İYİ Partili Akalın İle Özdolap Arasında ‘Horoz-Tavuk’ Polemiği

İYİ Parti Milli Güvenlik Politikaları Başkanı Mehmet Tolga Akalın ile nisan ayında Meral Akşener’in kararı ile Teşkilat Koordinatörlüğü görevine getirilen Süleyman Sırrı Özdolap arasındaki gerginlik sosyal medyaya taşındı.

Parti kurulduğundan bu yana teşkilat başkanı olarak görev alan Koray Aydın’ın, mart ayında yapılan divan değişikliği ile ‘siyasi işler başkanı’ olarak atanması sonrası İYİ Parti lideri Meral Akşener, Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi Süleyman Sırrı Özdolap’ı Teşkilat Koordinatörlüğü görevine getirdi.

Bu değişiklik sonrası parti içerisindeki bir grubun Özdolap’tan rahatsız olduğu iddia edildi.

Bazı il ve ilçe teşkilatlarında yeni görevlendirmeler yapan Özdolap ise kendisine yöneltilen eleştirilere sosyal medya hesabı üzerinden, “Horoza sormuşlar: “Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan?” “Ben işimi yaparım, polemiğe girmem.” Bence de herkes işine baksa İYİ olur!” sözleriyle cevap verdi.

Özdolap, paylaşımını bir süre sonra silmesine rağmen Milli Güvenlik Politikaları Başkanı Mehmet Tolga Akalan, ekran görüntüsü aldığı paylaşıma şu ifadelerle karşılık verdi:

“Kurarken harcanan emekte, dökülen alın terinde yoktunuz. Onun için hem yıkıp hem de yıkarken bu kadar nobranlaşabiliyorsunuz. Senin horoz, teşkilatlarımızın tavuk olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Ne yapalım? Baht utansın.”

Ne oldu?

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, mart ayında partisinin başkanlık divanını değiştirdi. Parti kurulduğundan bu yana teşkilat başkanı olarak görev alan Koray Aydın’ın, yeni divanda “siyasi işler başkanı” olarak görev alması dikkat çekerken, Teşkilat Başkanlığı da doğrudan Akşener’e bağlandı.

Akşener ise nisan ayında yeni birim kurarak Teşkilat Koordinatörlüğü görevine Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi Süleyman Sırrı Özdolap’ı getirdi. Bu atamadan parti içinde rahatsızlık yarattığı iddia edilmişti.

Paylaşın

KİT’ler Borca Battı: 8 Ayda 137,8 Milyar TL Borç

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre, bu yılın ilk 8 ayında Kamu İktisadi Teşebbüsleri’ne (KİT) “borç” adı altında aktarılan tutar 137 milyar TL’yi aştı. En fazla borç, Boru Hatları İle Petrol Taşıma Anonim Şirketi’ne (BOTAŞ) verildi.

Hazine’nin rakamlarına göre, BOTAŞ’ı, 13 milyar 515 milyon TL’lik borçlanma ile TCDD izledi. EÜAŞ, 11 milyar 413 milyon TL ile en çok borçlanan üçüncü kamu işletmesi oldu. ÇAYKUR, bir milyar 730 milyon TL borç alırken TTK’nin 8 ayda Hazine’den aldığı borç miktarı bir milyar 434 milyon TL olarak kayıtlara geçti. Bu kuruluşu 1 milyar 430 milyon TL ile Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş, 650 bin TL ile Et ve Süt Kurumu, 450 bin TL ile TİGEM ve 385 bin TL ile Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayii A.Ş. izledi.

Kamu kaynaklarını kullanarak ekonomik faaliyette bulunan Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) borca battı. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre bu yılın ilk 8 ayında KİT’lere “borç” adı altında aktarılan tutar 137 milyar TL’yi aştı. En fazla borç, Boru Hatları İle Petrol Taşıma Anonim Şirketi’ne (BOTAŞ) verildi.

Hazine’nin verilerine göre bu yıl 10 KİT, kamuya borçlandı. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD), Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM), Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (ÇAYKUR), Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ), Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK), Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş, Et ve Süt Kurumu ile Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayii A.Ş. ve BOTAŞ kamuya borçlanan KİT’ler oldu.

BirGün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre, KİT’lere aktarılan toplam 137 milyar 867 milyon 549 bin TL’lik borcun 96 milyar 860 milyon TL’si “doğal gaz müjdesi” ile gündeme gelen BOTAŞ’a aktarıldı. En yakın borçlu kuruluştan 7 kat daha fazla borçlanan BOTAŞ’a şubatta 14 milyar 660 milyon TL, martta 37 milyar 800 milyon TL, nisanda 5 milyar 700 milyon TL, mayısta 8 milyar 200 milyon TL, temmuzda 4 milyar 500 bin TL ve ağustos’ta 26 milyar TL borç verildi.

TCDD ikinci sırada

Hazine’nin rakamlarına göre, BOTAŞ’ı, 13 milyar 515 milyon TL’lik borçlanma ile TCDD izledi. EÜAŞ, 11 milyar 413 milyon TL ile en çok borçlanan üçüncü kamu işletmesi oldu. ÇAYKUR, bir milyar 730 milyon TL borç alırken TTK’nin 8 ayda Hazine’den aldığı borç miktarı bir milyar 434 milyon TL olarak kayıtlara geçti. Bu kuruluşu 1 milyar 430 milyon TL ile Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş, 650 bin TL ile Et ve Süt Kurumu, 450 bin TL ile TİGEM ve 385 bin TL ile Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayii A.Ş. izledi.

Özel teşebbüs ve hanelere borç

Hazine ve Maliye Bakanlığı’na göre, özel teşebbüslere ve hane halklarına da “borç verme” adı altında çeşitli kaynaklar aktarıldı. Verilere göre, özel işletmelere 8 ayda 4 milyar 663 milyon TL, hanelere ise 5 milyar 601 milyon TL borç verildi.

KİT’lere paranın aktarıldığı bütçe 2022 yılı öncesi belirlenirken, yetersiz kaldığı gerekçesiyle sene ortasında yenilenmişti. Geride kalan dönemde 75 milyar TL’den fazla para aktarılan ve “servet transferi” olarak yorumlanan Kor Korumalı Mevduat sistemi de sene ortasında belirlenen bütçe de gider kalemi olarak yer almıştı.

Hazine’den 13 milyar 515 milyon TL borçlanan TCDD de KİT Komisyonu’nda bu yılı 4 milyar TL zarar ile kapatacağını açıklamıştı.

Paylaşın

RTÜK’ten Muhalif Kanallara 11.5 Milyon Lira Ceza!

İlhan Taşcı, sosyal medya hesabından, üyesi olduğu RTÜK tarafından muhalif kanallara verilen cezaların 11.5 milyon TL olduğu açıkladı. Taşçı, muhalif olmayan kanallara verilen cezaların ise sadece 1.5 milyon TL değerinde olduğunu kaydetti.

Taşçı, açıklamasında, ayrıca, “‘Tarafsızlık’ timsali @ebekirsahin söylediklerin kulağa hoş geliyor da dediklerinin RTÜK’ün resmi kayıtlarıyla uyuşmadığını sen de çok iyi biliyorsun. RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in ‘televizyon kanalları arasında ayrım yapmıyoruz’ dediği tablo bu.” ifadelerini kullandı.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyesi İlhan Taşcı, RTÜK tarafından 1 Ocak- 15 Eylül 2022 tarihleri arasında televizyon kanallarına verilen cezaları açıkladı.

RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in “kanallar arasında ayrım yapmıyoruz” sözlerine atıfta bulunarak “RTÜK’ün ‘tarafsızlık’ karnesi” başlığıyla sosyal medya hesabı üzerinden tablo yayınlayan Taşcı, Halk TV (14) başta olmak üzere Tele 1(11), Fox TV(4), Flash Haber (4) ve KRT TV’ye (5) toplamda 38 ceza verilirken, TGRT Haber (1), Beyaz TV (1), ATV (1), A Haber (0), Ülke TV (0), Kanal-7 (0), TV-Net’e (0) 3 ceza verilmesine dikkat çekti.

Taşçı, muhalif kanallara verilen cezaların 11.5 milyon TL olduğuna vurgu yaparken, muhalif olmayan kanallara verilen cezaların sadece 1.5 milyon TL değerinde olduğunu kaydetti.

‘Resmi kayıtlar uyuşmuyor’

Taşçı, tablo ile birlikte şu paylaşımı yaptı:

“Tarafsızlık” timsali @ebekirsahin söylediklerin kulağa hoş geliyor da dediklerinin RTÜK’ün resmi kayıtlarıyla uyuşmadığını sen de çok iyi biliyorsun. RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in “televizyon kanalları arasında ayrım yapmıyoruz” dediği tablo bu.”

Paylaşın

İcra Dosyaları Çığ Gibi Büyüyor: 25 Milyonu Aştı

Ekonomide yaşanan derin kriz hayatın her alanında vatandaşı vurmaya devam ediyor; icra takibi başlatılan dosya sayısı 25 milyonu aştı; ülke genelinde icradan satılanlar arasında büyükbaş hayvanlar da bulunuyor.

İcradan satılan mal, gayrimenkul ve makineların yanı sıra borçlarını ödeyemeyen büyük firmaların marka ve patentleri de satılığa çıkarıldı.

Cumhuriyet’ten Mehmet İnmez‘in haberine göre, ekonomide yaşanan kriz yüzünden borcunu ödeyemeyen yurttaşın başı icra dosyalarıyla dertte. Türkiye’de icra dosyası sayısı 25 milyonu aşarken icradan satılanlar arasında büyükbaş hayvanlar, çiftlikler, fabrikalar yer alıyor.

Türkiye genelinde, 2200 tarım arazisi, 1863 konut, 450 işyeri, 214 apartman, 22 çiftlik, 7 turistik tesis olmak üzere 5 binin üzerinde gayrimenkul ile 232 vasıta, 25 farklı kollarda fabrika ve tesislerin makine ve cihazları icradan satışta. Ayrıca, hisse senetlerinin yanı sıra kurumlara ait 34 patent ve marka icra yoluyla 2 ay içerisinde satılacak.

Tarımda durum kötü

Artan girdi maliyetlerinden dolayı borcunu ödeyemeyenler arasında tarım en çok etkilenen sektörlerden biri. Borcunu ödeyemeyen hayvan üreticilerinin malları tek tek haczediliyor. Bu hacizlerden biri Balıkesir’de yaşandı. Alacaklı kurum ve kişiler iki ayrı üreticinin 97 adet Holstein ve Simental özel tür büyükbaş hayvanını haczetti.

Balıkesir 3. İcra Dairesi alacağı tahsis etmek için haczettiği 97 adet büyükbaş hayvanı ihale usulü ile satışa çıkardı. Haczedilen hayvanlar için toplam 1 milyon 150 bin lira isteniyor. Hayvanların ihalesi 18 Ekim’de gerçekleşecek.

İkinci bir hayvan ihalesi ise Lüleburgaz 1. İcra Dairesi’nden geldi. Yine altı adet sığır icra yolu ile satışa çıkarıldı. Sığırların 500 bin TL’ye satılması planlanıyor.

Mermer fabrikası

Diyarbakır’da doğal taş işleme fabrikası da icradan satılanlar arasında. Halen aktif olarak çalışabilen, içerisinde makinelerin de bulunduğu 900 bin metrekare alana sahip fabrikanın muhammen bedeli 2 milyon lira.

İcradan satılan mal, gayrimenkul ve makineların yanı sıra borçlarını ödeyemeyen büyük firmaların marka ve patentleri de satılığa çıkarıldı. İstanbul, Afyonkarahisar ve Kocaeli’de bulunan firmalara ait 75 patent ve markanın bulunduğu satış ilanında değer 19 milyon lirayı buluyor.

Milyonluk araçlar

İcra yoluyla satılan 232 aracın içerisinde milyonluk lüks markalarının olması dikkat çekerken 20 milyon değerinde yedi adet gemi, yat ve tekne bulunuyor. İcradan satılan otel ve turistik tesis sayısı ise 9. Bunların satış değeri milyonlarca lirayı buluyor.

Paylaşın

‘Altılı Masa’da Krizin Nedeni Yürütülen ‘Hükümet’ Pazarlığı Mı?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan ‘Altılı Masa’nın kurmayları anket çalışmalarını yürütürken iki önemli sonuçla karşılaştılar.

Bunlardan birisi Millet İttifakı’nı bozan parti büyük oy kaybına uğruyor. İkincisi ise yürütmeden (hükümetten) sorumlu olacak partinin oy oranlarında büyük bir sıçrama yaşanıyor.

İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kuvuncu’nun “sahada Mansur Yavaş adı öne çıkıyor” açıklamasıyla başlayan ve CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in “HDP’ye bakanlık verilebilir” sözleri ile tırmanan İYİ Parti-CHP krizi, CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu’nun Hürriyet Gazetesine yaptığı “Kılıçdaroğlu dışında bir aday çıkarsa 6’lı masa dağılır” açıklamasıyla yeni bir aşamaya geçti.

Kısa Dalga’dan Mahmut Aydın’ın aktardığına göre, yaşanan krizin ardında CHP ile İYİ Parti arasında yürütülen “hükümet” pazarlığının yattığı bildirildi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 2021 yılında “ben cumhurbaşkanı adayı değilim ben başbakan olacağım” açıklamasının ardından Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile kaldırılan Başbakanlığın nasıl geri getirileceği uzun süre tartışıldı. İlk yorumlarda “Millet İttifakı güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişi sağlayacak böylece Akşener de başbakan olacak” görüşü dile getirildi.

Ancak süreç ilerledikçe İYİ Parti kurmayları medyaya “Kemal Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı olacak Akşener de cumhurbaşkanı yardımcısı olarak atanacak ve fiili başbakanlık yapacak. Kabineyi Akşener kuracak, bakanları Akşener atayacak. Güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş sürecinde de yürütme öne çıkacak ve fiilen parlamenter sistem uygulanacak. Anayasa buna müsait” açıklaması yaptılar.

Bu modelde, seçilirse Kılıçdaroğlu sembolik bir cumhurbaşkanı olacak, yürütmenin başında ise Meral Akşener bulunacak. Bu durum seçimden önce yapılacak bir koalisyon protokolü ile kamuoyuna açıklanacak. Kısacası İYİ Parti kurmayları CHP’lilere “cumhurbaşkanlığı sizde hükümet de bizde olacak” teklifini iletti.

“Birinci parti olacağız”

Görüşmeler sırasında CHP kurmaylarının bu duruma itiraz ederek, kabinenin seçimlerde alınacak oy oranına göre belirlenmesini önerdiği bildirildi. Buna göre, CHP kurmayları, İYİ Parti’nin birinci parti olmasının mümkün olmadığını, olsa bile mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde bu modelin uygulanamayacağını söyledi. CHP kurmaylarından birisi de “ya büyük bir anlaşmazlık çıkarsa ve cumhurbaşkanı kabineyi feshederse o zaman ne olacak? Sorusunu yöneltti.

Süreç ilerledikçe Kemal Kılıçdaroğlu’nun kamuoyu anketlerinde oyları artmaya başladı. İYİ Parti sözcülerin kamuoyu açıklamalarında Akşener’in Başbakanlığına ve İYİ Parti’nin birinci olacağı vurgusunu artırmaya başladı. Ancak kulislere yansıyan bilgilere göre, CHP ve İYİ Parti bakanlıkların paylaşımında anlaşamadı.

İki ilginç anket

6’lı masayı oluşturan partilerin kurmayları anket çalışmalarını yürütürken iki önemli sonuçla karşılaştılar. Bunlardan birisi Millet İttifakı’nı bozan parti büyük oy kaybına uğruyor. İkincisi ise yürütmeden (hükümetten) sorumlu olacak partinin oy oranlarında büyük bir sıçrama yaşanıyor. Yapılan simülasyonlara göre, yürütme CHP’de kalırsa CHP’nin oy oranı yüzde 32’ye çıkıyor. Yürütme İYİ Parti’de kalırsa da oy oranları yüzde 26’ya kadar yükseliyor. Kaynağım, İYİ Parti’nin birinci parti olma iddiasının da buradan kaynaklandığını söyledi. İki parti kurmaylarının bakanlıkların paylaşımı konusundaki anlaşmazlıklarının halen giderilmediği ifade edildi.

Kriz nasıl başladı

6’lı masanın 21 Ağustos toplantısında tamamlanan ilk turundan sonra liderler 2 Ekim’de CHP’nin ev sahipliğinde buluşmak üzere alanlara çıktı. İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kuvuncu Habertürk Tv’de katıldığı programda “sahada en çok Mansur Yavaş’ın adını duyuyoruz. Ben ve teşkilatlarımız Meral Akşener’in en doğru kişi olduğuna inanıyoruz” sözleriyle işaret fişeğini yaktı.

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin de TV100’de kendisine yöneltilen bir soruyu yanıtlarken “HDP’ye elbette bakanlık verilebilir” açıklamasında bulundu. Tekin’e ilk tepki İYİ Parti kurmaylarından geldi. Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın, Tekin’i açıklamalarıyla “iktidarın elini güçlendirmekle” suçladı.

Gürsel Tekin’e tepki

İYİ Parti İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu ise Tekin’e Twitter’dan “kime sordunuz da kime neyi veriyorsunuz? Biz böyle bir şeye asla razı olmayız” yanıtını verdi. İYİ Parti TBMM Grup Başkanvekili Musavat Dervişoğlu de sosyal medyadan Gürsel Tekin’e tepki gösterdi. Dervişoğlu, “Gürsel Tekin Beyfendi kendi namı hesabına verecek bir şeyi varsa kime isterse ona versin. Densizliğin, hadsizliğin ve ilkelerimize saygısızlığın bir anlamı yok. Kime ve neye hizmet ettiği belli olan bu açıklamaya bizden önce ses çıkarması gerekenler de sükut etmesin” açıklamasını yaptı.

Gazeteci Fatih Altaylı Habertürk’teki köşesinde “CHP’de Köstebekler mi var” başlığı ile kaleme aldığı yazıda Kemal Kılıçdaroğlu’nun olası cumhurbaşkanlığı adaylığını eleştirerek, “tüm CHP kitlesinin bile tam olarak içine sindiremediği bir Kemal Kılıçdaroğlu’nu Türkiye’nin içine sindiremezsiniz” ifadesini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de Yeniçağ Tv’de Gürsel Tekin’in sözlerine tepki göstererek, “HDP’nin olduğu masada biz olmayız. Tekin, CHP’nin kilit taşlarından bir tanesi. Böyle bir cümle kurduğuna göre partisinin görüşlerini iletiyor” dedi. CHP sözcüleri aynı gün Tekin’in sözlerinin “şahsi görüşü olduğunu ve CHP’yi bağlamadığını” açıkladı.

Kılıçdaroğlu’ndan sert açıklama

Bu süreçte CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da twitter üzerinden çok sert açıklamalar yaparak isim vermeden bazı gazetecileri de suçladı. Kılıçdaroğlu’nun açıklaması şöyle:

“Bir grup konuşmamda söylediğimi yeniden hatırlatma ihtiyacı duydum. Bu sefer daha net söyleyeyim… Son zamanlarda kerameti kendinden menkul bazı kişiler bir anda muhalif yazar oldular. 20 yıllık yandaşlıktan sonra, bir baktık oluvermişler işte.

Bunların bazıları köşe yazarı, bazıları araştırmacı formatında önümüze çıkıyorlar; muhalefet nasıl yapılır, kelle koltukta mücadele eden bana öğretmeye kalkıyorlar. Defalarca suikast teşebbüsüne uğramış bana, köşelerinde ders vermeye kalkıyorlar.

Bunu çok iyi bilsinler ki biz daha ölmedik. Onların da ne olduğunu gayet iyi biliyoruz. Haksızlıklar karşısında kalemini dahi oynatmayan, televizyonlarda konuşmayan, ‘Alo Holdinglerin’ medyası bana ders vermeyi bıraksın, ateş olsalar cürmü kadar yer yakarlar. Bu böyle biline.”

Bülent Kuşoğlu’nun açıklaması

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu da Hürriyet Gazetesinin Ankara Temsilcisi Hande Fırat’a “Kılıçdaroğlu dışında bir aday çıkarsa 6’lı masa dağılır” açıklamasını yaptı. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu aynı gün parti kurmaylarının 6’lı masa hakkında konuşmasını yasaklayan bir genelge yayımladı. CHP Parti Sözcüsü Faik Öztrak da cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda 6’lı masayı oluşturan Genel Başkanlar dışında hiç kimsenin açıklama yapma yetkisi bulunmadığını açıkladı.

Aynı gün (16 Eylül 2022) İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in CHP Disiplin Kuruluna sevk edilen Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ı ziyaret etmesi dikkati çekti.

Paylaşın

10 Ülkede ‘Akut Açlık’ Çekenlerin Oranı Yüzde 123 Arttı

Somali, Haiti, Cibuti, Kenya, Nijer, Afganistan, Guatemala, Madagaskar, Burkina Faso ve Zimbabve’de yaklaşık 48 milyon kişinin akut açlık yaşadığı raporlara yansıdı. Bu ülkelerde akut açlık çekenlerin oranı 2016 yılında 21 milyondu.

Raporda, iklim değişikliğiyle artan felaketlerin “küresel eşitsizliğin vurucu bir göstergesi” olduğu ifade edildi. Öte yandan akut açlık yaşayan söz konusu 10 ülkenin, küresel karbon salımına etkisiyse yalnızca yüzde 0,13 oranında.

Raporda, BM’nin 49 milyar dolar insani yardım çağrısı yapıldığı hatırlatılarak, fosil yakıt şirketlerinin kârlarıyla bu miktarı 18 günde karşılayabileceğine dikkat çekildi.

Birleşik Krallık merkezli yardım kuruluşu Oxfam’ın raporunda, aşırı hava olaylarından etkilenen 10 ülkede son 6 yılda akut açlığın yüzde 123 arttığı belirtildi.

Raporda, Somali, Haiti, Cibuti, Kenya, Nijer, Afganistan, Guatemala, Madagaskar, Burkina Faso ve Zimbabve’de yaklaşık 48 milyon kişinin akut açlık yaşadığı ifade edildi. Söz konusu sayı 2016’da 21 milyondu.

Araştırmada, 48 milyon kişiden 18 milyonununsa açlıktan ölme sınırında olduğu belirtildi.

Çalışmada küresel açlığı yaratan unsurlar arasında, dünyadaki savaşlara ve ekonomik sorunlara ek olarak, iklim değişikliğinin yol açtığı aşırı hava olaylarının da yer aldığı ifade edildi.

Oxfam Amerika’dan Lia Lindsey, Fransız haber ajansı AFP’ye açıklamasında, “Aşırı hava olaylarının etkileri halihazırda hissedilmeye başlandı” diyerek, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki (BMGK) ülkelere harekete geçme çağrısı yaptı.

Çalışmada, Somali’nin tarihinin en kötü kuraklıklarından biriyle mücadele ettiği ve ülkede en az 1 milyon kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığı belirtildi.

Pakistan’da da 9 Eylül’de yaşanan yoğun muson yağışları nedeniyle oluşan selde ülkenin üçte biri sular altında kalırken, 1500 kişi hayatını kaybetti.

Raporda, iklim değişikliğiyle artan felaketlerin “küresel eşitsizliğin vurucu bir göstergesi” olduğu ifade edildi.

Ayrıca G20’de yer alan sanayileşmiş ülkelerin, dünyadaki karbon salımının 4’te üçünden daha fazlasını gerçekleştirdiğine dikkat çekildi. Öte yandan akut açlık yaşayan söz konusu 10 ülkenin, küresel karbon salımına etkisiyse yalnızca yüzde 0,13 oranında.

Oxfam Uluslararası’nın direktörü Gabriela Bucher, “Zengin ve çevre kirliliği yaratan ülkelerin liderleri, vadettikleri karbon salımı kesintilerini yerine getirmeli” dedi.

Bucher, bu ülkelerin düşük gelirli ülkelerdeki ekonomik kayıpları karşılaması gerektiğini de söyleyerek, “Bu hayır değil etik sorumluluktur” ifadelerini kullandı.

Raporda, BM’nin 49 milyar dolar insani yardım çağrısı yaptığı hatırlatılarak, fosil yakıt şirketlerinin kârlarıyla bu miktarı 18 günde karşılayabileceğine dikkat çekildi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Selahattin Demirtaş’tan Dikkat Çeken ‘Ortak Aday’ Mektubu

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, FOX TV canlı yayınına özel mektup gönderdi. Demirtaş, mektubunda, 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ‘ortak aday’ tarifi yaptı.

Selahattin Demirtaş, “Ortak aday olmaktan dolayı onur duyarım ama malum sebeplerden dolayı şimdilik ben değilim” ifadelerine yer verdi.

Selahattin Demirtaş, FOX TV’nin Orta Sayfa programına yolladığı mektubunda tarif ettiği ortak aday için şu ifadeleri kullandı:

“Merhabalar, iyi yayınlar. Takdir edersiniz ki muhalefetten kimin cumhurbaşkanı olabileceğine dair benim bir isim telaffuz etmem doğru olmaz. Ancak benim de temennim bütün muhalefetin uzlaşarak belirleyeceği bir ismin ortak adayımız olarak seçime girmesi ve ilk turda kazanmasıdır.

“Sinirleri de sağlam biri olmalıdır”

Bunun içinde adayın, bunca kutuplaştırılmış toplumun tüm farklılıklarını kucaklayabilecek olgunlukta ve demokratik anlayışta olması gerekir. Daha adayken bile herkesin Cumhurbaşkanı olabileceğini gösterecek yetkinliğe, birikime sahip olması da önemlidir. Ayrıca nasıl bir kadroyla, hangi somut projelerle sorunları çözeceklerini sade bir şekilde halka anlatabilecek; rakipleriyle polemiğe girmek yerine sürekli toplumla konuşabilecek ferasete sahip, sinirleri de sağlam biri olmalıdır.

Eğer Cumhuiyetin ikinci yüz yılını gerçek anlamda demokrasiyle taçlandırıp birlikte içinde yolumuza devam edeceksek ortak aday kolektif çalışmaya, ortak akla önem vermeli, geçiş sürecini başarıyla yönetebilecek deneyime sahip olmalıdır. Geçen yüz yılın hatalarından dersler çıkarabilmeli, değişime açık ve cesur olmalı, helalleşme, yüzleşme, hesaplaşma dengesini iyi tutturmalıdır.

Kadınların eşitliği, emekçilerin alın teri, çevre hakları, özgürlükçü laiklik gibi konularda duyarlı ve bilinçli olmalı; kimlik, inanç ve dil hakları gibi kolektif haklar konusunda demokratik çözüm perspektifi sunabilmelidir.

İkinci yüz yıla girerken ezberletilmiş resmi kalıpları, şablonları yıkma cesaretini göstererek Cumhuriyeti bu defa alttan, tabandan halkla birlikte inşa etme anlayışına sahip ve buna açık olmalıdır. Son yirmi yılın değil, son yüz yılın bütün yaralarını sarabilecek somut bir programla toplumun karşısına çıkmalı ve inandırıcı olmalıdır.

“Çalışmaya devam edeceğiz”

Bağlama da çalabilmeli desem kim olduğunu kesin anlarsınız. Tabii ki şaka bir yana, ortak aday olmaktan onur duyarım ancak “malum” nedenlerle şimdilik, bu seçime ortak aday ben değilim.

Önümüzdeki seçim için bu kriterlere yakın aday veya adayların olduğunu biliyorum. Umarım böyle bir aday etrafında halk olarak birleşmeyi, barışmayı, demokrasimizi en güçlü şekilde kurmayı başarırız. Biz bunun için çalışmaya devam edeceğiz.

Fox TV izleyicilerine ve tüm halkımıza yürek dolusu selam, sevgilerimizle.

16 Eylül 2022

Edirne

Selahattin Demirtaş”

Paylaşın

Reuters: Ankara Ve Şam Temaslarını Artırdı

Ankara – Şam arasındaki ilişkiler yeni bir döneme giriyor… Türkiye – Suriye arasındaki ilişkilerinin normalleşmesi on yıldan uzun süredir devam eden iç savaşı yeniden şekillendirebilir. Kaynaklar iki ülke arasındaki temasların arttığına dikkat çekti.

Reuters’ın Türk ve Suriyeli kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan, geçen haftalarda Suriyeli mevkidaşı ile Şam’da birkaç kez bir araya geldi. İstihbarat teşkilatı başkanları arasındaki bu sık görüşme, Rusya’nın Suriye’de taraflar arası iletişimi artırma çabalarının işe yaradığının işareti olarak görülüyor.

Ajansa bilgi veren Şam ile bağlantılı bir kaynak, Fidan ve Suriye istihbarat teşkilatı başkanı Ali Mamlouk’un son olarak bu hafta Suriye’nin başkentinde bir araya geldiğini söyledi.

İki ülke arasındaki temaslar, Türkiye’den iki ve bölge ülkelerinden bir kaynağa göre Ukrayna işgalinin daha da uzamasına hazırlık yapan ve Suriye üzerindeki nüfuzunu korumak isteyen Moskova’nın dış politikasında değişimin bir yansıması olarak görülüyor.

Türkiye’den üst düzey bir yetkili ve bir güvenlik yetkilisinin verdiği bilgiye göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’a en yakın isimlerden olan Fidan ile Mamlouk görüşmelerde iki ülkenin dışişleri bakanlarının nasıl bir araya getirilebileceğini değerlendirdiler.

Türk yetkili, “Rusya, Suriye ve Türkiye’nin sorunlarını aşmalarını ve herkese… hem Türkiye hem de Suriye’ye faydası olacak belli anlaşmalara varmalarını istiyor” dedi.

Yetkili, büyük sorunlardan birinin de Türkiye’nin Suriyeli muhalifleri Şam ile ileride yapılabilecek görüşmelere dahil etmek istemesi olduğunu belirtti.

Rusya’nın politika değişimi

Türk güvenlik yetkilisi Rusya’nın Ukrayna’ya odaklanmak için askeri güçlerini kademeli olarak Suriye’den çektiğini ve Suriye’de “siyasi çözümü hızlandırmak” için Esad ile ilişkisini normalleştirmesini Türkiye’den istediğini ifade etti.

Şam ile bağlantılı olan kaynak, askeri güçlerini Ukrayna’ya yeniden konuşlandırmasının gerekmesi durumunda kendisinin ve Esad’ın konumunu sağlamlaştırmaya çalışan Rusya’nın Suriye’yi de görüşmelerde bulunmaya yönlendirdiğini söyledi.

Kaynağa göre Fidan’ın Ağustos sonunda gerçekleştirdiği iki günlük Şam ziyareti de dahil olmak üzere en son görüşmelerde ülkelerin daha yüksek seviyede bir araya gelmesinin temeli atılmaya çalışıldı.

Ankara, İran’ın Suriye’de nüfuzunu artırmasını istemiyor

Üst düzey Türk yetkili, Rus birliklerin bıraktığı boşluğun İranlı ya da İran tarafından desteklenen güçler tarafından doldurulmasını Ankara’nın istemediğini söyledi.

Türk güvenlik yetkilisi İran’ın nüfuzunun artmasını Rusya’nın da istemediğini ifade etti.

Bir diplomat, Rusya’nın yaz başında Suriye’nin güneyinden, özellikle de İsrail sınırında bulunan bölgelerden sınırlı sayıda askerini geri çektiğini ve bu boşluğun İran ile bağlantılı güçler tarafından doldurulduğunu belirtti.

Şam ile bağlantılı kaynak ve Esad yanlısı ikinci üst düzey bir kaynak Türkiye-Suriye temaslarının oldukça ilerleme kaydettiğini söyledi, ancak detay vermediler.

Şam ile bağlantılı üçüncü bir kaynağın verdiği bilgiye göre, Türkiye-Suriye ilişkilerinde buzlar erimeye başladı ve ilişkiler “anlayış iklimi yaratacak seviyeye” ulaştı.

Reuters, kaynakların kamuoyuna açıklanmayan temasların hassasiyeti nedeniyle adlarının açıklamak istemediğini kaydetti. Ajans ayrıca, Rusya Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Savunma Bakanlığı, MİT ve Suriye İstihbarat Bakanlığı’nın bu konudaki sorulara yanıt vermediğini bildirdi.

Paylaşın

NASA, Mars’ta ‘Organik Madde’ Hazinesi Buldu

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA’nın Perseverance uzay aracı, Mars’ta organik madde hazinesi buldu. Eski çağlardan kalma bir deltayı inceleyen Perseverance, karbon bazlı moleküllerin yer aldığı iki kaya numunesi topladı.

ABD’deki prestijli Berkeley Üniversitesi’nden David L. Shuster, perşembe günü yaptığı açıklamada “Bunların, mevcut görevde topladığımız en önemli numuneler olduğunu net şekilde söyleyebilirim” dedi.

Numunelerin potansiyel yaşam izleri taşıyabileceğini belirten bilim insanları, bunların bir zamanlar Mars’ta hayat olup olmadığına dair bilgi sağlayabilmesi için incelemelerin artırılması gerektiğini söyledi.

Shuster’la görevde yer alan Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nden Kenneth A. Farley de organik karbon moleküllerinin, yaşam izi taşımayan bir dizi kimyasal reaksiyon sonucunda oluşmuş olabileceğini ifade etti.

NASA’dan Sunanda Sharma ise numunelere dair “Bunu, başka bir gezegende hayat olup olmadığını dair potansiyel işaretlerin arandığı bir hazine avı gibi düşünürsek, organik madde bir ipucu olurdu. Deltada yaptığımız incelemelerde gittikçe daha sağlam ipuçları elde ediyoruz” dedi.

Bilim insanları, kurumuş bir deltanın yer aldığı 45 kilometre genişliğindeki Jezero kraterinin, Mars’ta 3,5 milyar yıl önce yaşam olup olmadığının araştırılması için en verimli bölge olduğunu düşünüyor.

Farley, “Burası, görev boyunca gerçekleştirilen incelemelerde bilimsel açıdan en büyük öneme sahip bölge. Gölde birikmiş, eski çağlardan kalma tortul kayaçların incelenmesi için en iyi fırsatı sunuyor” dedi.

Öte yandan NASA’daki araştırmacılar, Perseverance’ın taşıdığı cihazların, taşların niteliği hakkında net bilgi sağlayabilecek kapasitede olmadığını söyledi. Dolayısıyla numuneler, Dünya’ya getirildiğinde laboratuvarlarda incelenecek.

Avrupa Uzay Ajansı ve NASA, Mars’tan Numune Getirme Görevi (Mars Sample Return Mission) adı verilen bir proje kapsamında Kızıl Gezegen’e bir araç gönderip, Perseverance’ın bulduğu numuneleri geri getirmeyi hedefliyor. Görevin 2028’de başlaması, numunelerinse 2033’te Dünya’ya ulaşması planlanıyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

İran’da Başörtüsü Nedeniyle Gözaltına Alınan Kadın Hayatını Kaybetti: Dövüldü İddiası

İran’da Mahsa Amini adlı 22 yaşındaki kadın, tesettüre uygun giyinerek başörtüsü (hicab) takıp takmadığını denetleyen “ahlak polisi” tarafından gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetti.

IranWire haber sitesi Amini’nin gözaltı sırasında yanında olan erkek kardeşi Kiarash’ın açıklamalarını yayımladı.

Kiarash’ın anlattığına göre, kız kardeşiyle birlikte otoyol kenarındayken ahlak polisi aracı yanlarında durdu ve Amini’yi gözaltına aldı. Ona, kız kardeşinin bir saatlik “eğitimden” sonra salıverileceği söylendi.

Amini’nin ailesi, kızlarının sağlıklı bir kadın olduğunu ve aniden kalp sorunu yaşamasına sebep olacak hiçbir hastalığının bulunmadığını söyledi.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Genç kadının ölümü sosyal medyada ve sokaklarda protesto patlamasına  yol açtı. Tahranlılar, saatlere araçlarının kornalarını çalarak gece boyunca Mahsa’nın acımasızca öldürülmesini protesto ettiler.

İran’da birkaç aydır başörtüsü protestoları devam ediyor, eylemciler başörtüsü takmayı reddediyordu.

Uluslararası Af Örgütü, 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümünün aydınlatılması için uluslararası topluma çağrıda bulundu.

Paylaşın