Pervin Buldan: 31 Mart Başlangıçtı, Devamı Gelecek

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Meclis’teki grup toplantısında yaptığı konuşmada, “İktidar 2021 yılını kendi lehine dönüştüremedi; demokrasi mücadelesini, demokratik siyaseti ve toplumsal muhalefeti çökertemedi, kendi siyaseti çöktü” dedi.

Haber Merkezi / Pervin Buldan, konuşmasının devamında, “Nefret siyasetiyle kamplaşma ve kutuplaşmayı büyütmek istediler ama halklarımız bu oyuna gelmedi, toplumsal dayanışmayı ve mücadele ortaklığını büyüttü. Bu iktidar 2021’de başaramadı, 2022’de de başaramayacak ve çok büyük kaybedecektir.” ifadelerini kullandı.

“En son İstanbul Büyükşehir Belediyesi üzerinden bir kumpas başlattılar. 31 Mart’ın intikamını almaya çalışıyorlar ve bunun için büyük bir çaba sarf ediyorlar. İstanbul üzerinden tüm demokrasiyi ve demokrasi güçlerini tehdit ediyorlar.” diyen Buldan ayrıca cezaevlerindeki ölümlere de değinerek sadece Aralık ayında 6 tutuklunun yaşamını yitirdiğini söyledi ve Adalet Bakanlığına “başta Aysel Tuğluk olmak üzere tüm hasta tutsakları acilen tahliye edin” çağrısı yaptı.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, konuşmasında şunları söyledi:

Hun bi xêr hatine serseran serçavan hatine. 2022 yılının ilk grup toplantısını gerçekleştiriyoruz. Bu vesileyle başta cezaevlerindeki arkadaşlarımız olmak üzere sizlerin ve tüm Türkiye halklarının yeni mücadele yılını kutluyor, 2022’nin demokrasi, barış, özgürlük ve adalete vesile olmasını yürekten temenni ediyorum.

Eski bir siyasetçimiz, mücadele arkadaşımız Sevgili Murat Bozlak’ın 7’inci ölüm yıl dönümü. Kendisini saygıyla ve minnetle anıyorum. Ömrünü demokrasi ve barış mücadelesine adayan Murat Bozlak’ın bizlere bıraktığı büyük mücadele mirası yolumuzu aydınlatmaya her daim devam edecektir. Anısı önünde saygıyla eğiliyorum. Ailesine, yakınlarına ve halkımıza bir kez daha başsağlığı diliyorum.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Krizi Sisteminin yaşattığı kara bir yılı geride bıraktık. 2021, iktidarın politikaları nedeniyle siyasal, toplumsal, ekonomik ve sosyal yıkımların peş peşe yaşandığı bir yıl oldu. Hukuksuzluğun, keyfiyetin, yalanın, talanın, soygunun, yolsuzluğun, kumpasların yılı oldu. Kadınların, gençlerin, emekçilerin, tüm toplumsal kesimlerin, inançların ve kimliklerin ağır saldırı altında olduğu bir yıl oldu. Kürt sorunu başta olmak üzere Türkiye’nin temel sorunlarına çözüm üreten değil toplumla mücadele eden, sorun üreten, eşitsizliği büyüten bir iktidar gördük.

Gözaltı-tutuklamalar, cezaevlerinde işlenen insanlık suçları, kumpas davaları, demokratik siyaseti engelleme çabaları, tecrit, Kürtçeye yönelik tahammülsüzlükler, göçmenlere kadar uzanan ırkçı linç saldırıları ve Kürt düşmanlığı iktidarın 2021 yılı karnesi oldu.

“Tutsaklara fiili idam cezası uygulanıyor”

Bugün tutuklu aileleri de seslerini duyurmak için burada, aramızdalar. Kendilerine hoş geldiniz diyorum. Xêr hatine serseran serçavan hatine. Evet, cezaevleri güncel ve yakıcı bir gündem olmaya devam etmektedir. Özellikle ağır hasta tutsaklar, ağır hastalıkları ve cezaevinde kalamaz raporlarına rağmen işkenceli bir ölüm sürecine terk edilmektedir. Bu yüzden sadece Aralık ayı içerisinde 6 tutsak yaşamını yitirdi. Cezaevine sağ giren tutukluların ne yazık ki cezaevlerinden tabutları çıkıyor. Bugün tutsaklara adeta fiili bir idam cezası dayatılmaktadır. Yine cezaevlerinde keyfi aramalar, görüş yasakları, darp, işkence, taciz ve tahliyelerin keyfi disiplin cezalarıyla engellenmesi yaygın bir uygulama halini geldi.

İnfaz yakmalar tam bir hukuk dışılıktır, rehine politikasıdır. Elbette bu yaşananlar İmralı’da sürdürülen ağır tecrit politikasından bağımsız değildir. Cezaevlerini ve tüm ülkeyi, toplumu, kurumları, siyaseti ve yaşamın her alanını kuşatma altına almak isteyen kapsamlı bir tecrit politikasıyla bugün Türkiye karşı karşıyadır. Cezaevlerini bir toplama kampına çeviren bu iktidar, haksız ve hukuksuz tutuklamalarla ülkeyi de yarı açık cezaevine dönüştürmüştür.

Cezaevlerinde asıl mahkûm edilen vicdanlardır, adalet duygusudur. Elbette biz bu hukuksuzlukların peşini asla bırakmayacağız. İntihar adı altında işlenen cinayetlerin de ölüme terk edilen hasta tutukluların da infaz yakmaların da takipçisi olmaya devam edeceğiz. Adalet mücadelesini devam ettireceğiz. Buradan ailelerimize ve halkımıza sözümüz olsun. Bugünkü iktidarın gücüne güvenen tüm bürokratlara ve yöneticilere tekrar sesleniyorum: Cezasızlık zırhına güvenerek sürdürdüğünüz hukuk dışı, insanlık dışı uygulamalardan biran önce vazgeçin! Bu iktidar mutlaka gidecektir. İşte o zaman cezasızlık zırhınız da ortadan kalkacak ve işlediğiniz bütün hukuksuzluklar adalet önünde bir bir karşınıza çıkacaktır. İnsanlık suçlarında zaman aşımı yoktur. Bunu böyle bilin!

“Başta Aysel Tuğluk olmak üzere tüm hasta tutukluları tahliye edin”

Ailelerimiz asla yalnız değildir. HDP olarak sizin yanınızdayız. Sizin sesiniz bizim sesimizdir bundan hiçbir kuşkunuz olmasın. Buradan Adalet Bakanlığına tekrar çağrı yapıyorum: Ailelerin feryadına kulak verin, cezaevlerindeki insanlık dışı uygulamalara derhal son verin, fiili idam cezasını durdurun. Yarın çok geç olmadan başta Aysel Tuğluk olmak üzere tüm hasta tutsakları acilen tahliye edin. Çünkü onların dışarıda olmaya ihtiyaçları var, son günlerini ailelerinin yanında geçirmeye ihtiyaçları var. Bu bir insanlık ve vicdan sorunudur. Düşmanlık hukuku Türkiye’ye bir şey kazandırmaz. Bundan vazgeçin! İktidarın cezaevlerindeki tabut siyasetine karşı yaşam siyasetini güçlü bir biçimde yürütmeye devam edeceğiz. Demokratik kamuoyunu ve siyasal muhalefeti yaşam siyasetini sahiplenmeye buradan davet ediyor ve çağrımı yineliyorum.

AKP-MHP iktidarının yaratmak istediği karanlık Türkiye tablosunun karşısında umudu ayakta tutan, cesareti örgütleyen bir de başka bir fotoğraf vardır. O da, 2021 yılına damgasını vuran büyük demokrasi mücadelesidir. Evet, AKP-MHP iktidarı akla gelebilecek her zulmü, her hukuksuzluğu yaptı, yapmaya da devam ediyor. Ama Türkiye halkları ne barış talebinden vazgeçti ne de demokratik bir gelecek özleminden. Ne adalet mücadelesinden vazgeçtik ne de özgürlüklerden. İktidar ülkenin her santimine yaymaya çalıştığı faşizm karşısında, büyük demokrasi direnişini gördü, adalet mücadelesini gördü; korkutamadığı, diz çöktüremediği halkları ve bizleri gördü. Kadınların eşitlik talebini yok sayan erkek düzen, karşısında kadınların tüm zamanların en büyük eşitlik ve özgürlük mücadelesini gördü.

Savaş politikasını her yere yaymaya çalışan savaş makinesi, karşısında Türkiye halklarının büyük barış iradesini gördü, savaş ve tezkere karşıtı bloku gördü. Rant uğruna doğayı talan eden beton zihniyeti, Karadeniz halkı başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir tarafında büyüyen ekoloji mücadelesini gördü. Gençlerin umudunu çalarak onları geleceksiz bırakmak isteyen iktidar, gençlerin özgürlük ısrarını gördü. Alın terini sömüren yolsuzluk sistemi karşısında işçinin ve emekçinin emek mücadelesini gördü. Ülkeyi adaletsizlik karanlığına boğmak isteyen vicdansız zihniyet, karşısında Emine Şenyaşarların, Çorlu, Soma ve Roboski ailelerinin, Cumartesi Annelerinin, Barış Annelerinin ve toplumun her kesiminin büyük adalet ve hakikat mücadelesini gördü. Bu hakikat mücadelesi elbette devam edecek ta ki sonuç alıncaya kadar. Başta Emine Şenyaşar olmak üzere bütün annelerimizi sevgiyle, saygıyla anıyoruz ve yanlarındayız.

“2021’de iktidar kaybetti, 2022’de çok büyük kaybedecektir”

Partimizi yargı kumpaslarıyla, gözaltı ve tutuklamalarla, katliamlarla durdurabileceğini sanan korkak zihniyet, karşısında büyüyen ve yükselen, siyasetin kilit gücü haline gelen, umudu dimdik ayakta tutmayı başaran HDP’yi gördü. Görmeye de devam edecektir. Evet, iktidar 2021’i kazanamadı, 2021 yılında iktidar kaybetti kaybetmeye de devam edecek bundan kimsenin şüphesi olmasın. İktidar 2021 yılını kendi lehine dönüştüremedi; demokrasi mücadelesini, demokratik siyaseti ve toplumsal muhalefeti çökertemedi, kendi siyaseti çöktü.  Halklarımızın iradesini ve umudunu kıramadı, kendi politikaları kırılma yaşadı. Bunu her gün görüyoruz. Her türlü kumpası sahnelediler ama tutmadı. Kumpasları bir bir boşa çıkarıldı. Nefret siyasetiyle kamplaşma ve kutuplaşmayı büyütmek istediler ama halklarımız bu oyuna gelmedi, toplumsal dayanışmayı ve mücadele ortaklığını büyüttü. Bu iktidar 2021’de başaramadı. 2022’de de başaramayacak ve çok büyük kaybedecektir.

Saldırıların artması başaramayacaklarının en açık kanıtıdır. Biliyorsunuz, 28 Aralık’ta partimizin Bahçelievler ilçe binasında İzmir’deki katliamın bir benzeri yaşatmaya çalışıldı. Bu saldırıların bir ayağında Saray’dan yönetilen yargı kumpasları var. Kobanî ve kapatma kumpas davaları gibi. Diğer ayağında ise İzmir ve Bahçelievler’de olduğu gibi fiziki saldırılar var. Bütün bunlar örgütlüdür, planlıdır, organizedir. Birbiriyle bağlantılıdır. Elinde silah, belinde bıçakla ilçe binamıza katliam yapmaya gelen tetikçi, bu iktidarın nefret siyasetinden ve Kürt düşmanlığından cesaret alarak hareket etmiştir. Dün bu saldırganı serbest bıraktılar, bizim için şaşırtıcı olmadı tabii. Ağzını açan vekilimiz hakkında fezleke yollayarak dokunulmazlığının kaldırılması için uğraşan AKP yargısı, katillere, tetikçilere dokunulmazlık ve cezasızlık zırhı kazandırmaktadır.

“Katil ve tetikçilerinizle HDP’yi durduramayacaksınız!”

Bu saldırganı serbest bırakmak “sen HDP ‘ye saldırmaya devam et biz arkanda durmaya devam edeceğiz” mesajından başka bir şey değildir. Bir kez daha vurguluyorum; bu tür saldırı ve tehditlerle HDP’yi ve halkımızı korkutacaklarını sanan korkaklar ve arkasındaki ağababaları asla amaçlarına ulaşamayacaktır! HDP’nin mücadele geleneğine bakanlar cesareti ve kararlılığı görür. Katil ve tetikçilerinizle HDP’yi durduramayacaksınız, susturamayacaksınız, yıldırmayacaksınız!

Biliyorsunuz 29 Aralık’ta Deniz Poyraz davası görüldü. Bizler de o salondaydık. Katilin mahkemede kolluk güçleriyle rahat diyaloğu, rahatlığı tıpkı Hrant Dink’i öldüren tetikçinin rahatlığıydı. Katilin bağlantılarıyla ilgili birçok delil orta yerde dururken siz hala katilleri, azmettiricileri koruyorsunuz ve katile katil gibi davranın dediğimiz için bizi yargılamaya çalışıyorsunuz ve hakkımızda soruşturma başlatıyorsunuz. İstedikleri soruşturmayı başlatsınlar, susmayacağımızı, katile katil demekten asla vazgeçmeyeciğimizi buradan bir kez daha ilan ediyoruz. Katil, katildir. Eline silah alan ve insanlarımızı katledenlere katil demekten asla geri adım atmayacağız.

Bir söz var: “Suçu açığa çıkarmak suç olarak kabul ediliyorsa, suçlular tarafından yönetiliyorsunuz demektir.” Evet, bu sözler tam da bugünkü Türkiye için söylenmiştir .Kobanî Kumpas Davasında, olaylarla hiçbir ilgisinin olmadığı defalarca kanıtlanmasına rağmen 14 yaşındaki Mazlum’a kumpas kurarak 124 yıl ceza veren zihniyet, Deniz Poyraz’ın ailesine duruşma salonunda hakaretler yağdıran katile iltimas geçmekte ve suç bağlantılarının açığa çıkarılmasını tamamıyla engellemektedir. İşte bu iki örnek bile Türkiye’nin suçlular ittifakı tarafından yönetildiğinin bariz bir kanıtıdır. Bu ittifak İzmir katliamında suçüstü yakalanmıştır. Bu suçlular ittifakı biliyorsunuz bugünlerde başka bir kumpas peşinde; siyaseten yenemedikleri, baş edemedikleri siyasi rakiplerini yalan ve iftiralarla, kumpaslarla, kayyım tehdidiyle engelleme gayreti içerisindedir.

“İstanbul üzerinden tüm demokrasiyi ve demokrasi güçlerini tehdit ediyorlar”

En son İstanbul Büyükşehir Belediyesi üzerinden bir kumpas başlattılar. 31 Mart’ın intikamını almaya çalışıyorlar ve bunun için büyük bir çaba sarf ediyorlar. İstanbul üzerinden tüm demokrasiyi ve demokrasi güçlerini tehdit ediyorlar. Yandaşları İstanbul’dan geçiniyordu bunu biliyoruz. Bu belediyeyi kaybedince rant muslukları da kapandığı için bu kadar saldırgan oldular. Yaralarının çok büyük olduğunu biliyoruz. 12 yıldır faaliyette olan İstanbul’da 9 mescidi bulunan DİAYDER üyesi 3 din görevlisinin, yasal prosedürden geçerek belediyede işe girmesi suçmuş gibi toplumun önüne koydular. Bakın şimdi neredeyse bütün kumpas davalarında boy gösteren bir hâkimin önüne içinde sadece ramazan kolisi, namaz kılma fotoğrafları ve Kürtçe kelimelerin suç sayıldığı bir iddianame düzenleyip göndermişler.

Saray’ın yargısı, Kürtçe barış olan Aşitî’yi, eşitlik olan Wekhevî’yi, yaşam anlamına gelen Jîyan’ı ve onur manasına gelen Rûmet kelimesini suç olarak iddianameye yazmıştır. Bunlar çukurun da çukurudur, kKendilerinde olmayan ne varsa suç saymışlar! Kendi zinhiyetlerinde barış, eşitlik, onur yok. Bunlar Kürtçe yazıldığı için bu iddianame içine koymayı önlerine bir görev koymuşlar. Bu kelimeleri suç olarak görenlere sesleniyoruz: Bu kavramlardan mahrum olduğunuzu, bu kelimelerden korktuğunuzu çok iyi biliyoruz. Onun için o kelimelerin yanına bir kelime daha ekleyin diyoruz: “Qedîya” yani bitti. Bitti bitiyor, gitti gidiyorsunuz. Bunu da ekleyin!

“31 Mart başlangıçtı, devamı gelecek”

Yolsuzluk, hırsızlık, yalan, talan döneminizi tümden bitirecek bir halk var karşınızda. 31 Mart bir başlangıçtı arkası daha büyük gelecek. Hiç merak etmeyin! Çifte yenilgi aldığınız İstanbul halkları, büyük demokrasi ittifakıyla sizi tarihin çöplüğüne gönderecektir. İstanbul, faşizminize de demokrasiye kumpaslarınıza da asla geçit vermeyecektir. Bir de tavsiyede bulunmak istiyorum: Suçlu arıyorsanız uzağa gitmenize gerek yoktur. Suçlularla fotoğraf albümünüze ve aynaya bakarsanız asıl suçluları orada göreceksiniz, kendinizi göreceksiniz.

Bu suçlular koalisyonunun en büyük suçlarından biri de ekonomik suçlardır. Bunlar halkın ekonomisine de kumpas kurdular. 20 Aralık akşamı yurttaşa büyük bir tuzak kurdular, büyük bir dolar vurgunu yaptılar. Merkez Bankası bir gecede yaklaşık 8 Milyar dolar sattı. Bir de utanmadan, sıkılmadan halkın dövizlerini bozdurduğunu söylediler. Bir kez daha yalan söylediler. Doları yüksekten satan ve düşük fiyattan toplayan yine kendi vurguncuları oldu. Bunların dertleri doları, enflasyonu düşürmek değildir; tek dertleri iktidarlarının düşmesini engellemektir. Bunun için de kamu kaynaklarını hukuksuzca kullanarak suç işlemekten geri durmuyorlar. Zaten halktan umudunu kesen bir iktidar var. Tek umutları Merkez Bankası olarak kaldı!

Yurttaşlara yönelik ikinci büyük pusuyu da 31 Aralık gecesi kurdular. AKP’nin 17-25 Aralık geleneğinin yeni adı artık 20-31 Aralık vurgunları olmuştur. Türkiye halkları bunu görmelidir. “Bir gece ansızın geliriz” diye savaş naraları atan iktidar, evet 31 Aralık gecesi ansızın yaptığı büyük zamlarla halkın geçimine, cebine ve sofrasına en büyük darbeyi vurmuştur. Elektriğe yüzde 52 ile yüzde 130 arası zam, doğalgaza yüzde 25 zam, vergilere, harçlara, ulaşım bedellerine yüzde 36 zam, köprü, otoyol geçişlerine zam, akaryakıta zam. Her şeye zam, zam, zam…

“AKP’nin ampulü sebeptir, elektrik zammı sonuçtur”

Bir yıl içerisinde iğneden ipliğe her şeye yüzde 100 zam yapıldı. AKP’nin ampulü sebeptir, elektrik zammı sonuçtur. Bu iktidar halkın ekonomisine çöken, sadece vergi ve zam üreten bir canavara dönüşmüştür. Saray’ın yalan makinesi olan TÜİK, dün yıllık enflasyonu yüzde 36,08 olarak açıkladı. Bu rakam tabii ki gerçek enflasyonu yansıtmamaktadır. TÜİK, rakamlarda sahtecilik suçunu işlemeye devam etmektedir.

ENAG yıllık gerçek enflasyonu açıkladı; yüzde 82. Mutfaktaki gerçek enflasyon işte budur. Yüzde 82’lik enflasyon 84 milyonu vurmaktadır. AKP Genel Başkanı dün müjde veriyor, en düşük emekli maaşını 2 bin 500 lira olarak açıkladı. 4 kişilik ailenin açlık sınırı 4 bin lira, yoksulluk sınırı ise 13 bin lira. Açlık sınırının altında bir emekli maaşıyla emekliler nasıl yaşayacak? Buradan iktidara bunu hatırlatmak isteriz. Emekliye, dar gelirliye ölümü dayatıyorlar. En düşük emekli maaşı asgari ücretle eşitlensin, 4 bin 250 TL olsun dedik ama AKP-MHP koalisyonu bunu Genel Kurul’da reddetti.

“Çözüm üretmesi gereken Meclis’i sorun üreten bir yere çevirdiler”

Yine sağlıkçıların ücretlerinde artış getiren bir düzenleme vardı. Meclis’e getirdiler aynı gün geri çektiler, ellerine yüzlerine bulaştırdılar. HDP’nin, muhalefetin önerilerini dikkate almadılar. Sorunlara çözüm üretmesi gereken Meclis’i sorun üreten bir yere çevirdiler. 3 Y ile mücadele etmek için geldiklerini söyleyenler, bugün tek bir Y ile Türkiye’yi yoklukla baş başa bıraktılar. Daha geçtiğimiz günlerde acı olaylar yaşandı. 6 çocuk doğal gazları kesik evlerinde ısınmak için kullandıkları sobadan dolayı hayatını kaybetti. 2 yaşındaki bronşit hastası bir çocuk elektrikler kesik olduğu için oksijen alamadığından hayatını kaybetti. Son 10 günde 7 çocuk yaşamını yitirdi. Çocukları öldüren bu zam ve zulüm, yolsuzluk ve yoksulluk düzenidir.

Bu kötülük düzeni Türkiye’yi bir çukura dönüştürmekle kalmadı, şimdi o çukurdan sadece kendisinin canlı çıkması için her şeyi yapmaktadır. 5’li çetesine rant garantisi sağlayan bu iktidar düzeni, halka ise yoksulluğu garanti etmektedir. Kur garantili sistem getiriyoruz diyerek Hazine’yi, AKP-MHP’nin para kasasına çevirdiler. Rant ekonomilerini garanti altına aldılar. “Bizden önce Türkiye’de buzdolabı yoktu” diyorlardı. Bugün o buzdolabı var da onu çalıştırabilecek elektrik yok, buzluğunda et yok, yiyecek peynir yok, zeytin yok, tereyağı yok.

“AKP-MHP’nin iktidarda kaldığı her bir gün bu ülkeye zarar ve ziyandır!”

İddia ettikleri gibi ekonomi büyümüyor, Türkiye tüketiliyor! Çoklu maaşlarla, sermayeye verilen teşviklerle, devasa borçlarla, faiz ödemeleriyle, rekor kıracak enflasyonla, işsizlikle, yoksullukla, açlıkla Türkiye AKP-MHP eliyle yok edilmektedir. Hep söylüyorum: AKP-MHP’nin iktidarda kaldığı her bir gün bu ülkeye zarar ve ziyandır! Halkın da siyasetin de en büyük felaketi bu iktidardır. Tek adamın iktidarda kalabilmesi için halka ağır bir maliyet ödeten bu iktidar bilmelidir ki, halk artık isyan etmektedir ve tek adam için bedel ödemeyecektir. Evet, elbirliğiyle bu siyasal felaketten kurtulmanın zamanı gelmiştir. Bıçak artık kemiğe dayanmıştır.

Zamları durdurmanın tek bir yolu vardır, o da bu iktidarı ülkenin başından def etmektir. Küçük ortak bugün yine açıklamasında HDP’yi hedef aldı, HDP’nin Türkiye’nin yüz karası olduğunu ifade eden sözler sarf etti. Türkiye’nin yüz akı olan HDP’ye kimsenin laf söylemeye hakkı da haddi de yoktur. HDP, bu ülkenin halklarının da demokrasinin de yüz akıdır. Bu ülkede yüz karası varsa o da sizin zihniyetiniz ve bakış açınızdır. O çok korktukları, kaçtıkları sandık yakında kurulacaktır. Bu seçimler, kendilerine iktidar garantili bir seçim asla olmayacaktır. Buradan söylüyoruz: Bu seçimler AKP ve ortağı için kaybetme garantili bir seçim olacaktır. Yüksek elektrik ve doğalgaz faturasının AKP’ye faturası çok büyük olacaktır. O zam yağmurlarınızın, yolsuzluklarınızın, ekmek kuyruklarının, ülke kaynaklarını babanızın çiftliği gibi kullanma döneminizin sona ereceği günler çok yakındır. Gidiyorsunuz, gitmekten kurtulamayacaksınız. Türkiye halkları sizi göndermek için sandıkları ve seçimleri bekliyor. Bunu biz başaracağız, geçinemiyoruz diyen milyonlarca emekçi yoksul halk başaracak,. Demokrasi güçleri başaracak. Kadınlar ve gençler başaracaktır. Edi bese diyen analarımız halkımız başaracaktır.

“2021’ye damgasını vuran kadınların mücadelesi olmuştur”

Sevgili kadınlar, kadın yoldaşlarım. Hepinizin mücadele ve kazanım yılı olan yeni yılınızı kutluyorum! Sevgili kadınlar, 2021 yılının kadınlar açısından nasıl geçtiğini uzun uzun anlatmaya elbette gerek yoktur. Kadınların mücadelesi büyüdükçe İstanbul Sözleşmesinden çekilme başta olmak üzere kadınların tüm kazanımlarına yönelik saldırıların da erkek şiddetinin de eşitsizliğin de arttığı bir yılı geride bıraktık. Ancak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, 2021 yılına asıl damgasını vuran kadınların giderek büyüttüğü hak ve eşitlik mücadelesi olmuştur. Erkek düzeni, kadınların mücadelesi ve direnişi karşısında başaramamıştır.

Milyonlarca kadın “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” diyerek alanlarda sözleşmeyi savundu, savunmaya da devam edecek. Kadınlar yılmadan mücadele ederek eşit temsiliyeti siyasetin ve siyasal muhalefetin gündemine sokmayı başarmıştır. Bütün saldırılara karşı Türkiye kadın hareketi son yıllarda hiç olmadığı kadar kitlesel bir örgütlülükle cevap verdi, vermeye devam edecek. Rize İkizdere başta olmak üzere maden ocakları ve HES’lere karşı her yerde yükselen direniş ve mücadelede tabii ki kadınlar en ön saflarda yer aldılar.

“Her yerde kadınlarla birlikte olup adaletsizlik ve yoksulluğa karşı haykırdık”

HDP Kadın Meclisi olarak bizler de 2021 yılında “Kadınlar İçin Adalet” ve “Kadın Yoksulluğuna Hayır” diyerek çok güçlü kampanyalar yürüttük. Bu kampanyalarımızla meydanlarda, adliyelerde, cezaevleri önünde, fabrikalarda, tarlalarda, her yerde kadınlarla birlikte olduk. Hem adaletsizliğe hem de yoksulluğa karşı hep birlikte haykırdık. Meydanları erkek iktidara bırakmadık. Kadınların en güçlü sesi olduk, olmaya da devam edeceğiz. AKP-MHP erkek ittifakının hazırladığı erkek bütçeye karşı kadınlar nasıl bir bütçe istiyor diyerek, farklı kadın yapıları ile buluştuk. Meclis’te grup toplantılarımızda, sunduğumuz araştırma ve soru önergelerimizde, Genel Kurul konuşmalarımızda kadınların sesini her yerde duyurmaya çalıştık.

Tüm bu buluşmalar bizlere bir kez daha gösterdi ki; kadınlar, üretim alanlarının tamamında yer almak ve kendi üretim alanlarını oluşturmak için mücadele etmekte kararlıdır. Geçtiğimiz hafta İstanbul Beşiktaş’ta kadınlar yoksulluğa karşı bir araya geldi ve “yoksulluğa karşı feminist isyan” dedi. “Bu sistemin krizlerinin faturasını ödemek zorunda bırakılmaya isyanımız var” dedi. Milyonlarca kadının sesini Beşiktaş’ta haykıran kadınları buradan selamlıyorum. Kadınların mücadelesi HDP’ye güç veriyor. Bu ülkeye refahı da demokratik bir iktidarı da kadınlar getirecektir, 2022 yılı kadınların yılı olacaktır. Kadınların büyük başaracağı bir yıl olacaktır. Bir kadın partisi olan HDP’nin ülkemize sözüdür; bu ülkede cinsiyetçiliğe son vereceğiz. Erkek rejime biz kadınlar son vereceğiz! Demokratik, eşitlikçi ve kadın özgürlükçü bir yaşamı halklarımıza armağan edeceğiz!

“Şimdi başarma zamanıdır, şimdi HDP zamanıdır!”

Yaşadığımız bu kaotik ortam hiç kimseyi asla karamsarlığa sürüklememelidir. Bu ceberut düzen karşısında mücadele üstünlüğü demokrasiden, barıştan, adaletten ve halklardan yanadır. Değişim rüzgârı bizden, milyonlardan yanadır. Karanlığın karşısında umudu en fazla büyüten tabii ki HDP oldu, olmaya da devam edecektir. Evet, geride bıraktığımız yıl özellikle HDP açısından önemli bir mücadele ve direniş yılı oldu. Şimdi başarma zamanıdır, şimdi HDP zamanıdır. Bu coşku ve heyecanı Türkiye toplumuna, halklarına yaymanın mücadelesi içinde olacağımıza bir kez daha söz veriyoruz.

Siyasette kurucu seçenekler yaratmaya, Türkiye halklarını zamlardan, hukuksuzluklardan ve zulümlerden kurtaracak denklemleri var etmeye HDP olarak devam edeceğiz. Sofrasında yokluk, kesesinde yangın olan herkesin beklediği huzur ve adil paylaşım döneminin kapılarının açılması için mücadele edeceğiz ve bu kapıyı mutlaka açacağız. 2022 yılını AKP-MHP zulüm ittifakından kurtulmanın yılı haline getireceğiz. AKP sonrasının hazırlıklarının hızlandığı büyük değişimi mutlaka başaracağız. Sırf iktidarda kalabilmek için Türkiye halklarına çok ağır bedel ödettiren bu iktidar düzenine mutlaka son vereceğiz.

“Büyük hikâyeyi hep birlikte hayata geçireceğiz”

Mücadele ortaklığımızı daha da büyüterek, demokrasi blokunu daha genişleterek 2022 yılını birlikte üretip birlikte eşitçe paylaştığımız, demokrasi ve barış içerisinde yaşadığımız bir yıla mutlaka dönüştüreceğiz. Ekmeğin de adaletin de barışın da ortak yaşamın da eşitliğin de güvence altında olduğu büyük hikâyeyi hep birlikte hayata geçireceğiz! 2002 yılında hepinize başarılar diliyorum. Yolunuz ve yolumuz açık olsun. Hızır yardımcımız olsun. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Fahiş Fiyatın Bilinen Tek Aktörü Erdoğan’dır

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Fahiş fiyat oyunlarıyla mücadelemizi kesintisiz sürdüreceğiz” yönündeki sözlerine tepki gösteren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Bu fahiş fiyatları milletin önüne koyan sarayda oturan zat. Fahiş fiyatın bilinen tek aktörü vardır, ağzından çıkanı Resmî Gazete’de görürüz. Onun adı da Recep Tayyip Erdoğan’dır.” dedi.

Seçim çağrısı yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu: “Elektriğe zam ne demek? Nasıl ödeyecek vatandaşlar bunu? Elektriğe zam iğneden ipliğe her şeye zam demektir. Herkes elektrik kullanıyor.” dedi.

Gübre, yem ve mazota yapılan zamlara değinen Kılıçdaroğlu, “Son bir yılda yapılan zamlar; amonyumsülfat yüzde 475 zam. Amonyum nitrat yüzde 410 zam; üre gübresi yüzde 450 zam. Tarlaya gübre atamadı çiftçi. Çiftçi ürün elde edemezse gıda kriziyle karşı karşıya kalacağız” ifadelerini kullandı.

ABD Doları kurundaki değişikliklerle ilgili de konuşan Kılıçdaroğlu, “Dolar kurundaki oynamalardan Türkiye tarihinin en büyük soygunları gerçekleşti. Dolar kurunu yükseltenler 18’den sattılar daha sonra 13’ten geri aldılar. Dünyanın parasını kazandılar. Cumhuriyet tarihinin en büyük soygunu gerçekleşti.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle;

“O kadar kin o kadar öfke duyuyorlar ki belediye başkanlarımızın çalışmalarını hazmedemiyorlar. Üzerlerinde baskı kurmaya çalışıyorlar. Her türlü iftirayı rahatlıkla atabiliyorlar. Bunların inançları bizim inançlarımıza benzemiyor.

Ekrem İmamoğlu’ndan intikam alacaklarmış. Neymiş efendim orada teröristler çalışıyormuş. Senin görevin ne? Senin görevin teröristi yakalamak değil mi kardeşim? Niye bağırıyorsun? Varsa terörist yakasından yakala, götür savcıya teslim et. Ama yapmıyor, yapamıyor. Çünkü yok böyle bir şey. İstanbul’un rantını o kadar çok yediler ki doymuyorlar, o rantı yedirmeyeceğiz size.

16 milyonun hakkını size yedirtmeyeceğiz. Hakkını hukukunu koruyacağız! Kul hakkı yiyenin burnundan fitil fitil getireceğiz. Sizin feriştahınız gelse, belediye başkanlarımıza bir şey yapamaz. Sizin değeriniz bizim belediye başkanlarımızın tırnağı kadar değil!

Doları 18’den sattılar, 13’ten geri aldılar. Cumhuriyet tarihinin en büyük soygunu gerçekleşti! Bu soygunun tüm ayrıntılarını ortaya çıkarmak istiyoruz. CHP Grubumuz önerge verdi. Bugün önergemiz görüşülecek. Kim hayır derse yolsuzluğun ortağıdır!

Saray’da oturan zat millete yalan söylüyor. Yeri geliyor dış güçler diyor, stokçular diyor… Ama bir şey yapmıyor… Dolar kurundaki oynamalardan kaynaklı Cumhuriyet tarihinin en büyük soygunu gerçekleşti. Dünyanın parasını kazandılar.

“Bu zammı dış güçler mi yaptı?”

Fahiş fiyatlar mücadele edeceğiz diyor. Evlerdeki doğalgaza yüzde 25, ticari kuruluşlara yüzde 50 zam yaptı. Elektriğe yüzde 52 ile yüzde 127 oranında zam yapıldı. Bu zammı dış güçler mi yaptı? Cumhuriyet tarihinin en büyük zammını yapan kim?

Erdoğan zam yapmadığı bir şeyi açıklasın. Açıklayamaz. Ben söyleyeyim, soluduğumuz havaya zam yapmadı. Bunların temel görevi kul hakkıyla beslenmektir. Erdoğan korkudan bu sözüme dava açamaz. Bunlar alın teriyle, emekle, hukukla değil, kul hakkıyla beslenir.

Son bir yılda gübreye yüzde 275 ile 475 arasında zamlar yapıldı. Çiftçi üretemiyor, tarlaya gübre atamıyor. Son bir yılda; yemlere yüzde 100’ü geçen zamlar yapıldı. Mazota yüzde 60 zam yapıldı. Bu fahiş fiyatları halkın önüne koyan kim?

Fahiş fiyatın tek sorumlusu Erdoğan’dır. Evlerde huzur bırakmadı. Ben ekonominin kitabını yazdım dedi, o kitapta zam dışında bir şey yok. Tencerelerde yangın var. Bunlar başka bir dünyada yaşıyor. Zam üstüne zam yaptılar. 84 milyon insan freni patlamış bir kamyonda yokuş aşağı gidiyor.

“Nasıl bir milliyetçilik bu?”

Bahçeli’ye de söylüyorum: Senin milliyetçilik diyerek ortalarda gezmenden hoşlanmıyorum. Çünkü hiçbir milliyetçi Türk Lirası’nın değer kaybetmesine göz yummaz. Hiçbir milliyetçi haramzadelere hizmet etmez! Türkiye’nin bütün mal varlıkları Katarlılara peşkeş çekiliyor. Memleketi katar katar satarsınız, sonra ortalığa çıkıp “Ben milliyetçiyim” diye gezersiniz! Nasıl bir milliyetçilik bu?

Faizler gerçekten düştü mü? Merkez Bankası’nın politika faizi düştü. Peki diğer faizler? Devletin 5 yıllık borçlanma faizi Eylül ayından bu yana % 17’den % 25’e çıktı. Hani sen faize karşıydın? Türkiye Cumhuriyeti tarihinde faizcilere, tefecilere en büyük hizmeti yapan kişi Saray’da oturan zattır. Adı da Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Devleti yönetmeyi değil devleti soymayı amaçlamışlar. Bunlar bir avuç insan kene gibi milletin sırtına yapışmış kanlarını emiyorlar. Batan geminin malları felsefesiyle hareket ediyor, sonra da filikalara binip gitmek istiyorlar. Ama biz göndermeyeceğiz

Milli Eğitim Bakanlığı’na Ankara’da dayısı olmayanların sesi olmak için gittim. Genç arkadaşlarımıza söylüyorum: Ankara’da amcanız, dayınız, dedeniz var. Gençlerimize sözümüz: Fitil fitil burunlarından getireceğiz. Sizin hakkınızı savunacağız. İllerde Hukuktan Sorumlu İl Başkan Yardımcıları var. İsteyen evladımız başvurabilecek, kendilerine destek sağlanacak. Online başvuru için de çalışmalar başladı.”

 

Paylaşın

Halkın Gündemi Ekonomi Ve Erken Seçim

Kadir Has Üniversitesi Türkiye Araştırmaları Grubu ile Global Akademi ortaklığında geliştirilen “Türkiye Eğilimleri Araştırması”nın 2021 yılı saha çalışmaları 23 Ekim-5 Kasım 2021 tarihleri arasında Akademetre Araştırma ve Stratejik Planlama tarafından gerçekleştirildi.

Araştırma kapsamında Türkiye temsiliyetine sahip 26 ilde (İstanbul, Ankara, Konya, Bursa, Kocaeli, İzmir, Aydın, Manisa, Tekirdağ, Balıkesir, Adana, Antalya, Hatay, Zonguldak, Samsun, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Trabzon, Gaziantep, Diyarbakır, Mardin, Malatya, Bitlis, Erzurum, Ağrı), kent merkezlerinde ikamet eden 18 yaş ve üzeri 1.000 kişi ile görüşüldü.

“Türkiye Eğilimleri 2021” araştırmasının sonuçları 4 Ocak 2022 Salı günü Prof. Dr. Mustafa Aydın, Prof. Dr. Mitat Çelikpala, Prof. Dr. Erinç Yeldan, Prof. Dr. Murat Güvenç, Prof. Dr. Osman Z. Zaim, Prof. Dr. Banu Baybars Hawks, Dr. Öğr. Üyesi Kerem Yıldırım, Dr. Öğr. Üyesi Berkay Ayhan, Dr. Öğr. Üyesi M. Kerem Çoban ve Sezen Kaya’dan oluşan araştırma ekibinin düzenlediği toplantıda kamuoyuyla paylaşıldı.

Ekonomi

Türkiye Eğilimleri araştırmasının, 11 yıldır topladığı data ile Türkiye’nin dönüşümünü anlamak ve takip etmek için çok değerli bir kaynak sunduğunu ifade eden Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Global Akademi Genel Koordinatörü Prof. Dr. Mustafa Aydın, “Bu çalışma ile Türkiye’nin sosyal, ekonomik, siyasi, kültürel değişimleri ve halkın yaşam alışkanlıkları objektif bir şekilde ölçülüyor; Türkiye’nin toplumsal değişiminin takibi ve öngörülmesi mümkün oluyor. Kadir Has Üniversitesi ve Global Akademi olarak böyle bir araştırmayı gerçekleştirmekten büyük mutluluk duyuyoruz,” dedi.

Araştırma sonuçlarına göre Türkiye halkının gündemindeki en önemli mesele yüzde yüzde 22,7 ile “ekonomide yaşanan sorunlar” olarak tespit edildi.

Sıralamada ikinci sırayı, oranı geçen yılki yüzde 6’dan yüzde 17,9’a yükselen “mülteciler” alıyor. Geçtiğimiz yıl ilk sırada yer alan “Koronavirüs salgını” ise bu yıl yüzde15,8’lik oranıyla üçüncü sıraya gerilemiş gözüküyor. Dördüncü sırada yer alan “hak ve özgürlüklerin sınırlanması” yüzde 12,3’ten yüzde 7,3’e; beşinci sıradaki “terörle mücadele” ise yüzde 8’den yüzde 7,2’ye düşmüş. Bu maddeleri yüzde 0,1 ile “eğitim” takip ediyor.

Sonuçları coğrafi bölgeler bazında incelediğimizde, Akdeniz ve İç Anadolu’da ekonomik sorunlar, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da mülteciler, Marmara ve Ege’de Koronavirüs salgını, Karadeniz’de ise terör önplana çıkıyor.

Geçim sıkıntısı çekenlerin oranı yükseliyor

Geçen yıl ile bu yılın araştırma sonuçlarını karşılaştırdığımızda, “Kendimi/ailemi geçindiremiyorum” diyenlerin oranı yüzde 51,1’den yüzde 57,2’ye ve “Ekonomik olarak daha kötü durumdayım” diyenlerin oranı yüzde 51,8’den yüzde 55,4’e yükselmiş gözüküyor. Borçlarının seviyesinden endişe duyanların oranı yüzde 48,9’dan yüzde 45,8’e düşerken, gelirinin aylık tüketim harcamalarını karşılamaya yeterli olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 33,4’ten yüzde 40’a çıkıyor.

Türkiye ekonomisi açısından önemli görülen konular arasında ise faizlerin yüksekliği (yüzde 85,6), enflasyonun yüksekliği (yüzde 84,7), gıda ürünleri fiyatlarında artış (yüzde 82,3), Türk lirasının değer kaybetmesi (yüzde 81,9), kira/ev fiyatlarında artışlar (yüzde 80,4), işsizlik (yüzde 79,6), vergi oranlarının yüksekliği (yüzde 79,3), dış politikada yaşanan sıkıntılar (yüzde 79,1), dış borçların yüksekliği (yüzde 78,9) ve gelir dağılımındaki eşitsizlik (yüzde 78,7) gibi unsurlar dikkat çekiyor.

Halkın sadece yüzde 5,4’ü “Aylık ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra tasarruf yapma imkânı” olduğunu belirtirken, tasarruf yapma yöntemi olarak açık ara “Altın alırım” (yüzde 54,6) ve “Döviz alırım” (yüzde 38) ilk iki sırayı paylaşıyor. Buna karşılık “TL olarak bankada faiz hesabında değerlendiririm” diyenler yüzde 14,5’te, “Borsada değerlendiririm” diyenler yüzde 10,3’te kalıyor.

Türkiye halkının siyasi yelpazedeki yerini de ortaya koyan araştırmada, “Kendinizi siyasi görüşünüz açısından nasıl tanımlarsınız?” sorusuna en çok “muhafazakâr” yanıtı veriliyor (yüzde 27,5). Bu tanımı “milliyetçi” (yüzde 19,9) ve “Kemalist” (yüzde 19,2) takip ediyor. Kendisini “Siyasal İslamcı” olarak tanımlayanların oranı (yüzde 9) geçen yıla göre önemli bir değişiklik göstermezken, “sosyal demokrat” diyenlerin oranı yüzde 13,9’dan yüzde 8,3’e düşmüş; buna karşılık “Kemalist” olarak tanımlayanlar yüzde 10,3’ten yüzde 19,9’a yükselmiş gözüküyor.

Kendini “muhafazakâr” veya “siyasal İslamcı” olarak tanımlayanlar özellikle 41-55 yaş arasında; “milliyetçi” veya “Kemalist” olarak tanımlayanlar ise 18-20 yaş arasında öne çıkıyor. “Muhafazakâr” veya “siyasal İslamcı” olduğunu belirtenlerin toplamında yıllar içinde yaşanan değişime baktığımızda ise en yüksek oranı yakaladığı 2017’de yüzde 47,4 olarak kaydedilirken geçtiğimiz yıl yüzde 34,6’ya kadar düştüğünü, bu yıl ise hafif bir yükseliş yakaladığını (yüzde 36,5) görüyoruz.

Ülkenin yönetim tarzı olarak katılımcıların yüzde 55,7’si Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni tercih ederken, yüzde 44,3’ü Parlamenter Sistem’i benimsediğini belirmiyor. Bu oranların geçen yıla göre önemli bir değişiklik geçirmediği görülüyor.

Öte yandan, kendilerine sunulan yönetimsel ifadeleri değerlendirmeleri istenen katılımcıların yüzde 55,3’ü (2020’de yüzde 60,8) “Demokratik siyasal sistem ile yönetim” tercihini çok iyi ve iyi olarak değerlendirirken, yüzde 51,2’si (2020’de 46,6) “Parlamento ve seçimlerle uğraşmak zorunda kalmayan güçlü bir lidere sahip olmak” tercihine olumlu yaklaşıyor. Bunları yüzde 38,2 ile “Hükümet yerine uzmanların, ülke için en iyi olduğuna inandıkları şeyi yapmaları”, yüzde 28,1 ile “Ülkeyi dini liderlerin yönetmesi” ve yüzde 25,2 ile “Ülkeyi ordunun yönetmesi” şıklarını olumlayanlar takip ediyor.

Benzer şekilde, katılımcıların yüzde 58,4’ünün “Gençlere Türk milletinin manevi değerlerine sahip çıkmayı öğretmenin demokrasi eğitimi vermekten daha önemli” olduğunu belirttiği görülüyor. Diğer taraftan katılımcıların yüzde 50,3’ü (2019’da yüzde 35,5) “Türkiye demokratik bir ülkedir” önermesine katıldıklarını belirtiyor.

Erken seçim tercihleri

Katılımcılar “Haziran 2023’te yapılması öngörülen cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinin öne alınmasına gerek var mıdır?” sorusuna yüzde 64,5 oranında “Hayır” yanıtını veriyor. Erken seçimin yapılmasını gerekli görüp “Evet” diyenler (yüzde 16,9) arasında, yönetimin değişmesi, ekonomi, sistemin kötü olması, genel durumunun kötü olması ve adalet olmaması gibi gerekçeler öne çıkıyor.

“İdeal bir Cumhurbaşkanının sahip olması gerektiği düşünülen özellikler” sıralamasında bu yıl “Başarılı bir siyasi geçmişi olmalı” önermesi 5 sıra yükselerek yüzde 70 ile 1. sıraya yerleşirken, onu sırasıyla “Yönetim tecrübesi olması” (yüzde 68,8), “Dürüst ve ahlaklı olması” (68,7), “Yüksek değerlendirme becerisine sahip olması” (67,9) ve “Halk ile iç içe olması” (67,5) ve takip ediyor.

“Bugün bir seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?” sorusuna ise katılımcılar sırasıyla AKP (yüzde 35,9), CHP (yüzde 24,6), MHP (yüzde 9,7), İYİ Parti (yüzde 9,4) ve HDP (yüzde 9) yanıtını verirken oy vermeyeceğini belirtenlerin oranı yüzde 5,3’te, kararsızların oranı ise yüzde 3,6’da kalıyor.

Polis

Araştırma sonuçlarına göre, Türk halkının en güvendiği kurumlar sıralamasında son yıllarda ilk üç kendi arasında yer değiştiriyor: 2021’de Polis yüzde 65,4 ile ilk sıraya yükselirken, onu ikinci sırada Jandarma (yüzde 65,4) ve üçüncü sırada Türk Silahlı Kuvvetleri (yüzde 62,4) takip ediyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi (yüzde 57) dördüncü, Cumhurbaşkanlığı (yüzde 56,9) da beşinci sırayı alıyor.

Geçen yıl ilk kez ölçülen Türk Tabibleri Birliği bu yıl oranını yükselterek altıncı sıraya yerleşirken (yüzde 56,7), listenin devamındaki Milli İstihbarat Teşkilatı, Anayasa Mahkemesi, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Türkiye İstatistik Kurumu, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Barolar gibi kurumlara güven geçen yıla oranla hafif artış gösteriyor.

Dış politika

Hükümetin dış politikasını başarılı bulma oranı 2019’da yüzde 28,5, 2020’de ise yüzde 46,5 olarak kaydedilmişti. Bu yıl yükseliş devam ediyor ve katılımcıların yüzde 50,6’sı hükümetin dış politikalarından memnun olduğunu dile getiriyor.

Bununla birlikte hükümetin Suriye politikalarındaki memnuniyetsizlik giderek artıyor. Suriye konusunda izlenen politikaları başarılı bulanların oranı 2019’da yüzde 36, 2020’de yüzde 32,1 olarak kaydedilirken 2021 araştırmasında bu oran yüzde 27,4’te kalıyor. Başarısız bulanların oranı ise bu yıl yüzde 23,6’dan yüzde 38,1’e yükseliyor.

Türkiye halkının tehdit olarak algıladığı ülkeler sıralamasında uzun zamandır ilk sırayı bırakmayan ABD, bu yıl sıralamada üçüncülüğe (yüzde 56,1) geriliyor ve yerini Ermenistan’a veriyor (yüzde 60,9). İkinci sıradaki İsrail (yüzde 60,5) ve dördüncü sıradaki Irak (yüzde 49,6) halen önemli tehditler olarak görülmekle birlikte, 2021 tehdit algısında esas çıkışı yüzde 36,4’ten yüzde 44,6’ya yükselen oranı ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi kaydediyor.

Öte yandan, “Türkiye’nin yabancı ülkelerde asker bulundurmasına destek, yüzde 29,1 ile bugüne kadarki en düşük oranı yakalarken, “Türkiye’nin sınır ötesi operasyonlarına destek” de yüzde33,7 ile yine bugüne kadarki en düşük oranında tespit ediliyor.

(Kaynak: bianet)

Paylaşın

Selahattin Demirtaş’tan ‘Erken Seçim’ Çağrısı

“Halkın olup biteni anlamadığını zannedip halkı küçümseyenler siyaset sahnesinden silinip gidecekler” diyen Selahattin Demirtaş, “Zam var, zulüm var ama umut da var, çözüm de var. Hemen seçim derhal seçim” dedi.

Haber Merkezi / Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından Fox TV’de yayınlanan Çalar Saat programı sunucusu İsmail Küçükkaya’yı etiketleyerek bir paylaşımda bulundu.

Selahattin Demirtaş, yaptığı paylaşımda, “Günaydın değerli İsmail Küçükkaya. Fox ailesine ve tüm izleyicilere selamlar. Halkın olup biteni anlamadığını zannedip halkı küçümseyenler siyaset sahnesinden silinip gidecekler. Hele ki bir halk, aydınlık yarınları için el ele vermeyi başarmışsa o halkı kimse durduramaz. Zam var, zulüm var ama umut da var, çözüm de var. Hemen seçim derhal seçim” dedi.

HDP eski Eş Genel Başkanı Demirtaş’ın bu mesajı Fox TV’deki programda da okundu.

Paylaşın

40 Yeni Dokunulmazlık Dosyası TBMM’de

Aralarında Pervin Buldan, Mustafa Sezgin Tanrıkulu, Barış Atay Mengüllüoğlu, Hakkı Saruhan Oluç, Meral Danış Beştaş, Sezai Temelli ve Garo Paylan’ın da bulunduğu 28 milletvekili hakkında hazırlanan 40 dokunulmazlık dosyası Meclise sunuldu.

24 HDP’li, 1 CHP’li, 1 TİP’li, 1 DBP’li, 1 bağımsız olmak üzere toplam 28 milletvekiline ilişkin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Tezkereleri, Meclis Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayımlandı.

40 yeni dokunulmazlık dosyası Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale edildi. Dokunulmazlıklarının kaldırılması talep edilen vekiller ve haklarındaki dosya sayıları şöyle:

  • HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan (2)
  • CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu (1)
  • TİP Hatay Milletvekili Barış Atay Mengüllüoğlu (1)
  • DBP Diyarbakır Milletvekilleri Salihe Aydeniz (2)
  • Bağımsız Muş Milletvekili Mensur Işık (1)
  • HDP Iğdır Milletvekili Habip Eksik (1)
  • HDP İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç (1)
  • HDP İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz Kaya (1)
  • HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy (1)
  • HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya (1)
  • HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş (2)
  • HDP Van Milletvekili Murat Sarısaç (3)
  • HDP Van Milletvekili Tayip Temel (3)
  • HDP Van Milletvekili Muazzez Orhan Işık (1)
  • HDP Van Milletvekili Sezai Temelli (2)
  • HDP Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk (2)
  • HDP Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer (1)
  • HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel (1)
  • HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan (1)
  • HDP Şırnak Milletvekili Nuran İmir (2)
  • HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz (2)
  • HDP Muş Milletvekili Şevin Coşkun (1)
  • HDP Şanlıurfa Milletvekili Ayşe Sürücü (2)
  • HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni (1)
  • HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç (1)
  • HDP Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir (1)
  • HDP Batman Milletvekili Necdet İpekyüz (1)
  • HDP Adana Milletvekili Tülay Hatımoğulları Oruç (1)

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın

Kovid 19 Vahşi Hayvanlar Arasında Yayılıyor!

Kovid 19’un Omicron varyantı dünya genelinde hızla yayılırken, salgının doğal ortamlarında yaşayan geyikler arasında da hızlı şekilde arttığı ortaya çıktı. İnsanlardan geyiklere altı kez virüs bulaştığı tespit edilirken, örnek alınan geyiklerin 3’te birinde Kovid 19 tespit edildi.

Dünya genelinde insanlar için büyük bir sınava dönüşen Kovid 19 salgını, vahşi doğada yaşayan canlıları da tehdit eder hale geldi. İnsanlardan hayvanlara bulaşan salgının özellikle geyikler arasında hızlı şekilde yayıldığı belirtildi.

ABD’de yapılan araştırmalarda en az 6 vakada insanların geyiklere Kovid 19 bulaştırdığı tespit edildi. Aynı araştırmada alınan örneklerden her üç geyikten birinde aktif veya yakında zamanda salgının bulaştığına dair kanıt elde edildi. Ohio Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada 360 geyiğin burunlarından sıvı örnekleri alınarak test yapıldı. Alınan örneklerin yüzde 35,8’i pozitif sonuç verdi.

Şu ana kadar geyiklerden insana Kovid 19 bulaştığına dair kayıt olmadığını ancak bunun mümkün olduğunu söyleyen bilim insanları, vahşi doğada dolaşan virüsün salgınla mücadeleyi zorlaştıracağının altını çiziyor.

Kovid 19’un Omicron varyantı dünya genelinde hızla yayılırken, salgının doğal ortamlarında yaşayan geyikler arasında da hızlı şekilde arttığı ortaya çıktı. İnsanlardan geyiklere altı kez virüs bulaştığı tespit edilirken, örnek alınan geyiklerin 3’te birinde Kovid 19 tespit edildi.

Dünya genelinde insanlar için büyük bir sınava dönüşen Kovid 19 salgını, vahşi doğada yaşayan canlıları da tehdit eder hale geldi. İnsanlardan hayvanlara bulaşan salgının özellikle geyikler arasında hızlı şekilde yayıldığı belirtildi.

ABD’de yapılan araştırmalarda en az 6 vakada insanların geyiklere Kovid 19 bulaştırdığı tespit edildi. Aynı araştırmada alınan örneklerden her üç geyikten birinde aktif veya yakında zamanda salgının bulaştığına dair kanıt elde edildi.

Avcı av oldu: Bu kez geyik avcıyı öldürdü

Ohio Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada 360 geyiğin burunlarından sıvı örnekleri alınarak test yapıldı. Alınan örneklerin yüzde 35,8’i pozitif sonuç verdi.

Şu ana kadar geyiklerden insana Kovid 19 bulaştığına dair kayıt olmadığını ancak bunun mümkün olduğunu söyleyen bilim insanları, vahşi doğada dolaşan virüsün salgınla mücadeleyi zorlaştıracağının altını çiziyor.

Omicron’u ilk tespit eden Güney Afrika: Dördüncü dalganın zirvesi geride kaldı

‘Sürpriz yeni varyantlar çıkabilir’

Geyiklerdeki mutasyonun yeni bir varyant üretmesi durumunda bunun çevrede yaşayanlar için risk oluşturabileceği kaydedildi. Ayrıca insanlar arasında şimdi görülmeyen ancak vahşi doğa canlılarının taşıdığı varyantların gelecekte insanlara bulaşabileceği belirtildi.

Pennsylvania Üniversitesi’nden virolog Suresh Kuchipudi, “Virüsün vahşi doğada bulunma olasılığı ve bilinmemesi rahatsız edici bir durum. Tamamen sürpriz bir şekilde yeni bir varyanta yakalanabiliriz” dedi.

Kuchipudi’nin başında olduğu bir ekip tarafından 2020’de yapılan bir araştırmada da arabaların çarptığı veya avcıların vurduğu 283 geyiğin 94’ü Kovid 19’lu çıktı.

Ohio ve Pennsylvania üniversiteleri tarafından yapılan araştırmalar, Kovid 19’un bir kaç farklı yerde insanlardan hayvanlara geçtiğini ortaya koydu. Araştırmalarda salgını baskın olan varyantının vahşi doğada bulunan geyiklerde de ortaya çıktığını tespit etti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Vaka Sayısı 45 Bin Sınırında

Kovid 19’da son 24 saatte 44 bin 869 yeni vaka tespit edilirken, 160 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Hijyen kurallarına uymalıyız. Aşı hatırlatma dozunu zamanında yaptırmalıyız.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 368 bin 913 test yapılırken, 44 bin 869 yeni vaka tespit edildi. 160 kişi hayatını kaybederken, 27 bin 492 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; NE YAPMALIYIZ? Havalandırması kısıtlı, kalabalık ortamlarda vakit geçirmemeliyiz. Maskeyi, bizi koruyacak şekilde takmalıyız. Sosyal mesafeyi, Omicron varyantının kolay bulaştığını bilerek ayarlamalıyız. Hijyen kurallarına uymalıyız. Aşı hatırlatma dozunu zamanında yaptırmalıyız.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Bartın takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu Ve Akşener’den ‘Derhal Seçim’ Çağrısı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, daha önce CHP’nin miting yapılmasına izin verilmeyen Mersin Cumhuriyet Meydanı’ndaki metro temel atma törenine katıldı. Kılıçdaroğlu ve Akşener, burada yaptığı konuşmalarda bir kez daha erken seçim çağrısında bulundu.

Törende Mersin’in düşman işgalinden kurtuluşunun anlam ve önemine ilişkin konuşma yapan Akşener, alandaki kalabalığa dikkat çekerek, “Bu kalabalığı daha önce toplayamayanlar vardı ne olacak şimdi?” diye sordu.

81 ilin 79’unu ziyaret ettiğini belirten Akşener, “Esnafıyla, işsiz genciyle, çiftçisiyle, atanamayan öğretmeniyle, 3600 ek gösterge sözü verilip yerine getirilememiş memuruyla, kendi çocuğu işsizken 5 maaş alan danışmanları duyarak kahrolan bir Türkiye ile karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni eleştiren Akşener, “İşsizliğin arttığı, çiftçi hiç gübre atamadı. Genç çocukların hayatını çaldılar. Öyle bir sistemle yönetiliyoruz ki. Bakanlar emir eli. Bu ülkenin hafızası gitti. Bundan büyük beka sorunu sizsiniz siz. Bu ülkede kimileri 50 puan alıp mülakatla geçiyorsa ülkede çok büyük sorun var demektir. Bu tek adam sistemini çok isteyen Erdoğan ve bu ucube sistemdir.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenen Akşener, “Burada bir miting yaptın. Gördük hep birlikte. Sonra Sayın Kılıçdaroğlu’nun mitingine izin vermediniz başka bir yerde oldu. Onu da gördük. Bu gün burada bu açılış için Mersinli’nin teveccühü var. Diyor ki Mersinli Sayın Erdoğan, ‘derhal seçimi getir ve sandığa teslim ol’ diyor. Mersinli burada Sayın Erdoğan, Mersinli bir mesaj veriyor. Meydandan insanlar sesleniyor.

Milletle ters düşe düşe, milletle bilek güreşi yapa yapa ayakta kalan bir siyasi olmamıştır. Tencerenin devirmediği bir iktidar da olmamıştır. Kadınların tencere kaynatmakta problemi var. Dolayısıyla kendileri çok tok olduğu için iki domates al diyorlar. Size iki domates ye diyenler, yarım simit ye diyenler kendileri ne yiyor? Bu düzene son vermek için. Bu harami düzeni helal oylarınızla sandıkta demokrasiyle attaya göndermek için derhal seçim, hemen seçim diyorum” şeklinde konuştu.

“Süleyman Şah türbesini tekrar topraklarımıza götüreceğiz”

Akşener’in ardından kürsüye çıkan Kılıçdaroğlu, “Benim umudum sizlersiniz. Bu meydanda miting yapmamıza daha önce izin vermemişlerdi. Demek ki meydan dolabiliyor. Demek ki halk değişim istiyor. Seçim istiyor, hak, hukuk, adalet istiyor” diye konuştu. Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Millet İttifakı olarak İnşallah yeni bir başarıya daha imza atacağız. Süleyman Şah türbesini tekrar topraklarımıza götüreceğiz ve bayrağımız göndere çekeceğiz. Emeklinin, gençlerin, ev kadınlarının dertlerini biliyorum.

Bu ülke zengin, güçlü bir ülke. Sözüm söz Millet İttifakı olarak Samandağ’dan başlayıp Mersin’e kadar bütün bu havzayı Akdeniz’in en görkemli havzası haline getireceğiz. Göreceksiniz 5 yıl içinde İstanbul’un nüfusu 2,5 milyon azalacak.5 yıl içinde bu bölge, Adana, Mersin, Hatay’dan başlayarak bu bölge Akdeniz’in en görkemli bölgesi haline gelecek.

5 yıl içinde bu bölgede katma değeri yüksek ürünler üretilmeye başlanacak. Bu bölge, hem Afrika’nın, hem Avrupa’nın hem Uzak Doğu’nun hem de Kafkasların en güçlü merkezi haline gelecek. Bu bölgede bacalar tütecek. Kaynağımız var. Biz yandaşlara değil, vatandaşlara hizmet edeceğiz.”

“Tamamını kamulaştıracağız”

Soygun düzenine son vereceklerini belirten Kılıçdaroğlu, “Hani var ya gitmediğiniz yollardan dolarla para, köprülerden geçiyorsunuz avrolarla paralar, hani varya 50 yıllık 70 yıllık garantiler… Bütün bunların tamamına Allah’ın izniyle Millet İttifakı sürecinde son vereceğiz, tamamını kamulaştıracağız.” diye konuştu.

Gençlere seslenen Kılıçdaroğlu, “Umutsuzluğa kapılmayacaksınız. Cumhuriyet tarihine çok değerli bir miras bırakacaksınız. Önünüze sandık gelecek ve ilk kez oy kullanacaksınız. İlk kez otoriter bir yönetimi demokratik yollarla değiştireceksiniz. Ve dünya siyaset tarihine çok önemli bir mirası sizler bırakacaksınız.

O nedenle bütün geçlere sesleniyorum. Sandığa gideceksiniz ve demokrasinin tarihini yazacaksınız. Dünya siyaset tarihine olağanüstü bir mirası sizler bırakacaksınız. Sandık gelecek mi? O soru da soruluyor. Gelecek efendim gelecek. Bugün olmazsa yarın gelecek.” dedi.

İki yılda içinde bütün Suriyelilerin memleketlerine gönderileceğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Bize güveneceksiniz. Asla ırkçılık yapmıyorum. Gelip gezebilirler asla sorun yok. Suriye ile de Mısır ile de barışacağız. Sadece iç politika da değil dış politikada da barışacağız. Türkiye kurucu ayalarına tekrar dönecek. Asla unutmayın sandık gelecek, oy kullanacaksınız.” şeklinde konuştu.

Paylaşın

HDP’li Oluç: Faiz Takıntısı Sebep, Enflasyon Sonuç

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, gazetecilere yaptığı açıklamada, Yanlış ekonomi politikaları, yanlış tercihler ve faiz takıntısı. Hani faiz sebep enflasyon sonuç diyorlardı ya öyle değil. Faiz takıntısı sebep enflasyon sonuç. Durum karşımızda.” dedi.

HDP’li Oluç, açıklamasının devamında, “2021 yılının son günü elektrikten doğalgaza temel ihtiyaç maddelerinin tamamına yüzde 100’ün üzerinde zam yapıldı. Vahim bir tablo ile karşı karşıyayız.” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında enflasyon, son zamlar ve gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi.

Konuşmasına “Huzurlu bir yıl diliyorum ama huzur bırakmadı bu iktidar halkta” diye başlayan Oluç, TÜİK’in verilerinin gerçeği yansıtmamasına rağmen vahim olduğunu ifade etti:

“TÜİK aylık enflasyonu yüzde 13.58 olarak açıklandı. Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise Aralık 2021 enflasyon verilerini yüzde 19,35 olarak açıkladı. TÜİK’ten 6 puan fazla.

TÜİK yıllık enflasyonu yüzde 36 olarak açıkladı. ENAG ise yıllık enflasyonu yüzde 82,81 olarak açıkladı. Yıllık enflasyon bazında TÜİK’in yalanının boyutu yüzde 50’ye varıyor.”

Oluç ekonomiye dair şunları söyledi:

“ÜFE’ye baktığımızda Aralık’ta yüzde 19,08’lik bir artış, 2021 yıllık artışı ise yüzde 79,89 yani yüzde 80’e varmış vaziyette. Enflasyon TÜİK’in üzerinde oynanmış verilerine rağmen bile 19 yıllık bir rekor kırdı.

En son Mayıs 2003’te TÜFE yüzde 30’un üzerinde çıkmıştı. Şimdi 19 yıl sonra, Mayıs 2003’ten bugüne yeni bir rekor kırılmış olmuş oldu.

Nisan 2001’de ise ilk kez aylık TÜFE yüzde 10’u aştı. Nisan 2001’den bu yana ilk kez aylık TÜFE yüzde 10’u aştı. Bu neden kaynaklanıyor?

Yanlış ekonomi politikaları, yanlış tercihler ve faiz takıntısı. Hani faiz sebep enflasyon sonuç diyorlardı ya öyle değil. Faiz takıntısı sebep enflasyon sonuç. Durum karşımızda.”

“Ekmek fiyatı yüzde 150 arttı”

2021 yılının son günü elektrikten doğalgaza temel ihtiyaç maddelerinin tamamına yüzde 100’ün üzerinde zam yapıldı. Vahim bir tablo ile karşı karşıyayız.

Bu kadar yüksek zamlar yapılmışken TÜİK yüzde 36’dan bahsediyor. Bu gerçek değil tabii ki biliyorsunuz.

TÜİK diyor ki Aralık’ta bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 53,66 ile ulaştırma, yüzde 43 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde 40 ile ev eşyası fiyatları artmış. Ancak yıllık enflasyona yüzde 36 diyor.

Ekmek fiyatlarındaki bir yıllık değişime baktığımızda ortaya çıkan nedir biliyor musunuz, Ocak 2021’den bu yana yüzde 150 artış olmuş ekmek fiyatlarında. Un fiyatlarında yüzde 162 artış olmuş. Şeker fiyatlarında yüzde 95, sütte yüzde 25, kuru fasulyede yüzde 100, mercimekte yüzde 140, deterjanda yüzde 150, tuvalet kağıdında yüzde 128. Bütün bunlar bir yıllık artış fiyatları.

TÜİK ne diyor? Yüzde 36 arttı diyor. Yani hayali rakamlarla gerçekleri ters yüz etme peşindeler. Bu iktidar sonunda yanan ocakları söndürdü, kaynayan tencerelerin altını kıstı, ısınan hane bırakmadı, çocuklar yataklarına aç girmeye başladılar.”

“Elektrik yüzde 400, doğalgaz yüzde 147 arttı”

Enflasyon en adaletsiz vergidir, bunu biliyoruz. Asgari ücret zammı daha işçilerin emekçilerin eline geçmeden eridi bitti.

2018’den yani tek adam rejiminin başladığı günden bugüne kadar elektrik fiyatları yüzde 400, doğalgaz yüzde 147 artmış. Son zamlar bunlara dahil değil. En insafsızı son zamlar oldu. Artık elektrik ve doğalgaz lüks tüketim haline geldi. Tek adam yönetiminin maliyeti açlık yoksulluk ve adaletsizlik olarak ortaya çıktı.”

(Kaynak: bianet)

Paylaşın

Babacan: İktidar Artık Hiçbir Şey Vermiyor, Sadece Kepçeyle Alıyor

Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı enflasyon verilerine siyasi liderlerden sert tepkiler gelmeye devam ediyor. DEVA Partisi Lideri Babacan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Ama iktidar artık hiçbir şey vermiyor, sadece kepçeyle alıyor.” dedi.

Haber Merkezi / DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabından; açıklanan enflasyon oranlarına tepki gösterdi. Babacan, şu ifadeleri kullandı:

“Rakamları Ayarlama Enstitüsü, nam-ı diğer TÜİK, enflasyon oranını açıkladı. Yeni yılın ilk sabahı uyandığımız zamların yakınından bile geçmiyor. Daha evvel çay kaşığıyla verip kepçeyle alıyor demiştim. Ama iktidar artık hiçbir şey vermiyor, sadece kepçeyle alıyor.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıdaroğlu, TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

“TÜİK yıllık tüketici enflasyonunu yüzde 36,08 seviyesinde ilan etti. Makyajladıkları rakamlarda bile üretici enflasyonu yüzde 80’e dayanmış. Bu daha az üretim, daha fazla hayat pahalılığı demek. Ey Saraydaki ekonomi dehası, dokunduğun her şeyi eline yüzüne bulaştırdın!

Bu arada metal sanayicileri, emekçilere %17 zam teklif etmişsiniz. Bu TÜİK’ten bile beter teklifinizi not ettik. Köleniz değildir emekçiler, bu gayriciddi tavrınızdan hemen vazgeçin ve emekçilerin alın terlerinin karşılığını verin. Pazarlıkları yakından izliyoruz, bilginiz olsun.”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarını yorumladı. Davutoğlu şunları söyledi;

“Hani faiz sebep, enflasyon neticeydi? Mızrak çuvala sığmıyor; TÜİK bile yıllık enflasyonu %36 açıklıyor, gerçek enflasyon ise bunun iki katından fazla. Acilen dünyada eşi benzeri olmayan cahil ekonomi deneyinize son verin. Derdimiz Geçim, Çözüm Seçim.”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, TÜİK’in enflasyon verilerine ilişkin olarak, “İktidarın sebep olduğu yıkımı artık TÜİK bile perdeleyemiyor!” değerlendirmesini yaptı.

SP Lideri Karamollaoğlu Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “İktidarın sebep olduğu yıkımı artık TÜİK bile perdeleyemiyor! TÜİK’in sipariş usulü hazırladığı verilere göre dahi; 20 yılın en yüksek enflasyonunu gördük. İktidarın 85 milyon üzerinde yaptığı ekonomi deneyi, ülkemizi uçuruma sürüklüyor! Bu akıl dışı ekonomik deney bir kez daha göstermiştir ki; Ak Parti sebep, yüksek enflasyon sonuçtur!” ifadesini kullandı.

Paylaşın