Bitki Bazlı Protein Mi Yoksa Hayvan Bazlı Protein Mi?

Protein, insan vücudundaki dokuların yapı taşı olduğu için önemli bir rol oynar. Protein biyoyararlanımı, vücudumuzda ne kadar proteinin kullanılabilir olduğu anlamına gelir. Spesifik bir protein türü, sindirilmesi, emilmesi ve diğer daha az karmaşık temel proteinlere dönüştürülebilmesi kolaysa, yüksek biyoyararlılıklı olarak kabul edilir.

Haber Merkezi / Beslenmemize yeterli miktarda protein eklemek genel sağlığımızı için çok önemlidir. Protein, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, hücre yapısının korunması, birçok kimyasal reaksiyonda katalizör, hormonların işleyişi, organ yapısının korunması ve vücudun genel olarak büyümesi ve gelişmesi gibi çeşitli işlevleri yerine getirir.

Vücut için gerekli olan proteini hem bitkilerden hem de hayvanlardan alabiliriz. Hangi kaynağın daha iyi olduğu oldukça tartışmalıdır.

Protein üretimi için yirmi amino asit çok önemlidir. Vücudumuz bu yirmi amino asitten dokuzunu kendi başına üretemez. Bu dokuz amino aside esansiyel amino asitler denir.

Hayvan kaynaklı proteinler genellikle dokuz temel amino asidin tümünü içerir, bu nedenle tam protein kaynakları olarak adlandırılır. Bazı bitki kaynaklı proteinler de tam protein kaynaklarıdır, ancak çoğu eksik olarak kabul edilir. Ancak bu eksik bitki proteinleri birleştirmek vücudumuzun gereksinimlerini karşılayabilir.

Protein açısından zengin kaynaklar

Proteinin biyoyararlanımına göre, vücudumuzun protein ihtiyacını karşılamak için çok çeşitli hayvansal ve bitkisel protein kaynakları mevcuttur, örneğin:

  • Hayvansal protein kaynakları

Tüm hayvansal protein kaynakları temel proteinler açısından zengin değildir. Zengin hayvansal protein kaynakları şunlardır:

  • Yumurta ve kümes hayvanları eti
  • Yağsız et
  • Hindi
  • Somon, kabuklu deniz ürünleri gibi deniz ürünleri ve balıklar
  • Süt, yoğurt ve peynir gibi diğer süt ürünleri

Ancak sağlığa yararı olmadığı için tavuk kanadı veya deniz ürünleri gibi işlenmiş hayvansal ürünleri tüketmekten kaçınılmalıdır.

  • Bitki protein kaynakları

Birçok bitki protein açısından zengindir ve günlük gereksinimlerimizi karşılayabilir:

  • Tofu, edamame gibi soya ürünleri
  • Fıstık gibi kuruyemişler
  • Fasulye ve baklagiller
  • Kinoa
  • Karabuğday
  • Chia tohumları ve kenevir tohumları
  • Spirulina
  • Yabani pirinci
  • Beslenme mayası

Çeşitli yiyecekler içeren bir beslenme, protein ihtiyacımızı karşılayabilir. Çeşitli proteinlerin karışımına sahip bir beslenme, birçok hastalık riskini azaltabilir. Bu nedenle beslenmenize sizi zinde ve sağlıklı tutabilecek iyi protein kaynakları ekleyin.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Paylaşın

Keto Diyeti, Kalp İçin İyi Mi Kötü Mü?

Keto diyeti, kısaca, karbonhidrat açısından çok düşük, protein açısından orta ve yağ açısından zengin bir beslenme planıdır. Bir çok kişi tarafından savunulan ve sosyal medyada oldukça yaygın olarak paylaşılan diyet, çeşitli farklı rahatsızlıkları tedavi edebileceği iddialarıyla yıllar içinde oldukça ün kazanmıştır.

Haber Merkezi / Bununla birlikte, çoğu insanın keto diyetine başlamasının ana nedeni kilo vermektir. Keto diyetinde, karbonhidrat yerine enerji için yağlar parçalandığından, vücut kazandığından daha fazla yağ yakar ve bu da kilo kaybına yol açar.

Keto diyeti kalp için sağlıklı mı?

Teoride, keto diyeti kalbe fayda sağlayabilir. Bununla birlikte, kalp krizi ve felç gibi tıbbi durumlar için keto diyetiyle ilgili uzun süreli araştırmalar bulunmadığını belirtmek önemlidir. Keto diyeti, doğru şekilde uygulandığında kalp için aşağıdaki faydaları sağlayabilir.

Kan şekeri

Tip 2 diyabetli kişilerin kalp hastalığı geliştirme riskleri daha yüksek olduğundan tükettikleri karbonhidrat miktarına dikkat etmeleri gerekir. Şeker hastaları için kan şekeri artışları kalpteki kan damarlarına ve sinirlere zarar verebilir. Bu nedenle, diyabet ciddi kalp hastalıklarına yol açabilir.

Keto diyeti, daha düşük kan şekeri, azalan insülin direnci, azalan açlık ve istek, kilo kaybı, düşük trigliseritler ve artan HDL (yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterol) ile ilişkilendirilmiştir. Bu nedenle, diyet diyabetin başlamasını önlemek için faydalı olabilir. Ancak, bu faydaların çoğunun kısa süreli çalışmalarda gözlemlendiğini ve diyetin etkilerini analiz eden uzun süreli araştırmalar olmadığını unutmayalım.

Ketoz sırasında, vücutta keton adı verilen ve böbreklerin üzerinde ek stres oluşturabilecek bir asit birikimi vardır. Bu nedenle, tip 1 diyabetli kişiler keto diyeti için uygun olmayabilir, çünkü bu durumdaki kişilerde genellikle böbrek yetmezliği bulunur.

Daha düşük karbonhidrat alımı nedeniyle, diyabetli kişiler diyabet ilaçlarında uygun değişiklikleri yapmazlarsa hipoglisemi yaşayabilirler.

Kilo

Obezite, daha yüksek kalp hastalığı riski ile ilişkilidir. Bu nedenle, kiloyu herhangi bir diyetle yönetmek gelecekte kalp hastalıklarını önlemeye yardımcı olabilir.

Fazla kilolu kişilerde yapılan bir araştırmalara göre, kilo oranında yüzde 5-10 gibi bir azalma, kardiyovasküler hastalık geliştirme riskinin daha düşük olmasına neden olabildiğini göstermiştir.

Keto diyetinin doğası gereği, kişinin farklı şekillerde kilo vermesine yardımcı olabilir. İlk olarak, diyet vücudun yağ depolarını hedefler ve enerji oluşturmak için onu parçalar. Diyete devam ettikçe, vücut depoladığından daha fazla yağ kullanır ve bu da doğal olarak kilo kaybına yol açar.

Diyette önerilen protein ve yağ, aynı miktarda karbonhidratla karşılaştırıldığında daha tok hissetmeye de yardımcı olur. Bunun nedeni, protein ve yağın açlık uyarıcı hormonları azaltmasıdır. Sonuç olarak, fazla yemek yeme olasılığı azalır ve bu da kilo vermeye yardımcı olur.

Genel kalp sağlığı

Kısa süreli çalışmaların sonuçlarına dayanarak, keto diyetinin kilo verme ve insülin direncini azaltma yoluyla kalp sağlığı için potansiyel faydaları olduğu görülüyor. Bununla birlikte, bunu doğrulayan uzun vadeli herhangi bir araştırma yapılmamıştır.

Bazı araştırmalar, keto diyetine başlarken kişilerde kolesterol seviyelerinde önemli bir değişiklik yaşadıklarını ortaya koymuştur. Bazı kişilerde kötü kolesterol (LDL ve trigliseritler) seviyesi oldukça yükselebilir. Diğerlerinde düşebilir. Kolesteroldeki bu değişikliklerin uzun vadeli kalp problemleri riskini nasıl etkilediği açık değildir.

Diyetin kalp üzerindeki olumlu etkilerinin ancak sağlıklı, besleyici ve dengeli yemekle ortaya çıkabileceğini anlamak önemlidir. Keto diyeti bazı kişiler için LDL’yi düşürmeye yardımcı olabilir, ancak yüksek kan kolesterolü olan bazı kişiler için en iyi diyet olmayabilir. Kan kolesterolü yüksekse keto diyetine başlamadan önce doktora danışma önerilir.

Kalp rahatsızlığı olanlar için

Kalp rahatsızlıkları olanlar, keto diyeti de dahil olmak üzere yeni bir diyete başlarken dikkatli olmalıdırlar. Kısa vadede güvenli gibi görünse de, diyetin uzun vadeli etkileri üzerine araştırmalar eksiktir.

Ek olarak, pankreas, karaciğer, tiroid veya safra kesesiyle ilgili tıbbi durum varsa, sağlık için korkunç sonuçlar doğurabileceğinden diyetten tamamen kaçınmalı.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Paylaşın

Kalp Krizi Riskini Azaltmak İçin Ne Yapılmalı?

Kalp krizlerini ani ve yoğun bir olay olarak düşünmeye meyilliyiz; göğüse yapışarak yere düşmeyle sonuçlanır. Ancak gerçekte miyokard enfarktüsü olarak da bilinen kalp krizlerinin çoğu yavaş başlar ve genellikle belirtileri gözden kaçar.

Haber Merkezi / Bu belirtileri göz ardı etmek ölümcül olabilir. Daha sağlıklı bir yaşam tarzına yönelik değişiklikler kalp krizi geçirme riskini azaltabilir.

Sigarayı bırakma

Sigara içmek kalp krizi geçirme riskini artırmaktadır. Uzun süren bir alışkanlıktan kurtulmak zor olsa da, bunu profesyonel destekle yapmak mümkündür. Sigarayı bırakmakta güçlük çekiyorsanız, sigarayı bırakmak isteyenler için Sağlık Bakanlığı’nın ücretsiz programlarına başvurabilirsiniz.

Sağlıklı beslenme

Sağlıklı beslenme, yüksek kolesterol, diyabet ve obezite gibi risk faktörlerini kontrol ederek kardiyovasküler hastalıklarla savaşmaya yardımcı olabilir. Vitamin ve mineral bakımından zengin, lif oranı yüksek ve kalorisi düşük doğal yiyecekleri tercih edilmelidir.

Daha fazla sebze ve kepekli tahıllar, süt ürünleri, kümes hayvanları, balık, bitkisel yağlar ve kuruyemiş tüketilmeli. İşlenmiş gıdaların yanı sıra yüksek şeker içeriğine sahip yiyecek ve içeceklerden kaçınılmalı.

Kolesterol seviyesi kontrol edilmeli

Yüksek düzeyde kötü kolesterol veya düşük düzeyde iyi kolesterol, damar duvarlarında kalp krizi riskini artıran yağ birikintilerinin birikmesi olan ateroskleroza yol açabilir. Kötü kolesterol düzeyini azaltmak için yüksek düzeyde doymuş yağ, trans yağ ve kolesterol içeren gıda alımı azaltılmalı. Düzenli egzersizle HDL kolesterol seviyesi (iyi kolesterol) yükseltilmeli.

Haftada 150 dakika egzersiz

Araştırmalar, haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite yapmanın kan basıncını, kolesterolü düşürmeye ve sağlıklı bir kiloyu korumaya yardımcı olabileceğini göstermiştir. Bunların hepsi kalp krizi riskinizi azaltmaya yöneliktir.

Sağlıklı bir kilo

Sağlıklı bir kiloyu korumanın ve kilo vermenin güvenli ve etkili yolu, düzenli egzersizle birlikte sağlıklı bir beslenme planı uygulamaktır.

Stresi azaltma

Genellikle sessiz katil olarak anılan stres, aşırı yemeyi tetikleyebileceği ve düşük kaliteli uykuyla sonuçlanabileceği için kalp hastalıklarına katkıda bulunabilir. Stres seviyesini yönetmeye yardımcı olacak yollar arasında hafif spor, kitap okuma, müzik dinleme, arkadaşlarla sohbet yer almaktadır.

Alkol alımının sınırlanması mümkünse bırakılması

Orta derecede alkol tüketimi kalp sağlığına zararlı olmasa da, çok fazla içmek kardiyomiyopati riskini artırabilir, yüksek trigliseritlere katkıda bulunabilir ve düzensiz kalp atışlarına neden olabilir.

Korunma tedaviden daha iyidir. Düzenli kalp taraması, potansiyel sorunları ve gizli kalp hastalığı risklerini belirlemeye yardımcı olabilir ve kalp krizi geçirme tehlikesi olmadan önce önlem almaya olanak tanır.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Paylaşın

Kronik Yorgunluğun Dokuz Nedeni

Hepimizin yorgun hissettiği günler olmuştur. Ne kadar uyuduğunuz veya dinlendiğiniz önemli değil, dinlenmiş hissetmenin mümkün olmadığını hayal edin. Ya sürekli bitkinlik hissi, yeni bir normal haline gelirse?

Haber Merkezi / Kronik yorgunluk sendromu (CFS) yaşayan bireylerin karşılaştığı şey işte budur. Miyaljik ensefalomiyelit (ME) olarak da bilinen bu durum, tipik olarak en az 6 ay süren şiddetli yorgunluk ile karakterizedir.

İşte kronik yorgunluğun doğrudan veya dolaylı 9 nedeni;

1. Romatoid artrit

Bir tür inflamatuar artrit olan romatoid artrit, sabahları eklem sertliği ve eklem ağrısı ve iltihaplı eklemlerle karakterize bir rahatsızlıktır. Yaşanan ağrı kişinin uykusunu etkileyerek kronik yorgunluğa katkıda bulunabilir.

2. Stres

Stres ve/veya duygusal dengesizlik yorgunluğa neden olabilir. Stres ve travma kişinin uykusunu etkileyebilir ve uzun bir süre boyunca yaşanması durumunda kronik yorgunluk sendromu ile sonuçlanabilir.

3. Alerjik rinit

Alerjik rinit, kronik yorgunluk vakalarında yaygın olan bir nedendir. Alerjik rinit, boğaz ağrısı, tıkanıklık, hapşırma ve burun kaşıntısına neden olan alerjik bir reaksiyon olan saman nezlesi olarak da bilinir.

4. Anemi

Aneminin kronik yorgunluğa katkıda bulunmasının birincil nedeni, kan dolaşımındaki düşük oksijen seviyesidir. Vücut, kırmızı kan hücrelerinden sürekli bir oksijen akışına ihtiyaç duyar, ancak anemisi olan kişilerde bunu gerçekleştirmek için yeterli sağlıklı kırmızı kan hücresi bulunmaz.

5. Fibromiyalji

Fibromiyaljinin, kronik yorgunluğun yaygın nedenlerinden biri olduğu düşünülmektedir. Fibromiyalji, vücudun her yerinde ağrıya neden olabilen bir durumdur.

6. Kalp hastalığı

Kalp hastalığı, bir kat merdiven çıkmak gibi basit günlük aktiviteleri zorlaştırabilir. Basit günlük işleri yapmaktan sürekli yorgun hissetmek (kalp hastalığı doğrudan tedavi edilmediği sürece) sonunda kronik yorgunluk ile sonuçlanabilir.

7. Viral ve bakteriyel enfeksiyonlar

Viral veya bakteriyel bir enfeksiyon geçirdikten sonra kronik yorgunluğun ortaya çıktığı durumlar vardır. Birkaç enfeksiyonun kronik yorgunluğa neden olabileceğinden şüphelenilmektedir. Bunlar:

  • COVID-19
  • HIV
  • Hepatit
  • Mononükleoz
  • Sitomegalovirüs
  • Nezle
  • Zatürre

8. Zayıf bağışıklık sistemi

Zayıf bir bağışıklık sistemi, virüs ve bakteriyel enfeksiyonlara yakalanma olasılığını arttırır. Bu durum, üstteki sonucu doğurabilir.

9. Hormonal dengesizlikler

Kronik yorgunluk sendromu olan bazı kişiler, bazı durumlarda, kanlarında anormal seviyede hormon bulundurabilirler. Anormal seviyede hormonun bulunduğu önemli alanlar arasında hipotalamus, hipofiz ve adrenal bezler yer alır.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Paylaşın

Düşük Testosteron Kısırlığa Neden Olur Mu?

Düşük testosteron sorunu birçok insanın karşılaştığı bir durumdur. Araştırmalar, erkeklerin yüzde 9’ununbu sorunu yaşadığını öne sürüyor. Düşük testosteron “düşük T” olarak adlandırılır. Düşük T = düşük sperm sayısı = daha düşük üreme olasılığı. 

Haber Merkezi / Düşük T sorunu yaşıyor olanlar, çocuk sahibi olamayacağı anlamına gelmez.

Doğurganlıkta testosteronun rolü 

Testosteron seviyesi normal aralıkta olan kişilerde tek bir boşalma, mililitrede 15 milyondan fazla sperm içerebilir. Testosteron seviyesi düşükse, sperm sayısı da düşük olabilir ve bu da gebe bırakma şansını azaltabilir.

Sperm nasıl oluşur?

  • Hipofiz bezi (beynin hormon salınımını kontrol eden kısmı) iki hormon üretir: folikül uyarıcı hormon (FSH) ve lüteinize edici hormon (LH),
  • LH, testislere testosteron yapmasını söyler,
  • Testosteron daha sonra sperm üretmek için FSH ile birlikte çalışır. 

Uzmanlar, sperm oluşturmak için testislerde çok fazla testosterona ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Dolayısıyla, düşük testosteron sorunu 2. adım da öne çıkıyor.

Bu durum, düşük testosteron ve kısırlık ile ilgili görünen birincil sorundur. Düşük testosteron, daha düşük sperm sayısı anlamına gelir. Bu, gebe bırakamayacağı anlamına gelmez, ancak şansı azaltır.

Uzmanlar, düşük testosteron sorunun cinsel işlevi de etkileyebileceğini söylüyor. Düşük libido ve erektil disfonksiyon, düşük T’nin yaygın semptomlarıdır ve bu, gebe bırakma şansınızı daha da azaltabilir.

Testosteron tedavisi

Düşük T, daha fazla T’ye ihtiyaç olduğu anlamına gelir, bu testosteron tedavisine ihtiyaç olduğu anlamına da gelir mi? Hayır…

Testosteron tedavisi kandaki dolaşımdaki testosteronu artıracaktır, ancak sperm üretimi için gerekli olan testislerdeki testosteronu artırmaz. Aslında, testosteron tedavisi sperm sayınızı daha da azaltabilir, bu nedenle önerilmez.

Sperm sayısını artırmanın yolları

Erkek doğurganlığı hakkında pek çok efsane bulunmakta. Gerçek şu ki, genel sağlığa dikkat etmek, testosteron seviyesini artırmak için en iyi seçenek olabilir:

  • Kronik hastalıkları, düzenli ve sağlıklı beslenme, egzersiz ve diğer yaşam tarzı değişiklikleri yoluyla yönetmek. 
  • Sigara içmemek
  • Uyuşturucu kullanmamak
  • Alkol kullanımını sınırlamak

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Paylaşın

Anoreksiya Nervosa İçin Kimler Risk Altındadır?

Psikolojik bir rahatsızlık olan ve ince kalmak konusunda aşırı takıntıya sahip olan kişilerde görülen Anoreksiya Nervosa, bir tür yeme bozukluğudur. Anoreksiya Nervosa, erkeklerden daha fazla kadınları etkiler. 

Haber Merkezi / Anoreksiya Nervosa, ayrıca kızlar ve genç kadınlar arasında yaşlı kadınlara göre daha yaygındır. Ortalama olarak, 16 veya 17 yaşında anoreksi gelişir. 13 ila 19 yaş arasında genç kadınlar en fazla risk altındadır. Ancak yeme bozuklukları yaşlı kadınlarda daha sık görülmektedir.

Yakın tarihli bir çalışma, 13 ila 19 yaş arasındaki genç kadınların yüzde 13’ü ve 20’li yaşlarının başındaki genç kadınların en fazla risk altında olduğunu gösteriyor. Ancak orta yaştaki ve yetişkin kadınlarda yeme bozuklukları yaşarlar. Yakın zamanlı bir çalışma, 50 yaş üstü kadınların yüzde 13’ünde yeme bozukluğu belirtileri görülmüştür.

Anoreksiya Nervosa belirtileri nelerdir?

Fiziksel belirtiler:

  • Aşırı kilo kaybı
  • Kansızlık
  • Düzensiz kalp ritmi
  • Yorgunluk
  • Uyku bozukluğu (İnsomnia)
  • Erkeklerde testis oranında düşüş
  • Kadınlarda adet düzensizliği ya da adet görememe
  • Baş dönmesi ve bayılma
  • Tırnaklarda mavimsi renk değişikliği
  • Saçlarda incelme ve azalma
  • Kabızlık
  • Kuru ya da sarımsı cilt
  • Kemik erimesi
  • Kol ya da bacakların şişmesi
  • Böbrek sorunları

Duygusal ve davranışsal belirtiler:

  • Sürekli besinlerle ilgilenme,
  • Açlık hissini reddetme,
  • Kilo alma korkusu,
  • Sosyal hayattan geri çekilme,
  • Sinirli olmak,
  • Depresif ruh hali ve depresyona girme.

Anoreksiya Nervosa nedenleri?

Anoreksiya nervosanın kendine özgü bir nedeni yoktur. Ergenlik döneminde görülen bir hastalık olan anoreksiyanın gençlerin ergenlik değişimlerine uyum sağlamada karşılaştığı gülüklerden dolayı ortaya çıktığı söylenebilir. Çevresel, psikolojik ve biyolojik faktörlerin bir araya gelmesi sonucu ilerleyen hastalık tedavi edilmediğinde hastanın hayatını kaybetmesine neden olabilir.

Biyolojik nedenler; Anoreksiya nervosa hastaları genellikle duyarlı, azimli ve mükemmeliyetçi kişiliğe sahiptir. Genetik yatkınlığı olduğuna dair kesinleşmiş çalışmalar olmamasına rağmen ailesinde anoreksiya hikâyesi olanlarda hastalığın görülme riski yüksek olabilir.

Psikolojik nedenler; Bebeklik ve çocukluk dönemindeki yanlış beslenme davranışları ilerleyen dönemlerde anoreksiya gelişimi için risk yaratabilir. Utangaç, depresif, boyun eğen, obsesif kompülsif kişilik bozukluğuna sahip gençlerde hastalık daha sık görülür.  Ebeveynleri ile arasında sevgi bağı düşük olanlarda ve geçmişte cinsel istismara uğramış kadınlarda anoreksiya nervosa görülme riski yüksektir.

Çevresel faktörler; Moda dünyasında zayıf vücudun popüler olması özelikle ergenlik dönemindeki gençleri olumsuz etkiler. Zayıf bir bedene sahip olmak amacıyla gençler diyet yapmaya başlar ve ince görünmek konusunda takıntılı bir ruh haline bürünür. Dansçılar, balerinler, mankenler, jokeyler iş yaşamlarındaki rekabetten ve beklentilerden dolayı sürekli kilolarını korumak zorundadır. Bu meslek grubundakilerde yeme bozuklukları görülme riski yüksektir.

Anoreksiya için ne zaman doktora başvurmak gerekir?

Anoreksiya, diğer yeme bozuklukları gibi ömür boyu sürebilen bir hastalıktır. Anoreksiyalı kişiler hastalığın en başından itibaren tedavi olmayı reddeder. Kişide fiziksel ve duygusal belirtilere ek olarak aşağıdaki durumlarda varsa anoreksiyadan şüphelenerek doktora başvurmak gerekir:

  • Öğün atlamak,
  • Yemek porsiyonlarını küçültmek,
  • Yemek yememek için bahaneler üretmek,
  • Besinlerin yağ ve kalorilerini sürekli hesaplamak ve bu değerlere göre beslenmek,
  • Lezzetli yemeklerden kaçmak,
  • Sürekli kaç kilo olduğunu tartmak,
  • Toplum içinde yemek yemeyi reddetmek,
  • Ayna karşısında kendini çok sık kontrol etmek,
  • Ne kadar ince olursa olsun kilolu olduğunu savunarak şikayet etmek,
  • Bol kıyafetler giyerek vücudu saklamak,
  • Kimsenin kendileri hakkındaki görüşüne önem vermemek.

Anoreksiya nervoza tedavi yöntemleri

Anoreksiya nervosanın tedavisi uzman bir psikiyatrist, diyetisyen, psikolog, ortopedi, endokrinoloji, fizyoterapist, hemşire gibi sağlık personelinin katkısıyla oluşturulan ekip çalışması gerektirir. Hastanın ve ailesinin tedaviye katılımı tedavinin başarısı açısından oldukça önemlidir.  Hastanın uygun bir beden ağırlığa gelmesinin fiziken ve ruhen etkileri açıkça anlatılabilmelidir. Hastanın ikna edilmesi ve hastalığının etkilerini fark etmesi sağlanmalıdır.

Hasta olması gereken vücut ağırlığının %30’unu kaybetmişse genellikle tedavi için hastaneye yatırılır ve kilo alımı kontrol altında tutulur. Bireyin kimlik duygusunu ve öz saygısını geri kazanmasını sağlamak amacıyla psikoterapi seansları ailesi ile birlikte düzenlenebilir. Hasta istenilen ağırlığa geldiğinde hastaneden taburcu edilebilir ancak hastalığın nüksedebilme oranının yüksek olması nedeniyle sürekli kontrol altında tutulması önemlidir.

Paylaşın

Anoreksiya Nervosa Hamileliği Nasıl Etkiler?

Genellikle anoreksi olarak adlandırılan anoreksiya nervosa, bir tür yeme bozukluğudur. Anoreksiyalı kişiler o kadar az yer ki sağlıksız şekilde kilo kaybederler ve tehlikeli derecede zayıflarlar. Zayıf olduklarında bile fazla kilolu veya şişman olduklarını düşünebilirler.

Haber Merkezi / Anoreksiya, erkeklerden daha fazla kadınları etkiler. Anoreksiya, özellikle hamile kalma ve hamilelik sırasında sorunlara neden olabilir.

Aşırı kilo kaybı adet dönemlerinin gecikmesine neden olabilir: Yumurtlamayabilir veya yumurtalıktan bir yumurta bırakamazsınız. Yumurtlamak için yeterince kilonuz olmadığında hamile kalmak zordur.

Hamilelik sırasında anoreksiyanın oluşturacağı riskler:

  • Düşük (gebelik kaybı)
  • Erken doğum veya 37 haftalık hamilelikten önce doğum
  • Sezaryen ile doğum
  • Düşük doğum ağırlıklı bir bebek (doğumda beş kilodan az)
  • Bebek doğduktan sonra depresyon (doğum sonrası depresyon)

Anoreksiya Nervosa belirtileri nelerdir?

Fiziksel belirtiler:

  • Aşırı kilo kaybı
  • Kansızlık
  • Düzensiz kalp ritmi
  • Yorgunluk
  • Uyku bozukluğu (İnsomnia)
  • Erkeklerde testis oranında düşüş
  • Kadınlarda adet düzensizliği ya da adet görememe
  • Baş dönmesi ve bayılma
  • Tırnaklarda mavimsi renk değişikliği
  • Saçlarda incelme ve azalma
  • Kabızlık
  • Kuru ya da sarımsı cilt
  • Kemik erimesi
  • Kol ya da bacakların şişmesi
  • Böbrek sorunları

Duygusal ve davranışsal belirtiler:

  • Sürekli besinlerle ilgilenme,
  • Açlık hissini reddetme,
  • Kilo alma korkusu,
  • Sosyal hayattan geri çekilme,
  • Sinirli olmak,
  • Depresif ruh hali ve depresyona girme.

Anoreksiya Nervosa nedenleri?

Anoreksiya nervozanın kendine özgü bir nedeni yoktur. Ergenlik döneminde görülen bir hastalık olan anoreksiyanın gençlerin ergenlik değişimlerine uyum sağlamada karşılaştığı gülüklerden dolayı ortaya çıktığı söylenebilir. Çevresel, psikolojik ve biyolojik faktörlerin bir araya gelmesi sonucu ilerleyen hastalık tedavi edilmediğinde hastanın hayatını kaybetmesine neden olabilir.

Biyolojik nedenler; Anoreksiya nervoza hastaları genellikle duyarlı, azimli ve mükemmeliyetçi kişiliğe sahiptir. Genetik yatkınlığı olduğuna dair kesinleşmiş çalışmalar olmamasına rağmen ailesinde anoreksiya hikâyesi olanlarda hastalığın görülme riski yüksek olabilir.

Psikolojik nedenler; Bebeklik ve çocukluk dönemindeki yanlış beslenme davranışları ilerleyen dönemlerde anoreksiya gelişimi için risk yaratabilir. Utangaç, depresif, boyun eğen, obsesif kompülsif kişilik bozukluğuna sahip gençlerde hastalık daha sık görülür.  Ebeveynleri ile arasında sevgi bağı düşük olanlarda ve geçmişte cinsel istismara uğramış kadınlarda anoreksiya nervoza görülme riski yüksektir.

Çevresel faktörler; Moda dünyasında zayıf vücudun popüler olması özelikle ergenlik dönemindeki gençleri olumsuz etkiler. Zayıf bir bedene sahip olmak amacıyla gençler diyet yapmaya başlar ve ince görünmek konusunda takıntılı bir ruh haline bürünür. Dansçılar, balerinler, mankenler, jokeyler iş yaşamlarındaki rekabetten ve beklentilerden dolayı sürekli kilolarını korumak zorundadır. Bu meslek grubundakilerde yeme bozuklukları görülme riski yüksektir.

Anoreksiya için ne zaman doktora başvurmak gerekir?

Anoreksiya, diğer yeme bozuklukları gibi ömür boyu sürebilen bir hastalıktır. Anoreksiyalı kişiler hastalığın en başından itibaren tedavi olmayı reddeder. Kişide fiziksel ve duygusal belirtilere ek olarak aşağıdaki durumlarda varsa anoreksiyadan şüphelenerek doktora başvurmak gerekir:

  • Öğün atlamak,
  • Yemek porsiyonlarını küçültmek,
  • Yemek yememek için bahaneler üretmek,
  • Besinlerin yağ ve kalorilerini sürekli hesaplamak ve bu değerlere göre beslenmek,
  • Lezzetli yemeklerden kaçmak,
  • Sürekli kaç kilo olduğunu tartmak,
  • Toplum içinde yemek yemeyi reddetmek,
  • Ayna karşısında kendini çok sık kontrol etmek,
  • Ne kadar ince olursa olsun kilolu olduğunu savunarak şikayet etmek,
  • Bol kıyafetler giyerek vücudu saklamak,
  • Kimsenin kendileri hakkındaki görüşüne önem vermemek.

Anoreksiya nervoza tedavi yöntemleri

Anoreksiya nervozanın tedavisi uzman bir psikiyatrist, diyetisyen, psikolog, ortopedi, endokrinoloji, fizyoterapist, hemşire gibi sağlık personelinin katkısıyla oluşturulan ekip çalışması gerektirir. Hastanın ve ailesinin tedaviye katılımı tedavinin başarısı açısından oldukça önemlidir.  Hastanın uygun bir beden ağırlığa gelmesinin fiziken ve ruhen etkileri açıkça anlatılabilmelidir. Hastanın ikna edilmesi ve hastalığının etkilerini fark etmesi sağlanmalıdır.

Hasta olması gereken vücut ağırlığının %30’unu kaybetmişse genellikle tedavi için hastaneye yatırılır ve kilo alımı kontrol altında tutulur. Bireyin kimlik duygusunu ve öz saygısını geri kazanmasını sağlamak amacıyla psikoterapi seansları ailesi ile birlikte düzenlenebilir. Hasta istenilen ağırlığa geldiğinde hastaneden taburcu edilebilir ancak hastalığın nüksedebilme oranının yüksek olması nedeniyle sürekli kontrol altında tutulması önemlidir.

Paylaşın

Çikolata Veya Yağlı Yiyecekler Sivilceye Neden Olabilir Mi?

Ölü deri hücreleri ve ciltteki yağın kıl köklerini tıkamasıyla oluşan bir tür cilt rahatsızlığı olan sivilce, kadınların ve erkeklerin, yaşamları boyunca en az birkaç kez karşı karşıya aldığı bir sorundur.

Haber Merkezi / Erkeklerin daha ciddi sivilce sorununa sahip olma olasılığı daha yüksekken, kadınlarda ise sivilce sorunu daha rastgele olma eğilimindedir.

Çikolata veya yağlı yiyecekler yemek sivilceye neden olabilir mi?

Birçok kadın çikolata veya yağlı yiyecekler yemenin sivilceye neden olduğunu düşünürken, su ana kadar yapılan araştırmalar, beslenme ve sivilce arasında bir bağlantı ortaya koyamadı.

Konunun uzmanları, yiyeceklerin sivilce üzerinde çok az etkiye sahip olduğunu ifade ediyorlar. Ancak, uzmanlar, sağlıklı beslenmenin her zaman önemli olduğunu belirtiyorlar.

Kadınlarda sivilceleri neler tetikler?

  • Ergenlik döneminde hormon değişiklikleri. Ergenlik döneminde kadınlarda androjen adı verilen erkek cinsiyet hormonlarında artış olur. Bu artış bezlerin büyümesine ve daha fazla sebum üretmesine neden olur.
  • Adet döngüsü en yaygın akne tetikleyicilerinden biridir.
  • Hamilelik ve menopoz gibi diğer hormon değişiklikleri bazı kadınlarda sivilceleri iyileştirir. Ancak bazı kadınların bu seyir tersine olur.
  • Doğum kontrol haplarının kullanımı da sivilce oluşumunda rol oynayabilir.
  • İlaçlar: Epilepsi ve depresyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar.
  • Makyaj.
  • Ciltte basınç veya sürtünme.
  • Aile de sivilce yaygınlığı.

Akne izleri için ameliyat ne zaman yapılmalı?

Akne izleriniz varsa, dermatoloğunuz ameliyat önerebilir. Lazer tedavisi, akne izlerini azaltabilir. Dermabrazyon, yüzeysel izleri giderebilen ve derin izlerin derinliğini azaltabilen bir ameliyat türüdür.

Diğer bir seçenek ise vücudun bir bölgesinden yüze yağ transferi yapmaktır. Bazı durumlarda, tek bir tedavi akne izine yardımcı olabilir. Ancak kalıcı sonuçlar için genellikle birkaç seansa ihtiyaç vardır. Akne izleri için topikal tedaviler de vardır.

Fotodinamik terapi yeni bir akne tedavisidir. Bu tedavi hafif mikrodermabrazyon ile başlar, yüzün yüzeyindeki ölü deri hücrelerini çıkarmak için kullanılır. Daha sonra cilde 30 ila 60 dakika arasında bir asit sürülür. Son olarak cilt lazerle tedavi edilir. Bu tedavi yöntemi hala araştırılmaktadır, ancak uzun vadede olumlu sonuçlar verdiği görülmektedir.

Paylaşın

Stres, Sivilceye Neden Olabilir Mi?

Stres, bir değişime veya zorluğa verilen bir tepkidir. Kısa süreli stres faydalı olabilir. Sizi daha uyanık yapar ve işleri halletmek için size enerji verir. Ancak uzun süreli stres ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. 

Haber Merkezi / Kadınların baş ağrısı ve mide rahatsızlığı gibi stres belirtilerini bildirme olasılığı erkeklerden daha fazladır. Kadınların ayrıca depresyon veya anksiyete gibi stresle daha da kötüleşen zihinsel sağlık koşullarına sahip olma olasılığı daha yüksektir.

Stres sivilceye neden olmaz. Ancak sivilce, stres veya depresyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçların yan etkisi olabilir. Veya sivilce lezyonlarının sosyal ve duygusal etkisi strese neden olur. Endişeleriniz varsa doktorunuzla mutlaka konuşun.

Stresi azaltmak veya önlemek için ne yapabilirim?

Herkes hayatının bir noktasında stresle uğraşmak zorunda kalmaktadır. Stresle olumlu bir şekilde başa çıkmanıza yardımcı olacak bazı adımlar atabilirsiniz.

  • Derin nefesler alın: Bu sizi daha yavaş nefes almaya zorlar ve kaslarınızın gevşemesine yardımcı olur. Ekstra oksijen beyninize vücudu sakinleştirmesi ve rahatlatması için bir mesaj gönderir.
  • Germe: Germe ayrıca kaslarınızı gevşetmenize ve daha az gergin hissetmenize yardımcı olabilir.
  • Düşüncelerinizi yazın: Günlük tutmak veya yazmak stresle başa çıkmanıza yardımcı olabilir.
  • Kendinize zaman ayırın: Müzik dinlemek, kitap okumak veya sinemaya gitmek v.b.

  • Meditasyon yapın: Araştırmalar, zihni olumlu veya tarafsız bir düşünceye odaklamak için belirli bir durgunluk zamanı olan meditasyonun stresi azaltmaya yardımcı olabileceğini gösteriyor. 
  • Yeterince uyuyun: Çoğu yetişkinin 7 ila 9 saat uykuya ihtiyacı vardır.
  • Doğru beslenin
  • Hareketli olun: Fiziksel aktivite kaslarınızı gevşetebilir ve ruh halinizi iyileştirebilir.
  • Stresle sağlıksız yollarla başa çıkmamaya çalışın: Bu, çok fazla alkol almayı, uyuşturucu kullanmayı, sigara içmeyi veya aşırı yemeyi içerir. Bu başa çıkma mekanizmaları, o anda daha iyi hissetmenize yardımcı olabilir, ancak uzun vadede stres seviyenizi artırabilir. Arkadaşlarınızla ve ailenizle vakit geçirmek, egzersiz yapmak veya yeni bir hobi bulmak gibi daha sağlıklı başa çıkma yollarını deneyin.
  • Arkadaşlarınız veya aile üyelerinizle konuşun: Sorunlarınızı görmenize ve çözümler üretmenize yardımcı olabilirler.
  • Gerekirse bir profesyonelden yardım alın
  • Organize olun
  • Başkalarına yardım edin: Yardımsever olmak, yeni arkadaşlar edinmenize ve kendinizi iyi hissetmenize yardımcı olabilir.
Paylaşın

Kadınlarda Sivilceleri Neler Tetikler?

En sık görülen deri hastalıklarından sivilce, kadın ve erkekleri farklı şekilde etkilemektedir. Sivilceler, çoğunlukla yüz, boyun, sırt, göğüs ve omuzlarda ortaya çıkar. Sivilceler, ciddi bir sağlık tehdidi olmasa da şekil bozukluklarına ve kalıcı yara izlerine neden olabilir.

Haber Merkezi / Günümüzde, hemen hemen tüm sivilce sorunlarının tedavisi mümkündür. Sivilceyi önlemeye nasıl olabileceğini konusunda doktorunuzla konuşun.

Kadınlarda sivilceleri neler tetikler?

  • Ergenlik döneminde hormon değişiklikleri. Ergenlik döneminde kadınlarda androjen adı verilen erkek cinsiyet hormonlarında artış olur. Bu artış bezlerin büyümesine ve daha fazla sebum üretmesine neden olur.
  • Adet döngüsü en yaygın akne tetikleyicilerinden biridir.
  • Hamilelik ve menopoz gibi diğer hormon değişiklikleri bazı kadınlarda sivilceleri iyileştirir. Ancak bazı kadınların bu seyir tersine olur.
  • Doğum kontrol haplarının kullanımı da sivilce oluşumunda rol oynayabilir.
  • İlaçlar: Epilepsi ve depresyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar.
  • Makyaj.
  • Ciltte basınç veya sürtünme.
  • Aile de sivilce yaygınlığı.

Sivilce izleri için ameliyat ne zaman yapılmalı?

Sivilce izleriniz varsa, dermatoloğunuz ameliyat önerebilir. Lazer tedavisi, sivilce izlerini azaltabilir. Dermabrazyon, yüzeysel izleri giderebilen ve derin izlerin derinliğini azaltabilen bir ameliyat türüdür.

Diğer bir seçenek ise vücudun bir bölgesinden yüze yağ transferi yapmaktır. Bazı durumlarda, tek bir tedavi sivilce izine yardımcı olabilir. Ancak kalıcı sonuçlar için genellikle birkaç seansa ihtiyaç vardır. Sivilce izleri için topikal tedaviler de vardır.

Fotodinamik terapi yeni bir sivilce tedavisidir. Bu tedavi hafif mikrodermabrazyon ile başlar, yüzün yüzeyindeki ölü deri hücrelerini çıkarmak için kullanılır. Daha sonra cilde 30 ila 60 dakika arasında bir asit sürülür. Son olarak cilt lazerle tedavi edilir. Bu tedavi yöntemi hala araştırılmaktadır, ancak uzun vadede olumlu sonuçlar verdiği görülmektedir.

Paylaşın