Altılı Masa’nın Ortak Adayına HDP Hangi Koşullarda Destek Verecek?

2023’te yapılacak olan milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça partiler ve partilerin içerisinde bulunduğu ittifaklarda çalışmalarını hızlandırdı. “Emek ve Özgürlük İttifakı” ile seçime hazırlanan HDP’de cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi için özel bir komisyon oluşturuldu.

Euronews Türkçe’den Dilek Gül’ün aktardığına göre, Halkların Demokratik Partisi (HDP), bu bağlamda bazı isimlerle görüşmelere başladı. Masada tartışılan alternatif isimlerle ya da bu isimlerin önerebileceği farklı kişilerle görüşmeler gerçekleştiren komisyon toplumsal eğilimleri de alıyor.

Aday belirleme çalışmalarında amacın cumhurbaşkanlığı için “her iki ittifakı aşacak güçte ve nitelikte” bir aday ortaya koymak olduğu belirtiliyor. Komisyon, “Türkiye toplumu muhalefet blokuna mahkum değil” mesajını vermek istiyor.

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın adayı

HDP kaynakları aday konusunda “Türkiye toplumunun parmakla gösterdiği bir kadın da olabilir, tüm kesimlere güven verebilecek bir kanaat insanı da” diyor.

Kurulların özel çalışma için bir komisyon oluşturduğunu belirten yetkili “Tartıştığımız isimler var. Bizim aday sürecimiz Altılı Masa’dan daha hızlı ilerliyor. Çünkü bizim kurduğumuz blok, altı yan yana gelemezlerin olduğu bir masa değil. Hatta zamanı gelince bu masaya siz iyi bir aday çıkaramadınız, topluma umut veremiyorsunuz diyerek kendi adayımızı da sunabiliriz.” diyor.

HDP’de ilk hedef kurduğu ittifakı büyütmek. AK Parti’den uzaklaşan muhafazakâr Kürt seçmene ulaşabilmek için çalışmalar yapılacak.

AK Parti’den kopan muhafazakar Kürtlerin yanı sıra diğer Kürt partileri, Alevi örgütleri, kadın hareketi, emek güçleri ve ekoloji hareketi de ittifaka dahil edilmek isteniyor.

HDP’de Altılı Masa’nın adayı olarak anılan isimler için ‘ret ve kabul ölçüleri’ belirlendi

HDP’de Altılı Masa’nın Cumhurbaşkanı adayı olarak anılan isimler üzerinden bir değerlendirme yapılmak istenmiyor ancak söz konusu isimler için keskin bir biçimde ret ve kabul ölçüleri belirlenmiş durumda.

  • Buna göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yerine geçtikten sonra onun yetkilerinden vazgeçecek ve bunu toplumun önünde taahhüt edecek.
  • Kürt sorunun çözümü için barıştan yana tavır alacak, şiddet ve savaş konsepti karşıtı olacak.
  • Devletin sistem dışına attığı tüm ‘ötekileri’ kucaklayacak ve de yeni bir demokratik anayasanın sözünü ve ipuçlarını verecek.

Partide bu üç ilkeyi tutum olarak belirlemeyen adayı ‘desteklememe’ konusu netleşmiş durumda.

“Türkiye’deki ırkçılığı ve faşizmi Erdoğan’dan devralıp başka bir makyaja kavuşturacak bir adaya onayımız yok” diyen yetkili, şu ifadeleri kullanıyor:

“Milliyetçiliğe dayanan aday profili Türkiye’de Erdoğan’ın kopyası olmaktan öteye gidemez. Üç ilkeye tutum belirleyemeyen bir adayın yanında neden yer alalım? Erdoğan bunları terk ettiği için ülke bu halde. Bu üç temel ilkeye karşı ortaya çıkacak aday kamuoyu önünde toplumsal sözleşme anlamına gelecek beyan düzeyinde bir yaklaşım geliştirirse ve iktidar bloku dışında bütün siyasi partileri kucaklayacaksa ve bu konuya ikna edebilecek güçlü bir profile neden destek vermeyelim?”

Parlamento seçiminde hem Cumhur İttifakı hem de Millet İttifakı ile rekabet edilecek

HDP, Meclis seçimlerinde ittifak kapılarını kapatmış durumda ve bu seçimlerde hem iktidar hem de muhalefet ile çok çetin bir rekabete hazırlanıyor.

“Sanki biz Cumhurbaşkanlığı üzerinden müzakerelere açığız dediğimizde, Millet İttifakı’na göz kırpıyormuşuz gibi yanlış ve yetersiz bir algı var.” diyen HDP kaynakları, parlamento seçimlerinde muhalefet bloku ile yan yana olmadıklarını belirtiyor:

“Hatta rakibiz. Çünkü biz bu konuda Meclis zemininde demokratik bir rejimin kurulması için kilit rol oynamaya aday bir ittifakız. Hatta HDP’nin tutum belgesi bunu açıkça belirtiyor. Meclis seçimlerinde asla ittifak ile olmayacağız. Meclis seçimlerinde kitlemizin net olması gerekiyor ne Millet İttifakı ne de Cumhur İttifakı’yla yol yürümeyeceğiz. Meclis’te kendi güçlü grubumuzu oluşturacağız. Hâlihazırda İttifakların derdi cumhurbaşkanı adaylığı. O nedenle bu konuda bir tartışma, müzakere yok. Millet ittifakı ile de Meclis zemininde bir görüşmemiz yok. Kodlarımız ayrı, biz üçüncü yolu öneriyoruz. Türkiye’nin mevcut yönetimden kurtulmasının yolunu bulmaya çalışıyoruz, derdimiz ittifak değil.” diyor.

AK Parti’nin son dönemde Kürt illerinde gerçekleştirdiği toplantılar da HDP’nin gündeminde.

Ak Parti’nin Kürtlerden oy almak için bazı açılımlara gideceği ancak bunların MHP’nin çizdiği sınırlar çerçevesinde olacağı görüşü hâkim.

AK Parti’nin kendisine bağlı merkez Kürt sağını örgütlemeye çalıştığı ve bunu gerçekleştirmek için de ciddi ekonomik destekleri devreye aldığı dile getiriliyor:

“AKP, Kürdün gönlünü alma adımları atacak, bu hazırlıkları duyuyoruz. Kendisinin nefes aldırmayan bazı uygulamaları gevşeteceğini öğrendik. Mesela Kürtçe ve Kürt diline yönelik katı uygulamalar biraz gevşetilecek. Ama özgürlük temelinde olmayacak. Bazı sembolik yargılamalarda, sanatçılar veya gazeteciler serbest bırakılacak. Ama siyasetçiler bu kategoride yok. Mesela bu işlerin başında Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Gülşen Orhan ile halihazırda partiden tasfiye edilen 25. ve 26.Dönem AK Parti Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu var. Bizim bu adımlara karşı çok sahici ve seçime endeksli olmayan bir tavrımız ve politikamız var. Buradan bir medet umulması boştur çünkü bu iktidarın düşmanlığı devam ediyor.”

Paylaşın

Fenerbahçe, Avrupa Ligi’nde Liderliğe Yükseldi

UEFA Avrupa Ligi B Grubu 3. hafta maçında Fenerbahçe ile AEK Larnaca karşı karşıya geldi. Fenerbahçe, 26. dakikada Batshuayi ile 80. dakikada Mamas’ın (K.K) attığı gollerle sahadan 2-0 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Fenerbahçe, grubunda 3 maç sonunda puanını 7’ye yükseltirken, konuk ekip ise 3 puanda kaldı. Fenerbahçe, gruptaki dördüncü maçında AEK Larnaca ile deplasmanda 13 Ekim Perşembe günü saat 19.45’te karşı karşıya gelecek.

Karşılaşmadan dakikalar

10. dakikada Lincoln’ün ceza yayının solundan kullandığı serbest vuruşta kaleci Piric meşin yuvarlağı çeldi. Dönen topu sol çaprazda topu alan Ezgjan Alioski’nin sert vuruşunda meşin yuvarlak kaleci Piric’te kaldı.

17. dakikada Lincoln’ün ara pasında defansın arkasına sarkan Diego Rossi’nin sol taraftan ceza sahası içine girip yerden yaptığı vuruşta meşin yuvarlağı kaleci Piric kurtardı.

26. dakikada Rossi’nin savunma arkasına pasına hareketlenen Batshuayi’nin, kaleciyle karşı karşıya durumda bekletmeden şutunda top ağlarla buluştu: 1-0

35. dakikada orta alandan presle rakipten topu kapan İsmail Yüksek’in sağ kanattan verdiği ara pasla, ceza sahası önünden savunma arkasına sarkan Emre Mor topla buluştu. Bu oyuncunun karşı karşıya vuruşunda meşin yuvarlağı kaleci çeldi.

50. dakikada Miguel Crespo’nun ceza yayı solundan vuruşunda meşin yuvarlak kalenin üzerinden dışarıya gitti.

52. dakikada Diego Rossi’nin pasında ceza sahası içi sağında topu alan Bright Osayi-Samuel’in uzak köşe vuruşunda meşin yuvarlak kalenin yanından dışarıya çıktı.

55. dakikada Rossi’nin pasında topla buluşan Emre Mor, ceza sahası sağ çaprazından rakibini çalımla geçerek kaleciyle karşı karşıya kaldı. Bu oyuncunun yerden sert vuruşunda, sağ kale direğine çarparak oyun alanına dönen meşin yuvarlağı kaleci kontrol etti.

65. dakikada Fenerbahçe savunma oyuncusu Alioski’nin hatalı geri pasında koşarak topa yetişen Faraj, kaleciyle karşı karşıya kaldı. Bu oyuncunun ceza sahası önünde aşırtma vuruşunda, meşin yuvarlak üstten auta çıktı.

79. dakikada Diego Rossi’nin sol kanattan kullandığı köşe vuruşunda kale önünde Mamas’ın ters vuruşunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu. 2-0

89. dakikada sol çaprazdan İrfan Can Kahveci’nin pasıyla topla buluşan Arda Güler’in rakibi geçerek sol ayakla vuruşunda, meşin yuvarlağı kaleci zorlukla çeldi.

Stat: Şükrü Saraçoğlu

Hakemler: Chris Kavanagh, Daniel Cook, Harry Lennard

Fenerbahçe: Altay Bayındır, Bright Osayi-Samuel (Ferdi Kadıoğlu dk. 72), Gustavo Henrique, Attila Szalai, Ezgjan Alioski, İsmail Yüksel, Miguel Crespo, Emre Mor (İrfan Can Kahveci dk. 72), Lincoln (Enner Valencia dk. 72), Diego Rossi (Serdar Aziz dk. 87), Michy Batshuayi (Arda Güler dk. 88)

AEK Larnaca: Piric, Rosales, Milicevic, Tomovic, Garcia, Mamas, Oier Sanjurjo (Naoum dk. 69), Luis Gustavo (Pons dk. 80), Faraj, Altman (Olatunji dk. 69), Lopes (Trickovski dk. 80)

Goller: Michy Batshuayi (dk. 26), Mamas (dk. 79 k.k.) (Fenerbahçe)

Paylaşın

Erdoğan’dan Dikkat Çeken ‘Esad’ Açıklaması: Vakti Geldiğinde Görüşebiliriz

Avrupa Siyasi Topluluğu programı basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşme” sorusuna ilişkin “Şu an itibarıyla böyle bir şey söz konusu değil. ‘Mümkün değildir’ gibi bir ifadeyi kullanan bir siyasetçi değilim. Vakti saati geldiğinde biz Suriye’nin başkanıyla da görüşme yoluna gidebiliriz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Alt kademe de zaten görüşmeler sürüyor. Bizim bütün arzumuz Suriye’deki terör gruplarının buradan arındırılması, bununla birlikte burada briket evler yapmak suretiyle geri dönüşü hızlandırmanın adımlarını atıyoruz.”

Yunanistan’dan bir gazetecinin “Yunanistan’a ‘bir gece ansızın gelebiliriz’ derken ne demek istiyorsunuz, saldırıda bulunabiliriz mi diyorsunuz?” sorusuna Erdoğan, “Konuyu anlamışsın aslında. Sadece Yunanistan için değil bizi rahatsız eden herkese karşı bir gece ansızın gelebiliriz diyoruz. Siz anlamışsanız onlar da anlamıştır herhalde” diye cevap verdi.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’la da görüştüğünü söyleyen Erdoğan, “Bölgemizde iyi komşuluk ilişkileri temelinde tam normalleşme hedefimize ulaşabileceğimize samimiyetle inanıyorum” dedi: Bazı talepler söz konusu oldu. Bunlarla ilgili olarak dışişleri bakanlarımıza gerekli talimatları verdik. Onlar görüşecek ve bunun sonucuna göre gerekli adımlar atılacak.

Erdoğan, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği konusundaki sorulara da, İsveç’te yeni başbakan hükümetini kurduğunda görüşme yapabileceğini, Finlandiya Başbakanı Sanna Marin ile de kısa bir görüşme yaptığını ve iyi geçtiğini söyledi.

Finlandiya ile ilişkilerin İsveç’ten farklı olduğununu ve “İsveç’te terör örgütleri kol gezerken Finlandiya’da böyle bir durum olmadığını” belirten Erdoğan, “NATO Finlandiya’nın üyeliği konusunda nihai kararını verdiğinde biz de destekleriz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Siyasi Topluluğu’nun ilk toplantısı için gittiği Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’daki temaslarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan satır başları:

“AB’nin karşılaştığı meydan okumaların üstesinden gelinmesinde ve birliğin uluslararası rolünün yeniden tanımlanmasında Türkiye’nin yeri doldurulamaz.

Bazı talepler söz konusu oldu. Dışişleri Bakanlarımız, özel temsilcilerimiz görüşecek ve çıkan neticeye göre adımlarımızı atacağız.

Bölgemizde iyi komşuluk ilişkileri temelinde tam normalleşme hedefimize ulaşabileceğimize samimiyetle inanıyorum.

Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan arasındaki ilişkileri bir an önce ısıtalım ve bu işi çözelim istiyoruz.

(Ermenistan’la ilişkilerin normalleşmesi) Ön şartımız yok. Azerbaycan’la barış sözleşmesini yaptığınız anda bizimle ilgili en ufak bir pürüz kalmaz.

(Avrupa Siyasi Topluluğu) Bu platformun, üyelik sürecimize halel getirmesini asla kabul etmeyeceğimizi vurguladık.

Türkiye’nin önüne çıkartılan engellerin adil olmadığının, dahası bu durumun Avrupa Birliği’nin menfaatlerine de zarar verdiğinin altını çizdim.

Yaşanan gelişmeler Türkiye’nin birlik ve Avrupa için anahtar bir ülke olduğu gerçeğini gözler önüne seriyor.

AB’nin, bazı ülkelerin çıkarlarına ve ihtiraslarına teslim olmadan Türkiye’yle birlik ilişkilerini katılım perspektifi temelinde ilerletmesini bekliyoruz.

Temel ve öncelikli beklentimiz, Avrupa Siyasi Topluluğu’nun AB ile ilişkilerimizi güçlendirmesi ve üyelik sürecimize katkı sağlamasıdır.

İsveç’te terör örgütlerinin yürüyüşleri devam ettiği, parlamentoda bu teröristler yer aldığı sürece bizim İsveç’e bakışımız olumlu olmayacaktır.

AB’ye Yunanistan çağrısı

Tahıl sevkiyatının önümüzdeki süreçte de devamı, başta Ukrayna halkı olmak üzere tüm Avrupa’nın ve dünyanın çıkarına olacaktır.

(Yunanistan) AB’nin birlik dayanışması adı altında hukuksuz girişimlere destek olmak yerine muhataplarımızı ikili temelde diyaloğa davet etmesini bekliyorum.

Sadece Yunanistan için geçerli değil, bize saldıran hangi ülke olursa olsun cevabımız ‘bir gece ansızın gelebiliriz’. Bunu böyle bilmeleri lazım.

Türkiye’nin, hiçbir ülkenin toprağında, egemenliğinde gözü yoktur. Sadece ülkemizin ve Kıbrıs Türklerinin menfaatlerini korumanın mücadelesini veriyoruz.”

Paylaşın

Trabzonspor, Monaco’ya 3-1 Mağlup Oldu

UEFA Avrupa Ligi H Grubu üçüncü maçında Monaco ile Trabzonspor, karşı karşıya geldi. II. Louis Stadyumu’nda oynanan mücadeleyi ev sahibi ekip 3-1 kazandı. Bu sonuçla Monaco grupta puanını 6’ya çıkarırken, Trabzonspor 3 puanda kaldı.

Haber Merkezi / Monaco’ya galibiyeti getiren golleri 14 ve 45+2’te (penaltıdan) Ben Yedder ve 22’te Axel Disasi kaydetti. Trabzonspor’un tek sayısı ise 72. dakikada Bakasetas’tan geldi. 11. dakikada Trabzonspor’da Maxi Gomez, kararıyla kırmızı kart ile oyun dışı kaldı.

Grubun diğer maçında Kızılyıldız, Ferencevaros’u 4-1 mağlup etti.

Karşılaşmadan dakikalar

10. dakikada Gomez’in Camara’ya yaptığı hareketi VAR’dan izleyen hakem Giorgi Kruashvili, bordo-mavili oyuncuya kırmızı kart gösterdi.

14. dakikada Embolo’nun sol taraftan pasında, altıpas içinde Ben Yedder’in yerden vuruşunda, top kaleci Uğurcan Çakır’ın sağ tarafından filelere gitti: 1-0

24. dakikada Vanderson’un sağ taraftan kale sahasına yerden gönderdiği topa Embolo’nun vuruşunda meşin yuvarlak üst direkten auta çıktı.

26. dakikada Diatta’nın sağ çaprazda kaleci Uğurcan Çakır ile karşı karşıya kaldığı andaki şutunda, Uğurcan tehlikeyi topu kornere göndererek önledi.

28. dakikada Trezeguet’in pasında, Yusuf Yazıcı’nın ceza alanı dışından sert şutunda, top üsten auta gitti.

45. dakikada Bartra’nın ceza sahası içinde Vanderson’u düşürmesi sonucu hakem penaltı noktasını gösterdi. Atışı kullanan Ben Yedder, Uğurcan’ın solundan meşin yuvarlağı filelere gönderdi. 2-0

55. dakikada Monaco’nun kullandığı köşe atışında Embolo’nun arkaya aşırdığı topu iyi takip eden Disasi kafayla meşin yuvarlağı filelere yolladı. 3-0

69. dakikada Golovin’in ceza sahası dışından sert şutu üstten auta çıktı.

72. dakikada ceza alanı içinde Umut Bozok’un pasında, Bakasetas’ın yerden vuruşunda, top kaleci Nübel’in solundan filelere gitti: 3-1

78. dakikada Lucas’ın pasında, ceza alanı içinde Volland’ın şutunda, savunmaya çarpan top direğin az farkla üzerinden kornere çıktı.

90+1. dakikada Henrique’nin ceza alanı sol çaprazdan şutunda, kaleci Uğurcan Çakır’ın çeldiği topu savunma uzaklaştırdı.

Stat: Stade Louis II

Hakemler: Giorgi Kruashvili, Levan Varamishvili, Zaza Pipia

Monaco: Nübel, Vanderson (Maripan dk. 65), Disasi, Badiashile, Henrique, Diatta, Camara (Lucas dk. 65), Fofana, Golovin (Minamino dk. 73), Ben Yedder (Boadu dk. 57), Embolo (Volland dk. 57)

Trabzonspor: Uğurcan, Larsen, Bartra, Denswil, Eren Elmalı, Siopis (Abdulkadir Ömür dk. 74), Hamsik (Bakasetas dk. 56), Bardhi (Naci Ünüvar dk.82 ?), Yusuf Yazıcı (Umut Bozok dk. 56), Trezeguet (Djaniny dk. 72), Gomez

Goller: Ben Yedder (dk.14 ve 45 pen.), Disasi (dk. 55) (Monaco), Bakasetas (dk. 71) (Trabzonspor)

Kırmızı kart: Gomez (dk. 10) (Trabzonspor)

Paylaşın

Davutoğlu’ndan ‘Başörtüsü Teklifi’ Yorumu: 28 Şubat Korkusuna Karşı Tedbir

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun başörtüsüne yönelik kanun teklifinin altılı masanın ortak fikri olup olmadığına yönelik soruya GP Lideri Davutoğlu, son toplantıya da işaret ederek, “AK Parti’nin Milliyetçi Hareket Partisi’nin ’28 Şubat kazanımları kaybederiz’ korkusu üzerinden yürüttüğü ve kendi kitleleri konsolide etme çabası karşısında ne tedbirler almak gerekir diye konuştuk” şeklinde yanıt verdi.

Altılı masada farklı fay hatlarının temsil edildiğine dikkat çeken Davutoğlu, “Dünyalarımızı tanıyoruz. Birbirimizi daha yakın tanıyoruz. Müktesebatımızı birikimlerimizi görüyoruz. Dolayısıyla bu tür konular başörtüsü de dahil, geçmişte de muhafazakâr kesimin kaygıları hep böyle görüşüldü” diye konuştu.

Din ve vicdan özgürlüğünü teminat altına alan temel ilkeler metninin liderler arasındaki görüşmelerde hep konuşulduğunu da kaydeden Davutoğlu, “Ama Sayın Kılıçdaroğlu’nun açıklaması kendi zamanlaması ve muhtevası kendi siyasi tercihidir. Fakat zemin de uygun olduğu için buna açık destek beyan etmekte hiçbir beis görmedim” diye konuştu.

Davutoğlu, “Ayrıca birbirimizi etkileriz de bunda bir yanlışlık yok” ifadesini de kullandı. Davutoğlu, bir kez daha yöneltilen “Başörtüsü konusunu spesifik olarak altılı masa toplantısında konuştunuz mu?” sorusunu da “Bu konularda iktidarın muhafazakâr kitleleri konsolide etme çabasına karşılık korkulara karşı neler yapılabileceğini konuştuk, konuşuyoruz” sözleriyle yanıtladı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, medya kuruluşlarının Ankara temsilcileri ile bir araya gelerek gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun çağrısı üzerine CHP’nin başörtüsü takmayı yasal güvence altına almayı öngören kanun teklifine yönelik soru üzerine değerlendirmelerde bulundu.

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün haberine göre, Türkiye’de etnik kimlik, mezhebi kimlik ve muhafazakar-seküler kesim ayrımı olmak üzere üç önemli toplumsal fay hattı bulunduğuna dikkat çeken Davutoğlu, altılı masada her bir fay hattının temsil edildiğini savundu. Her kesimin geçmişten gelen acıları bulunduğunu da kaydeden Davutoğlu, “Ya bu fay hatlarını hep birlikte bir zeminde buluşturacağız ya da derinleştirerek, o hatları kutuplaştırarak gelecek nesillerin de şu anda söylediğimiz acıları başka acılarla anmalarına sebep olacağız” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamasını “tarihi bir nitelikte” sözleriyle değerlendiren Davutoğlu, “Bu ağır bir sorumluluk. Gelecek Partisi olarak en temel misyonumuz kim söylerse söylesin bu fay hatlarını esnetmeye, yumuşatmaya ortadan kaldırmaya yönelen her açıklamayı desteklemektir” ifadesini kullandı.

Temel ilkeler ve hedefler metnine işaret etti

Davutoğlu, Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarının altılı masanın temel misyonuna uygun olduğunu da vurgularken, altılı masa olarak 29 Mayıs’ta kabul ettikleri 10 maddelik temel ilkeler ve hedefler metnine işaret etti. Davutoğlu, metinde insan hakları kazanımlarına vurgu yaptıklarını anlatırken, bu bağlamda din ve vicdan özgürlüğü çerçevesindeki kazanımların da koruyucusu ve güvencesi olacaklarını dile getirdi.

Metnin altında Kılıçdaroğlu’nun imzasının bulunduğunu da dikkat çeken Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısını da konuşmanın üslubu dışında memnuniyetle karşıladıklarını kaydetti. Davutoğlu, “İlk defa muhalefetin söylediği bir hususta Sayın Cumhurbaşkanı bir adım öteye gitti muhalefete destek beyan etti” ifadesini kullandı.

Gelecek Partisi lideri Davutoğlu ancak iktidarın bir yandan da “biz gidersek kazanımlarımızı kaybederiz” diye muhafazakar kitleye parmak salladığını iddia etti. Davutoğlu, “Hayır kaybetmeyecek işte. Sayın Kılıçdaroğlu da açıkladı. Ben de bu partinin lideri ve arkadaşlarımla birlikte beraberken bu kazanımların hiçbirisi kaybolmayacak” diye konuştu.

“Kılıçdaroğlu’yla bu konuyu öncesinde görüşmedim”

Kılıçdaroğlu’nun açıklamasından hemen sonra kendisini arayarak teşekkür ettiğini kaydeden Davutoğlu, eşi Sare Davutoğlu’nun da Kılıçdaroğlu ile görüştüğünü ve teşekkür ettiğini açıkladı. Davutoğlu, “CHP’nin kanun teklifi vermesine yönelik fikir sizden mi çıktı? Bu konuda Kılıçdaroğlu’na bir telkininiz oldu mu?” sorusu üzerine de “Sayın Kılıçdaroğlu’yla bu konuyu öncesinde görüşmedim” dedi.

Davutoğlu, buna karşın 29 Mayıs’ta kabul ettikleri ilkeler ve hedefler metnini hatırlatarak, toplumsal fay hatlarının nasıl aşılabileceğine yönelik her altılı masa toplantısında değerlendirmede bulunduklarını açıkladı. Davutoğlu, son toplantıya da işaret ederek, “AK Parti’nin Milliyetçi Hareket Partisi’nin ’28 Şubat kazanımları kaybederiz’ korkusu üzerinden yürüttüğü ve kendi kitleleri konsolide etme çabası karşısında ne tedbirler almak gerekir diye konuştuk” ifadesini kullandı.

“Hepimiz birbirimizi etkiliyoruz”

Altılı masada farklı fay hatlarının temsil edildiğine dikkat çeken Davutoğlu, “Dünyalarımızı tanıyoruz. Birbirimizi daha yakın tanıyoruz. Müktesebatımızı birikimlerimizi görüyoruz. Dolayısıyla bu tür konular başörtüsü de dahil, geçmişte de muhafazakâr kesimin kaygıları hep böyle görüşüldü” diye konuştu.

Din ve vicdan özgürlüğünü teminat altına alan temel ilkeler metninin liderler arasındaki görüşmelerde hep konuşulduğunu da kaydeden Davutoğlu, “Ama Sayın Kılıçdaroğlu’nun açıklaması kendi zamanlaması ve muhtevası kendi siyasi tercihidir. Fakat zemin de uygun olduğu için buna açık destek beyan etmekte hiçbir beis görmedim” diye konuştu.

Davutoğlu, “Ayrıca birbirimizi etkileriz de bunda bir yanlışlık yok” ifadesini de kullandı. Davutoğlu, bir kez daha yöneltilen “Başörtüsü konusunu spesifik olarak altılı masa toplantısında konuştunuz mu?” sorusunu da “Bu konularda iktidarın muhafazakâr kitleleri konsolide etme çabasına karşılık korkulara karşı neler yapılabileceğini konuştuk, konuşuyoruz” sözleriyle yanıtladı.

“Kılıçdaroğlu’na saygısızlık olarak görürüm”

Gelecek Partisi lideri Davutoğlu, “Başörtüsü konusu açılmadı mı diyorsunuz?” sorusu üzerine de “Böyle bir imayı dahi Sayın Kılıçdaroğlu’na saygısızlık olarak görürüm. Ama bir iklim oluşuyor orada. O iklim tabii ki herkesi etkiliyor. Hepimizi etkiliyor” yanıtını verdi.

Davutoğlu, Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’nun geçmişte başörtüsü ile ilgili söylediği sözlerini hatırlatmasına ilişkin de, “Geçmişte Sayın Erdoğan söyledikleri ile bugün yaptıkları arasında neler var? Her bir siyasi liderin geçmişte söyledikleri ile hesaplaşmaya girsek neler çıkar, neler çıkar? Gerek var mı? Dün dünde kaldı cancağızım” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, CHP tabanından geldiği iddia edilen tepkilerle ilgili de “Eleştirilerin hepsi öyle değil mutlaka. Tabanların ne dediği önemli ama onu ölçmek de kolay değil” dedi.

Davutoğlu, “ekonomik sorunlar varken başörtüsünün gündem olmasına yönelik” eleştirilerle ilgili de “Şunu doğru görmem; ekonomik sorunlar varken, özgürlük sorunlarını konuşmuyoruz. Arkadaşlar, ekonomik sorunları da çözecek olan şey, özgürlüklerdir” değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın

HDP Eş Genel Başkanı Buldan: Kürdü İnkar Eden Gidecek

Partisinin Batman’daki halk buluşmasında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Buldan, Kürtlere yapılan zulmü ve inkarı görmeyenlerin, Kürt sorununu çözmeden bu ülkede iktidar olma şansına sahip olamayacağını söyledi ve “Kürtleri inkar eden gidecek, Kürtleri inkar eden çözülecek. Başka yolu yok” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Pervin Buldan, “Kürt meselesi, kabinede iki Kürt bakanın olmasıyla çözülseydi şimdiye kadar çoktan çözülürdü. Siz Kürtü inkar edensiniz. Siz Kürte demokratik siyaseti yaptırmayansınız. Çünkü siz Kürt düşmanısınız. Siz kadın düşmanısınız. Siz barış düşmanısınız. Siz demokrasi düşmanısınız.” dedi ve ekledi:

“Kürt meselesi, Kürtü her gün cezaevine atmakla yaşanan sorundur. Kürt meselesi, seçilen belediye başkanlarının yerine atadığınız kayyumlardır. Kürt meselesi, demokratik siyasette Kürtleri engellemek için yaptığınız uğraşlardır. Her gün fezlekelerle TBMM’ye HDP’li vekillerin dokunulmazlığının kaldırılması için getirdiğiniz dosyalardır.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Batman’da partisinin halk buluşmasında konuştu. Buldan, şunları söyledi:

“Sevgili halkımız, hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Ben bugün buraya bir esnaf ziyareti yapmak üzere geldim. Bu ziyareti gerçekleştirmeden de önce partimizin önünde, burada bir araya gelen halkımıza selam vermek üzere sizlerleyim. Batman’da olmaktan, sizlerle bir arada olmaktan büyük bir onur ve gurur duyuyorum. İyi ki varsınız, iyi ki buradasınız. On gün içerisinde Batman’a ikinci gelişim. On gün önce burada bir kadın konferansı yaptık. Çok görkemli, çok coşkulu kadınların bir araya geldiği güzel bir konferans gerçekleştirdiğimiz Batman’da, kadınların mesajı bütün dünyaya ulaştı.

Nerede bir hukuksuzluk varsa HDP oradadır

Gittiğimiz her yerde, buluşmalar gerçekleştirdiğimiz her kentte, ilçede, mahallede, sokakta, tarlada, fabrikada hangi kesimden, inançtan, mezhepten kişilerle buluşursak buluşalım bir araya gelişlerimiz büyük bir coşkudur, bir kararlılıktır, bir iradedir. HDP’nin umududur ve HDP’nin Türkiye halklarına verdiği umuttur. Gittiğimiz her yerde büyük bir ilgi ve teveccühle karşılanıyoruz. Bu ilgi elbette HDP’nin siyasetinin, mücadelesinin ve direnişinin bir sonucudur. Bugün Türkiye’de nerede bir ezilen varsa, bir inkar edilen varsa, nerede bir haksızlık varsa, nerede bir hukuksuzluk varsa HDP oradadır, HDP onların yanındadır. Orada olmaya, onların yanında olmaya da devam edecektir. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

HDP bu gidişata son verecek, bu iktidar gidecek

Ülkeyi yönetemediklerini biliyoruz. Ülkede krizin olduğunu biliyoruz. Ülkede açlığın, sefaletin, yoksulluğun, hukuksuzluğun, adaletsizliğin olduğunu biliyoruz. Buna her gün tanıklık ediyoruz. Artık bu iktidar bu ülkeyi yönetemiyor. Batman halkı, Batman esnafı, Batmanlı kadınlar iyi bilir. Batmanlı işçiler, üreticiler iyi bilir. Bu ülkeyi yönetenlerin sadece ve sadece kendi koltukları için, kendi geleceği için sadece kendilerini düşünen bir siyaset izlediğini hepimiz biliyoruz. Onlar 5’li çeteleriyle, mafyasıyla, 90’lardaki anlayışlarla bu ülkeyi yönetmeye çalışıyorlar ama HDP Türkiye halklarıyla birlikte, başta Kürtler olmak üzere Türkiye’de inkar edilen ve ezilen her kesimle birlikte bu gidişata artık son vereceğini her yerde söyledi. Bugün bir kez daha burada ifade ediyorum: Bu iktidar gidecek, başka yolu yok. Başka alternatifimiz elbette var.

Kürdü inkar eden gidecek, Kürdü inkar eden çözülecek başka yolu yok

Bu iktidarı göndermek bizim boynumuzun borcu. AKP-MHP iktidarını seçimlerde iktidardan indirmek ve seçim sandıklarında yenmek bizim en birinci görevimizdir. Çünkü Türkiye halkları bunu hak etmiyor. Türkiye halkları bu kadar zulmü ve zoru hak etmiyor. Türkiye halkları iki blok arasında asla bir tercih yapmak zorunda kalmamalıdır. Bugün iki ayrı blok var; bir Cumhur İttifakı bir de Millet İttifakı. Her iki kesim de Kürtlerin inkarı üzerine, Kürtlerin dilini yasaklamak üzerinedir. Kürtlere yapılan zulmü ve inkarı görmeden, Kürt sorununu çözmeden bu ülkede iktidar olma şansına bundan sonra sahip olamayacaklardır. Kürdü inkar eden gidecek, Kürdü inkar eden çözülecek. Başka yolu yok.

Siz Kürde demokratik siyaseti yaptırmayansınız, çünkü siz Kürt düşmanısınız

Cumhurbaşkanı partisinin grup toplantısında Kürt sorununun olmadığını iddia etti. “Bu ülkede artık Kürt sorunu yoktur, biz bunu bitirdik ve bu mesele çözülmüştür” dedi. Bunu da sadece kendi kabinesinde iki Kürt bakan olduğunu söyledi; utanmadan, sıkılmadan, yüzü kızarmadan söyledi. Kürt meselesi, kabinede iki Kürt bakanın olmasıyla çözülseydi şimdiye kadar çoktan çözülürdü. Siz Kürdü inkar edensiniz. Siz Kürde demokratik siyaseti yaptırmayansınız. Çünkü siz Kürt düşmanısınız. Siz kadın düşmanısınız. Siz barış düşmanısınız. Siz demokrasi düşmanısınız. Kürt meselesi, Kürdü her gün cezaevine atmakla yaşanan sorundur. Kürt meselesi, seçilen belediye başkanlarının yerine atadığınız kayyumlardır. Kürt meselesi, demokratik siyasette Kürtleri engellemek için yaptığınız uğraşlardır. Her gün fezlekelerle TBMM’ye HDP’li vekillerin dokunulmazlığının kaldırılması için getirdiğiniz dosyalardır.

Jina’nın ve Nagihan’ın katledilmesi, Kürt kadınlara yaşam hakkı tanımıyoruz mesajıdır

Kürt meselesi, anadilinde eğitim hakkı istiyorum diyen insanlara asimilasyonu dayatmaktır. Kürt meselesi, dünyanın her yerinde, Kürtlerin yaşadığı her coğrafyada Kürt kadınlarını katletmektir. İşte İran’da Jina Amini’nin saçının bir telinden korkan zihniyet Jina Amini’yi katletti. Bu en büyük Kürt düşmanlığıdır. Süleymaniye’de Nagihan Akarsel uğramış olduğu bir suikast sonucu yaşamını yitirdi. Bir kadın, bir gazeteci Kürt düşmanlığı yüzünden, kadın düşmanlığı yüzünden kurşunların hedefi oldu. Bu insanın hayalleri yıkıldı. Bu insanın yoldaşlarına, kadın arkadaşlarına ve onunla birlikte mücadele eden biz Kürt kadınlara yaşam hakkı tanımıyoruz mesajı verildi. Ama ne yaparsanız yapın asla başaramayacaksınız. Asla bizi direnişimizden ve mücadelemizden alıkoymayacaksınız. Kürtler, Kürt kadınlar dünyanın her yerinde Jin Jîyan Azadî sloganını söylemeye devam edecek. Ama kadınları katleden katiller şunu bilsin ki, Nagihan Akarsel’in katilleri şunu bilsin ki, Jina Amini’nin katilleri şunu bilsin ki, Deniz Poyraz’ın katilleri şunu bilsin ki, Jin Jîyan Azadî sloganı sizin sonunuz olacak, sonunuz olacak, sonunuz olacak!

Kürtler direnmeye devam edecek

Bu ülkeyi yönetenler, Kürdün iradesini de Kürdün mücadelesini de Kürdün direnişini de iyi bilir. Batman’da faili meçhuller dönemini Mehmet Sincar’la başlattılar. Peki başarabildiler mi? Hayır, başaramadılar. Çünkü Mehmet Sincarlar milyonlar oldu ve bu mücadeleye devam etti. Ama onlar faili meçhullerine devam ettiler. Belki aynı yöntem değil ama zihniyet aynı, anlayış aynı. Bir dönem sokak ortasında Kürtleri katledenler şimdi Kürtlerin kemiklerini bir torbaya koyup babasına gönderenlerdir. Kürtlerin kemiklerini bir torbaya koyup annesine kargoyla gönderenlerdir. Biz bu anlayışı iyi biliriz. Biz Kürde yaklaşımı iyi biliriz. Ama onlar da şunu bilsinler ki Kürtler mücadele etmeye de direnmeye de kazanmaya da başarmaya da devam edecek. İşte bundan korksunlar.

Yaşamın her yerinde tecrit var

Şimdi bu ülkede bir tecrit var. Bu ülkedeki tecrit Türkiye’nin her yerine yayılmış durumda. Sayın Öcalan üzerindeki tecrit başta olmak üzere Türkiye’deki bütün cezaevlerinde ve Türkiye’deki yaşamın her yerinde tecrit var. Cezaevlerinde insanlık dışı uygulamalar var. Cezaevlerinde hasta tutuklular başta olmak üzere infazı bitip de salıverilmeyen, infazı bittiği halde cezaları devam ettirilen, infazları yakılan ve bununla birlikte özgürlüğüne kavuşamayan binlerce insan var. Onlardan sadece bir tanesi Aysel Tuğluk, hasta olmasına rağmen tutuklu ve tahliye edilmiyor. Bütün bunlara rağmen cezaevinde kalmaya devam ediyor. Biz bu ülkede hasta tutuklulara yaklaşımı da tecridi de savaş politikalarını da Kürde yaklaşımı da asla kabul etmiyoruz, kabul etmeyeceğiz. Bu iktidar şunu bilmeli ki, siz kaybettiniz ve kaybetmeye de devam edeceksiniz. Sizin Kürde yaklaşımınız, kadınlara yaklaşımınız size kaybettiriyor. Cezaevlerindeki yaklaşımlarınız size kaybettiriyor.

Hiç kimsenin ezilmesine, zulüm görmesine izin vermeyeceğiz

Emek ve Özgürlük İttifakıyla ve daha geniş kesimlerle seçimler başta olmak üzere mücadelede de direnişte de oluşturacağımız ittifaklarla biz bu ülkeye adaleti, barışı, demokrasiyi, insan haklarını mutlaka getireceğiz. Kürtleri göreceksiniz ve tanıyacaksınız. Alevileri göreceksiniz ve tanıyacaksınız. Ermeni ve Süryanileri, bu ülkedeki farklı inançları ve mezhepleri göreceksiniz ve tanıyacaksınız. Hiçbirine zulüm yapılmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Sizin bu yaklaşımınızı mutlaka ama mutlaka seçimlerde bitireceğiz. Buna buradan Batman halkı önünde bir kez daha söz veriyorum. Bu ülke halkları bu iki blok arasında bir tercih yapmak zorunda değildir.

Bizim Üçüncü Yolumuz vardır. Bu yol demokrasi yoludur, bu yol Türkiye halklarının yoludur, adaletin, barışın, demokrasinin yoludur. Yapılacak olan seçimlerde tercih mutlaka ama mutlaka aydınlıktan yana olmalıdır. Bu karanlık döneme son vermenin zamanı vermiştir. Kendi çıkarları için ülkeyi bu hale getirenlere ders vermenin zamanı gelmiştir. Batman seçimlerde de üzerine düşen sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirecektir. Bundan hiçbir şüphemiz ve kuşkumuz yoktur. Şimdiden herkese başarılar diliyorum. Yolumuz açık olsun, hepinize geldiğiniz için teşekkür ediyorum. Önünüzde saygıyla ve sevgiyle eğiliyorum.”

Paylaşın

İsveç Ve Finlandiya’nın NATO Üyeliğinin Önünde İki Engel Kaldı

İspanya’nın başkenti Madrid’de düzenlenen Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Zirvesi’nden yaklaşık üç ay sonra NATO’ya üye 30 ülkenin 28’i Finlandiya ile İsveç’in üyeliklerine onay verdi. Finlandiya ile İsveç’in NATO üyeliğinin önündeki son iki engel Macaristan ve Türkiye. 

Eylül ayında Finlandiya Dışişleri Bakanı, Macar mevkidaşının Finlandiya ile İsveç’in üyeliklerine yönelik herhangi bir itirazlarının olmadığını kendilerine ilettiğini söyleyerek bu konuda güvence vermişti.

Bu tarihten birkaç hafta önce, ağustos sonunda Macaristan Bölgesel Kalkınma Bakanı (ve eski AB Komiseri) Tibor Navracsics, Helsinki’yi ziyaret etmiş ve Finlandiyalı milletvekillerine ülkesinin NATO üyelik başvurusunu gecikmeden onaylayacağını söylemişti.

Aynı tarihlerde Finlandiya hükümeti tarafından yapılan bir basın açıklamasında “Macaristan, Finlandiya’nın NATO üyeliğini destekliyor, ancak Macaristan Parlamentosu’ndaki onay süreci devam ediyor.” denilmişti.

Ancak bu hafta Başbakan Viktor Orbán’ın liderliğini yaptığı Fidesz Partisi’nden politikacılar, muhalefetin sert eleştirilerine neden olan bir adımla, hem Finlandiya hem de İsveç’in NATO’ya katılım sürecinin oylanmasını hızlandıracak bir önergenin meclise sunulmasını engelledi.

Önergeyi sunmaya çalışan Macar Milletvekili Bertalan Toth, “Bu anlaşılmaz ve gerekçesiz bir adım.” sözleriyle iktidar milletvekillerine tepkisini dile getirdi.

Toth, “Finlandiya ve İsveç, NATO’nun kararlı ortaklarıdır. 1994’ten bu yana İttifak’ın Barış için Ortaklık programı içerisinde olmuşlardır. Geçmişten günümüze NATO liderliğindeki barış destek operasyonlarında aktif rol oynadılar ve oynuyorlar.” diye konuştu.

Katılım sürecinin görüşülmesi teorik olarak halen Macaristan Parlamentosu’nun gündeminde olsa da herhangi bir tarih belirlenmiş değil. Bu da konunun şimdilik geri planda kaldığı anlamına geliyor.

Bu, Finlandiya ve İsveç için ne anlama geliyor?

Helsinki ve Stockholm’de, perde arkasında, NATO üyeliği konusunda çok hızlı yol aldıklarını düşünen yetkililer son engellere takıldıklarını düşünerek bir hayal kırıklığı yaşayacaktır.

Peki bu iki ülkenin Orban ve hükümeti üzerinde daha fazla baskı oluşturmak için yapabileceği bir şey var mı?

Helsinki merkezli Finlandiya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden araştırmacı Minna Alander, “Finlandiya’nın bu konuda yapabileceği fazla bir şey olmayabilir.” diyor.

Euronews’e konuşan Alander, “Muhtemelen Fidesz, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğini, AB Komisyonu’nun hukukun üstünlüğü kaygıları nedeniyle Macaristan’a yönelik fonları dondurma önerisiyle ilişkilendirmeyi umuyor. Orban, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği söz konusu olduğunda Türkiye’nin kervanına katılıyor gibi görünüyor. Erdoğan birkaç gün önce bu ülkelerin üyeliğini engellemeye devam edebileceklerini açıklamıştı. Bu devam ettiği sürece Macaristan’ın da harekete geçmesi pek olası görünmüyor.” ifadelerini kullandı.

Türkiye ile durum nedir?

Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğini geciktirme gerekçesi Macaristan’ın durumundan daha karmaşık.

Türkiye ilk etapta bu iki ülkenin NATO üyeliklerini desteklediğinin sinyalini vermişti.

Nisan ayı başında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Niinistö arasında yapılan bir telefon görüşmesinde Finler herhangi bir sorun yaşanmayacağına dair güvence almışlardı.

Bir ay sonrasında ise Türkiye iki İskandinav ülkesinin NATO’ya katılamamasına neden olarak, bu ülkelerin Ankara’nın ‘terör örgütü’ olarak gördüğü gruplara destek verildiği iddiası da dahil olmak üzere, ortaya bir dizi neden koydu.

Madrid’de yapılan NATO zirvesine bir ay kala, kapalı kapılar ardında yürütülen yoğun diplomasinin ardından Türkiye, üyelikleri destekleme konusunda anlaşmaya vardı.

Ayrıca aradaki anlaşmazlıkları aşmak için de üçlü görüşmelerin başlatılması buna dahil edildi.

Ağustos ayında Finlandiya’da başlayan bu görüşmelerin sonbaharda da devam etmesi bekleniyordu ancak ay başında Erdoğan, tekliflerin onaylanması konusunda yine frene bastı.

Erdoğan 1 Ekim’de Ankara’da parlamentonun açılışında milletvekillerine Finlandiya ve İsveç’in güvenlik ve terör konusunda “Türkiye’ye verdikleri sözleri yerine getirmemeleri halinde” üyelik adımını bloke edeceğini söyledi.

Erdoğan, “Ülkemize verilen sözler tutulana kadar bu konudaki ilkeli ve kararlı duruşumuzu sürdüreceğiz.” dedi.

Stockholm Üniversitesi Türkiye Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Paul Levin, İsveç Haber Ajansı TT’ye verdiği mülakatta, “İsveç’in NATO başvurusu hakkında karar vermek resmi olarak Türk Parlamentosu’na bağlı ama en nihayetinde karar verecek olan Erdoğan’dır. Erdoğan duygusal bir kişiliğe sahip ve kendisini kırılmış hissederse muhatabını cezalandırmayı seçebilir.” ifadesiyle topun doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan’da olduğunu dile getirdi.

Askeri teçhizat

Türkiye, ABD’den F-16 savaş uçakları almak için yeşil ışık bekliyor. Keza Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğine dair kararını da Amerikalıların bu anlaşmayı onaylaması için baskı unsuru olarak kullanmak istiyor olabilir.

Finlandiya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden Türkiye uzmanı Toni Alaranta, kısa süre önce yayınladığı bir brifingde “Türkiye’nin stratejik çıkarları ittifakın (NATO) geri kalanından giderek daha fazla ayrışıyor.” dedi.

Alaranta, “Türkiye’nin Batı ile Rusya arasında denge politikasını kararlılıkla sürdürmeye çalıştığı bir dönemde, dış politika elitlerinin NATO’nun genişlemesini desteklemenin en nihayetinde Türkiye’nin çıkarına olup olmadığı konusunda son derece şüpheli oldukları sonucundan kaçmak zor.” ifadesini kullandı.

Ayrıca Alaranta, Türkiye’nin NATO’ya daha fazla Kuzey ülkesinin üye olmasını “Batı-Rusya ilişkilerini daha da gerecek” potansiyel bir yıkıcı unsur olarak gördüğünün de ihtimal dahilinde olduğu yorumunda bulundu.

Bununla birlikte Türkiye’nin eninde sonunda Finlandiya ve İsveç’in üyeliğini onaylayacağını belirten Alaranta, “Bu sadece zaman ve baskı meselesi.” dedi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Swap Hariç Net Rezervleri Eksi 59 Milyar Dolar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) döviz rezervlerindeki gerileme geçen hafta da sürdü. Brüt döviz rezervleri geçen haftaya göre 3 milyar 283 milyon dolar düşüş gösterdi. TCMB verilerine göre brüt rezervler de 3,8 milyar dolar düşüşle 107 milyar dolar oldu.

Haber Merkezi / Merkez Bankası’nın swap hariç net rezervlerinin 30 Eylül haftası itibariyle eksi 59 milyar dolarla rekor düşük seviyeye gerilediğini bildirdi. Net rezervler aynı dönemde yatay bir görünümle 9,7 milyar dolarda kalırken, swap hariç net rezervler ise rekor düşük seviyeye geriledi.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

2022 Nobel Edebiyat Ödülü Annie Ernaux’a Verildi

2022 Nobel Edebiyat Ödülü, ‘sınıf atlama, evlilik, kadın özgürlüğü, cinsellik, kürtaj, hastalık, yaşlılık ve ölüm’ gibi meseleleri eserlerinde işleyen Fransalı yazar Annie Ernaux’a verildi.

Annie Ernaux ödüle, “kişisel hafızanın köklerini, yabancılaşmalarını ve kolektif kısıtlamalarını ortaya çıkarmadaki cesareti ve nesnel keskinliği nedeniyle” nedeniyle layık görüldü.

İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi, “Yazarlığa giden yolu uzun ve zorluydu” diyerek Ernaux için “Yazılarında cinsiyet, dil ve sınıf açısından güçlü eşitsizliklerin damgasını vurduğu bir yaşamı tutarlı bir şekilde ve farklı açılardan inceler. Ernaux, yazmanın politik bir eylem olduğunu söyleyerek, toplumsal eşitsizliğe gözlerimizi açtı. Bu amaçla dili, hayal gücünün perdelerini yırtmak için kendi deyimiyle bir ‘bıçak’ olarak kullanır” dedi.

2021 yılı Nobel Edebiyat Ödülü, ‘Kültürler ve kıtalar arasındaki uçurumda sömürgeciliğin etkilerini ve mültecilerin kaderini uzlaşmaz ve merhametli bir şekilde ele alması nedeniyle’ roman yazarı Abdulrazak Gurnah’a verilmişti. Yazar, 10 milyon İsveç kronunun sahibi olmuştu.

Nobel Edebiyat Ödülü, 1901-2022 yıllarında 115 kez verildi. Toplam 119 kişiye layık görülen ödüllerden 4’ü 2’şer yazar arasında paylaştırılmıştı. 2006’da Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Orhan Pamuk, Nobel alan ilk Türk yazar olmuştu.

Yazarın kitapları Türkiye’de Can Yayınları ve İletişim Yayınları etiketiyle okurla buluşuyor. Yazarın eserlerini Türkçeye Siren İdemen ve Yaşar Avunç çevirdi.

Yazarın Türkçedeki kitapları şöyle:

Boş Dolaplar
Babamın Yeri
Seneler
Yalın Tutku
Babam
Kürtaj

Annie Ernaux hakkında

1 Eylül 1940’ta, Lillebonne’da, işçi sınıfına mensup bir ailede doğdu; çocukluğunu Yvetot, Normandiya’da geçirdi. Mazbut bir sosyal çevrede büyüdü, edebiyat öğrenimi gördü ve uzun yıllar boyunca edebiyat öğretmenliği yaptı.

Kişisel deneyimle toplumsal tarihi birleştiren unsurları ilk romanı “Armoires vides”le (Boş Dolaplar) ortaya koydu. Sınıf atlama, evlilik, kadın özgürlüğü, cinselllik, kürtaj, hastalık, yaşlılık ve ölüm gibi meseleleri kendi deneyimleri üzerinden aktarırken, arka planda daima toplumsal yaşam ve onu oluşturan kültürel, siyasî, tarihî olaylara yer vererek, “toplumsal bellek” yazını olarak nitelenebilecek eserlere imza attı; başta Renaudot Ödülü olmak üzere birçok ödüle değer görüldü. Hâlâ Cergy’de yaşıyor.

Paylaşın

RTÜK’ten Üç Kanala ‘Zehra Taşkesenlioğlu’ Cezası

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), organize suç örgütü lideri olduğu iddia edilen Sedat Peker’in Serhat Albayrak ve AK Parti Erzurum Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu’na ilişkin iddialarının tartışıldığı programlar nedeniyle Halk TV’ye 2, Tele 1’e 2, KRT’ye de 1 ceza verdi. 

RTÜK’ün CHP kontenjanından seçilen üyesi İlhan Taşcı, “RTÜK Albayrak ve Taşkesenlioğu’nun avukatlığına soyundu. Sedat Peker’in Serhat Albayrak ve AKP Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu’na ilişkin iddialarının tartışıldığı programlar nedeniyle Halk TV’ye 2, Tele 1’e 2, KRT’ye de 1 ceza verdi. Gerekçe küçük düşürülmüşler… Zehra Taşkesenlioğlu’nun polis koruma sayısı arttırılmıştı üstüne bir de RTÜK koruması geldi” açıklamasını yaptı.

Üst kurulun Halk TV, Tele 1 ve KRT’ye para cezası kararı aldığını bildiren Taşcı, oyçokluğu ile alınan kararlarla ilgili sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı:

RTÜK Albayrak ve Taşkesenlioğu’nun avukatlığına soyundu! Sedat Peker’in Serhat Albayrak ve AKP Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu’na ilişkin iddialarının tartışıldığı programlar nedeniyle Halk TV’ye 2, Tele 1’e 2, KRT’ye de 1 ceza verdi. Gerekçe küçük düşürülmüşler!

RTÜK’ün Halk TV, Tele 1 ve KRT’ye oy çokluğuyla verdiği yüzde 3 para cezası kararının dayandırıldığı gerekçe Sedat Peker’in iddialarını televizyonda tartışarak Serhat Albayrak ve Zehra Taşkesenlioğlu’nun ‘küçük düşürülmesi’! Güler misin ağlar mısın!

RTÜK’ün savundukları bitmedi. ‘İzmir’in kurtuluşunda tek kurşun atmadık’ diyen İsmail Kahraman da korunup kollanan şahıslardan. Nihat Sırdar’ın programında bu sözleri eleştirip Cuma Hutbesinde Atatürk’e yer verilmemesine tepki nedeniyle de Kafa Radyo’ya yüzde 3 idari para cezası.

Haklarında iddialar ithamlar bulunanlarla ilgili her zaman aklanma olanağı mevcutken ve iddiaları araştırması gereken yargıyken RTÜK’ün harekete geçmesi hayli manidar! Zehra Taşkesenlioğlu’nun polis koruma sayısı arttırılmıştı üstüne bir de RTÜK koruması geldi.

Ne olmuştu?

Sedat Peker, eski SPK Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu ile kardeşi Zehra Taşkesenlioğlu’nun, Marka Yatırım Holding’in sahibi Mine Tozlu Sineren’den sorunlarının çözümü için 12 milyon TL rüşvet istediğini iddia etmişti.

Peker’in rüşvete zorlandığını iddia ettiği Marka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mine Tozlu Sineren iddialar sonrası yaptığı açıklamalarda AK Parti’li Zehra Taşkesenlioğlu’nun ‘aracılık’ ettiğini ileri sürmüştü.

Sedat Peker, Ali Fuat Taşkesenlioğlu ile ilgili rüşvet iddialarını paylaşırken “Taşkesen’in arkasındaki güç eski Enerji Bakanımız Berat Albayrak’ın abisi Turkuaz Medya’nın başındaki Serhat Albayrak’tır” demişti.

Paylaşın