Davutoğlu’ndan ‘Milletvekili Pazarlığı’ İddialarına Yanıt

İktidar kanadından yöneltilen ‘pazarlığa tutuştular’ iddialarına da yanıt veren GP Lideri Davutoğlu, “Öne sürüldüğü gibi ‘milletvekili paylaşımı’ veya ‘cumhurbaşkanlığı adaylığı’ gibi konular ima yoluyla bile gündeme gelmedi. Esas hedef ilkeler temelinde işlevsel bir ittifak arayışı. Bu söylentilere kulak asılmamalı” dedi.

Muhalefetin ‘güçlendirilmiş parlamenter sistem’e geçiş çalışmaları kamuoyuna duyuru aşamasına ulaştı. Altı parti genel başkanının 12 Şubat’ta son halini vereceği düzenlemeye ilişkin Gelecek Partisi Genel Başkanı eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, Karar gazetesine konuştu.

Davutoğlu, çalışmaların daha da ileri taşınarak, ortak siyasetin yapılandırılması ve seçim sonrasında atılacak adımların belirlenmesi için somut zemin inşa edilmesinin gerekli olduğunu kaydetti.

İktidar kanadından yöneltilen ‘pazarlığa tutuştular’ iddialarına da yanıt veren Davutoğlu “Öne sürüldüğü gibi ‘milletvekili paylaşımı’ veya ‘cumhurbaşkanlığı adaylığı’ gibi konular ima yoluyla bile gündeme gelmedi. Esas hedef ilkeler temelinde işlevsel bir ittifak arayışı. Bu söylentilere kulak asılmamalı” vurgusu yaptı. Gelecek Partisi lideri, geçiş sürecinin planlanması için güçlendirilmiş bir ittifak mekanizmasına ihtiyaç olduğunu da belirtti.

Cumhuriyet gazetesinde Selda Güneysu imzalı haberde, Davutoğlu’nun ‘eşit sayıda milletvekili’ talebi olduğu ileri sürülmüştü.

Davutoğlu, altı muhalefet partisi arasında sürdürülen ve kamuoyuna ilan aşamasına gelen ‘parlamenter sisteme geçiş’ konulu çalışmaların daha da ileriye taşınarak ortak siyasetin yapılandırılması ve seçim sonrasında atılacak adımların belirlenmesi için somut bir zemin inşa edilmesinin gerekli olduğunu açıkladı.

Davutoğlu, şimdiden seçim sonrasının geçiş süreci aşamasını planlamak için güçlendirilmiş bir ittifak mekanizmasına ihtiyaç olduğuna dikkat çekerek “Türkiye’de partili sistemin ortaya çıktığı günden bu yana ne kadar siyasi damar varsa hepsinin bir masada buluşarak geleceğin inşasına omuz vermeleri gerekiyor” diye konuştu.

Temel ilkeler ve ortak mekanizmalar çerçevesinde faaliyet gösteren bir ittifak işleyişi konusunda diğer muhalefet parti liderleri ile istişarelerde bulunduğunu belirten Davutoğlu, taraflar arasında karşılıklı bir güven ve saygı ilişkisinin hakim olduğunu ve çalışmaların uyum içerisinde devam ettiğini söyledi.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çalışmalarını tamamlayan CHP, İYİ Parti, Saadet, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nin genel başkanları Kılıçdaroğlu’nun daveti üzerine bir araya gelecek. Liderler, ortak metni kamuoyuna açıklamadan önce 12 Şubat günü çalışma yemeğinde buluşacak.

Paylaşın

HDP’den İhraç Edilince MHP’ye Katıldı

Mardin’in Artuklu ilçesinde yerel seçimlerde HDP’den meclis üyesi seçilen Mehmet Carti’nin, HDP tarafından ‘parti ilke ve prensiplerine uymadığı gerekçesiyle’ ihraç edildikten sonra MHP’ye katıldığı ortaya çıktı.

31 Mart 2019’daki yerel seçimlerde Mardin’in Artuklu İlçesi’nde HDP’den meclis üyesi seçilen Mehmet Carti, 2020 yılının eylül ayında HDP tarafından ihraç edildi.

Medyasocope‘tan Ferit Aslan’ın haberine göre HDP’nin o dönemki yazılı açıklamasında, Carti’nin seçildiği günden ihraç edildiği güne kadar meclis toplantılarına düzenli katılma konusunda eksik davrandığı, sorumluluğunu yerine getiremediği, kendisi ile görüşülmesine rağmen tutumunda ısrarcı olduğu belirtildi.

Açıklamada, Artuklu’ya bağlı Ortaköy Mahallesi’nde yaşanan DEDAŞ protestoları ile birlikte Carti’nin halkın yanında durup çözüm endeksli bir duruş göstermediği belirtilerek, “Mehmet Carti’nin partimizin ilke prensiplerini esas almayan ve halkımızın kendisine verdiği sorumluluğu yerine getirmeyen davranışlarından dolayı partimiz ile olan tüm ilişiği kesilmiştir” denildi.

Mehmet Carti, HDP’den ihraç edilince iki ay kadar bağımsız meclis üyeliğini sürdürdü, ardından MHP’ye katıldı. Carti’nin MHP’ye geçmesi ile Artuklu Belediye Meclisi’nde MHP’nin de bir üyesi olmuş oldu.

Mehmet Carti, Ortaköy’de yaşanan DEDAŞ protestosu sırasında Arap olduğu için HDP’li bazı meclis üyelerinin kendisine yönelik ırkçı söylemlerde bulunduğunu ve HDP’nin bu meclis üyeleri ile ilgili bir işlem yapmadığını ileri sürdü.

Carti, “HDP’nin Kürtleri temsil etmediğini gördüm. Onlar benim parti ile ilişiğimi kesmeseydi ben oradan ayrılacaktım. Başka partilere başvurum olmadı. MHP’ye, devlete en yakın siyaset yapan kurum olarak gördüğüm için oraya katıldım. Benim meclis üyeliğimden istifa etmem için baskı yaptılar. İstifa etseydim yedekteki HDP’li yerime gelecekti. O gelmesin diye istifa etmedim” diye konuştu.

Paylaşın

CHP’li 11 Büyükşehir Belediye Başkanından Dikkat Çeken ‘Bildiri’

Cumhuriyet Halk Partili (CHP) 11 büyükşehir belediye başkanı ortak bir bildiri yayımlayarak “Belediyelerimiz üzerindeki yük taşınabilir olmaktan çıkmıştır” dedi ve hükümeti yerel yönetimlere destek vermeye çağırdı.

Bildiride 11 belediyenin vatandaşa sundukları hizmetleri aksatmama konusunda, çok ciddi mücadeleler verdiği belirtilerek şöyle denildi:

“Hükümet yetkililerini Türkiye’deki bu ekonomik zorluklar sırasında, yerel yönetimleri desteklemeye davet ediyoruz. Mazot, elektrik, doğal gaz, un vesaire gibi maliyetlerin etkisiyle, tüm Türkiye’deki belediyeler, hizmetleri devam ettirme noktasında oldukça zorlanmaktadır. Kentlerimiz için hayati öneme sahip hizmetlerle ilgili ihaleler dahi yapılamayacak noktaya gelmiştir.

Bu durum, ihalelere katılan firmaları da zora düşürmektedir. Bu kapsamda, merkezi hükümetten beklentimiz ve talebimiz; yerel yönetimlere yönelik bazı vergi indirimlerine gidilmesi ve hayati öneme sahip konularda sübvansiyon desteği verilmesidir.

Örneğin; toplu ulaşımda, KDV ve ÖTV istisnası getirilmelidir. Artan enerji maliyetlerini, özellikle raylı sistemler, elektrik ve su gibi giderlerini düşürecek bazı vergi indirimlerine gidilmelidir. Bu ve benzeri seçeneklerin düşünülmesi, Türkiye’deki bütün yerel yönetimler için önemli olacaktır.”

‘Teftişten çekinmiyoruz’

Açıklamada hiçbir belediyenin teftişten çekinmediği belirtilerek “Hiçbir belediyemiz, usulüne uygun her türlü teftiş ve denetime tabi olmaktan asla rahatsızlık duymaz. Ama yapılan bir kısım manipülasyonlar veya uydurma gündemler üzerinden yaklaşımlarla, uygunsuz teftişlere de karşı olduğumuzu vurgulamak zorundayız” ifadelerine yer verildi.

Paylaşın

GP Lideri Davutoğlu ‘Koalisyon Protokolü’ İstiyor

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Millet İttifakı’nın ismine yönelik önerisini dün akşam bir kez daha dile getirdi. Davutoğlu, “Seçim telaşına girmeden elimizde ne varsa ortaya koymalıyız. Millet İttifakı’nın adının değiştirilmesi için konuşuyoruz” dedi.

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün haberine göre; Davutoğlu’nun taleplerini Gelecek Partisi’ne yakın kaynakların yanı sıra diğer muhalefet partilerinin temsilcileriyle değerlendirdi. Edinilen bilgiye göre, Gelecek Partisi, ittifakın esaslarının belirlenmesini ve seçim sonrası sürecin net olarak tarif edilmesini istiyor. Bunun için ise Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme yönelik hazırlanan ortak metin çerçevesinde bir koalisyon protokolü hazırlanması hedefleniyor.

Almanya’daki koalisyon modelleri örnek gösterildi

Almanya’daki başarılı koalisyon modellerini örnek gösteren Gelecek Partisi, “Başarıyı yakalayan bu koalisyonlarda 5 bin sayfalık protokoller yazılıyor. Kurulacak ittifakın da böyle bir protokole ihtiyacı var” diyor. Protokole gerekçe olarak ise, “Partilerin tabanlarına net mesaj ve güvence vermesi gerekiyor. Dolayısıyla kamuoyunun bu birlikteliğin mahiyetini bilmesi gerek” ifadesi dillendiriliyor.

Sürecin tüm ayrıntılarının millete iyi anlatılması gerektiğine işaret eden Gelecek Partisi, 6 parti ile birlikte yapılan çalışmayı “devletin mimarisinin ortaya konulması” olarak tanımlıyor. Gelecek Partisi, önümüzdeki süreçte de devletin nasıl yönetileceğinin belirlenmesi ve bu çerçevede de ilkelerin belirlenmesi gerektiğine vurgu yapıyor. Yine Gelecek Partisi’ne yakın kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Davutoğlu, yakın çevresine “Bu ittifak, Türkiye’nin son fırsatlarından bir tanesi. Bütün nefislerimizi kenara bırakmışız, toplumsal uzlaşı getirmeye çalışıyoruz” diyor.

“Yeniden tasarlama gündemimizde yok”

Diğer muhalefet partilerinin temsilcileri ise, ittifakın yeniden kurgulanmasına yönelik konunun gündemde olmadığı görüşünde. İYİ Parti’li üst düzey bir yetkili, “Başarıyla yürüyen bir ittifak süreci var ve daha da ilerliyor. İttifakın yeniden kurgulanması, tasarlanması gibi bir gündemimiz yok. Biz bu tartışma içerisine girmek istemiyoruz” dedi. Görüşmelerin genel başkanlar düzeyinde ilerlediğine işaret eden yetkili, “Böyle bir durumda nasıl adlandırırsanız adlandırın, ittifakın yeniden şekillenmesi ya da yapılanması gibi bir mesele gündemimizde olmadı” ifadesini kullandı.

“Allah kerim”

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yavuz Ağıralioğlu ise, “İttifakla ilgili bir gelişme olacaksa, bir karar alınacaksa ittifak içerisindeki parti genel başkanları karar alır” dedi. Tartışmaları doğru bulmadığını ifade eden Ağıralioğlu, “Bizim ittifakımız seçimden çıktığımız gibi duruyor” dedi. Ağıralioğlu, “Bundan sonra ittifak süreci nasıl yürüyecek?” sorusunu ise “Allah kerim” sözleriyle yanıtladı.

“Konumuz ittifak değil”

DEVA Partisi Teşkilat İşleri Başkanı Sadullah Ergin de, “Şu anda konumuz ittifak değil” değerlendirmesinde bulundu. Ergin, şöyle devam etti: “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme ilişkin çalışma tamamlandı, sonuçlandı. Bunun paylaşılması ile ilgili çalışma yemeği düzenlenecek. Tabii ki orta ve uzun vadede bir takım konular da gündeme gelecek. Bu süreç, kendi kendine inşa edilecek bir süreç değil.” Cumhurbaşkanının mevcut anayasaya göre seçileceğini hatırlatan Ergin, “Seçim sonrasında da Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçilmesi için bir yol haritasına ihtiyaç var. Şu anda bunları konuşuyoruz. İttifak meselesi şu anda konuşulacak konular değil. Bizim masamızda, gündemimizde böyle bir şey yok” dedi.

“Önemli olan demokrasi ittifakı”

CHP’den üst düzey bir yetkili de “Şu an için önemli olan ortak mutabakat metnimiz hazır” ifadesini kullandı. Ortak metnin bütün genel başkanlar tarafından uygun görüldüğünü ve bir çalışma yemeğinde değerlendirileceğini kaydeden yetkili, “Ortak mutabakat metniyle çok önemli düzenlemeler yapıyoruz. Çok ciddi bir yargı reformu var, üniversiteler ile yerel yönetimlerle ile kamu yönetimi ile ilgili, düzenlemeler var. Bu metin, bir yerde ittifakın yol haritası olacak” diye konuştu. Aynı yetkili, ittifakın adıyla ilgili tartışmayı ise doğru bulmadığını belirtti. Önümüzdeki seçimin ittifakların seçimi olduğuna vurgu yapan yetkili, “Seçmen bu sistemin devam edip etmeyeceğine karar verecek” dedi. CHP’li üst düzey yetkili, ilkeler ve demokrasi ittifakının önemli olduğunu belirterek, “Dolayısıyla şu anda ittifakın adıyla ilgili ne bir gündemimiz var ne de sorunumuz” dedi.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Vaka Sayısı 100 Bin Sınırında

Kovid 19’da son 24 saatte 96 bin 514 yeni vaka tespit edilirken, 236 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Kendinizi korumaya çalışın. Yaşlılara ve kronik hastalara karşı dikkatli olun. Aşınızı yaptırın.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 432 bin 131 test yapılırken, 96 bin 514 yeni vaka tespit edildi. 236 kişi hayatını kaybederken, 83 bin 274 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Günlük Covid-19 Tablosunda yeni vaka sayısına dâhil olmak an meselesi. Hastalığı hafif geçirecek grupta yer aldığınızı düşünseniz de, bilmediğiniz bir tabloyla karşılaşabilirsiniz. Kendinizi korumaya çalışın. Yaşlılara ve kronik hastalara karşı dikkatli olun. Aşınızı yaptırın.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın

Bütün Ülkenin Akıbeti Isparta Gibi Olabilir

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) 47. Dönem Yönetim Kurulu, Isparta’da yaşanan elektrik kesintileri ile ilgili yazılı bir basın açıklaması yaptı. EMO, “Isparta Vakası ve eldeki bilgiler doğrultusunda Türkiye Elektrik İletim AŞ’nin (TEİAŞ) özelleştirilmesinden vazgeçildiği derhal kamuoyuna ilan edilmelidir” çağrısı yaptı.

EMO açıklamasında, iletim hatlarının kar yüküne uygun tasarlanmadığı için hasarlar oluştuğunu; kesintinin sebeplerinin şeffaf bir şekilde incelenmesi ve ihmali görülenler hakkında yaptırım uygulanması gerektiğini bildirdi.

“Isparta; yıl 2022 ve bir kent dondu!” başlığıyla yayımlanan EMO açıklamasında; “Isparta Vakası ve eldeki bilgiler doğrultusunda Türkiye Elektrik İletim AŞ’nin (TEİAŞ) özelleştirilmesinden vazgeçildiği derhal kamuoyuna ilan edilmelidir” denildi.

Isparta’daki durumu “skandal” ifadesiyle tanımlayan EMO’nun açıklamasında, Isparta bölgesinde ağır kış koşullarına uygun enerji nakil hattı tasarımının yapılmadığı belirtilerek, enerji nakil hatlarının ne zaman kimler tarafından nasıl yapıldığı, hatların kontrol ve bakımlarının zamanında ve yeterli düzeyde yapılıp yapılmadığının incelenmesi gerektiği vurgulandı.

Sayıştay raporlarında, TEDAŞ`ın dağıtım şirketlerini eksik denetlediği tespiti yapıldığını hatırlatan açıklama şöyle devam etti:

“Elektrik Piyasası Kanunu`nda 25 Kasım 2020 tarihinde yapılan değişiklikle elektrik dağıtım şirketlerinin denetiminin özel şirketler tarafından yapılmasının önü açılmıştı. Bu dönüşüm gerçekleşirse bütün ülkenin akıbeti Isparta gibi olacaktır. Şehir içi elektrik dağıtım şebekesinin neden çöktüğü bağımsız bir çalışma ile araştırılmalıdır. Özel dağıtım şirketinin gerekli önlemleri zamanında alıp almadığı, bakımların zamanında yapılıp yapılmadığı, ilgili kamu kurumları tarafından incelenmelidir ve sonuçları şeffaf bir şekilde kamuoyuna duyurulmalı, ihmali görülen kişi, kurum ve şirketler hakkında en ağır yaptırımlar uygulanmalıdır”.

‘TEİAŞ’ın özelleştirilmesinden vazgeçilsin’

EMO açıklamasında, Isparta elektrik kesintisi olayının, özelleştirilmiş elektrik şebekelerinin bir vaka analizi olarak rapor haline getirilerek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının ilgili birimlerine, EPDK’ya ve Türkiye genelindeki dağıtım şirketlerine iletilmesi gerektiğini kaydeden EMO, TEİAŞ’ın özelleştirilmesinden vazgeçildiğinin de derhal kamuoyuna ilan edilmesi gerektiği vurgulandı.

(Kaynak: Artı Gerçek)

Paylaşın

Enerji Krizi, Türkiye’yi Esir Aldı

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı Kimya Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Ali Uğurlu son günlerde yaşanan enerji kriziyle ilgili bir açıklama yaptı. Uğurlu sorun olarak bir tarafta doğalgaz, elektik ve akaryakıtın fiyatının fahiş seviyelere ulaşmasını gösterdi.

Diğer tarafta ise kesintiler olduğunu belirtti. “Türkiye enerjide ciddi bir kriz ile karşı karşıya” dedi. Uğurlu bu krizin nedeni olaraksa AKP’nin özelleştirme ve piyasalaştırma çabalarını, pahalı imzalanmış doğalgaz anlaşmalarını, fosil yakıtlardaki dışa bağımlılığı, verimlik esasına dayanmayan enerji politikalarını ve yenilenebilir kaynakların yeterince değerlendirilememesini gösterdi.

Hepsinden önemli olarak Türkiye’nin bağımsız bir enerji politikası olmadığını söyleyen Uğurlu “Bunun sonucu sanayide çarklar durdu, halk ısınamıyor, elektrik kullanamıyor ve akaryakıt satın alamıyor” diye konuştu. Türkiye’nin gittikçe derinleşen bir enerji bağımlılığına sürüklendiğini belirten Uğurlu sonrasında şunları söyledi:

“Türkiye gittikçe daha fazla üretim ve daha fazla tüketim sarmalına sokuldu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının verilerine göre 2000’de 80.5 Milyon Ton Eşdeğer Petrol (MTEP) olan enerji talebi 2020’de 147.2 MTEP`e yükseldi. İthal kaynak oranı bu süre içerisinde yüzde 52`den yüzde 70`e çıktı. Enerjinin verimsiz kullanılması, sürekli artan enerji talebi nedeniyle dışarıya bağımlı olan enerji çıkmazında ithal kaynak oranı sürekli artıyor.

“Yaşanan sıkıntıların temel nedeni enerjide yüzde 80 üzerindeki dışa bağımlılıktır. Bu dışa bağımlılığı arttıran nedenlerse enerjinin verimsiz kullanılması, sürekli artan enerji talebi, özelleştirmeler ve yenilenebilir enerji kaynaklarından yeterince yararlanılmamasıdır.

“Son günlerde enerji arzında yaşanan krizin bir nedeni de doğalgaz depolamasının yetersizliğidir. Bu durumun sanayide gaz ve elektrik kesintilerine neden olarak üretimi durduracağı, maliyetleri artıracağı ve zaten çekilmez olan hayat pahalılığını körükleyeceği açıktır.

“Doğalgazın Türkiye`nin birincil enerji arzındaki payı yüzde 27`dir. 2021`in ilk 11 ayında tüketilen elektriğin üçte biri doğalgaz yakıtlı santrallarda üretilmiştir. Ülkemiz doğalgazda yüzde 99 oranında dışa bağımlıdır. Bu nedenle termik santrallarda doğalgazdan elektrik üretilmesinin teknik olarak hiçbir haklı açıklaması yoktur.

“Keza aynı şekilde akaryakıttaki gerçeklik de böyledir. Özellikle ülkenin iyi yönetilememesi sonucu ortaya çıkan ekonomik krizin yarattığı döviz kurlarındaki artış neredeyse gün aşırı akaryakıt fiyatlarına zam olarak yansımaktadır.

“Elektrik enerjisindeki yanlış uygulamalar; kısacası özelleştirmeler ve piyasalaştırmalar ülkemizi en pahalı elektrik tüketen ülkelerden bir haline getirmiştir. YEKDEM destekleri sorunu, yenilenebilir kaynakların özellikle de güneş enerjisi yatırımlarının arzu edilir düzeyde olmayışı, verimliliğin göz ardı edilmesi, Elektrik Üretim A.Ş’nin dağıtım firmalarına çok ucuz elektrik vermesine rağmen bu firmaların elektriğin kilowatını halka dört, beş kat fazlasıyla satması gibi sorunlar elektrik kullanımında sanayiciyi, esnafı ve halkı canından bezdirmiştir.

“Geldiğimiz noktada Türkiye ciddi olarak bir enerji krizi ile karşı karşıya. Mevcut yaklaşım ve politikalarla bu sorunların çözülmesi mümkün değildir. Ülkemizin enerji krizinin köklü çözümü; toplumun çıkarlarını gözeten kamusal planlama ve kamu hizmetini esas alan enerjinin azami ölçüde yenilenebilir kaynaklara dayalı etkin ve verimli temini, iletimi ve dağıtımından geçmektedir.

“Türkiye’nin enerji ihtiyacı, ulusal, toplumsal ve kamusal çıkarlar temelinde bir planlama sistematiğini ve uzun vadeli öngörülerle, düşük maliyetle üretim ve dağıtım yoluyla geniş kesimlerin sürekli ve en ucuz şekilde yararlanmasına olanak verecek bir enerji politikasını gerektirir. Bunun yolu ulusal ve kamucu bir bağımsız enerji politikasının oluşturulmasından geçer.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Isparta Valisi Ömer Seymenoğlu Geçici Olarak Görevden Alındı

Yaşanan elektrik kesintisiyle gündeme gelen Isparta’da Vali Ömer Seymenoğlu’nun, Kovid 19 testinin pozitif çıkması nedeniyle geçici olarak görevden alındığı ve yerine Merkez Valisi Osman Kaymak’ın getirildiği belirtildi.

Haber Merkezi / Osman Kaymak daha önce Tunceli ve Samsun’da valilik yapmış, 2020’deki kararnameyle merkeze çekilmişti. Konuya ilişkin İçişleri Bakanlığı açıklamasında “Uygulama rutin bir uygulama olup görevden alma veya atama söz konusu değildir” ifadelerini kullandı.

Kentte 3 Şubat’ta etkili olan kar ve soğuk hava, yolları kapatırken, iletken tellerin kopması, direklerin yıkılması ve trafo merkezlerinin arızalanması nedeniyle elektrikler kesildi. 500 bin kişiye yakın insanın yaşadığı kente elektrik verilememesi nedeniyle kombiler çalışmadı. Yurttaşlar evlerinde mont ve battaniyeyle ısınıp, mum ve gaz lambasıyla aydınlandı. 1 kişi ise donarak hayatını kaybetti.

Isparta’da 95 köyde, merkezde de 235 noktada hasar tespiti yapıldı. Merkezdeki çalışmaları tamamlayan ekipler, elektrik sıkıntısı yaşanan köylere yönlendirildi. Köylerdeki elektrik kesintilerinin de bugün içinde giderilmesi bekleniyor.

Elektrik kesintisi nedeniyle kent genelinde ısınma konusunda ciddi problemler oluştu. Talepte bulunan yurttaşlar il genelindeki yurtlara yerleştirildi. Isınmaya ve aydınlanmaya yardımcı olması için küçük tüp ve lambalar, telefonlar için de harici şarjlar dağıtıldı. Öte yandan, Isparta’da salı ve çarşamba günleri yeniden kar yağışının etkili olması bekleniyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez dün akşam yaptığı açıklamada kent ve ilçelerin merkezlerinde elektriksiz şebeke kalmadığını açıklamış, ekiplerin kırsal ve köylerdeki çalışmalyarının devam ettiğini duyurmuştu.

Paylaşın

Ahmet Şık: Sistemin Sigortası Üçüncü İttifak

Sedat Peker’in iddialarıyla ilgili Türkiye İşçi Partisi Araştırma Raporu’nun yer aldığı ‘Duvar’ kitabının imza günleri devam ediyor. Türkiye İşçi Partisi yayınlarından çıkan kitabın yazarları arasında Ahmet Şık’ın yanı sıra Bahadır Özgür, Ertuğrul Mavioğlu, Hakkı Özdal ve Timur Soykan da bulunuyor.

Duvar kitabının imza günü İzmit Yunus Emre Kültür Merkezi’nde yapıldı. Söyleşi bölümünde muhtemel bir erken seçim öncesi ittifakların alacağı konumdan bahseden TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, sistemin sigortasının üçüncü ittifak olacağını söyledi.

Ahmet Şık,“ Cumhurbaşkanının altına atanacak olan isimlerin Türkiye’nin bütün renkliliğini temsil edecek şekilde bütün farklılıkları gözeterek cumhurbaşkanı yardımcılarının atanması gerektiğini düşünüyoruz. Bir sivil anayasanın acilen yapılıp toplumun tartışmasına açılması gerekiyor. Bunun üzerine kurulacak olan adayın mevcut adayları alaşağı edeceği bir düzen bu. Bu ittifak zemininde anlaşacağım ortak aday her kim olacaksa Türkiye İşçi Partisi Olarak destek vereceğiz. En az sizler kadar bizler de bu ağır karanlığın son bulmasını istiyoruz. Seçimde iki oy kullanacağız. Bu durumda sistemin sigortası olacak ittifaklarının adayının cumhurbaşkanı seçileceğini düşünürsek ve de dengeyi sağlayacak unsurun da meclis olacağını düşünürsek işte o gün sistemin sigortası olan üçüncü ittifaka oy verilecek” dedi.

Çağdaş Kocaeli’den Ahmet Sancar Kızılkaya’nın aktardığına göre, “Cumhurbaşkanının ortaklaştığı noktada oyunuzu oraya verirsiniz ama parlamenter dağılımda oyunuz kesinlikle üçüncü ittifaktan yana olmalıdır” ifadelerini kullanan Ahmet Şık şöyle devam etti:

Ne kadar sayı yüksek tutulursa ülke o kadar hızlı normalleşir. Çaresiz değiliz. Bu işin sağı solu var. Bizim bu sağcılıktan kurtulmamız lazım. Bu ülkenin kurtuluşu solculuktan geçiyor. Bir düşmanlaştırma meselesinden bahsetmiyorum sakın böyle anlaşılmasın. Benim hayalini kurduğum Türkiye’de hepimize yer var. Kimsenin etnisitesi nedeniyle öldürülmediği, tutuklanmadığı, inancı ya da inançsızlığı nedeniyle ötelenmediği bir ülke bu. Bu ülkenin bütün temel hakları ve özgürlüklerine dair bütün kazanımları hepsi solcuların mücadelesi ile elde edilmiştir. Bana tek bir örnek veremezsiniz sağcılar mücadele etmiş, direnmiştir ve o hakları elde etmiştir diye. Bana tek bir örnek verin adımı değiştireceğim. Sakın başörtüsü demeyin. Çünkü orada bir mücadele yoktu. Tamamen dini yoksula hediye ederek hırsızlık yapmaya devam eden bir sistem vardı.

“Çocuklarınıza borcunuzdur”

İçinizde CHP’li ya da İYİ Partili ya da Millet İttifakının başka bileşenlerinin mensubu olabilirsiniz. Onların seçmeni olabilirsiniz. Ama size açık yüreklilikle şunu söyleyeceğim. Kusura bakmayın. Hiçbir şekilde Millet İttifakı’na oy veremezsiniz. Vermemelisiniz. Verirseniz çocuğunuzun önünde kafanızı eğmek zorunda kalacaksanız. Bakın bu kadar net söylüyorum. 100 yıllık Cumhuriyet tarihi bize bunu gösterdi. Ülkenin kadim sorunlarının çözümüne dair bize fikir verdi. Millet İttifakı diyerek hedef göstermek istemiyorum. Mevzumuz faşizmin yıkılması mı faşizmin sarayının yıkılması mı? Saray yıkılır da faşizm kalırsa sopayı tutacak elin değişimi dışında hiçbir şey olmayacak. Tam da bu nedenle halkın sigortası olacak vekillere ve partilere sahip üçüncü ittifaka oy vermeniz çocuklarınıza borcunuzdur.

Buradan bahsetmiyorum tenzih ederek söylüyorum ama yurttaşlara soruyorum muhalefet belediyelerinin sınırları içerisinde yolsuzluk yapılmadığını söyleyebilir misiniz? Samimiyetle söylüyorum, bugüne kadar tek bir kişi hayır yapılmadı diyemiyor. Aynı soruyu kendi belediyeleriniz için sorun. Buradaki belediye başkanını suçlamak için bunu söylemiyorum. Türkiye’nin her yerindeki insanlar bunu sormalı. Ben hırsızın hangi partinin mensubu olduğu ile ilgilenmiyorum. Ben hırsız olmayandan yanayım. Hırsız olmayanın tercih edilmesini istiyorum. Çünkü hırsızlık yapmıyor ise bilin ki bu ülkede demokrasi kurumlarının yerleşmesi için mücadele edecek. ”

Paylaşın

İllere Göre Haftalık Vaka Sayısı Açıklandı: En Yüksek Artış Kırklareli’nde

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından vaka yoğunluğu bir önceki haftaya göre en çok artan 10 ilin Elazığ, Uşak, Iğdır, Tokat, Kırklareli, Rize, Kırıkkale, Isparta, Bayburt, Manisa olduğunu açıkladı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 22-28 Ocak tarihleri arasında illere göre vaka sayılarını açıkladı.

100 bin kişide görülen Kovid 19 vaka sayısı 15-21 Ocak haftasına kıyasla İstanbul’da 1245,73’ten 889,58’e düşerken, Ankara’da 725,62’den 1003,30’a, İzmir’de ise 729,81’den 961,57’ye yükseldi.

Vaka yoğunluğu 22-28 Ocak tarihleri arasında en çok artan 10 il Elazığ, Uşak, Iğdır, Tokat, Kırklareli, Rize, Kırıkkale, Isparta, Bayburt, Manisa oldu.

Bakan Koca’nın paylaştığı verilere göre 15-21 Ocak arasında vaka yoğunluğu bir önceki haftaya göre en çok Erzurum, Bursa, Çankırı, Yalova, Erzincan, Uşak, Batman, Elazığ, Siirt, Bayburt’ta artmıştı.

Bir önceki hafta vaka yoğunluğuna göre en çok artış Bingöl, İstanbul, Bolu, Rize, Kocaeli, Erzurum, Ankara, Bilecik, Tunceli ve Trabzon olmuştu.

Paylaşın