Saadet Partisi’nden Merkez Bankası Videosu: Game Over

Saadet Partisi Ankara İl Başkanlığı, sosyal medya üzerinden “Kırmızı ışık, yeşil ışık… Economy Game, ilk oyunuyla karşınızda” ifadeleriyle paylaştığı video ile Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın faiz kararını eleştirdi.

Haber Merkezi / Netflix dizisi Squid Game göndermeli videoda, görevden alınan Merkez Bankası başkanları Murat Çetinkaya, Murat Uysal, Naci Ağbal ve yeni Başkan Şahap Kavcıoğlu ile görevinden istifa eden eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın açıklamaları ve dolar/TL kurunun yükselişi eş zamanlı olarak yer aldı. Videonun sonunda ise doların son geldiği 9.49 kuru ve ‘Game Over’ ifadelerine yer verildi.

TCMB Para Politikası Kurulu (PPK), gün içerisinde faiz kararını açıklamıştı. MB, politika faizini yüzde 18’den yüzde 16’ya indirmesiyle, yükselişe geçen Dolar ve Euro kuru, rekor kırmıştı. MB, enflasyonun yüzde 20’ye yaklaşmasına rağmen 23 Eylül’de 100 baz puan faiz indirmişti.

Dolar/TL’de bugün görülen yeni zirveyle, 5 Eylül 2021 tarihinde Cumhurbaşkanı onayıyla açıklanan Hazine ve Maliye Bakanlığı imzalı Orta Vadeli Program’da (OVP) 2022 yılı için öngörülen ortalama 9,27’lik beklenti de şimdiden aşılmış oldu.

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: MB Faizi İndirse De Bindirse De Boş

Partisinin Bayraklı ilçe kongresinde konuşan DEVA Lideri Babacan, “Ülkedeki bütün hukuksuzluğun, yanlışların, ekonomiyle ilgili bütün hataların telafisini Merkez Bankası’nın sadece ve sadece faiz politikasıyla düzeltmesi mümkün değil. Faizi indirse de bindirse de sabit tutsa da boş. Hiçbiri işe yaramayacak. Merkez Bankası’nın öncelikle bağımsız olması lazım. Sadece fiyat istikrarını önceleyen bir tutum elde etmesi lazım.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İzmir’de partisinin Bayraklı ilçe kongresinde yaptığı konuşmada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasına, “Merkez Bankası tek kolu kırılmış, tek kolla mücadele etmeye çalışan yalnız bir kurum. Merkez Bankası’nın en önemli iki aracı döviz rezervi ve faiz politikasıdır. Döviz rezervleri eksi 52 milyar dolara düşmüş, yani artık döviz satışıyla kuru kontrol etme imkânı yok. Geriye faiz kaldı. Ülkedeki bütün hukuksuzluğun, yanlışların, ekonomiyle ilgili bütün hataların telafisini Merkez Bankası’nın sadece ve sadece faiz politikasıyla düzeltmesi mümkün değil. Faizi indirse de bindirse de sabit tutsa da boş. Hiçbiri işe yaramayacak. Merkez Bankası’nın öncelikle bağımsız olması lazım. Sadece fiyat istikrarını önceleyen bir tutum elde etmesi lazım.” ifadeleriyle başlayan Babacan, açıklamalarının devamında şunları söyledi;

“Dört yıllığına atanan bir Merkez Bankası Başkanı’nı üç dört ayda görevden alıp başkasını koyarsanız, o Merkez Bankası başkanının söylediği lafa hiç kimse itibar etmez. Merkez Bankası Başkanı çıkıyor, konuşuyor: ‘Şunu şöyle, bunu böyle yapacağız’. Ya senin yarın görevde olacağının garantisi yok. Belki yarın gideceksin. Ne söylesen boş.”

Zannediyorlar ki ‘Talimat verirsek, Merkez Bankası faizi indirirse ülkede faizler inecek’. Siz bu kafayla bunu rüyanızda görürsünüz, yapamazsınız. Hükûmet yüksek faizi mi tercih edecek, yüksek kuru mu? Bu iki kötüden birini tercih etmek zorunda kalmak, buraya sıkışmak sadece kötü yönetimin sonucu.

Merkez Bankası Başkanı veya Para Politikası Kurulu üyeleri Cumhurbaşkanı’nın yanlış politikalarına mazeret üretme, kılıf giydirme, gerekçe uydurma derdine düştüklerinde o kurum bitmiştir. Konuşmak zorunda değilsin, yanlışı savunmak zorunda hiç değilsin. Hiç olmazsa temsil ettiğin kurumun azıcık kalmış olan itibarını korumaya çalış. Onu da yapmıyorlar, herkes bir hesap içinde. Hiç kimse vatandaşın hesabının peşinde değil, herkes kendi hesabının peşinde.

“İktidar, gençlerin yarınlarını karartıyor”

“Batılı, Japon, Koreli, Singapurlu gençler yeni dünyanın, yarınların tasarımlarını yaparken, bizim ülkemizin gençleri ‘Karnımı nasıl doyururum’ derdinde. Elin Batılısı, Asyalısı, bizim gençlerimizden daha zeki, daha kabiliyetli de onun için mi daha iyi hayatlar yaşayabiliyor? Hayır, onlara sunulan imkanlar daha fazla. Aradaki fark, nitelikli eğitime, teknolojiye erişimdir. Aradaki fark, o ülkenin parasının satın alma gücüdür. Aradaki fark, özgürce düşünme ve düşündüğünü ifade edebilmektir. Aradaki fark, bu ülkedeki gençlere katma değer üretme fırsatını vermeyen zihniyettir. Teknolojiye, dil eğitimine, nitelikli eğitime önem vermeyen bu iktidar gençlerin yarınlarını karartıyor. Bu bir kader değil. Bu kötü tabloyu değiştireceğiz.

MacBook bilgisayar fiyatları açıklandı. Normal ülkelerde bilgisayar gençler için lüks değil. Ülkemizdeki öyle pahalı ki gençler alabilmeyi artık ancak hayal ediyor. Amerikalı bir gencin, ortalama gelir seviyesiyle alabildiği bir bilgisayarı Türkiye’de 40 bin liraya piyasaya çıkartıyorlar.Gençlerin, bırakın bilgisayar almayı, en önemli dertleri barınma ve gıda ihtiyacını temin edecek bir harçlık.

Adalet sadece yargının hızlı ve tarafsız çalışması değildir. Aynı zamanda sosyal adalettir. Öğrencilerin okurken; gençlerin iş ararken, çalışırken fırsat eşitliğidir. Toplumun adalete, hukuka, eşitliğe susamış bütün kesimlerinin, eşit söz hakkına sahip olacağı bir Türkiye’yi hedefliyoruz.Çünkü bu ülkenin insanları, eğitimde, sosyal yardımlarda, iş hayatında, hukukta, eşit vatandaşlık ilkesini görmek istiyor. Bu ülkenin insanları, hangi ailede, hangi gelir grubunda, hangi dilde, hangi dinde doğarsa doğsun, hayatın her alanında eşit fırsatlara sahip olmayı hak ediyor.

Biz bu topraklarda eşit vatandaşlığı hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Hiç kimsenin, yaşam tarzı, inancı, etnik kimliği, dili, cinsiyeti nedeniyle ötekileştirilmediği bir Türkiye hayal ediyoruz. Devletin her bir vatandaşına eşit yakınlıkta olması gerektiğini savunuyoruz. Kamuda işe alımda, yükseltmelerde, üst düzey görevlerde kişilerin ne etnik kökenine ne memleketine ne dinine ne mezhebine bakılmaması gerektiğini söylüyoruz.”

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Bakan Koca’dan Uyarı

Kovid 19’da son 24 saatte 28 bin 465 yeni vaka tespit edilirken, 198 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Toplum bağışıklığı elde edilene kadar maalesef yayılım devam edecek. Şu an, aşılanma oranının seviyesi aşı olmayanlar için güvence değildir. “Nasılsa başkaları aşı oldu ben olmasam da olur” düşüncesi yanlıştır. Aşı, birinci derecede, aşı olan kişileri koruyor” dedi.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 362 bin 213 test yapılırken, 28 bin 465 yeni vaka tespit edildi. 198 kişi hayatını kaybederken, 29 bin 160 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan açıklama

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı;

“Vakaların yaş ortalaması düştü. Artık yarıya yakını 30 yaş altında. Aşılama sonucunda hastane kapasitemiz zorlanmıyor. Yoğun bakım üniteleri ile servislerde yatan Covid-19 hastalarının çoğunluğunu halen yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar oluşturuyor.

Gençler çok daha az oranda hasta olsalar da büyüklerine karşı sorumlulukları var. Yeni dönemde virüsün daha ziyade gençler üzerinden yayıldığı biliniyor. Bu nedenle, hem sağlıklı bir eğitim ortamı oluşturmak hem de aile çevrelerini korumak için aşılarını yaptırmalıdırlar.

65 yaş üstü, salgının ilk döneminde kısıtlamalara ciddiyetle uydu. Şu anda bir kısıtlama bulunmuyor ama risk grubunda olduklarını unutmamalıdırlar. Aşılarını tamamlamaları ise hayati derecede önemlidir. Aşı, eğer tamamlanmamış ise sağlayacağı koruma sınırlıdır.

Toplum bağışıklığı elde edilene kadar maalesef yayılım devam edecek. Şu an, aşılanma oranının seviyesi aşı olmayanlar için güvence değildir. “Nasılsa başkaları aşı oldu ben olmasam da olur” düşüncesi yanlıştır. Aşı, birinci derecede, aşı olan kişileri koruyor.

İkinci doz ve hatırlatma dozu aşılarının zamanı gelen çok sayıda vatandaşımız var. Vakit kaybetmeden aşılarını tamamlamaları gerekmektedir. Bu, önce kendileri sonra tüm toplum için hayati önemde bir davranıştır. Salgınla mücadelede sağlığınız için kararlı ve ısrarcıyız.

Aşılamada son durum

Verilerde, aşılamada önde giden illere de yer verildi. Bakanlığın tablosuna göre yüzde 81,7 ile Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Ordu’yu Muğla, Kırklareli, Amasya, Çanakkale, Eskişehir, Osmaniye, Balıkesir, Edirne ve Burdur takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Diyarbakır, Muş, Siirt, Mardin, Bitlis, Bingöl, Ağrı ve Bayburt takip etti.

Paylaşın

MB’nin Faiz Kararına Kılıçdaroğlu’ndan Sert Tepki: Millete İhanet

Merkez Bankası’nın faiz kararına sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile tepki gösteren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Bu yapılanlar ya millete ihanet ya da bir sağlık sorunu… Başka bir izahı yok!” dedi.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizini yüzde 18’den yüzde 16’ya indirme kararına sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile çok sert tepki gösterdi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, açıklamasında, “Ülkenin şerefli bürokratlarına seslendim; bir de tabii ki şahsın bürokratları var. Onların ne olduğu bugün daha da aşikar oldu. Şahıs ve şürekası ülkeyi açlığa doğru götürüyor. Bu yapılanlar ya millete ihanet ya da bir sağlık sorunu… Başka bir izahı yok!” ifadelerini kullandı.

TCMB Para Politikası Kurulu (PPK), gün içerisinde faiz kararını açıklamıştı. MB, politika faizini yüzde 18’den yüzde 16’ya indirmesiyle, yükselişe geçen Dolar ve Euro kuru, rekor kırmıştı. MB, enflasyonun yüzde 20’ye yaklaşmasına rağmen 23 Eylül’de 100 baz puan faiz indirmişti.

Dolar/TL’de bugün görülen yeni zirveyle, 5 Eylül 2021 tarihinde Cumhurbaşkanı onayıyla açıklanan Hazine ve Maliye Bakanlığı imzalı Orta Vadeli Program’da (OVP) 2022 yılı için öngörülen ortalama 9,27’lik beklenti de şimdiden aşılmış oldu.

Paylaşın

Akşener’den Faiz Tepkisi: Olan Yine Halkımıza Oldu

Merkez Bankası’nın faiz kararına sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile tepki gösteren İYİ Parti Lideri Akşener, “Olan yine hane halkımıza, esnafımıza ve KOBİ’lerimize oldu. Bu aziz millet bunu hak etmiyor. Çok yazık…” dedi.

Haber Merkezi / İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizini yüzde 18’den yüzde 16’ya indirme kararına sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile çok sert tepki gösterdi.

İYİ Parti Lideri Akşener, açıklamasında, “Ciddiyetsiz bir iktidarın, atadığı liyakatsiz bir bürokrat aracılığıyla verdiği, rasyonellikten uzak bir kararın sonucunda olan yine hane halkımıza, esnafımıza ve KOBİ’lerimize oldu. Bu aziz millet bunu hak etmiyor. Çok yazık…” ifadelerini kullandı.

TCMB Para Politikası Kurulu (PPK), gün içerisinde faiz kararını açıklamıştı. MB, politika faizini yüzde 18’den yüzde 16’ya indirmesiyle, yükselişe geçen Dolar ve Euro kuru, rekor kırmıştı. MB, enflasyonun yüzde 20’ye yaklaşmasına rağmen 23 Eylül’de 100 baz puan faiz indirmişti.

Dolar/TL’de bugün görülen yeni zirveyle, 5 Eylül 2021 tarihinde Cumhurbaşkanı onayıyla açıklanan Hazine ve Maliye Bakanlığı imzalı Orta Vadeli Program’da (OVP) 2022 yılı için öngörülen ortalama 9,27’lik beklenti de şimdiden aşılmış oldu.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan Bürokratlara Bir Çağrı Daha!

Sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Sayın Bürokratlar, Bugün kararlar alırken, düsturunuz sadece milletimizin refahı olsun. Siz bu milletin onurlu evlatlarısınız, bunu hiç unutmayın” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bürokratlara bir çağrıda daha bulundu. Kılıçdaroğlu, sosyal medyadan paylaştığı mesajda, “Sayın Bürokratlar, Bugün kararlar alırken, düsturunuz sadece milletimizin refahı olsun. Siz bu milletin onurlu evlatlarısınız, bunu hiç unutmayın” dedi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, geçen hafta da sosyal medya hesabından paylaştığı video ile devlet memurlarına seslenmişti. Kılıçdaroğlu, “18 Ekim Pazartesi itibariyle bu düzenin illegal isteklerine verdiğiniz tüm desteğin sorumluluğu size de ait olmaya başlayacaktır. ‘Emir almıştım’ diyerek bu kirli işlerden sıyrılamazsınız. Size kanun dışı her ne yaptırılıyorsa Pazartesi itibariyle durun” demişti.

Kılıçdaroğlu, “Bu ülkenin bürokratlarına sesleniyorum; halkımızı da şahit olmaya davet ediyorum.” notuyla paylaştığı videoda şu ifadeleri kullanmıştı;

“Lağım kokusu yine her yeri sardı”

“Sevgili halkım; bugün devletimize hizmet eden memurlarımıza yani bürokratlarımıza önemli bir hususta seslenmek istiyorum, sizi de buna şahitlik etmeye davet ediyorum. Unutmayın, Türkiye Devleti’ni şahıs devletine dönüştürmüş bir kişi ve ailesi var. Bu şahsın ve ailesinin kişisel çıkarlarına hizmet etmeye zorlamış bir kısım devlet memurları var. Bazıları çok baskı altında. Bunun da elbette farkındayız. Ancak unutulmamalıdır ki devlete değil, şahsi çıkarlara hizmet etmenin sorumluluğu var. TÜGVA rezaletini hep beraber izliyoruz. Lağım kokusu yine her yeri sardı. Şahıs ve ailesi, vakıf süsü verdikleri bir paralel yapı ile devleti zapturapt altına almaya çalışmış.

Sevgili halkım; herhalde neyi çaldıklarının farkındasınız. Çalınan çocuklarınızın memuriyetidir yani geleceğidir. Bu sistemde Erdoğan ve şürekasının kurdukları vakıfların tezgahından geçmeyenlerin, memur olmalarının neredeyse imkânsız hale getirildiği görülmektedir. Daha önce memur olanların da görevde yükselmeleri, TÜGVA tezgahından geçmelerine bağlanmıştır. Böylece kamuda yapmak istedikleri ne kadar illegal iş, rant, mafyatik çıkar varsa bunları yapacak memur militanlar düzene eklemlenmiştir. Şimdi hepimizin gördüğü, bildiği bir şey daha var. İktidarın değişmesine az kaldı. İktidar değiştiğinde soruşturmalar başlayacak ve eminim ki bu bürokratların bir kısmı ‘efendim emir aldık uygulamak zorunda kaldık’ diyeceklerdir.

“Siz Erdoğan ailesinin değil, bu devletin şerefli memurlarısınız”

İşte bunu diyerek sıyrılırım diye düşünen, sarayın baskısına boyun eğerek kanun dışına çıkmış o devlet memurlarına buradan seslenmek istiyorum. Cenap Şahabettin’in bir sözü var, der ki: ‘En ağır angarya faydasızlığından emin olduğunu işi vazife namına ifa etmektir.’ Açıkça söylüyorum; vazife namına mafyatik düzene hizmet edemezsiniz. Kanun dışı işleri, emir olarak telakki edemezsiniz. Siz Erdoğan ailesinin değil, bu devletin şerefli memurlarısınız. Kamil akla gelmeniz için, Kılıçdaroğlu abinizin, amcanızın bu size son çağrısıdır.

18 Ekim Pazartesi itibariyle bu düzenin illegal isteklerine verdiğiniz tüm desteğin sorumluluğu size de ait olmaya başlayacaktır. ‘Emir almıştım’ diyerek bu kirli işlerden sıyrılamazsınız. Size kanun dışı her ne yaptırılıyorsa, pazartesi itibariyle durun. Bu illegal, paralel sistemlerden elinizi eteğinizi çekin. Size bunları yaptıranlara farklı bir muamele olacak elbet. Çünkü Sadi’nin dediği gibi, ‘Zalimleri bağışlamak, yoksullara cefadır.’ Söylediklerimi özetlemem gerekirse, Türkiye Devleti yeniden halkın devleti olma yoluna girmiştir. Kurumları, bir şahsın ve ailesinin ahırına dönüştürenler, elbette ki hesap verecektir.

“Sizler hala kendinizi bu pislikten sıyırma şansına sahipsiniz”

TÜGVA benzeri vakıfların üzerine çöktükleri devletin malları, hazineye iade edilecektir. Sizler hala kendinizi bu pislikten sıyırma şansına sahipsiniz. Bu şansı kullanın. Siz de şahit olun halkım. Konuşmama son vermeden önce, buradan bir selam göndermek istiyorum; memur Teoman, seni unuttuk zannetme kardeşim; aklımızdasın, gönlümüzdesin, hakkını alacaksın.”

Paylaşın

Yüz Yüze Eğitim Devam Edecek Mi? Bakan Koca Açıkladı

Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu toplantısı sonrası yazılı bir açıklama yapan Bakan Koca, yüz yüze eğitimin devam edip etmeyeceğine ilişkin, “Okulların kapanması söz konusu değil. Gündemimizde olmayacak. Bu sorunun gündemde kalmasının ise hiçbir faydası da manası da yok. Çocuklarımızı koruyarak, tedbirlere uyarak eğitimin her kademesinde yüz yüze eğitime devam edeceğiz” dedi.

Haber Merkezi / Salgının ulaştığı durumda günlük yaklaşık 30 bin vaka ile karşı karşıya olunduğuna dikkati çeken Bakan Koca, vakaların ortalama yaşının düşmesi ve aşılanmış olmak sayesinde hastanelerin kapasitesini zorlayacak bir hasta yükü ile karşılaşılmadığını vurguladı. Bakan Koca, vakaların yaş ortalaması düşmesine karşın hem servisler hem de yoğun bakım ünitelerinde halen ileri yaştaki kişilerin yatmaya devam ettiğine işaret ederek, Kovid-19 kaynaklı vefatlar içerisinde de bu yaş grubunun belirgin çoğunlukta olduğunu aktardı.

“Başkaları nasılsa aşı oldu, ben olmasam da olur” düşüncesinde olunmaması gerektiğinin altını çize Koca, “Aşı birinci derece aşı olan kişileri koruyor. Kendi korumamız kendi aşımızdır. İkinci doz ve hatırlatma dozu aşısının zamanı gelen vatandaşlarımızın hiç vakit kaybetmeden aşılarını tamamlamaları önce kendileri sonra tüm toplum için son derece kıymetli bir adım olacaktır. Israrla ve tekrarla sizleri aşı olmaya ve aşılarınızı tamamlamaya davet ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Koronavirüs Bilim Kurulu toplantısı sonrası yaptığı açıklama şöyle;

Salgının bugün ulaştığı durumda günlük yaklaşık 30 bin vaka ile karşı karşıyayız. Vakaların ortalama yaşının düşmüş olması ve aşılanmış olmak sayesinde hastanelerimizin kapasitesini zorlayacak bir hasta yükü ile karşılaşmıyoruz. Vakalarımızın yaş ortalaması düşerken, gerek servislerde gerekse yoğun bakım ünitelerinde maalesef halen büyüklerimiz yatmaktadır. Kayıplarımızda da yine ileri yaştaki büyüklerimiz belirgin şekilde çoğunlukta. Bununla birlikte artık Vakalarımızın neredeyse yarısı 30 yaş altındaki vatandaşlarımız. Gençlerimiz hastalığı hastaneye yatmadan geçirseler de bulaştırabilecekleri büyüklerimiz halen hastanede tedavi edilmek zorunda kalabiliyor. Bu durum artık sorumluluğun gençlerde olduğunu teyit ediyor. Salgının ilk dönemlerinde en çok kısıtlama 65 yaş üzeri büyüklerimize uygulanmış ve büyük bir fedakarlıkla kurallara uymuş ve sorumluluklarını yerine getirmişlerdi. Bugün sorumluluk alma, ön safta mücadele etme sırası gençlerimizdedir. Gençler, sorumlu davranarak evlerinize, sevdiklerinize, büyüklerinize virüs taşımamak için tedbirlere uymalı ve en kısa sürede tam aşılı hale gelmelisiniz. Gençler, sizleri mücadelede ön safa davet ediyorum.

Aşı programımızda bir çok vatandaşımız aşı olmuş olmasına rağmen bir yavaşlama dikkat çekmektedir. Aşı tam aşılı hale gelmeden çok sınırlı koruma sağlıyor. Hele toplum bağışıklığı elde edilmeden ne kadar emek versek de yayılım devam ediyor. Aşılanma oranının yüksek olması aşı olmayanları korumuyor. Hiç birimiz nasılsa başkaları aşı oldu ben olmasam da olur düşüncesinde olmamalı. Aşı birinci derece aşı olan kişileri koruyor. Kendi korumamız kendi aşımızdır. İkinci doz ve hatırlatma dozu aşısının zamanı gelen vatandaşlarımızın hiç vakit kaybetmeden aşılarını tamamlamaları önce kendileri sonra tüm toplum için son derece kıymetli bir adım olacaktır. Israrla ve tekrarla sizleri aşı olmaya ve aşılarınızı tamamlamaya davet ediyorum.

“Yerli aşımıza destek verin, salgına karşı kendi güvencemiz somut hale gelsin”

Bir çağrım da yerli aşımız Turkovac için. Aşımızın geliştirilmesinin her safhasında bağımsız bir bilim heyeti aşı çalışmasının sonuçlarını değerlendirerek bir sonraki aşamaya geçmesine izin vermektedir. Bilimsel çalışmaların bağımsız bilim insanlarımızca değerlendirildiğinden ve güvence altına alındığından emin olunuz. Bulunduğumuz aşamada ise 2 doz inaktif aşı olmuş sağlıklı bireylerin gönüllü olarak destek vermesine ihtiyaç var. Kendi aşımız kendi gücümüzdür. Bu güce güç katacak gönüllüler e-nabız üzerinden gönüllü olmaya müracaat edebilir ya da en yakın şehir hastanesine ulaşabilirler. Yerli aşımıza destek verin, salgına karşı kendi güvencemiz somut hale gelsin.

Geçen yıl bildiğiniz üzere influenza neredeyse hiç görülmedi. Tüm dünyada gerek maske kullanımı sebebiyle gerekse virüsün yayılım yollarının sınırlanmış olması sebepleriyle bir influenza salgını görülmedi. Bu yıl dünyada influenza artış eğiliminde olmasına rağmen, henüz ülkemizde görülmedi. Ancak diğer solunum yolları virüsleri ise yaygın şekilde görülmeye başladı. Bu durum maske ve mesafe kullanımında bu yıl geçen yıla göre daha gevşek olduğumuzu gösteriyor. Tedbir bizi influenzaya karşı da korur. 65 yaş üzeri büyüklerimiz ve risk grubundaki vatandaşlarımız için grip aşıları tanımlanmaya başlanmıştır. Aşılar stoklara girdikçe influenza aşısı tanımlanmaya devam edilecektir.

“Okulların kapanması söz konusu değil”

Bilim Kurulu üyelerimiz kendilerine çok sayıda “okullar açık kalacak mı?” sorusu ile müracaat edilmesinde şikayetçi. En net şekilde ve kararlı bir tavırla okullarımızın kapanmasının asla gündem olmayacağını bir kez daha ifade ediyoruz. Okulların kapanması söz konusu değil. Gündemimizde olmayacak. Bu sorunun gündemde kalmasının ise hiçbir faydası da manası da yok. Çocuklarımızı koruyarak, tedbirlere uyarak eğitimin her kademesinde yüz yüze eğitime devam edeceğiz.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Bakan Koca’dan Uyarı

Kovid 19’da son 24 saatte 29 bin 760 yeni vaka tespit edilirken, 214 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Aşı her yerde benzer etkiyi göstereceğine göre, acaba nerede hata yapıyoruz? Tedbirlerde zayıfız. Aşılanma da tedbir de artmalı” dedi.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 361 bin 350 test yapılırken, 29 bin 760 yeni vaka tespit edildi. 214 kişi hayatını kaybederken, 28 bin 803 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan açıklama

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Türkiye, nüfusa kıyasla aşı oranı en iyi ülkeler arasında. Buna rağmen, günlük vaka ve can kaybı sayılarımız arasında belirgin farklar var. Aşı her yerde benzer etkiyi göstereceğine göre, acaba nerede hata yapıyoruz? Tedbirlerde zayıfız. Aşılanma da tedbir de artmalı.” ifadelerini kullandı.

Aşılamada son durum

Verilerde, aşılamada önde giden illere de yer verildi. Bakanlığın tablosuna göre yüzde 81,5 ile Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Ordu’yu Muğla, Kırklareli, Amasya, Çanakkale, Eskişehir, Osmaniye, Balıkesir, Edirne ve Burdur takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Diyarbakır, Muş, Siirt, Mardin, Bitlis, Bingöl, Ağrı ve Bayburt takip etti.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu Ve Akşener’den Kritik Görüşme: Ortak Açıklama

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, CHP Genel Merkezi’nde bir araya geldi. Kılıçdaroğlu ve Akşener, görüşme sonrası düzenledikleri ortak basın toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

Haber Merkezi / Konuşmasına “Sayın Kılıçdaroğlu ve ekip arkadaşlarını İYİ Partide beraber çalıştığım ekip arkadaşlarımla beraber ziyaret ettik” cümleleriyle başlayan Akşener, açıklamalarının devamında şu ifadeleri kullandı;

“Biz iyileştirilmiş, güçlendirilmiş parlamenter sisteme dair bir çalışma yapmıştık ve yaz tatili gelmeden önce kamuoyuyla paylaşmıştım arkadaşlarımızın yaptığı çalışmayı, partimiz adına bu çalışmayı diğer siyasi partilere de takdim etmek üzere bir ziyaret sistemi oluşturduk. Bugün de CHP’ye hem bu çalışmamızı resmi olarak takdim ettik, hem de Sayın Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarıyla Türkiye’ye dair belirli konularda, önemli konularda, ekonomi başta olmak üzere, dış politika başta olmak üzere istişarede bulunduk.

İstişarenin Türkiye açısından çok önemli olduğuna, fikir teatisinin, dilin ortaklaşması, Türkiye’ye dair çözümlerin somutlaşması açısından çok önemli olduğuna inanıyoruz. Türkiye’de uzun zamandır istişare kavramı kayboldu. Bizlerin, Millet İttifakının 31 Mart’a göre iki partisi, 24 Haziran’a göre dört partisinin, Millet İttifakını oluşturan dört partinin istişare kavramını tekrar Türkiye’nin gündemine getirmesini önemli buluyorum ve bizi yönetenlere de ‘ben yaptım oldu’ fikrinin Türkiye’yi getirdiği nokta açısından onların da dönüp istişare kavramını tekrar hayatlarına almasına örnek olması gerektiğini düşünüyorum. Misafirperverliğiniz için çok teşekkür ederim arkadaşlarınıza ve size, sağ olun”

“Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu ise açıklamasında şunları söyledi; “Efendim Sayın Genel Başkan ve arkadaşlarıyla güzel bir toplantı gerçekleştirdik. Sayın Genel Başkanın da ifade ettiği gibi Türkiye’nin pek çok sorunu var. Hemen hemen her alanda ciddi sorunlar var ve bu sorunlardan Türkiye’nin arınması lazım. Türkiye’nin kendisine yeni bir yol haritası çizmesi, daha güçlü, daha dinamik bir yapıya ulaşması lazım. Bunun için de istişarelerde bulunduk, karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk.

Zaman zaman Sayın Genel Başkan ve arkadaşları, zaman zaman ben ve benim arkadaşlarım karşılıklı düşüncelerimizi aktardık. İyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistemle ilgili olarak da bize bir çalışma verdiler, kendilerine yaptıkları bu güzel çalışma dolayısıyla da teşekkür ederim. Ayrıca 6 siyasi partinin Genel Başkan Yardımcıları bu konuda bir çalışma yapıyorlar, o konuda da arkadaşlar bilgi verdiler.

Ben şunu ifade etmek isterim. Türkiye’nin çözülemeyecek hiçbir sorunu yoktur. Sorumlu politikacılar olarak bizler, bütün sorunlara kilitlenmiş vaziyetteyiz. İnşallah bütün bu sorunlardan Türkiye’yi kurtaracağız; güzel, yaşanabilir, huzur içinde bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz.”

Soru / Cevap

Soru; Efendim, geçtiğimiz günlerde 10 ülkenin büyükelçisi, Osman Kavala’nın serbest bırakılması yönünde çağrı yaptı. Dışişleri Bakanlığından bu çağrıya bir tepki söz konusu oldu. Sizin bu konuya ilişkin değerlendirmeniz ne olacak?

Meral Akşener; Şimdi Osman Kavala sizin tanımınıza göre Sorosçu öyle mi? Peki Soros’la masaya kim oturdu? Ben ve Sayın Kılıçdaroğlu değil. Sizi hiç hatırlamıyorum, ben hiç oturmadım. Dolayısıyla Dışişleri Bakanlığına böyle bir talepte bulunulmasını doğru bulur muyuz? Hayır bulmayız. Ama böyle taleplerin Türkiye’ye yapılır olmasına yol açmayı da doğru bulmayız. Dolayısıyla Rahip Brunson’u hatırlatan eylem ve söylemlerden Türkiye’nin uzak durmasının, Türkiye’nin itibarını öne koymasını tavsiye ederiz. Dolayısıyla bütün bunların önüne geçecek tek yol gerçekten hukukun işletilmesidir, Türkiye’deki hukuku, yargıyı oluşturan kurumların işlemesidir. Dolayısıyla söyleyeceğim budur.

Kemal Kılıçdaroğlu; Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına uyacağı sözünü verdi, bunun için de bir anayasa değişikliği gerçekleşti ve bu anayasa değişikliği TBMM’den oybirliğiyle çıktı. Bir ülkenin itibarı, imza attığı bir sözleşmenin arkasında durmaktır. İmza attığınız bir sözleşmenin gereğini yapmıyor ve arkasında durmuyorsanız itibar kaybeden Türkiye ve onu yönetenler olur. Biz Türkiye’nin itibarının her yerde, her alanda, her sahada korunmasını isteriz. Dolayısıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bir kararı varsa o kararın da uygulanmasını isteriz. Eğer Türkiye gerçekten demokratik bir ülke ise, bir hukuk devleti ise bu çerçevede hareket etmesi lazım.

Bir şeye de dikkatinizi çekmek isterim; Sayın Genel Başkan da ifade etti, Türkiye’ye dışarıdan yapılacak hiçbir müdahaleyi doğru bulmayız. Ama dışarıdan müdahale etmesine ortam hazırlayacak yönetimi de kabul etmeyiz, öyle bir yönetim de olmaz. Türkiye, hukuk devleti kuralları içinde gereğini yapar ve hepimiz de gereği yerine geldi diye herhangi bir düşünce, farklı bir düşünce ifade etmeyiz. Ama geldiğimiz nokta maalesef üzücü bir nokta.

Soru; Efendim, Bülent Arınç katıldığı bir canlı yayında CHP’nin oylarının arttığını söyledi. Artmasının sebebi olarak da laiklik ve Kemalist çizgiden uzaklaştığınızı söyledi. Bu konuyla ilgili ne düşünüyorsunuz bu birinci sorum. İkinci sorum da, TÜSİAD Başkanının önceki gün yaptığı konuşmada; laikliğe, yargı bağımsızlığına ve Merkez Bankası bağımsızlığına vurgu yapması, aynı zamanda İstanbul Sözleşmesinden Türkiye’nin çekilmesinin anlamsız olduğunu ifade etmesi hakkında iki Genel Başkan ne düşünüyor?

Kemal Kılıçdaroğlu; Öncelikle şunu söyleyeyim, Sayın Bülent Arınç’ın CHP’nin oyları önümüzdeki süreç içinde artacak diye bir ifade de bulunması güzel bir şey. Zaten hayatın bir gerçeği, gerçeği Sayın Bülent Arınç da görüyor, gördüğü içinde çok mutluyuz. İkinci sorunuz TÜSİAD Başkanı. TÜSİAD Başkanı da, TÜSİAD yönetimi de hiç üzülmesinler Türkiye’ye gerçek anlamda demokrasiyi getireceğiz, hukukun üstünlüğünü getireceğiz, yargı bağımsızlığını getireceğiz, bu konuda kararlıyız.

Meral Akşener; Şimdi mahşerin dört atlısı üzerimize üzerimize geliyor dedi Sayın Başkan. Doğrudur. Laiklik konusundaki hassasiyet üzerinden sordunuz. Yıllardır şunu söylerim, laiklik bir hukuk kuralıdır. Yani o ülkenin kanunlarının ilahi vahiye göre mi olacak, yoksa insan için mi hazırlanacak ona karar veren bir hukuk terimidir, hukuk normudur. Dolayısıyla laikliği bugüne kadar siyasetçiler konuştu, laikliği bugüne kadar işadamları konuştu, din adamları konuştu ama hukukçuların konuştuğu hiç görülmedi, ortadan kayboldu gitti. Şimdi laiklik aynı zamanda yapılacak kanunların ruhunu vaaz ettiğine göre, onun normu olduğuna göre, demek ki aynı zamanda insana göre, insan için yapılmasını vaaz ettiğine göre, onun normu olduğuna göre 21.yüzyılın yeni değer setlerine uygun kanunların ve bir hukuk anlayışının ortaya konulması gerektiğini de vaaz ediyor. Şimdi iş adamları açısından laikliğin önemi, hukukun üstünlüğü artı adaletle alakalı bir konu. Dolayısıyla ekonominin patronu güvendir, güveni oluşturacak olan hukuktur, hukukun üstünlüğüdür, adalettir ve ona bağlılıkta demokrasidir. Dolayısıyla demokrasiyle laikliğin yan yana oluşunun bugünlerde daha iyi anlaşılmış olmasını, anlaşılıyor olmasını çok olumlu bulduğumu ifade etmek isterim. Ama hukukçuların konuşması gereken bir norm olduğunu, bugüne kadar da habire başka başka alanlarda konuşulduğu için laikliğin ne olduğunun bir türlü anlaşılamadığını da sorunuzla irtibatlı olarak anlatmak isterim, tekrar hatırlatmak isterim.

Soru; Efendim bugün Irak ve Suriye tezkereleri Meclis Başkanlığına gönderildi. Tezkerelerle ilgili her iki partinin tutumu ne olacak?

Meral Akşener; Biz TBMM’ye gelen bütün tezkerelerle ilgili olarak önceden bir ekip kurarız. Bunu daha evvel de bir sanıyorum Demokrat Parti’yi ziyaretim sonrasında söylemiştim. Bu konunun uzmanı arkadaşlarımız üzerinden bir ekip kurarız, onlar tartışırlar, bir rapor ortaya çıkarırlar sonra da milletvekili arkadaşlarımızla bu paylaşılır. Çünkü milletvekili arkadaşlarımız evet veya hayır diyecekleri için. Bu çalışmayı yaptırdık ve o raporun sonucunda milletvekili arkadaşlarımıza ve bana sunulan raporda eleştirilerimiz baki kalmak kaydıyla evet oyu vereceğimizi buradan ifade etmek isterim.

Kemal Kılıçdaroğlu; Yetkili organlarımızda görüşeceğiz. Dün geldi, arkadaşlar ön görüşmeleri yaptılar, daha sonra MYK’da bu konuyu ayrıntılı olarak görüşüp kararımızı parlamentoda ifa edeceğiz.

Soru; Efendim parlamenter sistem çalışmalarının devam ettiğini belirttiniz. Siz de önerinizi sunduğunuzu söylediniz. Kurmaylarınız da yeni ana ilkeler üzerinde bir uzlaşma sağlamaya çalışıyor. Hatta dünkü toplantıdan sonra yazılı olarak artık bir metin haline dönüşmeye başladığı bilgileri gelmişti. Bu anlamda bu ne zaman bir sonuca varır? Aynı zamanda Sayın Akşener’in ziyaretleri devam etmişti diğer partilere. İttifakın büyümesine dair bir izleniminiz oldu mu, birçok farklı partiye gittiniz, parlamenter sistem üzerine de değerlendirmeler yaptınız, nasıl geri dönüşler aldınız efendim? Sizden de yine bu sürece ilişkin ne zaman liderler olarak bir yanıt alabileceğiz parlamenter sistemle ilgili?

Meral Akşener; Şimdi biz iyileştirilmiş, güçlendirilmiş parlamenter sistemle ilgili yaptığımız çalışmayı siyasi partilerin Genel Başkanlarına ve onların uygun gördüğü arkadaşlarına takdim ediyoruz. Aynı zamanda da Türkiye’ye dair görüşlerimizi karşılıklı olarak paylaşıyoruz ve bir istişare ortamı oluşturmaya çalışıyoruz. Bu arada Sayın Sarıgül’le de bir görüşme yaptık, o bizi ziyaret etmişti. Aynı şekilde Sayın Temel Karamollaoğlu bizi ziyaret etmişti, onunla da aynı biçimde bu görüşlerimizi paylaştık, karşılıklı istişarede bulunduk. DSP’yle de bir… Onlar bizi ziyaret etmişlerdi fakat çok yoğundu Genel Başkanları sanıyorum önümüzdeki süreçte bir görüşme imkanımız olacak.

Şimdi bütün bunların neticesinde birincisi bu istişareyi çok önemsiyoruz biz karşılıklı görüş alışverişini Türkiye’de tekrar hakim kılabilmeyi. Ben 22 aydır arkadaşlarımla Anadolu’yu geziyorum, ilçe ilçe esnaf geziyorum, orada birçok insan görüyoruz ve Türkiye’de dedikodular üzerinden, iftiralar üzerinden, hakaretler üzerinden ama dertler üzerinden olmayan bir siyasi atmosfer var. Bir ayağı bu gezilerimizle bu gerçek dertleri görüp, o gerçek dertler üzerinden konuşmak ve seçmeni velinimet yapmak. Bir diğer yönüyle de rekabet edebiliriz, biz bütün siyasi partiler birbirimizle rekabet edebiliriz ama Türkiye adına, milletimiz adına, devletimiz adına ve seçmenimiz adına bu rekabeti işbirliği içinde de yapma imkanımız var. Dolayısıyla bunları başarmaya yönelik bir fener tutmaya çalışıyoruz. Buralardan da son derece verimli sonuçlar aldık. Konuşmak kadar güzel bir şey yok, karşılıklı konuşmak kadar güzel bir şey yok. Önyargıların ortadan kalktığı, birbirinizi anlamaya çalıştığınız bir sistem bu.

Şunu söyleyebilirim, parlamenter sisteme dair ana hatlarıyla bu ziyaret ettiğimiz arkadaşlarımızın siyasi partilerin Genel Başkanlarının hiçbirinin bir itirazı yok. Onlarla da zaten 6 siyasi partinin Genel Başkan Yardımcıları şu anda birlikte çalışıyorlar. O dediğiniz metin, biz Sayın Genel Başkanımızla beraber sorduk, Sayın Erkek Beyefendi’ye sorduk, Aralık ayı gibi bize sunulacak, Genel Başkanlara sunulacak bir metnin çıkacağını söyledi. İnşallah her şey iyi olacak.

Kemal Kılıçdaroğlu; Evet, Aralık ayında umarım 6 siyasi partinin de üzerinde uzlaştığı temel ilkeler ortaya çıkmış olur. Bu çerçevede arkadaşlar çalışmaları yapıyorlar, Aralık ayı çok geç bir ay da değil zaten. Dolayısıyla çalışmalarında arkadaşlara başarılar diliyoruz.

Soru; HDP Eş Başkanı Pervin Buldan Ağrı’da ‘şimdilik demokratik muhalif olduklarını ama ileriki dönemde demokratik iktidarın bir parçası olabileceklerini’ söyledi. Bunun bakanlık teklifi olabileceği söyleniyor, böyle bir yorum yapıldı bu açıklaması sonrası. İki Genel Başkandan da bununla ilgili bir yorum alabilir miyim?

Meral Akşener; Neresinden bakalım? Ortada seçim yok, ortada kurulmuş bir iktidar yok. Türkiye’de bizlerle ilgili bir şey olduğu zaman 10 adım sonrasında siz şunu yapacaksınız diye parmaklar sallanıyor. Bu demokratik değil. Dolayısıyla demin söyledim, dedikodular, iftiralar, hakaretler üzerinden o ona bunu dedi, bu buna şunu dedi üzerinden çok harika bir siyasi atmosfer vardı biz bunu yıkmaya kararlıyız. Ben Sayın Buldan’ın ne söylediğini bilmiyorum şu anda sizden duydum. Ama bizim gündemimizde böyle bir durum yoktur.

Kemal Kılıçdaroğlu; Gerçekten de ben de ilk kez sizden duyuyorum. Ama şunu gayet iyi biliyorum, Millet İttifakını bozacak acaba ne yapabiliriz böyle bir arayışın özellikle Cumhur İttifakında olduğunu da gayet iyi biliyorum. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, hangi yola başvururlarsa vursunlar bu ülkenin insanlarının ferasetine güveniyorum. Onlar bizlerin bu memleket için çalıştığını, bu vatandaş için çalıştığını, herkesin huzur içinde yaşaması gerektiğini ve bunu da bizim hedef aldığımızı gayet iyi biliyor. Dolayısıyla bizim tek güvencemiz milletimiz.

Soru; Benim sorum Sayın Kılıçdaroğlu’na. Son dönemde yaptığınız açıklamalar cumhurbaşkanı adayı olacağınız şeklinde değerlendiriliyor. Özellikle Merkez Bankası ziyaretiniz ve bürokratlara yönelik yaptığınız açıklama. Öte yandan aynı dönemde İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da önce Karadeniz’e, sonra Güneydoğu’ya gitti ve bu da kamuoyunda İmamoğlu cumhurbaşkanı adayı olmak istiyor şeklinde yorumlandı. İmamoğlu’nun böyle bir talebi var mı?

Kemal Kılıçdaroğlu; Bana gelmiş herhangi bir talep yok. Ayrıca giderken de zaten benden izin aldı.

Soru; HDP, TBMM’de üçüncü büyük parti konumunda. Şimdi 6 siyasi parti aynı masada parlamenter sisteme geri dönüş çalışmalarını yürütüyor ama bu noktada HDP’nin dışlandığı ve demokrasi ittifakı çağrısına yanıt alamadığı yönünde eleştiriler de var. Bir noktada muhalefet cephesinde HDP’yle masaya oturulması, liderler düzeyinde de, alt düzeyde parlamenter sisteme geri dönüşte HDP’nin de sürece dahil edilmesi noktasında görüşleriniz nedir acaba?

Meral Akşener; Bizim bu konudaki görüşümüz defalarca defalarca defalarca söylendi hem benim tarafımdan, hem arkadaşlarım tarafından. İYİ Partiye dair bahsettiğiniz siyasi partinin yani HDP’nin Eş Başkanları, farklı yöneticileri tarafından da bize dair de, İYİ Partiye dair de görüşler anlatıldı anlatıldı anlatıldı , tekrarında yani ancak zaman almış olur. Değişen bir şey yok, burada duruyoruz.

Soru; AK Parti Başkan Yardımcısı Erkan Kandemir’in bir açıklaması oldu, ‘Halkın, milletin sıkıntılarının farkındayız, ekiplerimiz tebdil-i kıyafet halkın arasında geziyorlar’ dedi. Özellikle tebdil-i kıyafet kısmı tartışmalara yol açtı. Sizin yorumunuz olacak, iki Genel Başkana da…

Kemal Kılıçdaroğlu; Allah aşkına ekonominin durumunu bilmek için tebdil-i kıyafetle gezmeye gerek var mı? Akıl alacak şey değil. Bunlar gerçekleri görmüyorlar mı, gazeteleri okumuyorlar mı, vatandaşları dinlemiyorlar mı? Sayın Genel Başkan Anadolu’yu karış karış geziyor. Ben Anadolu’yu karış karış geziyorum. Esnafla, çiftçiyle, emekliyle, işçiyle, işsizle konuşuyoruz. Bunlar zaten söylüyorlar. Bunlar acaba televizyon da mı izlemiyorlar? Sadece havuz medyasının televizyonlarını mı izliyorlar? Türkiye güllük gülistanlık mı? Bütün dünyanın bildiği gerçeği bunlar bilmiyorlar mı? Efendim gerçeği öğrenmek için tebdil-i kıyafet yapıp halkın arasına girecekler. Hangi çağda yaşıyorlar bunlar? 21.yüzyılda yaşadıklarını da bunlar düşünmüyorlar. Öyle herhalde.

Meral Akşener; Ben Anadolu’yu gezerken AK Partiye oy vermiş -bugün grup konuşmamda da söyledim- AK Partiye oy vermiş, AK Parti teşkilatlarında çalışmış insanlarla da görüşüyorum. Temel mesele, o tebdil-i kıyafetin anlamı, AK Parti yöneticisi ve AK Parti mensubu olarak vatandaşın arasında gezememe korkusu. Tebdil-i kıyafetin anlamı o.

Paylaşın

FATF, Türkiye’yi ‘Gri Listeye’ Alabilir!

İngiltere’nin önde gelen gazetelerinden Financial Times, bugünkü sayısında dikkat çeken bir haber yayınladı. FT’de yer alan haberde, Türkiye’nin, Mali Eylem Görev Gücü (FATF) tarafından ‘gri liste’ye alınabileceği belirtildi.

Habere göre, FATF perşembe günü Paris’te gerçekleştireceği toplantıda bu kararı onaylayacak. Karar ile birlikte Türkiye’nin halihazırda ülkeye çekmekte zorlandığı dış sermaye yatırımlarının daha da azalabileceği belirtiliyor.

Edinilen bilgilere göre, FATF Türkiye’nin Uluslararası İşbirliği İnceleme grubu tarafından özel izlemeye alınması tavsiyesinde bulundu. Gri liste olarak da bilinen bu grubun içerisinde Arnavutluk, Fas, Suriye, Güney Sudan ve Yemen gibi ülkeler bulunuyor.

39 üyeye sahip FATF kurulunun büyük ihtimalle tavsiyeye uyacağı belirtilirken kaynakların bazıları ise bu onayın sadece bir formalite olacağını vurguladı.

FATF’in kendi sitesindeki tanıma göre, gri liste aslında kapsadığı ülkelerin artırılmış bir izlemeye tabi olmasını öngörüyor. FATF, gri listeye alınan bir ülkenin stratejik eksikliklerini belirlenen zamanda giderme taahhütünde bulunduğunu belirtiyor.

Mali Eylem Görev Gücü (FATF) nedir?

Mali Eylem Görev Gücü (Financial Action Task Force – FATF), “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı ve kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanı” ile mücadelede uluslararası standartlar oluşturmak ve söz konusu standartlarla uyumlu yasal ve kurumsal tedbirlerin alınması ve bu tedbirlerin operasyonel açıdan etkili bir şekilde uygulanmasını teşvik etmek amacıyla 1989 yılında G-7 ülkelerinin (ABD, Japonya, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Kanada) Paris’te yapılan toplantısında kurulan hükümetler arası bir organizasyondur.

FATF, sekreterya hizmetlerini Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (Organisation For Economic Cooperation and Development-OECD) Paris’teki merkezinde yürütmektedir. Buna karşın, FATF’in OECD ile organik bağı bulunmamakta ve çalışmalarını bağımsız olarak yürütmektedir.

FATF’in görev süresi, kuruluşundan itibaren periyodik olarak uzatılırken, 2019 yılının Nisan ayında alınan kararla süresiz hale getirilmiştir. FATF’nin karar mercii olan Genel Kurul yılda üç kez toplanmaktadır. FATF Başkanı, Genel Kurul tarafından FATF üyeleri arasından iki yıllık bir süre için atanmaktadır.

Paylaşın