DEVA Lideri Babacan: Halk Meydanlarda “Buradayız” Diyor

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptaliyle başlayan, gözaltı ve tutukluluk süreciyle devam eden siyasi gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İzmir programı kapsamında önce basın mensuplarıyla bir araya gelen Babacan, şunları söyledi: “Sayın Erdoğan’ın hatırlarsanız geçtiğimiz haftalarda bir ifadesi vardı. Ne demişti? ‘Bu makamlar ilelebet hiç kimse de olmayacak. Emri hak bir gün vaki olacak’ demişti. Şimdi bu ne demek? Aslında şöyle, iki cümleyi yan yana koyduğunuzda yani, ‘Sağlığım ve ömrüm yettiği sürece ben bu koltukta oturacağım’ demek.

Evet. Biz bunu öyle okuduk. Hatta bunu ben bir grup konuşmamda da söyledim, yeni değil yani. Bu olaylardan önce söyledim. Dedim ‘Böyle bir ifadesi var. Bu riskli bir ifade… Eğer içinden geçen buysa o zaman demokrasi adına hepimiz korkalım.’ Şimdi demokrasilerde sandık esas ve iktidarın halkın oyuyla değişmesi esas. Eğer o kapı kapanıyorsa o zaman Türkiye’de başka bir rejime başlamak istemektir.

Başka bir döneme girmiştir Türkiye. Bunu da hiçbirimizin kabul etmesi, hiçbirimizin böyle sessiz sedasız bu konuyu geçirmesi mümkün değil. Dolayısıyla tabii ki itiraz edeceğiz. Tabii ki vatandaşlarımız, gençlerimiz meydanlara olacak. Protesto hakkı meşru bir hak, Anayasal bir hak. Barışçıl bir şekilde herhangi bir provokasyona kapılmadan, ki bu provokasyon iktidar tarafından da gelebilir; provokasyon bazı kalabalıklar arasında sızan münferit kişiler ya da örgütler tarafından da gelebilir.

Dolayısıyla hiçbir şekilde provoke edilmesine izin vermeden barışçıl şekilde sesimizi yükseltip iktidara duruşumuzu göstermeniz millet olarak gerçekten çok çok önemli. Çünkü Ankara’da Külliye’yi görmüşsünüzdür. O külliyenin inşasıyla beraber o yüksek duvarlarla beraber artık vatandaşlarımızın sesini o külliyeden içeri duyması çok zorlaştı.

Çok da dikkatli olmak lazım. Çünkü meydanlarda olan vatandaşlarımız var ama özellikle belli bir yaşın üstündeki vatandaşlarımızın da bu sokak hareketleriyle ilgili hep korkusu vardır Türkiye’de. Yani o eski anarşi günleri var ya hani çok önce… O korku da vardır bazı vatandaşlarımızda.

Dolayısıyla o korkuları depreştirecek görüntülerden de uzak durmak lazım. Bu bilinç sanırım toplumumuzda var. Yani ufak tefek şeyler görüyoruz bu sosyal medyada hani karşılıklı… Fakat büyük ölçüde de o barışçıl tutumu da sağlanma gayreti görüyoruz. O da bizi mutlu mutlu ediyor.”

“Sayın Erdoğan ekonominin ortasına sis bombası attı”

Ali Babacan, sonrasında Ege TV’de gazeteci Cihad Taysi’nin sorularını yanıtladı. “Böyle bir ortamda ekonomi büyümez, ekonomik sorunlar çözülmez. Allah korusun daha kötüsü olabilir” ifadelerini kullanan Babacan şunları söyledi:

“Sayın Erdoğan ne yaptı? Aslında salı gününden bu yana bir sis bombasını attı ekonominin ortasına. Herkes sisli havada bu sefer işlerini yavaşlatır. Kimse hızlanmaz. Giderim bir yere çarparım, önümde duran bir arabaya çarparım, bir kamyonun altına gidelim diye herkes yavaş yavaş ilerler. Ne olacağı belli değil… Dolayısıyla şu anda bütün ekonomik aktörler sisli havada araba kullanır gibi yavaşladı. Bu ekonomiyi yavaşlatır nihayetinde. Çünkü öngörülebilirliği ortadan kaldırdı. ‘Ya bu da olmaz kardeşim’ diyeceğiniz bir şey kalmadı memlekette yani.

Herkesin her an mal varlığına el koyulabildiği, her an ileri şekilde müdahalelerde bulunabildiği, belediye başkanlarının ‘Kalk oradan benim kayyumum oturacak’ diye bir anda seçilmiş belediye başkanlarının yönetiminden alması, görevinden alması gibi gerçekten son derece yanlış ve öngörülebilmesi zor bir ortama girdik. Böyle bir ortamda ekonomi büyümez, ekonomik sorunlar çözülmez. Allah korusun daha kötüsü olabilir yani.

Takımımız A Ligi’ne çıktı. Gerçekten Türkiye’nin zor bir gününde morallerin çok bozuk olduğu, herkesin ülkenin yarınlarıyla ilgili umudunu yitirmeye başladığı bir günde gerçekten güzel bir haber oldu bu… Evet Avrupa’da A Ligi’ne çıktı milli takımımız ama tabii ki Türkiye’nin hedefi demokraside A Ligi olmak, hukukta A Ligi olmak… Ekonomide de nihayetinde A Ligi’nde olmak… Asıl görmemiz gereken tablo bu.

Yargı karşısında, kanunlar karşısında herkes her an hesap vermeye hazır olmalıdır. Demokrasilerin en önemli gereği budur. Ama öyle bir silsile görüyoruz ki iktidarın Türkiye genelinde seçimlerde kaybettiği belediyeleri farklı farklı yöntemlerle yeniden kayyum yoluyla ya da farklı yöntemlerle ele geçirmeye çalıştığını da görüyoruz. Bu da işin bir gerçeği. Bu demokrasinin tam da kalbine hançer saplamak anlamına geliyor. Sandığı anlamsızlaştırıyor, seçime gitmeyi anlamsızlaştırıyor.

Sayın Erdoğan’ın daha birkaç hafta önce söylediği bir söz var. Ne dedi? Bu ne demek? Benim sağlığım ve ömrüm yettiği sürece bu makamdan kalkmayacağım demek… İlelebet oturamam, zaten bir gün ömrüm yetmeyecek diyor yani. Bu çok tehlikeli ve insanların umudunu kıran, demokrasiyle sandıkla bir değişimin mümkün olmayacağıyla ilgili de bir kanaate sürükleyen bir gerçek. Öyle olunca da vatandaşlarımız meydanlarda, bugün ana muhalefetin kurduğu sandıklarda ‘Biz buradayız’ dediler.

Enflasyona bakıyorsunuz, faizlere bakıyorsunuz, geçim sıkıntısına bakıyorsunuz, hayat pahalılığına bakıyorsunuz, her şey yokuş aşağı gidiyor. Dolayısıyla gençlerimizin ülkeyle ilgili umutlu olması için bir sebep yok, bir yaşanmışlıkları yok yani. Sürekli kötüye giden bir ülke ve değişmeyen bir iktidar, onları bunaltan, umutlarını karartan bir durum.

Zaten bu kadar gencin birdenbire yollara, caddelere dökülmesinin en önemli sebebi, varsa bir küçük umut kırıntısı, bu umut kırıntısının da yok olması: ‘Yani galiba bu iktidar hiçbir zaman değişmeyecek, bu iktidar hiçbir zaman kendisine ciddi bir rakip görmek istemeyecek, ciddi bir rakip gördüğü anda da o rakibi bir şekilde engelleyecek…’”

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu Protestoları: En Az 10 Gazeteciye Gözaltı

Türkiye genelinde devam eden “Ekrem İmamoğlu” protestolarını takip eden en az 10 gazeteci gözaltına alındı. Gazetecilere yönelik suçlamalar ise henüz bilinmiyor.

Haber Merkezi / Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) sabah saatlerinde gerçekleştirilen polis operasyonlarında gazeteciler Bülent Kılıç, Zeynep Kuray, Yasin Akgül, Ali Onur Tosun, Hayri Tunç, Barış İnce, Zişan Gür ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) foto muhabiri Kurtuluş Arı’nın gözaltına alındığını duyurdu.

Gazeteci Emre Orman’ın da evine baskın yapıldığı, evde olmadığı için gözaltına alınmadığı bildirildi. MLSA, İzmir’de de foto muhabiri Murat Kocabaş’ın evinde gözaltına alındığını duyurdu.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) “Yaşananları ve gerçekleri kitlelere yansıtan gazeteciler, kamuya karşı görevlerini ve sorumluluklarını yerine getiriyor. Gazetecilere yönelik baskı ve susturma politikalarınızdan vazgeçin” diyerek hükümeti uyardı.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Basın İş “Gazetecileri ev baskınlarıyla gözaltına almak, basın özgürlüğüne ve halkın gerçekleri öğrenme hakkına yapılmış bir saldırıdır. Gazetecileri susturarak gerçeği gizleyemezsiniz” diyerek gözaltılara tepki gösterdi.

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, polis şiddetine vurgu yaparak “Gazetecilere saldırılar hız kesmiyor. Gazeteci güvenliği ve hakları ayaklar altında. İçişleri Bakanı’nı bu ihlallere son vermeye çağırıyoruz” diye açıklama yaptı.

“Son defa uyarıyoruz”

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, dün gece sosyal medya hesabından yayıncı kuruluşları uyardı. Şahin, yayıncı kuruluşların, taraflı ve gerçek dışı haberlere değil yetkililerden gelen resmi bilgi ve açıklamalara yer vermeleri gerektiğini belirtti.

Kanunlara uymayan yayıncı kuruluşlarla ilgili en üst sınırdan program durdurmalara varan yaptırımlar uygulandığını hatırlattı. “Hukuk dışı yayınlara devam eden ve sayısı birkaç taneyi geçmeyen yayıncı kuruluşlar” olarak bahsettiği kurumları “son kez” uyardıklarını söyledi.

Şahin, “Halkı sokağa davet eden; illegal örgütlerin sözcüsü gibi beyanlarda bulunan yorumcuları ekrana taşıyan; devlet büyüklerine, soruşturmayı yürüten yargı mensuplarına, emniyet personeli ile kolluk kuvvetlerine hakaret hatta tehditlere varan ifade ve yayınlara yer veren yayıncı kuruluşlarla ilgili” lisans iptaline varabilecek yaptırım uygulanacağı duyurdu.

Paylaşın

CHP’de Ön Seçim: İmamoğlu’na 15 Milyona Yakın Oy

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) cumhurbaşkanı adayı ön seçimi tamamlandı. Ekrem İmamoğlu’nun tek aday olduğu seçimde 15 milyona yakın kişinin oy kullandığı açıklandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından yüz binlerce kişi üst üste beşinci kez Saraçhane’de buluştu.

Tutuklanan İmamoğlu mesajında, “Korkunun ecele faydası yok! Öyle de yenileceksin! Böyle de yenileceksin. Türkiye bugün büyük bir ihanete uyandı, demokrasi meydanlarında buluşarak sesinizi yükseltin” diyerek, İBB binasının olduğu Saraçhane Meydanı’na çağrı yapmıştı.

Saraçhane’de kalabalığa seslenen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye genelinde partisinin cumhurbaşkanı ön seçiminin sonucunu sloganlar eşliğinde açıkladı. Özel, “üyelerimizden sandığa katılım şu ana kadar 1 milyon 653 bin kişidir” dedi. Özel 2 bin 621 sandığın sayılmadığını belirterek, 13 milyon oyun da dayanışma sandıklarına atıldığnı kaydetti.

Etkinlikte konuşan Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu, “Yıllardır Ekrem’i suçlu göstermek için neler yapmadılar ki? Hatırlayalım 6 yıl önce Ekrem’in kazanacağını fark eden devletin kurumları oy verilerini açıklamayı durdurmuştu. Ekrem o gece çıkıp ‘Hak yemem, hakkımı da yedirmem’ demişti. O günden bugüne ülkeyi yönetenler Ekrem’den ve onu sevenlerden korkuyorlar. Milletin iradesini gasp edip onu siyaset dışına bırakmak istiyorlar. Onu dışarıda bırakıp iş sandığa kalmadan kazanırız sanıyorlar. Ama yanılıyorlar” dedi.

Cumhurbaşkanlığı ön seçimi için 81 ilde ve 973 ilçede 5 bin 600 sandık kuruldu. Oy verme işlemi sabah saat 08.00’de başladı. Saat 17.00’de sona ermesi öngörülen oy kullanma işlemleri saat 19.00’a kadar uzatıldı. Sandıkların kapanmasının ardından oy sayım işlemlerine başlandı.

Bu kapsamda Ankara’da 25 ilçede, İstanbul’da 39 ilçede ve İzmir’de 30 ilçede, ilçe başkanlıklarının yanı sıra belediyelere ait sosyal tesisler, pazar yerleri, kahvehane, düğün salonu ve spor salonları gibi halkın rahat erişebileceği yerlerde vatandaşlar sandıklara gidip oy kullandılar.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu Görevden Alındı; Şişli Belediyesi’ne Kayyım Atandı

İçişleri Bakanlığı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın görevden alındığını açıkladı.

Haber Merkezi / İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasında, Resul Emrah Şahan’ın yerine Şişli Kaymakamı Cevdet Ertürkmen’in yerine kayyım atandığını belirtti.

Bakanlık açıklamasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ‘Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek’, ‘Rüşvet almak’, ‘Kamu kurum ve kuruluşlarının ihalesine fesat karıştırmak’ suçlarından tutuklandığı hatırlatılarak görevden uzaklaştırıldığı belirtildi.

Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık hakkında da ‘İrtikap ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak’ suçundan tutuklanması nedeniyle görevden uzaklaştırma kararı verildi.

Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında ise ‘Silahlı terör örgütüne yardım etme’ suçlaması ile tutuklama kararı verildiği için görevden uzaklaştırma kararının yanı sıra yerine kayyım atanmasına karar verildi.

İçişleri Bakanlığı tarafından açıklanan kararda şu ifadelere yer verildi: “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmaamoğlu, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek, rüşvet almak, kamu kurum veya kuruluşlarının ihalesine fesat karıştırmak, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarından İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 23.03.2025 tarihli ve 2025/347 sorgu no sayılı kararına istinaden tutuklanmış; Anayasa’nın 127’nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’nci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevinden uzaklaştırılmıştır.

İstanbul İli Beylikdüzü İlçe Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, irtikap ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 23.03.2025 tarihli ve 2025/579 Sorgu sayılı kararına istinaden tutuklanmış; Anayasa’nın 127’nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’nci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevinden uzaklaştırılmıştır.

İstanbul İli Şişli İlçe Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 23.03.2025 tarihli ve 2025/348 Sorgu sayılı kararına istinaden tutuklanmış; Anayasa’nın 127’nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’nci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevinden uzaklaştırılmıştır.

5393 sayılı Belediye Kanunun 45 ve 46’ncı maddeleri uyarınca Şişli Kaymakamı Cevdet Ertürkmen, İstanbul Valiliğince Şişli Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilmiştir.”

Cevdet Ertürkmen kimdir?

Şişli Kaymakamlığı’nın resmi sitesinde Ertürkmen’in özgeçmişi yer alıyor. Kahramanmaraş’ta 1970 yılında doğan Ertürkmen, 1992 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu.

Göreve Gaziantep’te kaymakam adayı olarak başladı. Şişli’deki görevine 29.07.2024’te başladı. Daha önce Burdur, Van, Şanlıurfa, Kayseri, Aydın, Trabzon ve Samsun’da da görev yaptı.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu’nun Tutuklanmasının Olası Siyasi Ve Hukuki Sonuçları

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “yolsuzluk” iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanırken, “terör” iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında ise serbest bırakıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada, “Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturmalar kapsamında nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince, mali nitelikli soruşturma kapsamında şüpheli Ekrem İmamoğlu’nun suç örgütü kurmak ve yönetmek, rüşvet almak, irtikap, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek ve ihaleye fesat karıştırmak suçlarından tutuklanmasına,

şüpheli Ekrem İmamoğlu hakkında ise üzerine atılı silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan kuvvetli suç şüphesi bulunmakla birlikte mali nitelikli suçlardan zaten tutuklanmasına karar verildiğinden bu aşamada gerek görülmemekle talebin reddine karar verilmiştir” denildi.

Peki Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması hangi siyasi ve hukuki sonuçları doğurabilir?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanabilir mi?

İmamoğlu, hakkındaki “yolsuzluk” iddiaları nedeniyle tutuklandı. Belediyelere kayyum atanması “terör” suçlaması nedeniyle yapılıyor. Bu nedenle şu anda kayyum atanması söz konusu değil.

CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek de Halk TV’de katıldığı canlı yayında konuyla ilgili gelen soru üzerine “Bu kararla kayyum ihtimalinin ortadan kalkmış olduğunu” söyledi.

Ancak İmamoğlu ileriki dönemde “teröre yardım” suçlamasıyla görevden uzaklaştırılırsa veya tutuklanırsa İçişleri Bakanlığı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanabilir.

İmamoğlu’nun tutukluluğunda belediyeyi kim yönetecek

İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından yerine İBB Birinci Meclis Başkanvekili Nuri Aslan geçici olarak belediye başkanvekili olarak görevlendirildi. İmamoğlu, yolsuzluk iddiası nedeniyle tutuklandığı için Belediye Meclisi toplanarak kendi içinden bir ismi belediye başkanvekili seçecek.

Tutuklama, İmamoğlu’nun ön seçime girmesine engel mi?

Ekrem İmamoğlu, CHP’nin gerçekleştirdiği önseçime tek aday olarak girdi. Önseçimde adaylığına ve aday olarak seçilmesine engel bir durum yok. Resmen adaylık için YSK’nın seçim takvimini açıkladıktan sonra, İmamoğlu’nun CHP Meclis grubu tarafından aday gösterilmesi gerekiyor.

Bu sürecin ardından, Cumhurbaşkanı adaylığı için gerekli koşulları taşıması ve adaylık tarihinde kesin hüküm giymemiş olması şartıyla İmamoğlu resmen CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olabilir.

İmamoğlu’nun tutuklanması, cumhurbaşkanı adaylığına engel mi?

İmamoğlu hakkındaki tutuklama kararı adaylığına ve cumhurbaşkanı seçilmesine engel değil. İmamoğlu hakkında şu ana kadar kesinleşmiş yargı kararı bulunmuyor.

Ancak tutuklanmasına yol açan soruşturma dahil, kendisine yöneltilen suçlamalardan herhangi birinden kesin hüküm giymesi, siyasi yasak getirilmesi veya cumhurbaşkanı adaylığına engel bir durumun ortaya çıkması halinde adaylığı mümkün olmayacak.

İmamoğlu’nun üniversite diplomasının iptal edilmesi adaylığını nasıl etkileyecek?

Anayasaya göre cumhurbaşkanı adayı olabilmek ve seçilebilmek için üniversite mezunu olma koşulunu yerine getirmek gerekiyor. Üniversitenin iptal kararı, şu anda adaylığa engel bir durum oluşturmuyor, bu konuda da yargı kararının kesinleşmesi gerekiyor.

Diploma iptali karşısında İmamoğlu İdare Mahkemesi’ne itiraz kararı aldı. İdare Mahkemesi, diplomanın iptali yönünde karar verirse, İmamoğlu’nun bu kararı istinafa taşıma hakkı bulunuyor. Bu süreçlerin sonunda diploma iptal edilirse, İmamoğlu aday olma yeterliliğini kaybetmiş olacak.

Ayrıca İmamoğlu’nun avukatları, diplomanın iptal kararıyla ilgili Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne de hak ihlali gerekçesiyle başvuracağını açıkladı.

Bu süreçte bir seçim olursa ve İmamoğlu başvuruda bulunursa, aday yeterliliğini taşıyıp taşımadığına Yüksek Seçim Kurulu (YSK) karar verecek.

Şişli ve Beylikdüzü belediyelerine kayyum atanabilir mi?

Şişli Belediye Başkanı Emrah Şahan “kent uzlaşısı” soruşturmasında silahlı terör örgütüne yardım suçundan tutuklandığı için İçişleri Bakanlığı bu belediyeye kayyum atayabilir. Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık “yolsuzluk” soruşturmasından tutuklandığı için bu ihtimal şu aşamada yok.

Daha önce terör soruşturması edeniyle tutuklanan CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in yerine kayyum atanmıştı.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Adalet Bakanı’ndan “Ekrem İmamoğlu” Açıklaması; Hukuk Devleti Vurgusu

Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması kararının ardından açıklama yapan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Hukuk Devleti ilkesine ve yargıya duyulan güvenin gereği olarak, sürecin tüm yönleriyle tamamlanması beklenmeli” dedi.

Haber Merkezi / Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından soruşturmaların seyrine yönelik açıklama yaptı. Bakan Tunç’un açıklamaları şu şekilde:

“İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmalar kapsamında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın da aralarında bulunduğu bazı şüpheliler hakkında isnat edilen suçlar bakımından Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliğince tutuklama, adli kontrol ve serbest bırakma kararları verilmiştir.

Yargısal süreçler, hukuk sistemimizde denetime açık şekilde ilerlemekte olup, ilgili soruşturmalar halen devam etmektedir. Hâkimler, bakmakta oldukları soruşturma ve kovuşturmalarda kararlarını verirken dosya kapsamı ile bağlıdır; isnat edilen suçlamalara ilişkin iddia, savunma ve deliller doğrultusunda hukuki bir sonuca ulaşırlar.

Bu çerçevede, yürütülen adli soruşturmayı bir “siyasi soruşturma” olarak nitelendirmek yanlış olup, hukuki değerlendirmelerin siyasi zemine çekilmesi, kamuoyunda yanlış algıların oluşmasına neden olabileceği gibi Hukuk Devleti ilkesine de aykırılık teşkil eder.

Hukuk Devleti ilkesine ve yargıya duyulan güvenin gereği olarak, sürecin tüm yönleriyle tamamlanması beklenmeli, yorum ve değerlendirmeler bu çerçevede itidalli bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Unutulmamalıdır ki adalet, yalnızca Türk milleti adına karar veren bağımsız ve tarafsız yargı mercileri eliyle tecelli eder.

Bu nedenle, sorumluluk makamında olanlar başta olmak üzere herkesin açıklamalarında daha dikkatli, özenli ve sorumluluk bilinciyle hareket etmeleri, toplumda yanlış anlaşılmalara yol açabilecek beyanlardan kaçınmaları gerektiği unutulmamalıdır.”

Ne olmuştu?

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkındaki “yolsuzluk” soruşturması kapsamında tutuklandı, “terör” soruşturmasında ise serbest bırakıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada, “Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturmalar kapsamında nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince, mali nitelikli soruşturma kapsamında şüpheli Ekrem İmamoğlu’nun suç örgütü kurmak ve yönetmek, rüşvet almak, irtikap, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek ve ihaleye fesat karıştırmak suçlarından tutuklanmasına,

şüpheli Ekrem İmamoğlu hakkında ise üzerine atılı silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan kuvvetli suç şüphesi bulunmakla birlikte mali nitelikli suçlardan zaten tutuklanmasına karar verildiğinden bu aşamada gerek görülmemekle talebin reddine karar verilmiştir” denildi.

Hakkında tutuklama kararı çıkarılan diğer isimler ise şöyle: Medya A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı ve İmamoğlu’nun danışmanı Murat Ongun, İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Doç. Dr. Buğra Gökçe, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz ve İBB Kültür A.Ş. Genel Müdürü Murat Abbas, iş insanları Ali Nuhoğlu,

Adem Tuncay, Ali İlbak ve Ahmet Köksal, Eyüp Subaşı, Kamil Timur Delibaş, Mete Sarıaltun, Alper Aydın, Serdal Taşkın, Serkan Öztürk, Mustafa Nihat Sütlaş, Süleyman Atik, Ahmet Çiçek, Yusuf İlbak ve Servet Yıldırım.

Paylaşın

DEM Parti’den “Ekrem İmamoğlu” Tepkisi: Bu Bir Darbedir

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına ilişin yaptığı açıklamada, “Bu darbeleri iyi biliriz, iyi tanırız, bu darbelerin sonuç almayacağını, halkın gücüne çarparak paramparça olacağını biliyoruz. Bu bir darbedir. Yargı eliyle demokratik siyaseti dizayn etme, diz çökertme girişimidir” dedi.

Haber Merkezi / DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da, “Sayın Ekrem İmamoğlu ve beraberinde gözaltına alınan çok sayıda kişi tutuklandı. Bu haksız ve hukuksuz tutuklamayı bir kez daha sizlerin huzurunda kınıyorum. Asla kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Saraçhane’de Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ile görüştü. Bakırhan, Özel ile yapılan ortak basın açıklamasında şunları söyledi:

“Bu darbeleri çok iyi bilen bir siyasi gelenekten geliyoruz. Bu darbelerin sonucunda milletvekillerimiz, eş genel başkanlarımız ve belediye başkanlarımız içeride ve yargılanıyorlar. Bu darbeleri iyi biliriz, iyi tanırız, bu darbelerin sonuç almayacağını, halkın gücüne çarparak paramparça olacağını biliyoruz. Bu bir darbedir. Yargı eliyle demokratik siyaseti dizayn etme, diz çökertme girişimidir.

Ama bu topraklarda çok önemli bir demokrasi ve direniş geleneği var. İradesine sahip çıkma geleneği var. Bu bugün de yarın da böyle olacak. Bundan ders çıkarması gerekenler yargı sopasıyla siyaseti dizayn ediyor. Sadece bir büyükşehirden bahsetmiyoruz. Dünyanın en büyük kentlerinden birinden bahsediyoruz. Dünyada tanınan bir kentin belediye başkanı yok sebeplerle gözaltına alındı, tutuklandı. Yine Şişli Belediye Başkanı Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık’ın alındığını hatırlıyoruz.

Bir an önce bu darbelerden vazgeçilmelidir. Barışın konuşulduğu, Türkiye’nin demokratikleşmesinin konuşulduğu bir süreçte İstanbul’da yaşananlar bu barış ruhunu zedeliyor, zarar veriyor. Bu ülke artık siyasi ve askeri darbelerden kurtulmalıdır. Askeri darbeler durmuş, şimdi de siyasi darbelerle ne zaman karşılacağımız belli değil. Biz DEM Parti olarak hukuk dışı yollarla, siyasi darbelerle halkın iradesinin gasp edilmesinin karşısındayız.

Yerimiz bellidir, tavrımız nettir. Nerede haksızlık ve hukuksuzluk varsa, nerede bir emekçinin, ezilenin, kadının, Kürdün, Türkün hakkı gasp ediliyorsa biz oradayız dayanışma içindeyiz. Hakkari’den Van’a kadar, Van’dan İstanbul’a kadar halkın mücadelesini sahipleneceğimizi, dayanışacağımızı belirtiyorum. Her zaman bu haksızlığın karşısında duracağız.”

Bir soru üzerine de Bakırhan iktidara “halkın sesine kulak verin, hukuksuzluktan vazgeçin” diye seslendi ve “bu operasyonun kime yararı var” sorusunu yöneltti.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, konuya ilişkin İstanbul Newroz kutlamalarında ise şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye bir operasyonlar ülkesi olmaktan artık çıkmalıdır. Hiç kimse yargıyı siyasi hesaplaşmada bir araç olarak kullanmamalıdır. Sayın İmamoğlu tutuklandı, hep birilkte izliyoruz. Sayın İmamoğlu ve onunla birlikte tutuklanan bütün arkadaşların yanındayız. Kumpaslarla, yargı darbeleriyle kimse halkın oyuyla seçilmiş iradeyi hapsedemez. Hapsetmemelidir. Sivil darbelerden en çok biz çektik.

Bu sivil darbelerin sonucunda Selahattinler, Figenler, Leylalar, Ayşe Gökkanlar cezaevinde bulunuyor. Bu sivil darbeyi en çok biz eleştiriyoruz. Bu sivil darbe karşısında en dik bizim duracağımızı bir kez daha söylemek istiyorum. Hukuksuzluğa çok uğradığını söylüyor AKP iktidarı. AKP vesayet diyerek iktidara geldi ama şimdi yargı vesayetiyle Kürdü, Aleviyi, muhalefeti susturmaya çalışıyor. Cezaevlerine göndermeye çalışıyor. Bu bir yol değil. Bu yol bir yere çıkmaz.

Yargı darbesiyle Türkiye yönetilemez. Manüpülasyonlarla gizli tanık beyanlarıyla 16 milyonun iradesi hapsedilemez. Onun için bir kez daha İstanbul meydanından bu yargı darbesini kınadığımızı eleştirdiğimizi en başta siyasi tutsaklar olmak üzere İmamoğlu ve arkadaşlarının da bir an önce serbest bırakılmasını dile getiriyoruz. Operasyonel siyaset ve siyaset mühendisliği bu ülkeye kaybettirdi.

Türkiye 3-5 günde yüzde 3 fakirleşti. Uluslararası kamuoyunda Türkiye antidemokratik bir ülkedir. Halkın iradesine kayyım atayan bir ülke olarak geçiyor. Türkiye’ye kötülük yapmaktan vazgeçin. Siyasi ikbaliniz için, halkın iradesiyle oynamaktan vazgeçin diyorum, bu yargı darbesini kınadığımızı da belirtmek istiyorum.

Sayın Cumhurbaşkanı geçen gün İstanbul Türkiye’dir demişti. Evet Sayın Erdoğan İstanbul Türkiye’dir. Biz de aynı şeyi söylüyoruz. İstanbul haksızlığa uğrarsa Türkiye haksızlığa uğrar. İstanbul’da hukuksuzluk olursa Türkiye yaralanır. İstanbul Türkiye ise İstanbul’un iradesine, Kürtlerin, Türklerin, emekçilerin iradesine bir an önce saygı gösterin, saygı duyun!”

“İmamoğlu’nun tutuklanmasını asla kabul etmiyoruz”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise Adana Newroz kutlamalarında konuya ilişkin şunları söyledi: “Türkiye günlerdir ayakta. Sayın Ekrem İmamoğlu ile beraber yüze yakın insan gözaltına alındı. Bu gözaltından sonra Türkiye’nin dört bir yanında bu haksız ve hukuksuz uygulamalara, gözaltılara halkın tepkisi büyük.

Aynı zamanda halkın tepkisi seçilmiş olanlara kayyım atanmasınadır. Aynı zamanda halkın tepkisi Türkiye’yi otoriter bir rejime mahkum etmek isteyen bu rejime karşıdır. Bugün Sayın Ekrem İmamoğlu ve beraberinde gözaltına alınan çok sayıda kişi tutuklandı. Bu haksız ve hukuksuz tutuklamayı bir kez daha sizlerin huzurunda kınıyorum. Asla kabul etmiyoruz.”

Paylaşın

Avrupa Konseyi’nden “Ekrem İmamoğlu” Tepkisi: Derhal Serbest Bırakılmalı

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması kararının ardından açıklama yapan Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi “İmamoğlu’nun tutukluluğu demokrasiye saldırıdır; derhal serbest bırakılmalı” çağrısında bulundu.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkındaki “yolsuzluk” soruşturması kapsamında tutuklandı, “terör” soruşturmasında ise serbest bırakıldı.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi Başkanı Marc Cools, Kongre adına yaptığı açıklamada “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması kararını esefle karşılıyor ve derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz” dedi.

Açıklamada “İmamoğlu’nun partisinin cumhurbaşkanı adayı olarak seçileceği bir dönemde hapse atılmasının adaletle hiçbir ilgisi yoktur, tamamen siyasetle ilgilidir. Bu, seçim süreçlerinin dürüstlüğünü ve adilliğini baltalamayı amaçlayan hesaplanmış bir harekettir ve demokrasiye saldırı anlamına gelmektedir” denildi.

Ekrem İmamoğlu’nun diplomasını iptal eden İstanbul Üniversitesi’ne de bir çağrı yapan Cools “İstanbul Üniversitesi’ni bu hafta Belediye Başkanı İmamoğlu’nun 1994 tarihli diplomasının iptalini geri almaya çağırıyoruz. Üniversite diplomasına sahip olmak cumhurbaşkanı adayları için bir gerekliliktir. Diplomanın verilmesinden 30 yıldan fazla bir süre sonra ve tam da ihtiyacı olduğu anda elinden alınması tesadüf olamaz. Üniversite diplomayı geri vermelidir” ifadelerine yer verdi.

Cools “Bu eylemlerin zamanlaması, Belediye Başkanı İmamoğlu’na yöneltilen yolsuzluk ve terörle bağlantı suçlamalarının inandırıcılığını da sorgulanır hale getirmektedir. Bunlar düzmece gibi görünüyor” dedi ve şu ifadeleri kullandı:

“Ekrem İmamoğlu, üç ayrı seçimde, 16 milyondan fazla insanın yaşadığı İstanbul’un vatandaşları tarafından Belediye Başkanı olarak seçilmiştir. İmamoğlu aynı zamanda Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı seçildi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nce de desteklenen demokratik standartlar, bu tür davaların son derece dikkatli bir şekilde ele alınmasını gerektirmektedir. Mutlak kesinlik ve güçlü kanıtlara dayanmadığında bu tür eylemler seçilmiş temsilcilerine güvenen halkın iradesine aykırıdır.”

Açıklamada Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyesi olarak “demokratik değerlere, hukukun üstünlüğüne ve -ifade özgürlüğü ve toplanma özgürlüğü gibi temel haklar da dâhil olmak üzere- insan haklarına saygı göstermeyi ve bunları korumayı ve demokratik bir toplumda muhalefetin oynadığı hayati rolü kabul etmeyi taahhüt ettiğine” dikkat çekildi ve “Türk makamlarını bu taahhütlere saygı göstermeye çağırıyoruz” denildi.

Cools durumu yakından takip etmeye devam edeceklerini belirterek “Kongre, 27 Mart’ta Strasbourg’da gerçekleştirilecek 48’inci oturumunda Türkiye’de belediye başkanlarının görevden alınmasına ilişkin acil bir görüşme gerçekleştirecektir” açıklamasını yaptı.

Paylaşın

Dilek İmamoğlu: Alınan Kararlar Siyasi

Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu, tutuklama kararının ardından yaptığı açıklamada, “Bütün alınan kararlar siyasidir. Biz yolumuza devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkındaki “yolsuzluk” soruşturması kapsamında tutuklandı, “terör” soruşturmasında ise serbest bırakıldı.

İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu, karar sonrası yaptığı açıklamada ”Şunu bilmenizi istiyorum alınımız ak, başımız dik haksız hukuksuz yere alınan kararların hiçbir hukuki tarafı yoktur. Bütün alınan kararlar siyasidir. Biz yolumuza devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu’nun tutuklanmasına siyasilerden tepkiler geldi.

Özgür Özel: Tek suçu Erdoğan’ı yenmek

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması kararının ardından Çağlayan Adliyesi’nde açıklama yaptı. Özel karara ilişkin ”Tek suçu Recep Tayyip Erdoğan’ı yenmek olduğu için tutuklandı” dedi ve ekledi:

“İki kumpasla karşı karşıyayız. Terör iddiasından tutuklama talebi reddedildi ama diğer dosyadan tutuklanmasına karar verdiler. İstanbul’un iradesine kayyum atama ihtimalinin ortadan kalkması yönünden önemlidir. Başkanın hızla özgürlüğüne kavuşması için hem hukuki hem toplumsal itirazlar yapılacak.

Dört gündür Ekrem İmamoğlu için onların sokakları meydanları. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında kilometrelerce kuyrukta bekleyen insanların bu sevgisi ve güveni düşü değil. Halka rağmen kimseye kumpas kurup onu oyun dışına itemezsiniz. Görevini sorumluluktan yardım alamazsınız.”

DEM Parti Eş Başkanı Bakırhan: Mücadelemizi sürdüreceğiz

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Başkanı Tuncer Bakırhan, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına sosyal medya hesabı üzerinden tepki gösterdi. Tuncer Bakırhan, şu ifadeleri kullandı: “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun uydurma gerekçeler ve siyasi saiklerle tutuklanmasını en güçlü şekilde reddediyoruz!

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ve arkadaşlarının tutuklanmasıyla, milyonlarca yurttaşın iradesine siyasi müdahale yapılmıştır. Türkiye’de günlerdir gerilimi arttıran ve toplumu huzursuzluğa sürükleyen bu anlayış, Türkiye’nin iç barışına en büyük zararı vermeye devam ediyor.

16 milyonun iradesine darbe yapılması Türkiye’deki siyasi, ekonomik ve toplumsal gerilimleri daha fazla tetiklemiştir. İstanbul halkının seçme-seçilme hakkını hiçe sayan, yargıyı siyasi bir müdahale aracına dönüştüren bu hukuksuzluğu en güçlü şekilde kınıyorum. Bu karardan hızlı şekilde dönülmesi çağrısı yapıyorum. Hakkâri’den İstanbul’a uzanan irade gasplarına karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz!”

DEM Parti Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları, İmamoğlu’nun tutuklanmasına sosyal medya hesabı üzerinden tepki gösterdi. Tülay Hatimoğulları, şu ifadeleri kullandı: “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ve arkadaşlarının iktidar talimatlı yargı tarafından tutuklanması adalet ve demokrasiye dönük darbedir. Şimdiden kara bir leke olarak tarihe geçmiştir. Sayın İmamoğlu’nun tutuklanmasını en güçlü şekilde kınıyoruz.

İstanbul, Türkiye’nin tamamı demektir. Bu kentin seçilmiş iradesine yönelik tamamen siyasi saiklerle verilen tutuklama kararı bu iktidarın utancı olacaktır. ‘Biz sivil darbelerden çok çektik, haksızlık ve hukuksuzluğa çok uğradık’ diyerek siyasi kariyer yapanların bugün vardıkları liman hukuksuzluklar silsilesi olmuştur. Tarihe en büyük kumpasçılar ve iktidarları uğruna 85 milyonun hayatıyla oynayanlar olarak geçecekler.

Sayın İmamoğlu ile ilgili bu kararın gözden geçirilmesi ve kendisiyle birlikte tutuklanan herkesin bir an önce serbest bırakılması çağrısı yapıyoruz. Kimsenin kendi çıkarı uğruna yargıyı kullanarak 85 milyon insanın aleyhine halk iradesine müdahale etmeye hakkı yoktur!”

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına ilişkin, “Sandıkta yenemediğini mahkemeyle yendiklerini sanıyorlar” değerlendirmesinde bulundu. İnce, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Sandıkta yenemediğini mahkemeyle yendiklerini sanıyorlar. Yazıklar olsun” ifadelerini kullandı.

ABB Başkanı Mansur Yavaş: Hukuk sistemimiz adına utanıyoruz

Tutuklama kararının ardından ilk tepki Ankara Büyükşehir Belediyesi Mansur Yavaş’tan geldi. Yavaş, CHP’nin cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi için oyunu verdikten sonra İmamoğlu’nun tutuklanması hakkında konuştu. Yavaş, “Hukuk sistemimiz adına utanıyoruz açıkçası” diye konuştu.

Mansur Yavaş ayrıca “Sonuç ortada, ben kayyum atanmamasına sevindim öncelikle, çünkü yapılan uygulamalara bakılırsa o yönde de bir çalışma var gibiydi” dedi ve ekledi: “Umuyorum itirazla tutukluluğu kalkar, çünkü her şeyden önce masumiyet karinesi var, lekelenmeme hakkı var. Bunların hepsi çöpe atıldı.”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İmamoğlu hakkındaki tutuklama kararı üzerine sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Güzel ülkemize yazık ediyorsunuz. Soruşturma usul ve esaslarını yok sayarak, adalete güveni yok ederek, yargıyı araçsallaştırarak elde edeceğiniz tek şey daha fakir ve daha mutsuz bir Türkiye olur.

Gençlerimizin umutlarını, ülkemizin geleceğini bir inat uğruna, iktidarınızı korumak için heba edemezsiniz. Bugün istediğinizi elde etmiş gözükebilirsiniz ama kaybettiğinizin farkında bile değilsiniz. Üstelik sadece kendinize değil, hepimize kaybettiriyorsunuz. Meşru zeminde anayasal hakkını kullanarak bu sürece itiraz eden, yapılanları reddeden her bir vatandaşımızın da sağduyuyu elden bırakmamasını rica ediyorum.”

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, İmamoğlu hakkındaki tutuklama kararının ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “AKP’nin yargı temsilcileri tarafından ‘Saray kararı’ onanarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğuna hükmedildi. Her zaman söylediğimiz gibi demokrasiler, iktidarın kavgasız dövüşsüz el değiştirmesidir.

Görünen o ki Erdoğan ve onun tensibine muhtaç, onun kaybetmesi ile her şeylerini kaybetmekten korkan bürokratları demokrasinin bu vasfını yok saymaktalar. Bizler, demokrasi ve adaleti bu güzel ülkenin en önemli kolonları addeden demokratlar, bu değerler için bugüne dek mücadele ettiğimiz gibi bu ülke için, vatanımız için, aziz milletimizin huzuru için kavga etmesini de biliriz. Bu ülkenin bir asırlık maddi birikimini iç ettiniz, iki asırlık demokratikleşme gayretini yok etmenize izin vermeyeceğiz.

‘Eski Türkiye’ diye kara çalmaya çalıştığınız ülkeyi, cübbesinde düğme olmamasının sebebini bilen yargı mensuplarını, makamının kerameti sadakatinde değil, liyakatinde olan bürokratları, iktidarın medya sopası olmak yerine hakem kuruluş vasfını koruyan RTÜK’ü, Sarayı memnun etmek yerine veri üreten, dolandırıcılık yaparak çalışanın, memurun lokmasını çalmayan TÜİK’i, kendi safahatını değil her inançtan vatandaşın ibadetinde, inancında rahatını düşünen Diyaneti, adalet dağıtan mahkemeleri, denetleyen parlamentoyu, nemalanan değil sorgulayan medyayı, demokrasiyi koruyan idarecileri, adaleti, zenginliği, hürriyeti, ‘konuşan Türkiye’yi geri getireceğiz!”

Ahmet Davutoğlu: Bu bir darbe pratiğidir

İmamoğlu hakkındaki tutuklama kararının ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “İBB Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması hukuki bir sürecin değil, bir siyaset mühendisliğinin sonucudur. Kendi bakanları, bürokratları, siyasetçileri ve belediye başkanları ile ilgili son derece açık yolsuzluk iddiaları ile ilgili kılı bile kıpırdamayan otoriter iktidar sadece seçilen bir belediye başkanını değil, onu seçen milyonlarca seçmeni cezalandırmaktadır.

28 Şubat post-modern darbesinde, 367 e-muhtırasında, 17-25 Aralık’ta ve 15 Temmuz’da hepimizin gür sesle savunduğu ve platformlara adını verdiğimiz “milli irade” kavramının böylesine örselenmesi iktidardaki güç yozlaşmasının en çarpıcı yansımalarından biridir. O kara günlerde seçmenin milli iradesini nasıl kararlılıkla savunduysak bugün de aynı ilkesel kararlılıkla milli iradeyi yok sayan her tür uygulamaya karşı çıkıyoruz.

Kendi kuruluş ilkelerini çiğneyen iktidar sahiplerinin Türkiye’nin uluslararası itibarına zarar veren, TCMB’nın rezervlerini tüketmeye kadar giden ve bedelini milletin yoksullaşarak ödediği ekonomik kayıplara yol açan bu anti-demokratik uygulamalara yönelmesi kirlenmiş yolsuzluk düzenlerini kaybetme korkusundan başka bir şey değildir. Bu hukuksuz karar sonrasında İBB’ne kayyum atanması gibi vahim bir adım daha atılmamalı; siyasi rekabet doğal demokratik zemininde seyretmeli ve siyasi mühendislik çabalarına son verilmelidir.

Otoriter rejim yapılanmasına karşı güçler ayrılığı ilkesini kararlılıkla savunmaya, siyasi yozlaşma ve kirlenmeye karşı siyasi ahlak mücadelemizi tavizsiz şekilde sürdürmeye devam edeceğiz.”

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Çağlayan’da yaptığı açıklamada, kararın yılgınlığa düşürme amaçlı olduğunu savundu. “Biz tam tersini yapmak zorundayız. Hep beraber daha kararlı biçimde direnmeye devam edeceğiz. Akşam Saraçhane’de buluşuyoruz.” dedi.

Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, “Bütün emek ve demokrasi güçlerine düşen görev birleşik bir mücadeleyi, #GenelGrevGenelDireniş’i örgütlemektir. Bütün gücümüzle ve olanaklarımızla mücadele etmeye devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.

Paylaşın

Özel’den “Ekrem İmamoğlu” Açıklaması: Tek Suçu Erdoğan’ı Yenmek

Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması kararının ardından Çağlayan Adliyesi’nde açıklama yapan CHP Lideri Özgür Özel, ”Tek suçu Recep Tayyip Erdoğan’ı yenmek olduğu için tutuklandı” dedi.

Haber Merkezi / İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkındaki “yolsuzluk” soruşturması kapsamında tutuklandı, “terör” soruşturmasında ise serbest bırakıldı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması kararının ardından Çağlayan Adliyesi’nde açıklama yaptı. Özel karara ilişkin ”Tek suçu Recep Tayyip Erdoğan’ı yenmek olduğu için tutuklandı” dedi ve ekledi:

“İki kumpasla karşı karşıyayız. Terör iddiasından tutuklama talebi reddedildi ama diğer dosyadan tutuklanmasına karar verdiler. İstanbul’un iradesine kayyum atama ihtimalinin ortadan kalkması yönünden önemlidir. Başkanın hızla özgürlüğüne kavuşması için hem hukuki hem toplumsal itirazlar yapılacak.

Dört gündür Ekrem İmamoğlu için onların sokakları meydanları. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında kilometrelerce kuyrukta bekleyen insanların bu sevgisi ve güveni düşü değil. Halka rağmen kimseye kumpas kurup onu oyun dışına itemezsiniz. Görevini sorumluluktan yardım alamazsınız.”

DEM Parti Eş Başkanı Bakırhan: Mücadelemizi sürdüreceğiz

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Başkanı Tuncer Bakırhan, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına sosyal medya hesabı üzerinden tepki gösterdi. Tuncer Bakırhan, şu ifadeleri kullandı: “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun uydurma gerekçeler ve siyasi saiklerle tutuklanmasını en güçlü şekilde reddediyoruz!

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ve arkadaşlarının tutuklanmasıyla, milyonlarca yurttaşın iradesine siyasi müdahale yapılmıştır. Türkiye’de günlerdir gerilimi arttıran ve toplumu huzursuzluğa sürükleyen bu anlayış, Türkiye’nin iç barışına en büyük zararı vermeye devam ediyor.

16 milyonun iradesine darbe yapılması Türkiye’deki siyasi, ekonomik ve toplumsal gerilimleri daha fazla tetiklemiştir. İstanbul halkının seçme-seçilme hakkını hiçe sayan, yargıyı siyasi bir müdahale aracına dönüştüren bu hukuksuzluğu en güçlü şekilde kınıyorum. Bu karardan hızlı şekilde dönülmesi çağrısı yapıyorum. Hakkâri’den İstanbul’a uzanan irade gasplarına karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz!”

DEM Parti Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları, İmamoğlu’nun tutuklanmasına sosyal medya hesabı üzerinden tepki gösterdi. Tülay Hatimoğulları, şu ifadeleri kullandı: “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ve arkadaşlarının iktidar talimatlı yargı tarafından tutuklanması adalet ve demokrasiye dönük darbedir. Şimdiden kara bir leke olarak tarihe geçmiştir. Sayın İmamoğlu’nun tutuklanmasını en güçlü şekilde kınıyoruz.

İstanbul, Türkiye’nin tamamı demektir. Bu kentin seçilmiş iradesine yönelik tamamen siyasi saiklerle verilen tutuklama kararı bu iktidarın utancı olacaktır. ‘Biz sivil darbelerden çok çektik, haksızlık ve hukuksuzluğa çok uğradık’ diyerek siyasi kariyer yapanların bugün vardıkları liman hukuksuzluklar silsilesi olmuştur. Tarihe en büyük kumpasçılar ve iktidarları uğruna 85 milyonun hayatıyla oynayanlar olarak geçecekler.

Sayın İmamoğlu ile ilgili bu kararın gözden geçirilmesi ve kendisiyle birlikte tutuklanan herkesin bir an önce serbest bırakılması çağrısı yapıyoruz. Kimsenin kendi çıkarı uğruna yargıyı kullanarak 85 milyon insanın aleyhine halk iradesine müdahale etmeye hakkı yoktur!”

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına ilişkin, “Sandıkta yenemediğini mahkemeyle yendiklerini sanıyorlar” değerlendirmesinde bulundu. İnce, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Sandıkta yenemediğini mahkemeyle yendiklerini sanıyorlar. Yazıklar olsun” ifadelerini kullandı.

ABB Başkanı Mansur Yavaş: Hukuk sistemimiz adına utanıyoruz

Tutuklama kararının ardından ilk tepki Ankara Büyükşehir Belediyesi Mansur Yavaş’tan geldi. Yavaş, CHP’nin cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi için oyunu verdikten sonra İmamoğlu’nun tutuklanması hakkında konuştu. Yavaş, “Hukuk sistemimiz adına utanıyoruz açıkçası” diye konuştu.

Mansur Yavaş ayrıca “Sonuç ortada, ben kayyum atanmamasına sevindim öncelikle, çünkü yapılan uygulamalara bakılırsa o yönde de bir çalışma var gibiydi” dedi ve ekledi: “Umuyorum itirazla tutukluluğu kalkar, çünkü her şeyden önce masumiyet karinesi var, lekelenmeme hakkı var. Bunların hepsi çöpe atıldı.”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İmamoğlu hakkındaki tutuklama kararı üzerine sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Güzel ülkemize yazık ediyorsunuz. Soruşturma usul ve esaslarını yok sayarak, adalete güveni yok ederek, yargıyı araçsallaştırarak elde edeceğiniz tek şey daha fakir ve daha mutsuz bir Türkiye olur.

Gençlerimizin umutlarını, ülkemizin geleceğini bir inat uğruna, iktidarınızı korumak için heba edemezsiniz. Bugün istediğinizi elde etmiş gözükebilirsiniz ama kaybettiğinizin farkında bile değilsiniz. Üstelik sadece kendinize değil, hepimize kaybettiriyorsunuz. Meşru zeminde anayasal hakkını kullanarak bu sürece itiraz eden, yapılanları reddeden her bir vatandaşımızın da sağduyuyu elden bırakmamasını rica ediyorum.”

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, İmamoğlu hakkındaki tutuklama kararının ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “AKP’nin yargı temsilcileri tarafından ‘Saray kararı’ onanarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğuna hükmedildi. Her zaman söylediğimiz gibi demokrasiler, iktidarın kavgasız dövüşsüz el değiştirmesidir.

Görünen o ki Erdoğan ve onun tensibine muhtaç, onun kaybetmesi ile her şeylerini kaybetmekten korkan bürokratları demokrasinin bu vasfını yok saymaktalar. Bizler, demokrasi ve adaleti bu güzel ülkenin en önemli kolonları addeden demokratlar, bu değerler için bugüne dek mücadele ettiğimiz gibi bu ülke için, vatanımız için, aziz milletimizin huzuru için kavga etmesini de biliriz. Bu ülkenin bir asırlık maddi birikimini iç ettiniz, iki asırlık demokratikleşme gayretini yok etmenize izin vermeyeceğiz.

‘Eski Türkiye’ diye kara çalmaya çalıştığınız ülkeyi, cübbesinde düğme olmamasının sebebini bilen yargı mensuplarını, makamının kerameti sadakatinde değil, liyakatinde olan bürokratları, iktidarın medya sopası olmak yerine hakem kuruluş vasfını koruyan RTÜK’ü, Sarayı memnun etmek yerine veri üreten, dolandırıcılık yaparak çalışanın, memurun lokmasını çalmayan TÜİK’i, kendi safahatını değil her inançtan vatandaşın ibadetinde, inancında rahatını düşünen Diyaneti, adalet dağıtan mahkemeleri, denetleyen parlamentoyu, nemalanan değil sorgulayan medyayı, demokrasiyi koruyan idarecileri, adaleti, zenginliği, hürriyeti, ‘konuşan Türkiye’yi geri getireceğiz!”

Ahmet Davutoğlu: Bu bir darbe pratiğidir

İmamoğlu hakkındaki tutuklama kararının ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “İBB Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması hukuki bir sürecin değil, bir siyaset mühendisliğinin sonucudur. Kendi bakanları, bürokratları, siyasetçileri ve belediye başkanları ile ilgili son derece açık yolsuzluk iddiaları ile ilgili kılı bile kıpırdamayan otoriter iktidar sadece seçilen bir belediye başkanını değil, onu seçen milyonlarca seçmeni cezalandırmaktadır.

28 Şubat post-modern darbesinde, 367 e-muhtırasında, 17-25 Aralık’ta ve 15 Temmuz’da hepimizin gür sesle savunduğu ve platformlara adını verdiğimiz “milli irade” kavramının böylesine örselenmesi iktidardaki güç yozlaşmasının en çarpıcı yansımalarından biridir. O kara günlerde seçmenin milli iradesini nasıl kararlılıkla savunduysak bugün de aynı ilkesel kararlılıkla milli iradeyi yok sayan her tür uygulamaya karşı çıkıyoruz.

Kendi kuruluş ilkelerini çiğneyen iktidar sahiplerinin Türkiye’nin uluslararası itibarına zarar veren, TCMB’nın rezervlerini tüketmeye kadar giden ve bedelini milletin yoksullaşarak ödediği ekonomik kayıplara yol açan bu anti-demokratik uygulamalara yönelmesi kirlenmiş yolsuzluk düzenlerini kaybetme korkusundan başka bir şey değildir. Bu hukuksuz karar sonrasında İBB’ne kayyum atanması gibi vahim bir adım daha atılmamalı; siyasi rekabet doğal demokratik zemininde seyretmeli ve siyasi mühendislik çabalarına son verilmelidir.

Otoriter rejim yapılanmasına karşı güçler ayrılığı ilkesini kararlılıkla savunmaya, siyasi yozlaşma ve kirlenmeye karşı siyasi ahlak mücadelemizi tavizsiz şekilde sürdürmeye devam edeceğiz.”

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Çağlayan’da yaptığı açıklamada, kararın yılgınlığa düşürme amaçlı olduğunu savundu. “Biz tam tersini yapmak zorundayız. Hep beraber daha kararlı biçimde direnmeye devam edeceğiz. Akşam Saraçhane’de buluşuyoruz.” dedi.

Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, “Bütün emek ve demokrasi güçlerine düşen görev birleşik bir mücadeleyi, #GenelGrevGenelDireniş’i örgütlemektir. Bütün gücümüzle ve olanaklarımızla mücadele etmeye devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.

Paylaşın