Hatimoğulları: İmralı’dan Gelen Mesaj, Barış Ve Çözüm Mesajıdır

DEM Parti heyetinin İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmesine ilişkin açıklamada bulunan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Şunu iyi biliyoruz ki İmralı’dan gelen mesaj, barış ve çözüm mesajıdır. Bugüne kadarki gibi çatışmalarla ve savaşla çözüm olmayacağını; çözümün, İmralı ile birlikte demokratik bir zeminde gerçekleşebileceğini ifade etmiştir” dedi.

Haber Merkezi / Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Kuzey ve Doğu Suriye’ye destek amacıyla Suruç’ta başlatılan nöbet eylemine katıldı. 12’nci gününde devam eden eyleme Hatimoğulları’nın yanı sıra DBP Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni ile çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum kurumu temsilcisi katıldı.

Hatimoğulları, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Merhaba hevalino hûn bi xêr hatin, li ser seran li ser çavan hatin. Ehlen ve sehlen. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Burada, Suruç’ta yürüyüşümüzü gerçekleştirerek Kobani’ye dayanışma duygularımızı ve mesajlarımızı iletmek istedik. Ne yazık ki Türkiye’deki gelişmelerin tersine engellemelerle karşılaştık. Yine de yürüyüşümüzü gerçekleştirdik değerli halkımız ve esnafımızla, kadınlar ve gençlerle. Buradan binlerce kez Kobanî’ye selam olsun diyoruz.

Kobanî’ye, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik tehditler devam ettikçe Kürt halkının kardeşleri olarak, Türkiye’deki demokrasi güçleri olarak, Türkiye halkları olarak Kürt kardeşlerimizle dayanışmamızı sürdüreceğiz. Suriye’de devrilen hükümetin yerine HTŞ’nin gelişiyle beraber yeni bir nizam oluşturulmak isteniyor. Ancak Kürt halkını görmezden gelen, Arap Alevileri görmezden gelen, ezilen ve yok sayılan halkları görmezden gelen hiçbir anlayış orada varlık gösteremez.

Kürt halkı, 2011 savaşından bu yana Rojava’da statüsünü fiilen hayata geçirmiştir. Kürt halkı Kobanî’de, Kuzey ve Doğu Suriye’de bir özerk yönetim oluşturmuştur. Türkiye halklarına buradan, Suriye sınırından, Rojava sınırından sesleniyorum: Rojava, ana akım medyanın, Saray’ın medyasının anlattığı gibi bir bölge değildir. Rojava, kadınların yönetimde olduğu, eş başkanlık ve eşit temsiliyet sisteminin varlık gösterdiği bir coğrafyadır. Orada farklı halklar ve inançlardan olan insanların varlıklarını tanıyan bir toplumsal sözleşme hayata geçirilmiştir. Aynı zamanda El Nusra, El Kaide ve türevlerine karşı güçlü bir hukuku ve mücadeleyi örgütlemiştir. Buradan Rojava’ya binlerce kez selam olsun diyoruz.

“İmralı’dan gelen mesaj, barış ve çözüm mesajıdır”

Değerli halklarımız, biliyoruz ki hepiniz büyük bir heyecanla ve merakla takip ediyorsunuz. İmralı’da Sayın Öcalan ile görüşen heyetle bir araya geldik. Heyetimiz İmralı’da ağır tecrit altında bulunan Sayın Abdullah Öcalan’ın selamlarını iletiyor sizlere. DEM Parti İmralı Heyeti 7 maddelik bir açıklama yaptı. Bu açıklamanın akabinde heyetimiz, parlamentoda temsili bulunan siyasi partilerle görüşmeler başlattı. Dün Meclis Başkanı ve MHP ile görüşmeler gerçekleştirildi. Pazartesi gününden itibaren de heyet diğer siyasi partilerle görüşmeler gerçekleştirecek.

Heyetimiz esaslı ve kapsamlı açıklamayı onun akabinde gerçekleştirecek. Şunu iyi biliyoruz ki İmralı’dan gelen mesaj, barış ve çözüm mesajıdır. Bugüne kadarki gibi çatışmalarla ve savaşla çözüm olmayacağını; çözümün, İmralı ile birlikte demokratik bir zeminde gerçekleşebileceğini ifade etmiştir. Bizler bu süreci hep birlikte büyük bir heyecan ve umutla takip edeceğiz. Kürt halkı 40 yılı aşkındır verdiği mücadeleyle, sadece Rojava ve Kürdistan’da değil dört parça Kürdistan’da verdiği onurlu mücadeleyle bugüne kadar gelmiştir.

Bugün eğer İmralı’da bir görüşme gerçekleşiyorsa, bu siz değerli halkımızın gösterdiği direniş ve azim sayesindedir. Sizden en büyük ricamız, Rojava’daki süreç netleşene kadar, İmralı görüşmelerinde belli bir yere gelinene kadar demokratik zemindeki mücadelemizden asla vazgeçmememizdir. Siz değerli analar başta olmak üzere, hepinize çok şey borçluyuz. Bu süreç heyecan verici bir süreç, evet. Ancak sahiplenirseniz, meydanlarda tutulan nöbetlere sahip çıkmaya devam ederseniz bu süreç bir başarıyla taçlanacaktır.

Bakın, resimleri karşımda duruyor: Özgür basın emekçileri Cihan Bilgin ve Nazım Daştan. Musa Anter’in öğrencisi, SİHA’larla katledilen iki değerli basın emekçisi. Onları huzurunuzda saygıyla anıyorum. Bizler Türkiye’nin dört bir yanında, Kürdistan’ın dört parçasında büyük bir sabırla, metanetle, güçle, umutla ve inançla mücadele ede ede bugüne geldik. Bugün bu süreçte hem Türkiye’deki hem de Ortadoğu’daki gelişmeler çerçevesinde sürecin barış ve çözümle taçlanması dışında bir seçenek kalmamıştır. İmralı’da Sayın Öcalan bu seçeneğin üzerinde yoğun bir biçimde çalışırken, bizler de dışarıda siz değerli halkımızla beraber demokratik zemindeki çözümden yana mücadelemizi devam ettireceğiz.

Sözlerime son verirken, çokça ifade ettik, yine söyleyelim: Suriye’de demokratik bir Suriye’nin inşası dışında hiçbir seçenek yoktur. Oradaki bütün halkları kapsayan, hiçbir halkı dışlamayan ve yok saymayan bir anlayışla demokratik bir Suriye’nin inşası dışında bir seçeneğimiz yoktur. Bizler de bu temelde, oralara güçlü bir destek verme konusunda kararlılığımızı sürdüreceğiz. Bu duygularla hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Rojava’ya binlerce kez selam olsun!”

Paylaşın

Cevdet Yılmaz’dan Asgari Ücrete Düşük Zam Savunması: Enflasyonu Yükseltir

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, resmi yıllık enflasyon yüzde 44,38 olarak açıklanmasına karşın asgari ücrete yüzde 30 zam yapılmasını enflasyonu kontrol altına alma gerekçesiyle savundu:

“Bugün yüksek bir maaş verirsiniz, yarın enflasyon bundan daha yüksek çıkarsa verdiğiniz maaşın hiçbir anlamı kalmaz. Önemli olan enflasyonu dizginleyip, düşürüp, somut, reel satın alma gücünde artış sağlamak.”

Hükümet cephesinden, enflasyonun yükünü asgari ücretliye yüklemeye dönük açıklamalar gelmeye devam ediyor. Artı Gerçek’te yer alan habere göre; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, kayıtlı çalışanların yüzde 42’sinin asgari ücretli göründüğünü, bunun de 6,7 milyon çalışana denk geldiğini söyledi.

Resmi yıllık enflasyon yüzde 44,38 olarak açıklanmasına karşın asgari ücrete yüzde 30 zam yapılmasını ise enflasyonu kontrol altına alma gerekçesiyle savunan Yılmaz, şu açıklamayı yaptı:

“Asgari ücret, 2025’teki son güncel artışla 627 doların üzerine çıkmış durumda. Bu net maaşlarda birde işverene maliyeti açısından bakarsanız bu tabii çok daha yüksek rakamlarda. Şu anki asgari ücret seviyemiz Rusya, Romanya, Bulgaristan Meksika, Brezilya’nın, Güney Afrika’nın, Endonezya’nın, Çin, Mısır ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerin üzerinde bir rakam, bunu da ifade etmek isterim:

Enflasyonda ciddi bir sapma olursa yeniden elbette bunları değerlendiririz, biz ciddi bir sapma olmayacağına inanıyoruz, politikalarımızı o çerçevede sürdürüyoruz. Önemli olan çünkü şudur, buna yürekten inanıyoruz; Bugün yüksek bir maaş verirsiniz, yarın enflasyon bundan daha yüksek çıkarsa verdiğiniz maaşın hiçbir anlamı kalmaz. Önemli olan enflasyonu dizginleyip, düşürüp, somut, reel satın alma gücünde artış sağlamak.”

‘2024 Yılı Değerlendirme ve 2025 Yılı Hedeflerine İlişkin Bilgilendirme Toplantısı’nda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Yılmaz, en düşük emekli aylığına ilişkin ocak ayında çalışma yapılacağını söyledi. Yılmaz, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

“Asgari ücret bu kadar siyasi tartışma konusu olmamalı. Siyasi olarak bu kadar tartışılmayacak bir mekanizma içinde farklı şekillerde yapılabilir mi? Elbette tartışılabilir, uzlaşılabilir. Emeklilerle ilgili söyledikleriniz, asgari ücret oranıyla emekliye artış oranını mukayese doğru olmaz, çünkü birisi bir yıllık bir süreçle ilgili, perspektifle ilgili bir artış, diğeri 6 aylık, yani emekli ve memur artışı biliyorsunuz 6 aylık yapılıyor, Temmuz’da tekrar bu artışlar yenilenecek.

Burada asıl kural bazlı olmayan en düşük emekli aylığı. Bugün geldiğimiz noktada 12 bin 500 liraya çıkmış durumda kök ücretleri daha düşük olan oldukça önemli sayıda emeklimiz bundan istifade ediyor, kök ücretinden daha yüksek bir emekli ücreti almış oluyor, yani primiyle bağlantılı kök ücretinden daha yüksek bir emekli maaşı almış oluyor. Bunu kanunla ancak değiştirebiliyorsunuz, bu normal sistemden gelen bir şey olmadığı için, kanunla gelen bir yapı olduğu için ancak kanunla düzenlenerek yine sağlanabilir.

Bu konuda bir çalışma yapacağız, yani burada diğer ücretler artarken asgariyi olduğu gibi tutmanın doğru olmadığını düşünüyoruz, bir çalışma yapacağız ve bir kanuni düzenleme muhtemelen gündeme gelecek. Tabi hükümetimiz bunu nihai karara Cumhurbaşkanımız tamamladıktan sonra grubumuzla kanun çalışmasını gündeme taşıyacağız. Ocak ayı içinde bu gerçekleşecektir diye düşünüyorum.”

Yılmaz ayrıca, Suriye’nin yeniden imarında Türkiye’nin aktif rol alacağını söyledi.

Paylaşın

ABD’den “Kobani’de Askeri Üs Kuracak” İddialarına Yalanlama

Kobani’de askeri üs kurma hazırlıklarının yapıldığı iddialarına ilişkin açıklama yapan ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Kobani’de şu anda bu yönde planlarının bulunmadığını belirtti.

Beşar Esat yönetiminin devrilmesi sonrasında, Türkiye’nin desteklediği Suriye Milli Ordusu (SMO) ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında Suriye’nin kuzeyinde şiddetli çatışmalar yaşanıyor.

Suriye’nin kuzeyinin büyük bir kısmı, SDG’nin yönetimi altında. SDG, 2019 yılında ABD desteğiyle ülkede IŞİD’in yenilgiye uğratılmasına öncülük etmişti.

Türkiye, SDG’nin ana unsuru olan YPG’nin PKK’nın Suriye kolu olduğunu söylüyor. PKK, ABD’nin de terör örgütü listesinde yer alıyor.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Suriye’nin kuzeyindeki Kobani kentine askeri üs kurulacağı yönünde basında çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Pentagon Sözcü Yardımcısı Sabrina Singh, yılın ilk basın toplantısında “ABD askeri araçlarının Suriye’nin kuzeyinde Kobani yakınlarına doğru ilerlediğini gösteren videolar var. ABD güçleri orada bir üs mü inşa ediyor, bölgede neler oluyor?” şeklindeki bir soruya verdiği yanıtta, bu konudaki haberleri gördüğünü belirterek “ABD’nin Kobani’de üs kurma planı yok. Bu haberlerin nereden çıktığını bilmiyorum” dedi.

ABD’nin bölgede ortaklık yaptığı güçlere ilişkin bir soruyu da Singh, “Bildiğiniz gibi, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve bölgedeki diğer güçler arasında şiddetin sona ermesini kesinlikle teşvik ettik ve bundan memnuniyet duyduk. Suriye’de bulunma nedenimiz olan IŞİD’in kalıcı bir şekilde yenilgiye uğratılmasını sağlamak için çalışmaya ve görevimize odaklanmayı sürdürüyoruz. Ancak Kobani’deki ABD güçleri söz konusu olduğunda şu an için herhangi bir üs kurma planımız veya niyetimiz yok. Bu yöndeki haberlerin nereden kaynaklandığından emin değilim” sözleriyle yanıtladı.

ABD, Suriye’nin kuzeyinde IŞİD ile mücadelede omurgasını Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) oluşturduğu SDG ile iş birliği yapıyor. YPG, Türkiye tarafından PKK’nın Suriye kolu olarak görülüyor.

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, 2 Ocak’ta yaptığı açıklamada, ABD’nin Kobani kentine askeri bir üs kurma amacıyla 50 kamyonluk bir konvoy gönderdiğini iddia etmişti. Sosyal medyada bölgeyi takip eden kişi ve kuruluşların paylaştığı video ve fotoğraflarla ABD konvoyunun Kobani’ye doğru ilerlediği öne sürülmüştü.

Suriye’de Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) ile SDG arasında çatışmalar yaşanmış ve SMO Tel Rıfat ve Münbiç’te kontrolü sağlamıştı. SMO’nun bundan sonraki hedefinin Kürtlerin kontrolündeki Kobani, Rakka ve Haseke olabileceği yönünde iddialar bulunuyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

CHP’den “Belediyelerin SGK Borçları” İçin Yol Haritası

Belediyelerin SGK borçlarına ilişkin konuşan CHP’li Gökan Zeybek, “Geçmiş yönetimlerden kalan SGK borçları, özellikle ilçe belediyeleri için çok önemli bir sorun haline geldi” dedi ve ekledi:

“Mevcut olarak belediyelerin gelirlerini emlak vergi gelirleri, ruhsat ve iskan gelirleri ve bir kısmını da İller Bankası ve Hazine’den gelecek vergi payları belirliyor. Borçlar karşısında bu gelirlerin dikkatli şekilde incelenmesi, takiplerinin yapılması ve makul oranda artırılması gerekiyor.”

İktidar, Cumhuriyet Halk Partili (CHP) belediyelere Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) borçları üzerinden yüklenmeye devam ederken CHP yönetimi, belediyelere başlatılan icra takiplerinin ardından özellikle ilçe belediyelerinin gelirlerini artırmayı amaçlayan yeni uygulamaları gündemine aldı.

CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, CHP’nin SGK borçları konusundaki yol haritasını Cumhuriyet’ten Engin Deniz İpek‘e anlattı.

Konu hakkında CHP Genel Merkezi içerisinde bir çalışma grubu oluşturulduğunu belirten Zeybek, “Geçmiş yönetimlerden kalan SGK borçları, özellikle ilçe belediyeleri için çok önemli bir sorun haline geldi. Mevcut olarak belediyelerin gelirlerini emlak vergi gelirleri, ruhsat ve iskan gelirleri ve bir kısmını da İller Bankası ve Hazine’den gelecek vergi payları belirliyor. Borçlar karşısında bu gelirlerin dikkatli şekilde incelenmesi, takiplerinin yapılması ve makul oranda artırılması gerekiyor” diye konuştu.

CHP’nin, belediyelerin karşı karşıya kaldığı SGK borçları için gelirleri artırmaya dönük 60’a yakın farklı kalemi yakından takip ettiği belirtilirken, bu kapsamda öncelikli olarak 4 nokta öne çıkıyor.

Kanun gereğince genel bütçe vergi gelirleri tahsilatı toplamı üzerinden büyükşehirlerdeki ilçe belediyelerine ayrılan payların yüzde 30’unun büyükşehir belediye payı olarak ayrıldığını belirten Zeybek, “Özellikle büyükşehirlerdeki ilçelerin gelirlerini İller Bankası’na dayalı olarak yürütmelerindeki oranın azaltılması önemli. Bu oranın yüzde 30’ların altına çekilmesiyle ilgili bir stratejik planımız var” ifadelerini kullandı.

Belediyelerin emlak vergi gelirleriyle ilgili kayıp-kaçakların üzerine gidileceğini de belirtilirken vergi mükellefleri arasında yüzde 10-15 arasında bir kayıp kaçak oranı olduğu aktarıldı. Mükelleflerin yüzde 10 veya 15’lik kısmının vergiden istisna konumda bulunduğuna dikkat çeken Zeybek, yapılacak çalışmalarla bunların takibinin de artırılacağını söyledi.

Zeybek ayrıca, SGK borçlarının ödenmesi konusundaki en önemli noktalardan birinin belediyelerin elindeki gayrimenkullar olduğuna dikkat çekerken bazı gayrimenkullarda uzun yıllardır kiracı olan ya da bedelsiz kullanımda bulunan çok sayıda kişi ve kurum bulunduğunu belirtti.

CHP, bu gayrimenkulları tespit etmek için yapılan çalışmaları da hızlandırmış durumda. Son 4 yıl içerisinde gayrimenkul fiyatları 10 katın üzerinde bir artış gösterirken CHP, bu artış karşısında da belediyelerin gayrimenkula dayalı olarak aldığı harç, vergi ve diğer ücretlerin oranının günümüz koşullarına uyarlanmasıyla ilgili temaslarını sıklaştırdı. Parti, yönettiği ilçe belediyelerinin gelirlerini yüzde 60’ın üzerine çıkarmak ve böylece İller Bankası’ndan gelecek paydaki kesintiyi yönetebilir hale getirmeyi planlıyor.

Zeybek, “Belli ki iktidar, geçmişte AKP’li yönetimlerin bıraktığı borçları bizden tahsil etmeye devam edecek. Bugüne kadar yaptığımız müracaatlara cevap alamadık ancak bu yalnızca bizim belediyelerimizin değil, tüm kamu kurumu niteliğindeki iştiraklerin ve bağlı şirketlerin bir sorunu. İktidarın somut bir adım atmasını bekliyoruz” diye konuştu.

Paylaşın

Özel’den “İmralı” Açıklaması: CHP Çizgisini Yapısını Koruyacak

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla başlayan sürece ilişkin konuşan CHP lideri Özgür Özel, “Biz diyoruz ki; Meclis zemininde olacak, şeffaf olacak, toplumsal mutabakata dayalı bir süreçte CHP her zaman olduğu gibi Atatürk’ün izinde yurtta barış der, dünyada barış der” dedi ve ekledi:

“Misak-ı Milli sınırlarını gözeten, ay yıldızlı al bayrağı benimseyen, CHP’nin kurucu değerlerine saygılı birlikte yaşama iradesini sonuna kadar savunuyoruz. Kürtler de bizim, Türkler de bizim. Alevi de bizim, Sünni de bizim. Hepimiz kardeşiz, kardeşçe ve barış içerisinde yaşayacağız. Bundan sonraki süreçte de CHP çizgisini, yapısını koruyacaktır.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Göle Belediye Başkan Gökhan Budak’ı ziyaret etti. Ziyaret öncesi belediye binası önünde toplanan vatandaşlara hitap eden Özel, şöyle konuştu:

“Göle, henüz Kars’a bağlıyken 1950 yılı seçimlerinde yani çok partili dönem başlayınca belediyesini Cumhuriyet Halk Partisi kazanmıştı. Cumhuriyet Halk Partisi olarak; 1973 seçimlerinde Göle’yi kazandık, 1984 seçimlerinde Göle’yi kazandık ve son dört yıldır kazanamadığımız Göle’yi bu seçimlerde büyük bir mücadelenin sonunda kazandık.

Belediye Başkanımız Gökhan Başkan, 60 yaşında. Göle’de doğmuş. Eğitiminin ilk, orta, lise kısmını Göle’de tamamlamış. Ankara Üniversitesi’nde Halkla İlişkiler tahsil etmiş. Ardından çok sayıda kamu kurumunda farklı görevlerde bulunmuş, tecrübeli, devleti tanıyan, işleyişi bilen, Ankara’ya aşina ve buraya hizmet getirmek için atılması gereken adımları bilen biri. Tabii diğer belediye başkanlarımız gibi çok zor şartlarda görev yapıyor. Kendisinin mesul olmadığı borçlarla, faizleriyle muhatap.

Bütün imkansızlıklara rağmen Göle’nin 10 yıllık içme suyu krizini öz kaynaklarla çözmenin, üstelik kısa sürede, daha ilk yaz bu sorunu çözmüş olmanın büyük bir memnuniyetini yaşıyoruz. Gökhan Başkanımızla gurur duyuyoruz. Göle Cumhuriyet Meydanı’nın yenilenmesi, hastane ve otogara ulaşım sorunlarının çözülmesi, yüzde 80’i hayvancılıkla geçinen Göle’de hayvan pazarının düzenlenmesi, beklentilere uygun çağdaş bir pazar yerinin yapılması, yine sokak hayvanları ile ilgili barınak sorunun çözülmesi, Ulusal Kültür ve Kaşar Festivali’ni tam 42 yıl sonra Göle’de yeniden hayata geçirmesi 9 ay gibi kısa bir sürede yaptığı önemli işler.

Onu kutluyorum, belediye meclis grubumuzu, belediye meclisini kutluyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar. Bundan sonraki sürede de elbette 400 üzerinde belediyemizin her biri hizmet bekliyor. Ancak kardeş belediyecilik uygulamalarımızla, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun katkılarıyla, yine sosyal demokrat belediyelerin; SODEM-Sen’in birlikteliğiyle Göle’mizin de ihtiyaçlarını zaman içinde hızla gidermek istiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı olarak Göle’nin yanındayız, Gökhan Başkanın da arkasındayız.

Tabii Göle’de bu hizmetler; hayvan barınakları, hayvan satış yerleri, mezbahalar, kesimhaneler, meydanlar, yollar, belediyenin yapacağı işler. Yapılır, yapılmaya gayret gösterilir. Ama bazı işler var ki onları genel yönetimin yapması lazım. Özellikle şu anda Türkiye’de en büyük sorun; Göle gibi ilçelerin göç verme sorunu, gençleri burada tutamama sorunu. Burada Göle’ye, Ardahan’a, pozitif ayrımcılıkların yapılması lazım. Buradaki esnafın ayrı desteklenmesi lazım. Buraya yatırım yapacak sanayiciye başka yerlere yaptığı teşviklerden çok öte teşvikler vermek lazım.

Her şey bir yana şu anda eksi 17 derecede konuşuyoruz. Şimdi hava sıcaklığının 15 derece olduğu yer de kış, burası da kış. Ama burada doğalgaz saati fıldır fıldır dönüyor. Buraya da aynı doğal gazı satmak, bizim Manisa’ya, İzmir’e de aynı fiyattan doğalgaz satmak doğru değil. Böyle kış şartlarının çetin olduğu yerlerde herkesin küçük evladı var, hastası var. Kış şartlarının çetin olduğu yerlerde doğalgaz fiyatlarında buralara yüzde 50’nin üzerinde indirimler yapmak lazımdır. Bunları projelendirmek lazım.

Ayrıca Cumhuriyet Halk Partisi özellikle son bir yıldır emeklilerin, asgari ücretlerin, tarımla geçinenlerin, hayvancılıkla uğraşanların, esnafların sorunlarını sürekli gündemde tutmaya çalışıyor. Bir tarafta Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın Bahçeli. Ülkeyi her gün yeni tartışmaların içine sokmak isterken ‘Önce anayasa değiştirelim’ sonra teğmenler tartışması, sonra efendime söyleyeyim ‘İsrail Türkiye’ye saldıracak’ sonra Suriye. Diyorlar ki ‘Göreli, evet açsın, yoksulsun, işsizsin, güvencesizsin, geleceğin karanlık, üzülüyorsun ama üzülme zafer büyük sevinmelisin.

Suriye’de zafer kazandık.’ Ne kazandın? 13 yıldır Türkiye’ye 4 buçuk milyon Suriyeli senin yüzünden geldi. 200 milyar dolar para. ‘Bugün emekliye zam yapamıyorum’ diyor, o parayla 100 yıl boyunca emekliye maaş ödeyebilir. O para Suriyelilere harcandı. 283 Mehmetçik Suriye’de şehit oldu. Dünya kadar şehitler oldu, Gaziantep’te, Kilis’te, Karkamış’ta. Ne oldu? 13 yıl sonra ‘Zafer kazandık, HTŞ liderine takım elbise giydirdik, kravat taktık, artık korkmayacağız.

O katliam yapmayacak, artık demokratik yönetecek.’ Beyefendi sonunda diyorlar ki ‘Dört sene seçim yok, ondan sonra bakacağız.’ O yüzden biz Suriye’nin hep toplam bütünlüğünü savunduk, Suriyelilerin memleketine dönmesini hep savunduk. ‘Orada iç karışıklık yapmayın’ dedik. Suriye’de hem Alevileri hem Sünniler’i hem Türkmenleri hem Arapları hem Dürzileri hem de Kürtleri kapsayacak demokratik bir yönetim olsun dedik. Bunu Esad’a anlatmak istedik, anlatamadık. Şimdi gene söylüyor, Suriye’de istikrar istiyoruz.

Bir yandan son günlerde Türkiye’de Sayın Bahçeli’nin, düne kadar bu kürsülerden ip atan Bahçeli’nin, düne kadar bizi Meclis’te bulunan meşru siyasi parti DEM’le görüşüyoruz diye ‘Demleniyorlar’ diyen Bahçeli’nin bir çağrısıyla başlayan bir süreç var. Cumhuriyet Halk Partisi, tarihinin hiçbir döneminde asla ve asla çatışmadan, kandan, gözyaşından taraf olmadı. Analar ağlamasın istedik, terör dursun, gözyaşı dinsin istedik. ‘Bu işleri Meclis’te yapın’ dedik, vaktiyle kaçırdılar. Şimdi ‘Evet, Meclis doğru zemin’ diyorlar.

Biz de diyoruz ki, ‘Meclis zemininde olacak, şeffaf olacak, toplumsal mutabakata dayalı bir süreçte Cumhuriyet Halk Partisi her zaman olduğu gibi Atatürk’ün izinde yurtta barış der, dünyada barış der. Misak-ı Milli sınırlarını gözeten, ay yıldızlı al bayrağı benimseyen, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucu değerlerine saygılı birlikte yaşama iradesini sonuna kadar savunuyoruz. Kürtler de bizim, Türkler de bizim. Alevi de bizim, Sünni de bizim. Hepimiz kardeşiz, kardeşçe ve barış içerisinde yaşayacağız. Bundan sonraki süreçte de Cumhuriyet Halk Partisi çizgisini, yapısını koruyacaktır.

Kimse ama kimse endişe etmesin. Ne tıkayan oluruz, ne bozan oluruz. Ama kimse kusura bakmasın; hiçbir siyasi partinin de planının parçası olmayız. Bu işin çıkar siyasetine, parti siyasetine dökülmesine, bir kişinin yeniden seçilmesine endekslenmesine de Cumhuriyet Halk Partisi toplumsal mutabakat zemini içinde bakar ve böyle bir meselenin kişisel çıkar meselesi olarak, yeniden seçim meselesi olarak kullanılmasına asla ve asla izin vermez.

“Bu maaşla, bu asgari ücretle, bu emekli maaşıyla geçim olur mu?”

Bugün TÜİK; Tayyip Bey’i Üzmeyen İstatistik Kurumu enflasyonu bir açıklamış; ’1’. Niye? Çünkü gerçekte olduğu gibi enflasyonu yüzde 1 yerine 3 açıklasa, memur emeklisi 2 puan daha zam alacak. 11 almayacak da 13 alacak. İşçi emeklisi 14 almayacak, 16 alacak. O 2 puanın bile peşine düşmüşler. Zamlarda ocağı göstermişler, enflasyonu düşük göstermişler. Gerçek enflasyon yüzde 82, ENAG açıkladı.

TÜİK enflasyonu yüzde 44. Ama asgari ücretliye sadece yüzde 30 verdiler. Şimdi 12 bin 500 liralık en düşük emekli maaşını 14 bin – 14 bin 500 lira yapmanın hesabı içindeler. Bu geçim ücreti değildir, bu sefalet ücretidir, bu yoksulluktur. Bu doğalgazı yakamamak, bu çocuğun altına bezini, mamayı alamamak, bu okula giden çocuğa harçlık verememek, bu geçinememek demektir. Dün memleketim Manisa’da yılın ilk mitingini yaptım. Orada sordum Manisalılara ‘Bu maaşla, bu asgari ücretle, bu emekli maaşıyla geçim olur mu?’ diye.

Size soruyorum, Ardahan‘dan soruyorum, bu kez Göle‘den soruyorum, 2 bin 500 kilometre doğudan soruyorum, sınırdan size soruyorum: Bu maaşla geçim olur mu? Peki geçim yoksa? ‘Geçim yoksa, seçim var’ diyor Göleliler, Ardahanlılılar. Ey Erdoğan, sıcak salonlarda oturup kendi atadıklarına kendini alkışlatmak kolay. Göle’ye gelebiliyor musun? Ardahan‘a gelebiliyor musun? Posof‘a gelebiliyor musun? Vatandaşın hatırını sorabiliyor musun? Hayvancılıkla, tarımla uğraşana, emekliye, asgari ücretliye ‘Geçinebiliyor musun?’ diye sorabiliyor musun? Erdoğan geçmişte sokaktan geldiğini söylüyordu. Şimdi sokaktan kaçıyor. Salon siyasetçisi olmuş.

Sıcak salonlarda kendini alkışlatan Erdoğan’a sesleniyoruz: Memleket zorda, vatandaş darda. Cüzdanda yangın var, mutfakta yangın var, pazarda yangın var. Vatandaşın geçimi yok. Onun sesini duymuyorsun ama o sana sesleniyor. ‘Geçim yoksa seçim var’ diyor. O sandığı bizden kaçıramazsın. Sandık gelecek, halkın iktidarı kurulacak. Bunun başka yolu yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanı olarak, hepinizi bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Bu soğuk havada sıcak misafirperverliğiniz için teşekkür ediyorum. Göle’yi seviyoruz, sizleri seviyoruz, saygıyla selamlıyoruz. Sağ olun, var olun.”

(Kaynak: chp.org)

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Dervişoğlu, DEM Parti’ye Kapıları Kapattı

DEM Parti ile görüşmeye kapıyı kapatan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, “İYİ Parti olarak bizim, ‘Cumhuriyet düşmanlarıyla’ müzakere edecek hiçbir şeyimiz olamaz” dedi ve ekledi:

“İYİ Parti, affedilmek istenen terör örgütünü ve sözde liderini, onları meşrulaştırmak isteyen sözcülerini, ortaklarını ve siyasi sorumluluğu olmayan heyetlerini hiçbir surette muhatap almayacaktır!”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin genel merkezinde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Müsavat Dervişoğlu, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) PKK Lideri Abdullah Öcalan önerisi sonrası Meclis’teki siyasi partilerle başlattığı görüşmelere dair görüşlerini açıkladı. Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Dervişoğlu, şunları söyledi:

“10 yıl önce ilk denemesi yapılan bugün ise yeni paradigma adı altında tekrar tedavüle sokulan ihanet planı, tek adam ve iktidarının devamı için Beştepe, Balgat ve İmralı’nın ortaklaştığı bir kalkışma olarak karşımızdadır.

Geldiğimiz noktaya bir fikir ve eylem takibiyle varmışlardır. Önce Milli Mücadele’nin karargahı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni devreden çıkarmışlar, sonra Cumhuriyet devletini saraya peşkeş çekmişler, şimdi ise son hamle olarak, üniter idari yapımızı, etnik ve bölgesel parçalara ayırmak kararında ortaklaşmışlardır.

Bahçeli ve Erdoğan’ın güç verdiği, terörist başının da katkı vereceğini vadettiği ‘yeni paradigma’ tam olarak budur.

İktidarın kendisini devlete izafe etmesi, kendisini devletin bütünü zannetmesi, bu ihaneti bir devlet projesi diye dayatması, bu ithal senaryonun ‘nesebi gayrı sahihliğini’ ortadan kaldırmaz. Unutulmamalıdır ki Türklük; dün olduğu gibi bugün de kendini devlet zannedenlerden büyüktür.

Bu yeni paradigmanın ortadan kaldırmak istediği, AK Parti ve DEM’in 100 yıllık parantez olarak addettikleri Cumhuriyetimizdir.  MHP Genel Başkanı’nın da iştahla alkışladığı proje budur. Kurdukları ittifakın hedefi, Atatürk’ün Türkiyesi’dir. Hedefi Türk’ün devletidir. Mesele bu kadar basit ve nettir.

Arsızlıkları öyle bir hale gelmiştir ki, eli kanlı bebek katili terör örgütü elebaşı büyük Türk milletinin önüne
barış güvercini diye çıkartılmaktadır. İYİ Parti olarak bizim, ‘Cumhuriyet düşmanlarıyla’ müzakere edecek hiçbir şeyimiz olamaz. İYİ Parti, affedilmek istenen terör örgütünü ve sözde liderini, onları meşrulaştırmak isteyen sözcülerini, ortaklarını ve siyasi sorumluluğu olmayan heyetlerini hiçbir surette muhatap almayacaktır!

İYİ Parti, Türk milletinin ve Türk devletinin beklentisinin hilafına atılacak hiçbir adımın içinde olmaz, olanlarla da yol yürümez. Sorunlarımızı konuşmaya değil; sorunlarımızı, sorunun kaynağıyla müzakere etmeye karşıyız.

‘Terörsüz bir Türkiye’ye değil, terör örgütlerinin ve terörist başının meşrulaştırılmasına karşıyız. ‘Terörsüz Türkiye’ ambalajıyla sunulan, ‘onursuz siyasetin’ karşısında dimdik duracak ve milletimizin bir kere daha kandırılmasına izin vermeyeceğiz.

Herkes emin olsun ki, İYİ Parti tarihin doğru yerinde konumlanmaya devam edecektir. Sorumluluğumuzun farkındayız. Süreci vakarla izleyen milletimizin duygularına tercüman olmaya devam edeceğiz. İYİ Parti, Türklüğün son ocağının ateşini söndürtmemek için vardır. İYİ parti, Türk milletinin aklını da, hakkını da, hukukunu da ne pahasına olursa olsun sonuna kadar savunacaktır!

Bu mücadele neyi gerektiriyorsa fikren, zihnen, bedenen; kimlerle verilecekse gençlerle, kadınlarla, yaşlılarla; nerede verilecekse Meclis’te, meydanlarda, sokaklarda, İYİ Parti bunun çatısıdır, yoludur ve cephesidir! Türk milletinin sinesinde, yine milletimizle el ele ve omuz omuza başlattığımız bu kutlu mücadele, sonsuza kadar kararlılıkla sürdürülecektir.

Sevdası Türkiye, kaygısı Türk milletinin geleceği olan herkesi İYİ Parti’nin çatısı altında buluşmaya ve milli mücadeleye katkı sağlamaya davet ediyorum.

Operasyon aparatları milletin vicdanında her geçen gün çığ gibi büyüyen İYİ Parti’yi zaafa uğratmaya uğraşsa da yolumuzdan dönmeyeceğiz. Türkiye’yi Türksüzleştirmeyeceğiz! Cumhuriyeti yıktırmayacağız! Türk milletini ve Türk devletini bu karanlık tünelden çıkartacak ve aydınlık ufuklarla buluşturacağız! Neferi olduğumuz Türk milletine saygıyla arz ederim.”

Paylaşın

Ahmet Türk’ten “Devlet Bahçeli” Yorumu: Samimi

Devlet Bahçeli ile görüşmesine ilişkin konuşan Ahmet Türk, “Tutumunu görünce insan şok oluyor, samimi olduğunu da insan fark ediyor. Artık Kürtlerle Türklerin oturup kendi sorunlarını kendilerinin çözmesi zamanıdır” dedi.

İmralı Adası’na giderek Abdullah Öcalan ile görüşen DEM Parti heyeti ile birlikte siyasi parti ziyaretlerine katılan Ahmet Türk, dün MHP GENEL Başkanı Devlet Bahçeli ile yapılan görüşme ve süreçle ilgili Halk TV’den İsmail Saymaz’a konuştu.

Bahçeli ile görüşmeniz nasıl geçti? Sizi nasıl karşıladı?

Gerçekten çok iyi karşıladı. İnsani ilişkileri çok farklı, yakın, candan. Düşüncelerini açık ifade eden bir tavrı vardı. Birileri bu süreci farklı bir noktaya çekmeye çalışıyor.

Bizim tek derdimiz şudur; geçmişte 1000 yıllık Türk-Kürt kardeşliğinin yeniden inşasıdır. Türklerle Kürtlerin dost olması Ortadoğu’daki geleceğini belirler, demokratik bir geleceğe öncülük yapmış olur. Ortadoğu’nun nereye evrileceğini bilmediğimiz bir dönemde Türkler ve Kürtler yeniden kucaklaşmalı. Yeniden kardeşçe ortak bir geleceği oluşturması gerekiyor. Bizim derdimiz budur. Bunun dışında ne belediyeyi ne de seçimleri düşünüyoruz. Elbette ki demokratik bir anayasa, Kürtleri kucaklayan bir anlayış ortaya çıktığı zaman bizim için mesele yok.

Kimseyle pazarlığımız yok. Bizim pazarlığımız bu ülkede demokrasinin kalıcı hale gelmesidir. Buna ihtiyaç var, Ortadoğu’da yarın ne olacağını kimse bilmiyor. Bugün Ortadoğu’da 50 milyonluk bir Kürt nüfusu var ve hepsinin yüzü Türkiye’ye dönük, kendilerini Türkiye’nin bir parçası olarak görüyorlar. Bunu kalıcı hale getirmek lazım. Yani yersiz tartışmalar yapılıyor, henüz işin başlangıcındayız. Neler olacağını nasıl gideceğine dair henüz ortaya çıkmış bir durum yok.

Kimseyle de bir pazarlık yok ama şu var ki bu seferki hem gelişmeler Kürtler ve Türklerin bir arada olmasını zorlayan bir süreç, zorunlu kılan bir süreç başka şansımız yok, eskisi gibi çok uç şeyleri gündeme getirmemek gerekir çünkü bir pazarlığa dönüşüyor, seçimle bunun ilgisi yok, bir pazarlık yok. Zaman içerisinde çok açık bir şekilde meclisle kamuoyuyla toplumla partilerle paylaşılacak. Bu bir ilk adımdır, ikinci, üçüncü adım nasıl gelişir biz de bilmiyoruz.

Görüşme sırasında Bahçeli’nin tutumu nasıldı? Anlattıklarınıza karşılık verdiği cevaplar itibarıyla tutumu nasıldı?

Çok iyi bir tutumu vardı. Gerçekten sayın Bahçeli’nin tutumunu görünce insan şok oluyor, samimi olduğunu da insan fark ediyor. Artık Kürtlerle Türklerin oturup kendi sorunlarını kendilerinin çözmesi zamanıdır.

Çok acılı, sancılı süreçler yaşandı. Toplumda bir ayrışmanın bir gerginleşmenin olduğu bir noktada, emperyalizmin tüm güçleriyle Ortadoğu’ya saldırdığı bir noktada kendi meselemizi kendimizin çözmesi gerek. O da aynı bakışta, aynı yaklaşım gösterdi.

Şamil Tayyar’ın kayyum tweeti… Sizce de burada çelişki yok mu, ne dersiniz bu yoruma?

Burada partimin verdiği bir karar üzerine heyete katıldım. Orada bir çelişki yok, bizim için kayyum atanmış bilmem ne bizim tepkimiz halkın iradesine konan ipotek, mevki makam peşinde değiliz. Benim heyete katılmamın devletle ilgisi yok, partimin verdiği karardır.

Bundan sonra ne olacak?

Görüşmelerden sonra tahmin ediyorum ikinci bir görüşme yapılacak

Öcalan’a gidecek mi?

Olabilir, mümkündür. Ondan sonrasına bakacağız artık nasıl bir açıklama yapılacak. Fotoğraf daha net olur.

Erdoğan ile görüşecek misiniz?

Tabii ki bizim hedefimiz bütün siyasi partilerle buluşmaktır. Ama tabii ki bazıları görüşmeyebilir. O bizim meselemiz değil. birileri randevu vermezse yapacağımız bir şey yok.

Erdoğan’dan randevu talebi olacak mı?

Partinin temsili nasıl olur onu bilemeyiz.

PYD ile görüşme olacak mı?

Yok şu aşamada böyle bir şey yok ama biz isterdik ki Türkiye, PYD ile dostane bir ilişki kursun. Şu çok nettir Ortadoğu’nun en seküler halkı Kürtlerdir. Türkiye’nin Kürtleri kucaklaması Ortadoğu’da etkili bir aktör olmasını sağlar.

Paylaşın

Özgür Özel: Tuzu Kuruların Ensesi Kalınların İktidarı Bitiyor

Ardahan’da halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, “Sizin iktidarınızı, halkın iktidarını, emeklinin, emekçinin, çiftçinin, hayvancılıkla uğraşanın iktidarını kuracağız” dedi ve ekledi:

“Var mısınız halkın iktidarını kurmaya? Var mısınız? Göreceksiniz hep birlikte başaracağız, biz kazanacağız, biz kazanacağız. Biz kazanınca yoksullar kazanacak. Biz kazanınca garibanlar kazanacak. Tuzu kuruların, ensesi kalınların iktidarı bitiyor.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Ardahan’da halka seslendi. Erdoğan’ı eleştiren Özel, “Erdoğan diyor ki, ‘Emekliyi asgari ücretliyi enflasyona ezdirmedim’. Maalesef doğru söylemiyor. Tayyip bey gelmeden önce onun kötülediği 3’lü koalisyon döneminde. Ecevit’in son döneminde en düşük emekli maaşı 1 buçuk asgari ücretti. Bugün asgari ücret 22 bin lira 1 buçuk katı olsa emekli maaşı 33 bin lira olacak. Şimdi 14 bin lira yapmaya hazırlanıyorlar. 14 bin lira emekliyi aç bırakma maaşıdır” diye konuştu.

Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Emekliyi sefalete mahkum etme maaşıdır. 14 bin lira ile emekli ev kirası ödese, Ardahan’da ortalama ev kirası 12 bin 200 lira. Yani bütün evlere ödenen kirayı ev sayısına böl, 12 bin 200 lira. 14 bin lira maaş, 12 bin lira ev kirası. Nasıl olacak bu geçim? Hadi ortalaması 12, en kötü eve razı oldun. 6 bin, 7 bin, 8 bin liradan aşağı ev yok. Maaşın yarısından çoğu kiraya geçiyor. Maaşı kiraya versen aç kalırsın, karnını doyursan sokakta kalırsın.

Diğer taraftan asgari ücrette 17 bin lirayı bir yıl boyunca zam yapmadılar. Neymiş efendim? Asgari ücrete zam yaparsak enflasyon artarmış. Hayatımda duyduğum en büyük yalan. Merkez Bankası hesaplamış, asgari ücret yüzde 1 artınca, enflasyon binde 0,7, 10 binde 7 artıyor. Enflasyonu eğer elektriğe zam yaparken düşünmezsen, doğalgaza zam yaparken düşünmezsen, sene başında MTV, ÖTV’ler arttı, şoför esnafı diyor ki ‘Arabalar eski, kaza yapacağız. Bırak araba değiştirmeyi lastik değiştiremiyorum.’ ÖTV, KDV’yi düşürmezsen enflasyon düşmez.

Geçen sene 17 bin 2 liralık asgari ücrete bir yıl boyunca 1 kuruş zam yapmadılar. Enflasyon işte çıktı yine yüzde 50. Bugün enflasyonu yüzde 1 olarak açıkladılar. Niye? Bugün açıklanan enflasyon toplam enflasyona etki edecek. Yüzde 2,5-3 çıksa, 2 puan fazla zam verecek. Emekliye yüzde 12 değil, 11 vermek için, 16 değil, 15 vermek için bugün enflasyonu geçen sene olduğu gibi bütün zamlar 1 Ocak’tan geçerli, enflasyon yüzde 1 dediler. Yine SSK emeklisinin, yine devlet memurluğundan emekli olanın, Bağ-Kur emeklisinin, tarım Bağ-Kur emeklisinin cebinden para çaldılar.

Yüzde 11 ile, yüzde 15 ile geçim olmaz. 22 bin lira asgari ücretle geçim olmaz. 14 bin lira emekli maaşıyla geçim olmaz. Geçim olmazsa ne olur? Geçim yoksa, seçim var. Erdoğan, dün Sayın Erdoğan Manisa’da benim hemşerilerim bağırıyordu, ‘Geçim yoksa seçim var’ diye. Bugün Ardahan’da Ardahanlı hemşerilerim bağırıyor. Eksi 17 derece sıcaklıkta, Türkiye’nin öbür ucunda, Manisa’dan 2 bin 400 kilometre ötede ses aynı. ‘Geçim yoksa, seçim var.’

Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak dün bismillah dedik, ilk çağrımızı Manisa’dan yaptık. Bugün Ardahan’dayız. Birazdan Ardahan’ımızın, Kars’ımızın güzel ilçelerine tek tek gideceğiz. Yarın Kars’tayız. Öbür gün Sarıkamış’tayız. Öbür gün Erzurum’dayız. Haftaya Konya’da, Mersin’de, Kahramanmaraş’tayız. Biz emeklinin sesini duyurmaya, emekçinin sesini duyurmaya, yetimin, yoksulun hakkını aramaya, çiftçimize sahip çıkmaya, arıcımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz.

“Milletin ve halkın iktidarı geliyor”

Erdoğan zenginlerin dostudur. O emekliye bulamadığı parayı, beşli çeteye, 40 haramilere bulmaktadır. Onun 43 zengin müteahhidinin 37’si geçen sene 1 kuruş vergi vermedi ama buradaki Ardahanlıların vergi vermekten anası ağladı. Elektrik kullanırken vergi, suda vergi, mazota vergi, ekmeğe vergi, kıyafete vergi, kırtasiyeye vergi, bu vergilerin; dolaylı vergilerin toplamı yüzde 67. Yüzde 20 de maaşlarından kestin, yüzde 87. Şirketler ne verdi? ‘Yüzde 13’ dedin, yüzde 11 vergi toplandın.

Koca koca holdinglerden, koca koca zenginlerden, 40 haramilerden yüzde 11, garibandan, emekliden, emekçiden yüzde 87. Lanet olsun böyle düzene. Bu düzeni değiştireceğiz. Sizin iktidarınızı, halkın iktidarını, emeklinin, emekçinin, çiftçinin, hayvancılıkla uğraşanın iktidarını kuracağız. Var mısınız halkın iktidarını kurmaya? Var mısınız? Göreceksiniz hep birlikte başaracağız, biz kazanacağız, biz kazanacağız. Biz kazanınca yoksullar kazanacak. Biz kazanınca garibanlar kazanacak. Tuzu kuruların, ensesi kalınların iktidarı bitiyor. Ardahanlıların iktidarı geliyor, milletin ve halkın iktidarı geliyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

İmamoğlu’ndan “Ahmet Türk” Sorusu: Muteber İse Neden Görevden Aldınız?

DEM Parti heyetinde yer alan Ahmet Türk’ün TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve MHP Lideri Devlet Bahçeli ile görüşmesine atıfta bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Ahmet Türk muteber ise neden görevden aldınız?” diye sordu.

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu, Esenyurt Belediyesi önünde Kent Lokantası açılışında konuştu.

Cumhuriyet’in aktardığına göre; Ekrem İmamoğlu, dün MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüşen DEM Parti heyetine atıfta bulunarak kayyum politikasına ve yerine kayyum atanan eski Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutukluluğunun devam etmesine tepki gösterdi.

DEM Parti’nin TBMM ziyaretleri heyetinde DEM Parti Milletvekilleri Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder ile birlikte yer alan yerine kayyum atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ü örnek gösteren İmamoğlu şu ifadeleri kullandı:

”Dün ne oldu devletimizin terörist diye görevden aldığı Sayın Ahmet Türk, devlet protokolümüzün ikinci sırasında yer alan TBMM Başkanı ile görüştü. Ardında da devletimizi yöneten ittifakın ortağı partinin genel başkanıyla bir araya geldi.

Yani devlet terörist diye görevden aldığı bir belediye başkanını devlet protokolü kapsamında kabul etti. Demek ki; Ahmet Türk muteber biri. Bize göre de öyle zaten ama bakıyorsunuz daha dün bir ay önce koca harflerle terörist yazıyorsun bakanlığın sitesine yerine kayyum atanmış Mardin’i yönetiyor. Muteber biriyse neden terörist diyerek kayyum atadınız. Terör bağı varsa neden devlet protokolüyle karşılıyorsunuz? İşte dün yaşanan bu garabet Esenyurt’ta yaşanan garabettir. Dün devletimizi düşürdükleri durum, tam da Ahmet Özer hocamızın yaşadığıyla aynıdır.”

Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Esenyurt’ta 2022 yılında yaşanan sel felaketinden sonra çizmelerini giyerek bölgeye gitmesini işaret eden İmamoğlu şunları söyledi:

“İşte sorunu yaratan aklın temsilcileri ise bizim burada yürüttüğümüz bu çalışmanın tam da göbeğinde yağan bir yağmurdan sonra çizmelerini giyip burada şov yapmışlardı. O zaman demiştim ben çizmelerimi yağmurdan sonra şov yapmak için giymem. Yağmurdan önce, yağmur yağınca sel o insanları rahatsız etmesin diye proje başlatmak için çizme giyerim demiştim. İşte bu millet o arkadaşı evine gönderdi, bizim söylediğimiz anlayışı da bu ilçede iktidar yaptı.”

Paylaşın

Erdoğan’dan “Enflasyon” Açıklaması: Veriler Yaptıklarımızın Doğruluğunu Teyit Ediyor

TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerine ilişkin konuşan Erdoğan, “Enflasyon verileri yaptıklarımızın doğruluğunu teyit etmiştir. Yıllık enflasyon 2023 sonuna göre 20 puan, zirveye göre 31 puan düşmüştür. 2025’te de OVP ve Enflasyon Raporu’yla beraber seyredecektir. Umut verici gelişmeler sürecek. Piyasalar hükümetimize, programımıza güveniyor” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde “2024 yılı ihracat rakamlarının açıklanması programı”nda açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle: “İsrail’le ticari faaliyetlerini durduran tek ülke Türkiye olmuştur. Katliamların bir an önce durması kalıcı barışın yolunun açılması için gayret ediyoruz. Hükümetimizin aldığı bu karara destek veren şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum.

Her yıl bir önceki yılın dış ticaret rakamlarını değerlendirmek iktidarımızın bir geleneği oldu. Bu toplantılarımıza büyük önem veriyoruz. Bunu aynı zamanda halka hesap vermenin bir yolu olarak görüyoruz. Her yıl artan dış ticaret rakamlarının bir tarafından hükümet varsa diğer tarafında özel sektörümüz bulunuyor. Ürünlerimizi dünyanın dört bir yana ulaştıran iş dünyasının temsilcilerini tebrik ediyorum.

Türkiye olarak bölgesel gelişmeler bağlamında belirsizliklerle dolu bir yıl geçirdik. Rusya-Ukrayna savaşı kimi zaman çok tehlikeli boyutlara vardı. Koronavirüs döneminde geçici denilerek devreye alınan önlemler küresel ekonomiyi geçen yıl da etkiledi. Jeopolitik gerilimler, siyasi çalkantılar, henüz tam istenilen seviyeye gelinemeyen enflasyonla mücadele dünyaya geçen yıl damga vurdu. 2025’te bizi nispeten daha iyi bir yıl bekliyor. Toparlanmayla birlikte salgın öncesi rakamların altında seyredeceği anlaşılıyor.

Kendimize yeni pazarlar, yeni ticaret ortakları bularak riskleri minimize etmeye çalışacağız. Küresel mal ve hizmet ticareti 2025 yılı için olumlu sinyaller vermesine karşın daha tedbirli hareket etmemiz gerekiyor.

“Nereden nereye…”

Türkiye hedeflerine doğru emin adımlarla ilerlemektedir. Büyüme stratejimizle yeni başarı hikayeleri yazmaya devam ediyoruz. 3. çeyrekte yüzde 2,1 büyüyen ekonomimiz, 17 çeyrektir kesintisiz büyüyor. Böylece ilk 9 ayda yüzde 3,2 büyümeye ulaştık. 2024’te ekonomimiz 3. çeyrekte yıllıklandırılmış 1 trilyon 260 milyar doları buldu. Kişi başı gelirimiz 15 bin doları aşmasını, 2025’te 17 bin doları aşmasını bekliyoruz. Nereden nereye…

Yüzde 4 büyümeye ulaşmayı hedefliyoruz. İstihdam son 1 yılda 1 milyon 31 bin kişi arttı, 2024 ekim ayında 32 milyon 970 bin kişi istihdamla tarihin en yüksek seviyeyi gördük. Ocak-Ekim’de işsizlik 8,8 ile son 23 yılın en düşük düzeyine inmiştir. 2023 Haziran ayında başlayan ve enflasyonla mücadelede ilk aşama haziranda bitmiş, 2. aşama dezenflasyon dönemi başlamıştır.

Bugün açıklanan enflasyon verileri yaptıklarımızın doğruluğunu teyit etmiştir. Yıllık enflasyon 2023 sonuna göre 20 puan, zirveye göre 31 puan düşmüştür. 2025’te de OVP ve Enflasyon Raporu’yla beraber seyredecektir. Umut verici gelişmeler sürecek. Piyasalar hükümetimize, programımıza güveniyor.

Bugün dünyanın her köşesinde ihracattayız. 2024 yılının ihracat rakamlarına baktığımızda bunu görüyoruz. 2024 yılı aralık ayında ihracatımız yüzde 2,2 artışla 23,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Böylece aylık ihracat rekoru kırdık. İthalat 11,1 artışla 33,1 milyar dolar oldu.

İhracatta cumhuriyet tarihi rekoru kırdık. 2023’e göre yüzde 2,5 artışla 262 milyar dolara çıktı. Dış ticaret dengemizde 106,3 milyar olan açık, 2024’te 82,2 milyar dolara kadar indik. Açığı 24 milyar dolar düşürdük. En fazla ihracat yapan 5 ilimiz İstanbul, Kocaeli, İzmir, Bursa ve Tekirdağ’dır. Döviz ihracatımız azalırken makroekonomik göstergelerimiz güçlenmektedir. İhracat rakamlarının ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlı olmasını diliyorum.

Geçtiğimiz sene 2024 yılı mal ve hizmet ihracatı için sizlere 375 milyar dolar hedefini koymuştum. Hamdolsun size olan güvenimi boşa çıkartmadınız. 2025 yılında toplamda 390 milyar doları geçeceğimize inanıyorum. Önümüzdeki yıl bu rakamı da aşan bir ihracata ulaşacağımıza ben Cumhurbaşkanınız olarak sizlere güveniyorum.”

Paylaşın