Koşmak, Kilo Vermenize Yardımcı Olabilir Mi?

Koşmanın, formda kalmanıza yardımcı olup olmadığını mı merak ediyorsunuz? Cevap, evet. Koşmak, kalori yakmanın ve beslenmeden kısıtlamak zorunda kalmadan formda kalmanın en etkili yollarından biridir.

Haber Merkezi / Sağlıklı bir diyet ile düzenli koşu rutini, muhtemelen kilo vermenizi sağlayacaktır.

Koşmanın bütçenize ek maliyeti yoktur, neredeyse her yerde yapabilirsiniz, bir çift koşu ayakkabısı dışında herhangi bir ekstra ekipmana ihtiyacınız olmayacaktır. Ayrıca, koşu formda kalmak için zaman açısından verimlidir.

Koşu, yüksek yoğunluklu bir egzersizdir, koşu sırasında ve sonrasında (dinlenme aşaması) kalori harcamanız üst düzeyde olur.

Koşu bandına karşı pist

Bir koşu bandında koşarak kilo verebilir misiniz? Her şey ne kadar hızlı koştuğunuza bağlı.

Koşu bandında koşmak bir ölçüde daha kolaydır çünkü zemin ayaklarınızın altından akmaktadır ve rüzgar direnci yoktur. Dışarıda ne kadar hızlı koşarsanız, rüzgar direnci de o kadar güçlü olur ve vücut daha fazla enerji harcar.

Koşu bandında açık hava koşu koşullarını simüle etmek istiyorsanız, koşu bandınızı yüzde 1 eğime ayarlayabilirsiniz.

Unutmayın, koşmak tek başına yeterli olmaz

Koşmak, kilo vermenize yardımcı olabilirken, vücudunuzun belirli bölgelerinden kilo vermenize yardımcı olmayabilir. Bunun için koşuyu bu bölümleri çalıştıran egzersizlerle birleştirmelisiniz. 

Haftanın çoğu gününde en az 30 dakika kardiyo yapmayı hedefleyin ve haftada iki kez tüm vücut kuvvet antrenmanını koşu rutininize dahil edin.

Not: Sunulan bilgilerin amacı yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Derin Nefes Almanın Faydaları

Doktorlar, rahatlamaya yardımcı olmak için genellikle derin nefes egzersizleri önerirler. Derin nefes egzersizleri, hem fiziksel hem de zihinsel rahatlamanın en iyi yöntemlerinden biridir.

Haber Merkezi /Çeşitli araştırmalara göre, günde 20 ila 30 dakikalık derin solunum uygulaması akciğerleri önemli ölçüde iyileştirirken, kaygı, stres ve depresyonu da azaltır.

Derin veya diyafragmatik nefes egzersizleri nasıl yapılır?

Diyafram veya derin solunum yapmak kolaydır. Dikkat edilmesi gereken nokta, nefes alıp verirken karnın yükselişine ve düşüşüne odaklanmaktır. Derin nefes egzersizinin adımları şunlardır:

  • Düz bir yüzeye sırt üstü uzanın ya da bir sandalyeye rahatça oturun ve duruşunuzu koruyun.
  • Daha rahat bir duruş için başınızın ve dizlerinizin altına bir yastık ekleyebilirsiniz.
  • Nefesinize odaklanın.
  • Bir elinizi göğsünüze, diğer elinizi göğüs kafesinin hemen altında karnınıza koyun. Bu duruş, nefes alırken diyaframınızın hareket ettiğini hissetmenizi sağlar.
  • Burun deliklerinizden yavaşça nefes alın ve havanın karnınıza doğru hareket ettiğini hissedin.
  • Nefesinizi en az üç saniye tutun.
  • Burnunuzdan nefes verirken karın kaslarınızı içe doğru sıkın.

Günde iki veya mümkünse üç kez en az 5-10 dakika derin nefes egzersizleri yapmaya çalışın.

Derin nefes egzersizlerinin faydaları nelerdir?

Derin nefes alma, akciğerleri geliştirmek, stres ve endişe ile mücadele etmek, kan basıncını düşürmek ve genel sağlığı iyileştirmek için basit ve en iyi yöntemlerden biridir. Derin nefes almanın faydaları:

  • Akciğerleri geliştirir:

Diyafram solunumu, en önemli solunum kaslarından biri olan diyaframı güçlendirir, solunum sürecinin yüzde 80’i diyafram yoluyla gerçekleşir. Ayrıca yardımcı solunum kaslarının etkinliğini artırarak KOAH’lı, astımlı ve sigara nedeniyle akciğer dokusu hasar görmüş kişilerde nefes almada kolaylık sağlar.

  • Enerji seviyesini artırır:

Derin nefes alma, kandaki oksijen seviyesini arttırır.

  • Toksinleri giderir:

Solunum, karbondioksit ve karbon monoksitte dahil olmak üzere vücuttaki toksinlerin çoğunu atar.

  • Stresi azaltır:

Derin nefes alma, endorfin (iyi hissetme hormonu) seviyesini artırır, kortizol hormon seviyesini azaltır. Kortizol (stres hormonu) seviyesindeki azalma beyni sakin ve rahat olmaya teşvik edebilir.

  • Bağışıklığı artırır:

Derin nefes alma, kanadaki oksijen miktarının artmasına neden olur. Yüksek oranda oksijenli kan, vücudun besinleri ve vitaminleri daha verimli bir şekilde emmesini sağlayarak bağışıklığı artırır.

  • Sindirime yardım:

Düzenli olarak derin nefes egzersizi, daha sağlıklı bir kan akışı sağladığı için bağırsaklar daha verimli çalışmaya başlar.

  • Kan basıncını düzenler:

Derin nefes alma kasları gevşetir ve kan damarlarını genişleterek kan dolaşımını iyileştirir, kalp ritmini düzenler ve kan basıncını düşürür.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Pürüzsüz Bir Cilt İçin 5 Basit Adım

Sağlıklı bir cilt, iyi beslenme, yaşam tarzı ve tabii ki cilt bakımı kombinasyonu ile elde edilir. Parlayan bir ten görünümüne sahip olmak için bir dizi farklı faktör olsa da, bunu başarabileceğiniz beş basit adımı burada bulabilirsiniz.

Haber Merkezi / Bu basit adımları izleyerek siz de sağlık fışkıran parlak bir cilde sahip olabilirsiniz. Sabırlı ve tutarlı olmayı, cilt tipinize uygun ürünleri kullanmayı unutmayın. Biraz çabayla, muhteşem bir cilde sahip olma yolunda ilerleyeceksiniz!

1. adım: Cildinizi temizleyin

İyi bir cilt bakımı rutininin en önemli adımı cildi iyi temizlemektir. Bu önemli, çünkü cildinizin gün boyunca maruz kaldığı tüm kirlenmeyi ve makyajı temizler. Cildinizi temizlemenin en iyi yolu, çift temizleme yöntemini kullanmaktır: önce yüzünüzdeki tüm makyajı ve sebumu çıkarmak için yağ bazlı bir temizleyici, ardından kalan kirleri çıkarmak için ise su bazlı bir temizleyici kullanmak.

2. adım: Yüzünüze eksfoliye uygulayın

Parlak bir cilt görünümünü elde etmek istiyorsanız, cildinizin yüzeyindeki tüm ölü cilt hücrelerinden kurtulmalısınız. Peeling, cildinizi aydınlatmaya yardımcı olur, ayrıca makyaj, kir kalıntısı ve diğer olumsuzlukları gidermeye yardımcı olur.

3. adım: Daha iyi bir sonuç için serum kullanın

Kaliteli bir serum, cildinizi aydınlatmaya ve nemlendirmeye yardımcı olur. Ayrıca serum, ince çizgileri ve kırışıklıkları da gidermeye yardımcı olabilir. Serumu, cildi temizledikten sonra ve cildi nemlendirmeden önce yüzünüze uygulamalısınız.

4. adım: Nemlendirin ve tonlayın

Bir sonraki adım nemlendirmektir: Herhangi bir cilt bakımı rutininde olduğu gibi, cilt tipinize uygun bir nemlendirici kullanmak önemlidir. Yağlı cilde sahip olanlar için jel bazlı veya su bazlı nemlendiriciler en iyisidir. Kuru cilt tipleri için kremler genellikle daha nemlendiricidir. Nemlendiriciyi, bol miktarda yüzünüze ve boynunuza uygulayın.

5. adım: Göz kremi uygulayın

Göz kremi, cilt bakımının en önemli ama genellikle gözden kaçan adımlarından biridir. Göz kremleri, göz çevresindeki hassas cildi nemlendirmek ve aynı bölgede oluşan ince çizgilerden ve kırışıklıklardan kurtulmak için inanılmaz derecede önemlidir.

Cildi doğal olarak nasıl desteklersiniz?

Mükemmel cildin anahtarı nedir? İlk olarak, hidrasyon. Her gün nemlendirici maskeler, serumlar ve nemlendiriciler uygulayın ve bol su için. Hindistan cevizi yağı veya jojoba yağı gibi cildinizin ışıldamasını sağlayan yağları da kullanabilirsiniz.

Öneri:

Küçük bir kapta 1 tatlı kaşığı toz tarçını 1 yemek kaşığı bal ile karıştırın. Bu karışımı yüz ve boyun bölgenize sürüp 10 dakika beklettikten sonra ılık su ile yıkayın. Ardından, başka bir kapta yarım bardak elma sirkesini yarım bardak filtrelenmiş su ile karıştırın.

Bu karışımı pamuklu pedlerin üzerine dökün, sıvıyı yüzünüze hafifçe vurarak beş dakika yüzünüzün her yerine sürün ve yıkayın. Son olarak, yüzünüze zeytinyağı sürün ve 10 dakika bekleyin, ardından soğuk suyla iyice yıkayın.

Paylaşın

Adriyatik’in İncisi: Dubrovnik

Hırvatistan kıyılarında gizlenmiş, Adriyatik’in incisi Dubrovnik, eşsiz güzelliğiyle uluslararası üne kavuşmuş bir şehir. Dubrovnik, her yıl dünyanın farklı bölgelerinden gelen 1 milyondan fazla turisti ağırlamakta.

Haber Merkezi / Büyüleyici mağazalara, seçkin restoranlara ev sahipliği yapan şehre adım attığınız andan itibaren adeta başka bir dünyaya girmiş gibi olursunuz.

10 km kareden biraz fazla alana sahip Dubrovnik’in neresine bakarsanız bakın, mutlaka dikkatinizi çekecek bir şey görürsünüz.

Dubrovnik’in ana çekim odaklarından biri, şehri çevreleyen surlardır. 13. yüzyılda inşa edildikleri tahmin edilen surlar bugün hala şehri çevreliyor.

Stradun Caddesi, Pile Kapısı, Sponza Sarayı, Onofrio Çeşmesi, Rektör Sarayı ve Lovrijenac Hisarı, kentte “mutlaka” görülmesi yerler arasında.

UNESCO’nun kültür mirası listesinde bulunan Dubrovnik’te, 14. yüzyılda açılan Avrupa’nın en eski eczanesi ise Fransisken Manastırı’nın içinde.

Paylaşın

Kalçalardaki Hiperpigmentasyondan Nasıl Kurtulunur?

Hiperpigmentasyon, ciltte aşırı melanin üretimi olduğunda meydana gelir. Ciltte sürtünme aşırı melanin üretimine neden olur. Kalçalar genellikle vücudun diğer bölgelerine göre daha fazla sürtünmeye maruz kaldığından, bu durum kalça bölgesinde daha sık görülür.

Haber Merkezi / Hiperpigmentasyona neyin sebep olduğunu anlamak, tedavi için son derece önemlidir. En yaygın nedenler:

1. Aşırı güneşe maruz kalma

Güneşe maruz kalmak vücutta melanin oluşumuna neden olur. Melanin, doğal bir güneş koruyucu görevi görerek cildi zararlı ışınlardan korur. Aşırı güneşe maruz kalma ise bu süreci kesintiye uğratarak hiperpigmentasyona neden olabilir.

2. Dar giysiler

Dar giysiler hiperpigmentasyonun en yaygın nedenlerinden biridir. Bunun nedeni kalçaların sürekli dar iç çamaşırları ve pantolonlarla temas halinde olmasıdır.

3. Hijyen eksikliği

Duş alırken kalça bölgesini iyice temizleyin. Kir, ölü deri ve yağ birikimi hiperpigmentasyona neden olabilir.

4. Uzun süre oturmak

Uzun süre oturmak hem kan dolaşımını olumsuz etkileyebilir hem de kalçalarda sürtünmeye ve bu da hiperpigmentasyona neden olabilir.

5. Sağlıksız kan dolaşımı

Kanın yeteri derecede oksijen içermemesi, hiperpigmentasyona neden olabilir.

6. Ürün tahrişi

Bazı cilt ürünlerin uygulanması, ciltte tahrişe ve aşırı melanin üretimine neden olabilir. Bu fenomen kalçalarda hiperpigmentasyona yol açabilir.

Tedavisi

Hiperpigmentasyon tedavisi yalnızca nadir durumlarda gereklidir. Temizlenmiş folikülit veya artık mevcut olmayan diğer altta yatan nedenlerle oluşan hiperpigmentasyon genellikle zamanla kendiliğinden geçer.

Daha ciddi hiperpigmentasyon altı ila on iki ay sonra kaybolur. Ancak, daha ciddi hiperpigmentasyonun kendi kendine kaybolması yıllar alabilir

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Yoga Nidra Nedir, Nasıl Yapılır?

Eski bir uygulama olan ancak günümüzde yeniden popülerlik kazanan Yoga Nidra, uykusuzluk, endişe ve duygusal travma yaşayanlara yardımcı olan derin bir rahatlama uygulamasıdır. Yoga Nidra, iç huzurunuzla yeniden bağlantı kurmanıza yardımcı olacaktır.

Haber Merkezi / Yoga Nidra, meditasyonla karıştırılır, ancak farklı faktörleri vardır. Yoga Nidra, derin bir bilinçli rahatlama durumu yaşatır.

Yoga Nidra nedir?

Yoga Nidra, aktif bir meditasyon şekli olan yogik veya psişik uyku yöntemidir. Uyanıklık ve uyku fazları arasındaki bir ara bilinç halidir. Yoga Nidra’yı uygularken, uygulayıcılar uyuyormuş gibi görünebilir, ancak farklı eylemlerle ilgili talimatları takip ettikleri için daha derin bir farkındalık düzeyinde çalışırlar.

İnsanlar her zaman iç gerilimlerle doludur ve bunların farkında değildirler, bu nedenle kas, duygusal ve zihinsel streslerden kurtulana kadar asla tamamen rahatlayamazlar. Yoga Nidra uygulaması, tüm bu streslerden kurtulmak için bilimsel olarak onaylanmış en iyi yöntemlerden biridir. Bir saatlik bir Yoga Nidra seansı, dört saatlik dinlendirici bir uykuya eş değer.

Yoga Nidra adımları

Yerleşme

İlk aşamada, belinizi ve boynunuzu destekleyen bir yastık veya destek ile bir yoga matı veya battaniyesi üzerinde düz bir şekilde uzanın.

Niyet

Bu aşamada, zihninizin arzunuza veya hedefinize odaklanmasına izin verin ve zihinsel olarak niyetinizi birkaç kez tam bir inançla tekrar edin.

İçsel kaynağınızı keşfedin

Bu aşamada, iç dünyanızda rahat edebileceğiniz ve kendinizle daha fazla bağlantı kurabileceğiniz güvenli bir yer bulun.

Vücudunuzu bilinçli olarak tarayın

Bu durumda, eğitmenlerin talimatlarını dinlerken içsel farkındalığınızın vücudunuzu taramasına izin verin. Gergin kalan vücut bölgeleri, sistemli bir şekilde çalışarak gerginliklerini serbest bıraktığı için çok önemli bir aşamadır.

Nefesinizin farkına varın

Bu aşama tamamen nefesinizin farkındalığı ile ilgilidir. Havanın burun deliklerinizden nasıl girip vücudunuzdan nasıl çıktığını fark edin. Her nefeste göğüs ve karın bölgesinin yükselişini ve düşüşünü gözlemleyin. Bu aşamada, gevşemeyi deneyimleyecek ve vücudunuzun tüm organlarına aktarılan daha yüksek enerjiyi uyandıracaksınız.

Duygularınızı kucaklayın

Duygularınızı kucaklamak, sizi yaşadığınız günün olumlu taraflarını düşünmeye teşvik edebilir.

Düşünce algısı

Bu aşama, tepki vermeden karşıt düşünceleri memnuniyetle karşılamanızı teşvik eder. İrade gücünü geliştiren ve duygusal, zihinsel gevşemeye izin veren beynin karşı yarım küresini uyarır.

Görselleştirme

Bu aşama, olumlu anıları görselleştirerek yoğun bir zihinsel rahatlama sağlar.

Uygulamanız üzerinde düşünün

Bu aşamada, duygularınızı gözlemleyin ve hislerinize tanık olun.

Dışsallaştırma

Bu çok önemli bir aşamadır. Çok hızlı hareket etmek, kafa karışıklığına neden olabilir.

Bu uygulamaya 15-20 dakika ile başlayın ve zamanı ilerleyen günlerde artırmaya çalışın.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Daha Sağlıklı Akciğerler İçin Egzersizler

Vücudun temel fonksiyonlarından biri olan nefes almak vermek, hayatta kalmak için çok önemli bir eylemdir, ancak bunu genellikle hafife alırız. Bir şeyler ters gidene kadar, nefessiz kalmanın ne kadar önemli ve hayati olduğun fark etmiyoruz.

Haber Merkezi / Akciğerler vücuda oksijen sağlar, karbondioksit ve diğer atık gazları vücuttan uzaklaştırır. Akciğerler istenmeyen mikropların vücuda girişini engeller ve bağışıklık sistemini geliştirir.

Akciğerlerimiz, sağlığımızla ilgilenmeyi düşündüğümüzde aklımıza ilk gelen şey olmayabilir. Akciğerlerimizin sağlığı, doğal yaşlanmanın yanı sıra, sigara, çevre kirliliği, kimyasal kirleticilerin solunması, çeşitli hastalıklar ve iltihaplardan olumsuz etkilenebilirler.

Akciğer sağlığını nasıl iyileştirebiliriz?

Sağlıklı akciğerler, kişinin ister egzersiz, ister günlük işlerini yaparken daha kolay nefes almasını sağlar. Akciğerleri sağlıklı tutmak için yapabilecek bazı adımlar şunlardır:

  • Akciğerlerin erken yaşlanmasını önlemek ve KOAH, akciğer kanseri gibi çeşitli kronik akciğer hastalıkları riskini azaltmak için sigara ve diğer tütün ürünlerinin bırakılması.
  • İş yerinde iç ve dış kirleticilere ve kimyasallara maruz kalmaktan kaçınmak için koruyucu maskeler ve teçhizat kullanılması.
  • Bol taze meyve ve sebze ile sağlıklı bir beslenme rutini oluşturulması.
  • Düzenli fiziksel egzersiz yapılması. Özellikle akciğer kapasitesini artırmak için akciğer egzersizleri.

Egzersizler ciğerleri nasıl güçlendirir?

Fiziksel egzersizler yaptığımızda, kalbimiz ve ciğerlerimiz ek oksijen gereksinimini karşılamak için daha çok çalışır. Bu nedenle düzenli egzersiz yapmak kalbimizi ve ciğerlerimizi güçlendirir. Ek olarak, akciğer güçlendirme egzersizleri nefes darlığı yaşama olasılığınızı da azaltabilir.

Akciğer sağlığını iyileştirmek için en iyi egzersizler nelerdir?

  • Diyafram nefesi

Diyafram veya karın solunumu, nefes alma sırasında diyaframı harekete geçiren bir pulmoner egzersizdir. Doktorlar bu nefes egzersizini kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olan kişilerde önermektedir.

  • Derin nefes

Doktorlar, günlük derin nefes egzersizlerinin diyafram fonksiyonlarını iyileştirmeye ve akciğer kapasitesini artırmaya yardımcı olabileceğini belirtmektedir. Derin nefes egzersizleri aynı zamanda stres ve kaygı ile başa çıkmaya da yardımcı olabilir.

  • Alternatif burun deliği solunumu

Alternatif burun deliği solunumu, yalnızca solunum kontrolüne odaklanır ve akciğer işlevini ve solunum verimliliğini iyileştirmeye yardımcı olmada etkilidir. Gergin sinirlerimizi gevşetmede ve sakinleştirmede de faydalıdır.

  • Büzük dudak solunumu

Bu nefes egzersizinde, dudaklarınızın şekli, hava yollarınızın uzun süre açık kalmasını sağlayarak nefes almayı kolaylaştırır. Büzülmüş dudak solunumu egzersizi gerçekleştirmek kolaydır ve oksijen doygunluğu, egzersiz toleransı ve arteriyel oksijenasyonda iyileşme gösterir.

  • Tutarlı nefes alma

Tutarlı veya eşit nefes alma, akciğer kapasitesini ve solunum dayanıklılığını artıran bilinçli nefes almayı içeren ünlü bir nefes pranayamadır. 

  • Kaburga germe egzersizi

Göğüs kafesi eklemleri ve göğüs duvarı germe egzersizleri, ciğerlerinizi temizlemeye, akciğer kapasitesini artırmaya ve solunum kas tonusunu iyileştirmeye yardımcı olabilir.

  • Uğultulu arı nefesi

Uğultulu arı nefesi, nefes alıp verme sırasında yüksek sesle uğultu içeren bir nefes egzersizidir. Bu egzersiz, akciğer fonksiyonlarını güçlendirmenin yanı sıra fiziksel, duygusal ve zihinsel sağlığa da fayda sağlar.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Devrim Niteliğinde Kanser Tedavisi: İmmünoterapi

İmmünoterapi, kanser tedavisinde büyük potansiyele sahip devrim niteliğinde bir kanser tedavi yöntemidir. Kanser hücreleri vücudun bağışıklık sisteminden saklanabilirler. İmmünoterapi, bağışıklık sistemini, kanserli hücreleri bulup yok etmesi için daha iyi çalışır hale getirir.

Haber Merkezi / Farklı tür kanserlerin sürecinde çeşitli immünoterapi türleri kullanılabilir. Mevcut immünoterapi seçenekleri şunlardır:

Bağışıklık kontrol noktası inhibitörleri: Bağışıklık kontrol noktası inhibitörleri bağışıklık kontrol noktalarını bloke eden ilaçlara verilen isimdir. Bağışıklık kontrol noktaları, bağışıklık sisteminin normal bir parçasıdır ve bağışıklık tepkilerinin gereğinden daha çok güçlü olmasını ve vücuda zarar vermesini engeller. Bağışıklık kontrol noktası inhibitörleri bunları bloke ederek bağışıklık hücrelerinin kansere daha güçlü yanıt vermesini sağlar.

Monoklonal antikorlar: Bağışıklık sistemi üzerinde bulunan ve belirli hedeflere bağlanabilen proteinlerdir. Bu antikorlar kanser hücrelerini işaretler ve bağışıklık sistemi tarafından daha kolay bulunmasını sağlar. Bu nedenle hedefe yönelik tedavi olarak bilinir. Monoklonal antikorlar sağlıklı hücreler değil kanser hücrelerinin özel bölümlerini tanırlar. Kanser hücrelerinin yüzeyindeki büyüme bölgelerini bloke ederek kanserin büyümesine engel olurlar. Bazı monoklonal antikorlar radyasyonla kaplanarak vücuda verilir. Böylece hedefe yönelik radyoterapi yapılabilir. Bazı monoklonal antikorlara kanser ilaçları yüklenir böylece doğrudan kanser dokusuna ulaşmaları sağlanır.

T-hücre transfer tedavisi: Aynı zamanda modülatör hücre tedavisi, modülatör immünoterapi veya immün hücre tedavisi olarak da adlandırılan T-hücre transfer tedavisi ise T-Hücrelerinin kanserle doğal savaşma yeteneğini artıran bir tedavi türüdür. Bu tedavi sürecinde bireyin tümöründe bulunan bağışıklık hücreleri alınır. Bireyde bulunan kanser türüne karşı en aktif olanlar, bu kanserli hücrelere karşı daha etkin bir şekilde saldırabilmesi için seçilir veya değiştirilir. Sonra bu bağışıklık sistemi hücreleri çok sayıda çoğaltılır ve bir iğne ile tekrar vücuda geri verilir.

Kanseri tedavi eden aşılar: Bizi enfeksiyonlardan koruyan bakteri ve virüslere karşı geliştirlmiş aşılardan hepimizin az ya da çok bilgisi vardır. Kanser aşıları tamamen farklı özelliktedir. Zayıflatılmış bakteri veya virüs taşımazlar. Bunlar kanserden koruyan aşılardan da farklıdır. Kanserden koruyan aşılara örnek HPV aşısı ve hepatit B aşısıdır. Kanser aşıları tümör yüzeyinde bulunan antijenleri içerir. Vücuda verildiklerinde bağışıklık sisteminin  kanseri tanımasını ve aktif hale gelmesini sağlarlar. Kanser aşıları kendi tümör hücrelerinizden kişiye özel üretilebilir. Şu anda prostat kanseri için uygulanmakta olan bir aşı kanseri tamamen ortadan kaldırmasa da hastaların ömrünü uzatmaktadır.

Bağışıklık sistemi modülatörleri: Bağışıklık sistemi modülatörleri vücudun kansere karşı bağışıklık tepkisini arttırır. Bağışıklık sistemi modülatörlerinin bir bölümü bazıları bağışıklık sisteminin sadece belirli kısımlarını etkilerken diğerleri bağışıklık sistemini daha genel bir şekilde etkileyebilir.

Onkolitik virüsler: Vücuda verildiğinde normal hücrelere dokunmayan ancak kanser hücrelerini parçalayan virüslerdir.

Hangi kanserlerde kullanılabiliyor?

İmmünoterapi, birçok kanser tipinde kullanılıyor. Günümüzde malign melonom; yani ben kanserlerinde etkilidir. Malign melonomda, kemoterapinin hemen hemen hiç etkisi yoktur. Buna karşın immünoterapi çok daha etkilidir. Küçük hücre dışı akciğer kanserinde birinci seçenek kemoterapidir. Ancak sonrasında hastalık ilerlerse ikinci seçenek olarak immünoterapi ilaçları kullanılır. Bir diğer kullanım alanı böbrek kanseridir. Hedefe yönelik ilaçlar başarısız olduğu zaman ikinci seçim immünoterapi olur. Lenf kanserlerinde de (Hodgkin hastalığı) kullanılır. Bağırsak, mesane, mide ve meme kanserinde de kullanılmasına yönelik çalışmalar ise devam ediyor.

Ne tür yan etkiler yapabilir?

İmmünoterapi bağışıklık sistemi ile ilgili yan etkiler yapabilir. Bunlar; deride birtakım belirtiler, ishal gibi durumlardır. Akciğerde iltihap (mikropsuz zatürre), hormon sistemi üzerinde etkileri olabilir. Örneğin; tiroit bezi üstüne etki ederek yavaş ya da hızlı çalışmasına neden olabilir. Böbrek üstü bezi yetersizliği yapabilir. Hipofiz bezinin yetersizliği görülebilir. Halsizlik, iştahsızlık yapabilir.

Yan etkilerin çok iyi bilinmesi, hastaların sıkı takip edilmesi gerekir. Bu yüzden immünoterapi uygulayan medikal onkologların, yan etkiler oluştuğunda ilacın ne zaman kesileceğini, ne zaman devam edileceğini iyi bilmesi ve bu konuda önlemler alması gerekir. Takibi yapan göğüs hastalıkları, endokrinoloji, gastroenteroloji gibi diğer dallardaki hekimlerin de herhangi bir yan etki görüldüğünde nasıl müdahale edilmesi gerektiğini bilmesi gerekir. Örneğin; yan etkiler görüldüğünde kortizon kullanılması gerekebilir. Bu yüzden hekimin kortizonu ne zaman kullanacağını bilmesi gerekir.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Zenginleştirilmiş Gıda Nedir, Faydaları Nelerdir?

Mikro besinler ve vitaminler, insan vücudunun büyümesi ve gelişmesi için çok önemlidir. Mikro besinler ve vitaminler, beslenmenin küçük bir bölümünü oluşturmalarına rağmen, eksiklikleri az gelişmişliğe ve çeşitli rahatsızlıklara neden olurlar.

Haber Merkezi / Dünya genelinde, her on kişiden en az üçünde vitamin ve mikro besin eksikliği görülmektedir. Ayrıca, çok sayıda istatistiğe göre, dünya genelinde tüm ölümlerin yaklaşık yüzde 0,5’inden beslenme yetersizliği sorumludur. Önlenebilir mikro besin eksikliği başlıca halk sağlığı sorunudur. En yaygın beslenme eksiklikleri A vitamini, B12 vitamini, D vitamini, iyot, demir ve folik asittir.

Zenginleştirilmiş gıda nedir?

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre, gıda zenginleştirme, gıdaya temel mikro besinleri ve vitaminleri ekleyerek gıdanın besin kalitesini artıran süreçtir.

Gıda takviyesi veya zenginleştirme ile, gıda işleme veya depolama sırasında kaybolan besinleri geri kazanır. Zenginleştirilmiş gıdalar, vitamin, mineral ve temel besinler gibi mikro besinler içerir.

Gıda zenginleştirme türleri nelerdir?

Gıda zenginleştirme, gıda üreticilerinin mikro besinleri hangi aşamada eklediğine bağlı olarak aşağıdaki türlerdendir:

Endüstriyel veya ticari zenginleştirme: Gıdalara toplu seviyede besin eklemek için yapılan ekonomik bir süreçtir. En yaygın ticarileştirilmiş gıdalar şunlardır:

  • Buğday unu
  • Hububat
  • Yemeklik yağ
  • Mısır unu
  • İyotlu tuz
  • Süt
  • Meyve suları
  • Pirinç

Biyozenginleştirme: Bu süreç, besin değerlerini artırmak için bitkilerin üremesini ve genetik modifikasyonunu içerir.

Ev: Ticari tahkimattan daha maliyetlidir ve şunları içerir:

  • Mikrobesin tozu
  • D vitamini damlaları
  • Çözünür tabletler

Çoğu insan yeterli miktarda meyve ve sebze tüketmez, bu da temel besin eksikliklerine yol açar. Demir, iyot, A, B12, D vitaminleri ve çinko en yaygın besin eksiklikleridir. Gıda üreticileri çoğunlukla gıda ürünlerine aşağıdaki besinleri ekler:

  • Diyet lifleri
  • A vitamini
  • D vitamini
  • Kalsiyum
  • Magnezyum
  • İyotlu tuz
  • Folat

Aşağıda bazı zenginleştirilmiş gıda maddeleri verilmiştir:

  • Kalsiyum ve D vitamini ile güçlendirilmiş süt ve süt ürünleri
  • Sebze yağları
  • Kepekli tahıllar
  • Kahvaltı gevrekleri ve granolalar
  • Buğday unu, pirinç, mısır ve manyok dahil olmak üzere temel gıda
  • Badem sütü
  • Soya sütü
  • Meyve suyu
  • Şekersiz yulaf ezmesi
  • Şeker
  • İyotlu veya çift takviyeli tuz
  • Yumurtalar
  • Dondurmalar
  • Tatlandırılmamış yoğurt

Zenginleştirilmiş gıdaların faydaları nelerdir?

  • Beslenme eksikliği kaynaklı rahatsızlıkları önler: Örneğin, vücut, D vitamini eksikliğinde, anemi (demir eksikliği), osteoporoz (kalsiyum ve D vitamini eksikliği) veya üreme ve sinir sistemi kaynaklı raşitizm gibi hastalıklar geliştirir. Zenginleştirilmiş gıdalar, besin eksikliğine bağlı hastalık oranlarını azaltmaya yardımcı olurlar
  • Hamilelikte faydalıdır: Çinko eksikliği ile anne ve yenidoğanlarda yüksek mortalite ve morbidite oranları arasında bağlantı bulunmaktadır. Folat eksikliği, anne karnındaki bebeklerde hatalı nöral gelişime neden olabilmektedir. Hamilelik sırasında yeterli miktarda yemek yenilse bile, yine de besin eksikliği yaşanma ihtimali bulunmaktadır. Bu nedenle, hamilelik sırasında zenginleştirilmiş gıda tüketmek, bebeklerde çok sayıda doğuştan deformite riskini azaltabilir ve anne ve bebeğin sağlığını iyileştirebilir.
  • Çocukların büyüme ve gelişmelerine yardımcı olur: Demir, çinko, A ve D vitaminlerinin eksikliğinin büyüme sorunlarına yol açtığı bilinen bir gerçektir. Bu nedenle, büyüme aşamasında zenginleştirilmiş gıdalar veya mikro besin takviyeleri dahil etmek, çocuklar arasında olumlu bir fiziksel ve zihinsel büyüme tepkisine sahiptir.
  • Beslenme gereksinimlerini karşılayın: Katı vejetaryenler, veganlar, laktoz intoleransı olan veya beslenmeyle ilgili diğer koşullardaki kişiler, çeşitli rahatsızlıklara neden olan zayıf mikro besin seviyelerine sahiptir. Beslenmeye zenginleştirilmiş gıdalar eklemek, besin ihtiyacını karşılayabilir ve genel sağlığı iyileştirebilir.
  • Yaşlılar için yararlıdır: Yaşlanmayla birlikte sindirim sistemi daha az besini emerek besin eksikliğine neden olmaktadır. Beslenmeye zenginleştirilmiş gıdalar eklemek, daha güçlü kemik, daha iyi sindirim ve daha sağlıklı organ işleyişine yardımcı olur.

Zenginleştirilmiş gıdaların dezavantajları nelerdir?

  • Zenginleştirilmiş gıdaları işlenmemiş gıdalarla tüketmek, aşırı dozda besin alma riskini artırabilir.
  • Sadece zenginleştirilmiş yiyecekler yemek, meyve ve sebzeleri göz ardı etmek, yetersiz beslenmeye neden olabilir. İşlenmemiş gıdalar, çeşitli kronik hastalıklardan ve enflamatuar durumlardan koruyan antioksidanlar ve bitki bazlı biyoaktif bileşikler içerir.
  • Zenginleştirilmiş gıdalar, bütün gıdalardan daha yüksek kalori içerir. Bu nedenle, işlenmiş ve zenginleştirilmiş yiyecekler aşırı yemeye ve kademeli olarak kilo almaya neden olabilir.

Zenginleştirilmiş gıdalar, sağlıklı esenlik için vücudumuzun besin talebini karşılayabilir. Ancak meyve, kuruyemiş, sebze ve tohum gibi sağlıklı gıdalardan ödün vermeden bu gıdaları beslenmenize dahil etmelisiniz.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Yeşil Muzun İnanılmaz Sağlık Faydaları

Yeşil muz, tam olgunlaşmamış muzdur. Hem yeşil hem de sarı muz, adeta besinlerin güç merkezidir. Her market ve manav tezgahında görebileceğimiz bu lezzetli meyveyi dünya genelinde hazırlanan her meyve sepetinde bulabiliriz. Ayrıca, Uzak Doğu mutfağında birçok çiğ muz yemeği görebiliriz.

Haber Merkezi / Yeşil muz, kızartma, salata, sos, yemek olmak üzere birçok lezzetli yemekte iyi bir bileşendir. Yeşil muz, lif, antioksidan, vitamin ve fitobesin dahil olmak üzere bol miktarda besine sahiptir. Besin emilimini en üst düzeye çıkarmak için kaynattıktan veya pişirdikten sonra yeşil muz yemelisiniz.

Sağlık faydaları

Yeşil muz, sağlığa sayısız faydası olan sayısız besin içerir, örneğin:

Yeşil muz, sindirime yardımcı olan, uzun süre tok tutan ve kilo yönetiminde yardımcı olan yüksek miktarda diyet lifi ve dirençli nişasta içerir.

Yeşil muz, mide ülseri, şişkinlik, kabızlık, ishal ve sindirim sisteminin bakteriyel enfeksiyonu gibi çeşitli mide rahatsızlıklarına faydalıdır.

Glutensiz beslenmeyi tercih edenler yeşil muz ununu tercih edebilir.

Yeşil muz, damar genişletici görevi gören ve kan basıncını kontrol eden potasyum açısından zengindir. Ayrıca ateroskleroz ve kalp krizi gibi birçok kalp rahatsızlığını önler ve kalp sağlığını iyileştirir.

Yeşil muzun glisemik indeksi düşüktür ve tüketildikten sonra insülin hormonunu yavaş yavaş salgılar. Bu nedenle, kan şekeri düzeyini yönetmek için beslenmeye eklenebilir.

Minerallere ek olarak yeşil muz, B6 ve C vitaminleri de dahil olmak üzere çeşitli vitaminler açısından zengindir. B6 vitamini vücuttaki birçok enzimatik sürece yardımcı olur ve metabolizmayı hızlandırır.

C vitamini, çok sayıda kronik hastalık ve enfeksiyonla savaşan etkili bir antioksidandır. Aynı zamanda cilt sağlığını iyileştirir ve bağışıklığı güçlendirir.

Yeşil muz vücuttaki elektrolit dengesini korur. Yeşil muzda bulunan antioksidanlar ve mineraller böbrek problemlerini önlemeye yardımcı olur.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın