Suriye Operasyonu: Erdoğan: Suriye-Türkiye-Rusya Olarak Adım Atalım

Türkmenistan dönüşü uçakta Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Suriye operasyonuyla ilgili Rusya’ya yönelik “Birlikte karar ve uygulama noktasında destek istedik” sözleri hatırlatıldı ve “Ortak bir operasyon veya ortak bir çalışma mekanizması mı söz konusu olacak?” diye soruldu.

“Burada her ikisi de hatta şu anda belki gündemde olmayan ama daha sonra gelişmelerle gündeme gelebilecek birçok başlık söz konusu” diye değerlendirmede bulunan Erdoğan konuyu Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşmeye getirdi. Erdoğan şöyle konuştu:

“Biz şu an itibarıyla Suriye-Türkiye-Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz. Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkmenistan dönüşü uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada, Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuna değindi. Türkiye’nin sınırından 30 kilometre derinliğe kadar güvenli koridor oluşturma kararı olduğunu söyleyen Erdoğan, bu kararın Astana ve Soçi zirvelerinde de konuşulduğunu hatırlattı.

Türkiye’nin gerekli askeri adımı atmaya hazır olduğunu ifade eden Erdoğan şunları söyledi:

“Suriye’de bir de koalisyon güçleri olayı var. Bu koalisyon güçlerinin içinde kim var? Başta Amerika var. Yanında Fransa’sı, Almanya’sı, İngiltere’si var. Bütün bunların olduğu bir coğrafyada biz ülkemizin güvenliği için tedbirlerimizi alıyoruz. Ama hepsinden de öte Suriye’de bir defa terör örgütünün besleyicileri var. Şimdi bu terör örgütü en büyük destekleri nereden alıyor? Koalisyon güçlerinden alıyor. Nereden alıyor? Petrol kuyularından alıyor. Bu petrol kuyuları şu anda koalisyon güçlerinin de aynı zamanda güvencesinde. Nereye satıyorlar? Rejime satıyorlar. Ama özellikle başta Amerika olmak üzere diyoruz ki eğer sizler hala binlerce tır silah, mühimmat, araç, gereç bunları bu terör örgütlerine vermeye devam edecek olursanız biz de her zaman söylediğimiz gibi kendi göbeğimizi kendimiz keseriz.”

Esad’la görüşme

Erdoğan’a Suriye operasyonuyla ilgili Rusya’ya yönelik “Birlikte karar ve uygulama noktasında destek istedik” sözleri hatırlatıldı ve “Ortak bir operasyon veya ortak bir çalışma mekanizması mı söz konusu olacak?” diye soruldu.

“Burada her ikisi de hatta şu anda belki gündemde olmayan ama daha sonra gelişmelerle gündeme gelebilecek birçok başlık söz konusu” diye değerlendirmede bulunan Erdoğan konuyu Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşmeye getirdi. Erdoğan şöyle konuştu:

“Biz şu an itibarıyla Suriye-Türkiye-Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz. Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız.”

Erdoğan, Suriye lideriyle görüşme konusunu Aralık ayı başında da gündeme getirmiş, ancak Reuters’ın Suriyeli yetkililere dayandırdığı haberine göre Esad,Erdoğan’la görüşmeyi kabul etmemişti.

Erdoğan’a ABD’nin eski Suriye Özel Temsilisi James Jeffrey’in, “Washington Esad’la görüşmeye olumlu bakmıyor” yönündeki açıklaması da soruldu. Erdoğan, “Ben kiminle, ne zaman, nasıl görüşeceğimi birilerinden izin alarak yapmam.Ben Mısır Cumhurbaşkanıyla Katar’da bir görüşme yaptım. Kimseden izin almadım. Suriye konusunda atacağımız adımlarda belirleyici husus da ulusal çıkarlarımız olacaktır. Suriye’de güvenli bölgeden tutun, terör örgütüne karşı alacağımız tedbirler içerisinde bu da bizim atacağımız adımlardan bir tanesidir” yanıtını verdi.

Almanya’da darbe planı operasyonları

Erdoğan Almanya’da geçen hafta düzenlenen darbe planı operasyonlarına da değindi. Erdoğan şunları söyledi:

“Alman makamlarının darbe hazırlığındaki kişilere karşı aldıkları önlemleri doğru buluyoruz. Sürecin hukuk devleti ilkeleri ışığında tüm boyutlarıyla aydınlatılması önemlidir. Darbe planlarına karşı Almanya’da oluşan hissiyatı en iyi anlayacak olan benim halkım, benim ülkemdir. Ancak maalesef, dostumuz ve müttefikimiz Almanya’dan aynı duygudaşlığı ve anlayışı gördüğümüzü söylemem mümkün değildir. Biz on yıllardır Almanya’nın Türkiye’yle empati yapması gerektiğini hep savunduk. Ama son dönemlerde nedense gariplikler olmaya başladı. Şu anda terör örgütünün Avrupa’daki en önemli sığınak yeri Almanya’dır. Şu anda PKK/YPG/PYD bunlar nerede? Orada. FETÖ nerede? Orada. Bunları istiyoruz, bunları vermek gibi bir dertleri de yok.”

Çocuğa istismar davası

Uçaktaki medya temsilcilerinden biri Türkiye’nin gündemindeki çocuk istismarı meselesinde CHP’nin tutumunun muhafazar kesimi rencide eder nitelikte olduğu iddia ederek Erdoğan’a bu konudaki değerlendirmesini sordu. Cumhurbaşkanı şu yanıtı verdi:

“Her şeyden önce bir yavrumuzun 6 yaşındayken yaşadığı iddia edilen olayda bu yavruyu korumak veya bu yavrunun hukukunu savunmak anlamında CHP’nin ciddi manada bir adım attığını mı düşünüyorsunuz? Bu CHP’ye şunu söylemek lazım; sen 10, 11, 12, 13, 14 yaşında kızları dağa kaçırılan Diyarbakır Annelerini bugüne kadar hiç savundun mu? O gözü yaşlı anneleri bugüne kadar hiç gidip ziyaret ettin mi? Bu dağdaki, bu Kandil’deki teröristlerin, bu yavruları silahlandırdığını, onlara taciz tecavüz ettiklerini bildiğin halde, bu yönde attığın bir adım var mı?”

Paylaşın

Başörtüsü Teklifi: Altılı Masa Yeni Metin Sunabilir

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti (DP), Gelecek Partisi ve Demokrasi Ve Atılım (DEVA) Partisi’nden oluşan Altılı Masa’nın, başörtüsü ve ailenin korunması başlıkları altına sunduğu anayasa değişikliği teklifi ile ilgili komisyon görüşmeleri sırasında iktidarın teklifine ilişkin çekincelerin düzeltildiği yeni bir metin sunmasının da ihtimal dahilinde olduğu belirtiliyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başörtüsünün yasa değişikliği teklifi ile teminat altına alınmasını önermesinin ardından iktidar konuyu anayasa değişikliği ile yapmak için çalışmalara başlamıştı. Bu kapsamda “başörtüsüne anayasal güvence ve ailenin korunması” ile ilgili anayasa değişikliği önerisi, Cumhur İttifakı ortakları MHP ve BBP ile birlikte toplam 336 milletvekilinin imzasıyla TBMM Başkanlığı’na geçen Cuma günü sunulmuştu.

İYİ Partililerden Kılıçdaroğlu’na tepki

İktidarın teklifini sunmasının ardından Altılı Masa’yı oluşturan partiler içinde nasıl tutum izleneceğine dair toplantılar düzenlendi. CHP’nin Merkez Yönetim Kurulu ile İYİ Parti’nin ise Genel İdare Kurulu Pazartesi günü yaptıkları toplantılarda konuya ilişkin nasıl bir yol çizilmesi gerektiği ele alındı.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in edindiği bilgilere göre İYİ Parti’nin GİK toplantısında hemen hemen her üye söz olarak böyle bir konunun gündeme gelmesinden duydukları rahatsızlığı dile getirdi ve halkın ekonomik sıkıntılarla mücadele ettiği bir dönemde aslında günümüzde sorun olmayan başörtüsü meselesinin yeniden gündemde olmasını doğru bulmadıklarını belirttiler.

Toplantıda söz alan İYİ Partililer Kılıçdaroğlu’nun böyle bir teklifi Altılı Masa ile istişare etmeden gündeme getirmesini eleştirerek “Şimdi ekonomide vatandaşın en canının yandığı böyle bir dönemde gündem ekonomi olması gerekirken Ocak sonu Şubat ayına kadar iktidar bunu gündeme taşıyabilir” endişesini paylaştılar.

Bu kapsamda toplantıda şu anda anketlere göre önemli bir oranda olduğu gözlemlenen arada kalan kararsız seçmenin bu tartışmalar nedeniyle AKP’ye doğru kayma riski de dile getirildi.

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu da toplantının ardından yaptığı açıklamada iktidarın teklif metnine ilişkin bazı düzeltmeler yapılması gerektiği ifade edilmekle birlikte GİK’teki genel eğilimin “olumlu” olduğunu belirtmişti. Zorlu, “Burada iki önemli hususun altı çizildi. Bir; metin içerisinde riskli gördüğümüz, ileride problem yaratacağını düşündüğümüz bazı ifadeler var. Bunların değiştirilmesi gerekmektedir. Genel İdare Kurulumuzdan çıkan ortak görüş budur. Bununla birlikte Genel İdare Kurulumuzda çoğunluğun eğilimi, temayülü ise olumlu bir kanaat içerisinde olduğumuz yönündedir. Yani, evet yönündedir” demişti.

Altılı Masa’dan yeni bir teklif mi gelecek?

Kılıçdaroğlu ise dün gazetelerin Ankara temsilcileri ile düzenlenen toplantıda soru üzerine anayasa değişikliği ile ilgili anayasa hocalarından görüş alacaklarını belirterek “Bir bakacağız. Ondan sonra oturup karar vereceğiz. Büyük bir olasılıkla önümüzdeki süreçte, altılı masada da konuşulabilir. Oturur konuşuruz. Ona göre bir karar veririz, birlikte” ifadelerini kullandı.

Her ne kadar şu ana çeşitli açıklamalar yapılmış olsa da genel beklenti altılı masa liderlerinin 26 Aralık’taki toplantı öncesinde karşılıklı görüşmelerle bu konuda bir eşgüdüm sağlamaya çalışacakları yönünde.

İYİ Parti konuyu gündeme getiren parti CHP olduğu için çözümünü ya da eşgüdümü sağlaması gereken tarafın yine CHP olduğunu düşünüyor. Bu arada gerek CHP gerekse İYİ Parti bu aşamada teklifi toptancı bir şekilde reddetmeyi ise doğru bulmuyor.

Peki Altılı Masa bu konuda eşgüdümü sağlamaya yönelik nasıl bir çözüm bulabilir?

Edinilen bilgiye göre teklifin TBMM’deki komisyon görüşmeleri sırasında muhalefet üyeleri anayasa hukukçularının da katkılarının bulunacağı, çekince görülen ifadelerin düzetilmiş halinin yer alacağı yeni bir metin sunabilir.

Macaristan’dakine benzer referandum tuzağı endişesi 

Öte yandan gerek İYİ Parti gerekse CHP ailenin korunması başlığı altında eşcinsel evliliklerin yasaklanmasını getiren hükmün iktidar tarafından Macaristan’dakine benzer şekilde yeni bir kutuplaştırma yöntemi olarak kullanılacağını düşünüyor.

İktidarın teklifi ile Anayasa’nın 41’nci maddesin “Ailenin korunması” ile ilgili başlık altındaki birinci fıkraya, “Evlilik birliği ancak kadın ile erkeğin evlenmesiyle kurulabilir” hükmünün eklenmesi öngörülüyor.

Muhalefet ise Türkiye’de eşcinsel evliliklerin yasal olarak zaten mümkün olmadığına dikkat çekerek bunu Macaristan’daki referanduma benzer bir tuzak olarak görüyor.

AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin de teklifin sunulması ile ilgili düzenlediği basın toplantısında “Hem Nüfus Kanunu’na hem de Medeni Kanunu’na göre zaten evlilik birlikteliği bir kadın ve bir erkekten oluşur. Ama ailenin korunması ile ilgili toplumsal ihtiyaç vardı” demişti.

Oylama süreci nasıl işliyor?

Anayasa değişikliği tekliflerinde Genel Kurul’da, iki ayrı madde için iki tur oylama düzenleniyor. Milletvekillerinin oylarını gizli kullandığı oylamada maddeler ayrı ayrı oylanıyor.

Cumhur İttifakı’nın oy kullanamayan TBMM Başkanı Mustafa Şentop haricinde toplam 334 sandalyesi bulunuyor. Referanduma gidilebilmesi için 360 milletvekili gerekiyor ve bu sayıya ulaşmak için muhalefetten herhangi bir partinin teklife “evet” demesi ya da AKP’nin en az 26 milletvekili bulması gerekiyor. AKP ile MHP’nin 400 milletvekilini bulabilmesi durumunda ise referanduma gerek kalmadan anayasa değişikliği geçebiliyor.

Paylaşın

Açlık Sınırı 7 Bin 818, Yoksulluk Sınırı 27 Bin Liraya Yükseldi

Kasım ayında dört kişilik ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı yani açlık sınırı 7 bin 818 liraya yükselirken, açlık sınırına diğer harcamalarında eklenmesiyle hesaplanan yoksulluk sınırı ise 27 bin 41 liraya yükseldi. Ekim ayında açlık sınırı 7 bin 552, yoksullu sınırı ise 26 bin 123 liraydı.

Haber Merkezi / Günlük harcamalarda kasımda en yüksek maliyet grubunu süt ve süt ürünleri grubu 97.65 liralık harcamayla oluşturdu. Et, tavuk ve balık grubu için yapılması gereken minimum harcama 40 lira 80 kuruş, sebze ve meyve harcaması ise 40 lira 56 kuruş oldu.

Ekmek için yapılması gereken harcama tutarı 23.41, katı yağ ve sıvı yağ için 17.67, yumurta için 6.75, şeker, bal, reçel ve pekmez için ise 8,46 lira oldu.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası Araştırma Merkezi (BİSAM), kasım ayı açlık ve yoksulluk raporunu açıkladı. Raporda öne çıkan kısımlar şöyle:

“Beslenme kalıbı üzerinden yapılan hesaplamaya göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı Kasım 2022 için 7 bin 818 liradır. Bu harcama tutarı sadece gıda için yapılması gereken minimum tutardır. Açlık sınırı üzerinden hanehalkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama sonuçlarına göre ise yoksulluk sınırı 27 bin 41 lira olarak gerçekleşmiştir.

Sağlıklı beslenmek için her aile ferdinin alması gereken kalori miktarı farklılık göstermektedir. Yetişkin bir erkeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 2.066 liradır. Bu değer yetişkin bir kadın için 1.953, 15-18 yaş bir genç için 2.129, 4-6 yaş arası bir çocuk için 1.405 liradır.

Sağlıklı bir biçimde beslenmenin toplam aile bütçesine maliyeti ise 7 bin 552 lira olarak tespit edilmiştir. Bu tutar söz konusu ailenin sadece gıda için yapması gereken zorunlu harcama tutardır. Eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma, ulaşım gibi giderler ile birlikte bir ailenin yapması gereken harcama tutarı 26 bin 123 liraya ulaşmaktadır.

Sağlıklı beslenmek için her aile ferdinin alması gereken kalori miktarı farklılık göstermektedir. Yetişkin bir erkeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 2.116 liradır. Bu değer yetişkin bir kadın için 2.005, 15-18 yaş bir genç için 2.211, 4-6 yaş arası bir çocuk için 1.486 liradır.

Sağlıklı bir biçimde beslenmenin toplam aile bütçesine maliyeti ise 7 bin 818 lira olarak tespit edilmiştir. Bu tutar söz konusu ailenin sadece gıda için yapması gereken zorunlu harcama tutardır. Eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma, ulaşım gibi giderler ile birlikte bir ailenin yapması gereken harcama tutarı 27 bin 41 liraya ulaşmaktadır.

Günlük harcamalarda Kasım 2022’de en yüksek maliyet grubunu süt ve süt ürünleri grubu 97.65 liralık harcama gereksinimi ile oluşturmaktadır. Et, tavuk ve balık grubu için yapılması gereken minimum harcama tutarı ise 40.80 liradır. Sebze ve meyve için yapılması gereken günlük harcama tutarı ise 40.56 liraya ulaştı.

Ekmek için yapılması gereken harcama tutarı günlük 23.41 liradır. Katı yağ ve sıvı yağ ise 17.67 liralık masraf yapılması gereken ürün gruplarıdır. Yumurta için 6.75, şeker, bal, reçel ve pekmez için ise 8,46 lira harcama yapılması gerekmektedir.

Süt ve süt ürünlerinin payı arttı

Daha dar bir gruplandırmaya göre harcamalarda süt ve süt ürünlerinin payı yüzde 37.5 ile en yüksek paya sahiptir. Et, yumurta ve kurubaklagil grubunun payı yüzde 24.6 ile ikinci sıradadır. Sebze ve meyvenin harcamalar içindeki payı yüzde 15.6’dır. Ekmek, makarna vb. için ise pay yüzde 12.3’dür. Diğer gıda harcamalarının toplam içindeki payı ise yüzde 10’dur.”

Paylaşın

İmamoğlu: Mertlerin Kazandığı, Namertlerin Kaybettiği…

Hakkında verilen hapis cezası kararının ardından İstanbul’daki bir temel atma töreninde konuşan İBB Başkanı İmamoğlu, “Dünyaya kafa tutmak, yargıcın gömleğini giyerek ya da elbisesini giyerek insanları alt etmeye çalışmakla olmaz. Dünyaya kafa tutmak akılla ve bilimle olur” dedi ve ekledi:

“Bu millet hakkını yedirmeyeceği gibi namertle, mertliğin ne olduğunu da önümüzdeki süreçte hep beraber tekrar ülkemizde, milletimize, genel başkanımız ve Altılı Masa’da bulunan diğer siyasi  liderlerle beraber hep birlikte tekrar ispatını göstereceğiz. Ve mertlerin kazandığı, namertlerin kaybettiği, 86 milyon insanımızın da kazandığı bir dönem yaşatacağız.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi Temel Atma Töreni’nde konuştu. İmamoğlu burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Burada geleceğe dair İstanbul’un yaş almış büyüklerine güzel hizmetler sunacağımız bir merkezin temelini atıyoruz. Bu temel 200 milyon lirayı aşkın bir yatırımla önümüzdeki yıl bu zamanlara kadar hizmete açacağımız bir temel atma töreni. Şimdiden hayırlı olsun.

İstanbul’da 150 günde 150 proje kampanyamızın sonuna geliyoruz. 15 gün sonra bu kampanyamızı bitirmiş olacağız. Bu kampanyamız esnasında 168 noktada 199 projeye eriştiğimizi belirtmek isterim. Daha da sevindirici bir hususu paylaşmak isterim, önümüzdeki şubat-mart-nisan ayları içerisinde İstanbul’umuzda en az 150 projenin daha temel atmasını yapacağımızı paylaşmak istiyorum.

Bizi bu sürece yolculuğa çıktığımız andan itibaren motive eden en önemli şey bu dönemin ruhu gereği milletimize olan sorumluluğumuz ve onlarla olan ideallerde buluştuğumuz bağımız. İlk günden itibaren şehrimizin ihtiyaçlarını, taleplerini can kulağıyla dinledik.

Bir toplumu yönetirken onlarla birlikte karar almadan başarıya ulaşmak mümkün değil. Hem katılımcılığı hem şeffaflığı İBB çatısı altında hissettirdik. Kıymetli Genel Başkanım Kemal Kılıçdaroğlu’na teşekkür etmek isterim. Ben bu şehrin gelmiş geçmiş en demokrat belediye başkanı olmak isterim demiştim. Kendimize çizdiğimiz bu yolculuk hiçbir zaman şaşmadı.

Bizim ülkemizde bazen hiçbir başarı cezasız kalmaz. Böyle bir bakış açısı da var. Bana verilen bu anlamsız ve hukuksuz cezayı başarımın ödülü olarak görüyorum. İsraf düzenlerine son vermenin onları çok kızdırdığını biliyorum. Aynı zamanda İstanbul’un itibar görmemesi gereken tam aksine tedbirli olmanız gereken bazı kurumlarına itibarlı davranan dönemin bittiğine de çok üzüldüklerini biliyorum. O kurumlar bir haftadır konuştuğumuz ayıpları bize yaşatan kurumlar. Bir çocuğumuzun yaşadığı istismardan tutun da farklı edepsiz işlemlerin paydaşı olan bazı kurumları çevremizden uzak tuttuk. İyileri tenzih ediyorum. Sosyal yardım ve destekleri arttırmış olmamız, plansızlıktan, bir avuç insanı kayırma duygusundan böylesi bir döneme dönüşmek onları çok kızdırdı ve bizi cezalandırmak istiyorlar.

“Hiç kimsenin hakkını yemedim, hakkımı da yedirmeyeceğim”

Aslında o kötü akıllarını ve zihinlerini, kötülük dolu kalplerini ‘Binali Bey’e mi oy vereceksiniz? Sisi’ye mi oy vereceksiniz’ diye meydanlarda bağırdıklarında anlamak gerekiyordu. Ben bu memleketin bir evladıyım. Sisi ne, biz ne?

Karadeniz’in Trabzon ilinin Akçaabat ilçesinin eski adı Zanane yeni adı Cevizli köyünde doğmuş bir adama bunu diyen akıldan başka bir maharet bekleyemezsiniz. İlk gündeki gibi burada ifade edeyim ki; hiç kimsenin hakkını yemedim, hakkımı da yedirmeyeceğim.

Dünyaya kafa tutmak, yargıcın gömleğini giyerek ya da elbisesini giyerek insanları alt etmeye çalışmakla olmaz. Dünyaya kafa tutmak akılla ve bilimle olur. Bu millet hakkını yedirmeyeceği gibi namertle, mertliğin ne olduğunu da önümüzdeki süreçte hep beraber tekrar ülkemizde, milletimize, genel başkanımız ve Altılı Masa’da bulunan diğer siyasi  liderlerle beraber hep birlikte tekrar ispatını göstereceğiz. Ve mertlerin kazandığı, namertlerin kaybettiği, 86 milyon insanımızın da kazandığı bir dönem yaşatacağız. Allah kimseye itibar kaybı yaşatmasın…”

Kılıçdaroğlu: Aday belirleme sürecini etkilemez

Diğer yandan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu,İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik yargı kararının Altılı Masa’nın adaylık belirleme sürecini etkilemeyeceğini savundu. Kılıçdaroğu Halk TV’de katıldığı yayında “Dün meydana gelen gelişme adaylık belirme sürecini etkiler mi?” sorusuna yanıt verdi.

Kılıçdaroğlu, “Etkilemez. Biz öteden beri attığımız her adımı belli bir kararlılıkla ve bilgi birikimi şeklinde ilerlediğini biliyoruz. Altı liderin ortak iradesiyle bir metni çıkarmaya çalışıyoruz. Altı liderin altında güçlü kadrolar var” ifadelerini kullandı. Kılıçdaroğlu, “Bu olay bizim altı liderin daha sıkı sıkıya, kol kola, omuz omuza yürümeleri için ivme kazandırır” diye konuştu.

Kararın üst mahkemden döneceğine inandığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Hala bu ülkede hakkın, hukukun ne olduğunu bilen, namuslu ve yürekli yargıçlarımız var. Biz o yargıçlarımıza, hakimlerimize güveniyoruz. Neden İstinaf’tan dönmesin. Bu ülkede adalet varsa dönecektir. Ne demek dönmez? Eğer gerçekten ülkede adaletin zerreciği kaldıysa dönecektir” dedi. Kılıçdaroğlu, Yargıtay aşamasıyla ilgili de, “Kararın onanacağı şeklinde bir düşünceye sahip değilim. Bu ülkenin namuslu hakimleri, savcıları var. Bu adaletsizliğe ‘dur’ diyeceklerdir” diye konuştu.

“Beraat bekliyordum”

CHP lideri “Bu davanın böyle sonuçlanacağını tahmin ediyor muydunuz” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Emin olun hayır. Yargıcın tutanaklara geçen ‘Bu ifade Soylu’ya söylenmiştir’ ifadesi var. Bunun üzerine beraat beklersiniz. Karar açıklanırsa beraat ya da ertelenir diye bekliyordum. Ertelense bile beraat çıkacağını düşünüyordum.”

Kılıçdaroğlu duruşmanın olduğu gün Almanya’da bulunmasına yönelik eleştirilere şöyle yanıt verdi:

“Benim İngiltere’ye, ABD’ye, Almanya’ya gidişim Türkiye’nin hızla büyümesi, kalkınmasıdır. Bu gezileri yaparken telefon açıp ‘Ben geliyorum, hazır mısınız?’ değil. Uluslararası ilişkilerde belli bir zaman dilimi var. Belli bir zaman dilimi içinde randevular alınır. Biz de Almanya’ya bu çerçeve içinde gittik. Vizyon toplantısını yaptık üçüncü ayağı Almanya vardı. Gerçekten de Türkiye’nin önemli finans kaynaklarına ihtiyacı var. Bunun için bu programları yaptık. Normalde davaya bakıldığı zaman beraat edilmesi gereken bilir kişi raporu, tanık gazeteciler var, daha önceki duruşmada tutanağa geçen ifadeler var. Normalde beraat bekliyoruz. Arkadan beklemediğimiz bir olay”

Paylaşın

Tarım Üretici Enflasyonu Yüzde 169,45 İle Rekor Tazeledi

Enflasyon vatandaşın cebini yakmaya devam ediyor… Tarımda üretici enflasyonu kasım ayında aylık yüzde 7 yükseldi. Yıllık yükseliş ise yüzde 169.45 ile tarihi zirvesine ulaştı. Ekim ayında yıllık artış yüzde 163.32 ile yine rekor kırmıştı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi Kasım 2022 verilerini açıkladı.

Açıklanan verilere göre, tarım ürünleri üretici fiyat endeksinde (Tarım-ÜFE), kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 7,00, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 139,49, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 169,45 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 122,93 artış gerçekleşti.

Sektörlerde bir önceki aya göre, balık ve diğer balıkçılık ürünlerinde yüzde 5,98 azalış, ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 0,32 artış, tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 7,51 artış gerçekleşti. Ana gruplarda bir önceki aya göre tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 6,06, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 7,21 ve çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 11,20 artış gerçekleşti.

Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 87,24 ile koyun ve keçi, canlı; bunların işlenmemiş süt ve yapağıları ve yüzde 110,22 ile lifli bitkiler oldu. Buna karşılık, yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 380,89 ile turunçgiller ve yüzde 231,92 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular oldu.

Bir önceki aya göre azalış gösteren alt gruplar sırasıyla, yüzde 22,51 ile tropikal ve subtropikal meyveler ve yüzde 8,77 ile lifli bitkiler oldu. Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise yüzde 18,43 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular ve yüzde 11,70 ile turunçgiller oldu.

Kasım 2022’de, endekste kapsanan 90 maddeden, 29 maddenin ortalama fiyatında azalış, 57 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: İmamoğlu Kararı ‘Aday’ Belirleme Sürecini Etkilemez

“İmamoğlu kararı adaylık belirme sürecini etkiler mi?” sorusuna CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Etkilemez. Biz öteden beri attığımız her adımı belli bir kararlılıkla ve bilgi birikimi şeklinde ilerlediğini biliyoruz. Altı liderin ortak iradesiyle bir metni çıkarmaya çalışıyoruz. Altı liderin altında güçlü kadrolar var” şeklinde cevap verdi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Bu olay bizim altı liderin daha sıkı sıkıya, kol kola, omuz omuza yürümeleri için ivme kazandırır” diye konuştu.

İmamoğlu’nun duruşmaya çıkacağı gün neden Almanya’ya gittiğini de açıklayan Kılıçdaroğlu, bu gezilerin önceden ayarlanmış belli bir program çerçevesinde gerçekleştirildiğine vurgu yaptı:

“Hangi saatte kiminle görüşeceğiniz bellidir. Biz de Almanya’ya bu çerçevede gittik. İngiltere’den sonra vizyon toplantımızı yaptık. Onun bir üçüncü ayağı Almanya vardı. Çünkü Almanya hem bilgiyi hem teknolojiyi bir arada büyüten bir  devlet. Ve biz buraya gitmek zorundaydık. Artı gerçekten de Türkiye’nin temiz paraya ihtiyacı var. Biz bu kısır tartışmalardan bağımsız olarak tümüyle enerjimizi nasıl güzel bir Türkiye’yi inşa edebiliriz için bu programları yaptık ve oraya da gittim” açıklamasını yaptı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na verilen hapis cezası ve siyasi yasağın ardından ilk kez açıklamalarda bulundu. Halk TV’de İsmail Küçükkaya ile Yeni Bir Sabah programına katılan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Anadolu’da güzel bir söz vardır. Zalimin erken gitmesi için zulmün artsın derler. Saray iktidarının da yaptığı bu. Tek kişilik hükümet. Yasama, yargı kendisine bağlı, yürütme organının başında. İstediği yere hâkim atayıp, istediği hâkimden karar çıkartabiliyor. Kendisinin önüne çıkacak engellerin, İstanbul’un rantlarını devşirmek istiyor. İstanbul’u kaybetmesi onun için yara oldu. Çünkü ‘İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder’ demişti. İstanbul’u kaybetti, şimdi Türkiye’yi de kaybediyor.

“Milli iradeye darbedir”

Normalde olması gereken yargının bağımsız olmasıdır. Yargıç, hukukun üstünlüğü ve vicdanına göre değil saraydan gelen talimata göre karar veriyor. Bu milli iradeye darbedir. Bu tablo bizim alışkın olmadığımız, demokrasilerde yaşanmaması gereken bir tablo. Bu tablo maalesef Türkiye’de aşama aşama hayata geçiriliyor.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız benzer bir tablo ile karşılaşmıştı. Ona da 100 küsür yıl ceza isteniyordu. İstanbul İl Başkanımıza siyasi yasak getirildi. Sanıyorlar ki CHP, CHP lideri geri adım atar. Asla ve asla zalimin karşısında bir milim geri adım atmayacağız. Bu ülke sahipsiz değildir. Bu ülkenin halkı demokrasiye aşıktır.

Daha önceki duruşmada yargıç ‘YSK ile ilgisi yok bunun’ diyor. Gülşah İnce de tanık olarak dinleniyor, ‘Soylu ile ilgili soru sordum bu cevabı aldım’ diyor. Şimdi bunu başka bir olayla bağlantı kurup İstanbul Büyükşehir Belediye başkanını cezalandırmak istiyorlar. Sayın İmamoğlu’na ‘Sakın üzülme, senin sorumluluğun var 16 milyon seni dirençle, kararlılıkla görmek istiyor’ dedim.

Demokrasi adına, ülkem adına üzüldüm. Olay bir kişi olayı değil demokrasi, insan hakları, milli iradeye saygı olayıdır. Bunları düşündüğünüz zaman öteden beri gelen bir süreç var. Bu süreç kendi iktidarını pekiştirmek istiyor. Ben koltukta kalayım Türkiye yanabilir… Aramızda dağlar kadar fark var.

Siz CHP’nin elini kolunu bağlamak istiyorsunuz. Şimdi bunu aşama aşama hayata geçirmeye çalışıyorlar. Onlar hukuk dışı yola saparak, yargıçların gücünü arkalarına alarak bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Bizde halkın gücünü, iradesini kazanmak istiyoruz. Halkın iradesi değerlidir. Halkın iradesine darbe yapan bir anlayış demokraside yoktur. 16 milyon İstanbullunun hakkı gasp edilmiştir.

“Adaletin zerreciği kaldıysa istinaftan döner”

İstinaf ve Yargıtay yoluna gidilecek. Hâlâ bu ülkede hakkın, hukukun ne olduğunu bilen, namuslu ve yürekli yargıçlarımız var. Biz o yargıçlarımıza güveniyoruz. Adalet kurumuna en büyük zarar verenlerin iradelerini ipotek eden yargıçlar olduğunu dile getiriyorlar. Neden istinaftan dönmesin. Bu ülkede adalet varsa dönecektir. Ne demek dönmez? Eğer gerçekten ülkede adaletin zerreciği kaldıysa dönecektir. Kararın onanacağı şeklinde bir düşünceye sahip değilim.

Elini vicdanına koyan bir yargıç, bir belediye başkanını bir ifadesi dolayısıyla hem mahkûmiyet hem siyasi yasaklı konumuna getiriyorsunuz. Bunun kabul edilebilir bir yanı yok. Bunun sağı, solu yok. Bu iş insan hakları, demokrasi olayıdır. Bütün bunlara rağmen biz mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu mücadele aynı zamanda bir demokrasi mücadelesidir. İstanbul İl Başkanımız siyasi yasaklı hale getirildiğinde sahip çıktık, bugün de yarın da mücadeleyi vereceğiz.

“Osman Kavala, Selahattin Demirtaş neden içeride?”

Osman Kavala niye içeride AİHM kararına rağmen? Selahattin Demirtaş yargı kararına rağmen neden içeride? Avukatlar içeride. Askeri öğrenciler içeride, öğrenciler darbe mi yapar? Buna benzer haksızlıklar var. Türkiye’de bir değişim, dönüşüm yaşanıyor. Türkiye’de demokrasinin nasıl olduğunu göreceksiniz. Göstereceğiz.

Bir partili nasıl olur da hâkim koltuğuna oturabilir? Bunlar doğru değil. Kendi partilerinde üyelik, il başkanlığı, ilçe başkanlığı yapmış insanları hâkim, savcı koltuğuna oturttular. HSK’nın, bakanlığın ‘dur’ demesi lazım. Diyemediler. HSK’nın da bağımsız iradesi yok. Bugün Erdoğan ne dese onlar altına koşulsuz imza atarlar. Bütün bunlara rağmen kilit noktalarda bunlar ama onların altında erdem, ahlak sahibi adalet ordusu var.”

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Konut Satışları Yüzde 34 Azaldı

Konut satışları, kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 34,1 azalarak 117 bin 806 oldu. Konut satışlarında İstanbul, 19 bin 687 konut satışı ve yüzde 16,7 oran ile en yüksek paya sahip oldu.

Haber Merkezi / Satış sayılarına göre İstanbul’u Ankara ve Antalya izledi. Konut satış sayısının en az olduğu iller sırasıyla Hakkari, Ardahan ve Bayburt oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Konut Satış İstatistikleri Kasım 2022 verilerini açıkladı.

Açıklanan verilere göre, Türkiye genelinde konut satışları, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 34,1 azalarak 117 bin 806 oldu. Konut satışlarında İstanbul, 19 bin 687 konut satışı ve yüzde 16,7 oran ile en yüksek paya sahip oldu. Satış sayılarına göre İstanbul’u Ankara ve Antalya izledi. Konut satış sayısının en az olduğu iller sırasıyla Hakkari, Ardahan ve Bayburt oldu.

Türkiye genelinde ipotekli konut satışları, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 57,7 azalış göstererek 16 bin 655 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 14,1 olarak gerçekleşti.

İlk el konut satışı azaldı

Kasım ayında ilk el konut satış sayısı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 32,9 azalarak 37 bin 380 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışının payı yüzde 31,7 oldu. İlk el konut satışları ocak-kasım döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,7 azalışla 382 bin 190 olarak gerçekleşti.

İkinci el konut satışları, kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 34,7 azalış göstererek 80 bin 426 oldu. Toplam konut satışları içinde ikinci el konut satışının payı yüzde 68,3 oldu.

Yabancılara konut satışı azaldı

Yabancılara yapılan konut satışları, önceki yılın aynı ayına göre yüzde 17,4 azalarak 6 bin 83 oldu. Kasım ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 5,2 oldu. Yabancılara yapılan konut satışlarında ilk sırayı Antalya aldı. Antalya’yı sırasıyla İstanbul ve Mersin izledi.

Yabancılara yapılan konut satışları, ocak-kasım döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 20,4 artarak 61 bin 104 oldu. Kasım ayında Rusya vatandaşları Türkiye’den 2 bin 575 konut satın aldı. Rusya vatandaşlarını sırasıyla İran, Irak ve Ukrayna vatandaşları izledi.

Paylaşın

İmamoğlu Kararı: Erdoğan’ın Olası Rakibine Siyaset Yasağı

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) başkanı ve üyelerine hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ve siyasi yasak kararı verilen İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, yabancı basında da geniş yer buldu.

Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) İngiltere ve Fransa’ya, Almanya’dan İsrail ve Katar’a dünya medyasına yansıyan haberlerde, Türkiye’de Haziran 2023’te yapılması beklenen Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a rakip olma olasılığına atıf vardı.

Konuyla ilgili dünya basınına yansıyan haberlerden öne çıkanlar şöyle…

NYT: Erdoğan’ın olası rakibine siyaset yasağı

ABD’nin The New York Times gazetesi, Ekrem İmamoğlu’na hapis cezası ve siyasi yasak haberini, okurlarına “Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olası rakibini siyasetten men etti” başlığıyla duyurdu.

Haberde, mahkeme kararının kesinleşmesi durumunda İmamoğlu’nun hapise girmeyeceği, fakat belediye başkanlığı görevinden alınarak ceza süresi boyunca oy vermek veya seçimlerde aday olmak ya da seçilmek gibi siyasi faaliyetlerde bulunamayacağına dikkat çekildi.

Gazete, “Bu, esasen Erdoğan’ın iktidardaki AKP’si karşısında seçimleri kazanabildiğini kanıtlayan bir liderin kısa vadedeki şanslarını yok ediyor” yorumunu yaparak 2023’teki seçimlere işaret etti.

WSJ: Yükselen siyasi muhalefetin bir sembolü

ABD’nin The Wall Street Journal gazetesi ise konuyla ilgili haberinin başlığında İmamoğlu’nu “Erdoğan’ın rakibi” olarak tarif etti.

Gazete, başlığın hemen altında ise şu yoruma ver verdi:

“Ekrem İmamoğlu, ülkede gelecek yıl yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi kamu görevlilerine hakaretten mahkum edildi.”

Söz konusu mahkeme kararının “önümüzdeki yıl zor bir yeniden seçilme süreci ile karşı karşıya kalacak olan Erdoğan’ın popüler rakibine darbe vurduğu” değerlendirmesini yapan WSJ, Türkiye’de yapılan seçim anketlerinde Erdoğan ve İmamoğlu’nun “başa baş gittiğini” hatırlattı.

The Wall Street Journal, İmamoğlu’ndan “Türkiye’de yükselen siyasi muhalefetin bir sembolü” olarak bahsetti.

Politico: Erdoğan’ın rakibini bertaraf etme çabası

ABD’nin Politico haber sitesi, İmamoğlu’na verilen hapis cezası ve siyaset yasağı ile ilgili haberinde, “Eleştirenler, kararın gelecek seçimlerde Erdoğan’ın en büyük rakibini bertaraf etme çabası olarak görüyor” dedi.

İmamoğlu’nun karara itiraz etmesinin beklendiğini, fakat itirazın Haziran 2023’ten önce sonuçlanıp sonuçlanmayacağının net olmadığını hatırlatan Politico, haberinde, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Vedant Patel’in sözlerine de yerdi: “Bu adil olmayan ceza, insan haklarına saygı, temel özgürlüklere saygı ve hukukun üstünlüğü ile tutarlı değil.”

Guardian: Erdoğan’ın rakibini devre dışı bırakma çabası

İngiltere’nin The Guardian gazetesi, “İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, ‘ahmaklar’ hakareti sebebiyle hapis cezasına çarptırıldı” başlıklı haberinde, “Belediye başkanının, Erdoğan’ın rakibini devre dışı bırakma çabası olarak görülen karara itiraz etmesi bekleniyor” dedi.

The Guardian gazetesi, ayrıca, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na verilen siyaset yasağını ve Anayasa Mahkemesi’nin Ocak 2023’te kararını açıklaması beklenen Halkların Demokratik Partisi (HDP) kapatma davasını hatırlattı.

The Guardian’ın haberinde de İmamoğlu’nun genel seçimlerde “Erdoğan’ın baş rakibi” olmasının beklendiği vurgusu vardı.

FT: Muhtemel rekabeti tehdit ediyor

İngiltere’nin The Financial Times gazetesi, konuyla ilgili haberinde, “İstanbul Belediye Başkanı’na ‘ahmaklar’ hakareti sebebiyle hapis cezası ve siyaset yasağı verildi” başlığını kullandı. Gazete, “Karar, Ekrem İmamoğlu’nun gelecek yılki seçimlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı rakip olma [şansını] tehdit ediyor” yorumunda bulundu.

Haberinde İmamoğlu’nun kararı “büyük bir adaletsizlik” olarak değerlendiren konuşmasına da yer veren gazete, Türkiye’de Haziran’da yapılması beklenen seçimler öncesi yapılan anketlerin, İmamoğlu’nu Erdoğan’ın karşısında önde gelen muhalefet adayı olarak gösterdiğine dikkat çekti.

The Financial Times, ayrıca Erdoğan’ın AKP’sinin “Türkiye’nin en büyük partisi olmayı sürdürse de uzun süredir devam eden ekonomik krizin partiye olan desteği azalttığı” değerlendirmesini paylaştı.

France 24: “Hak, hukuk, adalet”

Fransa’nın France 24 haber sitesi, mahkemenin İmamoğlu kararını “Türk mahkemesi İstanbul Belediye Başkanı ve Erdoğan’ın rakibi için hapis cezası ve siyaset yasağına hükmetti” başlığıyla duyurdu.

France 24, mahkeme kararını açıklamadan önce binlerce kişinin Saraçhane’deki İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde toplandığını ve “Hak, hukuk, adalet” sloganları attığını okurlarıyla paylaştı.

Haber sitesi, haberinde, duruşma sırasında mahkeme binasının dışında çevik kuvvet polislerinin beklediği detayına da yer verdi.

Taz: Erdoğan’ın baş rakibi olarak görülüyor

Almanya’nın Die Tageszeitung gazetesi, “İstanbul Belediye Başkanı aleyhine mahkeme kararı” başlıklı haberinde, İmamoğlu’nun “Türkiye’de Erdoğan’ın baş rakibi olarak görüldüğü” yorumunu yaptı: “Şimdi ise mahkum edildi; yani, pratikte, siyasi görev yapmaktan men edildi.”

Gazete, haberinde, ayrıca Ekrem İmamoğlu’nun avukatının karara itiraz edileceğine ilişkin açıklamasına da yer verdi.

Die Zeit: Bertaraf etme çabası olarak yorumlanıyor

Almanya’nın Die Zeit gazetesi, İmamoğlu’na verilen cezayı, “İstanbul Belediye Başkanına siyaset yasağı ve hapis cezası” başlığıyla duyurdu.

Gazete, haberinde, kararı eleştirenlerin “kararı, önümüzdeki yıl yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önemli bir rakibini bertaraf etme çabası” olarak gördüğünü yazdı.

Die Zeit, haberinde, Mart 2019’da yapılan İstanbul seçimlerinin yenilendiğini, fakat yenilenen seçimleri İmamoğlu’nun kazandığını da hatırlattı.

Haaretz: Seçimlerden altı ay önce…

İsrail’in Haaretz gazetesi, haberi, “Türkiye’deki seçimlerden altı ay önce, Erdoğan’ın rakibine hapis cezası” başlığıyla duyurdu.

Ekrem İmamoğlu’nun ana muhalefet partisinin “kilit bir üyesi” olduğu değerlendirmesini paylaşan gazete, cezanın “önde gelen kamu görevlilerine hakaret” suçlamasıyla verildiğini hatırlattı.

Greek Reporter: Erdoğan’a karşı en popüler rakip

Yunanistan’ın Greek Reporter gazetesi, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na hapis cezası haberini “İstanbul Belediye Başkanı ve Erdoğan’ın rakibi Türkiye’de hapis cezasına çarptırıldı” başlığıyla verdi:

“Eğer karar istinaf mahkemelerince onanırsa, bu, Haziran’dan yapılması planlanan seçimlerde Erdoğan’a rakip olabilecek en popüler siyasi isim olan İmamoğlu için siyaset yasağı anlamına gelecek.”

Balkan Insight: Erdoğan’ın rakibine siyasetten men

Balkan Insight haber sitesi, “İstanbul Belediye Başkanı ve Erdoğan’ın rakibine hapis cezası ve siyasetten men” başlıklı haberinde, şöyle dedi:

“Davada çıkan karar, olasılıkla Erdoğan’ın önümüzdeki yıl yapılacak seçimlerde iktidarda kalmasının önündeki önemli bir engeli ortadan kaldırıyor.”

Al Jazeera: Erdoğan’ın potansiyel rakibi

Son olarak, Katar merkezli Al Jazeera haber sitesi, “İstanbul Belediye Başkanı, kamu görevlilerine hakaret ettiği gerekçesiyle hapis cezasına çarptırıldı” başlıklı haberinde, mahkemenin Ekrem İmamoğlu’na siyaset yasağı koyma kararı da aldığını hatırlattı.

Al Jazeera’nin haberinde de “İmamoğlu’nun gelecek yılki seçimlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın potansiyel bir rakibi olarak görüldüğü” vurgusu vardı.

Paylaşın

İBB Başkanı İmamoğlu İçin Hukuki Süreç Nasıl İşleyecek?

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) başkanı ve üyelerine hakaret ettiği gerekçesiyle 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ve siyasi yasak kararı verildi.

Peki Ekrem İmamoğlu yasal olarak belediye başkanlığına devam edebilecek mi? Ya da İmamoğlu, cumhurbaşkanı adayı olabilecek mi ? Bundan sonraki yasal süreç nasıl işleyecek ?

Öncelikle İmamoğlu’nun avukatları bu karara itiraz ederek, kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinafa taşıyacak. Eğer Bölge Adliye Mahkemesi, İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nin kararını yerinde bulursa sonrasında İmamoğlu kararı Yargıtay’a taşıyacak.

İmamoğlu’nun belediye başkanlığı da Yargıtay’dan çıkacak karara bağlı ancak bu tarihe kadar görevine devam edebilecek. Eğer olağanüstü koşullarla süreç hızlandırılmazsa kararın onanmasının seçimlerden sonraya kalacağı tahmin ediliyor ve bu da Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olabileceği anlamına geliyor.

Euronews’den Dilek Gül’ün sorularını yanıtlayan Marmara Üniversitesi’den Anayasa Hukukçusu Doç.Dr. Tolga Şirin Anayasa’nın 101. ve 76. maddesini hatırlatıyor.

”Kararın kesinleşmesi durumunda Ekrem İmamoğlu aday olamaz”

Ve kararın kesinleşmesi halinde Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olamayacağını ifade ediyor.

”Anayasa’nın 101’nci maddesine göre Cumhurbaşkanı adaylarının “milletvekili seçilme yeterliliğine sahip” olması gerekir. Yine Anayasa’nın 76’ncı maddesine göre: “taksirli suçlar hariç toplam bir yıl veya daha fazla hapis ile ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar” milletvekili seçilemezler. Bu hükümler ışığında denilebilir ki kararın kesinleşmesi durumunda Ekrem İmamoğlu aday olamaz.”

Anayasa Hukukçusu Doç.Dr. Tolga Şirin, İmamoğlu’nun cezasının kesinleşmesi durumunda belediyedeki görevine devam edemeyeceğini ve bu durumda da Belediye Meclisinin bir başkan seçmesi gerektiğini dile getiriyor.

Belediye Meclisinin bir başkan seçememesi halinde ise kanunen İçişleri Bakanının bir görevlendirme yapacağını belirtiyor.

”Bu bir yıldan fazla ceza hükmü bulunmaması koşulu, 2972 sayılı Kanun’un 9’ncu maddesi uyarınca belediye başkanlığı için de geçerli olduğu için, kararın kesinleşmesi hâlinde başkanlıkta da bir boşalma söz konusu olacaktır… Olayda bir terör suçu olmadığı için bildiğimiz “kayyım ataması” usulü uygulanmaz… Boşalma durumunda Belediye Kanunu devreye girer. Bu kanun (md. 45) uyarınca Belediye Meclisinin bir başkan seçmesi gerekecektir. Eğer Meclis bir seçim yapamazsa Kanun (md. 46) İçişleri Bakanının bir görevlendirme yapmasını öngörür.”

Marmara Üniversitesi’den Anayasa Hukukçusu Doç.Dr. Tolga Şirin’e göre tüm bu süreçte kararın ne zaman kesinleşeceği kritik önemde.

”Karar TCK md. 125/3’ten verildiği için CMK md. 286/3/(a) uyarınca önce istinaf yoluna sonra temyize tabidir. Öte yandan AYM’nin de bu sürece müdahale olasılığı vardır. Olağan hukuk uygulamasında bu kesinleşme aşamalarının seçime kadar tamamlanması mümkün değildir. “Olağan hukuk uygulaması” kavramının ise bu vakada geçerli olmadığı kanaatindeyim…”

Avukat Dr. Rezan Epözdemir, sürecin hızlı işletileceğine dair yapılan yorumlara tepki gösteriyor. Avukat Epözdemir, ‘’Hukuk devletinde kişiye özel uygulama yapılamaz’’ diyor.

‘’Diğer dosyalar ne ise bu dosya da olağan zamanda işlenecektir, olağandışı hassasiyet gösterip bu dosyayı öne almak çok doğru olmaz. Kamu önünde yargının saygınlığı tartışılır hale gelir. Kamu vicdanını da rahatsız eder. İki yılda gelir bu karar ve iki yılın altındaki her süre bana göre bu dosyaya olağandışı müdahaleyi gösterir.’’

Avukat Dr. Rezan Epözdemir, işlemesi gereken hukuki süreci de şu sözlerle anlatıyor:

‘’ Bu kararla önce istinaf incelemesi söz konusu olacaktır. Sanık müdafileri istinaf sürecine başvuracaktır. Normalde beş yılın altında bir mahkumiyet hükmü var. Burada fikir ve ifade kapsamında işlenen bir suç olduğundan Yargıtay’da da temyiz yolu açıldı. Ve bu durumda Yargıtay incelemesi de söz konucu olacak. İstinaf Mahkemesi karara hukuken uygundur diyip red kararı verirse Yargıtay’da temyiz incelemesinde bu karar hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz değildir, hukuka uygundur der ve karar şeklen kesinleşirse bu durumda İmamoğlu için siyasi yasak söz konusu olur. Onun dışında Sayın İmamoğlu açısından herhangi bir siyasi yasak bulunmuyor. Cezanın infazı da söz konusu değildir, yerleşik yargı uygulamalarına bakarsak bu süreç yaklaşık iki yılı bulacaktır. Yani iki yıldan önce bu karar gelmez. ‘’

Paylaşın

CPJ Açıkladı: Hapisteki Gazetecilerin Sayısı Rekora Koşuyor

2022 yılında dünya genelinde hapsedilen gazetecilerin sayısı rekor kırdı. 363 gazetecinin özgürlüğünden mahrum bırakıldığı açıklandı: İran’da en az 62, Çin’de 43, Myanmar’da 42, Türkiye’de 40 ve Belarus’ta 26. 

Merkezi ABD New York’ta bulunan ifade özgürlüğü kuruluşu Gazetecileri Koruma Komitesi (Committee to Protect Journalists / CPJ) bugün yıllık bir rapor yayımladı.

Rapora göre dünya çapında hapsedilen gazetecilerin sayısı 2022’de rekor kırdı. CPJ, 1 Aralık 2022 itibarıyla 363 gazetecinin özgürlüğünden mahrum bırakıldığını tespit etti. Bu geçen yıla oranla yüzde 20’lik artış ve küresel bir rekor demek.

CPJ raporda veri için “Kötüleşen medya manzarasında bir başka korkunç kilometre taşına işaret ediyor” yorumunu yaptı.

Bu yıl en çok gazeteci hapseden beş ülke sırasıyla İran, Çin, Myanmar, Türkiye ve Belarus oldu.

Türkiye’de 40 gazeteci hapis

Verilere göre İran’da en az 62, Çin’de 43, Myanmar’da 42, Türkiye’de 40 ve Belarus’ta 26 gazeteci 1 Aralık itibariyle mahpus durumda. Bu sayı Türkiye için geçen sene 18 olarak verilmişti. CPJ Türkiye’yle ilgili raporda şu değerlendirmeyi yaptı:

“Yılın ikinci yarısında 25 Kürt gazetecinin tutuklanmasının ardından Türkiye’de tutuklu gazeteci sayısı 2021’de 18 iken 2022’de 40’a yükseldi. Gazeteciler PKK ile ilişkilendirilerek bir susturma çabasının sonucu olarak terör şüphesiyle hapse atıldı.

“Bu yılki sayı artışı, 2016’daki başarısız darbe girişiminin ardından olduğundan daha az gazeteciyi hapiste bırakmış olsa da Türkiye’nin bağımsız medyası, kapatmalar, devralmalar ve çok sayıda gazetecinin sürgüne veya meslekten atılmaya zorlanması nedeniyle büyük kayıp yaşıyor.

“Özellikle dezenformasyon yaydığı düşünülen kişiler için hapis cezalarını zorunlu kılan tartışmalı bir medya yasasını Türkiye parlamentosunun Ekim’de onaylaması göz önüne alındığında pek çok kişi son tutuklamaların gelecek yıl yapılacak seçimler öncesinde basın özgürlüğüne yönelik yeni bir saldırıya işaret edebileceğinden korkuyor.”

İran’da Amini protestoları sonrası rekor tutuklama

CPJ, Raporun İran’la ilgili bölümünde ülkede 62 gazetecinin hapis olduğunu belirtti. Mahsa Amini protestolarına da değinen CPJ, düzinelerce gazetecinin protestolara yönelik baskılar sırasında tutuklanan tahmini 14 bin İranlı arasında yer aldığına raporda yer verdi. Protestoların başlamasından bu yana tutuklanan 49 kişiden 22’sinin kadın olduğunu belirtti.

“Gösterilerin başlamasından sonra gözaltına alınan 21 gazeteci sayım tarihinden önce kefaletle serbest bırakılmasaydı bu sayı daha da yüksek olacaktı” dedi.

CPJ’nin İran’la ilgili verileri başka bir temayı da vurguladı: Azınlıklara yönelik devam eden baskı. İran’da Kürtler, hükümete yönelik protestolarda karşı misillemesinin yükünü çekti ve hapistekiler arasında en az dokuz Kürt gazeteci var.

Rapora göre İran’da hapis gazeteci sayısı en son tartışmalı 2009 cumhurbaşkanlığı seçimlerini takip eden yıllarda rekor kırmış ve 2012’de rekor 47 gazeteciyle zirve yapmıştı.

Paylaşın