Davutoğlu’ndan Dikkat Çeken ‘Göçmen’ Açıklaması

Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu, göçmenlerle ilgili yaptığı açıklamada, “Düzensiz göç sorunu akıl ve vicdanla çözülmelidir. Gönüllü, onurlu ve güvenli bir geri dönüşün altyapısını oluşturup, bunu hayata geçireceğiz” dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, göçmenlerle ilgili olarak sosyal medya hesabından dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Davutoğlu, açıklamasında, “Bugün Türkiye’de iki yaklaşım görüyoruz. Ortada sanki hiçbir sorun yokmuşçasına bu düzensiz göç olgusunun karşısında aciz bir tutum sergileyen, her kafadan bir sesin çıktığı iktidarın yaklaşımı. İktidarın şu anda bir göç politikası yoktur. Bunun karşısında iktidarın acziyetinden güç alan mazlum-zalim ayrımı yapmaksızın sadece kısa dönemli çıkarları düşünen ileri aşamalarda ırkçılığa giden bir yaklaşım. Bunun ikisi de tehlikelidir” dedi.

“Türkiye ciddi bir düzensiz göç olgusuyla karşı karşıyadır ve mutlaka tedbir alınmalıdır” diyen Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Bu tedbir hiçbir zaman insan haklarına aykırı olamaz. Millet vicdanına da yabancı kalamaz. Zorluklarla karşılaşacağız, bu coğrafya kolay bir coğrafya değil. Biz Gelecek Partisi olarak gördüğümüz hiçbir resimden korkmayız, yılmayız, geri adım atmayız. Resmi doğru çekeriz, çözümü hamasi olmayan rasyonel bir zemine oturturuz. Rasyonel zemin nedir: Gönüllü, onurlu ve güvenli bir geri dönüşün altyapısını oluşturmak ve bunu hayata geçirmektir.”

Paylaşın

TÜSİAD, ABD’den Uyarı Mektubu Aldığını Doğruladı

Türk Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (TÜSİAD),, bugün Wall Street Journal (WSJ) gazetesinde yayımlanan ve ABD Hazine Bakan Yardımcısı Adewale Adeyemo’nun, Türk iş insanlarını yaptırım uygulanan Ruslarla iş yapmaları durumunda ABD’nin kısıtlamaları kapsamına girme riskiyle karşı karşıya kalacağı konusunda uyardığı belirtilen haberine ilişkin yazılı açıklamada bulundu.

Açıklamada, “24 Şubat’ta Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısını takip eden günlerde ABD ve AB başta olmak üzere 30’dan fazla ülke Rusya’ya yönelik yaptırım kararları almıştır. Bugün çeşitli basın organlarında yer aldığı üzere, ABD Hazine Bakanı Yardımcısı Adewale Adeyemo’nun, Rusya’ya yönelik yaptırımlar kapsamında, yaptırım uygulanan kişi ve kuruluşlar ile kurulabilecek ilişkilerin Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlere de yaptırım riski olarak yansıyabileceğine yönelik mektubu TÜSİAD’a da iletilmiştir. İlgili mektup, TÜSİAD tarafından, Dışişleri Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı ile paylaşılmıştır” ifadelerine yer verildi.

Wall Street Journal gazetesi, ABD Hazine Bakanlığı’nın ‘Rusya yaptırımlarının delinmemesi’ konusunda Ankara’yı uyarmasının ardından TÜSİAD’a da bir mektup gönderdiğini yazdı.

İddiaya göre mektupta, Rusya’daki kurum ve şahıslara Ukrayna’daki savaş nedeniyle uygulanan yaptırımların delinmesi halinde TÜSİAD üyesi şirketlere ABD tarafından yaptırım uygulanabileceği belirtildi. Wall Street Journal, Joe Biden yönetiminin özellikle de Soçi görüşmesi sonrasında, NATO müttefiki olan Türkiye üzerinde Rusya ile ilişkileri konusundaki baskıyı giderek artırdığını yazdı.

Habere göre, 22 Ağustos tarihinde ABD Hazine Bakanı Yardımcısı Wally Adeyemo tarafından Türkiye’deki Amerikan Şirketler Derneği’ne ve TÜSİAD’a birer mektup gönderildi. Mektupta, yaptırımlara tabi olan Ruslarla iş yapan Türk şirketlerinin ABD yaptırımlarına maruz kalabileceği belirtildi.

‘Kendileri de risk altında’

Wall Street Journal’a göre mektupta, “ABD’nin yaptırım listesinde olan kişilere maddi destek sağlayan şahıslar veya kurumların kendileri de Amerikan yaptırımı riski altındadır” denildi. Mektupta, Türk bankalarının bir yandan Amerikan bankalarıyla ilişki içindeyken bir yandan da yaptırım listesinde bulunan Rus bankalarıyla aynı ilişkilere sahip olamayacağı belirtildi; “Yaptırımlara tabi olan Rus aktörlerle ilişkiler, Türk mali kurumlarını ve şirketlerini yaptırım riski altına sokabilir” ifadeleri kullanıldı.

Wall Street Journal, “Yazılı uyarılar, Ukrayna’daki topyekûn işgal sonrasında Rusya’ya dayatılan uluslararası yaptırımlara Türk kurumlarının da uyması için ABD tarafından ortaya konulan çabalarda bir tırmanış” yorumunu yaptı.

‘Biden yönetimi uyarıların tonunu yükseltti’

Gazeteye konuşan kaynaklar, ABD’li yetkililerin özel görüşmelerinde “Türkiye’nin yaptırım altındaki Rus varlıkları için güvenli bir sığınak haline gelmesinden” duydukları endişeyi uzun süredir dile getirdiğini, Biden yönetiminin son günlerde Türkiye hükümetinin bu yaptırımlara uyması talebini daha yüksek sesli şekilde dillendirdiğini söyledi.

Wall Street Journal, söz konusu mektup hakkında Dışişleri Bakanlığı’na yönelttikleri sorulara yanıt alamadıklarını da yazdı.

Ne olmuştu?

ABD Hazine Bakanı Yardımcısı Adeyemo, geçen hafta Hazine ve Maliye Bakanı Yardımcısı Yunus Elitaş’la bir telefon görüşmesi gerçekleştirmişti. Washington’dan yapılan açıklamada, Adeyemo’nun Elitaş’a, “Rus kurum ve kişilerin, Ukrayna işgali nedeniyle getirilen Batı yaptırımlarını aşmak için Türkiye’yi kullanmaya çalıştıkları” konusunda uyarıda bulunduğu belirtilmişti.

Paylaşın

Suriye: İlişkilerin Yeniden Tesisi İçin Türkiye Suriye’den Çekilmeli

Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad, Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile Moskova’da yaptığı görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Ankara ile Şam arasındaki ilişkilerin yeniden tesis edilmesi için Türkiye’nin Suriye’den çekilmesi gerektiğini söyledi.

Haber Merkezi / Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad, Moskova’daki görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Faysal Mikdad, basın toplantısında, Ankara ile Şam arasındaki ilişkilerin yeniden tesis edilmesi için Türkiye’nin Suriye’den çekilmesi gerektiğini söyledi.

Mikdad, “Türk askerlerinin Suriye’den çekilmesi için harcanacak çabalar, Suriye’deki durumu istikrara kavuşturmanın tek yoludur. Biz herhangi bir şart koşmayacağız, ancak ilişkilerin savaşın başlangıcından önceki haline dönmesi için Suriye topraklarında Türk işgalinin bitmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Sergey Lavrov ise , Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde yeni askeri harekat için hazırlık yapması bağlamında söz konusu bölgede yeni askeri faaliyetlerin başlamasına izin verilmemesi gerektiğini belirtti.

Lavrov, “Önemli olan, yeni askeri faaliyetlere izin verilmemesi, daha önce Suriye ile Türkiye arasındaki ilişkilerde bulunan siyasi ilkeler temelinde diplomatik kanallar üzerinden anlaşma sağlanması” ifadelerini kullandı.

İsrail’in hava saldırılarına kınama

İsrail’in Suriye’ye yönelik hava saldırılarını kınadığını da dile getiren Lavrov, “İsrail’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına ve her şeyden önce Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duymasını talep ediyoruz” dedi.

Paylaşın

Babacan: Beştepe Ekonomik Krizi Rüyasında Bile Çözemez

Ankara’da partisinin il başkanları toplantısında konuşan DEVA Partisi Lideri Babacan, ekonomik krize değinerek, “Ekonomik krizi Beştepe mi çözecek? Mümkün değil. Beştepe ekonomik krizi rüyasında bile artık çözemez. Beştepe ve çevresindekilere kriz dokunmuyor. Krizden çıkış planı bizim elimizde. Biz çözeceğiz. Kriz ortamını en geç 6 ay içinde rahatlatırız. Enflasyonu en geç 2 yıl içinde tek haneye indireceğiz” dedi.

Haber Merkezi / Ekonomiden sorumlu olduğu dönemi “Kriz çözme tecrübemize tüm dünya şahit” sözleriyle savunan Babacan, “Krizden çıkış planı elimizde” dedi. Babacan, Akkuyu Nükleer Santrali üzerinden hükûmete seslendi, “Yanlış işleri günü geldiğinde açığa çıkartırız” dedi. Babacan seçimlere ilişkin de iddialı konuştu: Gazete manşetlerinde ‘AK Parti’ye veda, Türkiye’ye DEVA’ yazacak.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Ankara’da partisinin il başkanları toplantısında şu ifadeleri kullandı: 

“Seçimlere, kendi adımızla sanımızla, kendi şanımızla namımızla ve eylem planlarımızla gireceğiz. Vatandaşlarımız mührü DEVA’nın damlasına vuracak. DEVA’nın damlası da seçime damgayı vuracak. Ya başaracağız ya başaracağız. Başka bir seçeneğimiz yok. DEVA’nın başarısı, Türkiye’nin başarısı demek. Seçimin ertesi günü gazete manşetlerinde ‘AK Parti’ye veda, Türkiye’ye DEVA’ yazacak. Bu değişim, Türkiye’nin hayrına olacak.

Ekonomik krizi Beştepe mi çözecek? Mümkün değil. Beştepe ekonomik krizi rüyasında bile artık çözemez. Beştepe ve çevresindekilere kriz dokunmuyor. Krizden çıkış planı bizim elimizde. Biz çözeceğiz. Kriz ortamını en geç 6 ay içinde rahatlatırız. Enflasyonu en geç 2 yıl içinde tek haneye indireceğiz.

Bizim kriz çözme tecrübemize tüm dünya şahit. El alemin ‘Model ülke Türkiye’, ‘ilham kaynağı Türkiye’, ‘turbo ülke Türkiye” dediği dönemde ülke ülke gezip yaptıklarımızı anlattık. Başka ülkeler bizden ders aldılar. 2014’te Dünya Bankası, Türkiye’nin en parlak döneminin tecrübesinin kitabını yayınladı. Hem iktidara hem de ders alması gereken başka çevrelere tavsiye ediyorum. Türkiye demokrasiyle, insan haklarıyla, özgürlüklerle, hukukla, adaletle beraber bir ekonomik başarıyı nasıl elde etmiş, okusunlar. Burada çok tecrübe var.

“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz”

Mutlak yoksulluğu sıfırladık. 34 yıl yüksek seyreden enflasyonu 2 senede tek haneye indirdik. Paradan 6 sıfırı attık. Döviz kurlarında yıllarca istikrar sağladık. Bıraktığımızda dolar kuru 2 lira 90 kuruştu. Millî gelirimizi 12.500 dolara taşıdık. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Kim ne derse desin. Kim ne iddia ederse etsin. Rakamlar ortada. Bakmayın boş konuşanlara. Devletin Hazinesini, Merkez Bankası’nı, rezervlerle, yedek akçelerle doldurduk.

Tüm başarılara imza atarken hamdolsun boğazımızdan bir gram bile haram lokma geçmedi. Türkiye’nin dört bir yanında alnımız açık, başımız dik geziyorsak o gün yaptıklarımızla ilgili her zaman hesap vermeye hazır olduğumuz için. Bazıları o kadar rahat değil. Şimdiden hazırlıklarını yapıyorlar.  İktidardakilerin bir kısmı da iktidara yakın çevreler de ilk seçimde iktidarın değişeceğini görüyorlar, şimdiden kendileriyle ilgili bir çıkış planlaması yapıyorlar. Ama o kadar kolay olmayacak. Zaten bağımsız yargı kendi süreçlerini başlatır. Her türlü denetimler olur. İdari, yasama denetimleri olur.

‘İnşaat mı, sanayi mi?’ kavgası yaşadık. Sayın Erdoğan ile benim aramdaki kavga. Basın arşivlerine bakın. Babacan diyor ki: ‘Beton, taş, toprak… Bütün kaynaklar buraya gidiyor. Yarın bu iş ülkeyi krize sokacak.’ Önce sanayi, yatırım, istihdam, üretim, ihracat dedik.  Ne yaptılar? Ülkenin itibarının en yüksek olduğu, çok düşük maliyetlerle dünyanın her yerinden kaynak bulduğu dönemde o kaynakları kısa sürede emsal değişikliğiyle rant oluşturacak projelere yönelttiler. Kayıt dışı, vergi yok, haksız, hukuksuz, neye göre paylaşıldığı belli olmayan bir rant. Yolsuzluğun ve rüşvetin en çok döndüğü alanlardan biridir. Fakat maalesef o rant ve gözü dönmüşlük bizim verdiğimiz bu mücadelede karşı cepheyi galip kıldı.

İsrafın ve borçlanmanın çok hızlı arttığı dönemlerde açık açık çıktık, ‘Bu gidiş doğru değil. Yavaşlayın. Tasarruf şart’ dedik. ‘İtibardan tasarruf olmaz’ dedi. ‘Fren Ali’ dediler. Zamanında Fren Ali’nin söylediklerine kulak verselerdi, bugün memleket el alemin 3-5 milyar dolarına muhtaç hale gelmezdi. Cumhurbaşkanı ülke ülke bazılarının önünde ilkelerinden vazgeçmek zorunda kalmazdı.

Rusya’yla neler dönüyor, anlamıyoruz. Karanlıkta neler yapılıyor, bilmiyoruz. Akkuyu termik santralindeki son gelişmeler, Erdoğan’ın bir anda çark edip Esad’la görüşme arayışına girmesi, eş zamanlı olarak Merkez Bankası’na giren ve kaynağı resmen açıklanmayan 12 milyar dolar civarında rakam… Özellikle Akkuyu Nükleer Santraliyle alakalı hükûmeti uyarmak istiyorum. Eğer bu ülkenin, devletin, milletin çıkarlarını 3-5 kuruşa değişip yanlış işler yapıyorsanız günü geldiğinde biz bütün bunları açığa çıkartırız. Bu millete gösteririz.

“İnsanlar bir dairenin banyosunu, mutfağını paylaşıyor”

Kiralar uçtu. İnsanlar İstanbul’da oda paylaşıyor. Yaşamak için bir dairenin banyosunu, mutfağını paylaşıyorlar. Türkiye’yi 2022 yılında getirdikleri nokta bu. Ekonomi yönetiminin başında olduğumuz dönemde, orta gelirliler, muhitine göre 5-10 yıllık maaşlarının toplamıyla bir daire alma imkânına sahipti. Sayın Erdoğan’ın konut paketlerine sığmayacak hayalleri gerçekleştirdik.

Bu yıl 850 bin öğrenci üniversiteye girmeye hak kazandı. Örgün sistemdeki toplam öğrenci sayısı ise 3 milyon 800 bin. Rakamları yuvarlayarak söylüyorum, tüm Türkiye’deki yurt kapasitesi ise 700 bin KYK, 300 bin özel, toplam 1 milyon civarında. Bu yetmiyor. Bazı şehirlerde kesinlikle yetmiyor. İstanbul’da kiralar 5 bin liradan başlıyor, 10 bin, 15 bin lira…

Diyelim ki gencimiz Ankara Üniversitesi’ne geldi. Hukuk, kamu yönetimi, iktisat, bir bölümü kazandı. Kampüse en yakın yer Cebeci’deki bir dairenin kirası 4 bin liradan aşağı değil. Diyelim ki ODTÜ. Mühendislik okuyacak. Türkiye’nin en güzel üretimlerinde imzası olacak. ODTÜ çevresinde 5 bin liranın altında kiralık yer bulmak çok zorlaştı. Ben, gençlere yaşatılan bu dramı içime sindiremiyorum. ‘Barınacak yer bulamıyoruz’ diyen gençleri gördükçe kahroluyorum. Türkiye gençlerini açıkta bırakan bir ülke olmaz, olamaz.

Kurulduğumuz günden beri Türkiye’nin tüm ihtiyaçlarına yanıt ürettik. DEVA Partisi’yle Türkiye siyasetine eylem planlarımızı armağan ettik. Eylem planlarımızın her birisi Türkiye’nin nefes borusudur. Ayrıca siyasi hayatımıza eylem planları hazırlama geleneğini de biz kazandırdık.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Kul Hakkı Yiyenlerle Asla Helalleşmeyeceğiz

Partisinin Niğde’de düzenlediği grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Kul hakkı yiyenlerle asla helalleşmeyeceğiz. Öyle bir şey yok. Yüce yaratanın huzuruna bile kul hakkıyla kimse çıkamaz. Çıkmamalı” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yaz süreci boyunca aldığı karar doğrultusunda partisinin Grup Toplantısı’nı bu hafta Niğde’de yaptı. Kılıçdaroğlu’nun Grup Toplantısı’ndaki konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

Salonumuz dar. Aslında Niğde için çok daha güzel, görkemli; atmosferi iyi olan bir salona ihtiyaç var. İnşallah o bize nasip olur ve buraya güzel bir salon yaparız.

Paylaşın

Rusya’dan Suriye Çıkışı: Yeni Askeri Harekat Kabul Edilemez

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad’la görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, Suriye’de yeni bir askeri harekatın ‘kabul edilemez’ olduğunu söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde yeni askeri harekat için hazırlık yapması bağlamında söz konusu bölgede yeni askeri faaliyetlerin başlamasına izin verilmemesi gerektiğini belirtti.

Suriye’de yeni bir askeri harekatın ‘kabul edilemez’ olduğunu belirten Lavrov, Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad’la Moskova’daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Sputnik’in aktardığına göre Lavrov, “Önemli olan, yeni askeri faaliyetlere izin verilmemesi, daha önce Suriye ile Türkiye arasındaki ilişkilerde bulunan siyasi ilkeler temelinde diplomatik kanallar üzerinden anlaşma sağlanması” ifadelerini kullandı.

İsrail’in hava saldırılarına kınama

İsrail’in Suriye’ye yönelik hava saldırılarını kınadığını da dile getiren Lavrov, “İsrail’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına ve her şeyden önce Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duymasını talep ediyoruz” dedi.

Paylaşın

‘Altılı Masa’dan Koalisyon Protokolü Kararı

Altılı masanın gündemindeki protokolün, seçilecek cumhurbaşkanın yetkilerini nasıl kullanacağı, fiili parlamenter sistemin nasıl uygulanacağı, cumhurbaşkanı yardımcılıkları, bakanlıklar ve üst kurulların çalışma şekillerine ilişkin ayrıntıların yer alacağı belirtiliyor.

Kısa Dalga’dan Mahmut Aydın’ın haberine göre; Güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş ve ortak cumhurbaşkanı adayı belirlemek için altı muhalefet partisinin (CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Demokrat Parti) bir araya gelerek oluşturduğu ‘altılı masa’nın son toplantısında liderlerin “koalisyon protokolünün” ayrıntılarını görüştükleri öğrenildi.

Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde altıncı kez buluşan liderler, temmuz ayında yapılan toplantıdan sonra hazırlıkları yürütülen parlamenter sisteme geçiş sürecinin ilkelerinin belirleneceği “koalisyon protokolü”nü ele aldılar. Görüşmelerde liderler, protokolün partilerinin yetkili organlarında ele alınmasını da kararlaştırdı.

Paylaşın

Guardian: Erdoğan, Suriye’de Diplomasiye Başvurmak Zorunda Kaldı

Birleşik Krallık’ın önde gelen gazetelerinden Guardian, Türkiye – Suriye yakınlaşmasını değerlendirdi. Analizde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la ilişkilere dair 19 Ağustos’ta yaptığı açıklamanın, “10 yıldan uzun süredir devrilmesini savunduğu Esad rejimini stabilize etmeye yönelik yeni bir politika” olduğu öne sürüldü.

Erdoğan, açıklamasında siyasette dargınlığa yer olmadığını ve diyaloğun açık tutulması gerektiğini belirterek, “Bizim Esed’i yenmek, yenmemek gibi bir derdimiz yok ki” demişti.

Haberde, Türkiye’nin son yıllarda Rusya’nın İdlib’e düzenlediği saldırılara sert şekilde karşı çıktığı fakat son dönemde bu tavrından vazgeçtiği de savunuldu.

Ayrıca Erdoğan’ın mayıstan beri Suriye’ye düzenlenebilecek bir askeri operasyona dair açıklama yaptığı, Suriyeli sığınmacıların burada oluşturulacak “güvenli bölgelere” yerleştirilmesinin hedeflendiği, mayısta 1 milyon sığınmacının geri gönderilmesiyle ilgili planların duyurulduğu hatırlatıldı.

Ancak Erdoğan’ın 5 Ağustos’taki Soçi Zirvesi’nde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den bu hamle için destek alamadığı, bu nedenle diplomasi yolunu tercih etmek zorunda kaldığı iddia edildi.

Erdoğan, geçen ay İran’ın başkenti Tahran’da düzenlenen zirvede de Tel Rıf’at ve Münbiç’teki PKK, PYG ve YPG’nin bölgeden çıkarılması gerektiğini ve bunun için Türkiye’nin operasyon düzenlemeyi hedeflediğini söylemiş fakat Rusya’dan veya İran’dan destek alamamıştı.

Haberde, Ankara’nın Şam politikasındaki değişimin, Türkiye’deki milyonlarca sığınmacının Suriye’ye gönderilmesine neden olabileceği endişelerini de beraberinde getirdiği savunuldu.

Lübnan’ın başkenti Beyrut’tan kimliğini paylaşmayan bir üst düzey istihbarat yetkilisi, Guardian’a açıklamasında “Türk tarafının gönderdiği mesaj net. PKK’nın üstesinden gelmek istiyorlar ve Esad’ın da şimdi bununla ilgili bir kozu var. Fakat tüm pazarlıklar Putin üzerinden yapılıyor, o yüzden şansını fazla zorlamamalı” dedi.

Öte yandan istihbarat yetkilileri, Türk hükümetinin yakın zamanda Esad’la doğrudan iletişime geçeceğini düşünmediklerini de belirtti.

Demokratik Suriye Meclisi Yürütme Kurulu Başkanı İlham Ahmed ise dünkü açıklamasında, Türkiye’nin Suriye hükümetiyle yakınlaşma çabalarıyla ilgili “Şam ve Ankara arasındaki ilişkilerin normalleşmesi mevcut krizi derinleştirir” demişti.

Erdoğan’la Esad’ın Özbekistan’da görüşeceği söylentileri de gündeme gelmişti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bugünkü açıklamasında iddiaları yalanlayarak böyle bir görüşmenin gerçekleşmeyeceğini belirtti.

Çavuşoğlu, iki hafta önce Ankara’da düzenlenen 13. Büyükelçiler Konferansı’nda, 10 ay önce Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad’la görüştüğünü açıklamıştı.

Bağlantısızlar Hareketi’nin Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da düzenlenen toplantısında ayaküstü konuştuklarını belirten Çavuşoğlu, Mikdad’a “Suriye’nin tek çıkar yolunun siyasi uzlaşı olduğunu, muhalif Suriyelilerle rejim arasında bir barışın sağlanması gerektiğini, Türkiye’nin böyle bir durumda buna destek olabileceğini söylediğini” ifade etmişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

“ABD, Rusya Nedeniyle TÜSİAD’a Yaptırım Mektubu Gönderdi” İddiası

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Soçi’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le yaptığı görüşmede daha derin ekonomik işbirliğinin sinyalini vermesinin ardından, Amerikan yönetiminin Moskova ile ilişkiler konusunda Türkiye üzerindeki baskıyı artırdığı belirtildi.

Wall Street Journal gazetesi, ABD Hazine Bakanlığı’nın ‘Rusya yaptırımlarının delinmemesi’ konusunda Ankara’yı uyarmasının ardından TÜSİAD’a da bir mektup gönderdiğini yazdı.

İddiaya göre mektupta, Rusya’daki kurum ve şahıslara Ukrayna’daki savaş nedeniyle uygulanan yaptırımların delinmesi halinde TÜSİAD üyesi şirketlere ABD tarafından yaptırım uygulanabileceği belirtildi. Wall Street Journal, Joe Biden yönetiminin özellikle de Soçi görüşmesi sonrasında, NATO müttefiki olan Türkiye üzerinde Rusya ile ilişkileri konusundaki baskıyı giderek artırdığını yazdı.

Habere göre, 22 Ağustos tarihinde ABD Hazine Bakanı Yardımcısı Wally Adeyemo tarafından Türkiye’deki Amerikan Şirketler Derneği’ne ve TÜSİAD’a birer mektup gönderildi. Mektupta, yaptırımlara tabi olan Ruslarla iş yapan Türk şirketlerinin ABD yaptırımlarına maruz kalabileceği belirtildi.

‘Kendileri de risk altında’

Wall Street Journal’a göre mektupta, “ABD’nin yaptırım listesinde olan kişilere maddi destek sağlayan şahıslar veya kurumların kendileri de Amerikan yaptırımı riski altındadır” denildi. Mektupta, Türk bankalarının bir yandan Amerikan bankalarıyla ilişki içindeyken bir yandan da yaptırım listesinde bulunan Rus bankalarıyla aynı ilişkilere sahip olamayacağı belirtildi; “Yaptırımlara tabi olan Rus aktörlerle ilişkiler, Türk mali kurumlarını ve şirketlerini yaptırım riski altına sokabilir” ifadeleri kullanıldı.

Wall Street Journal, “Yazılı uyarılar, Ukrayna’daki topyekûn işgal sonrasında Rusya’ya dayatılan uluslararası yaptırımlara Türk kurumlarının da uyması için ABD tarafından ortaya konulan çabalarda bir tırmanış” yorumunu yaptı.

‘Biden yönetimi uyarıların tonunu yükseltti’

Gazeteye konuşan kaynaklar, ABD’li yetkililerin özel görüşmelerinde “Türkiye’nin yaptırım altındaki Rus varlıkları için güvenli bir sığınak haline gelmesinden” duydukları endişeyi uzun süredir dile getirdiğini, Biden yönetiminin son günlerde Türkiye hükümetinin bu yaptırımlara uyması talebini daha yüksek sesli şekilde dillendirdiğini söyledi.

Wall Street Journal, söz konusu mektup hakkında Dışişleri Bakanlığı’na yönelttikleri sorulara yanıt alamadıklarını da yazdı.

Ne olmuştu?

ABD Hazine Bakanı Yardımcısı Adeyemo, geçen hafta Hazine ve Maliye Bakanı Yardımcısı Yunus Elitaş’la bir telefon görüşmesi gerçekleştirmişti. Washington’dan yapılan açıklamada, Adeyemo’nun Elitaş’a, “Rus kurum ve kişilerin, Ukrayna işgali nedeniyle getirilen Batı yaptırımlarını aşmak için Türkiye’yi kullanmaya çalıştıkları” konusunda uyarıda bulunduğu belirtilmişti.

(Kaynak: Kısa Dalga)

Paylaşın

Karamollaoğlu İstedi, Bildiride ‘Birliktelik’ Vurgusu Yapıldı

6’lı Masa’nın ilk tur görüşmeleri önceki gün tamamlandı. Toplantıya ev sahipliği yapan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, bir süre önce yaptığı “Yeni sistemde ittifaklara gerek kalmadı” yönündeki açıklaması nedeniyle ortaya atılan “Masa’da çatlak var” söylentilerini bertaraf etmek için yayınlanacak bildiride özellikle ‘Birliktelik’ vurgusu yapılmasını istedi.

Sözcü’den Başak Kaya’nın haberine göre bunun üzerine bildiride, “Siyasi iktidarın ortaklarının ve varlıklarını iktidarın varlığına adamış medyanın, tüm siyasi mühendislerin çabalarına, hakaretlerine, isnatlarına ve iftiralarına rağmen milletimize umut olmanın verdiği güç ile” vurgusu yapıldı.

Açıklamada ayrıca “Bugünden itibaren seçim öncesi, dönemi, sonrası olmak üzere önümüzdeki süreçlerde istişareye önem veren anlayışımızla birlikte yol yürümeye devam etme kararlılığında olduğumuzun altını tekrar çizmek isteriz” ifadesi yer aldı.

Açıklamanın tamamı şöyle: 

“Toplumun her bir kesimini ve 85 milyon insanımızı en geniş yelpazede temsil eden altı siyasi parti olarak Cumhuriyetimizin 2. yüzyılına yaraşır bir Türkiye’yi inşa etmek ve vatandaşlarımızın tüm problemlerine çözüm oluşturmak amacıyla başlattığımız “Liderler Buluşmaları”nın birinci turunu, bugün Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirdiğimiz 6. toplantımızla tamamlıyoruz.

Siyasette istişareyi, nezaketi, centilmenliği ve iş birliğini ilke olarak benimsemiş partilerin Genel Başkanları olarak;

Ülkemizi hızla felakete sürükleyen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin doğal sonuçlarına, yani; ekonomide iflasa, iç ve dış politikada itibarsızlaşmaya, kamu kurum ve kadrolarındaki çürümeye, yaşanan sosyolojik ve psikolojik çöküntüye dur demek için ilk kez 12 Şubat 2022 tarihinde bir araya gelerek ortaya koyduğumuz kararlılığımızla milletimize umut olduk.

O tarihten sonra Türkiye’de artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı anlaşılmış ve milletimiz tarafından “6’lı Masa” olarak adlandırılan iş birliğimiz, kararlılıkla bugünkü aşamasına gelmiştir.

Bilinmelidir ki bugün, 12 Şubat’tan çok daha kararlı ve umutluyuz!

Siyasi iktidarın, ortaklarının, varlıklarını iktidarın varlığına adamış medyanın tüm siyasi mühendisliklerine, çabalarına, hakaretlerine, isnatlarına ve iftiralarına rağmen milletimize umut olmanın verdiği güçle 28 Şubat 2022 tarihinde “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metnimizi” geniş katılımlı bir organizasyonla kamuoyu ile paylaştık.

Kurduğumuz komisyonlarla, ortaya koyduğumuz ilkeleri tek tek hayata geçirme hazırlıklarımızın hukuki ve toplumsal alt yapılarını güçlendirecek adımlar attık.

Bu çerçevede; geçtiğimiz süreç içinde “Temel İlkeler ve Hedefler”, “Seçim Güvenliği” ve “Bazı Ekonomik Kurumların Reformu” komisyonlarının metinlerini kamuoyu ile paylaştık. Diğer komisyon çalışma ve raporlarını da gözden geçirdik.

Ayrıca son toplantımızdan bu yana kamuoyunun gündeminde olan güncel ekonomik, iç ve dış siyasi gelişmeleri de değerlendirdik.

Ortak sorunlarımız karşısında ortak sorumluluklarımızın ağırlığını hepimiz omuzlarımızda hissediyor ve iş birliği kararlılığımızı da bu sorumluluk bilinciyle sürdürüyoruz.

Bugünden itibaren seçim öncesi, seçim dönemi, seçim günü ve seçim sonrası olmak üzere önümüzdeki tüm süreçlerde istişareye önem veren anlayışımızla birlikte yol yürümeye devam etme kararlılığında olduğumuzun altını tekraren çizmek isteriz.

‘Mücadelemiz ve iş birliğimiz, hedef ve ilkelerimiz doğrultusunda devam edecek’

Ülkemizi, hemen her alanda içine sürüklendiği bu krizlerden düzlüğe çıkarana ve her bir insanımızın rahat bir nefes alacağı günleri birlikte kurana dek; mücadelemiz ve iş birliğimiz, hedef ve ilkelerimiz doğrultusunda devam edecektir.

Şu hususu da özellikle kamuoyuna beyan etmek isteriz ki, son dönemlerde yoğunlaşan partilerimize yönelik baskı ve şiddet uygulamaları mücadele kararlığımızı asla sarsamayacaktır.

Milletimizin bunca senedir uğradığı hayal kırıklıklarının farkındayız. Bu hayal kırıklıklarını gidermek üzere insanımızın beklenti ve taleplerini karşılayacak liyakatli kadrolarla ve etkin politikalarla milletimizin karşısına çıkacağız.

Milletimiz emin olsun; ortak Cumhurbaşkanı adayımız hem “Türkiye Cumhuriyeti’nin 13. Cumhurbaşkanı” hem de sadece bu masa etrafında bir araya gelen siyasi partilere oy verenlerin değil, “Herkesin Cumhurbaşkanı” olacaktır.

Milletimiz müsterih olsun; bu karanlık günlerin bitmesine çok az kaldı.

Bu topraklarda;

  • Toplumsal kutuplaşma son bulacak; toplumsal barış hâkim olacak.
  • Öfke ve nefret dili kaybedecek; nezaket ve karşılıklı saygı kazanacak.
  • Demokrasi ve hukukun üstünlüğü tesis edilecek.
  • Ahlaki yozlaşma ve manevi tahribatın önüne set çekecek etkin politikalar geliştirilecek.
  • Rüşvet, torpil, iltimas gidecek; adalet, dürüstlük ve liyakat gelecek.
  • Hak eden hak ettiğini eksiksiz alacak.
  • İsraf ve hayat pahalılığı son bulacak; üretim esas alınacak.
  • Geniş halk kitlelerinin yoksullaşmasına yol açan bir avuç rantiyeciye kaynak aktarımına son verilecek.

Şimdi, karamsarlığa kapılma zamanı değildir! Zaman, her geçen gün umudu büyütme zamanıdır.

Çünkü biz kazanacağız, Türkiye kazanacak! Biz kazanacağız, 85 milyon insanımız kazanacak!

Bu vesileyle milletimizin özgürlüğü, birliği ve beraberliği önünde hiçbir engelin duramayacağını simgeleyen 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehit ve gazilerimizi minnet ve tazimle anıyoruz.

Bu inanç ve kararlılıkla iş birliğimizin çok daha güçlü bir şekilde devam edeceğini ve bir sonraki toplantımızı 2 Ekim 2022 Pazar günü saat 14.00’da CHP Genel Merkezinde gerçekleştireceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız…”

Paylaşın