Davutoğlu: Biz Bir Yönetim Değil, Yönetişim Sistemi Kuruyoruz

Altılı Masa’nın çalışmalarına ilişkin değerlendirmede bulunan Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu, “Biz bir yönetim değil, yönetişim sistemi kuruyoruz. Kişilere değil, ilkelere bağlı. Üzerinde mutabık kalacağımız aday bunları kabul etmeli; etmezse tek başına seçime girebilir tabi. Ama bizim desteğimizle ve bizim adayımız olarak girecekse bir yıldır oluşturulan bu temel metinler ve oluşan zeminde mutabık kalmamız lazım” dedi ve ekledi:

“Bu vesayet değil. Göstereceğimiz Cumhurbaşkanı adayının Erdoğan’ın kullandığı yetkileri aynı yöntemle kullanmasını kimse beklememeli. Ortak vicdan ve ortak akılla yürütmemiz gereken bu geçiş sürecinin yönetimini tek kişiye bırakamayız.”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Yetkin Report’un sorularını yanıtladı. Davutoğlu, aday tartışmalarına ilişkin olarak, “Biz daha 12 Şubat’taki ilk toplantımızda adayımızı seçim tarihinin ilanı ile duyuracağımızı ifade ettik. Dolayısıyla kendi zamanlamamızda bir gecikme söz konusu değil” değerlendirmesini yaptı.

Davutoğlu “Altılı Masa Anayasa değişikliği önerisini de ilan etti ama çalışmaları aday ismine kilitlendi. Bir yandan hükümetin seçimi öne alacağı tartışması var. Çalışmalarınızın yavaş gittiği eleştirilerine ne diyorsunuz?” sorusuna şöyle yanıt verdi:

“Bu eleştirilerin doğru olduğu kanaatinde değilim. Burada önemli olan sürecin ritmini iyi tutabilmek. Biz kendi zamanlamamızı yaparız, iktidarın zaman dayatması tuzağına asla düşmeyiz. Önemli olan zamanın kontrolünün elimizde olması; o da elimizde. Biz daha 12 Şubat’taki ilk toplantımızda adayımızı seçim tarihinin ilanı ile duyuracağımızı ifade ettik. Dolayısıyla kendi zamanlamamızda bir gecikme söz konusu değil

İktidar şimdiden, seçim kararı aldırmadan bize aday açıklatmak istiyor. Aday etrafında tartışma çıkacak, Altılı Masa dağılacak; beklenti bu. Açık söyleyeyim, çok beklerler. 6 lider olarak basiretle ve dirayetle hareket etmeye kararlıyız.

Biz neden iktidarın zamanlama baskısıyla hareket edelim ki? Seçim kararı alsın, sonrasında adayımızı ilan edelim.

“Bakın, AK Parti ve MHP’nin ürettiği tek bir metin yok. Bizim yönetimiz Erdoğan-Bahçeli gibi olmayacak. [Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip] Erdoğan’ın istediğini yapma, [MHP Genel Başkanı Devlet] Bahçeli’nin de ona ayar verme özgürlüğü var.

Biz bir yönetim değil, yönetişim sistemi kuruyoruz. Kişilere değil, ilkelere bağlı. Üzerinde mutabık kalacağımız aday bunları kabul etmeli; etmezse tek başına seçime girebilir tabi. Ama bizim desteğimizle ve bizim adayımız olarak girecekse bir yıldır oluşturulan bu temel metinler ve oluşan zeminde mutabık kalmamız lazım.

Bu vesayet değil. Göstereceğimiz Cumhurbaşkanı adayının Erdoğan’ın kullandığı yetkileri aynı yöntemle kullanmasını kimse beklememeli. Ortak vicdan ve ortak akılla yürütmemiz gereken bu geçiş sürecinin yönetimini tek kişiye bırakamayız.

“Cumhurbaşkanı bir 7’inci parti gibi de davranmayacak”

Mutabakatımız sadece Cumhurbaşkanı adayımızı değil, tek tek altı lideri de bağlayacak. Cumhurbaşkanı bir 7’inci parti gibi de davranmayacak; onunla birlikte oluşturduğumuz ortak aklımızın siyasi iradesi olacak.

Söyleşinin tamamını okumak için TIKLAYIN

Paylaşın

Şanlıurfa’daki Kabartma Arkeoloji Tarihine Geçti: Penisini Tutan Adam

Şanlıurfa’nın Karaköprü İlçesi’ndeki Sayburç Antik Kenti’nde yer alan 11 bin yıllık duvar kabartması, arkeolojik kayıtlardaki bilinen en eski anlatı sanatı örneklerinden biri olarak kayda geçti.

Sayburç’un avcı-toplayıcıların tarıma ve yerleşik yaşama geçtiği MÖ 9000’de kurulduğuna inanılıyor.

Duvar oymasında 5 figür tasvir ediliyor: İki insan, bir boğa ve iki leopar. İnsanlardan biri elinde bir yılan, diğeri ise kendi penisini tutuyor.

Bilimsel dergi Antiquity’s Project Gallery’de yayımlanan araştırmanın yazarı Eylem Özdoğan, “Bu kabartmayı yapan topluluğa dair çok az bilgimiz var” ifadelerini kullandı.

İstanbul Üniversitesi’nde arkeolog olan Özdoğan, Gizmodo’ya yaptığı açıklamada, sözlerini şöyle sürdürdü: Bu bölgede yaşayan topluluklar ortak bir kültürel ortamı paylaşıyor. Birbirleriyle kesinlikle iletişim kuruyor ve yenilikleri, sosyal ideolojiyi ve ortak bir kültürü paylaşıyor.

Bölgeden alınan örneklerin radyokarbon tarihlendirme çalışmaları sürüyor. Ancak araştırmacılar bu kabartmaların MÖ 9000 civarında yapıldığına inanıyor.

Zira kabartma, Şanlıurfa’daki Sayburç antik kentinde bulundu. Sayburç’un avcı-toplayıcıların tarıma ve yerleşik yaşama geçtiği MÖ 9000’de kurulduğuna inanılıyor.

1949’da Sayburç antik kentinin büyük bölümü yerleşime açıktı. Ancak geçen yıl başlayan kazılar, kentte Neolitik dönemden kalma bir yapıyı ortaya çıkarmıştı.

Kentin arkeolojik değeri anlaşıldığı için bazı modern yapıların yıkılması planlanıyor. Şimdiye dek tarihi yapının yalnızca yarısı gün yüzüne çıkarılabildi.

Yeni keşfedilen kabartmanın da arkeolojik kayıtlardaki en eski anlatı eserlerinden biri olduğu ifade ediliyor.

Endonezya’da 2021’de keşfedilen 44 bin yıllık domuz resmi, bilinen en eski figüratif sanat eseri olarak kayda geçmişti. Ancak bu eserde bir sahne tasviri yoktu.

2011’de de arkeologlar, üzerinde kuş ve insan tasvirlerinin olduğu 12 bin yıllık bir kaya keşfetmişti. 2019’da yazılan bir makalede bu eser, anlatı sanatı diye tanımlanmıştı. Ancak bazı arkeologlara göre bu çıkarım tartışmaya açık.

Özdoğan’a göre Sayburç’taki figürler, iki sahneyi tasvir ediyor. İlkinde bir insan ve boğa, diğerinde ise iki leoparın çevrelediği bir insanın hikayesi anlatılıyor. İki insan da erkek ama birinin penisi varken, diğerinin yok.

Yaklaşık 3,7 metrelik bir alanı kaplayan eserdeki figürlerin tehlikeli özelliklerinin de vurgulandığı göze çarpıyor.

Leoparların dişleri ve boğaların da boynuzlarının öne çıkarıldığı kabartmada tam olarak ne anlatılmak istendiği ise bilinmiyor.

Özdoğan, “Göbeklitepe ve Sayburç gibi bölgelerde eril bir dünya ve bunun yansımaları var” ifadelerini kullandı: Erkek yırtıcı hayvanlar, falluslar ve erkek tasvirleri, bir anlatı oluşturmak üzere bir araya gelmiş.

Alman Arkeoloji Enstitüsü’nde Neolitik dönem üzerine çalışan arkeolog Jens Notroff, Livescience’a yaptığı açıklamada Sayburç’taki kabartmayı yorumladı.

Eserin bir çeşit erkeklik anlatısı olduğu fikrine katılan Notroff, şöyl ekledi: Neolitik avcılar bu eserin mesajını kolayca anlamıştır. Ancak biz gerçek anlatıyı henüz anlamış değiliz.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Dünya Dillerindeki Küfürlerin Bir Ortak Noktası Daha Bulundu

Küfür veya sövgü, hoş olmayan, kırıcı, incitici ve görgüsüz, mahalle ağzının kullandığı sözlerdir. Bir küfür ifadesinin içinde ne var? Muhtemelen dünyanın en iğrenç kelimeleri, genellikle kaba ya da tabu bir kavramı ifade eder.

Ancak dünya dillerindeki küfürlerin başka bir ortak noktası daha bulunuyor. Tamamında belki ninnilerde duyulması daha muhtemel olan daha melodik ünsüz seslerin eksik olması.

Londra Üniversitesi’nden araştırmacılar tarafından yapılan yeni bir çalışmaya göre, küfür sözcüklerinde Çince, İngilizce ve İspanyolca dahil birçok dilde l, r, w ve y ünsüz sesleri yer almıyor.

Ekip, farklı lehçelerdeki küfürlerde “fonetik kalıplar” bulmak için yola çıkmış.

“Küfür, din ya da müzik gibi kültürler arasında her yerde bulunan bir olgudur” diyen araştırmanın eş yazarlarından psikoloji profesörü Ryan McKay, yaptığı açıklamada, “Çalışmamız, kelimelere güçlerini veren şeyin sadece anlamsal içerikleri olmadığını, bu kelimelerdeki seslerin de bir rol oynayabileceğini gösteriyor.” şeklinde konuştu.

Küfürdeki ‘ses sembolizmini’ anlamak

McKay, Batı Avustralya’da büyürken “oldukça renkli bir dile” maruz kaldığını söylüyor. İngilizcedeki küfür kelimelerinin, sesi oluşturduktan sonra ağzın tamamen kapandığı “p, t ve k” gibi plosive (ünsüz) sesleri içerdiğini fark etmiş.

McKay, plosive seslerin “özellikle vurgulu bir duygu ifadesine olanak tanıyıp tanımadığını” merak ettiğini dile getiriyor.

Kelimelerin anlamlarına uygun seslere sahip olduğu ‘ses sembolizmi’ konusunda uzman olan psikolog Shiri Lev-Ari’nin bilgisine başvurmuş.

“Glass” (cam) ya da “glisten” (parıldama) gibi sesleri parlak ve pürüzsüz bir şeyi çağrıştıran ve tanımları da buna uyan sözcükleri düşünün.

McKay, ikilinin diller arasında “plosive” seslere dair kanıtlar ya da “küfür için evrensel bir fonetik şablon” bulmayı beklediklerini, seslerin farklı dillerdeki küfürlerin evrimini belirlediğini aktarıyor.

Ancak ulaştıkları sonuç; birçok dilde küfür sözcüklerinde “l, r, w ve y” seslerinin eksik olması.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

HDP Eş Genel Başkanı Sancar: Demirtaş’la Fikir Ayrılığımız Yok

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş’la HDP yönetimi arasında fikir ayrılıkları olduğu yönündeki tartışmalara ilişkin konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “Aslında fikir farklılıkları normaldir, olabilir ancak kamuoyunda varsayıldığı gibi bir farklılık yok” dedi ve ekledi:

“Daha doğrusu farklılıklar olduğu yönündeki bazı tartışmaların da dönem dönem iletişim aksamalarından yani bizimle Demirtaş arkadaşımız arasındaki iletişim aksamalarından kaynaklandığını bilinmesini isteriz.

Kendisiyle ve şu anda içeride siyasi rehine olarak tutulan, geçmiş dönem eş başkanlarımızla istişarelerimiz devam ediyor. En çok da Selahattin Demirtaş arkadaşımızla yürüyor bu süreç. Şartların elverdiği ölçüde düzenli bir iletişim içindeyiz.

Böyle baktığımızda aramızda politikalarımızın esasına ilişkin fikir farklılıkları yok. Ayrılık da yok. Kendisinin esas amacının da parti politikalarına, partinin kurumsal politikalarına destek vermek olduğunu biliyoruz. Ve iletişimimiz de bu çerçevede devam ediyor.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, BBC Türkçeden Ayşe Sayın‘ın sorularını yanıtladı.

“Barış önünün açılmasında Öcalan rol oynayabilir”

Sancar, “Selahattin Demirtaş, Abdullah Öcalan’la görüşmek için başvuruda bulundu. Sizin de eş genel başkanlar olarak başvurunuz vardı. Demirtaş’ın daha önceki başvurusuna genel merkez olarak izin vermediğiniz yönünde haberler yansıdı kamuoyuna. Ne söylemek istersiniz bu konuda?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Birincisi şunu söyleyeyim, evet biz Öcalan’la görüşmek için başvuruda bulunduk. Nedeni de söyleyeyim, savaş politikalarının bu kadar yoğunlaştığı bir dönemde çatışmanın sonlanması, barışın ve çözümün önünün açılması konusunda Öcalan’ın bir rol oynayabileceğini herkes biliyor.

Diğer nedeni iktidarın sürekli İmralı üzerinden manipülasyon hevesinde olduğunu görüyoruz. Çeşitli söylentiler, tevatürler yayılıyor. Biz bu manipülasyonların önüne geçmenin en etkili yolunun kendisiyle doğrudan görüşmek olduğunu söylüyoruz.

“Demirtaş’a izin vermediğimizin aslı yok”

Üçüncüsü, iktidarın başvurduğu bu manipülasyonlar başka çevrelerde de biraz önce söylediğiniz türden spekülasyonlara yol açıyor. Dördüncüsü de kendisiyle, telefon görüşmesi ve aile görüşmesine izin verilmemesi, ağır bir tecrit ve hukuksuzluktur. Buna da tekrar dikkat çekmek. Selahattin Demirtaş arkadaşımızın görüşmek için başvurusuna bizim izin vermediğimiz şeklindeki bütün o söylentilerin de aslı yoktur.

Daha sonra başvurması da partinin bilgisi dahilindedir. Bizim parti olarak kendisine bunu yapma şunu yapma deme gibi bir yaklaşımımz yok ama zaten iletişim halindeyiz ve istişare ederek, ortak hareket etme gibi bir amaçla davranıyoruz. Son başvurusu parti yönetiminin bilgisi dahilindedir.”

“Süreç Demirtaş ile yürüyor”

“Son dönemde Demirtaş’la parti yönetimi arasında görüş ayrılıkları yaşandığı da çok konuşuluyor…Kendisiyle belli konularda fikir farklılıkları olduğu yönünde yorumlar yapılıyor. Aslında fikir farklılıkları normaldir, olabilir ancak kamuoyunda varsayıldığı gibi bir farklılık yok. Daha doğrusu farklılıklar olduğu yönündeki bazı tartışmaların da dönem dönem iletişim aksamalarından yani bizimle Demirtaş arkadaşımız arasındaki iletişim aksamalarından kaynaklandığını bilinmesini isteriz.

Kendisiyle ve şu anda içeride siyasi rehine olarak tutulan, geçmiş dönem eş başkanlarımızla istişarelerimiz devam ediyor. En çok da Selahattin Demirtaş arkadaşımızla yürüyor bu süreç. Şartların elverdiği ölçüde düzenli bir iletişim içindeyiz.

Böyle baktığımızda aramızda politikalarımızın esasına ilişkin fikir farklılıkları yok. Ayrılık da yok. Kendisinin esas amacının da parti politikalarına, partinin kurumsal politikalarına destek vermek olduğunu biliyoruz. Ve iletişimimiz de bu çerçevede devam ediyor.”

Paylaşın

Mahsa Amini Protestoları: 24 Eylemci Daha İdam Edilebilir

İran’da rejim karşıtı protestolara karışan 24 eylemcinin “Allah’a savaş açma suçu” ile karşı karşıya olduğu öne sürüldü. İran’da geçerli İslami yasalara göre, “Allah’a savaş açma” suçunu işleyenler idam cezası ile cezalandırılıyor.

Rap şarkıcısı Muhsin Şekari, perşembe günü idam edilmişti. Eylemler sırasında tutuklanan Şekari, gösterilerle bağlantılı olarak idam cezasına mahkum edilen ve cezası infaz edilen edilen ilk gösterici olmuştu.

İran’da ülke geneline yayılan rejim karşıtı protestolarla ilgili en az 24 göstericinin daha idam edilebileceği belirtildi.

DW Türkçenin haberine göre; İran gazetesi Etemad, adli makamlar tarafından oluşturulan bir listeyi yayımlayarak, listede ismi olan 24 eylemcinin “Allah’a savaş açma suçu” ile karşı karşıya olduğuna yer verdi. İran’da geçerli İslami yasalara göre, “Allah’a savaş açma” suçunu işleyenler idam cezası ile cezalandırılıyor.

Listede ismi bulunanlardan rap şarkıcısı Muhsin Şekari, perşembe günü idam edilmişti. Eylemler sırasında tutuklanan Şekari, gösterilerle bağlantılı olarak idam cezasına mahkum edilen ve cezası infaz edilen edilen ilk gösterici olmuştu.

Şekari’nin idamı İran içinde ve uluslararası toplumda büyük tepki çekmiş, Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin de aralarında olduğu İranlı siyasiler ülke çapındaki ayaklanmalara bir cevap olarak nitelendirdikleri infazı savunmuştu.

Eylemciler, sosyal medyada yaptıkları paylaşımlarda misilleme tehdidinde bulunarak, “intikam” alacaklarının sinyallerini vermişti. Hafta boyunca yurt dışında yaşayan İranlılar da çeşitli gösteriler planlıyor.

IHR: Ölen protestocu sayısı 458’e yükseldi

IHR, İran’da güvenlik güçlerinin şiddetle karşılık verdiği protestolarda hayatını kaybeden protestocu sayısının 458’e yükseldiğini duyurdu.

Ülkedeki 31 eyaletten 26’sına dair verilerin yer aldığı IHR raporuna göre, Sistan-Beluçistan’da 128, Kürdistan’da 53, Batı Azerbaycan’da 53, Tahran’da 46, Mazenderan’da 37, Kirmanşah’ta 25, Gilan’da 25, Elborz’da 18, İsfahan’da 14, Huzistan’da 10, Fars’da 8, Rezevi Horasan’da 7, Zencan’da 5, Doğu Azerbaycan’da 4, Merkezi, Kazvin, Hemedan ve Loristan’da üçer, Kohgiluye-Buyer Ahmed, Erdebil, İylam, Buşehr, Hürmüzgan’da ikişer, Simnan, Gülistan ve Kirman’da ise birer gösterici hayatını kaybetti.

6 ayda 251 infaz

Uluslararası Af Örgütü ve İran Abdurrahman Boroumand İnsan Hakları Merkezi’nin yaptığı bir araştırma, İranlı yetkililerin 1 Ocak – 30 Haziran 2022 arasında en az 251 kişiyi infaz ettiğini ortaya koymuştu.

Sonuçları 27 Temmuz 2022’de paylaşılan araştırmaya göre, ülkede infaz edilen idamların bu hızla devam etmesi durumunda 2021’de kaydedilen toplam 314 infaz sayısı yakın zamanda geçilebilir.

Bu yıl gerçekleştirilen infazların 146’sının cinayetten hüküm giyenlere yönelik olduğu bilgisini paylaşan iki hak örgütü, infazlara ilişkin belgemele faaliyetlerine atıfta bulunarak söz konusu belgelerin “ölüm cezası uygulamalarının sistematik olarak, hiçbir şekilde adil olmayan yargılamalar sonucunda gerçekleştirildiğini ortaya koyduğunu” ifade etti.

Hak örgütleri ayrıca 2022’nin ilk 6 ayında idam edilen 86 kişinin “uluslararası hukuka göre ölüm cezasıyla sonuçlanmaması gereken, uyuşturucuyla bağlantılı suçlardan infaz edildiği” bilgisini paylaştı.

Pandeminin ilk iki yılının ardından ilk defa 23 Temmuz’da Fars eyaletinde bir erkek de halka açık bir şekilde infaz edilmişti.

Paylaşın

‘2022 Nobel Ödülleri’ Törenle Sahiplerine Verildi

2022 Nobel Ödül töreni, Alfred Nobel’in ölüm yıldönümü olan 10 Aralık’ta İsveç’in Stockholm Konser Salonu’nda yapıldı. Törende Nobel Fizik, Kimya, Fizyoloji veya Tıp, Edebiyat Ödülü ile ekonomi bilimleri ödülü Nobel Ödülü sahiplerine verildi.

Haber Merkezi / Çok sayıda davetlinin katıldığı Nobel ödülünü kazananlara birer diploma, Nobel madalyası ve yaklaşık 900 bin avro para ödülü verildi. Yeni tip koronavirüs (Kovid 19) salgını nedeniyle ödül törenleri, 2020 ve 2021’de yapılamamıştı.

2022 Nobel Ödülleri tıp, kimya, fizik, barış, edebiyat ve ekonomi alanında 12 isim ve 2 sivil toplum kuruluşuna verildi. Ödüllerin sahipleri şöyle:

2022 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü, “soyu tükenmiş homininlerin genomları ve insan evrimine ilişkin keşifleri nedeniyle” Svante Pääbo’ya verildi.

2022 Nobel Kimya Ödülünün bu yılki sahipleri klik kimya ve bioortogonal kimya alanındaki çalışmaları ile Carolyn R. Bertozzi, Morten Meldal ve K. Barry Sharpless oldu.

2022 Nobel Fizik Ödülü’nün bu yılki sahipleri “dolanık fotonlarla yapılan deneyler ile Bell eşitsizliklerinin ihlal edildiğini ortaya koyan ve kuantum bilgi bilimine öncülük eden” çalışmaları ile Alain Aspect, John F. Clauser ve Anton Zeilinger oldu.

2022 Nobel Barış Ödülü antikomünist Belarus Halk Cephesi kurucularından Ales Bialiatski ile Rusya’daki antikomünist “insan hakları örgütü” Memorial’a ve Ukrayna’dan Center for Civil Liberties’e verildi.

2022 Nobel Edebiyat Ödülünün bu yılki sahibi Annie Ernaux oldu. Ernaux, ödüle “kişisel hafızanın köklerini, yabancılaşmalarını ve kolektif kısıtlamalarını ortaya çıkarma cesareti” nedeniyle layık görüldü.

2022 Nobel Ekonomi Ödülü, “Bankalar ve finansal krizler üzerine araştırma yaptıkları için” Ben S. Bernanke, Douglas W. Diamond ve Philip H. Dybvig’e verildi.

Paylaşın

Dünya Kupası: Fransa Yarı Finale Çıkmasını Bildi

Katar’ın ev sahipliğini yaptığı FIFA 2022 Dünya Kupası’nda çeyrek final maçında İngiltere ile Fransa, Al Bayt Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Brezilyalı hakem Wilton Sampaio düdük çaldığı karşılaşmayı Fransa 2-1 kazandı ve yarı finale yükseldi.

Haber Merkezi / Yüksek tempoda başlayan maçta perdeyi Tchouameni açtı. 17. dakikada ceza sahası dışından bir anda şutunu çeken Tchouameni, Pickford’u avladı ve Fransa 1-0 öne geçti. İlk yarı Fransa’nın üstünlüğüyle noktalandı.

Dakikalar 54’ü gösterdiğinde Wilton Sampaio, Saka’nın yerde kalması sonrasında beyaz noktayı gösterdi ve İngiltere penaltı kazandı. Topun başına geçen Harry Kane skoru 1-1’e getirdi ve tarihe geçti. 53 gole ulaşan Harry Kane, Wayne Rooney’nin İngiltere Milli Takımı ile en çok gol atan oyuncu rekorunu egale etti.

Fransa 78. dakikada bir kez daha öne geçti. Antoine Griezmann’ın pasında topla buluşan Giroud, takımını yeniden öne geçirdi. Tecrübeli golcü Dünya Kupası’nda ise 4. golünü kaydetti.

Mücadelede 83. dakika oynanırken İngiltere VAR incelemesinin ardından bir penaltı daha kazandı. Topun başına geçen Harry Kane bu kez topu üstten dışarı gönderdi ve skor 2-1’de kaldı.

Karşılaşmadan dakikalar

17. dakikada Declan Rice’tan sıyrılan Mbappe, pasını Dembele’ye aktardı. Kontrolü sağlayan yıldız kanat, topu Griezmann’a gönderdi. Dar bir açıda bulunan Griezmann, Tchouameni’yi gördü. Real Madrid forması giyen genç orta saha, uzak mesafeden attığı muhteşem şutla Pickford’ı avladı ve takımını öne geçirdi. 0-1

21. dakikada İngiltere’nin kaleyi cepheden gören yerden kazandığı serbest vuruşta topun başına Shaw geçti. Tecrübeli sol bekin vuruşunda top kaleci Lloris’te kaldı. 22. dakikada İngiltere gole çok yaklaştı. Kaptan Kane’nin sağ çaprazdan yaptığı vuruşta kalesinde devleşen Lloris, topu çelmeyi başardı.

25. dakikada Harry Kane, Upamecano ile girdiği ikili mücadele sonrası ceza sahasına girerken yerde kaldı. Brezilyalı hakem Wilton Sampaio, ‘devam’ derken İngiltere cephesi penaltı itirazlarında bulundu. VAR’da incelenen pozisyon sonrası oyun devam etti.

29. dakikada Declan Rice’tan aldığı pası ceza sahası dışında kontrol eden Harry Kane, sağ çaprazdan sert bir şut çıkardı. Lloris, son anda topu kornere çeldi. Sağ kanattan kullanılan kornerde penaltı noktasında oluşan karambol sonrası araya Rabiot girdi ve tehlikeyi uzaklaştırdı.

39. dakikada Hernandez’in sol kanattan çevirdiği topa ceza sahasında gelişine sol ayağıyla vuran Mbappe, çerçeveyi bulamadı.

52. dakikada Saka’nın ceza sahasında Tchouameni’nin müdahalesi sonrası yerde kalmasıyla Brezilyalı hakem Wilton Sampaio, tereddüt etmeden penaltı noktasını gösterdi. 54. dakikada  beyaz noktaya gelen Harry Kane, topu ve kaleci Hugo Lloris’i ayrı köşeye göndererek skora dengeyi getirdi. 53. golünü atan Harry Kane, Wayne Rooney’e ait olan ‘İngiltere Milli Takımı ile en çok gol atan oyuncu’ rekorunu egale etti. 1-1

55. dakikada Kounde’nin Giroud’ya uzun pasında top arkaya yöneldi. Yerden seken topa düzgün bir vuruş yapan Rabiot, Pickford’ı geçemedi.

56. dakikada kendi yarı sahasından aldığı topa müthiş bir koşu yapan Mbappe, İngiltere ceza sahasına sol çaprazdan ortasını yaptı. Giroud’ya geçen topa arka direkte hareketlenen Dembele, kendisine şut açısı aradı, boş durumdaki Griezmann’ı gördü. Tecrübeli oyuncunun ortasında İngiltere savunması tehlikeyi uzaklaştırdı.

60. dakikada kontrol ettiği topla bir anda hızlanan ve ceza alanına sokulan Saka’nın şutunda Lloris, iki hamlede kontrolü sağladı. 70. dakikada Henderson’ın sağ kanattan kazanılan serbest vuruşta yaptığı ortaya ceza sahasında çok iyi yükselen Maguire’ın kafa vuruşunda top direkten auta çıktı.

78. dakikada Theo Hernandez’in sol kanattan yaptığı ortaya kaleye yakın mesafeden kafa vuruşu yapan Giroud, meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu.

82. dakikada İngiltere’de Mason Mount, Theo Hernandez’in müdahalesiyle ceza sahasında yerde kaldı. İngiltereli futbolcular ve teknik heyet, Brezilyalı hakem Wilton Sampaio’ya penaltı itirazında bulundu ancak oyun devam etti. VAR’ın uyarısıyla pozisyonu inceleyen Sampaio, ikinci kez beyaz noktayı gösterdi. 84. dakikada kazanılan ikinci penaltıda topun başına bir kez daha Harry Kane geçti. Yıldız golcünün şutunda top farklı şekilde üstten auta çıktı.

90+9. dakikada İngiltere, Maguire’ın yerde kalmasıyla ceza sahasının hemen önünden serbest vuruş kazandı. Topun başına geçen Rashford’ın şutunda top üst ağlarda kaldı.

Stat: Al Bayt

Hakemler:  Wilton Sampaio, Bruno Boschilia, Bruno Pires.

İngiltere: Pickford, Walker, Shaw, Stones (Dk. 90+8 Grealish), Maguire, Rice, Henderson (Dk. 79 Mount), Foden (Dk. 85 Rashford), Bellingham, Kane, Saka (Dk. 79 Sterling).

Fransa: Lloris, Varane, Kounde, Upamecano, Hernandez, Tchouameni, Rabiot, Griezmann, Giroud, Mbappe, Dembele (Dk. 79 Coman).

Goller: Dk. 17 Tchouameni, Dk. 78 Giroud (Fransa), Dk. 54 Kane (İngiltere)

Sarı kartlar: Dk. 43 Griezmann, Dk. 46 Dembele, Dk. 82 Hernandez (Fransa), Dk. 89 Maguire (İngiltere)

Paylaşın

Dünya Kupası: Portekiz’i Deviren Fas Yarı Finalde

Katar’ın ev sahipliğini yaptığı FIFA 2022 Dünya Kupası çeyrek finalinde Fas ile Portekiz, Al Thumama Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Karşılaşmada, Arjantin Futbol Federasyonu’ndan Facundo Tello Figueroa düdük çaldı.

Haber Merkezi / Fas, zorlu rakibi Portekiz’i 42. dakikada Youssef En-Nesyri’nin bulduğu kafa golü ile 1-0 mağlup etti ve adını yarı finale yazdırdı. Bu sonuçla birlikte Fas dünya kupası tarihinde ilk kez yarı finale yükselen Afrika takımı oldu.

Karşılaşmadan dakikalar

18. dakikada Fas’ta sağ kanatta topla buluşan Hakim Ziyech’in içeri kat ederek ceza sahası dışından yaptığı vuruş, auta gitti. 26. dakikada Fas’ın sağ çaprazdan kullandığı serbest vuruşta Hakim Ziyech ortayı yaparken Youssef En Nesyri’nin kafa vuruşu auta gitti.

34. dakikada Sofiane Boufal’ın sol kanada bıraktığı topta Yahia Attiyat ortasını yaparken ceza sahası içinde uygun pozisyonda Selim Amallah’ın yaptığı vuruş, auta gitti. 35. dakikada ceza sahası dışı sol çaprazda topla buluşan Sofiane Boufal’ın topu sağ ayağına çekerek yaptığı vuruş, kaleci Diogo Costa’da kaldı.

39. dakikada Portekiz’de Raphael Guerreiro’nun ortasına ceza sahası ön çizgizinde boş pozisyonda olan Joao Felix’in gelişine yaptığı vuruş dışarı gitti. 42. dakikada kendi yarı sahasından paslarla çıkan Fas’ta Azzedine Ounahi, sol kanattaki Yahia Attiyat’ı gördü. Attiyat’ın ortasına müthiş yükselen Youssef En Nesyri, takımını öne geçirdi: 1-0.

45. dakikada Diogo Dalot’nun kafayla indirdiği topa sağ kanattan çok dar açıdan gelişine vuruşunu yapan Bruno Fernandes’in topu üst direkten döndü.

49.dakikada Fas’ın sağ kanattan kullandığı serbest vuruşta Hakim Ziyech’in ortasına altı pasta Jawad El Yamiq’in kafa vuruşunu Diogo Costa çıkarırken dönen topta El Yamiq’in yine yakın mesafeden yaptığı kafa vuruşu auta gitti.

51.dakikada Portekiz’de Ruben Neves ve Raphael Guerreiro kenara gelirlerken Cristiano Ronaldo ve Joao Cancelo oyuna girdiler. 55.dakikada sağ kanattan ceza sahası içine giren Diogo Dalot’nun içeri çevirdiği top kaleci Bono’da kaldı.

55.dakikada hızlı gelişen Fas atağında Youssef En Nesyri’nin bıraktığı topa Azzedine Ounahi’nin ceza sahası dışından yaptığı vuruş, üstten dışarı gitti.

56.dakikada Fas’ta bir önceki İspanya maçında sakatlık sorunu yaşayan Romain Saiss, orta sahada kendini yere bıraktı. Bandajla oynayan Saiss, maça devam edemedi ve sedyeyle kenara gelerek 57. dakikada yerini Achraf Dari’ye bıraktı.

58.dakikada Portekiz’de Bruno Fernandes’in ceza sahası dışı sağ çaprazdan yaptığı ortaya Goncalo Ramos’un uygun pozisyonda yaptığı kafa vuruşu, auta gitti. 64.dakikada Bernardo Silva’nın pasında ceza sahası ön çizgisinde topla buluşan Bruno Fernandes’in uygun pozisyondaki sert vuruşu, az farkla dışarı gitti.

Stat: Al Thumama

Hakemler: Facundo Tello, Ezequiel Brailovsky, Gabriel Chade

Fas: Bono, Hakimi, Saiss (Dk. 57 Dari), El Yamiq, Attiyat, Amrabat, Ziyech (Dk. 82 Aboukhlal), Ounahi, Amallah (Dk. 65 Cheddira), Boufal (Dk. 82 Jabrane), Youssef En Nesyri (Dk. 65 Benoun).

Portekiz: Costa, Dalot (Dk. 79 Horta), Pepe, Dias, Guerreiro (Dk. 51 Cancelo), Fernandes, Silva, Neves (Dk. 51 Ronaldo), Otavio (Dk. 69 Vitinha), Felix, Ramos (Dk. 69 Leao).

Gol: Dk. 42 Youssef En Nesyri (Fas)

Sarı kartlar: Dk. 70 Dari (Fas), Dk. 87 Ferreira (Portekiz)

Kırmızı kart: Dk. 90+3 Cheddira (Fas)

Paylaşın

Altılı Masa, HDP’yle Uzlaşırsa Yüzde 55-60 Potansiyeli Var

2023’te yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerine sayılı günler kala, ‘millet’ ve ‘cumhur’ ittifaklarının oy oranları arasında uçurum olmadığı anketlere yansıyor. Birçok ankette partiler ve ittifakların oy oranı başa başa çıkıyor.

T24’ten Murat Sabuncu‘ya konuşan Bekir Ağırdır, oy oranları yüzde 31 ila 37-38 arasında değişse bile AKP’nin halen birinci olduğunu, CHP’nin araştırmalara bağlı olarak yüzde 22 ila 26-27 arasında değiştiğini kaydetti.

Ağırdır, AKP’ye oy verenlerin bir kısmının yaşam tarzları, dini inançları veya Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a duygusal bağları nedeniyle oy verdiğini, hataları gördüklerini ama güvenin ağır bastığını ifade etti. Ağırdır, AKP’ye oy veren diğer kesimlerin gerekçelerini sayarak oyların belirli bir seviyede tutulduğunu ancak daha fazla gerilemeyeceği anlamına gelmediğini kaydetti.

‘AKP – MHP yüzde 51 zor’

Ağırdır şöyle devam etti: “Öbür tarafın ne yapacağına bakıyorlar ama sonuçta MHP ile beraber baktığımız zaman AK Parti’ye işte 40-42 bandında bunu çok zorlasa bile 45 yapabilir ama 51 yapma ihtimali neredeyse yok. Çünkü o kopan insanlar yani AK Parti dediği 50’lerden hatta bir dönem tek başına 56’lara ulaştığı zamandan bugün 30’lara geldiyse kaybetmemiş değil yarı yarıya neredeyse kaybetmiş durumda. O kaybettiklerini de sadece fevri bir duyguyla kaybetmiş değil.”

‘Altılı masanın bir özelliği var’

Ağırdır, altılı masanın sosyal demokrat ve İslamcı gelenekten partilerin bulunduğunu ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “6’lı Masa’da bir sosyal demokrat parti var. İslamcı gelenekten gelen ama daha sonra dünyevileşmiş kesimleri temsil eden Deva, Gelecek gibiler var. Dindarları temsil eden ama dinin bu kadar siyasete araç edilmesine ya da yolsuzluğa itirazı olan Saadet Partisi gibi birisi var.

İyi Parti gibi daha geleneksel, daha milliyetçi ya da Atatürkçü değerlere yaslandığını iddia eden sol fikriyatla mesafeli olan ama kentli, metropollü başka bir sosyolojik kümenin partisi var. Dolayısıyla bir bakıma bu 6 partinin bir arada oluşu anlamlı ama eksik yani bakarsan 3 Türkiye analizine geri dönersek üçünü de temsil etmiyor. Kürtler yok orada. Problem orada.

‘HDP’yle uzlaşılırsa yüzde 55 – 60 potansiyeli var’

Dolayısıyla da bu itirazlardan ve gerçek hayatın sorunlarından iktidarın yorgunluklarından, hatalarından sonuç olarak 6’lı Masa’da işte 42-45 bandında ama AK Parti, MHP ortaklığının 51’e ulaşma şansı zor görünse de 6’lı Masa’nın eğer HDP ile ya da Kürtlerle bir uzlaşma dili yakalayabilirse, HDP ile konuşarak, uzlaşarak, ittifak yaparak, Kürtlerin ihtiyaç ve talepleri üzerinden yeni bir siyaset inşa ederek 55-60’a kadar çıkabilecek de bir potansiyeli var.

Çünkü bütün bu tartışmanın, bu sosyolojik analizlerin dışından baktığımızda gidişata memnuniyet ya da gidişattan rahatsızlık diye baktığımızda ama yönetim düzenine ama ekonomik gidişata ama ülkenin etrafındaki risklere, fırsatlara bakarak insanların kanaatlerine, toplumun kanaatlerine baktığımızda toplumun 3’te 2’si iktidarın karşısında ve gidişata itirazı var, 3’te 1’i de iktidarın yanında her şeye karşın.

‘AKP – MHP’nin oy potansiyeli…’

Demek ki 6’lı Masa’nın ve HDP’nin meselesi nasıl oy alırlar da da bu 3’te 2 potansiyeli bir araya getirecek doğru siyaseti örebilirler meselesi. Ama AK Parti, MHP açısından bakarsak onların böyle bir tercihi yok. Onlar zaten Kürtleri neredeyse gözden çıkarmış durumdalar. Gençleri zaten neredeyse gözden çıkarmış durumdalar.

Dolayısıyla diyelim maksimumda 50-51 gibi olan bir maksimum potansiyellerinin ne kadarını gerçek hayata sayıya çevirebilecekleri peşindeler. Halbuki muhalefet 65’lere yakın bir potansiyeli nasıl sayıya ve seçimde bir sonuca çevirebileceğinin yolunu bulmak durumunda. İkisi de aynı potansiyelden başlamıyor. O nedenle 6’lı Masa’ya daha çok odaklanıyoruz. HDP’nin söylediklerine daha yakından bakıyoruz. Çünkü oyunun gidişatını muhalefetin yaptıkları belirleyecek iktidarın yaptıkları değil.”

Paylaşın

İktidarın ‘Erken Seçim’ Planı

Türkiye 2023’te yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerine hazırlanırken, Sözcü yazarı Deniz Zeyrek, iktidarın erken seçim planını yazdı. Zeyrek, yazısında, “İktidar kulislerinde seçimlerin 16 Nisan’da yapılacağı konuşulmaya başlandı” ifadelerini kullandı.

Sözcü gazetesi yazarı Deniz Zeyrek, bugünkü yazısında Devlet Bahçeli’nin “Seçim günü sabırla beklesinler. Yeri geldiğinde de hedeflerine varmak için gayret göstersinler” sözlerine rağmen AK Parti kulislerinde erken seçimin konuşulduğunu öne sürdü.

“İktidar kulislerinde seçimlerin 16 Nisan’da yapılacağı konuşulmaya başlandı.” yazan Zeyrek bunu iki nedeni olduğunu söyleyerek şunları sıraladı:

“1- Hükümet ocak ayında alım gücünü artıracak adımlar atacak. Asgari ücrete, memur maaşlarına ve emeklilere yüksek zamlar yapılacak. Yılın ilk üç ayı baz etkisiyle enflasyon da kağıt üstünde düşecek. Ayrıca Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Rusya, Suudi Arabistan ve Azerbaycan’dan gelecek para, piyasaları rahatlatacak.

Emeklilikte yaşa takılanlar sorununun çözülmesi de iktidarın desteğini artıracak. Ancak, zamlar gerçek enflasyondan dolayı eriyeceğinden bu olumlu atmosfer nisandan itibaren bozulabilir. Astronomik fiyat artışları olabilir. Kamu maliyesinde bozulma, bütçe ve dış ticaret açığı artabilir. Bu da haziran ortasına kadar, iktidarı çok zor durumda bırakabilir.

2- Seçimler erken yapılırsa muhalefet aday bulma işini aceleye getirmek zorunda kalıp yanlış kararlar alabilir. Bu da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın daha zayıf bir rakiple yarışmasının önünü açabilir. ”

“Erdoğan’ın TBMM’yi feshetmesi”

Öte yandan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın erken seçim için meclisi feshedebileceğini yazan Deniz Zeyrek, “AK Parti, MHP ve BBP’nin TBMM’de 335 sandalyesi var. Bu da iktidar partilerinin TBMM’de seçimlerin yenilenmesi kararı alamayacağı anlamına geliyor. İkinci bir seçenek de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın TBMM’yi feshetmesi. ” yazdı.

Yazının tamamını okumak için TIKLAYIN

Paylaşın