Türkiye, İsveç Ve Finlandiya’nın Üyeliğini Engellemeyecek

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, NATO Dışişleri Bakanları’nın Almanya’nın başkenti Berlin’deki toplantısında Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği ve Türkiye’nin konuya ilişkin yaklaşımı hakkında konuştu. 

Stoltenberg, “Türkiye’nin dile getirdiği endişeler üzerine üyelik konusunda nasıl hareket edeceğimize ilişkin bir anlaşmaya varacağımıza eminim” dedi. Stoltenberg, “Türkiye’nin niyeti Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliklerini engellemek değil. Bunu açık açık söylediler” ifadesini kullandı.

Blinken: Fikir birliğine varacağımızdan eminim

Stoltenberg’in ardından ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken de konuya ilişkin açıklamalarda bulundu. Blinken, “Türkiye, Finlandiya ve İsveç konusunda devam eden bir görüşme var. Sonuç şu ki, NATO’ya üyelik süreci söz konusu olduğunda, fikir birliğine varacağımızdan eminim” dedi.

Blinken, “Dışişleri bakanıyla (Mevlüt Çavuşoğlu) ya da NATO oturumlarında yaptığımız özel konuşmayı açığa vurmak istemiyorum, ancak şu kadarını söyleyebilirim: Neredeyse her kesimden çok güçlü bir desteğin (İsveç, Finlandiya için) katıldığını duydum” açıklamasında bulundu.

‘Yaptırımları sürdüreceğiz’

Öte yandan Blinken, tüm NATO üyelerinin “gerekli olduğu sürece” Rusya karşıtı yaptırımları yürürlükte tutmaya kararlı olduklarını söyledi.

“İttifakın her üyesi bu savaşı mümkün olan en kısa sürede sona erdirmek istiyor. Ukrayna’ya yönelik güvenlik yardımımızı, yaptırımlarımızı ve Rusya üzerindeki diplomatik baskımızı gerektiği kadar sürdürmeye açıkça kararlıyız” diye konuşan Blinken, ülkesinin ve NATO müttefiklerinin “Ukrayna’ya savaş alanında ve müzakere masasında mümkün olduğunca güçlü destek vermeye odaklandıklarını” da sözlerine ekledi.

Erdoğan’dan iki ülkeye ‘teröre destek’ suçlaması

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine olumlu bakmadıklarını söylemişti.

Erdoğan, “”Gelişmeleri takip ediyoruz ama olumlu bir düşünce içinde değiliz. Çünkü bizden önceki yönetimler daha önce Yunanistan ile ilgili bir yanlış yaptılar. Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı NATO’yu da arkasına alarak takındığı tavrı biliyorsunuz. Bu konuda ikinci bir yanlışı Türkiye olarak işlemek istemiyoruz.” dedi.

İskandinav ülkelerinin terör örgütleri için misafirhane hale geldiğini ileri süren Erdoğan, PKK, DHKP-C’nin buralarda yuvalandığını belirterek bu ülkelerde örgüt üyelerinin parlamentoya milletvekili olarak girdiğini ifade etti ve “Bu noktada bizim olumlu bakmamız mümkün değil” dedi.

Paylaşın

NATO’da Uzlaşma İşareti: Türkiye Önemli Bir Müttefik

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Genel Sekreter Yardımcısı Mircea Geoana, Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılmasına yönelik endişe ve itirazlarının üstesinden gelebileceklerine inandıklarını açıkladı.

Geoana, “Türkiye önemli bir müttefik. Dostları ve müttefikleri tarafından ele alınacak endişelerini dile getiren bir üye devlettir” dedi. Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, NATO’nun Finlandiya ve İsveç’in üyeliğini hızla onaylamaya hazır olduğunu söyledi.

NATO’ya üye 30 ülke dışişleri bakanları, Cumartesi ve Pazar günü iki günlük bir toplantı için Almanya’nın başkenti Berlin’de bir araya geldi. Dışişleri Bakanları toplantısının ilk gün yapılan çalışma akşam yemeğinde büyük ölçüde, tam üye olarak kabul edilmek için başvurmaları beklenen Finlandiya ve İsveç’e odaklanıldı. Ukrayna Dışişleri Bakanı Dimitro Kuleba, NATO ülkelerine Ukrayna’daki gelişmeler ve NATO’nun ülkeye verdiği destek hakkında bilgi vermek üzere Pazar günkü toplantılara davet edildi. Dışişleri bakanları ayrıca ittifakın temel askeri doktrini etrafında NATO için yeni bir “Stratejik Konsept’in” ilk taslağı hakkında konuşacaklar. Konsept’in, Haziran ayı sonunda Madrid’de yapılacak NATO zirvesinde kabul edilmesi planlanıyor.

Akşam yemeğinin ardından, ikinci gün toplantılar öncesi açıklama yapan Genel Sekreter Yardımcısı Geoana, Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğine itirazı konusunda, “Toplantımızın ilk turunda bu tartışmayı yaptık ve NATO’da her zaman olduğu gibi samimi ve yapıcı bir tartışma oldu. Türkiye önemli bir müttefik. Dostlar ve müttefikler, karşılıklı ele alınan ve tartışılan endişelerini dile getirdiler. Ve eminim ki, bu iki ülke önümüzdeki birkaç gün içinde NATO’ya üyelik başvurusu yapmaya karar verirlerse, NATO onları memnuniyetle karşılayabilecek ve uzlaşma için tüm koşulları bulabilecek durumdadır” diye konuştu.

Genel Sekreter Yardımcısı Geoana, “Türkiye’ye lisans ihracatı ne durumda?” şeklinde yöneltilen soruya da, “Müttefiklerin ulusal kararı hakkında yorum yapmıyoruz. Bunlar egemen bir şekilde alınan kararlardır. Söyleyebileceğim şey, İttifak’ın özellikle son birkaç ayda, tarihsel olarak zaman içinde, ancak özellikle Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden bu yana geçen bu son birkaç ayda ‘kusursuz’ olduğudur. Ve bu yaptığımız her şeyin gücünü gösteriyor. NATO ve G7 arasındaki kusursuz koordinasyona bakın, dün burada Almanya, AB, NATO ve G7 toplantıları yapıldı. Diğer ortaklara bakın, Ukrayna’yı desteklemek için koordine olan 40’tan fazla ülkenin bulunduğu Ramstein’a bakın. Yani sorunlar oluyor, ama bizler demokrasileriz, egemen kararlara saygı duyuyoruz. Ama birlik ruhunu ve ortak aidiyet ruhunu da yeniden vurguluyorum. Müttefiklerin ortak bir amaç etrafında bir araya gelmelerinden büyük gurur duyuyoruz” yanıtını verdi.

Çavuşoğlu, Fin ve İsveçli mevkidaşlarıyla görüştü

Toplantıya katılmak üzere Berlin’e giden Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, dün Finlandiya ve İsveçli mevkidaşlarıyla üçlü bir görüşmede bir araya geldi. Görüşme öncesi açıklama yapan Çavuşoğlu, yeniden Türkiye’nin “Müttefik bir ülkenin, açıkça terör örgütleri PKK/YGP’ye destek vermesinden duyduğu kaygıyı” dile getirdi. Toplantının ardından Twitter hesabından kısa bir mesaj paylaşan Çavuşoğlu, ” NATO Dışişleri Bakanları gayrıresmi toplantısı marjında İsveçli ve Finlandiyalı mevkidaşlarımla Berlin’de görüştük” demekle yetindi.

İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde de, Twitter hesabından aynı fotoğrafı paylaşarak, “Fin ve Türk meslektaşlarımla önemli görüşme. Kötüleşen güvenlik durumunu ve NATO’nun açık kapı politikasını ele aldık” ifadelerini kullandı.

Baerbock: “Finlanda’yı hızla almaya hazırız”

NATO Genel Sekreter Yardımcısı Geoana, “Dün akşam İsveç ve Finlandiya Dışişleri Bakanları bize katıldı. Bu iki canlı demokraside yer alan demokratik süreçleri biliyoruz ve buna tamamen saygı duyuyoruz ve üyelik aramaya karar verirlerse, Müttefiklerin bu İttifaka üyeliklerine yapıcı ve olumlu bakacağından eminim” dedi. Finlandiya ve İsveç’in zaten NATO’nun en yakın müttefikleri olduğunu vurgulayan Geoana, “Bu iki ülke canlı demokrasilerdir. Kusursuz hukuk kurallarına sahipler. Güçlü orduları var, zaten NATO güvenliğine katkıda bulunuyorlar ve ayrıca NATO’nun geri kalanıyla çok uyumlular” diye konuştu.

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock da, Almanya’nın bu iki ülkenin NATO’ya üyelik başvurusunu “hızlı, çok hızlı şekilde onaylayacağını” ifade ederek İsveç ve Finlandiya’nın başvurusunun ardından bir “kesinti” olmaması gerektiğini ifade etti. “NATO savunmaya dayalı bir ittifak ve öyle kalacak” diyen Baerbock, “Ancak aynı zamanda açık kapı politikası yürüten bir ittifak ve İsveç ile Finlandiya’nın parlamentolarının ve toplumlarının üyelik yönünde bir karar alması halinde biz de onlara hoş geldin deriz” şeklinde konuştu. Baerbock, bu iki ülkenin katılımıyla NATO’nun daha da güçlü olacağını savunarak, “Bu ülkelere güvenlik garantilerini hızlı bir şekilde sağladığımızı açıkça belirtmeliyiz. Durumlarının belirsiz olduğu hiçbir ara faz veya gri bölge olmaması gerekiyor” ded,.

“Rusya’nın acımasız işgali ivme kaybediyor”

NATO Toplantısının ikinci gününde Ukrayna’daki son gelişmelere odaklanacaklarını belirten Geoana, “Rusya’nın acımasız işgali ivme kaybediyor. Müttefiklerin ve ortakların milyarlarca dolarlık önemli desteğiyle, askeri destekte, mali destekte, insani destekte, Ukrayna halkının ve ordusunun cesaretiyle ve bizim yardımımızla Ukrayna’nın bu savaşı kazanabileceğini biliyoruz” dedi. Toplantının bir başka gündeminin de Haziran ayında Madrid’de yapılacak NATO zirvesine hazırlık olduğunu belirten Genel Sekreter Yardımcısı Geoana, Madrid’de NATO Stratejik Konsepti’nin görüşüleceğini, Stratejik Konsept ile, “Bugün Berlin’deki Dışişleri Bakanlarımız, Madrid’de NATO’nun birliğini, NATO’nun uygunluğunu ve NATO’nun uygunluğunu tekrar gösterecek sağlam, ileriye dönük bir belgeye sahip olduğumuzdan emin olmak için daha fazla siyasi rehberlik sağlayacaktır” dedi.

Ukrayna’nın Eurovision zaferi

Toplantı girişinde gazetecilerin de kısaca sorularını yanıtlayan Genel Sekreter Yardımcısı, “Eurovision şarkı yarışmasını Ukrayna kazandı. Putin’e bu konuda ne mesaj verirdiniz?” sorusu üzerine, “Ukrayna’yı Eurovision yarışmasını kazandığı için tebrik etmek istiyorum. Ve bu sıradan bir kutlama değil. Çünkü dün Avrupa’nın her yerinde ve Avustralya’da Ukrayna halkının cesaretine gösterilen büyük ilgi ve verilen desteği gördük. Elbette şarkı güzeldi. Çok güzeldi” dedi. Geoana, Putin’e gönderdikleri mesaj hakında da, “Sayın Putin’e göndermek istediğimiz mesaj, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en acımasız ve alaycı savaşı başlattıklarıdır. Muhtemelen kendisi de Ukrayna halkının cesaretine ve Batının birliğine içtenlikle şaşırmıştır. O yüzden yeniden söylüyorum; Birliğiz, güçlüyüz ve Ukrayna’nın bu savaşı kazanmasına yardım etmeye devam edeceğiz. Müttefiklerin ve ortakların milyarlarca dolar, askeri, ekonomik ve insani destek şeklinde önemli desteğiyle, Ukrayna halkının ve ordusunun cesareti ve bizim yardımımızla Ukrayna’nın bu savaşı kazanabileceğini biliyoruz” dedi.

Gürcistan Haziran zirvesine davet edildi

Geoana, soru üzerine, Haziran zirvesine Gürcistan’ın da davet edileceğini vurgulayarak, “Açık kapı politikası NATO için kutsal olmaya devam ediyor. Ve Gürcistan’ın çok önemli bir ortak olduğunu söyleyebilirim. Karadeniz daha önemli hale geliyor. Rusya’nın Ukrayna ekonomisini boğma ve dünyanın birçok yerinde gıda güvensizliği yaratma girişiminde Karadeniz’e yönelik ablukanın etkisini görüyoruz. Ayrıca Moldova, Bosna Hersek gibi ortakları desteklemek için yollar arıyoruz” dedi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

İsrail, Filistinlilere İşkence Etmeye Devam Ediyor

Filistin halkının “büyük felaket” olarak tanımladığı en-Nakba; Filistin halkının topraklarından sökülüp göçe zorlandığı 15 Mayıs 1948, aynı zamanda Filistinlilerin emperyalist devletler tarafından kendi kaderini tayin etme hakkının önüne set çekildiği de tarih.

Halkların Demokratik Partisi (HDP), “En Nakba” için yayınladığı basın açıklamasında, İsrail’in saldırı politikasının devam ettiğine dikkat çekti. Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları imzalı açıklama şöyle:

Açıklama şöyle:

“74’üncü yıldönümünde, İsrail devletinin uyguladığı sistematik saldırı politikası bugün halen devam ediyor. Filistin halkına olduğu kadar, başta Araplar olmak üzere diğer tüm bölge halklarının mücadelelerine karşı sınırsız şiddet, işgal ve savaş saldırıları onlarca yıldır sürüyor. Filistin-İsrail arasındaki çözümsüzlük giderek daha fazla derinleşiyor.

İsrail hükümetleri yeni yerleşim alanlarını uluslararası hukuka aykırı bir şekilde inşaya açarak Filistinlileri evlerinden etmeye devam ediyor. AKP iktidarı ise tüm bu zulme karşın; İsrail ile askeri, siyasi ve ekonomik anlaşmalar yapmaya devam ediyor. İkiyüzlü dış siyaset politikasını Filistin meselesinde de sürdürüyor, her geçen gün İsrail ile yaptığı ticaret hacmini artırmaya dönük hamleler yapıyor. Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde İsrail Cumhurbaşkanı Herzog ile görüşmesi sonrası birlikte çalışmaya devam edeceklerinin basına yansıması bunun son örneğidir.

Filistinli gazeteci Şirin Ebu Akile’yi katledip, cenazesine saldıran İsrail güçlerinin görüntüleri ile sürgünde hayatını kaybeden, dün Dersim’de memleketinde defnedilmek istenen siyasetçi Aysel Doğan’ın cenazesine yapılan saldırı görüntüleri; her iki devletin izlediği politikaların ne kadar aynı olduğunu gözler önüne serdi.

Türkiye-İsrail ticareti durdurulmalı, ikili ilişkiler gözden geçirilmeli ve bu iki yüzlü politikalara son verilmelidir. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası toplum Filistin’de yaşanan zulmün son bulması için acil rol ve sorumluluk almalıdır. Yeni Nakba anlamına gelen “Yüzyılın Projesi”ne geçit verilmemelidir.

Filistin halkının ortak olmadığı hiçbir yol çözüm olamaz. Filistin sorunu ancak demokratik yöntemlerle ve onurlu bir barışla çözülür. Filistin ve tüm Ortadoğu halklarına dayatılan ulus-devlet anlayışının tekçi, katliamcı politikalarını reddediyoruz. Çözüm; halklar ve inançların özgür ve eşit koşullarda yaşayacağı, ortak yaşam modelleri ile mümkündür.”

Nakba hakkında

İsrail’in kurulması Filistinliler için katliam ve sürgün hayatının başlaması anlamına geliyor, Filistinliler her yıl bu günü Nakba (büyük felaket) adıyla anıyor.

Filistinlilerin Nekbe (Büyük Felaket) dediği, İsrail’in kuruluş yıldönümü  Filistinlilerin İsrail’in 1948 yılında kurulduğu tarihe atıfla felaket olarak niteledikleri olay. Nekbe 700 binden fazla Filistinlinin 1948’de topraklarından sürülmesinin adı. Sözcük ilk olarak Arap aydını Konstantin Zureyk tarafından Ağustos 1948’de ortaya atıldı.

Zureyk, Nekbe sözcüğünü ‘sürmekte olan’ olarak kullandı. Zira 500’den fazla Filistin köyünün yıkımı 1948’de değil, İsrail  işgali takip eden yıllar içerisinde gerçekleşti.

Her yıl, “Nekbe Günü” olan 15 Mayıs’ta Filistinliler evlerine dönme talebiyle gösteriler yaparken, mülteciler uzun süredir kayıp olan evlerinin anahtarlarını sembol olarak saklıyor.

Birleşmiş Milletler Yardım ve Kalkınma Ajansı’na (UNWRA) göre,  Ortadoğu ülkelerine dağılmış dört milyondan fazla kayıtlı Filistinli mülteci var.

Filistin resmi rakamlarına göre, İsrail tarafından işgal edilen Filistin topraklarında 1948 yılında 1 milyon 400 bin Filistinli yaşamaktaydı. Bu nüfusun 800 bini köylerinden çıkarılarak, Batı Şeria veya Lübnan, Ürdün ve Suriye gibi komşu ülkelere sürüldü.

An itibariyle tarihi Filistin topraklarında 11.8 milyon kişi yaşıyor. Yahudi nüfusun oranı yüzde 51 olmasına rağmen, söz konusu toprakların yüzde 85’inde yaşıyor. Geriye kalan yüzde 15’lik bölümde ise nüfusun yüzde 49’u, yani Filistin halkı hayatını devam ettirmeye çalışıyor.

El Cezire gibi kaynaklara göre, 1948’de Siyonist çeteler 70 farklı katliam gerçekleştirdi. Bu katliamlarda 15 bin Filistinli hayatını kaybetti.

1948 öncesinde Filistinliler, 1300 köy ve şehirde yaşamaktaydı. Yahudiler bu iskan alanlarının 774’ünü ele geçirdi ve 531 köyü tamamen yerle bir etti.

1948 yılında 1.4 milyon olan Filistinlilerin bu günkü toplam nüfusu 11.6 milyondur. Bu nüfusun 5.6 milyonu Batı Şeria ve Gazze’de geri kalanı ise hala sürgünde yaşamaktadır. Lübnan’daki kamplarda yaşayan Filistinliler’e eğitim ve mülk edinme gibi hiçbir hak tanınmamaktadır.

Filistin Kurtuluş Örgütü, komşu ülkelerde yaşayan Filistinlilere vatandaşlık verilmesine karşı tavır sergilediğinden, yıllardır Filistin halkı üçüncü sınıf bir kenar mahalle sakini olarak kabul edilmektedir. Sadece Ürdün FKÖ’nun baskılarına rağmen Filistinlilere vatandaşlık vermiştir.

Ürdün’de yaşayan Filistinliler, Lüban ve Suriye’deki Filistinlilere oranla daha fazla iş, eğitim, mülk edinme, özgüven, vatan ve devlet gibi insani duygulara sahiptir. Diğer ülkelerdeki Filistinli nesiller, hala Nekbe’yi veya faciayı yaşamaktadır.

2013 verilerine göre halen, 5.3 milyon Filistinli sığınmacı durumundadır. Sığınmacıların yüzde 59’u Ürdün, Suriye ve Lübnan’da, yüzde 17’si Batı Şeria’da, yüzde 24’ü ise Gazze’de yaşamaktadır. Gazze aslında bir mülteci kampıdır.

Lübnan’da 12, Suriye’de 9, Ürdün’de ise 10 ayrı sığınmacı kampı bulunmaktadır. Buralara hala Arapça’da çadır kent anlamına gelen, “muhayyemat” denilmektedir.

Vatanlarını bütün uygulamalara rağmen terk etmeyen Filistinlilere “48” Filistinlileri deniliyor. İsrail topraklarında İsrail vatandaşı olarak yaşayan “48” Filistinlilerinin nüfusu 2012 verilerine göre 1.4 milyon.

1918 yılında Filistin’de yaşayan Yahudiler, nüfusun yüzde 8’ini oluşturuyordu. Toprakların ise sadece yüzde 1.56’sı Yahudilere aitti. “Nekbe” internet sitesi verilerine göre 1800 yılında Filistin’de 5 bin civarında Yahudi vardı. 1918’e gelindiğinde sayı 55 bine, 1948 yılında ise 650 bine yükseldi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Erdoğan, İlk Kez Kaybetmekten Söz Etti

Gazeteci Sedat Bozkurt, Erdoğan’ın eski ve samimi arkadaşlarıyla gerçekleştirdiği bir sohbet sırasında “TBMM’de çoğunluğu kıl payı kaybediyoruz ama Cumhurbaşkanlığı’nı kazanma ihtimalimiz sürüyor” dediğini söyledi.

Sedat Bozkurt, Kısa Dalga’da yayımlanan yazısında siyaset gündemindeki son gelişmeleri değerlendirdi.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ramazan ayı boyunca eski ve samimi arkadaşlarıyla beraber iftar yaptığını belirten Bozkurt, “Bu sohbetler samimi ortamda geçti. Çünkü pek çoğunun siyasetle ya da ticaretle doğrudan ilgisi yoktu” ifadesini kullandı. Ardından şunları kaydetti:

“Burada doğal olarak konu dönüp dolaşıp önümüzdeki seçimlere geldi. Ve Erdoğan ilk kez bu dostlarıyla paylaştı; ‘TBMM’de çoğunluğu kıl payı kaybediyoruz ama Cumhurbaşkanlığını kazanma ihtimalimiz sürüyor.’

Bu konuda detaylara girilmedi çünkü sohbetler politik bir hat üzerinden yürümüyordu. Ama bu açıklamalar çok önemliydi. İlk kez Erdoğan geleceğe dönük olumsuz bir tablo çiziyordu, kaybetmekten söz ediyordu.

Aslında Erdoğan elindeki verilerle geleceğe dönük planlar yapmaya çoktan başlamıştı. Bugünün meselelerinden kopukluğunun bir nedeni de belki buydu. Masasında anketler üzerinden yapılan çalışmalarda karşısına aday olarak çıkacak isimler için neler yapılacağına ilişkin çalışmalar da bulunuyor.

Örneğin ‘Kılıçdaroğlu aday olursa, Saadet, Deva ve Gelecek ile İyi Parti’nin tabanı ona oy verir mi ya da ne yaparsak vermez?’ bir tartışma başlığı. Aynısı Mansur Yavaş ve İmamoğlu üzerinden de yapılıyor. Yani Erdoğan ‘nasıl bir kez daha kazanır?’ kısmı geçilmiş galiba, oradan çok umutlu değiller, karşısındaki aday ‘nasıl kazanamaz’ı çalışıyorlar.

‘Kafasındaki yeni sistem kurgusunu çözmek de kolaylaşıyor’

Burada Erdoğan ve siyasetini biraz anladıysak kafasındaki yeni sistem kurgusunu çözmek de kolaylaşıyor. Cumhurbaşkanı seçilirse ve TBMM’de çoğunluğu kaybederse neler yapacağı muhtemelen kafasında şekilleniyor. Bunun ipuçlarını görüyoruz.

TBMM’yi uzun zamandır devre dışı bırakarak işlevsiz hale getirdi. Tarihinde ilk kez gündemsizlik nedeniyle tatile girdi TBMM. 23 Nisan’da da kuruluş yıl dönümü bile kutlanmıyor. AKP’nin TBMM’de yaptığı grup toplantıları da 45 günde bire düştü. Bu yıl 3 kez toplandı ve dördüncüsü önümüzdeki hafta gerçekleşecek. TBMM’de çoğunluğu kaybederse grup toplantılarını sarayda yapma ihtimali de yok değil.

Paylaşın

AK Parti’de Birleşik Arap Emirlikleri Çatlağı

AK Parti’de Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile ilgili dikkati çeken bir gelişme yaşandı. AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, “Birleşik Arap Emirlikleri baktı ki Türkiye’ye diz çöktüremiyor, o zaman teslim oldu” derken Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise, “Cahit Özkan’ın Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri ilişkilerine dair beyanları partimizin görüşlerini yansıtmamaktadır” açıklamasını yaptı.

AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, Armağan Çağlayan’ın YouTube’da yayınlanan Zor Ama Yine De Sor programına katıldı. Program sırasında Armağan Çağlayan tarafından Özkan’a “Yakın zamanda Birleşik Arap Emirlikleri ile yeniden ilişkiler kuruldu, imzalar atıldı. Ama hükümete yakın çevreler BAE’yi 15 Temmuz’un sponsoru ilan etmişti. Arada ne değişti?” sorusu soruldu.

Özkan, soruya, “Benim şöyle bakmam lazım, belki de Birleşik Arap Emirlikleri baktı ki Türkiye’ye diz çöktüremiyor, baktı ki Türkiye’nin istiklalini engelleyemiyor, baktı ki Türkiye’ye dayanmadan, Türkiye ile birlikte yürümeden bölgesel ve küresel anlamda kendi menfaatlerinin aleyhine bazı şeyler ortaya çıkıyor, o zaman Birleşik Arap Emirlikleri -ben böyle okuyorum çünkü- teslim oldu. İşte güvenli enerji arzının Türkiye olmadan olamayacağını uluslararası toplum kabul etti” yanıtını verdi.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, Cahit Özkan’ın açıklamalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Twitter’dan açıklama yapan Çelik, “Grup Başkanvekilimiz Sn Cahit Özkan’ın Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri ilişkilerine dair beyanları partimizin görüşlerini yansıtmamaktadır” dedi.

Ömer Çelik, “Türkiye-BAE ilişkileri Cumhurbaşkanımız Sn @RTErdogan ve BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayed El Nahyan’ın ortak iradesiyle karşılıklı güven ve saygıya dayalı olarak ilerlemektedir” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’nun SADAT Çıkarmasının Perde Arkası Ortaya Çıktı

Gazeteciler Sedat Bozkurt ve Saygı Öztürk, Yargıtay’ın İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkındaki kararı sonrası CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun SADAT’ın kapısına gitmesini köşelerine taşıdılar; perde arkasını anlattılar.

Sedat Bozkurt, Kısa Dalga’da yayımlanan yazısında siyaset gündemindeki son gelişmeleri değerlendirdi

Yargıtay 3. Dairesi’nin CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na tamamı eski tarihli sosyal medya paylaşımları nedeniyle verilen 4 yıl 11 ay 20 günlük hapis cezasını onaması sonrası ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin (SADAT) kapısına gitmesine değinen Bozkurt, şunları kaydetti;

“Kaftancıoğlu kararında sert tepki veren Kılıçdaroğlu, kurmaylarına bile detay vermeden, 80 öncesinin bir pratiği olan korsan miting düzenledi. Saray’ın yörüngesinde olduğu bilinen karanlık ve tehlikeli bir yapı olarak her tartışmalı meselede kendisi olmasa bile adı gündeme gelen SADAT’ın kapısına dayandı. Gündem bir anda tamamen değişti. Kılıçdaroğlu iktidarın Kaftancıoğlu hamlesine başka bir hamle ile karşılık vermişti. Merkezine koyduğu kurum ve ona yönelik suçlamaları gerçekten hayli ciddiydi.”

Sözcü Gazetesi Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk de, ‘SADAT’ çıkarmasında CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nden oluşan altılı masaya gelen bilgilerin de etkili olduğunu söyledi.

“Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem için ortak çalışma yapan Millet İttifakı’nda yer alan ‘6’lı masa’da ‘seçim güvenliği’ konusu konuşulurken SADAT gündeme geldi. Bu yapıyla ilgili gelen bilgiler değerlendirildi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, SADAT’ın İstanbul’daki merkezine gitmesinde o masaya gelen bilgiler de etkili oldu” diyen Öztürk, şöyle devam etti:

“Toplumda konuşulan, ancak halkı sandıktan uzaklaştıracağı, seçimden soğutacağı için siyasilerin mümkün olduğunca seslendirmediği bir konu, artık Türkiye gündemine sokuldu. Kılıçdaroğlu, önemli iddialarda bulundu ve tehlikeye dikkat çekti. Bu konuda CHP Genel Başkanı’nın ilgili birimler tarafından bilgilendirilmesi, kaygılarını gidermesi gerekiyor. ‘Açık kapı’ politikası nedeniyle Afganistanlı gençler sınırımıza koşarak girdiler. Köylerden koşarak geçtiler. Sonra bunların kayıtlarının yeterli bir biçimde tutulmadığı gündeme geldi. Dahası, nerelerde olduğu konusunda da sağlıklı bilgiler bulunmadığı konuşuluyor.

İşte, ülkemize gelen Afganistanlı gençlerin SADAT’la bağlantılı olduğu söylentileri yaygın. Nitekim, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, ‘Afganistan’dan gelen gençler nerede?’ diye sorması da bu kaygının bir parçasıdır.”

Paylaşın

Türkiye’den Geri Adım

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılmalarına kapıları kapatmadıklarını ancak ulusal güvenlik meseleleriyle ilgili söz konusu ülkelerle müzakerelerde bulunmak istediklerini söyledi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine kapıları kapatmadığını ancak İskandinav ülkeleriyle müzakereler yapmak ve Ankara’nın terörist faaliyetler olarak gördüğü faaliyetlere, özellikle de İsveç’tekilere, kısıtlama getirilmesini istediğini söyledi.

Reuters’e röportaj veren Kalın, “Kapıyı kapatmıyoruz. Ama temelde bu konuyu Türkiye’nin ulusal güvenlik meselesi olarak gündeme getiriyoruz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cuma günü yaptığı açıklamada iki ülkenin NATO üyeliğine mesafeli olduklarını söylemişti.

Erdoğan, “İsveç ve Finlandiya ile ilgili gelişmeleri takip ediyoruz ama olumlu bir düşünce içerisinde değiliz. Çünkü daha önce Yunanistan’la ilgili NATO konusunda yanlış yaptı bizden önceki yönetimler. Yunanistan’ın, Türkiye’ye karşı NATO’yu da arkasına alarak takındığı tavrı biliyorsunuz. Bu konuda ikinci bir yanlışı Türkiye olarak işlemek istemiyoruz” diye konuştu.

“Terör örgütlerinin misafirhanesi gibi”

“Kaldı ki İskandinav ülkeleri ne yazık ki terör örgütlerinin adeta misafirhanesi gibi. PKK’sı, DHKP-C’si İsveç’te Hollanda’da yuvalanmış durumdalar. Ve oraların, hatta daha da ileri gidiyorum, parlamentolarında da yer alıyorlar” ifadelerini kullanan Erdoğan, bu durumda iki ülkenin NATO üyeliğine olumlu bakmalarının mümkün olmadığını söyledi.

Almanya’dan Erdoğan’a tepki

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Cumhurbaşkanı  Erdoğan’ın İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılmasına yönelik itirazlarını reddetti. Baerbock Cumartesi günü, Berlin’deki NATO dışişleri bakanları toplantısından önce yaptığı açıklamada, her demokratik ülkenin, güçlü savunma kapasitesine sahip demokrasilerin ittifaka katılmasından memnun olması gerektiğini söyledi.

Baerbock, “İsveç ve Finlandiya, komşularıyla on yıllardır barış içinde yaşayan sağlam demokrasilerdir” diye konuştu. Baerbock ayrıca her ülkenin sadece müttefiklerini değil aynı zamanda savunma ittifaklarını seçme konusunda da “özgürce karar verebileceğini” belirtti.

Putin ve Niinistö arasında görüşme

Diğer yandan Rusya lideri Vladimir Putin’in, telefonda görüştüğü Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö’ye, tarafsızlığı terk ederek NATO’ya katılmalarının bir hata olacağını ve iki arasındaki ilişkileri bozacağını söylediği bildirildi.

Kremlin’den yapılan açıklamaya göre, Putin’in mevkidaşına Finlandiya’nın güvenliğini tehdit eden bir unsur olmadığı halde geleneksel tarafsızlık politikasını bırakmasının yanlış olacağını söyledi

Finlandiya Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada ise “Rusya’nın 2021 yılı sonlarından itibaren NATO’ya katılımları önleme girişimlerinin ve Ukrayna’yı işgalinin Finlandiya’nın güvenlik ortamını değiştirdiğinin” Putin’e iletildiği kaydedildi.

Cumhurbaşkanı Niinistö’nün komşu ülke Rusya ile ilişkileri “doğru ve profesyonel bir yöntemle” ele almaktan yana olduklarını söylediği kaydedildi.

Paylaşın

SADAT, Kemal Kılıçdaroğlu’na Dava Açacak

SADAT’ın avukatı Enes Malik Saran, Kılıçdaroğlu hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını ve tazminat davası açacakları söyledi. SADAT Yönetim Kurulu Başkanı Melih Tanrıverdi ise, SADAT’ın bir paramiliter yapı olmadığını ve milis gücü yetiştirmediğini ifade etti.

SADAT’tan (Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.) dün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ani ziyaretiyle ilgili açıklama geldi.

SADAT’ın ​​​​​​​Beylikdüzü’ndeki Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısına, Yönetim Kurulu Başkanı Melih Tanrıverdi, Yönetim Kurulu üyeleri Haluk Yıldırım ve Ersan Ergür’ün yanı sıra şirket avukatı Enes Malik Saran katıldı. SADAT Yönetim Kurulu üyeleri Türkiye bayrağı önünde poz verdi.

Toplantıda basın açıklamasını okuyan avukat Saran, kamuoyundaki iddialarla ilgili şirketin birçok kişi ve kuruma yönelik hukuki girişimlerde bulunduğunu belirterek, “Bir ana muhalefet liderinin yargı üzerinde kamuoyu baskısı oluşturmayı hedefleyen bir saldırıyı gerçekleştirmesi hazin bir durumdur” dedi.

Saran, “CHP tarafından, genel başkanlarının iddialarını destekler herhangi bir delil kamuoyu ile paylaşılamamıştır. Madem ki CHP Genel Başkanı’nın böyle bir iddiası vardır, o halde bu iddiasını ispat yükü sırtına yüklenmiştir” diye konuştu.

Saran, Kılıçdaroğlu hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını ve tazminat davası açacakları söyledi.

”Milis gücü yetiştirmiyoruz”

Yönetim Kurulu Başkanı Melih Tanrıverdi ise yaptığı açıklamada SADAT’ınbir paramiliter yapı olmadığını ve milis gücü yetiştirmediğini söyledi.

SADAT’ın çatışma bölgelerinde de herhangi bir faaliyeti olmadığını ifade eden Tanrıverdi “SADAT’ın Suriye iç savaşıyla ya da Suriye’den Türkiye’ye iltica eden sığınmacılarla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.” dedi.

SADAT’ın yaklaşan genel seçimlerle ilişkilendirilmesinin, seçim güvenliğine gölge düşürme gayretinden ibaret olduğunu belirten Tanrıverdi “Kılıçdaroğlu bir ticari şirketi kamuoyu nezdinde hedef göstermiş ve terörle yaftalamıştır. Şirket ve yöneticileri, ana muhalefet lideri tarafından saldırıların hedefi haline getirilmiştir” diye konuştu.

Paylaşın

Ahmet Türk’ten Dikkat Çeken Ekrem İmamoğlu Yorumu

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında da konuşan Ahmet Türk, “İyidir, hoştur, lakin başkan seçildikten sonra gittiği Diyarbakır’da bölge halkına seslendiği konuşmalarıyla son Rize konuşması arasında dağlar kadar fark var. Bu tür çift dil kullanmanın hangisi doğru?” diye sordu.

Ahmet Türk, “Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş cumhurbaşkanı adayı olursa Kürtlerin desteğini alır mı?” sorusuna “Kürtlerin ona oy vereceklerini sanmıyorum” yanıtını verdi.

Eski HDP milletvekili ve yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Ahmet Türk, siyaset gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Mansur Yavaş

Independent Türkçe’den Faik Bulut’a konuşan Ahmet Türk’e, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanı adayı olması durumunda Kürtlerin desteğin alıp alamayacağı sorusu yöneltildi. Türk, bu soruya “Mansur Yavaş’ın aday olması halinde Kürtlerin ona oy vereceklerini sanmıyorum” yanıtını verdi.

Ekrem İmamoğlu

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında da konuşan Türk, “İyidir, hoştur, lakin başkan seçildikten sonra gittiği Diyarbakır’da bölge halkına seslendiği konuşmalarıyla son Rize konuşması arasında dağlar kadar fark var. Bu tür çift dil kullanmanın hangisi doğru?” diye sordu.

“HPD’yi kapatacaklar gibi bir gözlemim var”

HDP’nin kapatılması konusuna da değinen Türk, “Bu gidişle HPD’yi kapatacaklar gibi bir gözlemim var. Yargıçların terkibi ve tutumları bunu gösteriyor. Esasen AKP iktidarının son yıllarında hukuk çürüdü. Çünkü toplum ve insan çürütüldü. Bakınız Millet Meclisi’ne! Öyle bir husumet, kin ve düşmanlık ortamı yaratıldı ki, milletvekilleri, birbirlerini imha edilmesi gereken düşmanlar olarak görüyorlar. Bırakın rakip ve muhalif partilerden politikacıları, AKP içinde bile artık kliklere ayrılmış, birbiriyle kavgalı menfaatçi ve rantiyeci kesimler var. Her biri, diğerlerini tasfiye etmekle uğraşıyor.” dedi.

“Kürtler olmadan, Millet İttifakı kazanamaz”

Oy aritmetiğiyle ilgili değerlendirmeler de yapan Ahmet Türk, “Kürtler olmadan, Millet İttifakı’nın seçimleri kazanamayacağı açıktır. 5 Bu dinamik salt sandığa gitmek için değil, mevcut iktidar sonrasında hayatın her alanına aktif katkıda bulunmak için de gereklidir.” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Olağanüstü Toplantının Perde Arkası: Kılıçdaroğlu Ne Dedi?

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na “kamu görevlisine hakaret”, “Türkiye Cumhuriyeti Devletini alenen aşağılamak” ve “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla verilen 4 yıl 11 ay 20 gün hapis cezasını onadı.

Hapis cezasının yanı sıra Kaftancıoğlu’na siyasi yasak kararı uygulanmasına karar verildiği bildirildi. Yargıtay’ın kararının ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Yargıtay’ın CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’yla ilgili hapis cezasını onama kararından sonra partisinin MYK’sini olağanüstü topladı.

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın haberine göre, Kılıçdaroğlu, siyasi yasaklı hale gelen Kaftancıoğlu için, “İl başkanımız görevine devam ediyor. Cezaevine konulsa da görevinden Yargıtay kararıyla alsalar da il başkanımız olacak” değerlendirmesini yaptı. CHP kurmaylarının, karara ilişkin “provokasyon” yorumunu yaptığı toplantıda Kılıçdaroğlu, “Hukuk tanımıyorlar ve hukuku yönlendiriyorlar. Alınan kararların hepsinde Recep Tayyip Erdoğan’ın baskısı var” dedi.

”Soğukkanlı duracağız”

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun baskılara karşı partililerinden sakin kalmalarını istediği, “Biz soğukkanlı duracağız. Mücadeleyi yükselteceğiz ama provokasyona gelmeyeceğiz. Onlar kendi mevkilerini korumak için her türlü kötülüğe başvurabilir. Biz asla kötülükle karşılık vermeyeceğiz. Ama en az onlar kadar güçlü bir şekilde direnç göstereceğiz. Bu işi sandıkta bitireceğiz” yorumunu yaptığı öğrenildi.

Paylaşın