Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Bakan Koca’dan Maske Uyarısı

Kovid 19’da son 24 saatte 28 bin 170 yeni vaka tespit edilirken, 208 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Temas ettiğimiz yüzeylerde virüs olabileceği için ellerimizi sık sık yıkamalıyız. Maskenin bu açıdan da koruma sağladığını ise unutmamalıyız” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 365 bin 412 test yapılırken, 28 bin 170 yeni vaka tespit edildi. 208 kişi hayatını kaybederken, 29 bin 353 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan maske uyarısı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı;

“Covid-19 solunum yoluyla bulaşan bir hastalık. Çoğu kere farkında bile olmadan yüzümüze dokunmamız virüsün bulaşma ihtimalini artıyor. Temas ettiğimiz yüzeylerde virüs olabileceği için ellerimizi sık sık yıkamalıyız. Maskenin bu açıdan da koruma sağladığını ise unutmamalıyız.”

Aşılamada son durum

Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan tabloda, 2 doz aşılama verilerine de yer verildi. En az 2 doz aşı olmuş 18 yaş üzeri nüfusu kapsayan verilere göre Türkiye’de 2. doz aşılama ortalama yüzde 80.79 oldu. 1. doz ortalaması yüzde 90.37 olurken, 1., 2. ve 3. doz aşı sayısı toplamda 119 milyon 602 bin 103’e yükseldi.

Verilerde, aşılamada önde giden illere de yer verildi. Bakanlığın tablosuna göre yüzde 84,5 ile Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Ordu’yu Osmaniye, Amasya, Muğla, Kırklareli Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Burdur takip etti.

Bakanlığın tablosuna göre yüzde 56.1 ile Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Muş, Bingöl, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Bayburt takip etti.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu ve Davutoğlu’ndan Çağrı: Hemen Seçim

Döviz kurundaki rekor artışların ardından Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu CHP Genel Merkezi’nde ziyaret etti. İki lider, görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Haber Merkezi / Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu, ortak basın açıklamasında ‘erken seçim’ çağırısını yineledi. Davutoğlu, “Erken seçim değil, hemen seçim diyorum” derken, Kılıçdaroğlu da Bahçeli’ye çağrıda bulunarak, “İçinde bir damla millet sevgisi varsa seçimin yolunu aç” ifadelerini kullandı.

”Herkes dışarıdan bir saldırıdan bahsediyor. Bu tablo, iktidarın yanlış politikaların ürünüdür” diyen Davutoğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle;

”Krizin gerçek mahiyetini anlayamadılar.

Yaşadıklarımız herhangi bir ekonomik kriz olarak yansıtılamaz. Herkes dışarıdan bir saldırıdan bahsediyor. Bu tablo, iktidarın yanlış politikaların ürünüdür. Dışarıdan müdahale olsaydı, Erdoğan bilir,  1 Mart tezkeresi reddedildiğini ülkede kriz beklentisi oluştu ama dolar 1.62 çıktı geri döndü.

Artık bu yanlış yolda devam etmeyin:

Türk lirasının değeri onurumuzdur. Bugün yaşanan gelişmelerle elinde fırsatçı şekilde dolar biriktiren bir kitle ile Türk lirasını cebinde taşıyan milyonlar arasında geniş bir uçurum vardır.

Bir tarafta dolarla yaşayanlar, bir yandan da Türk lirası ile yaşayanlar arasında gelir adaletsizliği var.

Dolar karşısında her gün Türk lirasının değerini düşüreceksiniz sonrada dış mihraklara kafa tutuyoruz diye bunlar yaşanıyor diyeceksiniz.

Bütçe artık geçerliliğini yitirmiştir. Türkiye ödemeler düzeni sarmalına giriyor. Bunun sorumlusu bu yönetim biçimidir. Her açıklama füze gibi Türk ekonomisini vuruyor.

12 bin dolara alışmış orta sınıfın erimesinin risklerini herkesin görmesi lazım.

Erdoğan’a çağrıda bulunuyorum: Bu hataları hamasetle örtme çabanız size de ülkeye de en büyük cezayı verecektir.

Başta TÜİK ve Merkez Bankası olmak üzere büyük bir çözülme yaşanıyor. Kurumsal bir yenilenmeye büyük bir ihtiyaç var.

Erken seçim demiyorum hemen seçim diyorum. Kimse ümitsizliğe kapılmasın en zor şartlarda Kurtuluş Savaşı’nı omuz omuza yapmışsak, yeniden yapacak insan birikimine sahibiz.”

“Böyle bir tabloyu görmedim, yaşamadım da. Öyle bir noktadayız ki, döviz kuru elektrik sayacından daha hızlı çalışıyor” diyen Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları ise şöyle:

”11 Ağustos 2018’de bir ekonomik kriz çıkacağını açıklamıştım. Bir şey yapılmadı. Arkasından 18 Mayıs 2020’de ekonomik buhrandan nasıl çıkarız diye 16 maddelik bir açıklama yaptım.

Ve geldik bu tablodan sonra kara kış fonu kurun, önlem alın diye çağrıda bulundum. Açık ve net piyalarda yangın var. Piyasalar durmuş vaziyette, en küçüğünden en büyüğüne herkesin kafasında kocaman bir soru işareti var. Kimse önünü göremiyor. Bugün partide oturup toplantı yaptılar, neden daha önce toplanmadınız?

Türkiye Cumhuriyeti bir kişiye devredilebilir mi? Böyle bir devlet geleneği Mete Han’dan beri hiç olmamıştır. Fiyat istikrarından sorumlu kurum fiyat istikrarını sağlayamıyor. Yetkisi elinde alındı, kim aldı? Erdoğan aldı bir kararname ile.

Böyle bir tabloyu görmedim, yaşamadım da. Öyle bir noktadayız ki, döviz kuru elektrik sayacından daha hızlı çalışıyor.

Bu kafayla bu ülkenin sorunlarını çözemezler, kapasiteleri yoktur. Fatura vatandaşa çıkıyor.

Bu ülke bizim ülkemiz, başka gidecek bir yerimiz yok. Dolayısıyla bir araya gelmeliyiz. Türkiye’yi bu karanlık kuyudan çıkarmalıyız. Cumhuriyet’in bütün deneyimleri var, buradan çıkılabilir.

Seçim. Millete niye güvenmiyorsunuz ya? Neden kaçıyorsun? Türkiye en derin krizlerinden birini yaşıyor. Suçu dış güçlere atıyorlar. Türkiye bu kadar zayıf mı ya? Milli diyorlar, yerli diyorlar; bunlar ne yerlidir ne millidir. Bir insan kendinde olmadığı birşeyi dillendirir.

Bahçeli’ye seslenmek istiyorum: Yüreğinde bir damla millet sevgisi varsa, erken seçimin kapısını aç, kardeşim.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, İktidara ‘Yerlilik Ve Millilik’ Üzerinden Yüklendi

AK Parti Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman’ın “Biz lider ülkeyiz. Siz bizi ekonomiyle, dolarla terbiye edemeyeceksiniz” sözlerine yanıt veren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “‘Bizi dolarla terbiye edemezler’ diyorsun. Sen dolarla vatandaşlık satıyorsun. Türk Lirası milli paramız iken dolarla dolarla Euro ile ihale yapıyorlar. Demek ki seni dolarla Euro’yla terbiye ettiler. Sen garantilerin tamamını dolarla yapıyorsun. Biz yerliyiz ve milliyiz diyorsun. Gayri milli ve gayri yerliler. Bunların yerlilik ve millilikle en ufak bir ilgileri yok” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Erdoğan’ın “Ekonomik kurtuluş savaşından zaferle çıkacağız” sözlerini de değerlendiren Kılıçdaroğlu, “20 yıldır sen neredeydin? 1 Türk Lirası 1 dolardı neredeyse başladığında, ne oldu 12 lira oldu? Milli kurtuluş savaşı veriyormuş, millete gaz vermeyi bırak. Ders verdim dersini çalış” dedi.

“Mandacı iktisatçıların reçetelerine itibar etmiyoruz” açıklamalarını da yorumlayan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Söylediği sözün anlamını biliyor mu? İhale yapıyorsun, dolar bazında yapıyorsun. Neresi yetkili, Londra’daki tahkim mahkemeleri. Bu mandacılık değil mi? Mandacılığa karşı mücadele ediyorsan, birileri sana ‘aptal olma’ dediği zaman mektubu alıp yüzüne çarpacaktın. Çarpamadın neden? Ekonomik olarak bağımsızlığımızı birilerine pazarladın” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Sözlerine, hayatını kaybeden Hasan Fehmi Güneş’i anarak başlayan Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Az önce oturumu yöneten arkadaşımız acı haberi sizlere de duyurdu. Hasan Fehmi Güneş, Türk siyaset dünyasının önemli aktörlerinden birisiydi. En zor günlerde İçişleri Bakanlığı yaptı. Kendisini en son Keçiören’deki evinde ziyaret etmiştim. Bu sabah haber geldi hayata gözlerini yummuş ama o bizim yüreğimizdeki canlılığını hep koruyacak. Kendisine Allah’tan rahmet diliyoruz.

22 Kasım Dünya Diş Hekimleri Günü. Hekimlerin pandemi süreci içinde nasıl bir fedakarlıkla çalıştığını hepimiz biliyoruz. Sağlık çalışanları haftalarca eve gitmedi, çocuklarını kucaklayamadılar. Bizim, toplumun sağlığı için mücadele ettiler. Aynı şekilde çalışan diş hekimlerine de yürekten saygılarımızı gönderiyoruz. Öyle bir tablo ile karşı karşıyayız ki kontrolsüz açılan fakülteler ileride atanamayan diş hekimleri sorununu gündeme getirirse kimse şaşmasın. Devlet planlama ile yönetilir. İhtiyaçlar sınırsızdır, kaynaklar sınırlıdır.

“Kendi geleceğiniz için oy kullanın”

Ekonominin temel felsefesi sınırlı kaynaklar ile sınırsız ihtiyaçlar arasında sağlıklı bir dengeyi oluşturmaktır. Almanya’da 31 diş fakültesi var biz de 103 tane var. Üniversitede okuyan bütün genç kardeşlerime sesleniyorum. Sizin sorunlarınızı çözmeyi ah ettik. Sizleri üniversite bitirdikten sonra işsiz bırakan düzeni tepetaklak yıkacağız. Bu düzeni değiştirmenin yolu sizlerden geçiyor. 6 milyon 300 bin genç ilk kez sandığa gidecek ve oy kullanacak. Kendi geleceğiniz için oy kullanın.

Yarın öğretmenler günü. Benim eğitim ile ilgili en önemsediğim cümle Gazi Mustafa Kemal’e ait bir cümle. ‘Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır ya da milleti esaret ve sefalete terk eder’ diyor. Öğretmenine değer vermeyen bir toplum sorunlarını çözemez. Buradan bütün öğretmen kardeşlerime sesleniyorum. Sizi bu toplumun en saygın kişisi yapmak konusunda elimizden gelen her türlü çabayı göstereceğiz. İtibarlı bir meslek haline getireceğiz öğretmenliği.

Ayrı bir yasaları olacak. 3600 Ek Göstergeyi oyalamadan, hemen vereceğiz. Sözleşmeli öğretmen, ücretli öğretmen falan yok. Öğretmen öğretmendir. 24 Kasım’da her öğretmenimize bir maaş ikramiye vereceğiz. Okullardaki öğretmen açığını süratle bitireceğiz. Köy okullarını tekrar açacağız. Ferhat ile Şirin’i buluşturur gibi öğrenci ile öğretmeni buluşturacağız. Bunları bütün öğretmen arkadaşlarımın hafızalarının bir yerinde tutmasını istiyorum çünkü geliyor gelmekte olan. Hepsini yapacağız. Hep haksızlıklara karşı durduk. Haksızlık karşısında susmamız gerektiğini öğretmenlerimiz öğretti bize. Adalet duygusunu güçlü tutmanın yolu haksızlığa karşı toplumun direnç göstermesidir. Bunu yapmamız gerekiyor. Bu ülkede çok şey oldu.

Adaleti öğrendik evet. Haksızlığı öğrendik evet ama demokrasiyi de güzelliği de öğrendik. Anneler için evlatlarının ne kadar değerli olduğunu öğrendik. Cumartesi Anneleri tam 26 yıldır haklarını arıyorlar. Evlatlarını arıyorlar. Bari mezar yerini gösterin diyorlar. Çoğu anne bunu görmeden hayata veda etti. Bunlar anneliğe yakışır asalet içinde, sessizce Galatasaray Meydanı’nda her cumartesi oturarak evlatlarını istediler. Tam 699 hafta. 700. hafta baskı kurdular, dövdüler ve gönderdiler. ‘Yasaya aykırı gösteri yaptıkları’ için. Mahkemeye verdiler. Elbette ki Cumartesi Anneleri haklı ama Diyarbakır Anneleri de haklı. O anneleri de anlamamız gerekiyor. Ayrımcılıktan beraberlikten söz ediyorum.

Türkiye’nin ciddi sorunları var ekonomide. Açık söylemek gerekirse mutfaklarda yangın var. Hangi eve giderseniz gidin -Saray’ı ve dolarla ticaret yapanları ayrı bir yere koyuyorum- fiyatlar artıyor ve herkes birbirini suçluyor. İktidar kanadı halcileri suçluyor. Hal esnafına gittim, konuştum. Halci arkadaşları topladım ve onlarca dertleştim. Dediler ki:

1. Tarımsal üretim çok pahalı. Gübre, ilaç, tohum, fide, sera malzemeleri pahalı ve çiftçi dolarla belirlenen bu fiyatlarla almak zorunda.

2. Bütün Avrupa Birliği ülkelerinde çiftçiler desteklenir ama biz de tarım kanunu var uygulanmıyor. Çoğu zaman var olan destekleri de toprak sahibine veriyorlar.

Ankara Hali’nde gösterdiler. Plastik kasayı gösterdiler. Bu kasanın fiyatı içindeki domatesten daha pahalı dedi. Bu çiftçi ne yapacak? Üretici ne yapacak?

‘Biz burada komisyoncuyuz, bizim alacağımız ücreti biz belirlemiyoruz. Yüzde 8 ama bunu da biz belirlemedik. Dolayısıyla bizim fiyatları artırma gibi bir şeyimiz yok. İstesek de yapamayız.’ dediler. ‘Biz suçlanmak istemiyoruz’ dediler. ‘Bizi hedef sektör haline getirdiler oysa biz yüzde 8’den başka bir kar elde etmiyoruz’ dediler.

Sonunda şunu söylediler. ‘Hali kazanan seçimi kazanır’ dediler. Ben de, ‘Başkan hiç endişe etme hem hali hem seçimi kazanacağız’ dedim. Onların bütün sorunlarını çözeceğim.

Sırça köşkte, sarayda oturursanız, oturup hal esnafı ile konuşmazsanız Türkiye’nin sorunlarını çözemediğiniz gibi Türkiye’nin sorunlarını çözemezsiniz. İnşallah bu bize nasip olacak.

Bir de gıda sektörü var. Mutfaklarda yangın var dedik. Her gün zam geliyor. Marketlerde saat başı etiket değiştiren elemanlar işe başladı. Öyle bir noktaya geldi ki Türkiye insanlar satış yaparken zarar ediyor. Çünkü yarım saat sonra fiyat değişecek aldığı fiyata kar koyamayacak. Onların da dertlerini öğrendim. Bizim dertlerimizi aktarın dediler. Diyorlar ki üretici elindeki malı satmaktan tedirgin. Bu tedirginlik felaket bir şey. Satışı yapanlar fiyat artışından sorumlu değildir. Eğer konuyu maliyet ve üretim ekseninde düşünemezseniz zaten fiyat artışı zorunlu olarak gelir. Hükümetin birinci önceliği üreticiyi korumak olmalı dediler. Eğer koruyamazlarsa açlıkla karşı karşıya kalabiliriz. Denetleme ile baskı ile fiyatlar düşmez, malı karaborsaya düşer dediler. Siz üretimi çözeceksiniz, piyasaya mal vereceksiniz. Yine gıda sektöründe eğer tedarik zincirinde bir kopuş olursa fiyatları kontrol edemezsiniz dediler.

Az önce çiftçinin girdilerinin ne kadar pahalı olduğunu ifade etmiştim. Tarım Orman Bakanlığının Kasım 2021 verileri: Üre Gübresinin tonu 8 bin 960 liraya çıkmış. Şimdi daha da arttı. Geçen yıl aynı ayda 2 bin 519 liraydı. Artış yüzde 256. Peki bu çiftçi ne yapacak? Siz kalkıyorsunuz çiftçiyi, marketçiyi, halciyi suçluyorsunuz. Dolar tırmandıkça bunlar artıyor adamlar ne yapsın? Fiyat mecburen artacak. Baskıyla, terörle mi fiyatı düşüreceksin? Hal esnafını terörist mi ilan edeceksin? Önce dönüp kendine bak. Türk Lirasını eriten kim? Sorumluluktan kaçıp sorumluluğu vatandaşa yüklemeye çalışıyorlar. Her şey pahalanırken et fiyatları neden düştü? Çünkü yem fiyatları artınca inekler kesime gitti. Sonrasında bizi farklı bir senaryo bekliyor. 32 milyon dekar alan ekilmiyor. ‘Her gün ürün fiyatı değişirse ortada bir sorun var demektir. İktidarın buna eğilmesi lazım. Soruna eğilmiyor bizi suçluyor’ diyorlar. Birisi, ‘Tarım Bakanlığı kaldırılırsa bu sorun çözülür’ dedi. ‘Et ve Süt Kurumu engel kurumuna dönüşmüş durumda’ dediler.

“Demokratik yollarla Saray sosyetesine dersini vereceğiz ve onları göndereceğiz”

Yoksulluk sınırı 10 bin 335 lira. Asgari ücret komisyonunu toplayın bu insanlar geçinemiyor dedik ama yapmadılar. Yapacağız dediler yılbaşını bekliyorlar, zaman kazanmaya çalışıyorlar. Bir emekli bana bir not göndermiş. ‘Malulen emekli oldum maaşım 1992 TL yakında 100 liraya denk gelecek. Bugün kendi kendime düşündüm acaba ben Uganda da mı yaşıyorum? Ben bu maaşla faturamı ödeyim, ekmek mi alayım, öğrenci mi okutayım yoksa evimi geçindiremiyorum diye intihar mı edeyim? Bana bir akıl ver. Bu nasıl bir sosyal devlet ben anlamadım. Ben seni çok eleştiriyordum, hakkını yemişim, hakkını helal et’ diyor. Senden biraz sabır bekliyorum. O saray gelecek buraya. Demokratik yollarla Saray sosyetesine dersini vereceğiz ve onları göndereceğiz. Saray sosyetesi ayrı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ayrı. Bu kardeşiniz fakirin, fukaranın, garibin, gurebanın, çiftçinin, emekçinin, herkesin yanında olacak.

Gıda sektörünün bütün bileşenleri ile toplantı yaptıktan sonra bu millet daha büyük acılar çekmesin diye çıktım 6 maddelik bir öneri yaptım. Bu düzeni beraber değiştireceğiz. Çiftçinin su ve elektrik borçlarını sil kardeşim. Öyle büyük paralar değil bunlar. Bankalarda, tarım kredi kooperatiflerindeki kredilerin faizlerini sil, anaparayı 6 ay ertele dedik. Tarımsal üretimde kullanılan mazotta 6 ay KDV alma dedik. Tüketicinin nefes alması için de 6 ay boyunca KDV’yi sıfırlayacağım de. Vatandaş bari ucuza alabilsin. Bizim belediyelerimiz kooperatiflerle işbirliği yapıyorlar. Büyük çoğunluğu kadın kooperatifleri. Yetersiz olduğunu biliyorum bütün belediyelerin aynı şekilde davranmasını isterim. Benim ayrıca marketlere de bir çağrım oldu. 10 temel ürün var bunlara zam yapmayın dedim. Zarar edeceksiniz biliyorum ama bunu telafi edeceğiz dedim. Bu ülkenin barışı ve huzuru için bu gereklidir dedik.

Bizim derdimiz ne bunların derdi ne? Bizim derdimiz vatandaş perişan vaziyette. Eşimle birlikte pazara gittik. Başlangıçta tanımadılar maske taktığımız için sonra birisi tanımış geldi. Emin olun ağzımızdan daha bir laf çıkmadan ‘Ne olursunuz bizim kurtarın’ dediler. En çok duyduğum laf bu oldu. ‘Ne olursunuz bizi kurtarın, bıktık bu adamlardan’, ‘Size hiç oy vermedim, oyum size’ diyor. Pazara gidişim bile saray sosyetesinin trolleri tarafından eleştirildi. Giderim arkadaş, giderim gerekirse tezgahın başına otururum.

“Vallahi hırsızları en iyi siz bilirsiniz…”

Ekonominin perişan halini biliyorlar acaba bundan nasıl sıyrılırız diye arayışlar içindeler. Birisi konuşmuş, ‘Siz bizi ekonomiyle, dolarla terbiye edemezsiniz’ diyor. Erdoğan, ‘Bu ekonomik Kurtuluş Savaşı’ndan da milletimizi zaferle çıkaracağız’ diyor. Eski bir AKP’li milletvekili, ’17-25 Aralıkta bu milletin cebinden 50-60 milyar dolarını çaldılar’ dedi. Vallahi hırsızları en iyi siz bilirsiniz… Ben 17-25 Aralık olaylarında 50-60 milyar dolar çalındığını bilmiyordum ama her ay 10 milyon doları cebine indiren adam bu rakamı veriyor. 50-60 milyar doları çaldılarsa çalan adam belli değil mi? ‘Oğlum paraları sıfırladın mı?’ diyen adam kimdi? Allah konuşturuyor… Sözde bize atacak ama itiraf ediyor.

Vallahi seni dolarla terbiye ettiler.. Öyle bir ettiler ki sabah yattın dolar, akşam yattın dolar. Mezara mı götüreceksin o doları? Dolarla kimi terbiye ettiler? Bunlardan eski birisi, ayda 10 bin doları cebine indirirken dolar baronları tarafından terbiye ediliyor. Konuşmayacaksın diyorlar. Terbiye ediyorlar. Sen dolarla vatandaşlık satıyorsun, seni dolarla terbiye etmişler. Türk Lirası milli paramızken dolarla ihale yaptılar. Demek ki seni dolarla terbiye ettiler. Bunları öyle bir terbiye ettiler ki, Türk Lirası’nı unuttular… Vatandaşlarından dolarla euro ile borçlandılar… Bütün bu rezillikler yaşanırken saray sosyetesinin lideri Erdoğan, ‘Bu ekonomik Kurtuluş Savaşı’ndan milletimizi zaferle çıkaracağız’ diyor. Ne oldu ki Milli Kurtuluş Savaşı vermeye başladın? Bu ülkeyi başkası mı yönetiyordu, 20 yıldır neredeydin? Geçiniz bunları. Millete gaz vermeyi de bırak otur adam gibi görevini yap.

Sana söyledim, ders verdim dersini çalış. Ne yapacağını söyledim sana. ‘Mandacı iktisatçıların reçetelerine itibar etmiyoruz’ diyor. Allah aşkına söylediği sözün anlamını biliyor mu? Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerini bıraktın Londra mahkemelerini seçtin. Neden? Çünkü dolarla ihale alanlar yarın iktidar değişirse başına bir iş gelmesin diye. O dolarla ihale alanların başına çok şey gelecek. Milletin hayrına ne geliyorsa gelecek… Bu milletin hakkını ve hukukunu savunacağım. Garanti veriyorsun dolarla bu mandacılık değil mi? Tank Palet Fabrikasını kalktın Katar Ordusuna verdin bu mandacılık değil mi? Sen mandacılığa karşı mücadele ediyorsan.. Birileri sana ‘aptal olma’ dediğinde mektubu alıp yüzüne çarpacaktın… Şimdi efelik yapıyor. Bu millet yutmaz. Sen korkma bu millet senin ne mal olduğunu gayet iyi öğrendi. Sen artık bu saatten sonra Türkiye Cumhuriyeti devletinin temel bir milli güvenlik sorunusun… ”

Paylaşın

GP Lideri Davutoğlu’ndan ‘Erken Seçim’ Çağrısı

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile dolar/TL kurundaki artışla ilgili iktidarı eleştirerek, erken seçim çağrısında bulundu.

Haber Merkezi / GP Lideri Davutoğlu, açıklamasında, “Dolar 12 TL’yi geçti, siz seyrediyorsunuz! “Faiz sebeptir, enflasyon neticedir” diye bahane üretiyorsunuz. Sorumluyu uzaklarda aramayın, aynaya bakın: Sebep sizsiniz! Ülkenin Geleceğini yakmanıza izin vermeyeceğiz!” ifadelerini kullandı.

Piyasaların açılmasıyla birlikte TL’nin yabancı para birimleri karşısındaki değer kaybı sürüyor. TL, dolar karşısında yüzde 5’ten fazla değer kaybetti ve kur 12,06’yı gördü. Euro/TL kuru 13,58’i; Sterlin/TL kuru ise 16,15’i buldu.

Davutoğlu, kurda yaşanan sert yükseliş ile ekonomik kriz üzerine daha önce yaptığı açıklamada Erdoğan ve Bahçeli’ye sert sözlerle yüklenerek, “Erdoğan-Bahçeli iktidarının ülkeyi batırarak verdikleri iktidarda kalma savaşının ismi ‘Ekonomik kurtuluş savaşı’ değildir! Her açıklamaları ekonomiye atılan bir füze etkisi yapan bu cehalet lobisi artık milli güvenlik sorunudur. Kimler adına çalıştıkları araştırılmalıdır” demişti.

Paylaşın

AİHM’den KHK İle Görevden Uzaklaştırılan 427 Yargı Mensubu İçin ‘Hak İhlali’ Kararı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 15 Temmuz darbe girişimi sonrası terör örgütü üyesi oldukları gerekçesiyle Kanun Hükmünde Kararnameyle (KHK) görevden uzaklaştırılan bir grup hakim ve savcı tarafından açılan davalarda hak ihlaline hükmetti.

Haber Merkezi / Tutuklamaların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğu belirtilen kararda, başvuranların ilk tutukluluk hallerinin hukuka uygunluğuna ilişkin Sözleşme’nin 5. maddesi kapsamındaki şikayetin kabul edilebilir olduğu, tutuklu bulundukları sırada hakim ve savcı olan başvuranların ilk tutukluluk hallerinin hukuka aykırılığı nedeniyle Sözleşme’nin 5. maddesinin ihlal edildiği hükmü oy birliği ile alındı.

Kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde başvuranların her birine 5.000 Euro ödemesine hükmedildi.  15 Temmuz darbe girişimi sonrası Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Anayasa Düzenine Karşı Suçlar Bürosu, yargı içinde “FETÖ” üyesi olduğundan şüphelenilen kişiler hakkında soruşturma başlatmış, çok sayıda kişi tutuklanmıştı.

Türkiye’nin savunması kabul görmedi

Davacı yargıç ve savcılar, Fethullahçı Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi oldukları gerekçesiyle, darbe girişimi sonrasında ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında alınan tedbirlere ilişkin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevden alınmıştı.

Türkiye’nin, görevden alınan hakim ve savcıların “örgüt bağlantılı” olmalarını “suçüstü hali” gösteren tezi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından kabul görmedi.

15 Temmuz darbe girişimi sonrası görevlerinden uzaklaştırılan devlet memurlarına ilişkin AİHM gündeminde yaklaşık 5 bin dava başvurusu daha bulunuyor. Bunların yaklaşık bin 200’ünü hakim ve savcılar tarafından açılan davalar oluşturuyor.

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan Erdoğan’ın ‘Ekonomik Kurtuluş Savaşı’ Sözlerine Sert Tepki

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bu ekonomik kurtuluş savaşından da milletimizi zaferle çıkaracağız” sözlerine sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile tepki gösterdi.

Haber Merkezi / SP Lideri Karamollaoğlu, açıklamasında, “Zam değil; ‘güncelleme’, yüksek döviz kuru değil; ‘rekabetçi kur’, ekonomik kriz değil; ‘ekonomik kurtuluş savaşı’ diyerek yaşadığımız sorunlar ortadan kalkmıyor, aksine problemlerimiz derinleşiyor. Bunun adı ekonomi yönetimi değil; olsa olsa “algı yönetimi”dir!” ifadelerini kullandı.

Karamollaoğlu, açıklamasının devamında, “Saadet Partisi olarak artık algılar değil çözüm önerileri konuşulsun istiyor, bunun gayretini veriyoruz. Bunun ilk adımı da problemlerin var olduğunu kabul etmektir, kavramlara işimize geldiği gibi takla attırmak değil! Biz problemleri biliyoruz ve bunları çözmeye de talibiz!” dedi.

Erdoğan ne demişti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizi eskiden hep yaptıkları gibi denklemin dışına itmek isteyenlerin, kur, faiz fiyat artışları üzerinden oynadıkları oyunu görüyoruz. Biz aynı oyunu vesayetle mücadelede gördük. Sabrettik ve başardık. Biz aynı oyunu terör örgütleriyle mücadelede gördük. Karşı atağımızı yaptık başardık. Bu ekonomik kurtuluş savaşından da milletimizi zaferle çıkaracağız. Ülkemizde önceliğimiz olan istihdamın yolunun yatırımdan, büyümeden geçtiğinden kimsenin şüphesi olmasın.” demişti.

Paylaşın

Demirtaş: Erdoğan Rejimi Uzatmaları Oynuyor

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP Eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Erdoğan rejimi çözüldü, dağıldı, bitti. Sadece uzatmaları oynuyor ve bu süre içinde de tahribat yaratmaya devam ediyor. Bence devlet içindeki hiçbir güç odağı artık Erdoğan’ın arkasında durarak ona destek olmayacak ve suça ortak olmaktan kaçınacaktır” ifadelerini kullandı.

Demirtaş, Artı TV’nin sorularını yanıtladı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun helalleşme çağrısını bir niyet beyanı ve ilk adım olarak önemli bulduğunu söyledi. İktidar ve yakın çevresinden, Kılıçdaroğlu’nun çağrısına yönelik açıklamaları provokatif bulduğunu ve dikkate alınmaması gerektiğini belirtti.

Demirtaş, “Türkiye’ye özgü bir yüzleşme süreci hayata geçirilebilir. Eş Genel Başkanımız Mithat Sancar bu konunun uzmanlarındandır. Elbette ki, yüzleşmenin bir boyutu da Kürtleri kapsayacaktır. Ancak yaralı toplumlar sadece Kürtlerden ibaret de değildir.” değerlendirmesini yaptı.

Konuyla ilgili, “Helalleşme” adlı yazısında kullandığı “Biz de helalleşeceğiz” ifadesinin çarpıtıldığını, kendisinin Kürtler adında birilerinden özür dilediğinin zannedildiğini söyledi ve tepki gösterdi.

Demirtaş, “Kürt halkının devlete özür borcu yoktur. Bununla birlikte, Kürtlerin siyasi temsilcilerinin kendi eksiklikleri ve hataları nedeniyle hem Kürtlere hem de diğer kesimlere bir özür borcu vardır. Benim de yazımda açıkça belirttiğim buydu. Yoksa mağdurun egemene özür borcu yoktur, olamaz.” ifadesini kullandı.

Demirtaş, “Muhalefet temsilcileri Erdoğan’ın gidici olduğunu her fırsatta dile getiriyor. Sizce Erdoğan gidici mi?” sorusuna verdiği yanıtta, Erdoğan rejiminin çöktüğünü, devlet içindeki güç odaklarının artık Erdoğan’a destek vermeyeceğini ve suça ortak olmayacağını belirtti.

“Hiçbir güç odağı artık Erdoğan’ın arkasında durarak ona destek olmayacak”

Demirtaş, “Erdoğan rejimi çözüldü, dağıldı, bitti. Sadece uzatmaları oynuyor ve bu süre içinde de tahribat yaratmaya devam ediyor. Bence devlet içindeki hiçbir güç odağı artık Erdoğan’ın arkasında durarak ona destek olmayacak ve suça ortak olmaktan kaçınacaktır.” düşüncesini dile getirdi.

Demirtaş, Erdoğan sonrası ve yeni sistem inşasında Kürtler ile HDP’nin pozisyonunu ise şöyle tarif etti:

“Partimiz mevcut ittifakların dışında konumlandığını zaten ilan etmişti. Ne seçim sürecinde ne de seçim sonrasında HDP ve Kürtler olup biteni tribünden izlemeyecektir. Aksine, siyasetin yapıcı unsuru olarak sürecin merkezinde olacaktır. Yüz yıl önceki gibi, cumhuriyet adeta yeninden inşa edilirken bir kez daha Kürtlerin ve diğer kesimlerin dışlanmasına, yok sayılmasına fırsat verilmemelidir. Aksi takdirde demokrasi de gelişmez, sorunlar da çözülmez.”

AKP dağılıp çöktüğü için ‘iktidarımı nasıl kurtarırım?’ telaşıyla tartışmaya açıyor bu konuyu. Bizim işimiz AKP iktidarının nasıl kurtulacağı değil, sandığa nasıl gömüleceğini tartışmak ve bunu yapmaktır. Muhalefetin yüzde 50+1 gibi bir gündemi olmamalı.”

Demirtaş, HDP’nin ittifaklara ve cumhurbaşkanlığı adaylığına ilişkin politikasını da değerlendirdi.

“HDP’nin cumhurbaşkanlığı seçiminde aday çıkarıp çıkarmayacağına, kimi destekleyeceğine tabanıyla birlikte HDP yönetimi karar verir. Günü geldiğinde bizlerin de görüşünü alarak, partimiz tavrını netleştirecektir. Henüz verilmiş bir karar bulunmuyor. Ben sadece AKP-MHP’nin yürüttüğü HDP’yi kriminalize etme planının ne kadar işe yaramaz ve aptalca olduğunu anlatmaya çalıştım.”

Millet İttifakının “HDP ile yan yana olmaktan kaçındığı” izleniminin de sorulduğu Demirtaş şunları kaydetti: 

“Kimse HDP ile yan yana oturmaya mecbur değil. HDP kimseye dayatmada bulunmuyor, kimseye şantaj yapmıyor veya yalvarmıyor. HDP’yi yok sayan, HDP ile konuşmayan, diyalog kurmayan hiç kimse, kim olursa olsun HDP’nin desteğini alamaz. HDP’nin kapıları diyaloğa sonuna kadar açık iken bunu değerlendirmemek büyük hata olur. Ama ben sağduyunun devreye gireceğine ve tüm muhalefetin seçim döneminde güçlü bir diyalog ve iş birliği zemini yakalayacağına inanıyorum.”

“Partimin ve halkımın vereceği her türlü görevi yürütmekten onur duyarım”

“HDP’nin başına yeniden geçmeyi düşünüyor musunuz? sorusuna Demirtaş, “Tabii ki siyasetten ve mücadeleden hiçbir zaman kopmadım, kopmayacağım. Benim için siyaset koltuk veya yetki demek değildir. Partimin ve halkımın vereceği her türlü görevi yürütmekten onur duyarım sadece.” yanıtını verdi.

“Cumhurbaşkanı seçilirse yapacağı ilk üç icraatının ne olacağı” sorusuna ise Demirtaş’ın yanıtı şu oldu:

“Çıkaracağım bir kararnameyle, gazetecilerin siyasetçilere bu tür sorular sorarken ilk icraatlarını üçle sınırlandırmasını yasaklardım. Çünkü Türkiye gibi bir ülkede yapılacak ilk üç şey değil, yapılacak ilk yüz şey, hatta bin şey var. Dolayısıyla bu soruya gönül rahatlığıyla, üç şey sayıp cevap vermem mümkün değil.”

Özlediklerini ve dışarı çıkması durumunda ilk yapmak istediklerine ilişkin olarak da “Dışarıda olan her şeyi özledim doğal olarak. Hızla dışarıdaki normal hayatıma adapte olmaya çalışırım herhalde.” dedi.

-Boş bir duvara yazı yazma şansınız olsaydı ne yazardınız?

“Lütfen bu duvara yazı yazmayın :)”

Paylaşın

Babacan İktidara Yüklendi: Siz Kimi Kandırıyorsunuz?

Sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile iktidara yüklenen DEVA Lideri Babacan, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi sayesinde ekonomimizin güçlü olduğu iddialarına ilişkin, “Bunun gerçek olmadığını ilkokula giden yavrularımız bile biliyor. Siz kimi kandırıyorsunuz?” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Erdoğan’ın ülkeyi ucuz iş gücü merkezi yapmayı planlıyor olabileceğini belirten Babacan, “Cumhurbaşkanı, kur artınca istihdamın artacağına dair, kıymeti kendinden menkul bir tez daha ileri sürmüş. Bu ne demek? Döviz kurunun artmasıyla, şu an zaten aylık 250 doların altına düşmüş olan asgari ücreti daha da düşürerek iş gücünü ucuzlatmak demek. Sayın Erdoğan bu ülkeyi ucuz iş gücü merkezi yapmayı planlıyor olabilir.  Madem öyle, çıksın bunu açıkça söylesin. Süslü lafların ardında bu gerçeği gizlemesin. ‘Ben işçilerimizin alın terini ucuzlatarak ekonomiyi yöneteceğim’ desin”  dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabından yaptığı canlı yayında gündemi değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kullandığı “ekonomik kurtuluş savaşı” tanımını eleştiren Babacan şunları söyledi:

“Şu anda ülkemizde bir ekonomik kurtuluş savaşı falan yok. Kötü yönetimin elinde değersizleşmiş bir Türk Lirası, itibarını yitirmiş bir Türkiye var. Hani her fırsatta ‘yerli ve millî’ diyorlar ya, işte bugün kendi kendilerine çıkardıkları gayet ‘yerli ve millî’ bir kriz var. Fakat ne yapıyorlar, kurdaki bu artışı adeta bir kurtuluş savaşı kimliğine büründürmeye çalışıyor. Elinde kuru ekmeği ile kalmış insanları, vatan savunmasındaymış gibi kandırmaya çalışıyorlar.

‘Savaştayız’ diyorlar; ‘Yokluğa, yoksulluğa, açlığa razı olacaksınız’ diyorlar. Yapmayın, bu ülkenin tertemiz insanlarını aldatmayın. Evet, halkımız, bu vatan için her türlü zorluğa göğüs germeye hazırdır. Ancak bu milletin fedakârlığını, cefakârlığını istismar etmeyin. Yeter artık. İktidarınızın süresini uzatmak için, şahsi bekanız için, milletimizin tertemiz duygularını kirletmeyin.

Taraflı, partili cumhurbaşkanı ve akraba bakanın göreve başladığı 2018 yılından bu yana yokuş aşağı yuvarlanıyoruz.  Sayın Erdoğan’ın, tek imzayla, aklına esen her şeyi yapmaya başladığı günden beri yoksullaşıyoruz. 13 sene kabinede Sayın Erdoğan’la beraber görev yapmış birisi olarak kendisine sesleniyorum. Her dar boğazda, 2002 krizinde, 2009 krizinde ekonomiyi teslim ettiği bir arkadaşı olduğunu da hatırlatarak kendisine sesleniyorum: Akıl dışı, bilim dışı tezlerinizi artık bir kenara bırakın. Bu ülke bunların maliyetini çok ağır ödüyor.

İnsanlar mutsuz, insanlar aç, insanlar umutsuz. Türkiye’nin dört bir yanını geziyorum. Bu ülkenin ekonomisi sizin oyuncağınız değil! Türkiye, sizin aklınıza gelenleri deneyeceğiniz bir laboratuvar değil! Bu ülkenin haysiyetli insanları da kobay değil. Yeter artık. Bilmiyor olabilirsiniz. Bilmediğinizin farkında olmayabilirsiniz. Hiç olmazsa bilenlerle çalışın, bilenlere danışın.

“Ülkemizi bu krizden yine biz çıkaracağız”

Ülkemizi, 2002 yılındaki krizden çıkaran, 2009 yılındaki krizden çıkaran takımın başında olan arkadaşınız olarak çok net söylüyorum. Ülkemizi bu krizden de yine biz çıkaracağız. Türkiye’yi iddialı ve itibarlı bir ülke yapacağız.  Mutlak yoksulluğu bu ülkeden silmiştik, yine sileceğiz. Yalanlara aldanmayın. İktidarın kurguladığı, hakikatten kopmuş propaganda söylemlerine kanmayın. Biz kimseye boyun eğmeyeceğiz, vatandaşımızın da boyun eğmesine müsaade etmeyeceğiz. Hayat pahalılığının altında beli bükülen vatandaşımızı kısa sürede refaha erdireceğiz. Az kaldı, bunu yapacağız. Umudunuzu asla kaybetmeyin.

Vahim bir konu daha var. Cumhurbaşkanı, kur artınca istihdamın artacağına dair, kıymeti kendinden menkul bir tez daha ileri sürmüş. Bu ne demek? Döviz kurunun artmasıyla, şu an zaten aylık 250 doların altına düşmüş olan asgari ücreti daha da düşürerek iş gücünü ucuzlatmak demek. Sayın Erdoğan bu ülkeyi ucuz iş gücü merkezi yapmayı planlıyor olabilir.  Madem öyle, çıksın bunu açıkça söylesin. Süslü lafların ardında bu gerçeği gizlemesin. ‘Ben işçilerimizin alın terini ucuzlatarak ekonomiyi yöneteceğim’ desin.

Biz bu ülkeyi, insan onurunun yok sayıldığı ülkelerden birine çevirmesine müsaade etmeyiz. Özgürlükleri sıfırlayıp ülkeyi içe kapatmasına, insan onuruna aykırı ücretlerle vatandaşını mağdur eden bir devlet uygulamasına müsaade etmeyiz. Bir de tüm istatistiki verilere aykırı olarak, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi sayesinde ekonomimizin güçlü olduğunu iddia etmiş. Bunun gerçek olmadığını ilkokula giden yavrularımız bile biliyor. Siz kimi kandırıyorsunuz?”

Paylaşın

Türkiye, Demokrasisi En Çok Gerileyen Ülkeler Arasında

Uluslararası Demokrasi ve Seçim Destek Enstitüsü’nün (IDEA) son yayınladığı rapora göre, Türkiye, son 10 yılda demokrasisi en çok gerileyen ülkeler arasında. Türkiye Freedom House ve Economist’in en son geçen yıl yayınlanan raporlarında da hibrit rejimler arasında gösterilmişti. 

Bianet’te yer alan habere göre; İsveç merkezli Uluslararası Demokrasi ve Seçim Destek Enstitüsü IDEA’nın 2021 raporu, “Birçok demokratik hükümet geriye gidiyor,” dedi.

Uluslararası kuruluş, bazı ülkelerin koronavirüs pandemisini kontrol altına almak için demokratik olmayan ve gereksiz adımlar atması nedeniyle demokrasinin dünya genelinde kötüye gittiği konusunda uyardı.

Otokratik rejimlerin “baskılarında daha da küstah” hale geldiği, ifade özgürlüğünün kısıtlandığı ve hukukun üstünlüğünün zayıfladığı belirtildi.

34 ulustan oluşan örgüt, ülkelerin yüzde 64’ünün pandemiyi durdurmak için “orantısız, gereksiz veya yasa dışı” eylemlerde bulunduğunu da sözlerine ekledi.

IDEA, demokrasinin durumuna ilişkin raporunda, geride kalan demokrasilerin sayısının son on yılda ikiye katlandığını ve özellikle ABD, Macaristan, Polonya ve Slovenya’da da gerilemeler olduğunu belirtti.

Raporda, “Genel olarak, 2020’de otoriter bir yönde hareket eden ülke sayısı, demokratik bir yöne gidenlerden daha fazla” denilerek, son iki yılda dünyanın en az dört demokrasiyi kaybettiğini” de belirtti.

Misyonu dünya çapında demokrasiyi ilerletmek olan hükümetler arası örgütün 80 sayfalık raporu, “sivil aktivizmin dikkate değer gücüne” dikkat çekti.

Türkiye hibrit demokrasi sınıfında

Raporda son 10 yılda en çok gerileyen ülkeler (bu demokrasinin 16 alt özelliğine göre ortalama alınarak belirleniyor) arasında Türkiye, Nikaragua, Sırbistan, Polonya ve Brezilya gösterildi.

Bu ülkeler demokraside çöküşün başlangıcında olarak nitelendi.

Dünyada her zamankinden daha fazla demokratik kayıpların olduğu ve demokratik gerileme yaşayan ülkelerin sayısının hiç olmadığı kadar yüksek seviyeye çıktığı vurgulanan raporda, aralarında Türkiye ve Rusya’nın da bulunduğu 20 ülke hibrit (melez) rejim olarak tanımladı.

Suudi Arabistan, Etiyopya, Çin ve İran’ın aralarında bulunduğu 47 ülke de otoriter rejim olarak tanımlandı.

Hibrit rejim/demokrasi nedir? Hibrit demokrasi, dört rejim türü arasında otoriter rejimden bir önceki sırada yer alıyor. Karma ya da melez rejim olarak da adlandırılan sistem düzenli seçim sahtekarlıkları olan ve adil ve özgür demokrasinin engellendiği ülkeler için kullanılıyor. Bu rejim türündeki ülkelerde genellikle muhalefetin bastırılması, hükümete bağlı yargı sistemi, basına ve ifade özgürlüğüne taciz ve baskı, az gelişmiş siyasi kültür görülüyor.

Türkiye Freedom House ve Economist’in en son geçen yıl yayınlanan raporlarında da hibrit rejimler arasında gösterilmişti.

Covid-19’un Demokrasi Üzerindeki Etkisinin Küresel İzleme ve İnsan Hakları başlığında Belarus, Mısır, Papua Yeni Gine, Türkiye ve Venezuela’da bilim insanlarına yönelik saldırılar düzenlendiği, sağlık çalışanlarının aktivistler, muhalif politikacılar ve gazetecilere ek olarak hedef alındığı belirtildi.

Raporda, Covid-19 döneminde araştırma ve bilginin yayılmasının engellendiği ülkeler arasında Türkiye de gösterildi.

Pandemiyle ilgili alınan önlemler arasındaki takip uygulamalarının kişisel verilerin saklanması riskini artırdığını belirten raporda, “Özellikle demokratik olmayaz sekiz rejim -Azerbaycan, Bahreyn, Çin, Kazakistan, Katar, Singapur, Tayland ve Türkiye- bu verileri pandemi sonrasında siyasi amaçlar için kullanabilir” denildi.

Cinsiyet eşitliği vurgusu

Raporda cinsiyet eşitliğinin pandeminin etkisiyle düştüğü belirtilirken, bazı liderlerin toplumsal cinsiyeti giderek artan bir şekilde silah olarak kullanmaya başladığı belirtildi.

Raporun ilgili bölümünde “Mart 2021’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’yi İstanbul Sözleşmesi’nden çektiği” belirtildi.

Rapor için TIKLAYIN

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Bakan Koca’dan Aşı Çağrısı

Kovid 19’da son 24 saatte 24 bin 856 yeni vaka tespit edilirken, 193 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Aşı ve tedbir, başta sağlığımız olmak üzere hayat kalitelerimizin savunulması demektir. Aşınızı zamanında olun” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 361 bin 005 test yapılırken, 24 bin 856 yeni vaka tespit edildi. 193 kişi hayatını kaybederken, 28 bin 935 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan açıklama

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı;

“Covid-19 salgınının doğrudan halk sağlığını tehdit eden sonuçlarını 20 aydır yaşıyoruz. Salgın bununla kalmıyor, bütün ülkelerde hayatın tüm alanlarını zayıf düşürüyor. Aşı ve tedbir, başta sağlığımız olmak üzere hayat kalitelerimizin savunulması demektir. Aşınızı zamanında olun”

Verilerde, aşılamada önde giden illere de yer verildi. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Ordu’yu Osmaniye, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale,   Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Burdur takip etti.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Muş, Bingöl, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Bayburt takip etti.

Paylaşın