Erdoğan’dan İmamoğlu’na: Kendine Gel

Partisinin İstanbul İl Kongresi’nde konuşan Erdoğan, İstanbul’a yapılan yatırımları hatırlatarak, “Bay Ekrem laf ola beri gele yok. Verdiğim rakamlara dikkat et, ondan sonra da kendine gel” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin İstanbul 8. Olağan İl Kongresi’nde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“İstanbul, bir semtini sevmeye bir ömrün kâfi gelmeyeceği güzel İstanbul. Toprağında sahabeler yatan, fahri kâinat efendimizin sancaktarı Eyüb El Ensari Hazretleri’ni sinesinde misafir eden aziz İstanbul. Fatih Sultan Mehmet’in fethine mazhar olduğu emsalsiz İstanbul.

Medeniyet bahçemizin gülistanı, lalezârı, hüsn-ü hattı, erguvanı zarif İstanbul. İlimde derinleşmenin, estetikte incelmenin, sanatta yükselmenin adı, ocağı, adresi, vakur İstanbul. Milletimizin aşkı, sevdası, tutkusu yâri İstanbul. Seni bugün bir kez daha sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Güzelliğinle tüm dünyanın gözlerini kamaştıran, kalbimizde her zaman ayrı bir yeri olan İstanbul’umuzda il kongremiz vesilesiyle sizlerle bir araya gelmenin bahtiyarlığını yaşıyorum. AK Parti İstanbul 8. olağan ilk kongremizin partimiz, ülkemiz, milletimiz ve gözbebeğimiz İstanbul için hayırlara vesile olması için Rabbimden niyaz ediyorum.

Kıymetli yol ve dava arkadaşlarım. Biliyorsunuz bugün İstanbul teşkilatımızda bayrak değişimi yaşanıyor. 4 yıldır İstanbul il başkanlığı görevini şanla, şerefle, sorumluluk bilinciyle yürüten ve bugün nöbeti devreden Osman Nuri Kabaktepe’ye partim ve teşkilatım adına teşekkür ediyorum. Gençler unutmayın, 2028’den sonra yeni bir İstanbul yeni bir Türkiye inşa edeceğiz.

Bugünden itibaren AK Parti İstanbul İl Başkanlığı vazifesini üstlenecek olan Abdullah Özdemir kardeşime Rabbimden üstün hizmetler ve başarılar niyaz ediyorum. Abdullah Özdemir, tabiri caizse çekirdekten yetişmiş Bağcılar Gençlik Kolları’ndan başlayarak partimizin çeşitli birimlerinde görev almış, örnek çalışmalarıyla göz doldurmuş kardeşimizdir.

Abdullah kardeşimizin Osman Nuri kardeşimizden devralacağı emanete hakkıyla sahip çıkacağına, partimizi daha da yüksek seviyelere taşıyacağına yürekten imanım var. Kendisini ve ekibini şimdiden tebrik ediyorum. Unutmayın AK Parti bir erdemliler hareketidir. Ana kucağıdır, baba ocağıdır, vatan için aşkla çarpan kalplerin buluşma noktasıdır. Bu kutlu hareketin her bir mensubu partimiz ve ülkemiz için ter döken her bir yol arkadaşımız adını tarihe şimdiden yazdırmıştır.

Gönül ve kültür coğrafyamızda, dünyanın farklı köşelerinde bu harekete destek veren her bir kardeşimiz bizim için değerlidir. Şu an bu salonda bulunan her bir kardeşimin bu hareketin hikâyesinde silinmez bir yere sahip olduğunu özellikle vurgulamak istiyorum.

Görevimiz ne olursa olsun hepimiz kökü mazide, gözü atide olan kutlu bir davanın neferleriyiz. Tayyip Erdoğan olarak, genel başkan sıfatımdan ziyade bu hareketin bir neferi olmanın heyecanı her zaman kalbimin derinliklerinde hissettim. Sizlerin yol ve mücadele arkadaşı olmaktan her zaman şeref duydum. Son nefesime kadar da AK Parti’nin millet, memlekete ve insanlığa hizmet mücadelesinde yer almanın haklı gururunu yaşayacağım.

Şunu lütfen hiçbir zaman unutmayınız; 14 Ağustos 2001’de partimizi nasıl kurduysak, 3 Kasım 2002’de milletimizin oyu ve duasıyla nasıl yola çıktıysak, vesayet odaklarını, kirli yapıları, karanlık planları nasıl yıktıysak, kapatma davalarını, muhtıraları, gece yarısı bildirilerini, alçak saldırıları nasıl püskürttüysek, engelleri, yasakları, kısıtlamaları nasıl ortadan kaldırdıysak Allah’ın izniyle çok daha fazlasını yine birlikte başaracağız.

Unutmayın; gençler 27 Nisan’da, 7 Şubat MİT krizi, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimlerinde bu devlete ihanet edenlerin yakasına nasıl yapıştıysak, gariplerin, mazlum, mağdurların, dışlananların, hor görülenlerin sesini hem ülkemizde hem de dünyada nasıl duyurduysak, 22,5 yıldır Türkiye’yi başarıdan başarıya nasıl koşturduysak. Gelirken bilboardlarda bir şeyler gördüm İstanbul’u konutlarla donatmışlar, bizim 23 yılda yapamadığımızı onlar 5 yılda yapmışlar! Böyle bir şey gördünüz mü? Ey Ekrem efendi, sen bunları delillendir ispat et, bak bakalım Erdoğan ne yapıyor?

Bizim icraatımızın ulaştığı yerlere senin hayallerin bile ulaşamaz Ekrem! Şimdi aynı azim ve kararlılıkla aynı hizmet aşkıyla çalışarak ülkemizi bölgesinde ve dünyada çok daha yüksek seviyelere götüreceğiz.

Bu vesile ile Cumhur İttifakı ortağımız MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli’ye şahsım ve partim adına geçmiş olsun dileklerimi iletiyor kendisine yüce Allah’tan acil şifalar diliyorum. Sağlık durumu iyi olan sayın Bahçeli’nin nekahat dönemini bir an önce tamamlayarak Türkiye’ye hizmet mücadelesini eskisinden daha büyük kararlılıkla devam edeceğine inanıyorum. Bugün yaptığım telefon görüşmesinde durumunun gayet iyi olduğunu kendinden dinleme fırsatı buldum.

Ben değil biz diyeceğiz. Aramıza nifak tohumları ekmeye kalkanların oyunlarına gelmeyecek, pusuda bekleyen fitne tüccarlarına ümit kırıntısı dahi vermeyeceğiz. Biz çıkar birliği değil; dava arkadaşlığı, kader ortaklığı yapmış, kardeşçe kenetlenmiş kadroyuz.

Bulunduğumuz görevlere sadece aziz millete layıkıyla hizmet yapmak için geldik. Millet bizi buralarda tuttuğu müddetçe de kimin ne dediğine bakmadan hizmet üretmekten bir an olsun geri durmayacağız.

İnancımızda küfre açılan bir kapı olarak görülen yeis tuzağına asla düşmeyecek, işimize ve hedeflerimize odaklanacağız. Bu toprakları birbirine daha sıkı bağlarla kenetlemeyi sürdüreceğiz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak iç cephemizi sağlamlaştıracak, 85 milyonun hayallerini gerçeğe dönüştürmenin gayretinde olacağız.

Milli güvenliğimize tehdit oluşturan tüm yapılarla mücadelemizi, şehit ailelerimizin ve gazilerimizin yüzünü kara çıkartmayacak şekilde sürdüreceğiz. Mevla yâr ve yardımcımız olsun, yolumuzu bahtımızı açık etsin diyorum.

Dün 53 bin 737 canımızı yitirdiğimiz 6 Şubat depremlerinin ikinci seneyi devriyesiydi. Asrın felaketinde hayatını kaybeden kardeşlerimi bir kez daha rahmetle yâd ettik. Onun için Adıyaman’daydık. Üzerinden 2 asır geçse dahi böylesi büyük afeti unutmak mümkün değil.

Rabbim kederli ailelerimize sabr-ı cemil ihsan eylesin. Depremin yıldönümünde de afetzedelerimizi yalnız bırakmadık. Bakanlarımız, milletvekillerimiz, genel merkez, MYK, MKYK üyelerimiz deprem bölgesindeki şehirlerimizi ziyaret etti. Adıyamanlı kardeşlerimizle kucaklaştık hem depremzedelerimize yeni yuvalarının anahtarını teslim ettik hem de bazı hayırseverlerimize plaketlerini takdim ettik.

Dağ ne kadar yüce olsa yol üstünden geçer. Konutlarıyla, altyapı projeleri, sosyal donatı alanları, hastaneleri, okulları, işyerleriyle şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırıyoruz. Son 2 yılda depremin yol açtığı kayıp ve zararın telafisiyle afet risklerinin azaltılması için 2,6 trilyon liralık kaynak kullandık.

201 bin 580 konut ve işyerinin kurasını çektik, anahtarlarını hak sahibi vatandaşlarımıza teslim ettik. Yerinde dönüşüm projemizde 38 bin 202 adet bağımsız bölümün yapımına başlandı. Biz yıkıntılarla uğraşırken muhalefetten birileri çıkmış ‘hükümet bu enkazın altında kalır’ demişti. Yine o günlerde bu yükün altında ezilmemiz için ellerini oğuşturanlar milletin yürek yangınından siyasi rant devşirmeye çalışanlar vardı.

Haritada yerini dahi bilmedikleri ülkeleri Türkiye’ye örnek gösterecek olanlar olmuştu. Vatandaşın umudunu kırmak, irademizi örselemek için herşeyi denediler. Yapamazsınız, bu inşaatları bitiremezsiniz dediler. Akıl, insaf, ahlak dışı iddia ile karşımıza dikildiler. Tökezlememizi bekleyenlerin hevesini kursaklarında bıraktık. Cevabımızı teslim ettiğimiz 201 bini aşkın konutla verdik. Siyasetteki kadrolu hizmetsizler korosunu 2 yılda inşa ettiğimiz yol, hastane, okul, üretim tesisleriyle hayal kırıklığına uğrattık.

Elbette henüz her şey bitmiş değil. Teslim etmemiz gereken birçok konut, yapacak çok işimiz var. İlk günden beri mesuliyetimizin bilinci ile hareket ediyoruz. Konutların yüzde 45’ini teslim ettik. Kalan 250 bin konut ve işyerini hızlıca bitirmenin gayretindeyiz. Söz verdik, ahd ettik, Allah’ın izniyle milletimize mahçup olmayacağız.

Artçı sarsıntılar devam ederken ortalığı velveleye verip de 2 yıldır ortalıkta görünmeyen deprem turistlerine bir çift sözüm var. Asrın vicdansızlığını sergilediniz, depremzedelerimize oy tercihinden dolaıyı hakaret ettiniz. Hiç mi kendinizden utanmıyorsunuz. Hiç mi vicdan azabı duymuyorsunuz.

Bir çift sözüm de bol bol vaat dağıtıp sırra kadem basanlaradır. Hani bedava ev yapıyordunuz, hani herşeyi ücretsiz sağlıyordunuz? Ne oldu, niçin sözlerinizin arkasında duramadınız? Her fırsatta hükümeti, devleti, AK Parti’yi acımasızca eleştiriyorsunuz. Bizim yaptıklarımızı kötüleyeceğinize belediyeler eliyle yapsaydınız ya! Şu anda yönetimi sizde olan belediyelerde ne yapıyorsunuz? Bedava konutları, evleri, işyerleri unuttunuz mu? Niçin yapmıyorsunuz? Elinizi tutan mı oldu, sizi engelleyen mi oldu? Neden yapmadığınızı çıkın milletimize, depremzedelere lütfen açıklayın.

Bu soruların hiçbirine tatmin edici cevap veremezler. Siyaset yapmakla polemik yapmayı aynı şey zannediyorlar. Unutmayın her tırtıldan kelebek olmaz maalesef bunların kozasında ülkeye ve millete hizmet eden siyasetçi çıkmıyor. Deprem bölgesinde verdikleri sözler seçim sonrasında unutuldu gitti. Bu işleri az çok bilen herkes Türkiye’nin deprem bölgesinde yürüttüğü çalışmalardan hayranlık ve takdirle bahsediyor.

Biz 100 bin 200 bin konut yaptık deyince hayretlerini gizleyemediklerini defalarca gördük yurt dışında. Ana muhalefet partisi deprem meselesinde bile polemik yapıyor. Karalama, kötüleme peşinde koşuyor.

Bu tür durumlar için büyüklerimizin kullandığı bir kelam-ı kibar vardır. Eskiler hem iş yapmayıp, yapılan işe çalım atanlara dinime dahleden bari müselman olsa, derler. Ana muhalefetin ahvali de tam olarak böyle. Depreme dair, depreme hazırlığa dair ne bir projeleri ne de elle tutulur bir icraatları var. İnşa etmek deyince akıllarına ev, köprü, yol, hastane değil balya balya dizilen para kuleleri geliyor. Şişirilmiş konser faturaları ile belediyeleri yağmalamaları kâr sayıyorlar. Halk düşmanı radikal sol örgütlerin sloganıyla adliye önünde polise saldırmak neredeyse rutinleri hale geldi.

Devletin hakim, savcısı ile uğraştıkları kadar bünyelerini saran yolsuzluk, hırsızlık, kayırmacılıkla uğraşmıyorlar. Parti içi iktidar kavgası gözlerini kör etmiş durumda. Yıllarca Gandi Kemal diyerek omuzlarında taşıdıkları şahsı bugün gık dese linç ediyorlar. Salındaki ve solundakilerin arasında kalmaktan pestile dönmüş mevcut genel başkanın çaresizliği, öfkesi artık diline vuruyor.

Millete hakaret edenlerle teşriki mesaisi arttıkça sayın Özel’in uslübu değişmeye başladı. ‘Hata ettik’ tavır sergilemektense hakaret ederek suç bastırmaya çalışıyor.

“Yönettikleri belediyelerde fetret dönemi yerini çöküş dönemine bıraktı”

Yönettikleri belediyelerde fetret dönemi yerini çöküş dönemine bıraktı. Trafikten toplu ulaşıma, temel belediyecilik hizmetlerinden çevreye kadar İstanbul dahil büyükşehirlerimiz sapır sapır dökülüyor. Artık İstanbul’da yanan otobüslerden geçilmiyor. Kendi televizyon kanallarındaki ekran yüzlerini dahi isyan noktasına getirdiler. Kokudan, bozuk yollardan, yanan otobüslerden, depreme dair tedbirsizlikten artık onlar bile rahatsız olmaya başladılar.

Daha önce neydi çöp, çukur, çamur. Aynı hale gelmedi mi İstanbul? Makyaj döküldükçe bu tepkiler daha da artacaktır. İş üretenlerle polemik üretenlerin farkı zamanla daha net görülecektir. Bu aziz şehre hizmet etmeyi görevimiz, asli sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Bir semtini bile sevmenin bir ömre bedel olduğu İstanbul’a layık olabilmek için canla başla çalışıyoruz.

İstanbul’a son 22 yılda toplamda 3 trilyon 850 milyar lira tutarında kamu yatırımı yaptık. Adalette 34 milyar, eğitimde 234 milyar, gençlik ve sporda 53 milyar, sosyal yardımlarda 372 milyar, sağlıkta 141 milyar, çevre ve şehircilikte 584 milyar, ulaştırmada 1 trilyon 393 milyar, tarım ve ormanda hibe destekleri dahil 85 milyar, sanayi ve teknolojide 154 milyar, enerjide toplam 431 milyar, kültür ve turizmde 67 milyar, çalışma ve sosyal güvenlikte 300 milyar lira yatırım yaptık.

Devlet, vakıf 37 adet yeni üniversite kurduk İstanbulumuza. Toplam 192 adet spor tesisi kazandırdık. Şurayı görüyorsunuz değil mi, inşallah Ankara’da yaptığımız basket müsabakasının bir tanesini de burada yapacağız.

4 bin 50 yataklı Sancaktepe Şehir Hastanesi, 500 yataklı Beykoz Devlet Hastanesi, 300 yataklı Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 200 yataklı Avcılar Devlet Hastanesi inşaatları devam ediyor. Süreyyapaşa Şehir Hastanesi, FSM Şehir Hastanesi, Haydarpaşa Numune Eğitim ve Hastanesi projeleri tamamlandı, yapım ihaleleri bu yıl içerisinde gerçekleşecek.

İstanbul’da 260 bin konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik, 24 bin yapının yapımı sürüyor. Kentsel dönüşüm çalışmalarımız hızla devam ediyor. 40 bini çevre bakanlığımız kanalıyla 871 bini özel sektörün eliyle 911 bin bağımsız birimin dönüşümü tamamlandı.

İstanbul’da yaklaşık 19 milyon metrekare büyüklüğünde 54 millet bahçesi projemiz var. Toplamda 5,5 milyon metrekarelik 34 millet bahçesinin yapımını tamamladık. 9 millet bahçesinin inşası, 12 millet bahçesinin proje ve yer seçimi devam ediyor.

Avrasya Tüneli ile Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü hizmete aldık. İstanbul-İzmir Otoyolu’nu tamamlayıp hizmete sunduk. TEM Otoyolu’nda trafiğin rahatlamasını temin edecek Başakşehir Çam Sakura Şehir Hastanesi ile Olimpiyat Stadı’na ulaşımını kolaylaştıracağız.

Sarıyer-Kilyos Tüneli ve bağlantı yolu projemiz devam ediyor. İstanbul’da bir baştan diğer başa modern raylı sistem ağlarıyla donattık. Marmaray ile bugüne kadar yaklaşık 1 milyar 271 milyon yolcu taşıdık.

Bay Ekrem laf ola beri gele yok. Verdiğim rakamlara dikkat et, ondan sonra da kendine gel. Hizmete sunduğumuz metro hattı uzunluğu 162 kilometre. Şu anda Halkalı-İstanbul Havalimanı hattımızın 17,5 kilometrelik Halkalı-Arnavutköy kesimiyle 4,53 kilometre uzunluğundaki Altunizade-Çamlıca Camii Bosna Bulvarı’nın yapımına devam ediyoruz.

İstanbul-Ankara YHT hattımızdan sonra tamamen yeni bir hat olacak Ankara-İstanbul Süper Hızlı Tren hattı projesini gündeme aldık. 344 kilometre olacak süper hızlı tren hattımız saatte 350 km. hıza çıkarak seyahat süresine 80 dakikaya indirecek. 2018’de hizmete aldığımız İstanbul Havalimanımız Türkiye’yi küresel havacılıkta zirveye taşıdı.

2023 yılı sonunda Sabiha Gökçen Havalimanımızın hizmet kapasitesini ikiye katlayan ikinci pistin açılışını yaptık. Tersane İstanbul projesini hayata geçirdik.

Çamlıca Televizyon Radyo Kulesi’ni hizmete sunduk. Yeni Atatürk Kültür Merkezi binasını inşa ettik. Rami Kışlası’nı muhteşem kültür merkezine dönüştürdük. Şehrimize 6 endüstri bölgesi, 18 teknopark, 420 ARGE kurduk. 8 bin 235 özel sektör projesinde yaklaşık 2 trilyon lira yatırım gerçekleşti. 384 bin kişilik istihdam sağladık.

İstanbulla birlikte 81. il kongremizi gerçekleştiriyor ve artık bu süreci nihayete erdiriyoruz. İnşallah bugünden itibaren 23 Şubat’ta yapacağımız büyük kongremize hazırlanacağız. 29 il kongremize bizzat katılarak teşkilatlarımızla kucaklaştık, ahdimizi ve kavlimizi yeniledik. Kongrelerimiz AK Parti’ye yakışır bir şekilde gerçekleşmiş, hareketimiz bu zorlu maratondan hamdolsun güçlenerek çıkmıştır.

Tüm kongrelerimizde dayanışmayı yücelttik, kardeşliği pekiştirdik. Gece gündüz demeden koşturan tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Allah hepinizden razı olsun diyorum. Göreve yeni başlayan kardeşlerimize başarılar diliyor, bayrağı devreden kardeşlerime emek ve gayretleri için teşekkür ediyorum, ahirete irtihal eden tüm kardeşlerime Mevla’dan tekrar rahmet diliyorum. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Sağolun, varolun, Allah’a emanet olun, kalın sağlıcakla.”

Paylaşın

Ankara’da 33 İstanbul’da 70 Kişi Sahte İçkiden Yaşamını Yitirdi

Son yıllarda fiyatların ve vergilerin artmasıyla birlikte Türkiye’de sahte içkiden kaynaklanan ölümlerde artış yaşanıyor. Son dönemde Ankara’da 33 İstanbul’da 70 kişi sahte içkiden yaşamını yitirdi.

Haber Merkezi / Ankara Valisi Vasip Şahin, Anafartalar Şehit Kamil Arslan Polis Merkezi Amirliği Açılış Töreni’ninde yaptığı konuşmada sahte alkol kullanımına bağlı 33 kişinin vefat ettiğini ve 20 kişinin hastanelerde yoğun bakımda tedavi altında olduğunu söyledi.

Sahte alkollü içki ile mücadele kapsamındaki çalışmalar sonucu 102 ton etil ve metil alkol ele geçirildiğini belirten Vali Şahin, bunların 62 tonunun Düzce ve Konya’dan elde edildiğini, yaklaşık 40 tonunun da il sınırları içinde ele geçirildiğini kaydetti.

Şahin, hem kaçak alkol üretimi hem de satımı yapan 32 şahsa yönelik işlem yapıldığını belirtirken, bu kişilerden 13’ünün tutuklandığını, 17’sinin ise tutuklama talebiyle sevk edildikleri adli birimlerce adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını söyledi.

Ankara Valiliği’nden 4 Şubat’ta yapılan açıklamada, son günlerde sahte alkole bağlı ölüm olaylarında artış gözlendiği belirtilerek şu ifadeler kullanılmıştı:

“Konuyla ilgili kolluk kuvvetlerimiz ve gıda denetim birimlerimiz yoğun tahkikat ve denetim faaliyetlerini sürdürmekte ve çeşitli miktarlarda sahte alkol üretiminde kullanılan malzemeler ele geçirilmekte olup; sorumlular hakkında gerekli adli ve idari işlemler titizlikle yürütülmektedir.”

İstanbul’da 4 Ocak – 6 Şubat tarihleri arasında sahte içkiden kaynaklı 70 kişi hayatını kaybetti. 150’den fazla kişinin de hastaneye başvurduğu öğrenildi. Sahte ve kaçak içkiyle mücadeleye yönelik çalışmalarla ilgili bilgi veren İstanbul Valisi Davut Gül, şu ifadeleri kullandı:

“Sahte ve kaçak alkolle mücadele kapsamında 190 şahıs yakalandı, 11’i tutuklandı, 86 bin 274 litre sahte-kaçak alkol ele geçirildi. Akaryakıt kaçakçılığıyla mücadelemizde 371 denetimde 126 bin litre kaçak akaryakıt ele geçirildi. Ele geçirilen tüm bu kaçak ürünlerin piyasaya sürülmesinin engellenmesiyle 259 milyon lira vergi kaybı önlendi.”

Sahte içki ölümleri

Son yıllarda fiyatların ve vergilerin artmasıyla Türkiye’de sahte içki tüketiminden kaynaklanan ölümlerde artış yaşanıyor.

Özellikle yılbaşı gibi tüketimin yoğun olduğu dönemlerde yasa dışı yollardan üretilen içki ürünleri piyasaya sürülüyor. Bu ürünler genellikle merdiven altlarında üretiliyor ve ayrıca insan sağlığına ciddi zarar verebilecek metanol gibi maddeler içeriyor.

Uzmanlar, vatandaşları bandrolsüz veya şüpheli içki satın almamaları konusunda uyarıyor. Sahte içkinin kokusu, rengi veya tadı normal içkilerden kolayca ayırt edilemeyebilir. Bu nedenle tüketicilerin yalnızca güvenilir kaynaklardan alkol satın alması gerektiği belirtiliyor.

Sahte içki tüketen kişilerde genellikle 12-24 saat içinde baş ağrısı, mide bulantısı, görme kaybı, bilinç kaybı gibi belirtiler ortaya çıkıyor.

CHP’den iktidara acil önlem çağrısı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, son zamanlarda sahte içki nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısındaki artışa dikkat çekerek iktidara çağrı yaptı. Bulut, “Ankara’da sahte içki yüzünden 33 kişi hayatını kaybetti, 20 kişi yoğun bakımda. İktidara bir kez daha söylüyoruz: Acil önlem alın” dedi.

Bulut, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, alkol fiyatlarındaki fahiş artışın, vatandaşları sahte içkiye yönlendirdiğine, bunun sonucunda ise ölümlerin yaşandığına dikkat çekti.

Bulut, “Halkın yaşam tarzına müdahaleye varan vergi ve zamlar, astronomik raf fiyatları sahte içkiyi, halk sağlığı sorununa dönüştü. Ankara’da sahte içki yüzünden 33 kişi hayatını kaybetti, 20 kişi yoğun bakımda! İktidara bir kez daha söylüyoruz: Acil önlem alın” ifdelerini kullandı.

Paylaşın

Özel, Erdoğan’a “Gazze” Üzerinden Yüklendi

CHP Lideri Özgür Özel, Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’nin ABD’ye bırakılmasına ilişkin açıklamasına ”sessiz” kaldığını belirterek, “Buna nasıl tepki göstermiyor Erdoğan?” dedi.

Deprem bölgesine ziyaretlerini sürdüren Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Hatay Reyhanlı’da gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Artı Gerçek’in aktardığına göre; Aradan geçen zamana rağmen Hatay’daki konut sorununun hala çözülemediğini ve depremzedelere verilen sözlerin tutulmadığını belirten Özel, 10 depremzeden 7’sinin konteynırda olduğunu aktardı. Özel, “Hatay’da ev teslim edilme oranı yüzde 18. 100 Hataylıdan 82’si çadır, konteynır ya da gurbette yaşıyor. 1 yılda herkese ev verecekti. Bir an önce sandığın gelmesi gerekiyor” dedi.

Özel, yaklaştığını belirttiği büyük Marmara depremine ilişkin de iktidarı adın atmamakla eleştirdi. Deprem konusuna siyaset üstü yaklaşılması gerektiğini dile getiren Özel, ‘deprem bakanlığı’ kurulmasını önerdi. “Depremin yaklaştığını ve devletin hiçbir şey yapmadığını herkes biliyor” diyen Özel, şöyle konuştu:

“O yüzden bizim belediyelerimizin hazırlıkları çok daha fazla dikkat çekiyor. İstanbul depreminde milyonların hayatı tehlikede olacak. Daha önce Erdoğan’a da söylemiştim. Gelin siyaseti ikiye ayırın. Siyasi konular ve siyaset üstü konular olarak. Depreme siyaset üstü bir yaklaşım öneriyoruz. Acilen herkesin liyakatinden emin olduğu bir deprem bakanı atansın, her partiden bir bakan yardımcısı atansın.”

Hatay’ın önemli sorunlarından birinin de şehrin taşıyamayacağı çoğunlukta sığınmacı barındırması olduğunu ifade eden Özel, açıklamalarına şöyle devam etti:

“Suriye’nin hızlı bir istikrara ihtiyacı var. Suriye’nin kapsayıcı bir anayasaya, hükümete ve serbest seçimlere ihtiyacı var. Buranın bu kadar yoğun bir sığınmacı nüfusuyla kendi mevcudiyetini sürdürmesi mümkün değil. Suriye’nin güçlendirilmesi ve buradaki misafirlerin memleketlerine dönmeleri son derece önemlidir.”

Erdoğan’a “Gazze” tepkisi

Donald Trump’ın Gazzelileri kendi coğrafyalarından sürme ve işgal planı ile Erdoğan’ın konuya olan sessizliği hakkında da konuşan Özgür Özel, şöyle konuştu: “Trump’ın açıklamalarıyla kastettiği, coğrafyanın sahiplerini o bölgeden söküp atmaktır. Bu, kutsal topraklardan Filistinlileri sürmektir. Trump Filistin diye bir şey kalmasın istiyor.

Buna nasıl tepki göstermiyor Erdoğan? Erdoğan, ‘Filistin de önemlidir Ukrayna da önemlidir’ dedi geçti. Steinmeier ‘ABD’nin önerisini insanlık suçu olarak görüyorum’ dedi. Erdoğan kafasını bile sallamadı. Mikrofon uzatıldığında Erdoğan bir şey söylesin. Erdoğan nasıl Almanya Cumhurbaşkanı’nın gösterdiği hassasiyeti gösteremiyor.”

Paylaşın

MHP Lideri Devlet Bahçeli “Kalp Ameliyatı” Oldu

MHP Lideri Devlet Bahçeli, Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nde kalp ameliyatı olduğu bildirildi. Bahçeli’nin tıbbi durumunun son derece iyi olduğu ve dinlendiği belirtildi.

Haber Merkezi / Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Selim Yurdakul, Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin sağlık durumuna ilişkin bir açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli planlı tetkik ve tedavileri için 4 Şubat 2025 tarihinde Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesine yatırılmıştır. Yapılan tetkik ve tıbbi değerlendirmeler sonucunda, 10 yıl önce değiştirilmiş kalp kapağındaki dejenerasyon bulguları üzerine, 6 Şubat 2025 tarihinde mevcut kapak girişimsel olarak değiştirilmiş olup, işlem komplikasyonsuz olarak çok başarılı şekilde tamamlanmıştır. Tıbbi durumu son derece iyi ve stabil olup, odasında dinlenmektedir. Kısa zaman içerisinde hastane süreci tamamlanarak günlük yaşantısına dönecektir.”

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Semih Yalçın, sosyal medya hesabından grup toplantısının Bahçeli’nin devam eden ‘öksürük rahatsızlığı’ nedeniyle iptal edildiğini aktarmıştı. Yalçın, “alınan sağlık tedbirleri” ve “sürdürülen tedaviye rağmen” Bahçeli’nin “öksürüğünün” geçmediğini, hekimlerin “daha ileri seviye tetkikler yapılması tavsiyesinde bulunduğunu” belirtmişti.

Semih Yalçın, “Söz konusu rahatsızlığın kalıcı tedavisine yönelik çok yönlü tıbbi test ve değerlendirmeler sürmektedir. Sayın Genel Başkanımızın sağlığı yerindedir” demişti.

Paylaşın

İmamoğlu: Yargı Eliyle Siyaseti Dizayn Etmeye Çalışıyorlar

CHP’li İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, hakkında açılan davalara ilişkin yaptığı açıklamada, siyasi süreçlerin yargı eliyle şekillendirilmeye çalışıldığını ifade etti.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Maraş merkezli depremlerde yaşamını yitiren vatandaşları anma programının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Hakkında hazırlanan son iddianameye tepki gösteren İmamoğlu, Erdoğan’a seslenerek, “Hani delikanlıydın? Nerede kaldı hepimizin gururla andığı Kasımpaşalılık?” dedi.

Konuşmasında, afet yönetimi ve siyasi süreçlere dair eleştirilerde bulunan İmamoğlu, 26 yıldır Türkiye’yi yönetenlerin gerekli dersleri almadığını vurguladı: “5,5 yıldır görevdeyim. Ancak kalkıp beni suçlayan tweet atabiliyorlarsa, bu ülkede yönetim adına bir çürümenin göstergesidir. Deprem konusunda 45 kanun, 11 yönetmelik çıkarılmış, ancak bunlar rant odaklı kalkanlar olarak kullanılmıştır.”

Hakkındaki davanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yönlendirildiğini belirten İmamoğlu, yargının siyasallaşmasına dair sert eleştirilerde bulundu: “Başsavcı da değil, vekili de değil. Davacı olan bizzat Sayın Cumhurbaşkanı’dır. Onun öfkesi nedeniyle hakkımda şu ana kadar 17 yıl hapis cezası ve üç kez siyasi yasak istenmiştir. Bu dava benim şahsıma değil, milletin iradesine karşı açılmıştır.”

“Yargı ile siyaseti dizayn etmeye çalışıyorlar”

İmamoğlu, siyasi süreçlerin yargı eliyle şekillendirilmeye çalışıldığını belirtti ve Erdoğan’ın siyaset anlayışını eleştirdi: “Sandık yerine siyaseti adliye eliyle dizayn etmeye çalışıyorlar. İlk seçimi kazandığımızda ‘topal ördek’ demişti. Şimdi de ‘turpun büyüğü heybede’ diyerek bizi sakatlamaya çalışıyor. Mertlik ve delikanlılıkla mücadelesini sürdürebilmesi gerekir.”

İmamoğlu, Erdoğan’ın çevresindeki kadrolara da göndermede bulunarak şu ifadeleri kullandı: “Bu yolda onlara ilk darbe vuracak kişi, yerli ve milli Makyaveldir. Bugün pohpohlayıp menfaat değiştiğinde onları terk edecek. Bu tecrübeyi yakın zamanda yaşayacaklarından eminim.”

Mücadeleye kararlılıkla devam edeceklerini vurgulayan İmamoğlu, milletin desteğini aldıklarını belirtti: “Korkumuz yok. Umutsuzluk yok. Hak ve adalet yolunda yürümeye devam ediyoruz. Bizi kimse bu yoldan döndüremez. Gençliğimiz de heyecanımız da yüksek. İlk günkü gibi mücadeleye devam ediyoruz.”

Konuşmasının sonunda Erdoğan’ın politikalarını ve yargı süreçlerini eleştiren İmamoğlu, şu çağrıyı yaptı: “Bu tavrınızı Kasımpaşalı hemşerilerime ve milletimize şikayet ediyorum. Cesaret, inanç, güç bizde. Milletimizin vicdanına ve adalet duygusuna inanarak mücadeleye devam edeceğiz.”

Paylaşın

“6 Şubat Depremleri”nin İkinci Yıldönümü: Fotoğraflarla Hatay

6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş Elbistan ve Pazarcık merkezli gerçekleşen 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler, başta Hatay olmak üzere on bir ilde büyük yıkıma neden olmuştu.

Kurtuluş Aladağ / “Asrın Felaketi” olarak tanımlanan depremlerde, resmi makamlara göre, 50 binden fazla insan hayatını kaybetmiş, yüzbinlerce insan yaralanmış ve uzuv kaybı yaşamıştır.

Ayrıca depremlerde yıkılan konut ve iş yeri sayısının da çok yüksek rakamlara ulaştığı bilinmektedir. Depremlerin ekonomiye yükünün yaklaşık 2 trilyon TL (103,6 milyar dolar) olduğu tahmin edilmektedir.

6 Şubat depreminden en çok etkilenen illerin başında Hatay gelmektedir. Resmi verilere göre ağır yıkımın yaşandığı kentte can kaybı 24 bine yakındı.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İnşaat Mühendisleri Odası Hatay Şube Başkanı İnal Büyükaşık, kentte 250 bin konut ve 50 bin iş yerinin yıkıldığını söylemişti.

Hatay kent merkezinde, depremin yaraları sarılmaya devam ediyor. Kent merkezine ait son görüntülerde, yüzlerce binanın aynı anda yapıldığı ve onlarca vincin çalıştığı görülüyor.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu Hakkında “Hapis Ve Siyasi Yasak” Talebi

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında ‘kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret’, ‘tehdit’ ve ‘terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek’ suçlarından iki yıl sekiz aydan yedi yıl dört aya kadar hapis cezası istendi.

Haber Merkezi / İmamoğlu hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu 53’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan ”Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, ‘sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten yoksun bırakılır” maddesinin uygulanması istendi. Bu da siyasi yasak anlamına geliyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, katıldığı bir panelde İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek ve ailesine yönelik ifadeleri nedeniyle 7 yıl 4 aya kadar hapis istemiyle iddianame düzenlendi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, Gürlek “mağdur” sıfatıyla yer aldı.

Soruşturmanın, İmamoğlu’nun söz konusu paneldeki konuşmalarında suç teşkil eden ifadelerin tespit edilmesi üzerine başlatıldığı belirtildi.

İddianamede, Akın Gürlek’in geçmişte ve halen terör suçlarıyla ilgili görevlerde bulunduğu, çeşitli terör örgütlerince hedef gösterildiği ifade edildi. Bu bağlamda İmamoğlu’nun konuşmalarının, Gürlek’i hedef haline getirerek “terörle mücadelede görev yapan kişileri hedef gösterme” suçunu oluşturduğu ileri sürüldü. Ayrıca İmamoğlu’nun ifadelerinin, Başsavcı Gürlek’i küçük düşürmeye ve tehdit etmeye yönelik olduğu, bu nedenle ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği vurgulandı.

İddianamede, İmamoğlu’nun 27 Ocak’ta yaptığı bir basın toplantısında, mahkemelerde bilirkişi olarak görev yapan bir kişiyi hedef alarak “yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs” suçunu işlediğine dair ayrı bir soruşturmanın sürdüğü bilgisi de yer aldı.

İki olay bir arada değerlendirildiğinde, İmamoğlu’nun kamu görevini kullanarak yargı organları üzerinde baskı oluşturmayı ve partisinin lehine etkilemeyi amaçladığı öne sürüldü. Bu kapsamda, İmamoğlu’nun “kamu görevlisine hakaret”, “tehdit” ve “terörle mücadelede görev yapanları hedef göstermek” suçlarından 2 yıl 8 aydan 7 yıl 4 aya kadar hapis cezası talep edildi.

İmamoğlu hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu 53’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan ”Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, ‘sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten yoksun bırakılır” maddesinin uygulanması istendi. Bu da siyasi yasak anlamına geliyor.

Hazırlanan iddianame, ağır ceza mahkemesine gönderilirken, mahkeme heyetinin incelemesi devam ediyor.

“Erdoğan, masabaşı oyunlarıyla ayakta kalacağını sanıyor”

Ekrem İmamoğlu, hakkında 7 yıl 4 aya kadar hapis ve siyasi yasak talebiyle düzenlenen iddianameye tepki gösterdi. İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Başsavcı incindi diye hakkımda hazırlanan iddianameyi, ifademi alan savcı bey yerine incinen başsavcının yardımcısı yazmış. Daha mahkemeye ve avukatlarıma gönderilmeden iktidar medyasına dağıtılan evrak paniklerinin resmidir.

Bu davaları ‘yakından’ takip eden, içeriklerini bilen Cumhurbaşkanı Erdoğan, belli ki seçimde milletin önüne mertçe çıkmak yerine, masabaşı oyunlarıyla ayakta kalacağını sanıyor. Milletimiz demokrasiye ve kendi seçme hakkına zerre itibar etmeyene artık itibar etmemektir. Bunu da heybenize yazın.”

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Ekrem İmamoğlu hakkında siyasi yasak ve 7 yıl kadar hapis istemiyle düzenlenen iddianameye ilişkin açıklama yaptı. Başarır açıklamasında, şu ifadeleri kullandı: “Maalesef Türkiye siyasetini adliye koridorlarında boğmak istiyorlar. Buna izin vermeyeceğiz. Buna hep beraber direnç göstereceğiz.

Akın Gürlek TV seyredeceğine, bizleri 7/24 takip edeceğine işini yapsın, çetelerle uğraşsın, İstanbul’u sokak mafyalarından kurtarsın. Bizim belediye başkanımızla uğraşmaktan vazgeçsin. Bundan bir sonuç alamaz. Yargı kararları eleştirilmeyecek mi? Ben yargıyı neden etkileyeceğim, yargı zaten etkileneceği yerden etkilenmiş. Ben senin etki altında kalmaman için mücadele veriyor. İmamoğlu, yargının bağımsız olarak davranmasını istiyor.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu hakkında 7 yıl 4 aya kadar hapis ve siyasi yasak talep edilen iddianame hazırlanmasına tepki gösterdi.

Özgür Özel, Adıyaman’da yaptığı açıklamada “O gün söylediği kişi Cem Aydın’ın kapısına dayanmışlardı ‘Sizin evlatlarınız böyle muamale görmesin’ dedi diye ‘ailemi tehdit etti’ diye soruşturma başlatmıştı. Bakın Ahmet Özer 100 gündür iddianame bekliyor. İmamoğlu için 15 gün içinde iddianame yazılıyor. Bu neyin acelesi, madem yazabiliyorsun 100 gündür Ahmet Özer için ne bekliyorsun. Bu ne korkuymuş arkadaş” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut da konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Bağımsız olması gereken yargı mensuplarının siyasete dahil olduğu bir rejim demokrasi değildir. Halkın iradesine yargı sopasıyla boyun eğdirmeye çalışanların karşısında bir adım geri atmayacağız! Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber ya hiçbirimiz!” ifadelerini kullandı.

Ne olmuştu?

İmamoğlu’na 20 Ocak Pazartesi “Ülke Politikaları Vakfı Modern Hukuk ve Yargının Siyasallaşması” adlı bir panelde konuştuğu sırada ‘tehdit ve terörle mücadelede görev olan kişileri hedef göstermekten’ soruşturma başlatılmıştı.

Burada İmamoğlu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek hakkında şu sözleri kullandı: “Bak başsavcı sana söylüyorum. Sana hiçbir faydamız olmaz senin zihnin çürümüş de… Biz var ya senin evlatlarını bile bu muamelelerden kurtarmak için seni yöneten aklı bu milletin zihninden söküp atacağız. Bunu unutma. Söküp atacağız ki senin evlatlarının kapısına birileri dayanmasın, senin evlatlarını sabahın köründe evinden kimse almasın. Senin zihniyetinin içinden geçen yol ve yöntemleri bu memleketin her ortamından söküp atacağız ki senin dahi yuvana, çocuklarının geleceğine huzuru temin edelim. Bizim derdimiz bu.”

Bu sözleri söylemesinden dakikalar sonra panel sırasında İmamoğlu’na soruşturma geldi.

27 Ocak’ta ise bir soruşturma daha açıldı. İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın tutuklanması üzerine yaptığı “Turpun büyüğü heybede” açıklamalarına referansla pazartesi günü sabah saatlerinde “Turpun Büyüğü” başlıklı bir basın toplantısı düzenledi ve Satılmış Büyükcanayakın isimli bir bilirkişiden söz etti.

İmamoğlu İBB, Esenyurt ve Beşiktaş belediyeleri ile kendisi hakkında yürütülen bazı soruşturmalarda bilirkişi olan Büyükcanayakın ile ilgili şunu söyledi: “Satılmış Bey’in, Çorlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘sahte bilirkişi raporu yazmak’ iddiasıyla yargılandığı bir dava oldu mu? Satılmış Bey sevdalısı savcılar herhalde biliyordur bunu.”

Bu sözlerin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İmamoğlu’yla ilgili “bir kısım soruşturmalarda görevli bilirkişinin hedef gösterilmek suretiyle yargı görevi yapanın etkilemeye teşebbüs edilmesi” iddiasıyla soruşturma başlattı. Daha sonra İmamoğlu iki soruşturmayla ilgili olarak 31 Ocak’ta adliyede ifade verdi. Binlerce kişi İmamoğlu’na destek için adliye önündeydi.

Paylaşın

Erdoğan, CHP’ye Yüklendi: Üçüncü Dünya Harbi Çıksa Haberleri Olmaz

Partisinin kadın kolları kongresinde konuşan Erdoğan, “Muhalefetin neler ile uğraştığına artık bakmak dahi istemiyoruz. Bırakın dünyayı bölgemizde olanlardan bile haberleri yok. Koltuk kavgasına, parti içi iktidar mücadelesine kendilerini öyle kaptırdılar ki 3. dünya harbi çıksa haberleri olmaz” dedi ve ekledi:

“Kırmızı kartla bir şeyler yapmayı denediler, onu da ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Anladık ki kartları kendilerine gösteriyormuş. Başkanın biri diğerine, eski genel başkan yeni genel başkana sürekli birbirlerine kart gösteriyorlar. İş yapmak, eser üretmek gibi dertleri yok. Şimdi de elinde askerin, polisin kanı olan örgütün sloganı ile kendilerini avutuyorlar.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Partiyi marjinal sol örgütlerin oyuncağı haline getirdiler. 23 Nisan müsameresi gibi mecliste slogan atıyorlar. Ortalıkta ne kadar başı boş gezen, marjinal, tembel varsa hepsini paratoner gibi kendilerine çekiyorlar. CHP’li vatandaşlarımız uzun zaman önce umutlarını kestiği için bu trajediler eskisi gibi onları etkilemiyor. Varsın onlar kırmızı ve sarı kartlar ile oyun oynamaya devam etsinler, sol terör örgütlerinin jargonu ile konuşmayı sürdürsünler” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları 7. Olağan Kongresi’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şu şekilde:

“Muhalefet kurultayları tasfiye aracı olarak kullanırken biz ise yenileniyor, kardeşliğimizi daha da perçinliyoruz. Hiçbir karmaşanın yaşanmadığı sandalyelerin havada uçuşmadığı işte bugün burada olduğu gibi kongrelerimizi bir şölen havasında tamamlıyoruz. Her fırsatta vurguladığım bir hususu tekrar etmek istiyorum. Bizim mücadelemiz şahsi ikbal mücadelesi değildir.

En tepeden en ücra bölümümüze kadar hepimiz ülkeye ve millete hizmet davasının neferleriyiz. Türkiye’yi yüceltmenin samimi mücadelesini veriyoruz. Dikkatinizi çekerim, biz kısa mesafe koşucusu değiliz. Biz pazara kadar yol arkadaşlığı yapan insanlardan da değiliz. Biz uzun ve yorucu bir maratonun neferleriyiz. Heyecanımızı kaybetmeden ipi göğüsleyene kadar koşacağız.

Ülkemizin bugün eriştiği seviyelerde siz kadınların çok büyük payı var. Eşsiz kazanımlarda sizlerin çok büyük katkıları var. Türkiye’nin çehresini değiştirdik. Zorlukların üstesinden beraberce geldik. Huzurumuza ve güvenliğimize kast edenleri birlikte boşa çıkardık. Tahriklere, provokasyonlara ve kışkırtmalara prim vermeden kardeşliğimizi birlikte savunduk.

Biz yola çıkarken kadınlar için siyaset değil kadınlarla siyaset dedik. Ve bu söze hamd olsun sadık kaldık. Siyasette kadınlara yönelik ön yargıların kırılmasına sizler vesile oldunuz. Birileri bilmeseler veya bilseler dahi kabul etmek istemeseler de bu ülkede kadının adı çoğu zaman yoktu.

Yasakların yükünü senelerce kadınlar çekti. Ey CHP, üniversitelerin kapısında ikna odalarını kuranlar sizdiniz siz. Üniversiteyi birincilikle bitirdiği halde mezuniyet törenine alınmayan öğrenciler bu ülkenin gerçeği. En büyük bedeli kadınlar ödemişti.

Eğitimde kız çocuklarımızın okullaşma oranını biz yükselttik. Üniversitelerde kız öğrenci sayısı yüzde 13 iken bugün yüzde 53’ün üzerine çıkmıştır. Bizden önce siyasette bir dolgu unsuru olarak bakılan kadınlar hak ettiği değeri görmeye AK Parti ile başladı. Kadınlar artık her alanda kendilerini göstermekte karar mekanizmalarında yerlerini almaktadır.

Kadına yönelik şiddetle mücadele taviz vermediğimiz bir alandır. Kadına karşı şiddeti nitelikli suç haline bizim hükümetimiz getirdi. Kadına yönelik şiddet insanlığa ihanettir.

Ayrımcı politikalar yeniden hayata geçirilmek isteniyor. Marjinal bir siyasetin muhalefet eliyle yerel yönetimler üzerinden hortlatılmaya çalışılması ülkemiz açısından endişe vericidir. Eski Türkiye’nin kötü alışkanlıkları eski Türkiye’de kaldı. Azgın azınlığın sessiz çoğunluğu susturduğu günler geride kaldı. İdeolojik bağnazlıkla insanların yaşam tarzına müdahale edilmesine asla müsaade etmeyiz.

Suriye Cumhurbaşkanı Şara, tarihi kavşakta çok kritik bir ziyarette bulundu. Ahmed Şara ile birçok konuyu değerlendirdik. Geleceğe yön verecek mühim kararlar aldık. Bu akşam da Alman cumhurbaşkanı ile bir araya geleceğiz. Yarın depremin yıl dönümü vesilesi ile bölgedeyiz. Pazartesi günü iki müjdeli haber aldık. Ocak ayı ihracatımız 21 milyar 164 milyon dolar ile rekor kırdı.

“Muhalefetin neler ile uğraştığına artık bakmak dahi istemiyoruz”

Muhalefetin neler ile uğraştığına artık bakmak dahi istemiyoruz. Bırakın dünyayı bölgemizde olanlardan bile haberleri yok. Koltuk kavgasına, parti içi iktidar mücadelesine kendilerini öyle kaptırdılar ki 3. dünya harbi çıksa haberleri olmaz. Kırmızı kartla bir şeyler yapmayı denediler, onu da ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Anladık ki kartları kendilerine gösteriyormuş.

Başkanın biri diğerine, eski genel başkan yeni genel başkana sürekli birbirlerine kart gösteriyorlar. İş yapmak, eser üretmek gibi dertleri yok. Şimdi de elinde askerin, polisin kanı olan örgütün sloganı ile kendilerini avutuyorlar. Partiyi marjinal sol örgütlerin oyuncağı haline getirdiler. 23 Nisan müsameresi gibi mecliste slogan atıyorlar.

Ortalıkta ne kadar başı boş gezen, marjinal, tembel varsa hepsini paratoner gibi kendilerine çekiyorlar. CHP’li vatandaşlarımız uzun zaman önce umutlarını kestiği için bu trajediler eskisi gibi onları etkilemiyor. Varsın onlar kırmızı ve sarı kartlar ile oyun oynamaya devam etsinler, sol terör örgütlerinin jargonu ile konuşmayı sürdürsünler.”

Paylaşın

Türkiye İçin En Büyük Güvenlik Tehditleri “Ekonomik Kriz Ve Terörizm”

PANORAMATR’nin araştırmasına katılan katılımcılar, Türkiye için en büyük güvenlik tehditlerinin ekonomik kriz, terörizm, yabancı müdahaleler ve göç ve göçmenler olduğunu söyledi.

Türkiye’de güvenlik politikalarının seçmen davranışları üzerindeki etkisini ve demokratik işleyişe yönelik algıları inceleyen PANORAMATR araştırması, kamuoyunda geniş yankı uyandıracak bulgular ortaya koydu.

Karar’dan Berfu Kargı’nın aktardığına göre; Özyeğin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Evren Balta’nın katkılarıyla hazırlanan “Demokrasi ve Güvenlik” başlıklı rapor, 9-16 Ocak 2025 tarihleri arasında 2093 katılımcıyla gerçekleştirildi.

Araştırma sonuçları, Türkiye’de güvenlik kaygılarının demokrasi algısını derinden etkilediğini ve siyasi kutuplaşmayı daha da derinleştirdiğini gözler önüne seriyor.

Araştırma, 11 Eylül 2001 saldırılarından bu yana dünya genelinde güvenlik politikalarının güçlenmesine paralel olarak bireysel hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasına yönelik eğilimlerin arttığını vurguluyor.

Özellikle 2015 göç krizi ve popülist liderlerin yükselişi, küresel ölçekte olduğu gibi Türkiye’de de demokrasi ve güvenlik arasındaki gerilimi artıran unsurlar arasında yer alıyor.

Türkiye özelinde, güvenlik kaygılarının sürekli ön planda olduğu ve bu durumun demokratik hakların gelişimini sınırladığı belirtiliyor. Araştırma, 1980 askeri darbesi sonrası oluşturulan anayasanın bu durumu kurumsallaştırdığına da dikkat çekiyor.

Araştırmaya göre, katılımcıların büyük çoğunluğu demokrasiyi önemli bulurken, mevcut demokratik işleyişe yönelik değerlendirmeleri oldukça olumsuz.

Türkiye demokrasisine verilen ortalama puan 4 (0-10 ölçeğinde).

2023 yılına kıyasla, 2025 yılında en düşük puanı (0) verenlerin oranı arttı.

En yüksek puanı (10) verenlerin oranı ise düştü.

Siyasi partilere göre demokrasi algısı farklılaşıyor:

AK Parti ve MHP seçmenleri, demokrasiye daha yüksek puan verirken, CHP, İYİ Parti ve DEM Parti seçmenleri, demokrasiye daha düşük puan veriyor.

Buna rağmen katılımcıların %70’i, demokrasinin diğer yönetim biçimlerinden daha iyi olduğunu düşünüyor. Ancak ulusal güvenlik adına demokratik özgürlüklerin kısıtlanmasını destekleyenlerin oranı yüzde 44, buna karşı çıkanların oranı ise yüzde 43.

Araştırma, güvenlik algılarının seçmen tercihleri üzerinde belirleyici bir rol oynadığını gösteriyor.

Katılımcıların yüzde 53’ü, devletin güvenliğinin bireysel haklardan önce geldiğine inanıyor.

Türkiye’nin en büyük güvenlik tehditleri ekonomik kriz (yüzde 23) terörizm (yüzde 23) yabancı müdahaleler (yüzde 12) ve göç ve göçmeneler (yüzde 10) olarak görülüyor.

Türkiye’nin göç ve sınır güvenliğini kötü yönettiğini düşünenlerin oranı yüzde 51.

Seçmenlerin yüzde 66’sı, güvenlik endişelerinin oy verme davranışlarını doğrudan etkilediğini belirtiyor.

Sınır ötesi operasyonların iç güvenliği olumlu etkilediğini düşünenlerin oranı yüzde 52, olumsuz etkilediğini düşünenlerin oranı yüzde 22.

Kararsız ve oy vermeyi düşünmeyen seçmenler arasında güvenlik kaygılarının seçim tercihleri üzerindeki etkisi daha da yüksek. Bu durum, seçim süreçlerinde güvenlik politikalarının önemli bir belirleyici faktör olduğunu ortaya koyuyor.

En büyük tehdit İsrail

Türkiye’nin dış politika yönelimi konusunda katılımcılar arasında farklı görüşler mevcut:

Yüzde 25’i Türkiye’nin Avrupa Birliği ile yakın ilişki kurması gerektiğini düşünüyor.

Yüzde 24’ü Türk Dünyası ile, yüzde 22’si ise İslam Dünyası ile yakın iş birliği yapılmasını destekliyor.

Yabancı güçlerin Türkiye siyasetine etkisine verilen ortalama puan 6.3 (0-10 ölçeğinde).

Araştırmada, Türkiye için en büyük tehdit olarak görülen ülkeler arasında ilk sırayı İsrail (yüzde 36.9) ve ABD (yüzde 31.4) alıyor.

Araştırma, Türkiye’de güvenlik kaygılarının demokrasi algısını şekillendirdiğini ve seçmen davranışlarında kritik bir faktör haline geldiğini ortaya koyuyor.

İktidar ve muhalefet seçmenleri arasındaki demokrasi algısı farkı, siyasi kutuplaşmayı derinleştiriyor.

Güvenlik politikalarının siyasi kararlar üzerindeki etkisi, kamuoyunun yönelimini belirleyici bir faktör haline getiriyor.

Ekonomik kriz, göç ve terör gibi güvenlik tehditleri, toplumun genel endişe seviyesini artırarak politik tercihlere doğrudan etki ediyor.

Araştırma, Türkiye’de demokratikleşme sürecinin güçlendirilmesi ve güvenlik politikalarının toplumsal meşruiyet kazanması adına önemli bir yol haritası sunduğunu ortaya koyuyor.

Paylaşın

Davutoğlu: Başbakanlıktan Yolsuzlaşmamak İçin Vazgeçtim

TBMM’deki Yeni Yol Grup toplantısında konuşan Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu, AK Parti’den ayrılma kararına ilişkin, “Başbakanlıktan neden vazgeçtim? Ya bunlar gibi yolsuzlaşacaktım ya da başım dik duracaktım” dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, TBMM’deki Yeni Yol Grup toplantısında konuştu. Konuşmasında deprem konutları, ekonomik kriz, İsrail-Filistin meselesi ve küresel siyaset başta olmak üzere birçok konuda sert eleştirilerde bulunan Davutoğlu, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı, iktidarın deprem sonrası yönetim sürecini ve İsrail ile ticari ilişkileri eleştirdi.

Depremzedelerin yaşadığı zorluklara dikkat çeken Davutoğlu, Erdoğan’ın seçim döneminde verdiği sözleri yerine getirmediğini belirtti: “Deprem olduktan hemen sonra 319 bin konut bir yılda yapılacak dendi. Peki şu anda ne kadar teslim edildi? Sadece 202 bin! İhale edilen konut sayısı 358 bin, 2025 hedefi 468 bin konut. Ama şu an 691 bin kişi hâlâ konteyner kentlerde yaşıyor. Malatya’da 120 bin, Adıyaman’da 60 bin vatandaşımız konteyner kentlere mahkûm edilmiş durumda.”

Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu, Erdoğan’a seslenerek, büyük kalabalıklar ve medya şovları olmadan bir konteyner kente giderek halkın yaşadığı zorlukları bizzat görmesi gerektiğini söyledi. Deprem bölgesine harcandığı iddia edilen 68.2 milyar doların nereye gittiğinin şeffaf bir şekilde açıklanmadığını belirten Davutoğlu, bu konuda ciddi bir soru işareti olduğunu vurguladı.

Deprem bölgesinde müteahhitlerin çoğunun bölge dışından seçildiğini, bunun da halkın ekonomik olarak kalkınmasına değil, rantçıların daha fazla kazanmasına neden olduğunu belirten Davutoğlu, konut maliyetlerinin şeffaf olmadığını ve vatandaşların borçlandırıldığını ifade etti.

Bunun yanı sıra, Davutoğlu imar yolsuzluklarına da değinerek, Bostanbaşı bölgesinde sulu arazi üzerine 15 kat imar izni verilmesini eleştirdi. Ahmet Davutoğlu’nun konuşmasında ekonomik kriz de önemli bir yer tuttu. Artan enflasyon, yükselen fiyatlar ve halkın alım gücünün düşmesi üzerine konuşan Davutoğlu, İstanbul’da simit fiyatlarının 20 liraya çıkmasına tepki gösterdi.

Davutoğlu, konuşmasının önemli bir bölümünü ABD’nin ve İsrail’in Ortadoğu’daki politikalarına ayırdı. Özellikle ABD eski Başkanı Donald Trump’ın son açıklamalarına sert tepki gösteren Davutoğlu, dünyanın yeni bir sömürgecilik dalgasıyla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Bunun yanı sıra, Lahey’de kurulan Filistin destek grubu içinde Türkiye’nin olmamasını da eleştiren Davutoğlu, Türkiye’nin İsrail’e karşı daha sert adımlar atması gerektiğini savundu. Davutoğlu, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun Trump ile birlikte Ortadoğu haritasını yeniden çizmeye çalıştığını, ancak bunun başarısızlıkla sonuçlanacağını belirtti.

Konuşmasının sonunda Davutoğlu, Türkiye’de şehirleşme politikalarının değiştirilmesi ve imar yasasının acilen yenilenmesi gerektiğini vurguladı. Kentsel rant düzeninin son bulması ve depreme dayanıklı, planlı şehirleşmenin sağlanması gerektiğini belirten Davutoğlu, depremle ilgili yanlış kararlar veren yetkililerden bir gün mutlaka hesap sorulacağını ifade etti.

“Depremin çilesini rant haline getiriyorlar”

Davutoğlu’nun cümlelerinin satırbaşları şöyle: “Deprem olduktan hemen sonra 319 bin konutu bir yılda yapacağını söyledi Sayın Cumhurbaşkanı. Şu anda teslim edilen 202 bin. İhale edilen konut sayısı 358 bin. 2025 hedefi ise 468 bin konut.

Şu anda Türkiye’de 691 bin kişi konteyner kentte yaşıyor. Malatya gibi bir şehirde 120 bin vatandaşımız, Adıyaman’da 60 bin vatandaşımız konteyner kentte yaşıyor. Daimi yaşanır hale gelmiş. Vatandaşlarımızın kalıcı bir konuta geçme hayali kalmamış.

Sayın Cumhurbaşkanı gün show günü değil. Etrafınızda büyük kalabalıklar olmadan gidin bir konteyner kente ve o halleri görün. Bu paraları nereye harcadınız. Deprem konutlarının gelecekleri belirsiz. Malatya’da bir vatandaş, ‘Sekiz dairem vardı, bana bir daire veriyorlar’ diyor.

Bu alanlar başlı başına rant alanı olmuş. 2023 yılında deprem bölgesine 950 milyar TL harcanmış yani 30 milyar dolar. 2024’te 1 trilyon 28 milyar harcanmış yani 31 milyar dolar. Toplamda 1 trilyon 978 milyar TL harcanmış. Genel toplamda 68.2 milyar dolar harcanmış. Bunlar 200 bin inşaat mı yaptılar? 20 milyon metrekare mi yaptılar? Kedi buradaysa ciğer nerede, ciğer buradaysa kedi nerede? Bu paralar nereye gitti?

Hibeyi 3 milyon liraya çıkar, vatandaşın cebinden para çalıyorsun. Deprem konutlarının halka maliyeti bilinmiyor ama birilerinin karı çok iyi biliniyor. Deprem bölgesindeki bütün inşaatların müteahhitleri deprem bölgesi dışından geliyor. Depremin çilesini rant haline getiriyorlar.

Bostanbaşı’nda sulu arazinin üzerine sen 15 katı nasıl verdin, kim verdi? Yolunu da bulmuşlar. O dönemde bunu veren belediye başkanı depremden bir ay sonra alzheimer raporu almış. İnsanda biraz vicdan olur.

Kartalkaya faciasında herkes koltuğunda hala oturuyor, Cumhurbaşkanı, ‘Hesap soracağız’ diyor? Kimden soracaksın? Soracağın kişi belli: Kültür ve Turizm Bakanı o koltukta oturamaz. Ege sahillerini talan eden bir bakan makamında oturursa kimse ahlaktan, hadisten, ayetten bahsetmesin. Depremin Çevre ve Şehircilik Bakanı kim? Şu anki bakan demi? Bir tanesi bile acı hissetmiyor. Bu depremde bu halka acı çektirenlerden hesap sorulacak. Sanıyor musunuz ki bu davalar bir gün açılmayacak. En önemlisi İmar Yasası çıkacak.

Başbakanlıktan neden vazgeçtim? Ya bunlar gibi yolsuzlaşacaktım ya da başım dik duracaktım. Bunlar ne ahlak bilir ne utanma bilir. Bunlar yeşil dolarları bilir. Yeşili bir tek onun için severler… İstanbul’da bu sabah simitler 20 liraya çıkmış, yazıklar olsun.

Netanyahu ve Trump’ın açıklamaları… Dünya çok büyük bir tehlikeyle karşı karşıya. Şu anda Trump’ın yaptığı açıklamalarla dünya yeni sömürgecilik dönemine girmiştir. ‘İnsan hakları beni bağlamıyor’ diyor. Filistin mültecilerine verdiği desteği çekti. ‘Amerika korunsun dünya batarsa batsın’ diyor.

Trump, açık bir şekilde, ‘Gazze’ye el koyacağız ve yaşanabilir bir yer haline getireceğiz’ diyor. Adam orayı bir emlak alanı olarak görüyor. Boşuna mı oraya emlakçı atadı. Bir de Gazzelilere rüşvet veriyor. ‘Burayı toparlayınca geri dönersiniz’ diyor. Diyorlar ki, ‘Buradaki doğal gaz kaynakları bizim.’

Böyle bir dönemde bir grup kuruldu Lahey’de. Bu grup Filistin’in destekçileri grubu. Haritada yerini gösteremeyeceğiniz ülkeler… İçinde Türkiye yok. Niye yok? Çünkü bu ülkeler bir araya gelirken, ‘İsrail’le ticaret yok’ anlaşmasıyla bir araya geldi. Bunlar ateşkesi neden yaptı? Trump dünyaya şirin görünsün diye. Sıradaki adım Amerikan askerlerinin ülkeye girmesidir. Bütün bu sömürgeciler bu topraklardan geldikleri gibi gidecekler.

Dün Şara buradaydı. Suriye’de işlerin çok iyi gittiği kanaatinde değilim. Geçiş süreci kolay değil. Türkiye, Suriye’nin geçiş dönemine sözde değil aktif bir destek vermek zorunda. Çünkü Suriye’nin çökmesini istiyorlar. Netanyahu, ‘Trump’la birlikte Orta Doğu haritasını yeniden çizeceğiz’ dedi. Haritayı yeniden çizmeye kalkarsanız, o harita sizin cehenneminiz olacak.”

(Kaynak: Karar)

Paylaşın