Pakistan’da Manchar Gölü Taştı; 100 Bin Kişi Risk Altında

ABD Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), Manchar Gölü’nün 25 Temmuz, 28 Ağustos ve 5 Eylül’deki fotoğraflarını paylaştı. Fotoğraflarda 25 Temmuz’da gölde bir farklılık göze çarpmazken 28 Ağustos ve 5 Eylül’dekilerde ise gölün yüzölçümünün genişlediği görüldü.

Haber Merkezi / NASA yetkilileri, taşan gölde suyun akış yolu üzerindeki yüzlerce köyde yaşayan yaklaşık 100 bin kişinin, sel riskiyle karşı karşıya olduğunu bildirdi.

14 Haziran’dan bu yana Pakistan’da etkili olan muson yağmurlarından kaynaklı 1.396 kişi hayatını kaybederken, 12 bin 728 kişi de yaralandı. Bununla birlikte, sel felaketinin ülkeye maliyetinin 10-12,5 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Pakistan İklim Değişikliği Bakanı Şeri Rahman, daha önce sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Pakistan’ın ciddi bir iklim faciası yaşadığını ve bunun son 10 yılda karşılaşılan en zor afetlerden biri olduğunu söylemişti.

“Nüfusunun yüzde 15’i felaketten etkilendi”

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ülke nüfusunun yüzde 15’ine denk gelen 33 milyon kişinin felaketten etkilendiğini belirtmişti.

Başbakan Şerif bu yağmur sezonunda yaşanan kayıpların 2010-11 seneleri ile karşılaştırılabilir olduğunu ve kayıtlardaki en kötü yıl olduğunu ifade etmişti.

Ülke yetkilileri, yaşanan yıkıma iklim değişikliğinin neden olduğunu savunuyor.

Ancak yerel yönetimlerin planlama zafiyeti nedeniyle su baskını riski bulunan yerlerde yapılaşmanın devam etmesinin felaketin sonuçlarının daha da büyümesine yol açtığı belirtiliyor.

Muson yağmurları hakkında

Muson sözcüğü, Arapça “mevsim” sözcüğünden geliyor; yağışların mevsimlik olduğunu vurgulamak açısından bu adlandırma kullanılıyor.

Musonlar denildiğinde akla ilk olarak “Asya musonu” gelse de bunun dışında ABD’nin güneybatı kıyılarını ve Meksika’yı etkileyen Meksika musonu veya Arizona musonu da denilen Kuzeybatı Pasifik Musonu da bilinen mevsimsel yağışlar arasında.

Güney, güneydoğu ve doğu Asya’da etkili olan muson yağışları, temel olarak yaz mevsiminde Umman Denizi, Bengal Körfezi ve Hint Okyanusu’nda denizdeki havanın daha serin olması nedeniyle ısınan Asya kara kütlesinin alçak basınç alanı oluşturmasıyla, nemli hava kütlesinin denizden karaya doğru taşınması sonucu meydana geliyor.

Yaz mevsiminde Hint Okyanusu üzerinde ortalama sıcaklık 25 santigrat dereceyken, karalarda 45 dereceye kadar çıkabiliyor. Denizden karaya doğru esen rüzgarlarla taşınan dev bulut kütleleri Himalaya Dağları’na kadar olan bölgede mevsimsel yağışlara yol açıyor.

Yağışlar, Hint alt kıtası, Hindi Çini ve güneydoğu Asya ülkeleri ile Çin, Kore Yarımadası, Japonya’ya kadar olan bölgede etkili oluyor. Ancak yağışların en fazla etkilediği bölge, cephe kütlesinin kuzeydeki Himalaya Dağları ile karşılaşarak sıkıştığı Hindistan, Nepal, Butan, Bangladeş, Myanmar’ı içine alan bölge. Bu bölgede yağışlar zaman zaman on binlerce insanın evlerini terk etmesine neden olan sellere yol açıyor.

İklim krizi

Öte yandan, iklim krizi de söz konusu yağışların şiddetini ve yarattığı etkileri arttırabiliyor. Örneğin, çevre örgütü Germanwatch’ın Küresel İklim Riski verilerine göre, Güney Asya ülkesi Pakistan, halihazırda iklim krizinin sebep olduğu aşırı hava olaylarına karşı en kırılgan sekizinci ülke olma özelliği taşıyor.

İklim Değişikliği Bakanı Sherry Rehman da 6 Temmuz’da, yaşanan seller ile ilgili açıklamasında, “Bir gün yanıyorsunuz, ertesi sabah su baskınları bekliyorsunuz… Yani, Pakistan’daki durumun ne kadar ciddi olduğunu görebilirsiniz” demişti.

Paylaşın

Türkiye, Görülmemiş Sıcaklarla Kavrulacak

Almanya merkezli Max Planck Ensititüsü ve Kıbrıs Enstitüsü’nün ortak araştırmasına göre, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’da hava sıcaklığı yakın zamanda benzeri görülmemiş bir şekilde artacak.

Max Planck Ensititüsü’nün bilim dergisi Reviews of Geophysics’de yayımlanan rapora göre; Türkiye dahil bölgedeki ülkelerin gelecek yıllarda sıcak hava dalgaları, kuraklık, toz fırtınaları, aşırı yağış gibi krizler yaşayacağına dikkat çekildi.

Araştırmada, gereken önlemler derhal alınmazsa Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’nun çok ciddi bir iklim krizinin etkisi altına gireceği belirtildi. Bölgenin “iklim değişikliğinin merkezi” olarak tanımlandığı raporda, bölgede sıcaklık artış hızının küresel ortalamanın neredeyse iki katı olduğu vurgulandı.

Su ve gıda krizi yaşanacak

Bu yüzyılın sonuna kadar bölgede sıcaklıkların 5 dereceye kadar artacağı, özellikle yaz aylarında benzeri görülmemiş kavurucu sıcaklar yaşanacağı tahmin ediliyor.

Rapora göre yağış miktarının da azalmasıyla bölge çok ciddi bir su ve gıda krizi yaşayacak, tüm ekonomik sektörler krizden etkilenecek.

Tarım alanları yok olmanın eşiğinde

Bölgede yaşayan 400 milyon kişi çok yıkıcı etkilerle karşı karşıya kalacak. Su seviyelerinin yükselmesiyle birçok yerde kıyı bölgeler ve tarım alanları yok olmanın eşiğine gelecek.

Raporda, iklim krizinin vuracağı ülkeler arasında Türkiye’nin yanı sıra Yunanistan, Katar, Suriye ve Suudi Arabistan da yer aldı. Ayrıca siyasi krizlerin ve çatışmaların yaşandığı bölgede ülkelerin iklim kriziyle mücadele için bir araya gelmesinin zor olduğu da kaydedildi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Tarımsal Sulamaya 9 Ayda Yüzde 143 Zam!

CHP’li Ahmet Akın, “Son 9 ayda tarımsal sulamaya yapılan toplam zam oranı yüzde 143’e çıkarken çiftçilerimiz artık yeterli sulama yapamadığı için verim kaybı yaşıyor. Tüm bunlar bu projeye hız kazandırmamıza neden oldu. Çiftçinin vakti kalmadı” dedi.

Enerji fiyatlarındaki artıştan en çok etkilenen kesimler arasında yer alan çiftçiler için muhalefet harekete geçti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Çiftçilere ücretsiz elektrik” vaadi kapsamında Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, gelecek yıl kurulması planlanan güneş enerji santralının alanının belirlenmesi amacıyla Urfa’da saha çalışması yapacak.

BirGün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre; CHP Genel Başkan Yardımcısı Akın, “Genel Başkanımızın çiftçilere ücretsiz elektrik vaadinin ardından biz çalışmalarımıza başlarken AKP ise elektrikte tarımsal sulama tarifesine tam üç defa zam yaptı. Son 9 ayda tarımsal sulamaya yapılan toplam zam oranı yüzde 143’e çıkarken çiftçilerimiz artık yeterli sulama yapamadığı için verim kaybı yaşıyor. Tüm bunlar bu projeye hız kazandırmamıza neden oldu. Çiftçinin vakti kalmadı” dedi.

“Tarla sulamanın maliyeti 2,5 kat arttı”

Akın, son bir yılda enerji fiyatlarının yüksek oranda arttığını ve çiftçilerin tükenme noktasına geldiğini bildirerek şunları söyledi:

“AKP, tarımsal sulama tarifesine 1 Ocak’ta yüzde 90 oranında zam, 1 Mart’ta göstermelik KDV indiriminin ardından 1 Haziran’da yüzde 15 zam ve son olarak 1 Eylül’de tekrar yüzde 20 oranında zam yaptı. Yani çiftçimizin tarlasını sulamasının maliyeti neredeyse 2,5 kat arttı.”

Paylaşın

Avrupa Birliği, Enerji Krizine Çare Arıyor

Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkenin enerji bakanları Cuma günü Brüksel’de düzenledikleri olağanüstü toplantıda kış mevsimi öncesi artan enerji fiyatlarıyla mücadele konusunu ele aldı.

Rusya’nın Ukrayna işgali sonrasında doğal gaz fiyatları rekor düzeylere yükselirken, AB ülkeleri Rusya lideri Vladimir Putin’in doğal gaz akışını tamamen kesme tehlikesi karşısında büyük bir belirsizlik içinde bulunuyor.

Savaş öncesi çoğunluğu Almanya’ya olmak üzere gaz ithalatının yüzde 40’ını Rusya’dan yapan AB, enerji ihtiyacının kesintisiz bir şekilde karşılanabilmesi için çare arıyor.

AB dönem başkanlığını yürüten Çek Cumhuriyeti tarafından yayınlanan toplantı özetine göre, yükselen tüketici faturalarına çare arayan bakanlar AB’nin yürütme organı AB Komisyonu’ndan doğrudan Rusya’yı hedef almayan ancak gazda tavan fiyat da dahil olmak üzere acil durum önlemleri almasını istedi.

Rusya Devlet Başkanı Putin bu hafta yaptığı açıklamada Rusya’ya gazda tavan fiyat uygulanırsa Moskova’nın Avrupa’ya tüm gaz arzını keseceğini açıklamıştı.

AB’nin henüz kesinleşmemiş olan planına göre hükümetler gaz dışı enerji üreticilerinin yüksek fiyatlar nedeniyle elde ettiği fazla geliri kısmen tırpanlayarak bu parayı tüketici faturalarını düşürmek için kullanacak.

Toplantı özetine göre fosil yakıt şirketlerinin “dayanışma vergisi” ödemesi de öngörülüyor.

Toplantıda, elektrik üreticilerinin fazla gelirlerinin zor durumdaki hane halkları ve işletmeler için kullanılabilir hale getirmek; talep azaltımının teşvik edilmesi; gaz fiyatı üst sınırı oluşturulması ve mali zorluklar yaşayan kamu hizmeti şirketlerini desteklemek gündeme gelen tedbirler oldu.

AB Komisyonu’nun Rus gazına fiyat üst sınırı teklifinin ise toplantıda geniş bir destek bulamadığını gösterdi.

Habeck: Top AB Komisyonu’nda

Çek Sanayi Bakanı Jozef Sikela toplantı sonrasındaki açıklamasında, “Vatandaşlarımızı ve işletmeleri hayal kırıklığına uğratmayacağımızdan emin olmalıyız” dedi.

Sikela “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin enerji savaşını başlattığında, bizi bölmeyi ve demokratik toplumlarımıza ve ekonomilerimize zarar vermeyi umuyordu. Bunu başaramadı ve başaramayacak da” ifadelerini kullandı.

Başkan yardımcısı ve Almanya Ekonomi Bakanı Robert Habeck, “Fiyatları düşürmemiz gerekiyor” dedi ve bu nedenle elektrik piyasasındaki kuralların değişmesi gerektiğini kaydederek “Top Avrupa Komisyonu’nda” dedi.

AB Komisyonu’nun ilk yasa taslağını önümüzdeki hafta içinde sunması öngörülüyor. Taslak onaylanmadan önce AB başkentleri tarafından değiştirilebilecek. Komisyon’un Eylül ayı ortasına kadar uygulanabilir teklifler içeren bir plan hazırlaması gerekiyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, Operasyonu Etkisiz Bıraktı: Dekontlar CHP’nin Elinde Mi?

Gazeteci İsmet Demirdöğen, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün isim vermeden kendisine yönelik eleştirilere karşı cevap verdiği tweetlere yönelik “CHP Genel Merkezi’nin elinde çekilmek istenen operasyonla bağlantılı olarak WhatsApp yazışmaların olduğu, kimilerine havale edilen ücretlerin dekontlar olduğu söyleniyor” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün paylaştığı tweetlerde, “Haksızlıklar karşısında kalemini dahi oynatmayan, televizyonlarda konuşmayan, “Alo Holdinglerin” medyası bana ders vermeyi bıraksın, ateş olsalar cürmü kadar yer yakarlar” ifadesini kullanmıştı.

‘Alo Holding’ ifadesine ilişkin Halk TV’de İnan Demirel ile Gündem Özel’de değerlendirmeler yapan gazeteci İsmet Demirdöğen, “CHP Genel Merkezi’nin elinde çekilmek istenen operasyonla bağlantılı olarak WhatsApp yazışmaların olduğu ellerinde, kimilerine havale edilen ücretlerin dekontlar olduğu söyleniyor” dedi.

Demirel’in “Altılı masanın adayı Kemal Kılıçdaroğlu olursa seçimi kazanmak riskli algısını ve bunu güçlendirecek bir takım anket sonuçlarının yayılması ya da yazılar yazılması için para ödeyen birileri mi var?” sorusuna yanıt veren Demirdöğen şu açıklamaları yaptı:

“Bir anketi, kamuoyu araştırması yapmak için 200-300 bin lira gibi bir paraya ihtiyacınız var. Siz her hafta, her ay araştırmalar yapıyorsanız bu gibi büyük meblağlara tekamül eder. Bir araştırma şirketi her hafta, her ay bir araştırmayı kendi öz kaynakları ile kolay kolay yapamaz. Bunun için bir ısmarlayanın ve parayı verenin olması gerekir. Dolayısıyla bu kamufle edilmiş bir şekilde, beşli grup içerisinden desteklenen bir yapının iş adamları üzerinden böylesine kamuoyu araştırmaları ısmarladığı, bu araştırmalarının sonucunun da medyada görünür olması için harekete geçtiği ve bunun parasını da bu iş insanlarının verdiği ki ne yazık ki altılı masanın bileşenlerinin büyük bölümü de bu araştırmaları yapan şirketlerin abonesi durumunda.

Paylaımayı düşünmüyorlar

CHP Genel Merkezi bu yazışmaları ve dekontları paylaşmayı şimdilik düşünmüyor. Kemal Kılıçdaroğlu bunu bildiğini söylüyor. ‘Holdinglerin medyası’ derken de o holdingleri biraz çoğul kullanıyor. Değerli bir araştırmacı, birkaç gün önce bir tweet dizisi ortaya koyuyor. ‘Cumhur ve Millet İttifakı’nın oyları başa baş. Çıkaracağı milletvekili sayısı da eşit olacak. Dolayısıyla anayasa değişmeyecek. Popülaritesi yükselen Kılıçdaroğlu aday olursa ivmesi giderek yükselen Akşener oyun dışı kalıp, başbakan bile olmayacak. Hatta anayasayı değiştirseler bile parlamentoda onay alabilmesi için HDP oy vermeyecek’ diyor. Bu, İYİ Parti’nin içerisine ‘Akşener’i aday yapın, yeniden aktör olun, adayı siz belirleyin’ gibi mesajlar içeriyor.

CHP, belki de bu şirketlere aktarılan paraların dekontlarına sahip olabilir. WhatsApp üzerinden vicdanlı insanlar kendilerine gelen mesajı paylaşmış olabilirler. “

Paylaşın

Demirtaş’tan Dikkat Çeken ‘Altılı Masa’ Yorumu: Kürt Sorununa…

Eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, ‘Altılı Masa’da HDP üzerinden başlayan polemiğe ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Eğer Altılı Masa’nın Kürt sorununa ilişkin barışçıl bir çözüm vizyonu yoksa ve ‘Biz iktidara gelirsek daha çok terörist öldürürüz ve Kürt sorununu da böylece çözmüş oluruz’ diyorlarsa açık açık söylesinler de bilelim” dedi.

Demirtaş, konuya ilişkin değerlendirmesinin devamında, “Çünkü bu halkın insanları; milyonlarca kişinin ağabeyi, ablası, kızı, oğlu, torunu, arkadaşı dağda ve o milyonlarca kişi, yakınlarını, sevdiklerini daha iyi öldürsünler diye kimseye değil oyunu, günahını bile vermez” ifadelerini kullandı.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, T24’te yayınlanan “HDP Sorunu!” başlıklı yazısında PKK üzerinden HDP’ye üzerinden yürütülen siyasi tartışmalara tepki gösterdi.

Yazısında “Gereksiz bir bakanlık tartışması nedeniyle bugünlerde herkes her yerde HDP’yi tartışıyor, ahkam kesiyor ya da asıp kesiyor.” diyen Demirtaş, Millet ittifakı arasındaki polemiğe de “Eğer Altılı Masa’nın Kürt sorununa ilişkin barışçıl bir çözüm vizyonu yoksa ve ‘Biz iktidara gelirsek daha çok terörist öldürürüz ve Kürt sorununu da böylece çözmüş oluruz’ diyorlarsa açık açık söylesinler de bilelim. Çünkü bu halkın insanları; milyonlarca kişinin ağabeyi, ablası, kızı, oğlu, torunu, arkadaşı dağda ve o milyonlarca kişi, yakınlarını, sevdiklerini daha iyi öldürsünler diye kimseye değil oyunu, günahını bile vermez” karşılığını verdi.

Demirtaş, “kesişen sosyolojiye rağmen HDP, PKK’nin uzantısı ya da siyasi kolu değildir. HDP anayasal, meşru, demokratik bir siyasi partidir” vurgusu yaptığı yazısının dikkat çeken bölümleri şöyle:

Tekrar belirtelim, kesişen sosyolojiye rağmen HDP, PKK’nin uzantısı ya da siyasi kolu değildir. HDP anayasal, meşru, demokratik bir siyasi partidir. HDP ile memleketin sorunlarını ve çözümlerini konuşmak için “Önce terörle arana mesafe koy” saçmalığını dayatanlara şunları sorup cevabı da onlardan bekleyelim:

– Erdoğan, Öcalan ile resmi olarak görüşürken Öcalan’dan “terörle arasına mesafe koymasını” istemiş olabilir mi?

– Erdoğan, PKK ile resmi olarak görüşürken, PKK’den PKK ile arasına mesafe koymasını istemiş olabilir mi?

Peki siz HDP’ye “Terörle arana mesafe koy!” diye gürlediğinizde (!) HDP ne diyor? “Hayır, ben terörden yanayım, terör ilelebet sürüp gitsin istiyorum” mu diyor? Yoksa “Gelin el ele verelim, silah meselesini siyasi yollarla çözüp iç barışı sağlayarak demokrasiyi büyütelim” mi diyor?

Yani siz HDP’ye diyorsunuz ki, “Sen de gel bizim saflarımıza katıl, terörle birlikte mücadele edelim ve dağa çıkmış Kürt çocuklarını hep beraber öldürelim.”

HDP ne diyor? “Hayır, kimse kimseyi öldürmesin. Ölen Kürt de Türk de bizim çocuklarımızdır. Gelin beraberce konuşalım ve sorunlara barış yoluyla çözüm bulalım.”

Evet, durum tam olarak budur. Kimse aklımızla alay etmesin.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Çok Sert ‘Beşli Çete’ Çıkışı

Parti Meclisi’nde açıklamalarda bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Birileri 5’li çeteleri, kendi medyasını, yolsuzluk yapanı harekete geçirebilir. Onların 7 düveli gelse bir adım geri atmayacağız. Linç girişiminde bulunuldu, kurşunlar atıldı, öldürülmek istendik ama tek adım geri atmadık. Çünkü biz Mustafa Kemal’in askerleriyiz” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuşmasında, Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığının tehlikede olduğunu belirterek, “Bu ülkeyi kuranlara bizim borcumuz var. 99 yıldır bu partide görev alan herkes bu mücadelenin bir parçası oldu, bundan sonraki gelecek kuşaklar da bu mücadelenin bir parçası olacaklar” dedi ve ekledi:

“Bugün, 21. yüzyılın Türkiye’sinde ekonomik bağımsızlığımız tehlikededir. Düne kadar kızdıkları, küfür ettikleri kişilerin ayaklarına gidiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenlerin birilerine el avuç açmasını doğru bulmuyoruz ve kabul etmiyoruz.”

Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, “Ekonomik bağımsızlığınızı sağlamazsanız Türkiye’yi büyütemezsiniz. Emperyal güçlerin talepleri doğrultusunda iş yaparsanız başınız belaya girer” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Parti Meclisi’nde açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları şöyle:

“Hangi koşullarda Cumhuriyet kuruldu, Çanakkale’yi hepiniz bilirsiniz. Çanakkale’de mücadele ettiler ve geçilmez kıldılar. O geçilmeyen Çanakkale bir kişinin iradesiyle geçilir hale geldi.

Devletin bir kişiye teslim edildiğini biliyoruz. Yasama, yürütme, yargı yok; demokrasi yok. Her birimizin bu ülkeye karşı sorumluluğu var. Çetelerin kol gezdiği bir dönemde yaşıyoruz.

“Ekonomik bağımsızlığımız tehlikededir”

Bu ülkeyi kuranlara bizim borcumuz var. 99 yıldır bu partide görev alan herkes bu mücadelenin bir parçası oldu, bundan sonraki gelecek kuşaklar da bu mücadelenin bir parçası olacaklar.

Bugün, 21. yüzyılın Türkiye’sinde ekonomik bağımsızlığımız tehlikededir. Düne kadar kızdıkları, küfür ettikleri kişilerin ayaklarına gidiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenlerin birilerine el avuç açmasını doğru bulmuyoruz ve kabul etmiyoruz.

Nereden nereye

  • 1 Haziran 1930’da Merkez Bankası kuruldu. TC’nin kendi parasını kuracak bankası yoktu. Bankası yabancılara aitti.
  • 5 Şubat 1932 ilk Türkçe hutbe Süleymaniye Camisi’nde okutuldu. Çünkü o zamana kadar hutbeler Arapçaydı. Şu öngörüye bakar mısınız.
  • 1940’lı yıllarda dünyaya uçak ihraç eden 4 ülkeden biri Türkiye oldu.
  • 1936 yılında kendi denizaltımızı yaptık. 1938 çiftçi çalıştı, üretti. Onlara sahip çıkmak için Toprak mahsülleri ofisi kuruldu.
  • 1938’de FİSKOBİRLİK kuruldu. Şimdi fındık egemen güçlere teslim edilmek isteniyor.
  • 1940 Batman’da petrol bulundu. Ve ilk petrol rafinesi yapıldı.
  • 1944 Osmanlı’nın borçları son kuruşuna kadar ödendi. Gidip hiç kimseye yalvarmadan Osmanlı’nın borçlarını ödediler.

“Emperyaller maşa kullanır”

Okullarımızda bizim tarihimiz çocuklarımıza doğru öğretilmiyor. Verdiğimiz mücadelede doğru öğretilmiyor. Ekonomik bağımsızlığınızı sağlamazsanız Türkiye’yi büyütemezsiniz. Emperyal güçlerin talepleri doğrultusunda iş yaparsanız başınız belaya girer.

Genç arkadaşlarım unutmasınlar hiçbir emperyal güç, ateşi kendi tutmaz, maşa kullanır. Bugün geldiğimiz noktada emperyal güçlerin, mevcut yönetimi nasıl kullandığını çok iyi biliyoruz.

“Bu can bu bedende kaldığı sürede papazı alamazsın” dedi. Söyleyen kişi Türkiye Cumhuriyeti devleti adına konuşuyor. Tıpış tıpış verdiler. Ne demek bu? Baskılara katlanamıyor demektir. Çünkü açığı var demektir.

Devleti yöneten bir kişiyi başka bir güç “Bak beni kızdırma senin mal varlığını açıklarım” dediği anda, Milli Kurtuluş Savaşı’nı vermiş devletin başındaki kişinin “Araştırmazsanız namertsiniz” demesi lazım.

Tarihin CHP’ye yüklediği ciddi bir görev var. Bu görevi şuanda beraber yerine getireceğiz. Bizim yaşamımızda korkuya yer yok, olamaz zaten. Hiçbir güce boyun eğmeyeceğiz, eğemeyiz! Bizim mücadelemiz bir hak, halk ve bağımsızlık mücadelesidir.

“Mustafa Kemal’in askerleriyiz”

Birileri 5’li çeteleri, kendi medyasını, yolsuzluk yapanı harekete geçirebilir. Onların 7 düveli gelse bir adım geri atmayacağız. Linç girişiminde bulunuldu, kurşunlar atıldı, öldürülmek istendik ama tek adım geri atmadık. Çünkü biz Mustafa Kemal’in askerleriyiz.

Gençlerimiz hayallerini yurtdışında arıyorsa burada bir sorun vardır. Bir kere söyledim bir kere daha söyleyeğim; sizin hayalleriniz benim hedefim olacaktır”

Paylaşın

Finlandiya, 6 Kişinin Türkiye’ye İade Sürecinin Yeniden Görülmesini Reddetti

Finlandiya Adalet Bakanlığı, Türkiye’nin istediği 6 Türk’ün iadesine ilişkin yargı sürecinin yeniden değerlendirilmesi talebini reddetti. Türkiye, Finlandiya’dan 12 kişinin iadesini istemişti.

Adalet Bakanlığı, Türkiye’den ağustos ayında daha önce reddedilen altı davanın yeniden değerlendirilmesi talebinin geldiğini doğruladı ancak kararın “son karar” olduğunu bildirdi.

Bakanlığın kıdemli uzmanlarından Sonja Varpasuo, Türkiye’nin talebinde farklı suçları terörizm olarak gördüğünü belirti.

Varpasuo “Davalar kapandı ve son karar verildi. Sınır dışı yasasına dayanarak Adalet Bakanlığı’nın kararının temyiz edilmesi mümkün değil” dedi.

Varpasuo ayrıca “Son kararın yeniden açılması, kararı ciddi anlamda etkileyecek tamamen yeni bir raporun sunulması durumunda mümkün olabilir” diye konuştu. Helsinki’ye göre iade talepleri konusunda Türkiye’den bir dosya sunulmadı.

Türkiye, Finlandiya’da 12, İsveç’te 21 şüphelinin iadesini talep etti

Türkiye, PKK’yla bağlantılı kişilerin “sığınma yeri” haline gelmekle suçladığı Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğine karşı çıkmıştı.

Üç ülke haziran ayında Madrid’de düzenlenen NATO Zirvesi’nde üçlü muhtıra imzalayarak terörizme karşı mücadelede işbirliğine karşılığında NATO üyeliğinin kabulünde anlaşmıştı.

Bunun üzerine Türkiye’nin Finlandiya’daki 12, İsveç’teki 21 şüphelinin iadesini talep ettiği bildirildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Stocholm’den “73 teröristin” sınır dışı talebinin değerlendirileceği sözü aldığını ifade etmiş, ancak gerekli adımların atılmaması halinde “sürecin donacağı” uyarısında bulunmuştu.

Ağustos ayında Helsinki’de bir araya gelen üç ülke yetkililer Ankara’nın şartlarını görüşmüş sonbaharda yeni bir toplantı yapmak üzere anlaştıklarını duyurmuştu.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğinin gerçekleşmesi için hala Türkiye’nin üyelik anlaşmasını parlamentoda onaylaması gerekiyor.

Bugüne kadar Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Çekya, Kanada ve Kuzey Makedonya parlamentoları İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılım anlaşmasına dair onaylama sürecini tamamladı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Satılık Konut Sayısı Arttı, Talep Azaldı

Temmuz ayında satılık konutlarda yaşanan talep gerilemesinin ağustos ayına da yansıması bekleniyor. Sektör otoritelerine göre daralma, fiyatlarda yaşanan aşırı artış, kamu bankalarının kredileri kısması ve yabancı yatırımcının piyasadan çekilmesinden kaynaklanıyor. Nakit paranın kur korumalı mevduata kayması da talebi etkiledi.

Türkiye’de satılık konuta olan yüksek talep temmuz ayında geriledi. Dünya Gazetesi’nden Leyla İlhan’ın haberine göre, benzer tablonun yakın zamanda açıklanacak ağustos ayı konut satış verilerinde de yaşanması bekleniyor. Azalan talepten dolayı konutta satış süreleri günlerden 2 ila 3 aya varan sürelere uzarken, satış için bekleyen ev sayısında artışa neden oldu.

Yıllık 1,5 milyon yeni konuta ihtiyaç duyulan Türkiye’de verilere göre 2022 yılı Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında her 3 gayrimenkul arzından 1’i bir sonraki aya kadar yayında kalıyor. Temmuz ayında satışa çıkan gayrimenkullerin yüzde 41’den fazlası ağustos ayına kadar yayında kalırken, temmuz ayında satışa çıkan gayrimenkullerin yüzde 18’inden fazlası eylül ayına kadar yayında kaldı. Sektöre göre talepteki daralma fiyatların çok fazla yükselmesi, kamu bankalarını kredi musluklarını kısması ve yabancının piyasadan çekilmesinden kaynaklanıyor.

Yabancılar çekildi mi?

Sektördeki daralmayı değerlendiren Emlakjet CEO’su Tolga İdikat, alım tarafında iki aydan bu yana daralma yaşandığını, bu durumun da bekleyen satılık konut sayısında artışa neden olduğunu söyledi. İdikat nedenlerini şöyle açıkladı:

“Çünkü yabancı piyasadan çekildi. 400 bin dolar ve Türkiye’de yabancıya oluşan antipati bunda etkili oldu. Ayrıca ev sahiplerinin enflasyonu yakalamak için fiyatları çok hızlı artırması nedeniyle insanların bunu karşılayacak durumda olmamaları konut satışlarını düşürdü. Bir diğer etken ise hem konut kredilerinin yüksek olması hem de kredi verilmemesi oldu. Kredi çıkmayınca peşin para ile almak gerekiyor. Ancak peşin parası olanda Kur Korumalı Kredi’ye (KKM) ya da şu aralar yeniden hareketlenen dövize yöneliyor. Buna yaz sezonundaki durgunluk da eklenince satışlar yavaşladı.”

Özel bankalara göre daha düşük faizle konut imkanı sağlayan kamu bankalarının neredeyse konut kredi pazarından çekildiğini dile getiren İstanbul Gayrimenkul Değerleme ve Danışmanlık AŞ Kurucu ve Yönetici Ortağı Ahmet Büyükduman da, “ Verilen krediden 220 bin ila 500 bin TL sınırından bahsediyorlar. Kamu tarafından kredi yok. Böyle olunca 1.29’la kamu bankasından kredi alamayan özelden 2.30’a kredi almak zorunda kalıyor. Bu da faizlerin yükselmesi anlamına geliyor ki faizlerin düştüğü bir ortam da talep düşer” diye konuştu.

Satışlarda bir zayıflama olduğunu, muhtemelen 2020 hariç son beş yılın gün bazında en düşük satış adedi bu ağustosta olacağını dile getiren Büyükduman, bunda takvim ve yaz etkisinin olup olmadığının ise sonbahar aylarında ortaya çıkacağını kaydetti.

Paylaşın

Kuzey Kore Nükleer Silahlardan Vazgeçmeyecek

Kore Merkezi Haber Ajansına göre, Devlet Başkanı Kim Yong-un, Kuzey Kore Parlamentosunun nükleer silahların kullanımını düzenleyen yasanın kabul edildiği dünkü oturumunda konuştu.

Ülkesinin nükleer silahlardan asla vazgeçmeyeceğini belirten Kim, Güney Kore ve ABD’yi ortaklaşa yürüttükleri “tehlikeli” askeri tatbikatlar nedeniyle eleştirdi.

Anadolu Ajansı haberine göre, Kim, “ABD’nin sadece Kuzey Kore’nin nükleer gücünü ortadan kaldırma değil aynı zamanda ülkenin meşru müdafaa haklarını zayıflatarak hükümeti çökertme eğilimi” içinde olduğunu ileri sürdü.

Kabul edilen yasa, Kuzey Kore’nin “nükleer veya nükleer olmayan bir tehdit” ile karşı karşıya gelmesi durumunda orduya düşmanın komuta merkezlerine “otomatik” olarak nükleer saldırıları başlatma yetkisi veriyor.

Bunun yanı sıra, yasa ile ülkenin ve halkın bir “felaket krizi” yaşaması halinde nükleer silahları kullanılabileceği belirtiliyor.

Kuzey Kore’nin nükleer santral kronolojisi 

Beş ülke – Amerika Birleşik Devletleri, Güney Kore, Rusya, Çin ve Japonya, Piyongyang yönetimine nükleer silah gelişimi yönündeki hırsından vazgeçmesi için baskılarını artırıyor.

Kuzey Kore’nin nükleer santral kronolojisi şöyle:

1993

Kuzey Kore yetkilileri yaptıkları açıklamada Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşmasından çekildiklerini açıkladılar; ancak daha sonra bu karardan geri adım attılar.

1994

Kuzey Kore ve ABD, Piyongyang’ın nükleer silah programını dondurması karşılığında uluslararası yardımla iki adet elektrik gücü sağlayan nükleer santralin inşa edilmesini öngören bir anlaşma imzaladılar.

1998

Ağustos

Kuzey Kore, Japonya’nın istediği herhangi bir şehrini ve bölgesini vurabilme kapasitesine sahip olduğunu kanıtlamak için Japonya üzerinden Pasifik Okyanusuna iki adet füzeyi ateşledi.

Kasım

ABD ve Kuzey Kore, Kuzey Kore’nin geliştirmekte olduğu şüpheli yeraltı nükleer faaliyetlerle ilgili ilk üst düzey yuvarlak masa görüşmelerini Pyongyang’da gerçekleştirdiler. ABD konuyla ilgili Kuzey Kore’de müfettişlerin konuşlandırılması talebinde bulundu.

1999

Mayıs

Eski Savunma Bakanı William Perry, Kuzey Kore resmi gezisi sırasında silahsızlanma önerisinde bulundu.

Eylül

13 Eylül: Kuzey Kore uzun menzilli füze denemelerini donduracağının güvencesini verdi.

17 Eylül: Başkan Clinton Kuzey Kore’ye karşı gerçekleştirilen ekonomik yaptırımları gevşettiğini açıkladı.

Aralık

ABD denetimindeki bir konsorsiyum, daha güvenli batı tipi iki hafif su nükleer santralinin Kuzey Kore’de inşa edilmesi için 4,6 miyar dolarlık bir antlaşma imzaladı.

2000

Temmuz

Kuzey Kore, nükleer tesislerin inşasının ertelenmesinden kaynaklanan elektrik kaybının ABD tarafından karşılanmaması durumunda yeniden nükleer programını başlatacağını açıkladı.

2001

Haziran

Kuzey Kore yönetimi, Bush yönetimi ikili ilişkileri normale dönüştürmezse moratoryum kararını gözden geçireceğini ve füze denemelerine devam edeceğini açıkladı.

Temmuz

ABD Dışişleri Bakanlığının raporunda Kuzey Kore’nin uzun-menzilli füze sistemini geliştirmeye devam ettiği açıklandı. Bush yönetiminden bir resmi yetkilinin söylediğine göre Kuzey Kore yönetimi Taepodong-1 adında bir füzenin geliştirilmesine devam etmektedir.

Aralık

Bush, Irak ve Kuzey Kore’nin “ulusları terörize etmede kullanılabilecek” kitle imha silahları üretmekten sorumlu tutulabileceğini belirtti.

2002

Ocak

29 Ocak: Bush ulusa seslenişinde yaptığı konuşmasında Kuzey Kore, İran ve Irak’ı “şer ekseni” olarak tanımladı ve bu ülkelerin dünya için ciddi anlamda bir tehlike ve mezar oluşturduklarını beyan etti.

Ekim

Bush yönetimi, 1994 yılında Kuzey Kore ile yapılan antlaşmanın bozulduğunu, buna sebep olarak da Kuzey Kore’nin nükleer silah programını açıklamasını söylediler. Diğer taraftan Amerikalı yetkililerin olayı kanıtlamalarından sonra Kuzey Koreli yetkililer haberi doğruladılar.

Kasım

1994 yılında yapılan anlaşmaya göre Kuzey Kore’ye sağlanan petrol yardımı, ABD, Japonya ve Güney Kore tarafından durduruldu.

Aralık

Kuzey Kore, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) müfettişlerini ülkeden çıkarıp nükleer tesislerde yerleştirmiş oldukları kamera ve diğer denetleyici araçları yerlerinden söktü.

2003

Ocak

10 Ocak: Kuzey Kore, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Atlaşması’ndan (NPT) geri çekildi.

Şubat

5 Şubat: Kore Merkezi Haber Ajansı’nın bir haberine göre nükleer güç imkânları yeniden harekete geçirildi.

12 Şubat: 35 üyeli Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) idare heyeti Kuzey Kore’nin atom şemsiyesinde olduğunu açıklayarak durumu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne rapor etti.

24 Şubat: Kore yarımadası ve Japon Denizi arasında bulunan bölgede Kuzey Kore karadan – denize füze sisteminin deneme atışını gerçekleştirdi.

26 Şubat: ABD Kuzey Kore’nin Yongbyon’da bulunan beş megavatlık nükleer reaktörünü yeniden aktif hale getirdiğini açıkladı.

Mart

Kuzey Kore karadan-denize füze sistemini Japon denizinde denedi.

Temmuz

Kıdemli ABD yetkilisinin haberine göre komünist ülkenin nükleer silah geliştirme yönündeki çabalarının, zayıflatılmış nükleer çubukların yeniden geliştirmeye başlayarak devam etmekte olduğunu açıklandı.

Ağustos

Kuzey Kore krizine yönelik görüşmelerde, ABD, Güney Kore, Kuzey Kore, Çin, Japonya ve Rusya devletleri yer almaktadırlar .

2004

Şubat

Altı-ulus görüşmeleri devam etmekte ancak bir sonraki görüşmenin dışında mutabakata ulaşılamadı.

Haziran

Kuzey Kore krizine yönelik görüşmelerde, ABD, Güney Kore, Kuzey Kore, Çin, Japonya ve Rusya devletleri yer almaktadırlar .

Ağustos

Kuzey Kore, Eylül ayında gerçekleştirilmesi öngörülen altı-ulus görüşmeleri çalışma toplantılarına katılmayacağını bildirdi. Yardımın devam etmesi, yaptırımların kaldırılması ve ABD’nin terör örgütlerine destek veren ülkeler listesinden çıkartılmasından sonra nükleer programını donduracağını belirtti. ABD ise Kuzey Kore’den tüm nükleer aktivitelerini bildirmesini ve denetleyicilerin çalışmalarına izin vermesini istedi.

Eylül

Eylül ayında gerçekleştirilmesi öngörülen alt-ulus görüşmeleri, ABD ve Kuzey Kore’nin birbirini suçlamasından dolayı ileri bir tarihe ertelendi.

2005

Şubat

Piyongyang ilk defa nükleer silah varlığı hakkındaki kamuya yönelik yaptığı açıklamada, Nükleer Silah Geliştirme programının olduğunu itiraf etti ve bunu da geliştireceğini söyledi. Bu tutumu ABD’nin Kuzey Kore yönetimini devirme çabasından dolayı olduğunu da açıkladılar.

Mart

ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın demecine göre Kuzey Kore’nin nükleer programını sona erdirme yönündeki çabalarının sona erdiğini bu yüzden de uluslararası toplumun ve ABD’nin bu konuya dair “başka yollar” izleyeceğini söyledi.

Bu arada Birleşmiş Milletlere bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) başkanı Muhammed El Baradey bir demecinde, Kuzey Kore’nin bulundurduğu nükleer silah programından dolayı İran’dan da tehlikeli olduğunu açıkladı. Çünkü bulundurduğu nükleer maddelerle şimdiden savaşa girebilme yeteneğinin olduğunu söyledi.

Mayıs

Kuzey Kore iki yıl önceki bir demecine benzer demeçte, bir ay önce kapatılan Yongbyon reaktöründen 8.000 yakıt çubuğu çıkarmasını sona erdirdiğini bildirdiler.

Haziran

Görüşmelere katılacağını söylemesinin ardından da Kuzey Kore Yetkilileri yaptıkları açıklamalarda nükleer silah varlığına sahip olduklarını ve bunları da daha fazla geliştireceklerini açıkladılar.

Temmuz

Kore yarım adasının nükleersizleşme doğrultusundaki isteğini belirterek, Kuzey Kore heyeti dördüncüsü düzenlenen altı-grup görüşmelerine katıldılar.

25 Temmuz’da görüşülmesi beklenen altı-grup toplantılarının zamanında başlaması için Kuzey Kore nükleer programı hakkındaki toplantılara katılacağını belirtti.

Ağustos

ABD’nin görüşmelerdeki diplomatik temsilcisi Christopher Hill’in demecine göre, ABD, Kuzey ve Güney Kore, Çin Japonya ve Rus diplomatlarının birbiri ardına 13 günlük süren görüşmelerinden sonra görüşmelere ara verme kararı aldıkları ve Kuzey Kore’nin nükleer programı hakkındaki görüşmelerinde ve pazarlıklarda da belirsizliğin devam ettiğini belirttiği söylendi.

Eylül

ABD’nin görüşmelerdeki temsilcisi Christopher Hill Kuzey Kore’ye ziyaretinin olduğunu belirtti. Yeni görüşmelerin Kasım ayında başlaması beklenmekteydi.

Kuzey Koreli yetkililerin açıklamalarına göre, Kuzey Kore tam olarak nükleer silah geliştirme programına son vermesini kabul ediyor, fakat bunun için de ABD’den nükleer reaktörünü sivil enerji kullanımını sağlamasını talep etmekte. ABD ve Rusya bu talebi reddetmekteler.

ABD Kuzey Kore’ye karşı eğer Kuzey Kore görüşmelerde nükleer programını sürdürme konusunu devam ettirmek isterse, varlığını ve her türlü ilişkilerini sona erdirme tehdidiyle gözdağı vermekte.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın