Tuncer Bakırhan: Sürecin Çözüme Evirilmesini İstiyoruz

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin çağrısı sonrası gelişen sürece ilişkin konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Biz bu sürecin bir kandırmaca bir aldatma süreci olmasını istemiyoruz bu süreçten umutluyuz biz bu sürece umutla yaklaşıyoruz. Bu sürecin barışa ve çözüme evirilmesini istiyoruz.” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan bugün Hatay’daydı. Sabah saatlerinde kanaat önderleriyle birlikte Samandağ’daki Hızır Türbesi önünde Suriye’deki Arap Alevilere yönelik saldırılara ilişkin yapılan basın açıklamasına katıldı. Tuncer Bakırhan, ardından DEM Parti Mersin İl Örgütü’nün düzenlediği dayanışma yemeğine katıldı.

Siyasi parti, sendika temsilcileri ve çok sayıda yurttaşın katıldığı programa DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli ve DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan da katıldı. Açılış konuşmasını yapan DEM Parti Mersin İl Eşbaşkanı Bedriye Kuş, tutuklanan DEM Parti İl Eşbaşkanı Reşat Aşan’ın etkinliğe gönderdiği mesajı okuyarak, mücadele vurgusu yaptı.

Ardından konuşan Bakırhan, tarihi bir dönemden geçtiklerini ve Ortadoğu’da ciddi gelişmeler yaşanıp, yeni ittifaklar belirlendiğini dile getirdi. “100 yıl önce çizilen sınırlar, halklar artık o sınırlara sığmıyor” diyen Bakırhan, Suriye’deki gelişmelere değinerek, “Bu yüzyılda da halkların kendi kimlikleri ve inançlarıyla özgürce yaşayabileceği bir şekilde dayanışma çok kıymetlidir. 100 yıl önce insanlara farklı bir dil, kimlik dayatıldı. Direnen halklar yok sayıldı, katledildi. Yüzyıl önce bir biçimiyle insanlara farklı bir dil, farklı bir kimlik dayatıldı. Kimliğine ve inancına sahip çıkan halklar ve toplumlar katledildi. Yok edilmeye çalışıldı. Sürgün edildi. Yok sayıldılar. Ama yüz yıllık politikalar sonuç vermedi” dedi.

Suriye’de başta Aleviler olmak üzere halklara dönük saldırılara dikkati çeken Bakırhan, Suriye’de rejimin değiştiğini ancak gelen rejiminin saldırılarına işaret ederek, “Şimdi bir rejim gitti, yerine kurulacak yeni rejim, bir öncekinin kötülüklerini, yapmış olduğu zulmü devam ettirecekse biz oraya zulümistan deriz. Ve zulümistana asla izin vermeyiz. Orada bir zulümistanın kurulmasını asla kabul etmeyiz. Suriye Arap’sız, Alevi’siz, Kürt’süz olmaz. O zaman Suriye olmaz. O zaman başka bir isim koymak gerekiyor” diye konuştu.

Suriye rejimi ve AKP’yi uyaran Bakırhan, yeni rejimi Alevi katliamlarına son vermeye çağırarak, “Gözümüz kulağımız Suriye’de olacak oradaki katliamlara izin vermeyeceğiz. Aleviler yalnız değil Kürtler yalnız değil gayrimüslimler yalnız değil kadınlar hiç yalnız değil. Suriye’deki bütün olumsuzluklara karşı buradaki demokratik tepkimizi en üst seviyeye ortaya koyacağız. Alevisiyle Kürdüyle emekçisiyle çalışanıyla siyasi partilerle birlikte karşı koymamız karşı durmamız gerekiyor. Suriye halklarıyla dayanışmamız gerekir. Hepimize büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. Bu görev ve sorumlulukları yerine getirmenin arifesindeyiz. Hepinize güveniyorum ve inşallah bir gün orada da halkların ve inançlarını özgürce yaşadıkları bir demokratik zemin inşa edileceğine de hep birlikte şahitlik edeceğiz” diye belirtti.

İmralı görüşmelerine işaret eden Bakırhan, PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmenin kıymetli olduğunu ve yıllardır İmralı’da ağırlaştırılmış tecridin sürdürüldüğünü kaydetti. Tecridin Kürt ve Türk halkları ile emekçilerinin buluşmasının engellendiğini ifade eden Bakırhan, “Bugün o tecridin kırıldığını ve Türkiye’de bir barış sürecinin tesis edilmesi konusunda umarım iktidar ikna oldu” dedi.

“Çözüm” konusunda iktidara; “Eğer samimiyseniz” diyen Bakırhan, halen iktidarın gözaltı, tutuklama, kayyım atama ve “zehirli bir dil” kullanmaya devam ettiğine değinerek, “Barış zehirli bir dilde kurulmaz eğer barış olacaksa en başta da iktidar dilini değiştirmek zorundadır. Bugün sayın cumhurbaşkanının dili barışı getiremez. Barışı zehirler. Hem barış yapalım diyeceksiniz. Barış zorla olmaz, barış zulümle olmaz… Barış muhatabını tanımakla, muhatabını kabul etmekle, barış diliyle oluşturulur. Onun için en başta hükümeti, iktidarı ve onun adına konuşanları bir an önce zehirli dili terk etmeye ve barış dili kullanmaya davet ediyorum” şeklinde konuştu.

“Bu sürecin barışa ve çözüme evirilmesini istiyoruz”

Rojava’ya dönük saldırılara dikkati çeken Bakırhan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Mersin’den iktidara çağrıda bulunmak istiyorum: Barış için önce dilinizi değiştirin, barış için önce inkar siyasetini, inkar politikalarını değiştirin. Bir taraftan Türkiye’de barışıyorlar diğer taraftan Rojava‘ya saldırılar yapıyorlar. Saldırıların önünü açıyorlar. Türkiye’de barış Rojava‘da savaş olmaz. Rojava‘da da Kürt halkının tanımasıdır.

Kürtlerin orada kanıyla canıyla sağlamış oldukları statü tanınmalıdır eğer Türkiye’de barış olacaksa Rojava‘ya barışçıl politikaların uygulanması gerekiyor. Rojava‘ya dönük barışçıl bir dilin kullanılması gerekiyor. Rojava‘da Suriye’de Türkiye’de barış politikaları uygulamak ve hayata geçirmek zorundadır. Biz bu sürecin bir kandırmaca bir aldatma süreci olmasını istemiyoruz bu süreçten umutluyuz biz bu sürece umutla yaklaşıyoruz. Bu sürecin barışa ve çözüme evirilmesini istiyoruz.”

Bakırhan, barış ve çözüm için tüm kesimlerin mücadele etmesi gerektiğini vurgulayarak, mücadeleyi yükseltme çağrısı yaptı.

(Kaynak: Mezopotamya Ajansı)

Paylaşın

Erdoğan’dan AK Parti’de Değişim Mesajı

Partisinin Samsun İl Kongresi’nde konuşan Erdoğan, “Şubat ayının sonuna doğru büyük kongremizi toplayacak, coşku ve heyecan içinde yenilenerek, tazelenerek çok daha azimli şekilde yolumuza devam edeceğiz. Milletin sandıkta verdiği mesajlar ışığında, partimizin çeyrek asırlık hikayesinde yeni bir milat olacaktır” dedi ve ekledi:

“Aramızdaki uyumu, koordinasyonu bozmaya yeltenenlere kulak asmayacağız. Muhalefetin iftiralarına, karalama kampanyalarına kulak asmayacağız. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak biz bu ülkenin geleceğiz. Daha nice seneler Türkiye’ye hizmet edeceğiz. Hep beraber omuz omuza mücadele edeceğiz.”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısının ardından PKK lideri Abdullah Öcalan ile kurulan temaslara ilişkin de konuşan Erdoğan, “Tek amacımız büyük ve güçlü Türkiye idealimizdeki son engelleri kaldırmaktır. Cumhur İttifakı olarak bunu mutlaka başaracağız. Türkiye’de kardeşlik kazanacak” dedi.

PKK için üçüncü bir yol olmadığını söyleyen Erdoğan, “Bölücü caniler ya bir an önce silahlarını gömecekler ya da silahlarıyla birlikte toprağa gömüleceklerdir. Bunun dışında üçüncü bir yol yok. Suni teneffüsler bölücü örgütü hayata döndüremeyecekler” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Samsun’da Yaşar Doğu Spor Salonu’nda partisinin 8. Samsun Olağan İl Kongresi’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

“Ferdi Tayfur, Türkiye’nin en müstesna sanatçılarından biriydi. Ailesine, hayranlarına, sanat camiasına başsağlığı diliyorum.

İstiklal baharının ilk çiçeği, millet düşmanlarına Karadeniz gibi hırçın olan Samsun’da 11 aylık aranın ardından sizlerle birlikte olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. 31 Mart Mahalli İdareler seçimlerinde bir kez daha AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın gerçek belediyecilik vizyonunu tercih ettikleri için Samsunlu kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. 31 Mart’ta da işi yine ehline verdiniz. Bize güvendiniz, inandınız, itimat ettiniz; inşallah biz de sizin güveninizi boşa çıkarmayacağız. Emanetinize gözümüz gibi bakacak, Samsun’u büyütmek için aşk ile çalışacağız.

Bu millet bizden daha fazla eser ve proje üretmemizi bekliyor. Bir ferdi olmaktan şeref duyduğumuz bu aziz millet yatırım, hizmet bekliyor. Her bir dava arkadaşımızın milletimizin beklentilerinin hakkını vereceğine inanıyorum. Bizler, konfora değil, çileye talip olduk. Bizler koltuklarda rahatça oturmak için değil, hizmet etmek için geldik. Şahsi kariyerimizi inşa etmek için değil, milletin hakkını, onuru korumak için bu görevi üstlendik. Bizim oyalanma gibi bir lüksümüz yok. Bizim durmak, duraksama, rehavete kapılmak gibi hakkımız yok.

Bizim polemikle geçirecek tek bir anımız yok. Muhalefetin sahte ve sanal gündemleri sizleri yanıltmasın. Muhalefetin işbilmezliği, beceriksizliği sizi yanıltmasın. Onlarla bizim aramızda millete hizmetkarlık yapmak gibi derin bir zihniyet farkı var. 22 yıldır olduğu gibi aşkla koşacağız. Her gün daha fazla terleyeceğiz, yeni bir insana ulaşacak, yeni bir kalp kazanacak, yeni bir el sıkacak, yeni bir iş ortaya koyacağız.

12 Ekim’de ilçe kongreleriyle startını verdiğimiz 8. Olağan Kongre sürecimiz 30 Kasım’dan itibaren il kongrelerimizle devam ediyor. Türkiye genelinde kongrelerimizi barış, huzur ve kardeşlik iklimi içinde gerçekleştiriyoruz. Rakiplerimizden farklı olarak bizim kongrelerimizde hırs, davamızın önüne geçmiyor. Her kongremize dayanışma, birlik, coşku damga vuruyor. Helalleşerek, kucaklaşarak, kardeşliğimizi perçinleyerek bu hassas süreci partimize yarışır şekilde yürütüyoruz. Samsunla eşzamanlı gerçekleşen Aksaray il kongremizin başarılı geçmesini, hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah’tan niyaz ediyorum.

Şubat ayının sonuna doğru büyük kongremizi toplayacak, coşku ve heyecan içinde yenilenerek, tazelenerek çok daha azimli şekilde yolumuza devam edeceğiz. Milletin sandıkta verdiği mesajlar ışığında, partimizin çeyrek asırlık hikayesinde yeni bir milat olacaktır.

Aramızdaki uyumu, koordinasyonu bozmaya yeltenenlere kulak asmayacağız. Muhalefetin iftiralarına, karalama kampanyalarına kulak asmayacağız. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak biz bu ülkenin geleceğiz. Daha nice seneler Türkiye’ye hizmet edeceğiz. Hep beraber omuz omuza mücadele edeceğiz.

Ne 22 yıllık iktidarlarımız ne de yarım asırlık siyasi hatıramıza boyunca aziz şehitlerimizin ruhlarını incitecek, gazilerimizi rahatsız edecek hiçbir işimiz olmadı. Ne yaptıysak şehit ve gazilerimizin gösterdiği istikametten ayrılmadan yaptık. 1000 yıldır bu toprağa düşenler, ezanımız daha gür sesle okunsun, bayrağımız gururla dalgalansın, devletimiz payidar olsun diye can verdiler. O kahramanlar büyük, güçlü, muteber bir Türkiye için hayatlarını feda ettiler.

Biz de tam 22 yıldır sadece bu idealler, bu hedefler için çalışıyoruz. Türkiye’yi ayağına vurulan prangalardan kurtararak şehitlerimizin vasiyetini yerine getirme mücadelesindeyiz. Çocuklarımızın onurlu, huzurlu, kalkınmış bir Türkiye’de refah içinde yaşaması için gayret gösteriyoruz. Türkiye’nin ve Türk milletinin çıkarlarını her şeyin üzerinde gördük.

Bölücü örgütle sarmaş dolaş olanların partimize ve Cumhur İttifakı’na söyleyecek hiçbir sözü olamaz. Bizim referansımız milletimizin ali menfaatleri olmuştur. Tek amacımız büyük ve güçlü Türkiye idealimizdeki son engelleri kaldırmaktır. Cumhur İttifakı olarak bunu mutlaka başaracağız. Türkiye’de kardeşlik kazanacak.

Bölücü örgütün milletimiz fertleri arasında açtığı nifak çukurlarını kardeşlik ile dolduracağız, karşılıklı saygı ile kapatacağız. Terör belasından ülkemizi en kısa sürede kurtaracağız. Hedefe kilitlenmiş durumdayız.

Terör örgütü ve teröristler için çember giderek daralmaktadır. Türk, Kürt, Arap ayırt etmeksizin kimsenin emperyalistlerin teröristlere tahammülü kalmamıştır. Ya silahlarını gömecekler yada silahlarıyla birlikte toprağa gömülecekler. Suni teneffüsler bölücü örgütü hayata döndüremeyecekler.

“YHT projemizi mutlaka hayata geçireceğiz”

Yolsuzluk, hırsızlık arıyorsanız kendinizi yormayın. Konser faturalarına, para kulelerine bakın. Ellerine geçirdikleri her fırsatı belediyeleri yağmalamak için kullanıyorlar. Sayın Özel ve şürekâsı Ankara’dan gazel okumayı bıraksın Samsun’a, Çorum’a gelsin hızlı trene neden karşı çıktıklarını anlatsın. Cesaretleri varsa, bu önemli projenin CHP’yi niye rahatsız ettiğini Samsunlu kardeşlerime anlatsın. YHT projemizi mutlaka hayata geçireceğiz.”

Paylaşın

Özel’den Maaş Zamlarına Tepki: Geçinmek Mümkün Değil

Partisinin Kars İl Başkanlığı binasının açılışında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, ocak ayında yapılan maaş zamlarına tepki gösterdi. Özgür Özel, “Bu maaşlarla geçinmek mümkün değil” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Kars’ta partisinin il başkanlığı binasının açılışında açıklamalarda bulundu.

BirGün’ün aktardığına göre; Asgari ücret, memur maaşı ve emekli aylığıa yapılan zam oranının yeterli olmadığını kaydeden Özel, azalan alım gücüne dikkat çekti. Özel, “Bu maaşlarla geçinmek mümkün değil” dedi.

Siyasilere sokağın sesini dinleme çağrısı yapan Özel, “Sokağa kulak verin. Sokaktaki ses değişimin sesidir” ifadelerini kullandı. Seçim çağrısı yapan Özel, “Bu maaşı verene yol veriyoruz” diye konuştu.

Er ya da geç sandığın geleceğini söyleyen Özel, “Halkın, emeklinin, emekçinin iktidarı kurulacak” dedi. CHP’nin kurumsal kimliğini “babaevi” olarak nitelendiren Özel, babaevinde doğanlara buranın kapısının açık olduğunu dile getirdi.

Babaevinin bacasının tüttüğünü, çayının kaynadığını ve herkese sıcak çorba olduğunu aktaran Özel, şöyle devam etti:

“Başı sıkışan, daralan, dara düşen, kendine sıcak yuva arayan için babaevinde her zaman bir yer vardır. O yer, başımızın gözümüzün üzeridir. Evimizin baş köşesidir. Gelene ‘Hoş geldin.’ deriz, baş köşeye alırız. Biliriz ki babaevinin tapusu kimsenin değildir; ne Özgür Özel’dedir, ne Kemal Kılıçdaroğlu’nda, ne Bülent Ecevit’te vardı, ne rahmetli İsmet Paşa’da.

Babaevinin tapusu bir kişiye kayıtlıdır, o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Öyle olunca Kars’ta Atatürk’ü, Cumhuriyeti’ni, vatanını milletini seven kim varsa, artık bu evin kapıları ona açıktır. Yeter ki Cumhuriyet’le, Misak-ı Milli’yle, bayrakla sorunu olmasın.”

Kars’ın kendileri için çok önemli yerde olduğundan bahseden Özel, buradaki seçimleri kazanmak için çalıştıklarını söyledi.

Öte yandan Özel, CHP iktidarında ‘çetin kış koşullarının’ etkili olduğu kentlerde doğalgazın konutlara yarı fiyatına verileceğini vaat etti. Özgür Özel, “Erdoğan garibanın halinden anlamaz. Bizim derdimiz vatan evlatları, onun derdi bakan evlatları” diye konuştu.

Paylaşın

Hatimoğulları: İmralı’dan Gelen Mesaj, Barış Ve Çözüm Mesajıdır

DEM Parti heyetinin İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmesine ilişkin açıklamada bulunan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Şunu iyi biliyoruz ki İmralı’dan gelen mesaj, barış ve çözüm mesajıdır. Bugüne kadarki gibi çatışmalarla ve savaşla çözüm olmayacağını; çözümün, İmralı ile birlikte demokratik bir zeminde gerçekleşebileceğini ifade etmiştir” dedi.

Haber Merkezi / Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Kuzey ve Doğu Suriye’ye destek amacıyla Suruç’ta başlatılan nöbet eylemine katıldı. 12’nci gününde devam eden eyleme Hatimoğulları’nın yanı sıra DBP Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni ile çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum kurumu temsilcisi katıldı.

Hatimoğulları, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Merhaba hevalino hûn bi xêr hatin, li ser seran li ser çavan hatin. Ehlen ve sehlen. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Burada, Suruç’ta yürüyüşümüzü gerçekleştirerek Kobani’ye dayanışma duygularımızı ve mesajlarımızı iletmek istedik. Ne yazık ki Türkiye’deki gelişmelerin tersine engellemelerle karşılaştık. Yine de yürüyüşümüzü gerçekleştirdik değerli halkımız ve esnafımızla, kadınlar ve gençlerle. Buradan binlerce kez Kobanî’ye selam olsun diyoruz.

Kobanî’ye, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik tehditler devam ettikçe Kürt halkının kardeşleri olarak, Türkiye’deki demokrasi güçleri olarak, Türkiye halkları olarak Kürt kardeşlerimizle dayanışmamızı sürdüreceğiz. Suriye’de devrilen hükümetin yerine HTŞ’nin gelişiyle beraber yeni bir nizam oluşturulmak isteniyor. Ancak Kürt halkını görmezden gelen, Arap Alevileri görmezden gelen, ezilen ve yok sayılan halkları görmezden gelen hiçbir anlayış orada varlık gösteremez.

Kürt halkı, 2011 savaşından bu yana Rojava’da statüsünü fiilen hayata geçirmiştir. Kürt halkı Kobanî’de, Kuzey ve Doğu Suriye’de bir özerk yönetim oluşturmuştur. Türkiye halklarına buradan, Suriye sınırından, Rojava sınırından sesleniyorum: Rojava, ana akım medyanın, Saray’ın medyasının anlattığı gibi bir bölge değildir. Rojava, kadınların yönetimde olduğu, eş başkanlık ve eşit temsiliyet sisteminin varlık gösterdiği bir coğrafyadır. Orada farklı halklar ve inançlardan olan insanların varlıklarını tanıyan bir toplumsal sözleşme hayata geçirilmiştir. Aynı zamanda El Nusra, El Kaide ve türevlerine karşı güçlü bir hukuku ve mücadeleyi örgütlemiştir. Buradan Rojava’ya binlerce kez selam olsun diyoruz.

“İmralı’dan gelen mesaj, barış ve çözüm mesajıdır”

Değerli halklarımız, biliyoruz ki hepiniz büyük bir heyecanla ve merakla takip ediyorsunuz. İmralı’da Sayın Öcalan ile görüşen heyetle bir araya geldik. Heyetimiz İmralı’da ağır tecrit altında bulunan Sayın Abdullah Öcalan’ın selamlarını iletiyor sizlere. DEM Parti İmralı Heyeti 7 maddelik bir açıklama yaptı. Bu açıklamanın akabinde heyetimiz, parlamentoda temsili bulunan siyasi partilerle görüşmeler başlattı. Dün Meclis Başkanı ve MHP ile görüşmeler gerçekleştirildi. Pazartesi gününden itibaren de heyet diğer siyasi partilerle görüşmeler gerçekleştirecek.

Heyetimiz esaslı ve kapsamlı açıklamayı onun akabinde gerçekleştirecek. Şunu iyi biliyoruz ki İmralı’dan gelen mesaj, barış ve çözüm mesajıdır. Bugüne kadarki gibi çatışmalarla ve savaşla çözüm olmayacağını; çözümün, İmralı ile birlikte demokratik bir zeminde gerçekleşebileceğini ifade etmiştir. Bizler bu süreci hep birlikte büyük bir heyecan ve umutla takip edeceğiz. Kürt halkı 40 yılı aşkındır verdiği mücadeleyle, sadece Rojava ve Kürdistan’da değil dört parça Kürdistan’da verdiği onurlu mücadeleyle bugüne kadar gelmiştir.

Bugün eğer İmralı’da bir görüşme gerçekleşiyorsa, bu siz değerli halkımızın gösterdiği direniş ve azim sayesindedir. Sizden en büyük ricamız, Rojava’daki süreç netleşene kadar, İmralı görüşmelerinde belli bir yere gelinene kadar demokratik zemindeki mücadelemizden asla vazgeçmememizdir. Siz değerli analar başta olmak üzere, hepinize çok şey borçluyuz. Bu süreç heyecan verici bir süreç, evet. Ancak sahiplenirseniz, meydanlarda tutulan nöbetlere sahip çıkmaya devam ederseniz bu süreç bir başarıyla taçlanacaktır.

Bakın, resimleri karşımda duruyor: Özgür basın emekçileri Cihan Bilgin ve Nazım Daştan. Musa Anter’in öğrencisi, SİHA’larla katledilen iki değerli basın emekçisi. Onları huzurunuzda saygıyla anıyorum. Bizler Türkiye’nin dört bir yanında, Kürdistan’ın dört parçasında büyük bir sabırla, metanetle, güçle, umutla ve inançla mücadele ede ede bugüne geldik. Bugün bu süreçte hem Türkiye’deki hem de Ortadoğu’daki gelişmeler çerçevesinde sürecin barış ve çözümle taçlanması dışında bir seçenek kalmamıştır. İmralı’da Sayın Öcalan bu seçeneğin üzerinde yoğun bir biçimde çalışırken, bizler de dışarıda siz değerli halkımızla beraber demokratik zemindeki çözümden yana mücadelemizi devam ettireceğiz.

Sözlerime son verirken, çokça ifade ettik, yine söyleyelim: Suriye’de demokratik bir Suriye’nin inşası dışında hiçbir seçenek yoktur. Oradaki bütün halkları kapsayan, hiçbir halkı dışlamayan ve yok saymayan bir anlayışla demokratik bir Suriye’nin inşası dışında bir seçeneğimiz yoktur. Bizler de bu temelde, oralara güçlü bir destek verme konusunda kararlılığımızı sürdüreceğiz. Bu duygularla hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Rojava’ya binlerce kez selam olsun!”

Paylaşın

Cevdet Yılmaz’dan Asgari Ücrete Düşük Zam Savunması: Enflasyonu Yükseltir

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, resmi yıllık enflasyon yüzde 44,38 olarak açıklanmasına karşın asgari ücrete yüzde 30 zam yapılmasını enflasyonu kontrol altına alma gerekçesiyle savundu:

“Bugün yüksek bir maaş verirsiniz, yarın enflasyon bundan daha yüksek çıkarsa verdiğiniz maaşın hiçbir anlamı kalmaz. Önemli olan enflasyonu dizginleyip, düşürüp, somut, reel satın alma gücünde artış sağlamak.”

Hükümet cephesinden, enflasyonun yükünü asgari ücretliye yüklemeye dönük açıklamalar gelmeye devam ediyor. Artı Gerçek’te yer alan habere göre; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, kayıtlı çalışanların yüzde 42’sinin asgari ücretli göründüğünü, bunun de 6,7 milyon çalışana denk geldiğini söyledi.

Resmi yıllık enflasyon yüzde 44,38 olarak açıklanmasına karşın asgari ücrete yüzde 30 zam yapılmasını ise enflasyonu kontrol altına alma gerekçesiyle savunan Yılmaz, şu açıklamayı yaptı:

“Asgari ücret, 2025’teki son güncel artışla 627 doların üzerine çıkmış durumda. Bu net maaşlarda birde işverene maliyeti açısından bakarsanız bu tabii çok daha yüksek rakamlarda. Şu anki asgari ücret seviyemiz Rusya, Romanya, Bulgaristan Meksika, Brezilya’nın, Güney Afrika’nın, Endonezya’nın, Çin, Mısır ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerin üzerinde bir rakam, bunu da ifade etmek isterim:

Enflasyonda ciddi bir sapma olursa yeniden elbette bunları değerlendiririz, biz ciddi bir sapma olmayacağına inanıyoruz, politikalarımızı o çerçevede sürdürüyoruz. Önemli olan çünkü şudur, buna yürekten inanıyoruz; Bugün yüksek bir maaş verirsiniz, yarın enflasyon bundan daha yüksek çıkarsa verdiğiniz maaşın hiçbir anlamı kalmaz. Önemli olan enflasyonu dizginleyip, düşürüp, somut, reel satın alma gücünde artış sağlamak.”

‘2024 Yılı Değerlendirme ve 2025 Yılı Hedeflerine İlişkin Bilgilendirme Toplantısı’nda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Yılmaz, en düşük emekli aylığına ilişkin ocak ayında çalışma yapılacağını söyledi. Yılmaz, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

“Asgari ücret bu kadar siyasi tartışma konusu olmamalı. Siyasi olarak bu kadar tartışılmayacak bir mekanizma içinde farklı şekillerde yapılabilir mi? Elbette tartışılabilir, uzlaşılabilir. Emeklilerle ilgili söyledikleriniz, asgari ücret oranıyla emekliye artış oranını mukayese doğru olmaz, çünkü birisi bir yıllık bir süreçle ilgili, perspektifle ilgili bir artış, diğeri 6 aylık, yani emekli ve memur artışı biliyorsunuz 6 aylık yapılıyor, Temmuz’da tekrar bu artışlar yenilenecek.

Burada asıl kural bazlı olmayan en düşük emekli aylığı. Bugün geldiğimiz noktada 12 bin 500 liraya çıkmış durumda kök ücretleri daha düşük olan oldukça önemli sayıda emeklimiz bundan istifade ediyor, kök ücretinden daha yüksek bir emekli ücreti almış oluyor, yani primiyle bağlantılı kök ücretinden daha yüksek bir emekli maaşı almış oluyor. Bunu kanunla ancak değiştirebiliyorsunuz, bu normal sistemden gelen bir şey olmadığı için, kanunla gelen bir yapı olduğu için ancak kanunla düzenlenerek yine sağlanabilir.

Bu konuda bir çalışma yapacağız, yani burada diğer ücretler artarken asgariyi olduğu gibi tutmanın doğru olmadığını düşünüyoruz, bir çalışma yapacağız ve bir kanuni düzenleme muhtemelen gündeme gelecek. Tabi hükümetimiz bunu nihai karara Cumhurbaşkanımız tamamladıktan sonra grubumuzla kanun çalışmasını gündeme taşıyacağız. Ocak ayı içinde bu gerçekleşecektir diye düşünüyorum.”

Yılmaz ayrıca, Suriye’nin yeniden imarında Türkiye’nin aktif rol alacağını söyledi.

Paylaşın

ABD’den “Kobani’de Askeri Üs Kuracak” İddialarına Yalanlama

Kobani’de askeri üs kurma hazırlıklarının yapıldığı iddialarına ilişkin açıklama yapan ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Kobani’de şu anda bu yönde planlarının bulunmadığını belirtti.

Beşar Esat yönetiminin devrilmesi sonrasında, Türkiye’nin desteklediği Suriye Milli Ordusu (SMO) ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında Suriye’nin kuzeyinde şiddetli çatışmalar yaşanıyor.

Suriye’nin kuzeyinin büyük bir kısmı, SDG’nin yönetimi altında. SDG, 2019 yılında ABD desteğiyle ülkede IŞİD’in yenilgiye uğratılmasına öncülük etmişti.

Türkiye, SDG’nin ana unsuru olan YPG’nin PKK’nın Suriye kolu olduğunu söylüyor. PKK, ABD’nin de terör örgütü listesinde yer alıyor.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Suriye’nin kuzeyindeki Kobani kentine askeri üs kurulacağı yönünde basında çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Pentagon Sözcü Yardımcısı Sabrina Singh, yılın ilk basın toplantısında “ABD askeri araçlarının Suriye’nin kuzeyinde Kobani yakınlarına doğru ilerlediğini gösteren videolar var. ABD güçleri orada bir üs mü inşa ediyor, bölgede neler oluyor?” şeklindeki bir soruya verdiği yanıtta, bu konudaki haberleri gördüğünü belirterek “ABD’nin Kobani’de üs kurma planı yok. Bu haberlerin nereden çıktığını bilmiyorum” dedi.

ABD’nin bölgede ortaklık yaptığı güçlere ilişkin bir soruyu da Singh, “Bildiğiniz gibi, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve bölgedeki diğer güçler arasında şiddetin sona ermesini kesinlikle teşvik ettik ve bundan memnuniyet duyduk. Suriye’de bulunma nedenimiz olan IŞİD’in kalıcı bir şekilde yenilgiye uğratılmasını sağlamak için çalışmaya ve görevimize odaklanmayı sürdürüyoruz. Ancak Kobani’deki ABD güçleri söz konusu olduğunda şu an için herhangi bir üs kurma planımız veya niyetimiz yok. Bu yöndeki haberlerin nereden kaynaklandığından emin değilim” sözleriyle yanıtladı.

ABD, Suriye’nin kuzeyinde IŞİD ile mücadelede omurgasını Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) oluşturduğu SDG ile iş birliği yapıyor. YPG, Türkiye tarafından PKK’nın Suriye kolu olarak görülüyor.

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, 2 Ocak’ta yaptığı açıklamada, ABD’nin Kobani kentine askeri bir üs kurma amacıyla 50 kamyonluk bir konvoy gönderdiğini iddia etmişti. Sosyal medyada bölgeyi takip eden kişi ve kuruluşların paylaştığı video ve fotoğraflarla ABD konvoyunun Kobani’ye doğru ilerlediği öne sürülmüştü.

Suriye’de Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) ile SDG arasında çatışmalar yaşanmış ve SMO Tel Rıfat ve Münbiç’te kontrolü sağlamıştı. SMO’nun bundan sonraki hedefinin Kürtlerin kontrolündeki Kobani, Rakka ve Haseke olabileceği yönünde iddialar bulunuyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

CHP’den “Belediyelerin SGK Borçları” İçin Yol Haritası

Belediyelerin SGK borçlarına ilişkin konuşan CHP’li Gökan Zeybek, “Geçmiş yönetimlerden kalan SGK borçları, özellikle ilçe belediyeleri için çok önemli bir sorun haline geldi” dedi ve ekledi:

“Mevcut olarak belediyelerin gelirlerini emlak vergi gelirleri, ruhsat ve iskan gelirleri ve bir kısmını da İller Bankası ve Hazine’den gelecek vergi payları belirliyor. Borçlar karşısında bu gelirlerin dikkatli şekilde incelenmesi, takiplerinin yapılması ve makul oranda artırılması gerekiyor.”

İktidar, Cumhuriyet Halk Partili (CHP) belediyelere Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) borçları üzerinden yüklenmeye devam ederken CHP yönetimi, belediyelere başlatılan icra takiplerinin ardından özellikle ilçe belediyelerinin gelirlerini artırmayı amaçlayan yeni uygulamaları gündemine aldı.

CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, CHP’nin SGK borçları konusundaki yol haritasını Cumhuriyet’ten Engin Deniz İpek‘e anlattı.

Konu hakkında CHP Genel Merkezi içerisinde bir çalışma grubu oluşturulduğunu belirten Zeybek, “Geçmiş yönetimlerden kalan SGK borçları, özellikle ilçe belediyeleri için çok önemli bir sorun haline geldi. Mevcut olarak belediyelerin gelirlerini emlak vergi gelirleri, ruhsat ve iskan gelirleri ve bir kısmını da İller Bankası ve Hazine’den gelecek vergi payları belirliyor. Borçlar karşısında bu gelirlerin dikkatli şekilde incelenmesi, takiplerinin yapılması ve makul oranda artırılması gerekiyor” diye konuştu.

CHP’nin, belediyelerin karşı karşıya kaldığı SGK borçları için gelirleri artırmaya dönük 60’a yakın farklı kalemi yakından takip ettiği belirtilirken, bu kapsamda öncelikli olarak 4 nokta öne çıkıyor.

Kanun gereğince genel bütçe vergi gelirleri tahsilatı toplamı üzerinden büyükşehirlerdeki ilçe belediyelerine ayrılan payların yüzde 30’unun büyükşehir belediye payı olarak ayrıldığını belirten Zeybek, “Özellikle büyükşehirlerdeki ilçelerin gelirlerini İller Bankası’na dayalı olarak yürütmelerindeki oranın azaltılması önemli. Bu oranın yüzde 30’ların altına çekilmesiyle ilgili bir stratejik planımız var” ifadelerini kullandı.

Belediyelerin emlak vergi gelirleriyle ilgili kayıp-kaçakların üzerine gidileceğini de belirtilirken vergi mükellefleri arasında yüzde 10-15 arasında bir kayıp kaçak oranı olduğu aktarıldı. Mükelleflerin yüzde 10 veya 15’lik kısmının vergiden istisna konumda bulunduğuna dikkat çeken Zeybek, yapılacak çalışmalarla bunların takibinin de artırılacağını söyledi.

Zeybek ayrıca, SGK borçlarının ödenmesi konusundaki en önemli noktalardan birinin belediyelerin elindeki gayrimenkullar olduğuna dikkat çekerken bazı gayrimenkullarda uzun yıllardır kiracı olan ya da bedelsiz kullanımda bulunan çok sayıda kişi ve kurum bulunduğunu belirtti.

CHP, bu gayrimenkulları tespit etmek için yapılan çalışmaları da hızlandırmış durumda. Son 4 yıl içerisinde gayrimenkul fiyatları 10 katın üzerinde bir artış gösterirken CHP, bu artış karşısında da belediyelerin gayrimenkula dayalı olarak aldığı harç, vergi ve diğer ücretlerin oranının günümüz koşullarına uyarlanmasıyla ilgili temaslarını sıklaştırdı. Parti, yönettiği ilçe belediyelerinin gelirlerini yüzde 60’ın üzerine çıkarmak ve böylece İller Bankası’ndan gelecek paydaki kesintiyi yönetebilir hale getirmeyi planlıyor.

Zeybek, “Belli ki iktidar, geçmişte AKP’li yönetimlerin bıraktığı borçları bizden tahsil etmeye devam edecek. Bugüne kadar yaptığımız müracaatlara cevap alamadık ancak bu yalnızca bizim belediyelerimizin değil, tüm kamu kurumu niteliğindeki iştiraklerin ve bağlı şirketlerin bir sorunu. İktidarın somut bir adım atmasını bekliyoruz” diye konuştu.

Paylaşın

Özel’den “İmralı” Açıklaması: CHP Çizgisini Yapısını Koruyacak

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla başlayan sürece ilişkin konuşan CHP lideri Özgür Özel, “Biz diyoruz ki; Meclis zemininde olacak, şeffaf olacak, toplumsal mutabakata dayalı bir süreçte CHP her zaman olduğu gibi Atatürk’ün izinde yurtta barış der, dünyada barış der” dedi ve ekledi:

“Misak-ı Milli sınırlarını gözeten, ay yıldızlı al bayrağı benimseyen, CHP’nin kurucu değerlerine saygılı birlikte yaşama iradesini sonuna kadar savunuyoruz. Kürtler de bizim, Türkler de bizim. Alevi de bizim, Sünni de bizim. Hepimiz kardeşiz, kardeşçe ve barış içerisinde yaşayacağız. Bundan sonraki süreçte de CHP çizgisini, yapısını koruyacaktır.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Göle Belediye Başkan Gökhan Budak’ı ziyaret etti. Ziyaret öncesi belediye binası önünde toplanan vatandaşlara hitap eden Özel, şöyle konuştu:

“Göle, henüz Kars’a bağlıyken 1950 yılı seçimlerinde yani çok partili dönem başlayınca belediyesini Cumhuriyet Halk Partisi kazanmıştı. Cumhuriyet Halk Partisi olarak; 1973 seçimlerinde Göle’yi kazandık, 1984 seçimlerinde Göle’yi kazandık ve son dört yıldır kazanamadığımız Göle’yi bu seçimlerde büyük bir mücadelenin sonunda kazandık.

Belediye Başkanımız Gökhan Başkan, 60 yaşında. Göle’de doğmuş. Eğitiminin ilk, orta, lise kısmını Göle’de tamamlamış. Ankara Üniversitesi’nde Halkla İlişkiler tahsil etmiş. Ardından çok sayıda kamu kurumunda farklı görevlerde bulunmuş, tecrübeli, devleti tanıyan, işleyişi bilen, Ankara’ya aşina ve buraya hizmet getirmek için atılması gereken adımları bilen biri. Tabii diğer belediye başkanlarımız gibi çok zor şartlarda görev yapıyor. Kendisinin mesul olmadığı borçlarla, faizleriyle muhatap.

Bütün imkansızlıklara rağmen Göle’nin 10 yıllık içme suyu krizini öz kaynaklarla çözmenin, üstelik kısa sürede, daha ilk yaz bu sorunu çözmüş olmanın büyük bir memnuniyetini yaşıyoruz. Gökhan Başkanımızla gurur duyuyoruz. Göle Cumhuriyet Meydanı’nın yenilenmesi, hastane ve otogara ulaşım sorunlarının çözülmesi, yüzde 80’i hayvancılıkla geçinen Göle’de hayvan pazarının düzenlenmesi, beklentilere uygun çağdaş bir pazar yerinin yapılması, yine sokak hayvanları ile ilgili barınak sorunun çözülmesi, Ulusal Kültür ve Kaşar Festivali’ni tam 42 yıl sonra Göle’de yeniden hayata geçirmesi 9 ay gibi kısa bir sürede yaptığı önemli işler.

Onu kutluyorum, belediye meclis grubumuzu, belediye meclisini kutluyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar. Bundan sonraki sürede de elbette 400 üzerinde belediyemizin her biri hizmet bekliyor. Ancak kardeş belediyecilik uygulamalarımızla, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun katkılarıyla, yine sosyal demokrat belediyelerin; SODEM-Sen’in birlikteliğiyle Göle’mizin de ihtiyaçlarını zaman içinde hızla gidermek istiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı olarak Göle’nin yanındayız, Gökhan Başkanın da arkasındayız.

Tabii Göle’de bu hizmetler; hayvan barınakları, hayvan satış yerleri, mezbahalar, kesimhaneler, meydanlar, yollar, belediyenin yapacağı işler. Yapılır, yapılmaya gayret gösterilir. Ama bazı işler var ki onları genel yönetimin yapması lazım. Özellikle şu anda Türkiye’de en büyük sorun; Göle gibi ilçelerin göç verme sorunu, gençleri burada tutamama sorunu. Burada Göle’ye, Ardahan’a, pozitif ayrımcılıkların yapılması lazım. Buradaki esnafın ayrı desteklenmesi lazım. Buraya yatırım yapacak sanayiciye başka yerlere yaptığı teşviklerden çok öte teşvikler vermek lazım.

Her şey bir yana şu anda eksi 17 derecede konuşuyoruz. Şimdi hava sıcaklığının 15 derece olduğu yer de kış, burası da kış. Ama burada doğalgaz saati fıldır fıldır dönüyor. Buraya da aynı doğal gazı satmak, bizim Manisa’ya, İzmir’e de aynı fiyattan doğalgaz satmak doğru değil. Böyle kış şartlarının çetin olduğu yerlerde herkesin küçük evladı var, hastası var. Kış şartlarının çetin olduğu yerlerde doğalgaz fiyatlarında buralara yüzde 50’nin üzerinde indirimler yapmak lazımdır. Bunları projelendirmek lazım.

Ayrıca Cumhuriyet Halk Partisi özellikle son bir yıldır emeklilerin, asgari ücretlerin, tarımla geçinenlerin, hayvancılıkla uğraşanların, esnafların sorunlarını sürekli gündemde tutmaya çalışıyor. Bir tarafta Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın Bahçeli. Ülkeyi her gün yeni tartışmaların içine sokmak isterken ‘Önce anayasa değiştirelim’ sonra teğmenler tartışması, sonra efendime söyleyeyim ‘İsrail Türkiye’ye saldıracak’ sonra Suriye. Diyorlar ki ‘Göreli, evet açsın, yoksulsun, işsizsin, güvencesizsin, geleceğin karanlık, üzülüyorsun ama üzülme zafer büyük sevinmelisin.

Suriye’de zafer kazandık.’ Ne kazandın? 13 yıldır Türkiye’ye 4 buçuk milyon Suriyeli senin yüzünden geldi. 200 milyar dolar para. ‘Bugün emekliye zam yapamıyorum’ diyor, o parayla 100 yıl boyunca emekliye maaş ödeyebilir. O para Suriyelilere harcandı. 283 Mehmetçik Suriye’de şehit oldu. Dünya kadar şehitler oldu, Gaziantep’te, Kilis’te, Karkamış’ta. Ne oldu? 13 yıl sonra ‘Zafer kazandık, HTŞ liderine takım elbise giydirdik, kravat taktık, artık korkmayacağız.

O katliam yapmayacak, artık demokratik yönetecek.’ Beyefendi sonunda diyorlar ki ‘Dört sene seçim yok, ondan sonra bakacağız.’ O yüzden biz Suriye’nin hep toplam bütünlüğünü savunduk, Suriyelilerin memleketine dönmesini hep savunduk. ‘Orada iç karışıklık yapmayın’ dedik. Suriye’de hem Alevileri hem Sünniler’i hem Türkmenleri hem Arapları hem Dürzileri hem de Kürtleri kapsayacak demokratik bir yönetim olsun dedik. Bunu Esad’a anlatmak istedik, anlatamadık. Şimdi gene söylüyor, Suriye’de istikrar istiyoruz.

Bir yandan son günlerde Türkiye’de Sayın Bahçeli’nin, düne kadar bu kürsülerden ip atan Bahçeli’nin, düne kadar bizi Meclis’te bulunan meşru siyasi parti DEM’le görüşüyoruz diye ‘Demleniyorlar’ diyen Bahçeli’nin bir çağrısıyla başlayan bir süreç var. Cumhuriyet Halk Partisi, tarihinin hiçbir döneminde asla ve asla çatışmadan, kandan, gözyaşından taraf olmadı. Analar ağlamasın istedik, terör dursun, gözyaşı dinsin istedik. ‘Bu işleri Meclis’te yapın’ dedik, vaktiyle kaçırdılar. Şimdi ‘Evet, Meclis doğru zemin’ diyorlar.

Biz de diyoruz ki, ‘Meclis zemininde olacak, şeffaf olacak, toplumsal mutabakata dayalı bir süreçte Cumhuriyet Halk Partisi her zaman olduğu gibi Atatürk’ün izinde yurtta barış der, dünyada barış der. Misak-ı Milli sınırlarını gözeten, ay yıldızlı al bayrağı benimseyen, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucu değerlerine saygılı birlikte yaşama iradesini sonuna kadar savunuyoruz. Kürtler de bizim, Türkler de bizim. Alevi de bizim, Sünni de bizim. Hepimiz kardeşiz, kardeşçe ve barış içerisinde yaşayacağız. Bundan sonraki süreçte de Cumhuriyet Halk Partisi çizgisini, yapısını koruyacaktır.

Kimse ama kimse endişe etmesin. Ne tıkayan oluruz, ne bozan oluruz. Ama kimse kusura bakmasın; hiçbir siyasi partinin de planının parçası olmayız. Bu işin çıkar siyasetine, parti siyasetine dökülmesine, bir kişinin yeniden seçilmesine endekslenmesine de Cumhuriyet Halk Partisi toplumsal mutabakat zemini içinde bakar ve böyle bir meselenin kişisel çıkar meselesi olarak, yeniden seçim meselesi olarak kullanılmasına asla ve asla izin vermez.

“Bu maaşla, bu asgari ücretle, bu emekli maaşıyla geçim olur mu?”

Bugün TÜİK; Tayyip Bey’i Üzmeyen İstatistik Kurumu enflasyonu bir açıklamış; ’1’. Niye? Çünkü gerçekte olduğu gibi enflasyonu yüzde 1 yerine 3 açıklasa, memur emeklisi 2 puan daha zam alacak. 11 almayacak da 13 alacak. İşçi emeklisi 14 almayacak, 16 alacak. O 2 puanın bile peşine düşmüşler. Zamlarda ocağı göstermişler, enflasyonu düşük göstermişler. Gerçek enflasyon yüzde 82, ENAG açıkladı.

TÜİK enflasyonu yüzde 44. Ama asgari ücretliye sadece yüzde 30 verdiler. Şimdi 12 bin 500 liralık en düşük emekli maaşını 14 bin – 14 bin 500 lira yapmanın hesabı içindeler. Bu geçim ücreti değildir, bu sefalet ücretidir, bu yoksulluktur. Bu doğalgazı yakamamak, bu çocuğun altına bezini, mamayı alamamak, bu okula giden çocuğa harçlık verememek, bu geçinememek demektir. Dün memleketim Manisa’da yılın ilk mitingini yaptım. Orada sordum Manisalılara ‘Bu maaşla, bu asgari ücretle, bu emekli maaşıyla geçim olur mu?’ diye.

Size soruyorum, Ardahan‘dan soruyorum, bu kez Göle‘den soruyorum, 2 bin 500 kilometre doğudan soruyorum, sınırdan size soruyorum: Bu maaşla geçim olur mu? Peki geçim yoksa? ‘Geçim yoksa, seçim var’ diyor Göleliler, Ardahanlılılar. Ey Erdoğan, sıcak salonlarda oturup kendi atadıklarına kendini alkışlatmak kolay. Göle’ye gelebiliyor musun? Ardahan‘a gelebiliyor musun? Posof‘a gelebiliyor musun? Vatandaşın hatırını sorabiliyor musun? Hayvancılıkla, tarımla uğraşana, emekliye, asgari ücretliye ‘Geçinebiliyor musun?’ diye sorabiliyor musun? Erdoğan geçmişte sokaktan geldiğini söylüyordu. Şimdi sokaktan kaçıyor. Salon siyasetçisi olmuş.

Sıcak salonlarda kendini alkışlatan Erdoğan’a sesleniyoruz: Memleket zorda, vatandaş darda. Cüzdanda yangın var, mutfakta yangın var, pazarda yangın var. Vatandaşın geçimi yok. Onun sesini duymuyorsun ama o sana sesleniyor. ‘Geçim yoksa seçim var’ diyor. O sandığı bizden kaçıramazsın. Sandık gelecek, halkın iktidarı kurulacak. Bunun başka yolu yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanı olarak, hepinizi bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Bu soğuk havada sıcak misafirperverliğiniz için teşekkür ediyorum. Göle’yi seviyoruz, sizleri seviyoruz, saygıyla selamlıyoruz. Sağ olun, var olun.”

(Kaynak: chp.org)

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Dervişoğlu, DEM Parti’ye Kapıları Kapattı

DEM Parti ile görüşmeye kapıyı kapatan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, “İYİ Parti olarak bizim, ‘Cumhuriyet düşmanlarıyla’ müzakere edecek hiçbir şeyimiz olamaz” dedi ve ekledi:

“İYİ Parti, affedilmek istenen terör örgütünü ve sözde liderini, onları meşrulaştırmak isteyen sözcülerini, ortaklarını ve siyasi sorumluluğu olmayan heyetlerini hiçbir surette muhatap almayacaktır!”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin genel merkezinde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Müsavat Dervişoğlu, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) PKK Lideri Abdullah Öcalan önerisi sonrası Meclis’teki siyasi partilerle başlattığı görüşmelere dair görüşlerini açıkladı. Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Dervişoğlu, şunları söyledi:

“10 yıl önce ilk denemesi yapılan bugün ise yeni paradigma adı altında tekrar tedavüle sokulan ihanet planı, tek adam ve iktidarının devamı için Beştepe, Balgat ve İmralı’nın ortaklaştığı bir kalkışma olarak karşımızdadır.

Geldiğimiz noktaya bir fikir ve eylem takibiyle varmışlardır. Önce Milli Mücadele’nin karargahı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni devreden çıkarmışlar, sonra Cumhuriyet devletini saraya peşkeş çekmişler, şimdi ise son hamle olarak, üniter idari yapımızı, etnik ve bölgesel parçalara ayırmak kararında ortaklaşmışlardır.

Bahçeli ve Erdoğan’ın güç verdiği, terörist başının da katkı vereceğini vadettiği ‘yeni paradigma’ tam olarak budur.

İktidarın kendisini devlete izafe etmesi, kendisini devletin bütünü zannetmesi, bu ihaneti bir devlet projesi diye dayatması, bu ithal senaryonun ‘nesebi gayrı sahihliğini’ ortadan kaldırmaz. Unutulmamalıdır ki Türklük; dün olduğu gibi bugün de kendini devlet zannedenlerden büyüktür.

Bu yeni paradigmanın ortadan kaldırmak istediği, AK Parti ve DEM’in 100 yıllık parantez olarak addettikleri Cumhuriyetimizdir.  MHP Genel Başkanı’nın da iştahla alkışladığı proje budur. Kurdukları ittifakın hedefi, Atatürk’ün Türkiyesi’dir. Hedefi Türk’ün devletidir. Mesele bu kadar basit ve nettir.

Arsızlıkları öyle bir hale gelmiştir ki, eli kanlı bebek katili terör örgütü elebaşı büyük Türk milletinin önüne
barış güvercini diye çıkartılmaktadır. İYİ Parti olarak bizim, ‘Cumhuriyet düşmanlarıyla’ müzakere edecek hiçbir şeyimiz olamaz. İYİ Parti, affedilmek istenen terör örgütünü ve sözde liderini, onları meşrulaştırmak isteyen sözcülerini, ortaklarını ve siyasi sorumluluğu olmayan heyetlerini hiçbir surette muhatap almayacaktır!

İYİ Parti, Türk milletinin ve Türk devletinin beklentisinin hilafına atılacak hiçbir adımın içinde olmaz, olanlarla da yol yürümez. Sorunlarımızı konuşmaya değil; sorunlarımızı, sorunun kaynağıyla müzakere etmeye karşıyız.

‘Terörsüz bir Türkiye’ye değil, terör örgütlerinin ve terörist başının meşrulaştırılmasına karşıyız. ‘Terörsüz Türkiye’ ambalajıyla sunulan, ‘onursuz siyasetin’ karşısında dimdik duracak ve milletimizin bir kere daha kandırılmasına izin vermeyeceğiz.

Herkes emin olsun ki, İYİ Parti tarihin doğru yerinde konumlanmaya devam edecektir. Sorumluluğumuzun farkındayız. Süreci vakarla izleyen milletimizin duygularına tercüman olmaya devam edeceğiz. İYİ Parti, Türklüğün son ocağının ateşini söndürtmemek için vardır. İYİ parti, Türk milletinin aklını da, hakkını da, hukukunu da ne pahasına olursa olsun sonuna kadar savunacaktır!

Bu mücadele neyi gerektiriyorsa fikren, zihnen, bedenen; kimlerle verilecekse gençlerle, kadınlarla, yaşlılarla; nerede verilecekse Meclis’te, meydanlarda, sokaklarda, İYİ Parti bunun çatısıdır, yoludur ve cephesidir! Türk milletinin sinesinde, yine milletimizle el ele ve omuz omuza başlattığımız bu kutlu mücadele, sonsuza kadar kararlılıkla sürdürülecektir.

Sevdası Türkiye, kaygısı Türk milletinin geleceği olan herkesi İYİ Parti’nin çatısı altında buluşmaya ve milli mücadeleye katkı sağlamaya davet ediyorum.

Operasyon aparatları milletin vicdanında her geçen gün çığ gibi büyüyen İYİ Parti’yi zaafa uğratmaya uğraşsa da yolumuzdan dönmeyeceğiz. Türkiye’yi Türksüzleştirmeyeceğiz! Cumhuriyeti yıktırmayacağız! Türk milletini ve Türk devletini bu karanlık tünelden çıkartacak ve aydınlık ufuklarla buluşturacağız! Neferi olduğumuz Türk milletine saygıyla arz ederim.”

Paylaşın

Ahmet Türk’ten “Devlet Bahçeli” Yorumu: Samimi

Devlet Bahçeli ile görüşmesine ilişkin konuşan Ahmet Türk, “Tutumunu görünce insan şok oluyor, samimi olduğunu da insan fark ediyor. Artık Kürtlerle Türklerin oturup kendi sorunlarını kendilerinin çözmesi zamanıdır” dedi.

İmralı Adası’na giderek Abdullah Öcalan ile görüşen DEM Parti heyeti ile birlikte siyasi parti ziyaretlerine katılan Ahmet Türk, dün MHP GENEL Başkanı Devlet Bahçeli ile yapılan görüşme ve süreçle ilgili Halk TV’den İsmail Saymaz’a konuştu.

Bahçeli ile görüşmeniz nasıl geçti? Sizi nasıl karşıladı?

Gerçekten çok iyi karşıladı. İnsani ilişkileri çok farklı, yakın, candan. Düşüncelerini açık ifade eden bir tavrı vardı. Birileri bu süreci farklı bir noktaya çekmeye çalışıyor.

Bizim tek derdimiz şudur; geçmişte 1000 yıllık Türk-Kürt kardeşliğinin yeniden inşasıdır. Türklerle Kürtlerin dost olması Ortadoğu’daki geleceğini belirler, demokratik bir geleceğe öncülük yapmış olur. Ortadoğu’nun nereye evrileceğini bilmediğimiz bir dönemde Türkler ve Kürtler yeniden kucaklaşmalı. Yeniden kardeşçe ortak bir geleceği oluşturması gerekiyor. Bizim derdimiz budur. Bunun dışında ne belediyeyi ne de seçimleri düşünüyoruz. Elbette ki demokratik bir anayasa, Kürtleri kucaklayan bir anlayış ortaya çıktığı zaman bizim için mesele yok.

Kimseyle pazarlığımız yok. Bizim pazarlığımız bu ülkede demokrasinin kalıcı hale gelmesidir. Buna ihtiyaç var, Ortadoğu’da yarın ne olacağını kimse bilmiyor. Bugün Ortadoğu’da 50 milyonluk bir Kürt nüfusu var ve hepsinin yüzü Türkiye’ye dönük, kendilerini Türkiye’nin bir parçası olarak görüyorlar. Bunu kalıcı hale getirmek lazım. Yani yersiz tartışmalar yapılıyor, henüz işin başlangıcındayız. Neler olacağını nasıl gideceğine dair henüz ortaya çıkmış bir durum yok.

Kimseyle de bir pazarlık yok ama şu var ki bu seferki hem gelişmeler Kürtler ve Türklerin bir arada olmasını zorlayan bir süreç, zorunlu kılan bir süreç başka şansımız yok, eskisi gibi çok uç şeyleri gündeme getirmemek gerekir çünkü bir pazarlığa dönüşüyor, seçimle bunun ilgisi yok, bir pazarlık yok. Zaman içerisinde çok açık bir şekilde meclisle kamuoyuyla toplumla partilerle paylaşılacak. Bu bir ilk adımdır, ikinci, üçüncü adım nasıl gelişir biz de bilmiyoruz.

Görüşme sırasında Bahçeli’nin tutumu nasıldı? Anlattıklarınıza karşılık verdiği cevaplar itibarıyla tutumu nasıldı?

Çok iyi bir tutumu vardı. Gerçekten sayın Bahçeli’nin tutumunu görünce insan şok oluyor, samimi olduğunu da insan fark ediyor. Artık Kürtlerle Türklerin oturup kendi sorunlarını kendilerinin çözmesi zamanıdır.

Çok acılı, sancılı süreçler yaşandı. Toplumda bir ayrışmanın bir gerginleşmenin olduğu bir noktada, emperyalizmin tüm güçleriyle Ortadoğu’ya saldırdığı bir noktada kendi meselemizi kendimizin çözmesi gerek. O da aynı bakışta, aynı yaklaşım gösterdi.

Şamil Tayyar’ın kayyum tweeti… Sizce de burada çelişki yok mu, ne dersiniz bu yoruma?

Burada partimin verdiği bir karar üzerine heyete katıldım. Orada bir çelişki yok, bizim için kayyum atanmış bilmem ne bizim tepkimiz halkın iradesine konan ipotek, mevki makam peşinde değiliz. Benim heyete katılmamın devletle ilgisi yok, partimin verdiği karardır.

Bundan sonra ne olacak?

Görüşmelerden sonra tahmin ediyorum ikinci bir görüşme yapılacak

Öcalan’a gidecek mi?

Olabilir, mümkündür. Ondan sonrasına bakacağız artık nasıl bir açıklama yapılacak. Fotoğraf daha net olur.

Erdoğan ile görüşecek misiniz?

Tabii ki bizim hedefimiz bütün siyasi partilerle buluşmaktır. Ama tabii ki bazıları görüşmeyebilir. O bizim meselemiz değil. birileri randevu vermezse yapacağımız bir şey yok.

Erdoğan’dan randevu talebi olacak mı?

Partinin temsili nasıl olur onu bilemeyiz.

PYD ile görüşme olacak mı?

Yok şu aşamada böyle bir şey yok ama biz isterdik ki Türkiye, PYD ile dostane bir ilişki kursun. Şu çok nettir Ortadoğu’nun en seküler halkı Kürtlerdir. Türkiye’nin Kürtleri kucaklaması Ortadoğu’da etkili bir aktör olmasını sağlar.

Paylaşın