Sedef Kabaş Hakkında İstenen Ceza Belli Oldu

Tutuklu gazeteci Sedef Kabaş hakkında iddianame hazırlandı. Buna göre Kabaş hakkında “Zincirleme şekilde Cumhurbaşkanına hakaret ettiği” gerekçesiyle 7 yıla kadar hapis talep edildi.

7 yıla kadar hapis talebine ek olarak Sedef Kabaş hakkında bakanlar İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’na yönelik sözleri nedeniyle “Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” suçlamasıyla toplam 4 yıl 8 aya kadar hapsi istendi.

İddianamede, Sedef Kabaş hakkında savcılıkça re’sen soruşturma başlatıldığı kaydedildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatları tarafından da şikayet dilekçesi verildiği belirtilen iddianamede, CİMER aracılığıyla ve savcılığa dilekçe sunularak da “pek çok şikayette bulunulduğu, bu şikayetlerin aynı mahiyette olması nedeniyle birleştirildiği” anlatıldı.

Sedef Kabaş’ın “televizyondaki Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik tahkir içeren ifadelerini, Twitter hesabı üzerinden de yinelediği” belirtilip, “şüphelinin alenen müştekinin kişilik haklarına saldırmayı alışkanlık haline getirdiği, müştekinin şeref, onur ve haysiyetine yönelik ağır ifadeleri tekrar tekrar kullanarak suç işleme yönündeki iradesini yinelediği” belirtilerek, “yapılan suç duyurusuna karşılık açılan soruşturmanın da suçun aynı olması nedeniyle” birleştirildiği belirtildi.

Sedef Kabaş’ın programda yaptığı konuşmasının dökümüne yer verilen iddianamede, polis ifadesinde “hakaret kastının olmadığını, canlı yayında sarf etmiş olduğu bir atasözü olduğunu, bir durumu anlatmak için kullandığını, anlamı güçlendirmek için kullandığı bir metafor olduğunu, Cumhurbaşkanı dahil kimseyi kastetmediğini” diyerek suçlamayı reddettiği vurgulandı.

Paylaşın

Türkiye Barolar Birliği, Elektrik Zamlarına Karşı Dava Açtı

Türkiye Barolar Birliği (TBB), elektrik faturalarındaki fahiş zamlara karşı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun kararlarının iptali için dava açtı. TBB, elektriğin kamu yararına uygun bir şekilde tüketiciye sunulması gerektiğini belirtti.

Türkiye Barolar Birliği (TBB), konuya ilişkin açıklamada şu ifadeleri kullandı; “Elektrik, ticari bir mal değil, kamusal ve toplumsal bir hizmettir ve bu sebeple de yaşam ve tüketici hakkı olarak kamu yararına uygun şekilde tüketiciye sunulmalıdır. Elektrik Piyasası Kanunu’nun 1. maddesi ile Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 1. maddesine göre; elektriğin tüketicilere ve topluma yeterli, kaliteli, sürekli, çevreye uyumlu şekilde ve düşük maliyetli verilmesi gerekmektedir.

Bu durum, aynı zamanda sosyal hukuk devletinin de gereğidir. Anayasa’ya, mevzuata, evrensel tüketici haklarına, kamu yararına ve sosyal devlet anlayışına tamamen aykırı, fahiş elektrik zamları getiren Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararlarının yürütmesinin durdurulması ve iptali amacıyla Türkiye Barolar Birliği tarafından iptal davası açılmıştır. Kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.”

Elektrik Piyasası Kanunu MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin yapılmasının sağlanmasıdır.

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Can Kaybı 250’yi Aştı

Kovid 19’da son 24 saatte 95 bin 065 yeni vaka tespit edilirken, 253 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Hatırlatma dozu aşısını yaptırmayanlar yerli aşımıza güvensin. Hastalık hafif atlatılıyor düşüncesiyle risk almayalım.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 458 bin 142 test yapılırken, 95 bin 065 yeni vaka tespit edildi. 253 kişi hayatını kaybederken, 85 bin 758 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; TURKOVAC, Şehir Hastaneleri, Eğitim ve Araştırma Hastaneleri başta olmak üzere 81 ilimize ulaştırılmış durumda. Turkovac’ı bekleyenler zaman kaybetmesin. Hatırlatma dozu aşısını yaptırmayanlar yerli aşımıza güvensin. Hastalık hafif atlatılıyor düşüncesiyle risk almayalım.

18 yaş ve üzeri nüfusun aşılanması verilerinde 1’inci doz Türkiye ortalaması yüzde 92.72, 2’nci doz ortalaması yüzde 84.75 olarak ölçüldü. Ayrıca, 1’inci dozda 57 milyon 553 bin 305, 2’nci dozda 52 milyon 606 bin 514 ve 3’üncü dozda 26 milyon 92 bin 490 olmak üzere toplam 143 milyon 845 bin 934 aşı uygulandı.

En az 2 doz aşı olan kişi sayısının en yüksek olduğu iller; Osmaniye, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa olurken, 2 doz aşı yapılan kişi sayısının en düşük olduğu iller ise Şanlıurfa, Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ oldu.

Paylaşın

Başkanlık Sistemi Dönüp Erdoğan Ve Bahçeli’yi Vurabilir

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeniden seçilmezse, yerine gelecek olan oyunu aynen onun koyduğu kurallarla oynamaya devam edecek. Yani Bahçeli’nin deyişiyle Türk Tipi Başkanlık sistemi dönüp Erdoğan ve Bahçeli’yi vurabilir.”

Gazeteci yazar Murat Yetkin, DEVA Partisi Ali Babacan’ın muhalefet blokunun iktidara gelmesi halinde Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemini (CHS) değiştirmek için acele etmemesi gerektiği açıklamasına ilişkin olarak, “Cumhur İttifakı’nın aklına getirmek, telaffuz etmek istemediği endişesini açığa çıkardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeniden seçilmezse, yerine gelecek olan oyunu aynen onun koyduğu kurallarla oynamaya devam edecek. Yani Bahçeli’nin deyişiyle Türk Tipi Başkanlık sistemi dönüp Erdoğan ve Bahçeli’yi vurabilir.” düşüncesini dile getirdi.

Murat Yetkin yazısın devamında, “Ekonomiyi sarsmadan toparlamak için de ülkeyi yeniden bir seçim yorgunluğuna sürüklemeyelim diyor Babacan. Beş yıllık bir geçiş süreci için de, gerekirse koaosiyon protokolüne dönüşecek bir yol haritası öneriyor.

Sanırım liderlerin Çankaya toplantısında sistemi değiştirmek için üzerinde anlaşılan anayasa taslağı kadar bu yol haritası konusu da tartışılacak. Erdoğan ve Bahçeli’nin güçlü iktidar rüyaları olan Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi kabuslarına dönüşebilir.” ifadesini kullandı.

Paylaşın

Gözler Muhalefet Liderlerinin Bir Araya Geleceği Çalışma Yemeğine Çevrildi

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçişin yol haritasını belirlemek üzere bir süredir ortak metin çalışması yürüten CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi’nin genel başkanları, Cumartesi günü düzenlenecek çalışma yemeğinde ilk kez bir araya geliyor.

Toplantıda ortak metnin yanı sıra Millet İttifakı’nın genişleyip genişlemeyeceği konusunun da gündeme gelmesi beklenirken, Ankara kulislerinde toplantı için “İttifakın ilk provası” yorumları yapılıyor.

Edinilen bilgiye göre genel başkanlar Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener, Temel Karamollaoğlu, Gültekin Uysal, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan, ortak metin üzerine son bir kez görüş ve önerilerini dile getirecek. Karşılıklı görüş alışverişinin ardından yönetici özetinin yer alacağı ortak metnin imzalanmasına yönelik bir yol haritası belirlenecek.

‘Ön şart, kırmızı çizgi yok’

Altı siyasi parti liderinin aynı masa etrafında bir araya gelmesi, Türkiye siyasetinde sık tanık olunan bir durum değil. O nedenle de bu buluşma, tüm katılımcılar tarafından “çok kıymetli” sözleriyle ifade ediliyor.

Kulislere yansıyan bilgilere göre buluşma masasına, seçim öncesi ve sonrası sürecinin nasıl planlanacağı, ittifakın genişleyip genişlemeyeceği dahil, seçim iş birliğine ilişkin hemen her konu gündeme gelebilir.

Bu kapsamda Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun bir süre önce Kılıçdaroğlu ve Akşener’le ikili görüşmeler yaparak “Millet İttifakı’nın adının ve yapısının değiştirilmesi” önerisinin de gündeme gelmesi olası görülüyor.

İYİ Parti’nin “marka değeri” olduğunu belirttiği Millet İttifakı’nın isminin değiştirilmesine sıcak bakmadığı biliniyor.

CHP kurmayları ise liderler buluşmasında her şeyin konuşulabileceğine dikkat çekerek “Kategorik olarak ‘şunu konuşmayız, şu konuları ele alabiliriz’ gibi bir ön şartımız, kırmızı çizgimiz yok. Farklı siyasi geleneklerden gelen partilerin bir araya gelmesi son derece kıymetli. Sayın Davutoğlu da önerisini gündeme getirebilir, kabul görür, görmez o ayrı bir şey” görüşünü dile getiriyor.

Ancak ittifakın yapısının nasıl olacağının konuşulması için öncelikle tarafların “ittifaka katılma konusunda irade beyanı” ortaya koyması gerektiği vurgulanarak “Aynı masada oturduğumuza göre yarın öbür gün beraber yol yürüyebiliriz, fikir kafalarda oluştuysa bunlar konuşulabilir. Kabul görür, görmez, onu bilemeyiz ama konuşulur. Siyasi perspektifimize uygun her konu o masada konuşulur” değerlendirmesi yapılıyor.

Görüşmelerin devamı gelebilir

Liderlerin bu ilk buluşmasının ardından devamının da geleceği ifade ediliyor. İttifakın nasıl genişleyeceği, seçim öncesi ve sonrası sürecin planlanmasının yanı sıra en kritik konulardan olan muhalefetin cumhurbaşkanı adayının nasıl belirleneceği konusunda görüş alışverişinde bulunulabileceği ifade ediliyor.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun muhalefetin cumhurbaşkanı adayı olma konusunda istekli olduğu uzun süredir konuşuluyor. Ancak ilk toplantıda kimin aday olacağı gibi kritik bir konuya girilmesi beklenmiyor, adayın kim olacağının ancak seçim sürecine girildiğinde netleşeceğine dikkat çekiliyor.

(Kaynak: DW Türkçe, BBC Türkçe)

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan Faturalarla İlgili Bir Çağrı Daha

Daha önce yaptığı açıklama ile elektrik zamlarının geri alınması çağrısı yapan CHP lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından konuyla ilgili yeni bir açıklama yaptı. Kılıçdaroğlu, açıklamasında, “Bu hatadan ivedilikle dönülsün. Dönülmez ise diğer adımları da atacağım!” dedi.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek elektrik zamlarının geri alınmasını, geri alınmazsa elektrik faturasını ödemeyeceği çıkışını yapmıştı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından konuyla ilgili yeni bir açıklama yaptı. Kılıçdaroğlu, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in açıklamalarını alıntılayarak, “Bu konuda uyarımı aylar önce yapmıştım. Bu konuyla ilgili ilk adımımdır. Bu hatadan ivedilikle dönülsün. Dönülmez ise diğer adımları da atacağım!” dedi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, daha önce yayımladığı videoda şu ifadeleri kullanmıştı; “Bu akşam uzun zamandır dile getirdiğim saraya fon oluştur diye defalarca çağrı yaptığım Karakış şartları ve elektrik faturalarıyla ilgili bazı ivedi çözümleri sizlerle paylaşacağım.

Çok zor zamanlardan geçtiğinizi pekala biliyorum. Sevgili yurttaşlarım durumun buraya gelmemesi için bu vurdumduymazlara aylarca seslendim. Bu saraylılar temel bir insan hakkı olan haysiyet hakkını ve insana yaraşır bir yaşam hakkını sizlere tanımıyor.

Saraylılar zengin hayatın tadını çıkarırken milyonlarca insan dayanılmaz bir şekilde artan yoksulluk ve geçim sıkıntısına tahammül etmek zorunda bırakılıyor. Aylardır bugünlerin kapıda olduğunu her fırsatta söyledim. Her fırsatta kara kış çağrısı yaptım. Adım adım ne yapılması gerektiğini anlattım. Dinlemediler dinlemediler. Geldik fırtınanın gözüne.

Öncelikle neden bunlar başımıza geliyor. Onu bir netleştirmek istiyorum. Sonra da acil önlemleri kanamayı durduracak adımları açıklayacağım. Tüm bu durumların kökeninde aynı hikaye yatıyor. Elektrik özelleştirmelerine de bakacak olursanız çok tanıdık isimleri orada da görürsünüz. 5’li çeteyi oraya da soktu Erdoğan. O çete ne yaptı, soydu süpürdü. Bu soygun biraz uzun hikaye. Ama çok isterlerse onu da anlatırız.

Soru şu: Ne yapılıyor bu paralarla. Son videomda on binlerce trollden bahsettim. Finanse edilen yandaş medyadan bahsettim. Eğitim vakfı yapılı maskeli parelel yapılardan bahsettim. Saraylı hayatından bahsettim. İşte bu paralar sizin cebinizden ödeniyor sevgili halkım.

Eskiden de öyleydi ama şimdi tek bir farkla. Elinizdekini avucunuzdakini artık çok hızlı bir şekilde almak zorundalar. Bundan dolayı bu kadar agresif bir biçimde üstünüze geliyorlar. Kasa ekside. Erdoğan 31 Aralık’ta imzaladığı zamları geri çekinceye kadar ben hiçbir elektrik faturamı ödemeyeceğim.

Paylaşın

Karamollaoğlu İktidara Sert Sözlerle Yüklendi: En Büyük Fırsatçı…

Haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan SP Lideri Karamollaoğlu, iktidara yüklenerek, “Bilinmelidir ki bu ülkedeki en büyük fırsatçı maalesef bugünkü iktidarın kendisidir” ifadelerini kullandı.

Haber Kaos / Karamollaoğlu, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmenin devamında, “İktidar 2053 değil, 2022 yılı Türkiye’sini düzeltmeye çalışmalıdır. Hedefler hep uzaklaşıyor. Ya mübarekler, bir de gelin 2022 deyin! Bunu telaffuz edemiyorlar. Türkiye’yi maalesef adeta kobay gibi kullanıyorlar, yani deneme tahtası gibi” dedi.

SP Lideri Karamollaoğlu, “Krizle mücadele etmesi gerekenler hâlâ krizi değil, algıyı değiştirebilmek için çaba sarf ediyorlar. Problemin en büyüğü de burada. Problemi çözmeye değil, algıyı değiştirmek için “O kadar da kötü değiliz.” dedirtmek için bir çabanın içindeler” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun haftalık basın toplantısında yaptığı konuşma, partisinin resmi sosyal medya hesabından paylaşıldı. Karamollaoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Krizle mücadele etmesi gerekenler hâlâ krizi değil, algıyı değiştirebilmek için çaba sarf ediyorlar. Problemin en büyüğü de burada. Problemi çözmeye değil, algıyı değiştirmek için “O kadar da kötü değiliz.” dedirtmek için bir çabanın içindeler. Onun için Isparta’nın faturasını valiye, enflasyonun faturasını da TÜİK’e yükleyerek bu işin altından kimse kalkamaz!

Fırıncılara ekmek zamlarını yasaklayarak bugünkü ekonomideki bozukluğu değiştirmek veya zamların önünü kesmek kesinlikle mümkün değil. Siz elektriğe üç ayda %150 zam yapacaksınız, üretim maliyetlerini üç ayda üç katına çıkaracaksınız; sonra çıkıp fırıncıyı, pazarcıyı, marketçiyi “fırsatçı” olarak suçlayacaksınız! Bu kabul edilemez.”

“Güya 6 ay sonra bu ekonomik modelin başarısını görecekmişiz”

“Bilinmelidir ki bu ülkedeki en büyük fırsatçı maalesef bugünkü iktidarın kendisidir. İktidar 2053 değil, 2022 yılı Türkiye’sini düzeltmeye çalışmalıdır. Hedefler hep uzaklaşıyor. Ya mübarekler, bir de gelin 2022 deyin! Bunu telaffuz edemiyorlar. Türkiye’yi maalesef adeta kobay gibi kullanıyorlar, yani deneme tahtası gibi.

Bulunla da meseleler düzelmez. Güya 6 ay sonra bu ekonomik modelin başarısını görecekmişiz, enflasyon düşecekmiş; 4 ay geçti, düşen enflasyon olmadı ama vatandaşın alım gücü düştü. Düşen enflasyon değil; insanların gözündeki maalesef umut ışığı oldu. Bu da hepimizi üzüyor.”

Paylaşın

YSK’dan ‘Erdoğan Aday Olabilir Mi?’ Sorusuna Dikkat Çeken Yanıt

2014’te ‘parlamenter sistem’ ve 2018 yılında ise ‘başkanlık sistemi’ne göre halk oyuyla cumhurbaşkanı seçilen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın üçüncü kez aday olup olmayacağı tartışmaları sürüyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Mustafa Şentop da Erdoğan’ın adaylığına ilişkin tartışmalar hakkında “Cumhurbaşkanı’nın üçüncü kez değil, ikinci kez adaylığı söz konusu. Bu konu hukuki bir konu, hukuki bir tartışma yapmak lazım. Bunu gündeme getiren arkadaşlar, milletvekilleri, boylarını aşan sularda yüzüyorlar. Bu, hukukçuların yapacağı bir tartışma” ifadesini kullanmıştı.

Ancak Yüksek Seçim Kurulu’nun bir yurttaşa verdiği yanıt, hızlıca gündeme yerleşti.

Cumhuriyet’ten Deniz Ogan’ın haberine göre, bir yurttaş, CİMER (T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi) aracılığıyla Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) Erdoğan’ın adaylığı hakkında başvuruda bulundu.

‘Cumhurbaşkanı seçimi ile ilgili adaylık şartları ve yeterlilik’ konulu başvuruda; “Sayın Erdoğan nasıl aday olabilir? Erken seçim olacaksa en geç normal seçimden ne kadar önce TBMM’nin seçim kararı alması gerekir?

Sayın Erdoğan’ın diplomasıyla ilgili süreci basından takip ediyorum. HKP mahkeme süreci devam ediyor. Size iletilen diploma aslı ile ilgili gerçeği görmeden işlem yaptığı Noterler Birliği tarafından kusurlu bulunmuştur.

İleride ülkenin yurt dışı ve yurt içi tüm kararlarına imza atacak ve ciddi yaptırımlar ile vatana geri dönülemez kaosa yol açacak. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz? Ekstra neler talep edebilirsiniz?

Anayasa ilgili maddeleri gereğince, yukarıdaki konu ve sorular ile ilgili vatandaşlık görevi kapsamında gerekli cevapları tarafıma cevaplanmasını saygılarımla arz ederim” ifadeleri kullanıldı.

Dikkat çeken yanıt

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) ise konuyla ilgili yurttaşın başvurusuna cevap verdi ve Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nu işaret etti.

6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçim Kanunu’nun ‘Seçim dönemi, seçim döneminin başlangıcı ve seçimlerin tamamlanması’ başlıklı 3. maddesinde “Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir. Ancak Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi hâlinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir” ifadeleri yer alıyor.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Vaka Sayısı 100 Bine Dayandı

Kovid 19’da son 24 saatte 98 bin 602 yeni vaka tespit edilirken, 264 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Artık hatırlatma dozu da gerekli olduğu halde! Daha fazla risk almayalım.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 450 bin 044 test yapılırken, 98 bin 602 yeni vaka tespit edildi. 264 kişi hayatını kaybederken, 87 bin 932 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Şanlıurfa, Diyarbakır, Batman, Siirt, Bingöl, Muş, Gaziantep, Mardin, Şırnak, Bitlis, Ağrı, Iğdır, Erzurum, Bayburt, Elazığ, Gümüşhane, Aksaray illerimizde ikinci doz oranları halen düşük. Artık hatırlatma dozu da gerekli olduğu halde! Daha fazla risk almayalım.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: 2001 Krizinden Daha Vahim Bir Tablo

Partisinin Kalkınma Kongresi’nde konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “Tüm bu olumsuz tablonun temelleri Ak Parti iktidarının daha ilk yıllarından itibaren atıldı. Ve bugün ülkemizde, 2001 krizinden daha vahim bir tablo oluştu” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Kalkınma Kongresi’nde yaptığı konuşmada, ekonomik duruma ve etkilerine değindi.

Türkiye’nin ekonomik istikrarsızlığı daha fazla taşıyamayacağını belirten Akşener, “Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin tetiklediği ve tarihe, “Erdoğan Krizi” olarak geçecek olan bu devlet krizini, Türkiye daha fazla taşıyamaz” dedi.

İyi Parti Lideri Akşener, ekonomik duruma dair şunları söyledi:

“Berbat politikalar, kötü beklenti yönetimi ve içine hapsedildiğimiz, kur-enflasyon sarmalı içerisinde maalesef bugün ülkemiz dünyada en yüksek enflasyona sahip beş ülkeden biri oldu.

Sadece son 4 ay içerisinde, Türk Lirası değerinin yarısını kaybetti. Değersizleşen Türk Lirası, dış ticaret açığımızı son 10 yılın en yüksek seviyesine çıkardı. Ticaret haddimiz, tarihimizin en düşük seviyesine indi. Artık aynı miktarda mal ithal etmek için daha fazla ihracat yapmak zorunda kalıyoruz.

Bu ekonomik kriz ortamında Merkez Bankası o kadar itibarsızlaştırıldı ki politika faiziyle, piyasa faizleri arasındaki bağ tamamen koptu.

Hatta, Hazine ve Maliye Bakanı yurtdışındaki yatırımcılarla yapacağı toplantılara Merkez Bankası yetkililerini dahil bile etmedi.

Planlama ve risk analizi kavramlarına düşman bu yönetim anlayışı nedeniyle sanayicilerimiz günlerce elektriksiz ve doğalgazsız kaldı.

“Asgari ücret açlık sınırının altında kaldı”

Uygulanan akıl dışı politikalarla özel sektör, istihdam sağlayamaz oldu. Kayıt dışı istihdam artarken arkadaşların yaptıkları zamla böbürlendiği asgari ücret daha birinci ayın sonunda, açlık sınırının altında kaldı.

Bugün maalesef karşımızda asgari ücrette eşitlenen bir Türkiye var, istikrarsız ve geleceği belirsiz bir Türkiye var, yoksulluğa ve eşitsizliğe hapsedilen bir Türkiye var.

Bugün maalesef karşımızda Isparta’da kara kışta, 4 gün boyunca adeta donmaya terkedilen insanlarımız, ikinci bir kira haline gelen elektrik ve doğalgaz faturalarıyla, adeta haraca bağlanan iflasın eşiğindeki esnaflarımız, yağmurda çamurda, ekmek kuyruklarına mahkum edilen bir büyük millet var…

“2003-2020 arasında büyüme düştü”

İçerisinde bulunduğumuz bu ekonomik enkazın tek sebebi, yalnızca son dönemde izlenen politikalar da değil.

2003-2020 arasındaki dönemde yani Ak Parti’nin devri iktidarında küresel likidite bolluğuna ve düşük faiz ortamına rağmen Türkiye maalesef, dikkate değer bir büyüme hikâyesi yazamadı.

Mesela 1981-2002 arasında ülkemiz diğer gelişmekte olan ülkelere göre, yılda ortalama yüzde 2,1 daha fazla büyürken, bu fark 2003-2020 arasında, yüzde 1’in altına indi.

Tüm bu olumsuz tablonun temelleri Ak Parti iktidarının daha ilk yıllarından itibaren atıldı. Ve bugün ülkemizde, 2001 krizinden daha vahim bir tablo oluştu.”

Paylaşın