AİHM’den KHK İle Görevden Uzaklaştırılan 427 Yargı Mensubu İçin ‘Hak İhlali’ Kararı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 15 Temmuz darbe girişimi sonrası terör örgütü üyesi oldukları gerekçesiyle Kanun Hükmünde Kararnameyle (KHK) görevden uzaklaştırılan bir grup hakim ve savcı tarafından açılan davalarda hak ihlaline hükmetti.

Haber Merkezi / Tutuklamaların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğu belirtilen kararda, başvuranların ilk tutukluluk hallerinin hukuka uygunluğuna ilişkin Sözleşme’nin 5. maddesi kapsamındaki şikayetin kabul edilebilir olduğu, tutuklu bulundukları sırada hakim ve savcı olan başvuranların ilk tutukluluk hallerinin hukuka aykırılığı nedeniyle Sözleşme’nin 5. maddesinin ihlal edildiği hükmü oy birliği ile alındı.

Kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde başvuranların her birine 5.000 Euro ödemesine hükmedildi.  15 Temmuz darbe girişimi sonrası Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Anayasa Düzenine Karşı Suçlar Bürosu, yargı içinde “FETÖ” üyesi olduğundan şüphelenilen kişiler hakkında soruşturma başlatmış, çok sayıda kişi tutuklanmıştı.

Türkiye’nin savunması kabul görmedi

Davacı yargıç ve savcılar, Fethullahçı Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi oldukları gerekçesiyle, darbe girişimi sonrasında ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında alınan tedbirlere ilişkin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevden alınmıştı.

Türkiye’nin, görevden alınan hakim ve savcıların “örgüt bağlantılı” olmalarını “suçüstü hali” gösteren tezi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından kabul görmedi.

15 Temmuz darbe girişimi sonrası görevlerinden uzaklaştırılan devlet memurlarına ilişkin AİHM gündeminde yaklaşık 5 bin dava başvurusu daha bulunuyor. Bunların yaklaşık bin 200’ünü hakim ve savcılar tarafından açılan davalar oluşturuyor.

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan Erdoğan’ın ‘Ekonomik Kurtuluş Savaşı’ Sözlerine Sert Tepki

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bu ekonomik kurtuluş savaşından da milletimizi zaferle çıkaracağız” sözlerine sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile tepki gösterdi.

Haber Merkezi / SP Lideri Karamollaoğlu, açıklamasında, “Zam değil; ‘güncelleme’, yüksek döviz kuru değil; ‘rekabetçi kur’, ekonomik kriz değil; ‘ekonomik kurtuluş savaşı’ diyerek yaşadığımız sorunlar ortadan kalkmıyor, aksine problemlerimiz derinleşiyor. Bunun adı ekonomi yönetimi değil; olsa olsa “algı yönetimi”dir!” ifadelerini kullandı.

Karamollaoğlu, açıklamasının devamında, “Saadet Partisi olarak artık algılar değil çözüm önerileri konuşulsun istiyor, bunun gayretini veriyoruz. Bunun ilk adımı da problemlerin var olduğunu kabul etmektir, kavramlara işimize geldiği gibi takla attırmak değil! Biz problemleri biliyoruz ve bunları çözmeye de talibiz!” dedi.

Erdoğan ne demişti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizi eskiden hep yaptıkları gibi denklemin dışına itmek isteyenlerin, kur, faiz fiyat artışları üzerinden oynadıkları oyunu görüyoruz. Biz aynı oyunu vesayetle mücadelede gördük. Sabrettik ve başardık. Biz aynı oyunu terör örgütleriyle mücadelede gördük. Karşı atağımızı yaptık başardık. Bu ekonomik kurtuluş savaşından da milletimizi zaferle çıkaracağız. Ülkemizde önceliğimiz olan istihdamın yolunun yatırımdan, büyümeden geçtiğinden kimsenin şüphesi olmasın.” demişti.

Paylaşın

Demirtaş: Erdoğan Rejimi Uzatmaları Oynuyor

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP Eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Erdoğan rejimi çözüldü, dağıldı, bitti. Sadece uzatmaları oynuyor ve bu süre içinde de tahribat yaratmaya devam ediyor. Bence devlet içindeki hiçbir güç odağı artık Erdoğan’ın arkasında durarak ona destek olmayacak ve suça ortak olmaktan kaçınacaktır” ifadelerini kullandı.

Demirtaş, Artı TV’nin sorularını yanıtladı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun helalleşme çağrısını bir niyet beyanı ve ilk adım olarak önemli bulduğunu söyledi. İktidar ve yakın çevresinden, Kılıçdaroğlu’nun çağrısına yönelik açıklamaları provokatif bulduğunu ve dikkate alınmaması gerektiğini belirtti.

Demirtaş, “Türkiye’ye özgü bir yüzleşme süreci hayata geçirilebilir. Eş Genel Başkanımız Mithat Sancar bu konunun uzmanlarındandır. Elbette ki, yüzleşmenin bir boyutu da Kürtleri kapsayacaktır. Ancak yaralı toplumlar sadece Kürtlerden ibaret de değildir.” değerlendirmesini yaptı.

Konuyla ilgili, “Helalleşme” adlı yazısında kullandığı “Biz de helalleşeceğiz” ifadesinin çarpıtıldığını, kendisinin Kürtler adında birilerinden özür dilediğinin zannedildiğini söyledi ve tepki gösterdi.

Demirtaş, “Kürt halkının devlete özür borcu yoktur. Bununla birlikte, Kürtlerin siyasi temsilcilerinin kendi eksiklikleri ve hataları nedeniyle hem Kürtlere hem de diğer kesimlere bir özür borcu vardır. Benim de yazımda açıkça belirttiğim buydu. Yoksa mağdurun egemene özür borcu yoktur, olamaz.” ifadesini kullandı.

Demirtaş, “Muhalefet temsilcileri Erdoğan’ın gidici olduğunu her fırsatta dile getiriyor. Sizce Erdoğan gidici mi?” sorusuna verdiği yanıtta, Erdoğan rejiminin çöktüğünü, devlet içindeki güç odaklarının artık Erdoğan’a destek vermeyeceğini ve suça ortak olmayacağını belirtti.

“Hiçbir güç odağı artık Erdoğan’ın arkasında durarak ona destek olmayacak”

Demirtaş, “Erdoğan rejimi çözüldü, dağıldı, bitti. Sadece uzatmaları oynuyor ve bu süre içinde de tahribat yaratmaya devam ediyor. Bence devlet içindeki hiçbir güç odağı artık Erdoğan’ın arkasında durarak ona destek olmayacak ve suça ortak olmaktan kaçınacaktır.” düşüncesini dile getirdi.

Demirtaş, Erdoğan sonrası ve yeni sistem inşasında Kürtler ile HDP’nin pozisyonunu ise şöyle tarif etti:

“Partimiz mevcut ittifakların dışında konumlandığını zaten ilan etmişti. Ne seçim sürecinde ne de seçim sonrasında HDP ve Kürtler olup biteni tribünden izlemeyecektir. Aksine, siyasetin yapıcı unsuru olarak sürecin merkezinde olacaktır. Yüz yıl önceki gibi, cumhuriyet adeta yeninden inşa edilirken bir kez daha Kürtlerin ve diğer kesimlerin dışlanmasına, yok sayılmasına fırsat verilmemelidir. Aksi takdirde demokrasi de gelişmez, sorunlar da çözülmez.”

AKP dağılıp çöktüğü için ‘iktidarımı nasıl kurtarırım?’ telaşıyla tartışmaya açıyor bu konuyu. Bizim işimiz AKP iktidarının nasıl kurtulacağı değil, sandığa nasıl gömüleceğini tartışmak ve bunu yapmaktır. Muhalefetin yüzde 50+1 gibi bir gündemi olmamalı.”

Demirtaş, HDP’nin ittifaklara ve cumhurbaşkanlığı adaylığına ilişkin politikasını da değerlendirdi.

“HDP’nin cumhurbaşkanlığı seçiminde aday çıkarıp çıkarmayacağına, kimi destekleyeceğine tabanıyla birlikte HDP yönetimi karar verir. Günü geldiğinde bizlerin de görüşünü alarak, partimiz tavrını netleştirecektir. Henüz verilmiş bir karar bulunmuyor. Ben sadece AKP-MHP’nin yürüttüğü HDP’yi kriminalize etme planının ne kadar işe yaramaz ve aptalca olduğunu anlatmaya çalıştım.”

Millet İttifakının “HDP ile yan yana olmaktan kaçındığı” izleniminin de sorulduğu Demirtaş şunları kaydetti: 

“Kimse HDP ile yan yana oturmaya mecbur değil. HDP kimseye dayatmada bulunmuyor, kimseye şantaj yapmıyor veya yalvarmıyor. HDP’yi yok sayan, HDP ile konuşmayan, diyalog kurmayan hiç kimse, kim olursa olsun HDP’nin desteğini alamaz. HDP’nin kapıları diyaloğa sonuna kadar açık iken bunu değerlendirmemek büyük hata olur. Ama ben sağduyunun devreye gireceğine ve tüm muhalefetin seçim döneminde güçlü bir diyalog ve iş birliği zemini yakalayacağına inanıyorum.”

“Partimin ve halkımın vereceği her türlü görevi yürütmekten onur duyarım”

“HDP’nin başına yeniden geçmeyi düşünüyor musunuz? sorusuna Demirtaş, “Tabii ki siyasetten ve mücadeleden hiçbir zaman kopmadım, kopmayacağım. Benim için siyaset koltuk veya yetki demek değildir. Partimin ve halkımın vereceği her türlü görevi yürütmekten onur duyarım sadece.” yanıtını verdi.

“Cumhurbaşkanı seçilirse yapacağı ilk üç icraatının ne olacağı” sorusuna ise Demirtaş’ın yanıtı şu oldu:

“Çıkaracağım bir kararnameyle, gazetecilerin siyasetçilere bu tür sorular sorarken ilk icraatlarını üçle sınırlandırmasını yasaklardım. Çünkü Türkiye gibi bir ülkede yapılacak ilk üç şey değil, yapılacak ilk yüz şey, hatta bin şey var. Dolayısıyla bu soruya gönül rahatlığıyla, üç şey sayıp cevap vermem mümkün değil.”

Özlediklerini ve dışarı çıkması durumunda ilk yapmak istediklerine ilişkin olarak da “Dışarıda olan her şeyi özledim doğal olarak. Hızla dışarıdaki normal hayatıma adapte olmaya çalışırım herhalde.” dedi.

-Boş bir duvara yazı yazma şansınız olsaydı ne yazardınız?

“Lütfen bu duvara yazı yazmayın :)”

Paylaşın

Babacan İktidara Yüklendi: Siz Kimi Kandırıyorsunuz?

Sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile iktidara yüklenen DEVA Lideri Babacan, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi sayesinde ekonomimizin güçlü olduğu iddialarına ilişkin, “Bunun gerçek olmadığını ilkokula giden yavrularımız bile biliyor. Siz kimi kandırıyorsunuz?” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Erdoğan’ın ülkeyi ucuz iş gücü merkezi yapmayı planlıyor olabileceğini belirten Babacan, “Cumhurbaşkanı, kur artınca istihdamın artacağına dair, kıymeti kendinden menkul bir tez daha ileri sürmüş. Bu ne demek? Döviz kurunun artmasıyla, şu an zaten aylık 250 doların altına düşmüş olan asgari ücreti daha da düşürerek iş gücünü ucuzlatmak demek. Sayın Erdoğan bu ülkeyi ucuz iş gücü merkezi yapmayı planlıyor olabilir.  Madem öyle, çıksın bunu açıkça söylesin. Süslü lafların ardında bu gerçeği gizlemesin. ‘Ben işçilerimizin alın terini ucuzlatarak ekonomiyi yöneteceğim’ desin”  dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabından yaptığı canlı yayında gündemi değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kullandığı “ekonomik kurtuluş savaşı” tanımını eleştiren Babacan şunları söyledi:

“Şu anda ülkemizde bir ekonomik kurtuluş savaşı falan yok. Kötü yönetimin elinde değersizleşmiş bir Türk Lirası, itibarını yitirmiş bir Türkiye var. Hani her fırsatta ‘yerli ve millî’ diyorlar ya, işte bugün kendi kendilerine çıkardıkları gayet ‘yerli ve millî’ bir kriz var. Fakat ne yapıyorlar, kurdaki bu artışı adeta bir kurtuluş savaşı kimliğine büründürmeye çalışıyor. Elinde kuru ekmeği ile kalmış insanları, vatan savunmasındaymış gibi kandırmaya çalışıyorlar.

‘Savaştayız’ diyorlar; ‘Yokluğa, yoksulluğa, açlığa razı olacaksınız’ diyorlar. Yapmayın, bu ülkenin tertemiz insanlarını aldatmayın. Evet, halkımız, bu vatan için her türlü zorluğa göğüs germeye hazırdır. Ancak bu milletin fedakârlığını, cefakârlığını istismar etmeyin. Yeter artık. İktidarınızın süresini uzatmak için, şahsi bekanız için, milletimizin tertemiz duygularını kirletmeyin.

Taraflı, partili cumhurbaşkanı ve akraba bakanın göreve başladığı 2018 yılından bu yana yokuş aşağı yuvarlanıyoruz.  Sayın Erdoğan’ın, tek imzayla, aklına esen her şeyi yapmaya başladığı günden beri yoksullaşıyoruz. 13 sene kabinede Sayın Erdoğan’la beraber görev yapmış birisi olarak kendisine sesleniyorum. Her dar boğazda, 2002 krizinde, 2009 krizinde ekonomiyi teslim ettiği bir arkadaşı olduğunu da hatırlatarak kendisine sesleniyorum: Akıl dışı, bilim dışı tezlerinizi artık bir kenara bırakın. Bu ülke bunların maliyetini çok ağır ödüyor.

İnsanlar mutsuz, insanlar aç, insanlar umutsuz. Türkiye’nin dört bir yanını geziyorum. Bu ülkenin ekonomisi sizin oyuncağınız değil! Türkiye, sizin aklınıza gelenleri deneyeceğiniz bir laboratuvar değil! Bu ülkenin haysiyetli insanları da kobay değil. Yeter artık. Bilmiyor olabilirsiniz. Bilmediğinizin farkında olmayabilirsiniz. Hiç olmazsa bilenlerle çalışın, bilenlere danışın.

“Ülkemizi bu krizden yine biz çıkaracağız”

Ülkemizi, 2002 yılındaki krizden çıkaran, 2009 yılındaki krizden çıkaran takımın başında olan arkadaşınız olarak çok net söylüyorum. Ülkemizi bu krizden de yine biz çıkaracağız. Türkiye’yi iddialı ve itibarlı bir ülke yapacağız.  Mutlak yoksulluğu bu ülkeden silmiştik, yine sileceğiz. Yalanlara aldanmayın. İktidarın kurguladığı, hakikatten kopmuş propaganda söylemlerine kanmayın. Biz kimseye boyun eğmeyeceğiz, vatandaşımızın da boyun eğmesine müsaade etmeyeceğiz. Hayat pahalılığının altında beli bükülen vatandaşımızı kısa sürede refaha erdireceğiz. Az kaldı, bunu yapacağız. Umudunuzu asla kaybetmeyin.

Vahim bir konu daha var. Cumhurbaşkanı, kur artınca istihdamın artacağına dair, kıymeti kendinden menkul bir tez daha ileri sürmüş. Bu ne demek? Döviz kurunun artmasıyla, şu an zaten aylık 250 doların altına düşmüş olan asgari ücreti daha da düşürerek iş gücünü ucuzlatmak demek. Sayın Erdoğan bu ülkeyi ucuz iş gücü merkezi yapmayı planlıyor olabilir.  Madem öyle, çıksın bunu açıkça söylesin. Süslü lafların ardında bu gerçeği gizlemesin. ‘Ben işçilerimizin alın terini ucuzlatarak ekonomiyi yöneteceğim’ desin.

Biz bu ülkeyi, insan onurunun yok sayıldığı ülkelerden birine çevirmesine müsaade etmeyiz. Özgürlükleri sıfırlayıp ülkeyi içe kapatmasına, insan onuruna aykırı ücretlerle vatandaşını mağdur eden bir devlet uygulamasına müsaade etmeyiz. Bir de tüm istatistiki verilere aykırı olarak, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi sayesinde ekonomimizin güçlü olduğunu iddia etmiş. Bunun gerçek olmadığını ilkokula giden yavrularımız bile biliyor. Siz kimi kandırıyorsunuz?”

Paylaşın

Türkiye, Demokrasisi En Çok Gerileyen Ülkeler Arasında

Uluslararası Demokrasi ve Seçim Destek Enstitüsü’nün (IDEA) son yayınladığı rapora göre, Türkiye, son 10 yılda demokrasisi en çok gerileyen ülkeler arasında. Türkiye Freedom House ve Economist’in en son geçen yıl yayınlanan raporlarında da hibrit rejimler arasında gösterilmişti. 

Bianet’te yer alan habere göre; İsveç merkezli Uluslararası Demokrasi ve Seçim Destek Enstitüsü IDEA’nın 2021 raporu, “Birçok demokratik hükümet geriye gidiyor,” dedi.

Uluslararası kuruluş, bazı ülkelerin koronavirüs pandemisini kontrol altına almak için demokratik olmayan ve gereksiz adımlar atması nedeniyle demokrasinin dünya genelinde kötüye gittiği konusunda uyardı.

Otokratik rejimlerin “baskılarında daha da küstah” hale geldiği, ifade özgürlüğünün kısıtlandığı ve hukukun üstünlüğünün zayıfladığı belirtildi.

34 ulustan oluşan örgüt, ülkelerin yüzde 64’ünün pandemiyi durdurmak için “orantısız, gereksiz veya yasa dışı” eylemlerde bulunduğunu da sözlerine ekledi.

IDEA, demokrasinin durumuna ilişkin raporunda, geride kalan demokrasilerin sayısının son on yılda ikiye katlandığını ve özellikle ABD, Macaristan, Polonya ve Slovenya’da da gerilemeler olduğunu belirtti.

Raporda, “Genel olarak, 2020’de otoriter bir yönde hareket eden ülke sayısı, demokratik bir yöne gidenlerden daha fazla” denilerek, son iki yılda dünyanın en az dört demokrasiyi kaybettiğini” de belirtti.

Misyonu dünya çapında demokrasiyi ilerletmek olan hükümetler arası örgütün 80 sayfalık raporu, “sivil aktivizmin dikkate değer gücüne” dikkat çekti.

Türkiye hibrit demokrasi sınıfında

Raporda son 10 yılda en çok gerileyen ülkeler (bu demokrasinin 16 alt özelliğine göre ortalama alınarak belirleniyor) arasında Türkiye, Nikaragua, Sırbistan, Polonya ve Brezilya gösterildi.

Bu ülkeler demokraside çöküşün başlangıcında olarak nitelendi.

Dünyada her zamankinden daha fazla demokratik kayıpların olduğu ve demokratik gerileme yaşayan ülkelerin sayısının hiç olmadığı kadar yüksek seviyeye çıktığı vurgulanan raporda, aralarında Türkiye ve Rusya’nın da bulunduğu 20 ülke hibrit (melez) rejim olarak tanımladı.

Suudi Arabistan, Etiyopya, Çin ve İran’ın aralarında bulunduğu 47 ülke de otoriter rejim olarak tanımlandı.

Hibrit rejim/demokrasi nedir? Hibrit demokrasi, dört rejim türü arasında otoriter rejimden bir önceki sırada yer alıyor. Karma ya da melez rejim olarak da adlandırılan sistem düzenli seçim sahtekarlıkları olan ve adil ve özgür demokrasinin engellendiği ülkeler için kullanılıyor. Bu rejim türündeki ülkelerde genellikle muhalefetin bastırılması, hükümete bağlı yargı sistemi, basına ve ifade özgürlüğüne taciz ve baskı, az gelişmiş siyasi kültür görülüyor.

Türkiye Freedom House ve Economist’in en son geçen yıl yayınlanan raporlarında da hibrit rejimler arasında gösterilmişti.

Covid-19’un Demokrasi Üzerindeki Etkisinin Küresel İzleme ve İnsan Hakları başlığında Belarus, Mısır, Papua Yeni Gine, Türkiye ve Venezuela’da bilim insanlarına yönelik saldırılar düzenlendiği, sağlık çalışanlarının aktivistler, muhalif politikacılar ve gazetecilere ek olarak hedef alındığı belirtildi.

Raporda, Covid-19 döneminde araştırma ve bilginin yayılmasının engellendiği ülkeler arasında Türkiye de gösterildi.

Pandemiyle ilgili alınan önlemler arasındaki takip uygulamalarının kişisel verilerin saklanması riskini artırdığını belirten raporda, “Özellikle demokratik olmayaz sekiz rejim -Azerbaycan, Bahreyn, Çin, Kazakistan, Katar, Singapur, Tayland ve Türkiye- bu verileri pandemi sonrasında siyasi amaçlar için kullanabilir” denildi.

Cinsiyet eşitliği vurgusu

Raporda cinsiyet eşitliğinin pandeminin etkisiyle düştüğü belirtilirken, bazı liderlerin toplumsal cinsiyeti giderek artan bir şekilde silah olarak kullanmaya başladığı belirtildi.

Raporun ilgili bölümünde “Mart 2021’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’yi İstanbul Sözleşmesi’nden çektiği” belirtildi.

Rapor için TIKLAYIN

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Bakan Koca’dan Aşı Çağrısı

Kovid 19’da son 24 saatte 24 bin 856 yeni vaka tespit edilirken, 193 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Aşı ve tedbir, başta sağlığımız olmak üzere hayat kalitelerimizin savunulması demektir. Aşınızı zamanında olun” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 361 bin 005 test yapılırken, 24 bin 856 yeni vaka tespit edildi. 193 kişi hayatını kaybederken, 28 bin 935 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan açıklama

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı;

“Covid-19 salgınının doğrudan halk sağlığını tehdit eden sonuçlarını 20 aydır yaşıyoruz. Salgın bununla kalmıyor, bütün ülkelerde hayatın tüm alanlarını zayıf düşürüyor. Aşı ve tedbir, başta sağlığımız olmak üzere hayat kalitelerimizin savunulması demektir. Aşınızı zamanında olun”

Verilerde, aşılamada önde giden illere de yer verildi. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Ordu’yu Osmaniye, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale,   Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Burdur takip etti.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Muş, Bingöl, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Bayburt takip etti.

Paylaşın

Erdoğan’ın ‘Affediyorum’ Sözlerine Kılıçdaroğlu’ndan Sert Yanıt

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Seninle ilgili kazandığım davaları geri çektim ama sen kadrini bilmedin” sözlerine, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile yanıt verdi.

Haber Merkezi / “Şahıs çıkmış, ‘Kılıçdaroğlu’nu affediyorum’ söylemiyle, açtığı 17 davayı güya ‘Geri çekiyorum’ mesajı vermiş. Şimdi bu algıcıbaşının algılarını bir kenara itip, gerçekleri öğrenmeniz zamanı” diyen Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı;

“Aleyhime sonuçlanan 3 davadan 2 tanesi AİHM’ye gitmiştir ve lehime sonuçlanmıştır. Şahıs Türk hukukunu tarumar ettiği için, dünyaya daha çok rezil olmamak adına, kalan davaları geriye çekmektedir.

Kendisine çağrımdır, sen kimsin de kimi affediyorsun! O davaları geri çekme, sonuna kadar götür. Her şeyiniz yalan, her şeyiniz algı…”

Erdoğan ne demişti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin grup toplantısında CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun ‘Helalleşme’ çıkışına tepki gösterip daha önce kazandığı davalardan vazgeçtiğini söylemişti.

Erdoğan, “Geçmişteki yanlışlarını görüp helalleşmek suretiyle önünde yeni bir sayfa açmaya herkesin hakkı vardır. Bay Kemal, ben seninle ilgili kazandığım davaları geri çektim mi? Çektim ama sen bunların hiçbirinin kadrini, kıymetini bilmedin, anlamadın. Sen de anlayacak yüz de yok” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Ali Babacan: Bu Kriz, Milli Ve Yerli Bir Kriz

Partisinin Tokat il kongresinde konuşan DEVA Lideri Babacan, “Şu anda ülkenin yaşadığı kriz, Türkiye’deki kötü yönetimin ürettiği, ev yapımı, el yapımı bir kriz. Millî ve yerli bir kriz. Hükûmet dilinden düşürmüyor ya… İki değerli kavramı da istismar ede ede yıprattılar. Nasıl din istismarıyla pek çok kutsal kavramı yıprattılarsa, millî ve yerli kavramlarını da yıprattılar. Bu kriz kendi tabirleriyle millî ve yerli bir kriz” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / “Halkımız gerçekleri duymak istiyor” diyen Babacan, “Bazıları siyaset yaparken, toplumdaki mevcut fay hatlarını tepe tepe kullanıyor, kutuplaştırıyor, ötekileştiriyor. Bazıları ise, gerçekleştirilemeyecek vaatler verip, günü kurtaran bir siyaseti izliyor. Ancak, bu kadar derdi taşıyan, bu kadar acıyı yaşayan bir toplum böyle bir siyaseti hak etmiyor. Eşitlik ve adalet talebini yüksek sesle haykıran vatandaşlarımız, bu eski siyaset anlayışını topyekûn reddediyor. Yanlış politikalar nedeniyle her gün yoksullaşan halkımızın artık boş vaatlere prim vermesi gibi bir durum yok” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin Tokat il kongresinde konuştu. Babacan şu ifadeleri kullandı:

Hükûmetteyken taktıkları isimlerden bir tanesi ‘Fren Ali’ idi. Niye? Savurganlık, yanlış harcama varsa israfla ilgili tedbirler alıyorduk. İsrafa engel olduğumuz için bu lakabı ifade ediyorlardı. İsrafa gelince fren olmaya devam edeceğiz. Ama memleketimiz için gerekli olan her konuda ayağımız gaz pedalında olacak.

Şu anda ülkenin yaşadığı kriz, Türkiye’deki kötü yönetimin ürettiği, ev yapımı, el yapımı bir kriz. Millî ve yerli bir kriz. Hükûmet dilinden düşürmüyor ya… İki değerli kavramı da istismar ede ede yıprattılar. Nasıl din istismarıyla pek çok kutsal kavramı yıprattılarsa, millî ve yerli kavramlarını da yıprattılar. Bu kriz kendi tabirleriyle millî ve yerli bir kriz.

Pek çok genç arkadaşım, ilçelerden büyük şehirlere göç etmek istiyor. Gittiğim her yerde gençlerle sohbet ediyorum. Sosyal medyada yazdıklarını da arkadaşlarım raporluyor.  İçimiz parçalanıyor. Bu ülkenin evlatları, kendi ülkesinden umudunu kesti. İlçelerden illere, illerden de başka ülkelere göç etmeye çalışan bir genç nüfusumuz var. Ülkemiz bu kötü yönetim sarmalıyla, gençlerine, çocuklarına iyi bir hayat sunamıyorsa onlar ne yapsın? Aileler de mutsuz. Bu tabloyu görünce içimiz parçalanıyor. Koskoca ülke tükenmişlik hissini yaşıyor. Koskoca ülke depresyonda. Bu ülkenin birbirinden renkli, güzel insanları bu mutsuzluğu hak etmiyor.

“Kimse bir gün sonrasından emin değil”

Bilgisayar fiyatlarını, telefon, tablet fiyatlarını görüyorsunuz. El alemin ülkesinde gençlerin harçlık biriktirerek aldığı ürünler ülkemizde ateş pahası. Geçen gün bir genç arkadaşım dedi ki ‘Eskiden gelecek kaygısı derlerdi, şimdi bir hafta sonrasından, hatta yarınımdan emin olamıyorum’. Ülkede kimse bir gün sonrasından emin değil. Resmî gazete internet sitesinin başında milyonların beklediği başka ülke var mı? Hep bu yüzden işte, ‘yarın ne olacak’ endişesi.

Geçen bir genç arkadaşım ‘Üç aydır basit bir elektronik cihaz için para biriktiriyorum. Her ay fiyat yükseliyor. Biraz daha biriktiriyorum. Yine yükseliyor. Bu enflasyon falan değil.’ diyor. Altı delik bir kovayı doldurmaya çalışmak gibi. Para birikmiyor. Bugünün 1 lirası ertesi güne kalmadan 90 kuruşa dönüşüyor. ir hafta sonrasını öngöremeyen, bilemeyen gençlerden söz ediyoruz.

Amerika’daki, Avrupa’daki, Asya’daki gençlerle, bizim ülkemizdeki gençler arasındaki fark ne biliyor musunuz? Bizim gençlerimiz, kötü yönetimin, kötü uygulamaların sonuçlarını yaşıyorlar.Elin Batılısı, Asyalısı, bizim gençlerimizden daha zeki, daha kabiliyetli değil. Oralarda gençlere sunulan imkanlar daha fazla, imkanlar. Aradaki fark, nitelikli eğitime erişimdir. Aradaki fark teknolojiye erişimdir.  Aradaki fark, özgürce düşünme ve düşündüğünü ifade edebilmektir. Bu ülkedeki gençlere katma değer üretme fırsatını vermeyen zihniyettir.

Dert, tasa dolu gözler umut dolana kadar, boş kaynayan kazanlar aş dolana kadar, makamlar liyakatli kadrolara kavuşana kadar, vatandaşın yüzüne kapanan kapılar açılana kadar buradayız, hep beraberiz.  Gençlerin kaçmak istediği değil, yaşamak istediği bir Türkiye’yi inşa edene dek yan yanayız, hep beraberiz. Çünkü biz Türkiye’nin haysiyetli insanları için buradayız.

“Halkımız gerçekleri duymak istiyor”

Bazıları siyaset yaparken, toplumdaki mevcut fay hatlarını tepe tepe kullanıyor, kutuplaştırıyor, ötekileştiriyor. Bazıları ise, gerçekleştirilemeyecek vaatler verip, günü kurtaran bir siyaseti izliyor. Ancak, bu kadar derdi taşıyan, bu kadar acıyı yaşayan bir toplum böyle bir siyaseti hak etmiyor. Eşitlik ve adalet talebini yüksek sesle haykıran vatandaşlarımız, bu eski siyaset anlayışını topyekûn reddediyor. Yanlış politikalar nedeniyle her gün yoksullaşan halkımızın artık boş vaatlere prim vermesi gibi bir durum yok. Halkımız gerçekleri duymak istiyor. Ortak aklı temel alan, dürüst bir siyaset talep ediyor. DEVA Partisi, tam da bu talebin karşılığıdır.”

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Gülük Vaka Sayısı 20 Binin Üzerinde

Kovid 19’da son 24 saatte 21 bin 177 yeni vaka tespit edilirken, 195 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Aşılanmada halen kararsız olanlara hatırlatmak istiyoruz, İnsanlık aşıda istekli. Aşılanma oranı düşük ülkeler, aşı tedarik edemeyen ülkelerdir” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 350 bin 163 test yapılırken, 21 bin 177 yeni vaka tespit edildi. 195 kişi hayatını kaybederken, 34 bin 290 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan açıklama

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı;

“İlk doz aşılanmada kısa sürede başarı elde ettiği halde, ikinci doz oranı yüzde 65’in altında kalan 8, yüzde 80’in altında kalan 59 ilimiz var. Aşılanmada halen kararsız olanlara hatırlatmak istiyoruz, İnsanlık aşıda istekli. Aşılanma oranı düşük ülkeler, aşı tedarik edemeyen ülkelerdir.”

18 yaş üstü nüfusta ikinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 80,61, birinci doz aşı yapılanların oranı yüzde 90,28 olarak kayıtlara geçti. Türkiye’de bugüne kadar uygulanan aşı miktarı 119 milyon 327 bin 719 doza yükseldi.

18 yaş üstünde en az iki doz aşı yaptıranların oranının en yüksek olduğu 10 il, Ordu, Osmaniye, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Burdur oldu.

En az iki doz aşı uygulananların oranının en düşük olduğu iller ise Şanlıurfa, Batman, Diyarbakır, Siirt, Muş, Bingöl, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Bayburt olarak sıralandı.

Paylaşın

Meteoroloji’den Sağanak Ve Kar Yağışı Uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), aralarında Van, Muş, Bitlis, Diyarbakır, Batman ve Siirt’inde bulunduğu bir çok kent için sağanak yağışı, yüksek kesimler içinde kar yağışı uyarısında bulundu. MGM, sağanak ve kar yağışın etkili olacağı yerlerdeki vatandaşlara olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalı çağrısı da yaptı.

Haber Merkezi / MGM, tarafından yapılan son değerlendirmelere göre; Ülkemizin kuzey ve doğu kesimlerinin parçalı ve yer yer çok bulutlu, Van, Muş ve Bitlis çevreleri ile Diyarbakır, Batman ve Siirt’in kuzey kesimlerinin yerel olmak üzere yağmur ve sağanak yağışlı, yükseklerinin karlakarışık yağmur ve kar yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde Marmara ile iç ve doğu kesimlerde yer yer sis ve pus olayı bekleniyor.

Hava sıcaklığının iç ve doğu kesimlerde 2 ila 4 derece azalacağı, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacağı tahmin ediliyor. Rüzgarın ise genellikle kuzey yönlerden zamanla iç ve doğu kesimlerde güneyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette esmesi bekleniyor.

Bölgelerimizde hava durumu ise şöyle;

Marmara ve Ege Bölgesi

Marmara Bölgesi’nin parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde yer yer pus ve sis hadisesi beklenirken, Ege Bölgesi’nin az bulutlu, iç kesimlerinin yer yer parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde iç kesimlerinde yer yer pus ve sis hadisesi bekleniyor.

Akdeniz ve İç Anadolu Bölgesi

Akdeniz Bölgesi’nin parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde iç kesimlerinde yer yer pus ve sis hadisesi beklenirken, İç Anadolu Bölgesi’nin parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde yer yer pus ve sis hadisesi bekleniyor.

Karadeniz Bölgesi

Batı Karadeniz’in parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde iç kesimlerinde yer yer pus ve sis hadisesi beklenirken, Orta ve Doğu Karadeniz’in parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde iç kesimlerinde yer yer pus ve sis hadisesi bekleniyor.

Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi

Doğu Anadolu Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, Van, Muş ve Bitlis çevrelerinin yağmur ve sağanak yağışlı, yükseklerinin karla karışık yağmur ve kar yağışlı geçeceği tahmin edilirken, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, Diyarbakır, Batman ve Siirt’in kuzey kesimlerinin yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Paylaşın