Erdoğan’dan CHP’ye: Bunlar Çalışmayı Sevmiyor, Tembel

Partisinin Denizli İl Kongresi’nde konuşan Erdoğan, “Millete ve memlekete hayrı dokunan hiçbir işin ucundan tutmadılar. Muhalefet bize köstek olmasaydı çok büyük başarı hikayelerine imza atardık. İş yapacağımız vakti bunların önümüze çıkardığı bariyerleri kaldırmak için kullandık. Hizmet edeceğimiz enerjiyi muhalefetin sabotajlarını savurmak için uğraştık” dedi ve ekledi:

“Muhalefette isimler değişse de zihniyet, hizmet ve yatırım düşmanlığı değişmiyor. CHP’nin genel başkanlık koltuğunda oturan isimler değişse de hizmet düşmanlığı değişmiyor. Bunlar çalışmayı sevmiyor. Bunlar tembel. Millete hizmet yolunda şantiye tozu yutmak yerine çilingir sofrasında kadeh tokuşturmak daha çok hoşlarına gidiyor.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hasan Güngör Spor Salonu’nda partisinin Denizli 8. Olağan İl Kongresi’nde konuşuyor. Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle: “”Sanayinin, ihracatın, üretimin, turizmin ve tarımın kalbi Denizli’de bulunmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Coşkuyla, heyecanla, aşkla partisine ve davasına sahip çıkan Denizlili kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum.

Bu kongre sonrasında AK Parti Denizli’de daha da güçlenecek, kardeşliğe daha çok katkı sunacaktır. El ele, gönül gönüle verilerek AK Parti’yi Denizli’de yine görkemli günlerine kavuşturacağız. 31 Mart seçimlerinde yaşanan yol kazasını ilk fırsatta telafi edeceğiz.

Bundan 24 sene evvel yola revan olduk. Gayemizi de Yunus Emre’den ilhamla ‘Gönüller yapmaya geldik’ diyerek yola revan olduk 2001’den beri bu kutlu yolda sabırla yürüyoruz. İstikametimizi milletimiz belirlemişti. Milletin çizdiği rotadan asla sapmadık. Hizmet etme ruhumuz hiçbir zaman eksilmedi ve eskimedi. Milletimize mahcup olmamak için gece gündüz çalıştık.

Türkiye’ye Cumhuriyet tarihinin en büyük başarılarını, eserlerini kazandırmanın bahtiyarlığını yaşıyoruz. 22 yıl öncesinin Türkiye’si ile günümüzün Türkiye’si arasında her alanda devasa farklar var. Ekonomide, ihracatta, üretimde, istihdamda, turizmde 22 yıl öncesine göre ortada muhteşem ve muazzam başarıyla karşılaşırsınız.

Merkez Bankamızın rezervlerini göreve geldiğimizde 27,5 milyar dolardan devraldık. Aralık ayında bankamızın rezervleri 163,5 milyar dolarla rekor kırdı. Nereden nereye… Hesap bilmeyenler bu işi anlamaz. Sayın Özel milli gelirimizi 236 milyar dolardan aldık. 2023 yılında 1 trilyon 130 milyar dolara çıktı. Nereden nereye… 2024 sonunda bu rakamın 1 trilyon 331 milyar dolara, kişibaşı gelirimizin 15 bin 551 dolara yükselmesini bekliyoruz.

Bu milletin her bir ferdi iktidarda kimin olduğuna bakmadan, ülkesinin gelişmesini, kalkınmasını ister. Biz her şey Denizli için her şey Türkiye için dediğimizde bunu slogan olarak, seçim sözü olarak söylemiyoruz. Tüm kalbimizle inandığımız için ifade ediyoruz. Her dem tazelenerek, kendimizi yenileyerek, hedef ve ölçek büyüterek yolumuza devam edeceğiz.

Türkiye tüm bu başarılarını müzmin muhalefete rağmen elde etmiştir. Millete ve memlekete hayrı dokunan hiçbir işin ucundan tutmadılar. Muhalefet bize köstek olmasaydı çok büyük başarı hikayelerine imza atardık. İş yapacağımız vakti bunların önümüze çıkardığı bariyerleri kaldırmak için kullandık. Hizmet edeceğimiz enerjiyi muhalefetin sabotajlarını savurmak için uğraştık.

Muhalefette isimler değişse de zihniyet, hizmet ve yatırım düşmanlığı değişmiyor. CHP’nin genel başkanlık koltuğunda oturan isimler değişse de hizmet düşmanlığı değişmiyor. Bunlar çalışmayı sevmiyor. Bunlar tembel. Millete hizmet yolunda şantiye tozu yutmak yerine çilingir sofrasında kadeh tokuşturmak daha çok hoşlarına gidiyor.

Öyle bir ruh hali içindeler ki AK Parti ve Cumhur İttifakı yıpransın da Türkiye’ye ne olursa olsun diyorlar. Türkiye’nin diplomatik, ekonomik, askeri ve siyasi kazanımlarından mutlu olamıyorlar. Bunun en son örneği Suriye krizidir. Suriye’de 13 yıl süren kanlı katliamlar sonrasında Esed rejimi devrildi. Baas diktatörlüğü çöktü, muhalifler Şam’ı tekrar fethetti. Muhaliflerin 13 yıllık zulme son vermesinden Türkiye olarak biz de memnuniyet duyduk.

Biz 911 km sınırımızın olduğu Suriye’deki çatışmaların olumsuz etkisini en fazla hisseden ülkeydik. Pek çok alanda ciddi bedeller ödedik. Terör örgütü PKK ve DEAŞ bu ülkedeki istikrarsızlıktan beslendi. DEAŞ bahanesiyle bölücü örgüte binlerce TIR dolusu silah ve mühimmat gönderdiler. Zalim Esed Suriye’yi devasa uyuşturucu üretim çiftliğine dönüştürmüştü. Ölüm ve işkence merkezi hapishaneleri, yargısız infazları burada saymıyorum.

“Bunlar çalışmayı sevmiyor, tembel”

Suriye’de büyük bir halk ihtilali gerçekleşti. CHP’de matem havası var. Fikri akrabalıkları olan Baas rejiminin düşmesini hazmedemediler. Hadi eski genel başkanlarının kuyruk acısını biliyoruz. Onun Baas rejimi ve Esed sevgisinin ardından farklı sebepler var. Yeni yönetimin niçin rahatsız olduğunu hepimiz merak ediyoruz.

Sayın Özel’e soruyorum; Halep Kalesi’ne asılan al sancak CHP’ye niye dokunuyor. Hama’nın, Humus’un camilerinde Türkiye için yapılan dualar sizde neden hazımsızlık oluşturuyor? Emevi Camisi’nde kılınan namaza CHP’nin tepki göstermesinin sebebi nedir? 1 milyon evladını kaybetmiş Suriye halkıyla alıp veremediğiniz nedir? Haktan hukuktan dem vurmayı seviyorsunuz, niçin belediye başkanlarınızın hukuk tanımazlıklarına sesinizi çıkarmıyorsunuz?

Lafa gelince Atatürk’ün kurduğu partiyiz derler. Gazi’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da verdiği mücadeleyi vermezler. Tek parti faşizmin oryantalist kodlarından kendilerini kurtaramadılar. Biz böyle bir zihniyete rağmen Türkiye’yi bu seviyelere taşıdık.

Bunlar sadece birer başlangıç çok daha iyi yerlerde olacağız. Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz. Türkiye Yüzyılı’nı mutlaka inşa edeceğiz. Büyük ve güçlü Türkiye vizyonumuzun gerçekleşmesi için çoğu gitmiş azı kalmıştır. Tarihi bir sorumluluk üstlendik. Dünyada kartların yeniden karıldığı dönemde ağır bir mesuliyetle karşı karşıyayız. Türkiye’yi güçlenerek çıkarmayacağız, asırlık hayallerimizi gerçeğe dönüştüreceğiz. Bu yolculukta rehavete kapılmak gibi lüksümüz yok. Gün bugündür diyerek daha fazla çalışmanızı bekliyorum.”

“Yol medeniyettir”

Erdoğan, Denizli 8. Olağan İl Kongresi’nin ardından Aydın-Denizli Otoyolu’nun açılış töreninde konuştu. Erdoğan’ın burada yaptığı konuşmasından öne çıkanlar ise şöyle: “3 gidiş 3 geliş olmak üzere 6 şeritli 140 km ana yol, 23 km bağlantı yolundan oluşuyor ve toplam 163 kilometre uzunluğa sahip toplam 11 bin 622 metre uzunluğunda 18 adet viyadük 30 adet üst geçit ve 5 adet hizmet tesisi yer alıyor.

Otoyol güzergahının 3 kasım 2023’te trafiğe açılan ilk etabı Kocabaş’tan başlayıp Kuyucak’a ulaşmıştı. 17 Ekim’de açılan 2. Etabı ise Aydın’da sonlanmıştı. Şimdi tüm kesimlerini resmi olarak tüm Ege bölgemizin istifadesine sunuyoruz. 2 saati bulan yolculuk süresi 1 saatin altına iniyor. Denizli Batı Kavşağı ile İzmir merkezi liman kavşağı arasındaki 220 km’lik otoyol geçiş süresi 1 saat 40 dakikaya inmiş oluyor.

Yıllık toplam 7,4 milyar TL tasarruf edeceğiz. CO2 emisyonu 61 ton azalmış olacak. Devlet yolu üzerinden Aydın’dan Denizli’ye ulaşım süresiyle otoyoldan İzmir’den Denizli’ye ulaşım süresi eşitleniyor. Yol medeniyettir. Yol demek ulaşım demektir. Emniyet, kalkınma demektir.

Aydın – Denizli otoyolunun hizmete sunulması ile birlikte tarım ürünlerimiz bölgenin en önemli ticaret limanlarından olan İzmir ve Aliağa gibi bölgelere daha hızlı nakledilecektir. Turizm gelirlerimizi de artıracaktır. Yeni turizm tesislerinin açılmasına öncülük edecek, yeni istihdam imkanı sunacak ve bölgeyi kalkındıracaktır.

Ulaştırma yatırımlarımızı da eleştirenlere iki çift lafım var. Sizinle bizim aramızda niyet, anlayış, zihniyet farkı var. Biz 22 yıldır Türkiye’yi büyütmek ve kalkındırmak için çalışıyoruz. Ulaştırma alanında bugüne kadar tarihimizin en büyük atılımlarını gerçekleştirdik. 22 yılda 63 bin 629 kilometre bölünmüş yol inşa ederek toplam bölünmüş yol uzunluğumuzu 29 bin 730 kilometreye yükselttik. Yollarımızda ortalama hız 40 km/s idi, şimdi ise yaklaşık 90 km/s.”

Paylaşın

Şam Valiliği, Ekrem İmamoğlu’nun Ziyaretini İptal Etti

Oyun Geliştirme Merkezi (OGEM) buluşması sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ekrem İmamoğlu, “Şam Valiliği TBB heyeti ile görüşme, ‘Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın ziyareti sonrasına ertelendi’ diye iptal etti. Bu vahim bir durumdur” dedi.

Suriye’de Beşar Esad’ın devrilmesi sonrası ilk ziyaret Milli İstihbarat Başkanı (MİT) İbrahim Kalın tarafından gerçekleştirilmişti. Daha sonra Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Şam’a giderek geçici yönetimin lideri Ahmed Hüseyin eş-Şara ile görüşmüştü.

Türkiye Belediyeler Birliği (TTB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Oyun Geliştirme Merkezi (OGEM) buluşması sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı. İmamoğlu 27 Aralık’ta İmamoğlu, TBB heyetinin Suriye’yi ziyaret edeceğini duyurmuştu. Ziyarete ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtlayan İmamoğlu şunları söyledi:

“Şam Valiliği yazılı olarak TBB heyetiyle görüşme, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ziyaretinin sonrasına ertelendi diyerek randevuyu iptal etti. Bu çok vahim bir durumdur. Bu iptali doğru bulmuyorum. Cumhurbaşkanı ziyaretinden önce bu görüşmenin yapılmasının nesi doğru değil? Bu tür kurum ve kuruluşların gitmesini de ben olumlu bulurum.

Teyitli bir randevunun altı saat sonra iptali için kimler devreye girdi, kimler müdahale etti? Bu soruları soruyorum ama cevabını bildiğim bir soruyu sorduğumu da düşünüyorum. Aynı zamanda toplumunda özellikle bu işle ilgilenen herkesin bunun cevabını bildiğini ve devreye girenlerin kim olduğunu herkesin bildiğini biliyorum.”

Ne olmuştu?

Suriye’de 13 yıldır devam eden iç savaş, HTŞ ve diğer muhalif grupların son 12 günlük operasyonunun ardından Esad ailesinin 54, Baas Partisi’nin 61 yıllık iktidarının bitişiyle sonuçlandı.

Ülkenin kuzeybatısında, İdlib’de konumlanmış ve yaklaşık 4 milyonluk bir nüfusu idare ettiği belirtilen HTŞ tarafı, 27 Kasım Çarşamba günü sabahı Türkiye’nin de desteklediği Suriye Milli Ordusu’nun (SMO) yardımıyla, Şam’daki Suriye hükümetine ve ordusuna karşı “Saldırganlığı Caydırma – Rad’ul Udvan” operasyonunu başlattı.

Hızla ilerleyen muhalifler 28 Kasım’da Halep’i Şam’a bağlayan otoyolu kesti, aynı gün 46. Alay Üssü’nü ve en az 8 köyü ele geçirdi. 29-30 Kasım tarihlerinde ülkenin en büyük ikinci kenti Halep, muhaliflerin elindeydi. Bu gelişme sonrası Rus ve Suriyeli savaş uçakları, 2016’dan bu yana ilk kez, 2024’te muhaliflerin ele geçirdiği düşünülen mevzileri bombaladı.

HTŞ’nin kontrolündeki muhalif gruplar 4 Aralık’ta Hama, 7 Aralık’ta Humus ve 8 Aralık’ta Esad’ın ülkeyi yönettiği Şam’ı ele geçirdi. Bu gelişmelerden sonra Esad, Rusya’nın “insani gerekçelerle” tanıdığı sığınma hakkı kapsamında ailesiyle beraber Moskova’ya uçtu.

HTŞ lideri Colani veya gerçek adıyla Ahmed Hüseyin el-Şara ise aynı gün Suriye devlet televizyonunda Esad’ı devirdiklerini açıkladı. ABD, Kanada, İngiltere ve Türkiye, HTŞ’yi “terör örgütü” olarak tanıyor. Ancak ülkeler bir bir HTŞ ile ilişki kurmaya başladı. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de HTŞ’nin artık ‘fiilen’ terör örgütü olmadığını söyledi.

Paylaşın

YRP Lideri Erbakan, “Erken Seçim” Çağrısı Yineledi

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, memur ve emeklilere yapılan zam oranları nedeniyle hükümeti sert bir dille eleştirerek erken seçim çağrısını yineledi:

“Milletimiz kendisine bu sefalet maaşlarını reva gören iktidara gerekli cevabı sandıkta verecek. Bu sebeple bir an önce seçim sandığını milletin önüne koymak, yapılacak bir erken seçimle bu haksızlıklardan kurtulmak gereklidir. Her şeyin bir vakti vardır. İktidar için artık gitmenin vakti gelmiştir.”

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, sosyal medya hesabı üzerinden memur ve emeklilere yapılan zam oranlarına yönelik açıklama yaptı. Karar Gazetesi’nin aktardığına göre; YRP Lideri Erbakan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bilindiği üzere iktidar SGK ve Bağ-Kur emeklileri için en düşük emekli maaşını yüzde 15,75 zam ile 14 bin 469 lira olarak açıkladı. Memur ve memur emeklisinin yüzde 11,54’lük maaş zammına itirazını ve feryadını duymayan iktidar, SGK ve Bağ-Kur emeklilerini de duymadı. Bu açıklama ile vurdumduymaz bir iktidarla karşı karşıya olduğumuz bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bugün ülkemizde açlık sınırı 23 bin 256 lira, yoksulluk sınırı ise 71 bin 48 lira olmuş.

Bu gerçeklik karşısında yoksulluk sınırı şöyle dursun açlık sınırı altında kalmış maaşları milletimize reva görenler bir de üstüne ‘hayırlı olsun’ tebriğinde bulunanlar, milletimizin değil haksız yere zenginleşenlerin iktidarı olmuştur. İktidar ‘önce millet’ demeyi unutmuştur. İktidar adil yönetim anlayışından kopmuştur. İktidar, paylaşımda adalet ilkesinden sapmıştır. Tüm bu asil ilkeler yerine; haksız zenginleşme, kamu malını israf etme ve önce imtiyazlar anlayışını getirmiş.

Milletimiz kendisine bu sefalet maaşlarını reva gören iktidara gerekli cevabı sandıkta verecek. Bu sebeple bir an önce seçim sandığını milletin önüne koymak, yapılacak bir erken seçimle bu haksızlıklardan kurtulmak gereklidir. 54. Hükümet döneminde bilhassa ezilen dar gelirli milyonlara yapılan yüzde 120 ile yüzde 325 arasındaki maaş zamlarını ve içinde bulunduğumuz 2025 yılında da bu zamları milletimize verebilmenin mümkün olduğunu hatırlatıyoruz.

Bu vesileyle milletimizi adil bir paylaşım ve adil bir yönetim için milli görüşün adresi Yeniden Refah Partisi çatısı altında toplanmaya davet ediyoruz. Ezilenlerin taleplerine karşı kör sağır ve vurdum duymaz olmuş iktidara ise ‘Artık miadınız doldu, milletimizden koptunuz, haksız şekilde zenginleşenlerin, imtiyazlıların partisi oldunuz, artık gitme vaktiniz geldi’ diyoruz. Her şeyin bir vakti vardır. İktidar için artık gitmenin vakti gelmiştir. Artık vakit tamamdır. Aziz Milletimizin selameti için Milli Görüş’ün, adil düzenin ve elbette Yeniden Refah’ın vakti gelmiştir.”

Paylaşın

CHP’den “Akdeniz Belediyesi” Tepkisi: Kayyım Zorbalığını Reddediyoruz

Akdeniz Belediyesi eş başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Aslan’ın gözaltına alınması ve yerlerine “kayyım” atanmasına tepki gösteren CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, “Kayyım zorbalığını reddediyoruz” dedi.

Haber Merkezi / CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel ise, “‘Türkiye Yüzyılı’ ve ‘İleri Demokrasi’ masallarıyla milleti uyuttuğunu zanneden AKP’nin antidemokratik kayyım uygulamalarına bir yenisi daha eklendi” dedi.

Mersin’in Akdeniz Belediyesi DEM Partili eş başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan gözaltına alındı. Gözaltına alınan Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan’ın yerine kayyım atandı. Kayyım kararı ve gözaltı işlemiyle ilgili henüz İçişleri Bakanlığı ya da Mersin Valiliği’nden açıklama gelmedi.

Akdeniz Belediyesi’ne 2016’da da kayyum atanmıştı. O dönem Demokratik Bölgeler Partisi’nden (DBP) seçilen eş başkanlar için 12 Aralık’ta operasyon düzenlenmiş ve belediyeye Akdeniz ilçesi Kaymakamı Hamdi Bilge kayyum atanmıştı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Sözcüsü Deniz Yücel ve Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut’tan tepki geldi.

Deniz Yücel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “‘Türkiye Yüzyılı’ ve ‘İleri Demokrasi’ masallarıyla milleti uyuttuğunu zanneden AKP’nin antidemokratik kayyım uygulamalarına bir yenisi daha eklendi” dedi.

Yücel şöyle devam etti: Demokrasiden, sandıktan, millet iradesinden bu kadar korkan bir anlayış bu ülkeyi yönetemez. Bu millet ilk seçimde size Kırmızı kartı gösterecek!

Burhanettin Bulut da paylaşımında “Akdeniz Belediyesi’ne gözaltılarla, kayyım atanmasının taşlarının döşenmesi demokrasiye, halkın iradesine vurulan bir darbedir. İktidarın sandıkta kazanamadığı belediyeleri masa başında gasp etmesini, kayyım zorbalığını reddediyoruz” dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Bedeli ne olursa olsun kayyım darbelerine karşı mücadele edeceğiz, halkımızın iradesini her koşulda savunacağız” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Bakırhan Ve Hatimoğulları: Boyun Eğmedik, Eğmeyeceğiz

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Mersin Akdeniz Belediyesi eş başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Aslan’ın gözaltına alınması ve yerlerine “kayyım” atanmasına tepki gösterdi.

Haber Merkezi / Tülay Hatimoğulları, “Her seçimde yenilgiye uğrasa da iktidar, kayyım darbesinde ısrarcı. Bu ısrar halkın seçme ve seçilme hakkının elinden alınmasıdır” ifadelerini kullanırken, Tuncer Bakırhan ise, “Sizlerin darbeci pratiklerine, zulmünüze hiçbir zaman boyun eğmedik, eğmeyeceğiz” dedi.

Mersin’in Akdeniz Belediyesi DEM Partili eş başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan gözaltına alındı. Gözaltına alınan Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan’ın yerine kayyım atandı.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, gözaltı ve kayyım kararına tepki gösterdi. Hatimoğulları, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Akdeniz belediye Eş Başkanlarımız Nuriye Aslan ve Hoşyar Sarıyıldız’ın gözaltına alınması, halk iradesine yönelik gerçekleştirilmiş açık bir darbedir. Her seçimde yenilgiye uğrasa da iktidar, kayyım darbesinde ısrarcı.

Bu ısrar; halkın seçme ve seçilme hakkının elinden alınmasıdır. Birlikte yaşama ve yönetme modeli olarak bir demokrasi anahtarı olan kent uzlaşısına saldırıdır. Biz barış için yol almak isterken, halkın iradesine bir kez daha el uzatılmıştır. Her yerde bu kayyımcı anlayışa karşı durmaya, halkların iradesini savunmaya devam edeceğiz. Asla mücadeleden geri durmayacağız.”

Tuncer Bakırhan, ise sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Akdeniz Belediye Eşbaşkanlarımız Nuriye Arslan ve Hoşyar Sarıyıldız ile Meclis üyelerimiz siyasi kumpasla gözaltına alındı. Akdeniz’de yaşayan halkların siyasi iradesine yönelik sergilenen bu düşmanca tutumla demokratik siyasetin ve yerel yönetimlerin tasfiyesi hedeflenmektedir.

Darbelerle bizi hizaya getirmeye çalışacağını zanneden acizlere, bir elinde kadife diğer elinde demir eldivenle dolaşan iktidara bir çift sözümüz var. Bu iki eli de çok iyi tanıyoruz ama siz de bizi çok iyi bilirsiniz. Sizlerin darbeci pratiklerine, zulmünüze hiçbir zaman boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Bedeli ne olursa olsun kayyım darbelerine karşı mücadele edeceğiz, halkımızın iradesini her koşulda savunacağız.”

DEM Parti, Sarıyıldız ve Aslan ile dört belediye meclis üyesinin gözaltına alınmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. “AKP iktidarı halk iradesine karşı darbeci pratiklerinden vazgeçmiyor” diyen DEM Parti, açıklamanın devamında şunları kaydetti:

“Gözaltı ve kayyım gerekçesi yapılan soruşturmanın 2024 yılına ait olduğu söyleniyor. Bu yöntemlerin tamamını iktidarın yıllardır halk iradesine karşı yürüttüğü darbe pratiklerinden gayet iyi biliyoruz. İçeride ve dışarıda Kürt düşmanlığı yürüten, halk iradesine tahammül edemeyen iktidar ne yaparsa yapsın daha büyük kaybetmeye mahkûmdur. Her yerde bu kayyımcı anlayışa karşı durmaya, halkımızın iradesini savunmaya devam edeceğiz.”

DEM Parti tarafından yapılan açıklamada dört belediye meclis üyesinin de gözaltına alındığı belirtildi.

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, “terör örgütü propagandası yapmak”, “silahlı terör örgütüne üye olmak”, “Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunu’na aykırılık” ve “2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçlarına yönelik soruşturma başlattığı belirtildi.

Paylaşın

DEM Partili Akdeniz Belediyesi’ne Kayyım Atandı; Eş Başkanlar Gözaltında

Mersin’in Akdeniz Belediyesi DEM Partili eş başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan gözaltına alındı. Gözaltına alınan Sarıyıldız ve Arslan’ın yerine kayyım atandı.

Haber Merkezi / Konuya ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapan DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan “Akdeniz Belediye Eşbaşkanlarımız Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan ile Meclis üyelerimiz siyasi kumpasla gözaltına alındı” dedi ve ekledi:

“Mersin’in huzuru yine kayyumla bozulmaya çalışılıyor. Bu irade gaspı girişimini Mersin kabul etmeyecektir. Başta Mersin’in seçilmişleri olmak üzere tüm halkımızı, Akdeniz Belediyesi’nin gasp edilmesine karşı iradesine sahip çıkmaya davet ediyoruz.”

DEM Parti, Sarıyıldız ve Aslan ile dört belediye meclis üyesinin gözaltına alınmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. “AKP iktidarı halk iradesine karşı darbeci pratiklerinden vazgeçmiyor” diyen DEM Parti, açıklamanın devamında şunları kaydetti:

“Gözaltı ve kayyım gerekçesi yapılan soruşturmanın 2024 yılına ait olduğu söyleniyor. Bu yöntemlerin tamamını iktidarın yıllardır halk iradesine karşı yürüttüğü darbe pratiklerinden gayet iyi biliyoruz. İçeride ve dışarıda Kürt düşmanlığı yürüten, halk iradesine tahammül edemeyen iktidar ne yaparsa yapsın daha büyük kaybetmeye mahkûmdur. Her yerde bu kayyımcı anlayışa karşı durmaya, halkımızın iradesini savunmaya devam edeceğiz.”

DEM Parti tarafından yapılan açıklamada dört belediye meclis üyesinin de gözaltına alındığı belirtildi.

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, “terör örgütü propagandası yapmak”, “silahlı terör örgütüne üye olmak”, “Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunu’na aykırılık” ve “2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçlarına yönelik soruşturma başlattığı belirtildi.

Paylaşın

DEVA Partisi, Saadet Partisi Ve Gelecek Partisi’nden “Yeni Yol” Hamlesi

TBMM’de güçlü bir grup kurmayı hedefleyen Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi, çatı partide anlaştı. “Yeni Yol” ismiyle kurulacak çatı partinin resmi kuruluş süreci, 10 Ocak Cuma günü başlayacak.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Gelecek Partisi Ahmet Davutoğlu ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, akşam saatlerinde bir görüşme gerçekleştirdi.

Görüşmede, partiler arasında oluşturulan ortak komisyonun önerisi doğrultusunda, kurulacak partinin tüzel kişiliğinin isminin “Yeni Yol” olmasına karar verildi. Ayrıca, kurucular kurulunda yer alacak isimler ile partinin program ve tüzük taslakları da genel başkanlar tarafından onaylandı.

Partinin kuruluş dilekçesinin, 10 Ocak Cuma günü İçişleri Bakanlığı’na sunulmasıyla resmi sürecin başlayacağı açıklandı. Bu adımla birlikte, Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Saadet Partisi’nin Meclis’te güçlü bir grup oluşturma hedefinin somut bir aşamaya geçtiği vurgulandı.

Üç partinin genel başkanları tarafından yapılan ortak açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Üç partinin Genel Başkanı bugün akşam saatlerinde buluşmuş ve ortak grup yapısıyla ilgili çalışmaları mutabakatla tamamlamıştır. Genel Başkanlar, partiler arasında kurulan ortak komisyonun önerisi üzerine, ortak grup amacıyla kurulacak parti tüzel kişiliğinin isminin ‘Yeni Yol’ olmasına karar vermiş, kurucular kurulunda yer alacak isimleri ve program ve tüzük taslağını onaylamışlardır.”

Üç parti, çatı parti formülü üzerinde uzlaşırken, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nde arka arkaya istifalar yaşandı.

Ankara Milletvekili Nedim Yamalı’nın geçen ay istifasıyla Saadet Partisi çatısı altında Gelecek Partisi’nin katılımıyla oluşturulan Meclis grubu düşmüş, DEVA Partili Mehmet Emin Ekmen ve Ertuğrul Kaya’nın bu partiye katılımıyla, grubun yeniden oluşması sağlanmıştı.

Çatı parti oluşumu, DEVA Partisi’nden de istifaları getirdi. İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, “atalet içinde olmakla” eleştirdiği partisinden 26 Aralık’ta istifa etti.

Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın ise “DEVA Partisi bir çatı bünyesinde farklı bir yola giriyor” açıklamasıyla, Salı günü partisinden ayrıldı. Dalgın’ı, Çarşamba günü ise eski Devlet Bakanı da olan Selma Aliye Kavaf izledi. Kavaf, “Çatı parti kararını doğru bulmadığını” belirterek, istifasını açıkladı.

Son istifalarla, DEVA Partisi’nin milletvekili sayısı resmi olarak 10’a düştü. Çatı Parti kuruluşuna kadar yeni istifalar olmazsa, yeni Meclis grubunun 30 üyeli olması bekleniyor.

Paylaşın

MHP’li Yalçın’dan Müsavat Dervişoğlu’na Yanıt: Ateşle Oynama

İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu’nun açıklamalarına yanıt veren MHP’li Semih Yalçın, “Müsavat Dervişoğlu bilmelidir ki Sinan Ateş üzerinden ateşle oynamaktadır” dedi.

Haber Merkezi / Semih Yalçın, MHP camiası olarak, vaktiyle saflarında yer alıp çeşitli nedenlerle aralarından ayrılarak farklı partilerde siyasete soyunan “tatlı su milliyetçilerinin perişanlık ve derbederliklerini dehşet ve ibretle izlediklerini” ifade etti.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in öldürüldüğü yerde yaptığı açıklamalara yanıt verdi.

Semih Yalçın, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “MHP camiası olarak; vaktiyle saflarımızda yer alıp doku uyuşmazlığı, aidiyet hissi yokluğu, mensubiyet şuuru mahrumiyeti, ahlak düşkünlüğü ve muhtelif çıkar hesapları gibi saiklerle aramızdan ayrılarak farklı partilerde siyasete soyunan tatlı su milliyetçilerinin perişanlık ve derbederliklerini dehşet ve ibretle izlemekteyiz.

Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin başlattığı terörsüz Türkiye hamlesi millet ve devlet nezdinde karşılık bulmaya başlayalı beri, bundan rahatsız olan malum politika atıkları; ter ter tepinmekte, gürültü çıkarmakta, bir tiyatro sahnesindeymişçesine bol bol rabarba yapmaktadır. Bunlar o kadar şaşkın, kızgın ve hırslılardır ki nefislerini yenemeyerek saldırgan ve küfürbaz bir üsluba başvurmaktadırlar. MHP’nin siyasi itibarına dönük içlerinde yükselen öfkeyi küfür, istiskal ve istihkârla teskin etmeye çalışmaktadırlar.

Seviyesizlikleri, kalitesizlikleri, zavallılıkları büsbütün dışa vurmuş; sefaletleri paçalarından akmaya başlamıştır. Siyasi ihtirasları boylarını aştığı için, boğulmak üzeredirler. Çırpındıkça batmakta, debelendikçe tükenmektedirler.

Son günlerde MHP aleyhtarlığı ve hazımsızlığı kervanının başını, Ümitsiz Vaka Özdağ ile Müsait Dervişoğlu çekmektedir. Bu ikisinin çıkardıkları avaza, yaydıkları kuru gürültüye bakmayınız. Bunların çığlıkları, aslında nefessiz kalmış iki kara vicdanın boğaz hırıltılarından ibarettir. ‘Kör bıçak ele yavuz, ehliyetsiz ve liyakatsiz siyasetçi dile yavuz.’ misali, tahammülsüzlükleri ve hazımsızlıkları üsluplarına vurmuştur.

Adama sorarlar: Taş mısın ki baş yarasın? Özdağ da Dervişoğlu da, ateş olsalar cürümleri kadar yer yakarlar. Onların sözleri bizim için birer kıvılcım, birer küçük çıngı bile değildir. Hele partisi sele giderken namert köprüsünde balık avlamaya çalışan Dervişoğlu; değil balık, solucan bile yakalayamaz. Partisindeki çözülmeyi durdurmak için sağa sola efelenmesinin hiç faydası yoktur. Müsait Dervişoğlu; ne kendisini, ne de dağılma sürecine giren partisini kurtarabilecektir.

Dervişoğlu; anut, haşin ve uyumsuz biridir. Tabiatı ve seciyesi, siyaset yapmaya pek müsait değildir. Müsait Dervişoğlu, MHP ile yetinmeyip hızını alamayarak Ülkü Ocakları’nın ismetine dadanmaya, Ocaklı Ülkücülere tasalluta cüret etmektedir. Kendisine birinci sorumuz şöyledir:

Eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in öldürüldüğü yerde basın toplantısı düzenlemeye yeltenen Dervişoğlu, cinayet mahallini ‘iyi’ bildiğine göre, saldırının ayrıntıları hakkında da malumat sahibi midir? Müsait Dervişoğlu, bilmelidir ki Sinan Ateş üzerinden ateşle oynamaktadır. Sahte kahramanlığa soyunan Dervişoğlu’na, bu provokasyon girişiminin milletin ilgisini değil, nefretini çekeceğini hatırlatırız. Ayrıca, bu çirkin ve alçakça provokasyon hamlesinin doğuracağı sonuçlardan sorumlu olacağının da şimdiden altını çizmek isteriz. Kendisine tavsiyemiz, binlerce şehidimizin hanesi ve okulu olan bu güzide kuruluşumuzu denî siyasetine alet etmemesi, Ülkü Ocakları’ndan uzak durması, pis ellerini üzerinden çekmesidir.

İkinci sorumuz şudur: Müsait Dervişoğlu; MHP ve Ülkü Ocakları aleyhtarlığını, CHP’ye iltihak ve sığınma için mi, yoksa yeni bir kirli ittifak için mi bahane olarak kullanmak istemektedir? Gelelim Ümitsiz Vaka Özdağ’a… Bu kaçık şahıs; lakabının tam manasıyla Ümitsiz Vaka, klinik vakadır.  Davranışları ve sözleri, psikosomatik rahatsızlığını ele vermektedir. Tedaviye muhtaçtır. Ümitsiz Vaka Özdağ’ın klinik bir fenomen olduğu artık kamuoyunda da genel kabul gören bir realitedir. Ne davranışları normaldir, ne de üslubu ve söylemleri… Partimize saldırırken ‘dişi karakterli’ ifadesini kullanması göstermektedir ki; Ümitsiz Vaka, çarpık siyaset anlayışını yeni bir cinsiyet türü üzerinden şekillendirmiştir. Buna göre; kendisi, LGBTİ benzeri bir eda içinde, siyasette üçüncü cinsi temsil etmektedir.

Politikayı iki bacağın arasına indiren bu ahlak düşkünü âdem, yeni mevkiini, âdeta pavyon pavyon gezer gibi, masa masa, parti parti dolaşarak konsomasyon yapmasına borçludur. En küçük erdemi, ahlakı, şerefi, haysiyeti olan bir adam; vaktiyle birlikte çalıştığı bir partinin genel başkanına, hem de Başbuğ Alparslan Türkeş’in makamında oturan bir insana galiz ifadelerle saldırmaz. Saldırdığı takdirde hakkını avucuna veririz.

Anladığı dilden konuşur, kendisini de layık olduğu üslupla tarif ve tasnif ederiz. Esasen Ümitsiz Vaka’nın partimize karşı sergilediği tutum; politik sinizminin olduğu kadar, ahlaki çürümüşlüğün de ifadesidir. Elbette siyasetin tabiatında kavga, mücadele, atışma, çatışma, eleştiri vardır; ama siyasetin temeli de ahlak, edep, uyum ve diyalog üzerine kuruludur. Siyasetçi; kavga adamından çok, etrafına ‘usulet ve suhulet’le muamele eden, ahlaklı ve iyi insan olmalıdır. Sorumluluk sahibi olmalıdır.

Aynı camiadan yetiştiği insanlarla bile diyalog kuramayan, empati yapmayan, karşısındakini anlamaya çalışmayan, sürekli başkalarına hakaret eden Dervişoğlu ve Özdağ’ın; bırakınız ülkeyi veya partilerini yönetmeyi, iki keçiyi bile güdemeyecekleri açıktır. Müsait Dervişoğlu ve Ümitsiz Vaka Özdağ gibi Devlet Bahçeli aleyhtarlığından ve MHP düşmanlığından beslenenlere, onun adı üzerinden makam tartışması çıkaranlara  hatırlatırız.

Devlet Bahçeli, Genel Başkanlık makamına gökten zembille inmemiştir. Kendisini bulunduğu makama, mevkie getiren Milliyetçi-Ülkücü iradedir. Devlet Bahçeli’ye karşı çıkmak, Milliyetçi-Ülkücü iradeye karşı çıkmaktır. Hem Ülkücülük taslamak, hem de Ülkücülerin yıllardır defalarca sergilediği iradeye başkaldırmak; kötü niyet, samimiyetsizlik, cahillik ve fesat işaretidir. Aslında bunların MHP hakkındaki sızlanmalarının, yakınmalarının, sancılanıp kıvranmalarının nedeni bellidir: Sayın Genel Başkanımızın ‘terörsüz Türkiye’ için gösterdiği gayretler, millet ve devlet nezdinde karşılık bulmuştur. Kamuoyunda çok büyük destek görmüştür.

Alkışlanmıştır. Demek ki taş gediğine konulmuştur. MHP’nin milletin gönlündeki mümtaz yer daha bir perçinlenmiş ve partimizin saygınlığı yükselmiştir. MHP’nin isabetli ve tutarlı politikalarının sonuç vermeye başlaması adı geçenleri kudurtmuştur. Huşunetleri, küfürbazlıkları, düzenbazlıkları bundandır. Bunlar; rol çalamadıkları, etkin olamadıkları için hırçındır. MHP’nin gölgesinde ve gündemin gerisinde kalıp nal topladıkları için öfkelidir.

Oysa atalarımız, ‘Öfkeyle kalkan zararla oturur.’ demiştir. Bunlar, sergiledikleri hazımsızlık, huşunet yüzünden sürekli ayak altında kalmaya, masa altına süpürülmeye mahkûmdur. Eski MHP atıkları, şimdi altılı masa artığı olmuştur. Zaten parçalanmış olan siyasi prestijleri, büsbütün yırtılmıştır. Yırtık dikiş tutmayacaktır. Bahsettiğimiz isimler ve partileri, birbirleriyle de kavgalıdır. Ancak şimdi MHP aleyhtarlığında ittifak etmektedirler.

Siyasi rant uğruna birbirini yiyen, birbirinin izine kurşun sıkan bu fikir, inanç ve bağlılık yoksunları, MHP’ye karşı birleşmiştir. Teşbihte hata olmaz, kurt düze inince mahallenin küskün itleri kardeş olurmuş. Siyasi çıkar uğruna Türk milliyetçiliği davasına zarar verenleri tarih de, millet de affetmez. Türk milliyetçiliği davasının bütün siyaset gemilerinin dümeni MHP’dedir. Dümeni dinlemeyen gemi şapa oturur. Lakin siyasi ihtirastan gözleri kör olanlara gerçeği göstermek, okyanusta devasa dalgalarla boğuşmaktan zordur. Bunların gözleri görmediği gibi; kalpleri körelmiş, vicdanları da kararmıştır.

Kararan vicdanları, körelen yürekleri arıtmanın çaresi; pişmanlıktır, nedamettir, tövbedir. Lakin bunların tövbesi de dikiş tutmayacaktır. Çünkü aynı hatayı işlemekte, aynı yanlışlar ummanında boğulmakta, aynı kirli günahın batağında debelenmekte ısrarcıdırlar. Her vicdan sahibi Türk bilir ki Türk milliyetçiliği ile kirli siyaset aynı kefeye konmaz. Kirli siyaset, milliyetçiliğe sığmaz. Milliyetçi çamura yatmaz. Milletini seven, millet sevdalılarına çamur atmaz. Eğer varsa; davasına inanan, siyasi rant ve menfaat uğruna milletin mukadderatını satmaz. Türk milliyetçiliği davasının alemdarı, bayraktarı olan MHP’nin samimiyetini, ciddiyetini ise hiç kimse sorgulayamaz.

MHP, sadece millete hesap verir. MHP olarak muhatabımız, derdimiz millettir. MHP; milletin hayrına, milletin menfaatine olmayacak hiçbir adımı atmaz. MHP’nin gayesi; daima milletimizin bekası, devletimizin güvenliği, insanımızın refah ve saadeti, huzur ve sükûnu için çalışmak olmuştur. Bu gerçek, hiçbir zaman değişmeyecektir.

Millet, terör belasından kırk yıldır çok çekmiştir. Şehitlere, şehitler kervanı eklenmiştir. Buna bir son verilmesinin zamanı çoktan gelmiştir. Sayın Genel Başkanımızın, terörün bitmesi ve anaların ağlamaması için ortaya koyduğu tavır; bu açıdan çok ama çok kıymetlidir. Bu tavır; müzakere, pazarlık gibi kavramlarla iğdiş edilemez.

Bu tutum; haksız isnat, suçlama, aşağılama ve çamur atmalarla değersizleştirilemez. MHP aleyhtarlığını köpürtmek için olanca marifetlerini kullanmaya çalışanlar; başarısız olmakla kalmayacaklar, çırpındıkça  batacaklardır. Sık sık müracaat ettikleri problemli dil, MHP muarızlarının sonunu getirecektir. Uyum gözetmeyen, diyalog üretmeyen, halkı tatmin etmeyen ve sürekli kavga atmosferini körükleyen ahlaksız siyasi telakki, yolda kalacaktır. MHP’nin tekerleğiyse asla tümsekte kalmayacaktır.”

Tartışma nasıl başladı?

Tartışma, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 7 Ocak Salı günü düzenlenen grup toplantısı sırasında, isim vermeden İYİ Partililere atıfta bulunmasıyla başladı. Bahçeli, “Kurt, kurdu tanır ancak biz bunları tanımıyoruz ve hiç de takmıyoruz. Bizim dava ve vatan sevdamızı tartıya çıkaracak, bununla da kalmayıp tartışmaya açacak, ülke ve ülkü heyecanımızı kurcalayıp aşındıracak bir siyasi fırıldağı henüz hiçbir kundak sarmamıştır” dedi.

İYİ Parti, 25 Ekim 2017’de, eski MHP’li Meral Akşener, Koray Aydın, Ümit Özdağ, Nuri Okutan gibi isimler tarafından kuruldu.

Müsavat Dervişoğlu, Bahçeli’nin açıklamalarına cevap olarak 8 Ocak Çarşamba günü düzenlenen İYİ Parti Grup Toplantısı sırasında Bahçeli’ye seslendi: “Şahsına bu zamana kadar gösterdiğim saygıyı, o koltuğun gerçek sahibine duyduğum vefanın sadakası saymanı da temenni ediyorum. Bu kadarı sana yeter, fazlası da zaten bana yakışmaz. Biz seni topaç gibi kimlerin çevirdiğini biliyoruz.”

Bunun üzerine Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım, aynı günün akşamı sosyal medyadan bir video yayınladı. Bu videoda Yıldırım’ın, “Bizim değerlerimize, bizim davamıza, bizim liderimize laf söyleyene biz haddini bildiririz. Kimse bizim sınırlarımızı ihlal etmeye kalkışmasın” dediği görülüyor.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Ülkü Ocakları Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım’a yanıt amacıyla Sinan Ateş’in öldürüldüğü yerde açıklama yaptı. Dervişoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Biz hep konuşan Türkiye ve demokrasi çağrısı yaptık. İktidara payanda olmakla yetindiği için MHP bizim siyasi rakibimiz ve muhatabımız bile değildir.

Ülkü Ocakları, Türk milliyetçiliğini, Türk kültürünü ve tarihini savunan, Türk gençliğini idealist ve milli değerlerle yetiştirmeyi amaçlayan, MHP’nin ideolojik temellerine yakın bir çizgide faaliyet gösteren bir kuruluş.

Paylaşın

DEM Parti’den “Süreç” Açıklaması: Kimlerin Çözüme Karşı Olduğunu Biliyoruz

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Abdullah Öcalan” çağrısı sonrası başlayan sürece ilişkin açıklama yapan DEM Parti, açıklamasında, “Çözüm karşıtlarının kim ya da kimler olduğunu gayet iyi biliyoruz” ifadelerine yer verdi:

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “Bütün yapıcı yaklaşımlarına ve çabalarına rağmen partimize ve değerlerine hakaret edenler, her gün halkları tehdit edenler en büyük çözüm ve süreç karşıtıdır” denildi.

Açıklama, “Yalan, iftira ve çarpıtma konusunda Hitler zihniyetine ve Goebbels taktiklerine rahmet okutan, gazeteciliği emir erliği sanan ve ekranlarda savaşçılık oynayan yandaş kalemşörlerin yazdıklarını reddediyoruz. Süreci büyük bir fedakarlık ve kararlılıkla yürüten Sayın Öcalan’a yaklaşım konusunda ilgili herkesi ciddiyete davet ediyoruz” ifadeleriyle devam etti.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Abdullah Öcalan” çağrısı sonrası başlayan sürece ilişkin, provokatif yayınlara ilişkin açıklamada bulundu. DEM Parti Basın Bürosu’ndan yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“DEM Parti İmralı Heyetinin Sayın Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşme kamuoyunda iyimser bir hava oluşturdu. Çözüm ihtimalinin kendisi bile toplumda rahatlama yarattı, umutların yeşermesine neden oldu. Barış ve çözüm mücadelesinde yıllardır ağır bedeller ödeyen partimiz, sadece bu dönemin siyasi bir aktörü değil aynı zamanda emektarıdır. Dolayısıyla partimiz savaşa karşı barıştan yanadır, çözümsüzlüğe karşı çözüm üretendir. Hiç kimse bu gerçeği çarpıtamaz, farklı bir yere çekemez.

Bu vesileyle malum çevrelere bir kez daha hatırlatıyoruz: Israrla ve inatla partimizin ve siyasi aktörlerimizin yaptığı kimi siyasi değerlendirmeleri ‘aman tehdit ediyorlar’, ‘aman DEM Parti süreç karşıtıdır’ diyerek oyunbozanlığın ve kaçışın gerekçesini şimdiden oluşturmaya çalışanların farkındayız. Ancak buradan kimseye ekmek çıkmaz. Hiç kimse DEM Parti’den ‘süreç karşıtlığı’ çıkaramaz.

Çözüm karşıtlarının kim ya da kimler olduğunu gayet iyi biliyoruz. Bütün yapıcı yaklaşımlarına ve çabalarına rağmen partimize ve değerlerine hakaret edenler, her gün halkları tehdit edenler en büyük çözüm ve süreç karşıtıdır.

Yalan, iftira ve çarpıtma konusunda Hitler zihniyetine ve Goebbels taktiklerine rahmet okutan, gazeteciliği emir erliği sanan ve ekranlarda savaşçılık oynayan yandaş kalemşörlerin yazdıklarını reddediyoruz. Süreci büyük bir fedakarlık ve kararlılıkla yürüten Sayın Öcalan’a yaklaşım konusunda ilgili herkesi ciddiyete davet ediyoruz. Süreci yalan ve basit magazine indirgeyenlerin, bu konuda uydurulan yalanlara iman edip ısrarla dolaşıma sokanların amacı, Sayın Öcalan’ın ideolojik ve politik kimliğine saldırmaktır.

Kimse kurnazca elindeki medya gücüne güvenerek ve her türlü algıyla şimdiden sorumluluktan kaçmanın hesabını yapmasın. Çözüm talep eden halkımız kesinlikle bu ucuzluklara prim vermeyecektir.

Bu topraklara demokratik çözüm ve onurlu barış mutlaka gelecektir. DEM Parti, bu kesimlerin olası bir çözüm ihtimalini zehirlemesine asla izin vermeyecektir. Partimiz her zamankinden daha hassas ve duyarlı yaklaşarak bu sürecin bütün sorumluluğunu omuzlamaya devam edecektir. Partimiz ilgili bütün çevreleri de aynı duyarlılıkla hareket etmeye, tehdit ve şantaj dilini terk etmeye davet ediyor.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den Emeklilere “Kırmızı Kart” Çağrısı

Mersin Büyükşehir Belediyesi (MBB) tarafından düzenlenen toplu açılış etkinliğinde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, emeklilere ve geçim sıkıntısı yaşayan tüm kesimlere AKP iktidarına ‘kırmızı kart’ göstermesi çağrısında bulundu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen toplu açılış etkinliğinde konuştu. Özgür Özel, konuşmasında şunları söyledi:

“Burada biraz önce bir rekortmeni dinlediniz. 2019 yılındaki seçimlere giderken Mersin sokaklarında maalesef huzurun değil kaygının olduğu, belediyecilik namına hemen hiçbir şeyin olması gerektiği gibi olmadığı, çetelerin gezdiği, hesaplaşmaların olduğu, bu güzel kentin sahilinin tehdit altında olduğu, büfelerin, kafelerin bir siyasi partinin yan örgütlerine, onların gelirine yönlendirildiği, Mersinlilerin huzurunun kalmadığı günlerde Cumhuriyet Halk Partisi güvendiği bir evladını, kente milletvekili olarak hizmet etmiş birini Mersinlilerin huzuruna çıkardı.

O günlerde tüm parti bunun mümkün olduğuna inanıyordu ve Mersin de bu inanca, bu çabaya destek verdi. Vahap Seçer seçildiği günden sonra işe öyle bir başladı ki hem dayanışma belediyeciliğini, sosyal belediyeciliği, hem refah belediyeciliğini, hem de hizmet belediyeciliğini bir anda götürmeye başladı. Gitmediği köy, dokunmadığı insan, derdiyle dertlenmediği kimse olmadığı gibi toplumun bütün kırılgan kesimlerine sahip çıkan bir anlayışla beş yıl boyunca durmadan koştu. Şüphesiz tek başına değil, örgütümüzle, o gün sayıları üç olan belediyelerimizle, diğer başkanlarımızla beraber muazzam bir mücadele verdiler.

Sonunda yeniden kantara çıkmak, yeniden Mersinlilere sorma vakti geldiğinde diğer partiler Vahap Seçer’in karşısında kimi aday göstereceklerini değil Vahap Seçer’in bu hizmetlerinin karşısında ne diyeceklerini şaşırmışlardı. Seçim akşamı hiç şaşırtmayan bir şey oldu. Aylar öncesinden Mersin, kimi seçeceğine zaten karar vermişti. Ama seçim gecesi Mersin’den gelen haber rekordu; Türkiye rekoruydu. İşte o rekortmen, bugün kışın ortasında, haftanın ortasında, günün ortasında, bir açılış için bizi davet ettiğinde şuraya bir bakın Mersinliler. Türkiye bir görsün. Buradan bakıyorum, en arkada duranların yüzünü göremiyorum.

Gözün alabildiğine insan var burada. Memnun, gururlu, şehrini seven, başkanını seven Mersin’e selam olsun. Hepinizi çok seviyoruz. Mersin’deki kıymetli milletvekillerime… Hepsini siz seçtiniz. Grup başkanvekilimize, milletvekillerimize, üç olan belediyemiz Mezitli, Tarsus, Yenişehir’in yanına Toroslar’ın, Anamur’un, Aydıncık’ın, Silifke’nin eklenmesinde emeği olan kıymetli örgütüme, il başkanıma, ilçe başkanlarıma, kadın kollarına, gençlik kollarına ve Mersin’in bütün güzel insanlarına yürekten teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.

Vahap Başkan’ın neler yaptığını ben anlatacak değilim. Anlat anlat bitmez. Kendi de yetiştiremedi. Yani belediyecilik anlamında bir kentte ne yapılabilecekse Mersin’de var. Türkiye’de kim belediyecilikte ne yaptıysa, Mersin’de var. Mersin’den örnek alınanlar var, Türkiye’de yapılıp da Mersin’de yapılmayan neredeyse hiçbir hizmet yok. Bugün pek çok hizmetin yanında Toroslar’da, burada bir Spor Parkı tesisinin açılışını yaparken bir yandan Çiftlikköy Okuma Salonu’nun, Güvenevler Okuma Salonu’nun, diğer yandan Mezitli’deki Çocuk Kampus’ünün, diğer taraftan yine Tarsus’taki Matematik Evi’nin, yine buradaki Çocuk Gelişim Merkezi’nin açılışını aynı anda yapıyoruz.

Her birinde kreşler var. Anneler evde kalıp çocuk bakmak yerine çocuk gelişsin, yetişsin; anne de sosyal hayata, iş hayatına katılsın diye her detayı düşünülmüş bu altı projeyi birden buradan açacak olmak her birimiz için büyük bir mutluluk. Ancak ben yapılan işler yazıldığında; ‘Geçmişte Mersin’de neler yapıldı?’ Çok önemli bir işin atlandığını fark ettim. 6 Şubat’ta, bundan neredeyse iki yıl önce, gelecek ay ikinci yılı dolacak büyük bir deprem yaşandı. Fay hattı önüne kattığı 10 şehri yerle bir etti. Mersin, o şehirlere en yakın ilimizdi. Vahap Başkan ve Mersin’deki üç belediyemiz tam 450 bin depremzedeye hepimiz adına ev sahipliği yaptılar. Bu iktidar, bu ev sahipliği için Mersin’e bir kuruş ilave bir şey yollamadı. Depremden önce 1 milyon 950 bin olan nüfusu o dönemde 2,5 milyon ölçüldü. Baz istasyonlarından, su tüketiminden, 500 bin depremzedenin bulunduğu, hizmet aldığı kentte beklersiniz ki diğer hizmetler aksasın. Bu olsun diye ellerinden gelen her engellemeyi yaptılar.

Meclis’te kanun teklifleri verdik, ‘Yeni nüfusa göre katkı sağlayın’ dedik. Kabul etmediler. Yurtdışından çeşitli kuruluşlardan destek bulundu, imza atıp o paraların gelmesine dahi engel oldular. Depremzedeler için yeni tesislerin, yeni olanakların kurulmasına, sırf bunları yapacak olan Vahap Seçer diye; Cumhuriyet Halk Partili bir büyükşehir belediyesi diye engel oldular. Şimdi dahi Mersin’de 240 bin depremzede var. 240 bin depremzede halen daha Mersin’de, Mersin’in deprem öncesi rakamlarına göre yollanan kaynaklarla bakılmaya çalışırken, bir yandan da halen daha Recep Tayyip Erdoğan hazımsızlığından bütün belediyelerimizle birlikte kendi deyimiyle belediyelerimizi ‘silkelemeye’, SGK’ya olan borçları faiziyle birlikte tahsil etmeye, maalesef sadece ve sadece ‘Onları parasız, zor durumda bırakayım ki hizmet edemesinler’ anlayışı ile Mersin’in önüne takoz olmaya, köstek olmaya devam ediyor. Biz buradan Tayyip Erdoğan’a şunu söylüyoruz. Geçmişte bunu yaptın. Ne oldu?

31 Mart akşamı Mersinliler geldi, kararını verdi. Senin engellemelerine değil; hizmete, gayrete, çalışkanlığa, alın terine, bir kenti sevmeye oy verdiler. Bundan sonraki seçimde de istediğin kadar bize engel olmaya çalış Mersinliler de Türkiyeliler de artık neyin ne olduğunu ve bundan sonra kimin gideceğine, kimin geleceğine çoktan karar verdiler. Nasıl olmasın ki, nasıl olmasın. Mersin, narenciye üretiminde en önemli kent. Biraz önce Mersin’in dört bir yanında narenciye üretenlerle görüştüm. Limonda yaşananlar gerçekten utanç verici. Limonun fiyatı her geçen gün geriledi, 1 liranın altına kadar geldi ve dalında kaldı. Olanları Sayın Başkan aldı, başka şehirlere yolladı, yardımcı olmaya çalıştı. Ama marketlerde limon 100 liraya çıktı ama dalındaki limona Vahap Seçer dışında sahip çıkan kimse olmadı. Şimdi limonu dalında bırakanlar bir tarafta, dalında kalan limonu toplayıp hemşerilerine sahip çıkanlar başka bir tarafta duruyorlar.

Erdoğan, fahiş fiyat uygulamalarına bakıp, kendi hatalarını görmek yerine yüksek fiyatlara ‘Bunları protesto edin, bunlardan alışveriş yapmayın. Fahiş fiyatlara tepki gösterin’ diyor. Oysa bugün TÜİK’e göre enflasyon yüzde 44’ken, gerçek enflasyon yüzde 80’ken, dar gelirlinin, güç durumda olanın enflasyonu yüzde 100’ü geçmişken, Mersin’de kiralar ikiye katlanmışken ve tüm giderler ikiye katlanmışken bugün asgari ücretliye yüzde 30, emekliye yüzde 11 – yüzde 15 zam verenler, en düşük emekli maaşını 12 bin 500 liradan 14 bin 500 lira yapmaya, utanmadan sokağa çıkmaya, emeklinin yüzüne bakmaya kalkıyorlar. Buradan bütün Türkiye’ye sesleniyorum.

Bakın Tayyip Erdoğan diyor ki, ‘’Yüksek fiyatların sorumlularını boykot edin.’ Ben bu çağrıyı duyuyorum, bu çağrıyı sahipleniyorum. Enflasyon yüzde 80’ken, kendi TÜİK enflasyonu yüzde 44’ken, iğneden ipliğe her şeye zam yapılırken; asgari ücretliyi yüzde 30’a, emekliyi yüzde 15’e razı etmeye çalışıp, çorbayı kaynattırmayanlara, evde yanacak doğalgazın faturasını ödenemez hale getirenlere, ‘evin kiraysa, maaşla kirayı versen aç kalırsın, karnını doyursan sokakta kalırsın’ çıkmazına emekliyi, emekçiyi sürükleyenlere, tarımda çiftçiyi, limon üreticisini perişan edenlere, esnafı siftahsız kepenk kapatmaya mahkum edenlere karşı evet bundan sonra protesto haktır.

“Tüm ezilenleri bu iktidara kırmızı kart göstermeye davet ediyorum”

31 Mart seçimlerinde ‘Bugün bu iktidarı uyarmanın, bugün iyi belediye başkanları seçmenin, bugün bu iktidara ‘Aklını başına al, beni gör, görmezsen bu iş kötü’ demenin ve bir sarı kart göstermenin zamanı’ demiştim. O gün siz sarı kartı gösterdiniz ama Tayyip Bey anlamadı. Soruyorum… 31 Mart’ta sarı kartı gösterdiniz, Tayyip Bey anladı mı? Sizin sesinizi duydu mu? Peki bu verdiği maaşla 14 bin 500 lirayla geçim olur mu? Bu asgari ücretle geçim olur mu? O zaman anladığı dilden konuşacağız. O zaman söylediğini ve hak ettiğini yapacağız. Hazır mısınız? Mersin’den başlıyoruz ve bütün Türkiye’deki emeklileri, asgari ücretlileri, tüm ezilenleri bu iktidara kırmızı kart göstermeye davet ediyorum.

Bu elimizdeki kartlar Türkiye’nin umududur. Emekliler, bundan sonra Türkiye’nin dört bir yanında, cebinizde bir kırmızı kartı bulundurmaya, bu yüksek fiyatları gördükçe, bu düşük maaşları çektikçe, bu zammı, bu zulmü gördükçe, bu iktidar gidene kadar bu kırmızı kartları ona göstermeye var mıyız? Türkiye kırmızı kartı göstermeye hazır mıyız? Biz bu iktidarı değiştireceğiz. O seçim sandığını getireceğiz. Bu iktidar gidecek; emeklinin, halkın, esnafın, çiftçinin ve yoksulun iktidarı gelecek. Biz geleceğiz, Mersin’i nasıl güldürdüysek Türkiye’nin yüzünü öyle güldüreceğiz.

Bugün sabah Mersin’de çarşıyı gezdim. Tek tek esnafların dükkanlarına girdim. Yanımda siyaset arkadaşlarımız, belediye başkanlarımız olduğu halde tek tek dolaştık. Tayyip Erdoğan’ın en sevmediği, en rahatsız olduğu şeyi yaptık. Diyor ya, ‘Özgür Bey eline almış bir hesap makinası. Kuyumcu kuyumcu geziyor, altın hesabı yapıyor. Mersin’deki kuyumculara sordum. Önlerine koyduk. 22 yıl önce emekli maaşı, çeyrek altın kaç para, bugün kaç para? Emekliler için hesap son derece felaket bir durumda. 22 yıl önce, Tayyip Bey geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücret. Yani bugünkü para ile en az 33 bin lira. Ama bugün 12 bin 500 verdi, ‘Ocakta 14 bin 500 verelim’ diyor ve ‘Bununla geçinsinler’ diyor. O geldiğinde en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyormuş. Oysa bugün söylediği emekli maaşıyla ancak ve ancak 3 çeyrek altın alınabiliyor; 2,8 çeyrek altın. Yani emeklinin cebinden 5 çeyrek altını Tayyip Erdoğan iktidarı çalmış durumda.

geldiğinde asgari ücretli 7 çeyrek altın alabiliyordu. Bu ay verdiği, verilmesini söylediği asgari ücretle ancak 4,5 çeyrek altın alınacak. O da altın, ocak ayı boyunca artmazsa. 7 çeyrek altından 4,5 çeyrek altına. Her bir asgari ücretlinin cebinden 2,5 çeyrek altını almış. Her bir emeklinin cebinden 5,5 çeyrek altını almış. Bu şartlar altında bizlerden sessiz kalmamızı, sizlerden bu şartlara boyun eğmenizi istiyor. Ben altın hesabını Türkiye’nin dört bir yanında yapıyorum, çıldırıyor, ‘Altın hesabını bırak’ diyor.

Ben de ona gittiğim yere göre ‘Haydi bakalım’ diyorum, ‘Burada ne meşhur? Onun hesabını yapalım.’ Mersin’de herkesin eskiden alıp yiyebildiği, şimdi artık onun da mümkün olamadığı neyi ile meşhur? ‘Tantuni’ diyorlar. Ey Tayyip Erdoğan, ben Mersin’deyim, meydandayım, sokaktayım. Ben bugün Mersin Çarşısı’ndaydım, şimdi de sokaktayım. Sen yine salonlardasın, kendi atadıklarına kendini alkışlatmakla meşgulsün. Ben, senin aç bıraktıklarına, yoksul bıraktıklarına, oyunu alıp sırtını döndüklerine, oyunu alıp yüzüne bakmadıklarına senin yaptıklarını anlatmakla ve onları senden kurtarmakla meşgulüm.

Bugün Mersin’de sordum; tantuniciye, sokaktaki insana. ‘Geçen sene tantuni kaç liraydı?’ dedim, ‘110 lira’ dediler. Doğru mu? Mersinliler söylüyor, Erdoğan dinle. Tantuni geçen sene 110 liraydı. Bu sene tantuni kaç para oldu? 240 lira oldu. Doğru mu? Geçen sene tantuni 110 lirayken, asgari ücret 17 bin lirayken, 155 tantuni alıyordu. Bu sene asgari ücret 22 bin 104, tantuni 240; 92 tantuni alıyor. 155’ten 92’ye düşmüş. Ayrıca eğer ki en düşük emekli maaşı olan birisi tantuniciye geçen sene gitse 90 tantuni alıyordu, bu sene 60 tantuni alıyor. 90’dan 60’a düşmüş. Mersinlinin tantuni hesabıyla alım gücü. Altını beğenmedin, gittik fındıkla yaptık. Onu beğenmedin; Gaziantep’te fıstıkla yaptık, Malatya’da kayısı ile yaptık, Manisa’da üzümle yaptık, Kars’a gittik kaşardan yaptık. Mersin’e geldik, tantuni hesabında da sınıfta kaldın Tayyip Erdoğan, sınıfta kaldın. 90 tantuni alan emekli maaşını 60’a indiriyorsun, alım gücünü ortadan kaldırıyorsun.

Para lazım olduğunda parayı vatandaşa değil yandaşa buluyorsun. Geçen sene ‘Bir asgari ücret verelim’ dediğimde bana ‘10 bin lirayı 12 bin 500 lira yaptık, 33 milyar lira maliyeti var. Özgür Özel’in dediğini yapmamız için 66 milyar liraya daha ihtiyaç var’ dedi. Bu paranın olmadığını söyledi. Geçen sene büyük şirketlerin, beşli çetelerin, 40 Haramiler’in tam 660 milyar ödemesi gereken kurumlar vergisinden vazgeçti; almadı. Emekliye bulamadığı paranın 10 katını kendi müteahhitlerine buluyor. Bu sene bütçeye 701 milyar lira koymuş alınmayacak vergiler için.

Ama emekliye verecek 100 milyar lirayı, asgari ücreti 30 bin lira yapmak için gerekli 250 milyar lirayı bulamıyor. Onun için bütün Mersinlilere ve bütün vatandaşlarımıza söylüyorum. Para var, yok değil. Ama siyaset tercih belirleme işi. Onun tercihi zenginden yana. Eğer bu iktidarı değiştirirseniz, yerine halkı koruyacak, emekliyi koruyacak, asgari ücretliyi koruyacak, çiftçiyi koruyacak bir iktidar getirirseniz; 250 milyar lira verir, asgari ücret 30 bin lira olur. 100 milyar lira verir, her emekliye asgari ücret vermiş olur.

400 milyar lira verir, bütün çiftçilerin cebinden çalınan para, onu da koyar toplamı yine de 700 milyar lira yapar. Bunun 40 kişiye verdiği para, bu memleketteki herkesin sorununu çözer. Bugün 30-35 bin lira asgari ücret olsa, 30-35 en düşük emekli maaşı olsa, çiftçiye verilen destekleme kanunda yazdığı gibi yüzde 1 olsa… Bunlar 0,2 veriyor. Herkesin yüzü gülse, beş kat destekleme olsa bugün bu para AK Parti’nin yaptığı bu bütçede yerinde duruyor. Vazgeçilen kurumlar vergisi toplamı 701 milyar lira. O yüzden ‘Para yok’ diyenlere, ‘Kriz var’ diyenlere inanmayın.

Onlar ki bu ülkenin başına 4.5 milyon Suriyeli sığınmacı getirdiler. Dedik ki ‘Biz sığınmacı düşmanı değiliz ama sığınmacı yaratan politikaların düşmanıyız, politikacıların da tam karşısındayız.’ Şimdi Suriye’de sorun bitti, Esad gitti. Onun hep söylediği gerekçeler ortadan kalktı. Diyoruz ki ‘Suriye hızla askeri ve siyasi istikrara kavuşsun, hızla Suriyeli sığınmacılar için Avrupa Birliği’nden de kaynaklar alınsın, Suriyeliler memleketine gitsin.’ Bana diyor ki ‘Hayır. İsteyen gider, dileyen kalır.

Kalanların yeri başımın üstünedir.’ Ben de ona diyorum ki ‘Tayyip Erdoğan, Suriyeliler senin başının üstünde değil ama Mersinlilerin aşının ve işinin üstünde oturmaktadırlar.’ Bunun için düşmanlık yapmadan, kabalık yapmadan, ama zaman da kaybetmeden Suriyeliler için bir dönüş takvimi hızla planlanmalı, hepsi birden hızla memleketlerine dönecekleri sürece dahil edilmelidirler. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak belediyelerimizle zor günlerinde her zaman destek olduklarımıza yine destek olmaya, ancak yurtlarına, memleketlerine dönmek için her teşviki yapmaya ve artık Türkiye’yi bu sorundan kurtarmaya kararlıyız.

Şimdi buradan Mersin’den, bundan sonra gittiğimiz her yerde diyeceğiz ki, Mersin’de böyle başlamıştık. Bir kez daha size soruyorum, bu iktidarın yaptıklarından memnun musunuz? Verdiği zamdan memnun musunuz? Bu ülkede Erdoğan’ın emekliye yaptığından memnun musunuz? Asgari ücretliye yaptıklarından memnun musunuz? Mersinli çiftçiye yaptıklarından memnun musunuz? Geçim var mı? Geçim yoksa, seçim var. Seçimi getirene kadar Erdoğan’a kırmızı kartı gösteriyoruz. Onu gördüğünüz yerde ona kırmızı kartı gösterin. Bu kırmızı kart, ay yıldızlı al bayraktan renklerini alan, millet ittifakının varlığıdır, bayrağıdır, sembolüdür.

Bundan sonra Türkiye İttifakı kırmızı kartı çekecek, halkın iktidarını kuracaktır. Buradan bütün sosyal demokratlara, bütün milliyetçi demokratlara, bütün muhafazakar demokratlara, bütün Kürt demokratlara selam olsun. Kırmızı kartı çakın alınlarına, getirin sandığı. Bıktık artık sizden! Gidiyorsunuz, halkın iktidarı geliyor. Hepinize selam olsun. Kırmızı kartı elinizden, cebinizden eksik etmeyin. Canı sıkılan, yolda bunalan, daralan… Kartı çıkarın. Karşınızda biri daha olacak. Bu kartı cebinizden, gönlünüzden eksik etmeyin. Bu kart, Türkiye İttifakı’nın bayrağıdır, bu kart, halkın iktidarının müjdeleyicidir. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun.”

Paylaşın