Siirt: Kral Yolu

Kral Yolu; Siirt’in Merkez İlçesi, Gökçebağ Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. İl merkezine 10 km uzaklıktadır. 

Botan Vadisi’nde akan Botan Çayı’nın (Uluçay) batı kenarında sarp yamaç boyunca uzanmaktadır. Asfalt yoldan Botan Vadisi’nin tabanına kadar inen yolun uzunluğu yaklaşık 2.4 km’dir.

Antik döneme ait yolların günümüze kalan parçaları da arkeolojik turizmin konusu içine girmektedir. Siirt il sınırları içerisinde iki antik yol kalıntısı bulunmaktadır. Bunlardan birisi “Kral Yolu” adıyla bilinir.

Kral Yolu da Botan Vadisi’nde bulunan Siirt Akabesi (Asur Yolu) gibi taşlarla döşenmiş olup, zikzaklar çizerek vadiyi tırmanmaktadır. Ortaçağ’da kullanılmış antik bir yoldur. Tarihte Botan Vadisi’ndeki Onbinlerin Yürüyüşü’ne sahne olan bu yol, Anadolu için büyük öneme sahiptir.

BOTAN KANYONU

MÖ 400’lü yıllarda yaşamış Yunanlı bir savaş muhabiri olan ve Yunan ordusu ile birlikte bu yürüyüşe katılmış olan Ksenophon’un “Anabasis (On Binlerin Dönüşü)” kitabına göre, bu bölge de Onbinlerin Yürüyüşünün gerçekleştiği mekanlardan biridir.

MÖ 401 yılında Pers Prensi Kyros, ağabeyi Pers Kralı Artakserkses’e karşı MÖ 401 yılında Grek paralı askerlerini de içine alan bir ordu ile Lidya’nın Sardes kentinden başlayarak çıktığı seferde bu yolu da kullanmıştır. Dolayısıyla bu yol tarihsel önemi nedeniyle bölge turizmi açısından çok büyük önem taşımaktadır.

Paylaşın

Siirt: Asur Yolu (Siirt Akabesi)

Asur Yolu (Siirt Akabesi); Siirt’in Merkez İlçesi ile Merkez İlçeye bağlı Yerlibahçe Köyü arasında yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Antik döneme ait yolların günümüze kalan parçaları da arkeolojik turizmin konusu içine girmektedir. Siirt il sınırları içerisinde iki antik yol kalıntısı bulunmaktadır. Bunlardan birisi “Siirt Akabesi” adıyla bilinir.

İnsan eliyle yapılan, antik çağdan kalan yeryüzündeki üç akabeden biri olan Siirt Akabe yolu, arkeolojik turizm açısından büyük bir potansiyele sahiptir. Akabe tehlikeli, sarp ve zor geçit anlamına gelmektedir.

Bu yol Asurlar tarafından yapılmıştır. Dolayısıyla “Asur Yolu” olarak da adlandırılabilir. Siirt Akabesi Batı ile Doğu arasındaki ulaşımı sağlayan önemli yollardan birinin üzerinde yer almaktadır.

Aşağı Botan Vadisi’nde yamaç boyunca 6 metre genişliğinde ve yaklaşık 3,5 km uzunluğunda, büyük taşların dizilmesiyle oluşturulmuş basamaklar şeklindedir. Bu yolun basamakları Botan Vadisi’nin yamacı boyunca uzanarak, Botan Çayı (Uluçay) kıyısında sona erer.

Bu antik yol, arkeolojik turizmin yanı sıra doğa yürüyüşleri içinde uygundur. Bir kısmı doğa olayları sonucu zamanla tahrip olan Siirt Akabesi’nin yapısına uygun şekilde restore edilmesi gerekmektedir.

Paylaşın

Siirt: Erzen Şehri ve Kalesi

Erzen Şehri ve Kalesi; Siirt’in Kurtalan İlçesi, Şeyh Yunus Köyü ile Batman’ın Kozluk İlçesi, Oyuktaş Köyü, Yeşilyurt Mezrası arasında Garzan Nehri’nin doğusunda yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Ne zaman ve hangi koşullarda kurulduğuna dair bir bilgi bulunmayan şehre, Romalıların Arzan, Süryanilerin Arzon, Ermenilerin Arzn/Artzn, Arapların ise Erzen adıyla andıkları bilinmektedir. Ortaçağın bölgedeki önemli şehirlerinin başında gelen Erzen Şehri’nin tarihi İslam Öncesi, İslam Dönemi olarak iki ayrılmaktadır şehrin ismine ilk defa Asurlara ait çivi yazılı metinlerde rastlanmaktadır.

Bu metinlerde Asurlularca ele geçirilen şehirlerden sayılması Erzen’nin IX. yy’dan önceki zamanlarda kurulduğunu ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca şehrin Roma ve Bizans medeniyetlerine de ev sahipliği yaptığı bilinmektedir. Coğrafi konumu nedeniyle sürekli savaş ve istilalara maruz kalmıştır. İslam Dönemi’nde ise en uzun ve en önemli dönemini, Anadolu’nun en eski ve Artuklulardan sonraki en uzun ömürlü Türkmen beyliği olan Dilmaçoğulları devrinde
(1085-1394) yaşamıştır.

Günümüzde toprak altında kalan kent kalıntıları üzerinde tarım yapılmaktadır. Şehirden iç kale, dış kale (66 tane burç tespit edilmiştir) ve üç giriş kapısı günümüze kadar varlığını koruyabilmiştir. Antik Erzen Şehri ve kalesinin konumu hakkında birbirinden farklı görüşler söz konusudur. Bu şehrin tarihinin netleştirilmesi ve turizme kazandırılması önem arz etmektedir

Paylaşın

Siirt: Gökçebağ Kaya Yerleşkesi

Gökçebağ Kaya Yerleşkesi; Siirt’in Merkez İlçesi, Gökçebağ Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Siirt İl Merkezinin yaklaşık 10 km. mesafededir. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Gökçebağ Kaya Yerleşkesi, Botan Vadisi’nde akan Botan Çayı’nın (Uluçay) batı kenarında sarp yamaçlarda çok sayıda mağaranın birleşmesinden oluşmaktadır. Botan Çayı (Uluçay) ve mağaralara “Kral Yolu” denilen yer yer onarılmış bir antik yoldan inilmektedir.

Tarihte Botan Vadisi’ndeki Onbinlerin Yürüyüşü’ne sahne olan bu yol, Anadolu için büyük öneme sahiptir. Bu yolun karşı yamacındaki kayalık sahada 5 gruba ayrılan 31 kaya ev bulunmaktadır. Mağaraların girişleri çoğunlukla yamacın güneye bakan tarafındadır.

Bu mağaralar Milattan önceki devirlerden beri tarih boyunca insanlar tarafından yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Kireçtaşlarının erimesi sonucu oluşmuş bu doğal mağaraların çoğu, insanlar tarafından oyulmak suretiyle şekillendirildikleri görülmektedir.

Mağaralarda genelde oturma veya yatma yerlerine benzer oyma yapılar, bazı odalarda ise şömine, havalandırma delikleri, duvarlara eşya koymak, mum veya ateş bırakmak için oyulmuş raflar, sarnıç, buğday dövmek için veya benzeri bir sebeple odaların ortasına açılmış delikler ve oyuklar görülmektedir.

Mağaraların hayvanlar için ayrılan odalarında ise yemlikler bulunmaktadır. Bu mağaralarda yerleşmenin kesin tarihi belirlenememiştir. Bu nedenle prehistorik turizm ve sonraki yüzyıllarda da kullanıldığından arkeolojik turizmde değerlendirilebilir.

Paylaşın

Siirt: Başur Höyüğü

Başur Höyüğü; Siirt’in Merkez İlçesi, Aktaş Köyü, Bakır Mezrası sınırları içerisinde yer almaktadır. Siirt İl Merkezinin yaklaşık 20 kilometre batısındadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Bilimsel araştırmalarla sürekli değişse de, insanın dünyadaki varlığı olarak bilinen 2.8 milyon yılı aşan sürenin hemen tamamında insan mağarada yaşamış MÖ 12.000’li yıllarda höyük adı verilen köyler kurarak mağara yaşamından çıkmışlardır.

Siirt, Doğu Anadolu Bölgesinin, Güneydoğu Anadolu Bölgesiyle bağlantısını sağlayan kapı olması ve coğrafyasının insan yaşamına son derece uygun olmasından dolayı her zaman dikkat çekici olmuştur. Yapılan kazı çalışmaları sonucu ortaya çıkarılan buluntulardan anlaşıldığı üzere Siirt ve çevresinde tarih öncesi dönemlerde çeşitli medeniyetlere ait kentler veya köyler kurulmuştur. Başur Höyüğü’de bu yerleşim yerlerinden biridir.

Başur Çayı’nın yaklaşık 200 m batısında, bir terasın üzerinde yer alan Başur Höyüğü, erken dönemlerden itibaren Van Gölü’nün batısındaki volkanik dağlarda bulunan obsidyen yatakları ilişkili olarak Botan ve Bitlis Vadileri, Mezopotamya ile Doğu Anadolu arasında yoğun bir şekilde kullanılması bu vadilerde Başur höyük gibi çok sayıda yerleşmenin kurulmasının nedenidir. Bölgenin en büyük höyükleri arasında olmasını bulunduğu konuma borçludur.

Başur Höyüğü, tarih turizmi açısından değerlendirilebilecek diğer bir yerleşmedir. MÖ 7000’li yıllarda iskân edildiği, sonraki süreçte zaman zaman yerleşim kesintiye uğrasa da MS 12-14 yüzyıllara dek yerleşimin sürdüğü tahmin edilmektedir. Başur Höyüğü, Yukarı Dicle Vadisi’nde bulunduğu jeopolitik konumu ve Geç Kalkolitik döneme ait tabakaları ile önemli bir yerleşmedir.

Başur Höyüğü’nde yapılan kazılar sonucunda MÖ 3 binyıla tarihlenen bir mezardan ele geçirilen, iki kişi oynandığı düşünülen 39 parçadan oluşan oyun takımı oldukça ilgi çekicidir. Dönemi içerisinde bilinen en zengin oyun taşı grubunu oluşturan takım, domuz, köpek, pramidal, yuvarlak ve mermi şeklindeki değişik renklerde, değişik türde taşlardan oluşmaktadır. Yakındoğuda mantığa ve matematiğe dayalı bir oyunun varlığını göstermekte olan
takım, Yakındoğu’nun en eski oyun takımı olmaya adaydır.

 

 

 

Paylaşın

Siirt: Çattepe Höyüğü

Çattepe Höyüğü; Siirt’in Kurtalan İlçesi, Çattepe (Tilli/ Til) Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Çattepe Höyüğü, Botan Çayı’nın (Uluçay) Dicle Nehri ile birleştiği sahada doğal bir yarımada üzerindedir. MÖ 4. bin yıldan Orta Çağa kadar yerleşilen Çattepe Höyüğü, sahip olduğu antik liman şehri özelliği ve konumu ile önemli bir turizm merkezidir.

Bilimsel araştırmalarla sürekli değişse de, insanın dünyadaki varlığı olarak bilinen 2.8 milyon yılı aşan sürenin hemen tamamında insan mağarada yaşamış MÖ 12.000’li yıllarda höyük adı verilen köyler kurarak mağara yaşamından çıkmışlardır.

Siirt, Doğu Anadolu Bölgesinin, Güneydoğu Anadolu Bölgesiyle bağlantısını sağlayan kapı olması ve coğrafyasının insan yaşamına son derece uygun olmasından dolayı her zaman dikkat çekici olmuştur. Yapılan kazı çalışmaları sonucu ortaya çıkarılan buluntulardan anlaşıldığı üzere Siirt ve çevresinde tarih öncesi dönemlerde çeşitli medeniyetlere ait kentler veya köyler kurulmuştur.

Çattepe Höyüğü’nün eski adı Tell-Fafan’ dır. Önemli bir Ortaçağ Arap Coğrafyacısı olan Al-Makdisi, Çattepe (Tell-Fafan) yerleşimini, “Ceziret-i İbn Ömer’e (Cizre) bir konak (24 saat) mesafede, bahçelerle bezeli, kapalı çarşıları ve kerpiçten evleri bulunan, hayatın ucuz olduğu bir şehir” olarak tanımlamıştır.

Su taşımacılığına uygun iki büyük nehrin birleşme noktasında olmasından dolayı Arap coğrafyacılara göre Dicle üzerinde gemi taşımacılığının başladığı ilk yer ve özellikle M.S. 10. yüzyıl süresince El-Cezire’nin önemli ticari şehir ve limanlarından biridir.

Yerleşmede Geç Roma Dönemi’nde yapılan büyük boyutlu kale, höyüğün önemli ölçüde tahrip olmasına yol açmakla birlikte, kalenin bulunduğu alanda çıkartılan buluntular buranın prehistorik dönemlerden itibaren yerleşilmiş bir höyük olduğunu göstermektedir. Çattepe Höyüğü, farklı dönemlerde çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yaptığından dolayı farklı dönemlere ait yapılar ve kalıntılar barındırmaktadır.

 

Paylaşın

Siirt: Türbe Höyüğü

Türbe Höyüğü; Siirt’in Merkez İlçesi, Yokuşbağlar Köyü, Çiçekyurdu Mezrası’nın kuzeybatısında yer alır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Türbe Höyüğü, Botan Vadisi’nin güneybatı kıyısında, Bitlis Çayı’nın Botan Çayı’na (Uluçay) döküldüğü yere yakın bir yerleşim yeridir. Siirt İl Merkezine yaklaşık 27 kilometre uzaklıkta bulunan Höyük, Botan Çayı’nın güneybatısındaki geniş düzlüklerin doğusunda, nehrin kenarında bulunan bir teras üzerindedir. Konum itibariyle önemli bir sahada bulunmaktadır.

Bilimsel araştırmalarla sürekli değişse de, insanın dünyadaki varlığı olarak bilinen 2.8 milyon yılı aşan sürenin hemen tamamında insan mağarada yaşamış MÖ 12.000’li yıllarda höyük adı verilen köyler kurarak mağara yaşamından çıkmışlardır.

Siirt, Doğu Anadolu Bölgesinin, Güneydoğu Anadolu Bölgesiyle bağlantısını sağlayan kapı olması ve coğrafyasının insan yaşamına son derece uygun olmasından dolayı her zaman dikkat çekici olmuştur. Yapılan kazı çalışmaları sonucu ortaya çıkarılan buluntulardan anlaşıldığı üzere Siirt ve çevresinde tarih öncesi dönemlerde çeşitli medeniyetlere ait kentler veya köyler kurulmuştur.

Türbe Höyüğü, tarih turizmi açısından değerlendirilebilecek önemli bir yerleşimdir. Farklı dönemlere ait izler taşıyan höyükte ilk iskan MÖ 7 binyılın son çeyreği öncesi döneme tarihlenmektedir. Höyük üzerinde bulunan mezarlardan dolayı Türbe Höyüğü olarak adlandırılmıştır.

Botan Vadisi’nde bulunan önemli tarihi mekanlardan biridir. Türbe Höyüğü’nde yapılan kazılar sonucunda ortaya çıkarılan buluntuların farklı dönemlere ait izler taşıması burayı arkeolojik turizm için ilgi çekici kılmaktadır. Türbe Höyük’te ortaya çıkarılan buluntuların turizm açısından değerlendirilmesi bölge turizmi için büyük önem arz etmektedir.

Paylaşın

Siirt: Güsir Höyüğü

Güsir Höyüğü; Siirt’in Eruh İlçesi, Ormanardı Köyü’nün 2 km kadar batısında yer alan Gusir Gölü’nün çevresinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Siirt İl Merkezine yaklaşık 40 km uzaklıktaki Güsir Höyüğü, Botan Çayı (Uluçay) ile birleşen Kavaközü Vadisi’nin güneyinde yer almakta olup, yaklaşık 3-4 hektar büyüklüğünde bir yerleşim alanına sahiptir

Bilimsel araştırmalarla sürekli değişse de, insanın dünyadaki varlığı olarak bilinen 2.8 milyon yılı aşan sürenin hemen tamamında insan mağarada yaşamış MÖ 12.000’li yıllarda höyük adı verilen köyler kurarak mağara yaşamından çıkmışlardır.

Siirt, Doğu Anadolu Bölgesinin, Güneydoğu Anadolu Bölgesiyle bağlantısını sağlayan kapı olması ve coğrafyasının insan yaşamına son derece uygun olmasından dolayı her zaman dikkat çekici olmuştur. Yapılan kazı çalışmaları sonucu ortaya çıkarılan buluntulardan anlaşıldığı üzere Siirt ve çevresinde tarih öncesi dönemlerde çeşitli medeniyetlere ait kentler veya köyler kurulmuştur.

Bölgenin bilinen en eski yerleşim yeri olan Güsir Höyüğü, toplanan buluntulardan elde edilen bilgilere göre, yaklaşık olarak MÖ 9700-8800 aralığında, Çanaksız Çömleksiz Neolitik Döneme tarihlenmektedir. Bu yerleşimden toplanan obsidyen aletlerin varlığı, muhtemelen Botan ve Bitlis Vadileri aracılığıyla Van Gölü Bölgesi’ne değin uzanan bir değiş-tokuş sisteminin varlığıyla ilişkilidir. Bu sahada mimarı kalıntılar, Yontmataş buluntuları ve diğer farklı buluntular mevcuttur.

Höyükte, duvar örgü tekniği, malzeme boyutları birbirinden farklı, dörtgen, oval, yuvarlak planlı yapılar, çukur tabanlı yapı, gömütler, dikilitaşlar, duvarlara asılı yabani koyun boynuzları ve silo benzeri yapılar bulunmaktadır. Ayrıca büyük çoğunluğu çakmaktaşı ve az sayıda da obsiyenden oluşan kazıyıcılar, deliciler, uçlar, kalem, düzeltili dilgi ve yonga gibi aletler Yontmataş buluntuları arasında yer almaktadır.

Yine burada öğütme taşları, delikli taşlar, hayvan başı şeklinde biçimlendirilmiş havanelleri, el taşları, altlıklar, taş tıkaç, kemik deliciler, bezekli taş plakalar, bir yüzü bezekli diğer yüzeyi oluklu taşlar, gömütlerin birçoğuna armağan olarak bırakılan süs eşyaları ve boncuklar, Güsir Höyüğe has olan oval veya yuvarlak biçimli yassı taşlardan yapılan pendant benzeri objeler höyükte ele geçirilen diğer buluntulardır. Bu mimari yapılar ve buluntular, çalışma sahasında prehistorik turizm açısından büyük öneme sahiptir. Höyük doğal çevre özellikleriyle de oldukça dikkat çekicidir

Paylaşın

Siirt: İki Girişli Mağara

ki Girişli Mağara; Siirt’in Kurtalan İlçesi, Yuvalı Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Mağaralar tarih boyunca insanların ilgisini çeken oluşumlardır. Büyük yer altı oyukları olarak da tanımlanan mağaralar, genellikle suların eritme süreci ile oluşmuş karstik aşınım şekillerinin en tipik örneklerinden olan yer altı ve yerüstü boşluklarıdır. Doğal oluşumlu mağaralar dışında, insan eliyle yapılmış mağaralar bulunmaktadır.

Mağaraların görsel, sportif, kültür ve sağlık bakımından sahip oldukları özellikler, turizme alternatif bir tip olarak mağara turizmini meydana getirmiştir. Mağaralar doğal oluşum ve varlıklarıyla (sarkıt ve dikitler, traverten, kuyu, göller, dereler, süslü salonlar) doğa turizminin, yerleşim ve dini ibadet yeri olarak kültür ve inanç turizminin, mikrokliması ve içindeki termal şifalı suları ile ise sağlık turizminin içinde değerlendirilmektedir.

Ülkemizin her tarafında olduğu gibi Siirt ve çevresi de mağara turizmi için büyük bir potansiyele sahiptir. İki girişli mağara turizm potansiyeli yüksek olan jeomorfolojik oluşumlardan biridir. Mağara, kalkerli kayacın akarsu tarafından aşındırılması sonucu oluşmuştur. Mağaranın iki girişi olduğu için “İki Girişli Mağara” olarak bilinmektedir. Mağara Bitlis Çayı kenarındaki konumu ve sahip olduğu görünümlerle oldukça ilgi çekicidir. Işıklandırma ve diğer çeşitli çevre düzenlemeleri yapılmak suretiyle turizmde değerlendirilebilir.

Paylaşın

Siirt: Çaykaya Mağarası

Çaykaya Mağarası; Siirt’in Baykan İlçesi, Çaykaya Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Mağaralar tarih boyunca insanların ilgisini çeken oluşumlardır. Büyük yer altı oyukları olarak da tanımlanan mağaralar, genellikle suların eritme süreci ile oluşmuş karstik aşınım şekillerinin en tipik örneklerinden olan yer altı ve yerüstü boşluklarıdır. Doğal oluşumlu mağaralar dışında, insan eliyle yapılmış mağaralar bulunmaktadır.

Mağaraların görsel, sportif, kültür ve sağlık bakımından sahip oldukları özellikler, turizme alternatif bir tip olarak mağara turizmini meydana getirmiştir. Mağaralar doğal oluşum ve varlıklarıyla (sarkıt ve dikitler, traverten, kuyu, göller, dereler, süslü salonlar) doğa turizminin, yerleşim ve dini ibadet yeri olarak kültür ve inanç turizminin, mikrokliması ve içindeki termal şifalı suları ile ise sağlık turizminin içinde değerlendirilmektedir.

Ülkemizin her tarafında olduğu gibi Siirt ve çevresi de mağara turizmi için büyük bir potansiyele sahiptir. Çaykaya Mağarası doğal özellikleri ile en dikkat çekici olanıdır. Mağara, bölgede günümüze kadar araştırması yapılmış en uzun doğal mağara özelliğine sahiptir. Germik Formasyonun üst seviyelerini oluşturan masif kireçtaşları içerisinde, sahadaki bindirmeler sonucu gelişmiş olan mağara yaklaşık 200 m uzunluğundadır.

Mağara, sağ tarafında yer alan Başur Çayı vadisine paralel olarak, fay hattı boyunca K-KD yönlü olarak devam etmektedir. Ortalama 5 m derinliğe sahip olan ve ilk girişten itibaren 13 m’lik ikinci bir inişle ulaşılan mağara tabanından itibaren, yaklaşık 20 derece eğime sahip olan ana galeriden 6 m ilerlenerek GD yönünde gelişmiş olan bir kola ulaşmaktadır.

Yarasa popülasyonunun bulunduğu yan kol ortalama 1,5 m genişlik, 1,5 m yükseklik ve yaklaşık 60 m uzunluğundadır. Mağaranın tabanı genel olarak çökmüş moloz ve irili ufaklı kaya parçalarıyla kaplı olup, yer yer damlataş oluşumları görülmektedir. Çaykaya Mağarası turizm için büyük bir potansiyele sahiptir. Ancak mağara, gerekli düzenlemeler yapıldığı takdirde şartıyla turizm amaçlı kullanılabilir.

Paylaşın