altılı masanın şu anda önündeki ikilemlerden birisini “önce ilkeler mi yoksa önce isim mi?” olarak gördüğünü söyleyen Korkmaz, muhalefetin önündeki bir diğer ikilemi ise şu sözlerle aktarıyor:

“Mesele şu; anketler bize popülariteyi gösteriyor. Ama altılı masa popülerliği mi seçecek? Yoksa seçim döneminde Erdoğan’la mücadele edebilecek, herkesi kapsayıcı bir dil kullanabilecek, altılı masanın dışındaki partileri de küstürmeyecek ve aynı zamanda seçim sonrasında güvenli bir şekilde yeni sisteme geçecek bir aday mı seçecek?”

“Anketlerde öne çıkan doğru aday mı?”

Bu arada bazı anketlerde Yavaş’ın ya da İmamoğlu’nun Kılıçdaroğlu’nun önünde olduğuna yönelik sonuçlar çıkmasına rağmen, her iki olası adaya ilişkin de Ankara kulislerinde çeşitli rezervler bulunuyor. Yavaş’ın Kürt seçmenlerden oy alabilmesinin çok zor olduğu düşünülüyor, İmamoğlu’nun ise yeni sisteme geçişte ve yetkilerini devretmede istekli olmayabileceği endişeleri bulunuyor.

Kendilerinin yaptıkları bazı saha çalışmalarında Yavaş ismiyle sık karşılaştıklarını belirten Korkmaz, bu popülerliğin nedenlerinden birkaçını polemiklere girmemesi, ağırbaşlı duruşu ile iyi bir PR ekibinin olması olarak görüyor. Korkmaz, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Ancak şunu bilmiyoruz; seçim yarışına girildiğinde nasıl bir performans sergileyecek Yavaş? Yani o süreçteki kutuplaşma tuzaklarına düşecek mi, düşmeyecek mi? Bunu bilmiyoruz. Çünkü o performansını görmedik biz. O yüzden her zaman şu sorgulamayı yapmak lazım: Acaba anketlerde en yüksek oyu alan aday gerçekten de kazanacak aday mı? Ben bundan tam emin olamıyorum.”

İmamoğlu’nun adaylık olasılığını da değerlendiren Korkmaz, İstanbul Belediye Başkanı’nın şu anda bir strateji değişikliğine gittiğini ve son günlerde daha hizmetleriyle ön planda olduğuna işaret ederek geçmişte yaptığı bazı hatalara rağmen şu anda toparladığını ve hâlâ şansı olabileceğini belirtiyor.

“Denizaltıyla Ankara’ya gidemezsiniz”

İsimler üstünden tartışma yürütmenin her zaman doğruya götürmeyeceğini düşünen Kalaycıoğlu, muhalefetin adayının kim olacağının “aynı anda hem çok önemli hem de çok önemsiz” olduğu kanısında. Asıl önemli olan hususun “Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin değişmesi” olarak gören Kalaycıoğlu, bu sözlerini şu örnekle açıklıyor:

“Kim gelirse gelsin bu sistemle iyi yönetemez. Yani siz İstanbul’dan Ankara’ya gideceksiniz ve elinizde bir denizaltı var. Denizaltıyla Ankara’ya gidemezsiniz. Şimdi bu denizaltına kaptan aranıyor. Ama Ankara’ya gidecekseniz eğer; ya uçağa ya da otomobile ihtiyacınız var. Bu araçla olmuyor bu iş. Denizaltına hangi kaptanı getirirsen getir zaten gidemez.”

Kalaycıoğlu bu nedenle muhalefetin “kaptan” olarak seçeceği ismin “Gelin bu denizaltıyı satalım, yerine de uçak alalım” demesi ve kamuoyunu da buna ikna etmesi gerektiğini ifade ediyor ve Türkiye’nin hukuk devletiyle bağlantılı demokratik yapıya dönüştürülmesinin önemine dikkat çekiyor.

“İşi güzellik yarışmasına çevirmeye çalışıyorlar”

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini değiştirecek kişinin bir ekibe ihtiyacı olduğunu ve sadece tek bir ismin konuşulmasını doğru bulmadığını da söyleyen Kalaycıoğlu, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“İktidar ise sadece ismin konuşulması için ittiriyor. Çünkü rejimin defoları üzerinden değil de isim üzerinden tartıştırmak istiyorlar. Temel itibariyle Tayyip Erdoğan mı daha karizmatik yoksa Ahmet mi noktasına gelindi ve bunu tartışalım istiyorlar. Bir nevi güzellik yarışmasına dönüştürmeye çalışıyorlar bu işi.”

Türkiye siyasal kültüründe lider ve lider kültünün çok önemli olduğunu hatırlatan Korkmaz da “Biz hep ilkelerden, normlardan bahsediyoruz ama insanlar liderin kim olduğuna ve isme gerçekten bakıyor. Çünkü Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde tek bir kişi ve o isim ön plana çıkıyor. Yani kim bizi yönetecek? Bütün yetkileri kim alacak? Bu muktedirlik, yönetme kabiliyeti kime ait olabilir? Toplumun merakı bu” diyor.

Toplumdaki “tek başına Türkiye’yi sırtlayacak bir lider” arayışının mevcut sistem için doğal olabileceğini belirten Korkmaz, ancak bunun karşısında “Türkiye’yi gerçekten demokratik düzlüğe çıkarabilecek, altılı masanın iradesiyle hareket edebilecek, ortak aklı temsil edebilecek bir adayın” aranması gerektiğini vurguluyor.

(Kaynak: DW Türkçe/Gülsen Solaker)

Paylaşın

‘Osman Kavala Dosyası’ Yeniden Avrupa Konseyi Gündeminde

Osman Kavala dosyası Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 11 Temmuz 2022 tarihinde açıkladığı görüş niteliğindeki kararın ardından yeniden Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi gündemine geliyor. Bakanlar Komitesi konuyu 20-22 Eylül günleri arasında Strasbourg’da düzenleyeceği “AİHM kararları” gündemli toplantılarda ele alacak.

Bu toplantılar öncesi Osman Kavala’nın avukatları tarafından Bakanlar Komitesine gönderilen bir mektupta, AİHM’nin 17 yargıçlı Büyük Dairesinin 11 Temmuz’da açıkladığı kararın tam olarak uygulatılması için “eldeki tüm imkanların kullanılması” çağrısında bulunuldu.

DW Türkçe’den Kayhan Karaca’nın haberine göre, avukatlar, Osman Kavala’nın 11 Temmuz kararı gereği derhal serbest bırakılmasını, Gezi olayları ve darbe girişimiyle ilgili davalarda beraat ettirilmesini, hakkındaki tüm suçlamaların düşürülmesini ve başta insan hakları savunuculuğu olmak üzere tüm mesleki faaliyetlerine geri dönmesinin sağlanmasını da talep etti.

Mektupta, 25 Nisan 2022 tarihinde Osman Kavala hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmeden İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin 11 Temmuz kararı sonrası Kavala’yı derhal serbest bırakmayarak, “Türk Anayasası’na aykırı davrandığı” not edildi. AİHM’nin 11 Temmuz kararında Kavala hakkındaki 25 Nisan kararını da “bütünüyle dikkate aldığı” belirtildi.

Bekir Bozdağ’ın ifadeleri

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın AİHM’nin ihlal kararıyla ilgili ifadelerini “kaygı verici” olarak tanımlayan avukatlar, bu ifadelerin 11 Temmuz kararının uygulanma sürecini inceleyen ve Kavala davasının temyiz sürecinde görev alacak yerel yargıçlar üzerinde “caydırıcı etki” yaratabileceği görüşünü de dile getirdi.

Bekir Bozdağ, 10 Ağustos’ta 13’üncü Büyükelçiler Konferansı sırasında yaptığı konuşmada, “Biz bugüne kadar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına uyduk ve uyguladık. Osman Kavala hakkında AİHM’in verdiği hak ihlali kararını da Türk mahkemesi uygulamış ve uymuştur. Başka bir suç nedeniyle tutuklama ve yargılaması devam etmiştir. Şimdi hüküm özlüdür” ifadelerini kullanmıştı. Bozdağ, “Başka bir ihlal iddiası başvurusuna konu olabilir. Önüne geldiğinde de mahkeme bunu değerlendirip karara bağlayabilir ama uygulanmış bir karara ‘Uygulanmamış’ diyemez” demişti.

Ankara’dan Strasbourg’a görüş

Bozdağ’ın bu tutumu Ankara’nın konuya ilişkin olarak bu hafta Strasbourg’a ilettiği görüşlere de yansıdı. Türk hükümeti, geçtiğimiz aylarda olduğu gibi bir kez daha, Osman Kavala’nın AİHM kararına temel oluşturan suçtan değil, başka bir suçtan tutuklu ve yargılanmakta olduğu mesajını verdi.

Ankara tarafından Bakanlar Komitesine iletilen mesajlarda, “Türkiye’nin her zaman Avrupa Konseyi ilke ve standartlarına bağlı olduğu, AİHM kararlarının uygulanmasında yapıcı rol oynadığı ve AİHM kararlarının Türkiye’de demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarının daha da ilerlemesinde rehber işlevi gördüğü” savunuldu. Osman Kavala’nın AİHM’nin 10 Aralık 2019 tarihli kararına temel olan suçlara bağlı tutukluluk halinin 20 Mart 2020 tarihinde sonlandığı, şu anda başka bir suçtan yargılandığı, bu suç kapsamında 25 Nisan 2022 tarihinde müebbet hapis cezasına mahkum edildiği, ancak bu kararla ilgili yargı sürecinin devam ettiği bildirildi.

Tutukluluk hali AYM gündeminde

Hükümet, Kavala’nın mevcut tutuklukuk haline Anayasa Mahkemesi (AYM) önünde 9 Haziran 2022 tarihinde bireysel başvuruyla itiraz ettiği, AYM’nin bu konuda 22 Haziran’da Adalet Bakanlığı’ndan görüş istediği, bakanlığın bu görüşü 24 Ağustos’ta AYM’ye ilettiği bilgilerini verdi.

Türk hükümeti, Kavala’nın avukatlarının “AİHM’nin 11 Temmuz kararında Kavala hakkında İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 25 Nisan’da açıklanan karar da dikkate alınmıştır” ifadelerine de karşı çıktı. Ankara 25 Nisan kararının gerekçeli bölümünün 6 Haziran’da açıklandığını, hükümetin bu kararın İngilizcesini 24 Haziran 2022 tarihinde AİHM’ye ilettiğini, AİHM’nin ise 11 Temmuz’da açıkladığı kararla ilgili oturumlarını 8 Nisan, 4 Mayıs ve 9 Haziran tarihlerinde düzenlediğini söylüyor.

Şimdi ne olacak?

Bakanlar Komitesinin 20-22 Eylül toplantılarında Kavala dosyasında somut bir karar almamakla birlikte, dosyada yeni bir aşamanın önünü açması bekleniyor. Bu çerçevede devreye Avrupa Konseyi Genel Sekreteri ama özellikle de siyasi bir platform olan Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) girecek. AKPM içinde kimi siyasi gruplar ve siyasiler Kavala dosyasında Türkiye’ye yaptırım uygulanması fikrini destekliyor. Ancak olası bir yaptırım kararının aylar alacağı söylenmekte. Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyeliğinin askıya alınması olasılığı ise şimdilik dile getirilmiyor. Bakanlar Komitesi, Genel Sekreter ve AKPM’den oluşan üçlü bir mekanizmanın Ankara ile yeni bir diyalog süreci başlatabileceği seçeneği de masada.

AİHM Büyük Dairesi, 11 Temmuz’da açıkladığı Bakanlar Komitesine görüş niteliğindeki kararında, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46(1) maddesi gereğince uymakla yükümlü olduğu 10 Aralık 2019 tarihli Kavala kararından kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediği sonucuna varmıştı.

Paylaşın

Uzaylılara Ev Sahipliği Yapabilecek Gezegen Sistemi Keşfedildi

Bilim insanları uzaylı yaşamına ev sahipliği yapıyor olabilecek, iki uzak gezegenden meydana gelen yeni bir gezegen sistemi keşfetti. Bulunan iki gezegen, LP 890-9 adlı küçük, soğuk bir yıldızın yörüngesinde.

Bu, benzer şekilde ilgi çekici TRAPPIST-1’den sonra gezegenlere ev sahipliği yapan en soğuk ikinci yıldız.

Sistemdeki gezegenlerden biri LP 890-9b olarak biliniyor ve Dünya’dan sadece yüzde 30 daha büyük. Gezegen o soğuk yıldıza o kadar yakın ki bir yıl sadece 2,7 gün sürüyor.

Sistemin LP 890-9c diye adlandırılan, tamamen bilinmeyen başka bir gezegeni daha var. Gezegen, birincisine benzer büyüklükte (Dünya’dan yüzde 40 daha büyük) fakat bir yıl daha uzun sürüyor. Yıldızın etrafında dönüşünü 8,5 günde tamamlıyor.

Yeni araştırma, Speculoos (Search for habitable Planets EClipsing ULtra-cOOl Stars, Ultra Soğuk Yıldızların Yörüngesinde olan Yaşanabilir Gezegenler Arayışı) adlı, yeryüzündeki teleskopları kullanılarak gerçekleştirildi. LP 890-9b gibi çok soğuk yıldızlar bu tür takip gözlemlerine ihtiyaç duyar çünkü uzay teleskopları onları tespit etmekte zorlanabilir.

Bilim insanları, yeni gözlemlerine ilk kez NASA’nın güneş sistemimizin dışındaki gezegenleri arayan Geçiş Halindeki Ötegezegen Araştırma Uydusu tarafından muhtemel bir dünya olarak tespit edilen ilk gezegenin varlığını teyit etme umuduyla başlamıştı. Fakat gözlemler sırasında ikinci gezegen de bulundu.

İkinci gezegen, yıldızın uzaylı yaşamı için ne çok sıcak ne de soğuk olan “yaşanabilir bölgesi”nde.

Birmingham Üniversitesi’nde Ötegezegen Bilimi profesörü ve ikinci gezegenin keşfiyle sonuçlanan gözlemleri planlayan Speculoos çalışma grubunun lideri Amaury Triaud, “Yaşanabilir bölge, Dünya’yla benzer jeolojik ve atmosferik koşullara sahip bir gezegenin, suyun milyarlarca yıl boyunca sıvı kalmasını sağlayan bir yüzey sıcaklığına sahip olacağı kavramdır” dedi.

Bu bize daha fazla gözlem yapma, gezegenin bir atmosfere sahip olup olmadığını öğrenme ve eğer öyleyse içeriğini inceleme ve yaşanabilirliğini değerlendirme olanağı veriyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Orta Ve Batı Afrika’da 57 Milyon Çocuk Okula Gidemiyor

NRC ile UNICEF’in birlikte hazırladığı ortak rapora göre Orta ve Batı Afrika’da 57 milyon çocuk okula gidemiyor. NRC’nin Orta ve Batı Afrika Direktörü Maureen Magee yaptığı açıklamada, “Orta ve Batı Afrika’daki ülkelerin devlet ve hükümet başkanları her çocuğun okula gidebilmesini sağlamak için elinden geleni yapmak zorundadır” dedi.

Bugün açıklanan iki farklı rapor, Afrika kıtasında yaşam koşullarının giderek zorlaştığını ortaya koydu.

Norveç Mülteci Konseyi’nin (NRC) Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ile birlikte hazırladığı ortak rapora göre Orta ve Batı Afrika’da 57 milyon çocuk okula gidemiyor. NRC’nin Orta ve Batı Afrika Direktörü Maureen Magee yaptığı açıklamada, “Ortave Batı Afrika’daki ülkelerin devlet ve hükümet başkanları her çocuğun okula gidebilmesini sağlamak için elinden geleni yapmak zorundadır” dedi.

Rapora göre Orta ve Batı Afrika’da geçen yıl 12 bin 400 okul kapandı. Burkino Faso, Çad, Mali ve Nijer’de çocuk ve gençlerin yarısından fazlası okula gidemiyor. Bu bölgelerde okullar ya silahlı grupların doğrudan hedefi oluyor ya da çatışmalar yüzünden kapatılıyor.

İklim değişikliği nedeniyle göç

Afrika kıtasında eğitimin yanı sıra iklim değişikliğinin sonuçları da ciddi sorunlara neden oluyor. WMO’nun (Dünya Meteoroloji Teşkilatı) açıkladığı iklim raporuna göre geçen yıl Afrika’da 2 milyon 500 bin insan seller, kuraklık ve deniz seviyesindeki yükselme nedeniyle yerini yurdunu terketmek zorunda kaldı. Rapora göre Afrika’da son 30 yılda sıcaklık 0,3 derece arttı. Böylece küresel ısınma 1961-1990 yılları döneme kıyasla 0,1 derece hızlandı.

İklim değişikliğinin etkileri Afrika’da son yıllarda daha somut görülüyor. Etiyopya, Somali, Kenya’nın bir bölümü ve Madagaskar’ın güneyinde kuraklık yaşanırken, Sudan’ın güneyi, Nijerya, Kongo ve Burundi’de sık sık seller oldu.

Sıcaklığın artması, gıda konusunda sıkıntı yaşanmasınında en önemli sebeplerinden biri. 1961 yılından bu yana Afrika’da tarımsal üretim üçte bir oranında azaldı. Küresel ısınmanın 1,5 derece ile sınırlandırılması başarılsa dahi Kuzey ve Güney Afrika’daki bölgelerde tarım ürünlerinde yüzde 60 oranında kayıp yaşanacak. Afrika’da 58 milyon insan gıdaya erişimde sıkıntı çekiyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Avrupa Merkez Bankası’ndan Tarihi Politika Faizi Kararı

Avrupa Merkez Bankası (ECB), 19 ülkeyi resesyona sürükleyen rekor enflasyonla mücadele etmek için tarihinde ilk kez politika faizini 75 baz puan artırdı. ECB geçen ay 2011’den bu yana ilk kez faiz artırmıştı.

Haber Merkezi / Avrupa Merkez Bankası (ECB) politika faizini 75 baz puan artırarak yüzde 1,50’ye yükseltti. Bankanın 25 üyeli yönetim konseyi, perşembe günü temel gösterge faiz oranlarını daha önce görülmemiş bir şekilde dörtte üç oranında artırdı.

Rusya’nın Ukrayna işgali sonrası enerji fiyatlarında yaşanan yüksek artışlar hane halkı üzerinde baskı yarattı ve tüketici fiyatlarındaki artış hızını yeni zirvelere taşıdı.

Euro Bölgesi enflasyonu ağustos ayında yüzde 9,1’e ulaşarak rekor kırdı ve bu, ECB’nin yüzde 4,3 enflasyon hedefinin iki katından fazla.

Bu ay dolar karşısında son 20 yılın en düşük seviyesini gören euro, hala bu seviyelere yakın işlem görüyor ve değeri dolarla hemen hemen aynı.

ECB geçen ay 2011’den bu yana ilk kez faiz artırmış ve 2014’ten bu yana ilk kez Euro Bölgesi’nde negatif faiz dönemine son vermişti.

Küresel enflasyonla mücadele kapsamında dünyanın en büyük ekonomilerinin merkez bankaları nadir görülen faiz kararları uyguluyor.

ABD Merkez Bankası (Fed), Temmuz ayı sonunda politika faizini 75 baz puan artışla yüzde 2,25-2,50 seviyesine yükseltmişti.

İngiltere Merkez Bankası da geçen ay politika faizini 50 baz puanlık artışla 1,75’e yükseltmişti ve bu İngiltere’de son 27 yılın en büyük faiz artırımıydı.

Kanada Merkez Bankası da Çarşamba günü politika faizini 75 baz puan artırarak son 14 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 3,25’e çıkarmıştı.

G7, ülkeleri arasında en yüksek enflasyon oranına sahip İngiltere’nin de önümüzdeki hafta benzer bir yol izlemesi bekleniyor.

Paylaşın

HDP Sözcüsü Günay: Demokrasi İttifakıyla Seçime Gireceğiz

Partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık basın toplantısında açıklamalarda bulunan HDP Sözcüsü Günay, “Hiçbir partiyle bakanlık pazarlığı yapmadık, yapmayız. Seçimlerde alacağımız oylarla halkımız bizi görmek istediği yerde görecektir. Yönetim ehliyetimizi bize birileri değil, halk verecek zaten” dedi.

Haber Merkezi / Günay, açıklamasının devamında, “Ne Cumhur İttifakının ne Millet İttifakının içindeyiz ne de bu ittifakları destekleriz. Bizim böyle bir derdimiz olmadı, olamaz. Emek ve Özgürlük İttifakı dahil en geniş Demokrasi İttifakıyla seçimlere gireceğiz” ifadelerini kullandı.

HDP Sözcüsü Günay, açıklamasını, “Hiç merak etmeyin bizim ne aday ne de tercih yapma sorunumuz var. Türkiye’nin en geniş kesimlerine hitap edecek isimler üzerinde şimdiden tartışmaya başladık. Bizim tasvip etmeyeceğimiz bir adaya asla destek vermeyeceğimizi tekrar belirtmek isteriz” ifadeleriyle sürdürdü.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Sözcüsü Ebru Günay, parti genel merkezinde düzenlediği haftalık baısn toplantısında gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi:

“Seçim hesaplarından başka bir şeyin derdine düşmeyen Millet İttifakı ise makyajcı ve restorasyoncu bir siyasetle günü kurtarmanın derdine düşmüş durumda. Adaylık tartışmalarına sıkışmış durumdalar ve sanki tek önemli olan sandık günüymüş gibi seçim sonrasına dair hiçbir plan ve proje geliştirmiyorlar. “Kime hangi bakanlık verilecek, kim masada olsun, kim olmasın, aday kim olsun” gibi kısır tartışmaları sürdüren, seçim sonrasına dair hiçbir şey söylemeyen bir siyasi hattın, ittifakın içinde zaten biz olmayız, olamayız.

Hiçbir partiyle bakanlık pazarlığı yapmadık, yapmayız. Seçimlerde alacağımız oylarla halkımız bizi görmek istediği yerde görecektir. Yönetim ehliyetimizi bize birileri değil, halk verecek zaten.

Ne Cumhur İttifakının ne Millet İttifakının içindeyiz ne de bu ittifakları destekleriz. Bizim böyle bir derdimiz olmadı, olamaz.

Emek ve Özgürlük İttifakı dahil en geniş Demokrasi İttifakıyla seçimlere gireceğiz. Hiç merak etmeyin bizim ne aday ne de tercih yapma sorunumuz var. Türkiye’nin en geniş kesimlerine hitap edecek isimler üzerinde şimdiden tartışmaya başladık. Bizim tasvip etmeyeceğimiz bir adaya asla destek vermeyeceğimizi tekrar belirtmek isteriz.

Meral Akşener veya onun sözcülerinin işi HDP’ye konum belirlemek değil. Bir kere halk; seni Mehmet Ağar ve Tansu Çiller ile çevirdiğin karanlık işlerden tanıyor. Hiç merak etme, senin bu ülkeye vaat ettiğin tek şey 90’ların karanlığıdır. Hiçbir HDP’li zaten senin olduğun masaya gelmez, hatta oturduğun kıraathanede çay içmez.

Diyarbakır Milletvekilimiz Semra Güzel’in manipülasyonlarla ve ucuz bir şovla gözaltına alınış şekli, 7 Haziran 2015’ten itibaren AKP-MHP bloğu tarafından yürürlüğe konulan algı operasyonlarından biridir. İktidar ve tüm aktörlerin dahil olduğu ve Türkiye halklarına, Kürt halkına umut olmuş Çözüm Sürecinde bir milletvekilimizin yakın arkadaşı ile görüşmüş olmasını kriminalize etmeye çalışanlara asla hesap vermeyeceğiz. Aksine hesap soracağız.

Şırnak’taki ağaç kıyımı, devletin Kürtlere karşı son yüzyılda yürüttüğü şiddet retoriğinin ekolojik boyutlarını göstermesi açısından son derece öğreticidir. 1990’larda başlayan köy boşaltmaları sonrası sistematik hale getirilen doğa talanı, güvenlik adı altında bizatihi devlet ve kolluk güçleri tarafından yapılıyor. 2019’da Cudi’de başlayan ve 2022’ye gelindiğinde en üst boyuta varan ağaç kesimi, koca bir bölgeyi, koca bir ekosistemi göz göre göre yok ederek sürdürülüyor.

Sadece son 7 ayda Şırnak ormanlarının yüzde 8’i yok edildi. Sadece Besta bölgesinde, korucular 2 yılda 500 bin tona yakın ağaç kesti. Günlük 60 TIR odun kesiliyor. Asker gözetimde bir sektör oluşturulmuş ve büyük rantlar elde ediliyor. Temmuz 2022 tarihinde 14 yeni bölgede de ağaç kesimine başlandı. Bunun anlamı günlük yüzlerce ton endemik bitkinin ve tarihin yok edilmesidir.

Yolsuzluk ve gasp ile tanımlanan AKP-MHP iktidar bloku ömrünü bir nefesliğine uzatmak için her türlü kuralsızlığı mübah görecek şekilde kamu kurumlarını birer parti teşkilatı şeklinde çalışır vaziyete getirmektedirler. Son olarak Ağustos ayı enflasyonu aylık yüzde 1,46 olarak hesaplandı TÜİK tarafından.

Yıllık enflasyon ise yüzde 80 olarak hesaplandı. Bağımsız araştırmacılar (ENAG) grubu tarafından hesaplanan enflasyon yüzde 181’dir. Bu rakam bile gerçek enflasyonun altında bir rakamdır. Türkiye halkları büyük bir ekonomik komplonun doğrudan mağdurları olarak yaşamaya devam etmektedirler.

Enflasyon verileri düşük gösterilerek kamu emekçilerinin maaşlarına yapılacak zam hakları gasp ediliyor. Üç kuruş maaşla geçinmeye çalışan emeklilerin maaşlarına yapılacak zam hakları gasp ediliyor. Asgari ücretli soyuluyor, gençler, kadınlar, çiftçiler bu dönüştürücü ve kirli mekanizma tarafından soyuluyor.”

Paylaşın