Erzurum: Karanlık Kümbet

Karanlık Kümbet; Erzurum’un Yakutiye İlçesi, Dervişağa Mahallesi, Gülahmet Caddesi üzerinde, Derviş Ağa Camii karşısında yer almaktadır. Yaya olarak ve şehrin farklı noktalarından toplu taşıma araçları ve özel araçlarla ulaşım sağlanmaktadır.

Kümbetin güney penceresi üzerinde bulunan kitabesine göre 708 H.-1308 M. yılında Sadrettin Tükbeğ tarafından yaptırılmıştır. İnşa kitabesinin üzerinde şifreli harflerle yazılmış beş köşeli yıldız biçiminde ikinci kitabe yer almaktadır. Kümbette iki mezar bulunmaktadır. Asıl mezarın kümbetin bugünkü yerinde yapılan bir meydan savaşında ölen şehide ait olduğu, ikinci mezarın da onun türbedarına ait olduğu söylenmektedir.

Emir Sadrettin Kümbeti, dıştan onikigen gövdeli, içten silindirik ve iki katlı bir düzenlemeye sahiptir. İçten kubbe, dıştan konik külahla örtülmüştür. Kümbetin kare tabanlı cenazeliğin köşeleri pahlanarak onikigen gövdeye geçilmektedir. Gövdenin her köşesine çifte kaval silme yerleştirilmiştir. Kemerlerin üst kısmından sonrasında gövde silindirik olarak devam etmiştir. Kümbetin doğu, batı ve güney yönde birer penceresi bulunmaktadır.

Güney penceresi köşeleri sütunceli ve mukarnas kavsaralıdır. Beş sıradan oluşan mukarnaslar gelişmiş bir özellik göstermektedir. Pencerenin üzerinde üç satırlık yazıtı ile ayrıca daire içine ikinci bir yazıt daha bulunmaktadır. Doğu pencere de aynı düzenlemeye sahiptir. Batı pencere mukarnas kavsaralıdır ve mukarnasların altında kazayağı motifleri vardır. Gövdenin kuzey yönünde mukarnas kavsaralı olan ve iki yandan sütuncelerle desteklenen giriş kapısı bulunmaktadır.

Gövdenin üst kısmında kırmızı taşlarla oluşturulan geometrik motifli bir bordür bulunmaktadır. Gövde piramidal bir külah ile örtülüdür. Silindirik planlı ve kubbe ile örtülü olan iç mekandaki güney pencere açıklığı aynı zamanda mihrap işlevi görmektedir. Mukarnas kavsaralı niş, rumi ve palmet motifleriyle zenginleştirilmiştir. Kümbet, içte ve dışta kesme taş malzemeyle inşa edilmiştir.

Paylaşın

Erzurum: Mahmut Paşa Türbesi

Mahmut Paşa Türbesi; Erzurum’un Yakutiye İlçesi, Habipefendi Mahallesi, Kümbet Sokak üzerinde yer almaktadır. Yaya olarak ve şehrin farklı noktalarından toplu taşıma araçları ve özel araçlarla ulaşım sağlanmaktadır.

Türbedeki mezarlardan ikisi üzerindeki kitabelerden birinde 1123 H –1711 M. diğerinde 1181 H. – 1767-1768 M. tarihleri vardır. Mezarlarda Mahmut Paşa ve Babası Abdülfettah Bey medfundurlar. Türbe üzerindeki kitabeye göre 1209 H. – 1797 M. yılında yaptırılmış veya tamir ettirilmiştir.

Osmanlı Dönemi kare planlı ve baldaken tarzında düzenlenmiş türbe mimarisinin örneklerinden biridir. 4.06 x 4.06m ölçülerinde kare bir alan üzerinde, dört sivri kemerin taşıdığı, basık bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbeye pandantiflerle geçilmiştir.

Türbenin dört yanı açıktır. Saçak hizasında yüzeysel sivri kemerli küçük kornişler bezemesel amaçlı türbenin dört tarafını dolanmaktadır. Kemer ayaklarının başlangıç hizasının iç kısımlarında da aynı nişler tekrarlanmıştır. Bu nişlerin diğer yüzleri mukarnas şeritlerle süslüdür. Kesme taşlarla örülmüş kubbenin kilit taşı yaklaşık 1 m kadar açıktır. Bu açıklığı dikdörtgen şekilde çapraz dizilmiş dört taş nispeten kapatmıştır.

Ayakların boyu silmeleriyle beraber 1.57m olup bu kısımdan saçağa kadar olan aralık 2.50 m.dir. Türbenin güney duvarının batıdaki ayağında sütün başlığından 0.82 m. yukarıda 0.44×0.68m ölçülerinde mermer üzerine yazılmış kitabesi bulunmaktadır.

Paylaşın

Erzurum: Timurtaş Baba Türbesi

Timurtaş Baba Türbesi; Erzurum’un Yakutiye İlçesi, Ali Paşa Mahallesi, Taşmağazalar Caddesi üzerinde yer almaktadır. Yaya olarak ve şehrin farklı noktalarından toplu taşıma araçları ve özel araçlarla ulaşım sağlanmaktadır.

Kitabesine göre Erzurum Müşiri Kamili Paşa 1260 H.- 1844 M. yılında Timurtaş Babanın Türbesini yeniden yaptırmıştır. Habip Baba 1264 H.- 1847 M. yılında ölmüş ve bu türbeye gömülmüş aynı zamanda türbeye de ismini vermiştir. Türbe XIX. yüzyıl Osmanlı Dönemi yapısıdır.

Türbe 6.35×9.80 m ölçülerinde dikdörtgen planlı, üzeri açık bir türbedir. Türbenin doğuda kalan duvarı hariç diğer üç cephenin duvarlarının tamamı kırmızı renkli kesme taş malzemeden yapılmıştır. Türbe iki kısımdan meydana gelmiştir. Birinci kısım bugün mescit olarak kullanılan bölüm, diğeri ise asıl türbe kısmıdır. Binaya kuzey duvarının doğu kısmındaki basık kemerli bir kapıdan girilir. Kapının üzerinde 0.60×0.42 m ölçülerinde tunç levha üzerine yazılmış bir kitabe bulunmaktadır.

1.59×0.74 m ölçülerindeki giriş kapısından geçilince, türbe kapısına kadar olan yeri, bağdadi bir duvarla mescit duvarından ayıran bir kısma girilir. 0.94 m genişliğinde 1.98 m yüksekliğinde olan bu kısım düz ahşap bir örtüye sahiptir. Mescidin asıl yüksekliği daha fazladır. Girişe göre sağ tarafta bulunan bağdadi duvarın kuzey kısmındaki kapıdan mescide girilir. Burası daha önce türbedar olarak kullanılmış.

Mescit 3.55×2.30 m ölçülerindedir. Girişteki örtülü kısmın üstü mahfil şeklinde yapılmıştır. Mescidin güney duvarında 1.95×0.46 m ölçülerinde bir mihrap bulunur. Mihrap nişi dar ve sade olup etrafı silme ile çevrilidir. Ayrıca güney kuzey duvarlarının batı kısmında, etrafı silme ile çevrilmiş dikdörtgen şeklinde iki göz bulunur. Mescidin tavanı çapraz tonuzludur. İçi alçı ile sıvanmış olup hiçbir tezyinatı yoktur.

Türbeye güneydoğudaki 1.41×0.74m ölçülerindeki bir kapıdan girilmektedir. 4.74×4.79 m ölçülerindeki türbe kareye yakın ölçülerdedir. Üstü açık olan türbeyi, ayrıca güneyde ve batıda bulunan iki pencere aydınlatmaktadır. Türbenin doğu duvarında sağır, sivri kemerli genişçe bir niş bulunmaktadır. Kemerin üstünde bir de kitabe vardır.

İçi kesme taş olan türbenin, üst kısmı dört taraftan bir korniş çevreler. İçerisinde yedi mezar bulunmaktadır. Türbenin ortasında yüksekçe taşı olan mezar Tirmurtaş Baba’ya aittir. Habip Babanın bu türbeye defninden sonra şimdiki ismiyle anılmaya başlanmıştır.

Paylaşın

Oltu’nun Kaleleri

Erzurum’un İlçesi Oltu’nun tarihi günümüzden yaklaşık olarak 3000 yıl öncesine dayanır. Tarihi devirler boyunca çeşitli devletlerin egemenliği altında kalan Oltu, başlangıçta bir kale yerleşmesi olarak kurulmuş, daha sonra  uzunca bir dönem  kale ve dış surlar içerisinde gelişmesini devam ettirmiştir.

Kuşkusuz bu durum  Oltu’nun stratejik bir konumda yer almış olmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü yerleşim yeri Doğu Anadolu Bölgesini, Kuzey Doğu Karadeniz kıyılarına, Kuzey doğuda ise Kafkaslara bağlayan eski yollara Kontrol altında tutabilecek bir konumda bulunmaktadır.

Oltu’nun bu özel konumundan dolayı Oltu ve çevresinde “İğdeli Kalesi, Yarbaşı Kalesi, Şato (Güney Kale), Kuzey Kale, Orucuk Kalesi, Pernek İriağaç Oğlan Kalesi, Pernek İriağaç Kız Kalesi, Eski Narman (Ünlü Kaya) Kalesi, Oltu Kalesi” gibi bir çok küçük kale ve gözetleme kulesi inşaa edilmiştir.

Pernek İriağaç Oğlan Kalesi; Oltu- Olur karayolu üzerinde, derin bir vadiye bakan kayalıklar üzerinde, birbirine 1,5 km mesafede yapılmış 2 kale bulunur. Pernek Kız Kalesi ve Oğlan Kalesi olarak adlandırılan bu kalelerin, Oltu ilçe merkezine uzaklığı yaklaşık 20 km dir. Kalelerin yapım tarihleri hakkında net bir bilgi yoktur.

Yolun solundaki kayalıklar üzerinde yükselen ve ovadan yüksekliği 80-100 m yi bulan kale, Oğlan Kalesidir. 4 burcu ve bir de gözetleme kulesi bulunan kalenin girişi, kuzeyden açılmıştır. İçerisinde, yerleşim amaçlı kullanılan mekânların ve bir de kalenin batı surlarına dayandırılmış, 8×20 m boyutlarında bir kilise kalıntısı tespit edilmiştir. Üst örtüsü tamamen tahrip olan kilisenin, dikdörtgen bir planı olduğu, kırımızı kesme taş ve moloz taş kullanılarak inşa edildiği kalan izlerden anlaşılmaktadır. Pernek İriağaç Oğlan Kalesi, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 10.03.2078 tarih ve A1003 sayılı kararı ile 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillenmiştir.

Pernek İriağaç Kız Kalesi; Pernek’teki Oğlan kalesinin karşısına, Oltu- Olur karayolunun sağında kalan ve yerden 200 m yükseklikteki yassı kayalıklar üzerine inşa edilen kaleye ise Pernek Kız Kalesi adı verilir. Kale, bu kayalıklar üzerindeki üçgen bir alana, yukarıdan aşağıya doğru planlanarak kurulmuştur. Kaleden aşağıya doğru devam eden güçlü surları, aşağıya doğru inildikçe çift kademeli yapılmış, giriş kısmı kuzey yönden açılmıştır.

Sur duvarları üzerinde görülen değişik yapım teknikleri, farklı dönemlerde onarım gördüğünü göstermekle beraber, Pernek Oğlan ve Kız kalelerinin kesin yapım tarihleri belli değildir. Pernek İriağaç Kız Kalesi, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 10.03.2078 tarih ve A1003 sayılı kararı ile 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillenmiştir.

Eski Narman (Ünlü Kaya) Kalesi; Eski Narman (Ünlü Kaya) Kalesi, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 10.03.2078 tarih ve A1003 sayılı kararı ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescillenmiştir.

Oltu Kalesi; ünümüzde sadece iç kalesi (ehmenek) ayakta kalan Oltu Kalesi, Oltu Çayı’nın kenarında, savunmaya elverişli ve çok yüksek olmayan bir tepenin üstüne kurulmuştur. Kale tarihçesi ile ilgili bilgiler oldukça azdır. Yazılı kaynakların azlığının yanı sıra, farklı dönemlerde çok fazla onarım geçirdiğinden, mimari özellikleri de yapım tarihini belirlemek için yetersiz kalmaktadır. Sadece, ilçenin en ünlü yapılarından olan Arslanpaşa Camisi mezarlığında bulunan vakfiye kitabe parçalarından, kale için para ve buğday vakfedildiği anlaşılmaktadır.

Düzgün kesme taşla inşa edilen kalenin, güney yönden açılan bir kapısı bulunmaktadır. Kuzey yönde 2 kulesi bulunan kalede, kulelerden solda bulunan ve üstü tek kubbe ile örtülü olanın türbe olduğu düşünülmektedir. Ancak türbenin kime ait olduğu bilinmemektedir. Tarihi süreç içerisinde, Akkoyunlular ve Gürcülerin hâkimiyetine giren Kale, Kanuni Sultan Süleyman Dönemi’nde Osmanlı İmparatorluğu kontrolüne girer ve Oltu Çıldır eyaletine bağlı bir liva olur. 1877-1912 tarihleri arasında Rusların egemenliği altında olan kale, o dönem için tam da Türk-Rus sınırında bulunmaktaydı. 1878 Berlin Antlaşması ile Oltu da Kars, Batum ve Ardahan’la birlikte Rus Çarlığı’na bağlanır.

1917 Bolşevik ihtilali ile buradan çekilen Ruslar bölgeyi Ermenilere bırakmış, 1918 de ise Anadolu topraklarına katılmıştır. Kalenin güneyinde bulunan bey konutları yıkılmış durumdadır. Yine kuzeydoğu köşesinde, yonca planlı bir kilise (şapel) kalıntısı ile dikdörtgen planlı bir mescit alanına ait izler tespit edilmiştir. Oltu Kalesi, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 10.03.2077 tarih ve A312 sayılı kararı ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak, 12.01.2001 tarih ve 1068 sayılı kararı ile 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillenmiştir.

İğdeli Kalesi; Kale, Oltu ilçesinin, İğdeli Köyü’nde, köyün 1,5 km kuzeyinde ve köye hakim konumdaki bir tepe üzerinde kurulmuştur. Oval bir plana sahip olan kalenin sur duvarları, büyük ölçüde sağlam olarak koruna gelmiştir. Yapım tarihi tam olarak bilinmeyen kalenin mimari özelliklerine bakıldığında, gerek konumu, gerek moloz taş ve horasan harcı ile yapılmış sur duvarları, gerekse plan özellikleri ile tipik bir Orta Çağ kalesi olduğu gözlenmektedir. Kale içerisinde bulunan yerleşime ait mekânların kalıntıları da temel izleri ile tespit edilmiştir. İğdeli Köyü Kalesi, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 18.5.2001-1123 sayılı kararı ile 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillenmiştir.

Orucuk Kalesi; Erzurum ili, Oltu ilçesi, Orucuk Köyü’nde bulunan, Orucuk Kalesi, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 17.9.2004-8 sayılı kararı ile 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillenmiştir.

Şato (Güney Kale); Oltu ilçesine 34 km mesafede bulunan Alatarla Köyü, (eski adıyla Ho-vak) çok zengin kültürel mirasa sahiptir. Oldukça zorlu coğrafi yapısına rağmen, farklı alanlarına yayılan eserler, köyün geçmişte bugünkünden çok daha büyük ve görkemli bir yerleşim olduğunu kanıtlamaktadır.

Köyün 3 km güneydoğusunda, Akdağ eteklerindeki kayalıklar üzerine kurulan kalenin konumu oldukça stratejiktir. Tipik Orta Çağ kalelerine özgü konumu ile kale, arkasını dağlara dayayarak savunma hattını güçlendirirken, ön cephede tüm vadiye hâkim durumdadır. Kalenin üzerine kurulduğu kayalıklar, vadiden 50 m yüksektedir. Nişlerle hareketlendirilen ön cephe, iki yandan 2 kule ile desteklenir ve 25 m yükseklikte bir giriş kapısına sahiptir.
Üst örtüsü tamamen, genel olarak da oldukça harap durumda olmasına rağmen, kalenin planlaması ne denli fonksiyonel yapıldığını gözler önüne sermektedir.

Bölgenin kale-şato yapılarını araştıran uzmanlar, Orta Çağ kalelerinin girişinin hemen üstünde, üçgen biçimli, kızgın yağ dökme menfezleri bulundurmanın, mimari bir gelenek olduğunu, Oltu’daki Şato-Kalede de aynı uygulamanın devam ettiğini belirtirler. Ancak Oltu Şato-kalesinde bu savunma düzeneği sadece giriş kapısında değil, batı duvarlarda da görüldüğünden, bugün yıkılmış olan diğer duvarlarda da bu düzeneğin olabileceği düşünülmektedir.

Yapının planlanmasında arazi eğimi düşünülmüş ve alt katlar bodrum olmak üzere iki katlı bir düzenleme uygulanmıştır. Güneydeki dar giriş kapısı bir antreye açılmakta, bu antre de iki yanda, düzensiz yuvarlak planları olan iki kuleye bağlanmaktadır. Doğu yönde yer alan burç içerisinde, duvarda tespit edilen izler, burasının iki katlı olduğunu gösterirken, birinci kat duvarında 50x50x50 cm boyutlarında, çok sayıda niş tespit eden araştırmacılar, bu odanın Topkapı Sarayı’nda olduğu gibi hazine odası olduğunu, nişler içerisinde değerli hazinelerin saklandığını düşünmüşlerdir. Yapının orta avlusu iki yandan giriş yüksekliğinde duvarlarla çevrilmiştir.

Hem bu duvarlardaki kiriş oyukları hem de ahşap hatıllar bu kısmın iki katlı yapılmış olduğuna işaret etmektedir. Yaklaşık 8×10 m lik ölçülere sahip üç katlı bir yapı, orta avlunun kuzeybatısına, seyir terası amacıyla yerleştirilmiş olmalıdır. Yapının mimari malzemelerine bakıldığında, bu denli yüksek ve sağlam duvarların, kesme taşla değil, dere taşı ile yapıldığı, bağlayıcı olarak ise kireç katılmış, çakıl taşlarıyla oluşturulmuş bir harç kullanıldığı dikkati çekmektedir.

Şato- Kale kompleksi, Oltu civarında yaşayan toplumun, 12-15. Yüzyıllar arasındaki sosyolojik durumu hakkında önemli bilgiler vermektedir. Yapı, hem ikamet hem de savunma yapısı olmasıyla, Orta Çağ’ın feodal düzenini gözler önüne sermektedir. Orta Çağ’da bu tür yapılar, hâkimiyet alanındaki çevrenin kontrolünü sağlamak amacıyla korunmaya müsait, sağlam kayalıklar üzerine kurulmuş, içerisinde dini ve siyasi faaliyetler yürütülmüştür. Yapının önemi kadar, Orta Çağ’da bu bölgenin sosyal yapısı da dikkati çekmektedir.

Araştırmacılara göre köyün eski adı olan Ha-vok, adını MÖ 1. Binde bölgeyi iskân eden Tav-ok (dağ-ok) lardan almaktadır. MÖ 1. binden itibaren, Orta Asya-Kafkas kökenli halkların göçlerine ev sahipliği yapan bölge, dağlık coğrafi yapısıyla barındırdığı halkların asimile olmasını zorlaştırmıştır. Pagan dine mensup bölge halkı, Roma ve Bizans Dönemi ile Hıristiyanlığa geçmiş, 16. yüzyıldan sonra İslamlaşmıştır. Bölgedeki farklı din ve ırka mensup yapının genel koordinasyonu ise daha çok Kıpçak ve Oğuzlar tarafından sağlanmıştır.

Şato, Orta Çağ’ın bu feodal yaşam biçiminin, Türk unsurlarınca yaptırılan Şato-Kale mimarisi ile yansımalarını göstermesi bakımından ayrıca önemli bir yapıdır. Oltu ilçesi, Alatarla Köyü sınırları içerisinde yer alan Şato (Güney Kale), Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 14.7.2005-140 sayılı kararı ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescillenmiştir.

Kuzey Kale (Manastır); Oltu İlçesinin eski adı Hovak, yeni adıyla Alatarla Köyü’nün zengin kültürel mirası içerisinde önemli yeri olan unsurlardan birisi de, daha çok Kuzey Kale adıyla bilinen, Kale – Manastır kompleksidir. Kale, köyün kuzeybatısında bulunan Zivin Dağı’nın yamaçlarına kurulmuştur. Kale içerisine, 10-11. yüzyıllarda yapıldığı tahmin edilen bir manastır inşa edilmiştir.

Manastıra ait bir çan kulesi ve bir zangoç odası da eklenmiş ve kale duvarları ile manastırın güvenliği güçlendirilerek kale manastır kompleksi, Orta Çağ’da yeniden düzenlenmiştir. Bu manastırın 150-200 km güneydoğusunda, yine Zivin Dağ eteklerinde bir başka şapel kalıntısı daha bulunmaktadır. Kuzey Kale (Manastır), Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 14.7.2005-140 sayılı kararı ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescillenmiştir.

Gözetleme Kulesi Kalıntısı; Oltu İlçesi Bahçecik Köyünde yer alan Gözetleme Kulesi kalıntısı, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 04.05.2007-607 sayılı kararı ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescillenmiştir.

Kale; Oltu ilçesinde bulunan Kale, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 18.8.2009-1377 sayılı kararı ile 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillenmiştir.

Yarbaşı Kalesi; Oltu İlçesi Yarbaşı Mahallesinde bulunan Yarbaşı Kalesi, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 15.11.2017/2888 sayılı kararı ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescillenmiştir.

Paylaşın

Erzurum: Güzelhisar (Avnik) Kalesi

Güzelhisar (Avnik) Kalesi; Erzurum’un Köprüköy İlçesinin bugünkü adıyla Güzelhisar Köyü’nde, Aras Nehrinin sağ tarafında kalan yüksek kayalıklar üzerine kurulmuştur.

Tarihin her döneminde Anadolu’nun doğuya açılan en önemli geçit noktasını teşkil eden, doğal bir geçit olan bu topoğrafik konumu, Kale’nin her dönemde zorlu mücadelelere sahne olmasında en büyük etken olmuştur.

Avnik Kalesi adını, Farsçada “iyi su” anlamına gelen “Abinik”ten almıştır. Kalenin eteklerinden çıkan soğuk ve iyi sular nedeniyle, İranlıların verdiği bu isim, zamanla “b” harfinin “v” harfine dönüşüp, önce “Avinik” sonra da kısaltılarak “Avnik” haline dönüşmesi ile ortaya çıkmıştır.

Yüzyıllar boyunca kullanılan ve çok zorlu savaşlara sahne olan, Avnik Kalesi’nin ilk kurulduğu tarihe istinaden, bazı araştırmacılar, hemen altındaki Avnik Köyü’nde bulunan Urartu yazıtı ile Urartu mimari özellikleri yansıtan iki su sarnıcı ve kaya basamaklarından hareketle, “Urartu Dönemi”ni vermektedir.

Bugün Erzurum Müzesi’nde bulunan yazıt üzerindeki metne göre kalenin, II. Sarduri Dönemi’nde yapılmış olduğu kabul edilir. Orta Çağ’a ait en eski tapu belgeleri, kalenin Akkoyunlular Dönemi’nde, Akkoyunlular’a ait olduğuna işaret eder. Tarihi kaynaklara göre 922-923 yılları arasında Bizans İmparatorluğu, Erzurum’u topraklarına katmadan evvel Avnik Kalesini ele geçirmiştir.

1000 li yılların başından itibaren Anadolu’ya giren Türklerin kaleye ilk fetih girişimleri başlar ve kale mühtahkem yapısı ile fethedilmesinin ne denli zor olduğunu gösterir. Kalenin Saltuklular tarafından alındıktan sonra onarıldığı tahmin edilmektedir. Konya Selçukluları’nın alamadığı kale, bir süre Gürcü kontrolüne geçmiş ve ardından İlhanlıların hâkimiyeti başlamıştır.

İlhanlılar döneminde de bir takım onarımlar geçiren kalenin kitabeleri, 1922 yılındaki büyük depremde dökülüp dağılmıştır. Elde edilen bilgiler, zar zor bulunan kitabe parçalarından toparlanmıştır. İlhanlılar döneminde Avnik, bölgenin merkezi haline gelmiş, kayıtlarda Erzurum, Sivas, Ankara, Erzincan gibi büyük şehirlerle beraber anılmaya başlanmış, hatta bu dönemde Avnik’te kurulan darphanede, 1332 tarihli ilk gümüş sikke basılmıştır.

Bu görkemli dönemin hemen akabinde çıkan iç çatışmalar, kalenin gücünü kaybetmesine hatta merkez konumunu 1339 dan sonra Micingert Kelesine kaptırmasına neden olmuştur. İlhanlıların bölgeden çekilmesi ile kale, Sutaylıar ve Çobaniler’in eline geçer. Ancak kalenin yeniden gözde olması, Kara Koyunlu Türkmenlerinden Kara Mehmet’in kaleyi fethi ile başlar.

Kale yönetimi oğlu Mısır Paşa’ya geçer ve Kalenin tarih sahnesindeki destansı mücadelesi başlar. 43 gün süren Avnik kuşatmasında, Timur’un güçleri iç kale içindeki tüm binalar ve bey sarayına kadar her şeyi yıkar. Fetihten sonra yeni baştan yaptırdığı kaleyi bir üs haline getiren Timur’un Osmanlı ile ilk temasları da buradan başlar.

1402 Ankara savaşında, Yıldırım Beyazıt’ı yenerek Osmanlı Devleti’ne fetret devrini başlatan Timur, hemen akabinde Karahisar’da kaybettiği oğlu yüzünden derin bir hüzne gömüldü. Oğlu adına sembolik bir cenaze törenini de Avnik Kalesinde düzenlettikten sonra Semerkant’a doğru hareket etti. Bir süre daha Timur güçlerinin kontrolünde kalan Avnik Kalesi, 1410 larda Karakoyunlu hâkimiyetine geçer.

Daha sonra Kalenin İranlılar elinde geçen hâkimiyetine Kanuni Sultan Süleyman son verir ve bu tarihten sonra kale Osmanlı topraklarına katılır ve bundan sonraki dönemlerde, bölgenin merkezi olma pozisyonunu kaybeder. En erken kaynaklar, Kalenin iç içe 3 surla yapıldığını bildirir. En dıştaki surun güney yönden bir kapısı bulunmaktadır. Bu kısımda kale muhafızlarının evleri vardır.

Kale zindanı ile büyükçe bir kayanın içi oyularak yapılan bir de tahıl ambarı da bu kısımda yer alır. Yine güneyden girişi olan ikinci sur, 500 evi barındırabilecek kadar büyük bir meydana açılır. Aynı alanda bir de cami kalıntısı bulunmaktadır. Üçüncü surlar ise “ehdemek” adı verilen iç kaleye açılır.

Kale komutanları ve beylerinin ikametgâhlarının bulunduğu iç kale, kayalığın en yüksek yerine konumlanmıştır. Sur kapılarının demirden olduğu, kalenin diğer kapılarına seyyar merdiven ve köprülerle ulaşıldığı da yine kaynaklarda geçen bilgiler arasındadır. Güzelhisar (Avnik) Kalesi, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 14.07.1978 tarih ve A1218 sayılı kararı ile 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillenmiştir.

Paylaşın

Uzundere’nin Kaleleri

Erzurum’un 84 kilometre kuzeyinde yer alan Uzundere İlçesi’nin ilçe sınırları, kuzeybatıda Artvin Yusufeli, güney ve güneybatısında Tortum, doğu yönde ise Oltu ilçeleri ile komşudur.

Konumu itibariyle Uzundere, Artvin ilini Erzurum ve Gürcistan’a bağlayan yol üzerinde yer alır ve Kafkaslarla bağlantıyı sağlayan bu özel konumu gereği, pek çok kale ve kulelerle korunmuştur. Bu yapılardan günümüze ulaşan Engüzek Kapı, Sapaca ve Çağlayan kaleleri en önemlileri arasında yer alır.

Engüzekkapı Kalesi:

Engüzekkapı kalesi, Uzundere ilçesi, Dikyar Köyü sınırları içerisinde ve Uzundere’ye 3 km uzaklıkta kurulmuştur. Genel olarak yapım tarihi bilinmeyen kalenin, mimari özelliklerinden yola çıkıldığında, Orta Çağ’da inşa edildiği anlaşılmaktadır. Erzurum- Artvin Karayolu üzerinde, Tortum Çayı’na hâkim, sarp ve yüksek bir kayalık üzerinde yapılan kalenin konumu, oldukça stratejik özelliğe sahip olduğunu göstermektedir. Kale, Engüzek/Üngüzek gibi adlarının yanı sıra, bulunduğu köyün adı olan Dikyar Kalesi ya da Beylikler Dönemi’nde kaleyi sağlamlaştıran Akça Beye istinaden, Akçakale isimleri ile de bilinmektedir.

Ait olduğu coğrafyaya, tarihi dokusuyla ayrı bir güzellik katan kaleye giriş, güneydoğu yönündeki kapı ve 1.82 m genişliğindeki bir koridorla sağlanmaktadır. Moloz taş ve horasan harcı ile inşa edilen kalenin, kuzeye doğru genişleyen avlusu içindeki yapı kalıntıları içerisinde, şapel ve sarnıç dikkati çeker. 2 katlı bölümün gözetleme kulesi olarak kullanıldığı düşünülürken, işlik olabilecek niteliklere sahip mimari unsurlar ile kale dışındaki duvar içinden, Tortum Çayı’na ulaşan tünel, kale kompleksinin günümüze ulaşan bölümlerini oluşturmaktadır. Engüzekkapı Kalesi, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 10.03.2006 tarih ve 262 sayılı kararı ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescillenmiştir.

Sapaca Köyü Kalesi;

Anadolu’ya gelen ilk Türklerin Öş/Oş adını verdikleri Sapaca Köyünde yer alan kale, Uzundere İlçesi’ne 11 km uzaklıktadır. Köye daha sonra Ermenilerin yerleşmesiyle adı, Öşk halini almıştır. Orta Çağ mimari özelliklerini yansıtan kale, Engüzekkapı Kalesi’nde olduğu gibi sarp kayalıklar üzerine inşa edilmiştir.Orta Çağ’da bölgenin en önemli güçlerinden biri haline gelen Bagrati Krallığı, kaleyi fethetmek için defalarca akınlar düzenlemiştir. Oldukça stratejik konuma sahip olan kale, Kanuni Sultan Süleyman devrinde Osmanlı hâkimiyetine girmiştir.

Engüzek Kalesi

7 ile 10 m arasında koruna gelen sur duvarları, moloz taş ve horasan harcı kullanılarak 2 katlı yapılmış ve aralarda ahşap hatıllar kullanılmıştır. Kaleye giriş güneydoğu ve kuzeybatı yönlerden sağlanır. Kalenin planı arazi yapısına göre şekillendirilmiştir. Kale avlusu içinde dikdörtgen planlı ve duvarları 8-9 m ye kadar korunmuş bir yapı ve yüzeyde çok sayıda seramik parçasının varlığı kaleye dair dikkate değer ayrıntılar arasında yer alır. Sapaca Köyü Kalesi, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 23.03.2012 tarih ve 186 sayılı kararı ile 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillenmiştir.

Çağlayan Kalesi;

Uzundere ilçesinin, eski adı Kaleboynu, şimdiki adı Çağlayan Köyü olan köye 2 km uzaklıkta ve diğer Uzundere kaleleri gibi sarp bir kayalık üzerine inşa edilmiştir. Doğu sur duvarı 2.61 m yükseklik, 10.22 m uzunluğunda, batı sur duvarı 6,1 m yükseklik, 10.58 m uzunluğunda olmak üzere yalnızca iki sur duvarı günümüze ulaşan kalenin, dikdörtgen bir plana sahip olduğu, giriş kısmının ise bulunduğu arazinin en uygun yeri olan, güney yönden sağlandığı anlaşılmaktadır. Kale surları, moloz kireç taşı bloklar ve horasan harcı ile trapezoidal tarzda yapılmıştır.

Tamamı moloz taş yığını altında kalan kale zemininde, her hangi bir mimari unsura rastlanmazken doğu sur içerisinde tespit edilen çukurun sarnıç olduğu düşünülmektedir. Çağlayan Kalesi, genel olarak yapım teknikleri itibariyle Orta Çağ’da inşa edilmiştir. Çağlayan Kalesi, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 31.07.2015 tarih ve 1758 sayılı kararı ile 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillenmiştir.

Paylaşın

Tortum’un Kaleleri

Stratejik konumu itibarıyla tarih boyunca birçok milletin yerleş­mek için büyük mücadeleler verdiği bölgelerden biri olan Erzurum’un İlçesi Tortum’un tarihi M.Ö. 4000 yıllara kadar dayanmaktadır.

Doğu Anadolu ile Karadeniz ve Kafkasya bölgeleri arasında bir köprü durumun­da olan Tortum’da “Kapıkaya Kalesi, Eziniz Kalesi, Kaleboynu Kalesi, Hırçer Kalesi, Kale Köyü Kalesi, Kaledibi Kalesi” gibi savunma amaçlı bir çok yapı inşaa edilmiştir.

Hırçer Kalesi;

Erzurum İli, Tortum İlçesi, Bahçeli Mahallesinde bulunmaktadır. Kale yüksek bir kayalık alan üzerinde inşa edildiği için patika bir yoldan geçerek ulaşılmaktadır. Kalenin bulunduğu alan tamamen ormanlıktır. Kalenin giriş kapısının bulunduğu alandaki duvarlar yıkılmış vaziyettedir. Sur duvarlarında yer yer pencere açıklıklarına yer verilmiştir.

Kale ulaşılması güç bir kayalık arazi üzerine kurulduğundan dolayı kalenin beden duvarlarının büyük bir kısmı sağlam olarak günümüze gelmiştir. Kalenin yıkık olan duvarları ise iklim şartlarından dolayı tahrip olmuştur. Kalede malzeme olarak moloz taş kullanılmıştır. 21.08.2013 tarihinde korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edilmiştir.

Tortum Kale Köyü Kalesi;

Tortum’un Tortumkale Mahallesinde bulunmaktadır. Kale, köyün doğusunda yer alan kayalıklar üzerine kurulmuştur. Kalenin birçok kısmı yıkılmış olduğundan dikdörtgen planlı olduğu söylenebilir. Kalenin doğu ve kuzey sur duvarları kısmen mevcut durumdadır. Sonraki dönemlerde kalenin tahrip olduğu anlaşılmaktadır. 10.03.1978 tarihinde korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edilmiştir.

Kaleboynu Kalesi;

Tortum’ub Kaleboynu Köyünde bulunmaktadır. Kale oldukça dik bir kayalık alan üzerine kurulmuştur. Kalenin silindirik kulesi ve yuvarlak formlu beden duvarları dikkat çekmektedir. Kaleboynu Kalesi 26.05.2006 tarihinde korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edilmiştir.

Kaledibi Kalesi;

Tortum’un Kaledibi Mahallesinin güneybatısındaki kayalıkların batı noktasında yer almaktadır. Ovale yakın bir plan düzenlemesinde ana kayanın üzerine moloz taş ve yoğun harç kullanarak inşa edilmiştir. Kalenin doğu cephesinde yer alan girişin ön kısmı yıkılmış durumda olduğundan kale içine girilememektedir. Kuzeydoğu ve batı köşelerde yaklaşık olarak 5-6 m. yükseklikte silindirik kuleler bulunmaktadır. 18.05.2001 yılında korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edilmiştir.

Kapıkaya Kalesi;

Tortum’un Kapıkaya (Keğik) köyü sınırları içerisinde köye hakim bir alanda fakat köy yerleşim alanın uzağında göletin karşısında yer almaktadır. Kale üzerinde inşa kitabesi bulunmamaktadır. Kale bölgeye ve geçiş güzergahlarına hakim stratejik bir noktaya inşa edilmiştir.

Kale çevresine göre oldukça yüksek ana kaya üzerine kurulmuştur. Kalenin beden duvarları yaklaşık 2m. genişliğindedir. Kalenin sur duvarlarında yer yer dışa taşıntılı yarım daire şeklinde burçlar görülmektedir. Yapının sur duvarları ve harç kısımlarında horosan harcına benzer bir malzeme kullanılmış iri moloztaşlar bu harçla birbirine tutturulmuştur.

Kale dış duvarlarının harçlı kısımlarının zamanla döküldüğü ve taşların arasında boşluklar kaldığı görülmektedir. Kale beden duvarları ve burçların oldukça kalın inşa edilmesi sebebiyle burçlar ve kale duvarları mimari formunu korumaktadır. Kalenin tahrip olduğu bölümler genelde üst kısımlarıdır.

Eziniz Kalesi;

Tortum’un Uzunkavak Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Kale, Uzunkavak köyünün kuzeyinde yer alan Eziniz mevkideki tepenin uç tarafına yerleştirilmiştir. Kale, doğu-batı istikametinde yerleştirilmiştir. Sur duvarlarının genişliği ve yüksekliği yaklaşık olarak bölümleri büyük taşlarla yapılmış ve iç kısmı moloztaşlarla oluşturulmuştur.

Kalenin kuzeyinde üç adet burç, batısında ise bir burç bulunmaktadır. Kuzeyde bulunan burçlar kısmen sağlam vaziyetteyken batı cephesinde yer alan burcun büyük kısmı yıkılmıştır. Kalenin doğu cephesinde bulunmakta olan uç kısmı kurulduğu alanın konumudan dolayı hafif oval şekilli burç olduğu tahmin edilmektedir.

Yapının güney duvarları düz duvar tekniğinde yapılmıştır. Günümüzde kısmen yıkılmış olan kalıntılar yaklaşık olarak 2-3 m. yüksekliğindedir. Kaleye giriş batı cephesinde yer alan burcun yanından sağlanmakta olduğunu kalıntılardan anlaşılmaktadır. 16.07.2010 tarihinde korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edilmiştir.

 

Paylaşın

Samikale Kalesi ve Kocakaya Gözetleme Kulesi

Samikale Kalesi ve Kocakaya Gözetleme Kulesi; Erzurum’un Narman İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadırlar. Her iki yapıda Narman tarihinin derinliklerine işaret etmektedir.

Samikale Kalesi;

Narman İlçesine bağlı Samikale Köyünün doğusunda yer almaktadır. Kalenin güney kısmı sarp kayalıktan oluşmaktadır. Kayalık bir tepe üzerindeki kale, içten içe yaklaşık 60×150 m. ölçülerinde dikdörtgen planlıdır.

Yapının güney ve doğu kısmında kalıntılar ve surlar kısmen ayaktadır. Çanak çömlek parçaları ve kayaları oluşturan düzgün blok taşlar Urartu yerleşmesine işaret etmektedir. Kalenin esas yapısı Selçuklu ve Osmanlı işçiliğini göstermektedir. 10.03.1978 tarihinde korunması gerekli kültür varlığı olarak tescillenmiştir.

Kocakaya Gözetleme Kulesi;

Erzurum İli Narman İlçesine bağlı Başkale Köyünün 1,5 km. doğusunda, vadiye hâkim yüksek bir tepe üzerinde kurulmuştur. Tepenin morfolojisine uygun olarak yapılmış kalenin bazı sur duvarları ayaktadır. Kale duvarlarının iç ve dış yüzeyleri düzgün kesme taş kaplama olup duvar içleri kireç harçla karıştırılmış moloz taş dolguludur.

Tepenin etrafını çepeçevre saran sur duvarlarının bazı kısımlarda 4 m. uzunluğunda ve 2,5 m. yüksekliğinde olduğu tespit edilmiştir. Kalenin batı eteklerinde çok sayıda amorf ve profil veren seramik parçalarına ve yoğun yerleşim izlerine rastlanmıştır.

Seramik parçalarından kalenin Erken Tunç Çağından itibaren iskâna uğradığı ve Orta Çağa kadar farklı kültürlere ev sahipliği yaptığı düşünülmektedir. 28.03.2014 tarihinde korunması gerekli kültür varlığı olarak tescillenmiştir.

Paylaşın

Şenkaya Kaleleri

Erzurum’un Şenkaya İlçesi çevresi, çok eski tarihlerden itibaren iskanın olduğu, farklı devlet ve uygarlıkların hakimiyet sahası içerisinde yer aldığı bölgede bulunan çeşitli tarihi eserler ve ele geçirilen arkeolojik bulgular çerçevesinde ortaya çıkmıştır.

Ne var ki, bölge ile ilgili gerçekçi bir araştırmanın yapılmamış olması, burada bulunan çok önemli tarihi eserlerin kaderine terkedilmiş olması, hatta bir çok yerde hakkında doğru dürüst bir bilginin yer almaması bölgeye yönelik ilgisizliğinde bir belgesi niteliğindedir.

Şenkaya İlçesi sınırları içerisinde, “Sındıran Kalesi, Teketaş Kule Kalıntısı, Kaletaşı Kalıntısı, Evbakan Kalesi, Yaymeşe Kalesi, Yanıkkaval Kalesi, Şenkaya Kaleleri, Şenkaya, Erzurum, Bardız Kalesi, Turnalı Kalesi” savunma ve ticaret yollarının güvenliğini almak üzere birçok tarihi yapı bulunmaktadır.

Bardız Kalesi;

Şenkaya İlçesinde Bardız Bucağı yakınındaki Bardız Deresi’nde stratejik öneme sahip sarp bir kayalık üzerinde bulunmaktadır. Hiçbir yerinde kitabesi olmayan kalenin Ortaçağ’da yeniden yapılmış olduğu ve bugünkü yapısının Ortaçağ’dan kalma olduğu anlaşılmaktadır. Eviliya Çelebi seyahatinde Bardız kalesine geldiğini ve yapının El-Melik İzz-üd-din yapısı olduğundan bahsetmektedir. İbrahim Hakkı Konyalı ise yapının Saltukoğullarından İzz ed-Din Saltuk tarafından yaptırıldığını kabul etmektedir.

Kalenin ya bizzat İzz ed-Din Saltuk ya da onun büyük veziri Firuz Akay tarafından yaptırdığını öngörmektedir. Bugünkü mevcut kalenin Saltuklular zamanında yapıldığı, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde tamirat gördüğü düşünülmektedir.

Kale içten içe yaklaşık 150×75 m. boyutlarında kare planlıdır. Kalenin sur duvarlarının büyük bir kısmı ayaktadır. Burçlar ve burçlar arasındaki kesme taştan yapılmış sur duvarları görülmektedir. Sur ve burçlarda moloz ve kesme taş malzeme, iki ayrı renkte taş alternatif olarak kullanılmıştır.

Giriş kapısının olduğu yani güney cephesinin sol köşesinde aşağıdan 5 metre, yukarıdan da 3 metre kadar aşağıda çıkıntı halinde kırımızı bir taşa işlenmiş üç halka halinde örüklü bir motif bulunmaktadır. Bu motif köydeki çeşmelerdeki motiflerin bir benzeridir. Kalenin taşlarının köylüler tarafından sökülerek yapılarda kullandığı anlaşılmaktadır. 10.03.1978 tarihinde korunması gerekli kültür varlığı olarak tescillenmiştir.

Yanıkkaval Kalesi;

Erzurum İli Şenkaya İlçesinin Yanıkkaval Köyü sınırları içerisinde yer alır. Kale, küçük yonu taşlarından yapılmış ve ana kayalık zemin üzerine oturtulmuştur. Büyük bir kale olup beden duvarlarının büyük kısmı yıkılmıştır. Beden duvarlarının üst kısmı mevcut olmayan kelenin alt duvarları durmaktadır. Kalenin burç ve kuleleri tespit edilememiştir. 10.03.2006 tarihinde korunması gerekli kültür varlığı olarak tescillenmiştir.

Yaymeşe Kalesi;

Şenkaya İlçesi Yaymeşe Köyünün yaklaşık 1,5 km. kuzeydoğusunda bulunmaktadır. Kalenin duvarları kyklopik teknikte örülmüş olup alt kısımları günümüze kadar gelebilmiştir. Batı bölümünün altından dere geçen kalenin iç kısmı ağaçlarla kaplanmıştır. Kale ve çevresinde çok az seramik parçasına rastlanmasından dolayı kalenin tarihlendirilmesi yapılamamıştır. 23.08.2006 tarihinde korunması gerekli kültür varlığı olarak tescillenmiştir.

Evbakan Kalesi;

Şenkaya İlçesi Evbakan Köyü sınırları içerisindedir. Kale köyün 1-1,5 km. batısında bölgeye hakm ve dik bir tepe üzerinde konumlanmıştır. Kuzey surları kısmen ayakta olan kalenin diğer yönlerindeki duvarları temel seviyesindedir. Yaklaşık 250-300 m. uzunluğunda, 10-15 m. aralıklarla daralıp genişleyen bir form sergilemektedir. Kale içerisinde kayaya oyulmuş sunu alanı ile su sarnıcı bulunmaktadır.

Günümüze gelen sur kalıntıları horasan harcından yapılmıştır. Sarnıç ve tepe eteklerinde kaçak kazılar sonucu çıkarılmış öğütme ya da değirmen taşları gibi unsurlar kalenin Ortaçağa ait olduğunu göstermektedir. Kale içerisindeki sunu alanı kale tarihinin Urartu Dönemine kadar gidebileceğini düşündürmektedir. 27.01.2009 tarihinde korunması gerekli kültür varlığı olarak tescillenmiştir.

Sındıran Kalesi;

Şenkaya İlçesi Sındıran Köyü sınırları içerisinde yer alır. Moloz taş malzemeden inşa edilmiş kalenin güney tarafında moloz taş örgülü sur kalıntıları mevcuttur. Kale ile aynı parsel ve eksende şapel kalıntısı bulunmaktadır. Beden duvarları düzgün kesme taş malzeme ile inşa edilmiş, şapelin temel seviyesinde de taş malzeme kullanılmıştır. Şapelin kuzey doğusunda, 10 m. mesafede sur kalıntıları görülmektedir. 25.05.2012 tarihinde korunması gerekli kültür varlığı olarak tescillenmiştir.

Turnalı Kalesi;

Şenkaya İlçesine bağlı Turnalı Köyünün terk edilen eski yerleşim alanının yaslanmış olduğu sarp tepe üzerinde bulunmaktadır. Kayalık alana göre şekillendirilmiş küçük bir kaledir. Günümüze iki silindir formlu kulesi ve beden duvarlarının bir kısmı ulaşmıştır. Kalenin hangi dönemde yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Kalenin oturtulduğu kayalık alandaki kaya mezarı kalıntılarından Urartu öncesi veya çağdaş bir dönemde yapıldığı söylenebilir. 01.07.2004 tarihinde korunması gerekli kültür varlığı olarak tescillenmiştir.

Kaletaşı Kale Kalıntısı;

Şenkaya İlçesi Kireçli Köyü sınırları içindeki Köyüstü Mevkiinde bulunmaktadır. Kaletaşı Tepesi üzerinde yer alan kale kalıntısı 104 ada 1 parseldedir. Kuzey-güney doğrultulu kalenin güney uç kısmında moloz taştan yapılmış kısmen parçalanmış duvar izleri mevcuttur. Kalenin vadi içerisinden geçen ticaret yolu ve çevresini korumak amaçlı küçük bir karakol şeklinde inşa edildiği düşünülmektedir.

Kaletaşı tepesinin doğu yamacında yer alan iki adet mağara, kayalık alanın doğu yönünde iç kısma doğru gitmektedir. Mağaraların girişi kaçak kazılar sonucu çıkarılmış toprakla kapatılmış vaziyettedir. Kalede yapılmış kaçak kazı çukurlarının etrafında seramik parçalarına rastlanılmaktadır. 23.07.2010 tarihinde korunması gerekli kültür varlığı olarak tescillenmiştir.

Teketaş Kule Kalıntısı;

Şenkaya İlçesi Teketaş Köyü Havuzbaşı Mevkiinde yer alır. Kule Bardız Çayı ile Erzurum-Bardız karayolu arasında bulunan kayalık alan üzerindedir. 176 ada 1 parselde bulunan kulenin büyük bir kısmı yıkılmış olup moloz taştan yapılmıştır. 23.07.2010 tarihinde korunması gerekli kültür varlığı olarak tescillenmiştir.

 

Paylaşın

Erzurum: Eğlek (Ortiz) Kalesi

Eğlek (Ortiz) Kalesi; Erzurum’un Olur İlçesi, Eğlek (Ortiz) Mahallesinin yaklaşık 500 metre kadar batısında Kaletepe mevkiinde yer almaktadır.

Eğlek Mahallesi 118 ada, 1 nolu parselde kamu orta malı adına kayıtlı alanda yer alan Kale, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 28.08.2012 gün ve 410 sayılı kararı ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilmiştir. Yüksek kayalıkların zirvesinde yer alan kale 8×5 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır.

Kırma moloz taşlardan yapılmış olan kalenin etrafında ikinci bir kale duvar izleri yer almaktadır. Her iki kalenin de mimari teknik açıdan aynı dönemde yapıldığı görülmektedir. Büyük bölümü yıkılmış ve tahrip olmuş olan kalenin mimari teknik ve seramik bulgulara göre Bizans Dönemi’nden kalma olduğu değerlendirilmektedir.

Paylaşın