Altı Muhalefet Partisinden Ortak Açıklama: Mutabakat Metni 28 Şubat’ta Paylaşılacak

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun daveti üzerine İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Çankaya Belediyesi Ahlatlıbel Tesisleri’nde çalışma yemeğinde bir araya geldi.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, toplantıya gelen genel başkanları ev sahibi olarak dışarıda karşıladı. Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, “Birbirinden farklı altı siyasi parti olarak, bizler, Türkiye’nin yıllardır görmeyi umut ettiği tarihi bir çalışma için bir araya geldik” diyerek üzerinde uzlaşıya varılan yeni sistemle ilgili mutabakat metninin kamuoyuna 28 Şubat’ta paylaşacağı ifadeleri yer aldı.

Toplantı sonrası yapılan ortak açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Bugün, Türkiye için tarihi bir gündür. Birbirinden farklı altı siyasi parti olarak, bizler, Türkiye’nin yıllardır görmeyi umut ettiği tarihi bir çalışma için bir araya geldik.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni’ni hazırlayan partiler olarak bizler, etkin ve katılımcı bir yasama, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim, tarafsız ve bağımsız bir yargı ile kuvvetler ayrılığının tesis edildiği güçlü, özgürlükçü, demokratik, adil bir sistem inşa etme kararlığı içindeyiz.

Ülkemiz, Cumhuriyet tarihinin en derin siyasi ve ekonomik krizlerinden birini yaşamaktadır. Toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunlar her geçen gün artarak etkisini ağır bir biçimde göstermektedir. Bu krizin en önemli sebebi kuşkusuz, ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ adı altında uygulanan keyfi ve kural tanımaz yönetimdir.

Altı siyasi parti olarak hepimizin ortak sorumluluğu, uzlaşarak ve birlik içinde bu krizi aşmak, derin sorunlarımızı demokratik siyasetin alanını genişleterek, çoğulculuk temelinde çözebilmektir.

Tam da bu inanç ve kararlılıkla, yasama, yürütme ve yargı organlarının güçlendirilmesinin yanında, demokratik hukuk devletini güçlendirmek amacıyla Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni üzerinde yoğun bir çalışma gerçekleştirdik. Kutuplaşmayı değil, istişare ve uzlaşmayı esas aldık.

“Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem öncelikli hedefimizdir”

Bugün de parti genel başkanları olarak bir araya gelerek, üzerinde uzlaşıya vardığımız yeni sistemle ilgili mutabakat metninin kamuoyuna takdimi üzerine görüştük ve 28 Şubat 2022 tarihinde milletimizle paylaşılmasında mutabık kaldık.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçmek ortak ve öncelikli hedefimizdir. Bu hedefe ulaşabilmemiz için sürecin nasıl işleyeceğinin ve bu süreçte ülkemizin nasıl yönetileceğinin yapıcı bir şekilde planlanması gerekmektedir. Bu nedenle geçiş sürecinin yol haritasının çalışılarak üzerinde mutabık kalınması ve vatandaşlarımızla paylaşılması konularında da uzlaşıya vardık.

Ayrıca bu toplantıda güncel ekonomik ve sosyal gelişmeleri değerlendirdik ve seçimlerden sonra uygulanmaya başlanacak politikalar konusunda ortak çalışma yapılabilecek alanlara ilişkin görüş alışverişinde bulunduk. Hedefimiz milletimizin rahat bir nefes almasını sağlamak ve refah düzeyini, kapsayıcı bir anlayışla ivedilikle yükseltmektir.

Türkiye’nin istişare ve uzlaşı ile çözülemeyecek hiçbir sorunu yoktur. Önemli olan, tüm farklılıklarımızla beraber ‘biz’ düşüncesini, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği normları çerçevesinde temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, herkesin kendini eşit ve özgür vatandaş olarak gördüğü, düşüncelerini özgürce ifade edebildiği, inandığı gibi yaşayabildiği demokratik bir Türkiye’yi inşa etmektir.

Öte yandan hedefimiz; kamu yönetiminde şeffaflık, eşitlik, tarafsızlık ve liyakatin sağlanması, yolsuzlukla etkin mücadele edilmesi, Siyasi Etik Kanunu ile siyasi makamların millete hizmetten başka bir amacının olmamasının garanti altına alınmasıdır.

Bugün burada milletimiz adına ‘Yarının Türkiyesi’ni inşa etmek için önemli bir adım attık. Bundan sonra da işbirliği alanlarını genişleterek sürdürmekte kararlıyız. Hep birlikte inşa edeceğimiz Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’i milletimize ve gelecek nesillere adalet, barış, refah ve huzur getirmesi inancıyla hayata geçirmeyi taahhüt ettiğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.”

Paylaşın

Dışişleri’nden Vatandaşlara Ukrayna’ya Seyahat Uyarısı

Rusya’nın Ukrayna’ya karşı operasyon düzenlemesi olasılığı artarken Dışişleri Bakanlığı da vatandaşlara yönelik bir uyarı mesajı yayımladı. Mesajda, mecbur kalmadıkça Ukrayna’nın Doğu bölgelerine seyahat edilmemesi istendi.

Haber Merkezi / Dışişleri Bakanlığı, resmi sosyal medya hesabından Ukrayna’ya yönelik bir seyahat uyarısı yayımladı.

Konuya ilişkin paylaşılan açıklamada, “Ukrayna’daki güvenlik durumu ülkemizce yakından takip edilmektedir. Bu çerçevede, vatandaşlarımızın Ukrayna’nın Doğu sınırındaki bölgelerine mecbur kalmadıkça seyahat etmekten imtina etmeleri tavsiye edilmektedir. Vatandaşlarımızın şahsi güvenlikleri için mümkün olan tüm tedbirleri almaları ve mecburi seyahatleri öncesinde Kiev Büyükelçiliğimiz ile temas etmeleri önerilmektedir” denildi.

Dışişleri Bakanlığı ayrıca acil durumlarda vatandaşların, Kiev Büyükelçiliği (+380632114765 ; +380632557748) ve Bakanlık Konsolosluk Çağrı Merkezi (0312 292 2929) ile irtibata geçmesini istedi.

Paylaşın

Altı Muhalefet Partisinin Lideri Bir Araya Geldi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ile Liderler Buluşmasında bir araya geldi.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; Liderlerin “yuvarlak masa” toplantısında ana gündem maddelerinin “güçlendirilmiş parlamenter sistem” çalışması, seçimlere yönelik iş birliği olanakları, seçimin kazanılması halinde “parlamenter sisteme geçiş” süreci planlaması ve cumhurbaşkanı adayının nasıl belirleneceği olması bekleniyor.

Uzun süredir ikili görüşmeler yapan 6 muhalefet partisinin lideri ilk kez birlikte masaya oturdu. Çankaya Belediyesi’ne ait Ahlatlıbel Tesisleri’nde “akşam yemeği” olarak organize edilen buluşma yerel saatle 19.00’da başladı.

Liderler, geçen Aralık ayı sonunda tamamlanan “güçlendirilmiş parlamenter sistem” çalışması konusunda da ilk kez birlikte değerlendirme fırsatı bulacak. Bu önerinin kamuoyuna nasıl açıklanacağı konusunun da bu toplantıda netleştirilmesi bekleniyor.

Ön şart, kırmızı çizgi yok

Altı siyasi parti liderinin aynı masa etrafında bir araya gelmesi, Türkiye siyasetinde sık tanık olunan bir durum değil. O nedenle de bu buluşma, tüm katılımcılar tarafından “çok kıymetli” sözleriyle ifade ediliyor.

Kulislere yansıyan bilgilere göre buluşma masasına, seçim öncesi ve sonrası sürecinin nasıl planlanacağı, ittifakın genişleyip genişlemeyeceği dahil, seçim iş birliğine ilişkin hemen her konu gündeme gelebilir.

Bu kapsamda Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun bir süre önce Kılıçdaroğlu ve Akşener’le ikili görüşmeler yaparak “Millet İttifakı’nın adının ve yapısının değiştirilmesi” önerisinin de gündeme gelmesi olası görülüyor.

İYİ Parti’nin “marka değeri” olduğunu belirttiği Millet İttifakı’nın isminin değiştirilmesine sıcak bakmadığı biliniyor.

CHP kurmayları ise liderler buluşmasında her şeyin konuşulabileceğine dikkat çekerek “Kategorik olarak ‘şunu konuşmayız, şu konuları ele alabiliriz’ gibi bir ön şartımız, kırmızı çizgimiz yok. Farklı siyasi geleneklerden gelen partilerin bir araya gelmesi son derece kıymetli. Sayın Davutoğlu da önerisini gündeme getirebilir, kabul görür, görmez o ayrı bir şey” görüşünü dile getiriyor.

Ancak ittifakın yapısının nasıl olacağının konuşulması için öncelikle tarafların “ittifaka katılma konusunda irade beyanı” ortaya koyması gerektiği vurgulanarak “Aynı masada oturduğumuza göre yarın öbür gün beraber yol yürüyebiliriz, fikir kafalarda oluştuysa bunlar konuşulabilir. Kabul görür, görmez, onu bilemeyiz ama konuşulur. Siyasi perspektifimize uygun her konu o masada konuşulur” değerlendirmesi yapılıyor.

Görüşmelerin devamı gelebilir

Liderlerin bu ilk buluşmasının ardından devamının da geleceği ifade ediliyor. İttifakın nasıl genişleyeceği, seçim öncesi ve sonrası sürecin planlanmasının yanı sıra en kritik konulardan olan muhalefetin cumhurbaşkanı adayının nasıl belirleneceği konusunda görüş alışverişinde bulunulabileceği ifade ediliyor.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun muhalefetin cumhurbaşkanı adayı olma konusunda istekli olduğu uzun süredir konuşuluyor. Ancak ilk toplantıda kimin aday olacağı gibi kritik bir konuya girilmesi beklenmiyor, adayın kim olacağının ancak seçim sürecine girildiğinde netleşeceğine dikkat çekiliyor.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Can Kaybı 270’i Aştı

Kovid 19’da son 24 saatte 86 bin 193 yeni vaka tespit edilirken, 272 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Şartlar lehimizdeyken, 65 yaş üstünü ve kronik hastaları koruyarak vefatları azaltalım.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 448 bin 347 test yapılırken, 86 bin 193 yeni vaka tespit edildi. 272 kişi hayatını kaybederken, 73 bin 526 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Tedavisi devam eden ağır hasta sayısı 1.000 civarında. Vaka sayıları hayli düşükken ağır hasta sayımız bunun üstünde oluyordu. Aşının bu sonuçta etkisi büyük, Omicron’u da hesaba katmalıyız. Şartlar lehimizdeyken, 65 yaş üstünü ve kronik hastaları koruyarak vefatları azaltalım.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Bakanlığın 11 Şubat verilerine göre, dün 458 bin 142 test yapılmıştı. Dün, 95 bin 65 vaka tespit edilirken, 253 kişi hayatını kaybetmiş ve 85 bin 758 kişi sağlığına kavuşmuştu.

Paylaşın

Mithat Sancar: Ortak Aday Fikrine Açığız

Partisinin Nusaybin 4’üncü Olağan İlçe Kongresi’nde konuşan HDP’li Sancar, “Diyoruz ki parlamento seçimlerine kendi ittifakımızla gireceğiz, en geniş demokrasi ittifakıyla gireceğiz. Ama cumhurbaşkanlığı seçimi için de bütün muhalefet partileriyle diyalog ve müzakere istiyoruz diyoruz. Eğer muhalefet partileri bizlerle geçiş sürecini, önümüzdeki dönemin temel ilkelerini, seçime kadar olan dönemdeki haksızlıkların ve tahribatların tamiri konusunu müzakere ederlerse ortak aday fikrine de açığız.” dedi.

Haber Merkezi / Sancar, konuya ilişkin konuşmasının devamında, “Bugün 6 muhalefet partisinin başkanları bir araya geliyorlar, gelsinler çok iyi yapıyorlar. Diyalog, görüşme, tartışma iyidir. Ama HDP’yi yok sayan, bu diyalogda HDP’yle ilişki kurmayı HDP’yle müzakere yürütmeyi planına koymayan bir anlayışın Türkiye’ye nasıl bir gelecek vaat ettiğini de açılması gerekiyor. Bu masada oturanların önce mutabakata varması gereken şey güçlü parlamenter sisteme dönüş anlaşması olabilir, evet olabilir” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Nusaybin İlçe Örgütü, 4’üncü Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi.  Kongrede konuşan Mithat Sancar, şunları söyledi:

“Değerli kardeşlerim, bu coşkuyla karşılaşmak beni çok mutlu etti. Ne öğrendiysem kökleri bu topraklardadır. Anadilim Arapçayı evde annem ve kardeşlerimle konuşarak öğrendim ama sokağa çıktığımda Kürtçeyi sokaktaki kardeşlerimden öğrendim. Türkçeyi de okulda öğrendim. Bu 3 dili birleştirdik, bunlar bizim gönlümüzdedir. İnançların çeşitliliğini de burada gördüm, kardeşliği de burada öğrendim. Mor Yakup Kilisesi Manastırının bitişiği Zeynel Abidin Camisidir. Selman-ı Pak Türbesi de birkaç yüz metre ötededir. Burada dinler, diller, kültürler ve inançlar birlikte kardeşçe yaşamayı bildiler. Bu kardeşliğin hukukunu kurdular, köklerini derinlere saldılar.

Ne zaman ki zulüm başladı, ayrımcılık ve zorbalık devreye girdi işte o zaman asıl büyük felaketler başladı. Arapçayı, Kürtçeyi burada öğrendim ama Süryaniceyi, Ermeniceyi öğrenemedim. Çünkü ben çocukken sokağa çıktığımda o kıyımdan dolayı Süryani ve Ermeni kalmamıştı. Şimdi de bu ülkeyi tek bir kültür, tek bir ırk ve tek bir renge sıkıştırmaya çalışan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Biz buna karşı direniyoruz. HDP olarak bu ülkedeki bütün dillerin ve kültürlerin eşit ve özgür olmasını istiyoruz.

“Düzenlerini ayrıştırma üzerine kurmuşlar”

Biz istiyoruz ki bu ülkeyi Mardin gibi yapalım, Nusaybin gibi yapalım. Bu ülkeyi kültürlerin, inançların, dillerin bir arada özgür ve eşitçe yaşayacağı bir düzene kavuşturalım. Bundan korkuyorlar. Çünkü bütün düzenlerini ayrıştırma üzerine kurmuşlar, asimilasyon ve tekleştirme üzerine kurmuşlar. Eğer HDP bu yolda başarılı olursa bu düzen değişir, bunu biliyorlar. Bütün menfaatleri ve imtiyazları hepsi sona erer, bunu biliyorlar. İşte bunun için saldırıyorlar HDP’ye, işte bunun için bizi yok etmeye çalışıyorlar.

İşte bunun için Gülser Yıldırım kardeşimi cezaevinde rehin tutuyorlar. Selam olsun Gülser’e. Onun için Sara Kaya yoldaşımı cezaevinde rehin tutuyorlar. Sara’ya buradan hep birlikte binlerce selam gönderelim. Onun için Ayşe Gökkan kardeşimizi zindanda tutuyorlar, onlarca yıl hapis veriyorlar. Onun için Kobani Kumpas Davasını kuruyorlar. Onun için arkadaşlarımızı siyasi rehin olarak tutuyorlar, eş genel başkanlarımızı ve milletvekillerimizi rehin tutmalarının sebebi bu yolu tıkamaktır. Ama işte görüyorsunuz, HDP’nin mecali kalmadı diyenlere Nusaybin en güzel cevabı veriyor. Hun her hebin, Nuseybina rengin her hebi.

“Kapatma davaları bizi yolumuzdan çeviremez”

Bu coşkuyu görün. Zulüm zorbalık engellemez bizi, kapatma davaları da yolumuzdan çeviremez bizi. Bütün bunlara rağmen yürüyoruz başımız dik, hedeflerimiz net. Bu yoldan sapmayacağız, ayrılmayacağız. Yürümekle kalmıyoruz büyüyoruz sürekli, daha çok büyüyoruz. Kürt halkının güçlü direniş geleneğini, büyük bağlılığını arkamızda hissediyoruz. İçimizde yaşıyoruz. İşte o güçlü direniş ruhu ile Türkiye’nin bütün halklarının iradesini buluşturmayı hedef olarak koyduk önümüze. Gerimizde direniş, önümüzde aydınlık var; burada mücadelede yolumuzda da demokrasi, barış ve adalet var. Buna mutlaka ulaşacağız. Sizlerin bu inancı ve coşkusuyla ulaşacağız.

“Biz bu ülkeye büyük barışı getirmeye yemin ettik”

Biz bu ülkeye büyük barışı getirmeye yemin ettik, bu bölgeye büyük barışı getirmeye yemin ettik. Büyük barışın anahtarı Kürt sorununda demokratik çözümdür, bunu da biliyoruz. Bu iktidarın ve altındaki zihniyetin, ona yakın düşünenlerin yaymaya çalıştığı düşmanlaştırma, ayrıştırma, kutuplaştırma politikalarını boşa çıkararak kuracağız büyük barışı. Yani inançlar arasına nefreti, halklar arasına kini ve toplum kesimler arasına düşmanlığı yerleştirmeye çalışan bu rejimi, bu rejimin altındaki zihniyeti ve bu rejimi taşıyan güçleri alt edeceğiz. Bu alt etme ancak kararlı bir mücadele, güçlü bir örgütlenme ve sağlam bir birliktelikle yapabilir. Nusaybin bugün bunu gösteriyor. Türkiye’nin dört bir köşesinde, Kürdistan’da bütün kongrelerde ortaya çıkan hava budur. HDP yürüyor, büyüyor, hedefe doğru gidiyor. Önümüz barış, önümüz demokrasi, önümüz adalet.

“İşte bizim mücadelemiz bu kanlı girdabı bitirecek bir geleceği kurmak içindir”

Biz büyük barışı sadece bu ülke için değil bu bölge için de istiyoruz. Şurada yanı başımızda yapay sınırlarla ayrıldığımız halklarla bir arada yaşamak istiyoruz. Bizim için serxet binxet yoktur. Hepsi birdir. Hepimiz biriz, hepimiz aynı kaderi paylaşıyoruz, aynı kültürlerden geldik. Hepimizin isteği eşit ve ortak yaşamdır. Şurada Rojava’da IŞİD’in barbar saldırıları, sınır tanımaz zulmü ve zorbalığı halkların direnişiyle ve başta Kürt halkının fedakarca mücadelesiyle püskürtüldü. IŞİD yenildi ama bitmedi.

Görüyorsunuz daha geçen gün Heseke’de büyük bir saldırı gerçekleştirdi. IŞİD nereden alıyor bu cesareti? Bu barbar, bu kan emici yapı hala bu büyük saldırıları yapıyorsa nereden alıyor cesareti? İşaretleri, delilleri, bilgileri ortada. IŞİD’in iki tane lideri öldürüldü. Bağdadi Türkiye sınırından 4 km içeride öldürüldü. Sonra gelen IŞİD lideri de sınırın 1,5 km ötesinde öldürüldü. Neyi gösteriyor tüm bunlar? Bu zihniyeti kollayan kim, bu barbarlara yolu açan koruma sağlayan kim? İşte bizim mücadelemiz bütün bu kirli ilişkileri, kanlı girdabı bitirecek ve yok edecek bir aydınlık gelecek kurmaktır. IŞİD zihniyeti orada yenildi, burada canlanmasına asla izin vermeyeceğiz.

“Kader ortalığını birlikte sahiplenmek istiyoruz”

Büyük barış, işte burada halkların buluşmasını engelleyen fiziksel, zihinsel ve siyasal sınırları anlamsızlaştırmakla kurulabilir. Şimdi duvarlar örüyorlar ama biz sevgi bağları, gönül bağları kurmak istiyoruz. Kader ortalığını birlikte sahiplenmek istiyoruz. O nedenle HDP’nin barışı, bu ülke ve bölge içindir. HDP’nin hedeflediği demokratik yaşam bütün halkların ortak geleceği içindir. Bunu da başaracak gücümüz vardır.

Yeter ki örgütlülüğümüzü güçlendirelim, birliğimizi her daim sağlam tutalım. Başarının yolu buradan geçer. HDP bunu başaracak güçtedir. Ama karşımızda her türlü zulüm yöntemini, hileyi, dalavereyi kullanmak zihniyetinde olan bir iktidar bloku var. HDP’ye kapatma davası açtırıyorlar. Bizi korkutacaklarını, çaresiz bırakacaklarını zannediyorlar. HDP çaresiz olmaz, çaresiz kalmaz. HDP halkın gücüyle çareler de yollar da üretir. Halkın inancı yeni yollar da inşa eder. Biz bu yolları birlikte inşa edeceğiz. Bu ülkenin tüm halklarına, bu ülkenin tüm insanlarına demokratik, özgürlükçü ve eşitlikçi bir geleceği mutlaka getireceğiz.

“Gelin birlikte yürüyelim, çünkü birlikte yürüdükçe büyür ve güçleniriz”

Mutlaka böyle bir geleceği inşa edeceğiz. Bunu elbette sonuna kadar yapma mücadele gücümüz vardır. Ancak bunca zorbalık, soygun, talan, inkarcılık ve tekçilikle mücadele yükü sadece HDP’nin omuzlarına bırakılarak alt edilemez. HDP mücadele eder, halklarla birlikte yolunda yürür ama eğer gerçekten geleceği birlikte inşa edeceksek, büyük barışı ve demokrasiyi getireceksek en geniş demokrasi ittifakını da kurmak zorundayız.

İşte onun için uğraşıyoruz. Bu ülkenin bu zorbalıktan, zulümden, soygundan, talandan kurtulması için en geniş demokrasi ittifakını kurmaya çalışıyoruz. Bu ittifak sadece belli gruplar ve çevrelerle sınırlı değildir. Türkiye’nin bütün mazlumlarını, dışlananlarını, sömürülenlerini kapsayacak geniş bir özgürlük, kurtuluş, barış ve demokrasi ittifakı olacaktır. Bugün Türkiye’ye dayatılan iki yolun dışında başka yollar olduğunu da gösterecektir. Çağrımız bütün demokrasi güçlerinedir, bütün mazlumlara mağdurlaradır: Gelin birlikte yürüyelim, birlikte yürüdükçe güçleniriz ve güçlendikçe bu zalim rejimi, bu zorba iktidarı mutlaka değiştiririz.

“Müzakere ederlerse ortak aday fikrine de açığız”

Sevgili kardeşlerim bugün yine ittifaklar meselesi gündemde. Biz politikamızı aylardır anlatıyoruz. Diyoruz ki parlamento seçimlerine kendi ittifakımızla gireceğiz, en geniş demokrasi ittifakıyla gireceğiz. Ama cumhurbaşkanlığı seçimi için de bütün muhalefet partileriyle diyalog ve müzakere istiyoruz diyoruz. Eğer muhalefet partileri bizlerle geçiş sürecini, önümüzdeki dönemin temel ilkelerini, seçime kadar olan dönemdeki haksızlıkların ve tahribatların tamiri konusunu müzakere ederlerse ortak aday fikrine de açığız.

Bugün 6 muhalefet partisinin başkanları bir araya geliyorlar, gelsinler çok iyi yapıyorlar. Diyalog, görüşme, tartışma iyidir. Ama HDP’yi yok sayan, bu diyalogda HDP’yle ilişki kurmayı HDP’yle müzakere yürütmeyi planına koymayan bir anlayışın Türkiye’ye nasıl bir gelecek vaat ettiğini de açılması gerekiyor. Bu masada oturanların önce mutabakata varması gereken şey güçlü parlamenter sisteme dönüş anlaşması olabilir, evet olabilir.

“HDP’ye düşmanca yaklaşan herhangi bir partinin kendini muhalefet saymaya hakkı yoktur”

Biz de bu konuda görüşümüzü açıkladık zaten. Ama asıl tartışılması gereken şey bu ülkeye güçlü demokrasiyi ve kalıcı barışı nasıl getireceğimizdir. Cumhurbaşkanlığı seçimine giderken güçlü demokrasi, kalıcı barış ve gerçek adalet için HDP’yle müzakere etmek şarttır. HDP’yle diyalog içinde olmak, mutabakat aramak şarttır. Çünkü bu halkın demokrasi inancı, bu halkın barış talebi, bu halkın adalet hasreti bu ülkeyi dönüştürebilecek ve onu aydınlığa taşıyabilecek en temel güçtür.

Bu gücü yok sayarak Türkiye’yi bu bataklıktan, bu kısır döngüden, bu soygun düzeninden çıkarmak mümkün değildir. Bunu görelim ve yolumuzu serinkanlılıkla ve kararlılıkla belirleyelim. Kim ki HDP’yi düşmanlaştırır onun AKP ve MHP’den farkı yoktur. HDP’ye düşmanca yaklaşan herhangi bir partinin Türkiye’de kendini muhalefet gücü saymaya da hakkı yoktur. HDP’ye bu iktidarın özellikle de MHP’nin anlayışıyla yaklaşan herhangi bir oluşum, yapı ve partinin ülkeye barış vaat edecek herhangi bir hakkı, herhangi bir programı yoktur. O nedenle iktidarın dilinden uzaklaşın, zihniyetinden uzaklaşın diyoruz.

Aynı şekilde HDP’yi yok sayan, bu güçlü demokrasi dinamizmini, bu kararlığı yok sayan herhangi bir girişimin bu ülkenin halklarına inandırıcı bir aydınlık gelecek vadetmesi de mümkün olmaz. Biz mücadelemizde kararlıyız, yolumuza devam edeceğiz. Bütün toplum kesimleriyle diyalog ve müzakere yollarını kurmak için elimizden gelen her çabayı harcayacağız. Demokrasiye geçiş sürecini, barışın kurulması yolunu açmak için üzerimize düşen bütün sorumlulukları yerine getireceğiz. Görevlerimizin ve sorumluluğumuzun bilincindeyiz.

“Asıl anahtar buradadır, sizin elinizdedir”

Türkiye halklarına bir kez daha seslenmek istiyorum. Kim ki bu zorba, soygun, çete ve mafya rejiminin bir makyajla, süslemelerle, küçük düzenlemelerle devamına yönelmişse şimdiden dur demek gerekiyor. Şimdiden o anlayışlarını uyarmak ve bu yoldan vazgeçirmek için bütün demokrasi güçlerinin ağırlık koyması ve irade göstermesi gerekiyor. Bizler bu ülkeye ve bölgeye barışı, eşit ortak yaşam temelinde getirmeye kararlıyız. Bunun için üzerimize düşeni yapacağız, yapmaya devam edeceğiz. Yeni bir başlangıç için, bu soygun ve zindan düzenini değiştirmek için asıl kilit anahtar buradadır. Sizin elinizdedir. Bu anahtar ile bütün paslı kapıları açmak da bizim görevimizdir. Bütün Türkiye ve bölge halklarına sözümüzdür; mutlaka yapacağız, mutlaka başaracağız.

“Ne zaman bir zulüm politikası devreye sokulacak olsa önce bu topraklarda denemesi yapılıyor”

Bugün bir elektrik zulmü yaşanıyor değil mi bütün Türkiye’de, elektriğe %100’den fazla zam geldi. İnsanlar faturalarını ödeyemiyor, esnaf dükkanını kapatıyor. Burada Nusaybin’de kaç esnaf kepenk kapatmak zorunda kaldı, kaç küçük atölye çalışmalarını durdurmak zorunda kaldı biliyoruz. Biz kaç yıldır bağırıyoruz DEDAŞ zulmü bu toprakları kurutuyor diye. Hep söylüyoruz; ne zaman bir zulüm politikası devreye sokulacak olsa önce bu topraklarda denemesi yapılıyor, önce burada hazırlanıyor.

Yıllardır Mardin’in, bölgedeki pek çok şehrin çiftçileri DEDAŞ zulmüne karşı durmadan bağırıyorlar, ses çıkarmaya çalışıyorlar. Ama bu sesler ülkenin başka yerlerinde yeterince duyulmadığı için şimdi elektrik zulmü ülkenin tamamına yayıldı. Aynı şey savaş politikaları için de geçerli. Burada pişirilen bütün politikalar gün geliyor ülkenin tamamına yayılıyor. İşte bunları kökünden durdurmak için buradaki büyük mücadeleyi, büyük inancı ve kararlılığı görmek lazım. Türkiye’yi ve bu bölgeyi barış, demokrasi, adalet ve eşitlik yolunda değiştirecek güç buradadır. Bizleriz, sizlersiniz. Bu ülkede bu iradeyi, bütün halkları buluşturacak inanç da kararlılık da bizdedir. Büyük barışı da kuracak asıl program işte buradadır.

Em dizanin riya me vekirî ye. Hewce ye em yekîtî û rêxistina xwe xurttir bikin. Riya me, meşa me riya azadiyê ye. Hûn bimînin di xêr û xweşiyê de. Bi xatirê we. Allah’a ısmarladık.”

Paylaşın

“Erdoğan, İmamoğlu’nu Olası Bir Aday Olarak Ciddiye Alıyor”

Almanya’nın saygın dergilerinden Der Spiegel tarafından yapılan analizde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu olası bir aday olarak ciddiye aldığı ifade edildi.

Der Spiegel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile kapsamlı bir röportaj yayınlarken, dikkat çekici yorumlarda bulundu. Dergide yayınlanan makalede, “Bugün belediye yarın daha da fazlası? İstanbul Belediye Başkanı, Erdoğan’a tehdit oluşturduğunu kanıtladı” başlığı kullanıldı.

Dergide, “İmamoğlu, bir siyasi yıldıza dönüştü ve gelecek seçimlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı dikkate değer bir rakip olabilir. Der Spiegel’e konuşan İmamoğlu, neyi doğru yaptığını ve Erdoğan’ın neyi yanlış yaptığını açıkladı” yorumu yer aldı.

Dergide, İmamoğlu’nun ofisinin detayları da yer alırken, Türk bayrağının yanında Mustafa Kemal Atatürk’ün bir resminin olduğu belirtilirken, “Birçok Türk yetkilinin ofisinde Türkiye’nin kurucusu Atatürk’ün resmi ya da fotoğrafı yer alıyor. Fakat buradaki olağandışı. İmamoğlu bize resmi anlatırken, Atatürk’ün sırtı izleyiciye dönük olan bir vatandaşla konuştuğunu söylüyor. Bu resmi çok sevdiğini söyleyen İmamoğlu, Atatürk’ün vatandaşı dinlediğini söylerken, kendisinin de bir dinleyici olduğunu dile getirdi” ifadesi kullanıldı.

Sözcü’nün derlediğini habere göre, 2019’dan önce İmamoğlu’nun siyaseten Türkiye’de bir hiç olduğu kaydedilirken, “Fakat İstanbul belediye başkanı oldu ve o zamandan beri ismi sürekli 2023 seçimlerinde Erdoğan’ın karşısında bir aday. İmamoğlu Erdoğan karşısında tehlikeli bir aday olabilir ve belki seçimden önce de yarışa dahil olabilir. Eğer muhalefet başarabilirse, seçimler erken alınabilir ve bunda hükümetin ülkenin ekonomik krizini kontrol edememesinin de payı var” denildi.

“Erdoğan’ın İmamoğlu’nu ciddiye alıyor”

Dergide Erdoğan’ın da İstanbul belediye başkanlığı yaptığı ve partisinin 15 yıl aralıksız İstanbul’u yönettiğine dikkat çekilirken, “Yüzlerce belediye işçisi hakkında soruşturma başlatılması, Erdoğan’ın İmamoğlu’nu olası bir muhalefet adayı olarak ciddiye aldığını gösterir” denildi.

İmamoğlu, ekonominin en büyük sorun olduğunu ve hükümetin “yapay gündemler” yaratarak dikkati dağıtmaya çalıştığını söylerken, “Ekonomik kriz yeni bir şey değil, son 4.5 yıldır devam ediyor. Pandemi dolayısıyla işsizlik arttı özellikle genç işsizliği. Bu aileler üzerinde bir yük oluşturuyor” derken belediyenin de ailelere yardım yaptığına dikkat çekti. İmamoğlu, göreve geldiğinde Halk Ekmek’in günde 700 bin ekmek ürettiğini fakat bu rakamın bugün 1.5 milyona ulaştığını da açıkladı.

İmamoğlu, belediyenin borçlarının ödenmeye devam edeceğini vurgularken, “Şu an ekonomik olarak hükümetten daha iyi durumdayız” dedi.

İmamoğlu, hükümetin kredi desteğine onay vermediğini ya da süreçleri yavaşlattırdığına dikkat çekerken, “İki buçuk yıldır kamu bankalarından tek bir kuruş kredi almadık. AKP’nin bizden intikam alma isteği vatandaşlara zarar veriyor. Hükümet, İstanbul’u kaybettikten sonra Türkiye’yi de kaybetmekten korkuyor” dedi.

Paylaşın

HDP’li Temel’den Dikkat Çeken Üçüncü İttifak Açıklaması

Ankara’da gerçekleşecek olan 6 siyasi partinin ittifak görüşmeleri öncesi Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, Artı TV yayınında ‘3. ittifak’ çalışmalarında gelinen aşamaya ilişkin bilgi verdi.

Gazete Duvar’ın aktarımına göre Tayip Temel, İyi Parti’nin tutumunun ortak aday konusunda ciddi engel oluşturduğunu söyledi.

“İYİ Parti faktörü Millet İttifakı’nın en büyük handikaplarından biridir. İYİ Parti mevcut ırkçı, milliyetçi zihniyetin kodlarını yüzde yüz taşıyan ve bunu Millet İttifakı’nda baskın hale getirmeye çalışan bir siyasi anlayış” diyen Temel “Müzakereye açık olduğunuzu söylemiştiniz. Fakat İYİ Parti’nin Millet İttifakı içindeki tutumu, ortak aday konusunda bir engel oluşturur mu?” sorusu üzerine özetle şunları söyledi:

Ciddi engel oluşturur. Buradan açık söylemek zorundayım, bizim kendi adayımızı çıkarma eğilimimizi giderek güçlendiren gelişmeler var Millet İttifakı’nda. Şöyle bir yaklaşımla karşı karşıya kalıyoruz… Yani Erdoğan karşıtlığı, AKP karşıtlığı uygulamalarından, pratik politikalarından dolayıdır.

Türkiye halklarına yaşattığı acılardan kaynaklıdır. Yoksa biz bir siyasi tercih olarak sadece Erdoğan karşıtlığına kilitlenmiş bir siyasi anlayış değiliz. Ama bunu istismar eden, bu karşıtlığı kendisine yontan ve ‘nasıl olsa bu karşıtlık orta yerde dururken diğer tarafın işine yarayacak hamlelerden imtina eden HDP ve HDP eksenindeki ittifak’ anlayışı sığ bir değerlendirmedir.

‘HDP kapatılsın’ diyeceksiniz, HDP’yi kriminalize eden devlet aklına hizmet edecek açıklamalarda bulunacaksınız, 6 parti bir araya gelip parlamenter sistemi tartışacaksınız, HDP’ye davetiye bile göndermeyeceksiniz ki HDP yan yana durma gibi bir ısrar içinde de değil… ekonomik krize karşı çağrı yapılıyor.

HDP’yi Meclis’te çoğunluğu bulunan 3. siyasi parti olarak yok sayacaksınız. Şimdi nereden tutacağız bu yaklaşımı. Biz de bugün aslında her yönüyle bu iki ittifaka yönelik tutumumuzu hem Meclis hem de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tartışmaya, değerlendirmeye devam ediyoruz.”

Tayip Temel, sosyal medya hesabından programın videosunu da “HDP’nin AKP MHP karşıtlığını kendine göre ele alan bir Millet İttifakı ciddi yanılgılar ile karşı karşıya kalır. HDP’ye doğru yaklaşmayanlara karşı bizim de hamlelerimiz olur…” notuyla paylaştı.

Paylaşın

AK Parti, Kendi Oy Oranını Açıkladı

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen, fahiş faturalar ve zamlar sonrası partisinin oy oranında düşüş meydana geldiğini belirterek, “Önce 37 küsura düştü, şu an da 34-36 aralığında bir yerde seyrediyor” dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen, A Haber’de konuk olduğu programda partisine ilişkin kendi yaptırdıkları anket çalışmalarının sonuçlarını açıkladı. Fahiş faturalar ve zamlar sonrası AKP’nin oy oranında düşüş meydana geldiğini söyleyen Şen, şu ifadeleri kullandı:

“Bir Teyo Pehlivan vardı ya. O derdi; ‘bende yalan da yok hilaf da.’ Ben Ak Parti’nin oy oranı neyse onu söylerim. Düştüyse düştü derim. Çıktıysa çıktı derim. Benim böyle bir huyum var. Şimdi bu dolar operasyonuna, Türkiye bir karşı operasyon yaptı ve dolar düştü. AK Parti o sıralar yüzde 40’ın altındaydı. Yüzde 36, 37, 38 civarındaydı.

Tek araştırma yapmıyorum. Her ay yapıyorum, karşılaştırıyorum. Doların 18 lira olduğu dönem 40’ın altındaydı, paketten sonra 40’ın üstüne çıktı. Bir süre orada devam etti. Sonra bu fiyatlarla, faturalarla, şunlarla, bunlarla tekrar geriye düştü. Önce 37 küsura düştü, şu an da 34-36 aralığında bir yerde seyrediyor. Tek sayı demiyor olmamın sebebi bu. 3-4 araştırmaya bakıyorsunuz hepsi farklı diyor. O aralıkları söylüyorum.”

“Muhalefet kendini sorgulamalı”

Vatandaşları sevindireceğini iddia ettiği yeni paketin ardından AKP’nin oy oranının da yükseleceğini belirten Şen, “Çalışmalar devam ediyor. Pazartesi günü Kabine toplanacak ve orada açıklanacak. Yarın Bakan’ımız ekonomik paketini açıklayacak. Bir kısım vatandaşın derdine derman olacak önlem paketi açıklanacak. Bu düzenleme sonrası AK Parti tekrar yükselme trendine girecektir. Hâlâ AK Parti birinci parti. İkinci partiyle arasındaki fark her zaman yüzde 10-15 arasında. Muhalefet kendini sorgulamalı” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

IŞİD, Şu Anda Ne Kadar Güçlü, Akıbeti Ne Olacak?

Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) lideri Ebu İbrahim el Haşimi el Kureyşi, Suriye’nin kuzeybatısındaki sığınağında ABD’nin düzenlediği bir askeri operasyonu sonucunda öldü. Peki yerine kim geçebilir? Örgüt şu anda ne kadar güçlü? Akıbeti ne olacak?

Ebu İbrahim el Haşimi el Kureyşi, saklandığı evden hiç ayrılmadı. Suriye’nin kuzeybatısında bulunan İdlib vilayetindeki göze çarpmayan evinin ifşa olma korkusu nedeniyle video ve sesli mesaj yayınlamayan tek IŞİD lideriydi. Bölgede, eski adı El Nusra Cephesi olan ve terör örgütü El Kaide’nin uzantısı hükmündeki Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) hâkim. Aslında HTŞ ve IŞİD birbirlerini düşman olarak görüyorlar. Ebu İbrahim el Haşimi el Kureyşi’nin komşularının bile bitişikteki evde kimin kaldığını bilmediği söyleniyor. Görünüşe göre, IŞİD lideri bu gizli barınağından doğru, terör örgütünün “geri dönüşünü” planlıyordu.

Ancak ABD istihbarat örgütleri yine de Ebu İbrahim el Haşimi el Kureyşi’nin nerede olduğunu tespit etmeyi başardı: Türkiye sınırındaki Atmeh kasabasında. Selefi Ebu Bekir el Bağdadi de ölümünden önce İdlib bölgesinde saklanmıştı. Halefinin de aynı bölgede gizleneceğini pek kimse tahmin etmemişti. İfşa olan IŞİD lideri, ABD’li kaynakların aktardığına göre, yakalanacağını anlayınca aile bireyleriyle birlikte kendini havaya uçurdu.

Peki Ebu İbrahim el Haşimi el Kureyşi’nin ölümünün IŞİD üzerinde nasıl bir etkisi olacak ve terör örgütü bugün ne kadar güçlü?

IŞİD liderinin ölümü ne anlama geliyor?

El Kaide lideri Usame Bin Ladin, örgütün Irak kolunun yöneticisi Musab el Zerkavi ve eski IŞİD lideri Ebu Bekir el Bağdadi: Her üç terör örgütü lideri de ABD operasyonları sonucu öldürülmüştü. Ancak bu yöneticilerin yerini hemen yeni liderler aldı ve söz konusu örgütler kısmen yeniden yapılanarak varlığını sürdürdü.

Bu gerçekten yola çıkan uzmanlar, el Kureyşi’nin öldürülmesinin de IŞİD ideolojisinin sonunu getirmeyeceği konusunda hemfikir. Berlin merkezli Alman Bilim ve Politika Vakfı (SWP) terör uzmanlarından Guido Steinberg, “El Kureyşi’nin ölümü yine de örgüte vurulmuş ağır bir darbedir” diyor.

Ebu İbrahim el Haşimi el Kureyşi hakkında, Iraklı olmasının dışında fazla bir şey bilinmiyor. İlahiyat alanında yüksek lisans yaptığı ve bir süre Irak’ın eski diktatörü Saddam Hüseyin döneminde Irak ordusunda görev aldığı söyleniyor. En az 2007’den beri de IŞİD bünyesinde aktif olduğu tahmin ediliyor.

Selefi Ebu Bekir el Bağdadi, 2019’daki ölümünden önce onu halefi ilan etmişti. Bugüne kıyasla örgüt o dönem çok daha güçlüydü. El Kureyşi’nin ölümü, IŞİD’in sözde “hilafet” gücünü yitirdiği, Irak ve Suriye’de çok sayıda savaşçıyı kaybettiği bir dönemde gerçekleşti. Steinberg, el Kureyşi’nin sadece operasyonel meselelerle ilgilenmekle kalmayıp, aynı zamanda IŞİD destekçileri için dini bir otorite konumunda olduğunu söylüyor. IŞİD için dini yetkinlik konusu çok önemli bir kriter olduğu için uygun vasıflarda yeni bir liderin kısa sürede ikame edilmesi kolay olmayabilir. Bu nedenle örgütün bir yönetim boşluğu ile karşı karşıya kalması da muhtemel.

Halefi kim olabilir?

Terör uzmanı Guido Steinberg de “Ebu İbrahim el Haşimi el Kureyşi’nin yerini doldurmak zor olacak” diyor. Dini bir otoriteye sahip olan, aynı zamanda askeri ve operasyonel olarak da ehil bir kişi bulmanın kolay olmamasının en önemli nedeni, örgütün lider kadrosundaki ciddi kan kaybı. Yıllardır süren çatışma ve operasyonlar nedeniyle, liderlik potansiyeline sahip pek çok üst düzey isim birer birer öldürüldü. Bu nedenle, olası adayların çemberi de oldukça dar. Guido Steinberg, “IŞİD son üç yılda özellikle Irak’ta güç kazandığı için yeni liderin de Iraklı olması kuvvetle muhtemel” tahmininde bulunuyor.

IŞİD nerelerde aktif ve ne kadar güçlü?

Günümüzde IŞİD, Irak’ın kuzey ve kuzeybatısı ile Suriye’nin doğusunda aktif olmaya devam ediyor. Ancak yakın geçmişte özellikle Suriye’de kuzeydoğudan, yani özerk Kürt yönetim bölgesinden doğru faaliyette bulundu. Bazı uzmanlar örgütün 4 bin ile 6 bin kadar savaşçıya sahip olduğunu tahmin ederken, kimi kaynaklar Suriye ve Irak’ta yaklaşık 10 bin kadar IŞİD milisinin bulunduğundan hareket ediyor. Bunun yanı Suriye ve Bölgesel Kürt yönetiminin kontrolündeki kamp ve hapishanelerde bulunan IŞİD mensubu binlerce tutuklu ve bunların on binlerce aile üyesi de hesaba katıldığında, örgütün potansiyel gücünün aslında daha büyük olduğu söyleniyor.

Buna ek olarak IŞİD, 2014’ten itibaren farklı ülkelerde örgütün yerel uzantılarını oluşturdu. Bunlardan özellikle Afganistan, Libya ve Yemen’deki yapılanmaların nispeten güçlü olduğu söylenebilir. Guido Steinberg’e göre yine de IŞİD, 2014-2016 dönemiyle mukayese edildiğinde hayli zayıflamış durumda. O yıllarda örgüt bünyesinde 30-40 bin savaşçı olduğu tahmin ediliyor. IŞİD’in kontrolü altındaki bölgelerdeki toplum nüfus 9 milyonu buluyordu.

Artık o günler mazide kaldı. Örgüt, günümüzde uluslararası ağını kontrol etmede giderek artan sorunlar yaşıyor. Bu nedenle artık daha merkeziyetsiz bir yapıya büründü. Steinberg, herşeye rağmen çeşitli IŞİD grupları arasında temaslar olduğunu varsayıyor: “Öldürülen liderin Türkiye sınırına bu kadar yakın bir yerde bulunması, IŞİD’in uluslararası temaslara büyük önem verdiğinin önemli bir göstergesi.”

IŞİD varlığını sürdürebilecek mi?

Alman terör uzmanı, önümüzdeki aylarda ve yıllarda, örgütün bu temasları sürdürmesinin çok daha zor olacağı öngörüsünde bulunuyor: “Bunda ne ölçüde başarılı olacağı, her şeyden önce Irak ve Suriye’de güçlenmeye devam edip etmeyeceğine, hatta yeraltından çıkıp yeni bir toprak yönetimine başlayıp başlayamayacağına bağlı. Ancak bu şimdilik zor görünüyor.”

IŞİD liderinin ölümü, ABD makamlarının saklanma yerleri de dahil olmak üzere, teröristler hakkında ayrıntılı ve kesin istihbarat bilgilerine sahip olduğunu da bir kez daha kanıtladı. Ancak terör örgütünün, Irak ve Suriye’deki siyasi istikrarsızlıktan yararlanmaya devam ettiği de bir sır değil. Steinberg, “Bu yüzden hâlâ IŞİD tümüyle yok edilemiyor” diyor.

Örgütün varlığının devam etmesinin en önemli koşullarından biri de finansmanın sağlanması. IŞİD bunun için muhtemelen birkaç yüz milyon dolara ihtiyaç duyuyor. Bu gerçekten hareketle Guido Steinberg, örgütün geleceğine dair şu öngörüde bulunuyor: “Her ne kadar eskiye oranla zayıflamış olsa da, IŞİD’in en azından Irak, Suriye ve Afganistan gibi ülkelerde önümüzdeki yıllarda da çok önemli bir güç unsuru olarak kalacağı gerçeğine hazırlıklı olmalıyız.”

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

HDP’li Paylan’dan Demokrasi Güçlerine ‘Erken Seçim’ Çağrısı: Hazırlıklı Olmalıyız

HDP’li Garo Paylan, Diyarbakır’da yaptığı temaslar sırasında demokrasi güçlerine erken seçime hazırlıklı olunması çağrısında bulunarak, “Biz, bu yaz ya da sonbaharda bu iktidar bir seçime girmek zorunda kalacak diye düşünüyoruz. Çünkü ekonomik kriz derinleşecek, sosyal hareketler de derinleşecek. Görüyorsunuz insanlarımız isyan etmeye başladılar ve bu isyanlarının ve itirazların büyüyeceğini düşünüyoruz. Bu açıdan yakın bir vadede en geç 13 ay da bir seçim olacak. Ben yaz ya da sonbaharda bir seçim bekliyorum.” ifadelerini kullandı.

HDP’li Paylan, açıklamasının devamında, “Bu altüst oluş döneminde biz hazır olursak demokrasi güçleri hazır olursa bu krizden sonra biz iktidarda oluruz. Biz bu ülkeyi yönetiriz. Neden kötü bir yönetiminden başka kötü bir yönetime geçsin bu ülke? Faşist bir iktidar hala yüzde 40 oy alarak iktidar olmayı hedefliyor. Muhalefete de bakıyoruz millet ittifakı içerisinde ciddi bir demokrasi iddiası yok.” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ekonomiden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Diyarbakır ziyaretinin 4’üncü gününde Amed Emek ve Demokrasi Platformu üyeleriyle bir araya geldi. Ziyarete Paylan’ın yanında HDP Diyarbakır İl Örgütü Eşbaşkanları Zeyyat Ceylan ve Gülistan Atasoy, DBP Diyarbakır İl Örgütü ve HDP Diyarbakır İl Örgütü yöneticileri katıldı.

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Diyarbakır 1 No’lu Şubesi’nde gerçekleşen ziyarette konuşan Paylan, Diyarbakır’da sosyal ve toplumsal birçok kesimi ziyaret ettiklerini ve bazı sorun ve sıkıntıları yerinde tespit ettiklerini söyledi.

“Türkiye’de derin bir ekonomik kriz var ama Diyarbakır’da bir ekonomik buhran var” diyen Paylan, bu durumu yaptıkları tespitlerde gördüklerini belirtti. Türkiye genelinde tüm illerde sahada tespitlerde bulunduklarını aktaran Paylan, Diyarbakır’da yaşanan ekonomik ve sosyal sorunlara ilişkin “Dokunduğumuz her insandan bin ah işittik” dedi. İşçinin geçinemediğini, işverenin giderlerini karşılayamadığını, çiftçinin gübre alamadığını, hayvan üreticisinin yem alamadığını yine emeklinin ay sonunu getiremediğinin altını çizen Paylan, son dönemde gündemde olan elektrik zamları sebebiyle esnafların da üç katına varan faturaları ödemek zorunda kaldığını vurguladı.

“Kara kışı yaşıyoruz”

Esnafın hem giderlerinin 3 katına çıktığını hem de işlerinde 4’te 1 oranında düşüşün yer aldığını dile getiren Paylan, kentte yaptıkları izlenimleri şöyle aktardı:“ Şuanda şehrimizde hem bir ekonomik durgunluk var hem de fahiş zam ve faturalar var. Tüm toplumsal kesimleri saran bir ekonomik buhran ile karşı karşıyayız. Biz iktidarı, ‘Bu yoldan vazgeçin’ diye defalarca kez uyardık. Özellikle geçen yıl bütçe görüşmelerinde ‘Saraylara, savaşlara, yandaşlara para aktarmaktan vazgeçin, bir avuç yandaşınızı zenginleştirmekten vazgeçin gelin kaynakları emekçilere, işçilere, emeklilere, işsizlere doğru aktaralım. Atanamayan öğretmenleri atamak, emeklilikte yaşa takılanları emekli etmek, Kredi Yurtlar Kurumuna (KYK) borçlu gençlerimizin borçlarını silmek, ay sonunu getiremeyen emeklilere daha iyi emekli maaşları vermek, işçilerini daha iyi emek ve gelir koşullarında yaşaması için kaynak aktaralım’ dedik ama tüm taleplerimizi reddettiler. Bize, ‘Her şey dört dörtlük, biz bu yola devam edeceğiz’ dediler. Bütçeden kaynakları saraylara, savaşlara, yandaşlara aktardılar ve şimdi kara bir kış geçiriyoruz.”

Erdoğan’ın, “Faiz sebep, enflasyon sonuç” sözlerini hatırlatan Paylan, bunun ardından iktidarın faizleri suni olarak düşürmeye kalkması üzerine dolar ve enflasyonun patladığını, kredi faizlerinin ise beklenenin aksine yükseldiğini kaydetti. Türkiye’de yaşayan yurttaşların net yüzde 75’inin borçlu olduğunu ifade eden Paylan, “Özellikle dar gelirli işçiler emekçiler borçluyken onların tabii ki faiz ve borç yükünü arttırdı” dedi.

“Erken seçim kapıda”

Platform ile ekonomik alanda yaşanan sorunları konuşmak ve çözüm yolları bulmak için bir araya geldiklerini ifade eden Paylan, devamında şöyle konuştu: “Bizim sahada gördüğümüz durumlar çok vahimdi. Buradaki örgütlü güçleri de dinlemek üzere bu toplantıyı organize ettik. Biz artık bu iktidara, ‘Siz yanlış yapıyorsunuz, yanlış yoldasınız’ demenin bir anlamı olmadığını düşünüyoruz. Bu iktidar artık miadını doldurdu. Ama 3 ay ama 13 ay sonra bu ülkede seçim olacak. Biz, bu yaz ya da sonbaharda bu iktidar bir seçime girmek zorunda kalacak diye düşünüyoruz. Çünkü ekonomik kriz derinleşecek, sosyal hareketler de derinleşecek. Görüyorsunuz insanlarımız isyan etmeye başladılar ve bu isyanlarının ve itirazların büyüyeceğini düşünüyoruz. Bu açıdan yakın bir vadede en geç 13 ay da bir seçim olacak. Ben yaz ya da sonbaharda bir seçim bekliyorum.

“Demokrasi güçleri hazır olmalı”

Buna da biz demokrasi güçleri olarak hazır olmalıyız diyoruz. HDP olarak da demokrasi ittifakımızı genişletme iddiasındayız ve yeni dönemde demokrasi ittifakının bu ülkenin yönetiminde olması gerektiğini düşünüyoruz. 1994 yılında yine böyle bir ekonomik kriz oluştu. O ekonomik krizden sonra Refah Partisi o dönem bu ekonomik krizden iktidar olarak çıkmıştı. 2001 yılındaki ekonomik krizden AKP çıktı, tek başına iktidar oldu ve 20 yıldır neoliberal politikaları sürdürüyor. Yurttaşlarımızı daha borçlu hale getirdi ve şuanda yurttaşlarımız Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan da oldular. Şimdi yine bir altüst dönemi yaşıyoruz. Bu altüst oluş döneminde biz hazır olursak demokrasi güçleri hazır olursa bu krizden sonra biz iktidarda oluruz. Biz bu ülkeyi yönetiriz. Neden kötü bir yönetiminden başka kötü bir yönetime geçsin bu ülke? Faşist bir iktidar hala yüzde 40 oy alarak iktidar olmayı hedefliyor. Muhalefete de bakıyoruz millet ittifakı içerisinde ciddi bir demokrasi iddiası yok. Oysa biz demokrasi güçleri olarak ekolojik ve kadın özgürlükçü, demokratik bir yaşamı hayal ediyoruz. Hepimizin işi, hepimizin aşı olsun diyoruz ve bu ülkenin kaynakları hepimize yeter diyoruz. Daha çok üreterek ve hakça paylaşarak herkese refah sağlayabileceğimizi görüyoruz. Kaynaklar yüzde 1’e akmasın tam tersine halka emekçilere doğru aksın diyoruz. Bunun olacağı ekonomik bir düzen sağlayabiliriz.”

(Kaynak: MA)

Paylaşın