Afganistan’da Kızların İlkokula Gitmesi De Yasakladı

Taliban yönetimindeki Afganistan’da kızların ilkokul eğitimi almasının yasaklandığı bildirildi. Buna ek olarak kadınların camilere girmesine ve dini seminerlere katılmasına izin verilmeyeceği de belirtildi.

ABD’nin önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal’ın aktardığın göre Taliban yetkilileri, başkent Kabil’de özel okul müdürleri, din adamları ve topluluk temsilcileriyle çarşamba günü bir araya geldi.

Buna göre yetkililer, kadın öğretmenlerin ve personelin okullarda çalışmasının da yasaklandığını duyurdu.

Taliban’dan yasağa dair resmi açıklama yapılmazken, düzenlenen görüşmede uygulamanın geçici olacağının söylendiği aktarıldı.

İlkokul çağındaki kızının karardan ötürü çok üzgün olduğunu söyleyen Afgan yurttaş Gulam Server Haydari, “Haberleri duyunca kendisini odaya kilitledi. Sürekli ağlıyor. Tüm umutları suya düştü. Bu durumdan çok yorulduk” dedi.

Buna ek olarak kadınların camilere girmesine ve dini seminerlere katılmasına izin verilmeyeceği de belirtildi.

Örgüt, salı günü de kadınların üniversitede eğitim görmesinin yasaklandığını duyurmuştu. Üniversiteye giden kadın öğrenciler, Taliban görevlileri tarafından geri gönderilmişti.

ABD’nin geçen yıl ağustosta ülkeden çekilmesiyle Taliban önce başkent Kabil’i daha sonra da ülkenin tamamını ele geçirmişti.

Örgüt katı uygulamalarla kadınların halka açık parklara girmesini ve neredeyse sağlık sektörü dışında çalışmalarını yasaklamıştı.

Kadınlar eğitim hakları için protesto düzenledi

Öte yandan Afganistan’ın Başkenti Kabil’de onlarca kadın, Taliban yönetiminin kadınlara üniversite eğitimini yasaklamasını protesto etti. Protestoya katılan bazı kadınlar güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındı.

Kadınlar, “haklar ya herkes içindir ya da hiç kimse” sloganı eşliğinde eğitim haklarını savunmak için sokaktaydı.

Başlangıçta ülkenin en büyük ve prestijli üniversitelerinden Kabil Üniversitesi kampüsü önünde yapılması planlanan protesto gösterisi, bölgeye çok sayıda silahlı güvenlik gücünün konuşlandırılması nedeniyle başka bir noktaya taşınmak zorunda kaldı.

Protestoculardan biri, birden fazla kadın protestocunun kadın polisler tarafından götürüldüğünü, ikisinin daha sonra serbest bırakıldığını, diğer birçok kadınınsa hala gözaltında tutulduğunu söyledi.

Bu yılın başlarında önde gelen kadın aktivistlerin tutuklanmasından bu yana, kadınlar tarafından düzenlenen protesto gösterisi sayısı azaldı. Katılımcılar gözaltı, şiddet ve fişlenme riskiyle karşı karşıya.

Herat Üniversitesi’nden bir gazetecilik öğrencisi, “Afgan kızlar, ölü bir topluluk haline geldi. Kan ağlıyorlar. Bize karşı tüm güçlerini kullanıyorlar. Yakında kadınların nefes almasının yasaklandığını duyurmalarından korkuyorum.” şeklinde konuştu.

Uluslararası kamuoyu, Afgan kadınların eğitim haklarının ellerinden alınmasını kınadı. “Let her learn” (Öğrenmelerine izin verin) etiketi sosyal medyada gündem oldu.

Taliban hükümetinin Yüksek Öğretim Bakanı Neda Muhammed Nadim salı günü yayımlanan bir talimatla, kadınların “ikinci bir emre kadar” üniversite öğrenimlerini sürdürmelerini yasaklamıştı.

Örgütün iktidarının başlangıcında kadın hakları için verdiği sözler yerini yasaklara bıraktı. Kadınların yanlarında bir erkek akrabaları olmadan seyahat etmelerine izin verilmiyor ve evlerinden çıkarken burka ya da başörtüsü takmaları gerekiyor.

Paylaşın

Beşiktaş, Kupada Geriden Gelip Turu Kaptı

Beşiktaş, Ziraat Türkiye Kupası 5. Tur karşılaşmasında Şanlıurfaspor’u evinde ağırladı. Hakem Burak Pakkan’ın düdük çaldığı karşılaşmadan 4-2 galip ayrılan Beşiktaş, kupada adını son 16’ya yazdırdı.

Haber Merkezi / Beşiktaş’a galibiyeti getiren golleri 67 ve 69. dakikalarda Cenk Tosun, 73. dakikada N’Koudou ve 85. dakikada Weghorst kaydetti. Konuk ekibin gollerini ise 9 ve 15. dakikalarda Kemal Rüzgar attı.

Beşiktaş’ın rakibi 23 Aralık Cuma günü çekilecek kurayla belli olacak.

Karşılaşmadan dakikalar

8. dakikada ceza sahası dışı sol çaprazından Barış Gök’ün yaptığı sert vuruşta meşin yuvarlağı kaleci Ersin kornere çeldi. 9. dakikada Seyit Gazanfer’in sağ kanattan içeri çevirdiği topa kale önünde Kemal Rüzgar’ın vuruşunda meşin yuvarlak Necip Uysal’a çarparak filelere gitti. (0-1)

15. dakikada Barış Gök’ün sol taraftan yaptığı ortada kale önünde Kemal Rüzgar’ın yaptığı vuruşta meşin yuvarlak Ersin’in müdahalesine rağmen ağlara gitti. (0-2)

43. dakikada sağ çaprazdan Rosier’nin içeri yaptığı sert ortada arka direkte Cenk’in yaptığı dokunuşta meşin yuvarlak direğe çarparak auta gitti. 67. dakikada N’koudou’nun pasında ceza sahası içi sol çaprazında topla buluşan Cenk’in sert şutunda meşin yuvarlak filelere gitti. (1-2)

69. dakikada Gedson’un ara pasında ceza sahası içi sol çaprazında topla buluşan Cenk’in kaleye sokularak yerden yaptığı vuruşta meşin yuvarlak filelere gitti. (2-2)

73. dakikada ceza sahası içine sol çaprazdan giren N’koudou’nun plase vuruşunda meşin yuvarlak uzak direk tarafından ağlarla buluştu. (3-2) 85. dakikada Rosier’nin pasında ceza yayı yakınlarında topla buluşan Weghorst’un düzeltip yaptığı plase vuruşta meşin yuvarlak filelere gitti. (4-2)

Stat: Vodafone Park

Hakemler: Burak Pakkan, Emrah Ünsal, Anıl Usta

Beşiktaş: Ersin Destanoğlu, Rosier, Necip Uysal, Emrecan Uzunhan, Umut Meraş, Atiba (Tayyip Sanuç), Salih Uçan (Weghorst), Redmond, Muleka (N’koudou), Dele Alli (Gedson), Cenk Tosun

Şanlıurfaspor: Aydın Bağ, Seyit Gazanfer (Semih Karadeniz), Mehmet Yiğit, Abdulsamet Burak, Barış Gök, Mehmet Alp Kurt, Bünyamin Balat (Ömer Uzun), Erkam Develi, Behlül Aydın (Mustafa Durak), Mert Çapar (Enes Tubluk), Kemal Rüzgar

Goller: Kemal Rüzgar (dk. 9 ve 15) (Şanlıurfaspor), Cenk Tosun (dk. 67 ve 69), N’koudou (dk. 73), Weghorst (dk. 85) (Beşiktaş)

Paylaşın

Trabzonspor, Kupada Adını Son 16’ya Yazdırdı

Trabzonspor, Ziraat Türkiye Kupası 5. tur maçında Samsunspor’u konuk etti. Hakem Kadir Sağlam’ın düdük çaldığı karşılaşmadan Trabzonspor, sahadan 3-0 galip ayrıldı ve adını son 16 turuna yazdırdı.

Haber Merkezi / Trabzonspor’a galibiyeti getiren golleri 10. dakikada Umut Bozok, 28. ve 79. dakikalarda Naci Ünüvar kaydetti. Trabzonspor’un son 16 turundaki rakibi 23 Aralık Cuma günü çekilecek kurada belli olacak.

Karşılaşmadan dakikalar

9. dakikada Naci’nin pasıyla ceza sahası sol çaprazına inen Bakasetas’ın kale sahası içine yerden pasını iyi takip eden Umut Bozok, meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu. 1-0

27. dakikada sağ taraftan gelişen Trabzonspor atağında, Trezeguet’in kale sahası içine yerden pasını iyi takip eden Naci Ünüvar, meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu. 2-0

29. dakikada Larsen’in pasıyla ceza sahası içine giren Trezeguet’in vuruşunda meşin yuvarlak kaleci Aykut’un ayaklarında kaldı.

43. dakikada Naci Ünüvar’ın pasında ceza sahası dışında topla buluşan Bakasetas’ın vuruşunda meşin yuvarlak kaleci Aykut’ta kaldı.

68. dakikada Naci Ünüvar’ın ceza alanı dışından sert şutunda, top üst direkten oyun alanına döndü.

75. dakikada Doğucan Haspolat’ın pasında, savunmanın arkasında topla buluşan Trezeguet’in öne çıkan kaleci Aykut Özer’in üzerinden yaptığı vuruşta, meşin yuvarlak az farkla yandan auta çıktı.

79. dakikada Trabzonspor, farkı 3’e çıkardı. Hamsik’in pasında savunmada araya giren Osman Çelik’in dokunduğu top Naci Ünüvar’ın önüne düştü. Bu futbolcu da topu boş kaleye doğru taşıyarak filelere gönderdi: 3-0

Stat: Şenol Güneş Spor Kompleksi

Hakemler: Kadir Sağlam, Ekrem Kan, Ata Yıldırım

Trabzonspor: Uğurcan Çakır – Larsen (Dk. 46 Vitor Hugo), Gbamin (Dk. 31 Hüseyin Türkmen), Bartra, Eren Elmalı (Dk. 61 Arif Boşluk), Doğucan Haspolat, Bardhi, Bakasetas (Dk. 62 Hamsik), Trezeguet (Dk. 77 Maxi Gomez), Naci Ünüvar, Umut Bozok

Samsunspor: Aykut Özer – Şener Kaya (Dk. 46 Polat Yaldır), Osman Çelik, Alim Öztürk, Zeki Yavru, Soner Gönül, Emre Gültekin (Dk. 46 Bedirhan Çetin), Celil Yüksel, Kaan Güneren, Laura (Dk. 61 Fofana), Ahmet Sagat (Dk. 73 Douglas)

Goller: Dk. 9 Umut Bozok, Dk. 21 ve Dk. 79 Naci Ünüvar (Trabzonspor)

Paylaşın

Alman Otomotiv Devi Volkswagen, Kovid Faturasını İşçilere Çıkardı

Yeni tip koronavirüs (Kovid 19) salgını nedeniyle kapatılan fabrikada kayıplarını telafi etmek isteyen Volkswagen, fazla mesai yapılmasını talep etti. Normalde günde 8 saat mesai yapılan fabrikada 11 saat mesai yapacağı duyuruldu.

Alman otomotiv devi Volkswagen (VW), artan Kovid vakaları nedeniyle üretimi durdurduğu Çin’deki fabrikasında, kaybın telafi edilmesi için fazla mesai yapılmasını talep etti.

Siçuan eyaletinin başkenti Çengdu’daki fabrikada işçilerin günde 11 saat mesai yapacağı duyuruldu.

VW’nin Çinli otomobil üreticisi FAW Group’la ortak işlettiği fabrikada normalde 8 saat mesai yapılıyordu.

Alman şirket, işçiler arasında artan Kovid vakaları nedeniyle fabrikadaki üretimi 21 Kasım – 5 Aralık arasında durdurma kararı almıştı.

VW’nin bu dönemde ne kadar kayba uğradığı bilinmiyor. Firma, Birleşik Krallık’ın önde gelen gazetelerinden Telegraph’ın yorum talebine yanıt vermedi.

Aynı dönemde Alman firma, Jilin eyaletinin başkenti Çangçun’daki iki fabrikada da parça tedarik edilememesi nedeniyle üretime ara vermişti.

Şirketin Çin’deki araba satışları geçen yıl yüzde 14 düşerek 3,3 milyona gerilemişti.

Öte yandan katı pandemi kuralları nedeniyle protestoların yaşandığı Çin’deyse kasımda otomobil satışları yüzde 9,5 düşmüştü.

VW’nin baş finansman yöneticisi Arno Antlitz, artan enflasyon ve talepteki düşüş nedeniyle gelecek yılın çok daha zor geçeceğini söylemişti.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in yerel ve uluslararası kamuoyundan eleştiri alan “sıfır Kovid” uygulaması kapsamında seyahat kısıtlamaları, toplu testler, imalat, ticaret ve hizmetler sektöründeki işletmelerin faaliyetlerinin kısıtlanması gibi katı ve geniş ölçekli tedbirler alınmıştı.

Vakaları ortaya çıktığı yerde bastırmayı ve bulaşma zincirini kesmeyi hedefleyen bu stratejide, geçen ay patlak veren eylemlerin ardından hafifletmeler yapılmıştı.

Öte yandan yetkililer, özellikle mart sonuna kadar vakaların yüksek seyredeceği uyarısında bulunmuştu. Bunun üzerine bazı şehirlerde “panik alışverişi” yaşanmıştı.

Kovid test kiti, ağrı kesici ve soğuk algınlığı ilacı bulmak zorlaşırken, limon, şeftali konservesi ve takviyeli maden suyu gibi C vitamini içeren yiyecek ve içeceklerin bulunduğu raflar da kısa sürede boşalmıştı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

İBB Başkanı İmamoğlu: Kılıçdaroğlu Adaydır

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarına yanıt veren İBB Başkanı İmamoğlu, “Tek başına bir oyun izlemeye alıştığınız için takım oyunundan uzaklaştınız. Hiç anlamıyorsunuz. Ben takım oyuncusuyum diyorum, beni daha evden sahaya giderken yolda sakatlamaya çalışıyorlar diyorum. Her CHP’linin ailesinin lideri olan Genel Başkanı olan Sayın Kılıçdaroğlu adayıdır” dedi.

Haber Merkezi / Ekrem İmamoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanı, bizim büyük muhalefet cephesinden insan eksiltmeye çalışmasın. Elindeki devlet gücünü kullanarak insanları sindirme kavramından uzaklaşsınlar. Bu işin yanlış olduğunu, istinaftan dönmesinin şart olduğunu çıkıp açıklamasını bekliyorum. Bunu yaparsa kendisine yakışanı yapmış olur. Bıraksın bizim baba-oğul ilişkimizi. Kıskandığının farkındayım, devam etsin. Biz daha çok sarılacağız birbirimize” ifadelerini kullandı.

Demirtaş’ın muhalefete çağrısını da değerlendiren İmamoğlu, “Kendilerine (Selahattin Demirtaş’a) geçmiş olsun diyorum. İnşallah bu süreç onu da çoluğuna çocuğuna, ailesine kavuşturacak. Hukuksuz yargılanıp içeride yatan benim kardeşim Tayfun’u da Can’ı da evlerine ailelerine kavuşturacak. Bu seçim mücadelesi kişisel mücadele alanı değil. Bu seçimi milletimiz için, 85 milyon için kazanacağız. Bana o hukuksuz kararı veren hakimin, savcının çocuklarının mağdur olmamaları için kazanacağız. Çok güzel söylemiş Sayın Demirtaş. Diline sağlık” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, AK Parti grup toplantısında kendisine yönelik konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarına yanıt verdi. İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Sayın Kılıçdaroğlu bizim ailemizin lideri. Ona bir laf edildiyse bizim de cevap verme hakkımız vardır. Kendi ailesi içinde birliği ve bütünlüğü kaybetmiş ki o alanda bile bizi kıskanıyor. Kıskançlığı o kadar büyümüş ki Sayın Cumhurbaşkanı’nın, gözü hiçbir şey görmüyor diyebilirim. Biz çok sıkı bağlara sahibiz. Hem CHP Ailesi olarak, Genel Başkan’ın aramızdaki ilişkiyi baba-oğul ilişkisi olarak tariflemesi muhteşem bir duygu.

Bunu bir tek babam kıskanır diye düşündüm. Am kıskanmaz, babam da gurur duyar. Fakar görüyorum ki kıskançlık duygusu Sayın Cumhurbaşkanımda yüksek. Buradan çağrıda bulunmak istiyorum; İstanbul’u devraldık kıskançlığınız tavan yaptı. Her hamlemizde kıskançlığınız büyüyor. Saldırılarınız hukuk eliyle derece yükseltti. Bunların hiçbiri bizi korkutmaz.

Kendilerine şunu tavsiye ediyorum, ben neredeyim şu anda? Kasımpaşa’dayım. Tersanemizin 567’nci yılını kutladık. Kasımpaşa yiğit delikanlıların olduğu bir semttir. Mertçe mücadele için hayatını ortaya koyan insanlar vardır, böyle bir namı vardır. Ben buradan hem bir Kasımpaşalı olarak hem de hemşeri sayılırız, mertçe mücadeleye davet ediyorum Sayın Cumhurbaşkanını.

Bizim büyük muhalefet cephesinden insan eksiltmeye çalışmasın. Elindeki devlet gücünü kullanarak insanları sindirme kavramından uzaklaşsınlar. Bu işin yanlış olduğunu, istinaftan dönmesinin şart olduğunu çıkıp açıklamasını bekliyorum. Bunu yaparsa kendisine yakışanı yapmış olur. Bıraksın bizim baba-oğul ilişkimizi. Kıskandığının farkındayım, devam etsin. Biz daha çok sarılacağız birbirimize.

Düşünsenize, tekil şahıs kipini kullanıyor; ‘Alırım.” ‘Görevden alırım’, ‘Yaparım, ederim…’ Yahu gidip çay içecek kahvehane bulamayacak İçişleri Bakanı. Ne Gaziosmanpaşa’da bulabilecek ne de Of’ta bulabilecek. Bu kibirli, bu hani haddini aşan, makamı… Bakın biz makama geldik değil mi? Ben, makama bir şeyler katmaya gayret ediyorum. İstanbullulara hizmet etmeye gayret ediyorum. Onlar ise, makamdan güç alan şahsiyetler. YSK Başkanı, İçişleri Bakanı… Türkiye Cumhuriyeti tarihine bakın, en az konuşan makamlardır. Çünkü bunlar gerçekten kutsaldır. Çok önemlidir.

İçişleri Bakanı’nın yönetimi hattına bakın; güvenliğiniz, 7/24 yaşam koşullarınızın emanet edildiği alanlardır. Saygı, minnet duyuyorum, jandarmamızın önünde, polisimizin önünde, şehitlerimizin huzurunda saygıyla eğiliyorum. Ama bu dil, o alana yakışmayan bir dil. Yani benim peşimden MOBESE’leri izleyen bir göz, başka ne der işte? ‘Alırım’ der, ‘Yaparım’ der, ‘Ederim’ der. Böyle bir akıl. Ben MOBESE işini bıraktım zannetmezsin. Ben, MOBESE meselesini hayatta var olduğum sürece takip edeceğim. Çünkü, bugün yaptıkları da aslında bir nevi MOBESE sürecinin basına aktarılması gibi bir süreç.

YSK Başkanı; işine bak. Başka konularda ‘Cevaba lüzum yoktur’ demecini veriyorsun, ama bu mesele olunca… Bu arada gazeteciyi tebrik ediyorum, güzel bir habercilik örneği göstermiş ve sorumsuz bir dilin ortaya çıkmasını sağlamış. Görevini yap. Sürecine odaklan. Geçmiş seçimde ne oldu? YSK’ya siyasi baskı uygulandı. Siyasi baskı, siyasi erk, ‘Bu seçimi iptal dilmelidir’ dedi. ‘Hırsızlar var’ dendi. Yani ne güzel ikili, bak sıraladınız. İçişleri Bakanı, ‘700’e yakın terörist tespit ettik’ dedi sandıklarda.

Ne oldu üç senenin sonrasında? Davalar açıldı. Yargılanan 40 küsur kişi oldu. Bir tane suçlu yok, beraat. Bu karar, bu insanlara zulüm. Bu insanlara ikinci bir seçim yaptırmak, bu ayıbı işletmek, milyonlarca, on milyonlarca, yüz milyonlarca liranın harcanmasına sebep olmak… Yani hiç oturup düşünmüyorlar mı? Kafasını ellerinin arasına alıp, hiç mi vicdan muhasebesi yapmıyorsunuz? Hala çıkıp yön vermeye, dizayn etmeye çalışıyorsunuz, talimatla. Bugünün anahtar kelimesi iki tane. Bana baksınlar, İstiklal Marşı’nın o ilk kelimesini, ‘Korkma’yı unutmasınlar. Bir de Ankara’ya baksınlar, beklentimi ifade ediyorum; mertlik. Bu kadar.

Kendilerine (Selahattin Demirtaş’a) geçmiş olsun diyorum. İnşallah bu süreç onu da çoluğuna çocuğuna, ailesine kavuşturacak. Hukuksuz yargılanıp içeride yatan benim kardeşim Tayfun’u da Can’ı da evlerine ailelerine kavuşturacak. Bu seçim mücadelesi kişisel mücadele alanı değil. Bu seçimi milletimiz için, 85 milyon için kazanacağız. Bana o hukuksuz kararı veren hakimin, savcının çocuklarının mağdur olmamaları için kazanacağız. Çok güzel söylemiş Sayın Demirtaş. Diline sağlık.

Tek başına bir oyun izlemeye alıştığınız için takım oyunundan uzaklaştınız. Hiç anlamıyorsunuz. Ben takım oyuncusuyum diyorum, beni daha evden sahaya giderken yolda sakatlamaya çalışıyorlar diyorum. Her CHP’linin ailesinin lideri olan Genel Başkanı olan Sayın Kılıçdaroğlu adayıdır.

Erdoğan ne demişti?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti’nin grup toplantısında yaptığı konuşmada, “CHP’nin başındaki zat, birbirilerinin neredeyse gözünü oyma noktasına geldiği şahısla ilgili dün çıkmış ne diyor, ‘biz baba-oğul gibiyiz’. Bunları duyunca biz de içimizden ‘Bay Kemal oğluna sahip çık. O kendisine başka ebeveynler arama peşinde’ demekten duramadık” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

RTÜK’ten Televizyonlara Ceza Yağdı

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Halk Tv, Tele 1 ve Fox kanallarına ceza uyguladı. Tele 1’e, İBB Başkanı İmamoğlu’na verilen hapis cezasının ardından “halkın iradesine darbe” ifadelerinin kullanıldığı gerekçesiyle ceza verilirken, Halk TV’de yayınlanan Medya Mahallesi’ne 3 ayrı ceza verildi.

Haber Merkezi / TİP’li Kadıgil’in Erdoğan’ın ekonomiye dönük sözlerine ilişkin “bir tek gün pazara gitse şu cümleyi kurmaya utanır” sözleri nedeniyle Fox TV’ye yüzde 3 idari para cezası verildi.

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Üyesi İlhan Taşcı, RTÜK yönetiminin oy çokluğuyla Halk Tv, Tele 1 ve FOX kanallarına ceza verdiğini açıkladı. Taşçı, “RTÜK, Halk TV’de yayınlanan Medya Mahallesi’ne 3 ayrı ceza verdi. Yayında “terör mimikle övüldüğü” savıyla programın 3 kez durdurulmasına, yüzde 3 de para cezasına karar verildi” dedi.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Taşcı, “RTÜK’ün kestiği cezalar, seçime giderken Türkiye’yi ‘karanlığa ve suskunluğa boğma arayışına’ ilişkin önemli bir göstergedir. Medyadan istenen, ülkede yüzde 150’yi bulan enflasyonu göstermemeleri, iktidarı eleştirmemeleri, muhalefetin çözüm önerilerini halka duyurmamaları” ifadelerini kullandı.

TELE 1’e ‘İmamoğlu’ cezası

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na verilen hapis cezasının ardından “Halkın iradesine darbe” ifadelerinin kullanıldığı Tele 1’e de ceza verildiğini belirten Taşcı’nın açıklaması şu şekilde:

Halk TV: RTÜK, Halk TV’de yayınlanan Medya Mahallesi’ne 3 ayrı ceza verdi. Yayında “terör mimikle övüldüğü” savıyla programın 3 kez durdurulmasına, yüzde 3 de para cezasına karar verildi. Aynı programın farklı tarihlerdeki 2 ayrı yayınına da yüzde 3 para cezası vererek, RTÜK kendi rekorunu kırdı!

Tele 1: Prof. Dr. Emre Kongar ile Merdan Yanardağ’ın İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na verilen hapis cezasını “halkın iradesine darbe” olarak nitelemeleri nedeniyle TELE 1’e yüzde 3 idari para cezası verildi. TELE 1’e Açıkça programı nedeniyle de ayrıca yüzde 3 para cezası kararı çıktı.

Fox: İlker Karagöz ile Çalar Saat programında, TİP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomiye dönük sözlerine ilişkin “bir tek gün pazara gitse şu cümleyi kurmaya utanır” sözleri nedeniyle Fox TV’ye yüzde 3 idari para cezasına oy çokluğuyla karar verildi.

“Gazetecilik kazanacak”

RTÜK Üyesi Okan Konuralp de kanallara verilen cezalara tepki gösterdi. 2022 yılında kanallara kesilen ceza tutarının 15 milyon TL olduğunu belirten Konuralp şunları kaydetti:

“RTÜK’ün bugünkü kararlarıyla birlikte, 2022 yılında iktidar karşısında bağımsız gazetecilik örnekleri veren kanallara kesilen para cezalarının toplamı yaklaşık 15 milyon TL oldu. Ancak kimsenin şüphesi olmasın; her türden baskıya rağmen demokrasi, adalet, gazetecilik kazanacak.”

“Bir de kaşımı kaldırsam neler olur!!!”

Medya Mahallesi programına yayında “terörün mimikle övüldüğü” gerekçesiyle 3 kez durdurma kararı verilmesine programı sunan deneyimli gazeteci Ayşenur Arslan “Ben neymişim!!! Mimiklerimle terörü övmüşüm ya!!! RTÜK tabii bunu anında yakalamış ya!! Bir de kaşımı kaldırsam neler olur!!!” yorumunu yaptı.

Gazeteci Uğur Dündar da konuyla ilgili “RTÜK Ayşenur Arslan’a ve Medya Mahallesi’ne,mimikleriyle (!) teröre destek (!) verdiği gerekçesiyle ceza yağdırmış! Sen neymişsin be @AysenurArslantv!.. Bu nasıl bir saçmalıktır! Bu nasıl bir aklımızla alay etmektir! Bu artık sözün bittiği yere geldik demektir!.. Pes, pes, pes!..” ifadelerini kullandı.

Basın Konseyi: RTÜK görevini kötüye kullanıyor

RTÜK kararlarına Basın Konseyi’nden de tepki geldi. Basın Konseyi açıklamasında, “RTÜK’ün iktidar medyasının televizyon kanallarının ‘hamisi’, eleştirel ve özgür yayın yapan televizyon kanallarının ‘giyotini’ görevini üstlenmesi kabul edilemez. Üst Kurul üyeleri, oy çokluğu ile aldıkları bu kararların doğuracağı hukuki sorumluluğu taşımak durumunda olduğunu bilmelidir” ifadelerine yer verdi.

“Kuruluş yasasında görevi, görsel ve işitsel yayın hizmetleri alanında iletişim ve ifade özgürlüğünü, farklı görüşleri ve çoğulculuğu güvence altına almak, tekelleşmeyi önlemek olan RTÜK, yetkisini aşarak görevi kötüye kullanmaktadır” diyen Basın Konseyi “Açıkça suç işleyen RTÜK’ü, bir an önce asli görevine dönmeye yine çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

TGC: RTÜK’ü Anayasa’ya saygılı olmaya çağırıyoruz

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu da “RTÜK aldığı kararlarla Anayasa gereğince resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini kapsayan basın özgürlüğünün önündeki en önemli engellerden biri haline gelmiştir. Seçim öncesi giderek ağırlaştırılan yayın durdurma ve para cezaları televizyonların kapanmasına, basın emekçilerinin yine işsiz kalmasına neden olabilecek boyuttadır. RTÜK’ü kararlarında tarafsız davranmaya, Anayasa’ya, basın ve düşünceyi ifade özgürlüğüne saygılı olmaya, yurttaşların haber alma hakkını engellememeye çağırıyoruz” açıklamasını yaptı.

Paylaşın

TİP’li Şık’tan ‘İmamoğlu’ Açıklaması: Aday Gösterilmesi Riskli

TİP Milletvekili Ahmet Şık, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında verilecek olası bir siyasi yasakla seçimlerin riske atılabileceğine de dikkat çekerek, “Ben bu riski almam” dedi. İmamoğlu’nun adaylığının yargı eliyle tehlikeye girebileceğini söyleyen Şık şöyle devam etti:

“Önümüzde böyle bir yargı sopası varken bu seçim riske edilemez. Yargının kimin yanında pozisyon alacağı; hukukun mu yoksa rejimin çıkarları mı konusunda hepimizin bir fikri var. Ekrem İmamoğlu hakkında verilen karar budur. Saray’ın hukuk işlerinden sorumlu kişi diyor ki ‘Hukuk üzerinden bu karar onanır.’ Aslında bunu talimat diye okumak lazım. Süleyman Soylu çıkıp diyor ki ‘Yargıtay onarsa elbette görevden alırım.’ Bize olacağa dair bir şeyler söylüyor.

Seçim olur ve muhalefetin adayı kaybederse CHP’nin elinde herhangi bir belediye kalmaz. Başta İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya olmak üzere. Kayyum atanır. Bugün HDP’li belediye başkanlarının başına ne geldiyse aynısı yaşanır. Bu böyle bir sistem artık. Tepesinde hukuk sopası sallanan bir adayın gösterilmesi bence risktir. Göze alınabilinir mi elbette alınır. Ama bu riskin arkasında halk duracaksa alınır.”

Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, Halk TV ekranlarında İsmail Küçükkaya’nın sunduğu “Yeni Bir Sabah” adlı programa konuk oldu. Programda Küçükkaya’nın sorularına yanıt veren Şık, Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Programda Türkiye için yaklaşan seçimlerin çok önemli olduğunu vurgulayan Şık, “Önümüzdeki seçimler gerçekten çok kritik ve herkes kişisel menfaatlerini, grup menfaatlerini bir kenara bırakmalı, memleket ve yurttaş menfaati neyse oraya odaklanmalı” dedi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında verilen hapis cezası ve olası siyaset yasağı üzerine de değerlendirmelerde bulunan Şık, “Erdoğan İmamoğlu’nu karşısında görmek istemiyor” derken, “Ben tepesinde hukuk sopası olan birinin aday olmasını riskli buluyorum. Bu risk göze alınabilir ama bu riskin arkasında halk duracaksa alınır” dedi.

Küçükkaya’nın sorusu üzerine dün üçüncüsü yapılan asgari ücret görüşmelerine ilişkin konuşan Ahmet Şık, “Asgari ücret için bir sayı telaffuz etmenin doğru olduğunu düşünmüyorum. Asgari ücretin belirlenmesi konusuna şöyle bakmak lazım: 2002 yılında Türkiye’de her 10 çalışandan bir tanesi asgari ücretliydi. Şu an yüzde 60. Avrupa ortalaması yüzde 6. Bu bize asgari, yani en ‘niteliksiz’ işçinin alabileceği ücretin sınırını gösteriyor. Ama siz bütün emekçi yığınlarını asgari ücretle çalışır hale getirmişsiniz. Halkın tamamına yaymışsınız bunu” dedi.

Türkiye’de servet sahiplerinin gittikçe daha fazla zenginleştiğine, yoksul kesimlerin ise gün geçtikçe daha fazla yoksullaştığına dikkat çeken Şık, şöyle devam etti:

“Çalışanların yüzde 60’tan fazlası asgari ücretli ama en çok vergi yine çalışanlardan alınıyor. Yüzde 1’lik kesim daha çok zenginleşirken, kalan daha çok fakirleşiyor. Bu iktidarın ücret politikasıyla ve vergilendirme mantığıyla alakalı.”

Türk-İş’in 9 bin TL çıkışı

Dünkü Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantısında Türk-İş’in asgari ücret talebini 9 bin TL olarak açıklamasını da değerlendiren TİP Milletvekili Ahmet Şık, “Açıkçası Türk-İş’in hamlesini şaşırtıcı buldum. Çünkü genelde iktidar ne derse o minvalde giderlerdi” diye konuştu. Şık, açıklamalarının devamında şu ifadeleri kullandı:

“Bakan Nebati de diyor ya ‘yoksul, fakir, fukaraya para verelim’ diye… Ücretliye böyle bakıyorlar. Erdoğan’ın ‘bahşiş’ diye atacağı şeyin önünü kesti. Ama her hâlükârda işsizlik sigorta fonunda kesilen ve normalde emekçilerin maaşıyla oluşturulan o fonda biriken paraları yine sermayeye akıtacaklar. Yine patronların cebinden bir şey çıkmayacak.”

‘Cumhurbaşkanın talimatı olmadan hiç kimse böyle bir karar veremez’

Programın devamında İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na verilen hapis cezasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ahmet Şık, “Saraçhane dağınıklığı gösteriyordu. Altılı Masa diye tarif edilen ittifakın bileşenleri arasında bir rekabet varmış gibi bir hava oluştu. Ben de o yoruma katılıyorum. Biz hep şunu söylüyoruz: Önümüzdeki seçimler gerçekten çok kritik ve herkes kişisel menfaatlerini, grup menfaatlerini bir kenara bırakmalı, memleket ve yurttaş menfaati neyse oraya odaklanmalı. Çünkü gerçekten bunu yapmazsak işimiz çok zor” dedi. Şık, şöyle devam etti:

“Bize bir ‘kuruluş reçetesi’ gibi sunulan şey için o reçetenin başına kimin oturacağına dair bir rekabet olduğu, çekişme olduğu gibi bir tablo çıktı. İktidar da bunu kullandı. Yargının hukuksuzluğu üzerinden Saray Rejimi’nin hedeflerinden birisi gerçekleşmiş oldu. Dağınıklık… Bu yargı kararı bir Saray komplosudur. Ben iddia ediyorum; Cumhurbaşkanın talimatı olmadan hiç kimse böyle bir karar veremez.

‘Erdoğan, İmamoğlu’nu karşısında rakip olarak görmek istemiyor’

Açıklamalarının devamında, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın önümüzdeki seçimlerde Ekrem İmamoğlu’nu karşısına almaktan çekindiğini belirten Şık şunları kaydetti:

“Burada plan çok net: Erdoğan, Ekrem İmamoğlu’nu karşısında rakip olarak görmek istemiyor. İki aday kaldı Ekrem İmamoğlu ve Kemal Kılıçdaroğlu. Bu isimler üzerine uzlaşılabilinirmiş gibi bir görüntü ortaya çıktı. İki aday üzerinden kimin daha çok oy alacağını elbette Saray da hesaplıyor. Anketleri çok referans almak istemiyorum ama Saray da kendi anketini yaptırıyor.

Biz buzdağının görünün yüzü üzerinden yorum yapıyoruz. Buzdağının altındaki bilgilerin hepsi Saray’ın elinde. Buradan yola çıkarak Ekrem Bey’in güçlü rakip olduğunu, daha çok oy alabilecek bir rakip olduğunu düşünüyorlar ve onu denklemden çıkarıyorlar. Ben ‘Kemal Kılıçdaroğlu aday olursa kazanamaz’ demiyorum. Bugün biz adayımızı ilan edelim, ortak aday Erdoğan’ı devirir. Bu kadar iddialı söylüyorum. Ama bu kriz ve rekabet hali Saray’ın işine yarıyor. Umarım ortak paydada birleştiğimizi gösterirler ve bu karanlıktan kurtuluruz.”

Programda İmamoğlu hakkında verilecek olası bir siyasi yasakla seçimlerin riske atılabileceğine de dikkat çeken Ahmet Şık, “Ben bu riski almam” dedi. İmamoğlu’nun adaylığının yargı eliyle tehlikeye girebileceğini söyleyen Şık şöyle devam etti:

“Önümüzde böyle bir yargı sopası varken bu seçim riske edilemez. Yargının kimin yanında pozisyon alacağı; hukukun mu yoksa rejimin çıkarları mı konusunda hepimizin bir fikri var. Ekrem İmamoğlu hakkında verilen karar budur. Saray’ın hukuk işlerinden sorumlu kişi diyor ki ‘Hukuk üzerinden bu karar onanır.’ Aslında bunu talimat diye okumak lazım. Süleyman Soylu çıkıp diyor ki ‘Yargıtay onarsa elbette görevden alırım.’ Bize olacağa dair bir şeyler söylüyor.

Seçim olur ve muhalefetin adayı kaybederse CHP’nin elinde herhangi bir belediye kalmaz. Başta İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya olmak üzere. Kayyum atanır. Bugün HDP’li belediye başkanlarının başına ne geldiyse aynısı yaşanır. Bu böyle bir sistem artık. Tepesinde hukuk sopası sallanan bir adayın gösterilmesi bence risktir. Göze alınabilinir mi elbette alınır. Ama bu riskin arkasında halk duracaksa alınır.”

Paylaşın

Akciğerleri Temizlemek İçin Süper Besinler

Akciğerler, sağlıklı bir vücudun temel bileşenlerinden biri olarak hemen akla gelmeyebilir, ancak akciğerlerde vücudun diğer organları gibi zamanla yaşlanır ve dejenere olurlar. Ayrıca sigara içmek, hastalıklar, kimyasal veya kirletici maddelere maruz kalma ve kötü beslenme alışkanlıkları gibi diğer faktörler de akciğer sağlığını etkilemede rol oynarlar.

Haber Merkezi / Günlük tüketilmesi gerekenden daha az oranda meyve, sebze ve kuruyemiş tüketenlerin akciğer fonksiyonlarında hızlı bir düşüş gözlemlenir. Bu gıda ürünleri, akciğerlerdeki iltihaplanmayı azaltan ve akciğer fonksiyonlarını iyileştiren antioksidanlar, bitki bazlı fitokimyasallar ve antienflamatuarlar içerir.

Araştırmalar, besin yönünden zengin beslenme ile yaşam tarzı değişiklikleri, akciğerleri kronik iltihaplanmadan korumaya ve akciğer hastalıkları ve durumlarının semptomlarını azaltmaya yardımcı olabileceğini ortaya koymuştur.

Bazı yiyecekler, akciğerleri korumaya ve akciğer hastalıklarının ilerlemesini önlemeye yardımcı olabilir, örneğin:

Zerdeçal

Zerdeçalın biyoaktif bir bileşiği olan kurkumin, doğal bir antioksidandır ve antibakteriyel, antiviral, antiinflamatuar ve antikanser özelliklerine sahiptir. Bu özellikler, göz, cilt, kalp, beyin ve akciğer hastalıkları gibi çeşitli sağlık sorunlarından korunmamıza yardımcı olur. Kurkumin, solunum sağlığına iyi gelir ve akciğerde oluşan hasarları onarır.

Domates

Domates ve domates ürünleri, sigara içen veya astımı olan kişilerde solunum yolu iltihabını azaltan likopen (karotenoid bir antioksidan), iltihaplanmayı azaltan ve serbest radikallere karşı savaşan C vitamini içerir. Araştırmalara göre domates pişmiş olarak tüketildiğinde vücut likopeni daha iyi emer.

Pancar kökü

Pancar ve yeşillikler, nitrat bakımından zengindir. Nitrat, kan damarlarını gevşeten ve yüksek tansiyon seviyelerini düşüren, pulmoner hipertansiyon ve KOAH’lı kişilerde akciğer fonksiyonlarını iyileştirir. Pancar ve yeşillikler, nitrata ek olarak, bağışıklığı ve akciğer sağlığını iyileştiren C vitamini, magnezyum, potasyum ve karotenoid antioksidan içerir.

Yapraklı yeşillikler

Lahana, ıspanak ve pancar gibi yapraklı yeşillikler, iltihabı azaltan ve akciğer kanseri riskini azaltan çeşitli vitaminler, antioksidanlar ve bitki bazlı fitokimyasallar içerir.

Elma

Düzenli elma tüketimi doktoru uzak tutar diye meşhur bir söz vardır. Elma, quercetin (bir bitki besin maddesi) açısından zengindir, astım riskini ve KOAH komplikasyonlarını azaltmaya yardımcı olur. Elma ayrıca solunum yolu iltihabını azaltan ve oksidatif stresi azaltan bir anti-enflamatuar özelliğe sahiptir. Elma kabuğu, kan dolaşımını iyileştirmeye yardımcı olan ursolik asit açısından da zengindir.

Portakal

Portakal, C vitamini ve kalsiyum açısından zengindir. Bunlar, steroid tedavisinden sonra kaybedilen besin seviyelerini yeniler, akciğerleri KOAH ve kanserlerden korur ve akciğer sağlığını iyileştirir.

Biber

Biber, özellikle kırmızı biber, akciğerleri astım ve KOAH gibi çeşitli hastalıklardan korumaya yardımcı olan C vitamini açısından zengindir. Antioksidan açısından zengin bu gıda ürünü, akciğerleri oksidatif hasardan korur ve akciğer fonksiyonlarını iyileştirir.

Yaban mersini

Yaban mersini, akciğer dokusunu oksidatif hasardan koruyan ve akciğer fonksiyonlarını iyileştiren besinler ve antosiyaninler açısından zengindir.

Kabak

Kabaklar, akciğer fonksiyonlarını iyileştiren güçlü anti-enflamatuar ve antioksidan özelliklere sahip olan karoten, zeaksantin ve lutein gibi karotenoidler içerir.

Brokoli

Brokoli, akciğerleri sigara veya çevre kirliliğinden kaynaklanan toksinlerin neden olduğu hasarlardan koruyan sülforafan bileşiği içerir. Brokoli ayrıca kronik akciğer enfeksiyonlarını ve kanseri önlemek ve bağışıklığı güçlendirmek için serbest radikallerle savaşan güçlü bir antioksidan olan C vitamini içerir.

Mantarlar

Mantarlar, solunum yollarındaki iltihaplanmayı azaltmaya ve akciğer sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilecek D vitamini ve beta-glukanlar açısından zengindir.

Olgunlaşmamış soya fasülyesi

Olgunlaşmamış soya fasülyesi, nefes darlığı semptomlarını azaltan ve akciğer fonksiyonlarını iyileştiren izoflavonlar içerir.

Yoğurt

Yoğurt, selenyum, kalsiyum, fosfor ve potasyum dahil olmak üzere çok sayıda mineral ve antioksidan içerir. Bu besinler akciğer fonksiyonlarını artırır ve KOAH riskini azaltır.

Somon ve istiridye

İstiridye ve somon gibi bazı deniz ürünleri, omega-3 yağ asitleri, D vitamini ve çinko, bakır ve selenyum gibi çeşitli besin maddeleri içerir. Bu besinler akciğer fonksiyonunu ve solunum kas gücünü geliştirir ve sigara içenlerin KOAH’tan korunmasına yardımcı olur.

Ceviz

Ceviz, akciğer kaslarını güçlendirmeye yardımcı olan magnezyum açısından zengindir. Ayrıca akciğer iltihaplanmasını azaltan, akciğer enfeksiyonuyla savaşan ve nefes almayı kolaylaştıran omega-3 yağ asitleri içerirler.

Brezilya fındığı

Brezilya fıstığı, selenyum açısından en zengin besin kaynağıdır. Selenyum, iltihaplanma ve akciğer kanserine karşı korur, bağışıklık ve solunum fonksiyonlarını iyileştirir.

Arpa

Bu tam tahıllı gıda ürünü, oksidatif hasardan koruyan ve akciğer sağlığını iyileştiren flavonoidler (antioksidanlar) ve E vitamini açısından zengindir.

Mercimek ve fasulye

Mercimek ve beyaz, siyah, kırmızı gibi tüm fasulyeler, akciğer sağlığını iyileştirmeye ve akciğer kanseri ile KOAH’a karşı korumaya yardımcı olan lifler ve besinler açısından zengindir.

Yumurta

Yumurta, solunum yolu kaslarının gücünü artıran, hasarlı akciğer hücrelerinin onarılmasına ve normal hücrelerin büyümesine yardımcı olan protein, omega-3 yağ asitleri ve A vitamini açısından zengindir.

Kakao ve kakao ürünleri

Kakao ve bitter çikolata gibi kakao ürünleri, alerjik solunum semptomlarını ve iltihaplanmayı azaltan, hava yolunu rahatlatan ve kronik akciğer hastalıkları ve kanserlere karşı koruyan flavonoid antioksidanlar ve teobromin bileşikleri açısından zengindir.

Daha fazla bitki bazlı ürün tüketerek ve daha az işlenmiş gıda ve kırmızı et yiyerek akciğer sağlığınızı iyileştirebilirsiniz. Beslenme değişiklikleriyle bağlantılı olarak, yaşam tarzı değişikliği ve düzenli fiziksel aktivite akciğer sağlığını iyileştirir ve birçok kronik akciğer hastalığını uzak tutar.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Bireysel Kredi Kartı Borcu Bir Yılda Yüzde 99 Arttı

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da, açıklanan veriler, iktidarı yalanlıyor. Bireysel kredi kartı borcu, geçen yıla göre TL bazında yüzde 99 arttı. Taksitli kredi kartı borçlarındaki artış oranı, geçen yıla göre yüzde 128 yükseldi. Taksitsiz kredi kartı borçlarındaki artış ise yüzde 79 oldu.

Haber Merkezi / Kredi kartı borçlarındaki artışın Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) artışının yaklaşık iki katı kadar olmasının tüketicinin alım gücünün düştüğünü ve bu nedenle kredi kartına yönelmesi şeklinde yorumlandı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), kasım ayı itibariyle yıllık enflasyonu yüzde 84,39 olarak açıkladı. Artan enflasyonun alım gücüne olan etkisini incelemek için kredi kartı borçlarını araştıran karşılaştırma sitesi encazip.com’a göre; vatandaşların bireysel kredi kartı borcu, geçen yıla göre TL bazında yüzde 99 arttı. Araştırmada ortaya çıkan rakamlar şöyle:

“Bireysel kredi kartı borcu, geçen yıla göre TL bazında yüzde 99 arttı. Taksitli kredi kartı borçlarındaki artış oranı, geçen yıla göre yüzde 128 yükseldi. Taksitsiz kredi kartı borçlarındaki artış ise yüzde 79 oldu.

Takibe giren kredi kartı borçlarında da geçen yıla göre TL bazında yüzde 30’luk bir artış oldu.

Yüksek enflasyon ve makroekonomik koşullar, tüketicileri daha çok kredi kartı kullanmaya itti. Gayrisafi Yurtiçi Hasılanın (GSYH) bir önceki yılın aynı çeyreğine bakıldığında yüzde 3,9 arttığı üçüncü çeyrek verilerine kıyasla enflasyondan arındırılmış verilere göre toplam bireysel kredi kartı borçları analiz edildiğinde reel artış, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 8 oldu.

Enflasyondan arındırılmış veriler kıyaslandığında, taksitli kredi kartı borçları yüzde 23 arttı. Normal kredi kartı borçlarında ise enflasyon ayarlı verilere göre yüzde 3’lük bir düşüş olduğu gözlemlenirken dolar bazında toplam taksitli kredi kartı borçlarında yüzde 50’lik bir artış yaşandı. Taksitsiz kredi kartı borçlarında ise artış yüzde 17 ile sınırlı kaldı.

Kredi kartlarının sektörel dağılımına bakıldığında, bu yılın en güncel Bankalararası Kart Merkezi (BKM) verilerine göre, toplam kredi kartı harcamalarının yüzde 18’i market ve alışveriş merkezlerinde, yüzde 9’u benzin ve akaryakıt sektöründe, yüzde 7’si elektrik-elektronik ve bilgisayar sektöründe, yine yüzde 7’si giyim ve aksesuar sektörlerinde kullanıldı. Kredi kartı kullanımının sektörel dağılımının geçtiğimiz yılın aynı dönemi ile paralel olduğu gözlemlendi.

Kredi kartı işlem adedinde yüzde 26 arttı

2022 yılının güncel verilerine göre toplam kredi kartı işlem adedi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 26’lık bir artışla aylık 613 milyon adet oldu. Toplam kredi kartı sayılarına bakıldığında, 2021 yılının aynı ayında dolaşımda 81 milyon kredi kartı, 144 milyon banka kartı bulunurken 2022 yılının en güncel verilerine göre dolaşımdaki toplam kredi kartı sayısı 94 milyona, toplam banka kartı sayısı ise 162 milyona yükseldi.”

Kredi kartı borçlarındaki artışın GSYH artışının yaklaşık iki katı kadar olmasının tüketicinin alım gücünün düştüğünü ve bu nedenle kredi kartına yönelmesi şeklinde yorumlanabileceğini belirten encazip.com finans uzmanları, ortaya çıkan rakamlar için şu değerlendirmeyi yaptı:

“Geçtiğimiz yılın son verileri ile 2022 yılının güncel verileri karşılaştırıldığında, TL bazında 197 milyar TL olan kredi kartı borçları bu yıl 392 milyar TL seviyesine gelmiş. Bu, iki katlık bir artış anlamına gelse de yüksek enflasyonlu bir dönemde enflasyondan arındırılmış verilere veya farklı para birimlerindeki değişimlere bakmak daha doğru yorum yapmamızı sağlar.

Geçtiğimiz yıl 197 milyar TL olan toplam tüketici kartı borçlarının yıllık gerçekleşen enflasyon oranı dikkate alınarak değerlendirildiğinde, 362 milyar TL olduğunu görüyoruz. Bu da reelde kredi kartı borçlarında yüzde 8’lik bir artış anlamına geliyor.”

Paylaşın

Akşener: İstanbul’a Çökmenize, Asla İzin Vermeyeceğiz!

TBMM’deki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, İBB Başkanı İmamoğlu hakkındaki hapis ve siyaset yasağı kararına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Milletin, sandıkla emanet ettiği iradeyi, ucuz numaralara, kurban ettirmeyeceğiz. Siz çökmeye alışmışsınız. Ama biz buradayken; İstanbul’a çökmenize, asla izin vermeyeceğiz! Size göre demokrasi bir araç olabilir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ama bize göre demokrasi; Türk Devleti’nin varlığı, Türk Milleti’nin huzuru için, vazgeçilmez bir amaçtır. Çünkü biz; kalbimizde şahısların ve zümrelerin tahakkümünü taşıyanlardan değiliz! Bir grup siyaset esnafının çizdiği rotayı, sözüm ona demokrasi diye, pazarlayanlardan da değiliz! Kendi siyasi ikbalimiz için, demokrasiyi, aparat yapanlardan da değiliz! Makam mevki için gözü dönenlerden ise, hiç değiliz! Çünkü bize göre demokrasi; bir tercih değil, bir mecburiyettir!”

Akşener, İmamoğlu hakkındaki hapis ve siyaset yasağı kararından sonra Saraçhane’ye gitmesinin nedenini, “Bundan 20 sene önce yaşadığı haksızlık karşısında, nasıl Sayın Erdoğan’ın yanına koştuysam, bu sefer de, Ekrem kardeşimin yanına koştum. Bundan 20 sene önce, nasıl Emine Hanım’ın yanına koştuysam, bu defa da Dilek kızımın yanına koştum” sözleriyle açıkladı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Akşener’in konuşmasından satır başları:

“İktidar ise her zamanki hukuk tanımazlığıyla yüzde 1’den 2’ye çıkararak yeniden getiriyor. Bundan sonra da yeni sendikaların kurulmasının önüne geçilmiş olacak.

Bugün, bu çatı altında bütün siyasetçilerin tümünü katarak söylüyorum, direne direne o barajları aşma iradesini en iyi anlayan benim.

Sendika üyesi olması yasaklanan 1.5 milyon kamu görevlimiz de 706 liralık ödemeden mahkum olacak.

AK Parti’ye yakışır bir düzenlemeyle karşı karşıyayız. Milletimizin aleyhine olan her teklif gibi Cumhur İttifakı çoğunluğu ile Meclis’ten geçti.

Sendika üyesi olması yasaklanan 1.5 milyon kamu görevlimiz de 706 liralık ödemeden mahkum olacak. AK Parti’ye yakışır bir düzenlemeyle karşı karşıyayız. Milletimizin aleyhine olan her teklif gibi Cumhur İttifakı çoğunluğu ile Meclis’ten geçti.

Biliyorsunuz, birkaç gün önce, Nur Elif yavrumuz, kötü koşullarda yaşadığı ve aç bırakıldığı için hayatını kaybetti. Daha 6 yaşındaydı… Nur Elif’e bunları reva gören vicdansızları Allah’a havale ediyorum!

Şimdi iktidar cenahından bazıları çıkıp, utanmadan; “Zaten anne-babası cezaevindeymiş, akrabaları kötü davranmış, her şeyden de iktidarı suçlamayın” diyecekler. Her zaman olduğu gibi, bu olay için de, “bizim ne suçumuz var ki?” diyecekler. Bu ülkede bir çocuk öldü bir çocuk! Hem de açlıktan öldü! Hem de kötü bakıldığı için öldü.

Soruyorum size: Çocuklarımıza sahip çıkmak, devleti yöneten iktidarın görevi değilse, kimin görevidir? İşine geldiğinde; “Dicle’nin kenarında, kurdun kaptığı bir koyun bile, benim mesuliyetim altındadır” diyenler, işine gelmediğinde; Ölen, daha 6 yaşında bir çocuğumuzun, sorumluluğunu, üzerinden atabilir mi? Atamaz!

Eğer koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin gücünü kullanan bir iktidar çocuklarımızı koruyamıyorsa, insanlarımızı sahipsiz, kimsesiz bırakıyorsave üstüne üstlük mesuliyet almaktan da kaçıyorsa ortalıkta, “ben ülke yönetiyorum” diye gezemez.

Kardeşim, siz bostan korkuluğu musunuz? Fakirliği, muhtaçlığı, açlığı bitiremeyecekseniz neden o makamları işgal ediyorsunuz?

Sadece kendi zenginliğinizi sağlamak için mi oradasınız? Sadece yandaşlarınızı bu milletin cebinden çıkanlarla zengin etmek için mi oradasınız?

O koltuklarda Saray’da sefa sürüp, şaşalı yemekler yemek, özel uçakla, maça gidip gelmek için mi oturuyorsunuz?

“Bunlar daha iyi günlerin”

Sayın Erdoğan her sıkıştığında, ‘Bu konu siyasetin konusu değildir’ diyerek, işin içinden sıyrılamazsın.

Sana göre neyin siyasetin konusu olup olmadığı, beni zerre ilgilendirmiyor. Engin birikiminin ve derin fikirlerinin cefasını, zaten milletçe yıllardır çekiyoruz.

Beni, Eskişehir’deki Nur Elif ilgilendiriyor, ve onun için senden hesap soracağım! Beni, Van’daki Muharrem ilgilendiriyor, ve onun için senden hesap soracağım! Beni, Adana’daki Emine ilgilendiriyor, ve onun için senden hesap soracağım!

Sen bu memlekette varlık içinde yaşarken, kestane ballarıyla, manda yoğurtlarıyla, Medine hurmalarıyla, sefa sürerken, yokluktan, yoksulluktan ölen, açlığa mahkûm ettiğin çocuklarımız için, senden hesap soracağım!

Bu kürsüden defalarca gündeme getirmeme rağmen rüzgargülü projemizi devreye almak yerine, utanmadan yasaklattığın için senden hesap soracağım!

Bunlar daha iyi günlerin. Milletimizle el ele verip, siyasi rantı çocuklarımızın hayatına tercih eden bu kalpsizliğin, bu vicdansızlığın hesabını sana sandıkta soracağım! Hiç merak etme, çok az kaldı!

Bakan’a çok sert tepki: Bu ne cürettir, bu ne utanmazlıktır!

Türkiye, artık patolojik semptomlar gösteren, tehlikeli bir zihniyet tarafından yönetiliyor.

Maalesef, empati, vicdan, sorumluluk bilinci gibi, insani kavramlarla bağını tamamen koparmış sosyopat bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız. Bu bir gerçek.

Nitekim bu gerçeği, iktidar mensuplarının her hareketinde, her cümlesinde, her kelimesinde, endişe verici bir sıklıkla görüyoruz.

Beceriksizleriyle fakirleştirdikleri; asgari ücretlimizin, memurumuzun, emeklimizin maaşlarına, yapmak zorunda olukları, düzenlemede bile, bu gerçeğe şahit oluyoruz.

Biliyorsunuz, son olarak, Türkiye’nin en yakıcı meselelerinden biri olan EYT’li kardeşlerimizin durumuna ilişkin sorulan bir soruya, “EYT mi?” diye cevap veren, Nebati Bakan, birbirinden ciddiyetsiz açıklamalarına geçtiğimiz günlerde bir yenisini daha ekledi.

Çıktı, hiç utanmadan, zerre sıkılmadan bu milletin gözünün içine baka baka; ‘Asgari ücretliye de, memura da, emekliye de, ne verilse haklarıdır.

Dar gelirliye, fakir fukaraya vermek, bereket getirir’ dedi. Yanlış duymadınız. Aynen böyle dedi. Bu ne cürettir! Bu ne utanmazlıktır! Bu ne saygısızlıktır!

Hayırdır Sayın Bakan, sadaka mı dağıtıyorsunuz? Lütufta mı bulunuyorsunuz? Kendinize gelin!

İmamoğlu açıklaması

Hatırlayın, 31 Mart İstanbul seçimlerini, düzmece yalanlarla iptal ettiler. Sandıkların güvenliğinden kendileri sorumluyken, muhalefeti, hile yapmakla suçladılar.

Üzerinden, 3 buçuk sene geçti. Tek bir kişi bile yargılanmadı. Kuyruklu yalanlarını destekleyecek, tek bir delil bile bulanamadı. Ama, siyasi tarihimize, bu kara lekeyi sürenler, utanmadılar.

Milletimizden, bir özür bile dilemediler. Peki sonuçta ne oldu?

Millet iradesi yok sayıp, demokrasiye indirmeye çalıştıkları, darbenin karşılığında, İstanbul’u bir kere değil, tam iki kere kaybettiler. Belli ki, hâlâ daha akıllanmamışlar…

Hâlâ daha, hezimeti hazmedememişler. Hâlâ daha, millet iradesini kabullenememişler. Hâlâ daha, demokrasiyi içselleştirememişler. Ve bu sefer de, Türkiye’yi kaybedecekler…
Nitekim, geçtiğimiz Çarşamba günü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız, Ekrem

İmamoğlu hakkında verilen, hapis ve siyasi yasak kararıyla; Ak Parti iktidarının; millet iradesini bastırmaya çalışan, bir vesayet rejimi olduğu, bir kez daha, gözler önüne serildi.

Yargıyı, demokrasiye karşı, bir sopa olarak kullanan, 28 Şubat zihniyetinin, günümüzdeki temsilcisi olduğu, bir kez daha açığa çıktı. Seçimle alamadıkları İstanbul’u, hatta düzelteyim, seçimle alamayacakları İstanbul’u, yargı yoluyla almak için, yine bir rezilliğin, peşine düştüler.

Kadınlara “sürtük” demenin, suç sayılmadığı bu ülkede, İç İşleri Bakanı’nın “ahmak” sözünü iade etmek, suç sayıldı. Belediye Başkanı’na “ahmak” demek meşru; ama ahmak sözünü iade etmek, suç sayıldı. Aslında, Haziran ayında görülen davada, yargı kararını vermişti. Kararın açıklanmasına, iki gün kala, davanın hakimi değişti.

“Hakim bulmak için tüm Türkiye’yi taaradılar”

Yani, seçimleri iptal ettikleri gibi, hakimi de iptal ettiler. Sonra da, bu saçmalığa ceza verecek bir hakim bulmak için, tüm Türkiye’yi taradılar.

Ve sonunda, Ak Parti teşkilatıyla, boy boy fotoğrafları olan bir hakimi, davanın başına atadılar. Sonuç? Sonuç ortada. Planlı ve programlı bir şekilde, siparişle çıkartılan, absürt bir ceza kararı… Bakın, altını çizerek söylüyorum: Bu karar, Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim gündemidir.

Bu karar, millet iradesine yapılmış, vesayetçi bir müdahaledir. Bu karar, Türk demokrasisine vurulmuş bir darbedir!

Aziz milletim; İktidar mensupları, sandıkla kaybettikleri İstanbul’u, yargı gücünü, kötüye kullanarak geri alma peşindeler. Yıllarca, bedavadan seçim kazanmanın, şımarıklığını yaşadılar.

Yıllarca, milletimize, maraba muamelesi yaptılar. Ama, 2023 seçimleri yaklaştıkça; Kaybedeceklerini, artık anlamaya başladılar. Milletin gözünden düştüklerini, fark etmeye,

Milletin vereceği hükümden, korkmaya başladılar. Milletin gözünden, neden düştüler biliyor musunuz? Çünkü milletimiz, Ak Parti’ye mecbur olmadığını gördü.

İstanbul’da gördü, Ankara’da gördü. Adana’da, Antalya’da, Hatay’da gördü. Millet İttifakı’nın kazandığı, birçok şehirde, bu gerçeği, tüm çıplaklığıyla gördü.

Kendisine, hak ettiği gibi hizmet eden, belediye başkanlarımızı gördükçe; İktidarın tek derdinin, kendi sefası olduğunu anladı. Mesela, pandemi döneminde;

İktidarın yapamadığı sosyal yardımı, İstanbul’da, Ankara’da ve daha birçok büyükşehrimizde, ortaya koyan, Millet İttifakı belediyelerini gördükçe, Ak Parti’nin vasatlığını gördü.

Her türlü engellemeye, mobinge, iftiraya ve tuzağa rağmen, Ekrem Başkan da, Mansur Başkan da, diğer belediye başkanlarımız da, olağanüstü çaba gösterdiler. Onların bu çabaları, Millet İttifakı’na olan güveni artırdı. Onların başarısı, iktidarın yalanlarını çökertti.

Onların çalışmaları, korku senaryolarını boşa çıkarttı. Muhalefetin güçlenmesinde, Millet İttifakı’nın belediye başkanlarının katkıları, yok sayılamaz.

İşte bu yüzden de, onlardan çok korkuyorlar! Milletimizin onlara olan sevgisini kıskanıyorlar!
Onların önünü kesmek için, her türlü rezilliği de yapıyorlar.

İşte tam da bu nedenle, onlara uzanan elleri kırmak, değişime inanan herkesin, boynunun borcudur! Ben de, 14 Aralık’ta, bu borcun gereğini yapmak için, yola çıktım.

İstanbullunun iradesine, vurulmaya çalışılan darbeye karşı, tıpkı 2019’daki gibi, Ekrem kardeşimizle, omuz omuza durmaya gittim.

Bundan yirmi sene önce, yaşadığı haksızlık karşısında, nasıl Sayın Erdoğan’ın yanına koştuysam, bu sefer de, Ekrem kardeşimin yanına koştum.

Bundan 20 sene önce, nasıl Emine Hanım’ın yanına koştuysam, bu defa da, Dilek kızımın yanına koştum.

Linç edilmeye çalışıldığında, Nasıl Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanına koştuysam, bu defa da, Ekrem İmamoğlu’nun yanına koştum. Bugüne kadar, meydanı boş bulmanın şımarıklığı ile, her istediklerini yaptılar.

Bugün de, hizmetleriyle milletin kalbini kazanan bir belediye başkanımızı, hukuksuzluk yoluyla diskalifiye etmeye çalıştılar.

Dün kendilerine yapılanları, bugün Ekrem Başkan’a yapmaya kalktılar. Ama artık bu meydanın boş olmadığını, Saraçhane’de gördüler. Bugün, hedefleri Ekrem Başkan’dı. Bu yüzden, İYİ Parti olarak biz de, amasız, fakatsız onun yanındaydık.

“Haberi alır almaz yola çıktık”

Bir saniye düşünmedik, bir dakika gecikmedik, haberi alır almaz yola çıktık. Demokrasimizin, sahipsiz olmadığını hatırlatmak için, İstanbulluların iradesinin, çiğnenemeyeceğini haykırmak için, Kaybetme korkusundan gözü dönenlere karşı, dimdik durmak için, Saraçhane’deydik.

Biz dün neredeysek, bugün de oradayız. Kim ne derse desin, yarın da, aynı yerde olmaya devam edeceğiz.

Şayet bu kafa, yarın da hedefine, Mansur Başkan’ı koyarsa; Bu sefer de, bir saniye düşünmeden, bir dakika gecikmeden, onun yanında dimdik dururuz.

Bugün nasıl ki; “Saray sizinse, Saraçhane bizimdir!” dediysek; Gerekirse; “Beştepe sizinse, Ankara bizimdir!” demeyi de, çok iyi biliriz.

Eğer ki onlar; Seçim kazanma uğruna, tehdit gördüğü herkesi, bertaraf etmeye ant içtiyse, Biz de; Milletin sevgisini kazanmış herkesin yanında, kaya gibi durmaya, Türk Milleti’nin huzurunda, ant içtik!

Eğer ki onlar; Koltuklarını korumak için, millet iradesini yok saymaya ant içtiyse, Biz de; Cumhuriyetimizin izinde, demokrasimize sahip çıkmaya, Türk Milleti’nin huzurunda, ant içtik!

Eğer ki onlar; Nefislerinin, hırslarının ve çıkarlarının esiri olmaya ant içtiyse, Biz de; Milletin sesinin, taleplerinin ve tercihlerinin temsilcisi olmaya, Türk Milleti’nin huzurunda, ant içtik!

Belli ki bu duruşumuz, birilerinin çook zoruna gidiyor… Sanki talimatı kendileri vermemiş gibi, komplo teorileri üretiyorlar.

Yargı operasyonları yetmezmiş gibi, şimdi de, algı operasyonları yapıyorlar. Kendi beceriksizliklerini gizlemek için, bize çamur atıyorlar. Milletin değişim isteği, körelsin istiyorlar.

“Korkuyorsun!”

Umutsuzluk, hakim olsun istiyorlar. Millet dayanışma gösteremesin, herkes, kendi derdine düşsün istiyorlar. Ama, çok önemli bir gerçeği unutuyorlar. Hep söylerim: Gerçeklerin, mutlaka ortaya çıkmak gibi, çok güzel bir huyu vardır.

Buradan, kendisine hatırlatmak istiyorum: Kendi derdine düşen sensin, Sayın Erdoğan! Korkuyorsun!

Hem de, o kadar çok korkuyorsun ki; zamanında sana yapılanın, kendi yaşadığın haksızlığın, önüne koyulan siyasi engelin, bir benzerini yapacak kadar, yaptıracak kadar, aciz durumdasın!

Hatta, Ekrem Başkan’a çektiğin operasyonu savunmak için, 20 sene önce okuduğun şiirin, suç olduğunu söyleyecek kadar, paniklemiş haldesin! Ama, sen hiç merak etme; Sen ne kadar korkaksan, biz de o kadar kararlıyız. Çünkü biz cesaretimizi, milletimizden alıyoruz.

Ve biliyoruz ki, iyilerin görünmez orduları vardır. Bu yüzden milletin iradesine, cesaretle sahip çıkacağız. Milletin, sandıkla emanet ettiği iradeyi, ucuz numaralara, kurban ettirmeyeceğiz.

Siz çökmeye alışmışsınız. Ama biz buradayken; İstanbul’a çökmenize, asla izin vermeyeceğiz! Size göre demokrasi bir araç olabilir.

Ama bize göre demokrasi; Türk Devleti’nin varlığı, Türk Milleti’nin huzuru için, vazgeçilmez bir amaçtır. Çünkü biz; kalbimizde şahısların ve zümrelerin tahakkümünü taşıyanlardan değiliz!

Bir grup siyaset esnafının çizdiği rotayı, sözüm ona demokrasi diye, pazarlayanlardan da değiliz!

Kendi siyasi ikbalimiz için, demokrasiyi, aparat yapanlardan da değiliz! Makam mevki için gözü dönenlerden ise, hiç değiliz! Çünkü bize göre demokrasi; bir tercih değil, bir mecburiyettir!

“Yeter söz milletindir!”

Bu yüzden de, demokrasiden taviz vermek, bizim siyaset anlayışımıza aykırıdır! Ama kimse merak etmesin! Nasıl ki, tarih boyunca, yapılan her zorbalığın, her haksızlığın, her adaletsizliğin karşısında, dimdik duracak, babayiğitler olmuşsa; Bugün de, millet iradesinin üzerinde, vesayet kuran, bu Firavun iktidarını yıkacak, Musa’lar da elbette var!

“Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!” diye haykıracak, cesurlar da elbette var! “Yeter söz milletindir!” diyerek itiraz edecek, asil yürekler de elbette var! Şunu asla unutmayın:

Milletten koparak, siyaset yapmaya çalışanların, ortak özelliği; en nihayetinde, milletin verdiği cezaya, mahkûm olmalarıdır.

Oyuna ipotek koyanı, yok sayar! Sabrını sınayanı, yok sayar! Haklı itirazını bastırmaya çalışanı, yok sayar! Umuduna ve hürriyet aşkına, gölge düşürmeye çalışanı, yok sayar! Kendi fikrini, hukuk sananlara da, Kendine göre, bir devlet hayal edenlere de,

Baktığı dev aynasını, milletin gönül penceresi zannedenlere de, sandıkta gereken cevabı verir. Dün de vermiştir, bugün de, yarın da, elbette verecektir.

Parlamenter sistem vurgusu

İşte bu yüzden; Tek bir kişiye bağlı sistemler çöker, demokrasiler ise, yaşar. İşte bu yüzden; Tek bir kişiye bağlı sistemler fakirleştirir, demokrasiler ise, zenginleştirir.

İşte bu yüzden; Tek bir kişiye bağlı sistemler istibdatı getirir, demokrasiler ise, hürriyeti yaşatır. İşte bu yüzden; Türkiye’nin zenginliğe, mutluluğa ve huzura kavuşmasının garantisi; Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’dedir!

Türkiye’nin kurtuluşunun anahtarı budur! Egemenliğin, kayıtsız ve şartsız milletin olması için, tek yol budur!

Vatandaşının ne söylediğinden, ne düşündüğünden, kime oy verdiğinden, kimi sevdiğinden korkmayan, kendine ve milletine güvenen, bir yönetim anlayışı, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile mümkündür!

İstisnaların değil, kuralların olduğu, İmtiyazların değil, hukukun işlediği, torpilin değil, liyakatin gözetildiği, adamına göre değil, milletimize göre kurulan, adil bir düzen, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile mümkündür!

Ekonominin yarattığı tahribatın, giderilmesi, Yasakların yerine, özgürlüğün konuşulması, Toplumsal yaralarımızın, iyileşmesi, zorbalığın yerini, adalete bırakması, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile mümkündür!

2023 mesajı

“Önce şahsım, önce koltuğum” diyenlere inat; İYİ Parti olarak biz; “Önce millet, önce memleket” demeye, inatla devam edeceğiz. Kara, tipiye, borana, göğüs gereceğiz.

İftiraları, yalanları, dümenleri, boşa çıkartacağız. Karşımıza diktikleri her türlü engeli, birer birer aşacağız. Ve 2023’te milletimizle birlikte, öyle bir tarih yazacağız ki; 1923’te kavuştuğumuz, bayram havası, memleketimize, yeniden yayılacak!

2023’te sandık geldiğinde, öyle bir kazanacağız ki; 1950’deki, Demokrat Parti’nin seçim zaferinin mutluluğu, yeniden yaşanacak!

2023’te, sandıklar açıldığında, öyle bir başaracağız ki; 27 Mayıs 1960’da, millet iradesine ket vuranlara karşı; 1965’te iktidara gelen, rahmetli Süleyman Demirel’in gür sesi, yeniden duyulacak!

2023’te, öyle bir iktidara geleceğiz ki, 12 Mart 1971 muhtırasıyla, demokrasi ile bağımızı, kesmek isteyenlere karşı, milletimizin cevabı daha iyi anlaşılacak.

1973 seçimlerinde rahmetli Ecevit’le, rahmetli Erbakan’ın, sandığa yansıyan gücü, yeniden hatırlanacak!

2023 seçimlerinde, milletimiz öyle bir ders verecek ki; 1980’de, demokrasiyi askıya alan darbecilerin, bugünkü ruh ikizleri, aynı, 1983’te rahmetli Özal’ın, tek başına iktidara geldiği gün olduğu gibi, yeniden üzülecek!

Onlar üzülecek ama, 85 milyon, artık hep birlikte sevinecek! Hep birlikte gülecek! Hep birlikte konuşacak! Hep birlikte kazanacak! Türkiye’nin, iyi ve cesur evlatları!

İşte bu yüzden; Bugün vakit, umutsuzluk vakti değildir! Vakit artık, mücadele etme vaktidir! Milletimize yaşatılan haksızlıkların, hesabını sorma vaktidir!

Sahipsiz bırakılanlara, sahip çıkma vaktidir! Tüm ucuz siyasi oyunları, bozma vaktidir! Maskeli baloları dağıtma, kumar masalarını devirme vaktidir!

Dahili ve harici bedhahlara karşı, dimdik durma vaktidir! Millet iradesinin, kutlu sancağını, mavi göklere kaldırma vaktidir! Yenilgi yenilgi büyüyen zaferlerden, bizatihi zaferlere geçme vaktidir!

Sandıkları patlatıp, güçlü, zengin ve mutlu Türkiye’yi inşa etme vaktidir! Sandık ufukta belirdi.

Hakkın vadettiği günler artık doğdu. Vakit, bugünlerin hakkını verme vaktidir! Vakit, iktidar vaktidir! Vakit, İYİ’lerin vaktidir! Emin olun, çok az kaldı!

Paylaşın