Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Can Kaybı 270’e Dayandı

Kovid 19’da son 24 saatte 108 bin 563 yeni vaka tespit edilirken, 266 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Hastalığı daha ağır geçirenler yaşlılarımızla kronik hastalığı olanlar. Çözüm tedbir ve aşı.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 452 bin 363 test yapılırken, 108 bin 563 yeni vaka tespit edildi. 266 kişi hayatını kaybederken, 88 bin 647 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Omicron’un ilk etkileyip, yayılım gösterdiği şehirlerde vaka sayıları ciddi düşüş gösteriyor. Diğer şehirlerimizde de durumun benzer şekilde seyretmesi bekleniyor. Yine aynı şekilde, hastalığı daha ağır geçirenler yaşlılarımızla kronik hastalığı olanlar. Çözüm tedbir ve aşı.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın

Babacan’dan ‘Erdoğan’ın Adaylığı’ Yorumu: Anayasa’da Bir Hüküm Var

Erdoğan’ın 3. dönem adaylık tartışmasıyla ilgili açıklamada bulunan Ali Babacan, “Hukukçuların kahir ekseriyeti Cumhurbaşkanı’nın şu anda ikinci döneminde olduğunu söylüyor. Anayasa’da bir hüküm var: Cumhurbaşkanının ikinci döneminde eğer meclis seçim kararı alırsa, bir dönem daha hak oluşuyor. Örneğin Mayıs 2023’te yapılacak bir seçim bile teknik gerekliliği yerine getirebilir.” dedi.

Haber Merkezi / Babacan, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Bu konuda bir hukuk tartışması olabilir ama siyasi perspektiften baktığımızda, sayın Erdoğan’ın bir kere daha cumhurbaşkanı olmasını engelleyecek olan vatandaşlarımızdır, seçmendir. Vatandaşımız ‘Bu senin son dönemin, müsait bir yerde iniyorsun’ diyecektir.” ifadelerini kullandı.

Babacan 12 Şubat Cumartesi günü, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun çağrısıyla yapılacak 6 liderin katılacağı yemekle ilgili, “Cumartesi günkü toplantı şu anda güçlendirilmiş parlamenter sistem çalışmalarımızın gelmiş olduğu noktanın bir teyidi ve bundan sonraki sürecin istişaresi ile ilgili bir toplantı olacak. Umarız ki verimli olur, ülkemiz için hayırlı sonuçlar doğurur” dedi.

Sağlık çalışanlarının dün gerçekleştirdiği iş bırakma eylemine değinen Babacan, hekimlerin yurtdışına gitmesi için Sağlık Bakanlığı’ndan alması gereken ‘iyi hal belgesi’ istatistiklerini yayınladı. Geçen sene 1405, bu ilk ayında ise 197 hekimin bu belgeyi aldığını söyledi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan partisinin genel merkezinde düzenlenen haftalık değerlendirme toplantısında konuştu. Babacan özetle şu ifadeleri kullandı:

“Resmen ‘hekimler göçü’ yaşıyoruz. Kendi ellerimizle yetiştirdiğimiz insan gücümüzü, kendi çocuklarımızı Amerika’ya, Avrupa’ya bedavadan hediye ediyoruz. Çünkü Türkiye’de liyakate, başarıya, emeğe değer verilmiyor. Hak ve özgürlüklerin esamisi okunmuyor. İktidardaki otoriter ortaklık, bu ülkenin insanlarına, kaliteli bir yaşam ve insanca çalışma imkânı tanımıyor.

Krizlerin ortağı ikide bir Türk Tabipleri Birliği’nin kapatılmasını istiyor. Ağzından şimdiye kadar bu ülkeye hayrı dokunacak tek bir söz bile duymadık. ‘Ülkenin şu sorununa şu çözümünü bulmak için şöyle bir projem var’ dediğini duydunuz mu? Varsa yoksa hamaset, hakaret. Tam bir kriz üretim merkezi. Sayın Bahçeli’ye bir kez daha çağrı yapıyorum. Eğer sağlık çalışanlarımızın çalışma koşullarını iyileştirecek bir öneriniz varsa ortaya koyun. Sizin hiç fikriniz, projeniz yok mu? Ona buna saldırmayı bırakın da halk sağlığının faydasına bir fikriniz varsa söyleyin.

“Ülkenin yerinden yönetilmesi gerekiyor”

Isparta’yı izledik. Bir şehir günlerce karanlığa gömülebilir mi? Kışın ortasında soğukta, karanlıkta yüz binlerce insan bırakılabilir mi? Cumhurbaşkanı aslında hiçbir şeyi yönetemiyor. 84 milyonluk, Avrupa’nın en büyük topraklarına, en geniş tarım arazilerine, en genç nüfusuna sahip bir ülke bir kişinin dağarcığı ve karar verme yetisiyle yönetilemez. Yetkinin Ankara’dan yerele doğru delege edilmesi gerekiyor. Bu ülkenin yerinden yönetilmesi gerekiyor.

En ufak kriz Ankara’ya geldiğinde Ankara felç oluyor. Allah korusun, memleketin başına daha kötü işler gelse, iç güvenlik, dış güvenlik meselesi başımıza gelse demek ki bunlar tamamen felç olacaklar. Hiçbir şey yapamayacaklar.

“Benzin 8 küsur lira değilse aradaki fark Erdoğan zammıdır”

Bir yılda benzine yüzde 111, mazota yüzde 133 zam yapıldı. Dolar kurundaki artış yüzde 88. Dolar bazına vurduğumuzda benzine yüzde 12, mazota yüzde 24 zam olduğunu görüyoruz. Aradaki fark tamamen kur artışı. Eğer Erdoğan faizi de döviz kurunu da patlatmasaydı, 15 liranın üzerine çıkan benzin ve mazot fiyatları 7 liradan 8 liraya çıkacaktı. Mazot ve benzin 8 küsur lira değil de 15 küsur liraysa, aradaki fark Erdoğan zammıdır. 7 liradan 8 liraya dünya enflasyonu; 8 liradan 15 liraya Erdoğan zammıdır.

Hukukçuların kahir ekseriyeti Cumhurbaşkanı’nın şu anda ikinci döneminde olduğunu söylüyor. Anayasa’da bir hüküm var: Cumhurbaşkanının ikinci döneminde eğer meclis seçim kararı alırsa, bir dönem daha hak oluşuyor. Örneğin Mayıs 2023’te yapılacak bir seçim bile teknik gerekliliği yerine getirebilir. Bu konuda bir hukuk tartışması olabilir ama siyasi perspektiften baktığımızda, sayın Erdoğan’ın bir kere daha cumhurbaşkanı olmasını engelleyecek olan vatandaşlarımızdır, seçmendir. Vatandaşımız ‘Bu senin son dönemin, müsait bir yerde iniyorsun’ diyecektir.

“Umarız ki Anayasa Mahkemesi adaletin yanında durmaya devam eder”

AİHM, 2021 yılında en çok insan hakkı ihlalini Rusya, Ukrayna ve Türkiye’de tespit etti. Lig bu. Ülkemiz en çok, ifade özgürlüğünü ihlal etmekten kusurlu bulundu. Anayasa Mahkemesi’nde esastan incelenen dosyaların yüzde 97’si ihlal kararıyla sonuçlanmış. 2013-2021 yılları arasındaki ihlal kararlarının yüzde 76’sı adil yargılanma hakkının ihlali. AYM’nin ‘Türkiye’de adil yargılanma yok artık’ dediği noktadayız. AYM’nin üye yapısı değişiyor. Umarız ki önümüzdeki kritik süreçte adaletin, hukukun, hakkın yanında durmaya devam eder.

“Yargı bağımsızlığı ve ifade özgürlüğü ilk 90 dakikamızın işidir”

Seçimlerden sonra kurulacak hükûmetin ilk 90 ve 360 gününde yapacaklarımızı eylem planlarıyla açıklıyoruz. Yargı bağımsızlığının sağlanması da ifade özgürlüğünün önünü açılması da bırakın 90 ve 360 günü, hükûmetin ilk 90 dakikasının işidir. Vatandaşlarımız, hükûmeti kurduğumuz gün güzel bir futbol maçı seyretme süresinde, ifade özgürlüğünün önünün nasıl açıldığını, yargıya giden talimat yollarının nasıl kapandığını hep beraber görecekler.”

Paylaşın

TİP’in Yasa Teklifi Yeniden Gündemde: Yanan Cebin Değil Kombin Olsun

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Ekim 2021’de faturalardaki yükün yurttaşlar lehine ortadan kaldırılmasını öngören “Cep dostu fatura yasası teklifini” bir kez daha gündeme getirdi. TİP, teklifin hala Meclis’te beklediğini duyurmasının ardından “Faturayı topluma değil, kendi ceplerini doldurmanın peşindekilere keseceğiz” açıklaması yaptı.

Ayrıca “Yanan cebin değil kombin olsun” sloganıyla söz konusu teklife ilişkin detayların yer aldığı bir bilgilendirme mesajı paylaşan TİP, Türkiye’nin neden bir fatura yasasına ihtiyaç duyduğunu şu sözlerle anlattı:

“Türkiye İşçi Partisi olarak, önü arkası kesilmeyen zamlara karşı TBMM’ye bir yasa teklifi sunduk. Elektrik, su, doğalgaz ve internete erişim temel insan hakkıdır. Enerji kaynaklarımız ve hizmetlerimiz özelleştirildi. Bu yasayla fiyatları çığ gibi büyüyen hizmetlere ulaşımı kolaylaştıracak bir çözüm üretmeyi amaçlıyoruz.

“Ancak sorunun kaynağının da farkındayız: Özelleştirilmiş ve sadece kar odaklı yönetilen enerji şirketlerini kamulaştıracağız! Bu hizmetlerin kar güdüsüyle değil, toplumun faydası için çalışmasını sağlayacağız. Türkiye toplumu kendi enerji hizmetleri üzerinde söz sahibi olmalıdır. Faturayı topluma değil, kendi ceplerini doldurmanın peşindekilere keseceğiz!”

Teklif neleri içeriyor?

TİP Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil teklifin neler içerdiğini Ekim’de verdiği kanun teklifini için düzenlediği basın toplantısında şu şekilde anlatmıştı:

“Enerji şirketlerini daha fazla kar edecek diye, halkın daha fazla yoksullaştığı düzenin tersine dönmesi gerektiğini düşünüyoruz. Hane geliri 18 bin-13 bin TL arasında olanlar vergisiz, hane geliri 13 bin-11 bin TL arasında olanlar vergisiz artı yüzde 10 / yüzde 30/ yüzde 50 destek, hane geliri 11 bin 7 bin TL arasında olanlar vergisiz artı yüzde 60 / yüzde 63 yüzde 65 destek, hane geliri 7 bin-5 bin 500 TL arasında olanlar vergisiz artı yüzde 75/ yüzde 85/ yüzde 95 destek, hane geliri 5 bin 500-0 TL olanlar vergisiz artı yüzde 100 destek alacaklar.”

Sera Kadıgil, “Tüm bunların kaynağının nereden karşılanacağı” şeklindeki soruya ise şöyle yanıt vermişti: “Tüm yolsuzlukları, israfları, talanı bir yana bırakıyorum. Mesela 2018 yılında çıkartılan bir teşvik kanunu var. Yüzde 50 indirim uygulanıyor bazı sanayi kollarına ve bu kanundan 34 şirket faydalanmış. 34 şirkettin devlete tahmini maliyeti ise 1 buçuk milyar TL.

Yani şirketlerden 1 buçuk milyar az almayı kabul edebiliyoruz. Ama asgari ücretle çalışan insandan yüzde 30 vergi alıp üstüne de şirketlere kar üzerine kar ettiriyoruz. Kaynak çok basit arkadaşlar, patronlardan alacaksınız halka vereceksiniz. İnsanlar daha az fatura ödeyecek ve şirketler biz zahmet daha az kar edecek.”

“Temel insan hakkı”

Söz konusu toplantıda enerjiyi, 21. yüzyılda insanların yaşamlarını sürdürebilmesinin kurucu bir unsuru olarak gördüklerini ve enerji hakkını, temel insan haklarından biri olarak kabul ettiklerini vurgulayan Kadıgil, şöyle devam etmişti:

“Hane geliri net asgari ücretin 6,5 katı veya altında ise belirlenen ortalama tüketim miktarlarının altında elektrik, su, doğalgaz ve internet tüketilmesi halinde, bu faturalar vergilerden ve katkı paylarından muaf olmalıdır.

Hane geliri net asgari ücretin 4,75 ile 4,25 katı arasında ise belirlenen ortalama tüketim miktarlarının altında elektrik, su, doğalgaz ve internet tüketilmesi halinde, hane gelirine göre belirlenmesi suretiyle fatura bedellerinin yüzde 10’u ile yüzde 50’sine kadar olan kısmı Hazine tarafından karşılanmalıdır.

Hane geliri net asgari ücretin 4,25 ile 3 katı arasında ise fatura bedellerinin yüzde 60’ı ile yüzde 65’ine kadar olan kısmı Hazine tarafından karşılanmalıdır.

Hane geliri net asgari ücretin 3 ile 2 katı arasında ise fatura bedellerinin yüzde 75’i ile yüzde 95’ine kadar olan kısmı Hazine tarafından karşılanmalıdır.

Hane geliri net asgari ücretin 2 katı veya altında ise fatura bedellerinin tamamı Hazine tarafından karşılanmalıdır. Elektrik, su, doğalgaz ve internet ücret tarifelerinde yapılacak yıllık zam oranı asgari ücrete yapılacak yıllık zam oranını geçmemelidir.”

(Kaynak: bianet)

Paylaşın

HDP’den ‘Herkese 250 KW Elektrik Ücretsiz Sağlansın’ Teklifi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri elektrik üretim ve dağıtım şirketlerinin kamulaştırılması, tüm hanelere ve işyerlerine 250 KW elektriğin ücretsiz sağlanması için kanun teklifi verdi.

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, Batman Milletvekili Necdet İpekyüz ile İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu’nun imzasıyla elektrik üretim ve dağıtım şirketlerinin kamulaştırılması ve tüm hanelere ve işyerlerine 250 KW elektriğin ücretsiz sağlanması için Meclis Başkanlığı’na kanun teklifi verildi.

Meclis Başkanlığı’n sunulan teklifin gerekçesinde şu ifadeler yer aldı;

“Ülkemizde elektrik üretiminin yüzde 80’i, dağıtımının ise yüzde 100’ü özel sektörün elindedir. Enerji şirketleri; evde, işyerinde ve tarlada yurttaşlarımızın üzerine büyük bir yük oluşturmaktadır. Bu sebeple, toplumsal faydayı göz önüne alarak elektrik piyasasındaki soygun düzenine son verilmesi gerekmektedir.

Gerek bireysel gerekse de toplumsal olarak yaşamımızın her alanında ihtiyaç duyduğumuz bir ürün olan elektrik, kamusal hizmeti zorunlu kılmaktadır. Elektrik politikası; katılımcı kamuculuğu, kamusal çıkarların korunmasını, yurttaşların ihtiyaç sınırına kadar ücretsiz, sürekli ve güvenilir elektriğe erişebilmesini hedeflemelidir.

Elektrikte; yeterli, sürekli, düşük maliyetli ve güvenilir üretim ve dağıtım sistemini kurmak elzemdir. Elektrik üretimi ve dağıtımının özel sektörün kâr hırsına terk edilemeyeceği bütün yurttaşlarımızca görülmüştür. TBMM, krize dönüşen elektrik konusunda sorumluluk almalıdır.

Bu gerekçeyle hazırladığımız yasa teklifimizle elektrik üretim ve dağıtım şirketlerinin kamulaştırılmasını öneriyoruz. Yasa teklifimizle aynı zamanda tüm hanelere ve tüm işyerlerine 250 KW elektriğin ücretsiz olarak sağlanmasını öneriyoruz”

Paylaşın

Öğretmen Adayları Dikkat: Mülakat Kalkıyor, Sınav Yerine Eğitim Geliyor

Öğretmen Meslek Kanunu’nda hangi maddelerin olacağı yavaş yavaş netleşiyor. Geçtiğimiz hafta TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen, yeni meslek kanunun uygulanmaya başlamasıyla birlikte aday öğretmenlikte önemli değişiklikler hayata geçecek.

Kanunda “adaylık”, “öğretmenlik”, “uzman öğretmenlik” ve “başöğretmenlik” olmak üzere 4 basamaklı bir kariyer gelişim sistemi tanımlanırken, Aday Öğretmen Yetiştirme Programı’na tabi tutulacak olan aday öğretmenler 240 saatlik eğitimi tamamlamak zorunda. Sınav stresi yaşamayacak aday öğretmenler eğitim sonunda ise herhangi bir mülakata da girmeyecek. Söz konusu eğitimi tamamlayamayanlar ise 3 yıl görev alamayacak. İşte aday öğretmenlikle ilgili yeni düzenlemenin detayları…

Sabah’tan Ceyda Karaaslan’ın haberine göre; Geçtiğimiz hafta TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun uygulanmasına yönelik yönetmelik çalışması tamamlanmak üzere. Öğretmenliği bir kariyer mesleği haline getiren kanunla öğretmenler sınav stresinden kurtuluyor. Öğretmenlerin kariyer yolculuğu, sınavlar yerine oryantasyon ve mesleki eğitim odaklı olacak. Öğretmenlerin akademik kariyer yapması özendirilecek.

Kanunda “adaylık”, “öğretmenlik”, “uzman öğretmenlik” ve “başöğretmenlik” olmak üzere 4 basamaklı bir kariyer gelişim sistemi tanımlandı. Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer de hafta başında yaptığı açıklamada, “Önümüzdeki haftadan itibaren eğitimle ilgili tüm paydaşların görüşünü alarak hazırlamış olduğumuz yönetmeliğe son şeklini vereceğiz” demişti.

Kanunun uygulanmasına yönelik detaylar şöyle:

Adaylık için minimum bir yıl, maksimum 2 yıllık bir süre öngörülüyor. Bundan sonraki öğretmen atamalarında öğretmenler, okullarına gidecekler ama hemen dersten sorumlu olmayacaklar. Öğretmenler, Aday Öğretmen Yetiştirme Programı’na tabi tutulacak. 240 saatlik bir mesleki gelişim ve oryantasyonlarıyla ilgili eğitim alacaklar, sınıf içi, okul içi ve okul dışı uygulamaları tamamlayacaklar.

Mülakat olmayacak

Süreci tamamlayan öğretmenler bir değerlendirme komisyonundan geçecekler. Değerlendirme komisyonuna öğretmenler gitmeyecek, herhangi bir mülakat ya da kanaat belirtme olmayacak. Öğretmenlerin 240 saatlik eğitimi tamamlayıp tamamlamadığına bakılacak.

Aday Öğretmen Yetiştirme Programı’na mazeretsiz katılmayanlar ile bu program sonunda Adaylık Değerlendirme Komisyonu’nca yapılacak değerlendirmede başarısız olanların görevine son verilecek ve bunlar 3 yıl süreyle öğretmenlik mesleğine alınmayacak.

Ücret artışı nasıl olacak?

Uzman öğretmen veya başöğretmen unvanı alanlara her unvan için ayrı ayrı olmak üzere bir derece verilecek. Kanunla, uzman öğretmenlere ödenen eğitim-öğretim tazminatı yüzde 20’den yüzde 60’a, başöğretmenlere ödenen eğitim-öğretim tazminatı ise yüzde 40’tan yüzde 120’ye yükseltildi.

Kanun, uzman öğretmenlik, başöğretmenlik, kadrolu, sözleşmeli ve özel öğretim kurumlarındaki öğretmenlerin tamamını kapsıyor.

Tüm öğretmenler Milli Eğitim Bakanlığı’nın açtığı eğitimlere katılabilecek, sınavlara girebilecek ve sertifikasını alabilecek. Ancak ücret artışından sadece devlet okullarındaki öğretmenler yararlanabilecek.

Sınavlar nasıl yapılacak?

10 yılını doldurmuş öğretmenler, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenecek olan en az 180 saatlik mesleki gelişim eğitimlerine katılacaklar ve bu eğitimler sonucunda sınavda başarılı performans gösteren öğretmenler “uzman öğretmen” olacak. Uzman öğretmenlik unvanı için yapılacak yazılı sınavda 70 ve üzeri puan alanlar başarılı sayılacak.

Uzman öğretmenlikte 10 yılını doldurmuş öğretmenler de en az 240 saatlik mesleki gelişim eğitimlerine katılacaklar. Sınavlar, aldıkları eğitimin içeriğini kapsayacak. Sınavları Milli Eğitim Bakanlığı yapacak. Yazılı sınavda 70 ve üzeri puan alanlar başarılı sayılacak.

Paylaşın

Bakan Koca’dan ‘Yoğun Bakım’ Uyarısı

Sağlık Bakanı Fathrettin Koca, “Hastalığı hafif geçirecek grupta yer aldığınızı düşünseniz de bilmediğiniz bir tabloyla karşılaşabilirsiniz. Kendinizi korumaya çalışın. Yaşlılara ve kronik hastalara karşı dikkatli olun. Aşınızı yaptırın” açıklamasında bulundu.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yoğun bakımda tedavi gören Kovid 19 hastalarına dair bilgi paylaştı ve aşı olma çağrısı yaptı.

Bakan Koca’nın dünkü konuya ilişkin açıklaması şöyle; Dün İstanbul’da yaptığımız incelemeler, yoğun bakımda tedavi gören hastaların %90’ının 60 yaş üzerinde, yaklaşık %88’inin aşısız veya aşısı eksik kişiler olduğunu göstermiştir. BU İKİ BİLGİ tüm illerimizde hepimiz için UYARICIDIR. Aşılar tam olmalı, büyükler kendini korumalıdır.

Bir haftada 1271 kişi hayatını kaybetti

Türkiye’nin son (8 Şubat) Kovid 19 tablosuna göre ülke çağında toplam 452 bin 363 test yapıldı. 111 bin 96 yeni vaka tespit edilirken, 241 kişi hayatını kaybetti. İyileşen sayısı ise son 24 saatte 82 bin 168 oldu.

İkinci doz aşısını yaptıranların oranı da yüzde 84.66. Son haftalık tabloya göre de 22-28 Ocak tarihlerinde 1271 kişi hayatını kaybetti.

“Yeni vaka sayısına dâhil olmak an meselesi”

Bakan Koca önceki gün de artan vaka sayılarına dair şu paylaşımı yapmıştı: Günlük Covid-19 Tablosunda yeni vaka sayısına dâhil olmak an meselesi. Hastalığı hafif geçirecek grupta yer aldığınızı düşünseniz de, bilmediğiniz bir tabloyla karşılaşabilirsiniz. Kendinizi korumaya çalışın. Yaşlılara ve kronik hastalara karşı dikkatli olun. Aşınızı yaptırın.

 

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Erdoğan’ı Siyaseten Yenmemiz Lazım

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adaylığı konusunda açıklama yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Erdoğan bunun arkasına sığınarak, kendisine mağduriyet yaratmaya çalışıyor. Bizden de bir sürü arkadaş, ‘vay efendim Erdoğan iki dönem oldu, bir daha olmayacak. Anayasaya aykırı falan filan’ Ben de biliyorum.” dedi.

Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Ama ortada anayasayı uygulayacak kim? Nereye başvuracaksın? Siz Anayasa Mahkemesi’ni askıya almışsınız, anayasayı askıya almışsınız, anayasanın emredici hükümlerini uygulamıyorsunuz, AİHM kararlarını uygulamıyorsunuz. Yeri geldiğinde ‘AİHM kararlarına uymuyorum, saygı da duymuyorum’ diye açıklama yapıyor. Şimdi böyle bir kişiyi siyaseten yenmemiz lazım. Sandığı koyacağız, milletin takdirine sunacağız.” ifadelerini kullandı.

CHP’den ayrılarak AK Parti’ye geçen Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan’ın “CHP’de namazı A4 kağıtları üstünde kılıyordum” sözlerinin hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, “Siyasette kulvar değiştirebilirsiniz, bunu bir noktaya kadar anlayışla karşılayabilirim ama yalan söylemek, gerçekleri saptırmak asla doğru değildir. Doğruları söylemek lazım. Seccademiz var, oturur namazını kılarsın kimse bir şey demez ki” dedi.

Muhalefet partilerinin liderlerinin hafta sonu yapacağı buluşmaya da değinen Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı: “Toplantıyı cumartesi günü Ankara’da Çankaya’da yapacağız. Bir yuvarlak masanın etrafında oturacağız. Güçlendirilmiş parlamenter sistemin kamuoyuna duyurulması lazım. Oturup, karar alacağız. 6 lideri de buluşturan demokrasi talebidir, yapılan harcamaların hesabının vatandaşa verilmesidir. Diğer partilerin de taleplerini de liderler açıklarlar. Ben de açıklamaları takip ederim. Bugünden bir şey söylemem doğru değil.”

Millet İttifakı’nda kriz mi var?” sorusunu da yanıtlayan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Havuz medyası alır bunları işler, kriz çıktı der. Hepimiz insanın oturur konuşuruz. Bunu krize, kavgaya dönüştürmek… Böyle bir şey hiç olmadı. ‘Kriz oldu, gerginlik oldu’ bunların hiçbiri doğru değil” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TV5 canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkan kısımlar şöyle;

Erdoğan’ın adaylığı

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına ‘ben uymam’ diyorsun. Anayasada açık hüküm var. Sırf  AHİM kararlarına uyalım diye Anayasa değiştirildi. En üst mahkeme orası. Kendi dönemlerinde oldu bu. Demokratikleşmenin, AB’ye uyumun gereği olarak ifade edildi.

Anayasa Mahkemesi’nin kararını en alttaki mahkeme uygulamıyor. Böyle bir tablo içerisinde Erdoğan’ın bir daha cumhurbaşkanı mı olacak, bir daha olmayacak mı? falan filan bu tartışmalar entelektüel düzeyde yapılabilir, hukuk düzeyinde yapılabilir ama bugün Türkiye’nin yaşadığı siyaset zemininde bu tartışmalar sadece Erdoğan’a yarar.

Erdoğan yine çıkıp meydanlara diyecek ki, ‘Bak cumhurbaşkanı olacağım yine karşıma 367 garabeti çıkardılar, cumhurbaşkanlığıma engel oluyorlar’ diyecek. Adım gibi biliyorum. Bu tartışmayı biraz da onun için yapıyor. O nedenle dedim, ‘kardeşim getir sandığı seçimi yapalım’. Niye korkuyorsun?

İstanbul seçimlerinde bir zarfın içine 4 tane oy pusulası koyuyorsunuz. Yüksek Seçim Kurulu ne dedi? 4 oy pusulasından birisi doğru değil, diğer 3’ü doğrudur. Diğer 3’ünün neden doğru olmadığına karar vermiyorsun? Bir adam sahtekarlık yapıp zarfa koyduysa tamamını iptal edersin. Etmediler, niçin? Erdoğan’dan talimat aldıkları için.

Türkiye’de hukuk yok, Türkiye’de hukuk askıya alınmış vaziyette. Türkiye’de anayasa var, şeklen var ama uygulanabilir bir anayasa maalesef yok. Biz niye diyoruz ki, ‘cumhuriyetin ikinci yüz yılında cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandıracağız’. Çünkü demokrasi olmadığı için. Bunu dillendiriyoruz.

Erdoğan bunun arkasına sığınarak, kendisine mağduriyet yaratmaya çalışıyor. Bizden de bir sürü arkadaş, ‘vay efendim Erdoğan iki dönem oldu, bir daha olmayacak. Anayasaya aykırı falan filan’ Ben de biliyorum.

Ama ortada anayasayı uygulayacak kim? Nereye başvuracaksın? Siz Anayasa Mahkemesi’ni askıya almışsınız, anayasayı askıya almışsınız, anayasanın emredici hükümlerini uygulamıyorsunuz, AİHM kararlarını uygulamıyorsunuz.

Yeri geldiğinde ‘AİHM kararlarına uymuyorum, saygı da duymuyorum’ diye açıklama yapıyor. Şimdi böyle bir kişiyi siyaseten yenmemiz lazım. Sandığı koyacağız, milletin takdirine sunacağız.

Devlet Bahçeli’ye yanıt

Bahçeli’nin şöyle bir özlemi var: CHP’nin kendisini hedef almasını istiyor. Biz oradan kaçınıyoruz, ciddiye almıyoruz. Bahçeli’yi ciddiye almıyoruz, o da Saray’dan talimat alıyor. Sayın Bahçeli de biliyor ki Anayasa değişmeden Erdoğan bir daha cumhurbaşkanı adayı olamaz. ‘Biz bunu değiştireceğiz’ diyor.

Değiştirsinler, güçleri yetiyorsa getirsinler parlamentoya  değiştirmekle ilgili önergeyi sunsunlar. Hatta önergeyi MHP bile hazırlayabilir. Ak Parti’ye jest olsun diye ‘Senin önergeni ben hazırlayacağım, ben vereceğim. Tekrar cumhurbaşkanı adayı olabilirsin diyebilir.

Millet İttifakı genişleyecek mi?

Toplantıyı cumartesi günü Ankara’da Çankaya’da yapacağız. Bir yuvarlak masanın etrafında oturacağız. Güçlendirilmiş parlamenter sistemin kamuoyuna duyurulması lazım. Oturup, karar alacağız. 6 lideri de buluşturan demokrasi talebidir, yapılan harcamaların hesabının vatandaşa verilmesidir. Diğer partilerin de taleplerini de liderler açıklarlar. Ben de açıklamaları takip ederim.

Bugünden bir şey söylemem doğru değil. Türkiye’de elektrik zamları var. Doğal olarak bu da tartışılabilir. İkinci adım ne olmalı? Bunlar konuşulabilir. Sorunsuz hiçbir alanımız yok. Sorunlar çözüleceğine daha da derinleşiyor. Bugün de söyledim mutfaklarda yangın var diyorduk, artık her odada yangın var. İnsanlar artık televizyon ışığında oturmaya başladılar. Bu tablo karşısında bizim sessiz kalmamız mümkün değil.

Bir araya geldiğimizde ekonomi de konuşuluyor.Ben sağ duyunun egemen olacağını düşünüyorum. Türkiye’nin yaşadığı bütün sorunların demokratik yollarla çözülebileceğini düşünüyorum. Bütün imkanlar var ama yönetemiyorlar.

İyi bir yönetimi Türkiye hak ediyor. İlk kez 6 genel başkan fotoğraf vereceğiz. Bu fotoğrafta son derece önemli bir fotoğraf. Çünkü; o fotoğrafta demokrasiyi isteyen liderler bir arada olacak.

Millet İttifakı’nda kriz iddiası

Havuz medyası alır bunları işler, kriz çıktı der. Hepimiz insanın oturur konuşuruz. Bunu krize, kavgaya dönüştürmek… Böyle bir şey hiç olmadı. ‘Kriz oldu, gerginlik oldu’ bunların hiçbiri doğru değil.”

Paylaşın

Erdoğan’dan Sedef Kabaş’a 250 Bin TL’lik Tazminat Davası

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, televizyon programında kendisine hakaret ettiği iddiasıyla tutuklanan gazeteci Sedef Kabaş’a ve televizyon kanalının bağlı olduğu şirket adına Yönetim Kurulu Başkanı Fırat Sakar hakkında 250 bin liralık manevi tazminat davası açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın  avukatı Ahmet Özel tarafından İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne sunulan dava dilekçesinde, Sedef Kabaş’ın canlı yayında Cumhurbaşkanı’na yönelik hakaret ve iftira içeren ifadeleri olduğu belirtildi.

Dilekçede, “Davalının müvekkili hedef alan ağır, tahammül edilmesi imkânsız, hakaret ve ithamları içerir birtakım ifadeler ile ‘müvekkili kamuoyu önünde toplumun yapısını bozan ayrıştırıcı, zarar veren bir kişi’ konumunda tutup bunu çıkmış olduğu televizyon programında geniş kitlelere duyuracak şekilde yapmak suretiyle müvekkilin aşağılanmasına, toplum önünde küçük düşürülmesine ve yıpratılmasına sebep olmuştur. Fırat Sakar da Basın Kanunu’nun 13’üncü maddesi gereğince hukuki olarak sorumludur” denildi.

“Her ne kadar demokratik toplumun bir gereksinimi olan ifade özgürlüğü kanunlarla teminat altına alınmış olsa da müvekkilimin kişilik hakkını zedeleyen bahse konu televizyon programındaki ifadeler özgürlüğünün sınırları aşmaktadır” denilen dilekçede, 250 bin TL’lik manevi tazminatın programın yayınlandığı tarih olan 14 Ocak’tan itibaren yasal faiziyle ödenmesine hükmedilmesi istendi. Mahkeme, davalı tarafa cevap dilekçesi hazırlamaları için iki hafta süre verilmesi ile davalıların sosyo ekonomik durumunun tespiti için kolluk birimlerine yazı yazılmasına karar verdi.

Ne olmuştu?

Sedef Kabaş 14 Ocak’taTELE 1’de yayımlanan televizyon programında Erdoğan’a yönelik sözleri nedeniyle 22 Ocak’ta gece yarısı polis baskınıyla evinde gözaltına alınmıştı. Kabaş’ın hakkında “cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında tutuklu yargılanmasına karar verilmişti. Suçlamaları geri çeviren Kabaş savcılıktaki ifadesinde “Sözün orjinali bir atasözüdür, hatta sözün orjinalini de değiştirerek sarf ettim, bundan da anlaşılacağı üzere hakaret etme gibi bir kastım yoktur” demişti.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Vaka Sayısı 110 Binin Üzerinde

Kovid 19’da son 24 saatte 111 bin 096 yeni vaka tespit edilirken, 241 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Aşılar tam olmalı, büyükler kendini korumalıdır.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 452 bin 363 test yapılırken, 111 bin 096 yeni vaka tespit edildi. 241 kişi hayatını kaybederken, 82 bin 168 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Dün İstanbul’da yaptığımız incelemeler, yoğun bakımda tedavi gören hastaların %90’ının 60 yaş üzerinde, yaklaşık %88’inin aşısız veya aşısı eksik kişiler olduğunu göstermiştir. BU İKİ BİLGİ tüm illerimizde hepimiz için UYARICIDIR. Aşılar tam olmalı, büyükler kendini korumalıdır.

Bakanlığın açıkladığı 7 Şubat Pazartesi gününe ait verilere göre, 96 bin 514 vaka tespit edilmiş, 236 kişi yaşamını yitirmişti. Dün, 432 bin 131 test yapılmış ve 83 bin 274 kişi iyileşmişti.

Paylaşın

Erdoğan’ın 3. Kez Aday Olmasına Muhalefet ‘Siyaseten’ Karşı Çıkmayacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden aday gösterilemeyeceği yönündeki iddialar yeniden gündeme taşındı. CHP’liler ve İYİ Partililer, geçmişte cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili yaşanan “367 tartışması”nın benzerinin yaşanarak, Erdoğan’ın yeni bir “mağduriyet alanı” yaratacağı gerekçesiyle böyle bir tartışmaya girmeyeceklerini ifade ediyorlar.

Erdoğan’ın 3. Kez cumhurbaşkanı adayı olamayacağı yönünde tartışma başlatıldı. BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın hazırladığı haberde, muhalefet ve iktidar kanadından kurmayların bu konudaki görüşlerine yer verildi. AKP’liler muhalefeti ‘mızıkçılıkla’ suçlarken; muhalefet kanadında Erdoğan’ın bu yönde bir ‘mağduriyet alanı’ sağlayacağı düşünüldüğü için bu tartışmalara girmek istenmiyor.

2014’te parlamenter sistem ve 2018 yılında ise “başkanlık sistemi”ne göre halk oyuyla cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan’ın, üçüncü kez cumhurbaşkanı adayı olup olamayacağı yönünde yeniden tartışma başlatıldı. Bazı siyasiler ve hukukçular, Anayasa’da bir kişinin “iki kezden fazla cumhurbaşkanı seçilemeyeceği” hükmünü gerekçe göstererek Erdoğan’ın üçüncü kez aday olamayacağını savunurken, iktidar kanadı ve ittifak ortağı MHP, başkanlık sistemine veya Türkiye’deki ismiyle “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine” göre 2018’de ilk kez cumhurbaşkanı seçildiği için Erdoğan’ın bir sonraki seçimde aday olmasının önünde bir engel olmadığı görüşünde.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, katıldığı bir televizyon programında Erdoğan’ın üçüncü dönem adaylığına karşı bir tutum içinde olmayacakları mesajını vererek, “Net, aday olmak istiyorsa buyursun gelsin” sözleriyle bu konudaki tartışmayı bir kez daha gündeme getirdi.

“Yasal düzenleme için çalışırız”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de partisinin Kızılcahamam kampında 2023 seçimlerinde adaylarının Erdoğan olduğunu belirtirken, “Bir defa bu iddianın yasal ve anayasal hiçbir temeli, hiçbir nesnel gerçekliği yoktur. Sayın Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk Cumhurbaşkanı’dır. Ve tekrar aday olmasının önünde de herhangi bir engel bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı.

Bahçeli, Erdoğan’ın üçüncü kez aday olamayacağını belirten hukukçulara da tepki gösterip, “En az üç dönem seçilebilmesi amacıyla gerekli yasal düzenlemenin yapılmasına var gücümüzle çalışır, bunu da başarırız” dedi.

Ancak Bahçeli’nin dile getirdiği “yasal değişikliğin” bu dönem yaşama geçmesi son derece zor. Çünkü bu konuda bir anayasa değişikliği gerekiyor ve AKP ile MHP’nin parlamentodaki sandalye sayısı bunun için yeterli değil.

Bahçeli’nin bu sözleri, “2023 seçimlerinden sonra anayasa değişikliğini yapacak çoğunlukla iktidar” hedefinin yansıması olarak değerlendiriliyor ve seçimlerden önce yaşama geçmesine de ihtimal verilmiyor.

“İkinci adaylık söz konusu”

TBMM Başkanı Mustafa Şentop da Erdoğan’ın adaylığı konusunda hukuki bir tartışma olmadığını, yeni sisteme göre ikinci kez adaylığının söz konusu olacağını belirterek, “İkinci kez adaylık söz konusu. Bu konuyla ilgili Anayasa Komisyonu, Genel Kurul’da yapılan çalışmalarda tartışılmamış bir konu. Hukuki boyutuyla ilgili olarak bir akademik çalışmayı ben yayınlayacağım. Ama konuyla ilgili hiçbir hukuki sorun olmadığını, yapılan tartışmaların bilgi eksikliğinden kaynaklandığını söyleyebilirim” açıklaması yaptı.

Muhalefet ise hukuken Erdoğan’ın durumunu “tartışmalı” bulmakla beraber “siyaseten” bu konuda yeni bir tartışma içine girmek istemiyor. Gerek CHP kurmayları, gerekse ittifak ortağı İYİ Parti, geçmişte cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili yaşanan “367 tartışması”nın benzerinin yaşanarak, Erdoğan’ın yeni bir “mağduriyet alanı” yaratacağı gerekçesiyle, böyle bir tartışmaya girmeyeceklerini ifade ediyorlar.

Kılıçdaroğlu’nun, adaylığı ile ilgili “Erdoğan’ın adaylığı için özel bir tartışma yapmayacağız. Tartışmalar artık geride kalmalı. Aday olmak istiyorsa buyursun gelsin. Başkaları tartışırsa ona bir şey diyemeyiz, en azından biz yapmayacağız. Sonbaharda seçim olabilir; soğukkanlılıkla sandığı bekleyeceğiz” sözleri de bu tutumunun yansıması olarak değerlendiriliyor.

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak Cumhuriyet gazetesine yaptığı açıklamada ise,”Yapay bir tartışma ortamı açtılar. Sanki Erdoğan çok güçlüymüş ve önü kesilmeye çalışılıyormuş havasını vermeye çalışıyorlar. Yapay ve beyhude bir gündem” diye konuştu.

“Muhalefet mızıkçılık peşinde”

AKP’ye göre ise başkanlık sistemine geçilmesine ilişkin anayasa değişikliği sürecinde, muhalefet de Erdoğan’ın üçüncü kez adaylığı konusuna itiraz etmedi. AKP Grup Başkanvekili Emin Akbaşoğlu, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine göre Erdoğan’ın iki kez aday olabileceğinin düzenlendiğini belirterek şu görüşleri dile getirdi:

“Bu konuda en ufak tereddüt bulunmadığı herkes tarafından bilinmektedir. Gerek Anayasa Komisyonunda gerekse Meclis Genel Kurulu’nda bu konuyla ilgili yapılan müzakerelerde muhalefetin en ufak itirazı da söz konusu olmamıştır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde iki kez cumhurbaşkanlığı yapılabileceğine ilişkin hüküm açıktır. Yapılan kamuoyu yoklamalarında sayın Cumhurbaşkanımızın ikinci kez aday olması durumunda ipi göğüsleyeceğini gören muhalefet partileri şimdi mızıkçılık peşinde koşmakta ve centilmenlikten uzak açıklamalarda bulunmaktadır ama hukuken en ufak tereddüt olmadığı da apaçık ortadadır.”

Anayasa ne diyor?

Anayasa’nın 101. maddesi “bir kimsenin en fazla iki defa cumhurbaşkanı seçilebileceğini” hükme bağlıyor. Ancak Anayasa’nın “TBMM ve cumhurbaşkanı seçiminin yenilenmesi”ne ilişkin 116. maddesi bu duruma bir istisna getiriyor.

2017’deki anayasa değişikliği ile getirilen bu istisnaya göre, “cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde” cumhurbaşkanının üçüncü kez aday olması ve seçilmesi halinde de 5 yıl boyunca görevini sürdürmesi olanaklı.

Tartışmanın nedeni?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2014 yılında yapılan seçimlerle Abdullah Gül’den sonra, doğrudan halk oylamasıyla cumhurbaşkanı seçildi. 2017’de yapılan Anayasa değişikliği sonrasında Erdoğan, 24 Haziran 2018’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine göre seçilen ilk cumhurbaşkanı oldu.

Ancak Erdoğan’ın yeni sistemde adaylık durumunun ne olacağının, yani “birinci dönem için mi, ikinci dönem için mi seçildiği”ne dair bir geçici maddenin anayasada yer almaması, hukuki tartışmanın temelini oluşturuyor.

Bazı hukukçular, Erdoğan’ın ilk kez seçildiği 2014 yılında yürürlükte olan anayasaya göre “bir kişinin ikinci kezden fazla cumhurbaşkanı seçilemeyeceği” hükmünün yer aldığını, ikinci dönemini de 2018 seçimlerinde kullandığını savunarak, 116. maddedeki istisna dışında yeniden aday olamayacağını savunuyor.

Erdoğan’ın parlamenter sisteme göre ilk kez 2014’te cumhurbaşkanı seçildiğini savunan iktidar bloğu ise 2023 veya daha önceki seçimlerde yeniden aday olmasının önünde bir engel bulunmadığını, ikinci döneminde 116. maddeye göre parlamentonun seçim kararı alması halinde 2028’den sonra da aday olabileceğini savunuyor.

Ancak Erdoğan’ın adaylığına ilişkin tartışmalarla ilgili nihai kararı, adaylığına itiraz olması halinde Yüksek Seçim Kurulu verecek.

Paylaşın