DP Lideri Uysal, Erdoğan’dan Aldığı Teklifi İlk Kez Açıkladı

DP Lideri Gültekin Uysal, katıldığı bir televizyon programında, yerel seçimlerden önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisine teklif getirdiğini, Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde görüştüklerini ve ret cevabı verdiğini ilk kez açıkladı

tv100’de Gürkan Hacır’ın moderatörlüğünde Yüzler Kulübü programına katılan Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan kendilerine teklif geldiğini söyledi.

Gültekin Uysal, şöyle devam etti: “3-4 yıl oldu. Bu kadarını söyleyeyim. Sayın Erdoğan ile bir kere görüştüm. Kendisinin beraber olmak istediğini söyledi. Biz, şahsi kariyer peşinde değiliz. Partinin bir ölçüsü var. Yakında da Sayın Bozdağ da Yalova’da bir İl Danışma Meclisi’nde, ‘Demokrat Parti’nin o Altılı Masa’da ne işi var?’ dedi. Biz de cevabımızı verdik.”

Uysal, Erdoğan’a hemen ret cevabı verdiğini belirtti.

Uysal, “Altılı Masa’nın toplantılarında aday konuşuluyor mu?” sorusu üzerine, “Türkiye pek çok riski depo etmiş vaziyette. Ben geç kalındığı kanaatinde değilim. Adayın öyle göktaşı gibi gökten düşecek hali yok. Bir geçmişte olduğu gibi iddiasız bir aday değil, siyasi alanda icracı iddiası olan politik figürlerden oluşacak” dedi.

Uysal, “Gönlünüzden geçen bir aday var mı?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Aday adayı başvurularını da alıyoruz. Ana muhalefetin lider bir partinin genel başkanının cumhurbaşkanı adayı olmasından daha tabii ne olabilir ki. İsmini de ifade ettiğiniz Sayın Ekrem İmamoğlu ve Sayın Mansur Yavaş da olmak üzere özellikle 2019 yerel seçimleriyle beraber Sayın Erdoğan’ın siyasi serüvenine baktığımızda İBB Başkanlığı’ndan başlayarak Türk siyasetinde böyle bir beklenti de oluştu.

Ben bunları tabii karşılıyorum. Her siyasi partinin kendi cephesinden tüm ölçütleri kullanarak; bütün bu süreci yönetecek politik bir figürdür. O açıdan bahsettiğiniz isimlere karşı peşin peşin bir yargım açıkçası yok.”

Paylaşın

Dünya Kupası: İkinci Yarı Finalist Arjantin

Katar’ın ev sahipliğini yaptığı FIFA 2022 Dünya Kupası çeyrek final maçında Hollanda ile Arjantin, Lusail Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. 90 dakikası 2-2 biten karşılaşmanın uzatma bölümleri de aynı skorla sona erdi.

Haber Merkezi / Penaltı atışlarıyla rakibine 4-3 üstünlük kuran Arjantin, yarı finale yükseldi. Normal süresi 2-2 biten karşılaşmada Arjantin’in gollerini Nahuel Molina ve Lionel Messi kaydederken, Portakallar’ın gollerini Wout Weghorst kaydetti.

Arjantin, yarı finalde Brezilya’yı deviren Hırvatistan ile karşı karşıya gelecek. Mücadele 13 Aralık Salı günü TSİ 22.00’de başlayacak.

Karşılaşmadan dakikalar

22. dakikada Messi’nin ceza sahası dışından kaleye gönderdiği şutunda top kalenin üstünden auta çıkıyor. 24. dakikada Bergwijn uzaktan vurdu ancak çerçeveyi bulamadı.

34. dakikada Lionel Messi ceza yayının biraz gerisinden harika bir ara pası attı, Molina bir anda karşı karşıya kaldığı Noppert’i ayağının dışıyla yaptığı vuruşun ardından mağlup etti. Zorlu maçta Arjantin 1-0 öne geçti.

45+3. dakikada Beşiktaşlı Wout Weghorst, yedek kulübesinde itirazından dolayı sarı kart gördü. 63. dakikada Messi çok tehlikeli bir yerden frikik kullandı, barajı aşan top çok az farkla dışarı gitti.

71. dakikada Acuna sol kanattan içeri girer girmez Dumfries tarafından düşürüldü, hakem Lahoz tereddütsüz penaltı noktasını gösterdi. 73. dakikada beyaz noktanın başına geçen Messi skoru 2-0’a getiren golü kaydetti.

83. dakikada Beşiktaşlı Wout Weghorst sahnede… 78’de oyuna giren yıldız oyuncu Berghuis’in sağ kanattan yaptığı ortaya ön direkte iyi bir kafa vuruşu yaptı ve fileleri sarstı. Portakallar farkı 1’e indirdi.

90+10. dakikada Weghorst, Weghorst, Weghorst… Beşiktaşlı yıldız yine sahnede.. Yay üzerinden kazanılan serbest vuruşta Koopmeiners pası ceza sahası içine verdi, Weghorst döndü vurdu, fileleri sarstı. Maç uzuyor!

Arjantin’in çeyrek final serüveni

Arjantin, Katar’daki serüvenine Suudi Arabistan yenilgisiyle başlamıştı. Herkesi şoke eden o yenilgi sonrası 2-0’lık Meksika ve Polonya galibiyetleri geldi; C Grubu’nu 6 puanla lider bitirdiler.

Son 16’da rakip Avustralya’ydı. Herkes kolay bir galibiyet bekliyordu. 35’te Lionel Messi sahneye çıktı. 57’de Julian Alvarez rakip kalecinin hatasını değerlendirip 2-0 yaptı.

O andan itibaren Avustralya risk alınca Tangocular birçok pozisyon buldu ama değerlendiremedi; 77’de 2-1’i bulan Socceroos 90+7’de Garang Kuol’la 2-2’yi bulup maçı da uzatabilirdi ama başaramadı.

Hollanda’nın çeyrek final yolu

Dünya Kupası macerasına A Grubu’nda 2-0’lık Senagal galibiyetiyle başlayan Hollanda, Ekvador beraberliğinin ardından ev sahibi Katar’ı mağlup ederek 7 puanla grubu lider bitirdi. Son 16 turunda B Grubu’nun ikincisi ABD’yi 3-1’le geçen Hollanda, çeyrek finale adını yazdırmıştı.

Paylaşın

Vladimir Putin: Ortaklarımız Geçmişte Rusya’ya İhanet Etti

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te düzenlediği basın toplantısında yaptığı konuşmada, ülkesinin gelecekte Ukrayna’yla ilgili anlaşmalara varabileceğini, ancak Minsk anlaşmalarının bozulmasının Rusya’nın ihanete uğradığını hissetmesine yol açtığını söyledi.

Rusya Devlet Başkanı Putin, Ukrayna ve Ukrayna’nın doğusundaki Rusya destekli ayrılıkçılar arasında 2014 ve 2015 yıllarında, Belarus’un başkenti Minsk’te ateşkes anlaşmalarına varılması için aracılık eden Almanya ve Fransa’nın, Rusya’yı ihanete uğrattığını ve şimdi Ukrayna’ya silah verdiklerini söyledi.

Almanya eski Başbakanı Angela Merkel, Çarşamba günü Alman Zeit gazetesinde yayımlanan röportajında, Minsk anlaşmalarının “Ukraynalılar’a savunmalarını inşa etmek için zaman kazandırma” girişimi olduğunu dile getirdi.

Vladimir Putin, Merkel’in ifadelerinin kendisini “hayal kırıklığına uğrattığını” söyledi.

“Batı’nın ‘aptalca’ tavan fiyat uygulaması nedeniyle petrol üretimini azaltabiliriz”

Rusya Cumhurbaşkanı Putin, dünyanın en büyük enerji ihracatçısı olan ülkesinin, Batı’nın Rus petrolüne yönelik “aptalca” tavan fiyat uygulaması nedeniyle, petrol üretimini azaltabileceklerini söyledi. Putin, bu uygulamayı benimseyen ülkelere de petrol satmayı reddedeceklerini kaydetti.

G7 ülkeleri, Avrupa Birliği ve Avustralya, geçen hafta, Rus ham petrolüne varil başına 60 dolar tavan fiyat uygulama konusunda anlaşmıştı.

Putin, “Böyle kararlar veren ülkelere petrol satmayacağımızı zaten daha önce söylemiştim. Eğer gerekirse belki üretimi azaltmayı da düşüneceğiz” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Putin, “Bu konuyu düşünüyoruz, henüz bir çözüm yok. Rusya önümüzdeki birkaç gün içinde somut adımların yer alacağı bildiriyi açıklayacak” dedi.

İkinci Dünya Savaşı’nı izleyen on yıllarda, Sovyet jeologların Sibirya’nın bataklıklarında petrol ve doğalgaz bulmasıyla birlikte Avrupa’ya enerji ihracatı, Rusya’nın döviz kazancının başlıca kaynağı haline gelmişti.

Batı’nın Rusya’nın mali durumunu zora sokma girişimlerini önemsemeyen Putin, varil başına 60 dolarlık tavan fiyatın, Rusya’nın petrolünü sattığı seviyeye denk düştüğünü söyledi.

Reuters verilerine göre, Ural petrolünün fiyatı bugün varil başına 53 dolardı.

Putin, Batı’nın tavan fiyat dayatmasının petrol sektörünün küresel çaplı çöküşüne ve fiyatlarda felaket boyutlarında artışa sebep olacağı uyarısı yaptı.

“Bu durum, sektörün çöküşüne yol açacak çünkü tüketici her zaman düşük fiyat talep edecek. Sektör zaten yeterli yatırıma, fona sahip değil. Eğer sadece tüketicileri dinlersek o zaman yatırım sıfıra inecek. Bu da bir aşamada fiyatların felaket seviyede yükselmesine ve küresel enerji sektörünün çöküşüne neden olacak. Bu aptalca, kötü planlanmış bir öneri” şeklinde konuştu.

“Rusya’ya nükleer saldırı yapacak ülkeyi yerle bir ederiz”

Bişkek’teki basın toplantısında başka konulara da değinen Putin, Rusya’ya nükleer saldırı düzenleme cüretinde bulunmaya kalkacak her ülkenin dünya üzerinden silineceğini söyledi. Amerika’nın aksine Rusya’nın önleyici bir nükleer saldırı düzenlemek gibi bir niyeti olmadığını dile getiren Putin, ellerindeki gelişmiş hipersonik silahların, herhangi bir saldırıya uğrama durumunda şiddetle yanıt vermelerini sağlayacağını belirtti.

Rusya lideri, Moskova’nın son aylarda Ukrayna’da savaşmak için seferber ettiği ve silah altına aldığı 300 bin askere, kıyafet ve askeri teçhizat tedarik etmede sorunlar çıktığını kabul etti, ancak durumun iyileşmeye başladığını söyledi. Putin ayrıca Ukrayna’daki Rus asker sayısını arttırmak için yeni bir seferberliğe ihtiyaç olmadığının altını çizdi.

Rusya’nın tarım ürünleri ihracatının önünde hala bazı sorunlar olduğunu kaydeden Putin, Rus gübresinin Avrupa’daki limanlarda beklemeye devam ettiğini belirtti.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Dünya Kupası: Brezilya’yı Deviren Hırvatistan Yarı Finalde

Katar’ın ev sahipliğini yaptığı FIFA 2022 Dünya Kupası çeyrek final maçında Brezilya ile Hırvatistan, Education City Stadyumu’nda karşı karşı geldi. Hakem Michael Oliver’ın yönettiği karşılaşmanın 90 dakikalık normal süresi 0-0 eşitlikle sona erdi.

Haber Merkezi / Hırvatistan, uzatma bölümü 1-1 tamamlanan çeyrek final maçında Brezilya’ya penaltılarda 4-2 üstünlük kurarak yarı finale yükseldi.

Karşılaşmanın 105+1. dakikasında takımını öne geçiren Neymar, Brezilya milli takım formasıyla 77. golüne ulaşarak, 77 golü bulunan Brezilya efsanesi Pele’nin rekorunu da egale etmiş oldu.

Karşılaşmadan dakikalar

5. dakkada sol çaprazda kontrol ettiği top sonrası kaleye yönelen Vinicius’un sert şutunda top Livakovic’te kaldı. 13. dakkada boş alanı iyi değerlendiren Juranovic, sürdüğü topu boş durumdaki Pasalic’e aktardı. Pasalic’in ceza sahasına yaptığı ortaya hareketlenen Perisic’in dokunduğu top auta çıktı.

20. dakkada sol kulvarı etkili kullanan Vinicius, Richarlison’la yaptığı duvar pası sonrası kaleye yakın mesafeden şutunu attı, Gvardiol’dan seken top sonrası Brezilya atağı devam etti. Neymar’ın şutunda kaleci Livakovic, rahat bir şekilde topun kontrolünü sağladı.

47. dakikada Militao’nun ceza sahası içinin sağından kale alanına çevirdiği topa Gvardiol’un ters vuruşunda kaleci Livakovic gole izin vermedi. 54. dakkada Richarlison harika döndü, rakibinden şık sıyrıldı, derin topu yolladı, Neymar ceza alanı sol çaprazından vurdu ancak kaleci Livakovic’i geçemedi.

66. dakkada Neymar’ın sol kanattan içeri çevirdiği topa koşu yapan Paqueta, Hırvatistan savunmasının hatasıyla kaleye çok yakın mesafede topla buluştu. Yıldız oyuncunun vuruşunda kalesinde devleşen Livakovic, topun son anda kurtardı.

85. dakkada Hırvatistan kalesine yüklenen Brezilya, tehlikeli geldi. Oluşan karambol sonrası ceza sahasında Militao’nun şutunda top auta çıktı. 98. dakkada Rodrygo’nun sol kanattan yaptığı ortada top kaleye yöneldi, meşin yuvarlak direğin yanından auta çıktı.

103. dakkada Brezilya savunmasından muhteşem bir çalımla sıyrılan Petkovic, boş durumdaki Brozovic’e pasını aktardı. Yıldız orta sahanın gelişine yaptığı vuruşta farklı şekilde üstten auta çıktı.

105+1. dakkada Rodrygo ve Paqueta ile yaptığı duvar pasları sonrası ceza sahasına giren Neymar, Modric’ten önce kaptığı topla Livakovic’i geçti, sağ çaprazdan attığı şutla ağları sarstı. Brezilya ile 77. kez gol sevinci yaşayan Neymar, Pele’ye ait olan milli forma ile en çok gol atan oyuncu rekorunu egale etti.

117. dakkada Hırvatistan eşitliği yakaladı. Orsic’in sol kanattan çevirdiği topa ceza sahasında düzgün bir vuruş yapan Petkovic’in şutunda Marquinhos’tan seken top ağlarla buluştu.

120+1. dakkada Brezilya’nın kazandığı serbest vuruşta ceza sahasına yapılan ortada top Casemiro’nun önünde kaldı. Tecrübeli orta sahanın yakın mesafeden attığı şutta Livakovic gole izin vermedi.

Stat: Education City

Hakemler: Michael Oliver, Stuart Burt, Gary Beswick (İngiltere)

Hırvatistan: Livakovic, Juranovic, Lovren, Gvardiol, Sosa (Dk. 110 Budimir), Brozovic (Dk. 114 Orsic), Modric, Kovacic (Dk. 106 Majer), Pasalic (Dk. 72 Vlasic), Perisic, Kramaric (Dk. 72 Petkovic)

Brezilya: Alisson, Militao (Dk. 106 Alex Sandro), Marquinhos, Thiago Silva, Danilo, Paqueta (Dk. 106 Fred), Casemiro, Raphinha (Dk. 56 Antony), Neymar, Vinicius Junior (Dk. 64 Rodrygo), Richarlison (Dk. 84 Pedro)

Goller: Dk. 105+1 Neymar (Brezilya), Dk. 117 Petkovic (Hırvatistan)

Paylaşın

“İktidarın Kafasındaki Seçim Tarihi Net: 14 Mayıs” İddiası

Türkiye hızlı bir şekilde seçime giderken, gazeteci Fatih Altaylı, “İktidarın kafasındaki seçim tarihi net. Seçimi mutlaka ve mutlaka 14 Mayıs günü yapmak istiyorlar. Bunun simgesel önemini vurguluyorlar sürekli olarak” dedi.

Habertürk yazarı Fatih Altaylı, AK Parti kulislerinden edindiği bilgileri aktardığı bugünkü yazısında, seçim tarihinin iktidar partisi için ‘net’ olduğunu söyledi. Altaylı, görüştüğü kişilerin Demokrat Parti’nin iktidara geldiği günü seçim günü yapmak istediklerini kaydetti.

Altılı Masa’nın cumhurbaşkanı adayına dair, “Bir an önce karşılarında kimin olacağını görmek istiyorlar” diyen Altaylı’nın yazısının ilgili kısmı şu şekilde:

“İktidar kulislerinde gezindim biraz.

Epey bir şey öğrendim.

Mesela iktidarın kafasındaki seçim tarihi net.

Seçimi mutlaka ve mutlaka 14 Mayıs günü yapmak istiyorlar.

Bunun simgesel önemini vurguluyorlar sürekli olarak.

“O gün Demokrat Parti 27 yıllık tek parti iktidarını sona erdirdi. O gün önemli bir gün.”

Bunu söyleyen AK Partiliye ‘Ya o gün uzun süreli iktidarlara yaramayan bir gün ise. Ya o gün muhalefet de 21 yıllık bir iktidara son vereceğiz derse’ deyince ‘Ne alakası var’ diyor ama biraz bozuluyorlar.

Ama bana göre 21 yıldır Türkiye’de de hemen hemen bir tek parti iktidarı var gibi.

Bu tarih AK Parti’nin kafasında netleşmiş.

‘Ya muhalefet kabul etmezse. Ya zamanında derse. Ya daha erken isterse’ diye soruyorum.

‘Demezler’ diyen kesin bir tavır görüyorum.

Muhalefetin hala bir aday açıklamamış olmasından ise rahatsızlar.

Bir an önce karşılarında kimin olacağını görmek istiyorlar.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Bilim İnsanları Şaşkına Döndü: Güneş Sistemi’ni Bir Parıltı Sardı

Güneş Sistemi’nin etrafını belli belirsiz bir parıltının sarması karşısında şaşkına dönen bilim insanları ışığın tam olarak nereden geldiğini henüz bulabilmiş değil. Bilim insanları, parıltının güneş sistemimizdeki bilinmeyen bir yapıdan kaynaklanabileceğini tahmin ediyor. 

Bu yapı, güneş sistemine düşen kuyruklu yıldızlardan oluşan ve güneş ışığını yansıtan bir toz küresi olabilir. Ancak bu toz kabuğu varsayımsal kalmaya devam ediyor ve eğer gerçekse, o zaman güneş sisteminin mimarisine ilişkin anlayışımızı değiştirecek.

Güneş sistemimizi “belli belirsiz bir parıltının” sardığını söyleyen bilim insanları bunun nereden geldiğinden emin değil.

Independent Türkçe‘nin aktardığına göre, bilim insanları, beklenen ışık kaynakları çıkarıldığında bile loş parıltının devam ettiğini söylüyor. Yeni bir çalışmada yıldızlar ve galaksiler gibi bilinen kaynaklardan gelen ışığı çıkaran araştırmacılar, bir şeyin kaldığını buldu.

Işık miktarı çok az: tüm gökyüzüne yayılmış 10 ateşböceğine eşdeğer. Fakat yine de bu parıltı karşısında şaşkına dönen bilim insanları ışığın tam olarak nereden geldiğini henüz bulabilmiş değil.

Bu keşif, bilim insanlarının NASA’nın Hubble Uzay Teleskobu’ndan alınan 200 bin görüntüyü kullanmasıyla yapıldı. Araştırmacılar daha sonra beklenen tüm ışığı kaldırarak herhangi bir arka plan parıltısı olup olmadığına baktı.

Bilim insanları, parıltının güneş sistemimizdeki bilinmeyen bir yapıdan kaynaklanabileceğini tahmin ediyor. Bu yapı, güneş sistemine düşen kuyruklu yıldızlardan oluşan ve güneş ışığını yansıtan bir toz küresi olabilir.

Ancak bu toz kabuğu varsayımsal kalmaya devam ediyor ve eğer gerçekse, o zaman güneş sisteminin mimarisine ilişkin anlayışımızı değiştirecek.

2021’de New Horizons (Yeni Ufuklar) uzay aracı da güneş sisteminde az miktarda arka plan ışığı olduğunu bulmuştu. Bu ışık da hâlâ açıklanabilmiş değil ve önerilen olası açıklamalar arasında bir dizi gizli uzak galaksiden, çürüyen karanlık maddeye kadar her şey yer alıyor.

Ancak New Horizons’ın tespit ettiği ışık, Hubble görüntülerinde bulunandan daha az yoğundu. Bunun nedeni New Horizons’ın daha uzakta, Güneş’ten yaklaşık 6,5 ila 8 milyar kilometre uzakta olması olabilir.

Bu da araştırmacıları ışığın yakınımızdan, güneş sistemimizin içinden geldiğine inanmaya itiyor. Bu iki bulgu birlikte ele alındığında, güneş sisteminin daha önce ölçülmemiş bazı elementler içerebileceğini düşündürüyor.

Bulgular, The Astronomical Journal ve The Astrophysical Journal Letters adlı bilimsel dergilerde yayımlanan yeni makalelerde rapor edildi.

Paylaşın

Dünya Sağlık Örgütü’nden ‘Antibiyotik Direnci’ Uyarısı

İlaçların belirli bir dozda oluşturduğu etkinin aynı dozda tekrarlayan kullanımlarından sonra azalması veya aynı etkiyi oluşturmak için daha yüksek dozda kullanılmalarının gerekliliği, ilaç etkisine karşı direnç gelişimi antibiyotik direnci, olarak tanımlanmaktadır.

Antibiyotiklerin yanlış ya da fazla kullanımının sonuçları Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından açıklanan raporla gözler önüne serildi. Koronavirüs salgınının ilk yılı olan 2020’de 87 ülkeden toplanan veriler, kan dolaşımı enfeksiyonlarına neden olan bakterilerde ilaç direncine karşı artış olduğunu ortaya koydu.

Antibiyotiklerin aşırı ve/veya yanlış kullanımı mikropların birçok tedaviye karşı dirençli hale gelmesine neden olurken, bu duruma alternatif tedavi yöntemlerinin azlığı ise endişeye neden oluyor.

DSÖ uzmanı Catharina van Weezenbeek, “Antibiyotik direnci, hem halk sağlığı hem de dünya ekonomisi için küresel bir tehdittir” ifadelerini kullandı. Raporda hastanelerde hayati tehlike yaratan kan dolaşımı hastalıklarına neden olan bakterilerde yüzde 50’nin üzerinde oranlarda direnç tespit edildiği ve bu tür hastalıkların da “son çare” olarak antibiyotikle tedavi edildiği belirtildi.

Antibiyotik direnci en fazla ölüme neden oluyor

Bu yıl yayımlanan başka bir araştırma 2019 yılında antibiyotik direnci nedeniyle 1,2 milyon kişinin bakteriyel enfeksiyonlar nedeniyle yaşamını yitirdiğini ortaya koydu. Avrupa’da her yıl 35 bin kişinin antibiyotik direnci nedeniyle yaşamını yitirdiği belirtilirken, Almanya’da bu rakamın yılda 2 bin 500 civarında olduğu belirtiliyor. Buna göre antibiyotik direnci dünya genelinde HIV/AIDS ve sıtmadan daha fazla ölüme sebep oluyor.

Antibiyotiklerin dizginlenemeyen kullanımının sınırlandırılması için ortak bir çaba olsa da antibiyotikler konusunda yeni araştırmaların hızı hala çok düşük.

Bir antibiyotiği onaylatmak için harcanan çaba, maliyet ve zaman; sınırlı yatırım getirisi ve ilaca karşı direnç oluşmaması için mümkün olduğunca az kullanılmak üzere tasarlanması nedeniyle ilaç üreticileri için cazip değil.

Sonuç olarak antibiyotik üretiminin aslan payı birkaç küçük biyofarmakoloji laboratuvarında yapılıyor. 1980’li yıllarda 20 olan antibiyotik üreten büyük ilaç şirketi sayısı bugün çok azaldı.

DSÖ raporunun yazarları bu dönemde antibiyotik direncindeki artışın arkasındaki nedenleri tespit etmek ve pandemi sırasında antibiyotiklerin aşırı kullanımıyla ne ölçüde bağlantılı olduğunu ortaya çıkarmak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Antibiyotik direnci tanımı ve algısı

İlaçların belirli bir dozda oluşturduğu etkinin aynı dozda tekrarlayan kullanımlarından sonra azalması veya aynı etkiyi oluşturmak için daha yüksek dozda kullanılmalarının gerekliliği, ilaç etkisine karşı direnç gelişimi olarak tanımlanmaktadır. Aynı durum, etki mekanizması vücutta hastalık oluşturan patojenleri öldürmek veya baskılamak olan ilaçlar (antibiyotikler, antineoplastikler) için geçerli olduğunda, ilaca dirençli patojenlerden bahsedilir.

Bakterilerde antibiyotiklere karşı direnç gelişiminden sorumlu olan genler spontan ya da indüklenen mutasyonlarla veya direnç genlerinin başka bakterilerden transfer edilmesiyle kazanılmaktadır. Antibiyotiklere maruziyet durumunda bu direnç genleri, bu genleri taşıyan bakterilerin hayatta kalma şansları daha fazla olduğu için, doğal olarak seçilmekte ve bu genleri taşıyan bakterilerin ekosistemde kapladığı yer artmaktadır.

Antibiyotiklere karşı direnç gelişimi, antibiyotiklerin keşif sürecinin ilk zamanlarından itibaren bilinmektedir. Zira penisilini keşfeden Alexander Fleming, 1945 yılında Nobel ödülünü alırken yaptığı konuşmasında, laboratuvar ortamında mikroorganizmaların kendilerini öldürmeye yetmeyen dozlarda penisiline belirli bir süre maruz kalmaları durumunda penisilin direnci kazanacaklarını ve aynı durumun vücutta da geçerli olduğunu söylemiştir.

Doğada antibiyotik direnç genlerinin varlığının kökeninin incelenmesine yönelik çalışmalar bu genlerin ve dolayısıyla bakterilerde gözlenen antibiyotik direncinin insanların tedavi amaçlı olarak antibiyotikleri kullanmaya başlamalarından çok daha önce de var olan doğal bir fenomen olduğunu göstermektedir. Doğada antibiyotik varlığının antibiyotiklerin keşfinden çok daha önce de mevcut olduğu düşünüldüğünde bunun beklenilen bir durum olduğu kabul edilebilir.

Günümüzde antibiyotik direnç mekanizmaları bakterilerin evrimsel sürecinin bir parçası olarak kabul edilmektedir. Buna göre, antibiyotik direncinin hep var olduğu gibi her zaman da var olacağı ve etkisine direnç olmayan bir antibiyotiğin olmadığı ve olmayacağı öngörülmekte ve antibiyotik direnciyle mücadele planının bu varsayım üzerinden gerçekleştirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Ayrıca, klinik açıdan önem taşıyan direnç mekanizmaları ve dirençli bakteri türlerinin zaman içinde değişiklik gösterebileceği düşünülmektedir. Bu nedenler, belirli aralıklarla yeni antibiyotiklerin üretilmesinin; bu antibiyotiklerin belirli direnç mekanizmalarına spesifik olmalarının ve kullanımlarının bu durumlarla sınırlı olmasının gerektiğini düşündürmektedir.

Son yıllarda yapılan çalışmalar belirli bir bakterideki çoklu ilaç direncinin yanısıra, tüm bakterilerdeki direnç faktörlerinin toplamından oluşan ve “rezistom” adı verilen direnç havuzu kavramına yer vermektedir. Bu havuzdaki bakteriler sadece patojen bakterileri değil patojen olmayan bakterileri de kapsamaktadır.

Bu yaklaşım değişikliğinin altında yatan sebep, bakterilerin direnç genlerini horizontal olarak farklı bakteri türlerine aktarabilmeleridir. Rezistomun daha iyi anlaşılmasının, sadece içinde bulunulan zamanda klinik açıdan önem taşıyan direnç mekanizmalarına yönelik değil, gelecekte önem kazanabilecek yeni direnç mekanizmaları hakkında da fikir sağlayarak yeni ilaçların keşif sürecinde önemli faydalar sağlayabileceği umut edilmektedir.

Paylaşın

2022 Yılında 67 Gazeteci Görevi Başında Öldürüldü

2022 yılı içerisinde 67 gazeteci ve medya çalışanı görevini yaparken yaşamını yitirdiği duyuruldu. Bu rakam gecen yıl 47 olarak tespit edilmişti. Geçen yıldan beri yüzde 43’lük bir artış yaşandı. Çoğunluğu Türkiye, Myanmar ve Çin’de olmak üzere 375 gazetecinin de cezaevinde olduğu bildirildi.

En fazla gazeteci Ukrayna savaşında görev yaparken yaşamını yitirirken, 12 gazetecinin öldüğü ülke gazeteci ölümlerinde birinci sırada yer aldı. Ölümler daha çok savaşın ilk haftalarında gerçekleşti, ancak basın çalışanları çatışmalar nedeniyle hala risk altında.

Brüksel merkezli Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) tarafından yayımlanan yeni bir rapora göre bu yıl 67 gazeteci ve medya çalışanı görevini yaparken yaşamını yitirdi. Bu rakam gecen yıl 47 olarak tespit edilmişti. Geçen yıldan beri yüzde 43’lük bir artış yaşandı.

Türkiye hapisteki gazeteci sayısında üçüncü sırada

Federasyon, çoğunluğu Türkiye, Myanmar ve  Çin’de olmak üzere 375 gazetecinin de cezaevinde olduğunu belirtti. Çin’de 84, Myanmar’da 64, Türkiye’de 51 gazetecinin hapiste olduğu kaydedildi. Geçen yıl hapisteki toplam gazeteci sayısı 365 düzeyindeydi.

Görevi başında öldürülen medya çalışanlarının sayısındaki artış nedeniyle örgüt hükümetleri gazetecileri ve özgür basını korumak için somut adımlar atmaya çağırdı.

IFJ Genel Sekreteri Anthony Bellanger yaptığı yazılı açıklamada “Harekete geçilmemesi özgür enformasyon akışını baskı altına almaya çalışan ve liderlerinden hesap soranları zayıflatmak isteyenleri cesaretlendirecektir” dedi.

En fazla gazeteci Ukrayna savaşında görev yaparken yaşamını yitirirken, 12 gazetecinin öldüğü ülke gazeteci ölümlerinde birinci sırada yer aldı. Ölümler daha çok savaşın ilk haftalarında gerçekleşti, ancak basın çalışanları çatışmalar nedeniyle hala risk altında.

IFJ: Meksika gazeteciler için en tehlikeli ülke

IFJ’ye göre Meksika’da suç örgütlerinin artan şiddet eylemleri ve Haiti’de kamu düzeninin bozulması da gazeteci ölümlerindeki artışta başta gelen nedenler arasında yer alıyor. Örgüt 2022’nin gazeteciler için Meksika’da “en ölümcül” yıllardan biri olduğunu belirtti. Meksika savaş bölgesi olmayıp da en fazla gazetecinin öldürüldüğü en tehlikeli ülke olarak görülüyor.

IFJ Pakistan’daki siyasi kriz esnasında bu yıl 5 gazetecinin öldüğünü kayıt altına alırken, Kolombiya ve Filipinlerde de gazetecileri tehlikeye karşı uyardı.

Ayrıca Al Jazeera muhabiri Şirin Abu Akıle’nin bir Filistin mülteci kampından bildirirken vurulmasını da kınadı. Al Jazeera bu hafta Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne Şirin’in ölümünün soruşturulması için resmen başvurdu.

Brüksel merkezli IFJ, dünyada 140’tan fazla ülkedeki sendikalar ve derneklere üye 600 bin medya çalışanını temsil ediyor. Rapor Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Günü arifesinde yayınlandı.

Paylaşın

AK Parti, Başörtüsü Teklifini Meclis’e Sundu

Başörtüsüne anayasal güvence” getiren ve ailenin yeniden tanımlandığı anayasa değişikliği teklifi Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Büyük Birlik Partisi (BBP) milletvekillerinin imzası ile Meclis’e sunuldu. Teklife Bağımsız Milletvekili Fatih Mehmet Şeker de imza verdi.

Haber Merkezi / AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, konuya ilişkin Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, “Teklifimizde; başörtülülerin de başı açıkların da hakkını savunuyoruz. Kısaca kadınların özgürlüğünü savunuyoruz” dedi.

Özlem Zengin, açıklamasının devamında, “Diğer konu da aile müessesine dair. Bizim anayasamızda aile toplumun temeli olarak görüşmüştür. Eğer bir toplumu tahrip etmek istiyorsanız, önce aileden başlamanız gerekir. Biz anayasamıza evlilik birliğinin bir kadın ve bir erkek arasında olan hukuki bir birliktelik olduğunu koyuyoruz”  ifadelerini kullandı.

Teklifte neler var?

Toplam 3 maddelik teklifin birinci maddesi ile anayasanın 24. Maddesine bazı fıkralar ekleniyor. Bu kapsamda eklenecek fıkralardan biri “Temel hak ve hürriyetlerin kullanılması ile kamu veya özel kesim tarafından sunulan mal ve hizmetlerden yararlanılması, hiçbir kadının başının açık veya örtülü olması şartına bağlanamaz” hükmü.

Teklifin aile düzenlemesi ile ilgili ikinci maddesinin gerekçesinde ise aile kurumunun “sapkınlıklara” karşı korunmasının önemine dikkat çekilerek, anayasanın 41. Maddesi “evlilik birliği ancak kadın ve erkeğin evlenmesiyle kurulabilir” şeklinde değiştiriliyor.

Bundan sonra süreç nasıl ilerleyecek?

AK Parti’nin teklifini sunmasının ardından daha önce bir kez yaptığı gibi destek için muhalefet partilerinin kapısını çalması bekleniyor.

Çünkü AK Parti ile MHP’nin TBMM’de anayasa değişikliği teklifini geçirebilecek sandalye çoğunluğu bulunmuyor.

Cumhur İttifakı’nın oy kullanamayan TBMM Başkanı Mustafa Şentop haricinde toplam 334 sandalyesi bulunuyor. Referanduma gidilebilmesi için 360 milletvekili gerekiyor ve bu sayıya ulaşmak için muhalefetten herhangi bir partinin teklife “evet” demesi ya da AK Parti’nin en az 26 milletvekili bulması gerekiyor. AK Parti ile MHP’nin 400 milletvekilini bulabilmesi durumunda ise referanduma gerek kalmadan anayasa değişikliği geçebiliyor.

Muhalefet partileri genel olarak birkaç aydır AK Parti’nin teklifini sunmasını beklediklerini ve teklifin içini görmeden yorum yapmanın doğru olmadığını söylerken, teklifin içine aile düzenlemesiyle eşcinsel evliliklerin önlenmesiyle ilgili maddenin konulmasını ise doğru bulmuyor. Ancak İYİ Parti ve HDP gibi partiler net tutum belirlemek için önce teklifin sunulmasını beklemek gerektiği yönde açıklamalar yapmışlardı.

Başörtüsü konusunda ilk yasa teklifini veren CHP ise temel hakların referandum konusu yapılmaması gerektiğini belirtirken, aynı zamanda “yeni anayasa, yeni parlamentonun işi olmalı” diyerek iktidara destek olmayacağını belirtiyor.

Teklifle ilgili takvimi biraz da muhalefet partileri ile yapılacak görüşmeler ışığında AKP’nin takip edeceği strateji belirleyecek.

Seçimde üçüncü sandık mı konulacak?

Peki anayasa değişikliği ile seçim takvimi neden bağlantılı görülüyor?

Çünkü Ankara kulislerinde anayasa değişikliği teklifine aslında Türkiye’de yasal olarak mümkün olmayan eşcinsel evliliklerin önünü kesen düzenlemenin konulmasının muhalefet partilerine seçim için kurulan bir tuzak olduğunu düşünenler de var.

İktidarın genel seçimde cumhurbaşkanı ve milletvekili seçim sandıklarının yanına üçüncü bir sandık koyarak gerek başörtüsü düzenlemesinin olumlu gerekse toplumda eşcinsellikle ilgili olumsuz eğilimin ivmesiyle sonuç almayı planladığı yorumları yapılıyordu. AK Parti’nin teklifini sunmayı bu nedenle seçim takvimine uygun şekilde geciktirdiği belirtiliyordu.

Teklifin AK Parti’nin planları değişmezse Ocak sonunda komisyona Şubat ayında ise Genel Kurul’a gelmesi bekleniyor.

Tartışma nasıl başladı?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 3 Ekim’de bir video tweet yayımlayarak başörtüsü tartışmalarını ortadan kaldırmak için yasa teklifi vereceklerini açıklamıştı.

Teklif, 4 Ekim’de TBMM Başkanlığı’na sunulmuştu.

İkisi yürürlük ve yürütme maddesi olmak üzere toplam 3 maddelik kanun teklifinin birinci maddesinde şu hüküm yer almıştı:

“Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile üst kuruluşlarına bağlı olarak bir mesleği icra eden kadınlar, yürüttükleri mesleğin icrası kapsamında giyilmesi gerekli cübbe, önlük, üniforma vb. dışında kıyafet giymek ya da giymemek gibi temel hak ve özgürlükleri ihlal edecek biçimde herhangi bir zorlamaya tabi tutulamaz.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 5 Ekim’de partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada “Gelin başörtüsü konusunda çözümü yasa değil Anayasa düzeyinde sağlayalım” demişti.

Paylaşın

CHP’nin Asgari Ücret Önerisi Belli Oldu: 10 Bin 128 TL

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, partisinin asgari ücret talebini 10 bin 128 lira olarak açıkladı. 7 Aralık’ta başlayan asgari ücret görüşmelerinin ikincisi 14 Aralık’ta olacak.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba partisinin asgari ücret talebini açıkladı. Ağbaba, partisinin 2023 asgari ücret talebini 10 bin 128 TL olarak açıkladı.

Ağbaba, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’in asgari ücretin ortalama ücrete dönüştüğünü inkar ettiğini, asgari ücretle çalışanların oranını yüzde 38 olarak açıkladığını söyledi.

Ağbaba “Merkez Bankası’nın araştırmalarına göre Türkiye’de asgari ücret ve asgari ücret civarında çalışanların oranı yüzde 50. Bizi kıskanan Avrupa ülkelerinde asgari ücretle çalışanların ortalaması yüzde 9. Merkez Bankası’nın araştırmalarından açığa çıkan sonuç Türkiye, AKP iktidarı eliyle bir asgari ücret toplumuna dönüştürülmüştür” diye konuştu.

Asgari ücretin resmi enflasyon verilerine göre belirlendiğini hatırlatan Ağbaba, “Asgari ücret adı üstünde minimum ücrettir. Asgari ücret açlık ve yoksulluk ücreti değildir. Ülkenin ekonomik olarak büyüdüğünü iddia edenler, asgari ücretliyi bu büyümeden dışlayamazlar. İktidar asgari ücreti asla ve asla lütuf gibi sunamaz. Lütuf diye sundukları şey, açlık ve sefalet ücretidir” diyerek devam etti.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun etkisizleştirildiğini savunan Ağbaba, ayrıca “Asgari ücret belirlenirken resmi enflasyon dışında büyüme oranları göz önüne alınmalı, ekonomik büyümeden asgari ücretliye pay verilmelidir” dedi.

CHP’nin yanı sıra diğer siyasi partiler de asgari ücret taleplerini kamuoyuna açıklamıştı. HDP’nin asgari ücret önerisi 12 bin 500 lira olarak açıklanırken İYİ Parti ise asgari ücretin 9 bin 600 TL olması gerektiğini belirtmişti.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu ikinci toplantısını 14 Aralık’ta yapacak. Türk-iş asgari ücret pazarlığına 7 bin 785 TL’den başlayacağını belirtmişti. Bu rakam sendikalar tarafından eleştirilmişti.

Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, “Asgari ücret için pazarlık 7 bin 785 lira açlık sınırından başlayacak. İşçinin memnun olmadığı bir rakamın altına imza atmayız” demişti.

Türk-İş’e göre Kasım ayında dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 25 bin 365 TL oldu. Aynı ay için açlık sınırı ise 7 bin 785 lira olarak hesaplandı.

DİSK, asgari ücretin en az 13 bin 200 lira olması gerektiğini belirtirken, Türk-İş de pazarlığı 7 bin 785 liradan açacaklarını açıkladı.

Asgari ücret nasıl belirleniyor?

Asgari ücreti, yasa gereği 5’er işçi, işveren ve hükümet temsilcisi olmak üzere 15 kişiden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu belirliyor.

Bakanlığın belirlediği üyelerden birinin başkanlık ettiği komisyon, en az 10 üyenin katılımıyla toplanıp, oy çokluğuyla karar veriyor. Oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu tarafın çoğunluğu sağladığı kabul ediliyor.

Şu an için brüt 6 bin 471 TL, net 5 bin 500,35 TL

Paylaşın