DEM Parti İmralı Heyeti, Figen Yüksekdağ Ve Semra Güzel’i Ziyaret Etti

28 Aralık’ta İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşme yapan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partili (DEM Parti) milletvekilleri Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder ile yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ten oluşan heyet görüşme turlarına devam ediyor.

Haber Merkezi / DEM Parti İmralı Heyeti, son olarak Kandıra Cezaevinde bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve eski HDP Milletvekili Semra Güzel’i ziyaret etti. Görüşme sonrası heyet basına kısa bir açıklama yaptı ve heyet adına Sırrı Süreyya Önder, şunları söyledi:

Değerli basın emekçileri öncelikle sizlere teşekkür ederiz. Figen başkanımızla görüştük, sağlıkları ve moralleri iyiydi, Semra vekilimizle de görüştük. Bütün kamuoyuna selamları var. Figen başkan sürece dair yarın kendi hesabından bir açıklama yapacak. Sürecin tam olarak yanı başında olduğunu, omzuna ne düşerse seve seve yerine getirmeye hazır bir şekilde beklediklerini sizlere iletmemizi istedi. Onun da sizlere selamı var.

5 sene önce bu cezaevinden tahliye olmuştum, yine burada konuşmuştum. Bunu şunun için söylüyorum. 10 yıl bu ülke ağır bir zaman kaybetti. Yerine konulması imkansız olan iki şey, yitip giden canlar ve zamandır. Bu çatışmalı süreçte hayatını kaybeden, sağlığını kaybeden bütün şehitler ve gaziler bütün ülkemizin onurudur. Hepimizin onlara ağır bir sorumluluğu ve borcu vardır.

Onlara vereceğimiz en büyük armağan çatışmalı süreci sonlandırmak, bunu bir barışla taçlandırmak olacaktır. Ondan sonra hayatta olan herkese destek, hayatını kaybedenlerin geride bıraktığı yakınlarına bir yoldaş olmak hepimizin toplum olarak boynumuzun borcudur. Biz bu ciddiyet ve samimiyetteyiz. En çok da biziz, çünkü bu konuda yüreği yanan, birinci dereceden sıkıntı çeken, bedel ödeyenler de bizleriz. Hepsinin acısını yüreğimizde hissediyoruz ve kayıplarımızı rahmetle anıyoruz.

Barışa gelince şehitlerimize ve gazilerimize borcumuzun altını böylece çizdikten sonra barış çocuklarımızın gözüne bakarak kurmak zorunda olduğumuz bir şeydir. Çünkü hiçbir dahillerinin olmadığı bir çatışmalı mirası ülkenin çocukları hak etmiyorlar. Hem sorumluluğumuzun hem vicdanımızın hem de insan olmamızın gereği onlara barış içinde bir ülkeyi hazırlayıp bırakmaktır.

Çok spekülatif tartışmalar oluyor. İnanın silah kadar zarar veren bir dil bu. Ülke bölünecek, çift bayrak, çift dil falan. Gündemimizde ne böyle bir şey var ne bunu tartıştık ne de bunun iması yapıldı. Böyle bir şey yok. Kurmaya çalıştığımız barıştır. Bu konuda fikrini değiştirmek ya da kuşkusunu gidermek isteyen herkesle görüşmeye, süreci anlatmaya, derdimizi anlatmaya, önerilerini katkılarını eleştirilerini dinlemeye de hazırız. Hem parti olarak hem de biz heyet olarak. Tek ricamız bu toksik dilin bir kenara bırakılmasıdır.

Herkes hani düstur var der ya söyleyeceksen hayır söyle. Dediğimiz gibi bu kadar açık ve şeffaf bir süreç yürütüyoruz. Ama iki anahtarı var bunun, birisi ciddiyet diğeri samimiyettir. Herkesten bunu asgari düzeyde beklemek hakkımız. Çünkü bu mesele tek başına ne Ahmet beyin ne Pervin hanımın ne de benim derdim. Bu mesele bütün ülkemizin derdi başta çocuklar olmak üzere. Herkesten olumlu katkı bekliyoruz. Biz dilimizi değiştirmeyeceğiz, bu şekil saldırgan bir dil kullananlara karşı bile gelebileceğimiz maksimum nokta bu. Samimiyetini halk takdir edecektir.

Yaklaşık bir haftadır yollardayız. Yollarda görüyoruz biz. Boynumuza sarılan, barışı talep eden, elimizi çabuk tutmamızı isteyen, zaman zaman uyaran. Bu konuda halkın vicdanı her zaman olduğu gibi doğruyu işaret ediyor. Ama güvercin kasaplarına iki gözden dört ölüm bakanlara cevaz vermemek lazım. Bu da hepimizin sorumluluğu. Hepinizi saygıyla selamlıyoruz. Beklettiğimiz için kusura bakmayın.

Kürdistani partilerle görüşmenin ne zaman yapılacağına dair bir soruya da Önder, “Bunları parti planlıyor, biz ne söylersek yanlış olabilir. Ama hiçbir toplumsal kesimi bu paylaşımın dışında bırakmayacağız. Derdimiz barışı kurmak. En etkili yol hangisi ise onu yapacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın” dedi.

DEM Parti İmralı Heyeti, dün de Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve önceki dönem Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı’yı ziyaret etmişti.

DEM Parti İmralı Heyeti, yılbaşından sonra siyasi partilerle temaslara başlamıştı. 2 Ocak’ta TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüşen DEM Parti heyeti, daha sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaret etmişti. DEM Parti heyeti bu hafta ise AK Parti, CHP, Gelecek Partisi, Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Yeniden Refah partisine ziyaretler gerçekleştirmişti.

28 Aralık’ta İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan’a ilk ziyareti yapan DEM Partili Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’in ikinci kez İmralı’ya gitmesi bekleniyor.

Çözüm Süreci: Çözüm süreci, Türkiye’de 2013-2015 yılları arasında başlayan müzakereleri ifade ediyor. Bu süreç, Kürt sorununu barışçıl yollarla çözmek amacıyla başlatılmıştı.

Sürecin temel unsurları arasında, silah bırakma, demokratik reformlar ve Kürt kimliğine yönelik hakların genişletilmesi yer almaktaydı. PKK lideri Abdullah Öcalan, bu müzakerelerde kilit bir figür olarak rol almıştı. Ancak 2015’te çatışmaların yeniden başlamasıyla çözüm süreci fiilen sona ermişti. Bu dönem, Türkiye’deki siyasi dinamiklerde önemli değişimlere neden olmuştu.

28 Kasım 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesinde kurulan PKK, Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere, Fransa, Türkiye ve pek çok başka devlet tarafından terör örgütü kabul ediliyor. PKK lideri Öcalan, terör örgütü kurmak ve yönetmek suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldığı 1999 yılından beri, Marmara Denizi’ndeki İmralı Cezaevi’nde bulunuyor.

Paylaşın

Bülent Arınç: Türkiye’de Adalet Olmadığını Herkes Biliyor

“Demokrasiyi Yaşatmak ve Güçlendirmek” panelinde konuşan Bülent Arınç, “Türkiye’de adalet olmadığını herkes biliyor. Bir toplumsal çöküş var. İnançlarda da çöküş var” dedi.

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Abdullan Öcalan” çağrısı sonrası başlayan sürece ilişkin de konuşan Bülent Arınç, “Bu süreç bizzat MHP tarafından yönetilmeli. Deneyimli değiller ama yapacaklarına inanıyorum. Şüphesiz iyi insanlardan bir heyet oluşturacaklardır. Onlar da sorumluluk almış olacaklardır” ifadelerini kullandı.

AK Parti kurucularındanve eski TBMM başkanı Bülent Arınç, Ekopolitik Düşünce Merkezi’nin düzenlediği “Demokrasiyi Yaşatmak ve Güçlendirmek” panelinde konuştu. T24 ve Gazete Duvar’da yer alan haberlere göre; Bülent Arınç’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

Türkiye’de adalet olmadığını herkes biliyor. Bir toplumsal çöküş var. İnançlarda da çöküş var. Müslümanlık anlayışında bile bir gerileme-yok olma var. İslam’a ait güzel örneklerin kaybolduğu, birtakım cübbeli-cübbesiz palyaçoların ortalıkta endam ettiği bir dönemdeyiz.

Çok sekülerleştik biz, sekülerleşmek kötü bir şey değil ama inançlı olmaktan, dindar olmaktan, ölçüsünü ona göre korumaktan sekülerleşmeye gidince birden,  iki yüz kilometre hızla giden arabanın sert bir virajda tepetaklak gitmesine döndük. Türkiye’de bunu başkaları da yaşıyor. Adam geçmişte marksist; komünist partisi ile ilişkisi var. Onların avukatlığını yapmış vesaire… Ama şimdi bakıyoruz devletten daha fazla devletçi, faşistten daha fazla faşist, bilmem neden daha fazla bilmem ne… Sen kimin yarisin yavrum, her yanın oynak? Nasıl döndün sen, nasıl fırıldak oldun böyle?

İçeride benim bildiğim terörist kalmamış, ben Soylu’nun yalancısıyım. Ayakkabı numarası bile belli olan birkaç yüz kişiden bahsediliyor. Demek hedef onlar değil, hedef dışarıda. Bir rivayete göre 100 binin üzerinde, bir rivayete de göre de en az 40 bin civarında silahlı gruplar. Bunları ne kadar etkileyecek, hep deneme yanılmalarla gidiyoruz. Ümit ediyorum, kesinlikle hafife almıyorum ama tecrübeme dayanarak söylüyorum DEM Parti’nin inisiyatifinde bir gidiş kesinlikle eksik olur. Düşünebiliyor musunuz içlerinde bir belediye başkanı var ama 3 defa görevden alınmış, yerine kayyım atanmış.

Meclis Başkan Vekili var, hala mahkemelerinden birkaç tanesi devam ediyor, cezaevine girdi-çıktı. Onları seviyorum ve takdir ediyorum yanlış anlaşılmasın. Ama DEM Parti bu heyetle bir partinin karşısına gittiği zaman… Topal ördek gibi afedersiniz. Yahu sen gelmişsin, cezaevine gireceksin, sen neyi temsil ediyorsun? Siyaseti hakkıyla temsil eden, içimizden başka bir ekip de olabilir diye düşünebilirler. Yarın orada ne yapacağını kimse kestiremez.

“Süreç MHP tarafından yönetilsin”

Benim teklifim bu sürecin bizzat MHP tarafından yönetilmesidir. MHP bu konuda çok yetenekli ve deneyimli değil biliyoruz ama isterlerse bu süreci başarıyla yönetecek iyi insanlardan bir ekip bulmaları lazım. Çünkü MHP’nin akreditasyonu var. Gittikleri partilerde yapılacak konuşmalarda bir güven tertip edebilirler. Şüphesiz Sayın Cumhurbaşkanı bu işin içinde olmayı istemez. Ama en son parti ziyaretinde genel başkan vekilinin de içinde bulunduğu bir heyet bunları karşıladığına göre bunun belki sonuç kısmında mutlaka olurunun alınmasına ihtiyaç olacaktır.”

Paylaşın

Demirtaş, “Yeni Sürece” İsim Koydu: Demokratikleşme, Barış Ve Kardeşlik

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Abdullan Öcalan” çağrısı sonrası başlayan sürece ilişkin açıklama yapan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, kendileri açısından bunun ‘Demokratikleşme, barış ve kardeşlik’ süreci olduğunu söyledi.

Haber Merkezi / Abdullah Öcalan’a desteğini de ifade eden Demirtaş, “Sayın Öcalan, koşulları oluştuğunda bu konuda bir inisiyatif alacaksa yanında olacağımızı belirtiyoruz. Olası bir çağrının tüm inisiyatifi elbette kendisindedir. Kendisinin de belirttiği gibi, böylesi bir çağrının hukuki, siyasi zeminini oluşturma sorumluluğu da iktidar ve parlamentodadır. Bizler, barış girişimlerine bu aşamada her türlü desteği sunarız. Ancak çağrıyı yapacak olan da olası bir çağrının muhatabı da biz değiliz” dedi.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu, eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, DEM Parti heyeti ile görüşmesinin ardından yeni sürece ilişkin açıklama yaptı. DEM Parti TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, Van Milletvekili Pervin Buldan ve yerine kayyum atanan eski Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ten oluşan DEM Parti heyetinin Edirne F Tipi Cezeavi’nde kendisini ziyareti sonrası Demirtaş, sosyal medya hesabı üzerinden bir yazılı açıklama yayınladı. Demirtaş, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Değerli Kardeşlerim, DEM Parti İmralı Heyeti’mizin ziyareti vesilesiyle herkese yürek dolusu selam, sevgilerimi iletiyorum. Büyük bir fedakarlık ve ciddiyetle çalışmalarını sürdüren heyetimize de teşekkürlerimi sunarken ayrıca kendilerine, partimiz DEM Parti’ye, özellikle İmralı Tecrit Adasında demokratik çözüm ve barış için büyük çaba sarf eden Sayın Abdullah Öcalan’a güven ve desteğimin tam olduğunu belirtmek istiyorum.

Bu dönemin en hassas konusu kamuoyu desteğidir. Bu nedenle şeffaflık son derece önemli ve gereklidir. Heyetimizin, şeffaflığın gereği olarak Meclis’teki siyasi partileri bilgilendirmesi, önümüzdeki günlerde de sivil toplum örgütlerini, siyasi ve toplumsal çevreleri bilgilendirecek olması değerlidir. Ayrıca barış dilinin tüm çevrelere hakim olması da önemlidir. Bu konularda konuşan herkes tehdit, şantaj, aşağılama dilinden ve provokatif söylemlerden uzak durmalı, yenme ve yenilme üzerinden boş ve anlamsız bir retorik oluşturmak yerine herkesin, hepimizin kazanacağı ortak bir gelecek üzerinde durmalıdır.

Her ne kadar sürece bir isim konulmasından ısrarla kaçınılıyor olunsa da bizim açımızdan bu süreç, “Demokratikleşme, Barış ve Kardeşlik” sürecidir. Bizler demokratik, barışçıl zeminde siyaset yapan aktörler olarak çatışmaların, şiddetin kalıcı şekilde son bulmasını arzuluyor, istiyor, destekliyoruz. Sayın Öcalan, koşulları oluştuğunda bu konuda bir inisiyatif alacaksa yanında olacağımızı belirtiyoruz. Olası bir çağrının tüm inisiyatifi elbette kendisindedir. Kendisinin de belirttiği gibi, böylesi bir çağrının hukuki, siyasi zeminini oluşturma sorumluluğu da iktidar ve parlamentodadır. Bizler, barış girişimlerine bu aşamada her türlü desteği sunarız. Ancak çağrıyı yapacak olan da olası bir çağrının muhatabı da biz değiliz. Siyasetçiler olarak bizim rolümüz ve misyonumuz, barış zeminini güçlendirmek, tarafları barış için cesaretlendirmek, teşvik etmek ve barışı kolaylaştırmaktır. Fakat bundan da öte temel sorumluluğumuz; demokrasi, özgürlükler, eşitlik, adalet ve temel insan hakları için barışçıl, sivil, siyasi mücadeleyi büyütmektir. Bu mücadelenin kanal ve imkanlarının şimdiden açılması gerekir ki barış zemini de güçlensin. Bu hususu da ilgililerin dikkatine sunmak isteriz.

Herkes şunu bilmeli ki, ortada bazı iyi niyetler ve bu iyi niyetlerle yürütülen hazırlıklar var. Ancak sürecin ete kemiğe bürünebilmesi için, güven verici somut adımların hızlıca atılması gerekiyor. Yıllardır bu topraklarda tarifi imkansız acılara neden olan ve ülkenin bütün enerjisini tüketen çatışmaların ortadan kaldırılması, siyasal bir barışın sağlanması için her türlü desteği vermeye hazırız. Ancak siyasal barış, beraberinde toplumsal barış yani demokratikleşme, eşitlik, adalet ve özgürlükler mücadelesinin tüm kanallarını açacak şekilde yapılırsa kalıcı olur, herkesin ve ülkenin yararına olur. Bu şekilde, siyasal barışın toplumsal desteği de artar, halkın ekseriyetinin sahiplenmesiyle tüm provokasyonlar ve baltalama girişimleri de boşa çıkar.

Yine bu kritik ve tarihi dönemde, Sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere Sayın Devlet Bahçeli, Sayın Özgür Özel ve diğer tüm parti liderlerine, barış için aldıkları ve alacakları inisiyatifler nedeniyle teşekkürlerimi sunuyor, desteğimi iletiyorum. Her türlü kişisel, partisel çıkarın ötesinde, demokrasinin güçlenmesine dair atılacak her adımın tereddütsüz yanında olacağımı belirtiyorum.

Son olarak şunu da özellikle belirtmek istiyorum; Kürtlerin çoğunun yönü de yüzü de Türkiye’ye dönüktür. Barış ve güçlü bir demokrasi inşa edilebilirse bu süreçten hep birlikte kazanarak çıkacağımıza inanıyorum. Bunun için, Türkiye Cumhuriyeti devletinin de yönünü, yüzünü tüm Kürtlere çevirerek büyük ve onurlu barışın inşasını sağlayacağını umuyor, diliyorum. Heyetimize tekrar teşekkür ederken başarı dileklerimle birlikte, bir kez daha hepinize sıcak selam, sevgilerimi iletiyorum.”

“Geniş açıklama yapılacak”

Demirtaş’la birlikte eski Diyarbakır Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı’yı ziyaret eden heyetten de açıklama geldi. Heyet adına konuşan Sırrı Süreyya Önder ”Selahattin Demirtaş ve Selçuk Mızraklı ile görüştük. Sağlıklarını ve morallerini çok iyi olduğunu gördük. Gelişmekte olan sürece katkılarının ve desteklerinin tam olduğunu size iletmemizi istediler,” dedi.

Önder, sürece dair ”Şu an çözersek iki tarafla çözeceğiz. Eğer bu fırsatı da kaçırırsak 72 taraf bu sürece müdahil olacak. Var gücümüzle heyetimiz, partimiz, dostlarımız, aydın, sanatçı, sürece destek veren bütün kardeşlerimiz ilk defa böyle bir geniş paydada buluştuk. Televizyonlardaki arkadaşlardan da bu duyarlılığı bekliyoruz,” dedi.

İmralı’da yapılacak ikinci görüşmenin tarihi için de açıklama yapan Önder, “Şimdilik belli değil ama çok uzayacağını düşünmüyoruz” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin geçen yılın Ekim ayında “Öcalan gelsin Meclis’te konuşsun” çağrısının ardından DEM Partili milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder ile Pervin Buldan 28 Aralık Cumartesi günü İmralı’ya giderek PKK lideri Öcalan ile görüşmüşlerdi.

Görüşmede Öcalan’ın, “Sayın (MHP lideri Devlet) Bahçeli’nin ve Sayın (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip) Erdoğan’ın güç verdiği yeni paradigmaya, ben de pozitif anlamda gerekli katkıyı sunacak ehil ve kararlılığa sahibim … gereken pozitif adımı atmaya ve çağrıyı yapmaya hazırım” dediği aktarılmıştı.

İmralı ziyareti sonrası Ankara temaslarına başlayan DEM Parti heyeti, AK Parti temsilcileri de dahil bir dizi temasta bulunmuş, Cumartesi günü de 2016 yılından bu yana ceaevinde olan Demirtaş’ı ziyaret etmişti. Heyetin 12 Ocak Pazar günü de Kocaeli Kandıra Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ile görüşmesi bekleniyor.

Paylaşın

DEM Parti İmralı Heyeti, Demirtaş Ve Mızraklı’yı Ziyaret Etti

28 Aralık’ta İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşme yapan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partili (DEM Parti) milletvekilleri Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder ile yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ten oluşan heyet görüşme turlarına devam ediyor.

Haber Merkezi / DEM Parti İmralı Heyeti, son olarak Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve önceki dönem Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı’yı ziyaret etti. Ziyaret sonrası açıklama yapan Sırrı Süreyya Önder, Ahmet Türk ve Pervin Buldan şunları söyledi:

Sırrı Süreyya Önder:” Sayın Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş ve Dr. Mızraklı kardeşimizle, yoldaşımızla konuştuk. Öncelikle sağlıklarını ve morallerini çok iyi gördük. Bu bizim için en önemlisiydi. Gelişmekte olan sürece katkı ve desteklerinin tam olduğunu iletmemizi istediler. Selahattin Bey’in Twitter hesabından da geniş bir açıklama yapılacak.

Esas şeyleri oradan alırsınız. Bizim söyleyeceğimiz bir tek bir şey var. Özellikle televizyonlarda bu konuda spekülasyon yapılıyor, sürecin şeffaf yürümediğine dair eleştiriler var. “Daha ne geziyorlar?” şeklinde serzenişler var. Arkadaşlar bunlara gerek yok. Bunlar, gelmekte olan barışa hizmet eden şeyler değil. 40 yıldır süren bir şey, boyacı küpü değil ki daldırıp çıkarasın.

Nitelikli bir emek ve çaba için, mümkün olan en geniş katılımı sağlamak için uğraşıyoruz. Bu anlamda süreci ifsad edecek ya da süreçten şüphelenecek herhangi bir tutum içine girmelerini gerektirecek herhangi bir şey yok. Şu an çözersek, iki tarafla çözeceğiz; eğer bu fırsatı da kaçırırsak, 72 taraf bu işe müdahil olacak.

Var gücümüzle heyetimiz, partimiz, dostlarımız, aydın ve sanatçı sürece destek veren bütün kardeşlerimiz olarak her siyasi görüşten ilk defa böyle geniş bir paydada buluştuk. Özellikle televizyonlardaki arkadaşlardan bu duyarlılığı bekliyoruz. Yarın Figen Hanım’ı ve diğer arkadaşlarımızı da ziyaret ettikten sonra Ankara’da geniş bir açıklama yapacağız. Bu kadar beklediğiniz için heyet olarak teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Barışın kaybedeni olmaz. Bunu hiç aklımızdan çıkarmamız gerekiyor. Herkes kazanır, kaybeden hiç yoktur. Onun için barış bu anlamda kıymetli bir şeydir. Kamuoyunda sıklıkla çözüm ile barış kavramları birbirine karıştırılıyor. Bu doğru değil. Barış bir sarılmayla oluşturulacak bir şeydir. Çözüm demokratik bir mücadele ve uzun soluklu bir iştir.

Sorun alanlarıyla ilgili olarak bunun uzunluğu ve derinliği değişir. Şu anda kurmaya çalıştığımız barıştır. Bunun için herkesten destek bekliyoruz. Kamuoyundan gizlediğimiz ya da gizleyeceğimiz hiçbir şeyin olmayacağını açık kalplilikle söylüyoruz. Bizleri tanıyorsunuz, yüreğimiz elimizde geziyoruz barış için. Herkesin de desteğini, katkısını, önerisini ve eleştirisini kıymetli buluyoruz. Tekrar teşekkür ederiz.

Ahmet Türk: Ben bir iki kelime söylemek istiyorum. Bin yıllık Türk ve Kürt kardeşliği var, kadim bir geçmiş var. Son yüzyılda bunun bozulduğunu görüyoruz. Bizim amacımız binlerce yıl beraber yaşamış iki halkın yeniden kucaklaşması, kadim dostluğun gereğinin tekrar yerine getirilmesidir.

Bizim çabamız barış içindir. İnanıyor ve umut ediyorum ki Türkiye’de Kürt’ün Türk’e, Türk’ün Kürt’e ihtiyacı var. Biz aslında burada bir barışı sağlayacağız. Türkiye’nin Ortadoğu’da demokrasi ihraç edebilecek bir noktaya gelmesini istiyoruz. Bizim amacımız halklarımızın kardeşliğidir, dostluğudur. Halklarımızın demokratik ve özgür bir şekilde birlikte olmasıdır.

Pervin Buldan: Sayın Demirtaş ve Mızraklı’yı ziyaret ettik. Bu ziyaretten büyük bir moralle ayrılıyoruz. Demirtaş ve Mızraklı’nın bu sürece dair değerlendirmeleri oldukça açık ve net. Her koşulda ve şartta bu sürecin arkasında olacaklarını ifade ettiler. Bu bizim için çok kıymetli. Yürüttüğümüz süreç açısından çok kıymetli. O yüzden biz de heyetimiz adına hem Sayın Demirtaş’a hem Sayın Mızraklı’ya teşekkür ediyoruz. Hepimizin desteğiyle bu sürecin bir barış sürecine evrileceğinden hiçbir kuşkumuz yok. Hepimizin yolu açık olsun.

DEM Parti İmralı Heyeti, yılbaşından sonra siyasi partilerle temaslara başlamıştı. 2 Ocak’ta TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüşen DEM Parti heyeti, daha sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaret etmişti. DEM Parti heyeti bu hafta ise AK Parti, CHP, Gelecek Partisi, Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Yeniden Refah partisine ziyaretler gerçekleştirmişti.

28 Aralık’ta İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan’a ilk ziyareti yapan DEM Partili Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’in ikinci kez İmralı’ya gitmesi bekleniyor.

Çözüm Süreci: Çözüm süreci, Türkiye’de 2013-2015 yılları arasında başlayan müzakereleri ifade ediyor. Bu süreç, Kürt sorununu barışçıl yollarla çözmek amacıyla başlatılmıştı.

Sürecin temel unsurları arasında, silah bırakma, demokratik reformlar ve Kürt kimliğine yönelik hakların genişletilmesi yer almaktaydı. PKK lideri Abdullah Öcalan, bu müzakerelerde kilit bir figür olarak rol almıştı. Ancak 2015’te çatışmaların yeniden başlamasıyla çözüm süreci fiilen sona ermişti. Bu dönem, Türkiye’deki siyasi dinamiklerde önemli değişimlere neden olmuştu.

28 Kasım 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesinde kurulan PKK, Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere, Fransa, Türkiye ve pek çok başka devlet tarafından terör örgütü kabul ediliyor. PKK lideri Öcalan, terör örgütü kurmak ve yönetmek suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldığı 1999 yılından beri, Marmara Denizi’ndeki İmralı Cezaevi’nde bulunuyor.

Paylaşın

Babacan’dan “Süreç” Yorumu: İhtiyatlı Bir İyimserlikle İzliyoruz

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Abdullah Öcalan” çağrısı sonrası başlayan sürece ilişin konuşan DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, “Kısaca özetlemek gerekirse biz bir ihtiyatlı iyimserlikle bu süreci izliyoruz. Memleketimizin gerçekten kadim bir sorunudur. Bu sorunun çözülmesiyle alakalı, çok küçük bir ihtimal bile olsa, yüzde 5 bile ihtimal olsa biz o ihtimali destekleriz diyoruz ” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Öte yandan da haklı sorularımız var. Yani bir yol haritası var mıdır, bilmiyoruz. Bir görüşme trafiği var ama bunun arkasında gerçekten bir plan-program var mı, yol haritası var mı bilmiyoruz. Bu süreç samimi bir süreç midir, bilmiyoruz, henüz o samimiyet testinden de geçtiğini düşünmüyoruz. Aynı zamanda Sayın Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanı’nın bu konunun, bu sürecin neresinde durduğunu da bugün itibariyle henüz anlamış değiliz. Dolayısıyla bütün bu sorularımızın da cevabı ümit edelim ki en kısa zamanda verilir. Ama genel anlamda dediğim gibi, ihtiyatlı bir iyimserlikle bu süreci izliyoruz.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Diyarbakır’da basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Ali Babacan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Dün üç partinin genel başkanı, oturduk ve en son bu sürecin, bu yeni yapılanmanın detayları konusunda mutabakata vardık. Bugün kurucular kurulu bir araya geldi. Ve kuruluşla ilgili dilekçe İçişleri Bakanlığına saat dört civarında teslim edildi. Yani tüzel kişilik böylece kurulmuş oldu ve bizim genel başkan yardımcımız, Anayasa Mahkemesi üyeliği de yapmış; hakka hukuka, adalete özeniyle de herkesin takdir ettiği bir isim, Mümtaz Akıncı da bu yeni yapılanmanın genel başkanı oldu. Ben hayırlı olsun diyorum. Bu yeni yapı bu aşamada Meclis çatısı altında üç partinin çalışmalarının bir grup faaliyeti olarak yürümesini sağlayacak. Bugünkü ilk etapta yeni yapının amacı bu.

Avrupa siyasetine baktığımızda, Avrupa Parlamentosuna baktığımızda aslında farklı partilerin bir araya gelip grup oluşturması mümkün; pek çok Avrupa ülkesinde bu mümkün ama bizim mevzuatımız izin vermiyor. Dolayısıyla biz kendi mevzuatımıza uygun, üç partinin beraber bir grup oluşturması nasıl olabilir diye incelediğimizde yeni bir parti tüzel kişiliğinin oluşması ve bu tüzel kişilik altında milletvekillerimizin çalışmalarını sürdürmesinin mümkün olduğunu değerlendirdik ve bir yola çıktık. Bundan sonraki süreçte bu üç partinin çalışmaları daha yakın olacaktır. Ama DEVA Partisi’nin tüzel kişiliği duruyor. Saadet Partisi’nin tüzel kişiliği duruyor. Gelecek Partisi’nin tüzel kişiliği duruyor. Hatta milletvekillerinin hepsi bu yeni grupta yer almayacak. Her partiden belli sayıda milletvekili, kendi partilerinin milletvekili olarak devam edecekler. Böylece her üç parti de Meclis’te temsil edilen siyasi partiler listesinde de yerlerini koruyacaklar.

İlerleyen Türkiye’nin, demokrasisini ilerleten Türkiye’nin aynı Avrupa demokrasilerinde olduğu gibi yeni modellere ihtiyacı var. Dolayısıyla biz bu birlik beraberliğin, partilerin işbirliği modellerinin gelişmesini istiyoruz, ilerlemesini istiyoruz. Özellikle 2017 Anayasa Değişikliği yapıldıktan sonra siyasi partilerin birlik beraberlik içerisinde, güç birliği içerisinde daha iyi neticeler alacağına inanıyoruz ve şuna bakıyoruz biz: Her partinin farklı programı olabilir, her partinin farklı geçmişi olabilir ama Türkiye’nin yarınlarında buluşabiliyor muyuz, biz buna bakıyoruz. Şunu gördük ki hem Saadet Partisi’yle hem Gelecek Partisi’yle ülkenin yarınlarında buluşuyoruz. Bu gerçekten önemli bir zemin, önemli bir iş birliği.

12 Ekim’de yaptığımız 2. Büyük Olağan Kongremizde de söylemiştim. Demiştim ki, ‘Türkiye’nin gerçekten bu ana muhalefetle iktidar bloğu arasında sıkışıp kalmaması gerekiyor, vatandaşlarımızın önüne yeni ve güçlü tercihler koymamız gerekiyor. Bu yeni ve güçlü tercihlerin de ancak güç birliğiyle oluşması gerekiyor. Türkiye için yeni bir yol gerekiyor’ demiş idim. ‘Bu yolu dostlarımızla, ülkemiz için aynı hayali, aynı hedefi paylaştığımız dostlarımızla beraber yürümek istiyoruz’ demiştim. O 12 Ekim’de yaptığım çağrı ve diğer partilerin de; hem Saadet hem de Gelecek Partisi’nin genel başkanlarının daha önce birlik ve beraberlik çağrıları da vardı biliyorsunuz. Dolayısıyla bütün bu birlik beraberlik çağrılarını bir araya getirdik; şimdi beraber bir yol yürümeye başladık inşallah.”

Ali Babacan, Akdeniz Belediyesi’ne kayyum atanmasıyla ilgili ise şu ifadeleri kullandı: “Biliyorsunuz, bizim DEVA Partisi olarak bu kayyum uygulamasıyla alakalı tutumumuz çok net. Tabii ki her bir kayyum uygulamasının dosyası farklı farklı, dosyaların içeriğini bilemiyoruz. Ama bizim prensibimiz var. Biz diyoruz ki bağımsız, tarafsız bir yargı kararı olmadıkça hiçbir belediye başkanı görevinden alınmamalı. Seçilmiş bir belediye başkanı, halkın iradesini temsil eden bir belediye başkanı, atanmış bir kişinin imzasıyla görevden alınmamalı. Bağımsız, tarafsız bir yargı kararıyla diyelim bir görevden alınma uygulaması olsa dahi, onun yerine seçilecek belediye başkanının mutlaka belediye meclisi içerisinden, yani seçilmişler içerisinden tekrar seçilmesi lazım. Bizim bu konudaki duruşumuz çok net.”

“İhtiyatlı bir iyimserlikle bu süreci izliyoruz”

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Abdullah Öcalan” çağrısı sonrası başlayan sürece ilişin ise Babacan, şunları söyledi: “Kısaca özetlemek gerekirse biz bir ihtiyatlı iyimserlikle bu süreci izliyoruz. Memleketimizin gerçekten kadim bir sorunudur. Bu sorunun çözülmesiyle alakalı, çok küçük bir ihtimal bile olsa, yüzde 5 bile ihtimal olsa biz o ihtimali destekleriz diyoruz. Öte yandan da haklı sorularımız var. Yani bir yol haritası var mıdır, bilmiyoruz. Bir görüşme trafiği var ama bunun arkasında gerçekten bir plan-program var mı, yol haritası var mı bilmiyoruz. Bu süreç samimi bir süreç midir, bilmiyoruz, henüz o samimiyet testinden de geçtiğini düşünmüyoruz. Aynı zamanda Sayın Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanı’nın bu konunun, bu sürecin neresinde durduğunu da bugün itibariyle henüz anlamış değiliz. Dolayısıyla bütün bu sorularımızın da cevabı ümit edelim ki en kısa zamanda verilir. Ama genel anlamda dediğim gibi, ihtiyatlı bir iyimserlikle bu süreci izliyoruz.”

Paylaşın

Yeni Yol Partisi Kuruldu; Genel Başkan Celal Mümtaz Akıncı

TBMM’de güçlü bir grup kurmayı hedefleyen Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi, “Yeni Yol” olarak belirledikleri çatı partinin kuruluş dilekçesini İçişleri Bakanlığı’na teslim etti.

Haber Merkezi / Bu adımla birlikte, Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Saadet Partisi’nin Meclis’te güçlü bir grup oluşturma hedefi somut bir aşamaya geçildi. Yeni Yol Partisi’nin Genel Başkanlığı’na ise geçmişte baro başkanlığı ve Anayasa Mahkemesi üyeliği yapan Celal Mümtaz Akıncı getirildi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Gelecek Partisi Ahmet Davutoğlu ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, konuya ilişkin yaptıkları ortak açıklamada şu ifadeleri kullanmışlardı:

“Üç partinin Genel Başkanı bugün akşam saatlerinde buluşmuş ve ortak grup yapısıyla ilgili çalışmaları mutabakatla tamamlamıştır. Genel Başkanlar, partiler arasında kurulan ortak komisyonun önerisi üzerine, ortak grup amacıyla kurulacak parti tüzel kişiliğinin isminin ‘Yeni Yol’ olmasına karar vermiş, kurucular kurulunda yer alacak isimleri ve program ve tüzük taslağını onaylamışlardır.”

Üç parti, çatı parti formülü üzerinde uzlaşırken, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nde arka arkaya istifalar yaşandı.

Ankara Milletvekili Nedim Yamalı’nın geçen ay istifasıyla Saadet Partisi çatısı altında Gelecek Partisi’nin katılımıyla oluşturulan Meclis grubu düşmüş, DEVA Partili Mehmet Emin Ekmen ve Ertuğrul Kaya’nın bu partiye katılımıyla, grubun yeniden oluşması sağlanmıştı.

Çatı parti oluşumu, DEVA Partisi’nden de istifaları getirdi. İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, “atalet içinde olmakla” eleştirdiği partisinden 26 Aralık’ta istifa etti.

Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın ise “DEVA Partisi bir çatı bünyesinde farklı bir yola giriyor” açıklamasıyla, Salı günü partisinden ayrıldı. Dalgın’ı, Çarşamba günü ise eski Devlet Bakanı da olan Selma Aliye Kavaf izledi. Kavaf, “Çatı parti kararını doğru bulmadığını” belirterek, istifasını açıkladı.

Son istifalarla, DEVA Partisi’nin milletvekili sayısı resmi olarak 10’a düştü. Çatı Parti kuruluşuna kadar yeni istifalar olmazsa, yeni Meclis grubunun 30 üyeli olması bekleniyor.

Akıncı kimdir?

Celal Mümtaz Akıncı, doğduğu şehir olan Afyonkarahisar’da 10 yıla yakın bir süre Baro Başkanlığı yaptı. Akıncı, daha sonra Baro Başkanları tarafından yapılan seçimde en yüksek oyu alarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gönderilen 3 aday arasına girdi ve 2010 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeliğine seçildi. 12 yıla yakın bir süre de AYM üyeliği yapan Akıncı, Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığına seçildi.

Akıncı, 2022 yılında görevinden emekli oldu. DEVA Partisi’ne katılan Akıncı, 12 Ekim 2024 tarihinde yapılan Olağan Büyük Kongre’de DEVA Partisi GMYK üyeliğine seçildi, Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirildi.

Paylaşın

Erdoğan’dan CHP’ye: Bunlar Çalışmayı Sevmiyor, Tembel

Partisinin Denizli İl Kongresi’nde konuşan Erdoğan, “Millete ve memlekete hayrı dokunan hiçbir işin ucundan tutmadılar. Muhalefet bize köstek olmasaydı çok büyük başarı hikayelerine imza atardık. İş yapacağımız vakti bunların önümüze çıkardığı bariyerleri kaldırmak için kullandık. Hizmet edeceğimiz enerjiyi muhalefetin sabotajlarını savurmak için uğraştık” dedi ve ekledi:

“Muhalefette isimler değişse de zihniyet, hizmet ve yatırım düşmanlığı değişmiyor. CHP’nin genel başkanlık koltuğunda oturan isimler değişse de hizmet düşmanlığı değişmiyor. Bunlar çalışmayı sevmiyor. Bunlar tembel. Millete hizmet yolunda şantiye tozu yutmak yerine çilingir sofrasında kadeh tokuşturmak daha çok hoşlarına gidiyor.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hasan Güngör Spor Salonu’nda partisinin Denizli 8. Olağan İl Kongresi’nde konuşuyor. Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle: “”Sanayinin, ihracatın, üretimin, turizmin ve tarımın kalbi Denizli’de bulunmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Coşkuyla, heyecanla, aşkla partisine ve davasına sahip çıkan Denizlili kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum.

Bu kongre sonrasında AK Parti Denizli’de daha da güçlenecek, kardeşliğe daha çok katkı sunacaktır. El ele, gönül gönüle verilerek AK Parti’yi Denizli’de yine görkemli günlerine kavuşturacağız. 31 Mart seçimlerinde yaşanan yol kazasını ilk fırsatta telafi edeceğiz.

Bundan 24 sene evvel yola revan olduk. Gayemizi de Yunus Emre’den ilhamla ‘Gönüller yapmaya geldik’ diyerek yola revan olduk 2001’den beri bu kutlu yolda sabırla yürüyoruz. İstikametimizi milletimiz belirlemişti. Milletin çizdiği rotadan asla sapmadık. Hizmet etme ruhumuz hiçbir zaman eksilmedi ve eskimedi. Milletimize mahcup olmamak için gece gündüz çalıştık.

Türkiye’ye Cumhuriyet tarihinin en büyük başarılarını, eserlerini kazandırmanın bahtiyarlığını yaşıyoruz. 22 yıl öncesinin Türkiye’si ile günümüzün Türkiye’si arasında her alanda devasa farklar var. Ekonomide, ihracatta, üretimde, istihdamda, turizmde 22 yıl öncesine göre ortada muhteşem ve muazzam başarıyla karşılaşırsınız.

Merkez Bankamızın rezervlerini göreve geldiğimizde 27,5 milyar dolardan devraldık. Aralık ayında bankamızın rezervleri 163,5 milyar dolarla rekor kırdı. Nereden nereye… Hesap bilmeyenler bu işi anlamaz. Sayın Özel milli gelirimizi 236 milyar dolardan aldık. 2023 yılında 1 trilyon 130 milyar dolara çıktı. Nereden nereye… 2024 sonunda bu rakamın 1 trilyon 331 milyar dolara, kişibaşı gelirimizin 15 bin 551 dolara yükselmesini bekliyoruz.

Bu milletin her bir ferdi iktidarda kimin olduğuna bakmadan, ülkesinin gelişmesini, kalkınmasını ister. Biz her şey Denizli için her şey Türkiye için dediğimizde bunu slogan olarak, seçim sözü olarak söylemiyoruz. Tüm kalbimizle inandığımız için ifade ediyoruz. Her dem tazelenerek, kendimizi yenileyerek, hedef ve ölçek büyüterek yolumuza devam edeceğiz.

Türkiye tüm bu başarılarını müzmin muhalefete rağmen elde etmiştir. Millete ve memlekete hayrı dokunan hiçbir işin ucundan tutmadılar. Muhalefet bize köstek olmasaydı çok büyük başarı hikayelerine imza atardık. İş yapacağımız vakti bunların önümüze çıkardığı bariyerleri kaldırmak için kullandık. Hizmet edeceğimiz enerjiyi muhalefetin sabotajlarını savurmak için uğraştık.

Muhalefette isimler değişse de zihniyet, hizmet ve yatırım düşmanlığı değişmiyor. CHP’nin genel başkanlık koltuğunda oturan isimler değişse de hizmet düşmanlığı değişmiyor. Bunlar çalışmayı sevmiyor. Bunlar tembel. Millete hizmet yolunda şantiye tozu yutmak yerine çilingir sofrasında kadeh tokuşturmak daha çok hoşlarına gidiyor.

Öyle bir ruh hali içindeler ki AK Parti ve Cumhur İttifakı yıpransın da Türkiye’ye ne olursa olsun diyorlar. Türkiye’nin diplomatik, ekonomik, askeri ve siyasi kazanımlarından mutlu olamıyorlar. Bunun en son örneği Suriye krizidir. Suriye’de 13 yıl süren kanlı katliamlar sonrasında Esed rejimi devrildi. Baas diktatörlüğü çöktü, muhalifler Şam’ı tekrar fethetti. Muhaliflerin 13 yıllık zulme son vermesinden Türkiye olarak biz de memnuniyet duyduk.

Biz 911 km sınırımızın olduğu Suriye’deki çatışmaların olumsuz etkisini en fazla hisseden ülkeydik. Pek çok alanda ciddi bedeller ödedik. Terör örgütü PKK ve DEAŞ bu ülkedeki istikrarsızlıktan beslendi. DEAŞ bahanesiyle bölücü örgüte binlerce TIR dolusu silah ve mühimmat gönderdiler. Zalim Esed Suriye’yi devasa uyuşturucu üretim çiftliğine dönüştürmüştü. Ölüm ve işkence merkezi hapishaneleri, yargısız infazları burada saymıyorum.

“Bunlar çalışmayı sevmiyor, tembel”

Suriye’de büyük bir halk ihtilali gerçekleşti. CHP’de matem havası var. Fikri akrabalıkları olan Baas rejiminin düşmesini hazmedemediler. Hadi eski genel başkanlarının kuyruk acısını biliyoruz. Onun Baas rejimi ve Esed sevgisinin ardından farklı sebepler var. Yeni yönetimin niçin rahatsız olduğunu hepimiz merak ediyoruz.

Sayın Özel’e soruyorum; Halep Kalesi’ne asılan al sancak CHP’ye niye dokunuyor. Hama’nın, Humus’un camilerinde Türkiye için yapılan dualar sizde neden hazımsızlık oluşturuyor? Emevi Camisi’nde kılınan namaza CHP’nin tepki göstermesinin sebebi nedir? 1 milyon evladını kaybetmiş Suriye halkıyla alıp veremediğiniz nedir? Haktan hukuktan dem vurmayı seviyorsunuz, niçin belediye başkanlarınızın hukuk tanımazlıklarına sesinizi çıkarmıyorsunuz?

Lafa gelince Atatürk’ün kurduğu partiyiz derler. Gazi’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da verdiği mücadeleyi vermezler. Tek parti faşizmin oryantalist kodlarından kendilerini kurtaramadılar. Biz böyle bir zihniyete rağmen Türkiye’yi bu seviyelere taşıdık.

Bunlar sadece birer başlangıç çok daha iyi yerlerde olacağız. Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz. Türkiye Yüzyılı’nı mutlaka inşa edeceğiz. Büyük ve güçlü Türkiye vizyonumuzun gerçekleşmesi için çoğu gitmiş azı kalmıştır. Tarihi bir sorumluluk üstlendik. Dünyada kartların yeniden karıldığı dönemde ağır bir mesuliyetle karşı karşıyayız. Türkiye’yi güçlenerek çıkarmayacağız, asırlık hayallerimizi gerçeğe dönüştüreceğiz. Bu yolculukta rehavete kapılmak gibi lüksümüz yok. Gün bugündür diyerek daha fazla çalışmanızı bekliyorum.”

“Yol medeniyettir”

Erdoğan, Denizli 8. Olağan İl Kongresi’nin ardından Aydın-Denizli Otoyolu’nun açılış töreninde konuştu. Erdoğan’ın burada yaptığı konuşmasından öne çıkanlar ise şöyle: “3 gidiş 3 geliş olmak üzere 6 şeritli 140 km ana yol, 23 km bağlantı yolundan oluşuyor ve toplam 163 kilometre uzunluğa sahip toplam 11 bin 622 metre uzunluğunda 18 adet viyadük 30 adet üst geçit ve 5 adet hizmet tesisi yer alıyor.

Otoyol güzergahının 3 kasım 2023’te trafiğe açılan ilk etabı Kocabaş’tan başlayıp Kuyucak’a ulaşmıştı. 17 Ekim’de açılan 2. Etabı ise Aydın’da sonlanmıştı. Şimdi tüm kesimlerini resmi olarak tüm Ege bölgemizin istifadesine sunuyoruz. 2 saati bulan yolculuk süresi 1 saatin altına iniyor. Denizli Batı Kavşağı ile İzmir merkezi liman kavşağı arasındaki 220 km’lik otoyol geçiş süresi 1 saat 40 dakikaya inmiş oluyor.

Yıllık toplam 7,4 milyar TL tasarruf edeceğiz. CO2 emisyonu 61 ton azalmış olacak. Devlet yolu üzerinden Aydın’dan Denizli’ye ulaşım süresiyle otoyoldan İzmir’den Denizli’ye ulaşım süresi eşitleniyor. Yol medeniyettir. Yol demek ulaşım demektir. Emniyet, kalkınma demektir.

Aydın – Denizli otoyolunun hizmete sunulması ile birlikte tarım ürünlerimiz bölgenin en önemli ticaret limanlarından olan İzmir ve Aliağa gibi bölgelere daha hızlı nakledilecektir. Turizm gelirlerimizi de artıracaktır. Yeni turizm tesislerinin açılmasına öncülük edecek, yeni istihdam imkanı sunacak ve bölgeyi kalkındıracaktır.

Ulaştırma yatırımlarımızı da eleştirenlere iki çift lafım var. Sizinle bizim aramızda niyet, anlayış, zihniyet farkı var. Biz 22 yıldır Türkiye’yi büyütmek ve kalkındırmak için çalışıyoruz. Ulaştırma alanında bugüne kadar tarihimizin en büyük atılımlarını gerçekleştirdik. 22 yılda 63 bin 629 kilometre bölünmüş yol inşa ederek toplam bölünmüş yol uzunluğumuzu 29 bin 730 kilometreye yükselttik. Yollarımızda ortalama hız 40 km/s idi, şimdi ise yaklaşık 90 km/s.”

Paylaşın

Şam Valiliği, Ekrem İmamoğlu’nun Ziyaretini İptal Etti

Oyun Geliştirme Merkezi (OGEM) buluşması sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ekrem İmamoğlu, “Şam Valiliği TBB heyeti ile görüşme, ‘Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın ziyareti sonrasına ertelendi’ diye iptal etti. Bu vahim bir durumdur” dedi.

Suriye’de Beşar Esad’ın devrilmesi sonrası ilk ziyaret Milli İstihbarat Başkanı (MİT) İbrahim Kalın tarafından gerçekleştirilmişti. Daha sonra Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Şam’a giderek geçici yönetimin lideri Ahmed Hüseyin eş-Şara ile görüşmüştü.

Türkiye Belediyeler Birliği (TTB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Oyun Geliştirme Merkezi (OGEM) buluşması sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı. İmamoğlu 27 Aralık’ta İmamoğlu, TBB heyetinin Suriye’yi ziyaret edeceğini duyurmuştu. Ziyarete ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtlayan İmamoğlu şunları söyledi:

“Şam Valiliği yazılı olarak TBB heyetiyle görüşme, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ziyaretinin sonrasına ertelendi diyerek randevuyu iptal etti. Bu çok vahim bir durumdur. Bu iptali doğru bulmuyorum. Cumhurbaşkanı ziyaretinden önce bu görüşmenin yapılmasının nesi doğru değil? Bu tür kurum ve kuruluşların gitmesini de ben olumlu bulurum.

Teyitli bir randevunun altı saat sonra iptali için kimler devreye girdi, kimler müdahale etti? Bu soruları soruyorum ama cevabını bildiğim bir soruyu sorduğumu da düşünüyorum. Aynı zamanda toplumunda özellikle bu işle ilgilenen herkesin bunun cevabını bildiğini ve devreye girenlerin kim olduğunu herkesin bildiğini biliyorum.”

Ne olmuştu?

Suriye’de 13 yıldır devam eden iç savaş, HTŞ ve diğer muhalif grupların son 12 günlük operasyonunun ardından Esad ailesinin 54, Baas Partisi’nin 61 yıllık iktidarının bitişiyle sonuçlandı.

Ülkenin kuzeybatısında, İdlib’de konumlanmış ve yaklaşık 4 milyonluk bir nüfusu idare ettiği belirtilen HTŞ tarafı, 27 Kasım Çarşamba günü sabahı Türkiye’nin de desteklediği Suriye Milli Ordusu’nun (SMO) yardımıyla, Şam’daki Suriye hükümetine ve ordusuna karşı “Saldırganlığı Caydırma – Rad’ul Udvan” operasyonunu başlattı.

Hızla ilerleyen muhalifler 28 Kasım’da Halep’i Şam’a bağlayan otoyolu kesti, aynı gün 46. Alay Üssü’nü ve en az 8 köyü ele geçirdi. 29-30 Kasım tarihlerinde ülkenin en büyük ikinci kenti Halep, muhaliflerin elindeydi. Bu gelişme sonrası Rus ve Suriyeli savaş uçakları, 2016’dan bu yana ilk kez, 2024’te muhaliflerin ele geçirdiği düşünülen mevzileri bombaladı.

HTŞ’nin kontrolündeki muhalif gruplar 4 Aralık’ta Hama, 7 Aralık’ta Humus ve 8 Aralık’ta Esad’ın ülkeyi yönettiği Şam’ı ele geçirdi. Bu gelişmelerden sonra Esad, Rusya’nın “insani gerekçelerle” tanıdığı sığınma hakkı kapsamında ailesiyle beraber Moskova’ya uçtu.

HTŞ lideri Colani veya gerçek adıyla Ahmed Hüseyin el-Şara ise aynı gün Suriye devlet televizyonunda Esad’ı devirdiklerini açıkladı. ABD, Kanada, İngiltere ve Türkiye, HTŞ’yi “terör örgütü” olarak tanıyor. Ancak ülkeler bir bir HTŞ ile ilişki kurmaya başladı. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de HTŞ’nin artık ‘fiilen’ terör örgütü olmadığını söyledi.

Paylaşın

YRP Lideri Erbakan, “Erken Seçim” Çağrısı Yineledi

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, memur ve emeklilere yapılan zam oranları nedeniyle hükümeti sert bir dille eleştirerek erken seçim çağrısını yineledi:

“Milletimiz kendisine bu sefalet maaşlarını reva gören iktidara gerekli cevabı sandıkta verecek. Bu sebeple bir an önce seçim sandığını milletin önüne koymak, yapılacak bir erken seçimle bu haksızlıklardan kurtulmak gereklidir. Her şeyin bir vakti vardır. İktidar için artık gitmenin vakti gelmiştir.”

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, sosyal medya hesabı üzerinden memur ve emeklilere yapılan zam oranlarına yönelik açıklama yaptı. Karar Gazetesi’nin aktardığına göre; YRP Lideri Erbakan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bilindiği üzere iktidar SGK ve Bağ-Kur emeklileri için en düşük emekli maaşını yüzde 15,75 zam ile 14 bin 469 lira olarak açıkladı. Memur ve memur emeklisinin yüzde 11,54’lük maaş zammına itirazını ve feryadını duymayan iktidar, SGK ve Bağ-Kur emeklilerini de duymadı. Bu açıklama ile vurdumduymaz bir iktidarla karşı karşıya olduğumuz bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bugün ülkemizde açlık sınırı 23 bin 256 lira, yoksulluk sınırı ise 71 bin 48 lira olmuş.

Bu gerçeklik karşısında yoksulluk sınırı şöyle dursun açlık sınırı altında kalmış maaşları milletimize reva görenler bir de üstüne ‘hayırlı olsun’ tebriğinde bulunanlar, milletimizin değil haksız yere zenginleşenlerin iktidarı olmuştur. İktidar ‘önce millet’ demeyi unutmuştur. İktidar adil yönetim anlayışından kopmuştur. İktidar, paylaşımda adalet ilkesinden sapmıştır. Tüm bu asil ilkeler yerine; haksız zenginleşme, kamu malını israf etme ve önce imtiyazlar anlayışını getirmiş.

Milletimiz kendisine bu sefalet maaşlarını reva gören iktidara gerekli cevabı sandıkta verecek. Bu sebeple bir an önce seçim sandığını milletin önüne koymak, yapılacak bir erken seçimle bu haksızlıklardan kurtulmak gereklidir. 54. Hükümet döneminde bilhassa ezilen dar gelirli milyonlara yapılan yüzde 120 ile yüzde 325 arasındaki maaş zamlarını ve içinde bulunduğumuz 2025 yılında da bu zamları milletimize verebilmenin mümkün olduğunu hatırlatıyoruz.

Bu vesileyle milletimizi adil bir paylaşım ve adil bir yönetim için milli görüşün adresi Yeniden Refah Partisi çatısı altında toplanmaya davet ediyoruz. Ezilenlerin taleplerine karşı kör sağır ve vurdum duymaz olmuş iktidara ise ‘Artık miadınız doldu, milletimizden koptunuz, haksız şekilde zenginleşenlerin, imtiyazlıların partisi oldunuz, artık gitme vaktiniz geldi’ diyoruz. Her şeyin bir vakti vardır. İktidar için artık gitmenin vakti gelmiştir. Artık vakit tamamdır. Aziz Milletimizin selameti için Milli Görüş’ün, adil düzenin ve elbette Yeniden Refah’ın vakti gelmiştir.”

Paylaşın

CHP’den “Akdeniz Belediyesi” Tepkisi: Kayyım Zorbalığını Reddediyoruz

Akdeniz Belediyesi eş başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Aslan’ın gözaltına alınması ve yerlerine “kayyım” atanmasına tepki gösteren CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, “Kayyım zorbalığını reddediyoruz” dedi.

Haber Merkezi / CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel ise, “‘Türkiye Yüzyılı’ ve ‘İleri Demokrasi’ masallarıyla milleti uyuttuğunu zanneden AKP’nin antidemokratik kayyım uygulamalarına bir yenisi daha eklendi” dedi.

Mersin’in Akdeniz Belediyesi DEM Partili eş başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan gözaltına alındı. Gözaltına alınan Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan’ın yerine kayyım atandı. Kayyım kararı ve gözaltı işlemiyle ilgili henüz İçişleri Bakanlığı ya da Mersin Valiliği’nden açıklama gelmedi.

Akdeniz Belediyesi’ne 2016’da da kayyum atanmıştı. O dönem Demokratik Bölgeler Partisi’nden (DBP) seçilen eş başkanlar için 12 Aralık’ta operasyon düzenlenmiş ve belediyeye Akdeniz ilçesi Kaymakamı Hamdi Bilge kayyum atanmıştı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Sözcüsü Deniz Yücel ve Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut’tan tepki geldi.

Deniz Yücel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “‘Türkiye Yüzyılı’ ve ‘İleri Demokrasi’ masallarıyla milleti uyuttuğunu zanneden AKP’nin antidemokratik kayyım uygulamalarına bir yenisi daha eklendi” dedi.

Yücel şöyle devam etti: Demokrasiden, sandıktan, millet iradesinden bu kadar korkan bir anlayış bu ülkeyi yönetemez. Bu millet ilk seçimde size Kırmızı kartı gösterecek!

Burhanettin Bulut da paylaşımında “Akdeniz Belediyesi’ne gözaltılarla, kayyım atanmasının taşlarının döşenmesi demokrasiye, halkın iradesine vurulan bir darbedir. İktidarın sandıkta kazanamadığı belediyeleri masa başında gasp etmesini, kayyım zorbalığını reddediyoruz” dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Bedeli ne olursa olsun kayyım darbelerine karşı mücadele edeceğiz, halkımızın iradesini her koşulda savunacağız” ifadelerini kullandı.

Paylaşın