Cildi Sıkılaştırmak İçin Bu Basit Tüyoları Deneyin!

Evde hazırlanan bakım ürünleri, tıbbi müdahaleler kadar iyi sonuçlar sağlamasa da cildinizin genel sağlığına ve görünümüne katkıda bulunabilir. Doğa, sıkı bir cilde sahip olmak için çeşitli çözümler sunar.

Haber Merkezi / İşte cildinizi sıkılaştırmaya yardımcı olabilecek bazı ev yapımı bakım ürünleri:

Nemlendirme: Cildin elastikiyetini korumak için uygun hidrasyon şarttır. Cildinizi nemli ve esnek tutmak için gün boyunca bol miktarda su için.

Sağlıklı Beslenme: Antioksidanlar, vitaminler ve mineraller açısından zengin bir beslenme rutini oluşturun. Meyveler, sebzeler, yağsız proteinler ve tam tahıllar gibi gıdalar cilt sağlığını ve kolajen üretimini destekleyebilir.

Yüz Egzersizleri: Düzenli yüz egzersizleri kas tonusunu ve kan dolaşımını iyileştirmeye yardımcı olabilir, bu da daha sıkı bir cilt görünümüne katkıda bulunabilir. Örneğin yüze hafifçe masaj yapmak ve hafifçe vurmak kan akışını hızlandırabilir.

Eksfoliasyon: Ölü cilt hücrelerini çıkarmak ve hücre yenilenmesini teşvik etmek için cildinize düzenli olarak peeling yapın. Aşırı pul pul dökülmeyi önlemek için bal ile karıştırılmış şeker veya yulaf ezmesi gibi yumuşak peeling maddeleri kullanabilirsiniz.

Masaj: Cildinize düzenli olarak masaj yapmak kan dolaşımını iyileştirebilir ve potansiyel olarak cilt sıkılığını artırabilir. Masaj için hindistancevizi yağı, zeytinyağı veya badem yağı gibi doğal yağları kullanabilirsiniz.

Yumurta Akı Maskesi: Yumurta akı cilt sıkılaştırıcı özelliğiyle bilinir. Çırpılmış yumurta akı maskesini yüzünüze uygulayın, yaklaşık 15 dakika bekletin ve ardından ılık suyla durulayın.

Aloe Vera Jeli: Aloe veranın rahatlatıcı ve nemlendirici özellikleri vardır. Taze aloe vera jelini cildinize uygulamak cildin dokusunu ve sıkılığını artırmaya yardımcı olabilir.

Salatalık: Salatalığın serinletici etkisi vardır ve cildi geçici olarak sıkılaştırabilir. Yüzünüze salatalık dilimleri koyabilir veya tonik olarak salatalık suyunu uygulayabilirsiniz.

Yoğurt Maskesi: Yoğurt, cildin pul pul dökülmesine ve sıkılaşmasına yardımcı olabilecek laktik asit içerir. Sade yoğurdu maske olarak uygulayın, yaklaşık 15 dakika bekletin ve sonra durulayın.

Yeşil Çay: Yeşil çay, cildin elastikiyetini artırmaya yardımcı olabilecek antioksidanlar açısından zengindir. Soğutulmuş yeşil çay poşetlerini kompres olarak kullanabilir veya yeşil çay ekstraktını cildinize uygulayabilirsiniz.

Zeytinyağı: Cildinizin nemlenmesine ve dokusunun iyileşmesine yardımcı olmak için cildinize zeytinyağıyla masaj yapın. Zeytinyağı cilt sağlığına fayda sağlayabilecek antioksidanlar içerir.

Sigara içmekten ve Güneşe Maruz Kalmaktan Kaçının: Sigara içmek ve aşırı güneşe maruz kalmak cildin erken yaşlanmasına katkıda bulunabilir. Sigarayı bırakmak ve güneşten korunmak cilt sıkılığının korunmasına yardımcı olabilir.

Paylaşın

Yaz Aylarında Takılara Nasıl Stil Verilir?

Yazın takacağınız takıların en önemli yönünün eğlenmek ve kişisel tarzınızı ifade etmek olduğunu unutmayın. Benzersiz ve göz alıcı kombinasyonlar oluşturmak için farklı parçaları denemekten ve karıştırmaktan korkmayın.

Haber Merkezi / İşte yaz takılarınızı şekillendirmenize yardımcı olacak bazı ipuçları:

Hafif Takılar: Hafif ve sıcakta takması rahat olan takı parçalarını seçin. Ağır veya hacimli takılar sıcak yaz günlerinde rahatsızlık verebilir.

Canlı Renkler: Yazın canlı ve renkli takılar takmanın mükemmel zamanıdır. Yazın parlak değerli taşlar, boncuklar veya emaye vurgulara sahip parçaları tercih edin.

Narin Kolyeler: Narin kolyeler, yaz kıyafetlerine derinlik ve ilgi katmanın uygun bir yoludur. Şık, katmanlı bir görünüm yaratmak için farklı uzunluklarda ve dokularda kolyeler seçin.

Doğal malzemeleri tercih edin: Deniz kabuğu, ahşap veya dokuma elyaflar gibi doğal malzemelerden yapılmış takıları düşünün. Bu malzemeler, kıyafetinize yazlık bir dokunuş katabilecek bohem veya plaj havasına sahiptir.

Metalleri karıştırın ve eşleştirin: Yaz takılarınızı şekillendirirken metalleri karıştırmaktan korkmayın. Altın, gümüş ve hatta renkli metaller benzersiz ve eklektik bir görünüm yaratabilir.

Bileklikleri ve halhalları üst üste dizin: Birden fazla bileklik ve halhalı bileğinize istifleyerek eğlenceli bir görünüm oluşturun. Şık bir etki elde etmek için farklı dokuları, renkleri ve genişlikleri karıştırın.

Gösterişli küpeler: Cesur ve renkli küpelerle kendinizi ifade edin. Yaz kıyafetlerinize kişilik katmak için büyük halkalar, püsküllü küpeler veya karmaşık tasarımlı küpeler seçin.

Halhallar ve ayak parmak halkaları: Yaza hazır ayaklarınızı halhal ve ayak parmağı halkalarıyla süsleyerek sergileyin. Bu zarif parçalar sandaletlerinize veya açık burunlu ayakkabılarınıza zarafet ve bohem bir hava katabilir.

Yakayı düşünün: Kolye seçerken kıyafetinizin yakasını göz önünde bulundurun. Daha uzun kolyeler, derin yakalı veya V yakalı üstlerle iyi uyum sağlarken, daha kısa kolyeler veya tasma kolyeler, yüksek yakalı veya kayık yakalı üstlerle güzel bir şekilde eşleşir.

Daha azı daha fazladır: Farklı mücevher parçalarını denemek eğlenceli olsa da bazen daha azının daha fazla olduğunu unutmayın.

Paylaşın

Pürüzsüz Bir Cilde Sahip Olmanın 10 Yolu

İpek gibi pürüzsüz bir cilde sahip olmak, birçoklarının ulaşmayı arzuladığı bir hedeftir. Pürüzsüz bir cilt, cilt bakımı uygulamaları, sağlıklı alışkanlıklar ve tutarlı rutinlerin bir kombinasyonunu içerir.

Haber Merkezi / İşte pürüzsüz ve ışıltılı bir cilde ulaşmanıza ve onu korumanıza yardımcı olacak 10 etkili yol:

Nazikçe Temizleyin: Cildinizin doğal yağlarını yok etmeden kiri, yağı ve makyajı çıkarmak için yumuşak, sülfatsız bir temizleyici kullanın. Aşırı temizlikten kaçının çünkü kuruluğa ve tahrişe neden olabilir.

Eksfoliasyon: Düzenli peeling, ölü cilt hücrelerinin yok edilmesine yardımcı olur ve hücre yenilenmesini destekler. Daha pürüzsüz bir cilt için haftada 1-3 kez hafif bir eksfoliyant (kimyasal veya fiziksel) kullanın.

Nemlendirme: Bol su içerek ve iyi bir nemlendirici kullanarak cildinizin nemli kalmasını sağlayın. Nemlendirilmiş cilt dolgun ve parlak görünür, pürüzlü görünüm azalır.

Güneş Koruması: Bulutlu günlerde bile her sabah en az SPF 30 içeren geniş spektrumlu bir güneş koruyucu uygulayarak cildinizi güneşin zararlı UV ışınlarından koruyun.

Dengeli Beslenme: Antioksidanlar, vitaminler ve esansiyel yağ asitleri açısından zengin bir beslenme, sağlıklı cildi destekleyebilir. Öğünlerinize meyve, sebze, tam tahıl, yağsız protein ve sağlıklı yağları ekleyin.

Omega-3 Yağ Asitleri: Omega-3 yağ asitleri açısından zengin yağlı balık, keten tohumu ve ceviz gibi gıdalar cildin elastikiyetini ve nemini korumaya yardımcı olabilir.

Düzenli Egzersiz: Fiziksel aktivite kan dolaşımını iyileştirir ve bu da cilt hücrelerinin beslenmesine yardımcı olabilir. Terlemeyi gidermek ve gözeneklerin tıkanmasını önlemek için egzersiz yaptıktan sonra duş almayı unutmayın.

Yeterli Uyku: Her gece 7-9 saat kaliteli uyku hedefleyin. Uyku sırasında vücudunuz cildinizi onarır ve gençleştirir, bu da daha pürüzsüz bir cilde yol açar.

Stres Yönetimi: Kronik stres cildinizin sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir. Stres seviyelerini kontrol altında tutmak için meditasyon, derin nefes alma veya yoga gibi rahatlama tekniklerini uygulayın.

Cilt Bakım Rutini: Cildinizi temizlemeyi, toniklemeyi, nemlendirmeyi ve güneş koruyucuyla korumayı içeren tutarlı bir cilt bakımı rutini oluşturun. Ayrıca cildinizin ihtiyaçlarına göre serumlar ve maskeler gibi hedefe yönelik ürünleri de dahil edebilirsiniz.

Pürüzsüz bir cilde ulaşmak aşamalı bir süreçtir ve sonuçların farkedilmesi zaman alabilir. Cilt bakımı çabalarınızda sabırlı ve tutarlı olun ve cilt tipinize ve endişelerinize göre kişiselleştirilmiş tavsiye ve öneriler için bir dermatoloğa danışmayı düşünün.

Paylaşın

Saç Uzatmak İçin En İyi Saç Yağları

Bugünlerde saç fırçanızda fazladan birkaç tel olduğunu fark ettiniz mi? Uykusuz geceler, fast food tutkusu ve artan stresle birlikte, istenmeyen bir konuğu ağırlıyor olabilirsiniz: saç dökülmesi.

Haber Merkezi / Çözüm nedir diye soruyorsunuz? Eski moda bir yağlı saç masajı çözüm olabilir! Saç derisini bir bahçe gibi düşünün: Doğru şekilde beslendiğinde gür, sağlıklı saçlar ortaya çıkar.

İyileştirici faydalarıyla ünlü esansiyel yağlar, saç derinizi gençleştirerek, saç foliküllerini güçlendirerek ve kan dolaşımını iyileştirerek saç büyümesini hızlandırabilir. Ancak tüm yağların aynı faydayı sağlamadığını unutmamak önemlidir. İşte saç büyümesine yardımcı olan saç yağlarının bir listesi:

Soğan Yağı: Soğan yağı, saç güçlendirici özellikleriyle bilinen kükürt ve saçları serbest radikal hasarından koruyan antioksidanlar gibi zengin besinlerle doludur. Kükürt saçı güçlendirmekle, kırılmaya ve incelmeye karşı dirençli hale getirmekle kalmaz, aynı zamanda sağlıklı saç büyümesi için gerekli bir unsur olan kolajen üretimini artırarak saçın parlaklığını ve kalınlığını da artırır.

Yağın antimikrobiyal ve antifungal özellikleri, saç dökülmesinin yaygın bir nedeni olan saç derisi enfeksiyonlarıyla mücadele ederek daha sağlıklı bir saç derisi oluşmasını sağlar.

Argan Yağı: Halk arasında ‘sıvı altın’ olarak adlandırılan argan yağı, C, A ve E vitaminleri, antioksidanlar, linoleik asit ve omega-6 yağ asitleri ile yüklüdür. Saçı nemlendirir ve yumuşatır, kırılmayı azaltır ve UV ışınlarının ve ısının neden olduğu hasara karşı korur.

Besin açısından zengin olan bu yağ, saçları içeriden besleyerek, elastikiyetini artırarak ve saç dökülmesini azaltarak sağlıklı saç büyümesini destekler. Ayrıca saç büyümesi için sağlıklı bir ortamın korunmasında çok önemli olan saç derisini nemlendirir.

Hint Yağı: Hint yağı, saç bakımı dünyasının altın çocuğudur . E Vitamini, mineraller ve proteinler açısından zengin olan bu bitkinin saç büyümesini desteklediği ve hasarları onardığı bilinmektedir. Hint yağının önemli bir bileşeni olan risinoleik asidin saç derisi pH’ını dengelediği, saç derisinin doğal yağlarını yenilediği ve saç köklerinin sağlığını desteklediği de bilinmektedir.

Biberiye Yağı: Biberiye yağı, sinir büyümesini destekleyen, kan dolaşımını iyileştiren ve antiinflamatuar özelliklere sahip güçlü bir bileşendir. Ayrıca saç derisini iyi besleyen ve sağlıklı tutan A, C ve B6 vitaminleri açısından da zengindir. Birçok tıbbi çalışmada biberiye yağının yaygın bir saç uzatma tedavisi olan minoksidil kadar etkili olduğu kanıtlanmıştır.

Çay Ağacı Yağı: Çay ağacı yağı olağanüstü temizleme özellikleriyle ünlüdür. Saç köklerinin tıkanıklığını açma ve kökleri besleme yeteneği, onu saç büyümesi için mükemmel bir yağ haline getirir. Çay ağacı yağı, saç incelmesi ve kepek gibi çeşitli durumlarda rahatlama sağlayabilir.

Amerikan Dermatoloji Akademisi Dergisi’nde yayınlanan bir araştırma, çay ağacı yağının şampuanla birlikte kullanıldığında saç derisi sağlığını etkili bir şekilde iyileştirdiğini ve saç büyümesini teşvik ettiğini ortaya koymuştur.

Hindistancevizi yağı: Saç büyümesi için uygun fiyatlı ancak güçlü bir seçenek olan Hindistan cevizi yağı, antioksidanlar, E ve K vitaminleri ve güçlü antimikrobiyal özelliklere sahip laurik asitle yüklüdür. Bu yağ, saç gövdesine çoğu yağdan daha etkili bir şekilde nüfuz eder, böylece protein kaybını önler, saçın gücünü arttırır ve özellikle hasarlı ve aşırı işlem görmüş saçlar için faydalıdır.

Laurik asit saç derisi sağlığını koruyarak saç büyümesini engelleyebilecek enfeksiyonları önlerken, nemlendirici özellikleri kuru saç derisi ve kepekle mücadele ederek sağlıklı saç büyümesi için ideal bir ortam yaratır.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Sağlıklı Tırnaklar İçin 10 Doğal Çözüm

Güzel ve sağlıklı tırnaklara sahip olmak her zaman pahalı salon bakımları veya kimyasal yüklü ürünler gerektirmez. Doğa, güçlü ve güzel tırnaklara sahip olmak için çeşitli çözümler sunar.

Haber Merkezi / İşte tırnak bakımı rutininize dahil edebileceğiniz 10 doğal çözüm:

Sağlıklı Beslenme: Vitaminler, mineraller ve besinler açısından zengin, dengeli bir beslenme, güçlü tırnaklar için çok önemlidir.

Tırnak sağlığını desteklemek için beslenmenize, biyotin (örneğin, yumurta, fındık ve tam tahıllar), E vitamini (örneğin, ıspanak, badem ve ayçiçeği çekirdeği) ve omega-3 yağ asitleri (örneğin, yağlı balık ve keten tohumu) bakımından zengin gıdaları dahil edebilirsiniz.

Hidrasyon: Yeterli oranda su içmek tırnak sağlığı için hayati öneme sahiptir. Yeterli su içmek tırnakların kurumasını ve kırılmasını önlemeye yardımcı olur.

Hindistan Cevizi Yağı: Hindistan cevizi yağı tırnakları güçlendirip besleyebilen doğal bir nemlendiricidir. Yatmadan önce az miktarda hindistancevizi yağı ile tırnaklarınızı ve tırnak etlerinizi hafifçe masaj yapın.

Limon Suyu: Limon suyu tırnakların parlamasına ve beyazlatılmasına yardımcı olabilir. Eşit miktarda limon suyu ve zeytinyağını karıştırın ve tırnaklarınızı bu solüsyonda birkaç dakika bekletin. Bu aynı zamanda tırnakların güçlenmesine de yardımcı olur.

E Vitamini Yağı: E Vitamini yağı tırnak büyümesini ve hidrasyonunu destekler. E vitamini yağını doğrudan tırnaklarınıza ve tırnak etlerinize uygulayın veya E vitamini içeren tırnak ürünleri arayın.

Çay Ağacı Yağı: Çay ağacı yağı, tırnak enfeksiyonlarını önlemeye yardımcı olabilecek antifungal özelliklere sahiptir. Birkaç damla çay ağacı yağını bir taşıyıcı yağla (hindistancevizi yağı gibi) karıştırın ve tırnaklarınıza ve tırnak etlerinize uygulayın.

At Kuyruğu Ekstresi: At kuyruğu ekstresi, tırnak gücünü ve büyümesini destekleyen bir mineral olan silika açısından zengindir. At kuyruğu takviyeleri alabilir veya at kuyruğu içeren tırnak ürünlerini kullanabilirsiniz.

Zeytinyağıyla Islatın: Tırnaklarınızı ılık zeytinyağına batırmak, onları nemlendirmeye ve güçlendirmeye yardımcı olabilir. Ekstra beslenme için birkaç damla limon suyu ekleyebilirsiniz.

Biyotin Takviyeleri: H vitamini olarak da bilinen biyotin, tırnak büyümesini ve gücünü destekler. Rutininize herhangi bir takviye eklemeden önce bir sağlık uzmanına danışın.

Sarımsak: Sarımsak tırnak sağlığına faydalı olan selenyum içerir. Birkaç diş sarımsağı ezin ve taşıyıcı yağla karıştırın. Karışımı tırnaklarınıza uygulayın ve durulamadan önce yaklaşık 10 dakika bekletin.

Tırnak bakımı için doğal ilaçları kullanırken tutarlılık çok önemlidir. Ayrıca, belirli içeriklere karşı alerjiniz veya hassasiyetiniz varsa dikkatli olun. Herhangi bir olumsuz reaksiyon veya tırnak durumunuzda kötüleşme fark ederseniz, kişiselleştirilmiş tavsiye ve öneriler için bir sağlık uzmanına veya dermatoloğa danışmanız önerilir.

Paylaşın

Yanlış Kullanıldığında Cildi Bozan 10 Güzellik Ürünü

Güzellik ürünlerinin amacı cildinizi ve görünümünüzü iyileştirmek olsa da, bazı güzellik ürünleri doğru şekilde ve cilt tipine uygun kullanılmadığında, belirli bileşenleri nedeniyle olumsuz etkiler doğurabilir.

Haber Merkezi / Yanlış, aşırı veya doğru kullanılmadığında cildinizi bozabilecek 10 güzellik ürününü sizler için sıraladık.

Sert Eksfoliyantlar: Büyük veya sert parçacıklar içeren eksfoliasyon ürünler, aşırı ovalama, cildin koruyucu bariyerine zarar verebilir ve mikro yırtıklara neden olarak tahrişe ve iltihaplanmaya neden olabilir.

Retinolün Aşırı Kullanımı: Retinol güçlü bir yaşlanma karşıtı maddedir ancak aşırı kullanımı veya yanlış uygulanması kuruluğa, soyulmaya ve güneşe karşı hassasiyetin artmasına neden olabilir.

Kokulu Ürünler: Güçlü yapay kokulara sahip ürünler, özellikle hassas cilde veya alerjiye sahip kişilerde reaksiyonlara, tahrişe veya hassasiyete neden olabilir.

Alkol Bazlı Tonerler: Yüksek düzeyde alkol içeren tonerler cildin doğal yağlarını sıyırarak kuruluğa, kızarıklığa ve hassasiyetin artmasına neden olabilir.

Ağır Makyaj: Uzun süre ağır veya nefes almayan makyaj yapmak gözenekleri tıkayabilir, bu da sivilcelere ve cilt dokusunda uzun süreli hasara neden olabilir.

Yanlış Makyaj Temizleme: Yatmadan önce makyajın tamamen çıkarılmaması gözenekleri tıkayabilir, sivilce oluşumuna katkıda bulunabilir ve cildin gece boyunca yenilenmesini engelleyebilir.

Gözenek Şeritleri: Gözenek şeritleri bazı siyah noktaları giderebilirken, aynı zamanda doğal yağları sıyırarak ve hatta tekrar tekrar kullanıldığında gözenekleri genişleterek cilde zarar verebilir.

Agresif Akne Tedavileri: Benzoil peroksit veya salisilik asit gibi güçlü akne tedavileri, belirtildiği gibi kullanılmadığı takdirde kuruluğa, soyulmaya ve tahrişe neden olabilir.

Son kullanma tarihi geçmiş ürünler: Son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin kullanılması cildi bakterilere ve potansiyel olarak zararlı bileşenlere maruz bırakabilir, bu da sivilcelere, döküntülere veya enfeksiyonlara yol açabilir.

Kağıt Maskelerin Aşırı Kullanımı: Kağıt maskelerin, özellikle de yüksek düzeyde güçlü bileşenler içerenlerin sık kullanımı, cildi bunaltabilir ve tahrişe veya alerjik reaksiyonlara neden olabilir.

Paylaşın

Kadınlar Dikkat: Yumurtalık Kanseri Riskini Artıran Meslekler

Yakın zamanda yapılan bir araştırma, kuaför, güzellik uzmanı ve muhasebeci gibi belirli işlerde çalışan kadınların yumurtalık kanseri riskine yakalanma oranın daha yüksek olduğunu ortaya koydu.

Haber Merkezi / Kanada’da 2010 ile 2016 yılları arasında hastanede tedavi gören 1 ile 78 yaşları arasında yumurtalık kanseri teşhisi konan 491 kadının verileri, yumurtalık kanseri olmayan 897 kadından alınan verilerle karşılaştırıldı.

Araştırmaya katılanların sosyal geçmişi, tıbbi geçmişi, reçete edilen ilaçlar, aile öyküsü, kilosu ve boyu, çalışma geçmişine ilişkin yaşam tarzı bilgileri toplandı.

Mesleki ve Çevresel Tıp dergisinde yayınlanan araştırma, kuaför, güzellik uzmanı, muhasebeci ve hazır giyim endüstrisi gibi belirli işlerde çalışan kadınların yumurtalık kanseri riskine yakalanma oranın daha yüksek olduğunu ortaya koydu.

Araştırmada, kuaför, berber, güzellik uzmanı gibi alanlarda 10 yıl veya daha fazla çalışanların, yumurtalık kanseri riskine yakalanma olasılığının üç kat artığı belirtildi. Muhasebede 10 yıl veya daha fazla çalışanlar için ise bunun çifte riskle ilişkili olduğu bulunuldu.

Araştırmada, hazır giyim endüstrisinde uzun süre çalışanların, satış veya perakende sektöründe çalışanlara göre yüzde 85 daha yüksek risk taşıdığı ortaya kondu. Hazır giyim endüstrisindeki riskin, amonyak, hidrojen peroksit, organik boyalar ve pigmentler ve ağartıcılar dahil olmak üzere 13 kimyasal maddeye sık sık maruz kalmaktan kaynaklandığı belirtildi.

Yumurtalık Kanseri Nedir?

Yumurtalık kanseri ya da diğer ismiyle over kanseri; yumurtalık dokusunda bulunan hücrelerin kontrolsüzce büyümeleri ve çoğalmaları sonucu oluşur. Yumurtalık kanseri, yumurtalıklara sahip oldukları için kadınlarda görülür.

Yumurtalık (Over) Kanseri Nedenleri Nelerdir?

Yumurtalık kanserinin nedenleri, diğer kanser türlerinde olduğu gibi net olarak bilinmemektedir. Kanserlere neden olduğu düşünülen yaşam alışkanlıkları, bazı genetik yatkınlıklar ve hormonal faktörler yumurtalık kanserinin nedenleri olarak görülmektedir. Yumurtalık kanserlerinin yaklaşık %5-10 kadarı genetik nedenlerle oluşmaktadır. Bu yüzden birinci derece akrabalarında meme, yumurtalık ve rahim içi kanseri olan kadınlar, yumurtalık kanseri için risk grubundadır.

Kanser türlerinin birçoğunda olduğu gibi, yumurtalık kanserinde de ilerleyen yaş, hastalığın oluşma ihtimalini artırmaktadır. Yumurtalıklar; ergenlik, erişkinlik ve menopoz dönemlerinde farklı performanslarda ve farklı işlevlerde çalışırlar. Yumurtalık kanserlerinin genellikle oluştuğu zamanlar menopoz sonrasıdır. Menopoz doğurganlık döneminin bitişi anlamına gelse de, yumurtalıklar çalışmaya devam etmektedir. Dolayısıyla menopoz sırasında ve sonrasında da düzenli olarak hekim kontrolünden geçmek hem kişinin yaşam kalitesi için hem de sağlıklı yumurtalıklar için önemlidir.

Kanser, bulunduğu dokulardaki hücrelerin olağandışı büyümesi ve çoğalması sonucu oluşur. Yumurtalıklar tıpkı vücudun diğer organları gibi, genel sağlık durumumuzdan etkilenirler. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları, düzenli egzersiz, kontrol altına alınmış stres seviyesi hem yumurtalıkların hem de tüm vücut sağlığının korunması için önemlidir.

Yumurtalık kanserinin belirtileri nelerdir?

Yumurtalık kanseri belirtileri çoğunlukla kendini çok göstermez. Yumurtalık kanseri ile ilgili belirtilerin çoğu hastaya özel olmakla beraber tipik bir bulgusu yoktur. Yumurtalık kanseri belirtileri olarak, pek çok hastalık belirtisi olarak da söylenebilecek; karın ağrısı, şişkinlik ve mide rahatsızlıkları sıralanabilir.

Yumurtalık kanserinin en büyük belirtisi ileri safhalarında ise karında ele gelen kitle, aşağı doğru basınç hissi, karında sıvı birikmesi, karın şişliği, çevredeki organlara bası yapmasına bağlı olarak idrar ve bağırsak şikayetleri görülür.

Yumurtalık kanserinin bazı türlerinde hormon düzensizlikleri görülebilir. Buna bağlı olarak adet düzensizlikleri, erkeklik hormonu salgısının artmasıyla tüylenme, erkek tipi saç dökülmesi görülebilir. Çoğu yumurtalık kanseri şikayeti ise karın şişliği üzerinedir.

Genel olarak görülen yumurtalık kanseri belirtilerini şöyle sıralayabiliriz;

Bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, özellikle kabızlığın ortaya çıkması,
Mesane alışkanlıklarında değişiklik, sık sık idrara çıkma ihtiyacı,
İştah kaybı veya hızlı bir şekilde tokluk hissi,
Vajinal kanama,
Kilo kaybı,
Karında basınç hissi ve şişkinlik,
Kasıkta dolgunluk veya ağrı,
Uzun süreli hazımsızlık, gaz veya bulantı.

Yumurtalık kanserinin tedavisi var mı?

Yumurtalık kanserinin ilk tedavisi cerrahi tedavidir. Başka bir deyişle hastalar önce ameliyatla tedavi edilirler. Hastalığın tedaviye vereceği cevap ilk ameliyatın yeterliliği ile doğrudan ilişkilidir. Hastalığın erken dönemlerinde tümörün çıkartılması ile birlikte evreleme cerrahisi denilen bir ameliyat yapılır.

İleri dönemlerinde ise kapsamlı bir ameliyatla, karın boşluğu içindeki tümörler çıkartılır. Ameliyat sırasında gerek görüldüğü hallerde bağırsak parçalarının çıkartılması da söz konusu olabilir. Ameliyat sonrasında çok erken dönemdeki hastalar dışındaki tüm hastalara kemoterapi denilen ilaç tedavisi yapılmaktadır. Başka bir deyişle yumurtalık kanseri tedavisinin önemli bir bölümünde, ilaç tedavisi uygulanır.

Hastalığın tedaviye vereceği cevap tümörün yaygınlığı ile doğrudan ilişkilidir. Tedavi ile erken dönemdeki hastalıklar %80-90 iyileşirken, ileri dönem hastalıklarında iyileşme oranı %40-50 civarındadır. Ameliyat ve kemoterapi sonrası hastalar, uzun yıllar boyunca 4-5 ayda bir muayene ve tetkiklerle kontrol edilirler. Hastalık tekrarladığında ise tedavilerin de tekrarlanması gerekir. Bazen ameliyatların 2 ile 4 kez tekrarlanması dahi gerekebilir.

Yumurtalık kanseri tehlikeli mi?

Yumurtalık kanseri, kadın genital organı kanserleri arasında en öldürücü olanıdır. Diğer jinekolojik kanserler ile karşılaştırıldığında, erken dönemdeki yumurtalık kanserleri hemen hemen hiçbir ön belirti vermediği için genellikle çok geç tanı konulabilmektedir. Bu nedenle rutin jinekolojik USG erken tanıda önemlidir.

Paylaşın

“En Uzun Sakallı Kadın” Rekoru Kırıldı

ABD’nin Michigan eyaletinde 38 yaşındaki Erin Honeycutt, 30 cm boyundaki sakallarıyla, yaşayan en uzun sakallı kadın rekorunu kırdı. Bir önceki rekor 25,5 cm uzunluğundaki sakalla sahip 75 yaşındaki Vivian Wheeler’a aitti.

Guinness Dünya Rekorları tarafından yapılan açıklamada 38 yaşındaki kadının polikistik over sendromu nedeniyle bu kadar uzun sakala sahip olduğu ifade edildi.

Bu rahatsızlık, hormonal dengesizliğe yol açıyor. Erin Honeycutt da bu sayede herhangi bir hormon ya da başka bir takviye almadan sakalını bu kadar uzattı.

Guinness günde en az üç kere tıraş olan kadının, bu rutininden vazgeçtikten sonra 30 santimetrelik sakala ulaştığını belirtti. Honeycutt da 13 yaşından beri bu durumla uğraştığını ve tıraş, ağda, tüy dökücü ürünlerle kıllarıyla mücadele ettiğini anlattı.

Tam da bu mücadeleden yıldığı sırada, eşi Jen’in tavsiyesi üzerine sakal bıraktığını söyledi. Yüksek tansiyon yüzünden bir gözündeki görme yeteneğini kısmen kaybetmesi de Honeycutt’ın kararında etkili olmuş.

Honeycutt, tüm bu yaşadıklarına rağmen hayata pozitif bakmaya çalıştığını vurguladı. Önceki rekor 75 yaşındaki Vivian Wheeler’a aitti. Wheeler’ın sakalı 25,5 santimetre olarak ölçülmüştü.

(Kaynak: Independent Türkçe)

 

Paylaşın

Kim Kardashian Minik Bikinisiyle Baş Döndürdü

Kim Kardashian, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarla dikkatleri bir kez daha üzerine çekti. Kim’in paylaşımları kısa süre içerisinde olay olurken, takipçileri de paylaşımları yorum ve beğeni yağmuruna tuttu.

Haber Merkezi / Sosyal hayatında yarattığı sansasyonlarla magazin figürü haline gelen realite TV yıldızı Kim Kardashian, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarla dikkatleri bir kez daha üzerine çekti.

Kardashian, siyah bikinisiyle sahilde takla attığı anları sosyal medya hesabından paylaştı. Kim Kardashian’ın paylaşımları kısa süre içerisinde sosyal medyada olay oldu. Kim’in paylaşımları takipçileri tarafından yorum ve beğeni yağmuruna tutuldu.

21 Ekim 1980 tarihinde doğan Kim Kardashian’ın gerçek adı Kimberly Noel Kardashian’dır. Los Angeles’ta doğan Kardashian baba tarafından Ermeni, anne tarafından Hollanda ve İskoç asıllıdır.

Kim Kardashian, E kanalında yayınlanan Keeping Up with the Kardashians ve Kourtney and Kim Take New York adlı reality showlar ile bilinir.

Bir dönem prodüktörlük, mankenlik, şarkıcılık, oyunculuk ve stilistlik yapmıştır. İş insanı kimliğiyle dikkatleri çeken Kardashian kendi adını taşıyan birçok parfüm çıkarttı. Amerikan ABC kanalında yayınlanan Dancing With the Stars (Yıldızlarla Dans) adlı televizyon formatında yarıştı.

America’s Next Top Model (Amerikanın Gelecek/Yeni Top Modeli-Amerika Top Modelini Arıyor) adlı programda konuk jüri üyeliği yaptı. 2010 yılında ise kız kardeşleri Kourtney ve Khloe ile “Kardashian Konfidential” adında otobiyografi türünde bir kitap yayımladı.

2012 Nisan ayından beri Kanye West ile beraber olan Kardashian 15 Haziran 2013 günü Cedars-Sinai Medical Hastanesinde kızları North West’i dünyaya getirdi. 21 Ekim 2013’te, Kardashian’ın 33. doğum gününde nişanlanan çift 24 Mayıs 2014 tarihinde İtalya’nın Floransa kentinde evlendi.

Oğulları Saint West, 5 Aralık 2015’te doğdu. Doktorların ikinci hamileliğinden sonra hamile kalmamasını önermesi üzerine çiftin üçüncü çocuğu Chicago 15 Ocak 2018 yılında ve dördüncü çocuğu Psalm 9 Mayıs 2019 tarihinde taşıyıcı anne aracılığıyla dünyaya geldi. Kardashian, dört çocuğunun babası Kanye West’ten 2021 yılında boşandı.

Paylaşın

Sigara İçenler Göz Hastalıklarına Dikkat!

Sigaranın kalp krizlerine, akciğer kanserine ve diğer ciddi sağlık sorunlarına neden olduğu bilinmektedir. Ancak sağlık uzmanları sigaranın göz hastalıklarına neden olabileceğini söylüyorlar.

Haber Merkezi / Sigara yaşa bağlı makula dejenerasyonu, katarakt, glokom, diyabetik retinopati ve kuru göz sendromu riskini artırabilir.

Sigara gözü nasıl etkiler?

Sigara gözün görme ile ilgili tüm kısımlarını etkiler ve zamanla gözün görüşünü kısıtlar.

Katarakt

Günde iki veya üç sigara bile katarakta neden olabilir. Katarak, ışığın retinadan geçmesini engelleyen ve göz merceğinin bulanıklaşmasına neden olan bir durumdur. Katarakt, yavaş yavaş gelişen ve yavaş yavaş optik sinire zarar veren bir hastalıktır.

Makula dejenerasyonu

Sigara içenlerin sigara içmeyenlere oranla makula dejenerasyonuna yakalanma olasılığı dört kat daha fazladır. Sigara, retinanın hassas tabakası olan makulayı etkiler. Makulanın zarar görmesi günlük işleri yapmayı zorlaştırabilir.

Sigara antioksidanların etkinliğini azaltır ve makuladaki lutein miktarını azaltır. Sigara ayrıca retinadaki küçük kan damarlarına ulaşan oksijen miktarını da azaltır.

Tiroid göz hastalığı

Sigara tiroid fonksiyonunu da etkiler. Bu, Graves hastalığına veya tiroid göz hastalığına neden olur.

Diyabetik retinopati

Sigara, gözdeki kan damarlarına zarar veren diyabetik retinopati riskini artırır. Bu durum bulanık görme ve körlüğe neden olur.

Sigaraya bağlı göz hastalıklarının belirtileri:

Bulanık görüş
Renkleri net ve doğru görememe
Işığa duyarlılık
Geceleri görmede zorluk
Çift görme
Yüzleri tanımada zorluk

Paylaşın