Eski HDP Milletvekili Önder’den Dikkat Çeken ‘Bakanlık’ Yorumu

Eski HDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder, katıldığı bir Youtube programında, “Bugün siyaseten mahkûm olan yarın bu ülkede bakanlık yapabilir. Gerçekten o ara çok kısadır. Onun için siyasi mahkûmiyetleri çok önemsemem” dedi.

Sırrı Süreyya Önder, açıklamasının devamında, “Sadece ülke adına kaygılanıyorum ve bir sürü genç arkadaşımız adına kaygılanıyorum. Sağlığını kaybeden arkadaşlarımız var, bunlar adına kaygılanıyorum” dedi ve ekledi:

“Seçilmiş bir halk temsilcisinin yasama ve temsiliyet görevini yaparken ve bu süreçte sarf ettiği sözler ve yaklaşımlardan dolayı mahkûm edilmesinden ülkem adına derin bir utanç ve üzüntü duyuyorum” ifadelerine yer verdi.”

Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Youtube’ta yayınlanan Ayşegül Doğan, Yıldırım Türker ve Hâle Şerif’in birlikte hazırladığı “İtirazım Var” programında gündemle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Önder, “Hapishanelerin benim üzerimde bir yaptırım şeyi yok. ‘Eyvah hapse düşerim.’ Bu doğal bir kaygıdır. Hapislik kötü bir şeydir. ‘Eyvah hapse düşerim, özgürlüğüm kısıtlanır, artık sağlık sorunlarım da var, ne yaparım?’ falan filan. Bu sağlıklı düşünebilen her bireyin taşıması gereken kaygılardır ya da onun tersi yiğitlik falan değildir. Ama bende hapishanelerin ya da cezanın bir yaptırım değeri yok” dedi.

‘Sadece ülke adına kaygılanıyorum…’

Önder konuyla ilgili değerlendirmesinin devamında, “Dolayısıyla cezaevi şey değil benim için, böyle düşünülecek, kaygılanacak bir şey değil. Bu ülkede de siyaseten mahkûm olmakla siyasi iktidarın paydaşı olmak arasındaki mesafe çok kısadır. Yani bugün siyaseten mahkûm olan yarın bu ülkede bakanlık yapabilir. Gerçekten o ara çok kısadır. Onun için siyasi mahkûmiyetleri çok önemsemem.” ve ekledi;

“Sadece ülke adına kaygılanıyorum ve bir sürü genç arkadaşımız adına kaygılanıyorum. Sağlığını kaybeden arkadaşlarımız var, bunlar adına kaygılanıyorum. Seçilmiş bir halk temsilcisinin yasama ve temsiliyet görevini yaparken ve bu süreçte sarf ettiği sözler ve yaklaşımlardan dolayı mahkûm edilmesinden ülkem adına derin bir utanç ve üzüntü duyuyorum” ifadelerine yer verdi.

Paylaşın

DİSK-AR: İşsiz Sayısı 8,5 Milyona Yükseldi

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) bugün açıkladığı işsizlik verilerine ilişkin bir rapor yayımladı.

TÜİK’in verilerinin genişletilmiş hali olan rapora göre Türkiye’de geniş tanımlı işsiz sayısı 8,5 milyon kişiye yükseldi. Ayrıca geniş tanımlı işsizlik son bir yılda 781 bin kişi arttı. Geniş ve dar tanımlı işsizlik arasındaki puan farkı da 12,4’e çıktı.

Öte yandan İŞKUR’a göre işsiz sayısı son bir yılda 542 bin artarken TÜİK’e göre 307 bin azaldı. İŞKUR’un Temmuz 2021 ile Temmuz 2022 arasında son 1 yıllık dönemde kayıtlı işsiz sayısı 2 milyon 995 binden 3 milyon 538 bine yükseldi, kayıtlı işsiz sayısında yaklaşık yüzde 18,1’lik bir artış gerçekleşti.

Kadın istihdamı azalıyor

İŞKUR’a işsizlik kaydı yaptıranların 301 binini kadınlar, 241 bini ise erkekler oluştu. TÜİK’e göre ise son 1 yılda kadın işsizliği 40 bin, erkek işsizliği ise 267 bin azaldı.

DİSK-AR raporda bununla ilgili “İŞKUR’un kayıtlı işsiz sayıları kayıtlara, TÜİK’in işsizlik verileri ise ankete dayalı olarak hesaplanıyor. İki kurumun metodolojileri farklı da olsa İŞKUR tarafından aylık istatistik bültenlerinde açıklanan kayıtlı işsiz sayıları işsizliği anlamamız açısından önemli göstergedir. Olağan seyirde İŞKUR’un kayıtlı işsiz sayılarının TÜİK’in işsiz sayılarına yansıması beklenir. Ancak uzun bir süredir iki kurumun işsiz sayıları arasındaki farklar birbirinden zıt bir eğilim izlemektedir” dedi.

DİSK-AR “İŞKUR ile TÜİK arasındaki sayılardaki uyumsuzluğun sorunlu olduğunu düşünüyoruz” yorumu yaptı.

Geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 29,9

DİSK-AR ayrıca TÜİK veririne göre işsizlik türlerinin en yüksek olduğu kategorinin yüzde 29,9 ile geniş tanımlı kadın işsizliği olduğunu aktardı. İkinci yüksek işsizlik kategorisi ise genç kadınları gösterdi.

“Temmuz 2022’de genç kadın (15-24) işsizliği 24,7’dir. Bilindiği gibi salgın döneminde diğer işsizlik kategorilerine göre kadın işsizlik türleri genele göre çok daha yüksek gerçekleşti ve bu eğilim devam ediyor.” dedi.

DİSK-AR işsizlikle mücadelede şu önerileri sıraladı:

  • Haftalık çalışma süresi gelir kaybı olmaksızın 37,5 saate, fazla mesailer için uygulanan yıllık 270 saat sınırı, 90 saate düşürülmelidir.
  • İş Yasasının 25/II. Maddesi (Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller) yeniden düzenlenmeli ve keyfi işten çıkarmalar sona ermelidir.
  • İşsizlik sigortası ödeneğinden yararlanma koşulları ve ödenek miktarı iyileştirilmelidir.
  • İşsizlik Sigortası Fonu’nun amaç dışı kullanımına son verilmelidir. Fon’dan işverenlere dönük teşvik ve destekler sona erdirilmelidir.
  • Kamu istihdamının artırılması, kamuda eğreti ve güvencesiz çalışma biçimleri yerine, kadrolu ve güvenceli istihdam artışının sağlanması yaşamsal önemdedir. Kamu girişimciliği ve hizmetleri istihdam yaratacak şekilde yeniden ele alınmalı ve kamuda personel açığı derhal kapatılmalıdır.
  • İşbaşında eğitim adı altında çırak, stajyer, kursiyerlerin ve bursiyerlerin ucuz işgücü deposu olarak kullanılması uygulamasına son verilmelidir.
  • Uluslararası çalışma normları doğrultusunda herkese en az bir ay ücretli yıllık izin hakkı tanınmalıdır.
  • Sendikal hak ve özgürlüklerin kullanımı güvence altına alınmalı, sendikal barajlar kaldırılmalı, herkesin sendika hakkını özgürce kullanabilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
  • Kadın istihdamının artırılması ve işsizliğinin azaltılması için işgücü piyasalarındaki cinsiyetçi uygulamalara son verilmeli, ev içi bakım hizmetleri devletin gereken nitelikli, yaygın ve ücretsiz bakım hizmetlerini sağlaması ile kadının üzerinden alınmalıdır.
Paylaşın

İcradaki Dosya Sayısı 24 Milyon 84 Bine Yükseldi

İcradaki dosya sayısının 24 milyona ulaştığına dikkat çeken CHP’li Ömer Fethi Gürer, yılın ilk 9 ayında icra ve iflas dairelerine 6 milyon 14 bin yeni dosya geldiğini söyledi. Gürer, kredi kartı borçlarının takiptekilerde dahil olmak üzere 1 trilyon 312 milyar liraya ulaştığını söyledi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, CHP’nin ‘Haftalık Ekonomi Raporu’ndan derlediği veriler üzerinden değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’de icra ve flaş dosya sayısının sürekli arttığına işaret eden Gürer, Ulusal Yargı Ağı (UYAP) üzerinden alınan verilere göre, bu yıl 1 Ocak – 9 Eylül tarihleri arasında icra ve iflas dairelerine UYAP üzerinden toplam 6 milyon 14 bin yeni dosya geldiğini belirtti. Bu süre içerisinde 4 milyon 495 bin dosyanın sonuçlandırıldığını ifade eden CHP’li Gürer, yeni gelen dosya sayısının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 21 oranında arttığına dikkat çekti. Gürer, dosya sayısındaki artışın ülkedeki kötü ekonomik gidişatın hangi boyutlara ulaştığını göstermesi açısından önemli olduğunu vurguladı.

İcra dairelerinde derdest bulunan dosya sayısı ile ilgili bilgileri de paylaşan CHP’li Gürer, dosya sayısının son bir yılda 1 milyon 217 bin adet artarak 9 Eylül itibariyle 24 milyon 84 bine çıktığını aktardı. İnsanların hızla borçlandığına da dikkat çekten Gürer, son 4 ayda vatandaşın bankalara olan borcunun 200 milyar lira arttığını söyledi.

“Kredi kartı borçları 1 trilyon 312 milyar liraya ulaştı”

Gürer, bireylerin bankalara ve finans şirketlerine olan konut, taşıt, ihtiyaç ve kredi kartı borçlarının takiptekilerde dahil olmak üzere 1 trilyon 312 milyar liraya ulaştığını söyledi.

İnsanların vadesinde ödeyemedikleri için bankalar tarafından icraya verilen takipteki borçlarının ise 30 milyar lira düzeyine çıktığını aktaran Gürer, vatandaşların varlık yönetim şirketlerine 32,9 milyar, TOKİ’ye ise 27 milyar lira borcu bulunduğunu anlattı.

Türkiye’de en son 1998 yılında yüzde 804 olan yıllık enflasyonun bu yıl son 24 yılın en yüksek oranına ulaşarak yüzde 80,21’e yükseldiğini belirten Gürer, “ENA Grup Tüketici Fiyat Endeksi, E-TÜFE’deki 12 aylık artış oranı yüzde 181.37 olarak gerçekleştiğini ve yılbaşından itibaren 8 aylık (Ocak-Ağustos) artış yüzde 91.62 olarak hesaplandığını dikkate aldığımızda TÜİK verilerine göre dahi enflasyon zirvede olduğu görülüyor. AK Parti iktidarı halen pembe tablolar çizmekten geri kalmıyor. AK Partililerin pembe tablosu gerçekte çoktan karardı” ifadelerini kullandı.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

‘Altılı Masa’nın Önündeki Üç Kritik Başlık

Cumhur İttifakı partilerinin ‘erken seçim yok’ açıklamalarına göre 18 Haziran 2023’te yapılacak seçimlere 9 ay 7 gün kaldı. Adayı ve ittifak yapısı belli olan AK Parti ve MHP sahalara inerken muhalefetin ne yapacağına dair birçok soru işareti bulunuyor.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın haberine göre, Ekim ayı başında ikinci tur görüşmelerine başlayacak Altılı Masa’nın önünde Türkiye’yi nasıl yöneteceklerini ortaya koyan geçiş süreci yol haritası, ortak aday ve seçim ittifakından oluşan 3 kritik başlık bulunuyor.

Altılı Masa’nın seçimleri kazanması durumunda Türkiye’yi nasıl yöneteceğini içeren geçiş süreci yol haritası üzerinde partilerin çalışmaları tamamlanmak üzere. “Cumhurbaşkanı hangi yetkileri kullanacak, hangi yetkileri nasıl devredecek, atamaları kim nasıl belirleyecek, ortak yönetim nasıl olacak” gibi birçok soruya cevap arayan bu çalışmanın, liderlerin bundan sonraki toplantılarında netleştirmesi bekleniyor.

Liderlerin yer alacağı dar kabine

Altılı Masa’da yer alan her siyasi parti bu konularda farklı senaryolar üzerinde çalışıyor. Ancak üzerinde en çok konuşulan senaryo liderlerin içinde yer aldığı kabine dışında bir kurulun oluşturulması. 6 liderden birinin Cumhurbaşkanı olması durumunda diğer liderlerin -milletvekili olmayı düşünmedikleri takdirde- Cumhurbaşkanı Yardımcısı olabileceği ifade ediliyor. Cumhurbaşkanının başkanlık edeceği bu dar kurulda daha önceki parlamenter sistemdeki başbakan yardımcılığında olduğu gibi her Cumhurbaşkanı Yardımcısına çeşitli yetki alanları tanınacak. Bu görev alanı ve yetkilerin de liderlerin partilerinin oy oranına göre şekillenebileceği kaydediliyor. Kurul Merkez Bankası gibi kritik kurumlara atamalar ve yine önemli konularda alınacak kararlarda söz sahibi olacak. Ortak yönetim için oluşturulacak bu kurulun “Cumhurbaşkanlığı Kurulu” ya da “dar kabine” olarak nitelenebileceği ifade ediliyor.

Cumhurbaşkanı Anayasaya göre bazı yetkilerini devredebilir

Peki mevcut anayasa buna imkan veriyor mu? Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı 1 No’lu Kararnamesi’nde Yürütme yetkisinin Cumhurbaşkanına ait olduğu kaydedilirken “Cumhurbaşkanı, yetkilerinden bir kısmını gerektiğinde sınırlarını yazılı olarak belirterek astlarına devredebilir. Ancak devrettiği yetkiyi, gerek gördüğünde kendisi de doğrudan kullanabilir” deniyor. Bu çerçevede çıkarılacak bir kararname ile bazı yetkilendirmelerde sıkıntı yaşanmayacağı kaydediliyor. Kritik atamalarda oluşturulacak kurulun görüşü ve imzasına başvurulurken bazı atamalarda ise sadece ilgili Cumhurbaşkanı Yardımcısı ya da bakanın onayının aranabileceği de kaydediliyor.

Cumhurbaşkanı adayı ve liderler protokol imzalayacak

Hazırlıkları süren geçiş süreci yol haritasında liderler mutabık kalırsa ortak Cumhurbaşkanı adayı belirlenecek. Aday ve liderler geçiş sürecinde nasıl bir yönetim sergileyeceklerini, ekonomiden dış politikaya ilk etapta atacakları adımları ve parlamenter sisteme geçiş süreci takvimini içeren bir protokole imza atarak bunu kamuoyuna da ilan edecek. Seçimleri kazanmaları durumunda çıkarılacak ilk kararnameler de varılan uzlaşma doğrultusunda seçim öncesinde hazırlanmış olacak.

Geçiş süreci çalışan kurmaylar “Tek adam sistemi” olarak nitelendirdikleri bu sistemin karşısında geçiş süreci bitene kadar “ortak yönetim” vaadiyle yola çıktıklarının altını çizerken “Türkiye ilk defa böyle bir süreç yaşıyor. 6 farklı görüşte parti var. Seçim öncesi, seçim süreci ve sonrasını konuşuyoruz. Altılı Masa bir kadro hareketi olmak zorunda. Bir sistem değişikliği vaat ediyoruz. O nedenle seçimden önce de sadece Cumhurbaşkanı adayını değil, kadrosunu da büyük ölçüde açıklamak durumundayız. Seçim takvimi açıklandığında kamuoyu sadece adayın adını değil birlikte hareket edeceği isimleri de öğrenecek” değerlendirmesini yaptı.

Bakanlar kurulu Meclis aritmetiğine göre belirlenecek

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde yürütme yetkisine sahip olan Cumhurbaşkanı istediği isimlerden bir kabine oluşturabiliyor. Muhalefetin geçiş sürecinde de böyle bir kabine yine yer alacak. Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı yardımcılarının da yer alacağı “geniş kabine”deki bakanların belirlenmesinde ise seçimlerden sonra oluşan Meclis aritmetiğinin belirleyici olacağı ifade ediliyor. Yani Altılı Masa’daki partilerin Meclis’teki oy oranına göre verecekleri bakan sayısı belli olacak. Ancak bakanlar Meclis aritmetiğine göre belirleneceği için isimleri seçimden sonra belli olacak.

Bürokratlar listesi çalışıyor

Geçiş süreci çalışması kapsamında partiler seçimden sonra atamaları yapılmak üzere bürokrat listesi de çalışmaya başladı. Altılı Masa kurmayları hazırlanan bu listelerin kesinlikle “parti-partili listesi” olmadığını belirtirken sadece kurumlarda liyakat sahibi kişilerin tespit edilmeye çalışıldığına dikkat çekti. Partilerin kendi mutfaklarında yaptıkları bu çalışmanın daha sonra 6 parti ile birlikte ele alınması bekleniyor.

Cumhurbaşkanı adayı için en erken aralık sonu işaret ediliyor

Altılı Masa’nın ortak Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı sorusunun kısa sürede yanıt bulması beklenmiyor. Liderler seçim takvimi açıklanmadan adayın belli olmayacağını ilan ederken en erken tarih olarak aralık ayı sonu konuşuluyor. Cumhurbaşkanı adayı için son günlerde en çok konuşulan isim CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu. “İktidarın Kılıçdaroğlu’nun aday olmasını istediği” yorumlarına parti kurmayları, “AK Parti Kılıçdaroğlu’nu istiyor olsa seslerini çıkarmaz, hedef yapmazlardı. Bu görüşün aksine Kılıçdaroğlu’nu istemediklerini düşünüyoruz. Hakkında ne söyleyecekler, ne iddiada bulunacaklar?” değerlendirmesi yapıyor. Kılıçdaroğlu’nun Altılı Masa’da Cumhurbaşkanı adaylığı için belirtilen “uzlaşmacı, özgürlükçü, demokratik değerleri içselleştirmiş, milletin tamamını kucaklayan, siyasi ahlak ilkelerini benimseyen, liyakat sahibi” kriterlerini karşıladığını belirten CHP’li bir kurmay “Kılıçdaroğlu aday olmazsa bunun gerekçesi ne olacak? Tüm anketlerde çıkıyor. Alevi olması üzerinden aday olmaması gibi bir durum Türkiye’yi de demokrasiyi de bitirir” diyor.

İttifak süreci: Partiler pazarlık gücünü artırmaya çalışıyor

Altılı Masa’nın birlikte yönetme programı ve aday kadar önemli konu başlıklarından bir diğeri de ittifak süreci. Altılı Masa’nın seçime nasıl bir kombinasyonla gideceği belli değil. En çok il bazlı ittifak konuşuluyor. Bu kapsamda CHP ve İYİ Parti listelerinin diğer 4 partiye açılması da söz konusu olabilir. Cumhurbaşkanı adayını çıkaracak olan CHP’nin özellikle listelerini açması gerektiği, bunun da hem listelerini açacağı partilerde hem de CHP içinde yaratabileceği sorunlar açısından kriz üretmeye gebe olduğu kaydediliyor.

Altılı Masa’da partiler arası yaşanan kimi tartışma ve restleşmelerin de bu milletvekili listelerinde pazarlık gücünü artırma ve oy tabanını genişletme amacı taşıdığı yorumu yapılıyor. En son yaşanan “HDP’ye bakanlık” tartışmasında CHP’nin ret açıklamalarına karşın İYİ Parti’nin sert tutumu da iki parti arasında oy geçirgenliği ile değerlendiriliyor. Özellikle Ege, Akdeniz ve Trakya’da iki parti tabanında oy geçişine dikkat çeken CHP’li bir kurmay, “CHP’li olup da HDP’ye mesafeli seçmene, “biz masadayız ama CHP’den çok farklıyız. Saraya muhalif olup HDP’den de rahatsız olan varsa buyursun bize gelsin mesajı var burada. Bir anlamda CHP seçmenine yelken açılıyor” yorumu yapıyor.

Paylaşın

Otomotiv Üretimi, Ağustos Ayında Yüzde 13,3 Azaldı

Otomotiv Sanayi Derneği’nin (OSD) açıkladığı verilere göre;  geçen ay otomobil üretimi ise yıllık yüzde 5,1 artışla 59 bin 539 adetten 62 bin 560 adete çıktı. Otomotiv pazarı yüzde 13,7 düşüşle 52 bin 256 olurken, otomobil pazarı yüzde 21,3 düşüşle 35 bin 230 adette kaldı.

Dünya Gazetesi’nde yer alan habere göre; 2022 yılı Ocak-Ağustos döneminde toplam üretim yüzde 2 artarken, otomobil üretimi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3 oranında azaldı. Bu dönemde, toplam üretim 833 bin 146 adet, otomobil üretimi ise 496 bin 302 adet düzeyinde gerçekleşti.

2022 yılı Ocak-Ağustos döneminde toplam pazar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8 azalarak 483 bin 285 adet düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde otomobil pazarı ise yüzde 9 oranında azaldı ve 354 bin 543 adet olarak gerçekleşti.

Ticari araç grubunda, 2022 yılı Ocak-Ağustos döneminde üretim yüzde 11, ağır ticari araç grubunda yüzde 27 ve hafif ticari araç grubunda yüzde 10 oranında arttı. 2021 yılı Ocak-Ağustos dönemine göre ticari araç pazarı yüzde 2, hafif ticari araç pazarı yüzde 5 azalırken, ağır ticari araç pazarı yüzde 16 arttı.

2022 yılı Ocak-Ağustos döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre, toplam otomotiv ihracatı adet bazında yüzde 1 oranında azalırken, otomobil ihracatı ise yüzde 7 oranında azaldı. Bu dönemde, toplam ihracat 591 bin 156 adet, otomobil ihracatı ise 339 bin 403 adet düzeyinde gerçekleşti.

2022 yılı Ocak-Ağustos döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre, toplam otomotiv ihracatı Dolar bazında yüzde 4, Euro bazında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16 arttı. Bu dönemde toplam otomotiv ihracatı 19,9 Milyar dolar olarak gerçekleşirken, otomobil ihracatı yüzde 7 azalarak 5,6 Milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Euro bazında otomobil ihracatı ise yüzde 4 artarak 5,2 Milyar Euro seviyesinde gerçekleşti.

Paylaşın

Taliban, Yeniden Açılan Kız Okullarını Çabucak Kapattı

Taliban, Afganistan’ın doğusundaki Paktiye vilayetinde kız çocuklarının gittiği okulları, eğitime başladıktan birkaç gün sonra tekrar kapattı. Paktiye vilayetinin başkenti Gardez’deki bir grup öğrenci bu kararı protesto etti.

Paktiye Kültür ve Enformasyon Birimi’nin başındaki Mevlevi Halikyar Ahmedzadi, 6 Eylül’de yaptığı açıklamada şu ifadelere yer vermişti:

“Birkaç gün önce okullar açıldı. İslami, kültürel ve geleneksel kurallara dikkat edildi. Okulların müdürleri öğrencileri geri çağırdı. Kız çocuklarının gittiği liseler açıldı.”

Aşiret liderleri ve yüzlerce kız öğrencinin talebiyle, 6. sınıf ve üstüne eğitim veren okullar için alınan kararda Milli Eğitim Bakanlığı’ndan resmi izin alınmamıştı. Gardez’de 4, Samkani’de bir okul, faaliyete başlamıştı.

Ancak dün okula giden öğrencilere, eğitimin durdurulduğu ve eve dönmeleri söylendi.

Bu karara kızan öğrenciler Gardez’de protesto gösterisi düzenledi. Organizatörlerden Yasmin adlı aktivist, Taliban üyelerinin eylemden görüntü alınmaması için çaba sarf ettiğini söyledi ve ekledi:

“Hatta bazı protestocuların cep telefonlarını kırdılar.”

AFP’ye konuşan ve adı açıklanmayan bir Gardez sakini de “Öğrenciler barışçıl bir protesto düzenliyordu. Ancak güvenlik güçleri kısa süre sonra yürüyüşü dağıttı” ifadelerini kullandı.

Son dönemde Taliban’ın kız çocuklarının okula gönderilmesi gibi konularda kendi içinde yaşadığı ihtilaflar gündeme gelmişti.

ABD askerlerinin çekilmesiyle geçen yıl 15 Ağustos’ta önce başkent Kabil’in daha sonra da tüm ülkenin kontrolünü ele geçiren Taliban, kadınların çalışmasına ve kız çocuklarının okumasına yönelik kısıtlamalar getirmişti.

Şu anda üniversite ve 6’ncı sınıfa kadar okuyan kadınların ve kız çocuklarının eğitim almasına izin verilirken, ortaokul ve lise düzeyindekilerin okula gitmesi yasak.

Kısıtlamanın martta kaldırılmasına karar verilmiş fakat okulların açılmasına saatler kala uygulama iptal edilmişti. Bu da Taliban’ın yönetim kadrosunda fikir ayrılıkları oluştuğuna dair bir sinyal vermişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

‘Kılıçdaroğlu’ndan Partisine Yeni Anayasa Talimatı’ İddiası

Gazeteci Murat Yetkin, CHP’nin Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla yeni bir anayasa çalışması içerisinde olduğunu yazdı. Yetkin’in ifadesine göre CHP yönetimi, “liderlerin bakan değil, cumhurbaşkanı yardımcıları olmasının önerilmesi üzerinde duruyor.”

Yetkin’in kişisel blogunda kaleme aldığı bugünkü köşe yazısının ilgili kısmı şöyle:

“CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Altılı Masanın Cumhurbaşkanı adayı olup, seçimin kazanılması halinde diğer liderlerin de kilit bakanlıklara geleceği yolundaki haberler de Altılı Masada gerilim kaynağı oldu. Özellikle Akşener’in TBMM Grubunun başında bulunmak bu nedenle de milletvekili olmak istediği siyaset kulisinde biliniyor. Oysa Anayasaya göre, milletvekilleri bakan olamıyor.

Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla CHP’de bir Anayasa çalışması yapıldığı konuşuluyor. Buna göre, seçimi kazanmaları halinde TBMM İç Tüzüğünde parti liderlerinin milletvekili olmasalar da Meclis Çalışmalarına katılmasının önü açılabilecek. Ancak CHP yönetiminde bu durumda da liderlerin bakan değil, Cumhurbaşkanı Yardımcıları olmasının önerilmesi üzerinde duruluyor.

Tabii iktidarın önlerine çıkardığı tuzaklara düşüp halkın gerçek sorunlarıyla daha fazla ilgilenip sorunları kendilerinin çözebileceğine ikna ederek seçimi kazanırlarsa.

Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığına gelince… Muhtemelen geri dönüşü artık kolay değil ama bunu da Altılı Masayla bir an önce şeffaflıkla konuşmasında yarar var.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

TÜİK’e Göre İşsizlik Yüzde 10,1

Temmuz ayında 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz kişi sayısı bir önceki aya göre 113 bin kişi azaldı ve 3 milyon 445 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,3 puanlık azalış ile yüzde 10,1 seviyesinde gerçekleşti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Temmuz’a ilişkin işgücü istatistiklerinin yayımladı.

Yayımlanan verilere göre Temmuz’da 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz kişi sayısı bir önceki aya göre 113 bin kişi azaldı ve 3 milyon 445 bin kişi oldu.

İşsizlik oranı ise 0,3 puanlık azalış ile yüzde 10,1 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 8,6 iken kadınlarda yüzde 13,1 olarak tahmin edildi.

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü (geniş tanımlı işsizlik) oranı da Temmuz’da bir önceki aya göre 2 puan artarak yüzde 22,5 oldu.

Yalnızca 3 kadından biri istihdam ediliyor

İstihdam edilenlerin sayısı Temmuz’da bir önceki aya göre 148 bin kişi azaldı ve 30 milyon 608 bin kişiye düştü. İstihdam oranı 0,3 puanlık azalış ile yüzde 47,3 oldu.

Bu oran erkeklerde yüzde 64,6 iken kadınlarda yüzde 30,3 olarak gerçekleşti.

İşgücü de, Temmuz’da bir önceki aya göre 262 bin kişi azalarak 34 milyon 52 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,5 puanlık azalış ile yüzde 52,6 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 70,7, kadınlarda ise yüzde 34,9 oldu.

Genç nüfusta işsizlik

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,8 puanlık azalış ile yüzde 19,1 oldu.

Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 16,2, kadınlarda ise yüzde 24,7 olarak tahmin edildi.

Haftalık ortalama fiili çalışma süresi 43,1 saat

İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi Temmuz’da bir önceki aya göre 1,2 saat azalarak 43,1 saat olarak gerçekleşti.

Paylaşın

‘Aleviye Oy Vermem’ Diyenlerin Oranı Yüzde 23

Halk TV yazarı İsmail Saymaz, Aksoy Araştırma’nın analizlerini CHP’ye sunduğunu, bu araştırmalarda “Aleviye oy vermem” diyenlerin oranının yüzde 23” olduğuna dair bir sonuç çıktığını yazdı.

İsmail Saymaz’ın bugünkü köşe yazısının ilgili kısmı şöyle:

“CHP’nin geçen cuma yapılan Parti Meclisi toplantısında, Kılıçdaroğlu’nun güvendiği araştırmacılardan biri olan Aksoy Araştırma’nın sahibi Ertan Aksoy, saha çalışmalarından derlenmiş veri ve analizler doğrultusunda CHP’lilere sunum yaptı. Sunumu Kılıçdaroğlu da izledi.

Bir CHP PM üyesinden aldığım bilgiye göre sunumda iki veri öne çıkıyor. İlki, Alevi cumhurbaşkanı adayı verisi. “Alevi cumhurbaşkanı adayına oy verir miydiniz?” sorusuna katılımcıların yüzde 33.8’i “Kesinlikle verirdim” derken, yüzde 22.3’ü “Veririm” diyor. Toplamı yüzde 56.1 yapıyor. Yüzde 17.8’i kesinlikle vermeyeceğini, yüzde 5.8’i ise vermeyeceğini kaydediyor. Toplam yüzde 23.6. Kararsızlar yüzde 20.3’de kalıyor.

AK Partililerin yüzde 40.9’u, İyi Partililerin yüzde 25’i ve MHP’lilerin yüzde 24.6’sı Alevi bir adaya oy vermeyeceğini söylüyor. Aksoy, sunumumda, Türkiye’de Alevi karşıtlığının öteden beri var olduğunu ancak kitleselleşemediğini, buna karşın hegomanyasının toplumsal karşılığından yüksek olduğunu ifade etti.

Diğeri ise Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığı verisi.

“Kılıçdaroğlu’nun Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olması durumunda kime oy verirsiniz?” sorusuna katılımcılardan yüzde 53.6’sı Kılıçdaroğlu’na, yüzde 46.4’ü ise Erdoğan’a vereceğini söylüyor.

Aradaki fark yüzde 7.2. Kararsızlar hesap edilmezde bu oran 5.1’e iniyor.

HDP seçmenlerinin yüzde 100’ü Kılıçdaroğlu’nu destekliyor. Bu oran CHP’lilerin de üzerinde. Çünkü CHP’liler yüzde 3.4 fire veriyor. İyi Partililerin yüzde 8.7’si ise Erdoğan’a oy vereceğini söylüyor. MHP’lilerin yüzde 35.3’ü ise Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceğini belirtiyor.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Temmuzda ‘Cari Açık’ 4 Milyar 10 Milyon Dolar

Temmuz ayında cari açık geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1193 artarak 4 milyar 10 milyon dolara çıktı. Piyasa beklentisi cari açığın temmuzda 3,7 milyar dolar gelmesi yönündeydi.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), temmuz ayına ilişkin ödemeler dengesi istatistiklerini açıkladı. Buna göre temmuzda cari açık geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1193 artarak 4 milyar 10 milyon dolara çıktı.

Piyasa beklentisi cari açığın temmuzda 3,7 milyar dolar gelmesi yönündeydi.

TCMB verilerine göre temmuzda cari açıktaki yükselişle ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığının bir önceki yılın aynı ayına göre 6 milyar 162 milyon dolar artarak 9 milyar 308 milyon dolara yükselmesi etkili oldu.

Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise, bir önceki yılın aynı ayında 3 milyar 124 milyon dolar fazla vermişken, bu ay 3 milyar 737 milyon dolar fazla verdi.

Temmuz verisiyle beraber 2022’in ilk 7 ayında cari açık geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 168 artarak 36 milyar 672 milyon dolara ulaştı.

5 milyar 473 milyon dolar kaynağı belirsiz para girişi

TCMB verilerine göre temmuz ayında 5 milyar 473 milyon dolar kaynağı belirsiz para girişi yaşandı. Net hata ve noksan olarak tanımlanan girişler ilk 7 ayda 24 milyar 347 milyon dolara ulaştı.

Resmi rezervler temmuz ayında 4 milyar 423 milyon dolar arttı. Rezervlerde yılın ilk 7 ayında ise 7 milyar 925 milyon dolarlık düşüş yaşandı.

Cari Açık nedir?

Ülkenin dış dünya ile olan mal ve hizmet ticaretinin sonucu cari denge olarak adlandırılır. Sadece mal ticaretinin sonucu ise dış ticaret dengesidir.

Eğer ülkenin sattığı mallar satın aldığı mallardan fazla ise dış ticaret fazlası, tersi geçerli ise dış ticaret açığı vardır. Mal ticaretinin sonucuna hizmet ticaretinin (en önemli kalem turizm)  sonucu eklenerek cari dengeye ulaşılır.

Örneğin dış ticaret açığı -60 milyar $ olan (yani mal ticaretinde – 60 milyar $ açık veren) bir ülkenin turizm gelirleri giderlerinden 20 milyar $ daha fazla ise (yani hizmet ticaretinde +20 milyar $ fazla vermişse)  cari açığı 40 milyar $ dolar olacaktır.

Cari açık ülkenin dış dünyadan dolar talebini gösterir. Bir başka deyişle bu açığın finansmanı için 40 milyar dolar bulunması gerekir.

Döviz bir ülkeye nasıl girer?

Dolar arzı yani ülkeye döviz girişi esas olarak üç kanaldan olur.

a-Doğrudan yabancı yatırımlar (yabancıların şirket satın almak, fabrika kurmak amacıyla ülkeye getirdikleri dövizler)

b-Portföy yatırımları (yani yabancıların özel şirket tahvil ve hisse senetleri ile devlet tahvillerini satın almak üzere ülkeye soktukları döviz)ve

c- Kısa ve uzun vadeli borçlanmalar.

Cari açığın finansmanı içinde portföy yatırımları ile kısa vadeli borçların payının artması ülke ekonomisinin kırılganlığının da artması demektir. Çünkü bu tür dövizler iç ve dış faktörlere bağlı olarak kolaylıkla her an ülkeyi terk edebilirler.

Paylaşın