Pervin Buldan: AKP Ve MHP İktidarını Biz İndireceğiz

Partisinin İzmir 4’üncü Olağan İl Kongresi’nde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Buldan, “Bu ülkeyi bu hale getiren AKP-MHP iktidarının tam da bu dönemde bunları yapması kendi koltukların sağlama alması içindir. Biz bu yola asla izin vermeyeceğiz, onları iktidardan biz indireceğiz, biz düşüreceğiz” dedi.

Haber Merkezi / Yapılan fahiş zamlara da değinen Buldan, “Halkın çarşısını pazarını yangın yerine çeviren bir iktidarla karşı karşıyayız. AKP-MHP iktidarını bu ülkeden göndermek bizim boynumuzun borcudur. Tarihin en büyük elektrik zamlarıyla Türkiye’yi karanlığa sürüklediler. Yapılan zamlar açıkça soygundur.” ifadelerini kullandı.

Pervin Buldan, konuşmasında, 6 muhalefet partisinin görüşmesine partisinin davet edilmemesini de değinerek, “İnsanların emeğini, alınterini sömüren bir iktidar var. Bunların karşısında da güçlü bir muhalefete ihtiyaç var. Dün 6 parti genel başkanı bir toplantı yaptı. Sosyal medyada 2Toplantıda neden HDP yok?2 denildi. Bizi tanımayanları biz hiç tanımıyoruz. Bizi yok sayanları yeri geldiğinde biz de yok saymayanları iyi biliriz.” dedi.

Buldan, konuya ilişkin yaptığı açıklamanın devamında, “6 partiden birini ayırın diğerlerinin oy toplamı HDP’nin yarısı etmez. O yüzden biz kendi yolumuzda yürümeye devam edeceğiz. Yolumuz üçüncü yoldur. Bu yola bir gün herkes muhtaç olacak. Biz öyle kolay lokma değiliz. Demirtaş’ın dediği gibi: Biz demirden leblebiyiz ağzınıza alırsanız dişleriniz kırılır.” ifadelerini kullandı.

“Demokrasi ittifakı bir mücadele ortaklığıdır. Bizler umudu yeniden inşa ediyoruz. Türkiye’nin krizden çıkışı da bu ittifaka bağlıdır.” ifadelerini kullanan Buldan’ın partisinin İzmir 4’üncü Olağan İl Kongresi’nde yaptığı konuşma şöyle;

“Merhaba, halklar bahçesi İzmir’in güzel insanları, hakikat ve barışın, barış mücadelesinin onurlu yoldaşları, Deniz Poyraz’ın güzel arkadaşları. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. İzmir’den Türkiye’nin dört bir yanına ışıklar saçan güzel kadınlar, geleceğimizin umudu sevgili gençler, hepinizi partim adına sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sevgili halkımız kıymetli misafirler, kongremize gelen değerli konuklar, sevgili kadınlar, sevgili gençler, İzmir 4. Olağan Kongremizi bugün gerçekleştiriyoruz. İki yıllık dönemde bu zorlu görevi üstlenen ve başarı ile bu görevi tamamlayan yönetime, il eş başkanlarına ve bütün arkadaşlarıma emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Yeni göreve seçilecek arkadaşlarıma yine bu zorlu süreçte, bizimle beraber yol yürüyecekleri için şimdiden teşekkür ediyor, yolları açık olsun diyorum.

“Sizlerle her gün büyüyor, güçleniyoruz”

İzmir’e her geldiğimde sizlerin büyük umuduyla karşılaşıyorum, sizlerin yüreğindeki cesaret, gözlerinizdeki parıltıyı görüyorum. İzmir halklar bahçesi bir kent. Türk’ü, Kürt’ü, Alevi’si, Çerkez’i, Laz’ıyla, Pomak’ıyla tüm inanç ve kimlikleriyle Türkiye mücadele tarihinin en önemli kentlerinden biridir. Onun için burada olmaktan büyük bir onur duyuyorum, mutluluk duyuyorum. İyi ki varsınız, iyi ki buradasınız. Biz sizlerle güçlüyüz, gün geçtikçe daha da büyüyor ve güçleniyoruz. HDP’nin gerçek sahipleri sizlersiniz. Bugün HDP’yi HDP yapan, HDP’yi var eden, HDP’yi büyüten ve güçlendiren siz değerli halkımıza, hepinize tekrardan selam olsun.

“HDP, meydanlarda, sokaklarda, işçilerin, kadınların, gençlerin yanındadır”

HDP için “mecalleri kalmadı” diyenler, “HDP artık bir kongre bile yapamayacak duruma gelmiştir” diyenler, “HDP’yi artık sokaklarda, meydanlarda göremeyeceksiniz” diyenler gelin bu bu salona bakın. Mecalimiz var mı yok mu görsünler. Bu salona baksın HDP’nin mecali var mı yok mu görsünler. Sadece kongrelerimiz değil elbette, meydanlarda, sokaklarda, işçilerin, kadınların, gençlerin yanında duran bir HDP gerçekliği var. Sadece kongrelerde değil, 8 Mart’larda, 21 Mart’larda, Newroz’larda alanlara baksınlar. HDP var mı yok mu işte orada görecekler.

“HDP her gün büyümeye devam ediyor, onlar siyaseten tükeniyorlar”

Gümbür gümbür geliyoruz, demokrasiyi isteyenler, barışı haykıranlar, özgürlüğü isteyenler, Türkiye’nin demokratikleşmesini isteyenler yani HDP’liler geliyor. Asıl onların mecalleri kalmadı, tükendiler, çöplüğe gidecekler haberleri olsun. Onlar siyaseten çökerken, HDP her gün büyümeye devam ediyor, onlar siyaseten tükeniyorlar.  HDP her gün güçlenmeye ve büyümeye devam ediyor. HDP’ye karşı kumpas peşinde olanlar bilsin ki kumpasları asla tutmayacak. İki tane kumpas davası açtılar. Biri Kobanî Kumpas Davası, bir diğeri HDP Kapatma Davası. İkisi de ellerinde patladı, çöktü. Her ikisinde de ortaya koyacak bir delil bulamadılar, bulamıyorlar. Bu kumpas davalarını kurarlarken demokratik siyaseti engelleyebileceklerini sandılar. Bu kumpas davalarını ortaya koyarken HDP’yi bitireceklerini zannettiler.

“Demokratik siyaseti ortadan kaldırmaya gücünüz yetmeyecek”

İntikam amaçlı olan her iki davada ortaya koyacak gerçek deliller olmadığı için onlar bitti ve tükendi. Onlara bir kez daha başaramayacaksınız, başaramayacaksınız, başaramayacaksınız diyoruz. Demokratik siyaseti ortadan kaldırmaya gücünüz yetmeyecek. Bizlerin siyaset yapmasını, HDP’nin Türkiye siyaseti ve tarihinde var olmasını asla engelleyemeyeceksiniz. HDP’siz bir Türkiye siyaset ve parlamentoyu amaçladığınızı iyi biliyoruz ama bunu başaramayacaksınız, çünkü halklarımız asla buna izin vermeyecek. Biz barış ve demokrasi dedikçe bizi kumpaslarla oyalamanın tek bir amacı var. Bu bizimle baş edemediklerinden dolayıdır. Biz her saldırı ve hukuksuzluk, haksızlık karşısında daha da büyüdük, güçlendik. Büyümeye ve güçlenmeye devam edeceğiz. HDP’siz Türkiye ve siyaset tutmadı, tutmayacak. Bunu bir kez daha onlara gösterdik ve göstermeye devam edeceğiz.

“Özgürce bir arada yaşama fikriyatını ortaya koyan tek parti HDP’dir”

Akıllarında sadece HDP var, çarpıyorlar, bölüyorlar, topluyorlar sonuç sürekli fiyasko çıkıyor. İstedikleri kadar toplasınlar, çarpsınlar, bölsünler HDP’yi asla kapatamayacaklar. HDP aynı zamanda bu ülkenin geleceğine yön verme gücüne sahip olmak, söz ve karar sahibi olmak demektir. Değişimin temel anahtarı sizlersiniz. Sizin örgütlü gücünüz, mücadelemiz, dik duruşunuz, direnişimizdir. Kürt’üyle, Alevi’siyle, Êzidî’siyle, Laz’ıyla Çerkez’iyle bu ülkede tüm dillerin, kimliklerin, inançların, hakların özgürce bir arada yaşama fikriyatını ortaya koyan tek parti HDP’dir. Bu böyle olmaya da devam edecektir. Bunu yaptığımız için bu kadar saldırı altındayız.

“Deniz Poyraz Kürt halkının ve bütün Türkiye halklarının yüreğinde yaşıyor”

Deniz Poyraz arkadaşımızı katlettiler. İzmir’de Türkiye’nin üçüncü büyük ilinde Türkiye’nin üçüncü büyük partisinin il başkanlığında yoldaşımızı Deniz Poyraz’ı katlettiler. Katlettikten sonra özellikle bu cinayeti örtbas etmeye çalışan bir anlayışın olduğunu çok iyi biliyoruz. Deniz Poyraz’ı kimin katlettiğini, arkasında örgütlü gücü çok iyi biliyoruz. Bir katil tek başına bir katil değildir, arkasında organize bir güç vardır. Biz bu planın, örgütlerin, gücün kimler olduğunu biliyoruz. Biz bunu Çorum’dan Maraş’tan Sivas’tan Roboskî’den Gazi’den Ankara Garı’ndan Suruç’tan ve buralarda işlenen katliamlardan çok iyi biliyoruz. Bu salondaki bu coşku ve birliktelik Deniz Poyraz’ın katledilmesine verilen en büyük yanıttır. Deniz Poyraz ölmedi, milyonlar oldu, sel oldu. İzmir’in bütün sokaklarına yayıldı. Buradan bütün Türkiye’ye bütün dünyaya yayıldı. Deniz Poyraz’ı öldürdüğünüz sanıyorsunuz ama Deniz Poyraz Kürt halkının ve bütün Türkiye halklarının yüreğinde yaşamaya devam edecek.

“Duruşmayı il il kaçırabilirsiniz ama hakikatin açığa çıkmasını engelleyemeyeceksiniz”

Deniz Poyraz cinayetini örtbas etmeye ve yargılamayı Kayseri’ye taşıma isteklerinin olduğunu biliyoruz. Bu duruşmayı il il kaçırabilirsiniz ama hakikatin açığa çıkmasını asla engelleyemeyeceksiniz. Türkiye halkları başta kadınlar olmak üzere bu katliamı yapanların peşini bırakmayacak, hakikatin ortaya çıkmaması için bu mücadele devam edecek ve hakikat mutlaka ortaya çıkacaktır. Sevgili Deniz’e sözümüzdür, sana verdiğimiz söz mutlaka yerine gelecek. Senin umut ettiğin, arzuladığın, yarım kalan barış umudun bu ülkede mutlaka hayata geçecek. 84 milyon insanın özellikle AKP-MHP iktidarının yarattığı kara bir kışı geçirdiğini biliyoruz. Ülkenin kaynaklarına çöken talan düzeni, yaşamı her gün daha da zorlaştırıyor. Halkın cebini, sofrasını, çarşısını, pazarını, marketini yangın yerine çeviren bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu iktidar toplumun üzerine çöken siyasi bir afet, felakettir. AKP-MHP iktidarını bu ülkeden göndermek bizim boynumuzun borcudur.

“AKP ve MHP iktidarını biz indireceğiz, biz düşüreceğiz”

Bugün tarihin en yüksek elektrik zamları ile Türkiye’yi Edirne’den Hakkari’ye kadar karanlığın içine sürüklediler. Türkiye bütün tarihi boyunca en büyük zam, yoksulluk ve yolsuzluklarla karşı karşıya kaldığı bir dönemi yaşıyor. Bunların zihniyetleri karanlık olduğu için bu karanlık ortamları yaratmaya devam ediyorlar. Yapılan zamlar açıkça bir soygundur. Evlere gelen yüksek faturalar haraç ve soygun faturasıdır. Bunlar için halkın hiçbir önemi yoktur, varsa yoksa Saray’dır, 5’li çetedir, yandaşlarıdır. Halk açıkta mı karanlıkta mı, yoksullukla mı uğraşıyor, zamlarla mı pençeleşiyor umurlarında değil. Bütün bunlar için milyonlarca genç işsiz. Artık Türkiye’de yaşamak istemiyorlar, başka ülkelerde yaşamak için Türkiye’yi terk ediyorlar. Bu ülkeyi bu hale getiren AKP-MHP iktidarının tam da bu dönemde bunları yapması kendi koltukların sağlama alması içindir. Biz bu yola asla izin vermeyeceğiz, onları iktidardan biz indireceğiz, biz düşüreceğiz.

“Türkiye halkları ne AKP’ye ne MHP’ye mecbur da değil mahkum da değil”

Utanmadan, sıkılmadan bu yaşanan ekonomik krizi düzelteceklerini söylüyorlar. Zannedersiniz ki muhalefette onlar, iktidarda olan başkaları. Bütün bu çoklu krizlerin müsebbibi sizsiniz, ülkeyi talan ettiniz, çalıp çırptınız, ülkenin bütün kaynaklarını çıkarlarınız için harcadınız. Ülkenin bütün kaynaklarını savaşlara harcadınız. İşte bütün bunların faturası zamlar ile birlikte Türkiye halklarına geri dönüyor ama Türkiye halkları ne AKP’ye ne MHP’ye mecbur da değil mahkum da değil.

“İktidar ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışıyor”

Önce zam yapıyorlar, arkasından yaptıkları zamları bir iki puan düşürüp sanki yeni bir şey yapıyormuş, ucuzluk yapıyormuş gibi halka yalan söylemeye devam ediyorlar. Ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışıyorlar. Biz sizin bu yalanlarınızın farkındayız, halkımızın karnı bu yalanlarınıza tok. Artık aldatılacak bir Türkiye halkı karşınızda yok. Bugüne kadar hiçbir sorun çözemeyen bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu ülkede Kürt sorunu var, Alevi sorunu, kadınların sorunu var, yoksulluk sorunu var, açlık sorunu var. İşte bu sorunlar orta yerde duruyorken “çözdük” diyen bir zihniyetin yalanlarını dinleyecek tek bir insan yok. Bu sorunlar çözülmeden Türkiye krizlerden asla çıkamaz. Bu sorunları yok sayan iktidarın ekonomik sorunları çözeceğiz demesinin hiçbir anlamı, kıymeti yok. Bu ülkede seller, depremler, felaketler, Pandemi oldu ve onlar halkı bu sorunlarla baş başa bıraktılar. Sel olan Karadeniz’e gidip halkın kafasına çay paketi attılar, yangın olan yere çıkıp yangını HDP’nin çıkardığın iddia ettiler. Deprem oluyor, depremden bile HDP’yi sorumlu tutan bir anlayış ile karşı karşıyayız. Biz mücadelemizi ve direnişimizi asla ve asla onların siyasetine göre belirlemiyoruz, bir yerde sel, yangın, deprem olsa HDP oradadır, orada olmaya devam edecektir.

“İnsanları mağdur ediyorlar, karda kışta elektriksiz bırakmaya devam ediyorlar”

Şimdi kara bir kış var. Türkiye’nin birçok yerinde yağan kardan dolayı büyük mağduriyetler yaşadılar. Isparta’da insanlar 4 gün elektriksiz kaldı, insanlar soğuktan donmaya mecbur bırakıldılar. Başka bir yerde tweet atan bir öğrencinin, halktan birinin kapısına onlarca polisi göndermeyi bilenler, kardan kapalı olan yolları, Isparta başta olmak üzere birçok yerde insanları mağdur etmeye, elektriksiz bırakmaya devam ediyorlar. Güçlerini sadece yargıdan ve medyadan alan AKP iktidarının gücünün yettiği tek bir yer olarak gördüğü HDP ve Kürtler, size öyle bir ders verecek ki bir daha başınızı bile kaldıramayacaksınız.

“AİHM kararlarını tanımak zorundasınız”

AİHM kararlarını tanımayan, demokrasiyi, hukuku ayaklar altına alan bir iktidar var karşımızda. Adaletsizliklerin her gün çoğaldığı ve buna hizmet eden bir iktidar var karşımızda. Cezaevlerinde rehin olarak tutulan Selahattin Demirtaş’ın, Figen Yüksekdağ’ın, İdris Baluken’in Gültan Kışanak’ın, Sebahat Tuncel’in, Ayla Akat Ata’nın 5 yıldır suçsuz bir şekilde cezaevlerinde tutulduğunu herkes biliyor. Bu insanların hiçbir suçunun olmadığını dünya alem biliyor. AİHM işinize gelince başvurduğunuz ama işinize gelmeyince tanımadığınız bir mekanizma değildir. AİHM’nin dokunulmazlıklar konusunda ihlal kararı verdiği karar önemli bir karardır. Bunu dikkate alınıp uygulanması gereken bir karar olarak görüyoruz. Sizin keyfinize göre uygulanmayacak bir karar değildir. AİHM kararını tanımak zorundasınız, Selahattin Demirtaş’ı da Figen Yüksekdağ’ı da İdris Baluken’i de Aysel Tuğluk’u da serbest bırakmak zorundasınız. Bunun lamı cimi yok, bu ciddi bir iştir. Türkiye bu kararları uygulamadığı için kaybeden bir ülke durumuna geldi. Buna da AKP-MHP iktidarı öncülük yapıyor.

“Ülkeyi bir tecrit ülkesi haline getirdiler”

Sadece bununla sınırlı kalmıyorlar. Halkın iradesini tanımayan, belediyelerimize kayyım atayan, Kürtlerin iradesini tanımayan, seçimlerde demokratik siyaset kanallarını ve insanların özgürce oy kullanmalarını engelleyen, seçeni cezalandıran ve cezaevine atan bir iktidar var. Yarın sandıklar kurulsun o belediyelerin hepsini tek tek sizden almazsak namerdiz. Ülkeyi İmralı’da Sayın Öcalan şahsında uygulanan tecritle ile bir tecrit ülkesi haline getirdiler. Tecrit artık Türkiye’nin her yerinde yaygınlaştı, yaygınlaşmaya devam ediyor.

“Bizi yok sayanları zamanı geldiğinde biz de yok saymasını iyi biliriz”

İnsanları evlerine hapsetmeye çalışan, insanların alın terini, emeğini sömüren, işçinin, emekçinin, üreticinin emeğini yok sayan bir iktidar var karşımızda. Bunların karşısında onları yenebilecek güçlü bir muhalefete de ihtiyaç var. Dün 6 siyasi partinin genel başkanları bir araya geldiler. Bu toplantıdan sonra sosyal medyada kıyamet koptu. Niye bu 6’lının içinde HDP yok diye soranlar oldu. Sevgili halkımız sizi tanımayanları biz hiç tanımıyoruz, bu da böyle bilinsin. Bizi yok sayanları zamanı geldiğinde biz de yok saymasını iyi biliriz. O 6 siyasi partinin birini ayırın, diğerlerinin oy toplamı HDP’nin yarısı bile etmez.

“Bizim yolumuz 3’üncü yoldur”

Bunun için hiç oralı olmamıza gerek yok. Bunun için biz kendi yolumuzda yürümeye devam edeceğiz. Yolumuz 3’üncü yoldur, 3’üncü yol. Bu 3’üncü yola bir gün herkes muhtaç olacak, bir gün herkes mecbur olacak. Bir gün herkes bizimle görüşmek için yanımıza gelecek, randevu isteyecek. Bundan hiç kimsenin kuşkusu ve şüphesi olmasın. Biz öyle kolay lokma değiliz. Biz sevgili Selahattin Demirtaş’ın dediği gibi “demirden leblebiyiz, ağzınıza alırsanız dişleriniz kırılır.” Elbette ki biz demokratik bir muhalefeti, bir mücadele ortaklığını büyütmeye kararlıyız. Bu kararlığımız, cesaretimiz, irademiz her daim olacaktır. Demokrasi ittifakı dediğimiz bu yol mücadele ortaklığıdır. Bu güç birliği hem tarihsel hem de toplumsal bir ihtiyaçtır. Bu umudu yeniden inşa ediyoruz. Hepimize hayırlı olsun.

“Çıkış yolu demokrasi ittifakında buluşmaktır”

Türkiye’nin bu çoklu krizlerden çıkış yolu demokrasi ittifakında buluşmaktır. Bu birliktelik tüm Türkiye halkları, Türk’ün, Kürt’ün, Alevi’nin, Laz’ın, Çerkez’in bir arada yaşaması için elzemdir. Bütün bu birlikteliklerin sonunda Türkiye’nin bir barış ve huzur ortamına, özgürlüklere, adalete ve hakikate ulaşabileceği yarınları hep birlikte kuracağımıza bir kez daha söz veriyoruz. Yeter ki cesaretli, kararlı olalım ama aynı zamanda HDP’li olalım, HDP’de kalalım. Ahmet Kaya’nın dediği gibi umut sizdedir, yarınlar sizdedir. Umut HDP’dedir, kadınlardadır, gençlerdedir, tüm haklarımızdadır. Türkiye haklarındandır. Hepinizi sevgiyle selamlıyor, yolumuz açık olsun diyorum.”

Paylaşın

Memleket Partisi’nde İstifa Depremi: İki İl Başkanı…

Memleket Partisi’nde istifa depremleri yaşanıyor. Partinin Ankara İl Başkanı Sarıkaya hem partideki görevinden hem de parti üyeliğinden istifa ederken, Çanakkale İl Başkanı Hülya Dağhan ise partisindeki görevinden istifa etti.

Muharrem İnce’nin genel başkanı olduğu Memleket Partisi’nde iki üst düzey istifa gerçekleşti. Partinin Ankara İl Başkanı Muhammed Sarıkaya, görevinden ve partiden istifa ettiğini açıkladı. Memleket Partisi Çanakkale İl Başkanı Hülya Dağhan ise görevinden istifa ettiğini duyurdu.

Ankara İl Başkanı Muhammed Sarıkaya, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı istifa açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Temiz, ilkeli ve dürüst siyaset yapmak amacı ile yola çıktığım Memleket Partisi Ankara İl Başkanlığı görevimden ve parti üyeliğimden, siyaset anlayışının parti içi muhalefetten öteye gitmediğini, emeğe, niteliğe değil ahbaplığa değer verildiğini, örgütü dedikodu ve ilkel siyasi ayak oyunları ile idare etmeye çalışan bir Genel Sekreterlik ile yol yürümenin mümkün olmadığını gördüğümden ve aylardır süren mücadeleme rağmen, parti yönetiminde tüm bu sorunlara çözüm bulma niyetinin olmadığına emin olduğumdan istifa ettim.”

Çanakkale İl Başkanı Dağhan da istifa etti

Memleket Partisi Çanakkale İl Başkanı Hülya Dağhan da görevinden istifa ettiğini açıkladı. Dağhan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Gördüğüm lüzum üzerine Çanakkale İl başkanlığı görevimden istifa ettim. Memleket Partisi’nin Üyesi, bir neferi olarak yoluma devam edeceğim” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

MetroPOLL’den Seçim Anketi: İşte İttifakların Son Oy Oranları

MetroPOLL Araştırma tarafından yapılan son seçim anketi sonuçlarına göre, Millet İttifakı’na yakın hissettiğini söyleyen katılımcıların oranı yüzde 43,7, Cumhur İttifakı’na yakın hissedenlerin oranıysa yüzde 40 oldu.

MetroPOLL Araştırma tarafından, ‘Türkiye’nin Nabzı’ başlıklı anket sonuçları yayımlandı. 8-12 Ocak arasında, 28 ilden bin 508 kişiyle görüşülen anket sonuçlarına göre, Millet İttifakı’nın oylarındaki yükseliş dikkat çekti.

Ankette katılımcılara, iki ittifaktan hangisine yakın oldukları, bir ittifaka yakın hissetmese dahi hangisine oy verebileceğine dair görüşleri soruldu.

Anket sonuçlarına göre, Millet İttifakı’na yakın hissettiğini söyleyen katılımcıların oranı yüzde 43,7, Cumhur İttifakı’na yakın hissedenlerin oranıysa yüzde 40 olarak ölçüldü.

İki ittifaka da yakın hissetmemesine rağmen oy verirken Millet İttifakı’nı tercih edeceğini söyleyenlerin oranı yüzde 6 olurken, böylece millet ittifakına oy desteği toplamda yüzde 49,7’ye ulaştı.

Cumhur İttifakı’nın oy oranı yüzde 42,1

Yakın hissetmemesine rağmen Cumhur İttifakı’nı tercih edeceğini söyleyenlerin oranıysa yüzde 2,1’de kaldı. Böylece Cumhur İttifakı’nın toplamdaki oy desteği yüzde 42,1 çıkmış oldu.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Özer Sencar, bu oranların ocaktaki enerji zamlarının etkisini yansıtmadığını belirterek şu görüşleri paylaştı:

“Ocak ayında cumhur-millet ittifaklarının seçmen desteği. Aralık ayındaki döviz dalgalanmaları ve çalışanlara yapılan zamların etkisi AKP’ye yaklaşık 3 puan kazandırmıştı. Ocaktaki elektrik ve doğalgaz zamlarından önce. Bu zamların etkisini şubat ayında açıkça göreceğiz”

 

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: HDP’yi Yok Saymıyoruz

6 muhalefet partisi liderinin dünkü buluşmasında HDP’nin olmamasına ilişkin gelen eleştirilere yanıt veren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “HDP’yi yok saymıyoruz. Hiçbir partiyi de yok sayamayız. Öyle yaparsak bu demokrasiye inanmadığımızı gösterir” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 6 muhalefet partisi liderinin dünkü buluşmasının ardından HalkTV yazarı Fikret Bila’nın sorularını yanıtladı.

Kılıçdaroğlu, “Altı parti genel başkanının bir araya gelip yüz yüze ülke ve dünya sorunlarını konuşmalarını çok değerli buluyorum. Bu yönüyle siyasi tarihimiz bakımından bir kilometre taşı olduğunu düşünüyorum. Bir araya geldik ve Türkiye’yi bu koşullardan nasıl çıkarırız diye konuştuk. Türkiye’yi aydınlığa çıkarmak için, demokrasiyi, insan haklarını, eşitliği hayata geçirmek ekonomik sorunları çözmek üzere yola çıktık. Bir görüş ayrılığımız yok. Bundan sonra da böyle çalışacağız yine bir araya geleceğiz. Bir program etrafında çalışacağız” dedi.

“HDP’yi yok saymıyoruz, hiçbir partiyi de yok sayamayız”

Kılıçdaroğlu’na, buluşmaya HDP’nin neden davet edilmediği eleştirilerine, “HDP’yi yok saymıyoruz. Hiçbir partiyi de yok sayamayız. Öyle yaparsak bu demokrasiye inanmadığımızı gösterir. Bu çalışma, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi geçiş çalışmasını yürüten altı parti arasında yapıldı. Biliyorsunuz altı partinin genel başkan yardımcıları birlikte çalıştılar ve bir metin hazırladılar. Çok iyi çalışılmış, çok zengin bir metin. Metin üzerinde altı genel başkanın bir görüş ayrılığı yok. Bu süreçte biz her parti ile görüştük. Bu görüşmelerimiz sürecek. HDP’yle de görüşüyoruz. İhtiyaç olduğunda yine görüşeceğiz. Onlar görüşlerini paylaşmak isterlerse bize gelebilirler, ihtiyaç olduğunda biz gideriz. Görüşlerimizi paylaşırız. Kamuoyuyla da zaten paylaşıyoruz. Bir sorun yok” yanıtını verdi.

“28 Şubat tarihini özellikle seçmedik”

Kılıçdaroğlu’nun bir sonraki toplantının 28 Şubat’ta yapılacak olmasının özel bir anlamı olup olmadığını, geçmişteki 28 Şubat bildirisiyle veya CHP’nin helalleşme çağrısıyla ilgisi bulunup bulunmadığını sorusuna ilişkin şunları söyledi:

“Hayır, özellikle 28 Şubat olsun diye bir düşüncemiz olmadı. Çalışmamızı mümkün olduğu kadar zaman yitirmeden yürütmek istiyoruz. Bir sonraki toplantı için hazırlıklar yapılması gerekiyor. O açıdan mümkün olan en uygun zamanı belirledik. Yoksa bir hafta sonraya Mart başına da bırakabilirdik. Ama hazırlıkların o güne yetişebileceği düşünüldüğü için 28 Şubat olarak belirledik. 28 Şubat’ta sadece altı genel başkan olmayacak. Daha geniş bir toplantı olacak. Biçim için meslek kuruluşları, sivil toplum kuruluşları çok önemli. O nedenle toplantıya meslek kuruluşları, barolar, sendikalar da katılacak. Sonra genel başkanlarla hep birlikte kamuoyuna açıklama yapacağız”

Kılıçdaroğlu adaylık konusunun gündeme gelip gelmediği yönündeki soruya, “Hiç gündeme gelmedi, konusu açılmadı. Biz ilkeler ve Türkiye’nin sorunları ile çözüm yolları üzerinde konuştuk” yanıtını verdi. “Millet İttifakı bundan böyle Büyük Millet İttifakı olarak mı isimlendirilecek” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Biz Güçlendirilmiş parlamenter Sistem çalışmasını yürüten altı parti olarak bir araya geldim. Millet İttifakı’nı oluşturan partiler ile Gelecek ve DEVA partileri. O nedenle henüz erken. Millet İttifakı büyüdü veya küçüldü demek için erken olduğunu düşünüyorum. Önemli olan Türkiye’yi bugünkü koşullardan çıkarmak üzere bir yola çıkılmış olmasıdır. Bu çok değerlidir. Seçim yaklaşınca bu konular da konuşulur.”

Paylaşın

Altı Muhalefet Partisinden Ortak Açıklama: Mutabakat Metni 28 Şubat’ta Paylaşılacak

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun daveti üzerine İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Çankaya Belediyesi Ahlatlıbel Tesisleri’nde çalışma yemeğinde bir araya geldi.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, toplantıya gelen genel başkanları ev sahibi olarak dışarıda karşıladı. Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, “Birbirinden farklı altı siyasi parti olarak, bizler, Türkiye’nin yıllardır görmeyi umut ettiği tarihi bir çalışma için bir araya geldik” diyerek üzerinde uzlaşıya varılan yeni sistemle ilgili mutabakat metninin kamuoyuna 28 Şubat’ta paylaşacağı ifadeleri yer aldı.

Toplantı sonrası yapılan ortak açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Bugün, Türkiye için tarihi bir gündür. Birbirinden farklı altı siyasi parti olarak, bizler, Türkiye’nin yıllardır görmeyi umut ettiği tarihi bir çalışma için bir araya geldik.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni’ni hazırlayan partiler olarak bizler, etkin ve katılımcı bir yasama, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim, tarafsız ve bağımsız bir yargı ile kuvvetler ayrılığının tesis edildiği güçlü, özgürlükçü, demokratik, adil bir sistem inşa etme kararlığı içindeyiz.

Ülkemiz, Cumhuriyet tarihinin en derin siyasi ve ekonomik krizlerinden birini yaşamaktadır. Toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunlar her geçen gün artarak etkisini ağır bir biçimde göstermektedir. Bu krizin en önemli sebebi kuşkusuz, ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ adı altında uygulanan keyfi ve kural tanımaz yönetimdir.

Altı siyasi parti olarak hepimizin ortak sorumluluğu, uzlaşarak ve birlik içinde bu krizi aşmak, derin sorunlarımızı demokratik siyasetin alanını genişleterek, çoğulculuk temelinde çözebilmektir.

Tam da bu inanç ve kararlılıkla, yasama, yürütme ve yargı organlarının güçlendirilmesinin yanında, demokratik hukuk devletini güçlendirmek amacıyla Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni üzerinde yoğun bir çalışma gerçekleştirdik. Kutuplaşmayı değil, istişare ve uzlaşmayı esas aldık.

“Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem öncelikli hedefimizdir”

Bugün de parti genel başkanları olarak bir araya gelerek, üzerinde uzlaşıya vardığımız yeni sistemle ilgili mutabakat metninin kamuoyuna takdimi üzerine görüştük ve 28 Şubat 2022 tarihinde milletimizle paylaşılmasında mutabık kaldık.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçmek ortak ve öncelikli hedefimizdir. Bu hedefe ulaşabilmemiz için sürecin nasıl işleyeceğinin ve bu süreçte ülkemizin nasıl yönetileceğinin yapıcı bir şekilde planlanması gerekmektedir. Bu nedenle geçiş sürecinin yol haritasının çalışılarak üzerinde mutabık kalınması ve vatandaşlarımızla paylaşılması konularında da uzlaşıya vardık.

Ayrıca bu toplantıda güncel ekonomik ve sosyal gelişmeleri değerlendirdik ve seçimlerden sonra uygulanmaya başlanacak politikalar konusunda ortak çalışma yapılabilecek alanlara ilişkin görüş alışverişinde bulunduk. Hedefimiz milletimizin rahat bir nefes almasını sağlamak ve refah düzeyini, kapsayıcı bir anlayışla ivedilikle yükseltmektir.

Türkiye’nin istişare ve uzlaşı ile çözülemeyecek hiçbir sorunu yoktur. Önemli olan, tüm farklılıklarımızla beraber ‘biz’ düşüncesini, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği normları çerçevesinde temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, herkesin kendini eşit ve özgür vatandaş olarak gördüğü, düşüncelerini özgürce ifade edebildiği, inandığı gibi yaşayabildiği demokratik bir Türkiye’yi inşa etmektir.

Öte yandan hedefimiz; kamu yönetiminde şeffaflık, eşitlik, tarafsızlık ve liyakatin sağlanması, yolsuzlukla etkin mücadele edilmesi, Siyasi Etik Kanunu ile siyasi makamların millete hizmetten başka bir amacının olmamasının garanti altına alınmasıdır.

Bugün burada milletimiz adına ‘Yarının Türkiyesi’ni inşa etmek için önemli bir adım attık. Bundan sonra da işbirliği alanlarını genişleterek sürdürmekte kararlıyız. Hep birlikte inşa edeceğimiz Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’i milletimize ve gelecek nesillere adalet, barış, refah ve huzur getirmesi inancıyla hayata geçirmeyi taahhüt ettiğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.”

Paylaşın

Dışişleri’nden Vatandaşlara Ukrayna’ya Seyahat Uyarısı

Rusya’nın Ukrayna’ya karşı operasyon düzenlemesi olasılığı artarken Dışişleri Bakanlığı da vatandaşlara yönelik bir uyarı mesajı yayımladı. Mesajda, mecbur kalmadıkça Ukrayna’nın Doğu bölgelerine seyahat edilmemesi istendi.

Haber Merkezi / Dışişleri Bakanlığı, resmi sosyal medya hesabından Ukrayna’ya yönelik bir seyahat uyarısı yayımladı.

Konuya ilişkin paylaşılan açıklamada, “Ukrayna’daki güvenlik durumu ülkemizce yakından takip edilmektedir. Bu çerçevede, vatandaşlarımızın Ukrayna’nın Doğu sınırındaki bölgelerine mecbur kalmadıkça seyahat etmekten imtina etmeleri tavsiye edilmektedir. Vatandaşlarımızın şahsi güvenlikleri için mümkün olan tüm tedbirleri almaları ve mecburi seyahatleri öncesinde Kiev Büyükelçiliğimiz ile temas etmeleri önerilmektedir” denildi.

Dışişleri Bakanlığı ayrıca acil durumlarda vatandaşların, Kiev Büyükelçiliği (+380632114765 ; +380632557748) ve Bakanlık Konsolosluk Çağrı Merkezi (0312 292 2929) ile irtibata geçmesini istedi.

Paylaşın

Altı Muhalefet Partisinin Lideri Bir Araya Geldi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ile Liderler Buluşmasında bir araya geldi.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; Liderlerin “yuvarlak masa” toplantısında ana gündem maddelerinin “güçlendirilmiş parlamenter sistem” çalışması, seçimlere yönelik iş birliği olanakları, seçimin kazanılması halinde “parlamenter sisteme geçiş” süreci planlaması ve cumhurbaşkanı adayının nasıl belirleneceği olması bekleniyor.

Uzun süredir ikili görüşmeler yapan 6 muhalefet partisinin lideri ilk kez birlikte masaya oturdu. Çankaya Belediyesi’ne ait Ahlatlıbel Tesisleri’nde “akşam yemeği” olarak organize edilen buluşma yerel saatle 19.00’da başladı.

Liderler, geçen Aralık ayı sonunda tamamlanan “güçlendirilmiş parlamenter sistem” çalışması konusunda da ilk kez birlikte değerlendirme fırsatı bulacak. Bu önerinin kamuoyuna nasıl açıklanacağı konusunun da bu toplantıda netleştirilmesi bekleniyor.

Ön şart, kırmızı çizgi yok

Altı siyasi parti liderinin aynı masa etrafında bir araya gelmesi, Türkiye siyasetinde sık tanık olunan bir durum değil. O nedenle de bu buluşma, tüm katılımcılar tarafından “çok kıymetli” sözleriyle ifade ediliyor.

Kulislere yansıyan bilgilere göre buluşma masasına, seçim öncesi ve sonrası sürecinin nasıl planlanacağı, ittifakın genişleyip genişlemeyeceği dahil, seçim iş birliğine ilişkin hemen her konu gündeme gelebilir.

Bu kapsamda Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun bir süre önce Kılıçdaroğlu ve Akşener’le ikili görüşmeler yaparak “Millet İttifakı’nın adının ve yapısının değiştirilmesi” önerisinin de gündeme gelmesi olası görülüyor.

İYİ Parti’nin “marka değeri” olduğunu belirttiği Millet İttifakı’nın isminin değiştirilmesine sıcak bakmadığı biliniyor.

CHP kurmayları ise liderler buluşmasında her şeyin konuşulabileceğine dikkat çekerek “Kategorik olarak ‘şunu konuşmayız, şu konuları ele alabiliriz’ gibi bir ön şartımız, kırmızı çizgimiz yok. Farklı siyasi geleneklerden gelen partilerin bir araya gelmesi son derece kıymetli. Sayın Davutoğlu da önerisini gündeme getirebilir, kabul görür, görmez o ayrı bir şey” görüşünü dile getiriyor.

Ancak ittifakın yapısının nasıl olacağının konuşulması için öncelikle tarafların “ittifaka katılma konusunda irade beyanı” ortaya koyması gerektiği vurgulanarak “Aynı masada oturduğumuza göre yarın öbür gün beraber yol yürüyebiliriz, fikir kafalarda oluştuysa bunlar konuşulabilir. Kabul görür, görmez, onu bilemeyiz ama konuşulur. Siyasi perspektifimize uygun her konu o masada konuşulur” değerlendirmesi yapılıyor.

Görüşmelerin devamı gelebilir

Liderlerin bu ilk buluşmasının ardından devamının da geleceği ifade ediliyor. İttifakın nasıl genişleyeceği, seçim öncesi ve sonrası sürecin planlanmasının yanı sıra en kritik konulardan olan muhalefetin cumhurbaşkanı adayının nasıl belirleneceği konusunda görüş alışverişinde bulunulabileceği ifade ediliyor.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun muhalefetin cumhurbaşkanı adayı olma konusunda istekli olduğu uzun süredir konuşuluyor. Ancak ilk toplantıda kimin aday olacağı gibi kritik bir konuya girilmesi beklenmiyor, adayın kim olacağının ancak seçim sürecine girildiğinde netleşeceğine dikkat çekiliyor.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Can Kaybı 270’i Aştı

Kovid 19’da son 24 saatte 86 bin 193 yeni vaka tespit edilirken, 272 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Şartlar lehimizdeyken, 65 yaş üstünü ve kronik hastaları koruyarak vefatları azaltalım.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 448 bin 347 test yapılırken, 86 bin 193 yeni vaka tespit edildi. 272 kişi hayatını kaybederken, 73 bin 526 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Tedavisi devam eden ağır hasta sayısı 1.000 civarında. Vaka sayıları hayli düşükken ağır hasta sayımız bunun üstünde oluyordu. Aşının bu sonuçta etkisi büyük, Omicron’u da hesaba katmalıyız. Şartlar lehimizdeyken, 65 yaş üstünü ve kronik hastaları koruyarak vefatları azaltalım.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Bakanlığın 11 Şubat verilerine göre, dün 458 bin 142 test yapılmıştı. Dün, 95 bin 65 vaka tespit edilirken, 253 kişi hayatını kaybetmiş ve 85 bin 758 kişi sağlığına kavuşmuştu.

Paylaşın

Mithat Sancar: Ortak Aday Fikrine Açığız

Partisinin Nusaybin 4’üncü Olağan İlçe Kongresi’nde konuşan HDP’li Sancar, “Diyoruz ki parlamento seçimlerine kendi ittifakımızla gireceğiz, en geniş demokrasi ittifakıyla gireceğiz. Ama cumhurbaşkanlığı seçimi için de bütün muhalefet partileriyle diyalog ve müzakere istiyoruz diyoruz. Eğer muhalefet partileri bizlerle geçiş sürecini, önümüzdeki dönemin temel ilkelerini, seçime kadar olan dönemdeki haksızlıkların ve tahribatların tamiri konusunu müzakere ederlerse ortak aday fikrine de açığız.” dedi.

Haber Merkezi / Sancar, konuya ilişkin konuşmasının devamında, “Bugün 6 muhalefet partisinin başkanları bir araya geliyorlar, gelsinler çok iyi yapıyorlar. Diyalog, görüşme, tartışma iyidir. Ama HDP’yi yok sayan, bu diyalogda HDP’yle ilişki kurmayı HDP’yle müzakere yürütmeyi planına koymayan bir anlayışın Türkiye’ye nasıl bir gelecek vaat ettiğini de açılması gerekiyor. Bu masada oturanların önce mutabakata varması gereken şey güçlü parlamenter sisteme dönüş anlaşması olabilir, evet olabilir” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Nusaybin İlçe Örgütü, 4’üncü Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi.  Kongrede konuşan Mithat Sancar, şunları söyledi:

“Değerli kardeşlerim, bu coşkuyla karşılaşmak beni çok mutlu etti. Ne öğrendiysem kökleri bu topraklardadır. Anadilim Arapçayı evde annem ve kardeşlerimle konuşarak öğrendim ama sokağa çıktığımda Kürtçeyi sokaktaki kardeşlerimden öğrendim. Türkçeyi de okulda öğrendim. Bu 3 dili birleştirdik, bunlar bizim gönlümüzdedir. İnançların çeşitliliğini de burada gördüm, kardeşliği de burada öğrendim. Mor Yakup Kilisesi Manastırının bitişiği Zeynel Abidin Camisidir. Selman-ı Pak Türbesi de birkaç yüz metre ötededir. Burada dinler, diller, kültürler ve inançlar birlikte kardeşçe yaşamayı bildiler. Bu kardeşliğin hukukunu kurdular, köklerini derinlere saldılar.

Ne zaman ki zulüm başladı, ayrımcılık ve zorbalık devreye girdi işte o zaman asıl büyük felaketler başladı. Arapçayı, Kürtçeyi burada öğrendim ama Süryaniceyi, Ermeniceyi öğrenemedim. Çünkü ben çocukken sokağa çıktığımda o kıyımdan dolayı Süryani ve Ermeni kalmamıştı. Şimdi de bu ülkeyi tek bir kültür, tek bir ırk ve tek bir renge sıkıştırmaya çalışan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Biz buna karşı direniyoruz. HDP olarak bu ülkedeki bütün dillerin ve kültürlerin eşit ve özgür olmasını istiyoruz.

“Düzenlerini ayrıştırma üzerine kurmuşlar”

Biz istiyoruz ki bu ülkeyi Mardin gibi yapalım, Nusaybin gibi yapalım. Bu ülkeyi kültürlerin, inançların, dillerin bir arada özgür ve eşitçe yaşayacağı bir düzene kavuşturalım. Bundan korkuyorlar. Çünkü bütün düzenlerini ayrıştırma üzerine kurmuşlar, asimilasyon ve tekleştirme üzerine kurmuşlar. Eğer HDP bu yolda başarılı olursa bu düzen değişir, bunu biliyorlar. Bütün menfaatleri ve imtiyazları hepsi sona erer, bunu biliyorlar. İşte bunun için saldırıyorlar HDP’ye, işte bunun için bizi yok etmeye çalışıyorlar.

İşte bunun için Gülser Yıldırım kardeşimi cezaevinde rehin tutuyorlar. Selam olsun Gülser’e. Onun için Sara Kaya yoldaşımı cezaevinde rehin tutuyorlar. Sara’ya buradan hep birlikte binlerce selam gönderelim. Onun için Ayşe Gökkan kardeşimizi zindanda tutuyorlar, onlarca yıl hapis veriyorlar. Onun için Kobani Kumpas Davasını kuruyorlar. Onun için arkadaşlarımızı siyasi rehin olarak tutuyorlar, eş genel başkanlarımızı ve milletvekillerimizi rehin tutmalarının sebebi bu yolu tıkamaktır. Ama işte görüyorsunuz, HDP’nin mecali kalmadı diyenlere Nusaybin en güzel cevabı veriyor. Hun her hebin, Nuseybina rengin her hebi.

“Kapatma davaları bizi yolumuzdan çeviremez”

Bu coşkuyu görün. Zulüm zorbalık engellemez bizi, kapatma davaları da yolumuzdan çeviremez bizi. Bütün bunlara rağmen yürüyoruz başımız dik, hedeflerimiz net. Bu yoldan sapmayacağız, ayrılmayacağız. Yürümekle kalmıyoruz büyüyoruz sürekli, daha çok büyüyoruz. Kürt halkının güçlü direniş geleneğini, büyük bağlılığını arkamızda hissediyoruz. İçimizde yaşıyoruz. İşte o güçlü direniş ruhu ile Türkiye’nin bütün halklarının iradesini buluşturmayı hedef olarak koyduk önümüze. Gerimizde direniş, önümüzde aydınlık var; burada mücadelede yolumuzda da demokrasi, barış ve adalet var. Buna mutlaka ulaşacağız. Sizlerin bu inancı ve coşkusuyla ulaşacağız.

“Biz bu ülkeye büyük barışı getirmeye yemin ettik”

Biz bu ülkeye büyük barışı getirmeye yemin ettik, bu bölgeye büyük barışı getirmeye yemin ettik. Büyük barışın anahtarı Kürt sorununda demokratik çözümdür, bunu da biliyoruz. Bu iktidarın ve altındaki zihniyetin, ona yakın düşünenlerin yaymaya çalıştığı düşmanlaştırma, ayrıştırma, kutuplaştırma politikalarını boşa çıkararak kuracağız büyük barışı. Yani inançlar arasına nefreti, halklar arasına kini ve toplum kesimler arasına düşmanlığı yerleştirmeye çalışan bu rejimi, bu rejimin altındaki zihniyeti ve bu rejimi taşıyan güçleri alt edeceğiz. Bu alt etme ancak kararlı bir mücadele, güçlü bir örgütlenme ve sağlam bir birliktelikle yapabilir. Nusaybin bugün bunu gösteriyor. Türkiye’nin dört bir köşesinde, Kürdistan’da bütün kongrelerde ortaya çıkan hava budur. HDP yürüyor, büyüyor, hedefe doğru gidiyor. Önümüz barış, önümüz demokrasi, önümüz adalet.

“İşte bizim mücadelemiz bu kanlı girdabı bitirecek bir geleceği kurmak içindir”

Biz büyük barışı sadece bu ülke için değil bu bölge için de istiyoruz. Şurada yanı başımızda yapay sınırlarla ayrıldığımız halklarla bir arada yaşamak istiyoruz. Bizim için serxet binxet yoktur. Hepsi birdir. Hepimiz biriz, hepimiz aynı kaderi paylaşıyoruz, aynı kültürlerden geldik. Hepimizin isteği eşit ve ortak yaşamdır. Şurada Rojava’da IŞİD’in barbar saldırıları, sınır tanımaz zulmü ve zorbalığı halkların direnişiyle ve başta Kürt halkının fedakarca mücadelesiyle püskürtüldü. IŞİD yenildi ama bitmedi.

Görüyorsunuz daha geçen gün Heseke’de büyük bir saldırı gerçekleştirdi. IŞİD nereden alıyor bu cesareti? Bu barbar, bu kan emici yapı hala bu büyük saldırıları yapıyorsa nereden alıyor cesareti? İşaretleri, delilleri, bilgileri ortada. IŞİD’in iki tane lideri öldürüldü. Bağdadi Türkiye sınırından 4 km içeride öldürüldü. Sonra gelen IŞİD lideri de sınırın 1,5 km ötesinde öldürüldü. Neyi gösteriyor tüm bunlar? Bu zihniyeti kollayan kim, bu barbarlara yolu açan koruma sağlayan kim? İşte bizim mücadelemiz bütün bu kirli ilişkileri, kanlı girdabı bitirecek ve yok edecek bir aydınlık gelecek kurmaktır. IŞİD zihniyeti orada yenildi, burada canlanmasına asla izin vermeyeceğiz.

“Kader ortalığını birlikte sahiplenmek istiyoruz”

Büyük barış, işte burada halkların buluşmasını engelleyen fiziksel, zihinsel ve siyasal sınırları anlamsızlaştırmakla kurulabilir. Şimdi duvarlar örüyorlar ama biz sevgi bağları, gönül bağları kurmak istiyoruz. Kader ortalığını birlikte sahiplenmek istiyoruz. O nedenle HDP’nin barışı, bu ülke ve bölge içindir. HDP’nin hedeflediği demokratik yaşam bütün halkların ortak geleceği içindir. Bunu da başaracak gücümüz vardır.

Yeter ki örgütlülüğümüzü güçlendirelim, birliğimizi her daim sağlam tutalım. Başarının yolu buradan geçer. HDP bunu başaracak güçtedir. Ama karşımızda her türlü zulüm yöntemini, hileyi, dalavereyi kullanmak zihniyetinde olan bir iktidar bloku var. HDP’ye kapatma davası açtırıyorlar. Bizi korkutacaklarını, çaresiz bırakacaklarını zannediyorlar. HDP çaresiz olmaz, çaresiz kalmaz. HDP halkın gücüyle çareler de yollar da üretir. Halkın inancı yeni yollar da inşa eder. Biz bu yolları birlikte inşa edeceğiz. Bu ülkenin tüm halklarına, bu ülkenin tüm insanlarına demokratik, özgürlükçü ve eşitlikçi bir geleceği mutlaka getireceğiz.

“Gelin birlikte yürüyelim, çünkü birlikte yürüdükçe büyür ve güçleniriz”

Mutlaka böyle bir geleceği inşa edeceğiz. Bunu elbette sonuna kadar yapma mücadele gücümüz vardır. Ancak bunca zorbalık, soygun, talan, inkarcılık ve tekçilikle mücadele yükü sadece HDP’nin omuzlarına bırakılarak alt edilemez. HDP mücadele eder, halklarla birlikte yolunda yürür ama eğer gerçekten geleceği birlikte inşa edeceksek, büyük barışı ve demokrasiyi getireceksek en geniş demokrasi ittifakını da kurmak zorundayız.

İşte onun için uğraşıyoruz. Bu ülkenin bu zorbalıktan, zulümden, soygundan, talandan kurtulması için en geniş demokrasi ittifakını kurmaya çalışıyoruz. Bu ittifak sadece belli gruplar ve çevrelerle sınırlı değildir. Türkiye’nin bütün mazlumlarını, dışlananlarını, sömürülenlerini kapsayacak geniş bir özgürlük, kurtuluş, barış ve demokrasi ittifakı olacaktır. Bugün Türkiye’ye dayatılan iki yolun dışında başka yollar olduğunu da gösterecektir. Çağrımız bütün demokrasi güçlerinedir, bütün mazlumlara mağdurlaradır: Gelin birlikte yürüyelim, birlikte yürüdükçe güçleniriz ve güçlendikçe bu zalim rejimi, bu zorba iktidarı mutlaka değiştiririz.

“Müzakere ederlerse ortak aday fikrine de açığız”

Sevgili kardeşlerim bugün yine ittifaklar meselesi gündemde. Biz politikamızı aylardır anlatıyoruz. Diyoruz ki parlamento seçimlerine kendi ittifakımızla gireceğiz, en geniş demokrasi ittifakıyla gireceğiz. Ama cumhurbaşkanlığı seçimi için de bütün muhalefet partileriyle diyalog ve müzakere istiyoruz diyoruz. Eğer muhalefet partileri bizlerle geçiş sürecini, önümüzdeki dönemin temel ilkelerini, seçime kadar olan dönemdeki haksızlıkların ve tahribatların tamiri konusunu müzakere ederlerse ortak aday fikrine de açığız.

Bugün 6 muhalefet partisinin başkanları bir araya geliyorlar, gelsinler çok iyi yapıyorlar. Diyalog, görüşme, tartışma iyidir. Ama HDP’yi yok sayan, bu diyalogda HDP’yle ilişki kurmayı HDP’yle müzakere yürütmeyi planına koymayan bir anlayışın Türkiye’ye nasıl bir gelecek vaat ettiğini de açılması gerekiyor. Bu masada oturanların önce mutabakata varması gereken şey güçlü parlamenter sisteme dönüş anlaşması olabilir, evet olabilir.

“HDP’ye düşmanca yaklaşan herhangi bir partinin kendini muhalefet saymaya hakkı yoktur”

Biz de bu konuda görüşümüzü açıkladık zaten. Ama asıl tartışılması gereken şey bu ülkeye güçlü demokrasiyi ve kalıcı barışı nasıl getireceğimizdir. Cumhurbaşkanlığı seçimine giderken güçlü demokrasi, kalıcı barış ve gerçek adalet için HDP’yle müzakere etmek şarttır. HDP’yle diyalog içinde olmak, mutabakat aramak şarttır. Çünkü bu halkın demokrasi inancı, bu halkın barış talebi, bu halkın adalet hasreti bu ülkeyi dönüştürebilecek ve onu aydınlığa taşıyabilecek en temel güçtür.

Bu gücü yok sayarak Türkiye’yi bu bataklıktan, bu kısır döngüden, bu soygun düzeninden çıkarmak mümkün değildir. Bunu görelim ve yolumuzu serinkanlılıkla ve kararlılıkla belirleyelim. Kim ki HDP’yi düşmanlaştırır onun AKP ve MHP’den farkı yoktur. HDP’ye düşmanca yaklaşan herhangi bir partinin Türkiye’de kendini muhalefet gücü saymaya da hakkı yoktur. HDP’ye bu iktidarın özellikle de MHP’nin anlayışıyla yaklaşan herhangi bir oluşum, yapı ve partinin ülkeye barış vaat edecek herhangi bir hakkı, herhangi bir programı yoktur. O nedenle iktidarın dilinden uzaklaşın, zihniyetinden uzaklaşın diyoruz.

Aynı şekilde HDP’yi yok sayan, bu güçlü demokrasi dinamizmini, bu kararlığı yok sayan herhangi bir girişimin bu ülkenin halklarına inandırıcı bir aydınlık gelecek vadetmesi de mümkün olmaz. Biz mücadelemizde kararlıyız, yolumuza devam edeceğiz. Bütün toplum kesimleriyle diyalog ve müzakere yollarını kurmak için elimizden gelen her çabayı harcayacağız. Demokrasiye geçiş sürecini, barışın kurulması yolunu açmak için üzerimize düşen bütün sorumlulukları yerine getireceğiz. Görevlerimizin ve sorumluluğumuzun bilincindeyiz.

“Asıl anahtar buradadır, sizin elinizdedir”

Türkiye halklarına bir kez daha seslenmek istiyorum. Kim ki bu zorba, soygun, çete ve mafya rejiminin bir makyajla, süslemelerle, küçük düzenlemelerle devamına yönelmişse şimdiden dur demek gerekiyor. Şimdiden o anlayışlarını uyarmak ve bu yoldan vazgeçirmek için bütün demokrasi güçlerinin ağırlık koyması ve irade göstermesi gerekiyor. Bizler bu ülkeye ve bölgeye barışı, eşit ortak yaşam temelinde getirmeye kararlıyız. Bunun için üzerimize düşeni yapacağız, yapmaya devam edeceğiz. Yeni bir başlangıç için, bu soygun ve zindan düzenini değiştirmek için asıl kilit anahtar buradadır. Sizin elinizdedir. Bu anahtar ile bütün paslı kapıları açmak da bizim görevimizdir. Bütün Türkiye ve bölge halklarına sözümüzdür; mutlaka yapacağız, mutlaka başaracağız.

“Ne zaman bir zulüm politikası devreye sokulacak olsa önce bu topraklarda denemesi yapılıyor”

Bugün bir elektrik zulmü yaşanıyor değil mi bütün Türkiye’de, elektriğe %100’den fazla zam geldi. İnsanlar faturalarını ödeyemiyor, esnaf dükkanını kapatıyor. Burada Nusaybin’de kaç esnaf kepenk kapatmak zorunda kaldı, kaç küçük atölye çalışmalarını durdurmak zorunda kaldı biliyoruz. Biz kaç yıldır bağırıyoruz DEDAŞ zulmü bu toprakları kurutuyor diye. Hep söylüyoruz; ne zaman bir zulüm politikası devreye sokulacak olsa önce bu topraklarda denemesi yapılıyor, önce burada hazırlanıyor.

Yıllardır Mardin’in, bölgedeki pek çok şehrin çiftçileri DEDAŞ zulmüne karşı durmadan bağırıyorlar, ses çıkarmaya çalışıyorlar. Ama bu sesler ülkenin başka yerlerinde yeterince duyulmadığı için şimdi elektrik zulmü ülkenin tamamına yayıldı. Aynı şey savaş politikaları için de geçerli. Burada pişirilen bütün politikalar gün geliyor ülkenin tamamına yayılıyor. İşte bunları kökünden durdurmak için buradaki büyük mücadeleyi, büyük inancı ve kararlılığı görmek lazım. Türkiye’yi ve bu bölgeyi barış, demokrasi, adalet ve eşitlik yolunda değiştirecek güç buradadır. Bizleriz, sizlersiniz. Bu ülkede bu iradeyi, bütün halkları buluşturacak inanç da kararlılık da bizdedir. Büyük barışı da kuracak asıl program işte buradadır.

Em dizanin riya me vekirî ye. Hewce ye em yekîtî û rêxistina xwe xurttir bikin. Riya me, meşa me riya azadiyê ye. Hûn bimînin di xêr û xweşiyê de. Bi xatirê we. Allah’a ısmarladık.”

Paylaşın

“Erdoğan, İmamoğlu’nu Olası Bir Aday Olarak Ciddiye Alıyor”

Almanya’nın saygın dergilerinden Der Spiegel tarafından yapılan analizde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu olası bir aday olarak ciddiye aldığı ifade edildi.

Der Spiegel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile kapsamlı bir röportaj yayınlarken, dikkat çekici yorumlarda bulundu. Dergide yayınlanan makalede, “Bugün belediye yarın daha da fazlası? İstanbul Belediye Başkanı, Erdoğan’a tehdit oluşturduğunu kanıtladı” başlığı kullanıldı.

Dergide, “İmamoğlu, bir siyasi yıldıza dönüştü ve gelecek seçimlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı dikkate değer bir rakip olabilir. Der Spiegel’e konuşan İmamoğlu, neyi doğru yaptığını ve Erdoğan’ın neyi yanlış yaptığını açıkladı” yorumu yer aldı.

Dergide, İmamoğlu’nun ofisinin detayları da yer alırken, Türk bayrağının yanında Mustafa Kemal Atatürk’ün bir resminin olduğu belirtilirken, “Birçok Türk yetkilinin ofisinde Türkiye’nin kurucusu Atatürk’ün resmi ya da fotoğrafı yer alıyor. Fakat buradaki olağandışı. İmamoğlu bize resmi anlatırken, Atatürk’ün sırtı izleyiciye dönük olan bir vatandaşla konuştuğunu söylüyor. Bu resmi çok sevdiğini söyleyen İmamoğlu, Atatürk’ün vatandaşı dinlediğini söylerken, kendisinin de bir dinleyici olduğunu dile getirdi” ifadesi kullanıldı.

Sözcü’nün derlediğini habere göre, 2019’dan önce İmamoğlu’nun siyaseten Türkiye’de bir hiç olduğu kaydedilirken, “Fakat İstanbul belediye başkanı oldu ve o zamandan beri ismi sürekli 2023 seçimlerinde Erdoğan’ın karşısında bir aday. İmamoğlu Erdoğan karşısında tehlikeli bir aday olabilir ve belki seçimden önce de yarışa dahil olabilir. Eğer muhalefet başarabilirse, seçimler erken alınabilir ve bunda hükümetin ülkenin ekonomik krizini kontrol edememesinin de payı var” denildi.

“Erdoğan’ın İmamoğlu’nu ciddiye alıyor”

Dergide Erdoğan’ın da İstanbul belediye başkanlığı yaptığı ve partisinin 15 yıl aralıksız İstanbul’u yönettiğine dikkat çekilirken, “Yüzlerce belediye işçisi hakkında soruşturma başlatılması, Erdoğan’ın İmamoğlu’nu olası bir muhalefet adayı olarak ciddiye aldığını gösterir” denildi.

İmamoğlu, ekonominin en büyük sorun olduğunu ve hükümetin “yapay gündemler” yaratarak dikkati dağıtmaya çalıştığını söylerken, “Ekonomik kriz yeni bir şey değil, son 4.5 yıldır devam ediyor. Pandemi dolayısıyla işsizlik arttı özellikle genç işsizliği. Bu aileler üzerinde bir yük oluşturuyor” derken belediyenin de ailelere yardım yaptığına dikkat çekti. İmamoğlu, göreve geldiğinde Halk Ekmek’in günde 700 bin ekmek ürettiğini fakat bu rakamın bugün 1.5 milyona ulaştığını da açıkladı.

İmamoğlu, belediyenin borçlarının ödenmeye devam edeceğini vurgularken, “Şu an ekonomik olarak hükümetten daha iyi durumdayız” dedi.

İmamoğlu, hükümetin kredi desteğine onay vermediğini ya da süreçleri yavaşlattırdığına dikkat çekerken, “İki buçuk yıldır kamu bankalarından tek bir kuruş kredi almadık. AKP’nin bizden intikam alma isteği vatandaşlara zarar veriyor. Hükümet, İstanbul’u kaybettikten sonra Türkiye’yi de kaybetmekten korkuyor” dedi.

Paylaşın