Edirne: Tunca Köprüsü

Tunca Köprüsü; Edirne’nin Merkez İlçesi, Talatpaşa Mahallesi ile Dilaverbey Mahallesi arasında Tunca Nehri üzerinde yer almaktadır.

Ekmekçizade Ahmet Paşa Köprüsü  ya da diğer adıyla Tunca Köprüsü  1608-1615 yılları arasında Ekmekçizade Ahmet Paşa tarafından Tunca Nehri üzerine yaptırılmıştır.

Mimarı Sedefkar Mehmet Ağa’dır. 11 ayak üzerine 10 kemerli bir köprüdür. Yarısı ve ortadaki yazıtlı köşkü su taşkınlarıyla yıkılmış, 2008 yılında aslına uygun olarak restore edilmiştir.

Paylaşın

Edirne: Enez Kalesi

Enez Kalesi; Edirne’nin Enez İlçesi, Gaziömerbey Mahallesi, Kale Caddesi, Bahçeler Sokak üzerinde yer almaktadır.

Kaleye, şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Antik Çağda Akropol olarak adlandırılan yüksek bir tepe üzerindeki kale, tarihçi Prokopios’e göre Balkanlardan gelen barbar akınlarını önlemek amacıyla yapılmıştır.

Kalenin yapım tarihi kesin olmamakla birlikte, duvarlarındaki devşirme yapı malzemeleri Bizans öncesi yapıldığına işaret etmektedir. MS. VI. yüzyılda Iustinianus’un kaleyi onardığı kaynaklarda geçmektedir.

Paylaşın

Edirne: Adalet Kasrı

Adalet Kasrı; Edirne’nin Merkez İlçesi, Yeniimaret Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Edirne Sarayı’nın sağlam kalan tek binası olan Adalet Kasrı, Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1561 yılında Mimar Sinan’a yaptırılmıştır.

Zeminle beraber dört katlı olup, üst katında mermer fıskiyeli bir havuz bulunur.

Divan-ı Hümayun (Bakanlar Kurulu) ve Yargıtay olarak kullanılmaktaydı. Rivayete göre Sultan Süleyman imparatorluğun kanunlarını burada yazmıştır.

Paylaşın

Edirne: Mecidiye Köprüsü

Mecidiye Köprüsü; Edirne’nin Merkez İlçesi, Karaağaç Mahallesi sınırları içerisinde Meriç Nehri üzerinde yer almaktadır. 

Mecidiye Köprüsü ya da diğer adıyla Meriç Köprüsü, 1842’de Sultan Abdülmecit zamanında yapımına başlanmış 1847’de bitirilmiştir.

263 metre uzunluğunda, 7 metre genişliğinde, 13 ayak üzerinde ve 12 sivri kemerli bir taş köprü olup yanlara doğru eğimlidir. Ayaklar arasında ayrıca boşaltma gözleri de bulunmaktadır. Ortasındaki yazıtlı köşkü mermerdendir.

Paylaşın

Edirne: Selimiye Camii

Selimiye Camii; Edirne’nin Merkez İlçesi, Meydan Mahallesi, Mimar Sinan Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

İstanbul’dan önce Osmanlı Devleti’ne başkentlik yapan Edirne ile özdeşleşerek bu kentin simgesi haline gelen Selimiye Camisi dünyanın gelmiş geçmiş en büyük ve dâhi mimarlarından Mimar Sinan’ın eseridir. Osmanlı İmparatorluğu’nun gücünün zirvesinde olduğu yıllarda yaşayan Mimar Sinan bu gücü adeta mimari ile şekillendiren bir deha olup, Selimiye Camisi ile imparatorluğun kudretini yansıttığı ve Osmanlı mimarisinin zirve noktasını meydana getirdiği söylenebilir. Hatta camiyi yalnızca Osmanlı’nın değil dünya mimarlık tarihinin en gözde eserlerinden biri olarak tanımlamak abartı olmaz. Selimiye Camisi ve Külliyesi’nin UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alıyor olması da bu gerçeğin tüm dünyaca kabul edildiğinin kanıtı.

İhtişamlı görüntüsüyle ziyaretçilerini kendine hayran bırakan Selimiye Camisi’nin yapımına 1568 yılında başlanmış ve yaklaşık 15 bin kişinin çalışmasıyla ancak 1575 yılında tamamlanabilmiştir. Çok uzaklardan dahi görüntüsüyle görkemini belli etse de asıl hayranlık caminin içine girildiğinde hissedilir. Selimiye Camisi’nde kubbe Mimar Sinan’ın mesleğinde ulaştığı doruk noktalarından birini temsil eder. Böylesi geniş bir kubbeye sahip olmasına rağmen kubbeyi destekleyen ayakların iç mekânı bölmesine izin verilmemiştir.

Osmanlı ordusunun Avrupa seferlerine çıktığında Edirne’de mola vererek 6 bin kişinin rahatlıkla ibadet edebileceği bu camide namaz kıldığını tarihi kaynaklardan öğrenmek mümkündür. Caminin dört köşesinde yer alan ve her biri üç şerefeli olan minareleri ise kendi türleri içinde dünyanın en zarifleri arasındadır. Şaşkınlık uyandıracak bir mimari başarı ile çok uzun olmalarına rağmen olabilecek en ince biçimde yapılmışlar ve hatta iki tanesine şerefelere çıkarken birbirleriyle kesişmeyen üç farklı merdiven yerleştirilmiştir.

Dünya mimarlık tarihine muhteşem eserler bırakan Mimar Sinan bu camiyi “Ustalık Eserim” olarak tanımlar. Ayrıca yaptığı çalışmalardanbahsettiği Tezkiret-ül Bünyan adlı eserinde burada meydana getirdiği kubbe ile Ayasofya’nın kubbesini aştığını, minarelerinin ise eşsiz olduğunu belirtir. Deha ve ustalığı kadar mütevazılığı ile ünlenen Mimar Sinan’ın dahi Selimiye Camisi’nden bu sözlerle bahsetmesi ve daha da önemlisi ustalık eseri olduğunu ifade etmesi, o güne kadar ulaştığı tüm deneyim ve yetkinliğini burada uyguladığının bir kanıtı.

Selimiye Camisi, mimarisi yanında döneminin en gözde örnekleri arasında yer alan İznik çinileri, usta hattatların eseri olan kalem işleri, ahşap ve sedef süslemeleri, mermer işçiliğinin şaheseri olarak gösterilen minber ve mihrabı ile de mutlaka görülmesi gereken bir yapı. Cami ile birlikte külliyeyi meydana getiren yapılardan Dar-ül Kurra Medresesi günümüzde Vakıf Müzesi, Dar-ül Hadis Medresesi ise Türk ve İslam Eserleri Müzesi olarak hizmet vermektedir Osmanlı sultanları, önemli yerleşimlerde ve özellikle başkentlik yapmış kentlerde kapsamlı imar faaliyetleri gerçekleştirmişlerdir. Yaklaşık bir asır boyunca başkent olan Edirne, tıpkı İstanbul ve Bursa’da olduğu gibi bu geleneğe uygun olarak görkemli anıt eserlerle donatılmıştır.

Paylaşın

Diyarbakır: Yedi Kardeş Burcu

Yedi Kardeş Burcu; Diyarbakır’ın Sur İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Yedi Kardeş Burcu surların güneyindedir. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Yedi Kardeş Burcu Artuklu Hükümdarı Melik Salih adına 1208 yılında Melik Salih’in çizmiş olduğu plan üzerine Mimar İbrahimoğlu Yahya tarafından yapılmış olduğu kitabesinde belirtilmektedir. Burç üzerindeki süslemeler burca abidevi bir görüntü katmaktadır.

Silmeler çift başlı kartal, kanatlı aslan kabartmaları ve burcu bir kuşak gibi saran kitabesi ile oldukça görkemli bir görüntü vermektedir. Yedi Kardeşler Burcu’nun ön yüzünde, besmele-i Şerife’nin yer aldığı kitabenin üzerinde bulunan çift başlı kartal motifi, aslan figürlerini bir anlamda simetrik olarak ikiye bölmüştür.

Kartal figürü, şehri kötülüklerden koruyan tılsımlı bir motiftir. Kalelerde kartallar hem şehri müdafaa eden koruyucu ruh hem de şehre düşman, kötülük girmesini önleyici bir nazarlık tılsımıdır. Kanatlı aslan kullanılması ise olağanüstü kuvveti ifade etmektedir. Böylelikle adeta güneşi, aydınlığı sembolize eden hayvanlar daha güçlü olarak hep bir arada verilmiş olur.

Burcun efsanesine göre; “Düşman Diyarbakır’ı kuşattığı dönemde Yedi Kardeşin savunulduğu burçtakiler teslim olmazlar. Kralın tepkisini çeker ve uzlaşmak için burca elçiler gönderir. Yedi Kardeş, burca gelen elçilere ‘kralınızı getirirseniz teslim oluruz’ sözü verirler. Kral komutanlarıyla kaleye gelir ve gelmesiyle kale havaya uçar. Kral, komutanlar ve Yedikardeş ölür, düşman dağılır. Bu olaydan sonra burcun adı Yedi Kardeş Burcu olarak anılmaktadır.”

Paylaşın

Diyarbakır: İç Kale Surları

İç Kale Surları; Diyarbakır’ın Sur İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Surların kapladığı alanın kuzeydoğu köşesinde adeta yay biçiminde bir duvarla şehirden ayrılan iç kale, etrafında bulunan surlarla bir açıdan Dış kale’nin minyatürü gibidir. Yapım tarihi olarak kaynaklarda yer alan bilgiler, genelde İç Kale’nin Hurriler Dönemi’nde yapıldığına dair ortak bir karar mevcuttur.

Hurilere dayandırılan İç Kale’nin etrafı Bizans Döneminde 349 yılında dış surlarla çevrilmiştir. Artukluları yönetimindeyken önemli değişikliklere uğramış olan kentin yönetim merkezi İç Kale 16. Yüzyılda Osmanlı yönetimine girmesiyle son halini almıştır.

İç Kale’nin Saray, Oğrun, Küpeli, Fetih adlı toplam dört kapısı vardır. Fetih ve Oğrun kapıları dışa; saray ve küpeli kapıları ise kente açılmaktadır. Toplamda 16 burçtan oluşan İç Kale’nin burçlarından her biri değişik işlevlerle donatılmıştır. Silah mühimmat deposu, tahıl ve yiyecek deposu, hapishane, askeri araç gereç deposu gibi işlevlerde kullanılan burçlar Artuklu ve Osmanlı döneminde iç kale surları birçok onarım görmüştür.

Paylaşın

Diyarbakır: Selçuklu Burcu

Selçuklu Burcu; Diyarbakır’ın Sur İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Selçuklu Burcu, Ulu Beden Burcu’nun kuzeyindeki ilk burçtur.

Selçuklu Burcu’na şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Burcun üzerinde yer alan kitabesine göre Büyük Selçuklu hükümdarı Melikşah döneminde Şemseddin Ebu Ali el Hasan yönetiminde Abdülvahid Ebu Nasır Muhammed ve Urfalı usta Muhammed tarafından 1088-1089 tarihinde inşa edilmiştir.

Üst kısımları yıkık olan burç, plan itibariyle dikdörtgen olarak inşa edilmiştir. Ön yüzünde yer alan süsleme programı, aynı dönemden kalan Nur Burcu ile paralellikler gösterir. Burcun ön yüzünde üç satırlık çiçekli kûfi yazılı kitabe yerleştirilmiştir.

Üç satırlık kûfi kitabede harfler Rumi motifleriyle sonlanmaktadır. Burçtaki bütün süslemeler kitabenin çevresinde ve aralarında kullanılmıştır. Üstte kemerin kilit noktasına küçük bir boğa başı yerleştirilmiştir. Boğanın boynuzlarının üstünde bir kartal kabartması bulunmaktadır.

Ayakları ile boynuzlara basar şekilde tasvir edilmiştir. Olağanüstü kuvveti sembolize eden aslan, antilop, keçi, kuş ve saldırıya hazırlanır konumdaki boğa figürleri burca büyük oranda hareketlilik katmıştır.

Paylaşın

Diyarbakır: Ulu Beden Burcu

Ulu Beden Burcu; Diyarbakır’ın Sur İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Burç şehri kuşatan surların güney batısındadır.

Ulu Beden Burcu’na şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Evli Beden Burcu olarak da bilinen burcun Artuklu Hükümdarı Melik Salih adına 1208 yılında Melik Salih’in çizmiş olduğu plan üzerine Mimar Caferoğlu İbrahim tarafından yapılmış olduğu kitabesinde belirtilmektedir. Yedi Kardeş Burcu ile plan ve bezemesiyle oldukça benzeyen burç silindirik planlıdır.

Hakimiyet sembolü çift başlı Kartal, olağanüstü kuvveti sembolize eden kanatlı aslan, sfenks kabartmaları, burcu adeta bir kuşak gibi baştan başa saran kitabesi ve mukarnaslı bezemeleri ile heybetli bir görüntüye sahiptir. Kitabe kuşağının ortada kalınlaştığı yerin alt tarafında iki kenarda ortada birbirine doğru karşılıklı ve simetrik iki yüksek arslan kabartması görülür.

Bunlar da silmeli dikdörtgen çerçeve içine alınmışlardır. Baş kısımları kıvrık, kalçalar kabarık ve detay görülmez. Burcun yıllarca süregelen efsanesi bulunmaktadır. Efsaneye göre; bir usta ve kalfası en güzel burcu kimin yapacağı üzerine iddiaya girer. Yedi Kardeş Burcu ve Ulu Beden Burçlarını yapmaya başlarlar.

Yedi Kardeş Burcunu yapan usta ile Ulu Beden Burcunu bitiren kalfa, halkın huzurunda, birbirlerine ben mi sen mi? diye sorarlar. Ancak usta kalfanın üstünlüğünü kabullenerek kendini surlardan aşağı atar. Buna dayanamayan kalfada ustanın ardından atlar. Ustayla kalfanın rekabet ve dostlukla karışık hikâyesinin geçtiği yer, o gün bugündür ben ve sen anlamına gelen Ben u Sen olarak anılmaktadır.

Paylaşın

Diyarbakır: Leblebikıran Burcu

Leblebikıran Burcu; Diyarbakır’ın Sur İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Mardin Kapısı ile Yeni Kapı arasındadır. 

Leblebikıran Burcu’na şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Mervaniler Dönemine ait olan burç 1034 yılında Mervanoğlu Ahmet tarafından yaptırılmıştır. Plan olarak kare planlıdır. İsiminin kaynağını hakkında kesin bilgilere ulaşılmamaktadır. Burçta kitabe yer almakta fakat iç yüzün yarısından çoğu yıkık durumda bulunmaktadır.

Paylaşın