Edirne: Gazi Mihal Camii

Gazi Mihal Camii; Edirne’nin Merkez İlçesi, Tunca Nehri ve Gazi Mihal Beylerbeyi köprüsünün sağındadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kuzey cephede taç kapının üzerindeki dikdörtgen bir taş levhada yapının, 1421 tarihli inşa kitabesi bulunmaktadır. Eser tamamen kesme taşla inşa edilmiştir. Duvarlarda nadiren mermer kaplamalara da rastlanmaktadır.

Derin bir niş( üstü kemerli duvar hücresi) biçimindeki kuzeydeki taş kapıdan; kuzey, güney aksında ilk olarak üzeri kubbeli orta sofa (hol) ile onun güneyindeki üzeri beşik tonozla(sinlindirik) örtülü esas ibadet mekânına ulaşılmaktadır.

Paylaşın

Edirne: Rüstempaşa Kervansarayı

Rüstempaşa Kervansarayı; Edirne’nin Merkez İlçesi, Sabuni Mahallesi, Talat Paşa Bulvarı üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kanuni Sultan Süleyman’ın Sadrazamı Rüstem Paşa, Mimar Sinan’a yaptırtmıştır. Klasik Osmanlı mimarisinin ilginç örneklerinden olup Kanuni döneminin görkemli yapılarındandır. Avlulu hanlar planındadır.

Dikdörtgen avlunun çevresine iki katlı odalar yerleştirilmiştir. Katların avluya bakan yüzleri, revaklıdır. Revakların arkasında ocaklı ve nişli odalar bulunur. Uzun yanlarda, karşılıklı olarak yukarı çıkan merdivenler vardır. Üst kat pencere ve kapı kemerlerinde tuğla süsleme ilginçtir.

Kesme tas ve tuğladan örülmüş duvarlar yapıya anıtsal bir görüntü kazandırmaktadır Rüstem Paşa Kervansarayı 1972 yılında restore edilerek otel haline getirilmiş ve başarılı görülen bu restorasyonla 1980 yılında Ağa Han Mimarlık ödülünü almıştır.

Paylaşın

Edirne Sarayı

Edirne Sarayı; Edirne’nin Merkez İlçesi, Yeniimaret Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Şehrin kuzeyinde, Tunca  Nehri kenarında, 300-355.000 m2 lik bir alana kurulmuş olan sarayın yapımına, 1450’de 2. Murat zamanında başlanmıştır. Hükümdarın ölümü üzerine bir süre durmuş olan saray inşaatı, Fatih Sultan Mehmet tarafından 1475’te tamamlanmıştır. Kanuni Sultan Süleyman, 1. Ahmet, Avcı Mehmet, 2. Ahmet, 3. Ahmet zamanında saray sürekli tamir görmüş  ve yeni yapılar eklenmiştir.

3. Ahmet’in 1718 yılında İstanbul’a gitmesinden sonra, 1768 yılında  3. Mustafa’ya kadar hiçbir padişah Edirne’ye gelmemiş, aradaki bu yarım asırlık  süreç tahribatın başlangıcı olmuştur. 1752’deki büyük deprem ve 1776 yılındaki yangınla tahribat süreci devam etmiştir. 1827’de 2. Mahmut zamanında sarayın bir kısmı tamir edilmiştir. 1829 yılında Edirne’yi işgal eden Ruslar, sarayı bir ordugah olarak kullanmışlar ve büyük zarar vermişlerdir. 1868’de Vali Hurşit  Paşa’yla başlayıp, Hacı İzzet Paşa’nın 1873’teki valiliğine kadar süren tamirat döneminde bir çok yapı kurtarılmıştır.

1876-77 Rus Savaşın’da düşmanın şehre yaklaşması nedeniyle Vali Cemil Paşa ile Edirne kumandanı Ahmet Eyüp Paşa’nın anlaşamamaları üzerine Bab’üs Sa’âde civarında yığılan cephanenin patlatılması ile üç gün süren patlamalar sonucu sarayın bir çok yapısı yıkılmıştır. Bundan sonra yağma başlamış ve saraya ait kalıntılar başka yapılarda kullanılmıştır.

Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilen, Cihannüma Kasrı (Taht-ı Hümayun) sarayın ana yapısını oluşturmaktadır. Has oda, yediler odası, sancak-ı şerif dairesi, kütüphane-i hümayun (saray kütüphanesi ve sancak-ı şerif mescidi ve dairelerden meydana gelmiştir. Cihannüma Kasrı’nın güneyinde birbirine bitişik olarak 4. (Avcı ) Mehmet, 2. Mustafa ve 3. Ahmet daireleri inşa edilmiştir. Bu sultan dairelerinin devamında Valide Sultan, baş, ikinci, üçüncü ve dördüncü kadınlar, şehzadeler, cariye daireleri, gedikli daireleri, hastalar koğuşu, ağalar daireleri ile Cihannüma Kasrı’nın batısında Arz Odası sarayın bütünlüğünü oluşturmuştur. Arz Odasının önünde Bab’üs Sa’ade (Ak Ağalar Kapısı) yer almaktadır.

Edirne Yeni Sarayı’nın, 2. Murat zamanında başlayan yapılaşması zaman içinde sürdürülmeye devam etmiştir. 2. Beyazıt Tunca yatağını taşla kaplatmış, yanlarına da yüksek istinat duvarları ördürmüştür. Kanuni Sultan Süleyman ve Hassa Mimarbaşı Mimar Sinan döneminde Edirne Sarayı’nın adeta ikinci yapılaşma sürecine girmiştir.

Bu dönemde, saray yeniden planlanmış, topoğrafyası düzenlenmiş, su ile ilgili problemleri çözülmüştür. Mimar Sinan, Edirne’ye getirdiği Taşlımüsellim suyunun bir kolunu saraya bağlamıştır. Saray yapılarını su taşkınlarından korumak için, Tunca yatağına gelen bu suyun önemli bir kısmı bir yay biçiminde açılan kanalla saray alanından uzaklaştırılmış ve Saraçhane köprüsü yanından Tunca’ya bağlanmıştır.

Bu da saray alanını doğu – güney – batı yönünde ikinci bir su yoluyla çevirmiş böylece nehir ile kanal yatağı arasındaki alanda Hasbahçe oluşmuş sarayın sur duvarı olmadan korunması sağlanmıştır. Bu kanal üzerinde, Tunca üzerindeki Fatih Köprüsü ekseninde bir köprüyü Kanuni inşa ettirerek, sarayın ana girişini tekrar belirlemiştir. 4. Murat zamanında İmadiye Kasrı 4. Mehmet zamanında Hasbahçe’de Alay Köşkü, İftar Köşkü, Av Köşkü, Bülbül ve Bostancı Kasrı inşa edilmiştir.

Paylaşın

Edirne: Selimiye Arastası

Selimiye Arastası; Edirne’nin Meydan Mahallesi, Kıyık Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Sultan III.Murat zamanında Selimiye Camisi’ne gelir sağlamak amacıyla yaptırılmıştır. 225 metre boyunda, 73 kemerli ve 4 kapılıdır. Aralıklı olarak uzun dönemli restorasyonlar geçirmiştir. 124 dükkan mevcuttur.Son dönemlerde Edirne ticari hayatında tekrar önem kazanmaya başlamıştır. Turistik eşya satan dükkanlar çoğunluktadır. Selimiye Camisi’ni ziyarete gelen yerli ve yabancı turistlerin de tercih ettikleri bir alışveriş noktasıdır.

Arasta: “Çarşılarda aynı işi yapan esnafın bulunduğu bölüm” olarak tanımlanır. Selimiye Arastası Selimiye Camisi’ne gelir getirmek amacıyla; bu caminin yapımından sonra Sultan III.Murat döneminde Mimar Sinan’ın kalfası Davut Ağa’ya yaptırılmıştır. Arasta’nın yapılış nedenlerinden biri olarak; Selimiye Camisi’ne mimari açıdan batı ve güney yönünden destek verme ihtiyacı gösterilir.

Evliya Çelebi bu çarşının; ucuz, özensiz ve bayağı cins ayakkabı yapan ve satan esnaf anlamına gelen kavaflara ayrıldığını yazar. Bu nedenle zamanla Kavaflar Çarşısı(veya aynı anlamda kullanılan Haffaflar Çarşısı) adını aldığı söylenir.

Binanın ortasındaki kubbe “Dua Kubbesi” olarak bilinir. Dükkan sahiplerinin her sabah burada toplanıp doğru iş yapacaklarına dair yemin ve dua etmeleri nedeniyle böyle adlandırılmıştır. İlk dönemlerinde çarşının üstünün tümüyle kurşun kaplı olduğu, ancak bu kaplamanın zamanla onarım giderlerinde kullanılarak tüketildiği bilinir.

Paylaşın

Edirne: Hıdırlık Tabyası

Hıdırlık Tabyası; Edirne’nin Merkez İlçesi, Hıdırlık Mahallesi, Hıdırlık Mevkii’nde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Edirne’de ilk istihkâm inşaatlarına, 1829 yılındaki Rus işgali karşısında Divan-ı Hümayun tercümanı Hoca İshak Efendi’nin nezareti altında başlanmıştır. Balkan Harbi’nde Edirne’yi savunan tabyalardan en büyüğü Hıdırlık Tabyası, 1912 tarihinde cereyan eden I. Balkan Savaşı’nda son derece önemli bir yere sahiptir.

Aynı zamanda Şükrü Paşa’nın karargâhı olarak kullanılmıştır. Hıdırlık Tabyası, Balkan savaşları sonrası önemini yitirmiş, gelişen top teknolojisinin gerisinde kalmıştır. Zaman içinde yer yer kullanılsa da bilinçsiz kullanım sonucu oluşan tahribata daha fazla karşı koyamamıştır. Bir askeri savunma yapısı olan tabyalarda, esas olan sağlamlık ve işlevselliktir.

Tabyaların plan ve mimarisinin meydana getirilmesinde, bir üslup endişesinden çok, savunulacak olan yerin veya tepenin şekli, genişliği, yüksekliği ve stratejik önemi birinci derecede önemlidir. Hıdırlık Tabyası, yaklaşık 1800 metreyi bulan çevresi ile Edirne’deki en büyük tabyadır. Nizamiye Ana Giriş Binası, Koğuş Binası, Topçu Odaları, Topçu Bataryaları (Top Mevzisi), Hendek ve Avlu’dan oluşmaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun bir dönem başkentliğini yapmış, Mimar Sinan gibi bir dehanın birikimlerinin nihai yansıması olan Selimiye Camii’ne de ev sahipliğini yapan Edirne’ye Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın verdiği önem Hıdırlık Tabyası’nın restorasyonu ile bir kez daha ortaya çıkmış ve tabya kültür turizminin vazgeçilmez duraklarından biri olmaya aday hale gelmiştir.

Paylaşın

Edirne: Üç Şerefeli Camii

Üç Şerefeli Camii; Edirne’nin Merkez İlçesi, Çavuşbey Mahallesi, Talat Paşa Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

1433-1447 yılları arasında. II.Murat’ın yaptırdığı Cami Osmanlı Sanatının erken ve klasik dönem üslubu arasında yar alır. Burada ilk kez uygulanan bir planla karşılaşılmaktadır.

24 m. çapındaki büyük merkezi kubbe, ikisi paye, dördü duvar paye olmak üzere altı dayanağa oturur. Yanında daha küçük ikişer kubbe ile örtülü kare bölümler vardır.

Yapı, bir yenilik olarak enine dikdörtgen bir yapıdır. Böylece enine gelişen mekana ulaşılmak istenmiştir. Bu planı Mimar Sinan İstanbul camilerinde daha gelişmiş biçimiyle uygulamıştır.

Ayrıca, Osmanlı mimarisinde revaklı avlu ilk kez bu camide kullanılmıştır. Avlunun dört köşesine minareler yerleştirilmiştir. Üç Şerefeli Cami, bu özellikleriyle sonraki camilere öncü olan anıtsal bir yapıdır.

Revak kubbelerindeki özgün kalem işleri Osmanlı camilerindeki en eski örneklerdendir. Camiye adını veren üç şerefeli anıtsal minare, 67,62 m. yüksekliğindedir.

Her şerefeye ayrı yollardan çıkılması ilginçtir. Minare kırmızı taştan zikzaklar ve ak karelerle devinim kazanmıştır

Paylaşın

Edirne: Ekmekçizade Kervansarayı

Ekmekçizade Kervansarayı; Edirne’nin Talatpaşa Mahallesi, Eski İstanbul Yolu üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Ekmekçizâde Ahmet Paşa tarafından 1609 (H.1018) tarihinde Sedefkar Mehmed Ağa ile Edirne’li Mimar Hacı Şaban Ağa’ya yaptırılıp Sultan Ahmed’e hediye edilmiştir.

Ayşe Kadın semtinde bulunduğundan Ayşe Kadın Hanı diye de anılır. Duvarları kesme ve yontma taştandır. Taçkapının sivri kemer içinde yazıtı vardır.

Anıtsal bir yapı olan Kervansarayın arka yüzündeki mermer süslemeli pencereler ilginçtir. Tek katlı olan kervansarayda odalar yerine salonlar bulunmaktadır. Bu bölümlerin avlu ile bağlantısı yoktur.

Paylaşın

Edirne: Muradiye Camii ve Mevlevihanesi

Muradiye Camii ve Mevlevihanesi; Edirne’nin Merkez İlçesi, Muradiye Mahallesi, Mimar Sinan Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

II. Murat tarafından yaptırılmıştır. Yazıtında tarih yoktur. Vakfiyesine ve kaynaklara dayanılarak 1426 yılına tarihlenir. Mimarı bilinmemektedir. Yan mekanlı (zaviyeli) camilerin en güzel örneklerindendir.

Ana mekan, arka iki kubbeli mekan ve son cemaat yeri, avlusunda da şadırvan vardır. Cami dış görünüşünün yalınlığına karşın İç süslemesi yönünden XV. yy. Osmanlı Sanatı’nın en önemli yapıtlarındandır. Mihrap ve duvarları kaplayan çiniler, Türk Çini Sanatının en güzel örneklerindendir.

Mihrap önü kubbeli mekanın duvarları doğal çiçek motifleri ile işlenmiş altıgen mavi, ak çini levhalarla, bunların arası da firuze renkli düz üçgen levhalarla kaplıdır. Çini mihrapta renkli sır ve sıratlı tekniği başarılı bir biçimde kullanılmıştır.

Paylaşın

Edirne: Hacı Adil Bey Çeşmesi

Hacı Adil Bey Çeşmesi; Edirne’nin Merkez İlçesi, Karaağaç Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Edirne Valilerinden Hacı Adil Bey tarafından 1904 yılında, genç yaşta vefat eden oğlunun anısına inşa ettirilen ve günümüzde şehir merkezinde en iyi korunan çeşme durumundaki yapı, 3 basamakla çıkılan bir plan kaide üzerine yerleştirilmiştir.

Kare şeklindeki bir kütle üzerine oturan yapının yüksekliği 5.20 m. ve genişliği 4.75 m. dir. Çeşmenin tüm cepheleri cephe kompozisyonu açısndan aynıdır. Barok üsluptaki çeşmenin projesini Edirne Evkaf Müdürü Sadrettin Bey ile Dr.Rıfat Osman çizmiştir.

Bazı kaynaklarda bu çeşme duvarında Üsküdarlı şair Alaaddin’e ait bir beyitin bulunduğu; ancak büyük olasılıkla Yunan işgalinde yok edildiğini belirtmektedir. Çeşmenin yapıldığı yıllarda Karaağaç Tren İstasyonu’nun bir kolu, İstasyon Meydanı denilen Meriç Köprüsü başına ve Hacı Adil Çeşmesi’nin yanına kadar gelmekteydi.

Hacı Adil Bey öncülüğünde ve parasal katkılarıyla yaptırılan çeşme, bu nedenle Hacı Adil Bey Çeşmesi olarak anılsa da, halk arasında Meriç veya Köprübaşı çeşmesi olarak da bilinir.

Edirne’de iki kez valilik yapan Hacı Adil’e halk arasında “Hacıbaba” denilirdi. Şehit oğlunun mezarı Selimiye Camii Mezarlığı’ndadır.

Paylaşın

Edirne: Sokullu Hamamı

Sokullu Hamamı; Edirne’nin Merkez İlçesi, Çavuşbey Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Sokollu Mehmet Paşa tarafından, 1568-69 yıllarında yaptırılan hamam çifte hamam tipindedir. Üç Şerefeli Camii’nin karşında olduğundan “Üç Şerefeli Hamam” ya da “Çifte Hamam” olarak da bilinir..

Klasik dönemin çifte hamam planına sahip yapıda, kadın ve erkek bölümlerinin girişleri ayrı kapılardandır. Erkekler soyunmalığı girişinin cephesi, Sultanahmet’teki Haseki Hürrem Sultan Hamamı’nı hatırlatan biçimde anıtsal bir revağa sahiptir.

Özgün halinde etrafı dükkân ve odalar ile çevriliyken yol yapımı nedeniyle hamamın bir kısmı yıkılınca bu dükkânlar kaybolmuştur. İç mimarisi ise etkileyiciliğini korur. En son 1970’li yıllarda onarım görmüş olan hamam, bugün genel olarak iyi durumda, özel mülkiyette hamam olarak işletilmektedir.

Paylaşın