İran’da Protesto Eylemlerine Katılanlar İdamla Yargılanacak

İran’da başörtüsünü kurallara uygun şekilde takmadığı gerekçesiyle gözaltına alınan ve kısa süre sonra da yaşamını yitiren 22 yaşındaki Jina Mahsa Amini ile ilgili ülke çapında yoğun kitlesel eylemler devam ediyor.

Protesto eylemlerinde, çoğunluğu göstericiler olmak üzere, aralarında güvenlik gücü mensuplarının da bulunduğu onlarca kişi yaşamını yitirdi. Eylemlere katılan yüzlerce kişi tutuklanırken İran makamları bugüne dek gözaltı ve tutuklamalar ile ilgili net bir rakam vermemişti.

İran’da rejim karşıtı kitlesel protesto eylemlerine katılan 300’den fazla kişi hakkında dava açıldığı bildirildi.

Tahran Savcısı Ali Salihi’nin açıklamalarına göre, haklarında dava açılanların bir kısmı idam cezası ile yargılanacak. Buna göre, “Allaha karşı savaşmakla” suçlanan “dört isyancı” hakkında ölüm cezası talep edilebilecek.

DW Türkçe’de yer alan habere göre, Salihi bu sanıkların, “Toplumu ve halkı terörize etmek için silah kullanmak ve İran İslam Cumhuriyeti’nin kurtsal sistemine saldırı amacıyla güvenlik görevlilerini yaralamak, kamu mülkünü ateşe vermek ve tahrip etmek” suçlarından yargılanacağını dile getirdi.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener’den Yeniden ‘Kazanacak Aday’ Vurgusu

‘Altılı Masa’nın cumhurbaşkanı adayına ilişkin değerlendirmelerde bulunan İYİ Parti Lideri Akşener, “Kapsayıcı olacak, kutuplaştırmayacak, ciddi bir devlet deneyimi olacak, çılgın olmayacak, gece rüya görüp ertesi gün onları hayata geçirmeye çalışmayacak. Bu ülkeyi tekrar demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, yandaş kayırmanın dışına çıkmaya, şeffaflığın önemine inanmış bir arkadaşımız olacak. Ve de kazanacak.” dedi ve ekledi:

“Parlamenter sistemi konuşacağımız son seçim. Masayı kuran sayın Kılıçdaroğlu. Hepimizi masanın etrafına davet eden kendisi. Bu masanın cumhurbaşkanı adayını seçeceğini de ilan eden kendisi. Bizde olumlu baktık, yanında durduk.”

Akşener, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Kaybedersek parlamenter sistem bir daha bu konuşulmayacak. Kararnamelerle yönetilen bir ülke olacak. Erdoğan’ın son seçimi. Bir daha sayın Erdoğan aday olmayacak, olamayacak. Bu anlayış üzerinden dişini sıka sıka duran bir insan topluluğu olacak. Biz biliyoruz ki AK Parti’nin adayı seçilmeyecek. Benim Cumhurbaşkanı adayımızda olmazsa olmaz dediğim özellik ‘kazanması’ Bu vasıflara uyan pek çok insan var. Ama ‘kazanmak’ önemli. Henüz masada o noktaya gelmedik.” ifadelerini kullandı.

Halk TV’de İsmail Küçükkaya ile Yeni Bir Sabah programına katılan Akşener partisine katılımlardan, ‘Altılı Masa’nın çalışmalarına kadar pek çok soruya yanıtlar verdi. İşte Akşener’in açıklamalarından öne çıkan mesajlar:

“Başörtüsü çözülmüş bir konu. Yani bunun hukuki bir alt yapısının olması, olmaması meselesi değildi. Kapanmış yaraları yeniden açmak yerine, kanayan yaralara bakmak durumundayız. Ben saygı duyuyorum elbette sayın Kılıçdaroğlu’nun bu tavrına ama bugün neyi tartışıyoruz? Anayasaya koyulmayı, başörtüsü içinden yeni bir kavgayı tartışıyoruz. Kılıçdaroğlu’nun duruşunu biliyoruz zaten. Bence gerek yoktu.

Sayın Erdoğan seçimi kaybedeceğini gördü her bir manevi konuya, somut kavrama iki eliyle sarılıyor. Anayasalar bu Meclis’te olmaz çünkü gidiyor, seçime kalmış 7-8 ay… Böyle bir durumda anayasalar vaattir. Seçime giderken bunları söylersiniz, kazandıktan sonra da bu vaadi yerine getirirsiniz. 2010’da aklına gelmemiş sayın Erdoğan’ın, 2017’de de aklına gelmemiş, şu anda aklına geldi. Derhal seçim kararı alsınlar, bu vaatle gitsinler, seçimi kazanırlarsa yerine getirirler. Bizim bakış açımız bu.

(İYİ Parti’ye yeni katılımlar): Bakcez duruma. Bakcez gari. Şu anda da görüştüğümüz isimler var… İYİ Parti vatandaş nezdinde çok ciddi bir teveccüh ile karşı karşıya. Bu partinin büyümesi lazım. Biz kurumsallaştırmaya, kalıcı hale getirmeye gayret ediyoruz. Bu ülkenin yetiştirdiği çok kıymetli insanlar var. Partimizde değerlendirmeleri için görüşmeler yapıyorum ben. Bir kısmı aktif olarak yer alıyor, bir kısmı bilgi ve birikimlerini projeler bazında, bilgi iletimi bazında, benim yaptığım çalışmalara katkı çerçevesinde dile getiriyorlar. Böyle bir çalışma biçimimiz var. Bu görüşmelerimize devam ediyoruz. Arkadaşlarımızın partimize kattıkları güçle kuvvetlenerek yolumuza devam ediyoruz.

Katılımlarda “gelin” siyaset

(Fakıbaba’nın katılımı): Ortak dostlarımız var bizim. Hakikaten bir gün telefon açtım görüşmeyi yapabilmek için ama evden bilgi sahibiyim bu arada. Gaziantepli eşi, çok güzel bir yumurtalı çiğ köfte yaptığına dair bilgim vardı. Direkt aradım, ‘Sayın bakanım ben oralarda yalnız, gariban koca İstanbul’da… Aç geziyorum.. Ben hanımefendiden şöyle bir şey rica ediyorum’ dedim. Sonra gittik. Şu anda da görüştüğümüz isimler var. Sadece AK Parti’den bahsetmiyorum. Türkiye’ye katkıda bulunmuş, genç yaşlı ve bundan sonrada bulunabilecek insanların her biriyle görüşüyorum… Ben gelinlerden istiyorum. Şimdi de öyle hanımefendilerden istiyorum.

Altılı Masa

Masayı muhafaza et, sürdürülmesine gayret et. Adamlar arasında arıza çıktığında düzelt’ dediler. ‘Jandarma Genel Komutanlığı’na çevirdiniz beni’ dedim. Masa çok iyi gidiyor. Cumhur İttifakı’nın masasıyla, altılı masa ittifaka dönüştüğü taktirde Millet İttifakı sistemi… Biz rasyoneliz, Cumhur İttifakı çok hissi. Yani tek parti gibi. Bizimki farklılıklar gören, saygı duyan ayrı ayrı alanlardan geliyoruz. Bu farklılıkları zenginlik olarak gören, kapsayıcı bir tutum alan, birbirini anlayan ve güvenen bir masa orası. Masa sürekli olarak üretiyor.

Altı genel başkan ve onların partileri oluşturdukları çeşitli komisyonlarla ortak çalışmalar yapıyor ve her biri kendi partisini eğitiyor. Parlamenter sisteme geçişin yol haritası nasıl olacak o çalışıyor. 2017 referandumunun sonuçları ortadan kaldırılması gerekiyor onunla ilgili bir Anayasa Komisyonumuz var.

Kapsayıcı olacak, kutuplaştırmayacak, ciddi bir devlet deneyimi olacak, çılgın olmayacak, gece rüya görüp ertesi gün onları hayata geçirmeye çalışmayacak. Bu ülkeyi tekrar demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, yandaş kayırmanın dışına çıkmaya, şeffaflığın önemine inanmış bir arkadaşımız olacak. Ve de kazanacak.

Parlamenter sistemi konuşacağımız son seçim. Masayı kuran sayın Kılıçdaroğlu. Hepimizi masanın etrafına davet eden kendisi. Bu masanın cumhurbaşkanı adayını seçeceğini de ilan eden kendisi. Bizde olumlu baktık, yanında durduk.

Kaybedersek parlamenter sistem bir daha bu konuşulmayacak. Kararnamelerle yönetilen bir ülke olacak. Erdoğan’ın son seçimi. Bir daha sayın Erdoğan aday olmayacak, olamayacak. Bu anlayış üzerinden dişini sıka sıka duran bir insan topluluğu olacak. Biz biliyoruz ki AK Parti’nin adayı seçilmeyecek. Benim Cumhurbaşkanı adayımızda olmazsa olmaz dediğim özellik “kazanması” Bu vasıflara uyan pek çok insan var. Ama “kazanmak” önemli. Henüz masada o noktaya gelmedik.

Muhalefet psikolojik üstünlüğü kayıp mı etti sorusuna): Doğrudur. Algılar olgular bunu sağlar. Bir şımarıklık çöktü ama siyasilere değil. Genellikle CHP’yi destekleyen ve onu tanzim etmeye çalışan insanlarda… Sağcılar diye bir kavram çıktı. İpin ucu kaçtı. Gazetecilik yapan insanlar olmayan şeyleri söylediğinde incinir insanlar. CHP’den gelen 15 milletvekili öyle hale döndü ki bu arkadaşlar tarafından…. O 15 milletvekilinin herkese en önemlisi Türkiye’ye faydası oldu. CHP’nin anti demokratik olarak kabul edilen algısını yıkan bir iştir. Teklif eden benim, kabul eden Kemal bey.

Masaya davet ettiniz geldik. Sağcı istemiyorsanız etmeyin kardeşim. Problem yok biz bunları anlıyoruz ama sonuçları itibariyle bu zararı herkes görür. Kazanılamadığı taktirde bu zararı herkes görür.

(Küçükkaya’nın AKP’nin gazetecilere davetini hatırlatması üzerine): Bence katılın ama ilginç olanı şu acaba sayın Erdoğan ve yanındaki muhteremler gazetecimsi, akademisyenimsi arkadaşların kendilerine verdiği zararı anlamış olabilirler mi? Bir istibdat yasası çıktı, onu örtmek amacıyla olabilir ama her ikisi halinde de gidin.

2018’de CHP de ekstra kazandı

(2018’deki ittifak): İYİ Parti kuruldu 2018 seçimlerine katıldık. Bizi seçimlere sokmayacaklardı, bir dümen oluşmuştu. Sayın Kılıçdaroğlu’ndan 15 milletvekili talep ettim kendisi buna hiç sektirmeden ‘evet’ dedi. O 15 milletvekili arkadaşımızın bize katılmasıyla birlikte grup kurmuş olduk… CHP bu ittifak sisteminden ekstra kazandı, biz 4 milletvekili ekstra kazandık. Sonuçta Cumhur İttifakı çoğunluğunu kaybetti. Bugün biz Türkiye’de yan yana gelmiş siyasi partilerin bir sürü çalışmaları konuşmak yerine ‘Adayınız kimdir?’ diyorsa o zaman 13. Cumhurbaşkanı bizim masanın önerdiği kişi olacak inancımı karşı taraftan da kabul edildiğini gösteriyor.

(Kadınlara konut desteği): Mantık doğru 300 bin lira ev. Ama 3 çocuk yanlış. 1 ya da 2 çocuklu olan kadınlara neden yok. Burada bir dümen var. Demek ki 3 çocuklu kadınların sayısı az. Talimatları var. Vay patronun sözü yere düşmesin. derseniz siz çok büyük ayrımcılık olur.

Paylaşın

Myanmar’da Konser Alanına Düzenlenen Hava Saldırısında Can Kaybı 80’e Yükseldi

Myanmar’ın kuzeyindeki Kaçin eyaletinde Kaçin Bağımsızlık Örgütünün yıl dönümü kutlamalarına ordunun düzenlediği hava saldırısında can kaybı 80’e yükseldi. Saldırıda ilk belirlemelere göre 60 kişinin yaşamını yitirdiği bildirilmişti. 

Myanmar’da 1 Şubat 2021’de yapılan askeri darbenin ardından yönetimi ele geçiren cunta, Kaçin eyaletinde konser alanına hava saldırısı düzenledi. Kansi bölgesinde ayrılıkçı Kaçin Bağımsızlık Ordusu’nun (KIA) kuruluşunun 62’inci yıldönümü nedeniyle düzenlenen konserin hedef alındığı saldırıda, orduya ait 2 savaş uçağı tarafından saldırı düzenlendiği belirtildi.

Bölge halkının herhangi bir şekilde uyarılmadığını aktaran görgü tanıkları, yerel saatle 20.30 sularında üç büyük patlama meydana geldiğini ifade etti. Görgü tanıkları ayrıca, ordunun yaralıları Hpakant kasabasındaki hastaneye taşımaya çalışan sağlık görevlilerini engellediğini iddia etti.

Kutlamalarda yer alan müzik grubu üyeleri ile bir kurtarma görevlisi, ülkenin kuzeyindeki Kaçin eyaletinde etnik azınlığın ana siyasi kolu Kaçin Bağımsızlık Örgütünün yıl dönümü kutlamalarına katılan şarkıcı ve müzisyenlerin de aralarında olduğu 80 kişinin, ordunun düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybettiğini dile getirdi.

Reuters, bölgeden kaynaklara dayandırdığı haberinde, ölenlerden en az 50’sinin sivil olduğunu aktardı.

Kaçin Sanatçılar Derneği Sözcüsü, AP’ye telefonla yaptığı açıklamada, askeri uçakların, 300 ila 500 kişinin katıldığı kutlamanın yapıldığı alana yerel saatle 20.00 sularında 4 bomba attığını söyledi.

Myanmar ordusu: Terörist eylemlere yanıt için gerekli bir operasyondu

Saldırı, ordunun geçen yıl şubat ayında seçilmiş hükümeti devirip iktidarı ele geçirmesinden bu yana düzenlediği tek seferde yaşanan en fazla can kaybı olarak kayıtlara geçti.

Askeri cuntanın bilgi ofisinden yapılan açıklamada, Kaçin Bağımsızlık Ordusu’nun 9. Tugayının karargahı diye tanımlanan bölgeye saldırı düzenlendiği teyit edildi ve saldırının Kaçin tarafından gerçekleştirilen “terörist” eylemlerine yanıt olarak “gerekli bir operasyon” olduğu savunuldu.

Açıklamada, onlarca kişinin hayatını kaybettiği yönündeki haberler “söylenti” olarak nitelendirilirken, ordunun bir konseri bombaladığı ve ölenler arasında şarkıcıların ve seyircilerin de olduğu iddiaları yalanlandı.

Myanmar’daki Birleşmiş Milletler (BM) Ofisi tarafından yapılan açıklamada ise, hava saldırısından “derin endişe ve üzüntü duyulduğu” belirtilerek, güvenlik güçlerinin silahsız sivillere karşı aşırı ve orantısız güç kullanmasının kabul edilemez olduğu ve sorumlulardan hesap sorulması gerektiği vurgulandı.

Uluslararası Af Örgütü’nden Hana Young yaptığı açıklamada, “Ordu, muhaliflere karşı artan saldırılarında sivil yaşamlara karşı acımasız bir kayıtsızlık gösterdi. Ordunun bu saldırı alanında önemli bir sivil varlığından haberdar olmadığına inanmak zor. Ordu, bu hava saldırılarından etkilenenlere ve ihtiyacı olan diğer sivillere derhal sağlık ve insani yardıma erişim izni vermelidir” dedi.

Myanmar’da silahlı mücadele yoluyla uzun süredir özerklik talep eden azınlık grupları ile ordu arasındaki çatışmalar artarak sürüyor. Hükümet, etnik grupların baskın olduğu sınır bölgelerindeki silahlı gruplarla yıllardır mücadele ediyor.

Myanmar’daki askeri darbe

Myanmar ordusu, 2020 genel seçimlerinde hile yapıldığı iddialarının ortaya atılması ve ülkede siyasi gerilim yaşanmasının ardından 1 Şubat 2021’de yönetime el koydu.

Ordu, ülkenin fiili lideri Aung San Suu Kyi başta olmak üzere pek çok yetkili ve iktidar partisi yöneticisini gözaltına aldı ve bir yıllığına olağanüstü hal ilan etti.

Myanmar ordusunun darbe karşıtı protestocu ve isyancı gruplara silahlı müdahalesi sonucu bugüne kadar 1800’ün üzerinde kişi hayatını kaybetti. Darbeden bu yana yaklaşık 13 bin kişi gözaltına alınırken 10 binin üzerinde kişi halen içeride tutuluyor.

Siyasi Tutuklulara Yardım Kuruluşuna (AAPP) göre, ülkede darbeden bu yana 1900’den fazla kişi hayatını kaybetti ve binlerce kişi de gözaltına alındı. Myanmar askeri mahkemeleri, tutuklulardan 2’si çocuk 114 siyasi mahkum hakkında idam kararı verdi.

Myanmar, resmi adıyla Myanmar Birliği Cumhuriyeti, Güneydoğu Asya’da bir ülkedir. Kuzeybatıda Bangladeş ve Hindistan, kuzeydoğuda Çin, doğuda Laos, güneydoğuda Tayland ile komşudur. Güney ve güneybatıda Andaman Denizi ve Bengal Körfezi’ne kıyısı vardır.

Myanmar Güneydoğu Asya anakarasındaki en büyük, Asya genelinde ise 10. büyük ülkedir. 2017 verilerine göre nüfusu 54 milyondur. Başkenti Nepido, en büyük şehri Yangon’dur.

Bağımsızlık yılları boyunca Myanmar sayısız etnik grup arasında yaşanan gerilimlere ve 70 yılı aşan bir süredir devam eden yakın tarihin en uzun iç savaşlardan birine sahne oldu. Bu süre içinde Birleşmiş Milletler ve bazı diğer örgütler sürekli ve sistematik insan hakları ihlalleri bildirdiler.

Paylaşın

‘Yığma Seçmen’ İhtimaline Karşı ‘Altılı Masa’dan Tedbir

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa’nın seçim güvenliği komisyonu, “yurttaşların ikametlerinde tanımadıkları kişileri görmelerine” ilişkin ihbarları ele aldı.

Bazı vatandaşların adres sorgulama sırasında kendi adreslerinde tanımadıkları kişilerle karşılaşmaları’ sonrası altılı masa harekete geçti.

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın aktardığına göre altılı masanın seçim güvenliği komisyonu, “yurttaşların ikametlerinde tanımadıkları kişileri görmelerine” ilişkin ihbarları ele aldı. Sorun tespit edildiğinde parti örgütleri aracılığıyla yerinde inceleme yapıldığı, sorunun Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) hem de diğer ilgili devlet kurumlarına bildirildiği aktarıldı.

Gelen ihbarlar arasında; ikametlerde 18 yaşından küçük olan kişilerin de göründüğü, bu durumlarda seçim güvenliğinin tehlikeye girmediği ancak her ihtimale karşı ihbarların seçmen listelerinden kontrol edilmeye başlandığı öğrenildi. Partililer yığma seçmen ihtimaline karşı da şimdiden tedbir almaya başladığını aktaran kurmaylar, şunları söyledi:

“Bu daha çok belediye seçimlerinde sorun olan bir konu ama mesela çok az oyla milletvekili çıkarılan yerler var. Diyelim ki bir ilde 10 oyla milletvekili çıkarılmış. Burada il dışından seçmen getirilerek oy kullanılmış mı buna bakıyoruz. Bunun olmaması için tedbirimizi alıyoruz.

Teşkilatlarımız sahada incelemeler yapıyor. Mesela bir ikamette 8-10 seçmen gözükmesi gibi anormal bir durum oluyor. Öyle olduğunda teşkilatlar gidip buraya bakıyor. Orada mesela boş bir bina, bir yurt çıkarsa bunu YSK’ye bildirmek için not alıyorlar. Yani vatandaşlarımızın sandığa rahat bir şekilde gitmesi için şimdiden incelemelerimizi yapıyoruz.”

CHP’den Erdoğan’a yanıt

Öte yandan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Sivas’ta katıldığı bir televizyon programında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Sivaslı yurttaşlara verdiği sözleri tutmadığını belirterek “Onların ‘Bir de şu Kılıçdaroğlu’nu deneyelim, nasıl bir adam görelim’ demesi lazım. Bir denemesi lazım” ifadelerini kullandı.

Erdoğan da bu sözleri “adaylık ilanı” olarak değerlendirerek “Hayırlı olsun. Bu isabetli oldu. Türkiye, Bay Kemal gibi bir adayı görmekle, nasıl bir cumhurbaşkanlığı yarışı olacağını göreceğiz” dedi.

CHP kurmayları, “Erdoğan’ın açıklamasının 6’lı masaya karşı bir hamle olduğunu” söyledi. Kurmaylar, şu yorumu yaptı:

“Genel başkan bir soru üzerine bu sözleri söyledi ve her zaman yaptığı açıklamalardan farklı bir şey demedi. Kendisi toplumun farklı kesimlerini bir arada tutan bir isim ve böyle demesi çok doğal. Daha önce de ‘6’lı masa uzlaşırsa ben hazırım’ demişti. Biz parti olarak da her zaman kendisinin adaylığını desteklediğimizi söylüyoruz.

Ancak her zaman ‘Adayı altılı masa belirleyecek’ açıklamasını da yapıyoruz. Cumhur İttifakı ‘Adaylık ilanı’ diyerek Kemal Bey’in 6’lı masayı yok saydığı algısını oluşturmaya çalışıyor. Böyle bir şey söz konusu değil. Genel başkanımız adayı masanın belirleyeceğini açıkladı ve masa açıklamadan adaylık ilan etmez.”

Paylaşın

Kur Korumalı Mevduatın Kamuya Maliyeti 194 Milyar TL’yi Buldu

2021 yılı sonunda, doların yükselişini durdurmak için uygulamaya alınan Kur Korumalı Mevduatın (KKM), kamuya maliyeti her geçen gün katlanarak artıyor… KKM uygulamasının kamuya maliyeti 194 milyar lirayı buldu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) grubunun ekonomi raporunda kur korumalı mevduat (KKM) uygulamasının yarattığı fatura hesaplandı. Bu yıl ocak-eylül döneminde merkezi yönetim bütçesinden, iç ve dış borçlar için 207.1 milyar lira faiz ödendiğine dikkat çekildi.

KKM’ler için bütçeden ödenen ancak bütçede faiz olarak sınıflandırılmayıp cari giderlere atılan ödemelere ilişkin 84.9 milyar liralık faizle birlikte bu dönemde yapılan gerçek faiz ödemesinin ise 292 milyar liraya ulaştığı belirtildi.

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre; bütçeden hem kamu borçları hem de KKM’ler için ödenen toplam faiz, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 105.2 oranında arttı. Raporda, 2022 bütçesinden faiz ödemeleri için başlangıçta 240 milyar lira ayrıldığı ancak Merkez Bankası’nın (MB) faiz indirimleriyle birlikte Hazine’nin faiz yükünün giderek arttığı, ayrılan kaynağın 330 milyar liraya yükseldiği belirtildi.

Raporda, “KKM’lerin para kompozisyonuna göre mevduatların yüzde 51’inin döviz veya altından dönen mevduatlardan, yüzde 49’unun ise TL mevduatlardan oluştuğu biliniyor. Açıklanmamakla birlikte MB’nin de eylül sonuna kadar 90 milyar lira civarında KKM için ödeme yaptığı da tahmin ediliyor” denildi.

Raporda, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin, sürekli KKM’nin dolarizasyonu kırdığını ve TL  mevduatları artırdığını ileri sürdüğüne işaret edilerek şöyle denildi:

“Ancak MB, şirketlerin kur riskini hesaplarken bu mevduatları ‘döviz varlığı’ olarak kabul ediyor. Bu açıdan KKM’nin ekonomideki dolarizasyon eğilimini kırmayıp aksine artırdığını ve riskin Hazine ve MB’nin üzerine yıkıldığını görüyoruz. TL mevduatı gibi gözüken aslında döviz kuruna endekslenen 76 milyar dolarlık bir mevduatın dövize geçme potansiyeli bulunduğu hesaplanıyor.”

Paylaşın

AB’den Türkiye’ye ‘Rusya Yaptırımları’ Mesajı: Ciddiyiz

Avrupa Birliği’nden (AB) Türkiye’ye ticari ilişkilerimiz çok önemli ama Rusya yaptırımlarının delinmemesi konusunda çok ciddiyiz uyarısı geldi. 26-28 Ekim arasında Türkiye’de temaslarda bulunacak olan Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu üyesi Oliver Varhelyi, başta Türkiye olmak üzere AB’nin genişleme projesine mesafeli olmasıyla biliniyor. Varhelyi, göreve geldiği 2019 Aralık ayından bu yana ikinci kez Türkiye’ye gelecek.

Ancak bu ziyareti de genişleme gündemi ile ilgili olmayacak ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Afrika’da olduğu için siyasi konular da gündeme gelmeyecek.

Varhelyi’nin temaslarında öne çıkan iki konu Rusya’ya uygulanan yaptırımlar ve AB-Türkiye ekonomik işbirliği olacak. Genişleme komiseri, İstanbul’da iş dünyasının önde gelen üyeleri ile ve hükümetin ekonomi yönetimi ile görüşecek. Varhelyi, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile birlikte sınır güvenliğine ilişkin konuları konuşmak için Van’da da incelemelerde bulunacak.

Genişleme komiserinin ziyareti, Avrupa Komisyonu’nun Finansal Hizmetler, Finansal İstikrar ve Sermaye Piyasaları Birliği’nden Sorumlu Üyesi Mairead McGuinness 6 Ekim’de Ankara’da yaptığı temaslardan sadece 3 hafta sonra gerçekleşmesi açısından önem taşıyor. AB’li diplomatik kaynaklara göre, bu iki ziyarette verilen mesajlar birbirini tamamlayacak şekilde öngörüldü.

rekiyor. Bunun iki boyutu bulunuyor. Birincisi Türkiye ile var olan ekonomik ilişkimizin ne kadar önemli olduğu, diğeri ise Rusya’nın Ukrayna savaşını devam ettirmesine katkıda bulunacak şekilde yaptırımların delinmesine karşı elimizden ne geliyorsa yapacağımız konusunda ne kadar ciddi olduğumuzu iletmek” şeklinde özetlenebilecek bir söylem ve politika izliyor. McGuinness ve Varhelyi’nin ziyaretlerinde verilen mesajlar da bunu yansıtıyor.

AB kaynakları, “Rusya’ya uygulanan yaptırımların delinmesi konusu maalesef uzun süre gündemde kalacak gibi” değerlendirmesini yaparken, savaşın başladığı 24 Şubat’tan bu yana Türkiye ile Rusya arasında ciddi oranda artan ticarete dikkat çekiyorlar.

6 Ağustos öncesi ve sonrası

Brüksel’e göre, Türkiye’nin Rusya ile ticari ilişkileri 6 Ağustos öncesi ve sonrası olarak ikiye ayrılıyor. 6 Ağustos’ta Türkiye ve Rusya cumhurbaşkanları, Soçi’de bir görüşme gerçekleştirmişler ve ticaret ve ekonomi alanında işbirliğini derinleştirmek amacıyla içeriği açıklanmayan bir mutabakat muhtırası imzalamışlardı.

AB’li diplomatik kaynaklara göre, Türk şirketlerinin kâr amaçlı ve bireysel olarak Rus şirketleriyle giriştikleri işbirliği bu tarihten sonra “devlet politikasına” dönüştü. Ticaret hacminin yüzde 100 oranında artmasına ek olarak 2022 senesinde Türkiye’de 600’e yakın Rus şirketinin kurulması bu artan trafiği somut olarak gösteriyor. Rakamlar, 2021 senesinde Türkiye’ye gelen Rus şirketi sayısının 60 civarında olduğuna işaret ediyor.

Merkez Bankası kayıtlarına göre kaynağı açıklanamayan 28,3 milyar AB Doları, Rus işadamlarının sıklıkla Türkiye’de görülmesi de Brüksel’in kaygıları arasında.

AB diplomatik kaynakları, 24 Şubat’tan sonra Rusya’dan Türk bankalarına ne kadar mevduat aktarıldığına ilişkin bilgilerinin olmadığını ama bunun ciddi oranlarda olduğunu sandıklarını belirtiyorlar.

Elektronik ve teknolojik parça temini asıl kaygıyı yaratıyor

AB’nin Ekim ayı başında onayladığı sekizinci yaptırım paketi, yaptırımlar delen üçüncü ülke vatandaş ve kuruluşlarına da yaptırım uygulanmasını içerdiği için büyük önem taşıyor. Bu AB için de ilk olma özelliğini taşıyor.

Sekizinci yaptırım paketi, Rusya’nın askeri, endüstriyel ve teknolojik ürünlere ulaşmasını güçleştirmek, savunma ve güvenlikle ilgili sektörlerini geliştirmesini önlemek amaçlı olarak yeni ihracat kısıtlaması getiriyor ve bu kapsamda kömür, kok kömürü, Rus silahlarında bulunan spesifik elektronik parçalar, havacılık sektöründe kullanılan teknik malzemeler ve bazı kimyasalların satışını yasaklıyor.

Rusya’nın hem AB hem de ABD yaptırımları nedeniyle birçok askeri ekipmanı ve silah sistemlerinde gereksinim duyduğu spesifik elektronik ve teknolojik parçalara ulaşım konusunda sıkıntı yaşadığı, Türkiye ile artan ticaret kapsamında bu ürünlerinde gündeme gelebilecek olması Brüksel’i en çok kaygılandıran durum olarak değerlendiriliyor.

Birçok teknolojik ürünün çifte kullanım niteliğinin olması, Rusya’nın ithal listesinde yer alan bu parçaların silah sistemlerinde kullanılma olasılığı yaptırımların delinmesi anlamına da geliyor. Bu ürünleri satan ve satılmasında aracılık yapıp finansal işbirliğine giren Türk şirketleri açısından da bu tehlikeli bir durum yaratıyor.

Rusya yaptırımlarının delinmesi aynı zamanda Türkiye-AB gümrük birliği işbirliğine zarar verecek olması açısından da kaygı verici olarak değerlendiriliyor. Türkiye ile AB arasında 1996’dan bu yana devam eden gümrük birliği sanayi ürünlerinin taraflar arasındaki ticaretini kolaylaştırıyor ve belli oranlarda gümrük avantajları sağlıyor. AB’den ithal edilen bu ürünlerin yaptırımları delecek şekilde Rusya’ya yeniden satışı gümrük birliğinin uygulanmasına da sıkıntı getirebilir yorumları yapılıyor.

Ankara ile diyalog yaptırımlar delinmesin amacını taşıyor

AB diplomatik kaynakları, sekizinci yaptırım paketinin uygulanmasının komplike olduğunu, bu konuda Türkiye ile hem hükümet hem de özel sektör nezdinde iletişimi güçlendirmek istediklerini kaydediyorlar.

Ankara da AB ile bu konuda daha çok teknik görüşme ve bilgilendirme talebini Brüksel’e iletmiş durumda.

Varhelyi’nin ziyareti hem bu açıdan hem de Brüksel’in Türkiye-AB ekonomik ortaklığına verdiği önemi göstermesi açısından önemli olacak. AB komiserinin iş dünyası ve hükümetle yapacağı görüşmelerde, Türkiye-Rusya arasında gelişen ticari artışın hiçbir koşulda Türkiye-AB ekonomik ortaklığına alternatif oluşturamayacağı mesajını vermesi öngörülüyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Vatandaşlar Borçlarını Ödeyemez Halde: İcra Dosyası Sayısı 24 Milyon

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da gerçekler, açıklananlardan çok farklı. Ekonomik kriz nedeniyle yurttaşlar borçlarını ödeyemez hale geldi. İcra dosyası sayısı 24 milyonu bulurken, yediemin depolarında boş yer kalmadı.

İleri Haber‘in aktardığına göre, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, alım gücü daralan vatandaşın, malı mülkü sattığını, borçlarını ödeyemeyenlerin de icralık olduğunu belirtti. Gürer, icra takibindeki borç miktarının 30 milyar lirayı aştığını ifade etti.

Gürer, artık postacıların ve görevlilerin mektup değil, icra tebliği getirdiğini söyledi. Kapıları icra memurları ve tebliğ için gelen görevlilerin çaldığını ifade eden Gürer, “Kapılar açılmayınca, icra tebliğleri muhtarlıklara gönderiliyor” diye konuştu.

Bankaların zamanında tahsil edemediği için takibe aldıkları kredilerin 161 milyar lira düzeyinde seyrettiğine işaret eden Gürer, şöyle devam etti: Ekonomi sinyalleri alınan yavaşlama eğilimine rağmen vatandaşların bankalara olan borcu hızlı yükselişini sürdürüyor.

6 milyon yeni dosya

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın söyleminin aksine 2 bin TL altındaki tüm borçların silinmeyeceğinin de ortaya çıktığını söyleyen Gürer, “Ulusal Yargı Ağı (UYAP) üzerinden alınan verilere güre bu yıl 1 Ocak – 21 Ekim günleri arasında icra ve iflas dairelerine toplam 6 milyon 921 bin yeni dosya geldi. Yeni gelen dosya sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15.9 arttı” diye konuştu.

Niğde’de bir yediemin deposunun önünde açıklama yapan Gürer, “Doğal olarak borcunu ödeyemeyen vatandaşın aracı, motosikleti elinden alınıyor. Ekonomik kriz her yere yansıyor. Türkiye’nin her yerinde artık yediemin depoları doldu taştı, yediemin depolarında yer kalmadı” şeklinde konuştu.

Paylaşın

CHP’den Erdoğan’ın ‘Hayırlı Olsun’ Mesajına Yanıt

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) kurmayları, Kılıçdaroğlu’nun Sivas’taki sözlerini adaylık ilanı olarak değerlendirip “Hayırlı olsun” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yanıt verdi: Erdoğan’ın açıklamasının 6’lı masaya karşı bir hamle.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Sivas’ta katıldığı bir televizyon programında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Sivaslı yurttaşlara verdiği sözleri tutmadığını belirterek “Onların ‘Bir de şu Kılıçdaroğlu’nu deneyelim, nasıl bir adam görelim’ demesi lazım. Bir denemesi lazım” ifadelerini kullandı.

Erdoğan da bu sözleri “adaylık ilanı” olarak değerlendirerek “Hayırlı olsun. Bu isabetli oldu. Türkiye, Bay Kemal gibi bir adayı görmekle, nasıl bir cumhurbaşkanlığı yarışı olacağını göreceğiz” dedi.

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal‘ın haberine göre CHP kurmayları, “Erdoğan’ın açıklamasının 6’lı masaya karşı bir hamle olduğunu” söyledi. Kurmaylar, şu yorumu yaptı:

“Genel başkan bir soru üzerine bu sözleri söyledi ve her zaman yaptığı açıklamalardan farklı bir şey demedi. Kendisi toplumun farklı kesimlerini bir arada tutan bir isim ve böyle demesi çok doğal. Daha önce de ‘6’lı masa uzlaşırsa ben hazırım’ demişti. Biz parti olarak da her zaman kendisinin adaylığını desteklediğimizi söylüyoruz.

Ancak her zaman ‘Adayı altılı masa belirleyecek’ açıklamasını da yapıyoruz. Cumhur İttifakı ‘Adaylık ilanı’ diyerek Kemal Bey’in 6’lı masayı yok saydığı algısını oluşturmaya çalışıyor. Böyle bir şey söz konusu değil. Genel başkanımız adayı masanın belirleyeceğini açıkladı ve masa açıklamadan adaylık ilan etmez.”

Seçim güvenliği

Öte yandan altılı masanın seçim güvenliği komisyonu, “yurttaşların ikametlerinde tanımadıkları kişileri görmelerine” ilişkin ihbarları ele aldı. Sorun tespit edildiğinde parti örgütleri aracılığıyla yerinde inceleme yapıldığı, sorunun Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) hem de diğer ilgili devlet kurumlarına bildirildiği aktarıldı.

Gelen ihbarlar arasında; ikametlerde 18 yaşından küçük olan kişilerin de göründüğü, bu durumlarda seçim güvenliğinin tehlikeye girmediği ancak her ihtimale karşı ihbarların seçmen listelerinden kontrol edilmeye başlandığı öğrenildi. Partililer yığma seçmen ihtimaline karşı da şimdiden tedbir almaya başladığını aktaran kurmaylar, şunları söyledi:

“Bu daha çok belediye seçimlerinde sorun olan bir konu ama mesela çok az oyla milletvekili çıkarılan yerler var. Diyelim ki bir ilde 10 oyla milletvekili çıkarılmış. Burada il dışından seçmen getirilerek oy kullanılmış mı buna bakıyoruz. Bunun olmaması için tedbirimizi alıyoruz.

Teşkilatlarımız sahada incelemeler yapıyor. Mesela bir ikamette 8-10 seçmen gözükmesi gibi anormal bir durum oluyor. Öyle olduğunda teşkilatlar gidip buraya bakıyor. Orada mesela boş bir bina, bir yurt çıkarsa bunu YSK’ye bildirmek için not alıyorlar. Yani vatandaşlarımızın sandığa rahat bir şekilde gitmesi için şimdiden incelemelerimizi yapıyoruz.”

Paylaşın

Bilgisayar Oyunları, Çocukların Beyinlerini Geliştirebilir Mi?

JAMA Network Open dergisinde yayınlanan yeni “Video Oyunları – Bilişsel Yardım mı Engel mi?” başlıklı araştırma, bilgisayar oyunlarının bilişsel (idrak, kavrama) faydalarının olabileceğini ortaya koydu.

ABD merkezli Vermont Üniversitesi’nden psikiyatri uzmanı ve araştırmanın başyazarı Bader Chaarani, nöro-görüntüleme alanındaki uzmanlığının yanı sıra ateşli bir bilgisayar oyuncusu olarak konuya bizzat ilgi duyduğunu söylüyor.

Daha önce bu alanda yapılan araştırmalar, oyun oynamayı depresyon ve artan saldırganlıkla ilişkilendirerek bu oyunların çocuklar üzerindeki zararlı etkilerine odaklanıyordu.

Ancak Charaani, söz konusu araştırmaların özellikle de beyin görüntülemesini içerenlerin, nispeten az sayıda katılımcıyla (denek) sınırlı kaldığını belirtiyor.

Yeni araştırmada Chaarani ve meslektaşları, ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından finanse edilen büyük çaplı Ergen Beyni Bilişsel Gelişim ( Adolescent Brain Cognitive Development/ABCD) Çalışması’ndan elde edilen verileri analiz etti.

Araştırma kapsamında ‘hiç oyun oynamayanlar’ ve ‘günde üç saat veya daha fazla oyun oynayanlar’ diye iki gruba ayrılan dokuz, on yaşlarındaki yaklaşık 2 bin çocuğun anket cevabı, bilişsel test sonuçları ve beyin görüntüleri incelendi.

Bu eşik, Amerikan Pediatri Akademisi’nin daha büyük çocuklar için bir ya da iki saatlik video oyunu ekran süresi uygulamasını aştığı için seçildi.

Dürtüler ve hafıza

Gruplar verilen iki görev kapsamında değerlendirildi.

İlki, sağı ya da solu gösteren okları görmeyi içeriyordu ki çocuklardan olabildiğince hızlı bir şekilde sol ya da sağa basmaları istendi.

Ayrıca, dürtülerini ne kadar iyi kontrol edebildiklerini ölçmek için de “dur” sinyali gördüklerinde herhangi bir şeye basmamaları telkin edildi.

İkincisinde ise, çalışma hafızalarını test etmek amacıyla insanların yüzleri gösterildi ve daha sonra gösterilen bir resmin (öncekiyle) eşleşip eşleşmediği soruldu.

Ebeveyn geliri, IQ (zeka seviyesi, zeka katsayısı) ve zihinsel sağlık semptomları gibi sonuçları etkileyebilecek değişkenleri kontrol etmek için istatistiksel yöntemler kullandıktan sonra ekip, video oyuncularının her iki görevde de tutarlı bir şekilde (devamlı olarak) daha iyi performans gösterdiği sonucuna ulaştı.

Görevleri yerine getirirken, çocukların beyinleri fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) kullanılarak tarandı. Video oyunu oynayanların beyinlerinde dikkat ve hafıza ile ilişkili bölgelerde daha fazla hareketlilik görüldü.

Araştırmacılar, makalenin sonuç kısmında, “Sonuçlar, video oyunlarının ölçülebilir nörobilişsel etkilere sahip bilişsel bir eğitim deneyimi sağlayabileceği yönündeki ilgi çekici olasılığı artırıyor.” ifadelerine yer verdi.

Uzmanlar bununla birlikte uzun süre ekran karşısında kalmanın çocuklar için zararlı olduğunu belirtiyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

ABD’nin Missouri Eyaletinde Liseye Silahlı Saldırı: 3 Ölü

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Missouri eyaletindeki St. Louis kentinde yer alan Görsel ve Performans Sanatları Lisesinde gerçekleştirilen silahlı saldırıda, saldırgan da dahil üç kişi öldü, yedi kişi de yaralandı. 

Haber Merkezi / Yaralanan üç kız, dört erkek öğrencinin ise hayati tehlikesi bulunmuyor. Yaklaşık 400 öğrencisi bulunan liseye silahlı saldırıyı düzenleyen kişi aynı liseden yeni mezun olmuş, adli sicil kaydında suç geçmişi olmayan bir erkek.

St. Louis Metropolitan Polis Departmanı’ndan Mike Sack, saldırganın “bir akıl sağlığından mustarip olmuş olabileceğini” kaydetti.

Sack, olayda toplam dokuz kişinin yaralandığını, bu kişilerin ikisinin öldüğünü belirtti. Abbey Kuczka, lisede sağlık öğretmeni olarak çalışa annesi Jean Kuczka’nın silahlı saldırıda öldürüldüğünü doğruladı. Mike Sack, olay yerinde hayatını kaybeden ikinci kişinin 16 yaşındaki bir kız çocuğu olduğunu açıkladı.

Saldırganın okula nasıl girdiği konusunda açıklama yapmayan St. Louis polisi, saldırı esnasında öğrencilerin sınıfta kapıların arkasına barikatlar kurduğu, bazılarının da camdan atlayarak kaçtığı bilgisini paylaştı. Polis, saldırganın kimliğini açıklamazken olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Yerel haber kanalı KMOV’a konuşan bir öğrenci, saldırganın bir arkadaşına doğru yürüdüğünü ve “Ölmeye hazır mısın?” diye sorduğunu söyledi. Raven Terry isimli öğrenci, “Gerçekten ama gerçekten çok hızlı koştuk… Sadece ağlıyorduk, çok korktuk” dedi.

St Louis Post-Dispatch gazetesine konuşan 16 yaşındaki Taniya Gholston ise sınıfta saldırganla yüz yüze geldiğini, saldırganın kendisini vurmaya çalıştığını dile getirdi: Koşmaya çalışıyordum ama koşamadım. Göz göze geldik. Silahı tutukluk yaptı ve o sayede kurtulabildim.

Gholston, saldırganın “Bu lanet okuldan bıktım” dediğini duyduğunu söyledi.

ABD’de bu yıl okullara 130’dan fazla saldırı

Öte yandan, bireysel silahlanmanın ve silahlı şiddetin sık sık bir sorun olarak gündeme geldiği ABD’de 28 Eylül 2022 tarihi itibariyle bu yıl okullara yönelik 130’dan fazla silahlı saldırı kayıtlara geçti. Bunlardan 30’u ise saldırıya uğrayan kişilerin ölümü veya yaralanması ile sonuçlandı.

Bu saldırılardan en ölümcül olanı, Mayıs ayında Teksas eyaletinin Uvalde bölgesinde bir ilkokulu hedef alan ve ikisi yetişkin, 19’u çocuk olmak üzere 21 kişinin hayatını kaybetmesine yol açan saldırıydı.

Paylaşın