Saruhan Oluç: Türkiye Sefalet Endeksinde Birinci Sırada

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında ekonomik sorunlara değinerek, “Sefalet endeksi diye bir şey var. Enflasyon ve işsizlik oranlarından oluyor. Son verilere göre ki bunlar TÜİK’in hormonlu makyajlı ve çarpıtılmış verileridir. Bu verilere rağmen sefalet endeksinde Türkiye birinci sıradadır.” dedi.

Haber Merkezi / Saruhan Oluç, konuya ilişkin yaptığı açıklamanın devamında, “Türkiye’nin sefalet endeksi, yani işsizlik oranı ve enflasyon oranın toplamından oluşan sefalet endeksi nasıl yükselmiş. Görüyorsunuz dimi? Durum bu. İşçiler ve emekçiler buna karşı mücadele ediyorlar. Bu sefalet endeksi Türkiye’deki adaletsizlik endeksidir. Bu endeks cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin endeksidir. ‘Verin yetkiyi her şeyi halledeyim’ endeksidir. Böyle yükseldi sefalet ülkede. Seflaet endeksine karşı, onun yarattığı ortama karşı içiler ve emekçiler haklı bir şekilde mücadele ediyor. ” ifadelerini kullandı.

Basın açıklamasında, yüksek gelen faturalara da değinen Saruhan Oluç, “Felaket elektrik faturalarının durumunu herkes görüyor. Bunun bu hale geleceğini biz söyledik. Siz bir kanun teklifi getirdiniz kademeli soygun diyelim buna. Kademeli limit artışı dediniz. Kademeli soygun 150 KW saat dediğinizde itiraz ettik. Yapmayın dedik. Dinlemediniz. Çıkardınız 150 KW saati. Aradan bir hafta geçti cumhurbaşkanı açıklama yapmak zorunda kaldı. 210 KW saate çıkartıyoruz dediniz. O da olamaz, yanlış dedik dinlemediniz. Şimdi ne oldu? Fatura yığıldı.” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında konuştu. Saruhan Oluç, şunları söyledi:

“Bugün sağlık emekçileri ve hekimler; hakları, mesleki değerleri ve çalışma şartlarının düzeltilmesi için, sağlık hakkı ve toplum sağlığı için eylemdeler, grevdeler. Onlarla dayanışma içinde olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz. Omuz omuzayız, yan yanayız. Özellikle pandemi koşullarında inanılmaz bir fedakarlıkla çalışan çok sayıda sağlık emekçisinin hayatını kaybettiğini bir kez daha hatırlatalım.

“Sağlık emekçilerinin ve hekimlerin yanındayız”

O koşullarda çalışan ve toplum sağlığının gerçekleşmesi için emek veren sağlık çalışanlarının ve hekimlerin hakları verilmedi. Hatta bu konuda bir kanun teklifi geldi. Üzerinde bütün muhalefet partileriyle anlaşılmış olmasına rağmen son anda kanun teklifi iktidar tarafından geri çekildi. O kanun teklifi yasalaşmadı. Bu koşullarda çalışıyor sağlık emekçileri ve hekimler. 2021 yılında 9 bin hekim görevinden istifa etmiş, 3 bin hekim emekliye ayrılmış. Sağlık alanında alarm zilleri çalıyor. Sağlık emekçilerinin ve hekimlerin çalışma koşullarını insanca hale getirmek büyük önem taşıyor. O nedenle bugün onlar eylemdeler. Dayanışmadayız. Mutlaka haklarının teslim edilmesi gerekiyor.

“İktidar, politikalarıyla emekçinin yaşayamaz hale gelmesine neden oldu”

Ama sadece sağlık emekçileri değil bugün eylemde olan, Türkiye’nin dört bir yanında emekçiler ve işçiler de eylemde. Kuryeler, kargo emekçileri, otomotiv ve tekstil alanında çalışanlar, liman işçileri ve son olarak kamyoncular ve tırcılar eyleme geçti. Neden, çünkü bu iktidar ekonomi politikalarıyla işçinin, emekçinin, ücretli çalışanın, emeklinin yaşayamaz hale gelmesine neden oldu. Esas neden bu. Bu nedenle işçiler ve emekçiler de haklarını almak için eyleme çıktılar. Son derece zor koşullarda çalıştıklarını ve yaşadıklarını biliyoruz. Çalışma koşullarına baktığımızda bir taraftan sefalet ücretleri, öbür taraftan tazminat almadan çalışmak, mobbing ile karşı karşıya kalmak, sendikalaşma karşısında işten çıkarılma tehdidiyle karşı karşıya kalmak, her türlü sosyal güvenceden yoksun bir şekilde çalışmaya devam etmek, hafta sonları dahil olmak üzere günde 16-17 saat çalışmak… Bu koşullar insanlık dışı koşullar. Buna karşı emekçiler her yerde protestolarını sürdürüyorlar. Haklarını almak için mücadele ediyorlar. İnsanca çalışmak ve yaşamak istiyorlar.

“Emekçilerle dayanışma içindeyiz, mücadelelerinin içindeyiz”

Bu emekçilerle dayanışma içindeyiz. Bu dayanışmamız, en başından beri vardır. Onların mücadelesinin içindeyiz. Onlarla birlikteyiz, onlarla yan yanayız. Bunu çok net bir şekilde her zaman vurguladık. Asla emekçilerin, işçilerin, emeklilerin, dar gelirlilerin hakça, insanca yaşama taleplerinin karşısında olmadık. Her zaman yanında olduk. Her zaman o taleplerle ilgili sürdürülen mücadelenin yanında olduk. Bunu yapıyoruz diye iktidara yakın bazın basın yayın organları bize suçlamada bulunuyor dünden beri, provokasyon yapıyormuş HDP. Ne provokasyonu! HDP, emekçilerin ve işçilerin haklı mücadelelerinin yanında. Biz onlarla dayanışma içindeyiz diyoruz, dayanışma diyoruz. Meşru demokratik protesto hakkını kullanıyor insanlar diyoruz.

“Provokasyon yapan HDP değil, Yeni Şafak ve Sabah’tır”

Provokatörlerden bahsedeceksek, provokatörler o yayın organlarının içinde odaklanmış olanlardır. O zihniyetle yayın yapanlardır. Provokatör Yeni Şafak’tır, Sabah’tır. Onların yayın anlayışıdır provokasyona yol açan. Neden rahatsız oldu Sabah grubu? Erzurum, Ağrı, Kars, Erzincan, Iğdır, Bayburt ve Ardahan kentlerindeki elektrik dağıtım şirketi Sabah grubundan olduğu için mi? İnsanlar “soygun yapıyorsunuz elektrik faturalarıyla” dedikleri için mi rahatsız mı oldunuz? İnsanlar ayağınıza bastılar onun için mi rahatsız oldunuz? HDP hiçbir provokasyonun yanında değildir. Tekrar söylüyorum, meşru demokratik protesto hakkının yanındadır. İnsanların inanılmaz ölçülerde gelen elektrik faturalarındaki itirazlarını dile getirmelerini son derece meşru bir hak olarak görür. Bunun da yanındadır.

“Türkiye sefalet endeksinde dünyada birinci sırada”

İşçiler ve emekçiler eylemlerini sürdürüyor. Hangi koşullarda peki? Bakın sefalet endeksi diye bir şey var, enflasyon ve işsizlik oranlarından oluyor. Son verilere göre -ki bunlar TÜİK’in makyajlı ve çarpıtılmış verileridir- sefalet endeksinde Türkiye birinci sıradadır. İkinci sırada Arjantin var sefalet endeksinde. Türkiye’nin sefalet endeksi, yani işsizlik oranı ve enflasyon oranın toplamından oluşan sefalet endeksi nasıl yükselmiş görüyorsunuz değil mi? Durum bu. İşçiler ve emekçiler buna karşı mücadele ediyorlar. Bu sefalet endeksi Türkiye’deki adaletsizliğin endeksidir. Bu endeks Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin endeksidir. “Verin yetkiyi her şeyi halledeyim” endeksidir. Böyle yükseldi sefalet ülkede. Sefalet endeksine karşı, onun yarattığı ortama karşı işçiler ve emekçiler haklı bir şekilde mücadele ediyor.

“35 milyon kişi Türkiye’de bireysel kredi kullanarak yaşıyor”

Sadece sefalet endeksi mi? BDDK, yeni açıkladı. Bu ülke halkları, hayatını borçla sürdüren bir toplum haline gelmiş vaziyette. Geri döndürülemez borçlar dolayısıyla icralık olan dosya sayısı inanılmaz artış gösteriyor. Takibe düşen kredi oranı arttıkça artıyor. BDDK açıkladı; tüketici kredileri 2 milyar 318 milyon artmış, 776 milyar 652 milyon TL olmuş. Bunların içinde ihtiyaç kredisi %60’ı oluşturuyor. İhtiyaç kredisi özellikle altını çiziyoruz. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları %2.3 oranında artmış, 210 milyar 681 milyona çıkmış. İnsanlar krediyle, borçla yaşıyor. Bankacılıkta takipteki alacak miktarı 160 milyar 950 milyon liraya çıkmış. 35 milyon kişi Türkiye’de bireysel kredi kullanarak yaşıyor, borçla yaşıyor insanlar. İcra dosyaları 4 Şubat verilerine göre 23 milyon artmış. Bir önceki yıla göre icra dosyalarının artış oranı %27,5. Neden icra dosyaları artıyor? Neden bu kadar çok insan mahkemelik oluyor? Ne yapıyor iktidar, bu kadar çok insan borçlu bir şekilde yaşamaya devam ediyor sorusunun çözümünü bulmak yerine yeni icra müdürlükleri açıyor. Kadroları ve birimleri tesis ediyor. Böyle bir durumda yaşıyor insanlar. Buna itiraz ediyorlar. Buna karşı protesto haklarını kullanıyorlar.

“Vatandaş faiz-enflasyon zırva teziyle ülkeyi kimin bu hale getirdiğini biliyor” 

Geçen gün Sayın Numan Kurtulmuş demiş ki, “Vatandaş biliyor sorunlar var, evet biz de biliyoruz. Muhalefet sadece bilmiyor”. Çok şükür ilan ettiniz bu sorunların olduğunu ama bir de demiş ki “Vatandaş biliyor ki Erdoğan çözer.” Neyi çözer? Ne bozuldu? Kim bozuldu? Yapmayın. Faizi durduk yere zırva bir tez ileri sürüp %19’dan %14’e düşürerek doları fırlatan kimdir? Muhalefet mi yaptı bunu? Şu anda bastırılmış haliyle dolar 13.60’larda dalgalanıyor. Bunu kim bu hale getirdi? Enflasyon TÜİK’in sahte verileriyle %49’a çıkmış durumda. Bun kim yaptı, muhalefet mi yaptı? Bunu kimin yaptığını vatandaş biliyor. Ülkenin ekonomisini yanlış politikayla, o faiz-enflasyon zırva teziyle çok kısa sürede bu hale getirmiş olanın kim olduğunu vatandaş biliyor. Çözümün oradan geleceğini düşünmüyor vatandaş. Bunu göreceksiniz.

“Kademeli elektrik soygununa itiraz ettik, dinlemediniz”

Laf dinlemiyorsunuz. Felaket elektrik faturalarının durumunu herkes görüyor. Bunun bu hale geleceğini biz söyledik. Siz bir kanun teklifi getirdiniz, kademeli soygun diyelim buna. Kademeli limit artışı dediniz. 150 KW saat dediğinizde itiraz ettik, yapmayın dedik ama dinlemediniz. Çıkardınız 150 KW saati. Aradan bir hafta geçti Cumhurbaşkanı açıklama yapmak zorunda kaldı. 210 KW saate çıkartıyoruz dediniz. O da olamaz, yanlış dedik dinlemediniz. Şimdi ne oldu? Fatura yığıldı.

“Vatandaş meşru ve demokratik bir şekilde muhalefet ediyor, sokaklara dökülüyor”

Geçen Aralık’ta 250 lira olan fatura aynı harcamayla Şubat ayında 417 lira olmuş. 300 liralık fatura 530 lira olmuş aynı harcamayla. Durum bu. Bu durumu gördünüz ya Sayın İbrahim Kalın da “Elektrik faturalarında yeni adımlar hazırlıyoruz” dedi. Öyle mi? Neden rahatsız oldunuz? Saray’a gelen elektrik faturalarından mı? Sayın Kalın bir açıklayın, Saray’ın son iki aylık elektrik faturasının durumu nedir. Aralık, Ocak ve Şubat’ta ne kadar fatura geldi açıklayın. Demek ki siz bile rahatsız oldunuz. Sıkılmasanız o elektrik faturasını Saray’ın bahçesinde yakacaksınız. O hale geldiniz. Ama siz bunu görmeden vatandaş gördü ve buna karşı muhalefet ediyor ve sokağa dökülüyor. Çok meşru ve demokratik bir haktır yapılanlar.

“Elektrik şirketlerinin neredeyse hepsi yandaş firmalar”

Isparta meselesini yaşadık. Bunun bu hale geleceğini söyledik. İlla kar yağması gerekmez. Bakın elektrik üretiminin %80’i özel şirketlerde. Bunun yanlış bir politika olduğunu anlattık ama size anlatamadık. Çünkü o elektrik şirketlerinin neredeyse hepsi, o üretimi yapanların neredeyse hepsi sizin yandaş firmalarınız. Hepsi. İçinde olmayan yoktur. Yatırım yapmıyor bu elektrik şirketleri dedik, burada aylarca anlattık. DEDAŞ üzerinden anlattık. DEDAŞ hiçbir yerde yatırım yapmadığı için insanları kötü koşullarda bırakıyor dedik. Urfa, Hakkari, Şırnak, Van’da anlattık. Her tarafta anlattık. Isparta’da işte bu yaşandı. Bir felaket oldu. Kar yağdı, Cengiz Holding yatırım yapmadığı için bu felaketin yaşanmasına neden oldu. Peki, sadece Cengiz Holding mi kabahatli? Değil. İstanbul’a kar yağdığında Kuzey Marmara Otoyolu’nun ne hale geldiğini gördük. Havaalanının ne hale geldiğini de görük. Sadece o değil. Başka bir sorun daha var. Bu şirketlerin denetimi yok. İktidar denetlemiyor. Bu elektrik üreten ve tamamını dağıtan özel şirketlerin aslında sözleşmelerinde yazdıklarını yapıp yapmadıklarını bu iktidar denetlemiyor. Neden, çünkü kendisine yandaş olan şirketler bunlar.

“Elektrik şirketlerine milyonlarca lira teşvik yağacak”

Bu yetmediği gibi o şirketlere nasıl teşvikler verilecek. Elektrik faturaları ne hale gelmiş, sokağa dökülmüş insanlar ama 2022 bütçesinde ne kararlar alındı hatırlatayım ben size. Elektrik şirketlerine YEKTEM üzerinden, aslında yenilenebilir enerji üzerinde olması gerekir ama öyle değil, bu elektrik şirketlerine milyonlar, milyarlar yağacak. Neden, alım garantili santraller var. İşte onun için. Elektrik faturasını halk ödeyemeyecek, o faturayı ödeyebilmek için esnaf bankadan kredi almak zorunda kalacak neredeyse ama bu elektrik şirketlerine krizi büyütsünler diye teşvik yağacak. O alım garantili santrallere milyonlarca lira dolar üzerinden teşvik yağacak. Durum bu. İşte bu yaşananlar üzerine esas itibariyle halk tepkisini gösteriyor ve göstermeye devam edecektir. Bu iktidarın politikası asla emekçinin, emeklinin, işçinin, dar gelirlinin, orta sınıfın yararına değildir. Sadece kendi yandaşlarına ve kendi yandaşlarıyla ulaşabildikleri insanlara yarar sağlayan ekonomi politikalarını sürdürmektedirler.

“İhaleye fesat karıştırmaktan ceza verilen AKP’li başkanlar görev başında”

Ekonomiyle, elektrik faturalarıyla, zamlarla, doğalgazla ilgili konuşuyoruz da gözümüzden kaçıyor sanmayın. Bakın Şırnak 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Şırnak Uludere Belediye Başkanı Adalet ve Kalkınma Partili Sait Ürek ve Hilal Belediye Başkanı Cevher Benek hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan 3 yıldan 4 yıla kadar değişen sürelerle hapis cezası verdi. Ne yaptı bu belediye başkanları, koşa koşa kimin yanına gittiler? İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanına gittiler. Cezaları aldıktan sonra birlikte fotoğraf çektirdiler. Biliyorsunuz Süleyman Soylu’nun oldukça zengin bir fotoğraf albümü var. Hala görevlerinin başında bu belediye başkanları. Ceza almışlar neden görev başındalar? Hem de ihaleye fesat karıştırmaktan.

“Eşbaşkanlarımızın yerine hüküm olmamasına rağmen kayyım atandı”

Bizim belediyelerimize elinizde bir tek belge yokken; ihaleye fesat karıştırmak, haksız ve usulsüz harcama yapmak gibi konularda elinizde bir ek belge yokken belediye eşbaşkanlarımızın yerine kayyım atadınız. Bir kısmı hapiste. Ortada bir hüküm yok, mahkeme kararı yok. Bu nedenle herhangi bir yargılama yok. Bazıları hakkında iddianame dahi hazırlanmamış, ev hapsinde tutuluyorlar, hüküm yok. Kayyım atanmış. Ama iki Adalet ve Kalkınma Partili belediye başkanı hakkında hüküm var. Birlikte fotoğraf çekiliyor ve görevlerinin başında kalmaya devam ediyorlar. Böyle oluyor. Biz söylüyorduk, mesele hukuk değil. İçişleri Bakanı önce hüküm sonra hukuk diyordu. Önce hüküm al görevden uzaklaştır sonra hukuk. Olursa olur olmazsa olmaz. İşte bunun bir örneği daha karşımıza çıkmış vaziyette. Bu meseleyi de takip etmeye devam edeceğiz. “

Paylaşın

New York Times’tan Çarpıcı Türkiye Analizi

The New York Times gazetesi, Türkiye’de uzun ve ağır çalışma saatleri, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet ve kötüleşen ekonomi, artan enflasyonla maaşları eriyen doktorların daha iyi seçenekler arayışına girdiğini belirterek doktor göçünü inceledi.

New York Times İstanbul büro şefi Carlotta Gall imzalı haberde, doktorların Türkiye’den gitmeye yönelmesinin, “iktidardaki 18 yılında evrensel sağlık hizmetini genişleterek itibarını güçlendiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için üzücü bir gösterge olduğu” belirtildi.

Haberde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sağlık alanındaki adımlarının imza başarılarından biri olduğu, çok sayıda destekçisi için yalnızca bu sebebin dahi, desteğini sürdürmesine katkı sağladığı belirtildi. Öte yandan pandeminin etkisinin yanı sıra, yükselen enflasyonla birlikte sağlık sisteminin bağlı olduğu profesyonellerin gözardı edildiği belirtildi.

T24’ün aktardığına göre haber şöyle devam etti: “Doktorlar, ezici iş yükü, giderek azalan karşılık, Erdoğan yönetimi altında mesleğe yönelik azalan saygı ve giderek artan şiddet olaylarından şikâyetçi.”

Türk Tabipleri Birliği’ne göre, 1400’den fazla Türk doktor, bu yıl yurt dışında çalışmak için görevinden ayrıldı. Son on yılda bu sayı 4 bin oldu.

Haber için konuşan Dokuz Eylül Üniversitesi’nde kamu sağlığı profesörü Bülent Kılıç “Bu yaşananlar, uzun zamandır biriken meselelerin bir sonucu. Son 20 yılda reform adı altında ciddi değişiklikler yapıldı ve pandemideki ağır iş yükü bardağı taşıran son damla oldu” dedi.

Haber şöyle devam etti:

“Uzun bir süre için Erdoğan’ın tanıttığı değişiklikler meyvesini vermişti. Türkiye, tıp fakültelerinin ve sağlık çalışanlarının kalitesiyle övünüyordu ve son yıllarda binlerce uluslararası hastaya hizmet veren bir özel sağlık sektörü geliştirdi”

Sistemin doktorları yükün altında ve yetersiz maaşla bıraktığı belirtildi ve şöyle aktarıldı: “Gelirlerinin ve statülerinin erimesi, çok sayıda doktor için dayanılmaz hâle geldi.”

Haber için konuşan Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı, doktorların Türkiye’den gidişinin tek sebebinin eriyen maaşlar olmadığını söyledi. Fincancı “AKP iktidarının başlangıcından bu yana yıllar içinde mesleğin değersizleştirilmesi” dedi.

Fincancı, tüm hastanelerin erişime açılmasının yükü artırdığını aynı zamanda sağlık hizmetinde özelleştirme politikası ve performans ödemeleri sisteminin nitelikten ziyade niceliğe odaklanılmasına sebep olduğunu söyledi.

Fincancı, “Bazıları şart olmayan çok fazla randevu alındı ve çok fazla ameliyat yapıldı. Hastalarda başta mutluydu fakat bu sistem sürdürülebilir değildi. Hastaneler fiyatlarını artırmaya ve randevu sürelerini kısaltmaya başladılar ve bu durum da her açıdan gerilim yarattı” dedi.

Paylaşın

Davutoğlu’ndan ‘Milletvekili Pazarlığı’ İddialarına Yanıt

İktidar kanadından yöneltilen ‘pazarlığa tutuştular’ iddialarına da yanıt veren GP Lideri Davutoğlu, “Öne sürüldüğü gibi ‘milletvekili paylaşımı’ veya ‘cumhurbaşkanlığı adaylığı’ gibi konular ima yoluyla bile gündeme gelmedi. Esas hedef ilkeler temelinde işlevsel bir ittifak arayışı. Bu söylentilere kulak asılmamalı” dedi.

Muhalefetin ‘güçlendirilmiş parlamenter sistem’e geçiş çalışmaları kamuoyuna duyuru aşamasına ulaştı. Altı parti genel başkanının 12 Şubat’ta son halini vereceği düzenlemeye ilişkin Gelecek Partisi Genel Başkanı eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, Karar gazetesine konuştu.

Davutoğlu, çalışmaların daha da ileri taşınarak, ortak siyasetin yapılandırılması ve seçim sonrasında atılacak adımların belirlenmesi için somut zemin inşa edilmesinin gerekli olduğunu kaydetti.

İktidar kanadından yöneltilen ‘pazarlığa tutuştular’ iddialarına da yanıt veren Davutoğlu “Öne sürüldüğü gibi ‘milletvekili paylaşımı’ veya ‘cumhurbaşkanlığı adaylığı’ gibi konular ima yoluyla bile gündeme gelmedi. Esas hedef ilkeler temelinde işlevsel bir ittifak arayışı. Bu söylentilere kulak asılmamalı” vurgusu yaptı. Gelecek Partisi lideri, geçiş sürecinin planlanması için güçlendirilmiş bir ittifak mekanizmasına ihtiyaç olduğunu da belirtti.

Cumhuriyet gazetesinde Selda Güneysu imzalı haberde, Davutoğlu’nun ‘eşit sayıda milletvekili’ talebi olduğu ileri sürülmüştü.

Davutoğlu, altı muhalefet partisi arasında sürdürülen ve kamuoyuna ilan aşamasına gelen ‘parlamenter sisteme geçiş’ konulu çalışmaların daha da ileriye taşınarak ortak siyasetin yapılandırılması ve seçim sonrasında atılacak adımların belirlenmesi için somut bir zemin inşa edilmesinin gerekli olduğunu açıkladı.

Davutoğlu, şimdiden seçim sonrasının geçiş süreci aşamasını planlamak için güçlendirilmiş bir ittifak mekanizmasına ihtiyaç olduğuna dikkat çekerek “Türkiye’de partili sistemin ortaya çıktığı günden bu yana ne kadar siyasi damar varsa hepsinin bir masada buluşarak geleceğin inşasına omuz vermeleri gerekiyor” diye konuştu.

Temel ilkeler ve ortak mekanizmalar çerçevesinde faaliyet gösteren bir ittifak işleyişi konusunda diğer muhalefet parti liderleri ile istişarelerde bulunduğunu belirten Davutoğlu, taraflar arasında karşılıklı bir güven ve saygı ilişkisinin hakim olduğunu ve çalışmaların uyum içerisinde devam ettiğini söyledi.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çalışmalarını tamamlayan CHP, İYİ Parti, Saadet, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nin genel başkanları Kılıçdaroğlu’nun daveti üzerine bir araya gelecek. Liderler, ortak metni kamuoyuna açıklamadan önce 12 Şubat günü çalışma yemeğinde buluşacak.

Paylaşın

HDP’den İhraç Edilince MHP’ye Katıldı

Mardin’in Artuklu ilçesinde yerel seçimlerde HDP’den meclis üyesi seçilen Mehmet Carti’nin, HDP tarafından ‘parti ilke ve prensiplerine uymadığı gerekçesiyle’ ihraç edildikten sonra MHP’ye katıldığı ortaya çıktı.

31 Mart 2019’daki yerel seçimlerde Mardin’in Artuklu İlçesi’nde HDP’den meclis üyesi seçilen Mehmet Carti, 2020 yılının eylül ayında HDP tarafından ihraç edildi.

Medyasocope‘tan Ferit Aslan’ın haberine göre HDP’nin o dönemki yazılı açıklamasında, Carti’nin seçildiği günden ihraç edildiği güne kadar meclis toplantılarına düzenli katılma konusunda eksik davrandığı, sorumluluğunu yerine getiremediği, kendisi ile görüşülmesine rağmen tutumunda ısrarcı olduğu belirtildi.

Açıklamada, Artuklu’ya bağlı Ortaköy Mahallesi’nde yaşanan DEDAŞ protestoları ile birlikte Carti’nin halkın yanında durup çözüm endeksli bir duruş göstermediği belirtilerek, “Mehmet Carti’nin partimizin ilke prensiplerini esas almayan ve halkımızın kendisine verdiği sorumluluğu yerine getirmeyen davranışlarından dolayı partimiz ile olan tüm ilişiği kesilmiştir” denildi.

Mehmet Carti, HDP’den ihraç edilince iki ay kadar bağımsız meclis üyeliğini sürdürdü, ardından MHP’ye katıldı. Carti’nin MHP’ye geçmesi ile Artuklu Belediye Meclisi’nde MHP’nin de bir üyesi olmuş oldu.

Mehmet Carti, Ortaköy’de yaşanan DEDAŞ protestosu sırasında Arap olduğu için HDP’li bazı meclis üyelerinin kendisine yönelik ırkçı söylemlerde bulunduğunu ve HDP’nin bu meclis üyeleri ile ilgili bir işlem yapmadığını ileri sürdü.

Carti, “HDP’nin Kürtleri temsil etmediğini gördüm. Onlar benim parti ile ilişiğimi kesmeseydi ben oradan ayrılacaktım. Başka partilere başvurum olmadı. MHP’ye, devlete en yakın siyaset yapan kurum olarak gördüğüm için oraya katıldım. Benim meclis üyeliğimden istifa etmem için baskı yaptılar. İstifa etseydim yedekteki HDP’li yerime gelecekti. O gelmesin diye istifa etmedim” diye konuştu.

Paylaşın

CHP’li 11 Büyükşehir Belediye Başkanından Dikkat Çeken ‘Bildiri’

Cumhuriyet Halk Partili (CHP) 11 büyükşehir belediye başkanı ortak bir bildiri yayımlayarak “Belediyelerimiz üzerindeki yük taşınabilir olmaktan çıkmıştır” dedi ve hükümeti yerel yönetimlere destek vermeye çağırdı.

Bildiride 11 belediyenin vatandaşa sundukları hizmetleri aksatmama konusunda, çok ciddi mücadeleler verdiği belirtilerek şöyle denildi:

“Hükümet yetkililerini Türkiye’deki bu ekonomik zorluklar sırasında, yerel yönetimleri desteklemeye davet ediyoruz. Mazot, elektrik, doğal gaz, un vesaire gibi maliyetlerin etkisiyle, tüm Türkiye’deki belediyeler, hizmetleri devam ettirme noktasında oldukça zorlanmaktadır. Kentlerimiz için hayati öneme sahip hizmetlerle ilgili ihaleler dahi yapılamayacak noktaya gelmiştir.

Bu durum, ihalelere katılan firmaları da zora düşürmektedir. Bu kapsamda, merkezi hükümetten beklentimiz ve talebimiz; yerel yönetimlere yönelik bazı vergi indirimlerine gidilmesi ve hayati öneme sahip konularda sübvansiyon desteği verilmesidir.

Örneğin; toplu ulaşımda, KDV ve ÖTV istisnası getirilmelidir. Artan enerji maliyetlerini, özellikle raylı sistemler, elektrik ve su gibi giderlerini düşürecek bazı vergi indirimlerine gidilmelidir. Bu ve benzeri seçeneklerin düşünülmesi, Türkiye’deki bütün yerel yönetimler için önemli olacaktır.”

‘Teftişten çekinmiyoruz’

Açıklamada hiçbir belediyenin teftişten çekinmediği belirtilerek “Hiçbir belediyemiz, usulüne uygun her türlü teftiş ve denetime tabi olmaktan asla rahatsızlık duymaz. Ama yapılan bir kısım manipülasyonlar veya uydurma gündemler üzerinden yaklaşımlarla, uygunsuz teftişlere de karşı olduğumuzu vurgulamak zorundayız” ifadelerine yer verildi.

Paylaşın

GP Lideri Davutoğlu ‘Koalisyon Protokolü’ İstiyor

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Millet İttifakı’nın ismine yönelik önerisini dün akşam bir kez daha dile getirdi. Davutoğlu, “Seçim telaşına girmeden elimizde ne varsa ortaya koymalıyız. Millet İttifakı’nın adının değiştirilmesi için konuşuyoruz” dedi.

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün haberine göre; Davutoğlu’nun taleplerini Gelecek Partisi’ne yakın kaynakların yanı sıra diğer muhalefet partilerinin temsilcileriyle değerlendirdi. Edinilen bilgiye göre, Gelecek Partisi, ittifakın esaslarının belirlenmesini ve seçim sonrası sürecin net olarak tarif edilmesini istiyor. Bunun için ise Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme yönelik hazırlanan ortak metin çerçevesinde bir koalisyon protokolü hazırlanması hedefleniyor.

Almanya’daki koalisyon modelleri örnek gösterildi

Almanya’daki başarılı koalisyon modellerini örnek gösteren Gelecek Partisi, “Başarıyı yakalayan bu koalisyonlarda 5 bin sayfalık protokoller yazılıyor. Kurulacak ittifakın da böyle bir protokole ihtiyacı var” diyor. Protokole gerekçe olarak ise, “Partilerin tabanlarına net mesaj ve güvence vermesi gerekiyor. Dolayısıyla kamuoyunun bu birlikteliğin mahiyetini bilmesi gerek” ifadesi dillendiriliyor.

Sürecin tüm ayrıntılarının millete iyi anlatılması gerektiğine işaret eden Gelecek Partisi, 6 parti ile birlikte yapılan çalışmayı “devletin mimarisinin ortaya konulması” olarak tanımlıyor. Gelecek Partisi, önümüzdeki süreçte de devletin nasıl yönetileceğinin belirlenmesi ve bu çerçevede de ilkelerin belirlenmesi gerektiğine vurgu yapıyor. Yine Gelecek Partisi’ne yakın kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Davutoğlu, yakın çevresine “Bu ittifak, Türkiye’nin son fırsatlarından bir tanesi. Bütün nefislerimizi kenara bırakmışız, toplumsal uzlaşı getirmeye çalışıyoruz” diyor.

“Yeniden tasarlama gündemimizde yok”

Diğer muhalefet partilerinin temsilcileri ise, ittifakın yeniden kurgulanmasına yönelik konunun gündemde olmadığı görüşünde. İYİ Parti’li üst düzey bir yetkili, “Başarıyla yürüyen bir ittifak süreci var ve daha da ilerliyor. İttifakın yeniden kurgulanması, tasarlanması gibi bir gündemimiz yok. Biz bu tartışma içerisine girmek istemiyoruz” dedi. Görüşmelerin genel başkanlar düzeyinde ilerlediğine işaret eden yetkili, “Böyle bir durumda nasıl adlandırırsanız adlandırın, ittifakın yeniden şekillenmesi ya da yapılanması gibi bir mesele gündemimizde olmadı” ifadesini kullandı.

“Allah kerim”

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yavuz Ağıralioğlu ise, “İttifakla ilgili bir gelişme olacaksa, bir karar alınacaksa ittifak içerisindeki parti genel başkanları karar alır” dedi. Tartışmaları doğru bulmadığını ifade eden Ağıralioğlu, “Bizim ittifakımız seçimden çıktığımız gibi duruyor” dedi. Ağıralioğlu, “Bundan sonra ittifak süreci nasıl yürüyecek?” sorusunu ise “Allah kerim” sözleriyle yanıtladı.

“Konumuz ittifak değil”

DEVA Partisi Teşkilat İşleri Başkanı Sadullah Ergin de, “Şu anda konumuz ittifak değil” değerlendirmesinde bulundu. Ergin, şöyle devam etti: “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme ilişkin çalışma tamamlandı, sonuçlandı. Bunun paylaşılması ile ilgili çalışma yemeği düzenlenecek. Tabii ki orta ve uzun vadede bir takım konular da gündeme gelecek. Bu süreç, kendi kendine inşa edilecek bir süreç değil.” Cumhurbaşkanının mevcut anayasaya göre seçileceğini hatırlatan Ergin, “Seçim sonrasında da Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçilmesi için bir yol haritasına ihtiyaç var. Şu anda bunları konuşuyoruz. İttifak meselesi şu anda konuşulacak konular değil. Bizim masamızda, gündemimizde böyle bir şey yok” dedi.

“Önemli olan demokrasi ittifakı”

CHP’den üst düzey bir yetkili de “Şu an için önemli olan ortak mutabakat metnimiz hazır” ifadesini kullandı. Ortak metnin bütün genel başkanlar tarafından uygun görüldüğünü ve bir çalışma yemeğinde değerlendirileceğini kaydeden yetkili, “Ortak mutabakat metniyle çok önemli düzenlemeler yapıyoruz. Çok ciddi bir yargı reformu var, üniversiteler ile yerel yönetimlerle ile kamu yönetimi ile ilgili, düzenlemeler var. Bu metin, bir yerde ittifakın yol haritası olacak” diye konuştu. Aynı yetkili, ittifakın adıyla ilgili tartışmayı ise doğru bulmadığını belirtti. Önümüzdeki seçimin ittifakların seçimi olduğuna vurgu yapan yetkili, “Seçmen bu sistemin devam edip etmeyeceğine karar verecek” dedi. CHP’li üst düzey yetkili, ilkeler ve demokrasi ittifakının önemli olduğunu belirterek, “Dolayısıyla şu anda ittifakın adıyla ilgili ne bir gündemimiz var ne de sorunumuz” dedi.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Vaka Sayısı 100 Bin Sınırında

Kovid 19’da son 24 saatte 96 bin 514 yeni vaka tespit edilirken, 236 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Kendinizi korumaya çalışın. Yaşlılara ve kronik hastalara karşı dikkatli olun. Aşınızı yaptırın.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 432 bin 131 test yapılırken, 96 bin 514 yeni vaka tespit edildi. 236 kişi hayatını kaybederken, 83 bin 274 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Günlük Covid-19 Tablosunda yeni vaka sayısına dâhil olmak an meselesi. Hastalığı hafif geçirecek grupta yer aldığınızı düşünseniz de, bilmediğiniz bir tabloyla karşılaşabilirsiniz. Kendinizi korumaya çalışın. Yaşlılara ve kronik hastalara karşı dikkatli olun. Aşınızı yaptırın.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın

Bütün Ülkenin Akıbeti Isparta Gibi Olabilir

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) 47. Dönem Yönetim Kurulu, Isparta’da yaşanan elektrik kesintileri ile ilgili yazılı bir basın açıklaması yaptı. EMO, “Isparta Vakası ve eldeki bilgiler doğrultusunda Türkiye Elektrik İletim AŞ’nin (TEİAŞ) özelleştirilmesinden vazgeçildiği derhal kamuoyuna ilan edilmelidir” çağrısı yaptı.

EMO açıklamasında, iletim hatlarının kar yüküne uygun tasarlanmadığı için hasarlar oluştuğunu; kesintinin sebeplerinin şeffaf bir şekilde incelenmesi ve ihmali görülenler hakkında yaptırım uygulanması gerektiğini bildirdi.

“Isparta; yıl 2022 ve bir kent dondu!” başlığıyla yayımlanan EMO açıklamasında; “Isparta Vakası ve eldeki bilgiler doğrultusunda Türkiye Elektrik İletim AŞ’nin (TEİAŞ) özelleştirilmesinden vazgeçildiği derhal kamuoyuna ilan edilmelidir” denildi.

Isparta’daki durumu “skandal” ifadesiyle tanımlayan EMO’nun açıklamasında, Isparta bölgesinde ağır kış koşullarına uygun enerji nakil hattı tasarımının yapılmadığı belirtilerek, enerji nakil hatlarının ne zaman kimler tarafından nasıl yapıldığı, hatların kontrol ve bakımlarının zamanında ve yeterli düzeyde yapılıp yapılmadığının incelenmesi gerektiği vurgulandı.

Sayıştay raporlarında, TEDAŞ`ın dağıtım şirketlerini eksik denetlediği tespiti yapıldığını hatırlatan açıklama şöyle devam etti:

“Elektrik Piyasası Kanunu`nda 25 Kasım 2020 tarihinde yapılan değişiklikle elektrik dağıtım şirketlerinin denetiminin özel şirketler tarafından yapılmasının önü açılmıştı. Bu dönüşüm gerçekleşirse bütün ülkenin akıbeti Isparta gibi olacaktır. Şehir içi elektrik dağıtım şebekesinin neden çöktüğü bağımsız bir çalışma ile araştırılmalıdır. Özel dağıtım şirketinin gerekli önlemleri zamanında alıp almadığı, bakımların zamanında yapılıp yapılmadığı, ilgili kamu kurumları tarafından incelenmelidir ve sonuçları şeffaf bir şekilde kamuoyuna duyurulmalı, ihmali görülen kişi, kurum ve şirketler hakkında en ağır yaptırımlar uygulanmalıdır”.

‘TEİAŞ’ın özelleştirilmesinden vazgeçilsin’

EMO açıklamasında, Isparta elektrik kesintisi olayının, özelleştirilmiş elektrik şebekelerinin bir vaka analizi olarak rapor haline getirilerek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının ilgili birimlerine, EPDK’ya ve Türkiye genelindeki dağıtım şirketlerine iletilmesi gerektiğini kaydeden EMO, TEİAŞ’ın özelleştirilmesinden vazgeçildiğinin de derhal kamuoyuna ilan edilmesi gerektiği vurgulandı.

(Kaynak: Artı Gerçek)

Paylaşın

Enerji Krizi, Türkiye’yi Esir Aldı

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı Kimya Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Ali Uğurlu son günlerde yaşanan enerji kriziyle ilgili bir açıklama yaptı. Uğurlu sorun olarak bir tarafta doğalgaz, elektik ve akaryakıtın fiyatının fahiş seviyelere ulaşmasını gösterdi.

Diğer tarafta ise kesintiler olduğunu belirtti. “Türkiye enerjide ciddi bir kriz ile karşı karşıya” dedi. Uğurlu bu krizin nedeni olaraksa AKP’nin özelleştirme ve piyasalaştırma çabalarını, pahalı imzalanmış doğalgaz anlaşmalarını, fosil yakıtlardaki dışa bağımlılığı, verimlik esasına dayanmayan enerji politikalarını ve yenilenebilir kaynakların yeterince değerlendirilememesini gösterdi.

Hepsinden önemli olarak Türkiye’nin bağımsız bir enerji politikası olmadığını söyleyen Uğurlu “Bunun sonucu sanayide çarklar durdu, halk ısınamıyor, elektrik kullanamıyor ve akaryakıt satın alamıyor” diye konuştu. Türkiye’nin gittikçe derinleşen bir enerji bağımlılığına sürüklendiğini belirten Uğurlu sonrasında şunları söyledi:

“Türkiye gittikçe daha fazla üretim ve daha fazla tüketim sarmalına sokuldu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının verilerine göre 2000’de 80.5 Milyon Ton Eşdeğer Petrol (MTEP) olan enerji talebi 2020’de 147.2 MTEP`e yükseldi. İthal kaynak oranı bu süre içerisinde yüzde 52`den yüzde 70`e çıktı. Enerjinin verimsiz kullanılması, sürekli artan enerji talebi nedeniyle dışarıya bağımlı olan enerji çıkmazında ithal kaynak oranı sürekli artıyor.

“Yaşanan sıkıntıların temel nedeni enerjide yüzde 80 üzerindeki dışa bağımlılıktır. Bu dışa bağımlılığı arttıran nedenlerse enerjinin verimsiz kullanılması, sürekli artan enerji talebi, özelleştirmeler ve yenilenebilir enerji kaynaklarından yeterince yararlanılmamasıdır.

“Son günlerde enerji arzında yaşanan krizin bir nedeni de doğalgaz depolamasının yetersizliğidir. Bu durumun sanayide gaz ve elektrik kesintilerine neden olarak üretimi durduracağı, maliyetleri artıracağı ve zaten çekilmez olan hayat pahalılığını körükleyeceği açıktır.

“Doğalgazın Türkiye`nin birincil enerji arzındaki payı yüzde 27`dir. 2021`in ilk 11 ayında tüketilen elektriğin üçte biri doğalgaz yakıtlı santrallarda üretilmiştir. Ülkemiz doğalgazda yüzde 99 oranında dışa bağımlıdır. Bu nedenle termik santrallarda doğalgazdan elektrik üretilmesinin teknik olarak hiçbir haklı açıklaması yoktur.

“Keza aynı şekilde akaryakıttaki gerçeklik de böyledir. Özellikle ülkenin iyi yönetilememesi sonucu ortaya çıkan ekonomik krizin yarattığı döviz kurlarındaki artış neredeyse gün aşırı akaryakıt fiyatlarına zam olarak yansımaktadır.

“Elektrik enerjisindeki yanlış uygulamalar; kısacası özelleştirmeler ve piyasalaştırmalar ülkemizi en pahalı elektrik tüketen ülkelerden bir haline getirmiştir. YEKDEM destekleri sorunu, yenilenebilir kaynakların özellikle de güneş enerjisi yatırımlarının arzu edilir düzeyde olmayışı, verimliliğin göz ardı edilmesi, Elektrik Üretim A.Ş’nin dağıtım firmalarına çok ucuz elektrik vermesine rağmen bu firmaların elektriğin kilowatını halka dört, beş kat fazlasıyla satması gibi sorunlar elektrik kullanımında sanayiciyi, esnafı ve halkı canından bezdirmiştir.

“Geldiğimiz noktada Türkiye ciddi olarak bir enerji krizi ile karşı karşıya. Mevcut yaklaşım ve politikalarla bu sorunların çözülmesi mümkün değildir. Ülkemizin enerji krizinin köklü çözümü; toplumun çıkarlarını gözeten kamusal planlama ve kamu hizmetini esas alan enerjinin azami ölçüde yenilenebilir kaynaklara dayalı etkin ve verimli temini, iletimi ve dağıtımından geçmektedir.

“Türkiye’nin enerji ihtiyacı, ulusal, toplumsal ve kamusal çıkarlar temelinde bir planlama sistematiğini ve uzun vadeli öngörülerle, düşük maliyetle üretim ve dağıtım yoluyla geniş kesimlerin sürekli ve en ucuz şekilde yararlanmasına olanak verecek bir enerji politikasını gerektirir. Bunun yolu ulusal ve kamucu bir bağımsız enerji politikasının oluşturulmasından geçer.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Isparta Valisi Ömer Seymenoğlu Geçici Olarak Görevden Alındı

Yaşanan elektrik kesintisiyle gündeme gelen Isparta’da Vali Ömer Seymenoğlu’nun, Kovid 19 testinin pozitif çıkması nedeniyle geçici olarak görevden alındığı ve yerine Merkez Valisi Osman Kaymak’ın getirildiği belirtildi.

Haber Merkezi / Osman Kaymak daha önce Tunceli ve Samsun’da valilik yapmış, 2020’deki kararnameyle merkeze çekilmişti. Konuya ilişkin İçişleri Bakanlığı açıklamasında “Uygulama rutin bir uygulama olup görevden alma veya atama söz konusu değildir” ifadelerini kullandı.

Kentte 3 Şubat’ta etkili olan kar ve soğuk hava, yolları kapatırken, iletken tellerin kopması, direklerin yıkılması ve trafo merkezlerinin arızalanması nedeniyle elektrikler kesildi. 500 bin kişiye yakın insanın yaşadığı kente elektrik verilememesi nedeniyle kombiler çalışmadı. Yurttaşlar evlerinde mont ve battaniyeyle ısınıp, mum ve gaz lambasıyla aydınlandı. 1 kişi ise donarak hayatını kaybetti.

Isparta’da 95 köyde, merkezde de 235 noktada hasar tespiti yapıldı. Merkezdeki çalışmaları tamamlayan ekipler, elektrik sıkıntısı yaşanan köylere yönlendirildi. Köylerdeki elektrik kesintilerinin de bugün içinde giderilmesi bekleniyor.

Elektrik kesintisi nedeniyle kent genelinde ısınma konusunda ciddi problemler oluştu. Talepte bulunan yurttaşlar il genelindeki yurtlara yerleştirildi. Isınmaya ve aydınlanmaya yardımcı olması için küçük tüp ve lambalar, telefonlar için de harici şarjlar dağıtıldı. Öte yandan, Isparta’da salı ve çarşamba günleri yeniden kar yağışının etkili olması bekleniyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez dün akşam yaptığı açıklamada kent ve ilçelerin merkezlerinde elektriksiz şebeke kalmadığını açıklamış, ekiplerin kırsal ve köylerdeki çalışmalyarının devam ettiğini duyurmuştu.

Paylaşın