Dikkat Çeken Yazı: ‘CHP Kendi Kalesine Gol Attı’ Diyorlar, Katılmıyorum

Habertürk gazetesi yazarı Kübra Par, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başörtüsüne yasal güvence talebiyle başlayan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın el yükselterek ‘anayasa değişikliği’ çağrısı yapmasıyla boyutlanan tartışmayı yorumladı. 

“Birileri CHP’nin kendi kalesine atılmış gol olarak yorumluyor. Katılmıyorum. Gündemi belirleyen CHP, arkadan takip eden iktidar oldu” diyen Par, şöyle devam etti:

“Böyle bir sorun mu var, CHP’nin 25 yıl önce aklı neredeydi?’ diyebilirsiniz. Aradan bunca zaman geçse de, sorun çözülmüş olsa da başörtüsü meselesi siyasi alanda elverişli bir malzeme olmayı sürdürüyordu.

‘Başörtüsünü yasaklayacaklar kaygısı ciddi ciddi yayılıyordu’

Sekülerler durumun pek farkında değildi ama sahada özellikle muhafazakar kadınlar arasında ‘Muhalefet iktidara gelirse yine başörtüsünü yasaklayacaklar’ kaygısı veya propagandası ciddi ciddi yayılıyordu.

Kılıçdaroğlu iktidarın elinden bu kozu almak, partisi içinde böyle hevesler taşıyanlar varsa onları da sonsuza dek susturmak istedi.

Ana muhalefet partisinin bu hamlesi karşısında AK Parti ‘Yok böyle bir sorun, biz zaten çözdük’ dese geleceğe dönük ithamları boşa düşecekti. ‘Hayır’ demek yerine el yükselterek Anayasa değişikliği teklifi getirdiler. Eğer CHP bu konuda mırın kırın etseydi samimiyet testinde bu sefer onlar sınıfta kalırdı.

Nitekim Özgür Özel’in ‘Her gün Anayasayı çiğneyen bir anlayışla anayasa değiştirecek halimiz yok. Yeni Anayasa, yeni Meclis’in işi olacak’ diye yazdığını görünce ‘Yanlış perspektif’ diye düşündüm.

Neyse ki Kılıçdaroğlu Özel gibi davranmadı, yapıcı ve tutarlı bir tavır sergiledi. ‘Eğer arkasında yine kurnaz bir ajanda çıkmazsa tabii ki Alevi vatandaşlarımız dahil, hak ve özgürlükler konusunda getireceğiniz öneriye her türlü desteği vermeye hazırız’ dedi.

Erdoğan’ın grup konuşmasında CHP’ye sert sözlerle yüklenmesini de eleştirdi. ‘Türkiye için iyi bir şey yapmaya çalışıyoruz. Senin yasakçı zihniyetine rağmen, özgürlükler getirmeye çalışıyoruz’ diyerek gelmekte olan karşı golü kaleye ulaşmadan çıkardı.

‘Başörtüsü hamlesine karşı cemevleri düzenlemesi gelecek’

Günün sonunda muhalefet mi yoksa iktidar mı daha fazla skor yaptı hesabını bir kenara bırakalım. Gerçek şu ki hak ve özgürlükler konusunda yaşanan bu rekabetten Türkiye kazançlı çıktı.

CHP’nin başörtüsü hamlesine karşı şimdi AK Parti de Cemevleri düzenlemesi getirecek. Keşke siyasi rekabet hep böyle alanlarda yaşansa… Karşılıklı ithamları bırakıp özgürlükleri genişletmek ve halka daha iyi hizmet etmek için yarışsalar. (…)”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Geçen Yıl Muhbirlere Milyonlarca Lira Ödenmiş

Gelir İdaresi Başkanlığı’nın mali hesaplarında yapılan denetimler bir skandalı açığa çıkardı. Başkanlığın, “muhbirliği gelire dönüştüren” bazı kişilere adeta yol verdiği tespit edildi. Geçen yıl muhbirlere milyonlarca lira ödendi.

Birgün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın mali hesapları Sayıştay denetçilerince mercek altına alındı. Denetçiler, vergi ihbar müessesinin etkin işletilemediğini fark etti. Muhbirlere ödenen ikramiye uygulamasından beklenilen yararın elde edilemediği ve bu alanda etkinliğin sağlanması amacıyla yeterli düzeyde kontrol mekanizması geliştirilmediği belirtildi.

Gelir unsuru oldu

Gelir İdaresi Başkanlığı’nca muhbirlere ödenen ikramiye tutarının her geçen yıl arttığını gözlemleyen denetçiler, çarpıcı bulgulara ulaştı. 2021’de ödenen 11 milyon 618 bin 287 TL’lik ihbar ikramiyesine karşın vergi tahsilatının istenilen düzeyde artmadığı kaydedildi.

Başkanlığın, farklı iller ve vergi dairelerine bağlı mükellefleri ihbar eden bazı kişilere birçok defa ihbar ikramiyesi ödediği bildirildi. Sayıştay denetçisi, “Bu tablo göstermektedir ki muhbirlik, bazı kimseler tarafından adeta meslek gibi icra edilmektedir” ifadesi ile skandalın ulaştığı noktaya dikkat çekti.

Asılsız ihbar hattı

Sayıştay raporunda, muhbirlik ikramiyelerinin asılsız ihbar sayısının artmasına da yol açtığı ifade edilerek, “Bu bir teşvik mekanizması olmaktan uzak olup, bazı şahıslar için yeni bir gelir unsuru haline gelmiştir” denildi.

Paylaşın

CHP ‘Başörtüsü’ Teklifi İle Erdoğan’a ‘Gündem’ Hediye Etti

Kılıçdaroğlu, kadınların giyim kuşamını siyasetin tekelinden çıkartacakları kanun teklifini gündeme getirmişti. CHP de önceki gün teklifi Meclis’e sunmuştu. Mehmet Y. Yılmaz, CHP’nin başörtüsü çıkışıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a gündem hediye ettiği görüşünü savundu.

T24 yazarı Mehmet Y. Yılmaz, bugünkü köşe yazısında “CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘başörtüsü takma özgürlüğünü yasal güvenceye bağlama” çağrısının beklenmesi gereken sonucunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın el yükseltmesi” olduğunu söyledi.

“Nitekim öyle de oldu, Erdoğan, ‘gelin çözümü Anayasa düzeyinde sağlayalım’ dedi” diyen Yılmaz, şunları yazdı:

Bu çağrıyı yaparken Kılıçdaroğlu’na seslenme biçimi, çok önem verdiğini iddia ettiği “geleneksel Türk aile değerleri terbiyesine” ne kadar uyuyor diye de hiç düşünmedi.

CHP’nin bu çağrıya yanıtı, “yeni Anayasa’yı yeni Meclis yapacak” oldu ama bugünden başlayarak iki tarafın bir diğerini “yan çizmekle” suçlama yarışına gireceğini söyleyebilirim.

Böylece CHP Genel Başkanı, AKP Genel Başkanı’na üzerinde doya doya tepinebileceği bir yeni gündem armağan etmiş bulunuyor.

Dün CHP “gerçek gündeme odaklanmalı” derken bunu anlatmaya çalışıyordum.

Konserler, festivaller bile yasaklanırken, yaşam biçimimiz otokrasinin açık ve yakın tehdidi altındayken gündemi durduk yerde bir kez daha “başörtüsü yasaklarına” getirmeyi başaran CHP ve Genel Başkanı’nın, pirinçteki bu taşı şimdi nasıl ayıklayabileceğini merak ediyorum.

Öte yandan Erdoğan seçimi kaybederse “kazandıklarımızı kaybederiz” diye endişelenen muhafazakârların, bu kayıkçı kavgasına itibar edip etmeyeceklerini de zaman içinde göreceğiz.

Yılmaz, “endişeli muhafazakarlar” olarak tanımladığı gruba “AKP’den pompalanan ‘kazandıklarımızı kaybederiz’ propagandasında ‘kaybedilecek kazanımlar’ başörtüsü filan değil” diyerek seslendi ve şöyle devam etti:

Başörtüsü, AKP’nin yeni zenginlerinin ve yöneticilerinin bu 20 yıl içinde başardıkları ani zenginleşmeyi fark etmenizi engelleyen bir örtü işlevi görüyor.

Sizleri “başörtüsü hakkını kaybedersiniz” diye korkutmalarının nedeni, o örtünün altına saklamak istediklerini koruma kaygılarıdır.

Sadece bugün AKP’yi yönetenlerin 20 yıl önceki aile fotoğrafları ile bugünküleri karşılaştırsınlar, kimin neyi kaybetmekten endişelendiğini daha iyi göreceklerdir.

Tabii “günün fıkrası” her zaman olduğu gibi Adalet Bakanı Bekir Bozdağ oldu.

Bozdağ, “Sayın Cumhurbaşkanımızın grup toplantısında verdiği talimatı aldık. Anayasa değişiklik teklif taslağı hazırlama çalışmalarımıza başlıyoruz” dedi.

Bu absürt tartışmada dikkatimi çeken şey Erdoğan’ın “temel insan hakları” hassasiyeti oldu.

Kılıçdaroğlu’na çağrı yaparken şunu söyledi:

“Eğer samimiysen şayet bu zat temel bir insan hakkı olan başörtü meselesini ülkenin gündeminden kati bir şekilde çıkarmakta samimiyse, şayet bu zat gençlerimizin en büyük hassasiyetleri olan özgürlük alanlarından biri konumundaki bu meselenin ahdi temelini güçlendirme sözünün arkasındaysa gelin çözümü yasa değil anayasa düzeyinde sağlayalım.”

Gördüğünüz gibi Erdoğan’a göre Türkiye’nin gençleri, sadece “başörtüsü” konusunda hassaslar.

İnanç özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, işkence ve kötü muamele yasağı, özel hayatın gizliliği, adil yargılanma hakkı, protesto hakkı gibi temel insan haklarından söz edilmiyor.

Gerçi onlardan söz edecek olsa kendi varlığını inkâr durumuna da düşebilir.

Meclisinde benzerine ancak faşist rejimlerde rastlanabilecek bir “sosyal medya yasa tasarısı” kanunlaşmak üzere olan bir ülkede Cumhurbaşkanı’nın “temel insan hakkı” denilince sadece bunu anlamasında da bir gariplik yok aslında.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Tayland’da Silahlı Saldırı: Çoğu Çocuk 30’dan Fazla Can Kaybı

Tayland’da uyuşturucu madde etkisi altında olduğu iddia edilen eski bir polis tarafından, çocuk bakım evine düzenlenen silahlı saldırıda en az 32 kişiyi hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenlerin çoğu çocuk.

Tayland’ın Nong Bua Lamphu eyaletindeki Uthaisawan Na Klang bölgesinde bulunan Çocuk Gelişim Merkezi’ne eski bir polis tarafından silahlı saldırı düzenlendi.

Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamaya göre 34 yaşındaki eski polis Panya Khamrap, en az 32 kişiyi öldürdü.
Görgü tanıklarından edinilen bilgilere göre, saldırganın uyuşturucu madde etkisi altında olduğu tahmin ediliyor.

Emniyet Müdürü Jakkapat Vijitraithaya, silahlı şahsın saldırıdan sonra evine giderek eşini ve çocuğunu öldürdükten sonra intihar ettiğini duyurdu.

Yerel medya, saldırganın geçen yıl bir uyuşturucu testinden geçemediği için emniyet teşkilatından kovulduğunu ve yarın mahkeme huzuruna çıkarılmasının planlandığını bildirildi.

Polis yetkilisi Tümgeneral Achayon Kraithong, ülkenin kuzeydoğusundaki Nong Bua Lamphu bölgesindeki bir çocuk bakımevinde gerçekleşen silahlı saldırıda çoğu çocuk 30’dan fazla kişinin hayatını kaybettiğini söyledi.

Kraithong, eski bir polis memuru olan saldırganın daha sonra intihar ettiği bilgisini paylaştı.

Saldırının gerçekleştiği sırada kreşte 30 kadar çocuğun bulunduğu belirtilirken, bir yerel yetkili de öldürülen öğretmenlerden birinin 8 aylık hamile olduğunu söyledi.

Saldırganın olayı neden yaptığına dair henüz bilgi bulunmuyor.

Tayland Başbakanı Prayuth Chan-ocha, saldırıyla ilgili açıklamasını Facebook’tan paylaştı ve kurbanların ailelerine “en derin taziyelerini” iletti.

Başbakan saldırıyı “şok edici” bir olay olarak nitelendirerek tüm acil durum ekiplerinin olay yerine gitmesini emretti.

Ülkede Şubat 2020’de de bir askerin düzenlediği silahlı saldırıda en az 29 kişi yaşamını yitirmiş, yaklaşık 60 kişi yaralanmıştı.

Tayland’da toplu katliamlar nadiren görülüyor. Buna karşın bölgede silah mülkiyetinin görece yüksek olduğu belirtiliyor.

Reuters’a göre yasa dışı silah bulundurulması da yaygın bir suç.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’nun ‘Başörtüsü’ Hamlesini İYİ Parti Nasıl Karışladı?

İYİ Parti, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun ‘başörtüsü’ çıkışını, siyaseten doğru bir hamle olarak değerlendiriyor. İYİ Parti, bu hamleyle Erdoğan’ın elinden ‘muhalefet yasak getirecek’ söylemini elinden alınmıştır” yorumunda bulunuyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kadınların giyim kuşamını siyasetin tekelinden çıkartacakları kanun teklifini gündeme getirmişti. CHP de önceki gün teklifi Meclis’e sunmuştu.

CHP’nin TBMM’ye sunduğu “başörtüsü” yasa teklifine ilişkin İYİ Parti kulislerinde “doğru hamle” yorumu yapılıyor.

Cumhuriyet’ten Gamze Kolcu‘nun haberine göre parti kurmayları, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her dönem başörtüsü yasağı üzerine siyaset yürüttüğü ve bu alanı örselediğine dikkat çekerek “Başörtüsü özgürlüğünün sadece kendi dönemlerine has olduğunu, kendilerinin iktidarı kaybetmeleri durumunda yasağın geri geleceği propagandası yürütmüştür. Kılıçdaroğlu’nun çıkışı, siyaseten doğru bir hamledir. Bu hamleyle Erdoğan’ın elinden ‘muhalefet yasak getirecek’ söylemini elinden alınmıştır” değerlendirmesinde bulunuyor.

İYİ Parti kanadında Erdoğan’ın “anayasayla değişikliği” hamlesine ilişkin de şu yorum yapılıyor: “Siyasi iklimin geldiği durum üzerinden bakıldığında bir anayasa metni hazırlamanın zorluğu ortada. Toplum AKP kutuplaştırıldı. Mutabakata dayalı bir metin ortaya çıkmaz.”

Altılı Masa’dan destek

Ayrıca Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal, Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başörtüsü konusunda “Evrensel hukuk ilkeleriyle uyum içinde bir kanuni çerçeve oluşturduk. Kadınların giyim kuşamını, siyasetin tekelinden çıkartıyoruz” açıklamasına destek vermişti.

SP Lideri Karamollaoğlu, “Kılıçdaroğlu’nun, kazanımları yasal güvence altına alacak ve keyfi uygulamalara son verecek olan çağrısını kıymetli buluyor ve destekliyoruz” demişti.

DP Lideri Davutoğlu ise, “Kılıçdaroğlu’nun bütün alanlarda başörtü özgürlüğünü yasal teminat altına alma çağrısını toplumsal barış açısından çok değerli buluyorum. Bütün siyasi partileri ve milletvekillerini bu yasa teklifine destek vermeye çağırıyorum” ifadelerini kullanmıştı.

Gültekin Uysal, şu açıklamayı yapmıştı: “AKP Genel Başkanı Erdoğan istiyor ki CHP başörtüsüne itiraz etsin ki seçimlerde kendisi suistimal edebilsin, ‘ben gidersem özgürlükler kısıtlanır’ diye propaganda yapabilsin! CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu, bu teklifi ile şimdi AKP’nin elinden bu argümanı aldı”

Paylaşın

Uzak Doğu’da Gerilim Tırmanıyor: Kuzey Kore’den Yeni Füze Denemesi

Kuzey Kore, uluslararası yaptırımlara rağmen füze denemelerine devam ediyor. Pyongyang, bir hafta içinde onuncu füze denemesini gerçekleştirdi. Kuzey Kore, bu sabah iki balistik füze daha fırlattı.

ABD ve Güney Kore’nin birlikte devam ettikleri askeri tatbikatlara cevaben yapıldığını açıklayan Kuzey Kore, salı günü Japonya üzerinden Pasifik Okyanusu’na orta menzilli bir balistik füze denemesi yapmış, bu Japonya’nın kuzeyinde büyük panik yaratmıştı.

Bunun üzerine ABD ve Güney Kore dün dört kısa menzilli füzenin Japon Denizi’ndeki hedefleri başarıyla vurduğunu söyledi.

Ancak Güney Kore yapımı daha uzun menzilli bir füze denemesi başarısız oldu.

Yetkililer bu tatbikatın, “Pyongyang’dan yapılan provokasyonları” durdurmak için yapıldığını ekledi.

Pyongyang’ın 5 yıl aradan sonra Japonya üzerinden yaptığı attığı füze nedeniyle, ABD’nin çağrısı üzerine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi acil olarak toplandı.

Toplantıda ABD; Rusya ve Çin’i, Kuzey Kore’yi daha sert yaptırımlardan korumaya çalışmakla suçladı.

Çin ve Rus delegasyonları ise, diyaloğun cezadan daha iyi olduğunu savundu.

İki aydır ABD, Güney Kore ve Japonya, olası bir Kuzey Kore saldırısını önleme ve yenme amacıyla bir dizi ortak askeri tatbikat yapıyor.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ise bu tatbikatları bir savaş hazırlığı olarak görüyor. Pyongyang’dan yapılan açıklamada ABD, “Kore yarımadasındaki askeri tansiyonu artırmakla” suçlandı.

Askeri tatbikatları sürdüren ABD ise, yasaklanmış füze denemeleri ile “güvenlik tatbikatlarının” eş değer olmadığını belirtti.

ABD ayrıca USS Ronald Reagan uçak gemisini de Kore yarımadası yakınına konuşlandırdı.

Güney Kore ve Japonya, Kuzey Kore’nin bugünkü füze denemelerinden ilkinin sabah 06:00 civarında yapıldığını; yaklaşık 350 km yol kat eden füzenin maksimum 100 km irtifada seyrettiğini belirtti.

Menzili yaklaşık 800 km olan ikinci füze de yaklaşık 50 km irtifada seyretti.

Bölgedeki son hareketlenme, Kuzey Kore’nin sonunda nükleer silah denemesi yaptığı 2017 yılında yaşananları hatırlatıyor.

O dönemde de Kuzey Kore, Japonya üzerinden iki füze denemesi yapmıştı ve Pyongyang ile Washington arasında bir diyalog yoktu.

Nükleer silah tehlikesi

Uydu görüntüleri Kuzey Kore’nin nükleer silah deneme sahalarındaki tünelleri de yenilediğini gösteriyor.

Pyongyang 2018’de, eski ABD Başkanı Donald Trump döneminde kısa süreli olarak yaşanan diyalog sırasında, buraları yıktıklarını iddia etmişti.

Buna ek olarak Kuzey Kore geçen ay da nükleer kanunlarında değişikliğe gitti ve Kim Jong-un ülkenin “tartışılmaz şekilde nükleer güç” olduğuna dair kanunu imzaladı.

Tüm bu gelişmeler Kuzey Kore’nin 7. nükleer denemesini yapacağı endişelerini beraberinde getiriyor.

Uzmanlar bu denemenin, bu ay sonunda Çin’de yapılacak Komünist Parti Kongresi ile Kasım ayı başında ABD’deki ara seçimler arasında kalan 3 haftalık süreçte yığılabileceğini tahmin ediyor.

Kuzey Kore’nin son füze denemeleri:

  • 25 Eylül, Pazar: Bir ABD donanma gemisinin Kore yarımadası çevresindeki sulara ulaşmasının ertesi günü, kısa menzilli ilk füze denemesi yapıldı. Mesafe: 600 km/ Yükseklik: 60 km
  • 28 Eylül, Çarşamba: ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in Seul’u ziyareti öncesi iki kısa menzilli füze fırlatıldı. Mesafe: 360 km/ Yükseklik: 30 km
  • 29 Eylül, Perşembe: Harris’in Güney Kore’den ayrılması sonrası iki kısa menzilli füze denemesi daha yapıldı. Mesafe: 300 km/ Yükseklik: 50 km
  • 1 Ekim, Cumartesi: ABD, Japonya, Güney Kore ortak askeri tatbikatları sürerken iki kısa menzilli füze daha fırlattı. Mesafe: 400 km / Yükseklik: 50 km
  • 4 Ekim, Salı: Orta menzilli balistik füzeyi Japonya üzerinden fırlattı. Mesafe: 4500 m/ Yükseklik 2800 km
  • 6 Ekim, Perşembe: İki kısa menzilli füze daha fırlatıldı. Mesafe: 800 km/ Yükseklik: 50 km

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Eylül Ayında En Az 26 Kadın Öldürüldü

Erkekler, eylül ayında en az 26 kadını ve iki çocuğu öldürdü. Erkekler, en az 71 kadına şiddet uyguladı, en az 12 kız ve oğlan çocuğunu istismar etti, en az 16 kadını taciz etti, iki kadını da seks işçiliğine zorladı. Erkekler, eylülde üç kadına da tecavüz etti.

bianet’in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre; erkekler Eylül’de en az 26 kadını ve iki çocuğu öldürdü.

Eylül’de en az 13 kadının ölümü basına “şüpheli” (Antalya (1), Balıkesir (1), Bursa (1), Çorum (1),  İstanbul (1), İzmir (1), Malatya (1), Ordu (1), Sivas(1), Zonguldak (4) ölüm olarak yansıdı.

Erkekler, en az 71 kadına şiddet uyguladı, en az 12 kız ve oğlan çocuğunu istismar etti, en az 16 kadını taciz etti, iki kadını da seks işçiliğine zorladı. Erkekler, Eylül’de üç kadına da tecavüz etti.

Hatay’da Suriyeli bir çocuk öldürüldü. Failleri bulunamadı. Ankara’da bir çocuğun ölümü basına “şüpheli” olarak yansıdı.

Mersin’de kocası Suriyeli bir kadını intihara sürükledi.

Cinayet

Erkekler, Eylül’de en az 26 kadını öldürdü; geçen yıl da bu sayı 26 idi. Ayrıca erkekler, kadınların yanındaki en az altı erkeği de öldürdü. Erkeklerin öldürdüğü kadınlardan biri Estonyalı biri de Rusyalıydı.

En az üç kadın koruma kararı rağmen öldürdü.

Erkeklerin 10 kadını öldürme “bahanesi” basına yansımadı. Erkekler 16 kadını ayrılmak istediği veya barışmak istemediği için öldürdü.

21 kadını kocası, eski kocası, sevgilisi erkekler, iki kadını oğlu, üç kadını da akrabası erkekler öldürdü.

Erkekler, 18 kadını ev içinde, altı kadını işyeri, otel odası, ormanlık alan, sokak, hastane gibi ev dışı alanlarda öldürdü. Erkeklerin iki kadını nerede öldürdüğü basına yansımadı.

Erkekler, 13 kadını ateşli silahlarla, sekiz kadını kesici aletle, beş kadını darp ederek öldürdü.

Çocuğa Şiddet-Çocuk Cinayeti

Erkekler, Eylül’de iki çocuğu öldürdü. Geçen yıl aynı ay sayı dört idi.

Bir çocuğu babası, bir çocuğu annesi ve sevgilisi öldürdü.

Erkekler bir çocuğu ateşli silahlarla öldürdü. Erkeklerin bir çocuğu nasıl öldürdüğü basına yansımadı.

Cinsel Saldırı /Tecavüz

Erkekler, Eylül 2020’de en az üç kadına tecavüz etti. Geçen yıl aynı ay erkeklerin tecavüz ettiği kadın sayısı beş idi.

Erkekler üç kadına ev içinde tecavüz etti.

Bir kadına tecavüz eden iki erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı, bir kadına emlakçı, bir kadına da akrabası erkek tecavüz etti.

Taciz

Eylül 2022’de erkekler en az 16 kadını taciz etti. Bu sayı geçen yıl aynı 10 idi.

Erkekler, yedi kadını sözlü ve fiziki yollarla taciz etti. Erkekler 9 kadının da fotoğrafını/ videosunu çekerek taciz etti.

Erkekler 16 kadını ev dışı alanlarla taciz etti.

Bir kadını eski sevgilisi, bir kadını taksici, bir kadını eski kocası, bir kadını sağlık çalışanı, bir kadını öğretmen meslektaşı, 10 kadını da yakınlık derecesi basına yansımayan dört erkek taciz etti.

Çocuk İstismarı

Erkekler, Eylül’de en az 12 kız ve oğlan çocuğunu istismar etti. Geçen yıl aynı ay bu sayı 13 idi.

Bir çocuğu “sevgilisi” olduğunu iddia eden bir erkek, bir çocuğu babası, bir çocuğu şoför, bir çocuğu iki akrabası, bir çocuğu da öğretmeni istismar etti. Yedi çocuğu istismar eden yedi erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Erkekler çocukları ev dışı alanlarda istismar etti.

Şiddet / Yaralama

Erkekler, Eylül’de 71 kadına şiddet uyguladı. Geçen yıl da aynı ay bu sayı, 65 idi.

Erkeklerin şiddet uyguladığı en az 12 kadın “ağır” hasta olarak hastaneye kaldırıldı. Erkekler en az 13 kadına “koruma kararını” ihlal ederek şiddet uyguladı.

En az 49 kadını kocası, sevgilisi erkekler yaraladı. Beş kadına abi, oğlu ve babası gibi aile üyeleri şiddet uygularken, sekiz kadına şiddet uygulayan 11 erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Dokuz kadına en az 10 polis şiddet uyguladı.

Erkekler en az 16 kadına ayrılmak istediği/barışmak istemediği için şiddet uyguladı. Erkekler, bir kadına “ırkçı saikle” saldırdı, dokuz kadına “toplumsal olaylar” sırasında şiddet uyguladı. Erkekler bir kadına da “telofonda konuştuğu” için şiddet uyguladı. Erkeklerin 44 kadına şiddet uygulama “bahanesi” basına yansımadı.

Erkekler, 50 kadını darp ederek yaraladı, iki kadını yaktı. 10 kadını ateşli silahlarla yaralayan erkekler, dokuz kadını da gözaltına aldı.

Erkekler, 30 kadını iş yeri, otobüs, ormanlık alan gibi ev dışı alanlarda,  28 kadını ev içinde yaraladı. Erkeklerin 13 kadına nerede şiddet uyguladığı basına yansımadı.

Seks İşçiliğine Zorlama

Erkekler, Eylül’de en az iki kadını seks işçiliğine zorladı. Geçen yıl aynı ay bu sayı, 78 idi. Seks işçiliğine zorlanan kadınlar Türkiye vatandaşı değildi.

(Kaynak: Bianet / Evrim Kepenek)

Paylaşın

OPEC+ Petrol Üretimini Düşürme Kararı Aldı

Avusturya’nın başkenti Viyana’da OPEC+ adı altında bir araya gelen petrol üreten ülkelerin bir bölümü Kasım 2022’den geçerli olmak üzere günlük petrol üretimini 2 milyon varil düşürme kararı aldı. 

Suudi Arabistan liderliğindeki 13 üyeli OPEC ile Rusya önderliğindeki OPEC dışı 11 petrol üreten ülkenin oluşturduğu OPEC+ enerji ve petrol bakanlarının, piyasa koşullarını değerlendirmek ve kasım itibarıyla uygulanacak üretim miktarını görüşmek üzere düzenledikleri 33’üncü Bakanlar Toplantısı sonuç bildirgesinde OPEC ve OPEC dışı ülkelerin 19’uncu toplantısında alınan kararların geçerli olduğu belirtildi.

OPEC+ grubu ülkeleri bir önceki toplantıda petrol üretimini ekimde günlük 100 bin varil azaltma kararı almıştı.

Açıklamaya göre, Kovid 19 salgını öncesinde olduğu gibi OPEC+ grubu bakanları her 6 ayda bir bir araya gelecek.

OPEC ve OPEC dışı ülkelerin enerji ve petrol bakanlarının katılacağı bir sonraki toplantı 4 Aralık’ta yapılacak .

Rusya ve Suudi Arabistan petrol üretimini neden düşürüyor?

2016’da oluşturulan 13 petrol üreten ülkeyi ve OPEC üyesi olmayan 11 ülkeyi kapsayan kapsayan OPEC+ kararın “küresel ekonomik görünümü ve petrol piyasası görünümünü kuşatan belirsizlik” nedeniyle alındığını savundu.

Arz kesintisinin fiyatları ne ölçüde arttırabileceği bilinmiyor. Dünya petrol tüketimi günde 100 milyon varile kadar çıkabiliyor. Bu nedenle piyasadan günde 2 milyon varil çekmenin gözle görülür bir etkisi olacaktır.

Bu adımın, ilkbaharda 120 dolara ulaşan ancak küresel ekonominin yavaşlamasından doğan kaygılar dolayısıyla aşağı çekilen petrol varil fiyatını artırmaya yönelik olarak Suudi Arabistan’ın  önerisiyle atıldığı düşünülüyor. Eylül başında petrol varil fiyatı 90 doların altına düşmüştü.

Karar ABD ve Suudi Arabistan arasında gerginliğe yol açacak

Rusya da dahil olmak üzere 24 OPEC+ petrol üreticisi ülkenin toplantısı, dünyanın büyük bir kısmının zaten yükselen enerji maliyetleriyle mücadele ettiği bir zamanda gerçekleşti. Arz kesintisi, Başkan Biden’ın ara seçimler öncesinde benzin pompası fiyatlarını dizginlemeye çalıştığı Suudi Arabistan ile ABD arasındaki gerilimi de artıracak.

Beyaz Saray kararı “uzak görüşlülükten yoksunluk ” olarak niteledi ve yaptığı açıklamada, yönetimin “Başkan’ın Mart’ta yayınladığı emirlere uygun olarak Stratejik Petrol Rezervinden gelecek ay piyasaya 10 milyon varil daha verileceğini” söyledi.

Piyasa yorumcuları Suudilerin üretimi azaltarak ve piyasayı daraltarak fiyatları varil başına 100 dolar veya üstüne çıkarma gayretinde oldukların, önerilen kesintinin büyüklüğünün insanları şaşırttığını söylüyor.

Petrol üretiminde dramatik bir kısıtlama, OPEC+’nın eş başkanı olan Rusya’nın da işine gelebilir. Ekonomisi, şu anda Ukrayna’daki savaş çabaları için kritik öneme sahip olan enerji gelirlerine dayanana Rusya yaptırımlara rağmen, üretimde büyük bir düşüş yaşamadı.

Uzmanlar,  OPEC+ daha da keskin bir üretim kısıntısı ilan etse bile,  zaten yaptırımlar ve yeni petrol altyapısına ek yatırım yapamaması nedeniyle kotasının çok altında üretim yapan Rusya’nın üretiminin aslında düşmeyeceği görüşünde. Kısıntının büyük bölümünü Suudi Arabistan’ın, üstlenmesi gerekecek.

Paylaşın

Başörtüsü Tartışması: CHP, Yine Hayır Diyen Pozisyonuna Düştü

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) kamuda başörtüsünün güvence altına alınmasını öngören kanun teklifi, siyasetin tartışma konusu olurken, Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Berk Esen’e göre ise toplumun şu anda başörtüsü ile ilgili bir gündemi yok.

Esen, bu nedenle Kılıçdaroğlu’nun hamlesini yanlış bir strateji olarak gördüğünü belirterek, “CHP, türban meselesini genel anlamda özgürlükleri artıracak bir paketin içine madde olarak koyabilirdi. CHP’nin eli böylece daha güçlü olabilirdi” dedi.

Esen, sadece başörtüsü meselesi konuşulunca AKP’ye bir adım atma imkanı tanınmış olduğunu vurgularken, CHP’nin önümüzdeki dönemde yine başörtüsüne karşıymış gibi suçlamalara maruz bırakılacağını dile getirdi. Esen, “Erdoğan’ın bu hamlesiyle CHP yine hayır diyen pozisyonuna düştü” değerlendirmesinde de bulundu.

CHP’nin kamuda başörtüsünün güvence altına alınmasını öngören kanun teklifi, siyasetin tartışma konusu oldu. Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun teklifine “Yeni Anayasa” çağrısıyla karşılık verdi. Peki, muhalefet ne yanıt verdi ve Anayasa değişikliği mümkün mü?

Anayasa değişikliği için TBMM üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunun oyu gerekiyor. AKP ve MHP’nin Meclis’te toplam 334 olan sandalye sayısı bu çoğunluğu karşılamadığı için muhalefetin desteğine ihtiyaç duyuluyor. Peki, Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamalarının ardından muhalefet, Erdoğan’ın çağrısına nasıl yaklaştı?

Özgür Özel’den AKP’ye “gizli ajanda” suçlaması

Tartışmalarla ilgili DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün sorularını yanıtlayan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, AKP’nin panik havasında olduğunu öne sürerek, “Acaba buradan biz siyasi rant kaybederiz, CHP bir alan kazanır mı diye. Oysa genel başkanımız bunu siyasi saiklerle oy hesabı uğruna yapmadığını açıkça söylemişti” ifadesini kullandı. Erdoğan’ın sorunun çözümünün yasa yoluyla olabileceğini kabul ettiğini ancak kanun teklifine evet demediğini kaydeden Özel, “Her gün kendisi için yapılmış bir anayasayı bile defalarca çiğneyen, ayakları altına alan birisiyle oturup da anayasa değiştirecek değiliz” dedi.

Özel, Kılıçdaroğlu’nun tweeti ile ilgili de “İlk bölümünde başörtüsüyle ilgili düzenlemedeki yasal değişikliğimize destek vermesinin sorunu çözeceği söyleniyor. Ayrıca devamında da başta Alevi yurttaşlarımızın talepleri olmak üzere özgürlükçü bir yaklaşım varsa onu da getir destekleriz diyor” ifadesini kullandı. Özel, bugüne kadar tüm özgürlükçü yaklaşımları desteklediklerini belirterek, AKP’yi gizli ajanda tutmakla suçladı. Özel, “Biz adımız gibi biliyoruz. Özgürlükçü görünüp arka tarafta gizli ajandasında farklı gündemleri olacaktır. Biz böyle bir gündemin parçası olmak istemeyiz” dedi. Özel, özgürlükçü bir yaklaşım olması halinde öneriyi değerlendireceklerini de ekledi.

Yeneroğlu: AK Parti’den özgürlükçü bir tutum beklemek abesle iştigal

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu da, başörtüsü ile ilgili bütün yasakların Anayasa Mahkemesi’nin kararı ve AKP’nin geçmişteki mücadelesi ile sonlandırıldığını belirtti. “Bunu takdir etmek gerekir” diyen Yeneroğlu, “ideolojik saiklerle insanların inanç ve yaşam biçiminin kısıtlanabileceği anlayışının terk edilmesi” gerektiğini savundu.

Kılıçdaroğlu’nun özeleştiri yaptığına da dikkat çeken Yeneroğlu, ancak başörtüsü konusunda kanuni bir düzenlemeye gerek olmadığını dile getirdi. Yeneroğlu, buna karşın mevcut Anayasa’da özgürlükleri kısıtlayan çok fazla istisnalar bulunduğunu da vurgulayarak, “Bu girişimlere kimden gelirse gelsin destek veririm. Ancak AK Parti iktidarının böyle bir niyeti olmadığını düşünüyorum” diye konuştu. Yeneroğlu, “Bugün AK Parti, zorba devlet anlayışını üstlenmiş, her gün toplumda kendisi gibi düşünmeyen, inanmayan ve yaşamak istemeyen insanların temel haklarını eziyor. Dolayısıyla bu saatten sonra AK Parti’den özgürlükçü bir tutum beklemek abesle iştigaldir” ifadelerini kullandı.

HDP’li Oluç: Tüm ayrımcılıkları silecek anayasa maddesi yazalım

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç da Meclis’te düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin tek sorununun başörtüsü olmadığını ve ayrımcılığa Alevilerin, Kürtlerin, azınlıkların uğradığını kaydetti. Tüm ayrımcılıkları silecek bir anayasa maddesi yazılması çağrısında bulunan Oluç, “Diyelim ki ayrımcılığa uğrayan herkesin sorununu çözmek istiyoruz. Gelin böyle bir madde yazarak farklılıkların eşit ve özgür olduğunu ifade etmiş olalım. Bu anlayışı bir anayasal anlayış haline getirmiş olalım” diye konuştu.

Bu arada bu tartışmalar yaşanırken İYİ Parti’den henüz bu konuda bir açıklama gelmemesi de dikkat çekti. TBMM’de partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, toplantı çıkışında soru sormak isteyen gazetecilerin sorularını almadan Meclis’ten ayrıldı.

“AKP seçmeni başörtüsü için kaygılı”

Siyaset bilimcilere göre, CHP, Cumhur İttifakı’nın muhafazakar seçmene karşı kullanacağı “CHP, başörtüsüne karşı” argümanını elinden almak istedi. Aksoy Araştırma Kurucusu Ertan Aksoy, toplumun şu an gündeminde başörtüsü sorunu olmadığını belirtti ancak kamuoyu araştırmalarında ortaya çıkan bir sonuca dikkat çekti.

Aksoy, “İktidar değişikliği durumunda AKP seçmeninin başörtüsüne yönelik müdahale kaygısı ön plana çıkıyor. Sayın Kılıçdaroğlu, bu kaygıya yönelik mesaj vermek istemiş olabilir” dedi. Aksoy, mesajın yeterince ulaşıp ulaşmadığının ise önümüzdeki günlerde yapılacak ölçümlerle ortaya çıkabileceğini kaydetti. Aksoy, Erdoğan’ın Anayasal düzenleme çağrısı ile ilgili de, “Tam olarak neyi değiştireceğini açıklamadığı için toplumda bir duygu yarattığını düşünmüyorum” diye konuştu.

“CHP yine hayır diyen pozisyonuna düştü”

Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Berk Esen’e göre ise toplumun şu anda başörtüsü ile ilgili bir gündemi yok. Esen, bu nedenle Kılıçdaroğlu’nun hamlesini yanlış bir strateji olarak gördüğünü belirterek, “CHP, türban meselesini genel anlamda özgürlükleri artıracak bir paketin içine madde olarak koyabilirdi. CHP’nin eli böylece daha güçlü olabilirdi” dedi.

Esen, sadece başörtüsü meselesi konuşulunca AKP’ye bir adım atma imkanı tanınmış olduğunu vurgularken, CHP’nin önümüzdeki dönemde yine başörtüsüne karşıymış gibi suçlamalara maruz bırakılacağını dile getirdi. Esen, “Erdoğan’ın bu hamlesiyle CHP yine hayır diyen pozisyonuna düştü” değerlendirmesinde de bulundu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

NASA’nın Vurduğu Asteroidin Artık Bir Kuyruğu Var

ABD Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) geçen hafta uzay aracıyla “vurduğu” Dimorphos asteroidinin çarpmanın etkisiyle 10 kilometre uzunluğunda bir toz bulutu oluşturduğu kaydedildi.

NASA bu deneyi Dünya’yı tehdit edebilecek asteroitlerin yörüngesinin değiştirilip değiştirilemeyeceğini belirlemek için yapmıştı.

DART (Çift Asteroit Yönlendirme Testi) misyonu kapsamında bir buzdolabı büyüklüğündeki uzay aracı, 306 gün süren yolculuğunun sonunda, Dünya’dan 11 milyon kilometre uzaklıkta bulunan 160 metre çapındaki asteroide saatte 20 bin kilometre hızla çarpmıştı.

SOAR teleskobunun çarpmadan iki gün sonra çektiği fotoğrafta asteroitten yükselen toz bulutu bir kuyruklu yıldızı andırıyor. Gökbilimciler, bu toz bulutunun zamanla daha da büyüyeceğini söylüyor.

NASA Donanma Araştırma Laboratuvarı’ndan Michael Knight, toz bulutunu aylar boyunca izlemeye devam edeceklerini söyledi.

Bilim insanları hâlâ 25 milyon dolara mal olan denemenin başarılı olup olmadığını ve çarpmadan sonra asteroidin yörüngesinin değişip değişmediğini belirlemeye çalışıyor.

Bununla birlikte NASA gezegen bilimi birimi direktörü Dr. Lori Glaze, DART misyonuyla olağanüstü bir iş başardıklarını söyledi.

Dr. Glaze, “İnsanlık tarihinde yeni bir döneme giriyoruz. Kendimizi asteroit çarpmasından koruma kabiliyetimizin olacağı yeni bir dönem bu” dedi.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın