TCDD’nin Borcu 5,5 Milyar Liraya Ulaştı

TCDD’nin toplam Hazine borcun da 2022 itibarıyla dramatik artış yaşandı. Ocak ayında toplam Hazine borcu 4,6 milyar TL olan idarenin nisan, haziran, ağustos ve ekim aylarındaki borçları ise sırasıyla 4,8 milyar TL, 5,1 milyar TL, 5,3 milyar TL ve 5,5 milyar TL olarak gerçekleşti.

İktidarın borçlandırarak özelleştirmeye hazırlandığı iddia edilen Türkiye Cumhuriyet Devlet Demiryolları’nın (TCDD) Hazine borcu toplamı 5,5 milyar TL’ye ulaştı. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan Hazine Alacak Stoku, TCDD’nin mali yapısını da bir kez daha ortaya koymuş oldu.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre AKP’li belediyelerden gelen eski bürokratların yönetiminde yer aldığı kurumun borcu, 2022 itibarıyla hemen her ay artmaya devam etti.

TCDD, Hazine’ye borcu olan 5 Kamu İktisadi Teşebbüsü (KİT) içinde en borçlu kuruluş olarak öne çıktı. KİT’lerin toplam 6 milyar 425 milyon 687 bin TL’lik Hazine borcunun 5 milyar 465 milyon 948 bin TL’si TCDD’ye yazıldı. İdarenin toplam 5,5 milyar TL’lik borcunun 2 milyar 583 milyon 418 bin TL’sinin vadesinin geçtiği öğrenildi.

Aylar geçtikçe borç arttı

TCDD’nin vadesi geçmiş borçlarında aylara göre yaşanan değişim dikkat çekti. 2022 Ocak itibarıyla 2,1 milyar TL’lik vadesi geçmiş borcu bulunan idarenin, bazı aylara göre vadesi geçmiş borç tutarı şöyle kaydedildi:

Mart: 2 milyar 233 milyon TL

Temmuz: 2 milyar 455 milyon TL

Ekim: 2 milyar 583milyon TL

TCDD’nin toplam Hazine borcunda da 2022 itibarıyla dramatik artış yaşandı. Ocak ayında toplam Hazine borcu 4,6 milyar TL olan idarenin nisan, haziran, ağustos ve ekim aylarındaki borçları ise sırasıyla 4,8 milyar TL, 5,1 milyar TL, 5,3 milyar TL ve 5,5 milyar TL olarak gerçekleşti.

Sayıştay, sınavsız atamalara dikkat çekmişti

Sayıştay’ın, 2020 yılı Devlet Demiryolları Raporu, TCDD’yi borç batağına saplayan uygulamalara ışık tutuyor. Raporda, TCDD bünyesinde bulunan ve sınavla atama yapılması gereken müdürlük koltuklarına sınavsız atamalar yapıldığı belirtiliyor. Raporda, TCDD’de 40 kişiden oluşan şube müdürlerinin, bulundukları konuma sınavsız yerleştiği ifade ediliyor

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Tarımsal Girdi Enflasyonu Yüzde 135’e Yükseldi

Tarımsal girdi enflasyonu, ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 2,68 artarken, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 134,76 yükseldi. Tarımsal girdi enflasyonu, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 97,00 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 105,81 artış oldu.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi Ekim 2022 verilerini açıkladı.

Buna göre, tarımsal girdi fiyat endeksi (Tarım-GFE) Ekim’de bir önceki aya göre yüzde 2,68 artarken, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 134,76 yükseldi.

Tarım-GFE’de, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 97,00 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 105,81 artış gerçekleşti.

Eylül ayında yüzde 138,15 seviyesinde olan Endeks, baz etkisiyle yıllık bazda yüzde 134.76’ya çekildi.

Ana gruplarda bir önceki aya göre tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde %2,34, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde %5,43 artış gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde %100,96, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde %140,04 artış gerçekleşti.

Yıllık Tarım-GFE’ye göre 7 alt grup daha düşük, 4 alt grup daha yüksek değişim gösterdi.

Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, %38,42 ile veteriner harcamaları ve %63,76 ile diğer mal ve hizmetler oldu. Buna karşılık, yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, %196,89 ile enerji ve yağlar ve %192,52 ile gübre ve toprak geliştiriciler oldu.

Aylık Tarım-GFE’ye göre 4 alt grup daha düşük, 7 alt grup daha yüksek değişim gösterdi.

Aylık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, %0,39 ile diğer mal ve hizmetler ve %0,67 ile makine bakım masrafları oldu. Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, %6,79 ile malzemeler ve %4,11 ile enerji ve yağlar oldu.

Paylaşın

Selahattin Demirtaş, Muhalefete Seslendi: Tarihi Fırsatı…

Demirtaş, “İçinde bulunduğumuz kritik döneme yetki veya koltuk paylaşımı olarak bakmak, tarihi fırsatı heba etmektir. Türkiye Cumhuriyeti hepimizindir, dolayısıyla hepimiz sorumluluk alarak halkın yararı için fedakarlık yapmakla görevliyiz. Koltuk hayallerinin değil, özgürlük ideallerinin peşinde koşmak halka karşı onur borcumuzdur.” dedi ve ekledi:

“Geleceği sağlıklı şekilde inşa etmenin biricik yolu, tam demokrasiyi kurumsal hale getirmektir. Bu nedenle, demokrasiye inanmış tüm partiler ve siyasi liderler bu sürecin doğal parçasıdırlar. Artık kısır tartışmalara son verip canla başla çalışmak gerekir. Şimdi dışlama değil, ilkeler etrafında buluşma ve kucaklaşma zamanıdır. Bu yaklaşımla herkes kazanacak, 85 milyon kazanacak.”

Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, cumhurbaşkanlığı adaylık tartışmalarıyla ilgili olarak sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

“Türkiye Cumhuriyeti hepimizindir” diyen Demirtaş şunları söyledi:

“Stratejik açıdan dünyanın en çok yetkiye sahip “koltuğunu” almak için seçime gidiyoruz. Hepimizin amacı, bu makamı gerçek sahibine yani halka teslim etmek olmalıdır. İsimler üzerinden tartışma yürütmek, belirttiğim amaçtan sapmak anlamına gelir.

Bu kritik dönemde, demokrasiye yürekten inanan her siyasi aktör, devletin yeniden inşasında görev ve sorumluluk almalıdır. Kimsenin kimseyi dışlama lüksü yoktur.

“Dışlama değil, kucaklaşma zamanıdır”

Siyasi yasak veya kapatılma tehdidi altında olanlar dahil her siyasi aktörün, ülkenin demokrasiye geçmesi için seçim öncesinde veya sonrasında kendisine düşecek görevlere hazır olması gerekir.

İçinde bulunduğumuz kritik döneme yetki veya koltuk paylaşımı olarak bakmak, tarihi fırsatı heba etmektir.

Türkiye Cumhuriyeti hepimizindir, dolayısıyla hepimiz sorumluluk alarak halkın yararı için fedakarlık yapmakla görevliyiz. Koltuk hayallerinin değil, özgürlük ideallerinin peşinde koşmak halka karşı onur borcumuzdur.

Geleceği sağlıklı şekilde inşa etmenin biricik yolu, tam demokrasiyi kurumsal hale getirmektir.

Bu nedenle, demokrasiye inanmış tüm partiler ve siyasi liderler bu sürecin doğal parçasıdırlar. Artık kısır tartışmalara son verip canla başla çalışmak gerekir. Şimdi dışlama değil, ilkeler etrafında buluşma ve kucaklaşma zamanıdır.

Bu yaklaşımla herkes kazanacak, 85 milyon kazanacak.”

Paylaşın

Afganistan’da Kadınların Üniversiteye Gitmesi Yasaklandı

Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Taliban’ın Bakanlar Kurulu, kadınların üniversite eğitimi almalarının “ikinci bir bildirime kadar” yasaklandığını duyurdu. Taliban’ın aldığı bu son kararla birlikte kadınların ülkede resmi eğitim alması neredeyse tamamen yasaklanmış oldu.

Taliban Geçici Hükümetinin Yüksek Öğretim Bakanlığı, dün yaptığı açıklamada, ülkedeki tüm kamu ve özel üniversitelere konuyla ilgili talimat gönderildiğini, Bakanlar Kurulu kararı ile kadınların üniversite eğitimi almalarının “ikinci bir bildirime kadar” yasaklandığını söyledi.

Taliban, yönetime geldikten sonra, kız çocuklarının ve kadınların ilkokul ve üniversitelerde eğitim almasına izin vermiş, orta ve lise kademelerindeki eğitimlerine devam etmelerine yasak getirmişti.

Taliban, kadınların üniversitelerde okuyabilecekleri bölümleri ise sınırlandırmış, veterinerlik, mühendislik, ekonomi, tarım ve gazetecilik kadınların eğitim almasının yasak olduğu bölümler olmuştu.

Ayrıca kadın ve erkek öğrencilerin bulunduğu alanlar katı kurallarla ayrılmış, kadın öğrencilere sadece kadın öğretmenler ders vermişti.

Taliban’ın aldığı bu son kararla birlikte kadınların ülkede resmi eğitim alması neredeyse tamamen yasaklanmış oldu.

ABD’den açıklama: “Sonuçları olacak”

Taliban’ın aldığı kadınlara üniversite eğitimi yasağı Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından da tepkiyle karşılandı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, dün (20 Aralık) yaptığı günlük basın toplantısında bu kararın “sonuçlarının olacağını” söyledi.

Taliban’ın aldığı kararın Afganistan nüfusunun yarısını yüksek eğitimden mahrum bırakacağını kaydeden Price, özetle şöyle konuştu:

“Ayrıca Taliban, Afgan kadınlarını daha karanlık ve kısır bir geleceğe kalıcı olarak mahkum etti. Nüfusunun yarısı keyfi olarak eğitimden alıkonulduğunda hiçbir ülke gelişemez. Eğitim, uluslararası düzeyde tanınan bir insan hakkıdır ve Afganistan’ın ekonomik büyümesi ve istikrarı için esastır. Bu kabul edilemez duruşun Taliban için önemli sonuçları olacak.”

Taliban’a kadınların üniversite eğitimlerini yasaklamasından dolayı hesap soracaklarını aktaran Price, “İşte bunu yapmak için yararlanabileceğimiz birkaç araç. Bugün daha fazla ayrıntıya giremeyeceğim” dedi:

“Taliban’ın bazı üst düzey üyeleri halihazırda belirli önlemlere tabidir. Bir örgüt olarak Taliban belirli önlemlere tabidir. Ve Taliban’ı bugünkü duyurudan sorumlu tutmak için daha neler yapabileceğimize bakacağız.”

Afganistan’da yeniden Taliban dönemi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) öncülüğündeki NATO güçlerinin Afganistan’dan çekilmesi 31 Ağustos 2021’de tamamlandı.

Afganistan eski Cumhurbaşkanı Eşref Gani hükümetini deviren Taliban, 11 Eylül 2001 sonrası dönemde ABD ve koalisyon güçlerinin işgal ettiği ülkeye yirmi yıl sonra yeniden egemen oldu.

Taliban’ın ülkenin başkenti Kabil’e girmesiyle Taliban’ın hedefinde olan ve Afganistan’dan tahliye edilmeyi talep eden binlerce kişi Uluslararası Kabil Hamid Karzai Havalimanı’na gitmiş, havalimanındaki uzun ve yorucu bekleyiş zamanla izdihama dönüşmüştü.

Uluslararası Kabil Hamid Karzai Havalimanı’nda tahliye için bekleyiş sürerken, 26 Ağustos günü kalabalığı hedef alan bombalı saldırıda 13’ü ABD askeri olmak üzere en az 170 kişi yaşamını yitirdi.

Anadolu Ajansı’nın (AA) aktardığına göre, havalimanındaki patlamadan sonra IŞİD saldırıları artmaya devam etti. Ülkenin her yerinde patlama meydana gelirken, özellikle Nangerhar saldırıların en çok yoğunlaştığı il oldu.

8 Ekim 2021’de Kunduz’da, 15 Ekim’de ise Kandahar’da Şii camileri cuma namazı sırasında IŞİD intihar bombacılarınca hedef alındı. Patlamalarda 100’den fazla kişi hayatını kaybetti.

Paylaşın

Fenerbahçe, Kupada Son 16’ya Yükseldi

Fenerbahçe, Ziraat Türkiye Kupası 5. Eleme Turu’nda İstanbulspor’u konuk etti. Fenerbahçe, sahadan 3-1’lik galibiyetle ayrılarak adını bir üst tura yazdırdı. Sarı-lacivertlilerin son 16 Turu’ndaki rakibi, 23 Aralık’ta yapılacak kura çekiminde belli olacak.

Haber Merkezi / Fenerbahçe’ye galibiyeti getiren golleri 31. dakikada Joshua King, 34. ve 54. dakikalarda Michy Batshuayi kaydetti. İstanbulspor’un tek golünü 90+3’te Jetmir Topalli attı.

Karşılaşmadan dakikalar

8. dakikada soldan kazanılan korner atışında İrfan Can Kahveci ceza sahası içine ortaladı. Müsait pozisyondaki Batshuayi’nin yerden sektirerek yaptığı vuruşta top direkten dönerken, savunma meşin yuvarlağı kornere gönderdi.

19. dakikada sağdan kazanılan korner atışında topun başına yine İrfan Can Kahveci geçti. Bu futbolcunun arka direğe gönderdiği ortada Szalai kafayı vurdu ancak meşin yuvarlak az farkla üstten dışarı gitti.

31. dakikada Crespo orta alandan ayağının dışıyla harika bir derin top attı, savunma arkasına sarkan King karşı karşıya kaldığı kaleci Jensen’i mağlup etmeyi başardı ve Sarı-Lacivertliler 1-0 öne geçti.

34. dakikada Arao orta sahada topu kaptı, Szalai savunma arkasına havadan topu gönderdi, İstanbulspor savunması topu ayağının altından kaçırdı, King soldan ceza alanına girip, Batshuayi’ye yolladı, Belçikalı yıldız çok rahat bir dokunuşla farkı 2’ye çıkarttı.

54. dakikada Batshuayi sol kanattan ceza alanına girdi, savunmayı çalımla geçen yıldız oyuncu uzak köşeye vurdu ve ağları sarstı: 3-0.

75. dakikada sağdan bindiren Rossi, ceza yayı üzerindeki Batshuayi’ye çıkardı. Bu futbolcu bekletmeden soldan ceza sahasına giren Ferdi’ye pasını aktardı. Genç oyuncunun şutunda üst direğe çarpan top oyun alanına geri döndü.

90+3. dakikada ceza sahası dışında topla buluşan Ethemi’nin uzaktan sert şutunda kaleci İrfan Can’ın müdahale ettiği top üst direğe çarpıp oyun alanına geri döndü. Bu pozisyonda Topalli, rakibinden önce davranarak meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 3-1

Stat: Şükrü Saraçoğlu

Hakemler: Volkan Bayarslan, Kerem Ersoy, Deniz Caner Özaral

Fenerbahçe: İrfan Can Eğribayat, Osayi Samuel (Zajc dk. 85 ?), Gustavo, Szalai, Ferdi, Crespo (Mert Hakan dk. 59), Arao, İrfan Can Kahveci (Rossi dk. 59), Emre Mor (Lincoln dk. 46), King (Valencia dk. 69), Batshuayi

stanbulspor: Jensen, Oğuzhan Berber (Tuncer Duhan dk. 68), Mehmet Yeşil, Mehremic (Okan Erdoğan dk. 68), Ali Yaşar (Duhaney dk. 68), Muammer Sarıkaya (Cajic dk. 79), Melih Kabasakal, Topalli, Rroca, Ethemi, İbrahim Yılmaz (Guri dk. 46)

Goller: Joshua King (dk. 31), Batshuayi (dk. 34 ve dk. 54) (Fenerbahçe), Topalli (dk. 90+3) (İstanbulspor)

Paylaşın

Yargıtay Başsavcılığı’nın HDP Talebi Ne Anlama Geliyor?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, HDP’nin hazine yardımı bulunan hesaplarına “ivedilikle” bloke konulması talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Talebin gerekçesinde “HDP’nin PKK ile organik bağının dava sürecinde de sürdüğü” savunuldu.

AYM’nin bu talebi 10 Ocak’taki sözlü yargılama duruşmasında karara bağlaması bekleniyor. Anayasa Mahkemesi, geçen yıl Haziran ayında Yargıtay Başsavcılığı’nın bu yöndeki benzer talebini reddetmişti.

Anayasa Mahkemesi, talebi kabul ederse HDP’nin banka hesaplarına bloke konulacak. Talebin kabul edilmesi halinde HDP, 2023 seçimlerinde hazineden gelecek olan ve mevcut hesaplarında bulunan paraları kullanamayacak.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın HDP kapatma davası kapsamında partinin hazine yardımlarının bulunduğu banka hesaplarına bloke konulması talebi tartışma yarattı. Anayasa Mahkemesi (AYM), talebi olumlu karşılarsa HDP, 2023 yılında alacağı 539 milyon TL’yi kullanamayacak.

DW Türkçe’den Alican Uludağ’a konuşan HDP’nin hukukçu milletvekillerinden Batman Milletvekili Mehmet Tiryaki ile Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonları’ndan sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Serhat Eren Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bu talebine tepki gösterdi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, HDP’nin hazine yardımı bulunan hesaplarına “ivedilikle” bloke konulması talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Talebin gerekçesinde “HDP’nin PKK ile organik bağının dava sürecinde de sürdüğü” savunuldu. AYM’nin bu talebi 10 Ocak’taki sözlü yargılama duruşmasında karara bağlaması bekleniyor. Anayasa Mahkemesi, geçen yıl Haziran ayında Yargıtay Başsavcılığı’nın bu yöndeki benzer talebini reddetmişti.

HDP 2023’te 539 milyon TL yardım alacak

HDP, 2022 yılında hazineden 77 milyon TL yardım almıştı. 2023’te ise seçimlerin yapılacak olması nedeniyle partilere hazine yardımında ciddi artış yapıldı. TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen Bütçe Kanunu kapsamında HDP’ye 2023 yılında hazineden 539 milyon TL ödenmesi kararlaştırıldı. Bu paranın ilk bölümünün, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından Ocak ayının ilk 10 gününde parti hesaplarına yatırılması bekleniyor.

Talep ne anlama geliyor?

Anayasa Mahkemesi, talebi kabul ederse HDP’nin banka hesaplarına bloke konulacak. Talebin kabul edilmesi halinde HDP, 2023 seçimlerinde hazineden gelecek olan ve mevcut hesaplarında bulunan paraları kullanamayacak.

HDP cephesi ne diyor?

HDP Batman Milletvekili ve Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Temsilcisi Mehmet Tiryaki, kapatma davasının MHP’nin çağrısının ardından açıldığını anımsatarak, “Tıpkı kapatma davasının MHP’nin yürüttüğü kampanya sonucu açılması gibi partinin hesaplarına bloke talebinin de MHP’nin çağrısından sonra gelmesi, davanın siyasi olduğunu gösteriyor. Yargıtay Başsavcısı, MHP’nin temsilcisi gibi hareket etmektedir” dedi.

Tiryaki: HDP seçim kampanyası yürütemez

Bu yıl seçimler nedeniyle partilere hazine yardımının üç katı oranından arttırıldığını belirten Tiryaki, “Eğer bloke kararı verilirse HDP seçim kampanyaları yürütemez. HDP seçim kampanyası yürütmesin, AKP istediği gibi at koştursun diye bu talepte bulunulmuştur” ifadesini kullandı.

Eren: AYM talebi reddetmeli

HDP’de Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonları’ndan sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Serhat Eren, AYM’nin talebi kabul etmesinin; mahkemenin kapatma davasında vereceği kararın rengini ortaya koyacağını, bunun ihsas-ı rey anlamına geleceğini söyledi.

AYM’nin talebi reddedeceğini düşündüklerini kaydeden Eren, “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının bu talebini haklı kılacak, hukuksal hiçbir gerekçe yok. Çünkü dosyada bu süre zarfında hiçbir şey değişmedi” dedi.

Talebin seçimler öncesinde HDP’yi ekonomik olarak zor durumda bırakma amacı taşıdığını belirten Eren, şöyle devam etti:

“Seçim öncesi, siyasal alanda partimize dönük Meclis’ten tutun sokağa kadar her alanda engelleme, partimizi tasfiye etme, partimizi yargı sopasıyla durdurma ve mücadele edemez hale getirmek istiyorlar. Bu talep de bunun bir parçasıdır. Seçim öncesinde afişlerden, bayraklardan tutun da birçok alanda yapılması gereken çalışmaların yapılmaması sağlamak istiyorlar.”

Bağışlar da etkilenecek mi?

Serhat Eren, hesapların bloke edilmesi kararının seçim takvimi öncesinde çıkmasının HDP’yi olumsuz etkileyeceğini belirterek, “Anayasa Mahkemesi’nin vereceği karar, seçime yakın veya seçim takviminin kesinleştiği tarihe yakın gelirse kuşkusuz büyük oranda etkilenecek. Bu da partimizin aslında resmi ve fiili olarak seçime girmesini engelleyici bir karar olmuş olacak. Yani siyasi partiler arasında bir eşitsizlik yaratacak” değerlendirmesinde bulundu.

Peki, olası bir bloke kararından HDP’nin seçim sürecinde toplayacağı bağışlar da etkilenecek mi?

Bir dönem Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nda Siyasi Partiler Masası’nda görev yapan emekli yargıç Ömer Faruk Eminağaoğlu, Yargıtay Başsavcılığı’nın talebinde, “devlet yardımlarının bulunduğu banka hesabı” denildiğine işaret ederek, bloke konulması halinde bu hesaplarda toplanan bağışların da etkileneceğini kaydetti. Eminağaoğlu, talebin HDP’nin seçim kampanyası yapmasını olumsuz etkileyeceğini kaydetti. Ancak AYM’nin taleple bağlı olmadığını belirten Eminağaoğlu, bu durumun tamamen AYM’nin alacağı karara bağlı olduğunu kaydetti.

HDP kapatma davası ne aşamada?

Bu talebin ardından gözler şimdi HDP kapatma davasına çevrildi. Yargıtay Başsavcısı Başsavcı Bekir Şahin, 10 Ocak’ta sözlü açıklama yapacak. Bunun ardından HDP’ye bir ay süre verilecek ve bu süre sonunda sözlü savunmada bulunacak. Taraflar dinlendikten sonra AYM raportörü davaya ilişkin esas hakkındaki raporunu hazırlayarak üyelere sunacak. AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın belirleyeceği bir günde heyet toplanarak, kapatma istemini esastan karara sağlayacak. Kapatma kararı için 15 üyeden en az 10’nun oyu gerekiyor.

Paylaşın

ABD, SDG İle Suriye’de Operasyon Düzenledi

ABD, Suriye’nin doğusunda düzenlenen üç ayrı operasyonda altı IŞİD militanının yakalandığını, operasyonlara ana gövdesini YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin de katıldığını açıkladı.

Açıklamada yakalanan kişilerden dördünün, grupla ilişkili Türkmen silah tüccarları olduğu belirtildi. İki SDG savaşçısının baskınlar sırasında yaralandığı kaydedildi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Suriye’nin doğusunda düzenlenen üç ayrı operasyonda altı IŞİD militanının yakalandığını açıkladı. Helikopterlerle havadan indirme yoluyla yapılan operasyonların 48 sürelik bir zaman diliminde icra edildiği belirtildi.

Yakalanan şahıslar arasında IŞİD’in “Suriye Bölge Yetkilisi” kabul edilen “El Zübeydi”nin de olduğu açıklandı. Söz konusu şahsın Suriye’de saldırılar planladığı ya da bunların düzenlenmesine önayak olduğu belirtildi.

Londra merkezli İnsan Hakları Gözlemevi düzenlenen üç baskından ikisinin Deyrezzor ve Haseke bölgelerinde yapıldığını ve bu operasyonlara ana gövdesini YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin de katıldığını açıkladı.

Açıklamada yakalanan kişilerden dördünün, grupla ilişkili Türkmen silah tüccarları olduğu belirtildi. İki SDG savaşçısının baskınlar sırasında yaralandığı kaydedildi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı Komutanı Orgeneral Michael Erik Kurilla, operasyonlarla ilgili “IŞİD’in bu unsurlarının yakalanması terör örgütünün istikrarsızlaştırıcı saldırılar planlama ve hayata geçirme kabiliyetini sekteye uğratacak” diye konuştu.

Suriye’de IŞİD ile mücadelede SDG’ye destek veren ABD askerlerinin sayısı 900 olarak tahmin ediliyor. ABD güçlerinin SDG ile birlikte IŞİD’e karşı yaptığı operasyonlar daha çok ülkenin kuzey doğu bölümünde gerçekleşiyor.

SDG son yapılan operasyonlarda yakalanan bir IŞİD militanının Suriye’nin doğusundaki kimi hücrelere komuta ettiğini açıkladı.

Paylaşın

Türkiye’de, Çalışanların Neredeyse Yarısı Asgari Ücretli

2012’de brüt asgari ücret brüt ortalama ücretin yüzde 44’ü iken 2016’da yüzde 53’e ve 2020’de yüzde 73’e yükseldi. Avrupa ülkeleri arasında en düşük asgari ücretlerden birine sahip olan Türkiye’de, çalışan kesimin neredeyse yarısı da asgari ücretli.

DİSK Başkanı Çerkezoğlu, asgari ücretin ortalama ücret haline gelmesinin nedeninin sendikalaşmanın önündeki engeller olduğunu vurgulayarak, “Türkiye’de toplu sözleşmeli olan çalışan oranı yüzde 7.5, özel sektörde ise yüzde 5.5’lerde” dedi.

Türkiye’de yaklaşık 8 milyon asgari ücretli bulunuyor ancak yıllar içinde ortalama ücretler de gerileyerek asgari ücrete komşu oldu. TÜİK İşgücü Maliyeti İstatistikleri asgari ücret ile ortalama ücret makasının iyice kapandığını ortaya koyuyor. 2012’de brüt asgari ücret brüt ortalama ücretin yüzde 44’ü iken 2016’da yüzde 53’e ve 2020’de yüzde 73’e yükseldi. Avrupa ülkeleri arasında en düşük asgari ücretlerden birine sahip olan Türkiye’de, çalışan kesimin neredeyse yarısı da asgari ücretli.

Eurofound’un 2022 raporuna göre Avrupa Birliği ülkelerinde çalışanların sadece yüzde 4’ü asgari ücrete yakın ücretler alıyor. Türkiye’de ise asgari ücret ve yüzde 10 fazlası ücretle çalışanların oranı ise DİSK-AR’ın araştırmasına göre yüzde 48.7’ye ulaşmış durumda.

Sözcü’den Deniz Bilici Göçmen’in haberine göre; DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, asgari ücretin dünyanın hiçbir yerinde gündem olmadığına dikkat çekerek asgari ücret civarı ücretlere çalışanların oranının bu yıl yüzde 50’yi çoktan geçtiğine işaret etti.

Çerkezoğlu, asgari ücretin ortalama ücret haline gelmesinin nedeninin sendikalaşmanın önündeki engeller olduğunu vurgulayarak, “Türkiye’de toplu sözleşmeli olan çalışan oranı yüzde 7.5, özel sektörde ise yüzde 5.5’lerde” dedi. Milyonların asgari ücrete mahkum edilmemesi için sendikalaşmanın önündeki engellerin kaldırılması gerektiğinin altını çizen Çerkezoğlu, “Bunu sağlayamazsak yılın ikinci ayında açlık sınırına gerileyen ücretlere mahkum olmaya devam ederiz” diye konuştu.

‘Bağlayıcı düzenleme şart’

Arzu Çerkezoğlu, bankaların promosyon uygulamasına ilişkin “Kamuda promosyon uygulaması var ancak miktar artırılmalı. Özel sektörde ise promosyon ödemesiyle ilgili bağlayıcı düzenleme yok. Toplu sözleşmeli işyerlerinde promosyon hakkı güvence altına alınıyor ancak özel sektör sendikasız olduğu için işverenler promosyonu ya kendileri alıyor ya da ucuz kredi kullanma yolu olarak kullanıyorlar” dedi. Çerkezoğlu, “Özel sektörün neredeyse yüzde 95’inin toplu sözleşmesiz olduğunu düşünürsek bağlayıcı bir düzenleme yapılması şart” diye konuştu.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Dikkat Çeken İmamoğlu Açıklaması

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, İBB Başkanı İmamoğlu ile yakınlığını, “Ekrem İmamoğlu ile baba-oğul ilişkisi gibiyiz. Kendisi CHP’nin evladı olduğu kadar benim de evladımdır, ona sahip çıkmak benim de boynumun borcudur. Şimdi saraycılara sesleniyorum. Çekin arabanızı, bu kantar sizi çekmez” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu grup konuşmasında, kararın kesinleşmesi halinde İmamoğlu’nu görevden alabileceğini söyleyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, “İmamoğlu’nun adını ağzına almak için önce ağzını yıkayacaksın, sen kimsin. Sen atanmış birisin. imamoğlu kim, sen kim? Sen İmamoğlu’nun tırnağı bile olamazsın” ifadelerini kullandı.

HDP İstanbul Eş Başkanı Mithat Sancar’ın yaşadıklarına değinen Kılıçdaroğlu şunları söyledi: “Demokrasinin olmadığını gösteren temel bir olay. Bir partinin genel başkanı İstanbul’da Kadıköy’de kendi ilçe binasına giremiyor. Talimat verilmiş. Altı milyon oy alan bir siyasi partinin genel başkanı kendi ilçe binasına giremiyor. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.

Onlar şeytanlar ve bunu yapıyorlar ve bizler beraber mücadele edeceğiz. Polis arkadaşları asla suçlamıyorum onlara talimat verenler sorumlusu. Talimat verenin kim olduğunu, gücünü saraydan aldığını da çok iyi biliyorum. O nedenle bizler taşkınlığa kapılmadan, sağ duyu ile hareket ederek sandığı bekleyeceğiz. Sandık gelecek, oyumuzu kullanacağız Saray ve şürekasını yolcu edeceğiz.”

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyelerine hakaret ettiği iddiasıyla hapis ve siyasi yasakla cezalandırılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, davet üzerine bugün Meclis’te CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’yla bir araya geldi.

İkili grup toplantısından önce Kılıçdaroğlu’nun makam odasında görüştü. Daha sonra da grup toplantısına geçti. Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu’nun salona girişi esnasında CHP’liler ‘El ele kol kola omuz omuza’ sloganı attı. Kılıçdaroğlu kürsüye ‘İktidar’ sloganıyla çıktı.

Kılıçdaroğlu izleyicilere “Hiç meraklanmayın halkın iktidarını mutlaka kuracağız” yanıtını verdi. İmamoğlu da grup toplantısı sırasında, ön sıralarda Engin Özkoç’un yanına oturarak Kılıçdaroğlu’nu dinlendi.

“Polisler değil onlara talimat verenler sorumlusu”

Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

Mithat Sancar’a abluka: Demokrasinin olmadığını gösteren temel bir olay. Bir partinin genel başkanı İstanbul’da Kadıköy’de kendi ilçe binasına giremiyor. Talimat verilmiş. Altı milyon oy alan bir siyasi partinin genel başkanı kendi ilçe binasına giremiyor. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Onlar şeytanlar ve bunu yapıyorlar ve bizler beraber mücadele edeceğiz.

Polis arkadaşları asla suçlamıyorum onlara talimat verenler sorumlusu. Talimat verenin kim olduğunu, gücünü saraydan aldığını da çok iyi biliyorum. O nedenle bizler taşkınlığa kapılmadan, sağ duyu ile hareket ederek sandığı bekleyeceğiz. Sandık gelecek, oyumuzu kullanacağız saray ve şürekasını yolcu edeceğiz.

Vural Avar’ın hayatını kaybetmesi: Haksızlıkların çok fazla olduğunu biliyorum. 85-90 yaşında insan hapishanede tutulmaz. Tuvalete gidemeyecek bir kişi hapiste tutulmaz. Eğer devlet olarak siz bunu yapmaya kalkarsanız kişilerden intikam alırsınız. Devlet intikam duygusuyla yönetilmez, adaletle, bilgiyle, birikimle yönetilir.

Eğer insanları 85-90 yaşında ben sizi hapislerde öldüreceğiz derseniz demokrasinin, insan haklarının olmadığı algısı çok daha güçlü bir şekilde ortaya çıkar. Buradan iktidar sahiplerine sesleniyorum. Eğer 85-90 yaşındaki insanlar hapiste kalmasın diyorsanız her türlü katkıyı vermeye hazırız. Çünkü biz adaletten, insan haklarından yanayız.

“Devleti yönetemiyorlar”

Tarikatta çocuğa cinsel istismar: 6 yaşındaki bir çocuğa sistemli tecavüz edilmesi ve bunun karşısında iktidarın suskun olması… Bunlarda vallahi de billahi de ahlak, vicdan, erdem yok. Sistematik tecavüze uğruyor. Bakan ‘2 yıldır haberimiz’ var diyor. Devleti çalıştırmadılar, savcıları, polisleri çalıştırmadılar. Arkasındaki güç kim? Bunun cevabını hala almış değilim. Bir çocuğun hakkı için bakanlığa yürüdüm. Sonra ne oldu? Devletin refleksi çalışmaya başladı. Demek ki bu kardeşiniz haklı.

Okullarda süt dağıtılması: Bunlar devleti yönetemiyorlar. Çalışan devleti durduruyorlar, üretecek devleti engelliyorlar. Eylül’de 123 bin ton olan süt üretimi Ekim’de 104 bin tona düştü. 3 adım sonrasını bırakın yarın sabah ne olacağını bilmiyorlar. Tek söyledikleri ‘Biz yaparız’. Senin yaptığın meydanda zaten. Eleştiriyoruz ki doğruyu yapın. Adaletten yana olun adaletten. Çocukların süte ihtiyacı var. Ekrem Başkana sordum, 100 bin aileye her sabah süt veriyor. Onların yapamadığını yapıyoruz, tahammül edemiyorlar. İktidara sesleniyorum, okul sütü programını yeniden başlatın.

“İmamoğlu ile baba-oğul gibiyiz”

İmamoğlu’na siyasi yasak: Önce düzmece bir dava açtılar mı? Evet, açtılar. Sonra saray bu mahkemeye müdahale etti mi? Evet, etti. Asla çıkarılamayacak bir kararı bu mahkemede çıkardılar mı? Evet çıkardılar. Her şeyi gizli kapaklı değil alenen yaptılar. Herkesin gözü önünde yaptılar. 85 milyonun önünde adaleti açıkça katlettiler. Bunu bütün vatandaşlarımın sağcısı, solcusu, ortacısı, başı açığı, kapalısı, dünyanın neresinde yaşıyorsa bütün vatandaşlarımın bu adaletsizliği bilmesini isterim.

Bir de bunlar olurken sarayın bir de fotoromanı var. O da başka bir pisliğin içinde. Bir bakıyoruz o da cesaretlenmiş konuşmaya başlıyor. 16 milyon insanın sevgilisini görevden alacakmış, sen kimsin Ekrem İmamoğlu kim? Sen Ekrem İmamoğlu’nun tırnağı bile olamazsın. Ekrem İmamoğlu’nun adını ağzına alman için önce ağzını bir yıkayacaksın. Sen kendini nasıl onunla kıyaslarsın? Sen atama ile gelmişsin o seçimle gelmiş. Senin neler çevirdiğini biliyorum, kripto dolandırıcıları senin yanında, mafyaya haber uçurmak senin görevin, uyuşturucu baronlarıyla fotoğraf çektirirsin, kirli paranın da bir numaralı adamısın. Ben bunları bilmiyor muyum? İmamoğlu size büyük lokmadır, boğazınıza takılır, boğulursunuz.

Dava zaten düzmeceydi. İstedikleri gibi karar çıkaramayacaklarını önce gördüler, sonra o hakimi sürdüler. Onun yerine iradesini saraya ipotek etmiş yargıçlık cübbesi giyen ama asla hakimlik statüsü olmaması gereken bir kişiyi oraya oturttular. Karar sarayda yazıldı, o da okudu. Kararı okurken savcı orada yoktu. Hakim, savcının olmadığı ortamda kararı zaten okuyamaz. Hakime talimat verilmiş, o da gereğini yapıyor. Bu millet yemedi, belediye başkanına da adalete de sahip çıktı.

Ekrem İmamoğlu bugün burada. Ben Ekrem İmamoğlu ile baba-oğul ilişkisi gibiyiz. Kendisi CHP’nin evladı olduğu kadar benim de evladımdır, ona sahip çıkmak benim de boynumun borcudur. Şimdi saraycılara sesleniyorum. Çekin arabanızı, bu kantar sizi çekmez.

Erdoğan’a da insani olarak bir şey söylemek isterim. İhtiras, doymak bilmeyen bir canavardır. İhtirasının esiri olma, ihtirasına teslim olma. Kin kusma be, öfke kusma. Adaletli olmaktan ayrılma. Sana öğretmediler mi adaletin, dürüstlüğün ne olduğunu? İhtirasına teslim oluyorsan, ki oluyorsun süren dolmak üzere 4-5 ay sonra her şeyi göreceksin.

Çok işimiz var. Bu saçmalıklara ayıracak vaktimiz yok. Adaletin bir gün tecelli edeceğini biliyoruz. Bu işlerle elbette uğraşılacak, elbette mücadele edeceğiz. Türkiye güzel, büyük bir ülke. Ekibimizi kurduk, paramızı bulduk. Hızla Türkiye’yi büyüteceğiz. Herkes görevi adaletle, huzur içinde yapacak. Herkes Bay Kemal’i beklesin.

Paylaşın

HDP Eş Genel Başkanı Sancar: İktidar, Bizlerin Kararlılığından Korkuyor

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “Pazar günü bizim İstanbul İl Eş Başkanımız ve Şırnak eksi vekilimiz Ferhat Encü’ye tokatla saldırıldı. Hasta mahpusların adalet nöbetine saldırıldı, gençlere saldırıldı. Bu saldırıların amacını biliyoruz. Bu iktidar şiddet, savaş, gerilim ve nefret politikaları ile ayakta kalmaya çalışıyor” dedi ve ekledi;

Haber Merkezi / “HDP’nin bu iktidara kaybettirme gücünün farkındalar. O nedenle saldırılar pervasızlaşıyor ve sürekli yeni boyutlar kazanarak devam ediyor. Biz bu saldırıyı protesto etmek ve açıklama yapmak için İstanbul Kadıköy ilçe binamızın önünde bir araya gelmeyi kararlaştırmıştık. Ben ve Buldan; vekillerimiz, bileşen partilerimiz, ittifak güçlerimiz orada buluşacaktı.

Oraya gitmeye kalkıştığımızda gördük ki bütün yollar abluka altında, bütün yollar kesilmiş, binlerce polis yığılmış… Gerçek bir abluka yaratmışlar. Bu abluka, bu düzenin sembolüdür. Topluma, siyasete, adalete, hakikate abluka… İktidar korkuyor. Bizlerin kararlılığından korkuyor. Bu rejimin inşasını durduracak olma irademizden korkuyor; geleceği, demokrasi adalet ve barış üzerine kurma ısrarımızdan korkuyor. Yürüyüşümüz büyüyerek devam ediyor bu da iktidara her alanda korku salıyor”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, haftalık Meclis grup toplantısında gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi:

“İstanbul İl Eşbaşkanımız ve eski Şırnak Milletvekilimiz Ferhat Encü’ye tokatla saldırıldı. Hasta mahpusların ailelerinin adalet nöbetine, annelere saldırıldı. Onlarla dayanışma içinde orada olan gençlere saldırıldı. Bütün bu saldırıların amacını biliyoruz. Bu iktidar şiddet ve savaş politikalarıyla, gerilim ve nefret politikalarıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Önünde en büyük engel olarak gördüğü demokratik mücadele kararlılığına da en sert şekilde saldırmayı ayakta kalmanın bir çaresi ve yolu olarak görüyor. HDP’nin bu iktidara kaybettirme gücünün farkındalar. O nedenle saldırılar pervasızlaşıyor ve sürekli yeni boyutlar kazanarak devam ediyor.

“Bu abluka, bu düzenin bizatihi sembolüdür”

Saldırıyı protesto etmek ve buna dair bir açıklama yapmak için dün Kadıköy ilçe binamızın önünde bir araya gelmeyi kararlaştırmıştık. Eş Genel Başkanlar olarak ben ve Pervin Buldan, milletvekillerimiz, bileşen partilerimiz, ittifak güçlerimiz ve demokrasi çevrelerinin temsilcileri orada buluşacaktık. Oraya gitmeye kalktığımızda gördük ki bütün yollar abluka altında, bütün yollar kesilmiş. Binlerce polis yığılmış. Panzerler, çeşitli polis araçları orada gerçek bir abluka yaratmış. Bu abluka, bu düzenin bizatihi sembolüdür.

İktidar, bizlerin kararlılığından korkuyor. Demokratik siyasette ısrarımızın yarattığı büyük güçten korkuyor. Bu rejimin inşasını durduracak olma irademizden korkuyor. Geleceği demokrasi, adalet ve barış üzerine kurma kararlılığımızdan, ısrarımızdan korkuyor.

Kürt düşmanlığı üzerine kurulan bütün iktidarlar kaybetti, bu iktidar da kaybedecek. O nedenle uğraşmaları boşuna, kazanamayacaklar. Karşılarında mücadele birikimi ve kararlılığı defalarca sınanmış, her seferinde de bu sınavdan yüzünün akıyla çıkmış Kürt halkının direnci var, Kürt halkının Türkiye’deki bütün halklarla ortak mücadele kararı var. Bu nedenle kazanamayacaklar. Bu nedenle kaybedecekler.

İmralı’da Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan ağır ve mutlak tecrit, Kürt sorununda çözümsüzlük ve savaş politikaları ile doğrudan bağlantılıdır. Ortada ağır bir hukuksuzluk var. Bu hem iç hukuk hem de uluslararası hukuk açısından böyledir. Savaş politikalarının ve çözümsüzlüğün derinleşmesi ile tecrit arasında doğrudan bir bağlantı vardır. Bu ağır hukuksuzluğa son verin. Türkiye’deki bütün demokrasi güçlerine, çözüm ve barış isteyen bütün çevrelere de çağrımız şudur: Bu ağır tecride ortak bir sesle karşı çıkalım.

“Başka bir Türkiye mümkün”

Demokrasi ittifakını oluşturmak kongre kararımızdı. Bu yönde çalışmalarımızı sürdürdük ve bu çalışmaların somut sonucu olarak Emek ve Özgürlük İttifakı’nı kurduk. Şimdi bu ittifakı büyütmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu ülkeyi seçeneksiz bırakmamak konusunda kararlıyız. Ne mevcut rejime ne de eski sistemi rötuşlarla devreye sokmak isteyen restorasyoncu yaklaşımlara mahkumuz. Hayır, bir başka seçenek var. Başka bir Türkiye mümkün, başka bir hayat mümkün; o da bizim kurduğumuz 3’üncü yoldur.

Bütçe görüşmelerini izlediniz. Bu iktidarın getirdiği bütçenin bir sömürü talan ve savaş bütçesi olduğunu; Saray ve yandaşa rant bütçesi olduğunu gördünüz. Bizler ise buna karşı her alanda güçlü öneriler sunduk. Milletvekillerimiz Komisyonda ve Genel Kurulda hem bu savaş, sömürü ve talan bütçesini teşhir ettiler hem de HDP’nin geleceğe nasıl bir vaat ile yürüdüğünü her alanda örneklerle, somut önerilerle ortaya koydular. Bizler Türkiye’de en güçlü programa, fikriyata ve mücadeleye sahip olan partiyiz. Fikriyatımız güçlü, mücadelemiz güçlü, irademiz güçlü. O nedenle gelecek dönemi de kuracak olan asıl merkez biziz, bizlerin kuracağı büyük demokrasi ittifakıdır. Türkiye’nin içinde bulunduğu krizden çıkışının tek formülü de ilan ettiğimiz bu programlardır.

Paylaşın