İYİ Parti’de İstifa Depremi: Milletvekili Sayısı 29’a Düştü

İYİ Parti’de Ankara Milletvekili Kürşad Zorlu, partisinden istifa ettiğini açıkladı. Kürşad Zorlu’nun istifasının ardından İYİ Parti’nin TBMM’deki milletvekili sayısı 29’a düşütü.

Haber Merkezi / İYİ Parti Sözcüsü ve Ankara Milletvekili Prof. Dr. Kürşad Zorlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile partisinden istifa ettiğini duyurdu. Kürşad Zorlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Veda Vakti… Aziz Milletimin yüksek dikkatine; Kadim değerlerimize olan sadakatimle ve ‘Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır’ düsturuyla bugüne kadar siyaseti yalnızca bir görev değil, milletimizin aydınlık geleceği için bir sorumluluk ve hizmet alanı olarak gördüm. Bu hedef ve şuurla, davete icabet ederek, 19 Kasım 2022 tarihinde İYİ Parti ailesine katıldım. Partimin bana verdiği görevleri, zorlu bir siyasi atmosferde yüksek bir gayretle ve kıvançla yürüttüm.

Bilindiği üzere, 27 Nisan 2024 tarihinde gerçekleştirdiğimiz 5. Olağanüstü Kurultayla partimiz, rotasının aydınlık olmasını umduğumuz bir değişim yolculuğuna çıkmıştır. Aradan geçen 8 aydan fazla zamanda, milletimin yakama taktığı şerefli vekillik nişanına yakışır bir çaba ortaya koymak adına var gücümle çalıştım. Ancak gelinen noktada, bu umudu geleceğe taşıyacak ortak bir hedef doğrultusunda ilerleme imkanının kaybedildiğini üzülerek görmüş bulunmaktayım. Bu zorunlu halde vakit, bu ülkenin pusulası daima milletini gösteren bir evladı olarak benim için, yeniden yola revan olma vaktidir.

Bugün itibarıyla mensubu olduğum İYİ PARTİ ile olan resmi bağımı noktalıyorum. Bu çatı altında birlikte mücadele verdiğim dava arkadaşlarıma ve desteğini benden esirgemeyen teşkilatımızın emektar fertlerine yürekten teşekkür ediyorum. Almış olduğum bu kararın geçmişte ortaya koyduğumuz birliktelik ruhuna zarar vermemesi yahut polemiklere kapı aralamasına izin verilmemesi en büyük temennimdir. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkeme hizmet için azim ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğim. Sevgi ve saygılarımla.”

Paylaşın

“ABD, Kobani’de Askeri Üs Kuruyor” İddiası

Kobani’de (Ayn el Arab), ABD’nin askeri üs kurma hazırlığında olduğu ileri sürüldü. ABD’nin askeri üs kurmak üzere bölgeye çok sayıda inşaat malzemesi ve lojistik destek gönderdiği iddia edildi.

Heyet Tahrir Şam (HTŞ) liderliğindeki silahlı grupların Şam’ı ele geçirmesiyle eş zamanlı olarak Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolündeki bölgelerde patlak veren çatışmalar devam ediyor. ABD arabuluculuğunda, Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) ile SDG arasında ateşkes sağlandığı belirtilse de Menbic başta olmak üzere bölgedeki hareketlilik sürüyor.

SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin ‘silahtan arındırılmış bölge’ kurulmasını teklif ettiği Kobani’de (Ayn el Arab), ABD’nin askeri üs kurma hazırlığında olduğu ileri sürüldü. Sosyal medyada yapılan paylaşımlarda, ABD’nin bir askeri üs kurmak üzere bölgeye çok sayıda inşaat malzemesi ve lojistik destek gönderdiği iddia edildi.

Geçtiğimiz günlerde ABD öncülüğündeki IŞİD’le mücadele koalisyonunun bölgeye askeri takviye yaptığı iddialarına değinen ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcü Yardımcısı Sabrina Singh, “Suriye’de halihazırda sahip olduğumuz personelin dışında ABD personelinde herhangi bir artış yok” demişti.

Pentagon’dan yapılan açıklamadan önce, koalisyonun IKBY üzerinden Suriye’nin kuzeyine askeri takviye yaptığı yönündeki haberler kamuoyuna yansımıştı.

El Arabiya’nın haberinde, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) ile olan El Velid Sınır Kapısı’ndan Suriye’nin kuzeyine askeri takviyeler gerçekleştirildiği belirtilmişti. Haberde zırhlı araçlar, askeri araçlar ve lojistik malzemelerle yüklü yaklaşık 60 tırın, Suriye’nin kuzey ve doğu bölgelerinde bulunan uluslararası koalisyon üslerine doğru yola çıktığı bildirilmişti.

Mazlum Abdi ne demişti?

Geçtiğimiz haftalarda açıklamalarda bulunan Mazlum Abdi, Kobani’de ‘silahlardan arındırılmış bölge’ kurulması yönünde öneri sunmaya hazır olduklarını bildirmişti. Sosyal medya platformu X’te bir açıklama yapan Abdi, bu girişimin amacının Türkiye’nin güvenlik endişelerini gidermek ve bölgenin istikrarını sağlamaya devam etmek olduğunu dile getirmişti.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Kabinede Değişim İçin Geri Sayım: 5 – 6 Bakan Gidecek

Son yerel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de, parti yönetiminde büyük değişiklik olacağı, kabinedeki revizyonun da aynı tarihlerde yapılabileceği ifade ediliyor.

Kulislere göre; kabinede en az 5 – 6 bakanın değişeceği tahmini yapılıyor. Kulislerde, kimlerin gideceğinden çok, yeri garanti olan isimler öne çıkıyor.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kabinede en az 5-6 bakanı değiştireceği iddia edildi.

İl kongrelerinin Şubat’ın ilk haftasında bitirilmesi, son haftada da büyük kongrenin yapılması planlanan AKP’de, parti yönetiminde büyük değişiklik olacağı, kabinedeki revizyonun da aynı tarihlerde yapılabileceği ifade ediliyor.

Türkiye gazetesinin kulis haberine göre; kabinede en az 5-6 bakanın değişeceği tahmini yapılıyor. Kulislerde, kimlerin gideceğinden çok, yeri garanti olan isimler üzerinde değerlendirme yapılıyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ve Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in, ‘yeri sağlam’ isimler arasında olduğu belirtiliyor.

AKP kaynakları, “Bu isimler dışında kalanlardan kim değişirse değişsin, sürpriz olmaz” görüşünü dile getiriyor.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Ekonomi” Mesajı: Sabır

Yeni yıl dolayısıyla bir mesaj yayınlayan Erdoğan, “Vatandaşımızın refah kaybını telafi edecek, alım gücünü artıracak politikalara ağırlık vermek suretiyle inşallah daha iyi yerlere geleceğiz” dedi.

Erdoğan, mesajında, “Konut, kira ve gıda başta olmak üzere fahiş fiyatlarla milletin ekmeğine göz diken fırsatçılarla mücadelemizi 2025 senesinde de kararlılıkla devam ettireceğiz” ifadelerini kullandı.

Mesajının devamında vatandaşlardan sabır isteyen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Vatandaşlarımdan geçmişte Türkiye’ye çok ağır faturalar ödetmiş, popülist söylemlere prim vermemelerini özellikle istirham ediyorum. Son 22 yılda, bu ülkenin ve milletin tüm meselelerini nasıl biz çözdüysek ekonomideki konjonktürel sıkıntıların üstesinden de yine biz geleceğiz. Doğru yoldayız, Allah’ın izniyle hedeflerimize de ulaşacağız. Sizlerden sadece biraz daha sabır, metanet ve anlayış istiyoruz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni yıl dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Erdoğan, mesajında, yeni umut, beklenti ve hayallerle 2025 senesini karşıladıklarını belirterek, yeni yılın ülke, millet, gönül coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni etti. Tüm şehitleri rahmetle yad eden ve gazilere şükranlarını sunan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

Millet olarak 2025 yılında birliğimizi, beraberliğimizi, dayanışmamızı, inşallah daha da güçlendirecek, birbirimize daha sıkı kenetleneceğiz. Geride bıraktığımız 2024 senesi ülkemiz içinde ve bölgemizde pek çok kritik gelişmeye sahne oldu. Mahalli İdareler Seçimleri’ni tam bir demokrasi şöleni havasında, Türk demokrasisinin olgunluğunu tüm dünyaya yeniden gösterdiğimiz bir iklimde hamdolsun başarıyla gerçekleştirdik.

Milletimizin iradesi sandıkta özgürce tecelli ederken kazanan demokrasimizle birlikte yine 85 milyon vatandaşımızın tamamı oldu. Tercihleri ne olursa olsun, seçim sandıklarını birer bayram yerine çeviren vatandaşlarıma bugün bir kez daha teşekkür ediyorum. Seçimlere ve bölgemizde patlak veren yeni krizlere rağmen kararlılıkla uyguladığımız ekonomi programımızın meyvelerini toplamaya başladık. İstihdamda, ihracatta, üretimde, turizmde, savunma sanayisinde ve diğer alanlarda çok önemli başarılara imza attık.

Erdoğan, deprem bölgesini yeniden ayağa kaldırma çabalarında ciddi mesafe katettiklerine dikkati çekerek, yeni yılda bu çalışmaların daha da hızlanacağını vurguladı.

Enflasyondaki düşüşün özellikle yılın son aylarında artarak devam etmesinin, 2025 yılı hedeflerine ulaşacaklarını teyit ettiğini dile getiren Erdoğan, “Vatandaşımızın refah kaybını telafi edecek, alım gücünü artıracak politikalara ağırlık vermek suretiyle inşallah daha iyi yerlere geleceğiz. Konut, kira ve gıda başta olmak üzere fahiş fiyatlarla milletin ekmeğine göz diken fırsatçılarla mücadelemizi 2025 senesinde de kararlılıkla devam ettireceğiz.

Vatandaşlarımdan geçmişte Türkiye’ye çok ağır faturalar ödetmiş, popülist söylemlere prim vermemelerini özellikle istirham ediyorum. Son 22 yılda, bu ülkenin ve milletin tüm meselelerini nasıl biz çözdüysek ekonomideki konjonktürel sıkıntıların üstesinden de yine biz geleceğiz. Doğru yoldayız, Allah’ın izniyle hedeflerimize de ulaşacağız. Sizlerden sadece biraz daha sabır, metanet ve anlayış istiyoruz.” diye konuştu.

Erdoğan, 2024’ün son haftalarının köklü tarihi, beşeri ve komşuluk ilişkileri bulunan Suriye’de yeni bir dönemin kıvılcımı olduğunu vurgulayarak, “Yeni dönemin Suriye’de kalıcı barışa, huzura, istikrara ve ekonomik refaha kapı aralaması için gereken her türlü desteği sağlayacağız. Suriye’de istikrar ortamı kök saldıkça inanıyorum ki 13 yıldır vatan hasreti çeken Suriyeli muhacirlerin gönüllü geri dönüşü de kolaylaşacaktır. Bu süre boyunca ‘ensar millet’ olmanın en güzel örneklerini sergileyen tüm vatandaşlarımdan ‘Allah razı olsun’ diyorum.” ifadelerini kullandı.

İsrail’in Gazze’deki saldırılarına ilişkin de Erdoğan, “Gazze’deki katliamlara ilk günden itibaren en güçlü tepkiyi veren, vicdanlı ve adaletli duruşunu her platformda ortaya koyan ülke konumundayız. Gazze’de ve diğer Filistin topraklarında 15 aydır devam eden katliamların son bulması burada da barışın tesisi için yoğun gayret sarf ediyoruz. Başkenti Doğu Kudüs olan 1967 sınırları temelinde özgür, egemen ve toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin devletinin kurulması için 2025 yılında da tüm gücümüzle çalışacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, her ikisi de Türkiye’nin Karadeniz’den komşu olan Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın, adil bir barışla sona erdirilmesinin öncelik olmayı sürdürdüğünü belirterek, “Temennimiz 2025 yılında kuzeyimizde de yeni bir dönemin başlamasıdır.” dedi.

Sınırlarının ötesinde bütün bu diplomatik hamleleri hayata geçirirken Türkiye içinde en önemli gündemlerinin iç cephenin tahkimatı olacağına işaret eden Erdoğan, “Türkiye Yüzyılı”nı “kardeşliğin yüzyılı” yapmakta kararlı olduklarını bildirdi.

Erdoğan, “Önümüzdeki dönemde ‘terörsüz Türkiye’ ve ‘terörsüz bölge’ vizyonumuzu gerçeğe dönüştürmek için kararlı adımlar atacağız. Ülkemizin önünde yeni bir yol açacak bu sürecin suhuletle, karşılıklı iyi niyet ve anlayış içinde yürümesi için her türlü gayreti gösteriyoruz ama gerektiğinde devletimizin kadife eldiven içindeki demir yumruğunu devreye almaktan da çekinmeyeceğiz. Bu çerçevede 2025 yılında milletimize inşallah yeni müjdeler vermeyi ümit ve arzu ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Kendilerini hizmetkarı olmaktan şeref duydukları aziz millete, umudunu Türkiye’ye bağlamış yüz milyonlarca mazluma mahcup etmemesini Allah’tan temenni eden Erdoğan, yeni takvim yılının ülke, millet ve tüm insanlık için hayırlar getirmesini diledi.

Erdoğan, 2024’ü değerlendirdi

Erdoğan, 2024’te Türkiye’ye kazandırılan hizmetleri değerlendirdi. Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, millete hizmet yolunda, 2024 yılında da durmadan, dinlenmeden, gece gündüz demeden aşkla çalıştıklarını, ülkeye her alanda çok önemli eserler, hizmetler, projeler, yatırımlar kazandırdıklarını vurguladı.

Yeni bir yıla girerken 2024’te yapılanları özetleyerek, hatırlatan Erdoğan, 105 helikopter, 27 uçak ve 14 İHA ile orman yangınlarına karşı etkin mücadele verildiğini belirtti. Erdoğan, Hazine destekli kefalet sistemi kapsamında yaklaşık 5 bin işletmeye 32,8 milyar lira kredi kullandırıldığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

496 milyar liralık kaynakla 570 bini aşkın ilave istihdamın önünü açacak olan Yeni GAP Eylem Planımızı kamuoyuyla paylaştık. Mal ihracatçılarımıza yönelik destek bütçemizi 17,6 milyar liraya çıkardık. Aile Sosyal Destek Programı ile 1,2 milyondan fazla hanemize ulaştık, ihtiyaçları yerinde gözlemledik, ailelerimizin sıkıntılarını çözüme kavuşturduk. Milli otomobilimiz Togg’un üretiminde 47 bin adetin üstüne çıktık.

Ülkemizin elektrikli araç pazarının lider markası olan Toggumuzu inşallah dünyanın farklı yerlerindeki yollarda da göreceğiz. Ayderimizin eşsiz doğal güzelliklerini muhafaza etmek için devreye aldığımız Ayder Yaylası Koruma ve Yenileme Projesi’ni tamamladık. 81 ilimizdeki 130 DENEYAP teknoloji atölyemizde 35 bin öğrencimizi ücretsiz olarak teknoloji eğitimleriyle buluşturduk. Kırsal kalkınmayı 6 milyar liralık hibeyle destekledik. 42 ilimizde bulunan kırsal kalkınma hibe programımız IPARD’ı 81 vilayetimize yaydık.

Erdoğan, 50 yapay zeka, 60 havacılık ve uzay ile 10 zeka gücü atölyesi kurduklarını belirtti. Yerli ve milli haberleşme uydusu Türksat 6A’nın üretimini tamamladıklarını aktaran Erdoğan, dünyada haberleşme uydusu üretebilen 11 ülkeden biri olunduğunu vurguladı. Erdoğan, Kamu Merkezi Akaryakıt Taşıt Otomasyon Sistemi’yle yaklaşık 1 milyar lira tasarruf sağlandığına dikkati çekerek, şu bilgileri verdi:

Kalkınma ajansları aracılığıyla 643 projeye 2,4 milyar lira destek verdik, bölge kalkınma idareleri aracılığıyla 384 projeye 1,8 milyar TL finansman sunduk. 97 ülkenin katılımıyla 142 askeri tatbikat gerçekleştirdik, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gücünü tüm dünyaya gösterdik. 888 bin üreticiye yaklaşık 360 milyar TL tutarında hazine faiz destekli kredi kullandırdık. Böylece tarımsal üreticilere yönelik 76 milyar TL faiz desteği sağlamış olduk.

Akkuyu Nükleer Güç Santralimizin 1’inci reaktör türbin tesisi montajını tamamladık. Türkiye’yi dünyanın nükleer güç sahibi ülkeleri arasına sokmakta kararlıyız. Türkiye Aile Destek Programımız ile 46,5 milyar liralık bir kaynağı vatandaşlarımıza aktardık. Bölgemizin ihracatında çarpan etkisi yapacak, Adana’mız ve Mersinimiz ile Akdeniz Bölgemizin tamamının kalkınmasına katkı sunacak Çukurova Uluslararası Havalimanımızın açılışını gerçekleştirdik. FETÖ’ye karşı 4 bin 902, terör örgütü DEAŞ’a karşı 1399 operasyon icra ettik.”

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

2024 Yılına Damga Vuran Kelime “Geçim”

2024 yılına damga vuran kelime “geçim” oldu. Geçen sene yılın kelimesi “deprem”, 2022’de ise “enflasyon” yılın kelimesi seçilmişti. 2021’de “dolar”, 2020’de “korona” yılın kelimesi olmuştu.

DW Türkçe her sene olduğu gibi bu yıl da sosyal medyadaki takipçilerinden yılın kelimesini belirlemesini istedi. Yapılan anket sonucunda, 2024’e damga vuran kelime “Geçim” seçildi.

Ankete 4 bin 694 kişi katıldı. Takipçilerden gelen öneriler doğrultusunda belirlenen dört aday kelimenin yarıştığı ankete katılanların yüzde 46,2’si “Geçim” lehinde oy kullandı. “Yozlaşma” kelimesi yüzde 22,9 oyla ikinci oldu.

Ankette üçüncülüğü, Türkiye’de emeklilerin talepleri nedeniyle aday kelimeler arasında bulunan “emekli” aldı. Ankete katılanların yüzde 17’si bu kelimeye oy verdi.

Gazze Şeridi, Lübnan, Suriye ve Ukrayna’daki savaşlar nedeniyle ankette kendine yer bulan “savaş” kelimesiyse yüzde 13,9 ile dördüncü sırada kaldı.

Geçen seneki “yılın kelimesi” anketinde en fazla oyu “deprem” almıştı. 2022’de ise “enflasyon” yılın kelimesi seçilmişti.

2021’de “dolar”, 2020’de “korona”, 2019’daysa “mazbata” yılın kelimesi olmuştu. Yılın kelimesi anketininin düzenlediği ilk yıl olan 2018’de de yine “dolar” en fazla oyu almıştı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

DEM Parti: 2025, Umudun Ve Barışın Yılı Olacak

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, yeni yıl dolayısıyla yayınladıkları mesajda, “2025 yılını umudun ve barışın yılı yapmaya kararlıyız” ifadelerine yer verdiler.

Haber Merkezi / Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, yeni yıl dolayısıyla bir mesaj yayınladılar. Mesajda şu ifadelere yer verildi:

“Dünya, Ortadoğu ve Türkiye’de halkların özgürlük, eşitlik, ekmek ve adalet için büyük bedeller ödediği, ancak dayanışmayı ve mücadeleyi de büyüttüğü bir yılı geride bıraktık. Tecrit, savaş, ekonomik kriz ve eşitsizliklere karşı kararlılıkla mücadele ettik ve insanca yaşam talebimizi her koşulda savunduk.

2025 yılına umutla giriyoruz. Emeği, eşitliği ve dayanışmayı esas alan siyasetimizle savaşsız ve adil bir gelecek için mücadele etmeye devam edeceğiz.

Başta Kürt sorununun çözümü olmak üzere her alanda diyalog ve müzakereyi esas alacak; ezilenlerin, gençlerin, kadınların ve emekçilerin sesi olmayı sürdüreceğiz.

2025 yılını umudun ve barışın yılı yapmaya kararlıyız. Devir, Türkiye ve bölge için barış, demokrasi ve kardeşlik devridir. Bunu başaracağımıza inancımız da tamdır. Tüm halklarımızın yeni yılını kutluyor; barış, özgürlük ve refah dolu bir yıl diliyoruz.”

Paylaşın

Devlet Bahçeli: Çözüm Veya Açılım Diye Bir Süreç Yok

Yeni yıl dolayısıyla bir mesaj yayınlayan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Öcalan- DEM Parti” görüşmesine ilişkin, “Ortada yeni bir çözüm veya açılım diye bir süreç hiç yoktur” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Olan ve olması gereken milli beka ve gelecek adına muhataplarının aktif, önşartsız, hesapsız, hilesiz, güven veren ve hasbi şekilde devreye girmesidir. Oyalanacak ve israf edilecek vakit kalmamıştır. Türkiye için kader ve karar anı gelmiştir. Ya bir ve beraber kardeşçe yaşayacağız ya da dış dayatmalarla, bölgesel fay hatlarının kırılmasıyla tetiklenen şiddetli bir yıkıma maruz kalacağız.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yeni yıl dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Devlet Bahçeli, mesajında şu ifadeleri kullandı: “Büyük Türk Milleti, aziz vatandaşlarım, yeni yılın arifesinde en kalbi duygularla, hürmet ve muhabbetle selamlarımı iletiyor, milli varlığımız ve birliğimiz payidar olsun diyorum.

Tarihsel değişimlerin hızlandığı, coğrafya temelli hesapların güncellendiği bir yılı geride bırakıyor; yepyeni ümitlerin, düğümü açılmamış beklentilerin, gün yüzü görmemiş gelişmelerin kundağı ve kuluçkası olan taptaze bir yıla giriş yapıyoruz.

Takvim yapraklarından kopan her yılın samimi, sağlıklı, sağduyulu, safsatadan uzak ölçüde muhasebe ve mütalaası hiç kuşkusuz geleceğin doğru okunmasında altın bir fırsattır. Önyargıların tasallutuna kapılmadan, hayatın gerçeklerine kapanmadan, politik ve ideolojik dogmaların sinsi davetine kanmadan akli, ahlaki ve ruhi arka plana dayanan sosyal, ekonomik ve siyasal kalkınma vizyonuyla yeni yüzyılı lehimize çevirmemiz mümkündür.

Mücadelemiz süper güç Türkiye’nin gerçekleşmesine hizmettir. Yaşanmış ve hıfza emanet edilmiş yılları üst üste biriken hadiseler yığını veya meydana gelmiş hikâyeler mecmuu olarak değil, ders alınması gereken, sonuç çıkartılması icap eden, bununla birlikte önümüzü aydınlatması lazım gelen bir zaman kervanı şeklinde ele almak en makul tercihtir.

Ağırlaşan yüklerden kurtulmanın, çağın hızına ayak uydurmanın, değişmez değerlerimize tutunmanın, her anı karmaşık karar vermeyi ve keskin zekayı gerektiren tarihi misyonumuz istikametinde inançla ve irfanla yürümenin haricinde her arayış, her amaç, her arzu çıkmaz sokaktır.

2024 yılı Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni yüzyılında ilk eşik, ilk eşref, ilk etaptır. Bu vasfı ve varlığıyla 2024 yılının maşeri vicdan ve milli hafızada mühim ve müstahkem bir mevkie tekabül ettiği her türlü izah ve ifadeden varestedir. Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerinin tıpkı bir saat kadranı gibi işleyen ve sesi işitilen çarkı önümüzdeki yüzyılın ana çerçevesini ihata etmektedir.

Yerimizde saymaya, vakit kaybetmeye, olanla yetinmeye, hayatı ve hadiseleri uzaktan seyretmeye ne halimiz ne de hakkımız vardır. En başta Asya, Afrika ve Ortadoğu olmak üzere; tüm dünyanın zor sınavlardan, zorlu sınamalardan geçtiği tarihi bir kavşakta ülkemizin muazzam bir şuurla kalkışa geçmesi, yoğunlaşan dış basınca karşı iç barış ve kardeşlik kümesini bütünlük içinde tutma gayesi ve gayreti ancak büyük medeniyet ve milletlere has bir meziyet olarak değerlendirilmelidir.

Doğası gereğince, hayat ve siyaset geriye değil ileriye doğru akmaktadır. Bu akışı kesmek, değilse bile debisini azaltmak amacıyla yapılan veya yapılması muhtemel olan çoklu provokasyonlara karşı uyanık olmak, her türlü ihtimali gözeterek milli ve manevi ortak paydada kenetlenmek tehlikeleri en az seviyeye indirecek hamle üstünlüğünü ikmal edecektir.

İnsan kaderinin göze çarpan müessir ve münhasır özelliklerinden birisi de bugün atılan adımların kendisini nereye götüreceğini bilmemesidir. Kader planımıza koordinat çizen bir başka vaki gerçek de şudur: Ağzımızdan çıkan her söz ebediliğin bir köşesinde erguvan gibi kanamakta ve yankılanmaktadır.

Bu nedenle bin ölçüp bir konuştuğumuz sözler bir yanda özümüzün hüneri, diğer yanda da özgüvenimizin hüsnüniyet ve hüküm özeti olmalıdır. Klişelerle beslenen, ezberlerle benimsenen, statükoyla belirginleşen, peşin hükümlerle belgelenen bir hayat ve siyaset sürecinin yeni ufuklara yelken açması, tehlikeleri aşarak güvenli limanlara demir atması görülmüş, duyulmuş, tecrübe edilmiş bir şey değildir.

Yeni yüzyılın ana çatısı kutuplaşmayı dışlayıp kucaklaşmayı esas amil kabul eden kaynaşma menşeli yeni bir siyasetle örülmelidir. Kronik ve kemikleşmiş ihtilafları üzerinde uzlaşılmış milli ilkeler temelinde ele almak artık bir mecburiyettir. Yeterince dış düşman varken, yeterince iç huzur ve barış hazinemizi yağmalamak için kuyruğa giren zulüm ve zillet failleri ortadayken, aramızda ve içimizde muhasım odak üretmenin hiçbir sonu olmayacağı gibi sonucu da yoktur.

Bu mukadder gerçeği müdrik bir vicdanla ve objektif esaslara bağlı bir görüş derinliğiyle kavramak meselelerin can alıcı noktasına nüfus etmeyi kolaylaştıracak, ülkemize ve milletimize mukayeseli üstünlük kazandıracaktır. Türkiye dar kalıplara, vesayet kapanlarına, taviz ve teslimiyet kabuklarına sığmayacak, sığdırılamayacak kadar büyük bir ülkedir. Türkiye Cumhuriyeti, bütün Türk vatandaşlarının şan ve şerefi; istiklal ve istikbal şevketidir.

Türk milleti ayrılmayacak, ayrışmayacak, kopmayacak, bölünmeyecek kadar iç içe geçen, aynı zamanda mensubiyet onurunu şuur hisarlarında bayraklaştırmış her insanımızın birbiriyle yekvücut halinde birleşerek can verdiği beşeri bir zirvedir. Hiçbir zırva, hiçbir zırlama, zehir karışımlı hiçbir zıtlık bu zirveyi aşağıya çekemeyecektir.

Türk tarihi, Türk kültürü, geçen Türk asırları üzerinde yaşadığımız coğrafyayı vatan yapan kardeşlik kuvvesinin ve kader ortaklığı kudretinin marifetiyle önümüzdeki yüzyıla izi ve iradesi asla silinmeyecek bir mühür vuracaktır. Bu kapsamda herkesin milli ve manevi değerler muhtevasında birleşmesi ve el ele vermesi yalnızca bugünümüzü değil aynı şekilde geleceğimizi de güvenceye kavuşturacaktır.

Tarihi bir film şeridine benzer şekilde geri sarmak söz konusu değildir. Ancak tarihin ve coğrafyanın ötelerin ötesinden süzülüp gelen mesajlarına kulak verilmesi, buna müzahir bir gelecek kubbesinin altında toplanılması, ezcümle Türk ve Türkiye Yüzyılı vizyonunun hayata geçmesi kaçınılmazdır, bu siyasi ve stratejik yükseliş elbirliğiyle sağlanacaktır.

Komşu ülkelerde vasat bulan kırılmalar, yumuşama göstermeyen sert cepheleşmeler, devamlı mesafe alan soğuk ve sıcak çatışmalar, biri biterken diğeri başlayan dış bağlantılı operasyonlar; ortak tarih, inanç ve kültür boyutlarıyla birlikte jeopolitik sarkaç da dikkate alındığında Türkiye’nin her zaviyeden ilgi sahasına girmektedir.

Özellikle 27 Kasım 2024 tarihi itibariyle Suriye’de yaşanan seri ve baş döndürücü gelişmeler katil Esad’ın 8 Aralık’ta ülkesini terk etmesiyle yeni bir dönemin miladı olmuştur. Suriye’nin istikrarı, huzuru ve barışçıl siyasi ortamı bölge ülkeleriyle Türkiye’nin ortak yararınadır. Suriye’de provası yapılan ve devamlı tahrik edilen etnik ve mezhep temelli kamplaşmanın ülkemiz ve bölgemiz adına devasa tehditler vaat ettiği de açıktır.

Şam’da tezahür eden geçiş hükümetinin ilerleyen aylarda geçici yönetimi kurması, Suriye’de yaşayan her kesimi ve herkesi bir ve eşit telakki etmesi, bu ülkenin derlenip toparlanmasının ana dinamiğini oluşturacaktır. Bölgesel ve küresel çıkar gruplarının, yayılmacı siyaset takip eden vandal emelli ülkelerin Suriye’yi iç savaş şartlarına sürükleme hazırlıklarına tetikte ve teyakkuz halinde duruş göstermek elbette mutlak bir zorunluluktur.

Belirlenmiş takvim çerçevesinde demokratik mekanizmaların gecikmeksizin çalıştırılarak Baas kalıntılarının tamamıyla silinmesi, seçimlerin olabilecek en kısa sürede yapılarak meşruiyet sorunlarının çözülmesi temennimizdir. Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğü tartışma kabul etmeyen bir konudur. Üniter Suriye Cumhuriyeti daima Türkiye Cumhuriyeti’nin dost ve kardeş ülkesi olacaktır.

İki ülke arasında kurulacak siyasi temaslar ve sahici diyaloglar bölge barış ve istikrarına çok güçlü destek verecektir. Dahası terörizme karşı ortak eylem planı ve ortak direniş kararlılığı iki ülke güvenliğini, karşılıklı yapıcı ve pozitif ilişkiler ağını tahkim ve temin edecektir. Yeni şartlarda, dönüşen konjonktürde, değişen güç dengelerinde, oyun kurucu Türkiye’nin karşısında PKK/YPG terör örgütünün Irak’ın kuzeyiyle birlikte Fırat’ın batısı veya doğusunda tutunması hayaldir ve tasfiyesi kaçınılmazdır.

Mücavir topraklardan kaynaklanan terörist emel ve eylemlerinin harekat ve manevra sahası kalmamıştır. Silahlar ya gömülecek ya da silah tutanlar gömülecektir. Yurt içinde ve yurt dışında elinde silahla gezen hiçbir caniye ve terör örgütüne müsamaha yoktur. Bu çerçevede Suriye’de teessüs eden geçiş hükümetinin açıklamaları umut ve memnuniyet vericidir.

Ne yurt içinde ne de yurt dışında teröre kesinlikle ödün verilmeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti terörle mücadelesini dirayet ve cesaretle icra etmektedir, buna da devam edecektir. Geldiğimiz bu aşamada Kürt kardeşlerimiz oynanan kanlı oyunun içyüzünü okumuş, hıyanetin azılı figüranlarını tanımış, emperyalizmin cinayet kampanyasını görmüştür. Bu nedenle bölücü terör örgütünün Kürt kardeşlerimizin iradesine ve istikbaline ipotek koyma teşebbüsü boşa düşmüştür.

“Komşu coğrafyalar kaynayıp karışmışken…”

Türk ile Kürt’ün arasına girmek, fitneye koçbaşılık yapmak, bozgunculuk ve bölücülük dayatmasıyla bin yıllık kardeşliği baltalamaya çalışmak boşuna bir hevestir. Türk milleti bu ihanete boyun eğmeyecektir. Komşu coğrafyalar kaynayıp karışmışken; dahası ülkeler deprem geçirirken Türkiye’nin milli birlik ve kardeşlik hissiyatını çok güçlü şekilde sahiplenmesi hayranlık uyandıran bir hususiyettir.

İlkel, iradesiz ve inkarcı anlayışın hastalıklı bir uzvundan ibaret olan bugünkü yamalı ve yaralı muhalefet ne söylerse söylesin, bölücü terörün ülke gündeminden çekip çıkarılmasından korkup çekinen melez ve devşirme sözde milliyetçiler hangi iftiralarla avunursa avunsun, Türkiye iki asırlık ağırlığından kurtuluş için inisiyatif almıştır.

Büyük çapta Türk-Kürt kardeşliğiyle inşa ve ihya edilen Türk milleti kimliği yeni yüzyılın demokratik itibarı, haysiyet ve hürriyet timsali olmayı hak etmektedir. Manasız kuşkulara, maksatlı kurcalamalara ve mesnetsiz kuruntulara yer yoktur. Ortada yeni bir çözüm veya açılım diye bir süreç hiç yoktur. Olan ve olması gereken milli beka ve gelecek adına muhataplarının aktif, önşartsız, hesapsız, hilesiz, güven veren ve hasbi şekilde devreye girmesidir.

Oyalanacak ve israf edilecek vakit kalmamıştır. Türkiye için kader ve karar anı gelmiştir. Ya bir ve beraber kardeşçe yaşayacağız ya da dış dayatmalarla, bölgesel fay hatlarının kırılmasıyla tetiklenen şiddetli bir yıkıma maruz kalacağız. Sabırla, sebatla, anlayışla, hoşgörüyle, milli ilke ve ülkülere sadakatle birlik ve kardeşliğimizi perçinlemenin, pekiştirmenin ve pekleştirmenin tarihi mesuliyeti omuzlarımızdadır.

Türk vatanı; üzerinde yaşayan, altında yatan, henüz doğmamış bulunan herkesindir. İmralı ile DEM Parti temsilcileri arasında 28 Aralık 2024 tarihinde gerçekleştirilen görüşme ve bu görüşmenin genel hatlarıyla medyaya yansıyan bazı bölümleri demokrasiyi, Türk-Kürt kardeşliğine bağlanan umutları nispeten takviye etmekle kalmamış hayırlı bir başlangıcın ivmesi olmuştur.

Sırayı sözden eylem safhasına geçiş almalı, nihayetinde müspet ve müşahhas sonuçların kademe kademe sahnelenmesi gecikmeksizin ifa ve ilan edilmelidir. 2025, Türk ve Türkiye Yüzyılının ikinci yılıdır. Bu yıl içinde önümüzdeki yüz yılın barış ve huzur temeli ortak iradenin eşgüdümünde kazılacaktır. Ne müzakere ne de mütarekeden söz açılabilecektir; terörsüz ve huzurlu Türkiye’nin müteyakkız doğruluşuyla yeni yüzyılın müjde ve mükafatını ihtiva eden mütemadi manifestosu çok yakında tekemmül edecektir.

Sınırlarımızın diğer yakaları krizden krize savrulurken kendi içimizde birbirimizin can suyu olmanın zamanı gelip çatmıştır. Devir Türk Devri, Yüzyıl barış içinde var olacak Türkiye’nindir. 2024 yılında uzaya ayak basan Türk astronotunun önümüzdeki dönemlerde sayıları artmalıdır. Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan bir maden işletmesinde yaşanan toprak kaymasında hayatlarını kaybeden işçilerimiz Türk milletinin tamamının yüreğine ateş düşürmüştür.

Acılarımızın, kayıplarımızın ve gözyaşlarımızın kimliğini sorgulamak akıl dışılıktır. 2024 yılında ilk uçuşunu yapan Milli Muharip Uçağımız Kaan hepimizin, milletimizin tamamının ortak gururudur. Doğumuz üzülürken batımızın sevinmesi diye bir şey hiç görülmemiştir. Türk ve Kürt kardeşliğini hiçbir tuzak ve tertip tahrip edememiş ve edemeyecektir.

Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde katledilen Narin yavrumuz, Tekirdağ’ın Malkara ilçesinde hayattan kopartılan Sıla yavrumuz 2024 yılında hepimizi kahretmiştir. Adımız ve anılarımız acılarımız kadar bir ve aynıdır. Çözümsüzlüğe havale edilip muhasım çevrelerin eline koz olarak geçecek, müteakiben aleyhimize silah gibi kullanılacak hiçbir sorun alanımız olmamalıdır.

Milli birlik ve dayanışma hasletimiz Cudi kadar göz alıcı, Toroslar kadar sıralı, Fırat kadar engin, Dicle kadar coşkun, zeybek kadar canlı, bar, horon ve karşılama kadar heyecanlıdır. Türkiye iç çatışma girdabına asla düşmeyecektir. Ortadoğu’nun kaos salgını Türkiye’mize bulaşamayacaktır. Bilakis ve bilahare dostluk ve barış kuşağı etrafımızı kuşatacaktır.

2025, Türk ve Türkiye Yüzyılının huzur ve sükûnet sayfasını iyice aralayacak, anlaşmazlık ve uyuşmazlık kilitlerini açan ferah, feragat ve refah sıçramasıyla uçurumları kapatacaktır. Emevi Camii’nde kılınan şükür namazından rahatsız olan, garabet şeklinde şükür namazının kazası olmayacağını söyleyerek dinden diyanetten ne kadar uzak olduğunu gösteren, okunan Fetih Suresi’nden dolayı da bunalıma giren kifayetsiz muhterisler basit ve bayağı tutumlarının bedeli yüksek akıbetine muhakkak katlanacaklardır.

2025, Türkiye’nin ve Türk milletinin yılı olacaktır. 2025, bin yıllık kardeşliğimizin çelikleştiği, bölünme rüyası görenlerin sukutu hayale uğradığı, bölücü terörün kökünün kazındığı kutlu doğuma sahnelik yapacaktır. 1 Ocak 2025’te karşılayacağımız mübarek üç ayların ve bir gün sonra idrak edeceğimiz Regaip Kandilinin nice manevi güzelliklere vesile olması niyazımla birlikte; büyük Türk milletinin, bütün Türk vatandaşlarının, Türk-İslam aleminin, huzur ve barışa susamış insanlığın yeni yılını kutluyorum.

Yöresi, kökeni ve anasının dili ne olursa olsun milletimin her evladını hasret, hürmet ve muhabbetle kucaklıyor, en iyi dileklerimi paylaşıyorum. Filistin’de varoluş mücadelesi veren kardeşlerimize Rabbim’den kolaylıklar diliyorum. Vatan ve millet yolunda kara toprağın bağrına giren kahraman şehitlerimize, Gazze ve Lübnan başta olmak üzere soykırıma maruz kalan mazlum din kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmetler temenni ediyorum.

Yeni yılda; yeni Türkiye, yeni yüzyıl ve yeni hayatın muhterem kazanımlarıyla Türk milletinin yeni bir destan yazacağına canı gönülden inanıyorum. Yeni yılımız hayırlı ve uğurlu olsun diyorum.”

Paylaşın

“DEM Parti – Abdullah Öcalan” Görüşmesi: Beklenen Adımlar Atılmamış

DEM Parti ile Abdullah Öcalan görüşmesine ilişkin açıklama yapan DEM Partili Meral Danış Beştaş, “Hazırım dediğine göre beklenen adımlar atılmamış. Görüşmelerin devam edeceği sonucuna varıyoruz. Bir sürece evrilmesi muhtemel” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Erzurum Milletvekili ve Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, DEM Parti heyetinin İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmeyi ve görüşmenin ardından DEM Parti’den yapılan açıklamaları değerlendirdi.

“Dün görüşmenin ardından bir açıklama yayınlandı. O açıklama dikkatli okunursa orada ne konuşulduğunun, üzerine tartışılan meselelerin ne olduğu, Kürt ve Türk halklarının kardeşliğinden demokrasiye evrilmesine kadar birçok ayrıntıyı barındırdığını ifade etmek istiyorum” diyen Meral Danış Beştaş’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“Sonuçta 3 saatlik görüşmenin tamamının bu aşamada kamuoyu ile paylaşılmasının doğru olmadığına karar verilmiş. Çözüm sürecine evrilmesini umduğumuz bir görüşme gerçekleşti. Biz uzun yıllardır Kürt meselesinin demokratik ve siyasal yöntemlerle çözülmesi gerektiğini ve diyalog ile müzakereden geçtiğini ifade eden bir yerde Türkiye siyasetinde yerimizi alıyoruz. Tecridin bir hukuksuzluk olduğunu, bir işkence olduğunu ifade ettik. Bu sadece bir temenni değil, 2013-2015 yıllarında nelerin değişebileceğini deneyimlemiş olduk. Olumsuz sonuçlanmış olabilir ancak dersler çıkarabiliriz.

(Açıklamanın Cumhur İttifakı’nda nasıl yankı bulduğu sorusu üzerine)  Açıklama metninin kendisinde ve 1 Ekim’den sonra yaşananları bir bütün olarak ele alınması gerekiyor. Bu metinde yer alan Bahçeli ve Erdoğan göndermesi var. Öcalan kendi başına, tek taraflı bir görüşle, Sayın Bahçeli ve Erdoğan’ı zikretmiyordur. En azından karşılıklı bir konsensusun olduğunu düşünüyorum. Buna pozitif bir yaklaşım olduğunu ifade edebilirim.

İlk dönemde “Bahçeli’nin çağrısı Erdoğan’dan habersiz mi” diye tartışıldı ama Türkiye’nin en önemli meselesine ilişkin Cumhur İttifakı böyle bir uzlaşı sağlamadan böyle bir girişimde bulunmaz kanaatindeyim. İktidar bloğunda negatif bir durum görmedim, kendi görüşümü böyle iletebilirim.

“Her şeyden önce bir muhataplık meselesi var”

Metnin içi boş olduğunu, yol haritası sunmuyor değerlendirmelerine katılmıyorum. Aksine 7 maddelik metinden çokça üzerine tartışılabilecek ve sonuç çıkarılabilecek bir süreç de dünden beri yaşıyoruz. Her şeyden önce bir muhataplık meselesi var. Öcalan İmralı Adasında. Bizim çözüm için işaret ettiğimiz bir aktör Öcalan’dı. Bu üç ismin geçtiği metinden söz ediyoruz. Bir kere görüşmelerin devam edeceği sonucuna varıyoruz. Demek ki bir sürece evrilmesi kuvvetle muhtemel. Zaten büyük umut da orada yatıyor.

(Yeni anayasa ve Erdoğan’ın 3. kez adaylığına destek istendiği iddiaları) Her seçim dönemi öncesinde, Kürtler ile AK Parti’nin anlaştığı, anlaşacağı tartışmaları gırla gider. Böyle bir şey olabilir mi? HDP hakkında kapatma davası var. Biz müzakere ile mücadeleyi ayırt etmeyi iyi biliyoruz. Biz damdan düşenleriz. Bu konuda deneyime ihtiyacımız yok. Maalesef o kadar büyük olaylarla sınandık ki.

Biz müzakereyi her koşulda savunuruz ama siyaseten mücadeleyi bırakmayız. Erdoğan’ın ve Bahçeli’nin bu sürece olumlu bakmasını tabii ki olumlu buluyoruz. Biz Özel’in Dervişoğlu’nun ve Erbakan’ın da partilerini temsilen bu sürece aynı hassasiyetle yaklaşması gerektiğini savunuruz. Bizim bütün bu partilerle ittifak yapacağımız çıkarılması mümkün mü? İktidar ile muhatap olarak görüşmemizden bu sonuç asla çıkarılmamalı.”

Paylaşın

21 Günde 35 Bin Suriyeli Ülkesine Geri Döndü!

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ”21 günde 35 bin 114 kişi geri döndü. 8 Aralık’tan sonra günlük dönüş sayısı bin 700’e yaklaştı. 9 Aralık-29 Aralık tarihleri arasında günlük dönüş ortalaması bin 672 oldu” dedi.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, NTV’de gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yeni yıl kutlamaları hakkında konuşan Yerlikaya ”Yılbaşına yönelik güvenlik tedbirleri 3 gün boyunca devam edecek. Yılbaşında 309 bin 819 kolluk gücü görev başında olacak. Kontrol noktalarının sayısı artırıldı. 294 bin 934 litre sahte içki ele geçirildi ve 25 kişi tutuklandı. Buraya gelen insanlara geçici koruma statüsü verildi. İnancımız, mazlumun bir gün haklı geleceği yönündeydi. Esed onuruyla gitmedi ve onuruyla yaşamayacak. Yasal kalış hakkı olan vatandaşlarımıza dair paylaşımlar yapıldı. Yasal kalış hakkına sahip 2 milyon 905 bin Suriyeli bulunuyor” dedi.

Geri dönen mülteciler hakkında bilgi veren Yerlikaya ”Suriye’nin Kuzeyi’nde süren operasyonların bulunduğu bölgede 6 milyon insan yaşadı. STK’larımızla birlikte destansı mücadeleler verdik. 740 bin insan gönüllü olarak oraya döndü. 8 Aralık’tan sonra büyük bir mutluluk yaşanıyor. Bu insanlar onurlu ve güvenli bir şekilde dönüyorlar. Bunu ilk kez açıklıyorum; 21 günde 35 bin 114 kişi geri döndü. 8 Aralık’tan sonra günlük dönüş sayısı bin 700’e yaklaştı. 9 Aralık-29 Aralık tarihleri arasında günlük dönüş ortalaması bin 672 oldu” açıklamasında bulundu.

“Birçok bilinmezlik mevcut”

Türkiye’de doğan Suriyelilere vatandaşlık verildiği iddialarına yanıt veren Yerlikaya ”1 milyon 36 bin Halepli var. 2 milyon 905 bin olan Suriyelilerin yüzde 30’u burada doğan çocuklar. Burada doğan çocukların vatandaşlık kimliği yok. Geçici Koruma Statüsü kimliği var. Şu anda kış mevsimi ve okul zamanı. 880 bin okuyan öğrenci bulunuyor. 13 yıldır evlerinden uzaklar. Evleri yıkıldı mı? Yerinde duruyor mu? Birçok bilinmezlik mevcut. Cumhurbaşkanımız her fırsatta talimat veriyor. Orada tekrar Suriye halkına sağlıklı hizmet verme konusunda onlara yardımcı olmaya hazırız” şeklinde konuştu.

Ülkede faaliyet gösteren terör örgütleri hakkında konuşan Yerlikaya ”Terörü kaynağında bitireceğiz. İçeride terörü bitirme noktasına getirdik. İçeride son 1.5 yılda bin 425 teröristi etkisiz hale getirdik. 214 terör eylemi engellendi” dedi. 2024 yılında yaşanan trafik ihlalleri hakkında konuşan Yerlikaya ”Yeni yasadan sonra sahte çakarların kullanımı yüzde 70 oranında azaldı. Trafik alanında çalışmalarımız devam edecek” açıklamasında bulundu.

 

Paylaşın

Işıkhan’ın “SGK Borçları Kaynaktan Kesilecek” Açıklamasına İmamoğlu’ndan Sert Tepki

Vedat Işıkhan’ın belediyelerin SGK borçlarının kaynağından kesileceği açıklamasına tepki gösteren Ekrem İmamoğlu, “Aferin, madalya aldı şimdi. Bir bakan daha madalya aldı. Ne büyük iş başardı değil mi? Kendisini ispat etti. Kime? Millete değil, bir kişiye” dedi.

Engellemelerin asıl mağdurunun millet olacağını belirten İmamoğlu, “Ama hep söylüyorum, böyle davranırsanız sizin Türkiye’de belediyeniz bile kalmayacak. Yönetecek belediyeniz, bu millet size yetki vermeyecek böyle davrandığınız sürece” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli’de katıldığı bir etkinlikte yaptığı açıklamalarda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın belediyelerin SGK borçlarını kaynaktan kesme kararı ve AK Parti’nin CHP’li belediyelere yönelik tutumuna eleştiriler yöneltti.

İBB Başkanı İmamoğlu, bu yaklaşımın belediyelere değil, doğrudan millete zarar verdiğini belirterek, “Bu millet sizi cezalandıracak” ifadelerini kullandı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan dün, “SGK’ya başvuru yapmaya başladı. Bu, olumlu bir gelişme ve amacımız da bu yöndeydi. Ancak hala adım atmayan her belediyenin borçlarının tahsilatını kaynaktan yapacağımızı belirtmek isterim” demişti.

İmamoğlu, AK Parti’nin belediyelere yönelik uygulamalarını eleştirerek, “Belediyelerin kaynaklarını kendi kişisel hesaplarının parçası gibi görüyorlar. Bu tutum, milletin vicdanında mutlaka cezalandırılacaktır” dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a atıfta bulunan İmamoğlu, SGK borçlarının kaynaktan kesileceğini duyuran Işıkhan’a “madalya aldı şimdi” sözleriyle tepki gösterdi.

CHP’li belediyelere yönelik sistematik bir kıskaca alındıklarını vurgulayan İmamoğlu, “Bu kararlar, hizmet üretmeye çalışan CHP’li belediyeleri cezalandırma çabasından başka bir şey değil. Hangi belediyelere kesinti yapılacak? CHP’li belediyelere. AK Partili belediyeler ise seçim döneminde milyonlarca liralık kaynak aktarımı aldı” diyerek, partizan bir yaklaşım sergilendiğini savundu.

Bakan Işıkhan’ın açıklamalarına “basiretsiz” diyerek tepki gösteren İmamoğlu, “SGK borçlarını tahsil ederek ekonomiyi mi düzeltecekler? Belediyelerin SGK borçları, kurumun bir yıllık gelirinin yüzde 2’si bile değil. Bu kararlar yalnızca hizmet alan vatandaşları mağdur eder” dedi.

İmamoğlu, AK Parti’nin bu politikalarının uzun vadede partinin yerel yönetimlerdeki varlığını tehlikeye atacağını belirtti. “Böyle davranırsanız, Türkiye’de yönetecek belediyeniz bile kalmayacak. Bu millet, adaletsizce yönetim anlayışına yetki vermeyecek” dedi. AK Partili vicdanlı belediye başkanlarının bile bu duruma içerlediğini ve tepki gösterdiğini hissettiğini ifade etti.

“Bütün bu zorluklara rağmen…”

Engellemelere rağmen hizmet üretmeye devam edeceklerini vurgulayan İmamoğlu, “Bütün bu zorluklara rağmen, vatandaşlarımız için çalışmaya devam edeceğiz. Onların cezalandırmaya çalıştığı aslında belediyeler değil, halkımızdır. Ama biz engellere takılmadan işimizi yapacağız” dedi.

İmamoğlu, yerel yönetimlerin siyasi görüş ayrımı yapmaksızın adaletli bir şekilde hareket etmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Gerçek liderlik, adalet terazisini ruhunda taşıyan, gücünü milletten alan yönetici olmaktır. Partizanlık ve kişisel hesaplar yerel yönetimlere zarar verir” ifadelerini kullandı.

İBB Başkanı, AK Parti’nin baskı ve engellemelerine rağmen, İstanbullulara hizmet etmeyi sürdüreceklerini vurguladı. “Bizim önceliğimiz, milletimizin ihtiyaçlarını karşılamak. Onlar bizi durdurmaya çalışsa da biz, halkımıza layık olmak için çalışmaya devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

Paylaşın