Edirne: Uzun Köprü

Uzun Köprü; Edirne’nin Uzunköprü İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Türkiye’nin ve Edirne’nin en önemli kültür miraslarından biridir.

II. Murad döneminde 1427 yılında yapımına başlanan köprü on altı yılda bitirilmiş ve 1443 yılında hizmete girmiştir.
Dünyanın en uzun taş köprüsüdür. Uzunköprü’nün ustası Muslihittin Bey’dir.

Edirne Salnamesi’nde 1392 metre uzunluğunda, 5.50 metre genişliğinde olduğundan bahsedilen köprünün, bugünkü uzunluğu 1272 metredir. Genişliği ise 1964 onarımında iki yanına balkon biçiminde genişlemeler yapılarak 6.80 – 6.90 metreye çıkarılmıştır. İlk yapımında 174 yüksek kemerli olan köprünün, günümüzde 164 yüksek kemeri ayaktadır.

Ergene kesimine rastlayan büyük gözlerin sağ ve solunda, boşaltma gözleri yer almaktadır. Köprünün toplam yedi boşaltma gözü bulunmaktadır. Köprü ayaklarında ve kemer kilit taşları üzerinde güç ve kuvveti sembolize eden bir takım hayvan figürleri ve stilize bitki motifleri bulunmaktadır.

Burada yer alan hayvan figürlerinden aslanın arka ayakları arkasında Ay’ı temsil eden kadın başı görülmektedir. Bu betimleme ile aynı yüzde aksi içerisinde lale motifi de yer almaktadır. Ayrıca diğer yüzde, yine gücü ve uzun yaşamı sembolize eden fil betimi görülmektedir.

Köprübaşında yer alan ve sonradan taşınan çeşmesinin üzerinde orijinal hali Yunan işgalinde kazınmış olan Sultan II. Mahmud’un onarım yazıtını temsilen, günümüzde bu bölüme yeni harflerle yazılmış bir mermer kitabe koyulmuştur. Tamir kitabesinin alt ve üst kısmında “S” ve “C” kıvrımları ve gül motifleri mevcuttur.

Günümüzde halen kullanılmakta olan köprünün, 2.55 metre yüksekliğinde, 4.50 metre genişliğinde üçgen biçimli tarih köşkü ve iki balkonu bulunmaktadır. Köprünün restorasyonu Karayolları Genel Müdürlüğünce 2014 programına alınmıştır. Köprü, Edirne Kültür ve Tabiat Varlıkları Kurulunca 16/07/2010 tarihinde tescil edilmiştir.

Paylaşın

Edirne: Sweti George Bulgar Kilisesi

Sweti George Bulgar Kilisesi; Edirne’nin Barutluk Mahallesi, Kıyık Caddesi, Noktacı Camii Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

19.yüzyılda Bulgar asıllı vatandaşların yoğun olarak yaşadıkları Kıyık semtinde yer almaktadır. 1880 yılında inşa edilmiştir. Halk arasında Bulgar Kilisesi olarak adlandırılmıştır. Kilisenin yapımı Sultan II. Abdülhamit’in izni ve zamanın Edirne Valisi Rauf Paşanın yardımları sayesinde tamamlanmıştır.

Edirne, Osmanlı tarihi boyunca bünyesinde birçok azınlığı barındırmıştır. Edirne’de bulunan en önemli azınlıkların başında da Bulgarlar gelmekteydi.Kilise Rönesans üslubunda bir bazilikadır. Ana giriş kapısının hemen üzerinde çan kulesi yükselmektedir. Üç nefli olup,kapladığı alan 320 metrekaredir.

Kesme taş ve tuğladan yapılan kilisenin zemini mermerle kaplıdır. İçmekan çoksayıda ikonayla donatılmıştır. Balkan Savaşlarından sonra cemaati azalan Kilise zamanla bakımsızlıktan harabe haline gelmiştir. Restorasyon çalışmalarının ardından 2004 yılında tekrar ibadete açılmıştır.

Paylaşın

Edirne: Sveti Konstantin – Elena Kilisesi

Sveti Konstantin – Elena Kilisesi; Edirne’nin Merkez İlçesi, Abdurrahman Mahallesi, Mezarlık Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Yapının dış duvarları almaşık olup iki sıra tuğla arası moloz dolgudan oluşur. Duvar kalınlığı 60 cm’dir.Bazı alanlarda üç sıra tuğla uygulandığı da görülür. Köşelerde kesme taş kullanılmıştır. 1869 yılında inşa edilmiş bir Bulgar Ortodoks kilisesidir.

Narteksin iki yanında, yapının kuzeybatı ve güneybatı köşelerinde yan girişler yer almaktadır. Yan girişlerin doğu ucunda yer alan birer kapı ile neflere geçiş sağlanmaktadır. Yarı açık narteks ile yan girişler ana mekanı “U” biçimde sarmaktadır. Ana mekan, doğu-batı doğrultusunda, her biri beş adet sütundan oluşan iki sütun dizisi tarafından üç nefe ayrılmıştır.

Naos olarak adlandırılan orta nef yan neflere oranla daha geniş yapılmıştır. Naosun üzeri bağdadi tekne tavan, yan neflerin üzeri ise düz tavandır. Narteksten ana mekana giriş ortadaki daha büyük, yandakiler daha küçük olmak üzere üç kapı ile sağlanır. Ortadaki büyük kapı doğrudan naosa, yanlarda yer alan küçük kapılar ise yan neflere açılır. Ana mekanda naosun orta kolonu üzerinde vaaz kürsüsü yer alır.

Apsis nişi içten yarım yuvarlak, dıştan ise beş yüzlüdür.Bu işin iki yanında da küçük nişler yer alır. Yapıda narteksin üzerinde emporiya olarak adlandırılan iki galeri katı mevcuttur. Birinci galeri katı hem narteksin hem de yan girişlerin üzerinde devam etmektedir. İkinci galeri katı ise naos hizasındadır. Ana mekanın kuzey ve güney duvarlarında, dipleri açılarak iç mekana bakacak şekilde yerleştirilmiş çömlekler bulunur.

Yapının üst örtüsü ahşap beşik çatı olup üzeri alaturka kiremit ile örtülmüştür. Beden duvarlarının bitiminde yer alan kornişin üzerinde başlayan çatı eğimi, kuzey ve güney yönlerinde mahya hattına doğru yükselerek devam ederken narteks ve apsis cephelerinde yapının alınlık bölümlerinde düz devam etmektedir. Alınlık bölümlerinden sonra kırılarak mahyada diğer iki yönden gelen eğimle birleşmektedir. Yapıdaki saçak genişliği kornişin genişliğine eşit yapılmıştır.

Paylaşın

Edirne: Eski Camii (Ulu Camii)

Eski (Ulu) Camii; Edirne’nin Merkez İlçesi, Sabuni Mahallesi, Talat Paşa Bulvarı üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Edirne’de Osmanlılar’dan günümüze ulaşmış en eski anıtsal yapıdır. 15. yüzyılda yapılmış cüsseli camilerin en önemlisidir. Edirne’de zamanımıza ulaşmış ilk orjinal abidevi yapı olarak da bilinir. Bu aynı zamanda Devletin büyümesinin de simgesidir. 1403’te Sultan I. Süleyman tarafından yapımına başlanmış, Çelebi Sultan Mehmet zamanında 1414’te bitirilmiştir. Mimarı Konyalı Hacı Alaaddin, kalfası Ömer İbn İbrahim’dir.

Erken Dönem Camileri başlığı altında çok birimli veya çok kubbeli Camiler grubuna girer.Merkezi kubbeyi taşıyan dört Paye ile dört duvar üzerine dokuz Kubbelidir. Bir yanının dış ölçüsü 13 m. olan kare planlıdır. 13 m. çapında ve tümüyle yarım kubbe Biçiminde olan kubbeler, yan neflerle Pandantiflere, ortada çeşitli geçiş öğelerine oturur. Orta kubbenin Trompları mukarnas dolgusudur. Taç Kapı, son cemaat yeri girişi ve minber Ak mermerdendir. Kuzey ve batı Yüzleri daha süslüdür. Son cemaat yeri girişindeki kemer çevresinde bulunan rozetler ve sipiralli Süsleme, onarımda yapılmıştır.

İç mekanda yalnızca dört paye oluşu yapıya ferah bir görünüm verir. Bu özelliğiyle Osmanlı mimarisinde Mekanın birleştirilmesi yönünden yeni bir aşamayı oluşturur. Paye ve duvarlarda yer alan iri ak yazılar ve Barok Süsleme, mekan etkisini zayıflatır. Camide süsleme yönünden en önemli bölüm minberdir.

Kapı üzerindeki yazıtta Çelebi Sultan Mehmet’in adı vardır. Doğu ve batı yüzeylerindeki geçme yıldızlar ve Rumiler ilginçtir. 5 kemerli son cemaat yeri ve biri tek öbürü iki şerefeli, iki minaresi vardır. Cami, 1748’de yangından, 1752’de depremden zarar görmüştür. 1754’te Sultan I.Mahmut Döneminde, 1924 ve 1934’te onarılmıştır.

II. Murat döneminde Edirne’ye gelen ve Camiye girerek vaaz verdiği Söylenen Hacı Bayram Veli’nin anısına duyulan saygı nedeniyle vaaz Kürsüsü imamlarca kullanılmaz. Ayrıca Kabe’den getirildiği rivayet edilen ve mihrabın sağında bulunan Kabe Taşı, özel bir ziyaret noktasıdır. Bu taşın önünde iki rekat namaz kılanların duaları kabul edilir şeklinde bir inanç yaygındır. Eski Cami Edirne’de duaların kabul edildiği dört yerden biri olarak bilinir. Osmanlı Padişahlarından II. Ahmet ve II. Mustafa’ya bu camide “Kılıç Kuşanma” törenleri yapılmıştır.

Paylaşın

Edirne: Defterdar Camii

Defterdar Camii; Edirne’nin Talat Paşa Mahallesi, Talat Paşa Bulvarı üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Cami, II. Selim döneminde Defterdar olan Mustafa Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Yapı, genişçe bir avlu içindedir.

Kaynaklarda, Defterdar Camii, Defterdar Mustafa Çelebi Camii, Defterdar Kara Mustafa Paşa Camii adlarıyla da anılmaktadır.

Evliya Çelebi, harim (cami) kubbesinin görkemli; minaresinin ise, bu kubbeye göre orantılı inşa edildiğini söylemektedir.

Caminin kubbesinin 1752 depreminde göçtüğünü; 1870’li yıllarda, Hacı Ruşen Efendi tarafından yaptırılan onarımda, harimin, ahşap bir çatıyla örtüldüğünü belirtmektedirler.

Vakıflar Genel Müdürlüğünün 1953 ve 1962 yıllarında yaptırdığı onarımlarda, kubbe, son cemaat yeri, taçkapı ve pencereler, aslına uygun olarak yenilenmiştir.

Paylaşın

Edirne: Lalapaşa Dolmenleri

Lalapaşa Dolmenleri; Edirne’nin Lalapaşa İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadırlar. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Lalapaşa’da İ.Ö. 2000 li yılların sonları ile 1000 li yılların başlarına tarihlenen Dolmen ve Menhir adı verilen taş mezarlar bulunmuştur.

İlçe merkezinin hemen yanında, bir çoğu köy yollarının kenarında dizili olan yaklaşık 25 adet dolmen mevcuttur.

Yapılan kazılarda mezar içlerinde bazı araçlar (gözyaşı şişesi, madeni takılar) bulunmuş olup, bunlar Edirne Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi’nde sergilenmektedir.

Dolmen, toprakta yan yana aralıklı olarak dizilmiş birkaç büyük yassı taşla bunların üstüne yatay olarak yerleştirilmiş yine büyük yassı taşlardan oluşan tarih öncesi yapısıdır. Mezar olarak kullanıldığı sanılmaktadır.

 

Paylaşın

Edirne: Sarayiçi Balkan Şehitliği

Sarayiçi Balkan Şehitliği; Edirne’nin Merkez İlçesi, İstasyon Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Sarayiçi Balkan Şehitliği, Balkan Savaşı’nda düşman işgaline karşılık verilen 300 bin şehit ve 1913 yılında Sarayiçi’nde aç susuz bırakılarak ölüme mahkum edilen 20 bin şehit anısına 1994 yılında yaptırılmıştır.

Kültür Bakanlığı tarafaından düzenlenen şehitlikte Türkiye’nin her köşesinden isimler bulunmaktadır. Aynı alan içinde 1939 yılında yapılan Balkan Şehitleri Anıtı da bulunmaktadır.

Balkan Şehitliği’nin projesi Yüksek Mimar Nejat Dinçel tarafından çizilmiş, 12 blok üzerinde 100 subay ve 400 er’in adı yazılı olan şehitlikte bulunan Balkan Savaşı rölyefi Heykeltıraş Metin Yurdanur tarafından yapılmıştır.

Şehitliğin yanında bulunan Mehmetçik heykeli ise Çanakkale Şehitlikleri’nde bulunan heykellerin çoğunu ve Şükrü Paşa Anıtı‘nı yapmış olan Heykeltıraş Prof. Tankut Öktem tarafından yapılmıştır.

Paylaşın

Edirne: Gazi Mihal (Hamidiye) Köprüsü

Gazi Mihal (Hamidiye) Köprüsü; Edirne’nin Merkez İlçesi, Talat Paşa Caddesi üzerinde yer almaktadır. Tunca Nehri’nin üzerine yapılmıştır.

Bizans döneminde Mikhael Palaiologos yaptırmıştır. 1402’de Osmanlı döneminde Gazi Mihal Bey yeniden yapılırcasına onartmıştır.

1640’de Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın yaptırdığı sivri kemer biçiminde Tarih Köşkü (Kitaba Köşkü) vardır.

Köprü gövdesinde sızan suların atılması amacıyla yapılan drenaj düzeni ilginçtir. 1900 yılında II. Abdülhamit İtalyan ustalar yeniden yaptırmıştır.

Paylaşın

Edirne: Darül Hadis Camii

Darül Hadis Camii; Edirne’nin Dilaverbey Mahallesi, Darül Hadis Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Set yolunun demiryolu köprüsü yakınından sola dönünce görülebilen Dar-ül Hadis Camisi; Sultan II.Murat döneminde medrese olarak 1434 yılında yapılmış Sultan eserlerindendir. (Bazı tarih kitapları, cami ve medresenin ayrı ayrı yapıldığını yazarlar.)

Hz. Muhammed’in Edirne’de II.Murat’a rüyasındayken yapımı için emir verdiği söylenir. Bu nedenle duaların kabul gördüğü yerlerden biri olarak bilinmektedir.

Sonradan camiye dönüştürülen Dar-ül Hadis’in yarısı 1913 yılındaki Bulgar İşgali döneminde isabet eden top mermileri nedeniyle yıkılmış, onarılmaktayken Birinci Dünya Savaşı’nda petrol ve benzin deposu olarak kullanılmıştır. Son yıllarda onarılan ve çevre düzenlemesi yapılan cami ibadete açıktır.

Paylaşın

Edirne: Arkeoloji ve Etnografya Müzesi

Arkeoloji ve Etnografya Müzesi; Edirne’nin Merkez İlçesi, Meydan Mahallesi, Mimar Sinan Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Arkeoloji Bölümü

Bahçede girişte, Roma dönemine ait lahitler, dolmen ve Menhirler; hemen arkasında Osmanlı Dönemi’ne ait mezar taşları sergilenmektedir. Bahçede ayrıca, Helenistik, Roma ve Doğu Roma dönemlerine ait sütun başlıkları, heykeller ve Osmanlı Dönemine ait su kültürü ile ilgili olan Edirne’nin balıklı havuzları ve kuşlukları sergilenmektedir.

Arkeoloji bölümünde sergileme Paleontolojik döneme ait fosillerle başlar. Edirne ve yakın çevresinde bulunan, 3. Zaman sonuna ait gergedan ve at türünden hayvanların defans, çene kemiği, diş ve omurlarına ait parçalar bulunmaktadır. Ayrıca günümüzden 30 milyon yıl önce Miyosen Döneme ait fosiller ile diğer deniz hayvanları fosilleri de burada sergilenmektedir.

Arkeolojik buluntular, Enez Hocaçeşme Höyüğü’nde bulunan Orta Neolitik-İlk Kalkolitik Döneme ait (günümüzden 73007400 yıl önce) taş, kemik ve pişmiş toprak buluntularla başlamaktadır. Müzenin bahçesinde sergilenen Hacılar Dolmeni kazısında bulunan eserler, Lalapaşa Arpalık Dolmeni ve Taşlıcabayır Tümülüs’ü kurtarma kazılarında bulunan törensel kaplar; MÖ 1400-800 yıllarında Son Tunç-Demir Çağı başlarına ait kültürün belgeleri olarak sergilenmektedir.

Traklar

Mermer heykeller ve steller arasında bölgenin yerli halkı olan Traklara ait tanrılaştırılmış Trak Süvarisi tasvirli mezar stelleri müzede sergilenen bölgesel eserlerdendir.

İlk çağlarda Balkanları, Andolu ve Egeye bağlayan kara, deniz ve nehir yollarının kesiştikleri zorunlu geçiş yolu üzerinde kurulmuş önemli bir liman şehri olan Enez’de 1971-72 yıllarından beri devam eden kazı ve araştırmalar, bölgenin Neolitik Çağ’dan günümüze kadar gelişimini göstermektedir. Müzenin önemli bölümünü oluşturan Enez kazısı buluntuları arasında figürlü amphoralar, pişmiş toprak heykelcikler ve seramik eserler, mermer heykel parçaları, steller, çeşitli takılar ve bunlar gibi değerli eserler sergilenmektedir.

Kapıkule, İpsala ve diğer sınır kapılarından ele geçirilen bölge eserleri dışında Anadolu uygarlıklarına ait çeşitli eserler de müzede sergilenmektedir. Takılar, pişmiş toprak ve cam eserlerin yanı sıra, heykel ve steller ile sikkeler dönemlerine ait vitrinlerde sergilenmektedir.

Etnografya Bölümü

Yaklaşık bir asır boyunca Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik eden Edirne XVII. yüzyılda önemli kentlerden biri olarak bilinmektedir. Sergilemede bu özgün kültürün yansımaları dikkat çekmektedir. Gelin odasında bulunan halılar, işlemeler, Edirnekari yüklükler devrin sanat değeri yüksek değerli eserleridir.

Salonda sergilenen tombak ibrikler, buhurdanlıklar, gülabdanlar dikkati çekmektedir. Balkanlara has yöresel kıyafetler kentin etnografik kimliğine ışık tutacak niteliktedir. Hat sanatının değişik örnekleriyle temsil edildiği salonda ayrıca, Ulu Önder Atatürk’ün Edirne’ye yaptığı ziyaret sırasında kullandığı bazı özel eşyalar da sergilenmektedir.

Sergileme, girişte halı-kilim galerisi ile başlar. Büyük salonda Edirnekâri yüklük, Edirne gelin odası, hamam köşesi, Edirne oturma odası, Şarköy kilimleri, Edirne evleri keten sıva örneği, çeşitli işleme ve kıyafetler ile takılar, oyalar, şahısların hediye ettiği eserler yer almaktadır. Gemi tasvirleriyle süslü ahşap sandık, fermanlar, hat levhaları ve Edirnekâri süsleme tekniğinin özgün örnekleri de bu bölümde sergilenen eserlerdendir.

Edirnekâri Genellikle ahşap üzerine boyama yapılarak uygulanan bir süsleme sanatıdır. Edirne işi olarak da bilinir. Kendine has bir üslubu vardır. Kullanılan boyaların bozulmaması, süslemede naturalist çiçek, yaprak, meyve motiflerinin kullanılması ile dikkat çekicidir. Kaynaklarda Edirne işi, 14. yy’dan 19. yy’a kadar çekmece, sandık, kalemdan, kapı, tavan, dolap kapakları vb. materyaller üzerine uygulanan bir sanat dalı olarak tanımlanmıştır. Edirnekâri süslemeler zamanla Türkiye genelinde yaygınlaşmıştır.

Paylaşın