Kılıçdaroğlu’nun En Büyük ‘Adaylık’ Avantajı Ne?

Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş’te anlaşan siyasi partilerin kurduğu “Altılı Masa”nın önündeki hedeflerden biri, ortak Cumhurbaşkanı adayı belirlemek. Liderler adayın seçim takvimi açıklanmadan ilan edilmeyeceğini söylese de tartışmalar durmuyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre Aday olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş öne çıkıyor. Kılıçdaroğlu partisinin belediye başkanı olan iki ismin adaylığına sıcak bakmadığını birçok kez ifade etti. Ancak kendi adaylığı için de “Kazanabilir mi” endişesi giderilmiş değil.

Altılı Masa’da yer alan partilerin kurmayları arasında Kılıçdaroğlu’nun kazanma riski olmadığını söyleyen çok sayıda yönetici var. Yöneticiler Kılıçdaroğlu’nun Meclis kürsüsünde AK Partili bir milletvekilinin adaylık sorusu üzerine, “Aday olup olmayacağımı nereden biliyorsun” yanıtının ardından anketlerde çok ciddi bir yükselişe geçtiğine dikkat çekiyor, “Bugün Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı yarışında rakip adayla eşit, 2 puan üstte ya da altında. Adaylık netleştiğinde bu oran daha da yükselir, kafasında soru işareti olanlar da birleşir” diyor.

Kılıçdaroğlu’nun kazanma sorunu olmayacağını savunanlar, bazı avantajlarına da dikkat çekiyor. 10 yılı aşan sürede iktidar cenahından Kılıçdaroğlu hakkında söylenmedik söz kalmadığına dikkat çekenler, “Bir Bay Kemal vardı, onu da elinden aldı. Adı geçen belediye başkanları için bu zor. Doğru-yanlış bir sürü iddia, polemik yaşanır. Korkarız ki bunu yönetmeleri zor olur. Bir önemli avantaj da sermaye ilişkisi, onların karşısında durma açısından da bunu en iyi yapabilecek insan şu an Kılıçdaroğlu görünüyor” diyor.

CHP’deki anketlere göre oy oranları

İktidardan muhalefete tüm partiler “Türkiye’nin en kritik seçimine hazırlandığını” söylüyor. Bir sürpriz olmazsa 18 Haziran’da yapılması planlanan seçimler öncesi neredeyse her gün yeni bir anket yayınlanıyor. Öyle bir anket enflasyonu var ki artık partiler de yayın kuruluşları da bu anketlerin ortalamasını alan analizler yapıp onun üzerine değerlendirmeler yapar hale geldi.

CHP de anketlere böyle bakıyor. Farklı araştırma şirketlerinin yaptıkları ve kendi yaptırdıkları anketleri de değerlendirdikleri çalışmaların sonucunda ulaştıkları verilere göre AK Parti ile CHP parlamento seçimlerinde yüzde 30-31 oranıyla başa baş durumda. CHP analizleri İYİ Parti’nin oy oranının yüzde 20’lerde olduğu iddialarını ise doğrulamıyor.

İYİ Parti’nin maksimum yüzde 13-14 bandında olduğu değerlendirmesi yapılıyor, “İYİ Parti kendini güçlü göstermeye çalışıyor. Ama AK Parti’den CHP’ye oy geçişi var. Hatta CHP, MHP’den, İYİ Parti’den daha fazla oy alacak gibi görünüyor” deniliyor. Analizlere göre HDP yüzde 11-12, MHP ise yeni seçim kanunu ile yüzde 7’ye inen seçim barajının sınırında dolaşıyor.

Paylaşın

‘Altılı Masa’ Dağılmaz, Çünkü!

Neredeyse her hafta değişik bir başlıkta “Altılı Masada çatlak/kriz var”, “Altılı Masa dağılıyor” iddiası gündeme geliyor. Başta CHP ve İYİ Parti genel başkanları olmak üzere masada oturan liderler bu iddiaları reddetse de tartışmalar dinmiyor.

Altılı Masa’nın iki büyük partisinin kurmayları da bu tartışmaların iktidar tarafından büyütüldüğü görüşünde. İYİ Parti’de “Altılı masa dağılmaz, çünkü bu masayı güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş talebi oluşturdu” diyen bir kurmay ortak “aday çıkarılamasa ya da seçim ittifakı kurulamasa dahi bu masa bu niyet beyanı nedeniyle dağılmaz” diye de ekliyor.

Yine İYİ Parti’den bir başka kurmay da 2018 genel ve 2019 yerel seçimlerinde CHP ile yapılan iş birliğine dikkat çekerek “Bu iş birliği bir sinerji yarattı, topluma umut oldu. Yaşanan tartışmalar masayı etkileyecek bir krize dönüşmez” diyor.

Tüm partilerde masayı koruma isteği ve iradesinin olduğunu söyleyen CHP’li bir yönetici ise, “Polemikler, tartışmalar yaşanabilir. Önümüzdeki süreçte başka tartışmalar da olacaktır ama bu masayı bozan siyasetin çöplüğüne gider. Herkes bu sorumluluğun bilincinde” değerlendirmesinde bulunuyor.

Cumhurbaşkanı adayı nasıl belirlenecek?

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, Muhalefetin ortak Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı sorusu kadar bunun nasıl bir usulle belirleneceği de merak konusu. Bir görüşe göre geçiş süreci çalışması tamamlandıktan sonra Altılı Masa’nın bir toplantı gündemi sadece adaylık olacak. Liderler bu toplantıda aday önerisini yapacak ya da liderler arasında adaylık beyanında bulunan olacak.

O toplantıda karar verilmeyecek. Liderler ortaya atılan ismi ya da isimleri parti kurullarına götürerek değerlendirecek ve tekrar masaya gelerek bir karara varacak. Ancak adayın bu şekilde belirleneceği görüşüne itiraz da var.

Aday belirleme süreci başladıktan sonra bunun parti kurullarına götürülüp değerlendirildiği zaman diliminin kimi spekülatif tartışmalara vesile olup süreci zehirleyebileceğine dikkat çeken ikinci görüşe göre aday belirleme sürecinde en doğrusu liderlerin parti kurullarından tam yetki alarak o toplantıya katılması olacak.

Bu görüşü savunanlara göre kararın verileceği toplantı öncesinde liderler ya da kurmayları düzeyinde bir temas trafiği olabilir ve korunaklı şekilde gerçekleşen bu trafiğin ardından kamuoyuna duyurulan tarihte aday görüşülüp açıklanır.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan ‘Borsada Manipülasyon’ Çıkışı: Notunu Alıyorum

Borsadaki manipülasyonlara dikkat çeken CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Borsada yaptığınız manipülasyonları izliyorum ve notumu alıyorum. Küçük yatırımcının çaldığınız parasını size ödeteceğim. Vallahi de ödeyeceksiniz! Erdoğan şürekası, göreceğim sizi” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından, “Borsada yaptığınız manipülasyonları izliyorum ve notumu alıyorum” paylaşımında bulundu.

28 Ağustos tarihinde yayınladığı mesajı alıntılayan Kılıçdaroğlu, “Küçük yatırımcının çaldığınız parasını size ödeteceğim. Vallahi de ödeyeceksiniz! Erdoğan şürekası, göreceğim sizi” dedi.

Kılıçdaroğlu, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Merkez Bankası faiz kararları ile ilgili olarak 22 Ağustos’ta yaptığı şu açıklamayı alıntılayarak paylaşımda bulundu:

“Borsada dolandırılan küçük yatırımcının uğradığı zararın telafisi meselesini açayım. Muteber borsa sermayedarlarını hariç tutarak, beni asıl ilgilendiren meseleye geliyorum. Borsada küçük yatırımcı sadece SPK’nın yolsuzluk mekanizmasıyla soyulmadı.

İçeriden bilgi alarak, manipülasyonla küçük yatırımcıyı soyan çeteler var. Bunu hisse grafiklerinden de çok net izliyorum. Örneklerini TCMB faiz kararlarında ve sosyal medyada çıkartılan bazı dedikodular sürecinde de gördüm, notlarımı aldım.

SPK ve Borsa İstanbul bu konudaki şikayetleri görmezden geliyor. Nedenini biliyoruz… Buradan kimlerin nemalandığını da iktidar değişikliğinden sonra ortaya çıkaracağız. Dolayısıyla ekonomi derken, sadece ilk 100 günlük planlar vs. ile bu ülkenin toparlanmayacağını biliyorum.

Bu urları, tefecileri, simsarları, çantacıları temizlemeden; yani devlete nefes aldırmadan, milletin de nefes alamayacağını biliyorum. Devletin nefes borularına yapışmış mikropların hepsini temizleyeceğim.

Dolandırılan küçük yatırımcıların zararlarının telafisi, bu mikropların ve beslediklerinin parası ile telafi edilecek. Konunun bu boyutunu da uzun zamandır takip ediyorum, kimse merak etmesin.”

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan’dan Tam Demokrasi Vurgusu

Partisinin çalışmaları için gittiği Tunceli’de halka seslenen DEVA Lideri Babacan, tam demokrasi vurgusu yaparak, “Kürt meselesini de Alevi meselesini de çözmenin aslında tam zamanıdır. Türkiye buna hazırdır. Ancak bu cesaret ve samimiyet işidir. Ankara’nın artık cesur olma vakti gelmiştir. Kangrenleşen sorunları çözme vakti gelmiştir. Yaraları sarmak, yaralı hafızaları adaletle onarmak, yarınlara umutla bakmak bizim elimizde” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Babacan, konuşmasının devamında, “Bizim hedefimiz çok açık. Kimliği, dili, dini, mezhebi, siyasi görüşü, yaşam felsefesi ne olursa olsun, herkesin eşit ve onurlu bir vatandaş olduğu Türkiye’dir. Bizim hedefimiz, ‘Hepimizin Türkiye’sidir. Demokratik bir devlet, hiçbir vatandaşını yok sayamaz. Hiçbir vatandaşını beriki, öteki diye ayırt edemez. Bizim hedefimiz tam demokratik Türkiye’dir” dedi ve ekledi:

“Biz demokratız. Bizi herkesten ayıran en önemli ortak paydamız budur. Biz öyle yarım demokratlardan, yüzde 70 demokratlardan değiliz. Biz tam demokratız. Yüzde 100 demokratız. Bizim için demokratlık bir duruştur. Demokratlık; diğerini anlama özelliğidir. Demokrat olmak, aynı zamanda saygı duymak, diğerkamlıktır. Demokrat olacağız. Özgür olacağız. Eşit olacağız.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, parti çalışmaları kapsamı gittiği Tunceli’de halka seslendi. Babacan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“DEVA Partisi’ne göre, bugün; Kürt meselesini de Alevi meselesini de çözmenin aslında tam zamanıdır. Türkiye buna hazırdır. Ancak bu cesaret ve samimiyet işidir. Ankara’nın artık cesur olma vakti gelmiştir. Kangrenleşen sorunları çözme vakti gelmiştir. Yaraları sarmak, yaralı hafızaları adaletle onarmak, yarınlara umutla bakmak bizim elimizde.

Biz; neyin hak, neyin imtiyaz olduğunu çok iyi biliriz. Hiç kimse için hiçbir imtiyaz da istemiyoruz. Biz sadece hakkın terazisinde eşitlenmeyi hedefliyoruz. ‘Eşit vatandaşlık’ hukuku diyoruz. Eşit vatandaşlığın Türkiye’nin pek çok sorununu çözme yönünde dev bir adım olacağını biliyoruz.

Demokrasi açığı Türkiye’de çok acılar yaşattı, yaşatıyor. Dersim, tarih boyunca ayrımcılığa, haksızlığa maruz kaldı. Bunu çok iyi biliyorum. Sözü yasaklayarak acıları saramazsanız. Sorunları inkâr eden, o sorunu hiçbir zaman çözemez.

“Kimse çıkıp ‘Alevi şöyle olur, böyle olur’ diye konuşmayacak”

İktidar, Alevi vatandaşlarımızı rahatlatacak adım atmak istiyorsa önce ayrımcılık hissettiren uygulamaların hepsine son verecek. Kimse çıkıp ‘Alevi şöyle olur, böyle olur’ diye kafasına göre konuşmayacak. Arkadaş, hiç kimseye, kimliğini nasıl yaşaması gerektiğini dayatamazsın. Biz burayı özgürlükler ülkesi yapacağız. Herkes kendi inancını, yaşam tarzını nasıl yaşamak istiyorsa öyle yaşayacak. Devletin görevi insanların inancına, yaşam tarzına şekil vermek değil.

Alevilerin kamuda istihdamının önündeki fiili engellerin hepsini biliyoruz. Bundan gerçekten çok rahatsızız. Hiçbir vatandaşımızın, devlette işe girerken, terfi alırken, üst düzey yönetici olurken ayrımcılığa uğramasına izin vermeyeceğiz.

Cemevlerine, camilere tanınan maddi ve diğer hakların tamamını tanıyacağız. Devlet camilere nasıl destek veriyorsa, aynısı cemevlerine uygulanacak. Bizim belediyelerimiz imar planlarında cemevlerine yer ayıracak. Özgürlükçü laiklik anlayışımızdan hiçbir zaman sapmayacağız. Tekrar ilan ediyorum: İktidarımız döneminde herkes hakkın terazisinde eşitlenecek.

İnsanıyla arasına mesafe koyan devlet anlayışına son vermek için siyasetteyiz. Bugün bizim aramızda bariyer falan yok. Beraberiz, birlikteyiz, yan yanayız. Biz; sevginin, barışın, demokrasinin ve eşitliğin türküsünü her dilde söylemek için bugün buradayız. Biz; Diyarbakır’da Dicle’nin kenarında kuzuyu hatırlayan, Ankara’ya dönünce kurdun yanı başında hizaya girenlerden olmadık.

“Hedefimiz tam demokratik Türkiye’dir”

Bizim hedefimiz çok açık. Kimliği, dili, dini, mezhebi, siyasi görüşü, yaşam felsefesi ne olursa olsun, herkesin eşit ve onurlu bir vatandaş olduğu Türkiye’dir. Bizim hedefimiz, ‘Hepimizin Türkiye’sidir. Demokratik bir devlet, hiçbir vatandaşını yok sayamaz. Hiçbir vatandaşını beriki, öteki diye ayırt edemez. Bizim hedefimiz tam demokratik Türkiye’dir.

Biz demokratız. Bizi herkesten ayıran en önemli ortak paydamız budur. Biz öyle yarım demokratlardan, yüzde 70 demokratlardan değiliz. Biz tam demokratız. Yüzde 100 demokratız. Bizim için demokratlık bir duruştur. Demokratlık; diğerini anlama özelliğidir. Demokrat olmak, aynı zamanda saygı duymak, diğerkamlıktır. Demokrat olacağız. Özgür olacağız. Eşit olacağız.”

Paylaşın

Tacikistan – Kırgızistan Sınırında Çatışma: 27 Ölü

Sovyetler Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) dağılmasından bu yana sınırla ilgili anlaşmazlık yaşaya Tacikistan-Kırgızistan sınırında yaşanan çatışmalarda 27 kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi evlerini terk etti.

Tacikistan – Kırgızistan arasında zaman zaman yaşanan çatışmalar yeniden alevlenirken bu kez hafta başında başlayan gerilim hızla büyüdü.

İki ülke arasındaki ateşkes anlaşmasına rağmen yaşanan çatışmada, Kırgızistan Sağlık Bakanlığı’na göre sınırın Kırgızistan tarafında 24 kişi hayatını kaybetti.

Tacikistan’dan da üç kişinin hayatını kaybettiği açıklaması yapıldı.

Kızılhaç’ın bölgedeki temsilciliğinin açıklamasına göre, sınır bölgelerinde yaşayan yaklaşık 20 bin kişi de şiddet olaylarından kaçmak içn evlerini terk etti.

Çatışmalar, ‘iki halk için de büyük çaplı bir savaş başlar mı?’ kaygısının yeniden doğmasına yol açtı.

Son olarak 2021’de yaşanan çatışmalarda 50 kişi hayatını kaybetmişti.

Bu hafta başında yaşanan gerilim Çarşamba günü küçük çaplı bir çatışmaya dönüşmüş, iki farklı olayda iki kişi hayatını kaybetmişti.

Kırgızistan sınır güvenlik güçleri, Tacikistan askerlerini sınırın henüz üzerinde uzlaşıya varılmayan tartışmalı bölgesinde konuşlanmakla suçladı. Tacikistan ise Kırgızistan tarafından ateş açıldığını iddia etti.

İki ülke arasındaki yaklaşık 1.000 kilometrelik sınırın yaklaşık üçte biri üzerinde uzlaşma sağlanamadığı için hâlâ tartışmalı.

İki ülkeyle de çok yakın ilişkilere sahip olan Rusya, Cuma günü iki tarafa sükunet çağrısı yaptı ve arabuluculuk teklif etti. Bunun üzerinden Cuma günü yerel saatle 16.00’da ateşkes ilan edildi; ancak bir süre sonra Kırgızistan sınırındaki köylerin top ateşinin hedefi olduğunu duyurdu.

Kırgızistan, komşusu Tacikistan’ın zırhlı personel taşıyıcılarla bölgeye asker konuşlandırdığını ve tankları bölgeye gönderdiğini savunuyor. Tacikistan da Kırgızistan’ı “yedi köyde ağır silahlarla saldırı düzenlemekle” suçluyor.

Kırgızistan’ın güneybatısındaki Batken bölgesinde yaşayan yaklaşık 140 bin kişi , 16 Eylül’de yerel basında çıkan haberlere göre, geçici olarak evlerini terk etti.

Paylaşın

Alman Katolik Kilisesi, Eşcinsellerin Kilisede Çalışmasını Onayladı

Alman Katolik Kilisesi’nin kiliselerinde son yıllarda gerçekleşen cinsel saldırılar hakkında hazırlanan raporlar üzerine 2019’da oluşturduğu Ortak Yol Kurulu (Synodaler Weg) dördüncü toplantısını geçtiğimiz günlerde Frankturt’ta yaptı.

İki yıl görev yapmak üzere oluşturulan, başpiskoposlar, rahipler ve diğer kilise temsilcilerinden oluşan 230 üyeli kurulun gündeminde kadınların kilisede rolü, eşcinselliğin yeniden değerlendirilmesi ile Katolik Kilisesi’nin cinsel etiği ele alındı.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Ortak Yol Kurulu’nda, kadınların kilisede görev almaları ile eşcinselliğin ‘yeniden değerlendirilmesi’ önergeleri büyük çoğunlukla kabul edildi. Sadece evlilik içinde cinselliğe “izin veren” cinsel etikle ilgili önerge ise reddedildi.

“Kadınlara daha çok görev verilmeli”

Kabul edilen iki önergenin Vatikan’da da onaylanması gerekiyor. Alman Başpiskoposlar Birliği Başkanı Georg Baetzing, önergeler için Roma’ya gittiğini ve kilisenin geleceğinin söz konusu olduğunu söyledi.

Alman Katolikleri Merkez Konseyi Başkanı İrme Stetter ise Ortak Yol Kurulu’nda alınan kararları başarı olarak niteledi. Stetter, kiliseler için bir danışma kurulu oluşturulması, kadınlara kiliselerde daha çok görev verilmesi ve eşcinsellerin kilisede çalışması kararlarını büyük adımlar olarak niteledi.

Kilise’ye üyelik düşüyor

Alman Başpiskoposlar Birliği’nin verilerine göre geçen yıl 360 bin kişi üyelikten ayrıldı. Bir önceki yıl 220 bin kişi üyelikten ayrılmıştı. 2012’de 118 bin kişi Katolik Kilisesi’ni terk etmişken, ayrılan üye sayısı her yıl artarak devam etti.

1990’da insanların yüzde 72’si kiliseye üye iken, şu anda bu oran yüzde 50’nin altına kadar düşmüş bulunuyor. Katolik Kilisesi’nin hesaplamasına göre 2060’da üye sayı yüzde 30’a kadar düşecek.

Şu anda 21 milyon kişi Katolik Kilisesi’ne üye. Sadece Katolik Kilisesi değil, Protestan Kilisesi de üye kaybediyor. 2020’de 220 bin dolayında üye kaybeden Protestan Kilisesi, geçen yıl 280 bin dolayında üye kaybetti. Almanya’da 20 milyon dolayında kişi Protestan Kilisesi’ne üye.

Paylaşın

Beşiktaş, Zirve Yolunda Yara Aldı

Süper Lig’in 7. haftasında Beşiktaş ile İstanbulspor Atatürk Olimpiyat Stadı’nda karşı karşıya geldi. Beşiktaş, iki defa öne geçtiği maçta üstünlüğünü koruyamadı ve karşılaşma, 2-2’lik eşitlikle noktalandı.

Haber Merkezi / Karşılaşmada Beşiktaş’ın gollerini N’Koudou ve Weghorst atarken, İstanbulspor’un gollerini ise Ersin Destanoğlu ve Ali Yaşar kaydetti. Bu sonucun ardından Beşiktaş puanını 14’e, İstanbulspor ise 5’e çıkardı.

Karşılaşmadan dakikalar;

8. dakikada N’koudou’nun ceza yayı içerisinde kaleyi cepheden gören pozisyonda kullandığı serbest vuruşta kaleci Jensen, yerden gelen topu kontrol etmek isterken elinden kaçırınca meşin yuvarlak ağlarla buluştu. 0-1

26. dakikada sağ tarafta topla buluşan Topalli, pasını sol kanattan ceza sahasına doğru hareketlenen Emir Kaan’a verdi. Bu oyuncunun kaleye yaklaşık 20 metre mesafeden çektiği sert şut önce sağ kale direğine ardından da kaleci Ersin’in sırtına çarparak filelere gitti. 1-1

38. dakikada Weghorst, İstanbulspor savunmasının uzaklaştırmak istediği hava topunu ceza sahasında önünde buldu. Bu oyucunun kaleciyle karşı karşıya yaptığı vuruşta kaleci ayağıyla yaptığı müdahaleyle golü önledi.

39. dakikada çalımlarla ceza sahasına sokulan Masuaku, pasını sol çaprazdaki Gedson’a verdi. Gedson’un içeriye çevirdiği topa altıpas önündeki Weghorst, müsait pozisyondaki vuruşuyla takımını öne geçiren golü attı. 1-2

53. dakikada Josef’in pasıyla ceza sahası sol çaprazında topla buluşan Salih Uçan’ın vuruşunda, top direğin yanından auta gitti.

69. dakikada ceza sahası dışından kullanılan serbest vuruşta Melih Kabasakal’ın vuruşunda, top üstten dışarı çıktı.

73. dakikada Salih Uçan’ın sağdan ortaladığı topu Welinton kafayla indirdi, arka direkte Redmond’tan önce savunma araya girerek tehlikeyi uzaklaştırdı.

86. dakikada kaleyi cepheden gören bir noktadan kazanılan serbest vuruşta Ali Yaşar’ın şutunda top ağlarla buluştu: 2-2.

89. dakikada sol taraftan kullanılan serbest vuruş sonrası ceza sahası dışından Tayfur Bingöl’ün şutunda, kaleci direk dibinden topu kornere çeldi.

Stat: Atatürk Olimpiyat

Hakemler: Zorbay Küçük, Erdem Bayık, Candaş Elbil

İstanbulspor: Jensen, Okan Erdoğan, Mehmet Yeşil (Dk. 44 Mehremic), Duhan Aksu, Oğuzhan Berber (Dk. 60 Kağan Bağış), Melih Kabasakal, Muammer Sarıkaya, Ali Yaşar, Topalli (Dk. 60 Owusu), Emir Kaan Gültekin (Dk. 82 Cajic), İbrahim Yılmaz (Dk. 82 Guri)

Beşiktaş: Ersin Destanoğlu, Rosier (Dk. 50 Tayfur Bingöl), Tayyip Talha Sanuç (Dk. 49 Welinton), Saiss, Masuaku, Salih Uçan, Josef, Fernandes, Muleka (Dk. 79 Cenk Tosun), N’Koudou (Dk. 46 Redmond), Weghorst

Goller: Dk. 8 N’Koudou, Dk. 39 Weghorst (Beşiktaş), Dk. 26 Ersin Destanoğlu (Kendi kalesine), Dk. 86 Ali Yaşar (İstanbulspor)

Paylaşın

3 Yılda 796 Bin Taşınmaz Bankalar Tarafından İpotek Edildi

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, 2019 yılından 2022 yılının ağustos ayına kadar 796 bin 968 taşınmazın (konut, arsa, tarla) özel ve kamu bankalarınca ipotek edildiğini açıkladı.

Manisa’da 36 bin 944, İzmir’de 28 bin 151, Denizli’de 26 bin 97, Aydın’da 24 bin 685, Afyon’da 23 bin 990, Antalya’da 23 bin 683, Yozgat’ta 21 bin 866 taşınmaz ipotek edildi.

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ekonomik krizin ülkemizde giderek derinleşmesi her kesimi ciddi ölçüde etkileyip mağdur etti. Dar ve sabit gelirliler ile gelir gider dengesi bozulan kesimlerin elde avuçta olanı tüketmesi, taşınmazlarının da borç ya da icra yoluyla elden çıkmasına yol açtı” dedi.

Emeğiyle yaşayan yurttaşar geçim sıkıntısı nedeniyle bankalara yönelirken, ipotek verileri de ekonomik krizi ortaya koydu.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, 2019 yılından 2022 yılının ağustos ayına kadar 796 bin 968 taşınmazın (konut, arsa, tarla) özel ve kamu bankalarınca ipotek edildiğini açıkladı. Manisa’da 36 bin 944, İzmir’de 28 bin 151, Denizli’de 26 bin 97, Aydın’da 24 bin 685, Afyon’da 23 bin 990, Antalya’da 23 bin 683, Yozgat’ta 21 bin 866 taşınmaz ipotek edildi.

Sözcü’den Deniz Ayhan’ın haberine göre, bu sayı Ankara’da 19 bin 451, İstanbul’da 9 bin 994 oldu. Cebri satış ile el değiştiren taşınmaz sayısı da 35 bin 828 oldu. Öte yandan, aynı tarihlerde 8 bin 985 arsa, tarla, 171 bin 914 adet konut ve iş yeri yabancılar tarafından satın alındı.

Genelde ipotek tesis edilen taşınmazların incir, zeytin, fidan, kavak, meyve, sebze, çay, narenciye, elma, sera, fındık, fıstık, pamuk, tütün, pirinç, çeltik gibi alanları kapsadığını söyleyen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ekonomik krizin ülkemizde giderek derinleşmesi her kesimi ciddi ölçüde etkileyip mağdur etti. Dar ve sabit gelirliler ile gelir gider dengesi bozulan kesimlerin elde avuçta olanı tüketmesi, taşınmazlarının da borç ya da icra yoluyla elden çıkmasına yol açtı” dedi.

Paylaşın

Putin’e ‘Nükleer’ Uyarısında Bulunan Biden: Sakın, Sakın, Sakın!

Vladimir Putin’i savaşta kimyasal ya da taktiksel nükleer silah kullanma ihtimaline dair uyaran Joe Biden,  “Sakın, sakın, sakın böyle bir şey yapmasın. Durumu, II. Dünya Savaşı’ndan beri görülmemiş şekilde değiştirir” ifadelerini kullandı.

Joe Biden, Vladimir Putin’in böyle bir hamle yapması durumunda nasıl karşılık vereceği hakkında ise net konuşmadı.

Putin, 24 Şubat’ta verdiği askeri operasyon emriyle başlayan savaşın ardından NATO’nun saldırgan söylemlerini gerekçe göstererek ülkedeki nükleer alarm seviyesini yükseltmişti.

ABD Başkanı Joe Biden, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i nükleer ya da kimyasal silah kullanmaması konusunda uyardı.

ABD merkezli televizyon kanalı CBS News’taki “60 Minutes” programına katılan Biden, Putin’in savaşta kimyasal ya da taktiksel nükleer silah kullanma ihtimaline dair “Sakın, sakın, sakın böyle bir şey yapmasın. Durumu, II. Dünya Savaşı’ndan beri görülmemiş şekilde değiştirir” dedi.

Fakat Biden, Putin’in böyle bir hamle yapması durumunda nasıl karşılık vereceği hakkında net konuşmadı.

Cuma günü Beyaz Saray’da gerçekleştirilen söyleşide ABD Başkanı, programın sunucusu Scott Pelley’e şunları söyledi:

“Tam olarak nasıl hareket edileceğini bilsem, sana söyleyeceğimi mi düşünüyorsun? Tabii ki de söylemeyeceğim. Fakat böyle bir şeyin ciddi sonuçları olur. Dünyada bugüne dek görmedikleri kadar dışlanırlar. Yaptıklarının ölçüsü, karşılaşacakları yanıtın niteliğini belirleyecek.”

Putin, 24 Şubat’ta verdiği askeri operasyon emriyle başlayan savaşın ardından NATO’nun saldırgan söylemlerini gerekçe göstererek ülkedeki nükleer alarm seviyesini yükseltmişti.

Başta ABD ve Birleşik Krallık olmak üzere Batılı ülkelerse bunu tehlikeli bir hamle olarak eleştirmişti.

Amerikan Bilim İnsanları Federasyonu’nun verilerine göre Rusya’nın elinde 5 bin 977, ABD’deyse 5 bin 428 adet nükleer savaş başlığı var.

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Ukrayna’ya ABD ordusunun envanterinden 600 milyon dolarlık askeri yardım yapacaklarını ve bu paketin ek silah, mühimmat ve teçhizat içerdiğini cuma günü açıklamıştı.

Blinken, bu paketle birlikte Ukrayna’ya savaşın başından beri toplamda 15,8 milyar dolarlık yardım göndermiş olacaklarını belirtmişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Pakistan’da ‘Muson Yağmurları’nın Bilançosu: 1545 Can Kaybı

14 Haziran’dan bu yana Pakistan’da etkili olan muson yağmurlarından kaynaklı sellerde can kaybı 1545’e yükseldi. Can kayıplarının 552’si çocuk, 315’i ise kadın. Öte yandan Pakistanlı yetkililer son 48 saatte su seviyesinin düşmeye başladığını açıkladı. Bazı yollarda trafiğin yeniden açıldığı ancak henüz çok sayıda yerleşim birimine ulaşımda güçlük yaşandığı kaydedildi.

Haber Merkezi / Afetlerde 1 milyon 743 bin 345 ev hasara uğradı, bunlardan 568 bin 817’si tamamen yıkıldı. Ülke genelinde sellerden etkilenenlerin sayısı 33 milyon 46 bin 329. Kurulan çadır kamplarına ise 663 bin 869 kişi sığındı.

Ülke genelinde 6 bin 674 kilometre yol zarar görürken 269 köprü yıkıldı.

3,5 milyondan fazla çocuğun eğitimi sekteye uğradı. Sindh, Belucistan, Pencap ve Hayber Pahtunhva eyaletlerinde yaklaşık 22 bin okul kullanılamaz hale geldi.

Milyarlarca dolarlık ekonomik kayıp

Hükümet, Pakistan’daki 160 bölgenin 72’sini afet bölgesi ilân ederken ülkenin üçte birinin selden etkilendiği belirtiliyor.

Pakistan Gelir ve Maliye Bakanı Miftah İsmail, sellerin ekonomik maliyetini 10-12,5 milyar dolar olarak açıkladı fakat bağımsız gözlemciler, bunun 15-20 milyar dolar arasında olduğunu ve daha da artacağını tahmin ediyor.

En çok Sindh eyaleti etkilendi

Sindh eyaleti genelinde sellerden 2 bin 687 kilometre yol hasar görürken 1 milyon 527 bin 596 ev kısmen veya tamamen yıkıldı. Eyalet genelinde 1,2 milyon hektarlık tarım arazisi zarar gördü.

Eyalete bağlı Sehvan, Khairpur Natan Şah, Larkana ve Sukkur gibi şehirler sular altında kalırken bu kentlerin kuzeyindeki bölgelerle kara yolu ulaşımı kesildi.

Yetkililer, şehirlerdeki suyun çekilmesinin üç-altı ay süreceğini belirtiyor.

Salgın hastalıklar artıyor

İklim felaketleri, Pakistan genelinde yaklaşık 1500 sağlık tesisini etkiledi. Bu durum selden etkilenen bölgelerde sağlık kurumu, sağlık çalışanı ve ilaç tedarikini önemli ölçüde etkiledi.

Ülkenin dört eyaletine bağlı 45 bölgede on binlerce kişi ishal, sıtma, dang humması, tifo, yılan ve köpek ısırıkları, deri, göz ve akut üst solunum yolu enfeksiyonları gibi hastalıklardan mustarip.

Kara ve demiryolu ulaşımı kesildi

Hayber Pahtunhva eyaletinde sel nedeniyle altyapı da ciddi şekilde zarar gördü. Eyaletin kuzeyinde yer alan Kalam şehri ile karayolu bağlantısı tamamen kesildi.

Belucistan eyaletinde de demiryolu ulaşımı uzun süredir askıda. Eyaletin Afganistan ve İran ile demiryolu ticareti, sel nedeniyle yapılamıyor.

Pakistan’da sel sebebiyle oluşan yıkımın restorasyonunun yıllar alacağı belirtiliyor.

Muson yağmurları hakkında

Muson sözcüğü, Arapça “mevsim” sözcüğünden geliyor; yağışların mevsimlik olduğunu vurgulamak açısından bu adlandırma kullanılıyor.

Musonlar denildiğinde akla ilk olarak “Asya musonu” gelse de bunun dışında ABD’nin güneybatı kıyılarını ve Meksika’yı etkileyen Meksika musonu veya Arizona musonu da denilen Kuzeybatı Pasifik Musonu da bilinen mevsimsel yağışlar arasında.

Güney, güneydoğu ve doğu Asya’da etkili olan muson yağışları, temel olarak yaz mevsiminde Umman Denizi, Bengal Körfezi ve Hint Okyanusu’nda denizdeki havanın daha serin olması nedeniyle ısınan Asya kara kütlesinin alçak basınç alanı oluşturmasıyla, nemli hava kütlesinin denizden karaya doğru taşınması sonucu meydana geliyor.

Yaz mevsiminde Hint Okyanusu üzerinde ortalama sıcaklık 25 santigrat dereceyken, karalarda 45 dereceye kadar çıkabiliyor. Denizden karaya doğru esen rüzgarlarla taşınan dev bulut kütleleri Himalaya Dağları’na kadar olan bölgede mevsimsel yağışlara yol açıyor.

Yağışlar, Hint alt kıtası, Hindi Çini ve güneydoğu Asya ülkeleri ile Çin, Kore Yarımadası, Japonya’ya kadar olan bölgede etkili oluyor. Ancak yağışların en fazla etkilediği bölge, cephe kütlesinin kuzeydeki Himalaya Dağları ile karşılaşarak sıkıştığı Hindistan, Nepal, Butan, Bangladeş, Myanmar’ı içine alan bölge. Bu bölgede yağışlar zaman zaman on binlerce insanın evlerini terk etmesine neden olan sellere yol açıyor.

İklim krizi

Öte yandan, iklim krizi de söz konusu yağışların şiddetini ve yarattığı etkileri arttırabiliyor. Örneğin, çevre örgütü Germanwatch’ın Küresel İklim Riski verilerine göre, Güney Asya ülkesi Pakistan, halihazırda iklim krizinin sebep olduğu aşırı hava olaylarına karşı en kırılgan sekizinci ülke olma özelliği taşıyor.

İklim Değişikliği Bakanı Sherry Rehman da 6 Temmuz’da, yaşanan seller ile ilgili açıklamasında, “Bir gün yanıyorsunuz, ertesi sabah su baskınları bekliyorsunuz… Yani, Pakistan’daki durumun ne kadar ciddi olduğunu görebilirsiniz” demişti.

Paylaşın