Eşeklerin ‘Nerede Ve Ne Zaman’ Evcilleştirildiği Ortaya Çıktı

Yapılan yeni bir araştırma eşeklerin ilk kez 7 bin yıl önce Doğu Afrika’da evcilleştirildiği belirlendi. Evcil eşeklerin yük hayvanları olarak ilk ortaya çıktığı noktanın Sudan, Mısır veya Somali olabileceği düşünülüyor.

Fransa’daki Toulouse Antropobiyoloji ve Genomik Merkezi’nden araştırmacılarla dünyanın farklı bölgelerindeki 37 kurumdan bilim insanları, eşeklerin evcilleştirilme sürecini daha iyi anlamak için şimdiye kadarki en eksiksiz gen haritasını oluşturdu.

Bunun sonucunda eşeklerin ilk kez 7 bin yıl önce Doğu Afrika’da evcilleştirildiği belirlendi.

Hakemli bilimsel dergi Science’ta yayımlanan araştırmada 7 kıtada bugün yaşayan 207 eşeğin genetiği dizilendi. Araştırmacılar ayrıca eşeklerin ortaya çıktığı dönemden kalma fosilleri kullanarak 31 erken dönem eşeği ve 15 yabani eşeğin genetik verilerini de kullandı.

Verilerin incelenmesinin ardından eşeklerin Afrika’da ilk kez MÖ 5000’de, Sahra’nın bugünkü gibi çöl bölgesi haline geldiği dönemde evcilleştirildiği ortaya çıktı.

Bunun yanı sıra hayvanların evcilleştirildikten 2 bin 500 yıl sonra Afrika’dan çıkıp Avrupa ve Asya’ya ulaştığı ve bugün halen var olan soylara evrildikleri anlaşıldı.

Fransız genetikçi ve çalışmanın ortak yazarı Ludovic Orlando, “Somali Yarımadası ve Kenya’yı, ilk evcilleştirilen eşeklerin en yakın akrabalarına ev sahipliği yapan bölge olarak belirledik” dedi.

Université Paul Sabatier’de görev alan Orlando, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ataları yakınlardaki başka bir bölgede yaşamış olabilir. O yüzden bu bulgu, söz konusu iki bölgenin eşeğin anavatanının kesin konumu olduğu anlamına gelmez.”

Araştırmacılar, evcil eşeklerin yük hayvanları olarak ilk ortaya çıktığı noktanın Sudan, Mısır veya Somali olabileceğini düşünüyor.

Ancak daha kesin bir başlangıç ​​noktası belirlemek için ileri arkeolojik araştırmaların yapılması gerektiği belirtiliyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

İnşaat Maliyetleri, Bir Yılda Yüzde 114,74 Arttı

İnşaat maliyetleri, temmuzda bir önceki aya göre yüzde 6,46, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 114,74 arttı. Bina inşaat maliyetleri ise, temmuzda bir önceki aya göre yüzde 7,1, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 110,56 arttı. 

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) temmuz ayına ilişkin inşaat maliyet endeksi verilerini açıkladı.

Açıklanan verilere göre, endeks temmuzda bir önceki aya göre yüzde 6,46, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 114,74 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 1,29, işçilik endeksi yüzde 27,57 yükseldi. Ayrıca geçen yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 126,46, işçilik endeksi yüzde 83,89 artış gösterdi.

Bina inşaatı maliyet endeksi, temmuzda bir önceki aya göre yüzde 7,1, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 110,56 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 1,77, işçilik endeksi yüzde 27,76 yükseldi. Ayrıca geçen yılın aynı ayına göre malzeme endeksinde yüzde 120,93, işçilik endeksinde yüzde 83,90 artış gerçekleşti.

Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi, temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 4,48, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 129,10 yükseldi. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 0,15 azalırken, işçilik endeksi yüzde 26,91 arttı. Geçen yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 144,92, işçilik endeksi yüzde 83,88 yükseldi.

Paylaşın

Et Ve Süt Ürünlerine Yüzde 30-35 Zam Yolda

“Ekim-kasım ayında hem ete hem süte en az yüzde 30-35 zam gelecek” diyen TÜSEDAD Genel Başkanı Sencer Solakoğlu, “Son bir ayda yem maliyeti yüzde 10 arttı. Bir kilo yemin fiyatı 7.60 liraya dayandı. Üreticinin tek maliyeti yem değil. Mazota da zam geldi ve gelmeye devam ediyor. Elektriğe de, işçiye de, nakliyeye de, ilaca da herşey zamlanıyor” ifadelerini kullandı.

Solakoğlu, açıklamasına, “Fakirleşmeye devam ediyoruz. Temel gıda haricindeki ürünlere talep düşmeye devam edecek. Taklit ürünlerin miktarı artacak. Denetimler artırılmalı. Hepimiz daha az protein daha az temel gıda tüketeceğiz. Yurttaş daha fazla makarnaya yönelecek” ifadeleriyle devam etti.

Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD) Genel Başkanı Sencer Solakoğlu, et ve sütte çok yoğun zamlar yaşanacağını vurgulayarak “Üreticinin fiyatını düşük tutarak enflasyonu düşüreceklerine inanıyorlar bu çok yanlış. Maliyetler her geçen gün artıyor. Ekim-kasım ayında hem ete hem süte en az yüzde 30-35 zam gelecek. Fiyatlar çok daha fahiş yerlere gidebilir” dedi.

Cumhuriyet’ten Şehriban Kıraç’a konuşan ve hayvan azlığından dolayı devletin 150 bin büyükbaş hayvan ithalatına izin verdiğine dikkat çeken Sencer Solakoğlu şu bilgileri paylaştı:

İktidar Hasan’a diyor ki sen üretme, Hans’a da diyorlar ki sen üret biz seni destekleriz. Bu da yurtdışından daha iyi bir fiyata hayvan alıp oradaki çiftçiyi yüksek fiyata layık görmektir. Yurtiçindeki çiftçiden de ucuza alıp zarar etmesine neden olmaktır. Biz bu işi artık yapmayacağız diyenlerin sayısı hızla artıyor. Bunun için devlet ithalat kapısını açtı. Devlet diyor ki siz üretmeyin biz ithal ederiz. Bu yanlış politikalar devam ettikçe işi bırakan sayısı da artacak.

Şu anda mevcutta kemikli etin kilosu 90 lira, bunun en az 120 liraya çıkması lazım ki kafa kafaya gitsin. İthalatı yapan insanlar da fiyatların artacağını öngördükleri için bu hayvanları satın alıyorlar. Yüzde 30-35 zam 1.5 ay içinde kapıyı çalacak.

Taklit ürün artacak

2001’den bu yana Türkiye’de hayvan sayımı yapılmıyor. Son 1.5 yıl içinde 1 milyonu aşkın hayvan kesimi yapıldığını hesaplıyoruz. Çevremizdeki çiftliklerdeki kapasite düşüşleri, Ankara’nın doğusundan anaç kesimleri ile ilgili mezbahanelerden aldığımız bilgiler de bunu doğruluyor. İnsanlar hayvan sayısına göre destek alıyor ya da bankadan ucuz kredi kullanıyor. O hayvanın küpesi var gibi görünüyor ama çok fazla kaçak kesim çok arttı. Sektör son 3-4 yılda çok kan kaybetti. Artık çiftçinin dayanma gücü kalmadı.

Son bir ayda yem maliyeti yüzde 10 arttı. Bir kilo yemin fiyatı 7.60 liraya dayandı. Üreticinin tek maliyeti yem değil. Mazota da zam geldi ve gelmeye devam ediyor. Elektriğe de, işçiye de, nakliyeye de, ilaca da herşey zamlanıyor.

Fakirleşmeye devam ediyoruz. Temel gıda haricindeki ürünlere talep düşmeye devam edecek. Taklit ürünlerin miktarı artacak. Denetimler artırılmalı. Hepimiz daha az protein daha az temel gıda tüketeceğiz. Yurttaş daha fazla makarnaya yönelecek.

Paylaşın

Ukrayna İlerliyor, Rusya: Taktik Geri Çekilme

Cumartesi günü, Ukrayna birlikleri Rusya’nın elindeki hayati önemdeki ikmal kasabaları İzyum ve Kupiansk’a girdi. Kiev’deki yetkililer Ukrayna güçlerinin İzyum çevresindeki bazı yerleşim yerlerinin kontrolünü ele geçirmek için savaşmaya devam ettiğini söyledi.

Rusya Savunma Bakanlığı, Cumartesi günü askeri birliklerin Ukrayna’nın doğusundaki İzyum, Balakliya ve Kupiansk kasabalarından geri çekildiğini duyurmuştu. Bakanlık, Izyum’daki askerlerin “yeniden toparlanmak” için; Balakliya’daki askerlerin ise Donetsk cephesine destek oluşturmak için çekildiğini belirtti.

Ukrayna ordusu, ülkenin doğusunda gerçekleştirdiği karşı taarruzda 3.000 kilometrekareden fazla alanı Rusya’dan geri aldığını açıkladı.

Bu ilerleme, doğrulanması halinde, Kiev güçlerinin Rusya karşısında daha önce açıkladığı kazanımlarını birkaç gün içinde üç katına çıkardığı anlamına geliyor.

Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Perşembe akşamı geri alınan bölgelerin alanını bin kilometrekare, Cumartesi akşamı ise iki bin kilometrekare olarak açıklamıştı.

BBC, Ukraynalı yetkililerin verdiği rakamları doğrulayamıyor, çünkü gazetecilerin cephe hatlarına erişimine izin verilmiyor.

Cephe gerisindeki Harkov’a ise Rusya saldırısı geldi.

Harkov Belediye Başkanı, Rusya’nın kentteki su ve elektrik altyapısına büyük zarar veren saldırılar düzenlediği söyledi.

Kentte bulunan BBC muhabiri Orla Guerin, gece saatlerinde füze saldırısı sesi duyulduğunu aktarıyor.

Karşı saldırı ile gelen ilerleyiş, Ukrayna ordusunun işgal altındaki bölgeleri geri alma kapasitesini göstermesi açısından da önemli olarak niteleniyor. Bu Kiev’in Batılı müttefiklerinden daha fazla askeri yardım istemesi açısından önemli görülüyor.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Dimitro Kuleba da bunun altını çizerek, son gelişmelerin daha fazla Batılı askeri malzeme ile savaşın daha hızlı sonlanabileceğini gösterdiğini söyledi.

Rusya taktik geri çekilme diyor

Cumartesi günü doğudaki karşı saldırıda Ukrayna birlikleri Rusya’nın elindeki hayati önemdeki ikmal kasabaları İzyum ve Kupiansk’a girdi.

İngiltere savunma bakanlığı yetkilileri ise çatışmaların bu kasabaların dışında devam ettiği uyarısında bulundu. Kiev’deki yetkililer de Ukrayna güçlerinin İzyum çevresindeki bazı yerleşim yerlerinin kontrolünü ele geçirmek için savaşmaya devam ettiğini söyledi.

Rusya Savunma Bakanlığı, Cumartesi günü askeri birliklerin Ukrayna’nın doğusundaki İzyum, Balakliya ve Kupiansk kasabalarından geri çekildiğini duyurmuştu.

Bakanlık, Izyum’daki askerlerin “yeniden toparlanmak” için; Balakliya’daki askerlerin ise Donetsk cephesine destek oluşturmak için çekildiği belirtildi.

Harkov’dan Rusya’ya tahliyeler

Harkov bölgesinde Rusya tarafından kurulan yönetimin başkanı, halkın “hayatlarını kurtarmak için” Rusya’ya tahliye edilmesi tavsiyesinde bulundu.

Karşı saldırının hızlı olmasının Rusları hazırlıksız yakaladığı değerlendirmesi yapılırken, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sadık destekçisi olan Çeçen lider Ramazan Kadirov, Rusların geri çekilmesini sorgular ifadeler kullandı.

Telegram’da paylaştığı mesajda Kadirov, Rusya’nın talihi dönmezse, durumu açıklaması için ülke liderliğini sorgulamak zorunda kalacağını söyledi. Kadirov “Rusya kazanacak” ve “NATO silahları ezilecek” ifadelerini paylaştı.

Ruslar hala Ukrayna’nın yaklaşık beşte birini elinde tutuyor ve savaşın yakında sona ereceği düşünülmüyor.

“Rus kuvvetleri büyük ölçüde gafil avlandı.”

Ukraynalı yetkililer ise birliklerin, ülkenin doğusunda Ruslar için hayati bir ikmal merkezi olan Kupiansk’a girdiğini söyledi.

Ukraynalı birliklerin ilerleyişi, devam etmesi durumunda, Nisan ayında Rusların başkent Kiev’den çekilmesinin ardından yaşanan en büyük gelişme olacak.

Rusya çekilmenin taktiksel olduğunu kaydediyor.

Moskova, “İzyum-Balaklıya birliklerinin geri çekilmesi ve organize bir şekilde Donetsk Halk Cumhuriyeti topraklarına sevkine yönelik üç günlük operasyon gerçekleştirildi.” açıklamasını yaptı.

Rus devlet haber ajansı TASS’ın aktardığına göre, bu açıklamadan kısa bir süre sonra Harkov’un Rusya tarafından kontrol edilen bölgesinin baş yöneticisi, bölgede halkın Rusya’ya tahliye edilmesini önerdi.

İngiliz savunma yetkilileri, Ukrayna’nın Rus kontrolündeki topraklara doğru 50km ilerlediğini söyledi.

İngiltere Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Rus kuvvetleri büyük ölçüde gafil avlandı. Ukrayna birlikleri birkaç kasabayı ya ele geçirdi ya da kuşattı” dendi.

Zaporijya Nükleer Santrali tamamen durdu

Ukrayna Devlet Nükleer Enerji Şirketi Energoatom, Zaporijya Nükleer Santrali’nde çalışan son reaktörün faaliyetinin durdurulduğunu bildirdi.

Kurumdan yapılan yazılı açıklamada, Zaporijya Nükleer Santrali’nin Ukrayna şebekesiyle tüm bağlantılarının bölgedeki çatışmalar nedeniyle hasar gördüğüne işaret edildi.

11 Eylül’ün erken saatlerinde santrale tekrar elektrik sağlandığı belirtilerek, “Böylelikle santralde çalışan tek reaktörün faaliyetinin durdurulmasına ve soğutma işleminne geçirilmesine karar verildi” denildi.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Pazar günü yaptığı açıklamada, santraldeki son reaktörün durduğunu teyit etti.

Avrupa’nın en büyüğü olan nükleer santral Rusya’nın kontrolüne geçmişti ve Ukraynalı ve Rus yetkililer santrale yöneltilen saldırılarda karşılıklı suçlamalarda bulunuyordu.

Güneydeki ilerleyiş

Bu hafta başlarında Ukrayna, doğu bölgelerine, karşı taarruz başlattı.

Uluslararası kamuoyu da güneydeki Herson şehri yakınlarında beklenen ilerlemeye odaklanmıştı.

Uzmanlara göre, Rusya bazı deneyimli askerlerini Herson’u savunmak için yönlendirdi.

Ukrayna ordusunun güney komutanlığının sözcüsü Nataliya Gumenyuk, Ukrayna’nın doğuda toprak kazanmanın yanı sıra benzer şekilde güneyde de kazanımlar elde ettiğini söyledi.

Gumenyuk, güneyde “iki ila onlarca kilometre arasında” ilerlediklerini ifade etti.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Otomobil Fiyatlarında Artış Sinyali

Cardata Genel Müdürü Hüsamettin Yalçın, “Ocak-Eylül 2022 döneminde 0 km araç fiyatlarındaki artış tam olarak yüzde 50’ye yükseldi. Dolayısıyla 0 km araç fiyatları ister istemez maliyetlerin artmasından ötürü yükselmeye daha da devam edecek. Bu sadece Türkiye’ye has bir durum değil. Globalde de olacağı için Türkiye de bundan payına düşeni alacak” dedi.

Yalçın, açıklamasının devamında, “Araç bulunurluğunun kısmen artmasını tüketiciler fırsat olarak değerlendirmeli. Yeni bir araç düşünenlere kararlarını ertelemeden mevcut fiyat seviyelerinden hızla gerçekleştirmelerini öneriyoruz” ifadelerini kullandı.

Çip krizi tam anlamıyla sona ermemişken, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Avrupa’da yaşanan enerji krizi de otomobil üretimini vurdu. Uzmanlar, maliyetlerin artması ile birlikte otomobillerdeki fiyat artışının devam edeceğini belirtirken, yeni bir araç düşünenlerin kararlarını ertelemeden hızla alım gerçekleştirmeleri önerisinde bulundular.

Türkiye gazetesinden Ali Çelik’in haberine göre, Otomotivde son 2 seneye damgasını vuran çip krizinin etkileri tam olarak bitmeden sektör, son 7-8 aydır da lojistik, ham madde ve enerji krizi gibi farklı sorunlarla mücadele etmeye devam ediyor.

Araç fiyatlarını doğrudan etkileyen bu nedenler hakkında açıklama yapan Cardata’nın Genel Müdürü Hüsamettin Yalçın, üretim maliyetlerindeki artışa dikkat çekerek “Hâliyle araç fiyatlarında da global anlamda artış yaşanıyor. Yakın zamanda bu başlıklarda bir iyileşme olmasını beklemiyoruz. Zaten hâlihazırda Ocak-Eylül 2022 döneminde 0 km araç fiyatlarındaki artış tam olarak yüzde 50’ye yükseldi. Dolayısıyla 0 km araç fiyatları ister istemez maliyetlerin artmasından ötürü yükselmeye daha da devam edecek. Bu sadece Türkiye’ye has bir durum değil. Globalde de olacağı için Türkiye de bundan payına düşeni alacak” dedi.

“Tüketiciler fırsat olarak değerlendirmeli”

Eylül-ekim döneminde markadan markaya değişse de genel olarak yüzde 10 oranında tedarikte pozitif birtakım gelişmelerin olduğuna dikkat çeken Cardata Genel Müdürü Yalçın “Araç bulunurluğunun kısmen artmasını tüketiciler fırsat olarak değerlendirmeli. Yeni bir araç düşünenlere kararlarını ertelemeden mevcut fiyat seviyelerinden hızla gerçekleştirmelerini öneriyoruz” dedi.

Paylaşın

Galatasaray, 3 Puanı 3 Golle Aldı

Süper Lig’in 6. haftasında Kasımpaşa ile Galatasaray, Recep Tayyip Erdoğan Stadı’nda karşı karşıya geldi. Galatasaray, Gomis ve Kerem Aktürkoğlu’nun attığı gollerle sahadan 3-2 galip ayrıldı.

Haber Merkezi /Kasımpaşa’nın golleri ise Bahoken’den geldi. Galatasaray, bu sonuçla ligdeki 4. galibiyetini aldı. Bir de beraberliği bulunan Galatasaray, puanını 13’e çıkardı. Kasımpaşa ise 6. karşılaşmada 4. kez mağlup oldu. İki galibiyeti bulunan lacivert-beyazlılar, 6 puanda kaldı.

Karşılaşmadan dakikalar

14. dakikada ceza yayı önünden Eysseric’in kullandığı serbest vuruşta meşin yuvarlak yandan auta gitti.

16. dakikada Ben Ouanes’in soldan ortasında altıpas önünde uygun durumda kafa vuruşunu yapan Bahoken ağları havalandırdı: 1-0.

20. dakikada Kasımpaşa ceza sahasında baskı kuran sarı-kırmızılılarda top ceza sahası içi sağ çaprazdaki Yunus Akgün’e geldi. Bu oyuncu bir rakibini çalımlayarak yerden kale sahasına gönderdiği topu arka direkteki Gomis ağlara gönderdi: 1-1.

26. dakikada ceza sahası dışı sağ çaprazından Hadergjonaj’ın ortasında Celina kafa vuruşunu yaptı. Meşin yuvarlak kaleci Muslera’da kaldı.

29. dakikada ceza sahası dışı sol çaprazından Oliveira’nın yaptığı plase vuruşta meşin yuvarlak direğe çarparak oyun alanına döndü.

50. dakikada Sergio Oliveira savunma arkasına sarkan Kerem Aktürkoğlu’na pasını gönderdi. Genç futbolcu, karşı karşıya pozisyonda vuruşunda takımını öne geçirdi.

69. dakikada Patrick van Aanholt’tan aldığı pası ceza sahası dışında kontrol eden Kerem Aktürkoğlu uzak mesafeden vuruşunda topu ağlara gönderdi.

85. dakikada sağ taraftan Kerem’in içeri çevirdiği topla çaprazda buluşan Yusuf’un vuruşunda meşin yuvarlak Kasımpaşa savunmasına çarparak kornere gitti.

90. dakikada sol taraftan Aytaç’ın kullandığı köşe vuruşunda Sadık’ın kafa vuruşunu yaparak meşin yuvarlağı filelere gönderdi. 2-3

Stat: Recep Tayyip Erdoğan

Hakemler: Volkan Bayarslan, Serkan Ok, Erdinç Sezertam

Kasımpaşa: Ertuğrul Taşkıran, Hadergjonaj, Graovac, Sadık Çiftpınar, Ben Ounnes, Tirpan (Turgay Gemicibaşı dk. 87 ?), Fall (Yunus Mallı dk. 72), Hajradinovic (Tunay Torun dk. 87), Eysseric (Aytaç Kara dk. 72), Celina (Ahmet Engin dk. 46), Bahoken

Galatasaray: Muslera, Boey (Dubois dk. 88 ?), Nelsson, Emin Bayram, Aanholt, Torreira, Oliveira (Berkan Kutlu dk. 83), Yunus Akgün (Roshica dk. 83), Kerem Aktürkoğlu, Mertens (Yusuf Demir dk. 76), Gomis (Seferovic dk. 76)

Goller: Bahoken (dk. 16) (Kasımpaşa), Gomis (dk. 20), Kerem Aktürkoğlu (dk. 50 ve 69) (Galatasaray)

Paylaşın

Egzersiz Kanser Riskini Azaltabilir Mi?

Fazla kilolu veya obez olmanın 13 farklı kanser türüyle bağlantılı olduğu bilinmektedir. Günde bir saate kadar orta şiddette egzersiz veya 30 dakika kadar şiddetli egzersiz kanser riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini biliyor muydunuz?

Haber Merkezi / Aslında egzersiz, bağırsak kanseri gibi birçok kanser riskini azaltmak için oldukça önemlidir. Egzersizden kaynaklanan yüksek aktivite seviyesi, vücuttaki östrojen seviyesini düşürmeye yardımcı olabilir, bu meme kanseri riskini de azaltabilir.

Egzersiz, ayrıca, tümör büyümesini de engelleyebilir: Vücut, tümör büyümesini hızlandıran insülin ve insülin benzeri faktörleri daha az üretmektedir.

Kanser riskini azaltmak için günde en az 1 saat orta şiddete egzersiz veya 30 dakika şiddetli egzersiz önerilir.

Herkes tarafından kolayca yapılabilecek bazı orta dereceli egzersizler;

  • Tempolu yürüyüş
  • Orta tempolu yüzme
  • Yavaş bisiklet
  • Yoga

Yoğun egzersizler arasından seçim yapabilirsiniz. Bunlar;

  • Futbol
  • Squash
  • Netbol
  • Basketbol
  • Aerobik

Herkesin bilmesi gereken bazı temel egzersiz kuralları;

  • Haftada 3 ila 5 kez orta yoğunlukta egzersiz yapılmalı,
  • Aerobik aktiviteden önce 5 ila 10 dakika ısıma,
  • Egzersiz yoğunluğunu 30 ila 45 dakika arasında korumalı,
  • Egzersizin yoğunluğu kademeli olarak azaltılmalı, ardından son 5 ila 10 dakika boyunca soğuma için açma germe yapılmalı,
  • Her egzersiz sonrası 20 ila 60 dakikalık aerobik egzersizi hedeflenmeli.

Özel bir nedenle veya bazı sağlık sorunları nedeniyle egzersize ara veriliyorsa, vücudu aktif tutacak bazı günlük alışkanlık;

  • Evi süpürme
  • Çim biçme makinesi ile çim biçme
  • Arabayı elle yıkamak
  • Bahçıvanlık
  • Ev temizliği
  • Çocuklarla oyun oynama
Paylaşın

Hamilelikte Egzersiz Yapmak Güvenli mi?

Hamilelik, koşu, tempolu yürüyüş, yüzme, su aerobiği, pilates, yoga ve ağır çalışma dahil olmak üzere çok çeşitli egzersizler için uygundur. Koşmak, hamilelik öncesi yapılmışsa zaten iyidir.

Haber Merkezi / Bununla birlikte, hamileliğin ilerleyen dönemlerinde koşmak rahatsız edici olacağı için yerini tempolu yürüyüşlere bırakmalıdır. Gebeliğin sonraki dönemlerinde eklemler gevşediği için, yüksek tempolu ve eklemleri zorlayan egzersizlerde kaçınılmalıdır.

Hamilelikte herhangi bir egzersiz hiç yapmamaktan iyidir. Bu nedenle hamileliğin sefil bir durum gibi göründüğü günlerde bile, hamile kadın birkaç dakika egzersiz yapmaya teşvik edilmelidir.

Hamilelikte egzersizin faydaları

  • Sağlıklı vücut şeklini koruma
  • Kilo alımını düzenleme
  • Esenlik duygusunu artırarak zihinsel sağlığı iyileştirme
  • Kaliteli uyku ve stres atma
  • Yorgunluğu önleme

Hamilelikte güvenli egzersiz nasıl yapılır?

  • Egzersiz sırasında çok fazla ısınmaktan kaçınma,
  • Nefessiz bırakan egzersiz yoğunluğundan kaçınma,
  • Kan şekerindeki ani düşüşleri önlemek için susuz kalmama ve düzenli besleme,
  • Ani hareketler içeren diğer sporlardan kaçınma,
  • Sırt üstü yatmayı içeren egzersizlerden kaçınma, çünkü bunlar hem bebeğe hem de hamile kadının beynine giden kan akışını keserek baygınlık hissine neden olabilir,
  • Karın kaslarının kasılmasını gerektiren egzersizlerden kaçınma, çünkü bunlar uterusa aşırı baskı uygular.

Hamilelikte egzersiz yapmama nedenleri

  • Düşük riski
  • Fetal hipoksi
  • Fetal bradikardi
  • Erken doğum riski
  • Düşük doğum ağırlığı

Hamilelikte egzersiz için dikkat edilmesi gerekenler

  • Herhangi bir vajinal kanama (tehdit edilen düşük veya erken doğum belirtisi olabilir)
  • Baş dönmesi, göğüs ağrısı, çarpıntı, baş ağrısı
  • Kas zayıflığı veya yürümede zorluk
  • Baldır kası ağrısı veya şişmesi
  • Erken doğum
  • Azaltılmış fetal hareketler
  • Doğum başlamadan önce amniyotik sıvının kaçışı

Hamilelikte egzersizden ne zaman kaçınılmalı

  • Erken doğumu öngören serviksin anormal kısalması
  • 26. haftadan sonra bile plasenta previa veya alçakta yatan plasenta
  • Kalıcı vajinal kanama
  • Kısıtlayıcı akciğer hastalığı
  • Egzersize başlamadan önce nefes darlığı
  • Yüksek kan basıncı
Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan ‘Beşli Çete’ Açıklaması: Burunlarından Fitil Fitil Getireceğim

‘Önce Türkiye Buluşması’nda konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Bu devleti soyan Beşli Çetelerin tamamının burnundan fitil fitil getireceğim. Öyle araya adamlar koyuyorlar, şunu koyuyorlar. Yok kardeşim. Bu ülkede sen tüyü bitmemiş yetimin hakkını yediysen birisinin onun hesabını sorması lazım. Kardeşim yeter artık ya. Bu milletin iliklerine kadar soydunuz siz. Hala soymaya devam ediyorlar” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, “O nedenle her birinizin bu alanda duyarlı olması lazım. Diyeceksiniz ki ‘Benden ne istiyor?’ Sizden istediğim şu, beraber mücadeleyi yapmak zorundayız. Bu bir kişinin yapacağı mücadele değil. Bu bir kitlenin yapacağı mücadele olacak. Bu ülkenin geçleri 21’inci yüzyılda dünya siyaset tarihine çok güzel bir miras bırakacaklar…” ifadelerini kullandı.

Türk Lirası’ndaki değer kaybına da değinen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Para bir ülkenin namusudur. Bir yere gittiği zaman Osmanlı önce kaymesini basardı, ‘Bu topraklar artık benim toprağım’ derdi. Parayı basmak artık burada hükümdarlık bana aittir demektir. Şimdi paramız pula dönüştü” dedi ve ekledi:

“Bakın şu anda Merkez Bankası’nın kasasında bir cent kendisine ait yok. Bir Euro, bir dolar parası yok. Var olan para 52 milyar 300 milyon dolar. Başkalarından borç almış, kasaya koymuşuz. Para bize ait değil. İsteseler öğleden sonra vermek zorundasınız. Ülke bu hale nasıl geldi. Bankalardaki mevduat hesaplarının yüzde 58,5’i dolar. Yabancı para. Kimse Türk lirasına itibar etmiyor. ”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’da ANFA Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen ‘Önce Türkiye Buluşması’na katıldı.

Burada yaptığı konuşmasında ülkücü kökenlilerin ağırlıkta olduğu kalabalığa seslenen Kılıçdaroğlu “Türkiye’nin bir beka sorunu var ama bunu çözecek olan biziz” dedi. CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

Hepimizin kaygısı aynı. İsim de güzel seçilmiş, Önce Türkiye. Bu memlekette yaşıyoruz. Dünyanın en güzel ülkesinde yaşıyoruz. Bu ülkeden hepimiz huzur içinde, beraber, kavgasız yaşamak istiyoruz. Ülkemizi büyütmek istiyoruz. Saygın bir ülke haline getirmek istiyoruz. Devlet yapımızı güçlendirmek istiyoruz. Ama bugün geldiğimiz nokta beni kaygılandırıyor.

Değerli ülkücü kardeşlerim, Türkiye sevdalısı olan kardeşlerim o zaman hep beraber olmak zorundayız ve birlikte olmak zorundayız. Görüş farklılıklarımız olabilir ama eğer Türkiye bizim ortak paydamızsa, bayrak bizim ortak paydamızsa ki CHP için rahatlıkla şunu söyleyebilirim, bizim iki kırmızı çizgimiz var. Bayrağımız ve vatanımız. Her türlü eleştiri olabilir, beğenmeyebilirler, başımın üstüne ama bayrak ve vatan bizim kırmızı çizgimizdir. Bayrağımızı ve vatanımızı korumak zorundayız. Bayrağımızın altında özgürce yaşamak zorundayız. Bu olmadığı taktirde birilerine yem olursunuz.

Milliyetçilikten söz ediyoruz. Milliyetçilik vatanseverliktir. Eğer sen tek kurşun atmadan, kendi toprağındaki bayrağı indirir, Süleyman Şah Türbesi’ni kaçırırsan kimse kusura bakmasın sen milliyetçi filan değilsin.

Bir şey daha var. Egemen gücün karşısında eğilmeyeceksiniz ama dış politikada laf ederken boğazınızda dokuz boğum olduğunu da unutmayacaksınız. Büyük laflar etmeyeceksiniz, siz yutarsanız o zaman sizin artık dünyada saygınlığımız kalmaz. ‘Bu can, bu bedende kaldığı sürece papazı benden alamazsın’. Ne yaptı? Aldı. Beden de orada can da orada. Nasıl verdin sen bu papazı? Hangi gerekçe ile verdin? Sen bu milletin tarihini bilmiyor musun kardeşim? Bu milletin onurunu bilmiyor musun? Sen bu devleti yönetmiyor musun? Nasıl böyle bir karar alır, nasıl böyle bir lafı söylersin ve nasıl yollarsın?

Sakarya’da tank- palet fabrikası var. Değerinin 20 milyar dolar olduğu söyleniyor. Bir sabah kalktık, tank-paleti bir kararname ile Katar ordusuna vermişler. Katar ordusuna verirken ihale yaptın mı? Ethem Sancak’a da vermişler. Neye göre verdin sen? Ordunun tank- palet fabrikasını sen niye veriyorsun? Hadi Katar tank yapıyor desek, ya teknoloji var, oradan faydalanacağız. Yok öyle bir şey. Benim bu millete sözüm var, ilk bir hafta içinde o tank- palet fabrikasını tekrar alıp, şanlı ordumuza teslim edeceğim. Hiç endişeniz olmasın, bir hafta içinde.

Şu anda dünyada askeri hastanesi olmayan tek ordu Türk Silahlı Kuvvetleri. Ne için, hangi gerekçe ile yok? Defalarca söyledik, ordunun ihtiyacı var kardeşim. Askeri doktora ihtiyacı var. Sivil doktor ile askeri doktor farklıdır, eğitimleri de farklıdır. Vermediler, vermiyorlar. Ordu istediği halde vermiyorlar. Bu millete sözüm var. İlk bir hafta içinde GATA dahil bütün askeri hastaneleri eskiden olduğu gibi ordumuza teslim edeceğim.

“Kimse Türk lirasına itibar etmiyor”

Para bir ülkenin namusudur. Bir yere gittiği zaman Osmanlı önce kaymesini basardı, ‘Bu topraklar artık benim toprağım’ derdi. Parayı basmak artık burada hükümdarlık bana aittir demektir. Şimdi paramız pula dönüştü. Bakın şu anda Merkez Bankası’nın kasasında bir cent kendisine ait yok. Bir Euro, bir dolar parası yok. Var olan para 52 milyar 300 milyon dolar. Başkalarından borç almış, kasaya koymuşuz. Para bize ait değil. İsteseler öğleden sonra vermek zorundasınız. Ülke bu hale nasıl geldi. Bankalardaki mevduat hesaplarının yüzde 58,5’i dolar. Yabancı para. Kimse Türk lirasına itibar etmiyor.

Benim yine bir sözüm var, değerli ülkücü kardeşlerim. Bu devleti soyan Beşli Çetelerin tamamının burnundan fitil fitil getireceğim. Öyle araya adamlar koyuyorlar, şunu koyuyorlar. Yok kardeşim. Bu ülkede sen tüyü bitmemiş yetimin hakkını yediysen birisinin onun hesabını sorması lazım. Kardeşim yeter artık ya. Bu milletin iliklerine kadar soydunuz siz. Hala soymaya devam ediyorlar. O nedenle her birinizin bu alanda duyarlı olması lazım. Diyeceksiniz ki ‘Benden ne istiyor?’ Sizden istediğim şu, beraber mücadeleyi yapmak zorundayız. Bu bir kişinin yapacağı mücadele değil. Bu bir kitlenin yapacağı mücadele olacak. Bu ülkenin geçleri 21’inci yüzyılda dünya siyaset tarihine çok güzel bir miras bırakacaklar…

Şöyle bir algı da yaratmaya çalışıyorlar; ‘efendim, bunlar asla gitmez’. Gider efendim. Ben Türkiye’nin insanlarının ferasetine, bilgisine, birikimine, inancına güveniyorum. İnşallah hep beraber bu ülkeye demokrasiyi getireceğiz ve huzur içinde yaşayacağız.”

Paylaşın

Türkiye’den Avrupa’ya ‘Sığınmacı Konvoyu’ Hazırlığı

Türkiye’de çoğunluğu Suriyelilerden oluşan bir grup sığınmacının Avrupa Birliği (AB) sınırlarına ulaşmak için bir konvoy oluşturmayı planladığı öne sürülüyor. Konvoy oluşturulmasına dair planların, altı gün önce kurulan ve yaklaşık 70 bin kişi tarafından takip edilen bir Telegram kanalı üzerinden sanal ortamda hazırlandığı bildirildi.

Planı organize edenler, sığınmacıları yanlarında uyku tulumu, çadır, can yeleği, su, konserve yiyecek ve ilk yardım kiti bulundurmaya çağırıyor. Adının açıklanmasını istemeyen 46 yaşındaki bir sığınmacı AFP’ye (Agence France-Presse) yaptığı açıklamada, “Gitme zamanı geldiğinde bunu duyuracağız” dedi. Aynı kişi organizatörlerden bazılarının AB’de yaşadığını da belirtti.

DW Türkçe’de yer alan habere göre, organizatörler konvoyun 50 kişilik gruplara ayrılacağını ve her birinin başında bir gözetmenin bulunacağını söylüyor.

Telegram kanalınının bir yöneticisi tarafından paylaşılan mesajda, “10 yıldır Türkiye’deyiz, korunuyoruz… Ama Batılı ülkeler bu yükü paylaşmalı” ifadesi yer aldı.

Geri gönderme söylemleri

Türkiye’de resmi olarak 3,7 milyon Suriyeli sığınmacı yaşıyor. Türkiye’deki pek çok Suriyeli, özellikle de Ankara’nın Şam’a yönelik tutumunun değişmeye başlamasının ardından Suriye’ye geri gönderilme korkusu yaşıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen aylarda bir milyon Suriyeli sığınmacıyı gönüllülük esasına göre geri göndermeyi planladıklarını açıklamıştı.

2020 yılında Ankara’nın, “Avrupa’ya geçmek isteyen mültecileri durdurmayacağız’ yönündeki açıklamasının ardından binlerce kişi Yunanistan sınırına yığılmıştı.

Sığınmacılar Türkiye’de uzun süredir siyasetin başlıca konusu. Yaklaşan seçimler öncesinde birçok muhalefet partisi sığınmacıları ülkelerine geri gönderme planlarını gündeme getiriyor.

Suriye’de 2011 yılında hükümet karşıtı protestoların şiddet yoluyla bastırılmasının ardından başlayan iç savaşta yaklaşık yarım milyon insan hayatını kaybetti, milyonlarca kişi de evlerini terk ederek başta Türkiye olmak üzere bölgedeki ülkelere göç etti.

Paylaşın