NASA, ‘Yaratılış Sütunları’nın Yeni Fotoğrafını Paylaştı

Şimdiye kadar uzaya gönderilmiş en güçlü teleskop olan James Webb Uzay Teleskobu, nefes kesici görüntüler kaydetmeye devam ediyor. James Webb, Yaratılış Sütunları’nı bir kez daha görüntüledi.

Haber Merkezi / James Webb’in Orta Kızılötesi (Enstrüman Mid-Infrared Instrument/MIRI) adlı kamerasıyla çekilen görsel, ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, tarafından dün paylaşıldı.

Yaratılış Sütunları, yıldızlar arası toz ile gazın etkileyici şekilde bir araya gelmesinden oluşuyor. Sütunlardan yansıyan ışığın Dünya’ya ulaşması 6 bin 500 ışık yılı sürdüğü için hala sütunların 6 bin 500 yıl önceki halini görebiliyoruz.

Üç boyutlu sütunlar, görkemli kaya oluşumlarına benziyor, ancak çok daha geçirgen. Bu sütunlar, yakın kızılötesi ışıkta bazen yarı saydam görünen soğuk yıldızlararası gaz ve tozdan oluşuyor.

Yeni görüntü, gaz miktarlarıyla birlikte yeni oluşan yıldızların çok daha kesin sayılarını belirleyerek araştırmacıların yıldız oluşum modellerini yenilemelerine yardımcı olacak.

Araştırmacılar zamanla, yıldızların nasıl oluştuğunu ve milyonlarca yıl boyunca bu tozlu bulutlardan nasıl çıktığını daha net bir şekilde anlamaya başlayabilirler.

Gaz ve toz sütunları içinde yeterli kütleye sahip düğümler oluştuğunda, kendi yerçekimi altında çökmeye, yavaş yavaş ısınmaya ve sonunda yeni yıldızlar oluşturmaya başlarlar.

Bazı sütunların kenarlarında lav gibi görünen dalgalı çizgiler ne anlama geliyor?

Bunlar, gaz ve toz içinde hala oluşmaya devam eden yıldızlardan kalıntıları temsil ediyor.

Genç yıldızlar periyodik olarak bu kalın sütunlar gibi malzeme bulutlarıyla çarpışan süpersonik jetler fırlatır. Bu bazen, suda hareket eden bir tekne gibi dalgalı desenler oluşturabilen pruva şoklarına da neden olur. Kızıl parıltı, jetler ve şoklardan kaynaklanan enerjik hidrojen moleküllerinden gelir.

Sütunlar Kartal Nebulası’nda yer alıyor. Burası, yıldızların oluşmaya devam ettiği aktif bir bölge.

Avrupa Uzay Ajansı Kıdemli Bilim Danışmanı Prof. Mark McCaughrean “Kartal Nebulası’nı 1990 ortasından beri inceliyorum, Hubble’ın gösterdiği o ışık yılları uzunluğundaki sütunların içindeki genç yıldızları görmeye çalışıyorum” diyor ve ekliyor: James Webb’ten gelecek fotoğrafların büyüleyici olacağını biliyordum. Öyle de oldu.

Kartal Nebulası’ndaki bu sütunlar, etraftaki dev yıldızların yoğun morötesi ışıklarıyla şekil alıyor ve aydınlanıyor. Fakat bu radyasyon aynı zamanda sütunları dağıtıcı bir etkiye sahip.

Teleskobun kızılötesi gözleri evrenin derinliklerine bakıyor

25 Aralık 2021’de ESA’nın Ariane 5 adlı kargo roketiyle fırlatılan James Webb Uzay Teleskobu’nun kaydettiği görüntüler, yıldızların ve galaksilerin evriminin daha iyi anlaşılmasını sağlayacak.

Gözlem aracının kızılötesi kameraları, bir zaman makinesi görevi görüyor.

Güçlü teleskopları kullanarak çok uzaktaki gök cisimlerini inceleyen bilim insanları, ilgili gök cisminden gelen ışığın Dünya’ya ulaşma süresi uzadığı için “zamanda geriye bakma” imkanı yakalıyor.

James Webb Uzay Teleskobu ise 13,5 milyar yıl öncesini, yani evrenin yeni oluştuğu zamanı gözlemleyebilecek kadar güçlü bir cihaz.

Evrendeki en eski galaksiler, Büyük Patlama’ya o kadar yakın bir dönemde oluştu ki bunların ışığı Dünya yörüngesine ulaştığında son derece soluk oluyor.

Bu ışık evrende ilerlerken genişleyip dağılarak spektrumun kızılötesi ucuna doğru kayıyor. Gözlemlenebilmesi içinse son derece güçlü bir teleskop gerekiyor.

Hubble Uzay Teleskobu şimdiye dek geçmişe dair birçok gizemi aydınlatmayı başardı. Ancak gücü bu türden gözlemlere yetmiyordu. Ayrıca Hubble çoğunlukla ultraviyole ve görünür ışıkta gözlem yapmıştı.

Öte yandan James Webb Uzay Teleskobu, rahatça kızılötesi gözlem yapabiliyor.

Paylaşın

Türkiye, Asgari Ücret Sıralamasında Avrupa’da Sondan İkinci

İktidar, ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da, açıklanan veriler, gerçeğin öyle olmadığını gözler önüne seriyor. Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerinde yer alan 27 Avrupa ülkesi arasında Türkiye, Arnavutluk’un ardından en düşük asgari ücreti veren ikinci ülke oldu. 

Öte yandan Türkiye’deki asgari ücret yalnızca AB üyesi ülkelerin gerisinde kalmadı, Sırbistan ve Karadağ gibi ülkeler de Türkiye’yi geride bıraktı.

Kocaeli Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde endüstri ilişkileri, emek tarihi ve çalışma hukuku üzerine çalışmalar yürüten Prof. Dr. Aziz Çelik, Türkiye’deki asgari ücreti değerlendirdi, AB ülkeleri ile durumu kıyasladı.

Prof. Dr. Aziz Çelik Avrupa Birliği’ne (AB) giren gelir düzeyi düşük ülkelerin ortak pazar ve emeğin serbest dolaşımının bir parçası haline gelmesiyle, bu ülkelerde asgari ücretin artmaya başladığını söylüyor.

BBC Türkçe’den Onur Erem’in haberine göre, Avrupa Birliği’ne (AB) giren gelir düzeyi düşük ülkelerin ortak pazar ve emeğin serbest dolaşımının bir parçası haline gelmesiyle, bu ülkelerde asgari ücretin artmaya başladığını söyledi. Öte yandan Türkiye’deki asgari ücret yalnızca AB üyesi ülkelerin gerisinde kalmadı, Sırbistan ve Karadağ gibi ülkeler de Türkiye’yi geride bıraktı.

Öyle ki, Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerinde yer alan 27 Avrupa ülkesi arasında Türkiye, Arnavutluk’un ardından en düşük asgari ücreti veren ikinci ülke oldu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölümü’nden Prof. Dr. Yalçın Karatepe, bunda Türk Lirası’nın büyük değer kaybının da etkili olduğunu söyledi.

Prof. Çelik asgari ücretin en az, dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırının yarısı kadar olması gerektiğini, böylece iki ebeveynin çalıştığı iki çocuklu bir ailenin yoksulluk sınırı üstünde kalabileceğini söyledi.

Türk-İş’e göre ekim ayında dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 24 bin 186 TL oldu. Bunun yarısı 12 bin 93 TL yapıyor. Asgari ücretin bu seviyeye gelmesi için 2.19 katına çıkarılması, başka bir deyişle yüzde 119 zam yapılması gerekiyor.

Asgari ücrette artışın enflasyonu daha da yukarı çekeceğine dair kaygılar da var. Prof. Dr. Yalçın Karatepe “Asgari ücreti artırarak insanları doğal gaz faturalarını ödeyebilir hale getirmeniz enflasyonu artırabilir mi” dedi.

Prof. Aziz Çelik, Türkiye’de işgücünün yarısından fazlasının asgari ücretle çalıştığına ve böylece işçi sınıfının bir ‘asgari ücretliler topluluğuna’ dönüştüğüne de dikkat çekti.

Çelik, “Avrupa ülkelerinde temel ücret belirleyicisi toplu pazarlıklarken Türkiye’de asgari ücret temel ücret belirleyicisi. Bu çok ciddi bir problem. Ben bunu ‘asgari ücret tuzağı’ olarak adlandırıyorum. Asgari ücret bir ortalama ücrete dönüştü” dedi.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Cumhuriyet Demokrasiyle Taçlanacak

‘Cumhuriyet Bayramı’na ilişkin bir yazı kaleme alan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Türkiye Cumhuriyeti’nin 99’uncu yıldönümünü kutluyoruz; bir yıl sonra sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yılını kutlamayacağız. Bir yıl sonra demokrasiyle taçlandıracağımız Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yılını kutlayacağız. Bundan hiç şüphe duymuyorum; bunu hep birlikte başaracağız” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, yazısının devamında, “Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında, elbette çocuklarımızdan başlayarak, tüm vatandaşlarımızı kapsayacak şekilde, milletimize yaraşır bir demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olacağız.” dedi ve ekledi:

Tek bir çocuğumuzun, gencimizin, vatandaşımızın gelecek kaygısı taşımadığı, vatandaşlarının bağımsız ve tarafsız yargı önünde eşit, tüm özgürlük alanları bireysel ve toplumsal düzeyde güvence altına alınmış bir Türkiye yaratacağız. Kurucu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve O’nun ideallerinin samimi takipçisi değerli yol arkadaşlarının bizlerden beklentisi budur.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na ilişkin BirGün’e bir yazı kalem aldı. Kılıçdaroğlu’nun yazısı şöyle:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin 99’uncu yıldönümünü kutluyoruz; bir yıl sonra sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yılını kutlamayacağız. Bir yıl sonra demokrasiyle taçlandıracağımız Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yılını kutlayacağız. Bundan hiç şüphe duymuyorum; bunu hep birlikte başaracağız.

Peki, bunu nasıl başaracağız; yüzüncü yıla ilerlerken, bu cumhuriyetçi ve demokrat ilerleyişimizin ahlaki, vicdani ve felsefi altyapısını nasıl tamamlayacağız? Soru budur!

Yanıtı ise güzel Anadolu’muzun irfanında ve hamurunda fazlasıyla mevcuttur; “Hep birlikte başaracağız” diyenler, yanıtı beraber veriyor zaten…

Yani kimsenin ötekileştirilmediği, dışlanmadığı, evrensel hukuk ve etik içtihatlar çerçevesinde tüm yurttaşlarımızın fikir ve ifade özgürlüğüne, yaşam tarzlarına ve inançlarına saygılı bir samimiyet mutabakatı ile bunu başaracağız. Üstelik bu mutabakat, yüzüncü yılla birlikte, derinleşerek sürecek; ötekileştirme, dışlanma, farklı fikirlere, farklı yaşam tarzlarına ve inançlara tahammülsüzlüğü bu topraklardan ortak irade ve ortak vicdanla kalıcı olarak söküp atacak bir mutabakattır.

Ne mutlu bizlere! Ne mutlu bizlere ki, böyle bir mutabakatın altına imzalarımızı atıyoruz.

Kimileri hâlâ bu mutabakatın iyileştirici, kuşatıcı, kucaklayıcı halini görmüyor ve hatta görmek istemiyor olabilir. Ne önemi var? Biz, yürüyüşümüze, bizim bu samimi çağrımızı “görmeyen ve görmek istemeyenleri” de dışlamadan ve kırmadan devam edeceğiz.

Çünkü biz biliyoruz ki Kurtuluş Savaşı’mızın mimarı ve önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurucusu olduğu cumhuriyetimiz; aynı zamanda yeni bir dil, yeni bir üslup inşa etme projesidir.

Bu yeni dil ve üslup, Atatürk’ün demokrasinin en iyi uygulamasının cumhuriyet olduğu inancından feyz alıyor; yoksul ve yoksun bırakılmış halkımızın iktidarını ve halkımızın mutlak egemenliğini önceliyordu.

Atatürk bu hedef doğrultusunda, “milli iradenin ve hâkimiyetin, milletin tümüne ait” olduğunu savunur; O’na göre demokratik yol ve yöntemlerle yürütme erkini elinde bulunduranların dahi üstündeki irade ve hâkimiyet hakkının sahibi, milletin bütünüdür.

Demokratik yol ve yöntemler dışında edinilmiş veya demokratik yol ve yöntemler dışındaki araçlarla tahkim edilmiş hiçbir iktidar biçiminin meşruiyeti yoktur.

Bu haliyle Atatürk’ün Cumhuriyet’i, imtiyazlı kişilerin, zümrelerin veya menfaat gruplarının değil, tam aksine milletin tümünün yararı doğrultusunda hak, hukuk ve adalet ilkeleriyle yönetilen bir Türkiye idealini tanımlar.

Dolayısıyla Ata’mızın bizzat kendi karakteri olarak betimlediği “özgürlük ve bağımsızlık”, Türkiye’mizin olduğu kadar, tüm milletimizin özgürlüğünü ve bağımsızlığını ifade eder.

Başa dönecek olursak, yolumuza yukarıda yanıtını verdiğim gibi Atatürk’ün idealleriyle uyumlu bir dille, bir üslupla ve bir kararlılıkla ilerliyoruz. Kimseyi ötekileştirmeyen, kimseyi dışlamayan, destekçimiz olsun olmasın, tüm yurttaşlarımızın, yani istisnasız herkesin mutluluğunu, huzurunu, refahını amaçlayan bir kararlılıkla; milletimizin iradesi ve milletimizin hâkimiyetini hedefleyen bir dille, bir üslupla Cumhuriyet’imizin 100’üncü yılına yaklaşıyoruz.

Bu bağlamda vurgulamalıyım ki bazen doğruyu ve doğru olduğuna inandıklarımızı kararlılıkla savunmanın da tek başına yeterli olamadığını görebiliyoruz. Çünkü doğruyu ve doğru olduğuna inandıklarımızı kimlere ulaştırabildiğimiz, nasıl ulaştırabildiğimiz de çok önemlidir; bu gerçeği de göz ardı etmiyoruz.

Zira kendi çevreniz dışındaki tek bir kişiye dahi ulaşmıyor, ulaşamıyor ve hatta ulaşmanın çabasını göstermiyorsanız; sahip olduğunuz doğrularınız anlamını kaybetmese de, sizi istediğiniz yere götüremeyebilir; bunu da tüm açıklığıyla biliyoruz.

Biz samimiyetle sarıldığımız doğruların tüm yurttaşlarımız tarafından, istisnasız herkes tarafından bilinmesini istiyoruz; bizim gibi düşünmeyenlerle de azami müştereklerde buluşabilmenin, bu güzel ülkeye verilebilecek en güzel hediye olduğunu düşünüyoruz.

Bizim ve birlikte yol yürüdüklerimizin eksiklikleri ya da hataları varsa bile birlikte bunlardan dönmek, hep birlikte eksikliklerimizi tamamlamak; güzeli, doğruyu ve iyiyi hep birlikte samimiyetle geliştirmek istiyoruz.

Elbette her güzel doğru, her doğru iyi, her iyi güzel olmayabilir. Önemli olan, başkalarının da doğrularına, başkalarının da güzellik ve iyilik algılarına saygı duyarak, tüm bunlardan ortak bir gelecek inşa edebilmektir.

Bunu söylerken elbette fikirlerimizden, değerlerimizden, ilkelerimizden, inançlarımızdan ödün vermekten; tavizlerden veya tavizkar olmaktan bahsetmiyorum. Bahsettiğim, demokrasinin, insan hak ve hürriyetlerinin, fikir ve ifade özgürlüğünün, din ve vicdan özgürlüğünün, basın özgürlüğünün, doğa haklarının, hayvan haklarının, işçi haklarının, kadın ve çocuk haklarının vb. hak alanlarının evrensel, kabul görmüş içtihatları ışığında tüm yurttaşlarımız için ortak bir gelecek kurmaktır.

Farklı fikirlere sahip olabiliriz; olmalıyız da… Ancak hiç kimse kendi fikrini, farklı bir fikre sahip olanlar üzerinde tahakküm kurma aracına ve gerekçesine dönüştürememeli. Hiç kimse, kendi fikrinin değerler bütünlüğü üzerinden kendisi gibi düşünmeyenlere dönük üstenci bir dile, üstenci bir kibre kapılmamalı. Farklı fikirlere katılmama, onları beğenmeme, onları eleştirme, onlara karşı mücadele verme hakkı şüphesiz bakidir. Ancak faşizm, ırkçılık, terörizm gibi insanlık değerlerini hiçe sayan eğilimler dışındaki tüm sivil fikirlere karşı, demokrasinin evrensel içtihatları çerçevesinde toleranslı olunmalıdır.

Eğer bizler, hep birlikte kararlılıkla ve samimiyetle istersek, hep birlikte üretmek, hep birlikte kalkınmak ve hakça bölüşmek mümkün. Kendi yankı odalarımızdan çıkıp herkesle kucaklaşmak mümkün; geçmişte yaşanan tüm haksızlıkların hesabını Anayasa ve hukuk çerçevesinde, bağımsız ve tarafsız yargı yoluyla sormak mümkün.

Cumhuriyet’imizin yüzüncü yılına yaklaşırken, Anadolu’nun kadim bilgeliğinin ışığında bu topraklarda adalet, bereket ve hakkaniyet mümkün.

Bunu başarabiliriz ve bunu başaracağız! Bunu hep birlikte başaracağız, emekçi ve emektar 85 milyon vatandaşımız ve gelecek kuşaklar için başaracağız.

Bunu başaracağız çünkü geçtiğimiz yıllar içinde ülkemizde, ücretli vatandaşlarımızın milli gelirden aldığı pay hakkaniyete aykırı bir biçimde çok dramatik bir şekilde düştü. Sadece son iki yılda ücretli vatandaşlarımızın milli gelirden aldığı pay yüzde 38’inden yüzde 25’e kadar geriledi.

Ücretli emekçi ve emektar on milyonlarca vatandaşımızın aleyhine yaşanan bu değişim, bile isteye sürdürülen yoksullaştırma politikasının bir sonucudur. Cumhuriyetimizin milyonlarca emekçi vatandaşı, bizzat bile isteye bu siyasi iktidar tarafından yoksullaştırılmıştır; Tolstoy’un dediği gibi, “Emek ucuz, ekmek pahalı” bir Türkiye tablosu yaratılmıştır.

Özellikle Cumhuriyetimizin geleceği ve umudu olan gençlerimiz, ebeveynlerinkinden daha kötü bir işe ve daha düşük bir maaşa mahkûm edilmiştir. Pırıl pırıl gençlerimizin fikri özgürlüklerinin yanı sıra ekonomik umutları da, özgürlükleri de gasp edilmiştir.

Gençlerimizin bu girdaptan çıkartılması için dahi gerekli olan tek reçete, birlikteliğimizdir. Bizler hep birlikte, Cumhuriyetimizi yeniden kimsesizlerin kimsesi yapacak; tek bir insanımızı dahi kimsesiz bırakmayacağız. Tek bir çocuğun dahi yatağa aç girmeyeceği Türkiye, Tek bir ferdinin dahi yatağa aç girmediği bir Türkiye’yi inşa etmek için tüm gücümüzle çalışacağız.

Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında, elbette çocuklarımızdan başlayarak, tüm vatandaşlarımızı kapsayacak şekilde, milletimize yaraşır bir demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olacağız.

Tek bir çocuğumuzun, gencimizin, vatandaşımızın gelecek kaygısı taşımadığı, vatandaşlarının bağımsız ve tarafsız yargı önünde eşit, tüm özgürlük alanları bireysel ve toplumsal düzeyde güvence altına alınmış bir Türkiye yaratacağız.

Kurucu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve O’nun ideallerinin samimi takipçisi değerli yol arkadaşlarının bizlerden beklentisi budur.

29 Ekim 2023’te, Cumhuriyet’imizin yüzüncü yılında, sevincimiz ve seslerimiz memleketimizin keyifli türkülerinde ve şarkılarında buluşacak; buna inanıyorum; lütfen sizler de inanın! Çünkü Cumhuriyet’imiz, demokrasimiz ve bu güzel memleketimiz ancak emekle ve samimi inançla yükselir.

Atatürk’ün kurucusu olduğu Türkiye Cumhuriyet’imizin 99’uncu yaşı, hepimiz ve her birimiz için kutlu olsun!

Paylaşın

AK Parti’nin ‘Türkiye Yüzyılı’ Vizyonu Ve Can Yakan Gerçekler

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaklaşan seçimler öncesinde ‘Türkiye Yüzyılı’ temalı vizyon belgesini açıkladı. Erdoğan’ın açıkladığı vizyon belgesine karşılık uluslararası göstergeler, Türkiye’nin içerisinde bulunduğu durumu ortaya koydu.

Enflasyonda dünya birincisi konumunda bulunan Türkiye, Türkiye, 27 Avrupa ülkesi arasında Arnavutluk’tan sonra en düşük asgari ücrete sahip ülke konumunda.

İşsizlik sıralamasında dünya beşincisi olan Türkiye, AB işsizlik ortalamasını neredeyse ikiye katladı. IMF verilerine göre Türkiye, dünyada kişi başı milli gelir sıralamasında 78’inci sırada yer aldı.

Birgün’den Hüseyin Şimşek, Türkiye’nin içerisinde bulunduğu durumu gözler önüne seren uluslararası verileri tek tek sırladı: İşte o veriler;

Enflasyonda zirvede

TÜİK verilerine göre son enflasyon oranı yüzde 83,45, Enflasyon Araştırma Grubu’na (ENAG) göre ise yüzde 186 olarak belirlendi. TÜİK’in makyajlı rakamları baz alınsa bile Türkiye, enflasyonda dünya birincisi konumunda. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) verilerine göre Türkiye’de yıllık enflasyon yüzde 83,45’ken ikinci sıradaki Arjantin’de ise yüzde 83 oranında.

Asgari ücrette dipte

EUROSTAT verilerine göre, Türkiye, 27 Avrupa ülkesi arasında Arnavutluk’tan sonra en düşük asgari ücrete sahip ülke konumunda. Türkiye’deki asgari ücret, yaklaşık yedi sene önce birçok Avrupa ülkesindeki asgari ücreti geride bırakıyordu.

Hukuka bağlılık yok

Dünya Adalet Projesi (WJP) 2022 Hukukun Üstünlüğü Endeksi’ne göre Türkiye, hukuk devletine bağlılıkta 140 ülke arasında 116’ncı sırada yer aldı. Hukukun üstünlüğü ve hukuka bağlılık konusunda gerisinde kalınan ülkeler arasında Burkino Faso, Gana, Moğolistan ile Trinidad ve Tobago gibi ülkeler yer aldı.

İşsiz nüfusta ilk beşte

OECD tarafından yayımlanan son verilere göre Türkiye, yüksek işsizlikte de dünya sıralamasına girdi. AKP’nin “vizyonlu” istihdam projesi sonucunda, Türkiye işsizlik sıralamasında dünya beşincisi oldu. Türkiye, AB işsizlik ortalamasını neredeyse ikiye katlarken, Slovakya, Litvanya, Şili, İsrail, Macaristan gibi ülkelerden çok daha fazla işsize sahip.

Milli gelirde İran’ın gerisinde

Kişi başına düşen milli gelir sıralamasında Türkiye, yine birçok ülkenin gerisinde kaldı. IMF verilerine göre Türkiye, dünyada kişi başı milli gelir sıralamasında 78’inci sırada yer aldı. Türkiye’den daha yüksek kişi başı milli gelire sahip ülkeler arasında İran, Romanya, Bulgaristan, Çin, Yunanistan gibi ülkeler yer aldı.

40 yıl öncesine dönüş

Türkiye, dünya ekonomisindeki payı bakımından da büyük bir kayıp yaşıyor. Uluslararası verilere göre, Türkiye’nin dünya ekonomisindeki payı, askeri darbenin yapıldığı 1980 yılının bile gerisine düştü. Buna göre, Türkiye’nin dünya ekonomisindeki sıralaması 23. Bu sıralama 2004 yılında 17’ydi.

Küresel refah endeksinde geride

Londra merkezli düşünce kuruluşu Legatum Enstitüsü’nün Küresel Refah Endeksi verilerine göre Türkiye, 167 ülke arasında 93’üncü sırada yer alabildi.

Polis devletinde ilk ikide

Ekonomik kalkınmayı bir kenara bırakarak güvenlikçi politikalara sarılan AKP, 100 bin kişi başına düşen polis memuru sayısında Türkiye’yi dünya ikinciliğine taşıdı. İlk sırada Karadağ yer alırken Türkiye’nin geride bıraktığı ülkeler arasında Yunanistan, Malta, Kosova, Letonya gibi ülkeler yer aldı.

Yolsuzluk endeksinde 42 sıra geriledi

Uluslararası Şeffaflık Derneği’nin verilerine göre Türkiye, Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 180 ülke arasında 96’ncı sırada yer aldı. Kamu sektörü yolsuzluklarına göre hazırlanan sıralamada Türkiye, son 10 yılda 42 basamak birden geriledi. Türkiye ile aynı sıralamaya sahip ülkeler, Arjantin, Brezilya, Endonezya, Sırbistan ve Lesoto oldu.

Basın özgürlüğünde de sonlarda

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün hazırladığı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre Türkiye, 180 ülke içerisinde 149’uncu sırada yer aldı. Türkiye sıralamada, Katar, Somali, Filipinler, Brezilya, Kenya gibi ülkelerin gerisinde kaldı.

Eğitime yeterli pay ayrılmıyor

Türkiye, ilköğretim düzeyinde eğitime ayırdığı bütçe ile OECD ortalamasının altında kaldı. Yetersiz bütçe nedeniyle OECD ortalamasının altında kalan 16 ülke arasında da Türkiye, Meksika ve Kolombiya ile birlikte son sırada yer aldı.

Paylaşın

‘Nebati Dönemi’nde Özelleştirme Rekor Kırdı: 7,6 Milyar Lira

Hazine ve Maliye Bakanlığı’na atanan Nureddin Nebati’nin 10 aylık görev süresi boyunca 7,6 milyar TL’lik kamu taşınmazı satışı yapıldığı belirlendi. 1986’da başlayan özelleştirme tarihinden 2021 yılına kadar yapılan satışa yalnızca iki yılda ulaşıldığı ortaya çıktı.

1986’da başlayan özelleştirme tarihinden 2021 yılına kadar yapılan satışa yalnızca iki yılda ulaşıldığı ortaya çıktı.

Resmi verilere göre, 1986 ve 2021 yıllarını da kapsayan 35 yılda toplam 7,9 milyar TL değerinde kamu taşınmazı satıldı. 2021 yılının tamamı ile 2022 yılının 10 ayında toplam 7 milyar 609 milyon TL değerinde kamu taşınmazı satışı gerçekleşti.

Birgün’den Mustafa Bildircin‘in haberine göre; AK Parti’nin özelleştirme bilançosuna tepki gösteren CHP’li Bingöl, “Türkiye’nin dört bir yanından halka ait olan arazilerin satışı yapılıyor. Seçim harcamaları için bu halkın elinde kalan ne varsa satmayı göze almış bir iktidarla karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

CHP PM Üyesi ve Ankara Milletvekili Tekin Bingöl, AK Parti’nin kamunun elinde kalan son kurumları da Özelleştirme İdaresi aracılığıyla elden çıkardığını belirtti.

“Özelleştirmeler ile giderayak Türkiye’yi bitirmeye çalışıyorlar” dedi. TEKEL, TÜPRAŞ, PETKİM ve şeker fabrikaları gibi önemli kurumların AK Parti döneminde özelleştirildiğini vurgulayan Bingöl, şunları kaydetti:

‘Satılacak bir şey kalmadı’ dediğimizde ise yeni alanlar, yeni kamu arazilerini imara açarak satışa çıkarttılar. Sayıştay, 2014 yılından itibaren her yıl değer tespit komisyonu tarafından hazırlanan değer tespit sonuçlarını yayımlaması konusunda Özelleştirme İdaresi’ni uyarıyor.

Ancak idare kelime oyunları ile satılan taşınmazlar ve kurumlara ilişkin bilgileri kamuoyundan saklıyor. Sayıştay raporunda açıkça kanunun bu düzenlemeyi, ‘özelleştirme uygulamalarına açıklık kazandırılması’ amacıyla yapıldığını belirtiyor. AKP halka ait olan taşınmazları ve kurumların satışını koca bir karanlıkla örtmek istiyor.

Paylaşın

Dokuz Gazeteci Tutuklandı: Özgür Basın Susturulamaz

25 Ekim’de Ankara merkezli operasyon ile gözaltına alınan 9 gazeteci, “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklandı. Gazetecilerin yaptıkları haberler, sanal medya paylaşımları ve seyahatleri suçlama konusu yapıldı.

Mehmet Günhan ise yurt dışı yasağı ve adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Adliye önünde bekleyen gazetecilerin aileleri ve meslektaşları kararı, “Özgür basın susturulamaz” sloganları ve alkışlarla protesto etti.

Ankara merkezli soruşturma kapsamında 25 Ekim’de gözaltına alınan Mezopotamya Ajansı (MA) Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever, MA muhabirleri Berivan Altan, Deniz Nazlım, Selman Güzelyüz, Hakan Yalçın, Ceylan Şahinli, Emrullah Acar ile JİNNEWS muhabirleri Habibe Eren ve Öznur Değer ile MA’nın Ankara Bürosu’nda bir süre stajyer olarak çalışan Mehmet Günhan, 4 gün sonra getirildikleri Ankara Adliyesi’nde alınan savcılık ifadeleri tamamlandı.

Gazetecilerin yaptıkları haberler, sanal medya paylaşımları ve seyahatleri suçlama konusu yapıldı.

5 saatlik sürenün ardından karar veren savcılık; MA Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever, MA muhabirleri Berivan Altan, Deniz Nazlım, Selman Güzelyüz, Hakan Yalçın, Ceylan Şahinli, Emrullah Acar ile JİNNEWS muhabirleri Habibe Eren ve Öznur Değer’i tutuklama talebiyle mahkemeye sevk etti. MA’da bir dönem stajyerlik yapan Mehmet Günhan ise adli kontrol şartıyla mahkemeye sevk edildi.

9 gazeteci tutuklandı

Mahkemeye çıkarılan MA Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever, MA muhabirleri Berivan Altan, Deniz Nazlım, Selman Güzelyüz, Hakan Yalçın, Ceylan Şahinli, Emrullah Acar ile JİNNEWS muhabirleri Habibe Eren ve Öznur Değer, “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklandı. Mehmet Günhan ise yurt dışı yasağı ve adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Adliye önünde bekleyen gazetecilerin aileleri ve meslektaşları kararı, “Özgür basın susturulamaz” sloganları ve alkışlarla protesto etti.

Diyarbakır, Van, Şanlıurfa, Manisa ve İstanbul’dan gözaltına alınan gazeteciler soruşturmanın yürütüldüğü Ankara’ya götürülmüştü. Gazeteciler hakkında, “Terör örgütü üyeliği”, “Silahlı terör örgütü propagandası yapmak” ve “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” iddialarıyla soruşturma başlatılmıştı.

Dokuz ilde düzenlenen operasyonda gazetecilerin evleri ile birlikte Mezopotamya Ajansı’nın Ankara Bürosu’nda da arama yapılmış, arama sırasında gazetecilere ait mikrofonlar, not defterleri, kitap, kamera, fotoğraf makinası ve Özgür Gündem Gazetesi’nin 30 yıllık arşivine de el konulmuştu.

Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Ankara merkezli polis operasyonunda 11 gazetecinin gözaltına alınmasını kınayarak gözaltındaki gazetecilerle hapiste tutulan tüm gazetecilerin derhal serbest bırakılması çağrısı yapmıştı. Son gözaltıların Türkiye’de basın özgürlüğüne yönelik ciddi ihlallerin bir parçası olduğu belirtilen açıklamada “Tüm meslektaşlarımızla dayanışma içindeyiz” ifadesine yer verilmişti.

Paylaşın

NASA, Güneş’i ‘Gülerken’ Yakaladı

2010 yılından beri Güneş’i gözlemleyen NASA’nın Güneş Dinamikleri Gözlemevi, Güneş’in yüzeyinde ‘gülümseme’ye benzeyen görüntüyü yakaladı. Güneş üzerindeki koyu lekeler, koronal delikler olarak bilinir ve hızlı güneş rüzgarının uzaya taştığı bölgelerdir.

Haber Merkezi / Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Uzay ve Havacılık Dairesi’ne (NASA) bağlı Güneş Dinamikleri Gözlemevi, Güneş’in yüzeyinde ‘gülümseme’ye benzeyen görüntüyü yakaladı.

Sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Bugün, NASA’nın Güneş Dinamikleri Gözlemevi Güneş’i ‘gülümseyerek’ yakaladı. Ultraviyole ışığında görülen güneş üzerindeki bu koyu lekeler, koronal delikler olarak bilinir ve hızlı güneş rüzgarının uzaya taştığı bölgelerdir.” ifadeleri kullanıldı.

Solar Dynamics Observatory (Güneş Dinamikleri Gözlemevi), 2010 yılından beri Güneş’i gözlemleyen bir NASA misyonudur. Gözlemevi, 11 Şubat 2010 tarihinde uzaya fırlatılan Living With a Star (Bir Yıldız ile Yaşama) programının bir parçasıdır.

Bir Yıldız ile Yaşama programının amacı, Güneş-Dünya sisteminin hayatı ve toplumu doğrudan etkileyen yönlerini etkin bir şekilde ele alarak gerekli bilimsel anlayışı geliştirmektir.

Güneş Dinamikleri Gözlemevi’nin amacı, Güneş atmosferini küçük uzay ve zaman ölçeklerinde ve aynı anda birçok dalga boylarında inceleyerek, Güneş’in yeryüzünde ve Dünya’ya yakın uzayda etkisini anlamaktır.

Güneş Dinamikleri Gözlemevi, Güneş’in manyetik alanının nasıl oluştuğunu ve yapılandığını, bu depolanmış manyetik enerjinin nasıl dönüştürüldüğünü ve güneş rüzgârı şeklinde heliosfere ve jeo-uzaya nasıl salındığını, enerji yüklü parçacıkları ve güneş ışınımı varyasyonlarını araştırmaktadır.

Paylaşın

Yeni Yasa Hazırlığına TMMOB Ve TTB’den Sert Tepki

İktidarın Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği’ne (TTB) yönelik yeni yasa hazırlığı, meslek odalarının tepkisine neden oldu. TMMOB, “İktidar bilimsel raporlarımıza kulak versin” derken TTB, düzenlemenin hak taleplerine bir darbe olacağını savundu.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) kimyasal silah kullandığını savunarak bunun araştırılmasını isteyen TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla tutuklanması sonrasında başlayan tartışmalar, meslek odalarının yasal statüsüne uzandı.

TTB’nin “Türk” ismine hakaret ettiğini savunan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, TTB’nin”Türk” ifadesini kullanan bir çatının altında görev yapmasının kabul edilemeyeceğini söyledi. Bu nedenle yasal bir düzenleme hazırlığına başladıklarını kaydeden Bozdağ, çalışma kapsamına TMMOB’unda dahil edileceğini açıkladı.

TTB: Hak arama sürecini parçalamaya yönelik düzenleme

İktidarın meslek odalarının yasal durumunu tartışmaya açması ve yeni bir yasal düzenleme hazırlığına başlaması, meslek odalarının tepkisine neden oldu.

DW Türkçe’den Eray Görgülü‘nün haberine göre, TTB Merkez Konseyi Üyesi Aydın Şirin, TTB’nin de TMMOB’un da demokrasinin vazgeçilmez kurumları olduğunu belirterek, seçimlerin de demokratik bir şekilde yapıldığını belirtti.

Pandemi sürecinde TTB olarak hem hekimlerin hem de diğer sağlık çalışanlarının özlük hakları ve ekonomik kazanımlarını gözettiklerini, bir yandan da halk sağlığını korumaya yönelik uyarılarda bulunduklarını hatırlatan Şirin, “Söylediklerimiz dönem dönem iktidarların sevmediği şeyler oluyor. Fakat biz toplumsal ve mesleki etik gereği bu çalışmaları yapmak durumundayız” dedi.

Barolarla ilgili yapılan düzenlemeyi hatırlatan Şirin, “Avukatlar arasında bir ikilik, meslek birliğinin bütünlüğünü bozan bir yaklaşım geliştirildi. Dolayısıyla bu hazırlanacak yasanın da meslek üyelerinin hak ve hukuk arama süreçlerini parçalamaya yönelik olacağını düşünüyoruz. Bu düzenleme hak taleplerine bir darbe olacaktır” dedi. Şirin, TBMM’ye sunulacak yasal düzenlemeyi gördükten sonra gerekli hukuki girişimleri de başlatacaklarını kaydetti.

TMMOB: Raporlarımızın içeriğine kulak versinler

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz da TMMOB’un Anayasa’nın 135’inci maddesine göre kurulmuş, kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olduğuna ve özel bir kanunu bulunduğuna dikkat çekti.

Şehir plancılığı, mühendislik, mimarlık gibi hizmetlerde politikalar ürettiklerini ve yanlış uygulamalar konusunda kamuoyunu uyardıklarını vurgulayan Koramaz, bu görevlerin de hem yasalarla hem de Anayasa ile belirlendiğini söyledi.

TMMOB yöneticilerinin yargı gözetiminde seçimlerle iş başına geldiğini de hatırlatan Koramaz, “Meslek odaları merkezi bütçeden pay almazlar. Çünkü bu kuruluşların görevlerini hakkıyla yapması için tüm siyasi saiklerden bağımsız olması gerekir” ifadesini kullandı.

Bu özerk yapının iktidarı rahatsız ettiğini öne süren Koramaz, 2002 yılından beri çeşitli yasal düzenleme hazırlıkları ile bu tür girişimlerin olduğunu ve şimdi de TTB ile bu konunun gündeme geldiğini söyledi. Madenlerden, ormanlara kadar yanlış gördükleri tüm uygulamalara karşı davalar açtıklarını ve kamuoyunu uyardıklarını kaydeden Koramaz, Amasra’da 41 madencinin yaşamını yitirdiği maden patlamasını hatırlattı.

Bugüne kadar çok defa kömür madenciliğinde yaşanan sıkıntıların altını çizdiklerini belirten Koramaz, “Bizim iktidardan beklentimiz, bizim yasalarımızla uğraşmasınlar. Bilimsel ve teknik olarak hazırladığımız raporların içeriğine kulak versinler” diye konuştu.

Alan: Anayasadaki bazı ilkeler göz ardı ediliyor

Danıştay eski Başkanı Nuri Alan ise, öncelikle hazırlanacak taslağın görülmesi gerektiğini ancak, söz konusu kuruluşların özerk kurumlar olması nedeniyle yeni düzenlemede anayasaya aykırı bir madde olmaması gerektiğini belirtti.

İktidarın bugüne kadar yaptığı düzenlemelerde anayasadaki bazı ilkeleri göz ardı ettiğini savunan Alan, “Artık, idari konuda, yürütme konusunda tek yetkili olan cumhurbaşkanının sözleri düzenleme yerine geçiyor” ifadesini kullandı.

Birçok uygulamanın anayasaya aykırı bir şekilde hayata geçirildiğini de iddia eden Alan, son olarak “dezenformasyon” yasası olarak bilinen Basın Kanunu hakkında değişiklik içeren kanuni düzenlemeyi örnek gösterdi.

Paylaşın

Galatasaray, Süper Lig’de Üç Hafta Sonra Galip

Süper Lig’in 12. haftasında Fatih Karagümrük il Galatasaray Atatürk Olimpiyat Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. İlk yarısı golsüz eşitlikle tamamlanan mücadeleden Galatasaray 2-0 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Galatasaray’a galibiyeti getiren golleri 60. dakikada Emre Taşdemir ve 85. dakikada Juan Mata kaydetti. Galatasaray, bu sonucun ardından puanını 21’e yükseltti. Fatih Karagümrük ise 12 puanda kaldı.

Süper Lig’in 13. haftasında Galatasaray sahasında Beşiktaş ile karşı karşıya gelecek. Fatih Karagümrük ise Antalyaspor’a konuk olacak.

Karşılaşmadan dakikalar

10. dakikada Oliveira’nın soldan kullandığı kornerde altıpasta yükselen Emin Bayram’ın kafa vuruşunda, top üstten auta çıktı. 13. dakikada Caner Erkin’in soldan ortasında top, altıpasın gerisindeki Jimmy Durmaz’da kaldı. Bu oyuncunun yakın mesafeden vuruşunda, savunmaya çarpan meşin yuvarlak kornere gitti.

17. dakikada Sergio Oliveira’nın sağ taraftan kullandığı köşe vuruşunda defanstan dönen topa Milot Rashica’nın ceza yayının sağından vuruşunda kaleci Emiliano Viviano meşin yuvarlağı kornere çeldi. 19. dakikada Mauro Icardi’nin indirdiği topu alan Dries Mertens’in ceza sahası içinden vuruşunda meşin yuvarlak kaleci Emiliano Viviano’da kaldı.

25. dakikada sağ kanattan gelen Milot Rashica’nın pasında topu alan Dries Mertens’in ceza yayının sağından yaptığı aşırtma vuruşunda meşin yuvarlak az farkla kalenin üzerinden dışarıya gitti.

30. dakikada sağ kanatta Adnan Uğur’un Lucas Torreira’ya yaptığı müdahale sonrasında hakem Bahattin Şimşek, Adnan’a sarı kart verdi. Maçın 33. dakikasında VAR’da pozisyonu izleyen Şimşek, kararını değiştirdi ve Adnan Uğur’a direkt kırmızı kart gösterdi.

47. dakikada Dubois’nın pasıyla sağdan ceza sahasına girerek son çizgiye inen Mertens’in ortaladığı topa altıpas üzerindeki Icardi kafayı vurdu. Meşin yuvarlak auta çıktı.

52. dakikada Oliveira’nın soldan kullandığı kornerde ön direğe hareketlenen Nelsson’un kafayla vurduğu topu çizgi üzerinde kaleci Viviano engelledi. Direk dibinde seken topu Emin Bayram ağlara gönderdi. Hakem Bahattin Şimşek gol kararı verdi. Ancak VAR’ın uyarısıyla pozisyonu yeniden inceleyen Şimşek, çizgi üzerinde Emin’in Viviano’ya faul yaptığı gerekçesiyle golü iptal etti.

58. dakikada ceza sahası dışı sağ çaprazında topla buluşan Rashica uzaktan sert vurdu ancak top kale direğinin yanından az farkla dışarı çıktı.

60. dakikada Galatasaray öne geçti. Sağdan ceza sahasına gönderilen topu kontrol eden Rashica, açısını kaybetti. Kosovalı oyuncunun sağ çaprazdan altıpasa çevirdiği meşin yuvarlağı Emre Taşdemir kafayla ağlara gönderdi: 0-1

65. dakikada sağ kanatta Dresevic’ten topu kapan Mertens, meşin yuvarlağı bekletmeden yerden ceza sahasına gönderdi. Ters kanattan bindiren Rashica’nın uygun durumda vuruşunda, kaleci Viviano ayaklarıyla topun ağlara gitmesini önledi.

68. dakikada ceza sahasına gönderilen topu Dresevic kafayla uzaklaştırmak isterken meşin yuvarlak penaltı noktası civarında uygun durumdaki Mertens’te kaldı. Bu oyuncunun sert şutunda, meşin yuvarlak farklı şekilde üstten auta gitti.

71. dakikada Mertens’in sağdan kullandığı kornerde arka direkteki Nelsson’un kafayla vurduğu topa ardından Emin Bayram dokundu. Kaleci Viviano son anda meşin yuvarlağın ağlara gitmesine engel oldu.

74. dakikada Icardi’nin pasıyla ceza sahası sağ çaprazında uygun durumda topla buluşan Dubois’nın sert şutunda, kaleci Viviano meşin yuvarlağı kornere çeldi. 83. dakikada sağ kanatta topla buluşan Dubois, penaltı noktası üzerindeki Mata’ya yerden kesti. Bu pozisyonda Viviano iyi yer tutarak topu kornere göndermeyi başardı.

85. dakikada Emre Taşdemir’in soldan ceza sahasına gönderdiği ortada Juan Mata gelişine vurdu ancak top Dresevic’ten döndü. Meşin yuvarlak yeniden Mata’nın önünde kaldı. Bu futbolcu yakın mesafeden topu filelere gönderdi. 0-2

Stat: Atatürk Olimpiyat

Hakemler: Bahattin Şimşek, Kerem Ersoy, Mustafa Sönmez

Fatih Karagümrük: Emiliano Viviano, Davide Biraschi, Steven Caulker, Ibrahim Dresevic, Caner Erkin, Jimmy Durmaz (Nicholas dk. 81), Adnan Uğur, Shukurov, Jean Kouassi (Salih Dursun dk. 61), Fabio Borini, Mbaye Diagne

Galatasaray: Fernando Muslera, Leo Dubois, Victor Nelsson, Emin Bayram, Emre Taşdemir, Lucas Torreira (Berkan dk. 89), Sergio Oliveira, Milot Rashica (Yunus dk. 84), Dries Mertens (Mata dk. 75), Kerem Aktürkoğlu (Barış Alper Yılmaz dk. 46), Mauro Icardi (Gomis dk. 84)

Goller: Emre Taşdemir (dk. 60), Juan Mata (dk. 85) (Galatasaray)

Kırmızı kart: Adnan Uğur (dk. 33) (Fatih Karagümrük)

Paylaşın

Bir Konser Engeli De İlkay Akkaya’ya

Nilüfer Kaymakamlığı, özgün müziğin güçlü seslerinden İlkay Akkaya’nın 31 Ekim’de Bursa Akademik Odalar Birliği sahnesinde vermeyi planladığı konserine ‘kamu düzeni ve güvenliği’ gerekçesiyle izin vermediği duyuruldu.

Sanatçının konseri için bilet alanlara bugün konserin iptal olduğuna dair mesajlar geldi.

Organizasyon şirketi Ned Yapım, sosyal medya hesabından konserin iptalini şu şekilde duyurdu: “31 Ekim 2022 tarihinde ve BAOB’da gerçekleştirmeyi planladığımız İlkay Akkaya konserimize Nilüfer Kaymakamlığı tarafından izin verilmemiştir. Bilet iadelerimiz bugün itibari ile satın alınan platformlar tarafından yapılmaya başlanacaktır. Üzgünüz.”

İlkay Akkaya da sosyal medya hesabından bir paylaşım yaparak, Nilüfer Kaymakamlığı’nın konseri ‘kamu düzeni ve güvenliği’ni gerekçe göstererek yasakladığını belirtti.

İlkay Akkaya kimdir?

İlkay Akkaya, Manavgatlı memur bir baba ve Muğlalı bir annenin dört çocuğundan birisi olarak, 26 Mayıs 1964’te dünyaya geldi. Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu’nu bitirdi. Profesyonel müzik çalışmalarına Grup Yorum’a katılarak başladı.

Bir süre İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarına devam etti. Ayrıca özel şan dersleri aldı. Grup Yorum’la birlikte Berivan-Haziranda Ölmek Zor ve Türkülerle albümlerinde çalıştı. 1989’da Tuncay Akdoğan’la birlikte Grup Yorum’dan ayrıldı.

10 Ocak 1990’da Tuncay Akdoğan ve İsmail İlknur’la birlikte Grup Kızılırmak’ı kurdu. Grup Kızılırmak’la birlikte şu ana kadar on üç albüm çıkardı. Türkiye içi ve dışında konserlere çıktı. Çeşitli gazete ve dergilerde haftalık yazıları yayınlandı.

Grup Kızılırmak’la çalışmalarını sürdürürken bir yandan da solo çalışmalar yaptı. 1990-1992 yılları arasında Ankara Birlik Tiyatrosu tarafından sahnelenen Pir Sultan Abdal oyununun müziklerini yapan Grup Kızılırmak’ın bu oyuna diğer katkısı, Tuncay Akdoğan’ın (anlatıcı-ozan) ve İlkay Akkaya’nın (Pir Sultan Abdal’ın eşi Ballıhan) oyuncu olarak da sahnede yer almasıydı.

Grup Kızılırmak’la birlikte başka birçok oyun müziği yapan Akkaya, 2003’te Zafer Diper’in sahnelediği Talan adlı oyunda da rol aldı. Mayıs 2005’te Nâzım Hikmet’in Şeyh Bedreddin Destanı adlı şiiri oyunlaştırılmış şekilde sahnelendi. Bu oyunun müziklerini de Grup Kızılırmak yaptı. Oyun Küba’da da sahnelendi; ayrıca İlkay Akkaya ve Kızılırmak Küba Kültür Bakanlığı davetlisi olarak Havana şehrinde konser verdi.

Aralık 2005’te piyasaya sürülen solo albümü olan Yalnız ile bir müddet albüm çalışmalarına ara verdi. Bu süreçte Grup Kızılırmak içindeki anlaşmazlıklar sebebiyle İsmail İlknur’un ayrılmasıyla grup dağılmıştır. 2010 yılında Gelmedin Diye albümüyle dönüş yaptı. 2013 yılında Umut albümü çıktı. 2015 yılında Hayat albümünü piyasaya sürdü.

Siyasi yelpazede sol seçenekte duran Akkaya, 2008 yılında Yeşiller Partisi’nin kurucular kurulunda ve parti meclisinde yer aldı.

Eserleri:

  • Kül
  • Unutma
  • Hücre
  • Yine
  • Yalnız
  • Umut
  • Kurtuluş Yok Tek Başına
  • Ey Vicdan
  • Bir Gökyüzü Çiz
  • Hayat
  • Gelmedin Diye
  • Sizlerle 25 Yıl
  • Gelme
  • Köleler Ve Kilitler
Paylaşın