TÜİK Açıkladı: Sanayi Üretimi Ekim Ayında Yüzde 2,5 Arttı

Ekim ayında sanayi üretiminde yıllık yüzde 0,2’lik daralmanın beklenmesine rağmen yüzde 2,5’lik artış görüldü. Eylül ayında sanayi üretimi aylık yüzde 1,6 daralırken, yıllık bazda da yüzde 0,5’lik artış kaydedilmişti.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Sanayi Üretim Endeksi Ekim 2022 verilerini açıkladı.

Buna göre, ekim ayında sanayi üretiminde yıllık yüzde 0,2’lik daralmanın beklenmesine rağmen yüzde 2,5’lik artış görüldü. Verilerine göre sanayi üretiminde aylık artış yüzde 2,4 olarak kaydedildi.

Ekonomistlerin beklentisi sanayi üretiminin yıllık olarak yüzde 0,2 daralması yönündeydi. Aylık olarak ise yüzde 0,7’lik daralma bekleniyordu.

Eylül ayında sanayi üretimi aylık yüzde 1,6 daralırken, yıllık bazda da yüzde 0,5’lik artış kaydedilmişti.

Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, ekim ayında madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7,4 azaldı, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 3,7 arttı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 4,8 azaldı.

Bir önceki aya göre ise madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi yüzde 7,8 ve imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 2,5 artarken, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 2,1 azaldı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a Ateş Püskürdü: Ne Anlatıyorsun Sen?

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın ‘çocuk istismarı’ açıklamasına, “Erdoğan ‘Çocuğun erken yaşta evlendirilmesi’ mi dedin sen? Ne evlendirilmesi, ne anlatıyorsun sen! 6 yaşında çocuk sistematik tecavüze uğradı, şürekan yıllarca sümenaltı etti. Yakalandın, hem de fena yakalandın…” sözleriyle tepki gösterdi.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabine toplantısı sonrasında yaptığı açıklamada, İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı onursal başkanı Yusuf Ziya Gümüşel’in kızının 6 yaşında uğradığı istismara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Günümüz şartlarında 13 yaşında nişan 14 yaşında evlilik durumunu kabul edebilmemiz asla kabul etmemiz mümkün değildir. Hele hele daha küçük yaşta istismar faciasını kabul etmemiz mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen soruşturmanın ardından konunun yargıya intikal ettiğini, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının mağdur için avukat temin ederek, hukuki süreci yakından takip ettiğini belirten Erdoğan, “Ülkemizde çocuklara yönelik taciz, tecavüz, reşit yaşa ulaşmadan evlilik gibi hususlarda hassasiyetimizi kimseye sorgulatmayız” dedi. Erdoğan, muhalefetin yapılan çalışmaları “görmezden geldiğini” savundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu tartışmalarda gördüğümüz riyakarlıktan duyduğumuz rahatsızlığı ifade etmek istiyorum. Böyle bir meseleyi milletimizin inancı ve kurumlarıyla irtibatlandırmak ahlaki olmayan çarpıtmadır. Diyanet İşleri Başkanlığımızın en üst düzeyde dillendirdiği bu meseleyi dinimizle ilişkilendirmek art niyettir” şeklinde konuştu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın açıklamalarına tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“Erdoğan ‘Çocuğun erken yaşta evlendirilmesi’ mi dedin sen? Ne evlendirilmesi, ne anlatıyorsun sen! 6 yaşında çocuk sistematik tecavüze uğradı, şürekan yıllarca sümenaltı etti. Yakalandın, hem de fena yakalandın…”

Paylaşın

Erdoğan’dan ‘İstismar’ Açıklaması: Dinimizle İlişkilendirmek Art Niyettir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı onursal başkanı Yusuf Ziya Gümüşel’in kızının 6 yaşında uğradığı istismara ilişkin yaptığı açıklamada, “Günümüz şartlarında 13 yaşında nişan 14 yaşında evlilik durumunu kabul edebilmemiz asla kabul etmemiz mümkün değildir. Hele hele daha küçük yaşta istismar faciasını kabul etmemiz mümkün değildir” dedi ve ekledi:

“İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen soruşturmanın ardından konunun yargıya intikal ettiğini, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının mağdur için avukat temin ederek, hukuki süreci yakından takip etmektedir.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabine toplantısı sonrasında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı onursal başkanı Yusuf Ziya Gümüşel’in kızının 6 yaşında uğradığı istismara ilişkin açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Günümüz şartlarında 13 yaşında nişan 14 yaşında evlilik durumunu kabul edebilmemiz asla kabul etmemiz mümkün değildir. Hele hele daha küçük yaşta istismar faciasını kabul etmemiz mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen soruşturmanın ardından konunun yargıya intikal ettiğini, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının mağdur için avukat temin ederek, hukuki süreci yakından takip ettiğini belirten Erdoğan, “Ülkemizde çocuklara yönelik taciz, tecavüz, reşit yaşa ulaşmadan evlilik gibi hususlarda hassasiyetimizi kimseye sorgulatmayız” dedi. Erdoğan, muhalefetin yapılan çalışmaları “görmezden geldiğini” savundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu tartışmalarda gördüğümüz riyakarlıktan duyduğumuz rahatsızlığı ifade etmek istiyorum. Böyle bir meseleyi milletimizin inancı ve kurumlarıyla irtibatlandırmak ahlaki olmayan çarpıtmadır. Diyanet İşleri Başkanlığımızın en üst düzeyde dillendirdiği bu meseleyi dinimizle ilişkilendirmek art niyettir” şeklinde konuştu.

Başörtüsü teklifine destek çağrısı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin geçen hafta TBMM Başkanlığı’na sunduğu başörtüsü teklifi ile ilgili de açıklamalarda bulundu. Anayasa değişikliği teklifinin “başörtüsü özgürlüğünü teminat altına almayı, aile kurumunu güçlendirmeyi” amaçladığını belirten Erdoğan, “Herkesi bu teklifi desteklemeye çağırıyoruz. Demokrasiyi savunan herkesi başörtüsü anayasa değişiklik teklifini desteklemeye çağırıyoruz” dedi.

Enflasyon ve fahiş fiyat

Cumhurbaşkanı Erdoğan, enflasyon ve artan fiyatlar konusunda da açıklamalarda bulundu. Erdoğan, “Yıllık enflasyonun birkaç ay içinde yüzde 40’lı rakamlara ineceği ortada iken hâlâ etiketlerin başka hesaplarla belirlenmesi doğru değildir. Asgari ücret, memur ve emekli maaşları başta olmak üzere çalışanların refah seviyelerindeki gerilemeyi telafi etme yönündeki gayretlerimizin enflasyon maskesi arkasına sığınan haramzadeler tarafından akamete uğramasını izleyemeyiz” şeklinde konuştu.

“Enflasyonu hedeflediğimiz şekilde 2023 sonunda yüzde 20’ler seviyesine 2024’de tek haneli rakamlara düşürmek için ne gerekiyorsa yapmakta kararlıyız” diyen Erdoğan, “Açıkça söylüyorum herkes hesabını 2023’de yüzde 20’ler seviyesine göre yapsın. Aksi yönde hareket edenlerle biz hükümet olarak yetkimizi, milletimiz iradesini kullanarak gereken cevabı verecektir” dedi.

Erdoğan, ayrıca üniversite öğrencilerinin kredi ve burs miktarlarının lisansta 1250, yüksek lisansta 2500, doktorada 3750 liraya yükseltildiğini açıkladı. Erdoğan, Türkiye Aile Destek Programı kapsamında da bu ay 3 milyon haneye 3,8 milyar lira nakdi kaynak aktarımı yapacaklarını söyledi.

Paylaşın

IMF Duyurdu: Küresel Borç Seviyesi Hala Salgın Öncesinin Üzerinde

Küresel Borç Gözlemi (Global Debt Monitor) raporunu açıklayan Uluslararası Para Fonu (IMF), küresel kamu ve özel borçlarının yeni tip koronavirüs (Kovid 19) salgınının etkileri nedeniyle rekor seviyeye yükseldikten sonra 2021 yılında son 70 yıldaki en büyük düşüşünü kaydettiğini bildirdi.

Ancak IMF, bu borçların pandemi öncesi seviyenin hala üzerinde seyrettiğini vurguladı. IMF, toplam kamu ve özel borçlarının 2021’de 10 puan gerileyerek küresel gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 247’si olarak kaydedildiğini, 2020 yılındaysa bu oranın yüzde 257 ile zirve noktaya ulaştığını belirtti.

2008 yılında küresel mali kriz patlak vermeden önce yapılan ölçüme göre 2007 yılında küresel borç toplamı, gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 195’ine denk geliyordu. IMF’ye göre küresel borçlar daha düşük hızda da olsa yükselmeye devam etti ve geçen yıl 235 trilyon dolarla rekor kırdı.

Finansal olmayan şirketlerin ve hane halklarının borçlarını içeren özel borçlar, genel borç azalmasında başı çekti. 190 ülkenin verilerine bakan IMF, özel borçların 6 puan azalarak gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 153’ünü oluşturdu.

IMF, kamu borçlarının 4 puan gerileyerek gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 96’sına denk gelmesinin onlarca yıl sonra kaydedilen en ciddi düşüş olduğunu bildirdi. Borç oranlarındaki olağandışı dalgalanmalar, IMF’ye göre ekonominin COVID-19’un etkilerinden kurtulmaya çalışması ve enflasyondaki hızlı artıştan kaynaklanıyor.

Geri ödeme kaygıları

Borç dinamikleri, ülke grupları içinde geniş farklılıklar gösteriyor. En fazla azalma, gelişmiş ekonomilerin borçlarında kaydedildi. Gelişmiş ülkelerin hem kamu hem de özel borçları geçen yıl gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 5’i oranında düştü. Benzer sonuçlar, Çin hariç gelişmekte olan piyasalarda da gözlendi.

Ancak özel borçların daha yüksek olduğu düşük gelirli ülkelerin toplam borç oranları, 2021 yılında yükselmeye devam etti. Bu ülkelerde toplam borçlar gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 88’ine yükseldi.

Düşük ve orta gelir düzeyindeki ülkelerin borçlarını ödeme kapasitelerine ilişkin kaygılarsa giderek artıyor. Gelişmekte olan ülkelerin yüzde 25’inin, düşük gelirli ülkelerinde yüzde 60’ından fazlasının borç krizi içinde ya da yakınında olduğu tahmin ediliyor.

IMF Mali İşler Şefi Vitor Gaspar ve iki kıdemli IMF ekonomisti, bugün yayınlanan blog yazısında, ekonomik görünümün kötüleşmeye, borçlanma maliyetlerinin daha da yükselmeye devam etmesi durumunda yüksek borç seviyelerini idare etmenin giderek zorlaşacağı uyarısı yaptı.

Yüksek enflasyon, 2022 yılında borç oranlarının azalmasına katkıda bulundu. Ancak enflasyonun direnç kazanması durumunda harcamalar artacak. Bu durum, primlerin yükselmesine neden olacak.

IMF yetkilileri, hükümetlerin şu anda enflasyon baskılarını, uzun vadede de borç zafiyetlerini azaltmaya yarayacak mali politikaları izlemesi, aynı esnada da en savunmasız olanları desteklemeyi sürdürmesi gerektiğini kaydetti. Yetkililer, “Çalkantı ve karmaşa dönemlerinde uzun vadeli istikrar değerli bir özelliktir” ifadesini kullandı.

Paylaşın

Kripto Para Piyasasını Karıştırabilecek İddia: Kara Para Aklama Suçlaması

Birleşik Krallık merkezli Reuters haber ajansı, adını açıklanmadığı 4 kaynağa dayandırdığı haberinde, ABD’li savcıların, kripto para borsası Binance’e ve borsanın CEO’su Changpeng Zhao’ya (CZ) kara para akladığı gerekçesiyle yasal suçlama yöneltebileceğini öne sürdü.

Reuters’ın haberine göre, Adalet Bakanlığı, Binance’in avukatlarıyla olası bir ikrar anlaşmasını da tartışıyor. ABD hukukunda sanığa suçunu kabul etmesi karşılığında ceza indirimleri veya imtiyazlar sunulmasına ikrar anlaşması (plea deal) adı veriliyor.

Haber ajansına konuşan 4 kişi, konuyla ilgili soruşturmanın aslında 2018’de başladığını söyledi. Buna göre Binance’in ABD’nin kara para aklamayı önlemeye yönelik yasa ve yaptırımlarına uyup uymadığı araştırılıyor.

Davaya dahil olan bazı federal savcıların, soruşturmada şimdiye dek toplanan kanıtların şirkete ve CZ de dahil olmak üzere bazı üst düzey yöneticilere karşı suç duyurusunda bulunmak için yeterli olduğu kanaatinde.

Ancak haber ajansına konuşan kaynaklar, bazı savcıların bu görüşe katılmadığını ileri sürdü. Buna göre söz konusu savcılar, daha fazla kanıt bulmak için zamana ihtiyaç olduğunu savunuyor.

Hukuk firması Gibson Dunn’da görev alan ve Binance’i temsil eden savunma avukatlarının, son dönemde Adalet Bakanlığı yetkilileriyle bir dizi toplantı yaptığı bildirildi.

Avukatların sunduğu argümanlar arasında “kovuşturmanın, halihazırda gerileme içindeki kripto pazarını mahvedebileceği” de yer aldı. Söz konusu toplantılarda olası ikrar anlaşmalarının da gündeme getirildiği iddia edildi.

Adalet Bakanlığı yetkilileri konuyla ilgili açıklama yapmaktan kaçındı. Binance temsilcileri ise Reuters’ın yorum talebine şu yanıtı verdi: Adalet Bakanlığı’nın iç işleyişine dair herhangi bir içgörüye sahip değiliz ve bilseydik de yorum yapmamız uygun olmazdı.

Şirketin blogunda yayımlanan, Reuters’a yanıt niteliğindeki yazıda da, “Binance, Kasım 2021’den bu yana 47 binden fazla kolluk kuvveti talebine ortalama üç günlük bir yanıt süresiyle yanıt verdi” ifadeleri yer aldı: Bu süre, bazen aylar sürebilen ve bu noktada paranın çoktan gitmiş olduğu geleneksel finans kurumlarının yanıt süresinden çok daha hızlı.

“Oyun” bitecek mi?

Kullanıcıların yoğun para çekme talepleri karşısında likidite krizine giren, dünyanın en büyük ikinci kripto borsası FTX’in çöküşü, halihazırda piyasaları derinden sarsmıştı.

Şirketin 11 Kasım’da iflas başvurusunda bulunmasının ardından bir hafta içinde küresel kripto piyasasından kabaca 200 milyar dolar silinmişti.

Piyasa değerinin kabaca 4’te bir oranında küçülerek 400 milyar dolardan yaklaşık 300 milyar dolara gerileyen Bitcoin, toplam değer bazında en ağır kayıpları yaşayan kripto para birimi olmuştu.

Öte yandan Binance’in başkanı Changpeng Zhao (CZ), şirketin bilançosunun istikrarlı olduğunda ısrar etmişti.

CZ ayrıca, likidite kriziyle karşı karşıya kalan borsaları destekleme amacıyla “sektör çapında bir kurtarma fonu” oluşturduklarını duyurmuştu.

Dogecoin’in (DOGE) yaratıcılarından Billy Markus ise kripto paralara dair en kötü senaryo tahminine Binance’i de dahil etmişti.

Markus, geçen ay Twitter hesabından paylaştığı ve kısa süre sonra sildiği gönderide Binance’in veya stabilcoin ihraççısı Tether’in olası çöküşünün, tüm sektörü ciddi biçimde istikrarsızlaştıracağını yazmıştı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

DİSK-AR Açıkladı: Geniş Tanımlı İşsiz Sayısı 7,6 Milyon

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi’nin (DİSK-AR) Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine dayanarak yaptığı araştırmaya göre geniş tanımlı işsiz sayısı 7 milyon 608 bin kişi.

Haber Merkezi / TÜİK ekim ayına ilişkin işgücü istatistiklerini bugün yayımladı. Buna göre 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı eylül ayına oranla 57 bin kişi artarak 3 milyon 534 bin kişi oldu. TÜİK’in işgücü istatistiklerini yayımlamasının ardından DİSK-AR’da Ekim 2022 İşsizlik ve İstihdamın Görünümü raporunu yayımladı.

Mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsizlik oranının yüzde 10,2 olduğunun hatırlatıldığı açıklamada, mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsizlik oranının (âtıl işgücü) ise yüzde 20,3 seviyesinde olduğu kaydedildi.

İŞKUR’un Ekim 2022 verilerine göre bu ayda işsizlik ödeneği alabilenlerin sayısı 402 binde kaldı. Ekim 2022’de işsizliklerin sadece yüzde 11’i işsizlik sigortası alabildi.

Ekim 2022 HİA verilerine göre işsizlik türlerinin en yüksek olduğu kategori yüzde 28,6 ile genç kadın (15-24 yaş) işsizliği oldu. İkinci yüksek işsizlik kategorisi yüzde 27 ile geniş tanımlı kadın işsizliği oldu.

Öte yandan, işsizlik ödeneğinden yararlanma koşullarının ağır olması ve işsizlik sigortası kaynaklarının amacı dışında kullanılması sebebiyle işsizlerin büyük çoğunluğu işsizlik ödeneğinden yararlanamadı.

Rapordan özet bulgular şöyle:

  • Geniş tanımlı işsiz sayısı pandemi öncesine göre 1,2 milyon arttı.
  • Dar tanımlı işsizlik de artıyor.
  • Resmi işsizlerin yüzde 90’ı işsizlik ödeneği alamıyor.
  • Geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 20,3.
  • Geniş ve dar tanımlı işsizlik arasındaki farkı 10,1 puan.
  • Geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 27,6.
  • Genç kadın işsizliği yüzde 28.

TÜİK’in Ekim 2022 verilerine göre, işsizlik oranı ise 0,1 puanlık artış ile yüzde 10,2 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 8,6 iken kadınlarda yüzde 13,3 olarak tahmin edildi.

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı (geniş tanımlık işsizlik) bir önceki aya göre değişim göstermedi ve yüzde 20,3’te sabit kaldı.

Paylaşın

25 Vekile Ait 34 Dokunulmazlık Fezlekesi Meclis’te

Aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık’ın da bulunduğu 25 milletvekilina ait toplamda 34 dokunulmazlık dosyası TBMM’de.

Haber Merkezi / Meclis Başkanlığı’na, “Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi” sunulan 25 milletvekilinin isimleri şu şekilde:

DBP Eş Genel Başkanı ve Diyarbakır Milletvekili Saliha Aydeniz, HDP Grup Başkanvekili ve Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, HDP Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir, HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç, HDP Iğdır Milletvekili Habip Eksik, HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz, HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, HDP Van Milletvekili Murat Sarısaç, HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, HDP Van Milletvekili Sezai Temelli,

HDP Batman Milletvekili Feleknas Uca, HDP Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk, HDP Tunceli Milletvekili Alican Önlü, HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, HDP Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan, HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, HDP Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ, HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, HDP Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan, HDP Mardin Milletvekili Ebru Günay, HDP Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun, TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık.

Ayrıca, Saliha Aydeniz ve Gülistan Kılıç Koçyiğit hakkında 3’er; Feleknas Uca, Berdan Öztürk, Alican Önlü, Murat Çepni ve Ayşe Acar Başaran hakkında 2’şer dosya bulunduğu aktarıldı.

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın

İran’da Gençlik Gruplarından Rejime Karşı Birlik Çağrısı

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolar sürerken, 30 gençlik grubu, ortak bir manifesto yayımlayarak “İran Mahalleleri Gençlik Birliği” çatısı altında birleştiklerini duyurdu.

Independent Türkçe’nin aktardığına göre, Twitter ve Telegram hesaplarından duyurulan 43 maddelik manifestonun girişinde şu ifadeler yer aldı: Devrim şehitlerinin saf kanı üzerine yemin ederiz ki zalimler devrilene ve bu talepler yerine getirilene kadar durmayacağız.

Manifestonun ilk maddesinde, İranlı şair Sadi Şirazi’nin (1210-1292) New York’taki Birleşmiş Milletler binasının salonlarından birinin duvarında da yazılı olan, Gülistan eserinden “Benî Âdem” şiirine yer verildi.

Kanun karşısında bütün vatandaşların eşitliği, kadın ve erkeklerin tamamen aynı haklara sahip olduğu, inanç ve din özgürlüğünün sağlanacağı, örgütlenme ve ifade özgürlüğünün garanti altına alınacağı vurgulanan manifestonun 22. maddesinde, siyasi partilerin ülkenin bütünlüğüne, temel insan haklarına, şeffaflığa ve demokrasiye bağlı kalmak kaydıyla özgürce faaliyet yürüteceği kaydedildi.

Manifestonun dış politikayla ilgili bölümünde, İran’ın ulusal çıkarlarının ve dünya barışının korunmasının “iç işlerine karışmama” ilkesiyle birlikte esas alınacağı belirtilirken, insan haklarına ve kadınlara yönelik ayrımcılığın önlenmesine ilişkin uluslararası anlaşma ve sözleşmelere bağlı olunacağı vurgulandı.

Manifestoda ayrıca eğitim, sağlık, sosyal yardımlar ve çevre konularına da değinildi.

Diğer yandan, ekim ortasında açılan ve 208 bine yakın takipçisi olan “Tahran Mahalleleri Gençliği” Twitter hesabından yurtdışındaki İranlı muhaliflere, ortak cephe kurarak İran halkının sesini uluslararası platformlarda duyurmaları için çağrı yapıldı:

Bazı ideolojik farklılıklara rağmen birlikte örgütlenerek tek bir amaca odaklanmaya karar verdik: dayanışma ve birlik halinde bu çocuk katili rejimi devirmek. Ülke içindeki devrimciler uzun süredir haber bekliyor ve bunun ertelenmesi mücadele edenlerin umudunu kırabilir… Ülke dışındaki yurtsever ve özgürlükçü gruplar bu topraklardaki halkın kahramanca hareketiyle birlik halinde bir koalisyon oluşturamazlarsa hür dünyanın diğer uluslarıyla görüşmelerde bizi kim temsil edecek?

Sosyal medyada bu ay başında kimin İran’ın yeni temsilcisi olabileceğiyle ilgili yapılan oylamalarda, siyasi tutuklular Hüseyin Ronahi ve Fatma Sepheri’yle gösterileri destekleyen ünlü futbolcular Ali Deyi ve Ali Kerimi, 1979’da devrilen Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin ABD’de yaşayan oğlu Rıza Pehlevi ve İran kökenli ABD’li gazeteci Masih Alinejad gibi isimler öne çıkmıştı.

İran’da bir dönem etkili olan Reformcu Cephe’den siyasetçi Ali Şekurirad, 29 Kasım’da gençlerin artık seçimler veya reformlarla değişime inanmadığını vurgulamıştı: Halk, reformculuk sürecinden geçti ve hiçbir sonuç elde edemedi. Artık reformcuları arkalarında bıraktılar.

Eylül ortasında Tahran’da 22 yaşındaki Mahsa Emini’nin örtünme kurallarına uymadığı gerekçesiyle gözaltına alınıp ölümüyle başlayan protestolar, yurtdışı merkezli insan hakları örgütlerine göre, “Jin, jiyan, azadi!” (Kadın, yaşam, özgürlük!) sloganıyla 31 eyaletin tamamındaki yaklaşık 150 şehre ve 140 üniversiteye yayılmıştı.

Norveç ve ABD merkezli İranlı aktivistlere göre, gösterilerde en az 450 kişi öldü, 18 bin kişi gözaltına alındı ve binden fazla kişiye dava açıldı. Ölüm cezasına çarptırılan 11 kişiden ikisi son bir hafta içinde idam edildi.

Paylaşın

11 Ayda Bin 638 İşçi, İş Kazalarında Hayatını Kaybetti

Kasım ayında en az 127 işçi, iş kazalarında yaşamını yitirirken, hayatını kaybeden işçilerden 7’si çocuktu. 2022 yılının ilk on bir ayında ise en az bin 658 işçi hayatını kaybetti. Bu, her gün en az 5 işçinin çalışırken yaşamını yitirdiği anlamına geliyor.

Haber Merkezi / İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), Kasım ayı iş cinayetleri raporunu açıkladı. İSİG, iş kazalarını iş cinayetleri olarak tanımlıyor.

İSİG’in raporuna göre, kasım ayında en az 127 işçi, iş kazalarında yaşamını yitirirken, hayatını kaybeden işçilerden 7’si çocuktu. Rapora göre, yılın ilk 11 ayında iş cinayetlerinde 61’i çocuk olmak üzere en az 1638 işçi hayatını kaybetti. İş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin 94’ü kadın, 1564’ü erkekti.

İSİG’in yayınladığı raporda şu tespitlere yer verildi:

İş cinayetlerinin yoğunlaştığı üç işkolu bulunuyor. Güvencesiz çalışmanın hakim olduğu inşaat, tarım ve taşımacılık. Uzun çalışma saatleri, yoğun çalışma, sigortasız çalışma ve her türlü kuralsızlığın hakim olduğu bu işkollarında sendikal örgütlenme yok gibi ya da zayıf ve belli mesleklerde öbekleniyor. Bu yıl moto kurye ölümleri de bu nedenlerden dolayı ölümlerin arttığı bir meslek olarak raporlarımızda öne çıkıyor. Şu ana kadar 50 moto kurye iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Diğer yandan sanayi işkollarındaki ölümler ilk dört sırada olmasa da sanayinin çok farklı işkollarında (maden, metal, enerji, tekstil, kimya, gıda vd.) olduğu gerçeğinin altını çizmek gerekiyor. Aslında bu işkollarının toplamını aldığımızda “sektörel olarak en fazla ölüm sanayide” meydana geliyor.

İş cinayetlerinin bir numaralı nedeni trafik, servis kazaları. Ancak bu ölümler iş cinayeti olarak değil trafik kazası olarak görülüyor. Oysa tır, kamyon, otobüs, servis minibüsü, taksi şoförleri uzun çalışma saatlerinde ve neredeyse dönüşümsüz çalışmaktalar. Diğer yandan araçların yeterli bakımı yapılmıyor ve eski araçlar kullanılıyor, yol aydınlatması veya düzenlemelerinde sorunlar var vb. Şoför ölümleri bir iş cinayetidir, yine servislerde birçok işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetmektedir. Ayrıca trafik kazaları birçok yurttaşında ölümüne neden olduğu için bir halk sağlığı sorunudur.

Bu yılın ilk on bir ayında 61 çocuk işçi hayatını kaybetmiş durumda. Dikkat çeken iki husus var. Birincisi “14 yaş ve altında çalışırken ölen çocukların sayısı arttı.” İkinci olarak ölümlerin merkezinde her yıl olduğu gibi tarım yer alırken “MESEM projeleriyle gündeme gelen stajyer/çırak ölümlerinde de artış” gözüküyor. Diğer yandan EYT tartışmalarının gündemde olduğu bir süreçte 51 yaş ve üzerinde 435 emekçi ölümünü kaydetmiş olduğumuz gerçeğinin altını çizmek istiyoruz.

Sayısı giderek artan göçmen işçilerin iş cinayeti sonucu ölümleri de artıyor. Bu yıl 84 göçmen işçi hayatını kaybetti. Bu işçilerin yüzde 67’si ise Suriyeli ve Afganistanlı. Bu durum Türkiye’de “göçmen işçiliğin mültecilik temelinde hayata geçtiği” gerçeğini ortaya koyuyor. Göçmen işçi ölümlerinin bir kısmında kimlik bilgilerine bile ulaşamıyoruz. Yine birçok göçmen işçinin kayıtsız oldukları için iş cinayetlerinin saklandığını da unutmamak gerekli.

İş cinayetlerinde ölen işçilerin 89’u sendikalı (Bu işçilerin 42’si Bartın Amasra’daki maden patlamasında hayatını kaybetti). Bir yandan tüm iş cinayetlerinde ölen işçilerin yüzde 5’i sendikalıdır tespitiyle “sendikalı olmak iş cinayetlerini önler” diyebiliriz. Diğer yandan Amasra örneğini de değerlendirince “sadece sendikalı olmak yetmez örgütlü de olmak gerekir” demek lazım. Zira iş cinayetlerini işçi örgütlülüğü, denetimi önler; sendikaya üye olmak ve toplu sözleşme imzalamak, Soma’da olduğu gibi Amasra’da da bu örgütlülüğün ve denetimin hayata geçirilmediğini göstermiştir.

İş cinayetleri esas olarak sanayileşmiş büyükşehirlerde yoğunlaşıyor. Diğer yandan tarımsal bölgelere ve her şehirdeki inşaat faaliyetlerine dikkat çekmek gerekiyor. Yine Anadolu şehirlerinin neredeyse tamamına yayılan OSGB gerçekliği var. On bir ayda iş cinayeti tespit edemediğimiz tek şehir ise Bitlis.

2022 yılının ilk on bir ayında iş cinayetlerinin istihdam biçimlerine göre dağılımına baktığımızda 1440 ücretli (işçi ve memur) ve 218 kendi nam ve hesabına çalışan (çiftçi ve esnaf) hayatını kaybetti. Yani ölenlerin yüzde 87’sini ücretliler yüzde 13’ünü ise kendi nam ve hesabına çalışanlar oluşturuyor…

İş kollarına göre iş cinayetleri

2022 yılının ilk on bir ayında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle: İnşaat, Yol işkolunda 338 işçi; Tarım, Orman işkolunda 327 emekçi (166 işçi ve 161 çiftçi); Taşımacılık işkolunda 194 işçi; Madencilik işkolunda 100 işçi; Metal işkolunda 92 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 87 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 86 emekçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 81 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 58 işçi; Enerji işkolunda 48 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 39 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 32 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 29 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 29 işçi; Ağaç, Kâğıt işkolunda 20 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 19 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 14 işçi; Basın, Gazetecilik işkolunda 7 işçi; Banka, Finans, Sigorta işkolunda 3 işçi; İletişim işkolunda 2 işçi; Elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 53 işçi hayatını kaybetti…

Nedenlerine göre iş cinayetleri

2022 yılının ilk on bir ayında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle: Trafik, Servis Kazası nedeniyle 376 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 309 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 260 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 179 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 92 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 76 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 71 işçi; Şiddet nedeniyle 65 işçi; İntihar nedeniyle 62 işçi; Covid-19 nedeniyle 45 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 22 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 13 işçi; Diğer nedenlerden dolayı 88 işçi hayatını kaybetti…

Yaş gruplarına göre iş cinayetleri

2022 yılının ilk on bir ayında iş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle: 14 yaş ve altı 26 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 35 çocuk/genç işçi, 18-27 yaş arası 275 işçi, 28-50 yaş arası 791 işçi, 51-64 yaş arası 342 işçi, 65 yaş ve üstü 93 işçi, yaşını bilmediğimiz 96 işçi hayatını kaybetti…

2022 yılının ilk on bir ayında 84 mülteci/göçmen işçi hayatını kaybetti. Bu işçilerin geldikleri ülkelere bakarsak: 39 işçi Suriyeli; 18 işçi Afganistanlı; 7 işçi Türkmenistanlı, 4 işçi Özbekistanlı; 3’er işçi İranlı ve Rusyalı; 1’er işçi Azerbaycan, Belaruslu, Endonezyalı, Iraklı, Kuveytli, Nijeryalı, Pakistanlı, Sırbistanlı, Ukraynalı ve Yunanistanlı…

2022 yılının ilk on bir ayında iş cinayetlerinde ölenlerin 89’u (yüzde 5,36) sendikalı işçi, 1569’u ise (yüzde 94,64) sendikasız. Sendikalı işçiler madencilik, metal, belediye, kimya, enerji, sağlık, taşımacılık, tarım, iletişim, eğitim, tersane ve güvenlik işkollarında çalışıyordu.

Paylaşın

Cari Açık Dört Yılın Zirvesinde: 43,5 Milyar Dolar

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da, açıklanan veriler iktidarı yalanlıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan ödemeler dengesi verilerine göre, ekimde cari işlemler hesabı 359 milyon dolar açık verdi.

Ocak-ekim döneminde cari işlemler açığı 38 milyar 176 milyon dolar oldu. Son 12 aylık cari işlemler açığı da 43 milyar 454 milyon dolar düzeyinde gerçekleşti.

Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ekimde 8 milyar 643 milyon dolar, ocak-ekim döneminde 43 milyar 41 milyon dolar fazla verdi.

Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı ekimde 6 milyar 463 milyon dolar olurken, hizmetler dengesi kaynaklı girişler 6 milyar 702 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 5 milyar 184 milyon dolar oldu.

Birincil gelir dengesi kalemi ekimde 652 milyon dolar net çıkış, ikincil gelir dengesi kalemi ise 54 milyon dolar net giriş kaydetti.

Öte yandan, eylül ayına ilişkin cari işlemler açığı 2 milyar 966 milyon dolardan 2 milyar 883 milyon dolara revize edildi.

İhracat birim değer endeksi düşüşte

Ayrıca Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), Dış Ticaret Endeksleri Ekim 2022 verilerine göre, ihracat birim değer endeksi ekimde geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 1,8 yükseldi. Endeks, Ekim 2021’e kıyasla gıda, içecek ve tütünde yüzde 9, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 3,9, yakıtlarda yüzde 34,2 artarken, imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 0,8 düşüş gösterdi.

İthalat birim değer endeksi ekimde yıllık bazda yüzde 8,3 arttı. Endeks geçen yılın aynı ayına göre, gıda, içecek ve tütünde yüzde 4,7 ve yakıtlarda yüzde 35,6 artarken, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 0,2 ve imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 2,1 azaldı.

İhracat miktar endeksi

İhracat miktar endeksi ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,1 arttı. Endeks geçen yılın aynı ayına göre, gıda, içecek ve tütünde yüzde 2,2 azalırken, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 18,5, yakıtlarda yüzde 29,5 ve imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 0,1 arttı.

İthalat miktar endeksi ekimde yıllık bazda yüzde 21,3 yükseldi. Endeks bu dönemde gıda, içecek ve tütünde yüzde 9, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 18,5, yakıtlarda yüzde 1,3 ve imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 15,2 artış kaydetti.

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış veriler

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre eylül ayında 156,2 olan ihracat miktar endeksi yüzde 2,8 azalarak 151,8 oldu. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise Ekim 2021’de 160,7 olan ihracat miktar endeksi yüzde 1,1 artarak 162,5 oldu.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; eylül ayında 116,2 olan ithalat miktar endeksi yüzde 4,5 artarak 121,4 olarak gerçekleşti. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise Ekim 2021’de 95,9 olan ithalat miktar endeksi yüzde 21,3 artarak 116,3 olarak kayıtlara geçti.

İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan ve Ekim 2021’de 79,2 olarak elde edilen dış ticaret haddi, 4,8 puan azalışla ekim ayında 74,4 oldu.

Paylaşın